ÇEŞTOB Başkanı Orhan Belge oldu

Çeşme Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (ÇEŞTOB)’nin yeni başkanı Orhan Belge oldu. Boyalık Beach Otel Genel Müdürlüğü ile Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkan yardımcılığı görevini de sürdüren Belge, başkanlığa ÇEŞTOB Yönetim Kurulu üyelerinin oy birliği ile seçildi.

ÇEŞTOB seçimli Genel Kurulu’nda yeni yönetim kurulu; Orhan Belge (Boyalık Beach Otel), Serkan Aslan (Altın Yunus Otel), Ebru Tuğgan (Ilıca Otel), Deniz Arı (Çeştur), Kadir Alpat (Radisson Taksim Otelcilik), Ozan Atilla (Saray Otelcilik), Toker Gürer (IC Marina), Kerem Ünsal (VTG Turizm), Seda Zabıtçı (Z Otel), Tuncay Karaca (Cocos Otel), Hamit Çalış (Çalış Otel), Tayfun Başkurt (Reges Otel) ve Hakan Güvener (İleri Otel)’den oluştu. Yeni Yönetim Kurulu ilk toplantısını 6 Eylül 2024 tarihinde Çeşme Reges Otel toplantı salonlarında yaptı. Tüzük gereği yönetim kurulu üyeleri arasından görevlendirmeler için yapılan seçimle, Orhan Belge oy birliğiyle ÇEŞTOB Başkanı, Ebru Tuğgan ve Ozan Atilla Başkan Yardımcıları, Kerem Ünsal Genel Sekreter, Hamit Çalış ise Sayman olarak belirlendi.

Vize hakkında çok sorulan soruları cevapladı!

Vize hakkında çok sorulan soruları cevapladı!

Öğrenci Vizesi Başvuruları için Sık Sorulan Sorular

Öğrenci vizesi başvurum için en uygun zaman nedir?

Öğrenci eğitim vize başvuruları, yurtdışında eğitim almak istediğiniz akademik programa kabul edildiğinde yapılması gerekmektedir. Öğrenci eğitim vizesi başvuru süreçleri ülkeden ülkeye farklılık gösterebileceğinden, son dakika sürprizlerinden kaçınmak adına başvuruların önceden yapmanızı önermekteyiz. Çoğu ülke, seyahat tarihinden 90 gün öncesine kadar (3 ay) başvuruları kabul etmektedir. Bazı durumlarda, eğitim tarihi başlangıcından 180 gün (6 ay) öncesine kadar öğrenci vizesine başvuru yapılabilmektedir. VFS Global’in Eğitim Hizmetleri, seyahat ettiğiniz ülke, sahip olduğunuz pasaport veya eğitiminizin hedef ülkesi ne olursa olsun, vize başvuru sürecinizin her adımında (başvuruyu desteklemek için doğru belgelerin bir araya getirilmesinden başvurunun sunulmasına kadar) size yol gösterecektir.

Öğrenci vizeleri için işlem süreleri nedir?

Her ülkenin öğrenci vizeleri için farklı işlem süreleri vardır. Bu süreler, ilgili ülkelerin web sitelerinde açıkça belirtilmiştir. Yoğun dönemlerde vize işlemlerinin süresi beklenenden uzun sürebilmektedir. Bu nedenle, son dakika telaşından kaçınmak için başvuruların erken yapılması tavsiye edilmektedir. VFS Global, vize başvurularının işlem süreleri üzerinde bir etkiye sahip değildir. Vize başvurusunun kabulü veya reddi ile ilgili süreçler tamamen ilgili büyükelçiliklerin/temsilciliklerin yetkisindedir.

Öğrenci vizesi için gerekli belgeler konusunda karışıklık yaşıyorum. Hangi belgeleri sunmalıyım?

Öğrenci vizesi başvurularında kimliğiniz, mali durumunuz ve akademik niteliklerinizle ilgili belgelerin orijinal kopyalarını sunmanız gerekmektedir. VFS Global Eğitim Hizmetleri ekibimiz size, kişisel vize gereksinimlerinize özel olarak hangi belgeleri sunmanız gerektiği konusunda rehberlik edecektir. Gerekli olabilecek bazı belgeler şunlardır:

– Pasaport

– Fotoğraf

– Kabul mektubu

– Finansal belgeler ve mali durum kanıtı

– Öğrenci kredi onayları

– Akademik nitelikler

– Test puanları ve İngilizce dil yeterlilik belgeleri

– Uluslararası öğrenci sağlık sigortası kanıtı

Başvuru durumumu nasıl takip edebilirim?

Başvurunuz gönderildikten sonra, SMS hizmetimizi tercih edebilir ve başvurunuzun ilerleyişi hakkında güncel bilgileri alabilirsiniz. Pasaportunuz teslimat için hazır olduğunda durum güncellemesi yapılacaktır. Ancak, VFS Global’in konsolosluk veya büyükelçilikler tarafındaki değerlendirme süreci sırasında başvuru durumunu takip edemeyeceğini lütfen unutmayınız.

VFS Global bana vize kategorileri hakkında rehberlik sağlayabilir ve tavsiyede bulunabilir mi?

VFS Global’in Eğitim Hizmetleri ekibi, öğrenci vizesi başvurunuzun her aşaması hakkında size tavsiyede bulunabilir. Bir öğrenci, gerekli tüm belgelere sahip olduklarından emin olmak için VFS Global’in uzman eğitim hizmetleri ekibi ile bağlantıya geçerek, kontrol listeleriyle rehberlik alabilir. Eğitim hizmetleri ekibi, öğrencinin teslim etmesi gereken belgelerin eksik veya yanlış ifade edilmediğinden emin olmak için her bir belgenin üzerinden kontrollerini sağlayacaktır. Yardım süreci, vize başvurusunun yapılacağı zamana kadar devam eder; bu süreçte vize başvurusu için hesap oluşturma, gerekli belgelerin yüklenmesi ve biyometrik verilerin teslim edilmesi için vize başvuru merkezinde randevu alma gibi idari görevlerde destek sağlanmaya devam eder.

Pasaportum vize başvuruma uygun mu?

Vize başvuruları öncesinde bir pasaporta sahip olunması gerekmektedir. Buna ek olarak, pasaportta vize damgası için yeterli boş sayfanın da bulunması önemlidir. Bazı ülkeler, pasaportunuzda en az iki kullanılabilir boş sayfa olmasını talep etmektedir. VFS Global Eğitim Hizmetleri ekibimiz, pasaportunuzun hedef ülkenin düzenlemeleriyle uyumlu olup olmadığı konusunda size rehberlik edecektir.

Öğrenci vizesi kategorisi hakkında bilmem gereken başka bir konu var mı?

VFS Global Eğitim Hizmetleri, vizenizin geçerliliğinin akademik programınızın zamanlaması ile uyumu, izin verilen giriş sayısı ve diğer önemli konular hakkında yardımcı olmaktadır. Ayrıca, diğer aile üyelerinin öğrenciyle birlikte seyahat edip edemeyeceği, öğrencinin yarı zamanlı olarak çalışıp çalışamayacağı ve haftada kaç saat çalışabileceği gibi konular hakkında da destek sağlamaktadır. VFS Global Eğitim Hizmetleri, mezuniyet sonrası öğrencinin çalışma izni başvuruları gibi konularda da rehberlik edebilmekte ve bu izinlerin ne kadar süre ile geçerli olabileceği hakkında bilgi verebilmektedir. Bu bilgiler, her ülkenin farklı gereksinimleri doğrultusunda kişisel ve özel olarak verilmektedir.

Süreç hızlandırılabilir mi? Ücretli ek hizmetlerin alınması vize sonucunun daha hızlı alınmasını garanti eder mi?

VFS Global, vize başvurusu yapıldıktan sonra başvuru sürecini hızlandırma konusunda herhangi bir rol oynamaz. VFS Global’in sunduğu isteğe bağlı ek hizmetlerinden herhangi birini almanın başvurunun işlem süresi veya nihai karar üzerinde herhangi bir etkisi yoktur.

Başvuru sahibi öğrenci, bazı durumlarda (örneğin Birleşik Krallık’a seyahat edecek ise) hızlandırılmış vize işlemi hizmetini talep edebilmektedir.

Ayrıntılarına https://www.gov.uk/faster-decision-visa-settlement adresinden ulaşarak  ve Eğitim Hizmetleri ekibimiz ile görüşerek hızlandırılmış bir vize işlemi hizmeti alması mümkün olabilir.

Eğitim için vizeye başvururken bilmemiz gereken sağlık kısıtlamaları var mı?

Öğrenci vizesi başvurularında bazı ülkelerin sağlık kısıtlamaları olabilmektedir. Örneğin, öğrenci bazı bulaşıcı hastalıkları taşımadığını göstermek için sağlık testlerine tabi tutulabilmekte veya son dönemde kolera veya sarı humma gibi hastalıkların yaşandığı bir ülkede bulunduysa aşı olduğuna dair belgeler istenebilmektedir. Ayrıca, bazı ülkeler öğrenci vizesi vermeden önce zorunlu sağlık sigortası talep edebilmektedir.

Ülkelere göre farklılık gösteren öğrenci vizesi başvuru süreçleri hakkında tüm sorularınız için VFS Global Eğitim Hizmetleri ekibimiz size yardımcı olmaya hazırdır.

Ev sahibi, kiracı ilişkileri ne durumda?

Dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi Ipsos’un GÜNDEME DAİR araştırma verilerinden derlenen bu dosyada;

  • Oturulan semtlerden memnuniyet oranı ne?
  • Kiracılar bugün taşınmak zorunda kalsa bütçesine uygun bir ev bulabilecek mi, bulamayacak mı? Bu konu hakkında ne düşünüyorlar?
  • %25 kira artış sınırı olduğu 2024 yılının ilk 5 ayında, kontratı yenilenen kiracıların kaçta kaçının artışı bu oran üzerinden ilerlemiş?
  • Kira sınırlamasının kalktığı ve kira artışlarının TÜFE’ye göre yapılmaya başlandığı Temmuz ve Ağustos aylarında kiraları yenilen kiracıların % kaçının kira artışı bu oranın üzerinde gerçekleşmiş?
  • Kiracıların gelirleri, kira artışları oranında artıyor mu? 
  • Yeni kira artış oranına rağmen; evinde mevcut kiracı olan ev sahipleri ne düşünüyor? 
  • Evi kirada olan ev sahiplerinin kaçta kaçı, kira oranı %25 ile sınırlı olduğu dönemde de, yeni kira artış oranı uygulamasında  da  kira artışlarını, evlerinin bulunduğu semtteki ortalama kira oranında yaptığını ya da yapacağını belirtiyor? 
  • Kiracıları ile kontratını yenileyecek olanlar ne yapmayı planlıyor? 
  • Temmuz ayından itibaren kira artışlarındaki %25 sınırlandırılmasının kaldırılması konusunda kiracılar ve kirada evi olanların görüşleri görüşleri nasıl farklılıklar içeriyor? Kirada evi olanlar bu kararı nasıl yorumluyor? Kiracılar bu kararları nasıl karşılıyor?

 OTURDUKLARI SEMTTEN MEMNUN OLANLAN KİRACILAR…

Kiracılara oturdukları semtten ve evlerinden duydukları memnuniyeti sorduğumuzda son üç senedir verilen cevaplarda büyük farklar görmüyoruz. Oturulan semtlerden memnuniyet değişmiyor ancak oturulan evden memnun olanların oranı  5 puan daha yüksek.

Ipsos Türkiye

BUGÜN TAŞINMAK DURUMUNDA KALAN KİRACININ DÜŞÜNCESİ…

Her 10 kiracıdan 8’i bugün taşınmak zorunda kalsa bütçesine uygun bir ev bulamayacağını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

KİRA ARTIŞLARI TEFE TÜFE OARANI ÜZERİNDE…

%25 kira artış sınırı olduğu 2024 yılının ilk 5 ayında, kontratı yenilenen kiracıların yarısının kira artışı %50’nin üzerinde olmuş.  %30 üzeri diye baktığımızda bu oran %69’a yükseliyor. Kira sınırlamasının kalktığı ve kira artışlarının TÜFE’ye göre yapılmaya başlandığı Temmuz ve Ağustos aylarında kiraları yenilen kiracıların %35’inin kira artışı bu oranın üzerinde.

Ipsos Türkiye

KİRA VE GELİR ARTIŞINA BAKILDIĞINDA…

Kira artışlarının gelirlerinin üzerinde artması her sene daha da kritik bir hal alıyor. Kiracıların geliri kira artışları oranında artmıyor.

Ipsos Türkiye

KİRACILAR HESAPLAMALARIN ADİL OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYOR.

Her ne kadar yeni kira düzenlemesinde %25 sınırı kaldırılmış olsa bile kiracıların yarısı yeni kontrat dönemlerinde ev sahiplerinin TÜFE’ye göre hesaplanacak olan orandan daha yüksek bir kira talebinde bulunacağını  düşünüyor. Ve her 10 kiracıdan 9’u bu hesaplamanın adil olmadığını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

EV SAHİPLERİ DE MAĞDUR…

Yeni kira artış oranına rağmen her 3 ev sahibinden 2’si evinde mevcut kiracı olmasından dolayı maddi kaybı olduğunu düşünüyor. Ev sahipleri açısından baktığımızda bu sene de geçtiğimiz seneye benzer bir tablo önümüze çıkıyor. Geçen sene ev sahiplerinin %70’i “Son dönemde kiralar sürekli artarken evimde mevcut bir kiracının olması nedeni ile maddi kayba uğruyorum.” ifadesine katılıyordu. Bu yıl aynı ifadeye katılanların oranı bir kaç puan düşerek %66’ya geriledi.

Ipsos Türkiye

KİRACISI İLE KONTARTINI YENİLEYENLER YA DA YENİLEYECEK OLANLAR…

Evi kirada olan ev sahiplerinin %42’si , kira oranı %25 ile sınırlı olduğu dönemde de, yeni kira artış oranı uygulamasında  da  kira artışlarını, evlerinin bulunduğu semtteki ortalama kira oranında yaptığını ya da yapacağını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

MAL SAHİBİ DE KİRACI İLİŞKLERİ BİR SÜRE DAHA SICAK İLERLEYECEK.

Temmuz ayından itibaren kira artışlarındaki %25 sınırlandırılmasının kaldırılması konusunda kiracılar ve kirada evi olanların görüşleri oldukça farklı.

Ipsos Türkiye

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

Geçtiğimiz sene kiracılar ve ev sahiplerine ilişkin araştırmamızdan ortaya koyduğumuz sonuç, kiracıların ve ev sahiplerinin bir kısır döngü içinde olduğunu idi. Üzerinden bir sene geçmesine rağmen, resmi kira oranlarına getirilen sınırlardaki düzenlemeler hala kısmen işe yarıyor ve problem olduğu gibi hayatlarımızda var olmaya devam ediyor. Bu durumun sonucu olarak da ev sahipleri ve kiracılar arasındaki ilişkiler sıcaklığını koruyor.

Kiracılara oturdukları semtten ve evlerinden duydukları memnuniyeti sorduğumuzda son üç senedir verilen cevaplarda büyük farklar görmüyoruz. Bu yılki araştımamızda kiracıların oturdukları semtlerden duydukları memnuniyet oranı bir önceki seneye kıyasla değişmedi. Oturdukları evden memnun olanların oranı ise geçtiğimiz seneye göre 5 puan daha yüksek. İçinde bulunduğumuz ekonomik koşullarda yaşadığımız evden memnun olmamak bir lüks diyebiliriz. Çünkü bugün her 10 kiracıdan sekizi taşınmak zorunda kalsa, bütçesine uygun bir ev bulamayacağına inanıyor.  %25 tavan kira artış sınırının olduğu 2024’ün ilk 5 ayında, kontratı yenilenen kiracıların yarısı, kira artışının %50’nin üzerinde olduğunu belirtiyor.  %30’un üzerinde kira artışı yapılanlar diye baktığımızda ise bu oran %69’a yükseliyor. Temmuz 2024 itibarıyla tavan kira zammı uygulaması sona erdi ve ev sahipleri artık yeniden 12 aylık ortalama TÜFE oranına göre zam yapabiliyor. Ancak Temmuz ve Ağustos aylarında kiraları yenilen her 10 kiracıdan yaklaşık dördünün kira artışları bu oranın üzerinde. Kirasının gelirinden daha hızlı arttığını paylaşan kiracıların oranı artıyor ve bu durum kiracılar için her yıl daha da kritik hale geliyor. Her 2 kiracıdan biri de yeni kontrat dönemlerinde ev sahiplerinin TÜFE’ye göre hesaplanacak olan orandan daha yüksek bir kira talebinde bulunacağını düşünüyor. Her 10 kiracıdan dokuzu bu hesaplamanın adil olmadığı görüşünde.

Ipsos Türkiye

Ev sahipleri açısından baktığımızda bu sene de geçtiğimiz seneye benzer bir tablo önümüze çıkıyor. Geçen sene ev sahiplerinin %70’i “Son dönemde kiralar sürekli artarken evimde mevcut bir kiracının olması nedeni ile maddi kayba uğruyorum.” ifadesine katılıyordu. Bu yıl aynı ifadeye katılanların oranı bir kaç puan düşerek %66’ya geriledi.  Evi kirada olan her 10 ev sahibinden dördü kira oranı ile ilgili sınırlara bakmaksızın kira artışlarını, evlerinin bulunduğu semtteki ortalama kira oranında yaptığını ya da yapacağını belirtiyor. %25 sınırlandırılmasının kaldırılması konusunda kiracılar ve kirada evi olanların görüşleri oldukça farklı. Kiracıların %17’si sınırın kaldırılmasını desteklerken, kirada evi olanlar arasında bu oran %65. Enflasyondaki artışın yavaşlamasına paralel olarak konut fiyatlarının da dengeye oturması birkaç yılı bulacak. Maalesef, bu süreçte ev sahipleriyle kiracılar arasındaki tansiyon bir süre daha yüksek kalacak.

Rixos Tersane Istanbul kapılarını açtı

Rixos Tersane Istanbul kapılarını açtı

Rixos Grubu yatırımlarından Rixos Tersane Istanbul, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle açıldı.

Rixos Tersane Istanbul, 432 odaya sahip

Tarihi, kültür ve sanatı harmanlayan iç dekorasyonu, leziz gastronomik deneyimler vadeden yeme içme alanları, zihni ve bedeni rahatlatan spor aktiviteleri ve eşsiz Haliç manzarasıyla bütünleşen sonsuzluk havuzu ile Rixos Tersane Istanbul, şehrin tam kalbinde soluk aldıracak ve kişiye özel benzersiz deneyimler yaşatacak.

Rixos Tersane Istanbul da bulunduğu lokasyondan aldığı ilhamla, kültürel sürdürülebilirlik kapsamında özel bir sanat koleksiyonu oluşturdu. Yerli ve yabancı sanatçıların el emeği çağdaş sanat eserlerinden oluşan koleksiyonun bir kataloğu ve dijital arşivi de olacak.

Otel ayrıca geniş ve görkemli etkinlik alanlarına sahip olan Tersane Balo Salonu ile Tersane Istanbul Event Hall’da yerli, yabancı birçok organizasyona ev sahipliği yapacak.

 

Rixos Otelleri Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Tamince, “Rixos Tersane Istanbul şehir otelciliğine yepyeni bir bakış açısı getirecek. Ekonomiye ve istihdama büyük katkı sağlayacak. Rixos Tersane Istanbul, bu köklü kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması açısından da önemli bir rol üstlenecek. Tasarımından mimarisine Rixos Tersane Istanbul’un her detayını titizlikle düşündük. Benim için ticari bir projenin çok ötesinde olan bu yeni heyecanımızın şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Tersane bölgesinin güzelliğine güzellik katacağına inanıyorum.” diyerek projenin önemini şu sözlerle vurguladı: “Rixos Tersane İstanbul, şehrimizde ciddi bir ihtiyacı karşılayacaktır. Sadece konaklama değil; kültür noktasında da adından söz ettirecektir. İstanbul, kongrelerde önemli bir destinasyon haline geldi. Pek çok zirveye ev sahipliği yaptık. Rixos Tersane Istanbul ile de bu imkanlarımız genişleyecektir. 2 bin 27 metrekare etkinlik alanına sahip olan otelimiz toplantılar için de cazip hale gelecek ve Türkiye’ni tanıtımına katkı sağlayacaktır.”

İtalyan Heykeltraş Lorenzo Quinn Ekim’de Türkiye’ye geliyor!

İtalyan heykeltıraş Lorenzo Quinn, Ekim ayında Türkiye’de gerçekleştireceği büyük sergisi ile sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Heykellerinde evrensel temaları ve insan duygularını benzersiz bir şekilde işleyen Quinn, İstanbul’un zengin kültürel mirasına olan hayranlığını sergisinde sergileyeceği özel eserlerle dile getiriyor. Sanatçının röportajında Türkiye’ye duyduğu sevgiyi, ilham kaynaklarını ve gelecek projelerini anlatan çarpıcı detaylar yer alıyor. Lorenzo Quinn ile yaptığımız özel röportajı okuyarak, sanatçının sanat anlayışı ve Ekim ayında sergileyeceği eserler hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz. Sanatçının Türkiye’deki hayranları, bu eşsiz sergiyi ve röportajda paylaştığı özel detayları kaçırmamalı!

Röportaj: Melis Bayraktar

Lorenzo Quinn

Heykelleriniz genellikle derin bir hareket ve duygu hissi barındırıyor. Çalışmalarınızda gereken teknik hassasiyeti, iletmeyi amaçladığınız duygusal derinlikle nasıl dengeliyorsunuz?

Hayat, sürekli bir hareket ve dönüşümün içinde. Heykellerimde derin hareket ve duygu hissi yaratmak için teknik hassasiyeti ve duygusal derinliği dengelemeye çalışıyorum. Her heykelin kendine ait bir hikayesi var. Öncelikle sanat eseri aracılığıyla iletmek istediğim mesajı belirliyorum. Sürecin kilit noktası buradan geçiyor. Eserlerimde yerçekimiyle oynayarak, hem fiziksel hem de sembolik anlamda sınırların ötesine geçmek istiyorum. Fakat maalesef henüz nesneleri havada asamıyoruz, ama gelecekte yeni malzemelerle bu mümkün olabilir.

Lorenzo Quinn

Eserlerinizde genellikle evrensel temalara yer veriyorsunuz. Thailand, Güney Amerika gibi birçok yerde meydana gelen doğal afetlere dikkat çekmek için tasarladığınız; Dünyayı bir kayış ile tutan Doğa Ana Heykelleriniz büyük kitlelerin sevgisini ve ilgisini toplamıştı.  Bize biraz bu serinizden bahseder misiniz?

Sanat, insanları bir araya getiren ve ortak duygularımızı paylaşmamızı sağlayan güçlü bir araç. Eserlerimde evrensel temalara yer vererek, izleyicilerimin kendi yaşam deneyimleriyle bağlantı kurmalarını istiyorum. İnsan doğası, ilişkiler ve duygular gibi konular hepimizi birleştirir ve bu konular üzerinde düşünmek ve konuşmak bizi daha empatik bireyler yapar. Sanatımın bu tür bir diyalog başlatmasını umarak tasarımlarımı yapıyorum.

Tabiat ana konulu eserlerimde, doğal afetlerin hepimize bir adım uzakta olabileceğini ve gerekli önlemleri almak gerektiğini yansıtmak istedim. Thailand’ta yaşanan hortum felaketinin anısına yaptığım 2.5 metrelik Doğa Ana Heykeli ile Doğa Ana’nın dünyayı nasıl savunduğunu, insan merkeziyetçiliğin sonuçlarıyla nasıl başa çıktığını sergilemek istedim ve tüm eserlerimi doğaya ithaf ettim. Heykellerin ayrı ayrı versiyonları Amerika, İngiltere, Avusturya, Monaco ve Singapur’da dikili…

Lorenzo Quinn

Heykellerinizde sıklıkla insan ellerini kullanıyorsunuz. 57. Venedik Bienalinde de iklim değişikliğine dikkat çekmek amacıyla Grand Canal’dan çıkan ve binanın dağılmasını bir an için durdurmuş izlenimi veren iki beyaz el tasarlamıştınız. Bu simge sizin için ne ifade ediyor ve sanatınızda neden bu kadar merkezi bir yer tutuyor?

Bedenin en meşakkatli ve teknik açıdan en meydan okuyan parçası olarak görülen eller, benim için çok güçlü sembollerden biri. Ellerdeki her hareket, her jest bir hikâye anlatıyor. Sevme gücü, nefret etme gücü, yaratma ve yok etme gücü gibi. Elleri sanatımda kullanmak, insanların birbirleriyle olan bağlantısını, iletişimlerini ve empati duygusunu temsil ediyor. Her bir heykelimde eller aracılığıyla insan doğasının farklı bir yönünü keşfetmeye çalışıyorum.

Venedik’deki Ca’Sagredo Hotel’in iki cephesini bir arada tutmaya çalışan “Support” (Destek) heykelimi Halcyon Art International ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği adına tasarladım. İklim değişiklikleri ve zamanın yıpratıcı etkisi altındaki bu ilham veren Venedik şehri, bizim ve gelecek jenerasyonların desteğine ihtiyaç duyuyor. Nitekim kanaldan çıkan ellere verdiğim isim de “Support” (destek) bu fikirle birebir örtüşüyor. Eller, ince bir jestle tarihi binayı tutuyorlar.

Lorenzo Quinn

Son projenizde, insan bağlantısı ve birlik temalarını keşfetmeye devam ettiniz. Bu temaların çalışmalarınızda nasıl evrildiğini ve hangi yeni boyutları keşfettiğinizi paylaşabilir misiniz?

Başkalarıyla iletişim kurmak benim için çok önemli. Eserlerim aracılığıyla insanlar arasında bir bağlantı kurmaya çalışıyorum. Bu her zaman kolay olmuyor. Anlaşılabilir bir şekilde yazmam gerekiyor, adeta bir kitap yazar gibi. Özellikle kamusal alanlarda çalışırken, eserlerimi geniş bir izleyici kitlesi tarafından anlaşılabilir hale getirmek için basitleştirilmiş bir dil kullanıyorum. Herkesin sanat uzmanı olmadığını ve hatta bazı insanların sanattan hoşlanmadığını göz önünde bulundurarak çalışıyorum. Sanatın gücü, farklı insanları bir araya getirerek ortak bir anlayış oluşturmasında yatıyor. Kamusal alanlarda sergilenen heykellerim, herkesle bir diyalog kurmayı amaçlıyor. Sanatın, toplumun bir parçası olması gerektiğine inanıyorum. Eserlerimle insanları düşünmeye, hissetmeye ve belki de kendileri ve çevreleri hakkında yeni perspektifler kazanmaya teşvik etmeyi umuyorum. Bu nedenle evrensel el jestleri veya diğer yöntemlerle mesajlarımı ifade etmeye çalışıyorum, böylece herkes ne anlatmaya çalıştığımı anlayabiliyor. Kamusal sanat, herkes için erişilebilir ve anlamlı olmalı.

Lorenzo Quinn

Sanat eserleriniz genellikle dönüştürücü bir şekilde kamusal alanlarla etkileşime giriyor. Çevreye ve halka bu kadar büyük ölçekte etkileşimde bulunması amaçlanan eserler oluştururken hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Kamusal sanat eserleri, kentsel alanlarda yaşamı daha zengin ve anlamlı hale getiriyor. Bu eserler, insanları bir araya getiriyor, diyalogu teşvik ediyor ve paylaşılan kimliği destekliyor. Özellikle bu dijital çağda, enstalasyonlar otantik deneyimler sunuyor ve kamusal alanları daha çekici hale getiriyor. Aynı zamanda sosyal medya aracılığıyla daha geniş bir kitleye ulaşıyor ve şehrin cazibesini artırıyor.

Sanat, sınırları zorlayan ve hayal gücünün özgürce dolaştığı bir alan. Ancak gerçek dünyada da bazı sınırlar ve pratik faktörler var. Örneğin, anıtsal eserlerin tasarımında çeşitli kısıtlamalar olabilir. Bu, şehir belediyesinin onayı, izinler, mühendislik gereksinimleri ve diğer faktörleri içerebilir. Ayrıca, her mekânın kendine özgü bir karakteri vardır ve bu, eserin karmaşıklığını etkiler. Yerel kültürü de göz önünde bulundurmak çok önemli: Ne yapabileceğiniz, ne gösteremeyeceğiniz ve nasıl göstereceğiniz. Bu faktörler, kamusal eserlerin tasarımını büyük ölçüde etkiliyor. Ancak bu süreç, sanatçılar için heyecan verici bir deneyim. Yeni zorlukları üstlenmek, yaratıcılığı canlı tutar ve umarım yakın zamanda engelleri aşıp Türkiye’de güzel projelere imza atarız!

Lorenzo Quinn

Sürprizi bozmak istemezdim ama önümüzdeki Ekim ayında İstanbul’a geleceğinizi duydum. Bu şehir sizin sanatsal yolculuğunuzla nasıl bir uyum içinde ve yaklaşan ziyaretinizde neler hedefliyorsunuz?

İstanbul’a gelmek için çok heyecanlıyım. Bu şehri daha önce de ziyaret ettim ve her gelişimde büyüleniyorum. İstanbul’un zengin kültürel mirası ve tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış olması beni çok etkiliyor. İnsanları da çok seviyorum. İstanbul’da olduğu kadar ülkenin diğer bölgelerinde de birçok Türk arkadaşım var. Türkiye’nin dört bir yanından takipçilerim var. Bu sergi için çok heyecanlıyım. Uzun zamandır Türkiye’de büyük bir sergi yapmak istiyordum, bu hayalimin sonunda gerçekleşiyor olması beni oldukça heyecanlandırıyor. Sergimde, İstanbul’un bu eşsiz karakterini ve tarihini yansıtan eserlerimi paylaşmayı umuyorum. Türkiye’de bazı kamusal çalışmalar yapma fırsatım olmuştu, ancak son anlarda işler yolunda gitmedi. Bu sergiyle, sahip olduğum projelerin hayata geçmesini umuyorum ve bu gerçekten heyecan verici ve muhteşem olacak. Umarım bu gerçekleşir. Heyecanlıyım ve umarım çok olumlu geri dönüşler alırım, bekleyip göreceğiz.

Lorenzo Quinn

Çoğu eserinizde ahlaki veya felsefi bir mesaj olduğu görülüyor. Sadece güncel olaylara tepki veren ve idealleri olan bir sanatçı değil, aynı zamanda yardımsever kişiliğiyle de birçok gence umut olmuş bir sanatçıssınız. “Empowerment” adlı serinizin satışından elde ettiğiniz geliri, gençleri desteklemek ve maddi imkan sağlamak amacıyla kurulmuş olan bir vakıfa bağışlayarak; geleceğin dünyasında gençler için bir destek de oldunuz. İzleyicilerin bu mesajları nasıl yorumlamasını bekliyorsunuz?

Teşekkür ediyorum. Her izleyici, sanat eserini kendi bakış açısına ve deneyimlerine göre yorumlayacaktır. Eserlerimin her birey için farklı anlamlar taşımasını ve farklı duygular uyandırmasını istiyorum. Eserlerimdeki ahlaki veya felsefi mesajlarla, genellikle izleyiciyi düşünmeye ve sorgulamaya teşvik etmeye çalışıyorum. 2018 Uluslararası Edinburgh Dükü Ödülleri için gelecek nesillere umut olacak şekilde dünyayı ellerinde tutan genç bir kadın ve erkeği tasvir eden bir heykel yarattım. Ayrıca Steve ve Alexandra Cohen Vakfı’nın ‘Give from the Heart’ heykelini tasarladım. Bu eser hayırseverliği teşvik etmek amacıyla onların ‘farkındalık yaratma, rehberlik etme ve örnek liderlikle topluma katkıda bulunma’ konusundaki kararlılığını simgeliyor. İzleyicilerimin sanatımı anlamasını, imkanı olanların da gençlerin temel eğitim ihtiyaçlarının ötesinde sosyal alanda gelişimlerini desteklemelerini ve vizyonlarını genişletmelerini umuyorum. Ayrıca, çözüm sunmak yerine gençlere çözüm üretme becerisini geliştirmeleri için katkıda bulunmalarını istiyorum. Dayanışma güzeldir.

Lorenzo Quinn

Bir takı koleksiyonunuz olduğunu biliyoruz. Bu projeye nasıl başladınız ve koleksiyonlarınızı tasarlarken nelerden ilham alıyorsunuz?

Takı tasarımına olan ilgim, heykeltraş olarak yaptığım işlerden doğdu. Heykellerimde kullandığım formları ve kavramları daha küçük boyutlarda, takı olarak insanlarla buluşturmak istedim. Takılarım da heykellerim gibi insan ilişkileri ve duygular üzerine odaklanıyor. Bu koleksiyonları tasarlarken, insanların günlük hayatlarında taşımaktan keyif alacakları, anlamlı ve zarif parçalar yaratmaya çalışıyorum. Her bir takı, kişisel bir hikaye ve duyguyu yansıtıyor.

Mücevher koleksiyonlarım, sanatımın daha taşınabilir bir biçimde ifade edilmesi için bir yol. Her parça, büyük heykellerim gibi bir hikaye anlatıyor ve insanlar bu hikayeleri yanlarında taşıyabiliyorlar. Bu koleksiyonlar, sanatımı daha geniş bir kitleye ulaştırma amacı taşıyor.Lorenzo Quinn

Mücevherlerinizi tasarlarken hangi kitleyi hedefliyorsunuz? 

Mücevherlerimi, sanatı seven ve taşınabilir sanat eserlerine ilgi duyan herkes için tasarlıyorum. Her yaştan ve her tarzdan insana hitap etmeyi amaçlıyorum.

Lorenzo Quinn

Mücevherlerinizi nereden temin edebiliriz? Satın alma süreci hakkında bilgi verebilir misiniz? 

Mücevher koleksiyonlarımı online mağazamız üzerinden veya bazı seçkin sanat galerilerinden temin edebilirsiniz. Her parça, titizlikle el yapımı olarak üretiliyor ve sipariş üzerine hazırlanan bazı özel tasarımlarımız da mevcut. Web sitemizdeki koleksiyonumuzu inceleyebilir ve beğendiğiniz parçaları kolayca sipariş verebilirsiniz. Ayrıca, galerilerimizde düzenlenen özel etkinliklerde de mücevherlerimizi yakından görme ve satın alma fırsatınız olabilir.

“10 soru da” Ulaş Efe Ceyhan

Pause Dergi ile “10 Soru da”nın konuğu eğlence hayatına yön veren Dürdane Meyhane 1901 başarılı işletmeci Ulaş Efe Ceyhan oldu.

1- Sizce bir işletmede olmazsa olmaz kural nedir?

“Saygı” kelimesi ile ifade etmenin doğru olacağını düşünüyorum. Böylece saygı, birçok başka kavramın da doğumuna sebep olacaktır. Toplamı da başarıyı getirecektir.

2-İyi işletmeci sizin için ne ifade ediyor, tarif eder misiniz?

İşletmeci kelimesi bana biraz açıkçası samimiyetsiz geliyor. Ben kendimi daha çok bir nevi ev sahibi gibi hissediyorum. Misafirlerimiz bizim evimize, bizim yemeklerimiz eşliğinde, sunmuş olduğumuz eğlenceyi yaşamaya geliyorlar. Buradaki anahtar kelimenin “samimiyet” olduğuna inanıyorum.

3-Eğlence veya yemek sektöründe yeni trendler nelerdir?

Yeni trendlerden ziyade izninizle konuya başka bir açıdan yaklaşmak isterim. Benim asıl mesleğim avukatlık ancak ben rahmetli babam Dr. Kadir Ceyhan’ın “Reçete” isimli mekanında büyüdüm. Barmenlikten valeliğe, bulaşıkçılıktan vestiyerciliğe, komiliğe birçok deneyimim oldu. Hani o “eski eğlenceler” içerisinde büyüdüm, gözlemledim. İnsanlar yeni trendler peşinde değiller, aslında o eski eğlenceleri arıyorlar. Günümüzde zor olan bunu sağlayabilmek, samimi olmak. Amacımız misafirlerimize bilindik, tanıdık o eski v samimi eğlence gecelerini sunabilmek.

4-En iyi yemek en iyi eğlence sizce hangi ülkede?

Yemek olarak Akdeniz ve Ege coğrafyası, özellikle İtalya ve biziz. Ancak eğlence derseniz Rusları tek geçiyorum. Gerçekten eğlenmeyi biliyorlar, özellikle Moskova’da.

5- En Popüler mutfak?

1- İtalya 2- Türkiye

6- En popüler içki?

Ülkemizde tartışmasız 7’den 70’e Rakı, hemen arkasından Prosecco diyebilirim.

7 – Yeme-içme sektöründe sizde trendleri kim belirliyor?

Biz düzenli olarak müdürümüz Sarp Yenidoğan ve baş aşçımız Bülent Aytaç ile toplantı yapar istişare ederiz. 2025 dokunuşlarımız şimdiden şekillenmeye başladı bile.

8- Hayalinizdeki mekândan bahseder misiniz?

Dürdane Meyhane 1901. Tüm ruhuyla burası… Burası babamla birlikte hayalimizdi ve bu hayali gerçekleştirdim diyebilirim. İnsanların tekrar tekrar güvenle gelebildiği, samimi, dürüst bir aileyiz biz Dürdane Meyhane 19012’de. Benim hayalim de tam olarak da buydu.

9- İşletmeci gözüyle müşteriyi bir görüşte analiz edebiliyor musunuz?

Haftada ortalama 500’den fazla misafir ağırlıyoruz. Hepsi ile tek tek sohbet etmeye gayret ediyoruz. Bu olay kişiye çok ciddi bir deneyim kazandırıyor. Evet buna analiz de dahil diyebiliriz.

10 –Kariyerinizden bahseder misiniz?

Üniversite yıllarımdan beri inşaat hukuku üzerine çalışıyorum. Bürom İstanbul Kadıköy’de olmasına rağmen özellikle Bodrum’da bu alan içerisinde asıl mesleğimi icra etmeye de devam ediyorum, edeceğim de. Restoranımızda çok mutluyuz. Dürdane Meyhane 1901 çatısı altında başka müesseseler kurma hedeflerimiz de mevcut. Son olarak, babamın anneannesi, yol gösterenimiz 1901 doğumlu rahmetli Dürdane babaaneme selam olsun demek isterim.

ODEON Tours, Mısır’da büyümeye devam ediyor

20 yılda Mısır’da 6 milyonu aşkın turisti ağırlayan ODEON Tours, yeni ofisiyle hizmetlerini daha da geliştirerek 2024 yılında 620 bin turisti Mısır’da ağırlamayı hedefliyor.

Coral Travel Group bünyesinde yer hizmetleri alanında faaliyet gösteren ODEON Tours, grubun büyüme stratejisi çerçevesinde Türkiye’nin ardından en büyük ikinci destinasyonu olan Mısır’da yeni ofisini açılışını gerçekleştirdi.

Mısır’da destinasyon hizmetlerine 2000’lerin başından beri Hurghada ve Sharm El Sheikh ofisleri açılarak başlayan ODEON Tours, yaklaşık 500 kişilik ekibi ve 100’ün üzerindeki araç filosu ile ülkede turizm sektörünün lider markaları arasında yer alıyor.

“Mısır’da saygın bir yer edindik”

ODEON Tours Destinasyonlardan Sorumlu COO’su Ozan Somaklar, Mısır’daki faaliyetlerini ve hedeflerini şu sözlerle anlatıyor:

“1992 yılında Türkiye’de destinasyon hizmetleri alanında faaliyet göstermeye başlayan ODEON Tours bugün, 15 ülkeden tur operatörlerine Türkiye, Mısır, Tayland, BAE, İspanya, Yunanistan,Vietnam ve Tunus’da konaklama, karşılama, transfer, rehberlik ve tur hizmetleri veriyor. Mısır’da 20 yıllık deneyimimizle, kuruluşumuzdan bu yana 6 milyonu aşkın turist ağırladık. Verdiğimiz üstün hizmetle saygın bir yer edindik. Pazara öncülük eden şirketlerden biri haline geldik. Grubumuzun büyüme planları çerçevesinde Hurghada’da açtığımız yeni ofisimizle faaliyetlerimizi daha da geliştirerek 2024 yılında 620 bin turisti Mısır’da ağırlamayı hedefliyoruz.”

Ekonomik sebeplerden dolayı tatil yapamadık!

Dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi Ipsos’un GÜNDEME DAİR araştırma verilerinden derlenen bu dosyada;

YAZ TATİLİ ÖNCESİ PLANLAMA YAPILDI MI?
YAZ TATİLİ YURT İÇİNDE Mİ YOKSA YURTDIŞINDA MI GEÇİRİLDİ?
YAZ TATİLİNDE NEREDE KALINDI?
YAZ TATİLİ BÜTÇESİ NASIL KARŞILANDI?
YAZ TATİLİ PLANLARINDA HANGİ DİJİTAL PLATFORMLAR KULLANILDI?
YAZ TATİLİ YAPILDI MI?
NEDEN YAZ TATİLİ YAPILAMADI? 

YAZ TATİLİ ÖNCESİ ERKEN REZERVASYON YA DA İNDİRİM KAMPANYALARINDAN YARARLANDI…

Bu sene yaz tatili yapan her 10 kişiden yedisi ya erken rezervasyondan ya da indirim kampanyalarından yararlandığını belirtiyor. Ekonomik koşullar ve bütçe kısıtlamaları yaz tatili tercihlerini doğrudan etkilerken, erken rezervasyon ve indirim kampanyaları, yaz tatili planlamaları için öncelikli çözümler arasında.

Ipsos Türkiye

TATİLCİLERİN TERCİHİ YURT DIŞI…

Geçen sene yaz tatili yaptığını belirtenlerin hemen hemen hepsi yaz tatillerini yurt içinde geçirirken, bu sene yaz tatiline çıkanların %14’ünün tatillerini yurt dışında geçirmeyi tercih ettikleri görülüyor. Bu sene ilk ya da ikinci tatilleri için ise yine %10’luk bir kesimin tercihi yurt dışı…

Ipsos Türkiye

YAZ TATİLİNDE NEREDE KALINDI…

Geçen sene yaz tatili yapanlar ile karşılaştırıldığında bu sene yaz tatil yapan kişilerin, otelde kalmak yerine aile, akraba ya da arkadaşlarının evlerinde kalmayı daha çok tercih ettikleri görülüyor.

Ipsos Türkiye

YAZ TATİLİ BÜTÇESİ NASIL KARŞILANDI…

Geçen seneki yaz tatillerinde olduğu gibi bu sene de yaz tatillerini kişilerin çoğunluğu kendi gelirleri ile karşılamışlar. Ancak bankadan kredi alarak ya da aileden borç alarak yaz tatili bütçesini karşılayanların oranı, geçen seneye göre bu sene daha yüksek.

Ipsos Türkiye

 YAZ TATİLİ PLANLARINDA HANGİ DİJİTAL PLATFORMLAR KULLANILDI?

Dijital platformlardaki seyahat siteleri planlama yapılırken en çok takip edilen siteler. Tatil planlamalarında dijital platform kullanmayanların oranı ise %39.

Ipsos Türkiye

YAZ TATİLİ YAPILDI MI?

Geçen sene yaz tatili yaptığını belirtenlerin oranı %28 iken, yaz tatilinin 2 ayını geride bıraktığımız günlerde toplumun sadece %20’si yaz tatili yapabildiğini söylüyor. Hiç bir şekilde yaz tatili yapamayacağını söyleyenlerin oranı ise %59. Geçen seneye göre bu oran daha düşük olsa da daha tatil yapmamış ama yapmayı planlayanların bir kısmının da önümüzeki haftalarda yaz tatil yapacağını düşünmek olumlu bir yaklaşım olacaktır.

Ipsos Türkiye

NEDEN YAZ TATİLİ YAPILAMADI?

Yaz tatili yapamama nedenlerine bakıldığında, bu sene ekonomik nedenlerin bir önceki seneye göre daha büyük bir etken olduğu görülüyor.

Ipsos Türkiye

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADIYaz aylarını geride bırakırken, bireylere geçtiğimiz yıl ve bu yılki yaz tatillerini nasıl şekillendirdiklerini, geçen yıla göre bu yıl planlarında herhangi bir değişiklik olup olmadığını sorduk. Karşılaştığımız tabloda her iki yıl için hemen hemen benzer bir tablo var, daha olumsuz değil…

Bu sene yaz tatili yapan her 10 kişiden yedisi ya erken rezervasyondan ya da indirim kampanyalarından yararlandığını belirtiyor. Ekonomik koşullar ve bütçe kısıtlamaları yaz tatili tercihlerini doğrudan etkilerken, erken rezervasyon ve indirim kampanyaları, yaz tatili planlamaları için öncelikli çözümler arasında. Görüştüğümüz kişiler arasında, geçen sene yaz tatili yaptığını belirtenlerin neredeyse tamamı tatillerini yurt içinde geçirdiğini ifade ederken, bu sene yaz tatiline çıkanların %14’ü tatillerini yurt dışında geçirmeyi tercih etmiş. Ayrıca yaz tatili planlayan her 10 kişiden biri, bu yıl ilk ya da ikinci tatil için yine yurt dışını tercih edeceğini belirtiyor.

Yaz tatili yapılan yerlerin seçiminde değişiklikler dikkat çekiyor. Aynı bireylerin geçen seneki yaz tatillerinde konakladıkları yer ile bu seneki tercihlerini karşılaştırdığımızda, oteller yerine aile, akraba veya arkadaş evlerini daha fazla tercih ettiğini görüyoruz.

Bu yıl yaz tatili harcamaları, büyük oranda bireylerin mevcut gelirleri ile karşılanmış (%65). Ancak, bu seneki yaz tatilleri için bankadan kredi ya da aileden borç alarak tatil bütçesini karşılayanların oranı (%40), aynı kitle içerisinde geçtiğimiz sene bu yöntemi tercih ettiğini belirtenlere göre daha yüksek (%15). Önümüzdeki yıl içinde tatil için borçlanılan tutarlar, bütçelerde bir süre daha yük oluşturmaya devam edeceğe benziyor.

Yaz tatili planlanırken dijital platformlar ön plana çıkıyor. Bu sene yaz tatili yapan her 2 kişiden biri seyahat sitelerini takip ettiğini belirtirken, %29’u sosyal medya hesaplarından faydalandığını, %6’sı ise takipçisi olduğu influencerların önerilerini incelediğini belirtiyor. Tatil planlamalarında dijital platform kullanmayanların oranı ise %39.

Görüştüğümüz kişiler arasında geçen sene yaz tatili yaptığını belirtenlerin oranı %28 iken, 2024 yazının ilk iki ayı içerisinde yaz tatili yaptığını belirtenlerin oranı %20. Henüz yaz tatili yapmamış ama yapmayı planlayanların bir kısmının da önümüzdeki haftalarda tatil yapacağını düşünürsek, bu oran yaz sonunda artacaktır. Ancak, bu yıl hiç yaz tatili yapmadığını ve yapamayacağını belirten %59’luk önemli bir kesim var. Görüştüğümüz bireyler arasında geçen sene yaz tatili yapamayanların dörtte üçü bu sene de yaz tatil yapamayacağını belirtiyor; yani her 2 kişiden biri iki yıldır üst üste yaz tatili yapamıyor.

Yaz tatili yapamama nedenlerinin başında ekonomik sebeplerin geldiğini tahmin etmek zor değil. Ancak bu yılki yaz tatilini yapamama sebepleri içerisinde ekonomik nedenlerin daha büyük bir etken olduğu görüyoruz. Görüştüklerimiz içinde geçen sene yaz tatili yapamayan kişilerin %78’i ekonomik nedenlerle yapamadığını belirtiyor. Aynı kitle içerisinde bu sene yaz tatili yapamayanlar için ekonomik sebeplerin oranı ise %87.

Yaşamın getirdiği stres, yorgunluk ve bazen tükenmişlik, tatilin bizler için ne kadar hayati olduğunu daha da belirginleştiriyor. Gündeme Dair araştırmamızda “Son günlerde kendinizi nasıl hissediyorsunuz?” diye sorduğumuzda, uzun süredir Türkiye’de öne çıkan üç temel duygu: yorgunluk, bıkkınlık ve endişe. Temmuz 2024 sonuçlarına göre her iki kişiden biri kendini yorgun hissediyor; endişe ve bıkkınlık ise %41 ile ikinci sırada. İçinde bulunduğumuz ekonomik kriz ve zorlu koşullarda hayatın rutininden çıkıp tazelenmek için bir mola vermek zor ama bir o kadar da önemli.

Carole Feuerman “Klasik güzelliği reddetmeyip, aksine kucaklıyorum”

Paris 2024 Olimpiyatları uzun yıllar boyunca çizgi dışı yapısı ve sanatla harmanlanmış yapısıyla anılacak. Hiperrealistik heykel sanatının öncüleri arasında yer alan Carole Feuerman’ın Eiffel Kulesi önünde sergilenen “The Diver” heykeli ise Olimpiyatların şimdiden simgesi haline dönüştü.Carole Feuerman; hem simge heykelin Paris’te sergilenme hikayesini hem de mücadele dolu sanat yolculuğunu Pause Dergi okurlarına anlattı.

Röportaj: Melis BAYRAKTAR

Carole Feuerman

Sanatınızda su önemli bir rol oynuyor. Bu elementin heykellerinizdeki önemi nedir ve bu özelliği nasıl bu kadar canlı bir şekilde yakalayabiliyorsunuz?

Su ve yüzme, çocukluğumdan beri beni büyüledi ve eserlerimin ilham kaynağı haline geldi. Jones Beach’te kumla oynayıp dalgalara atladığım çocukluk anılarım, suyun cildime temas edişi ve oluşan desenler beni hep büyülemiştir. Suyun insan figürünü nasıl sağlıklı ve canlı gösterdiğini gözlemledim. Bu yüzden ikinci sınıfta yüzücüleri çizmeye başladım ve beşinci sınıfta özel sanat dersleri almak istedim. O zamandan beri, yüzücüler ve su, ilgi odağım oldu.

1958’den beri yüzücüler ve su öğeleri içeren figürler üzerinde çalışıyorum. Heykellerim aracılığıyla klasik güzelliği ve estetiği araştırıyorum. Klasik güzelliği reddetmeyip, aksine kucaklıyorum. Güzelliği görüp, yaratıp, yüzücülerimle duygu, neşe, zarafet, huzur ve duyusallık sergiliyorum. Onlar yaşamdan memnun, barış ve zevk arayan hayatta kalıcılar.

Yaptığım her heykel bir hikaye anlatıyor. Bunlar bazen benim hikayelerim ve bazen de anlatmak istediğim hikayeler oluyor. Yaptığım sanat da insan figürü üzerine yoğunlaşmış, çok çeşitli kişisel duygulara dokunuyor. 2005 yılında, “Grande Catalina” olarak anılacak ilk anıtsal yüzücüyü yaptım. Bu heykel, “Survival of Serena” adlı bir diğer anıtsal yüzücü eserimle birlikte, ilk kez İtalya’daki Floransa Bienali’nde sergilendi. Yağmura ve soğuğa rağmen bu yüzücüler, ziyaretçiler tarafından çekilen binlerce fotoğraf için poz verdiler.

Carole Feuerman

“Quan” isimli çalışmam, bir fitness topunda dengede duran, yoga pozisyonundaki bir kadının heykeli. “Quan”, ismini Çin kültüründeki ‘Merhamet Tanrıçası’ndan alıyor. Quan, Guanshiyin’in kısaltması, yani ‘dünyanın seslerini (veya ağlamalarını) gözlemlemek’ anlamına gelir. “Quan” ayrıca, ‘bütün’ ve ‘eksiksiz’ kelimelerinden türetilmiştir. Tanrıça, geleneksel olarak, aşağıya bakarken veya aşağıyı izlerken tasvir edilir. Bu da onun, dünyayı gözlediğini ve koruduğunu sembolize eder. “Quan”, dünyayı simgelemek üzere tasarlanmış paslanmaz çelik bir kürede mükemmel bir şekilde dengededir. Onun duruşu ve durumu, zihinsel ve duygusal istikrarı, sakin davranışı ve yargıyı, çalıştığım şeyleri ve Olimpiyatların en yüksek ideallerine bağlı kalmak için koruduğu durumlarını temsil eder. İzleyici heykelin önünde durduğunda, cilalı paslanmaz çelik topun yüzeyinde kendisinin yanı sıra çevresindekilerin de yansımalarını görebilir.

“Golden Mean” heykeli ise, on altı metre boyunda, ellerinin üstünde dengede duran, dalmaya hazır bir erkek yüzücüdür. İsmi, denge ve orantıyı açıklayan gerçek matematiksel oranı -altın oranı- ifade eder. Hem atalarımız hem de modernler, güzellik ile gerçek arasında matematikte yakın bir ilişki olduğunu fark ettiler. Şair John Keats, “Ode on a Grecian Urn” kitabında şu şekilde ifade etmiştir: “Güzellik gerçektir, gerçek güzelliktir”. Aristo’ya göre ‘Altın Oran’, iki uç olan, aşırılık ile hiçlik arasındaki arzu edilen bir orta yerdi. Budist felsefe de bu orta yol kavramını içerir; her iki uç noktadan birine fazla yakın olmak, birinin düşmesine neden olabilir. Ancak ‘Altın Oran’ı elde etmek için mükemmel denge, aydınlanma yolunu ve fazilet için çalışmak gerekir. Figürün pozu ve bedeninin kavislilik derecesi, uyumun sağlanması ve mükemmel orana ulaşması adına, benim için kritik kararlardı.

Son olarak, Paris 2024 Olimpiyatları için yarattığım ‘The Diver’ adlı heykelim, su sporlarına olan hayranlığımı ve dört kez Olimpiyat madalyası kazanan Greg Louganis’ten aldığım ilhamı yansıtıyor. Bu heykel, Eiffel Kulesi’nin önünde sergileniyor ve Olimpiyat ruhunu, dürüstlük, azim, mücadele ve cesaret gibi değerleri temsil ediyor. Gençlere ve sporculara ilham kaynağı olmasını ve asla pes etmemeleri gerektiğini vurgulamak istiyorum.

Carole Feuerman

Son serinizi oluştururken ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Paris Olimpiyatları öncesinde, ‘The Diver’ adlı heykelim gümrükte takıldı ve Paris’e gitmesi gereken uçağı kaçırdı. Tüm planlar değiştirilmek zorunda kaldı ve zamanında kurulup kurulamayacağından emin bile değildim. Başka bir heykelim olan “Perseverance” ise Olimpiyat Köyü’nde sergilenmesi gerekiyordu ancak köye kimse alınmadığını öğrenince geri çektim ve şimdi sergilenmeyecek. Bu da yetmezmiş gibi “Seaport”ta sergilenecek 9 heykelimden Howard Hughes Vakfı sadece bir tanesinin sergilenebileceğini söyledi. Israr etmeye devam ettim ve şu anda 5 eserim birden sergileniyor. Son olarak Venedik’te bu yıl sergilenen heykeller solmuş durumda; galerim eğer birçok gösterimi düzenlememişse masraflarını ödemiyor.

Karşılaştığınız tüm zorluklara rağmen çok güzel işlere imza attınız.

Hayatta başarı, bazen mücadeleden vazgeçmeyerek karşınıza çıkabilir. Karşılaştığınız zorluklar ve harcadığınız emek, ter dökmenin sonucunda boşa gitmiyor. Bir noktada, verdiğiniz tüm çabayı düşünüp ‘İyi ki bu kadar uğraşmışım’ diyeceğiniz bir an geliyor. Hayatımda yaşadığım iyi ve kötü deneyimler, sanatımla hikayeler anlatmama neden oldu benim.

Örnek verecek olursam;1979’dan 1981’e kadar galeri temsili arayışındaydım. Cesaretim kırıldı ama asla vazgeçmedim. 1980’de OK Harris Gallery tarafından eserlerimi sergilemem için davet edildim. Ancak yanlış bir karar vererek illüstrasyon kariyerime devam ettim ve güzel sanatlara yönelmem 1984’ü buldu. Bu sırada Duane Hanson, Whitney’de bir sergi açtı ve çok daha ünlü oldu. Duane Hanson ve John D’Andrea, benden daha fazla takdir ve para kazandı. Hiçbir büyük New York müzesinde sergim olmadı.

Carole Feuerman

Tüm bunların aksine; 2006 yılında, John Spike, iki heykelimi ‘anıtsal’ boyuta büyütmemi istedi. “Catalina” ve “Survival of Serena” heykellerim, 55. Venedik Bienali’nde sergilendi. Bu eserlerim, izleyiciler üzerinde derin bir etki bıraktı. Roma’daki Galleria d’Arte Moderna ve Terrazza del Pincio’da, North Adams’daki The Artist Book Foundation’da ve Milan’daki Palazzo Reale’de sergilerim oldu. 2014 yılında, Sunnyvale şehrine “The Double Diver” heykelimi bağışladım. 2012 yılında, Peekskill’daki MOCA ve Hudson Valley Center for Contemporary Art’ta “The Golden Mean” heykelimi sergiledim.

Kariyerinizi ve sanatsal gelişiminizi özellikle etkileyen iş birlikleri veya projelerden bahsedebilir misiniz?

2003 yılında Amar Ziribi ile iş birliği yaptım. Ziribi, “The Diver” adlı heykelimi Paris 2024 Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları’na taşıdı. Bu iş birliği, eserimin mükemmelliği, azmi ve rekabet ruhunu somutlaştıran uluslararası bir platformda sergilenmesini sağladığı için benim için önemli bir dönüm noktasıydı.

Bir diğer önemli iş birliği ise Rizzoli ile yaptığımız monografi çalışmasıydı. Bu proje, sanatsal yolculuğuma derinlemesine bir bakış sunarak daha geniş bir kitleye ulaşmamı sağladı.

Ayrıca, Park Avenue’nun patronları tarafından dokuz heykelimi sergilemem için ve ardından Howard Hughes Vakfı tarafından Seaport’ta beş heykelimi sergilemem için davet edilmem, prestijli mekanlarda eserlerimin görünürlüğünü ve doğruluğunu artıran büyük fırsatlar oldu.

Sanat kariyeriniz boyunca en gurur duyduğunuz an hangisiydi peki?

Sanat eserlerimin New York City’deki Rockefeller Center’da sergilenmesiyle gurur duyduğum anlardan birini yaşadım. Bu sergi, eserlerime geniş bir izleyici kitlesinin ulaşmasını sağladı ve pek çok kişi sanatımı keşfetti. Ayrıca, ‘Sanat Dünyasının Olimpiyatları’ olarak bilinen 57.Venedik Bienali’nde yer almam da kariyerim için büyük bir onur ve önemli bir dönüm noktasıydı. Orada su ve insan figürü temalarına odaklanan çalışmam büyük ilgi gördü.

Hayatınızı konu alan bir film projesi olduğunu duydum.

Evet, hayatımı konu alan bir belgesel çalışmaları devam ediyor ve gelecek yıl yayınlanacak. Bu uzun metrajlı film, kariyerim ve kişisel hayatım hakkında kapsamlı bir bakış sunarak hikayemi daha geniş bir kitleyle paylaşacak ve umarım gelecekteki sanatçılara ilham verecek.

Carole Feuerman

 

Eserleriniz Türkiye’de de büyük beğeni topluyor. Contemporary Istanbul’da düzenlenen geçmiş dönem serginiz kayda değer bir satış ya da yeni fırsatlara yol açtı mı?

Contemporary Istanbul’da Aria Galeri ile sergi açtım. Sergim tüm eserlerin satıldığı bir sergiydi. Çok fazla basın yazısı çıktı ve büyük ilgi gördüm. Ayrıca Emre Kurttepeli ve Aslı Soyak’a ait olan C24 adında New York’taki bir galeri tarafından temsil edildim. İki kişisel sergim oldu ve bu galeride eserlerimin sergilenmesi beni daha geniş bir Türk izleyici kitlesiyle tanıştırdı.

Buradan Türk sanatseverlere göndermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Türk sanatseverlere, sanatımı ve heykellerimi keşfetmeleri ve takdir etmeleri için teşekkür etmek istiyorum. Sanatımın Türkiye’de beğenilmesi ve değer görmesi benim için büyük bir onur. Sanat, kültürel sınırları aşan ve insanları birleştiren evrensel bir dil olduğu için, Türk izleyicilerle bu bağı kurmak benim için çok değerli. Herkesi sanatın güzelliğini ve derinliğini keşfetmeye ve kendi sanatsal yolculuklarına çıkmaya davet ediyorum. Sanatla dolu ve ilham verici bir yaşam dilerim.

Çeşme gastronomisinin buluştuğu kitap  

Çeşme Yarımadası’nın zengin kültürel mirası ve gastronomik değerlerinin yer aldığı kitap, Antik Çağ’dan bugüne, Yarımada kültürünü oluşturan uygarlıkların bu topraklara kattıkları değerlere yer vererek, Germiyan ekmeğinden karasakız üzümüne kadar Çeşme’nin gastronomi dünyasına ışık tutuyor.

İbrahim Çeçen Vakfı, kültür yayınlarına yeni bir kitap ekledi.

“Yarımada Yolculuğunda Eskimeyen Lezzetler” adıyla yayınlanan çalışma, Çeşme Yarımadası’nın zengin kültürel mirası ve gastronomik değerlerini gelecek nesillere aktarmayı amaçlıyor.

Çeşme Yarımadası’nın kültürel ve tarihsel zenginliklerini içeren bir rehber olduğunu belirten İbrahim Çeçen Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Günseli Çeçen, çalışmanın esas amacının Türkiye’de gastronomi kültürünün ve eğitimin desteklemesi olduğunu belirtti.

Gastronomi öğrencilerine burs, mutfak kültürüne destek

Kitabın satışından elde edilen gelirle, İbrahim Çeçen Vakfı tarafından gastronomi öğrencilerine burs verileceğini ve mutfak kültürünün korunmasına ilişkin projelerin destekleneceğini belirten Günseli Çeçen açıklamasını şöyle sürdürdü: “İbrahim Çeçen Vakfı olarak doğduğumuz topraklar kadar, doyduğumuz topraklara da borcumuz olduğuna inanıyoruz. Bu amaçla Türkiye’nin farklı şehirlerinde gerçekleştirdiğimiz topluma katkı projeleri arasında gastronomi ayrı bir yer tutuyor. 20’nci yılını kutlayan Vakfımız, doğduğu topraklar olan Ağrı’ya geçtiğimiz yıl yeni bir yatırımda bulunarak ‘Gastronomi ve Mutfak Sanatları Uygulama Laboratuvarı’nı kazandırdı. Bölgede dünya standartlarında yetkinliğe sahip şefler yetişmesi için elinden gelen tüm desteği veriyor. ‘Yarımada Yolculuğunda Eskimeyen Lezzetler’ kitabımızla da öğrencilerimize burs desteğimizi artıracağımız için mutluyuz.”

Kitapta, bölgeye özgü otlar, çorbalar, zeytinyağlılar, mezeler ve tatlılar gibi birçok değerli lezzet ve bu lezzetleri yaratan uygarlıklar farklı yönleriyle anlatılıyor. Ayrıca Beril Ateş’in Çeşme tarihini özetleyen özel illüstrasyonu da kitaba ayrı bir renk katıyor.