SOA’dan 2025 yemek raporu: Somon bowl yükseldi, etli menülerin liderliği sürüyor

Türkiye’nin önde gelen şirketlerine 15 ilde günlük 60 bin kişilik yemek hizmeti sunan SOA Toplu Yemek, 2025 yılı öğle yemeği tercihlerini açıkladı. Veriler, çalışanların damak tadında hem geleneksel hem de modern beslenme trendlerinin aynı anda güçlendiğini ortaya koyuyor.

SOA’nın açıkladığı rapora göre et sote, tas kebabı ve etli kuru fasulye bu yıl da çalışanların en çok tercih ettiği öğle yemeği seçenekleri arasında ilk sıralarda yer aldı. Kırmızı et ağırlıklı klasik lezzetlerin güçlü konumu sürerken, sağlıklı ve pratik seçeneklere olan ilgi de belirgin şekilde arttı.

Bu eğilimin en dikkat çekici örneği ise Somon Bowl oldu. 2025’in en çok tercih edilen bowl içeriği olarak öne çıkan Somon Bowl, çalışanların daha dengeli, hafif ve günün temposuna uygun öğünlere yöneldiğini gösteriyor.

Tatlılarda çift yönlü trend: Hem nostalji hem yenilik

Tatlı kategorisinde çalışanların tercihleri iki yönlü bir eğilimi işaret ediyor.

Fırında sütlaç, nostaljik ve klasik tadıyla listenin zirvesinde yer alırken,

Magnolia, hafif yapısı ve modern sunumuyla en çok tercih edilen yeni nesil tatlı oldu.

“Geleneksel lezzetler güçlü, sağlıklı seçenekler hızla yükseliyor”

SOA Toplu Yemek Yönetim Kurulu Başkanvekili Melih Can Kocabaş, 2025 verilerinin çalışanların yemek alışkanlıklarında çift yönlü bir dönüşümü yansıttığını belirtti:

“Et ağırlıklı geleneksel yemeklerin güçlü konumunu koruduğunu, aynı zamanda Somon Bowl gibi sağlıklı bowl seçeneklerine ilginin hızla arttığını görüyoruz. Çalışanlar artık hem doyurucu hem de pratik, dengeli öğünleri tercih ediyor. Sektörde kalıcı başarının, bu beklentilere uyum sağlayan ve çeşitliliği kaliteyle birleştiren markalarda olacağına inanıyoruz. Biz de SOA olarak çalışan eğilimlerini düzenli analiz ediyor, menülerimizi bu doğrultuda sürekli yeniliyoruz.”

SOA’nın açıkladığı 2025 tercihleri, kurumsal yemek sektöründe hem geleneksel damak tadının hem de yeni nesil beslenme trendlerinin birlikte yükseldiği bir döneme işaret ediyor.

#SOATopluYemek #2025YemekTrendleri #KurumsalBeslenme #GurmeHaber #EkonomiHaber #ÖğleYemeğiTercihleri #SomonBowl #EtliLezzetler #GıdaSektörü #YemekHizmetleri #ÇalışanTercihleri #GastronomiTrendleri

 

TatilBudur’dan 2025 turizm sezonu öncesi güçlü yenilenme

Türkiye’nin önde gelen seyahat markalarından TatilBudur, İş Girişim Sermayesi’nin iştirakleri arasına katılmasıyla başlayan yeni yapılanma sürecini ve 2025 turizm sezonuna yönelik stratejilerini Four Seasons Hotel’de düzenlenen basın toplantısında açıkladı. Türkiye genelinde 56 ilde 500’ü aşkın acente ve 2.500’den fazla tatil danışmanıyla hizmet veren marka, dijital dönüşüm ve marka yenilenmesine odaklanan yeni dönem planlarını paylaştı.

TatilBudur Yönetim Kurulu Başkanı ve İş Girişim Sermayesi Genel Müdürü Kubilay Aykol, TatilBudur’un yalnızca bir turizm markası değil, güçlü bir turizm teknoloji platformu olduğunu vurgulayarak, “İnsanı merkeze alan şirket kültürü ve 28 yıllık deneyimiyle TatilBudur’un büyüme yolculuğunun parçası olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.

TatilBudur Genel Müdürü Onur Otruş ise markanın pazara yön veren bir konuma yükseldiğini belirterek, bağımsız araştırmalarda elde edilen %97 tavsiye oranının müşteri memnuniyetindeki başarıyı kanıtladığını söyledi. Otruş, 2026’da otel işletme sayısını 7’ye çıkarmayı hedeflediklerini ve sektöre katkı sunmak amacıyla Dijital Eğitim Platformunu hayata geçirdiklerini ifade etti. Platform, turizm çalışanları ve öğrenciler için erişilebilir eğitim imkânı sunarak sektördeki nitelikli iş gücünü desteklemeyi amaçlıyor.

TatilBudur, dijitalleşme, yatırım ve müşteri deneyimi odaklı stratejileriyle turizm sektöründeki konumunu güçlendirmeye devam ediyor.

#TatilBudur #Turizm2025 #DijitalDönüşüm #TurizmTeknolojisi #EkonomiGündemi #SeyahatSektörü #TurizmYatırımları #MüşteriDeneyimi #TurizmEğitimi #MarkaYenilenmesi

Görsel Doku, sürdürülebilir gıda tüketimini artırabilir

Yeditepe Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sibel Özilgen ve ekibi, yiyeceklerin görsel dokusunun tüketici davranışlarını nasıl etkilediğini inceleyen dikkat çekici bir araştırmaya imza attı. Çalışma, gıdaların görünüşünün yalnızca iştah açmakla kalmadığını, aynı zamanda tüketicileri daha düşük karbon ayak izine sahip seçeneklere yönlendirebileceğini ortaya koydu.

Araştırmanın en çarpıcı örneği, görsel dokusu katmanlı hâle getirilen sütlaç oldu. Bu yöntemle sütlacın karbon salınımı %31 oranında azaltılırken, tüketicilerin bu sunumu daha çok tercih ettiği görüldü. Özilgen, “Gıdaları çoğu zaman tatmadan, yalnızca görsellerine bakarak satın alıyoruz. Beynin algısını yönlendiren katmanlı dokular sayesinde daha sürdürülebilir tercihler oluşturmak mümkün” dedi.

Prof. Dr. Özilgen ayrıca, gıda atıklarının doğru değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Patates kabuğu gibi artıkların kızartılmak yerine kompost yapılmasının çevresel etkileri azalttığını belirtti. Bitkisel gıdaların her zaman çevre dostu olmadığına da değinen Özilgen, pirincin küresel metan emisyonlarının önemli bir bölümünü oluşturduğunu hatırlatarak bilinçli seçimlerin gerekliliğini vurguladı.

Görünüşü mükemmel olmayan meyve ve sebzelerin tüketim zincirine dahil edilmesi gerektiğini belirten Özilgen, “Yumuşamış muz, ezilmiş armut, kararmış patlıcan gibi ürünler sürdürülebilir tariflerde değerlendirilmeli. Son kullanma tarihi yaklaşan ürünler öncelikli olarak satın alınmalı” ifadelerini kullandı.

Araştırma, gıda sektöründe sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için görsel tasarımın güçlü bir araç olabileceğini gösteriyor.

#SürdürülebilirGıda #GıdaTeknolojisi #KarbonAyakİzi #YeditepeÜniversitesi #GıdaAtığı #GörselDoku #EkonomiGündemi #Sürdürülebilirlik #GıdaBilimi

“2027 Türkiye İnanç Turizmi Yılı Olmalı”

İstanbul Seyahat Acentaları Tanıtım ve Geliştirme Derneği (İSATAG) Başkanı Aylin Özsavaş, Papa’nın İznik’e yaptığı ziyaretin Türkiye’nin inanç turizmi açısından son 20 yılın en kritik dönüm noktalarından biri olduğunu belirterek 2027 yılının “Türkiye İnanç Turizmi Yılı” ilan edilmesi çağrısında bulundu.

Özsavaş, Türkiye’nin hac destinasyonlarının değerini belirleyen tarihsel özgünlük, teolojik merkezilik ve mekânsal süreklilik kriterlerinin tamamını olağanüstü düzeyde karşılayan nadir ülkelerden biri olduğunu vurguladı. İznik Konsili’nden Efes’teki Meryem Ana Evi’ne, Tarsus’taki Aziz Paul’dan Demre’deki Aziz Nikola’ya kadar Hristiyan dünyası için kutsal kabul edilen pek çok noktanın Türkiye’de bulunduğunu hatırlattı.

Papa’nın İznik ziyaretiyle Türkiye’nin kutsal rotalarının uluslararası medyada yeniden görünür olduğunu belirten Özsavaş, bu gelişmenin inanç turizmi için bir kırılma noktası olduğunu söyledi. Ancak mevcut ziyaretçi rakamlarının Türkiye’nin potansiyelinin çok altında kaldığını ifade ederek stratejik bir dönüşüm ihtiyacına dikkat çekti.

Son yıllardaki ziyaretçi sayıları bu durumu açıkça ortaya koyuyor:

2007: 143.969

2013: 60.821

2019: 75.782

2024: 13.084

2025 (ilk 3 çeyrek): 11.171

Özsavaş, doğru bir stratejiyle Türkiye’nin yıllık 200–250 bin inanç turisti ağırlayabileceğini, Yedi Kiliseler Rotası ve Aziz Paul Yolu gibi önemli hac güzergâhlarının yeniden dünya gündemine taşınabileceğini belirtti.

2027’nin bazı Hristiyan yorumlarında “kehanet yılı” olarak anılmasının da bu tematik yıl önerisini daha anlamlı kıldığını söyleyen Özsavaş, “Bu söylemin karşısına korkuyu değil; inancın, barışın ve ortak insanlık değerlerinin gücünü koymalıyız” dedi.

Türkiye’nin 43 iline yayılmış zengin dini mirasının koordineli bir kampanyayla dünyaya tanıtılmasının hem kültürel diplomasi hem de turizm gelirleri açısından büyük kazanımlar sağlayacağını belirten Özsavaş, “Anadolu’nun kadim mirasını geleceğe taşıyacak güçlü bir hikâyeyi yazmak elimizde” ifadelerini kullandı.

#İnançTurizmi #Türkiye2027 #İSATAG #İznik #Efes #AzizPaul #YediKiliseler #KültürTurizmi #SeyahatGündemi #TürkiyeTurizmi

Six Senses Kocataş Mansions’da Christmas ışıltısı

Boğaz’ın kıyısındaki zarafetiyle İstanbul’un en seçkin destinasyonlarından biri olan Six Senses Kocataş Mansions, 3 Aralık akşamı düzenlediği Christmas Tree Lighting töreni ile yılbaşı sezonuna görkemli bir giriş yaptı. Tarihi Kocataş ve Sait Paşa Yalıları’nın benzersiz mimarisi, Noel ruhunu yansıtan canlı müzikler ve zarif dekorlarla birleşerek misafirlere unutulmaz bir atmosfer sundu.

Işıkların yanmasıyla avlu, Six Senses’in sezonsal estetik anlayışını taşıyan sıcak ve davetkâr bir kış bahçesine dönüştü. Misafirler, özel ikramlar ve sıcak içecekler eşliğinde yılbaşı ruhunu doyasıya yaşarken, dekorasyonlarda doğal ve yeniden kullanılabilir malzemeler tercih edilerek markanın “conscious luxury” yaklaşımı geceye yansıtıldı.

Yılbaşı sezonu boyunca otelde; dekoratif ışıklandırmalar, sezon temalı gastronomi dokunuşları ve özel etkinlikler misafirleri beklemeye devam edecek.

#SixSensesKocataşMansions #ChristmasLighting #YılbaşıKutlaması #TurizmHaberleri #GurmeDeneyim #İstanbulBoğazı #ConsciousLuxury #Sürdürülebilirlik #NoelRuhu #Gastronomi

Türkiye’nin gastronomi haritası genişliyor: MICHELIN 2026 seçkisi açıklandı

MICHELIN Rehberi Türkiye, 2026 restoran seçkisini açıklayarak ülkenin gastronomi haritasında önemli bir genişlemeye imza atıyor.

İzmir’de bir restoran iki MICHELIN Yıldızı ile ödüllendirildi.

Üç restoran ilk MICHELIN Yıldızını kazandı.

Üç yeni yetenek, mükemmeliyet ve bağlılıkları nedeniyle MICHELIN Özel Ödülleri ile onurlandırıldı.

MICHELIN Rehberi, Türkiye için hazırlanan 2026 seçkisini duyurmaktan büyük memnuniyet duyuyor. Bu yılki seçki, Kapadokya’dan ilk kez listeye giren restoranlar da dahil olmak üzere toplam 54 yeni mekânı içeriyor. Gelenek, misafirperverlik ve teruara dayanan güçlü gastronomi kültürüyle Kapadokya, müfettişler üzerinde derin bir etki bıraktı. İstanbul, İzmir, Muğla ve artık Kapadokya; 25’in üzerinde mutfak tarzıyla Türk gastronomisinin çeşitliliğini ve kimliğini yansıtan zengin bir mozaik sunuyor.

Ayrıca MICHELIN Rehberi, 2026’dan itibaren ilk kez tüm Türkiye’yi kapsayan ulusal bir seçki sunacağını açıkladı. Bu kapsamlı seçkiye dair detaylar Ocak 2026’da paylaşılacak.

 

“Türkiye’nin gastronomi kimliği güçleniyor”

MICHELIN Rehberi Uluslararası Direktörü Gwendal Poullennec, seçkiye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Bu yeni seçki, Türkiye’nin gastronomi kimliğinin gücünü ve olgunluğunu ortaya koyuyor. İstanbul, İzmir, Muğla ve artık Kapadokya’da müfettişlerimiz; geleneğe bağlı kalırken yaratıcılığı cesurca benimseyen, teruarı mutfaklarının merkezine yerleştiren ve daha sorumlu pişirme yöntemlerine kendini adayan şefleri belirledi. Ülke genelinde karşılaştığımız çeşitlilik, yetenek ve samimiyet; derinliği ve özgüveni giderek artan bir gastronomi sahnesinin varlığını doğruluyor.”

Kapadokya’dan seçkiye dahil edilen 18 yeni restoran, bölgenin ruhunu ve zamansız mutfak geleneklerini yansıtıyor. Bölgenin sakin atmosferi, misafirperverliği ve köklü tarifleri; şeflerin nesiller boyu aktarılan teknikleri modern dokunuşlarla harmanlamasına ilham veriyor.

İki MICHELIN Yıldızı alan yeni restoran

İzmir’in 2024 seçkisinde bir yıldız kazanan Vino Locale, bu yıl iki yıldıza yükselerek büyük bir başarıya imza atıyor. Şef Ozan Kumbasar, Türk teruarını Tayland, Japonya ve farklı dünya mutfaklarından aldığı ilhamlarla buluşturan bir yaklaşım benimsiyor. İzmir’in hemen dışında, doğayla iç içe konumlanan restoran; yerel ve mevsimsel malzemeleri merkeze alan menüsüyle toprak, deniz ve yeşillikler arasında zarif bir denge kuruyor.

Seray Kumbasar’ın servis anlayışı ve şarap eşleştirmeleri ise deneyimi daha da yüceltiyor. Vino Locale, İzmir’de iki MICHELIN Yıldızı alan ilk restoran olurken, Türkiye’de bu dereceye ulaşan ikinci restoran olarak TURK FATİH TUTAK’ın yanında yerini alıyor.

Üç yeni restoran ilk MICHELIN Yıldızını kazandı

Bu yıl üç restoran, Bir MICHELIN Yıldızlı restoranlar arasına katılıyor:

Revithia – Kapadokya

UNESCO tescilli Kayakapı bölgesinde yer alan Revithia, neredeyse unutulmuş tarifleri modern dokular ve derin lezzetlerle yeniden yorumluyor. Şef Duran Özdemir, sütte pişirilen kuzu, fermente tahıllar ve sütle hazırlanan tarhana gibi bölgesel gelenekleri canlı bir menüyle onurlandırıyor.

Araf – İstanbul

Şefler Kenan Çetinkaya ve Pınar Korgan Çetinkaya tarafından yönetilen Araf, açık ateş etrafında şekillenen tezgah restoran konseptiyle dikkat çekiyor. Ürün bütünlüğünü ve tekniği önceliklendiren mutfak anlayışı, Türk lezzetlerinin özünü yalın ama güçlü bir şekilde ortaya koyuyor.

Mezra Yalıkavak – Muğla

Şef Serhat Doğramacı, koruma altındaki Türk ürünleri ve ata mirası pişirme tekniklerini merkeze alan bir mutfak sunuyor. Aktif bir çiftlik ortamında yer alan restoran; odun ateşi, fermantasyon, ızgara ve marine tekniklerini zarif kompozisyonlarla bir araya getiriyor.

Bu eklemelerle Türkiye’deki Bir MICHELIN Yıldızlı restoran sayısı 15’e yükseliyor.

16 yeni Bib Gourmand

1997’den bu yana uygun fiyatlı ve kaliteli yemek sunan restoranları onurlandıran Bib Gourmand kategorisine bu yıl 16 yeni restoran dahil oldu. Böylece Türkiye’deki toplam Bib Gourmand sayısı 39’a ulaştı.

Kapadokya’dan listeye giren Babayan Evi, cömert tabakları ve yerel ürünlere duyduğu saygı sayesinde aynı zamanda Yeşil Yıldız ile de ödüllendirildi.

Dört restoran Yeşil Yıldız aldı

Sürdürülebilirlik odaklı uygulamalarıyla öne çıkan dört restoran Yeşil Yıldız ile onurlandırıldı:

TURK FATİH TUTAK (İstanbul)

Orfoz (Muğla)

Teruar Urla (İzmir)

Babayan Evi (Kapadokya)

Üç MICHELIN Özel Ödülü

2026 seçkisinde üç özel ödül sahiplerini buldu:

Genç Şef Ödülü – Duru Akgül (Yakamengen III, Muğla)

29 yaşındaki şef, teknik ustalığı ve bölgesine duyduğu bağlılıkla dikkat çekiyor. Özellikle mavi yengeç ve aslan balığı gibi göz ardı edilen türleri yaratıcı tabaklara dönüştürmesiyle öne çıkıyor.

Sommelier Ödülü – Ersin Topkara (Neolokal, İstanbul)

Türk şarapları konusundaki derin bilgisi ve restoranın hikâyesini tamamlayan eşleşmeleriyle müfettişleri etkiliyor.

Servis Ödülü – Ezgi Serdaroğlu (Teruar Urla, İzmir)

Salon yönetimindeki profesyonelliği, sezgisi ve sıcak yaklaşımıyla “Teruar deneyiminin orkestra şefi” olarak anılıyor.

Tavsiye Edilenler listesine 38 yeni restoran eklendi

Bu yıl genişleyen seçkiyle birlikte Tavsiye Edilen restoran sayısı 115’e ulaştı. Müfettişler, yalnızca yemeklerden değil; misafirperverlikten, atmosferden ve Türkiye’nin gastronomi kültürünü tanımlayan içtenlikten de etkilendiklerini belirtiyor.

2026 seçkisi

İki MICHELIN Yıldızı: 2 restoran (1 yeni)

Bir MICHELIN Yıldızı: 15 restoran (3 yeni)

Bib Gourmand: 39 restoran (16 yeni)

Tavsiye Edilen: 115 restoran (38 yeni)

Yeşil Yıldız: 13 restoran (4 yeni)

MICHELIN Rehberi ayrıca dünya genelindeki seçkin otelleri kapsayan MICHELIN Anahtarları programıyla, tasarım, mimari ve hizmet kalitesiyle öne çıkan konaklama deneyimlerini de sunmaya devam ediyor. Tüm otellere MICHELIN Rehberi’nin web sitesi ve mobil uygulaması üzerinden doğrudan rezervasyon yapılabiliyor.

#MICHELINTürkiye #MICHELIN2026 #GastronomiRehberi #TürkiyeninLezzetleri #YıldızlıRestoranlar #TürkGastronomisi #İstanbulGastronomi #İzmirGastronomi #MuğlaGastronomi #KapadokyaLezzetleri #MICHELINYıldızı #BibGourmand #YeşilYıldız #MICHELINÖdülleri #TasteOfTürkiye #FineDiningTürkiye #FoodiesOfTürkiye #LezzetinHaritası #DünyanınEnİyileri

Türkiye’de kiracılar %42 artışla TÜİK’in üzerinde kira ödüyor

TÜAD, Konutlarda Mevcut Kira Artış Oranı Araştırmasının İlk Sonuçlarını Açıkladı!

Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD) Başkanı ve Ipsos Araştırma Şirketi Sidar Gedik; konut kira piyasasındaki değişime dair veri üretmek üzere geliştirdiğimiz “Konutlarda Mevcut Kira Artış Oranı” ölçümünün ilk bulgularını kamuoyu ile paylaşmaya başladık. TÜAD’ın bu araştırmada çıkış noktası bir sivil toplum kuruluşu olarak sadece kendi sektör bileşenlerine yönelik değil toplum geneline yönelik olarak da fayda üretmek” olduğunu belirtti.

TÜAD

TÜAD Başkanı Sidar Gedik sözlerine şöyle devam etti; “Ülkemiz için son yılların en önemli sorunu yüksek enflasyon. Yüksek enflasyon ile mücadelede konut maliyetleri çok önemli rol oynuyor, son 12 aylık TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) hesaplamasında gıda fiyatlarının ardından en yüksek etki yapan ikinci başlık konut maliyetleri oldu. Oturduğu konutta kiracı olanların oranı ise her yıl artıyor, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2014 yılında fertlerin %22,1 kiracı iken bu oran 2024 yılında %28’e yükseldi. Dolayısıyla içinde kiracı oturan konutlarda sözleşme sonlarında kira artış oranı her yıl giderek daha da önemli hale geldi.  TÜAD tarafından Ocak 2025’te başlatılan çalışma, mevcut kira kontratlarını yenileyen kiracıların gerçek artış deneyimlerini metrekare bazında düzenli ve şeffaf biçimde izlemeyi hedefliyor” …

TÜAD Başkanı Sidar Gedik

Kira artış oranları TÜİK kira güncelleme oranının üzerinde seyrediyor

TÜAD’ın Ağustos–Eylül–Ekim 2025 dönemini kapsayan 3 aylık hareketli ortalama sonuçlarına göre, Türkiye genelinde metrekare başına kira artış oranı %42,6 olarak gerçekleşti.
Aynı dönemde TÜİK’in 12 aylık ortalama tüketici enflasyonuna dayanarak açıkladığı “Kira Güncelleme Oranı” ise %39,7 seviyelerinde seyretti.

TÜAD Başkanı Sidar Gedik

TÜAD Başkanı Sidar Gedik

Ekim 2025 aylık verilere bakıldığında:

TÜAD Mevcut Kira Artış Oranı: %42,0 olarak gerçekleşirken, TÜİK Kira Güncelleme oranı  %38,4 oldu. Bu karşılaştırma, Ekim ayında da kira artışlarının TÜİK Güncelleme Oranının üzerinde devam ettiğini ortaya koyuyor.

Her ne kadar Haziran 2025’ten sonra kira artışlarında bir yavaşlama eğilimi görülse de, TUİK oranları ile karşılaştırıldığında piyasadaki gerçekleşen kira artışlarının hala üzerinde olduğu gözlemleniyor.

Genç binalarda ve geniş metrekarelerde artışlar daha sınırlı

Veriler, İstanbul ve diğer büyük şehirlerde metrekare başına artışların Türkiye genelinin altında kaldığını gösteriyor.
• Daha geniş metrekareli konutlarda,
• Görece genç binalarda
artış oranlarının ortalamaya göre daha düşük olması, düşük kira seviyelerindeki sözleşmelerde artış oranlarının daha yüksek gerçekleştiğini ortaya koyuyor.

TÜAD

Kontrat süresi 5 yılı aştığında artış oranı yükseliyor

Araştırma, kira kontratının 5 yıl ve katları süreyle yenilendiği durumlarda artış oranlarının anlamlı biçimde yükseldiğini ortaya koyuyor.

Araştırmanın Metodolojisi

TÜAD Mevcut kira artış oranı araştırması:

  • Her ayın ikinci haftasında CAWI (çevrim içi) yöntemiyle gerçekleştiriliyor
  • NUTS-2 bölge sınıflandırmasına göre Türkiye temsili 800 katılımcı ile yürütülüyor
  • En az 1 yıldır aynı konutta yaşayan ve kira kontratını bir önceki ay yenilemiş kiracılar örnekleme dahil ediliyor
  • Veriler NUT1 bölge kiracı oranlarına göre alakalandırılıyor
  • En uç %5 değerler dışarıda bırakılarak hesaplama yapılıyor

TÜAD

#TÜAD #KiraArtışOranı #KonutPiyasası #KiraAraştırması #Ekonomi #Enflasyon #KonutMaliyetleri #KiracıHakları #TürkiyeEkonomisi #KiraGüncelleme #Ipsos #AraştırmaVerileri #KiraTrendleri #KonutAraştırması

Her 5 haneden 4’ünde kahve makinesi var

Dünyanın önde gelen lider araştırma şirketlerinden Ipsos’un, Türkiye’yi temsil edecek şekilde seçilmiş 14.000 haneden oluşan ve yıllardır haftalık olarak izlediği benzersiz Ipsos Hane Tüketim Paneli (Eylül 2024–Ağustos 2025 dönemi) ve Ipsos Dayanıklı Ev Aletleri Raporu sonuçların açıklandı.

Ipsos Türkiye

Çay ülkesi olmakla özdeşleşmiş ülkemiz Türkiye’de, uzun yıllardır devam eden kahvenin yükselişine artık bir trendden öte, yerleşik bir kültürel dönüşüm olarak bakmak gerekiyor. Bu dönüşüm, sadece sokaklardaki kafe zincirlerinin sayısındaki yükseliş ile değil, hanelerin içinde edindiği güçlü tercih edilir konumlamasını da öne çıkıyor. Evlerdeki kahve makinesi sahipliğindeki artış, bu içeceğe olan tutumun lüks değil bir ihtiyaç olduğunu, değişen tüketim kodlarının bir göstergesi olarak kahvenin gücünü ortaya araştırma verilerindeki rakamlarla ön plana çıkarıyor. Bunu sadece bir içeceğin popülerleşmesi olarak okumak değil, yeni tüketim tarzını, gün boyu eşlik eden yan yiyeceklerin ve yerinden edilen öğün alışkanlıklarının yeniden şekillenmesi olarak değerlendirmek gerekiyor. Eylül ile biten son 12 aylık dönemdeki verilere baktığımızda, Türk hanelerinin kahve ile kurduğu güçlü ilişki, çarpıcı satın alma sıklığı ve rekor kıran kategorilerle özellikle soğuk kahve bu köklü değişimin boyutlarını gözler önüne seriyor.

  • Türkiye’de hanelerin % kaçında kahve makinesi var?
  • Her ev ortalama kaç farklı kahve alıyor?
  • Yılda kaç kez markete kahve için gidiliyor?
  • Soğuk kahve alanların oranı 1 yılda tam kaç puan birden arttı?
  • Soğuk kahve alanlar 1 yılda % kaç oldu?
  • Çay hâlâ lider ama kahve arayı çok hızlı kapatıyor neden?

Ipsos Türkiye

Türkiye’deki hanelerin hemen hemen hepsi en azından bir çeşit kahveyi satın alıyor. Ortalama alınan kahve çeşidi hane başına iki çeşit olarak kaydedildi. Makine sahipliğine bakılınca hanelerin %79’unda (Ipsos Dayanıklı Ev Aletleri Raporu verisi) Türk kahvesi ve veya diğer kahveleri hazırlamak üzere en az bir kahve makinesi bulunduğu ölçümleniyor. Kahvenin satın alma sıklığına bakıldığında ve bütçe ölçümlendiğinde verilen ifadeler ve satın alam göstergelerindeki kayıtlar incelendiğinde haneler yılda ortalama 14 kere kahve satın alıyor.  Toplamda ise yılda ortalama 1215 TL gibi bir bütçeyi hane içi kahve tüketimine ayırmış oluyor.

Ipsos Türkiye

Yükselen trend soğuk kahveler; Türkiye’de özellikle gençler arasında hızla ilerliyor. Lider araştırma şirketi Ipsos verilerine göre, hazır ve paketli soğuk kahveler yıl içinde hanelerin %39’u tarafından satın alındı. Geçen seneye göre 10 puanlık rekor artışla gerçekleşen bu sıçrama, kanıksanmış ürün gruplarında dahi yeniliğin kendi yolunu açabildiğini gösteriyor. Evlerde kapsül ve toz soğuk kahve tercihini artıran bir başka cazibe ise, bazı markaların soğuk tarifleri çeşitlendiren makinelerle rekabet ortamını güçlendirmesi ile tüketiciye neredeyse bu makinalarla evde barista hizmeti sunması denilebilir.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Her beş hanenin dördünde kahve makinesi bulunuyor. Çalışma hayatının yoğunluğu ve artan ya da esnekleşen çalışma saatleri ; bireylerin hızlı olduğu kadar da düşük maliyetli, etkin çözümlere doğru evrilen davranışları görülüyor.

Ipsos Türkiye

 Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, araştırma verilerini şöyle yorumladı;  « Çay ülkesi olmakla özdeşleşmiş Türkiye’de uzun yıllardır kahvenin yükselişine tanık oluyoruz. Bunu görmenin en kolay yolu her sokakta rastlanan ufak kafeler ya da büyük kahve zincirlerini dolduran kahve tüketicilerine bakmak ama bu görüntünün arkasında, evlerin içinde de yükselen çok güçlü bir kahve trendi var. Kahve dünyasında öncelikle önemli bir çeşitlilik var: Türk kahvesi, hazır ve filtre kahve çok eskiden beri hanelerde ön plandayken uzun yıllardır bunlara eklenen çekirdek kahve, kapsül kahve ve soğuk kahve, bu dünyadaki çeşitliliği oldukça arttırdı. Eylül ile biten son 12 aylık dönemdeki verilere baktığımızda,

  • Türkiye’deki hanelerin hemen hemen hepsi en azından bir çeşit kahveyi satın alıyor, ortalamada alınan kahve çeşidi hane başına iki çeşit.
  • Ayda birden biraz daha sık bir alımımız var, haneler yılda ortalama 14 kere kahve alıyor ve toplamda 1215 TL gibi bir bütçeyi hane içi kahve tüketimine ayırmış oluyor.
  • Hanelerin %79’unda Türk kahvesi ve/veya diğer kahveleri hazırlamak üzere en az bir kahve makinesi bulunuyor.
  • Soğuk kahveler yıl içinde hanelerin %39’u tarafından hanede tüketilmek üzere satın alınıyor, bu oranda geçen seneye göre 10 puan artış oldu. Bu çok büyük bir sıçrama ve de kanıksanmış ürün gruplarında dahi yeniliğin kendi yol açabildiğini gösteriyor.

Kahve tüketiminin hayatın içinde edindiği daha fazla yer, hane içinde de kahvenin gücünü ön plana çıkarıyor. Bunu sadece bir içeceğin yükselişi olarak okumamak gerek, bu aslında yeni tüketim anları, buna eşlik eden yeni yan yiyecekler ya da belki de bu tüketimin yerinden ettiği başka öğünler demek! Belki yemek sonrası çay, meyve saati bazı evlerde kahve ve çikolataya bırakıyor ya da belki bazı öğle yemekleri kahve ve yanında ufak bir tatlıyla geçiştirilir hale geliyor. Değişen yaşam koşulları ve zorlaşan ekonomik koşullar tüketimi mutlaka yeniden şekillendiriyor ve her yeni şekil kendi yeniliklerini de beraberinde getiriyor. Bunları yakalayabilen, özellikle de erken yakalayabilen kategori ve markalar şüphesiz bu sıçramanın bir parçası olacak. “ dedi.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik

#KahveKültürü #IpsosRaporu #TürkiyeKahve #KahveMakinesi #SoğukKahve #TüketimTrendleri #ÇayVeKahve #YeniYaşamTarzı #KahveSeverler #IpsosTürkiye

Tankut Karakurt: “Müziğimle insanları mutlu etmek ilk amacım”

DJ Tankut Karakurt ile Müzik ve Hayat Üzerine Türkiye elektronik müzik sahnesinin dikkat çeken isimlerinden DJ Tankut Karakurt, kariyer yolculuğunu, sahne deneyimlerini ve müziğe dair vizyonunu Pause okurlarıyla paylaştı. Kuruçeşme Pasha Disco’da başlayan DJ’lik serüveninden New York Public Hotel performansına uzanan hikâyesi, hem genç DJ’lere ilham veriyor hem de müzikseverlere sahne arkasındaki dünyayı gösteriyor.

Röportaj: Ahu Çağdaş

DJ Tankut Karakurt

DJ’liğe nasıl başladın?

Bu yolculuk senin için nasıl gelişti? 18 yaşımda Kuruçeşme Pasha Disco’nun kapısından girmemle başladı diyebilirim. DJ kabinine ve içerideki aletlere olan merakım, çoğu zaman sadece sessizce izleyerek ilerledi.

Müzik yaparken seni en çok motive eden duygu ya da an nedir?

Kalabalığın eğlendiğini görmek. Performans sonrası aldığım teşekkür mesajları da benim için çok değerli.

Müzik tarzını nasıl tanımlarsın?

Etkilendiğin isimler var mı? Başlangıçta House ve Techno üzerine yoğunlaştım. Ancak bir ev davetinde farklı türlerle insanları eğlendirebildiğimi fark edince dans ettiren her müzik tarzına ilgi duydum. Hocam Can Hatipoğlu, Murat Uncuoğlu, Tangun, Macit ve Salih Saka takip ettiğim isimler arasında.

DJ Tankut Karakurt

Setlerini hazırlarken en çok neye dikkat ediyorsun?

Önceden hazırlık yapmıyorum. Ortamın anlık durumuna göre tarzı belirliyor ve yön değiştiriyorum.

Dinleyicilerle enerjiyi yakalamak için sahnede nelere dikkat ediyorsun?

Dinleyicilerle iç içe olmayı seviyorum. Gelen istekleri dikkate alıyor, mümkün olduğunca çok kişiyi mutlu etmeye çalışıyorum.

Sahnede parçaları seçerken hangi kriterlere göre karar veriyorsun?

Tamamen anlık gelişiyor. Kalabalığın tepkilerine göre hareket ediyorum.

DJ Tankut Karakurt

Unutulmaz etkinliklerin hangileri oldu?

2023 Contemporary Istanbul ve 2024 New York Public Hotel performansları benim için unutulmazdı.

Kendi tarzını oluştururken teknik olarak en çok zorlandığın konu neydi?

Zorlanmadım. Çalmasam bile tüm müzik tarzlarına hâkim olmak benim için anahtardı.

Bir DJ olarak karşılaştığın en büyük zorluk neydi?

DJ’liğin bir meslek olarak görülmesi uzun zaman aldı. Profesyonel bir meslek olduğumuzu anlatmak zordu.

DJ Tankut Karakurt

Türkiye’de DJ’ler yeterince destekleniyor mu?

Teknolojinin ilerlemesiyle DJ’liğe merak arttı. Destek giderek artıyor, bazı isimler yurt dışında da başarıyla tanınıyor.

Yurt dışı sahne deneyimlerini Türkiye ile kıyaslar mısın?

Türkiye’de müzik kültürü uzun yıllardır çok ileri seviyede. 90’lı yılların İstanbul gece hayatı bunun en iyi örneği.

Kalabalığın enerjisi kötü olduğunda ne yaparsın?

Parçanın tutmadığını kısa sürede anlarsın. O anda vereceğin tepki çok önemlidir.

Favori 3 parçan şu an hangileri?

Toman – Verano En NY

Robin Tordjman – Deee – Life

Miguel Bastida – The Specialist (Hollen Remix)

DJ Tankut Karakurt

DJ’lik dışında ilgilendiğin sanat dalları ya da hobilerin var mı?

Seramikle amatör olarak ilgileniyorum. Ayrıca BİFO’nun klasik müzik konserlerine düzenli olarak gidiyorum.

Kariyerinde dönüm noktası neydi?

Pandemi dönemi. Ne yapabileceğimizi çok düşündük, mesleğimiz açısından ikilemde kaldığımız bir dönemdi.

Yeni başlayan DJ’lere tavsiyen ne olurdu?

DJ’liği sadece para için yapmasınlar. Eğitimlerini ihmal etmesinler, önce hobi olarak başlayıp profesyonelliğe geçişte acele etmesinler.

Gelecekte hayalin ya da hedeflediğin sahne var mı?

Dostlarımla ve insanlarla iç içe eğlendiğim her sahne benim için vazgeçilmez.

Müziğini daha geniş kitlelere ulaştırmak için ne yapıyorsun?

Birçok otel, restoran, AVM ve firmaya müzik danışmanlığı yapıyorum. Müziğimle farklı mekânlarda karşılaşmanız çok olası.

Sosyal medyanın kariyerindeki yeri nedir?

Çok aktifim. Hem müziğimi hem de hayatımdan kesitleri paylaşıyorum. Kendi dilim var ve bence komiğim.

Çalma listenden gizli bir favorini söyler misin?

Tangun – Leave This House (Original Mix). Yakın zamanda kaybettiğimiz hocamız Tangun’a saygıyla…

#TankutKarakurt #DJRöportaj #ElektronikMüzik #House #Techno #ContemporaryIstanbul #NewYorkPublicHotel #MüzikKültürü #DJLife #PauseMag #AhuCagdas

Asya Kasap: “Karakterler yeni arkadaşlarım gibi”

Genç yaşında dikkat çeken performanslara imza atan Asya Kasap, 2025’i güzel anılarla geride bırakırken yeni yıl için heyecanlı. Yılbaşı ruhunu çok sevdiğini söyleyen Kasap, 2026’da hem kariyerinde hem de yeni karakterlerin dünyasında kendini daha da geliştirmeyi diliyor…

RÖPORTAJ: NAZAN ORTAÇ nazanortac@outlook.com.tr

PAUSE Dergi’nin aralık sayısı için bir araya geldiğimiz Asya Kasap, hem içtenliği hem de sanatına duyduğu güçlü bağlılıkla genç kuşağın en merak edilen oyuncularından biri. “Sen Anlat Karadeniz” ile çok erken yaşta kamera karşısına geçen Kasap, o günden bu yana hem deneyimini büyütmüş hem de kendine özgü bir oyunculuk yaklaşımı geliştirmiş.

Yeni karakterlere “yeni bir arkadaş edinmek” gibi yaklaştığını söyleyen genç oyuncu, setlerin enerjisinden ve yaratıcılığın sınırsız dünyasından besleniyor. Şimdi ise “Çarpıntı” dizisindeki Biricik karakteriyle izleyicinin karşısına çıkmanın heyecanını yaşıyor.

Asya Kasap

Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı? Sizi bu mesleğe yönlendiren ilk kıvılcım neydi?

Oyunculuk serüvenim, küçükken film izlerken o karakterleri taklit ederek başladı. Orada olmak istiyordum ve eğitim almaya başladım. Sanırım beni yönlendiren kıvılcım, farklı kişiliklere hayat vermenin çok heyecan verici olmasıydı.

Eğitim sürecinizde veya kariyerinizin başında sizi en çok etkileyen isim ya da olay neydi?

Beni en çok etkileyen süreç, “Sen Anlat Karadeniz” de oynama sürecim. Çok hızlı gelişti ve yaşım çok küçüktü. Kamera önü hakkında çok bir deneyimim yoktu ve ilk deneyimimi Osman Sınav ve onun gibi çok başarılı isimlerle yapmak benim için çok büyük bir fırsattı.

Asya Kasap

Bir karakteri hazırlarken nasıl bir süreç izliyorsunuz? Özel ritüelleriniz, araştırma yöntemleriniz var mı?

O karakteri anlamaya çalışıyorum. Onu sevecek ve benimseyecek yerler buluyorum. Yeni bir arkadaş edinmek gibi bence. Bu yüzden de ona uygun bir alt metin oluşturuyorum kafamda ve oynadığım karaktere bir müzik seçiyorum. Bunlar beni etkiliyor.

Yakın gelecekte oynamak istediğiniz özel bir rol ya da tür var mı?

Psikolojik bir rahatsızlığa sahip bir karakteri oynamak çok isterim. Psikolojiyi araştırmayı çok seviyorum ve oyun alanının da çok geniş ve zevkli olacağını düşünüyorum.

Asya Kasap

“Çarpıntı” dizisindeki rolünüzden bahseder misiniz? Rolün hangi yönü sizi çekti ve heyecanlandırdı?

Hayat verdiğim “Biricik” çok saf, çok iyi bir karakter. O evin içinde hâlâ mutlu kalması, beni çok etkiliyor. Onun o cıvıl cıvıllığını ve yüksek enerjisini seviyorum.

Sette yaşadığınız unutamadığınız komik ya da duygusal bir an var mı?

Setler hep çok keyifli geçiyor. Bir örnekle sınırlandıramam. Şu anda yine çok eğlenceli ve konforlu çalışıyoruz.

Asya Kasap

“YILBAŞI RUHUNU ÇOK SEVİYORUM”

2025’ten geriye baktığınızda sizi en çok mutlu eden şey neydi, yeni yıldan beklentiniz ne?

2025 yılımda kariyerim için çok güzel işler yaptım ve sevdiklerimle çok güzel anılar biriktirdim. 2025’i düşününce aklıma bunlar geliyor…

Yılbaşı ruhu size ne ifade ediyor? Bu dönemde enerji toplamak için neler yaparsınız?

Yılbaşı ruhunu çok seviyorum. Her yerin çok güzel süslenmesi ve herkesin yeni beklentilerle ve yeni enerjilerle yeni yılı beklemesini çok seviyorum. Enerji toplamak için, yılbaşı ağacı kuruyorum, sevdiklerime şans getirmesine inandığım hediye alıyorum ve kendime de şans getirdiğini inandığım bir hediye alıyorum. Ayrıca kokinanın da bolluk getireceğine inanıyorum.

Asya Kasap

Yeni yılda kendiniz için belirlediğiniz özel bir hedef ya da hayal var mı?

Yaptıklarımın çok daha üstüne koyarak gittiğim bir yıl olmasını istiyorum. İşimle ilgili çok güzel adımlar atmayı diliyorum. Aynı zamanda sosyal ilişkilerimde de güzel anılar belirleyip, yeni yıla bunları düşünerek giriyorum.

Oyunculuk dışında sizi en çok besleyen hobiler ya da ilgi alanları neler?

Resim yapmaya çalışmayı çok seviyorum. Bazen seramik alıp onu boyuyorum. Ve ukulele çalmayı öğrenmeye başladım ama daha yeniyim…

Asya Kasap

Yoğun set temposunda kendinize zaman ayırmayı nasıl başarıyorsunuz?

İşim erken bittiğinde arkadaşlarımla buluşup kendimi sıfırlıyorum onlarla zaman geçirmek bana iyi geliyor. Yorgun olsam da sosyal hayatımı ihmal etmemeye çalışıyorum.

Hayranlarınızdan veya izleyicilerden aldığınız en ilginç geri bildirim neydi?

“Adı Sevgi” dizisinde bazı şiddet sahnelerim vardı. İnsanlar bana üzülüp, “gece uyurken kapını kilitle, dikkat et” diyorlardı…

Asya Kasap

Uzun vadede oyunculuk kariyerinizde kendinizi nerede görüyorsunuz? Hayalleriniz neler?

Türkiye’de kendimi kanıtladıktan sonra yurt dışında da oyunculuk yapmak istiyorum.

“Kamera arkası da çok ilgimi çekiyor”

Oyunculuk dışında ilgilenmek istediğiniz başka bir alan var mı? Yapımcılık, senaristlik, yönetmenlik gibi…

İlerde senaryo yazmak ve yönetmek çok isterim zaten aynı zamanda üniversitede sinema ve dijital medya bölümünü okuyorum. O yüzden kamera arkasında da profesyonelleşmek isterim.

Asya Kasap

Oyuncu olmasaydınız bugün hangi mesleği yapıyor olurdunuz?

Bilmiyorum. Hiç düşünmedim çünkü sektöre çok küçük başladığım için hayatımı oyunculuğa göre kurdum. Ama sanırım okuduğum bölümle alakalı olarak yönetmen ya da senarist diyeceğim.

#AsyaKasap #PauseDergi #Röportaj #YeniYıl #Oyunculuk #SenAnlatKaradeniz #GençYetenek #2026