“10 soru da” Mehmet Acar

Pause Dergi ile “10 Soru da”nın konuğu eğlence hayatına yön veren Isola’nın başarılı işletmeci Mehmet Acar oldu.

1 — İşletmede olmazsa olmaz kural nedir?
En temel kural: sürdürülebilir müşteri memnuniyeti.

  • Tutarlı kalite (ürün + hizmet)
  • Finansal disiplin (nakit akışı kontrolü)
  • Operasyonel standartlaşma
  • Marka güvenilirliği

2 — İyi işletmeciyi tarif eder misin?
İyi işletmeci üç şeyi aynı anda yönetebilen kişidir:

  • Saha sezgisi (müşteri davranışını okur)
  • Rakam disiplini (maliyet, marj, verimlilik bilir)
  • İnsan yönetimi (ekibi motive eder ve sistem kurar)
  • Krizde soğukkanlıdır
  • Delegasyon yapar ama kontrol mekanizması kurar

3 — Eğlence veya yemek sektöründe şimdiki trend nedir? (2025–2026)

Yemek tarafı

  • Deneyim odaklı dining (sadece yemek değil “hikâye” satmak)
  • Lokal ve sürdürülebilir ürün kullanımı
  • Chef’s table / açık mutfak konseptleri

Eğlence tarafı

  • Hibrit mekânlar (gündüz kafe → gece lounge)
  • DJ + gastronomi birleşimi
  • Küçük ama yüksek kârlı butik konseptler

“10 soru da” Mehmet Acar

4 — En iyi yemek + en iyi eğlence hangi ülkede?

  • Gastronomi liderleri: Fransa, İtalya, Japonya
  • Son yılların en güçlü “yeme-içme + eğlence” entegrasyonu: BAE (özellikle Dubai).

5 — En popüler mutfak

  1. İtalyan mutfağı
  2. Japon mutfağı
  3. Meksika mutfağı
  4. Türk mutfağı (özellikle Orta Doğu ve Avrupa’da yükselişte)

6 — En popüler içki
Segmentlere göre değişir:

  • Global satış hacmi: bira
  • Premium gece hayatı: kokteyl (özellikle craft cocktails)
  • Fine dining: şarap
  • Club sahnesi: vodka bazlı içkiler

7 — Trendleri kim belirliyor?
Tek bir aktör yok; ekosistem var:

  • Michelin yıldızlı şefler
  • Sosyal medya (özellikle kısa video platformları)
  • Büyük şehirler (Londra, Dubai, Tokyo, New York)
  • Influencer + deneyim ekonomisi

8 — Hayalimdeki mekân
Stratejik olarak ideal mekân şöyle olurdu:

  • 120–150 m² (kontrol edilebilir ölçek)
  • Gündüz: kaliteli kahve + rafine menü
  • Akşam: loş ışık + signature kokteyl
  • Açık mutfak veya bar etkileşimi
  • Güçlü akustik ve ışık tasarımı
  • Az ürün, yüksek standart
  • “2019’da kurduğumuz ve tam hayal ettiğim gibi olan mekânımız ISOLA’yı işletiyorum.”

“10 soru da” Mehmet Acar

9 — Müşteriyi bir görüşte analiz edebilir misin?

  • Mekâna giriş hızı ve beden dili
  • Masaya oturma davranışı
  • Sipariş verirken kullandığı dil

10 — Kariyerimden bahseder miyim?

  • Restoran ve bar operasyonları
  • Menü mühendisliği
  • Müşteri davranışı analizi
  • Marka konumlandırma

#PauseDergi #10Soruda #MehmetAcar #Isola #EğlenceHayatı #GastronomiTrendleri #ButikKonseptler #MüşteriMemnuniyeti #İyiİşletmeci #DeneyimOdaklıDining #ChefTable #HibritMekanlar

Türkiye Wyndham’ın En Büyük Pazarı Olmaya Devam Ediyor

Dünya çapında 8.300’den fazla oteliyle en büyük franchise otel zinciri olan Wyndham Hotels & Resorts, 2025 yılında Avrupa, Orta Doğu, Avrasya ve Afrika (EMEA) bölgesinde rekor büyüme kaydetti. Şirket, yıl içinde 126 yeni otel açılışı ve 173 yeni proje anlaşması ile oda sayısını 100 binin üzerine çıkardı.

Türkiye, Hindistan ve Orta Doğu gibi hızlı büyüyen pazarlarda Wyndham’ın yatırımları öne çıkarken; Yunanistan, İtalya ve İspanya gibi turizm merkezlerinde de yoğun talep sürdü. Türkiye’de Wyndham, 40’tan fazla şehirde 130’un üzerinde oteliyle ülkenin en büyük uluslararası otel grubu konumunu korudu. 2025’te İstanbul, Alanya, Beyoğlu ve Gaziantep gibi şehirlerde yeni oteller açıldı; ayrıca Signature Cave Cappadocia gibi dünyada ilk kez mağara oteli konsepti hayata geçirildi.

EMEA Başkanı Dimitris Manikis, “Seyahat artık bir tercih değil, bir gereklilik. 2025’teki güçlü performansımız, bu dönüşüme paralel olarak büyüdüğümüzün göstergesi” dedi. Wyndham, 2026’da da uluslararası seyahat talebinin gücünü korumasıyla birlikte büyümesini sürdürmeyi hedefliyor.

#WyndhamHotels #Turizm #EMEA #OtelYatırımı #TürkiyeTurizmi #Seyahat #Konaklama #OtelAçılışı #TurizmHaberi #WyndhamResorts #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

 

Komedyenlerin reklam savaşı

Dünyada ve ülkemizde lider Araştırma Şirketi Ipsos; 2025 yılının reklam karnesini açıkladı. Teknoloji mizahla anlaşıldı, markalar ise ünlülerle gönüllere girerken, hafızalarda hikaye anlatıcılığı zirve yaptı.

Ipsos Türkiye

2025 yılı reklam dünyasının hatırlanma raporu bir bakıma iletişim karnesi açıklandı. Telekomünikasyon, gıda ve içecek sektörlerinin ilk üç sıraya yerleştiği listede; Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone dev prodüksiyonları ve ünlü iş birlikleriyle ilk üç sırayı paylaştı. Bu yılın iletişim stratejilerinde teknolojik mesajların kitlesel bir eğlenceye dönüşmesi toplumun beklentisini karşılarken, en yüksek hatırlanma skoruna açılan kapının anahtarı oldu.

Ipsos Türkiye

Ünlü komedyenlerin marka karakterine dönüştüğü 2025 reklamlarını önceki yıllardan ayıran en temel fark, ünlü isimlerin sadece birer reklam yüzü olmaktan çıkıp, markayla özdeşleşen ikonik karakterler olarak insanlarla bağ kurması oldu.

Ipsos Türkiye

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, araştırma verilerini şöyle yorumladı; 2025 yılında en çok hatırlanan reklamlara baktığımızda 3 sektör öne çıkıyor; telekomünikasyon, gıda ve içecek. Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone, yıl içinde yaptıkları büyük prodüksiyonlu ve ünlü isimlerin başrolde olduğu kampanyalarla listenin ilk üç sırasına yerleşiyor. Telekomünikasyon reklamlarını öne çıkaran temel konu ise; rekabetin merkezine mizahı ve ünlü isimleri koyarak teknolojik mesajları daha kitlesel ve eğlenceli bir dille aktarmaları oldu.

Ünlü isimler, 2025’te de hatırlanma üzerindeki etkisini sürdürdü. Geçen yıldan farklı olarak bu yıl, özellikle ünlü komedyenlerin markalarla özdeşleşen karakterler yarattığına tanık oluyoruz. Bunun en parlak örneği, yılın en çok hatırlanan reklamı olan Turkcell’in Ata Demirer’li “Hızın Kralı” kampanyası oldu. Ata Demirer’in kendine has üslubuyla  bir savaş sahnesini canlandırdığı reklam, markanın “hız” vaadini epik ve esprili bir dille anlatarak hafızalarda yer etti. Benzer bir stratejiyi Türk Telekom’da Tolga Çevik ile izledi. Çevik’in “Minik” karakteriyle 5G baz istasyonunu “kaldırabiliyorum” diyerek taşıdığı anlar, teknolojik bir üstünlüğü halkın anlayacağı ve seveceği bir mizahla sunarak kampanyayı zirveye taşıyan unsur oldu. Vodafone ise Cengiz Bozkurt ve Demet Evgar ikilisinin uyumu sayesinde 5G tecrübesini eğlenceli diyaloglarla aktardı ve bu rekabette öne çıkan bir iletişim performansı elde etmeyi başardı.

Mizah ve kısa film tadındaki hikaye anlatıcılığı bu sene de ön plandaydı. Telekomünikasyon markalarının yanı sıra, Kahve Dünyası Gofrik’in Cem Yılmaz ile çektiği “Her Şey Bu Kostümle Başladı” serisi, bu yaklaşımın en başarılı örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Cem Yılmaz’ın bir Gofrik reklamı çekme hayalini anlattığı, terziye bu reklamda oynamak için kostüm diktirdiği film, yaratıcı ve merak uyandıran hikaye anlatımıyla hafızalarda yer edindi.  Markaların genç kitleyle iletişim kurma eğilimi de etkisini sürdürüyor. Coca-Cola’nın popüler müzik grubu Manifest ile çektiği “Anı Yakala” reklamı, markanın vermek istediği mesajı müzik ve gençlik enerjisiyle birleştirerek listeye girdi. Reklamın dinamik yapısı ve eğlenceli teması onu öne çıkaran diğer detaylar oldu

#ReklamKarnesi2025 #IpsosAraştırma #AtaDemirer #Turkcell #TürkTelekom #Vodafone #CemYılmaz #ReklamdaMizah #Markaİletişimi #HızınKralı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Türkiye Sağlık Turizminde Küresel Güç Olma Yolunda

Türkiye, son yıllarda sağlık turizmi alanında küresel ölçekte öne çıkan ülkelerden biri haline geldi. 2012–2024 arasında sağlık amaçlı gelen turist sayısının 5 kat artması, sektörün yalnızca turizm değil aynı zamanda ekonomi için de stratejik bir alan olduğunu gösteriyor. 2026 itibarıyla Türkiye sağlık turizmi pazarının yeni bir rekabet dönemine girdiği değerlendiriliyor.

Ekonomik Katkılar

Gelir Artışı: Sağlık turizmi, Türkiye’nin toplam turizm gelirleri içinde giderek daha büyük bir pay alıyor. Estetik cerrahi, diş sağlığı, göz operasyonları ve organik tedavi yöntemleri en çok tercih edilen hizmetler arasında.

İstihdam: Hastaneler, klinikler, aracı kuruluşlar ve seyahat acenteleri aracılığıyla binlerce kişiye doğrudan ve dolaylı istihdam sağlanıyor.

Kurumsal Yapılanma: Sağlık Turizmi Yetki Belgesi ve akreditasyon süreçleri, sektörde kaliteyi artırırken uluslararası güveni pekiştiriyor.

Güçlü ve Zayıf Yönler

Türkiye’nin sağlık turizmindeki güçlü yanları arasında gelişmiş sağlık altyapısı, deneyimli uzman kadrolar ve uygun maliyetli hizmetler öne çıkıyor. Ancak tanıtım eksiklikleri, yabancı dil sorunları ve bazı bölgelerdeki altyapı yetersizlikleri sektörün potansiyelini sınırlayabiliyor.

Fırsatlar ve Tehditler

Fırsatlar: Artan küresel sağlık turizmi talebi, devlet teşvikleri ve Türkiye’nin coğrafi konumu.

Tehditler: Rekabetçi ülkeler (Hindistan, Tayland, Macaristan gibi) ve uluslararası yasal düzenlemeler.

Stratejik Öncelikler

Dijital Tanıtım: Sağlık hizmetlerinde reklam ve tanıtım mevzuatına uyum sağlanarak dijital görünürlüğün artırılması.

Kalite Standartları: Akreditasyon süreçlerinin yalnızca zorunluluk değil, rekabet avantajı olarak görülmesi.

Komplikasyon Sigortası: Uluslararası hastaların güvenini artıracak sigorta sistemlerinin yaygınlaştırılması.

Bölgesel Çeşitlilik: İstanbul ve Ankara dışındaki şehirlerde altyapı yatırımlarının artırılması.

Türkiye sağlık turizmi, hem bireysel hem kurumsal düzeyde ekonomiye güçlü katkılar sunuyor. 2026 itibarıyla sektörün büyüme ivmesi, Türkiye’yi küresel sağlık turizmi pazarında ilk sıralara taşıyabilecek potansiyele sahip. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir olması için kalite, güvenlik ve tanıtım alanlarında stratejik adımların hızla atılması gerekiyor.

#SağlıkTurizmi #TürkiyeEkonomisi #MedicalTourism #HealthTourismTurkey #Ekonomi #TurizmGelirleri #Türkiye2026 #SağlıktaDönüşüm #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

TÜGİS’ten Ramazan’da İsrafsız Sofra Çağrısı

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Ramazan ayında artan alışveriş ve sofra hazırlıklarının gıda israfını büyüttüğüne dikkat çekerek, vatandaşlara “Ramazan’ın bereketini israfsız sofralarla çoğaltalım” çağrısında bulundu.

TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, ülkemizde her gün yaklaşık 12 milyon ekmeğin çöpe gittiğini belirterek, hanelerde başlayacak davranış değişikliğinin Türkiye ölçeğinde ciddi tasarruf ve kaynak verimliliği sağlayacağını vurguladı. Sidar, “Millet olarak ekmeğe hürmet ederiz. Buna rağmen her gün milyonlarca ekmeğin çöpe gitmesi vicdanı da bütçeyi de yaralıyor. Özellikle Ramazan ayında bu rakam daha da artıyor. İhtiyacın üstünde yapılan alışveriş, büyük porsiyonlar ve plansız hazırlıklar israfı büyütüyor” dedi.

Dünyada 1 Milyar İnsan Doyabilir

Sidar, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre dünya genelinde üretilen gıdaların yüzde 30’unun raflara ulaşmadan israf olduğunu hatırlatarak, “Bugün kaybettiğimiz her gıda, tarladan mutfağa kadar harcanmış suyun, enerjinin ve emeğin de heba olması demek. Kayıp ve israfın yalnızca dörtte biri kurtarılsa, yaklaşık 1 milyar insanın günlük gıda ihtiyacı karşılanabilir” ifadelerini kullandı.

TÜGİS, Ramazan ayında tüm vatandaşlara sorumlu tüketim alışkanlıkları edinerek sofralarda israfı önleme çağrısı yaptı.

#TÜGİS #Ramazan2026 #İsrafsızSofra #Gıdaİsrafı #SorumluTüketim #RamazanBereketi #EkmeğeSaygı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Dünyanın İlk Otizm Sertifikalı Havayolu İstanbul’da Aileleri Ağırladı

Dünyanın ilk “Otizm Dostu Havayolu” unvanına sahip Emirates, erişilebilir seyahat vizyonunu İstanbul’a taşıdı. Havayolu, “Seyahat Provası” programı kapsamında otizmli çocuklar ve ailelerini İstanbul Havalimanı’nda (İGA) ağırlayarak, yolculuğun tüm aşamalarını deneyimleme fırsatı sundu.

Emirates’in “Herkes için Erişilebilir Seyahat” yaklaşımı doğrultusunda hayata geçirilen program, otizmli bireyler için havayolu yolculuğunu daha öngörülebilir ve konforlu hâle getirmeyi amaçlıyor. Katılımcılar; havalimanına transferden check-in işlemlerine, pasaport kontrollerinden lounge erişimine ve Emirates uçak içi turuna kadar bir yolculuğun tüm adımlarını yaşadı. Bu deneyim, hem yolcuların kaygısını azaltmayı hem de özgüven kazandırmayı hedefledi.

Emirates Türkiye, Romanya ve Bulgaristan Ülke Müdürü Mehmet Gürkaynak, “Emirates, erişilebilir seyahati destekleme konusundaki uzun vadeli duruşunu ortaya koyarak, geçtiğimiz yıl dünyanın ilk Otizm Sertifikalı Havayolu şirketi oldu. İstanbul Havalimanı iş ortaklarımızla bu girişimi İstanbul’a taşımaktan gurur duyuyoruz” dedi.

Emirates, bugüne kadar 30 binden fazla kabin görevlisi ve yer personeline otizm farkındalık eğitimi vererek dünyanın ilk Otizm Sertifikalı Havayolu oldu. Eğitim programı kapsamında çalışanlara; otizm spektrumu, seyahat sırasında karşılaşılan zorluklar ve yolcuların bireysel ihtiyaçlarına göre uyarlanmış destek stratejileri hakkında bilgi sağlandı.

“Seyahat Provası” programı İstanbul’un yanı sıra Dubai, Barselona, Brüksel, Budapeşte, Christchurch, Durban, Luanda, Madrid, Nice, Oslo, Paris ve Venedik’te de gerçekleştirildi. Emirates, her ay yeni şehirleri bu programa dahil ederek erişilebilir seyahatte küresel yolculuğunu sürdürüyor.

#Emirates #OtizmDostuSeyahat #İstanbulHavalimanı #AccessibleTravel #OtizmFarkındalık #HerkesİçinSeyahat #EmiratesTürkiye #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

VFS Global’den Türk Yolculara Vize Uyarısı

Yoğun seyahat sezonu yaklaşırken VFS Global, Türkiye’den yurtdışına çıkacak yolculara önemli uyarılarda bulundu. Şirket, vize başvurularının mümkün olan en erken zamanda yapılması gerektiğini ve dolandırıcılara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Resmi Kanallar Dışında Randevu Almayın

VFS Global, vize randevularının yalnızca kendi resmi internet sitesi www.vfsglobal.com veya ilgili büyükelçilik/konsolosluk portalları üzerinden alınabileceğini hatırlattı. Randevuların ücretsiz olduğu, bazı ülkelerde yalnızca hizmet bedeli için ön ödeme talep edilebildiği belirtildi. “Öncelikli erişim” veya “garantili randevu” gibi vaatlerin dolandırıcılık girişimi olduğunun altı çizildi.

Seyahat Öncesi 90 Gün Kuralı

Türkiye’de 28 yabancı hükümetin güvenilir iş ortağı olarak hizmet veren VFS Global, yolculara uçuş ve konaklama rezervasyonlarını yaptıktan hemen sonra vize başvurularını gerçekleştirmelerini tavsiye etti. Çoğu ülkenin seyahat tarihinden 90 gün öncesine kadar başvuru kabul ettiği hatırlatıldı.

Dolandırıcılara Karşı Uyarı

Şirket, sosyal medya, e-posta, SMS veya telefon yoluyla kişisel bilgi ve ödeme talep eden kişilere karşı dikkatli olunması gerektiğini yineledi. Vize kararlarının yalnızca büyükelçilik ve konsoloslukların yetkisinde olduğunu, VFS Global çalışanlarının veya üçüncü tarafların bu sürece müdahale edemeyeceğini açıkladı.

VFS Global Türkiye ve Azerbaycan Ülke Müdürü Sertan Aslantürk ise şu ifadeleri kullandı:

“Yolcuları, vize başvurularını mümkün olan en erken zamanda yapmaları konusunda özellikle uyarıyoruz. Son dakikada yapılan başvurular yalnızca seyahat gecikmelerine yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda dolandırıcıların başvuru sahiplerinin aciliyet duygusunu istismar etmelerine de zemin hazırlıyor.”

#VizeBaşvurusu #VFSGLOBAL #GüvenliSeyahat #DolandırıcılığaDikkat #TürkiyeSeyahat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Türkiye’de Umut Yükseliyor, Ekonomi Temkinli Bekleniyor

Ipsos’un 30 ülkede gerçekleştirdiği kapsamlı “Öngörüler 2026” araştırması, küresel toplumun ve Türkiye’nin yeni yıla dair karmaşık duygu dünyasını çarpıcı verilerle ortaya koyuyor. Araştırma sonuçlarına göre, geride bıraktığımız yılı ülke genelinde olumsuz değerlendirenlerin oranı %66’yı bulurken, bireylerin kendi yaşam alanlarına ve ailelerine odaklandıklarında daha dengeli ve “seçici” bir iyimserlik sergiledikleri görülüyor. Makro Karamsarlığın karşısına panzehiri Seçici İyimserlik ve Sağlık olarak çıkıyor. Bu tablo, bireylerin kontrol edemedikleri makro belirsizlikler karşısında, kendi etki alanlarındaki dengeye tutunma eğiliminde olduklarını gösteriyor.

Ipsos Türkiye Ipsos Türkiye

Ipsos’un Öngörüler 2026 araştırması, toplumun genel gidişata dair duyduğu karamsarlığa rağmen bireysel yaşam alanlarında korumaya çalıştığı “seçici iyimserliği” gözler önüne seriyor. Katılımcıların büyük bir çoğunluğu geride bıraktığımız yılı ülkeleri açısından olumsuz bir dönem olarak nitelendirirken, konu kişisel hayat ve aile odaklı değerlendirmelere geldiğinde algı çok daha dengeli bir seyir izliyor. Nitekim 2025 yılının kendisi ve ailesi için kötü geçtiğini belirtenlerin oranı %50 seviyesinde kalarak, bireylerin kontrol edebildikleri alanlara daha sıkı tutunduğuna işaret ediyor. Bu tablo, 2026 yılına girerken belirsizliklerin gölgesinde şekillenen ancak temel ihtiyaçlar ve aile ekseninde dengelenen ihtiyatlı bir umut arayışını temsil ediyor.

Ipsos Türkiye

Türkiye’de yeni yıla dair toplumsal beklentiler, son üç yıldır değişmeyen bir heyecan taşımasına rağmen, 2026 yılı için daha umutlu bir kırılma görülüyor. Gündeme Dair araştırmamızın sonuçlarına göre, yeni yıl coşkusunda veriler aynı oranları gösterse de; hayatlarının daha iyiye gideceğine inananların oranındaki 9 puanlık artış, toplumdaki iyimserlik duygularının yükseldiğine işaret ediyor. Bu veri, ekonomik ve sosyal belirsizliklerin ortasında bireylerin gelecek vizyonlarını daha pozitif bir zemine taşıma gayretinde olduğunu gösterirken, 2026’yı; bir toparlanma ve umut yılı olarak konumlandırdıkları şeklinde ifade edilebilir.

Ipsos Türkiye

2026 yılına dair beklentilerde umut ve ihtiyatın iç içe geçtiğinde ekonomik yetersizlikler duygulara ait okları aşağı yöne çeviriyor. Toplumun genelinde yeni yıla dair pozitif beklentiler güçlense de ekonomiye yönelik süregelen belirsizlikler, iyimserlik önündeki en büyük engel olarak varlığını koruyor. Nitekim hem kişisel yaşam standartlarının hem de ülke ekonomisinin daha iyiye gideceğine inananların oranının yaklaşık dörtte bir seviyesinde (%25) sınırlı kalması, toplumun büyük bir kesiminin geleceğe dair temkinli ve gerçekçi bir bekleyiş içinde olduğunu gösteriyor.

Ipsos Türkiye

Sağlık her yıl olduğu gibi bu yıl da en çok paylaşılan ortak dilek olarak Tüm beklentilerin ötesinde yerini koruyor. Ekonomik ve sosyal belirsizlikler ne yönde ilerlerse ilerlesin, sağlığın değişmeyen bir öncelik olarak öne çıkması; bireylerin güven arayışının merkezinde hâlâ en temel insani ihtiyacın yer aldığını bir kez daha ortaya verilerle koyuyor

Ipsos Türkiye

Uzun vadeli geleceğe dair toplumların düşünceleri tam ortadan ikiye bölünüyor. Global ortalamaya bakıldığında, her iki kişiden biri 2026 yılıyla birlikte ülkelerindeki genel ruh halinin uzun vadede daha iyimser bir yöne evrileceğine inanıyor. Bu tablo, geleceğe duyulan güvenin henüz ortak bir zeminde buluşamadığını, umut ile kaygının beraber oynadığı bir futbol maçında baş başa gittiği bir uzatmaların görüldüğü bir durumu gösteriyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, araştırma verilerini şöyle yorumladı;

Ipsos’un otuz ülkede gerçekleştirdiği Öngörüler 2026 araştırmasına göre, 2025 yılı sonunda katılımcıların üçte ikisi (%66), geride kalan yılı ülkeleri açısından olumsuz bir dönem olarak değerlendiriyor. Ülkenin genel gidişatına bakıldığında daha karamsar bir tablo öne çıkarken, değerlendirme kişisel hayata ve aileye odaklandığında algı daha dengeli bir seyir izliyor. Her iki kişiden biri 2025’in kendisi ve ailesi için kötü bir yıl olduğunu belirtiyor. Bu tablo, belirsizliklerin gölgesinde şekillenen bir “seçici iyimserliğe” işaret ediyor. Bireyler ülke geneline dair değerlendirmelerinde daha mesafeli ve eleştirel bir tutum sergilerken, kendi yaşam alanlarında dengeyi koruma ve kontrol edebildikleri alanlara tutunma eğilimi gösteriyor.

Yeni bir yıla girerken, takvim değişse de geleceğe dair beklentiler yeniden şekilleniyor. Araştırmaya katılanların yaklaşık dörtte üçü (%71), 2026’nın 2025’ten daha iyi bir yıl olacağına inanıyor. Türkiye’de ise bu iyimserlik daha ölçülü bir biçimde ifade ediliyor ve her on kişiden altısı bu görüşü paylaşıyor. Gündeme Dair araştırmamıza göre Türkiye’de yeni yıla girerken heyecan duyanların oranı son üç yıldır değişmiyor. Buna karşın 2026 yılında hayatlarının daha iyiye gideceğini düşünenlerin oranı geçen yıla kıyasla 9 puan arttı. Ancak gerek kendi yaşam standartları gerekse ülke ekonomisi açısından daha iyi bir tablo bekleyenlerin oranı toplumun yaklaşık dörtte biriyle sınırlı. Tüm bu değerlendirmeler içinde değişmeyen bir öncelik dikkat çekiyor: Sağlık. Sağlığın değişmeyen öncelik olarak öne çıkması ise, hem bireysel hem toplumsal düzeyde güven arayışının merkezinde hâlâ temel ihtiyaçların yer aldığını gösteriyor.

Uzun vadeli geleceğe dair olumlu beklenti taşıyanlarla olumsuz beklenti içinde olanların oranı birbirine yakın. Global ortalamada her iki kişiden biri, 2026 yılında ülkesinde insanların uzun vadeli geleceğe dair daha iyimser hissetmeye başlayacağına inanıyor. Umut,  ihtiyatla birlikte elbette ki varlığını her zaman koruyor.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik

#Ipsos #Öngörüler2026 #Umut #Sağlık #Araştırma #Toplum #Türkiye #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Bahtiyar Büyükduman ve Atilla Heilbronn Aynı Sofrada

Türkiye’nin ilk bitki temelli fine-dining lokantası Telezzüz, Michelin ödüllü iki şefi aynı mutfakta buluşturdu. Telezzüz executive şefi Bahtiyar Büyükduman ile Narimor Urla’nın executive şefi Atilla Heilbronn, 9–10 Şubat tarihlerinde gerçekleşen Telezzüz x Narimor Urla 4 Hands Dinner etkinliğinde ortak bir menüye imza attı.

Bitki temelli ve sürdürülebilir mutfak anlayışını Urla’nın mevsimsel ve ürün odaklı yaklaşımıyla birleştiren menüde; Kereviz Carpaccio, Tuzda Pişmiş Karnabahar, Lahana & Kale Izgara gibi çağdaş yorumlar öne çıktı. Tatlı bölümünde ise Kül Kedisi ve fırın sütlaç servis edildi.

Telezzüz, açıldığı günden bu yana bitki odaklı mutfağı yeniden şekillendiren yaklaşımıyla Michelin Rehberi’nde Yeşil Yıldız, Gault & Millau’da Sürdürülebilirlik Ödülü ve İncili Gastronomi Rehberi’nde 4 İnci ile ödüllendirilmişti. Narimor Urla ise yerel ürünlerden beslenen çağdaş mutfak anlayışıyla Urla’nın gastronomi rotasında güçlü bir yer ediniyor.

#Telezzüz #NarimorUrla #4HandsDinner #Gastronomi #FineDining #BitkiTemelliMutfak #MichelinŞefleri #SürdürülebilirLezzet #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Uzun süreli konaklamada yeni bir standart geliyor

Türkiye’nin ilk yerli otel zinciri olarak 60 yılı aşkın süredir turizm ve konaklama sektörüne yön veren Dedeman Hospitality, değişen yaşam biçimlerine ve uzun süreli konaklama ihtiyaçlarına yanıt veren Dedeman Suites & Residences konseptini Bursa Nilüfer’e taşıyor. Berat Göral yatırımıyla hayata geçirilecek proje için imzalar atıldı.

Bursa’nın modern şehir yaşamı, güçlü iş altyapısı ve yüksek yaşam kalitesiyle öne çıkan Nilüfer ilçesinde konumlanacak proje; geniş yaşam alanları, tam donanımlı mutfaklar, ferah iç mekân düzenlemeleriyle uzun süreli konaklamalar için esnek ve konforlu çözümler sunmayı hedefliyor. Restoran ve kafe alanları, spa ve fitness bölümleri, bahçeli kullanım alanları, pet dostu düzenlemeler ve otel servisleriyle desteklenen proje; iş seyahatinde bulunan profesyonellerden ailelere kadar geniş bir kitleye hitap edecek.

İmza töreninde konuşan Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray, projenin Dedeman’ın şehirlerle kurduğu güçlü bağın ve 60 yıla yayılan misafirperverlik anlayışının önemli bir yansıması olduğunu vurguladı. Demiray, “Dedeman misafirperverliğini yaşamın doğal akışına dahil ederken, bulunduğumuz şehirlerde kalıcı, anlamlı ve sürdürülebilir bir değer yaratmayı hedefliyoruz. Atılan her adım hem Bursa’ya hem de Dedeman Hospitality’nin büyüme yolculuğuna uzun vadeli katkı sağlayacak” dedi.

#DedemanHospitality #DedemanSuites #BursaNilüfer #Turizm #OtelSektörü #UzunSüreliKonaklama #Misafirperverlik #YaşamOdaklıKonaklama #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity