Araştırma Sektörü 2023 Yılında %86 Büyüdü !!!

TÜAD’ın Türkiye araştırma sektörü büyüklüğü raporuna göre araştırma sektörü 2023 Yılında %86 büyüdü.

  • Araştırma şirketlerinin araştırma yöntemine göre ciro dağılımları incelendiğinde, paneller ve kantitatif araştırmalar ön plana çıkıyor.
  • 2023 yılı için ciro dağılımında kantitatif araştırmaların oranı %44.9 iken, panellerin oranı %39.5, kalitatif araştırmaların ise %9.2 oldu.
  • 2018 yılından bu yana benzer seviyede devam eden panel araştırmalarının cirosu ,
  • 2022 yılında %45’in üzerine çıkmıştı, 2023 yılında daha önceki yıllarda sahip olduğu seviyeye geri döndü.
  • araştırma yöntemi kırılımında incelendiğinde, yüz yüze ve online/mobil araştırmalar başı çekiyor.
  • 2018 yılına kadar online/mobil araştırmalar payı yavaş bir şekilde artış gösterirken, pandeminin de etkisi ile 2019 ve 2020 yıllarında her yıl bir önceki yıla göre payını yaklaşık iki katına çıkardı.
  • Bu esnada yüz yüze araştırmaların payı 2020 yılında ciddi bir düşüş gösterdi ve sonraki yıllarda benzer seviyelerde kaldı.
  • 2023 yılında online/mobil araştırmalar %45 oran ile ilk sıradayken yüz yüze araştırmalar %38 oran ile ikinci sırada…
  • Araştırma Sektöründe Çalışan Sayısı Artmıyor
  • Tam zamanlı çalışan kişi sayısına ise çalışmada raporda 1.398 kişi olarak raporlanıyor.

 

Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD) 2023 yılı için Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu tamamlandı.

Avrupa Kamuoyu ve Pazar Araştırmaları Birliği ESOMAR, her yıl tüm ülkelerin temsilcileri ile dünya araştırma pazarı büyüklüğünü hesaplamak için “Global Market Research” çalışmasını yürütüyor. Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu soru formu ise, ESOMAR’ın soru formundan yola çıkılarak TÜAD Yönetim Kurulu tarafından yapılan düzenlemelerle oluşturuluyor. Derneğin liderliğinde hazırlanan rapor, Türkiye’de araştırma sektöründe faaliyet gösteren, rapor çalışmasına katılmaya gönüllü araştırma ve veri toplama şirketlerinden alınan veriler sonucu ortaya çıkıyor.

2023 yılı için Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu için 26 araştırma şirketi ve 7 veri toplama şirketi katılım gösterdi. 33 şirkete varan bu katılım sayısı, geçen yıla göre dörtte bir oranında daha yüksek. Oluşturulan raporda toplam sektör büyüklüğü, TÜAD Yönetim Kurulu tarafından sektörün bilgi paylaşmayan bölümü için yapılan tahminlerle son haline getirildi. Raporun sonuçlarına göre, Türkiye’de araştırma sektörü 2023 yılında TL bazında % 86 büyüdü, bu oran TÜİK tarafından açıklanan reklamcılık ve piyasa araştırması hizmetleri üretici fiyat endeksinin gerisinde kaldı. (28 Şubat 2024’te yayınlanan Ocak 2023 istatistiklerine göre üretici fiyat endeksinin en çok yükseldiği sektör %130,22’ lik artışla reklamcılık ve piyasa araştırması hizmetleridir.)

2023 Yılı, Kantitatif Araştırmalar ile Panel Araştırmaları için Dengeye Dönüş Senesi Oldu

Araştırma şirketlerinin araştırma yöntemine göre ciro dağılımları incelendiğinde, paneller ve kantitatif araştırmalar ön plana çıkıyor. 2023 yılı için ciro dağılımında kantitatif araştırmaların oranı %44.9 iken, panellerin oranı %39.5, kalitatif araştırmaların ise %9.2 oldu. 2018 yılından bu yana benzer seviyede devam eden panel araştırmalarının cirosu 2022 yılında %45’in üzerine çıkmıştı, 2023 yılında daha önceki yıllarda sahip olduğu seviyeye geri döndü.

Kantitatif araştırmaların ciro dağılımı, araştırma yöntemi kırılımında incelendiğinde, yüz yüze ve online/mobil araştırmalar başı çekiyor.  2018 yılına kadar online/mobil araştırmalar payı yavaş bir şekilde artış gösterirken, pandeminin de etkisi ile 2019 ve 2020 yıllarında her yıl bir önceki yıla göre payını yaklaşık iki katına çıkardı. Bu esnada yüz yüze araştırmaların payı 2020 yılında ciddi bir düşüş gösterdi ve sonraki yıllarda benzer seviyelerde kaldı. 2023 yılında online/mobil araştırmalar %45 oran ile ilk sıradayken yüz yüze araştırmalar %38 oran ile ikinci sırada yer aldı.

Araştırma Sektöründe Çalışan Sayısı Artmıyor

Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu sonuçlarına göre sektörde 2023 yılında toplam çalışan sayısı 2021 yılına göre %20 daha az. Raporlama çalışmasına düzenli olarak katılan 18 araştırma firmasından elde edilen verilere göre 2023 yılında araştırma sektöründe toplam çalışan sayısı 1.573 kişi. Bu rakam, yarı zamanlı çalışanlar, anketörler, freelance ve sözleşmeli çalışan kişileri de kapsıyor. Tam zamanlı çalışan kişi sayısına ise çalışmada raporda 1.398 kişi olarak raporlanıyor.

TÜAD Başkanı ve Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik rapora ilişkin değerlendirmelerini şu şekilde ifade etti: “Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu, TÜAD’ın sektörümüze en önemli katkılarından bir tanesidir. Yıllardır sektörün gelişimini ve konjonktürün sektörümüze etkilerini bu rapor sonuçlarına göre takip ediyor, şirketlerimizin ve sektörümüzün yol haritasını oluşturuyoruz. Bu sebeple raporun ortaya çıkmasına katkı sağlayan tüm şirketlere ve TÜAD gönüllülerine çok teşekkür ediyorum.

Hacmi itibarıyla ülke ekonomisinden çok daha büyük bir hızla büyümesi gereken sektörümüz, enflasyon seviyesini göz önüne aldığımızda 2023 yılında yeterli seviyede büyüyemedi. Durumu daha net ortaya koymak için sektörün dolar cinsinden performansına da bakabiliriz. 2011 yılında cirosu 196 milyon USD olan araştırma sektörünün 2023 yılındaki büyüklüğü 118.7 milyon USD.  Türkiye ekonomisi 2011 yılından bu yana USD bazında %33 büyüyerek 1 trilyon doları aşarken, araştırma sektörü küçüldü. Bu durum da bizim toplam ekonomideki payımızın giderek küçüldüğünü gösteriyor.

Sektörümüzdeki tüm şirketler ve meslek örgütü olarak hep birlikte sektörün büyümesine odaklanmamız şart.  Araştırmanın markalar için bir yatırım kalemi olduğu anlayışını hep birlikte yerleştirmemiz çok önemli. Çünkü araştırma yapmadan öngörüde bulunmak, başarılı olabilmek çok zor. Ülke sektörünün oyuncuları olarak en yeni yaklaşımlar, teknolojiler ve yetkin insan kaynağı ile markaların araştırma yatırımlarını artırmalarını sağlamalıyız.

Sektörümüzün teknolojisini güçlendirmesi, üretken yapay zekâ ile teknoloji ve dijital devrimin yaşandığı bir dönemde dönüşmesi, bu alanlarda yeni yatırımlar yapması ve yeni yetenekleri kendisine çekmesi de kritik öneme sahip. 2023 yılında çalışan sayımız bir önceki yıla göre artmış olsa da 2021 yılının altındayız. Sektörümüzün geleceği için karar vericiler olarak bu konuya odaklanmalı ve araştırma dünyasının sahip olduğu insan kaynağını artırmalıyız. Genç yetenekler için devamlı öğrenip kendilerini geliştirecekleri, araştırma yaparken üretken yapay zekâ ile kendi sınırlarını zorlayacakları ve zamanın ruhunu yakalayacakları bir sektör olmalıyız.”

Nicolas Lefebvre: ‘Ready-made’ eserler üretiyorum

Sanat dünyasının sınırlarını zorlayan, arkeolojik eserleri doğal unsurlarla harmanlayan ve Ankh haçı sembolüyle doğurganlık ile kadınlığı kutlayan eserleriyle tanınan Nicolas Lefebvre ile Pause Dergi için buluştuk. Paris’ten Tokyo’ya uzanan sergileriyle dikkat çeken Nicolas Lefebvre, ekolojik yöntemlerle sanatına yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. Kendisiyle kariyerinden, ilham kaynaklarından ve gelecek projelerinden konuştuk.

Röportaj: Melis BAYRAKTAR

Melis BAYRAKTAR

Kariyerinizi nasıl başlattınız ve bugüne nasıl geldiniz?

Sanat tarihine olan ilgimle École du Louvre’da eğitim aldım. Jacques Lacoste ile tanışmam ve onunla iş birliği yapmam kariyerimde önemli bir dönüm noktası oldu. Lacoste beni 1950’lerin Fransız tasarımcısı Jean Royère’in mobilyalarını seçmek için Lima,Peru’ya gönderdi. Bu deneyim, antik sanata olan ilgimi artırdı ve yerel el yapımı eserlerin büyüsünü keşfetmemi sağladı. Paris’e döndükten sonra, antikacı Axel Vervoordt ve müzayedeci Maître Binoche ile çalışma fırsatı buldum. Kendi antik nesne koleksiyonumu zenginleştirdim ve çağdaş sanat ortamında ilgi çeken çalışmalar yaptım. 2006 yılında Paris’teki ilk sergim büyük ilgi gördü. 2008’de Fransa’nın güneyine taşınarak kendi galerimi açtım. 2015 yılında Londra’daki White Space Gallery’de “Representing the Figure” sergisine katıldım. 2016’daki “Le Cheval” adlı eserim Mısır mitolojisindeki Ankh haçıyla eşdeğer görüldü. 2017 Paris Sanat Fuarı’ndaki heykellerim ise Afrika sanatını ön plana çıkardı. Bu eserler ünlü tripartit montajlarına sahipti.

 Tripartit montajlarınızın anlamı nedir?

Tripartit montaj, üç farklı bileşenin bir araya getirilmesiyle oluşturulan bir sanat tekniğidir. Heykellerimde bu tekniği kullanarak, neon, dalgalı demir ve diğer malzemelerden oluşan bileşenlerle eserin estetik ve anlamını oluşturuyorum. Her biri farklı bir hikâye anlatıyor ve bu birleşimler sanatı daha zengin kılıyor.

2019’da gerçekleştirdiğiniz “À quatre mains” sergisi hakkında ne söyleyebilirsiniz?

2019’da Galerie 127’de fotoğrafçı Sara Imloul ile iş birliği yaparak “À quatre mains” adlı sergiyi gerçekleştirdik. Bu sergi, Essaouira’dan bulunan nesnelerle heykellerin bir araya geldiği bir çalışmaydı. Imloul, eserleri kalotiple fotoğraflayarak antik bir sürecin sepia tonuyla yaşlanmış gibi görünmesini sağladı.

Evet, gördüm ben o sergiyi zaman ve mekanın sınırlarının olmadığı çağdaş bir arşiv ortaya çıkmış. Harika bir deneyim olmalı!

Teşekkürler!

Melis BAYRAKTAR

SANATIN TOPLUMSAL VE ÇEVRESEL KONULARI DA ELE ALMASI GEREKTİĞİNE İNANIYORUM

Peki sanatınızın temelini oluşturan malzemeyi nasıl seçiyorsunuz?

Malzeme seçimi, sanatımda kritik bir rol oynar. ‘Ready-made’ eserler üretiyorum. Bu eserler, antik ve temel sanattan alınan farklı kültürlerin ve dönemlerin karışımını içeriyor. Eski Mısır gözü, Kolomb öncesi pense, Amazon başlığı, Nijerya sikkeleri, Khmer aynası ve Berberi çadır kazığı gibi unsurlardan ilham alıyorum. Sanatın sadece estetik değil, aynı zamanda toplumsal ve çevresel konuları ele alması gerektiğine inanıyorum. Malzemeler, hikayeyi ve mesajı güçlendiriyor.

 “Mama” serginizden bahseder misiniz?

Evet, “MAMA” sergisi benim için çok özel bir yere sahip. Yaklaşık 10 yıldır üzerinde çalıştığım büyük ve güzel bir proje. Kadının toplumdaki yerine, doğaya olan bağlılığına ve doğurganlığın kutsallığına dair güçlü mesajlar taşıyor. Bu sergiyle, izleyicilere anneliğin evrensel ve zamansız değerini yeniden hatırlatmayı amaçladım. Farklı dönemlerden ve medeniyetlerden nesneler ve unsurlarla dünya çapında bir sergi oldu.

Eserlerinizde Mısır mitolojisindeki sembolleri kullanmanızın özel bir nedeni var mı?

Mısır mitolojisindeki semboller, derin anlamlara sahiptir. Ankh Haçı, yaşamın sembolüdür ve yaşamı, sonsuzluğu ve ölümsüzlüğü temsil eder. Ana Tanrıça Sembolü ise dişi ilkesini temsil eder ve doğurganlık, bereket ve annelikle ilişkilidir. Bu semboller, antik dönemde farklı kültürlerde farklı tanrıçaları temsil etmek için kullanılmıştır. Çalışmalarıma 25 yaşındayken başladım ve annemi yeni kaybetmiştim. Tanrıça figürü benim için bir bağlantı gibiydi ve sezgilerimi dinleyerek bu figürü seçtim. Eserlerimde her zaman üç farklı unsuru bir araya getiriyorum; Antik Mısır yaşam sembolü olan “ankh” içindeki üçlüden esinlenerek.

Melis BAYRAKTAR

Yeni nesil eserleriniz geçtiğimiz aylarda Paris’te düzenlenen “Assemblages” adlı sergide yer aldı. Bize bu serginizden bahsedebilir misiniz?

26 Nisan-3 Mayıs 2024 tarihleri arasında Christie’s müzayede evi tarafından düzenlenen ve Chenel galerisi ile iş birliği içinde gerçekleşen “Assemblages” sergisinde, Roma, Yunan ve Mısır’dan topladığım Roma büstleri, arkaik bronzlar ve porfir parçaları gibi antikaları mercan ve sünger gibi doğal elementlerle bir araya getirerek dönüştürdüm. Hem tarihi kalıntıları, hem doğal parçaları, hem de çağdaş sanatı temsil eden bu eserlerim, tarihlenmesi veya sınıflandırması zor olan küçük ve hassas nesnelerden oluşuyor.

Christie’s serginizden neler öğrendiniz?

Christie’s sergisi, eserlerimin farklı kültür ve tarihlerden nesnelerle nasıl bir araya getirildiğini sergilemek için mükemmel bir platform sundu. Sergi, sanatseverler arasında büyük ilgi gördü ve eserlerimin uluslararası bir izleyici kitlesine ulaşmasını sağladı. Bu deneyim, sanatımın evrenselliğini ve farklı kültürlerle olan bağlarını daha da pekiştirdi.

Sanatınızın gelecekteki yönü hakkında bize bir ipucu verebilir misiniz?

Bu yıl bronz eserler yapmaya başladım. Farklı patinalarla üç bronz eser yaptım. Bu, yeni bir süreç ve ekolojik bir yöntemle nesnelere yeni bir hayat veriyorum. Farklı kültürlerden ve zaman dilimlerinden nesneleri bir araya getirerek ilham alıyorum.

Önümüzdeki günlerde yeni kitabınız çıkıyor. Bize yeni kitabınızdan bahsedebilir misiniz?

Yeni kitabım, sanat yolculuğumun ve eserlerimin arkasındaki ilham kaynaklarının derinlemesine bir incelemesini sunuyor. Kitapta, antik ve çağdaş sanatın kesişim noktalarını, kullandığım malzemelerin hikayelerini ve sanatın toplumsal ve çevresel etkilerini ele alıyorum.

Okuyucular, sanatımın arkasındaki derin anlamları ve sembolleri keşfetme fırsatı bulacaklar.

Melis BAYRAKTAR

Geçmiş Sergileriniz:

– Haziran-Eylül 2019: San Remo, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU

– Eylül 2019: Paris, MERCI’de performans

– Eylül 2019: Şanghay, GALLERY ART CN

– Ekim 2019: Tokyo, POMMERY için performans ve sergi

– Kasım 2019: Lizbon, Homa sanatçı grubu sergisi

– Aralık 2019: Ocak 2020: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU

– Eylül 2020: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile ART PARIS

– Aralık 2020: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU’da solo sergi

– Mayıs 2021: Lizbon, Julie Le Halleux & Marie-Eve Macgoey tarafından düzenlenen LISBON BY DESIGN Sanat Fuarı

– Mayıs 2021: Amsterdam, ADORABLE ART + DESIGN GALERIE ile KUNST RAI ART

– Ağustos 2021: Ile-de-Ré, VISUS GALLERY’de sergi

– Eylül 2021: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile ART PARIS

– Kasım 2021: Strasbourg, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile St.Art Fuarı

– Eylül 2022: Lizbon, Küratör Rita Gomes Cardoso ile “Aligned minds” sergisi @ CISTERNA GALLERY

– Kasım 2022: Singapur, Clementine de Forton & Marina Oechsner de Coninck ile “I think I see it” sergisi @ 63 SPOTTS ART GALLERY

– Kasım 2022: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU’da solo sergi “Nicolas Lefeuvre: oeuvres récentes”

– Şubat 2023: Brüksel, GALERIE JEAN-FRAN ile Brafa Sanat Fuarı.

– Nisan 2023: Şubat, San Remo, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile “I think I see it” sergisi.

– Haziran 2023: Seul, V&E ART ile DAEGU ART FAIR.

– Ekim 2023: Taipei, V&E ART ile Art Taipei.

– Ocak 2023: Brüksel, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile Brafa Sanat Fuarı.

– Nisan 2023: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile PAD DESIGN & ART sergisi.

– 22-27 Kasım 2024: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile LA BIENNALE PARIS’te sergi.

– 19 Eylül- 17 Ekim 2024: Lizbon, “Palacio Verride”de solo sergi, LISBON ART OFFICE ile birlikte

– Eylül 2024: Seul, V&E ART ile KIAF’ta sergi.

– Temmuz-Ağustos 2024: La Bisbal, CLEMENTINE DE FORTON ile birlikte Castell d’Emporda’da sergi.

– 7-13 Haziran 2024: Paris, La Pagode’da “LE PRINTEMPS ASIATIQUE” sergisi, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile birlikte.

Ece Özdikici ile sanat, oyunculuk ve hayata dair…

Sanatın her dalında iz bırakan Ece Özdikici, oyunculuk deneyimlerinden resim tutkusuna, çocuk atölyelerinden yeni projelerine kadar birçok konuyu Pause Dergisi’yle paylaştı

Nazan Ortaç

Oyunculuk kariyeriniz boyunca tiyatrodan televizyona, oyuncu koçluğuna kadar geniş bir yelpazede çalıştınız. Bu süreçte sizi en çok etkileyen deneyim neydi?

Tek bir deneyim gelmiyor aklıma. Daha çok nelerden etkilendiğimi söyleyecek olursam; mesleğimi ve sektörümü dışarıdan izleyen insanlara manzaranın nasıl göründüğünü hatırlamıyorum. Uzun yıllardır o manzaranın içindeyim. Çok zorlandığımız zamanlar oluyor. Kaygı yaratacak çok unsur var. Benim ve azimle devam eden meslektaşlarımın süreçleri, düşüşleri kalkışları, yeniden başlayışları, çocuksu oyun oynama arzuları beni inanılmaz heyecanlandırıyor. Çok etkileniyorum bu masum, çocuksu direnişten. Bir de iyi bir eser karşısında çok fazla duyguyu aynı anda yaşıyorum. Heyecanlanıyorum, seviniyorum ona bakabildiğim için, ağlama isteği geliyor, o kadar çok şey yaşıyorum ki… İyi yazılmış, yönetilmiş, oynanmış bir filmde oturamadığımı, heyecandan ayağa kalkıp izlediğimi, bazı resimlere uzun uzun ağlayarak baktığımı hatırlıyorum. Sanat beni çok heyecanlandırıyor.

Ece Özdikici

Oyunculuk kariyerinizde canlandırdığınız karakterlerden hangisi sizi en çok etkiledi ve neden?

Hepsinden ayrı ayrı parçalar kaldı bende. Bazen sanırım oynadığım tüm karakterlerin kolajı olan bir tarafım var diye düşünüyorum. Çok güzel karakterleri tiyatroda da, televizyonda da oynamak kısmet oldu şükürler olsun. Bazılarının çocuksu hallerini sevdim. Juliet gibi. Televizyonda ‘Kadın’ dizisinde oynadığım kabuklu ama yürekli Jale vardı, ona bayılırım. ‘Poyraz Karayel’de Songül’ün deli zekasını, enerjisini, yaşama inadına bayılırım. Bu sezon da devam edecek ‘Salıncakta İki Kişi’ adlı oyunda Gitta karakterini oynuyorum. Seyircilerimizi beklerim. Onun da olaylardan hayatı öğrenerek çıkarması, yoluna devam edebilecek gücü yine kendinden alması oldukça etkileyici. O kadar çok ki…

Bir rolü kabul ederken hangi kriterlere dikkat ediyorsunuz ve bu süreçte en çok hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

En başta oyun/senaryo, rol, yönetmen/yapım, ekip sıralamasında ilerliyorum. Yolda değişenler oluyor tabii. Ekip arkadaşları, yönetmen ve hatta kabul ettiğiniz karakter değişebilir… Oyunlarda olmaz ama senaryolarda başladığınız karakter çoğunlukla değişiyor.

Aynı zaman ressamsınız ve sergileriniz de var… Resmin hayatınızdaki yerini nasıl anlatırsınız? Resimlerinizde hangi temaları işlemeyi seviyorsunuz?

İtiraf etmeliyim ki, resim yapmaya en adandığım dönemler içimin karanlık evrelerinde umut ışığı ararken oluyor. Bunu yeni yeni kendime itiraf ettim. Şimdi de sizinle ve okuyan herkesle paylaşıyorum. Hep resmettiğim kadınların güçlü bakışları ve rahatsız edici bir tarafları olduğunu söylerler. O rahatsızlık unsurunu ben ekliyorum. Masum peri bakışlı bir kıza görmezden geldiği bir örümcek ekliyorum örneğin. Biraz bakışımı ve resimle olan ilişkimi değiştiriyorum şu sıra. Hayatın her yönü var. Neden mutlu ya da huzurlu, tatmin olmuş anlarda da üretmeyeyim? Şimdi o dönemdeyim. Resimlerime bakan insanların benimle beraber yüklerini hafifleten bir yolculuğa çıksınlar istiyorum.

Ece Özdikici

Çocuklar için drama atölyeleri düzenliyorsunuz. Bu atölyelerde çocuklara hangi becerileri kazandırmayı amaçlıyorsunuz?

Drama atölyeleri değil. Yanlış bilgi olmasın. Yaratıcı atölye adı altında resim ve oyunculuk eğitimini birbirine eşleyerek götürüyorum. Tek bir kursta her iki sanata da değsinler istediğim için böyle bir atölye geliştirdim. Aslında planlarımın arasında yetişkinler için de aynı hedefle bir atölye yapmak var. Biraz üzerine çalışmak istiyorum ilerleyen dönemde.

Çocukların sanata olan ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz ve onları bu alanda desteklemek için ailelere neler önerirsiniz?

Çocuklar o kadar çok kursa gidiyor ki, önereceğim şey bir kurs, bir etkinlik değil. Elbette isterim benim atölyeme gelsinler, çalışalım. Söylemek istediğim yanlış anlaşılmasın. Çocukların saatlerini doldurmayı, onları meşgul etmeyi bırakın. Şimdi ama bütün gün tablette diyecekler biliyorum. Bunu sınırlandırın ve çocukların sıkılmalarına izin verin Allah aşkına. Sıkıntıdan patlayacak noktada arayışa girecek, eline boya alacak, şarkı söyleyecek. O zaman üretecek. Kimse hayal kurmuyor artık. Çocuklar dahil. İhtiyaç duymuyorlar ki. Bırakın sıkılsınlar, duvara bakarak hayal kursunlar. Sanat, edebiyat başka türlü üremez. Piyano kursuna götürülen kaç çocuk ailesiyle beraber senfoni konserlerine gidiyor? Hayatınıza girmeyen bir şeyi nasıl benimseyebilirsiniz? Bunlar hep heves olarak kalmaya mahkûm.

Sanatçı olarak sizin için en büyük ilham kaynakları nelerdir? Hangi sanatçılardan veya eserlerden etkileniyorsunuz?

En büyük ilhamım doğa. Sonra hassas insanlarla sohbetler, gözlemler… Notlar alıyorum. Görseller topluyorum. Etkilendiğim sanatçıları saymakla bitmez ki. Tüm sanat dallarından ayrı ayrı sanatçılar yüreğime çarpıyor.

Ece Özdikici

Gelecek için hangi projeler üzerinde çalışıyorsunuz ve kendinizi geliştirmek istediğiniz yeni alanlar var mı?

Evet var ama gerçekten benim için yeni bir alan ve oluşturma aşamasının çok başındayım. O yüzden paylaşmak için erken diyebilirim. Yapmış olduğum projeleri geliştirmek için konuşabilirim. Benimle ve çalışmalarımla bağ kuracak insanlarla tanışmak, çalışmak istiyorum. Yaratıcı atölyeyi daha çok çocuk ve okulla buluşturabiliriz. Sanat ile henüz tanışmamış çocuklara bu atölyenin kısa versiyonunu taşıyabilmem için bana destek sağlayacak bir ekip çok güzel olurdu. Kitabım için de aynı şey geçerli. Ben elbette ki daha çok çocuğa ulaşsın istiyorum. Yoksa yazmam ne işe yarar, değil mi? ‘ECE GERİ DÖNÜŞÜMÜ ANLATIYOR’ adlı çocuk kitabımın daha çok çocuk ile buluşması için, aklıma ilk gelen özellikle ilkokul ve anaokulu öğretmenleri oluyor. İnstagram @eceozdikici sayfamda profildeki linkten, ya da @divit_kitabevi sayfasından edinebilirler. Aklıma gelmeyen birçok olasılık mümkün olsun. Yeni sezonda tiyatro ve televizyon için olan projelerimi de yine instagram sayfamdan takip edebilirsiniz. Oyun çıkışı izleyenler arasında bu röportajı okuyup gelen olursa kesinlikle çok mutlu olurum.

Ece Özdikici

“YAZDIĞIM ÇOK FAZLA ÖYKÜ VAR”

 “Ece Geri Dönüşümü Anlatıyor” kitabınızın hikayesi nasıl ortaya çıktı? Bu kitabı yazma sürecinizden bahseder misiniz?

Hayallerimden biri idi çocuk kitabı yazmak ve resimlemek. Dijitallerini de yapmak istiyorum aslında. Yazdığım çok fazla öykü var. Canım sıkıldıkça bir şeyler yazarım ya da çizerim. Diyorum ya sıkılmak ürettirir. Bu öyküyü yıllar evvel yazmıştım. Diğer yazdıklarımın arasından bu öyküyü seçmemin sebebi; dünya için önemli bir konuyu sıkıcılaştırmadan, nasihat vermeden çocuklara anlatabilmek aslında. Baskıdan evvel üzerinde tekrar çalıştım elbette. Resimlerini tablette çalışmadım. Eski usul çalışmayı seviyorum. Kâğıt ve boyalar…

Kitabınızda israf, geri dönüşüm ve doğal kaynakların kullanımı gibi konulara değiniyorsunuz. Bu konulara ilgi duymanızın sebebi nedir?

Çok sayıda bilinçsiz insan var. Dünyaya sadece tüketmeye gelmiş ve her şeyi kendi hizmetine kullanmak hakkıymış gibi yaşayan. Yetişkinlere -eğer açık değillerse- farkındalık kazandırmak çok zor. Öğrenmemek için direnenleri tanıyorum. Halbuki küçük bir alışkanlık değiştirmek ile gerçekten büyük değişime sebep olabilir herkes. Sen, bir fabrika kadar zararlı değilsin diye dünyadan daha az sorumlu değilsin. Büyüklere anlatmaya çalışmaktan yoruldum ne yalan söyleyeyim. Çocukları en iyi şekilde yetiştirmeye çalışıyoruz hepimiz. Benim de katkım bu olsun istedim.

Kitabınızda yer alan resimleri de kendiniz yaptınız değil mi?

Evet. Çok zevkliydi. Her zaman çocuk kitabı resimlemeye devam etmek isterim.

Çevreyle ilgili başka projeleriniz var mı? Yeni kitaplar, atölyeler veya başka çalışmalar planlıyor musunuz?

Tek başıma değil, bir ekiple yapmak isterim. Benim gibi düşünen, üretmeyi seven kişilerle yine sanat atölyeleri yapmak, konularımızı hayatın, gündelik yaşamımızın içinden seçmek ve eğer çocuklar ile çalışacaksam duyarlı, hassas büyümelerini destekleyecek çalışmalar yaptırmak isterim.

Elite World, İnegöl’de

Türkiye’nin önde gelen otel zincirlerinden Elite World Hotels & Resorts’ün, franchise iş modeliyle büyüme stratejisi kapsamındaki yeni durağı Bursa İnegöl oldu.

İnegöl’ün tek markalı oteli olan Elite World GO Bursa İnegöl, Ekim ayı itibariyle bölge turizmine hareket katmayı hedefliyor.

Türkiye’nin önde gelen otel zincirlerinden Elite World Hotels & Resorts, franchise iş modeliyle büyüme stratejisi kapsamında yurt içi ve yurt dışında yeni otel anlaşmalarına hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda Elite World Hotels & Resorts’ün son durağı mobilyacılık sektörünün ülkemizdeki önemli merkezlerinden Bursa İnegöl oldu.  Zincir bünyesinde hem iş hem de tatil amaçlı misafirlerinin dinamik ihtiyaçlarına cevap veren otel markası Elite World GO ile İnegöl’e adım atan zincir, Ekim ayı itibariyle bölge turizmine canlılık kazandırmayı hedefliyor.

Elite World GO Bursa İnegöl için Elite World Hotels & Resorts ile yatırımcı firması İnegöl Otelcilik Turizm arasında anlaşma imzalandı. İmza törenine Elite World Hotels & Resorts Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Emel Elik Bezaroğlu, CEO’su Orkun Petekçi, İş Geliştirme Müdürü Giray Arıkan ile İnegöl Otelcilik Turizm ortaklarından Dündar Köktan katıldı.

Bodrumlu STK’lar Bodrum hakkında çıkan negatif haberlerden rahatsız!

Bodrum pahalılığı ile ilgili yayınlanan haberler hakkında açıklama yapmak üzere Bodrum’un önde gelen kurum ve kuruluşları bir araya gelerek basın ile buluştu. Bodrum Ticaret Odası (BODTO) Başkanı Mahmut Serdar Kocadon, Deniz Ticaret Odası (DTO) Bodrum Şube Başkanı Orhan Dinç, Bodrum Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Erdoğan Başeymez, TÜRSAB Bodrum Bölge Temsil Kurulu Başkanı Mustafa Demir ve Bodrum Otelciler Derneği (BODER) Başkanı Ömer Faruk Dengiz toplantıya katıldı. Yapılan ortak açıklamada, basın ve sosyal medyada ‘Bodrum çok pahalı’ imajı yaratılmaya çalışıldığına dikkat çeken kurum başkanları, bundan duydukları rahatsızlığı dile getirdi.

Toplantının hemen ardından Bodrum Otelciler Derneği Başkanı Ömer Faruk Dengiz, konu ile ilgili aşağıdaki açıklamayı yaptı;

“Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik dar boğaz, her bölgemizi olduğu gibi Bodrum’u da etkilemektedir. Gelecek olan misafirlerimizin bu ekonomik konjonktürde alım güçlerinin düştüğü gerçeği ile karşı karşıyayız. İşte tam da bu yüzden bu açıklamayı yapmak istedik.

Bodrum sadece belli markaların adisyonları ile tanımlanamaz

Bodrum, son 50 yılda büyüyerek tüm dünyada takip edilen bir turizm markası haline gelmiştir. Bu büyüme ve gelişme, büyük global markaların da dikkatini çekmiş ve yıllar içinde pek çok marka Bodrum’da yatırım yapmıştır. Çoğu lüks hizmet sunan bu markaların fiyatları, ekonomik olarak içinde bulunduğumuz dönem nedeniyle sıkça gündeme gelmektedir. Ancak Bodrum, sadece bu markalardan ibaret değildir ve hiçbir zaman da sadece bu şekilde anılan bir destinasyon olmayacaktır. Sosyal medyada ve basında paylaşılan, lüks hizmet veren markaların adisyonları, Bodrum’un gerçek tanımından çok uzaktır.

Herkes için Bodrum

Bodrum’da her bütçeye uygun tatil yapmak mümkündür. Uygun fiyatlı oteller, pansiyonlar ve kamp alanlarından tatil köylerine ve çok lüks büyük markalı konaklama tesislerine kadar geniş bir yelpazede konaklama seçenekleri bulunmaktadır. Geçmişte Bodrum’un marka haline gelmesine en fazla katkı sağlayan tesislerin başında yer alan butik oteller ve aile işletmeleri, yine aynı misafirperverlikle ve uygun fiyatlarıyla hizmet vermeye devam etmektedir. Gastronomisi ile de dikkat çeken Bodrum’da, lüks restoranların yanı sıra yerel lezzetleri deneyimleyebileceğiniz pek çok ekonomik alternatif bulunmaktadır. Tarihi mirası ile de unutulmayacak bir kültür turu yaparak, Bodrum’un binlerce yıllık yaşanmışlığını deneyimleyebilirsiniz. Üstelik bu tarzda bir tur yapmanın büyük bir kısmı da ücretsiz. Masmavi koylarıyla efsaneleşmiş Bodrum’da, tekne turları her zaman ilgi görmüştür. Çok lüks bir yat kiralayarak bu koyları gezme alternatifi olduğu gibi ekonomik turlarla da Bodrum’un turkuaz mavisini keşfetmek mümkündür. Bodrum, canlı gece hayatıyla da tanınır, ancak bu eğlencenin pahalı olması anlamına gelmez. Sahil kenarındaki barlar ve gece kulüpleri, Bodrum’un simgelerinden olan barlar sokağı, uygun fiyatlı içecekler ve ücretsiz giriş imkanlarıyla tatilcilerin bütçesini zorlamadan eğlenmelerini sağlamaya devam etmektedir. Ayrıca, yerel halkın katıldığı açık hava etkinlikleri ve festivaller de belediye ve organizasyon yapan STK’lar tarafından ücretsiz olarak sunulmaktadır. Bodrum, sunduğu bu ekonomik tatil seçenekleriyle her yıl yüz binlerce tatilciyi ağırlamaktadır. Hem doğal güzellikleri hem de herkesin istediği tatil imkânlarıyla Bodrum, Türkiye’nin en gözde tatil destinasyonlarından biri olma unvanını sürdürmektedir. Tabii ki lüks markaların basının çok daha fazla ilgisini çekmesini anlıyoruz. Ancak Bodrum’u marka haline getiren tüm bu değerleri de yeniden kamuoyuna hatırlatmak istiyoruz.

Salamis Bay Conti Genel Koordinatörü Mehmet Kıral, sezonu değerlendirdi

Salamis Bay Conti Genel Koordinatörü Mehmet Kıral, Küzey Kıbrıs için 2024 yaz dönemi turizm değerlendirmesinde bulundu. Kıral, “2023 yılında başladığımız pazarlama faaliyetleri ile sezonu yüzde 90-95 oranında dolulukla geçiriyoruz. Bu oranda sunduğumuz yüksek hizmet kalitesinin büyük bir payı var. Konumumuz, denizimiz, lezzetlerimiz ve sunduğumuz imkanlarla konuklarımıza çok özel bir deneyim sunuyoruz” şeklinde konuştu.

Salamis Bay Conti Genel Koordinatörü Mehmet Kıral, Küzey Kıbrıs için 2024 yaz dönemi turizm değerlendirmede bulunarak rakamların beklentileri ile paralel olduğunu söyledi. “Şu an yüzde 90-95 oranında dolulukla geçiriyoruz. Bu oranda sunduğumuz yüksek hizmet kalitesinin büyük bir payı var. Konumumuz, denizimiz, lezzetlerimiz ve sunduğumuz imkanlarla konuklarımıza çok özel bir deneyim sunuyoruz” şeklinde konuşan Mehmet Kıral, Salamis Bay Conti’nin sadece konaklama ve denizle sınırlı kalmadığını, eğlence konseptiyle de misafirlerini büyülediğini vurguladı. “Brezilya’dan getirilmiş revüler, Rusya’dan ve Ukrayna’dan gelen revü grupları ve yerel topluluklarla çok özel bir program sunuyoruz. Bu programlar misafirlerimizden büyük beğeni topluyor” diyen Kıral, hedeflerinin doluluk oranını daha da yukarılara taşımak olduğunu söyledi.

Olumsuzluklara da değinen Salamis Bay Conti Genel Koordinatörü Mehmet Kıral, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Türkiye’den biraz daha ağır bir şekilde bir enflasyon hissedildiği için bizim en birinci gider kalemimiz olan personel giderlerinde oldukça büyük artışlar oldu. Şu anda bizim asgari ücretimiz Kuzey Kıbrıs’ta 34 bin Türk lirası.  Bu birinci derecedeki gider kalemimiz” dedi. Kıral, “Eskiden bir otelin doluluk oranı yüzde 35’lerde olduğunda başa baş noktasına gelirken şimdi bu oran maalesef yüzde 50’lere geldi. Bunun yanında gıda ve yiyecek içecekteki artışlar ve aynı şekilde enerjideki artışlar tabii turizmimizi olumsuz yönde etkiledi” şeklinde konuştu.

“Turizmin en önemli bacağı ulaşımdır”

“Avrupa’dan hala ülkemize direkt uçuşlar yok. Uçuşlar direkt olarak Türkiye’den gerçekleşiyor. Ziyaretçilerin, Türkiye üzerinden aktarmalı uçuşlar ile Kuzey Kıbrıs’a ulaşmak zorunda kalması hem masrafları artırıyor hem de seyahat süresini uzatıyor. Ulaşım turizmin en önemli bacaklarından biridir. Bu ulaşımı biz Avrupa’dan direkt sağlayamadığımız için Avrupa pazarı da pahalıya uçuyor Kuzey Kıbrıs’a. Avrupa’dan direkt uçuşların başlaması bölgesel ekonomiye büyük katkı sağlayabilir. Bu konuda bazı girişimler var. Bunlar gerçekleşirse Avrupa’dan gelen turist sayısında artış yaşanacaktır. Kuzey Kıbrıs hem plajları hem de tarihi ile çok şanslı bir destinasyon. Turizm potansiyelini harekete geçirmeye yönelik girişimlerle Kuzey Kıbrıs’ın Akdeniz’in en gözde destinasyonu olacağını düşünüyorum” dedi.

Fransız Riviera’sının kalbi “Mas Sculpture” da atacak

Richard Mas, modern heykel alanının önde gelen sanatçılarından biriydi ve eserleri fantasmagoriques bir tarza dayanıyordu. Mas’ın yapıtları, bugünün kaotik hayatına karşı pozitif varoluş biçimlerini karşılayabilecek sürreal, post-fütürist yeni bir estetik önermekteydi. 2021 yılında hayatını kaybettikten sonra geride 450’den fazla heykelden oluşan büyük bir sanatsal miras bıraktı. Richard Mas’ın vefatından sonra, eşi ANNA MAS, onun sanat mirasını yaşatma ve tanıtma konusunda önemli bir rol oynuyor. “Mas Sculpture” adlı bir sanat kuruluşu kuran Anna Mas, Richard Mas’ın eserlerini daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor. Anna Mas ile Fransa’nın Cote D’Azur bölgesine bağlı Villeneuve-Loubet (Alpes Maritimes) ‘de ki Richard Mas’ın atölyesinde buluştuk. Adeta Alice Harikalar Diyarını andıran atölyenin içinde bizi güzel yüzü ile karşıladı.

Röportaj: Melis Bayraktar

Fransız Riviera’sının kalbi “Mas Sculpture” da atacak Röportaj: Melis Bayraktar

Richard Mas’ın vefatından sonra sanatsal süreci sürdürmek zor bir süreç olabilir. Bu süreçte ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Sanatsal süreci sürdürmek, elbette zorluklarla dolu bir süreç. Richard Mas’ın özgün yaklaşımını devam ettirmek ve onun eserlerini canlı tutmak için çocuklarımla beraber elimizden geleni yapıyoruz. Eserlerin tanıtımı ve pazarlaması, sanat eserlerinin korunması, sergilenmesi ve satılması gibi önemli sorumlukları üstlendik. Bizim için zorlu bir sorumluluk bu. Vizyonunu sürdürebilmek için elimizden geleni yapıyoruz.

Mesela Richard’ın eserleri Londra, Gstaad, Hong Kong, Miami, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nde sergilendi. Monaco Botanik Bahçesi’nde ve Cannes Film Festivali’nde Croisette’de yer alıyor.

Ayrıca, Richard’ın heykelleri, Fransa’da Saint Laurent du Var’da Nice’e yakın bir alışveriş merkezi olan Cap 3000’de sergileniyor. Bu büyük sergi 11 eserini içeriyor. Richard Mas, sanat eserlerinin sadece galerilerde ve müzelerde değil, herkesin erişebileceği alanlarda bulunması gerektiğini savunurdu. Bu sergi sayesinde 2022’den bu yana geniş bir kitleye ulaştık bile. Güney Fransa’da “El Şeklinde Kanatlı Horoz” heykelinin önünde fotoğraf çekilmeyen kimse kalmadı herhalde.

Richard Mas

Kadınlar Gerektiğinde baş kaldırıyor!

Cannes Film Festivali zamanı Armani’de ilk sergilendiği günü hatırlıyorum. Ben de önünde fotoğraf çekilmiştim. ‘Horoz/Tavuk’ heykelini tasarlama fikri Richard Mas’a nereden geldi biliyor musunuz?

Richard’ın her projesinin kendine has zihinsel süreci vardı. Tasarım sürecini zihinsel sürecinden geçirerek tamamlardı. “Horoz ve Tavuk” heykelinin tasarlanma bahsedecek olursam; ilhamını kültürlerden ve kadınlardan almıştı. Dünyanın o an içinde bulunduğu ekonomik krize karşı doğmasını hayal ettiği güneşten, kadınların daha güçlü bir şekilde seslerini çıkartmasından… Bakın, son yıllarda artık kadın, erkekle eşit olmaktan çok kendi varlığını ortaya koyuyor. Gerektiğinde baş kaldırıyor! Gücünü gösteriyor. Geçtiğimiz senelerde 71. Cannes Film Festivali’nde 82 kadın cinsiyet eşitsizliğini protesto etti. Eski Hollywood film yapımcısı Harvey Weinstein artık Cannes Film Festivaline gelemiyor. Bunların hepsi kadınların seslerini çıkartması sayesinde.

Neden horoz/tavuk sembolünü seçtiğine gelince de biliyorsunuz kültür ve sanatta, oldukça zengin ve derin anlamlar taşıyan sembol grupları bulunmaktadır. Söz konusu sembol gruplarından en popüleri ise, şüphesiz hayvan üslubu ismiyle de üsluplaşmış olan hayvan sembol grubudur.

Sembollerle anlatım, en eski devirlerden beri her türlü coğrafyada ve birçok kültürde en ileri seviyede kullanılagelmiştir.

Dünya kültür ve sanat arenasına baktığımızda horoz, inanç ve ışık anlamına gelen büyük bir sembolik değer. Ve horozun her sabahki ötüşü, karanlığın üzerine doğan güneş veya kötülüğün üzerine doğan iyilik anlamına geliyor. Ayrıca Fransa’nın da inatçı ruhunu temsil ediyor.

Horoz heykelinin kanatlarındaki ve başının üzerindeki (ibikleri) kadın elleri de Neolitik ve Kalkolitik çağlarda, “Ana Tanrıça” olarak taçlandırılan “Kybele” ‘yi bolluğu ve bereketi simgeliyor.Richard Mas

Osmanlı sanatında da çok sayıda horoz/tavuk figürüne rastlanmıştır

Daha önce duydunuz mu bilmiyorum fakat İslam ve Türk geleneklerine baktığımızda da horoz özellikle de beyaz horoz önemli bir sembol olarak kullanılmıştır.

Evet zaten sadece Fransa’da değil birçok kültürde horoz, güneşin ve gururun sembolü olarak algılanmış, onun ötüşüyle güneşin doğuşu arasında ilişki kurulmuştur.

İslam ve Türk geleneklerine baktığımızda da bunu görürüz.

Hun devrine ait Pazırık kurganlarından çıkarılan eserler arasında horoz/tavuk figürleri çok fazladır. Selçuklu ve Osmanlı dönemi minyatür, hat, fresk, maden, ahşap, taş ve halı sanatında, özellikle Selçuklu sanatının en gözde eserlerinden olan Varka ve Gülşah minyatürleri ile Osmanlı sanatına ait Hümayunname ve Zübdetü’t Tevarih minyatürlerinde çok sayıda horoz/tavuk figürüne rastlanmıştır.

Richard Mas

Richard Mas’ın sanat mirasını yaşatmak için Mas Sculpture’ı kurdunuz. Ne zaman ve nerede açılacak? Açılışı heyecanla bekliyorum.

Richard Mas’ın vefatından sonra çocuklarımızla birlikte Mas Sculpture’ı kurarak onun sanat mirasını yaşatmaya karar verdik. “Mas Sculpture” yakın zamanda kendi atölyesinde açılacak. 450’den fazla eserini geniş bir kitleyle buluşturmayı hedefliyoruz. Müşterilerimizi randevu ile kabul edeceğiz.

Fransa’da bile Richard’ın heykellerini çok açık buldukları için galerilerinde sergilemek istemeyen galericiler vardı.

Fransa ile kıyasladığınızda Türkiye’de sanatın durumu nedir?

Türk sanatı egemen sanat piyasasında yer bulmaya başladı. Çok bilinçli sanatçılarınız, galericileriniz var. Richard’ın sergilerinde birçok Türk sanatseverle tanıştım.

2014 yılında Cannes Film Festivali sırasında İstanbul Mercure Otel’in sanat danışmanı, Richard’ın Festival için tasarladığı “Mr and Mrs Smile” heykelini satın aldı. Mr and Mrs Smile eserinin hikayesi aslında hepimizin içinde bulunduğu bir hikaye… Kabus ve umut… 2000 yılından bu yana 150 bin kişiden fazlası hayatını terör saldırılarında kaybetti. İstanbul, Ankara, Nice, Paris ve diğer saldırılarda hepimizin canı fazlasıyla acıdı. Çok korktuk… Bu heykel, saldırılara inat umutla gülebilen, gülmemiz gerektiğini hatırlatan bir heykel. Heykeller İstanbul Taksim’deki Mercure Hotel’in lobisinde. Merak edenler orada görebilirler.

Richard Mas

Bunun yanı sıra, Sanatın özellikle heykelin insan yaşamında yer alabilmesi, insanın bunu kendine katabilmesi ve sanatla sunulan yeni dünyaların insan tarafından algılanabilmesi her çağda ve her coğrafyada zor olmuştur. Dünya Sanat Tarihi incelendiğinde genelde sanatın, özelde heykelin bu zorlu yürüyüşü kimi zaman toplumsal yapıya, kimi zaman toplumsal inançlara, kimi zaman toplumun siyasal duruşuna bağlanarak açıklanmıştır.

Bu nedenle heykel kimi zaman kilisenin, kimi zaman sarayın, kimi zaman politikanın yollarında zorluklarla yürürken, kimi zaman özgürlüğüne susamış, ancak bunu elde ettiği zamanlar da bile zorluklardan kendini kurtaramamıştır. Maalesef heykel sanatı bugün bile aynı olmasa bile benzer zorluklarla karşı karşıya. Kendimden örnek vereyim; Fransa’da bile Richard’ın heykellerini çok açık buldukları için galerilerinde sergilemek istemeyen galericiler vardı bir dönem.

Ezgi Tombul: Hayallerimin Peşinden Gitme Niyetim Var

Ezgi Tombul: Hayallerimin Peşinden Gitme Niyetim Var

Oyunculuk kariyerinin başlangıcından, unutulmaz anılarına ve yeni projelerine kadar her şeyi anlatan Ezgi Tombul, kariyer hedeflerini ve genç oyunculara tavsiyelerini Pause Dergisi’ne anlattı. “Birbirinden farklı karakter oynamak istiyorum” diyen Tombul, samimi açıklamalarıyla ilham veriyor.

Röportaj: NAZAN ORTAÇ

Ezgi Hanım, oyunculuk kariyerinize nasıl başladınız? Bu yolculuğunuzda sizi en çok etkileyen ve yönlendiren kimler oldu?

Kariyer, mesleki başarı üzerine kurulu bir kelime, ben daha çok mesleğe duyduğum arzunun nasıl oluştuğundan bahsedebilirim, çünkü, bence kariyer, peşinden gittiğin arzunun pozitif getirisi sadece, onun yanıtını da ben veremem. Ortaokulda ‘elinde fırçayla şarkı söyleyen çocuk’ değil, utangaç bir çocuktum, annem bana daha iyi hissetmem için tiyatro kursunu önerdi ve ben orada tutkumu buldum. Çeşitli tiyatro toplulukları ve ardından konservatuvarla devam eden süreçte, fitili annemin ateşlediğini söyleyebilirim.

Müjdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro Bölümü’nde aldığınız eğitimin kariyerinize nasıl bir katkısı oldu?

Benim okulumun ya da herhangi bir okulun amacı bence ilgilendiğin dalla yıllarca yoğrulmanı sağlamak. Okul yılları boyunca, zaten yapmayı istediğin ‘oyun oynamayı’ defalarca yapıyorsun, deneye yanıla, tekrar ve tekrar… Bu bağlamda, benim okulumun bana katkısı esneklik kazanmam oldu.

“Keşanlı Ali Destanı” ve “Hatırla Gönül” dizilerinde yer aldığınız dönemle ilgili unutamadığınız anılarınız var mı?

“Keşanlı Ali Destanı”, benim ilk işim olması sebebiyle kalbimde yeri çok başka, okuldan yeni mezun olmuş ve Çağan Irmak’ın dizisinde oynuyorum, o hissi hiç unutmuyorum. Geçmişte çalıştığım her işi mutlulukla anıyorum ve bunu değerli buluyorum.

Ezgi Tombul

Yeni projeniz “Sorgu Odası” dizisinde nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?

‘Sevilay’ karakterini oynuyorum. Sevilay, aile travmaları sebebiyle yaralı, kendisiyle mutsuz ve mutsuzluğunu da etrafına yayan bir karakter. Boşandığı eşi Metin’le sağlıklı sınırlar koyamamaları, Sevilay’ı git gelli bir ruh haline sokuyor.

Dizinin konusu ve hikayesi hakkında biraz daha detaylı bilgi verebilir misiniz?

Bir cinayetin failinin araştırıldığı olay örgüsünün yanı sıra, birbirlerine çeşitli önyargılar geliştirmiş, birbirini yaftalayan kişilerin; ‘ötekini’ tanıdıkça dönüştükleri, anladıkları, dayanışmayı seçtikleri bir polisiye hikaye diyebilirim.

Hazal Kaya ve Çağlar Ertuğrul ile aynı projede yer alıyorsunuz… Daha önce birlikte çalışmış mıydınız?

Hayır daha önce çalışmamıştık, ilk kez tanışıyoruz.

Ezgi Tombul

Dizinin yönetmeni Deniz Yorulmazer ile çalışmak nasıldı? Yönetmenle olan işbirliğiniz hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Yönetmenimiz ne istediğini çok iyi bilen, bilmenin ve işini iyi yapmanın huzurunu tavrına yansıtan biri, görüntü yönetmenimiz Neco Akdeniz ile birlikte çok güzel bir iş çıkarıyorlar, ben de bir parçası olduğum için mutluyum.

Polisiye dram türündeki bu dizi, kariyerinizde nasıl bir yer tutuyor? Bu türde çalışmak size neler kattı?

Ben, bu işin polisiye aksında bulunmuyorum. Benim karakterim çok incinmiş, kendini sürekli dibe çeken bir karakter onunla birlikte ben de çekiliyorum oynarken.

Oyunculuk kariyerinizdeki hedefleriniz ve hayalleriniz nelerdir? Gelecekte hangi tür projelerde yer almak istersiniz?

Hayallerim, arzularım var ve onların peşinden gitme niyetim var. Genel olarak bahsetmem gerekirse, oyunculuk yapmayı yıllar boyunca sürdürebilmeyi ve her platformda birbirinden başka karakterleri oynamayı isterim.

Ezgi Tombul

Son olarak, kariyerine yeni başlayan oyunculara ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz? Sizin yolunuzdan ilerlemek isteyenlere neler önerirsiniz?

Oyunculuk yapmayı istemesinin nedenini bulmasını, bu neden eğer otantik bir nedense devam etmesini, işlerin yolunda gitmeyeceği zamanlar olacağını o süreci rahat atlatabilmesi için duygu durumunu en hızlı şekilde dengelemesinin kendince yolunu bulmasını öneririm

Mine Ayman Ben kimim?

Mine Ayman Ben kimim?

Bu ay ki “20 Soru da Ben Kimim” in konuğu başarılı radyo programcısı ve astrolog sanatçı Mine Ayman oldu.

20 Soruda Ben

1-Savurganlık yaptığınız olur mu? Hayatınızda havalı gösterişli ama “bu benim ilk savurganlığım” diyebileceğiniz ne var?

Genelde savurganımdır, bir şeyi çok istersem, pahalı ya da gereksiz bile olsa eğer param varsa alırım 🙂 Çok beğendiğim kıyafet, çanta, ayakkabı ya da saatin her rengini alırım. Mesela bu yaz için aynı plaj çantasının 3 rengini aldım, e biraz savurganlık tabii 🙂

2-Kendinle yüzleşir misin?

Her zaman ve çok acımasızımdır, her şeyi net görebilir, kendime de karşımdakine de dan diye söyleyebilirim.

3-Keşke yapsaydım dediğiniz oldu mu? Ne için düşündünüz?

Pandemiden önce bir etkinlik için Moskova’ya gitmiştim, “Beyaz Geceler” denen zamandı ve havanın tam olarak kararmadığı bu özel doğa olayını yaşayabilmek için Petersburg’a trenle 4 saat gitmem gerekiyordu ve gidip geri gelmeye üşenmiştim, keşke gitseymişim.

4-İnsanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığınızı düşünüyorsunuz?

Ruh halime göre bıraktığım etki değişiyor bence. İyi günümdeysem beni çok sempatik, samimi ve eğlenceli bulurlar. Eğer kötü bir günümse beni huysuz, sinirli ve soğuk bulabilirler ama her halükarda farklı, mistik ve karizmatik olduğumu düşünürler.

5-Size bile garip gelen bir huyunuz var mı?

Bir şeye takıldım mı eyvah, konuyu çözene kadar rahat edemem ve çevremi de bu yüzden sıkabilirim.

20 Soru da Ben Kimim

6-Neyi romantik bulursunuz?

El ele tutuşarak sevgiliyle yaz yağmurunda yürümek, beklenmedik bir zamanda hediye almak, sürpriz tatil planı yapılması, evde yemek yapıp seni bekleyen sevgili olması, bana bunlar romantik gelir.

7-En çok neyi harcıyorsunuz? Giysi, parfüm veya başka herhangi bir şey?

En çok yüz yıkama köpüğü harcarım, sabah akşam düzenli yüzümü yıkarım ve makyajımı da bu şekilde harcarım. Ayrıca ince çorapları da en fazla 1-2 kez giyer, küçük bir kaçma ya da takılma durumu olursa hemen atarım. Kıyafet ve ayakkabılara da sürekli para harcadığım doğrudur, hala dolabımda hiç giymediğim kıyafet ve ayakkabılar var.

8-En büyük, en tuhaf korkunuz nedir?

En büyük korkum kapalı yerde kalmak, dar alanlar beni korkutur ve boğulacak gibi olurum. Asansör yeni ve geniş değilse yani güven vermiyorsa binmem, bu yüzden 20 kat merdiven çıktığım bile oldu.

9-Sınırsızca yaptığınız bir şey var mı?

Genelde sınırlarım vardır, kontrolü kolay kolay hiç bir şey için elden bırakamam.

10-Ünlü biri olmak sizce nasıl bir durum?

Yıllardır radyo programcısı olarak hep büyük kitlelere hitap ettim ve sevenlerim çok oldu. Bu büyük bir keyif ve insana güç de katan bir şey. Şu anda da yeni şarkımla sevilmek, beğenilmek ve takip edilmek çok mutlu ediyor. Ünlü ya da işinde tanınan biri olunca sanki başarı daha da ortaya çıkmış oluyor ve emekler de yerini daha hızlı buluyor.

Mine Ayman

11-Ünlülerin etkileyici olduğuna inanıyor musunuz?

Her ünlünün mutlaka bir yeteneği ya da karizması olduğuna inanıyorum, kimse tesadüfen ünlü olmaz bence, illa ki bir özelliği ya da misyonu vardır. Hem yetenek hem karizma hem de zeka bir arada olunca, şans da varsa genelde ün artıyor bence.

12-Aksanını iyi bildiğiniz başka hangi dilde konuşuyorsunuz?

İngilizce dersleri aldım ama bir türlü adapte olamadım, dil öğrenme yeteneğim yok bence, hatta birilerinin konuşma taklitini de yapamam. Galiba çok iyi Türkçe konuşmaya o kadar adapte olmuşum ve hem sesimle hem diksiyonumla o kadar beğenilmişim ki diğer dilleri konuşmak hiç umurumda olmamış ama çok iyi Fransızca konuşabiliyor olmak çok isterdim.

 13-Hayatta yedek planlarınız var mıdır?

Evet, çok sıkılırsam İstanbul’dan Bodrum ya da İzmir’de sakin bir yere yerleşip doğanın içinde huzurlu bir hayat yaşamayı düşünüyorum.

14-Şu Anda sizinle ilgili; benim ve hiç kimsenin bilmediğim bir şeyi bana söyleyebilir misiniz?

Üçüncü şarkımın hazırlıklarına başladım, yayınlandığında hem şarkı hem de tarz olarak çok şaşırtmayı planlıyorum.

15- Süper gücünüz olsaydı ne yapmak isterdiniz?

Gerçek duyguları ve niyetleri öğrenmek ve hiç bir konuda yanılmamak için beyin okumak isterdim.

Mine Ayman

16-Kahramanlarınız var mıdır?

Daha o mertebeye ulaşacak birine rastlamadım 🙂

17-Hayattaki altın kuralınız nedir?

Her konuda dürüstlük ve vicdan rahatlığı.

18-Yemek yapar mısınız? Yapabildiğiniz en güzel yemek nedir?

Yemek yapmayı çok severim ve elim lezzetlidir. Hiç bilmediğim bir yemeği bile sanki daha önce yapmışım gibi tariften hemen yapabilirim ve sonuç süper olur. Mesela kuzu gerdan haşmama, lazanya ve kıymalı taze fasulye yemeklerini harika yaparım. Ayrıca kendi turşumu evde kendim yapıyorum. Lahana, acı biber ve salatalık turşularımın namı yayılmış durumda 🙂

19-Hangi şehri sever ve yaşamak istersiniz? Ve neden?

Bodrum’u çok seviyorum, sakin her hangi bir yerinde yaşayabilirim çünkü havası bana çok iyi geliyor. Ayrıca güneşli ve genelde sıcak olan yerlerde yaşamak istediğim için benim için harika bir yaşam alanı olabilir.

20-En sevdiğiniz yâda maceralı tatili nerede geçirdiniz?

Hayatımın en güzel tatilini Phuket’te yaptım, benim için tam bir maceraydı. Hem tropikal havası hem de Phi Phi Adaları muhteşemdi. Ayrıca adada fil üzerinde gezi yapmıştım hem çok heyecanlı hem de çok keyifliydi.

Çevre dostu alışkanlıklar geliştirmek, hayata olan borcumuzdur

Çevre dostu alışkanlıklar geliştirmek, hayata olan borcumuzdur

İstanbul Çevre Konseyi Federasyonu Genel Başkanı Bülent Sarıgül, Federasyonu’nun amaçları ve bu doğrultuda yapılan çalışmalar Pause Dergi okurları için anlattı. Doğa ve çevre dostu Bülent Sarıgül ile yaptığımız söyleşiyi keyifle okumlar dileriz.

Öncelikle, İstanbul Çevre Konseyi Konfederasyonu’ndan bilmeyen olabilir diye sormak istiyorum; nasıl kuruldu bu federasyon?

Federasyonumuz İstanbul Turizm Kültür ve Çevre Derneği Başkanı Avukat Tunay Gürsel öncülüğünde, 5 çevre derneğinin 2003 yılında bir araya gelmesi ile kuruldu.

Bülent Sarıgül

İstanbul Çevre Konseyi Konfederasyonu’nun ana amacı nedir, bahseder misiniz?

Federasyonumuzun öncelikli amacı, insanlara çevre bilinci konusunda farkındalık yaratmak, İstanbul’un tarihi değerlerini çevreci bir bakış açısı ile güzelleştirmek, iyileştirmek ve sürdürülebilirliğini sağlamaktır. Ayrıca; küresel ısınmanın önlenmesi açısından çevreye duyarlı sanayileşme ve kalkınmaya uygun projeler üretmeyi ve destek olmayı da amaçlıyoruz. Bir başka öncelikli çalışmalarımızdan biri de karbon ayak izini takip ederek karbondioksit salınımını azaltmak. Bu amaçla da bu doğrultudaki projelere destek oluyoruz. Üretimin ve çeşitliliklerin devamlılığının sağlanabilmesiyle birlikte insan yaşamı, doğanın daimî olabilmesi ile mümkündür. Bunun için İnsanların kendi ihtiyaçlarını sonraki dönemde yaşayacak olanların ihtiyaçlarından ödün vermeden karşılayabilmesi gerekmektedir. Biz de bu amaca hizmet eden projelerin sürdürülebilir tarafında, amaçlarımız doğrultusunda çalışıyoruz.

Bülent bey belirttiğiniz amaçlar doğrultusunda, başka vakıf ve derneklerle iş birlikleriniz oluyor mu, bu konuda iş birliği yapıyor musunuz?

Elbette… Doğal hayatı koruyup ağaçlandırmak, çeşitli hayvan nesillerinin devam etmesini sağlamak için çalışan dernek ve vakıflarla iş birliği halindeyiz.

Bülent Sarıgül

Genel olarak baktığınızda çevre konusunda farkındalığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce ne yapılması gerek?

Çevre bilincinin yediden yetmişe her yaş gurubuna anlatılması, öğrenilmesinin sağlanması gerekiyor. Okullarda okutuluyor ama dersten sonra kişi birey olarak tam bir kazanım sağlamadıysa eğer bu tarafı eksik yaşıyor. Ailedeki herkesin bu konulara eğilimi, hassasiyeti önemli. İnsanın yaşadığı doğal çevreye, dünyamıza dikkat etmesi, ona zarar vermemesi ve fayda sağlayan işler yapması ya da faydalı işlerin bir parçası olması gerekiyor. Bu bizim Doğaya, hayata, canlılara olan insani borcumuz. Bu bir yaşam yaklaşımı olmalı, hayat felsefesi olmalı… Ülkemizde ve tüm dünya üzerindeki doğa, çevre kaynaklarının tükenme riskiyle karşı karşıya olduğumuzun çoğumuz farkındayız. Her yaş gurubundan insan küresel sıcaklık derecelerinde kaydedilen artışlar, iklim değişikliği etkisini hisseder durumda…  Hepimizin mevsim normallerinde ki farklılıkları yaşayarak deneyimliyoruz. Yetersiz su kaynaklarını, soluduğumuz havanın kirliliğinden, etkileniyoruz. Araştırmacıların açıklamalarına bakıldığında; dünyanın her yerinde yaşanan olumsuzluklar, insanlığın sürmesi için gerekli doğal yaşam kaynaklarının sınıra yaklaştığına işaret ediyor. Sürdürülebilir olmanın ve kaynakların kendiliğinden yenilenebilir olması için atılacak adımların önemi belki de en fazla bu çağda hissediliyor. Bireysel ve kurumsal, insani tutum ve davranışlar çok çok önemli.

Nasıl tutumlar bunlar, en kolay nereden başlanabilir?

Öncelikle işe kendimizden başlamalıyız. Gönül ister ki; hemen bugünden tüm dünyada sıfır atık çalışmalarına toplumlar, bireysel olarak da tam uyum sağlasın. Ancak; bu temenniyi uygulamaya dönüştürüp, sisteme sokmak hiç kolay bir beklenti değil. Ama bir şeyin kolay olmaması, imkânsız olduğu anlamına gelmez. Minik minik başlayıp, ölçümleyebildiğimiz davranışlar bir bireysel tutumlara hanelerde hedeflere dönüşebilir. Örneğin tek kullanımlık plastikler, bardaklar, pipetler, kullan atlar kolaylığı sağlayan çatal, bıçaklar, naylon poşetler bunları hayatımızdan çıkarmakla başlayabiliriz. Biliyorsunuz plastiğin çevreye zararı çok büyük. Şöyle ki, plastik 100 yıl kadar doğada kalabiliyor ve canlılara çok büyük zararlar verebiliyorlar. Dünyada atık birikimi ve plastik tüketimi bugünkü hızında devam ederek yarınlara geçerse, 20- 25 yıl içerisinde deniz ve okyanuslarda balıktan çok plastik olması bekleniyor. Bunu ben söylemiyorum; bilim adamları, araştırmacılar, araştırma verileri gösteriyor. Birkaç alışkanlığımızı değiştirerek bu kötü durumun rotasını değiştirebilir, gidişatın önüne geçebiliriz. Çocuklarımıza ağaç sevgisini öğretmeli ve doğayı sevmeyi öğretmeliyiz. Ağaç yaşken eğilir sözünü çocuklarımız için uygulamalı ve onlara çevre ile ilgili bilgiler vermeliyiz. Yapılan araştırmalar bir kişinin yılda 7 ağaç tükettiğini gösteriyor. Bundan daha fazlasını yerine dikmeli ve ormanlarımızı çoğaltmalıyız. Kurumlar marka profesyonelleri de döngüsel ekonomiyi destekleyen projelerle, atıkların kaynak olarak ele alındığı ve tekrar ekonomik bir fayda getirecek ürün veya hizmetlere dönüştürüldüğü bir modellemeleri tercih edebilir.

Bülent Sarıgül

Su kullanımı ile ilgili görüşleriniz nedir?

Dünya nüfusunun yüzde 40’ı susuzluk tehlikesi ile karşı karşıya. Basit birtakım önlemler değil neredeyse su fakiri bir ülkeyiz. Bizim çocukluğumuzda gördüğümüz ama şimdilerde unuttuğumuz bir şeyden bahsedeceğim size. Yağmur yağdığında büyüklerimiz binalardaki olukların altına kovalar koyup, yağmur suyunu biriktirip kullanırlardı. Günümüzde yağmursularından bu şekilde faydalanamayabiliriz ama şehir planlamacılar, mühendisler, mimarlar bunları sadece gelişmiş tekniklerin kullanıldığı binalarda değil, mahalle sokak aralarındaki evler, apartmanlarda yapılabilir. Sitelerde bahçelere verilen sular belki o sitenin atık suyundan sağlanabilir. Biz de suyun değerini % 100 kuraklık yaşamadan susuz kalmadan bilmeli ve ona göre hareket etmeliyiz. Akıllı binalarda teknikler sadece akıllı tasarımlar çoğunlukla asansör, güvenli geçiş veya yangın söndürme gibi genel başlıklarda toplanıyor. Alt başlıklarında bu tarz seçenekleri de aramak bile bu yönde evrilemeye katkı sağlar.