Burger King’den yeni lezzet ‘King Beef Burger’

Burger King’den yeni lezzet ‘King Beef Burger’

Burger King gurme lezzetlerini genişleterek sevenlerini mutlu etmeye devam ediyor. Gurmelerin ağzını açık bırakacak, alevde pişen dev ızgara etinin yumuşacık artizan ekmeğiyle buluştuğu yeni King Beef Burger, Burger King restoranlarında lezzet severleri bekliyor.

Doyurucu King Beef Burger’e 175 gramlık dev alevde ızgara eti, yumuşacık artizan ekmeği, sarımsaklı mayonezi, domatesi, yeşilliği ve iki dilim cheddar peyniri eşlik ediyor.

 

Ramazan alışverişlerinde indirim marketleri tercih edildi

Ramazan alışverişlerinde indirim marketleri tercih edildi

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 101. Dönem verileriyle bu hafta toplumun; ramazan ayına olan ilgisi, beklentisi, oruç tutma eğilimi, ramazan ayı öncesine yönelik  hazırlıkları, alış verişlerinde tercih ettikleri yerler, iftar toplantılarına koronavirüs kaygılarının etkisi, evlerinde veya dışarıda iftar yapmaya yönelik düşünceleri, eve misafir davet etme gibi konularda bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir.

RAMAZAN’A BİR HAFTA KALA TOPLUMUN %9’U RAMAZAN AYINA ÖZEL ALIŞVERİŞİNİ YAPMIŞ. %54’Ü İSE ALIŞVERİŞ YAPACAĞINI BELİRTİYOR. VE BU ALIŞVERİŞLERDE İNDİRİM MARKETLERİ TERCİH EDİLİYOR.

 Ipsos Araştırma Şirketinin yapmış olduğu araştırmaya göre oruç tutacağını belirten kişilerin %9’u ramazan ayına özel alışverişini yapmış. Bu alışverişte neler alındığına bakıldığında un, tuz, şeker, makarna ve kahvaltılık ürünlerin öncelikle satın alma yapılan ürünler olarak öne çıkıyor. Geçen sene ramazan ayına özel yapılan alışveriş ile karşılaştırıldığında, bu sene vatandaşların daha az çeşit aldığı görülüyor. Oruç tutacağını söyleyen bireylerin %54’ü ise daha alışveriş yapmadığını ama yapacağını belirtirken, 1/3’ü ise ramazana özel bir alışveriş yapmayacağı söylüyor. Alışveriş yapmış ya da yapacak olan kişilerin %64’ü alışverişlerinde İndirim Marketlerini tercih ediyor.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

HER 10 KİŞİDEN 5’İ BU SENE RAMAZANDA HEM KORONA SALGININDAN DOLAYI HEM DE EKONOMİK NEDENLERDEN DOLAYI İFTARA MİSAFİR ÇAĞIRAMIYACAĞINI DÜŞÜNÜYOR.

Bireylerin %48’i korona salgınından dolayı bu sene iftara misafir çağıramayacağını belirtirken, ekonomik koşulların da misafir çağırmama konusunda çok yakın bir oranda etkili olduğu görülüyor. Her 10 kişiden 3’ü ise bu iki konun da iftara misafir çağıramama konusunda etkisi olmadığını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

 

VATANDAŞLARIN %72’Sİ BU SENE RAMAZANDA ORUÇ TUTACAĞINI SÖYLÜYOR.

Bu sene ramazanda tüm ay boyunca oruç tutacağını söyleyen bireylerin oranı %72. Bazı günler oruç tutacağını söyleyenlerle birlikte bu oran %82’ye yükseliyor. 2021 yılında her gün ya da bazı günler oruç tutacağını belirtenlerin oranı 9 puan daha düşüktü.

Ipsos Türkiye

EKONOMİK KOŞULLAR BU SENEKİ İFTAR SOFRALARINI ETKİLİYOR.. Ekonomik sebeplerden dolayı her 10 kişiden 6’sı bu sene zengin iftar sofraları kuramayacağını ve iftar ve sahura özel yapılacak alışverişlerden dolayı da hane giderlerinin artacağı endişesini taşıyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Sidar Gedik: “Salgının ve zor ekonomik koşulların etkisi altında olmamız yetmezmiş gibi bir de sert bir kış yaşadık/yaşıyoruz. Böyle zorlu bir kış mevsiminin ardından gelmekte olan bahar ve başlamak üzere olan Ramazan ayı bir umut tazeleme anlamı da taşıyor. Geçen yıl tüm Ramazan ayı boyunca oruç tutacağını belirtenlerin oranı %62 iken bu yıl oran %72’ye yükselmiş durumda. Oruç tutmayacağını söyleyenlerin oranında ise bir azalma var. Her on vatandaştan biri,2 Nisan’da başlayacak olan Ramazan Ayı için şimdiden alışverişini yapmış bile. Yarıdan fazlası ise Ramazan alışverişini önümüzdeki günlerde yapacaklarını belirtiyorlar. Vatandaşların üçte ikiye yakını Ramazan alışverişleri için indirim marketlerini tercih ettiklerini belirtiyor. Ekonomik zorlukların Ramazan hazırlıklarına yansımış olduğunu söylemek yanlış olmaz. Erken alışverişçilerin tercihlerini geçen yıl ile karşılaştırdığımızda bu sene daha az çeşit alındığını gördük. Tercihlerin dağılımları kendi içinde geçen yıl ile benzer, en çok satın alınan kategoriler un-tuz-şeker, kahvaltılık, makarna ve tavuk. Pirinç ve çay geçen yıl çok daha fazla alınan ürünler iken bu yıl henüz o kadar tercih edilmiş değiller. Vatandaşların yarıya yakını iftar/sahur hazırlıkları nedeni ile hane harcamalarının artacağı düşüncesinde. Yine toplumun yarıdan fazlası ekonomik nedenlerle bu Ramazan’da zengin sofralar kuramayacaklarını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

Her zaman aile, dostlar, komşular arasında bir buluşma vesilesi olan iftar sofralarına yönelik olarak bu sene kafalarda soru işaretleri var. İftar sofraları bu yıl gerek salgın endişesi gerekse ekonomik güçlükler nedeni ile daha tenha olacak gibi görünüyor. Yaklaşık olarak iki kişiden biri iftara bahsettiğim gerekçeler ile misafir çağırabileceğini düşünmüyor.

Özetle bu sene toplum Ramazan’a daha fazla odaklanmış, oruç tutma niyeti daha yüksek bir şekilde giriyor, ancak Ramazan daha çok çekirdek aileler içinde tutumlu sofralar ile yaşanacak gibi görünüyor.”

Toplumda koronavirüs endişesi azaldı

Toplumda koronavirüs endişesi azaldı

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 100. dönem verileriyle bu hafta; salgının toplum üzerindeki etkisi, iki yıldan bugüne geldiği ve yarattığı kaygı durumu, kendisinin ya da ailesinden  birilerinin salgına yakalanma konusundaki kaygı, endişe, maske mesafe konularında rahatlama ve davranışların yansımaları, toplumun artan vaka sayıları karşısında salgınla mücadele gidişatı gibi konularında ilişkin bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelendi.

 ANCAK KORONAVİRÜSE YAKALANMA KONUSUNDA ENDİŞE DÜZEYİ CİDDİ ŞEKİLDE AZALIYOR. Her ne kadar toplumun yarısı bu virüse yakalanacağını düşünse de artık bu konudaki endişesi daha az. Ipsos’un araştırmasına göre salgının ilk ayında bireylerin %74’ü kendisinin veya ailesinden birinin korona virüse yakalanmasından çok endişeli olduğunu belirtirken, bugüne gelindiğinde çok endişeli olan bireylerin oranı %41’e kadar gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

SALGINDA 2. SENEYİ GERİDE BIRAKTIĞIMIZ BU GÜNLERDE HER 4 KİŞİDEN 1’İ KORONAVİRÜSE YAKALANMAYACAĞI GÖRÜŞÜNDE. Salgının ilk başladığı dönemlerde toplumun %56’sı salgına yakalanacağını düşünürken, salgının birinci senesinde bu oran 10 puan azarak %46’ya geriledi ve bugüne gelindiğinde de toplumun yarısı bu virüse yakalanacağını düşünüyor. Yaklaşık her 4 kişiden biri ise salgının ilk gününden beri bu virüse yakalanmayacağı görüşünde.

Ipsos Türkiye

 ENDİŞE DÜZEYİNİN AZALMASINA PARALEL, TOPLUM BUGÜN SALGIN KONUSUNDA DAHA RAHAT HİSSEDİYOR. Salgında vaka sayılarında ciddi artışın yaşandığı Aralık 2020’de her 10 kişiden 7’si salgının ilk başladığı günden itibaren hep endişeli olduğunu belirtirken, bugün vaka sayıları yine yüksek olsa da bireylerin endişe düzeyi oldukça gerilemiş durumda. Bugün salgının ilk gününden beri endişeli olan bireylerin oranı yarı yarıya azalıyor ve %32 seviyesine geriliyor. Bireylerin %55’i ise salgın ilk başında daha endişeliyken bugüne gelindiğinde bu konuda daha rahat hissettiklerini belirtiyorlar.

Ipsos Türkiye

SALGININ ÜLKEMİZ ÜZERİNDE YARATTIĞI GENEL ETKİLERİ KONUSUNDA DA DAHA İYİMSER OLAN KİŞİLERİN SAYISI ARTIYOR. Salgında ilk pikin yaşandığı Aralık 2020’de toplumun %70’i koronavirüs salgınının ülkemiz üzerindeki genel etkisi konusunda daha olumsuz olacağı görüşündeyken, bugün kötümser olan kişilerin sayısı %16’ya kadar gerilemiş durumda. Her 10 kişiden 4’ü ise artı salgının etkisi konusunda daha iyimser.

Ipsos Türkiye

SALGINLA MÜCADELENİN DE İYİ GİTTİĞİNİ DÜŞÜNENLERİN SAYISI DA OLDUKÇA ARTIYOR.  2022 senesine kadar toplumun yarısından daha fazlası salgınla mücadelenin kötü gittiği görüşündeydi. Ancak bugün her 3 kişiden 1’i kötü gittiğini düşünürken. Salgınla mücadelenin iyi gittiğini düşünenlerin oranı %30’lardan %47’ye yükselmiş durumda.

Ipsos Türkiye

TOPLUMDA ENDİŞE DUYGUSUNUN AZALMASI, KİŞİLERİN KENDİLERİN DAHA RAHAT HİSSETMELERİNE PARALEL KAPALI YERLERDE BULUNMA KONUSUNDAKİ CİDDİ RSİK ALGISI DA AZALIYOR. Tabii ki salgının devam ediyor olması alışveriş merkezi, kafe / restoran gibi yerlerde yemek yeme gibi kapalı alanlarda bulunmanın riskli olduğunu düşünen kesimin oranı hala yüksek. Ancak özellikle ciddi riskli olduğunu düşünen bireylerin sayısındaki düşüş dikkat çekici. Salgının başlarında kalabalık ortamlarda bulunmanın çok riskli olduğunu düşünenlerin oranı %84’ken bugün %53 seviyesine gerilemiş durumda. Kafe / restoran gibi yerlerde yemek yemenin çok riskli olduğunun düşünenlerin de oranı yarı yarıya azalıyor.

Ipsos Türkiye

MANŞET: MASKE MESAFE KONUSUNA DA ARTIK TOPLUM DAHA AZ DİKKAT EDİYOR.  Bireylerin %82’si bugün toplumdaki diğer bireylerin sosyal mesafeye uymadığı görüşünde. İlk günlerde de bu görüşte olanların oranı çok ta düşük değildi (%67). Ancak maske konusunda herkesin daha dikkatli olduğu görüşü hakim. Salgının ilk senesinde diğer kişilerin maske takmadığını ya da nadiren taktığını düşünenlerin oranı %20 seviyesindeyken, bugün bu oran %67.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Geçen hafta büyük rahatlamadan bahsetmiştik. Bu tespite dair işaretler gelmeye devam ediyor. Salgına yakalanmam diye düşünenlerin oranı artıyor, bu ifadeye katılmayanların oranında %10 düşüş var. Kendisinin veya ailesinden birinin hastalığa yakalanmasından “çok endişeli” olanların oranında neredeyse yarı yarıya gerileme var.  Salgınla mücadelenin iyi gittiğini düşünenlerin oranı uzun zaman sonra böyle düşünmeyenlerden daha yüksek. Mücadele kötü gidiyor diyenlerin oranı geçen yıl Kasım ayında %54 iken şimdi %36’ya geriledi. Sosyalleşme konusunda da giderek rahatlayan bir toplum var. Kalabalık ortamlarda bulunmak 1 yıl önce toplumun %80’i için “ciddi risk” anlamına geliyordu, bu oran Kasım 2021’de %62’ye, geçtiğimiz hafta ise %53’e geriledi. Her üç vatandaştan biri için alışveriş merkezine gitmek ya da bir kafede-restaurantta yemek yemek hala ciddi bir risk anlamına geliyor, ancak bu oran geçen sene %70, Kasım 2021’de ise neredeyse %50 idi.

Sidar Gedik

Sosyal mesafeye dikkat ve maske kullanım hassasiyetinde de gevşeme söz konusu. 1 yıl önce çevredekilerin %3’ünün hiç maske takmadığı yönünde bir gözlem vardı, şimdi bu oran %11’e çıkmış durumda. Havaların ısınması ile özellikle de yaza doğru salgın psikolojisinden daha da fazla çıkacakmışız gibi görünüyor. Umarım virüs bize kötü sürprizler yapmaz da bahar ve yaz ayları salgın öncesinin coşkusu ile yaşanır.

Korkmaz 50 yaşında

Korkmaz 50 yaşında
Korkmaz, geleneksel olarak düzenlediği Bayi Toplantısı’nın 7.sinde Antalya’da iş ortaklarıyla bir araya geldi. Türkiye genelindeki bayi ve satış ekibinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda Korkmaz, 50.yılını kutladı.
Paslanmaz çelik mutfak gereçleri ve elektrikli ev aletleri alanında Türkiye’nin önde gelen üretici markalarından Korkmaz, 8-13 Mart tarihleri arasında Antalya’da 7. Bayi Toplantısını gerçekleştirdi. Sektörde bu yıl yarım asırı geride bırakan Korkmaz, iş ortaklarıyla birlikte 50.yaşını kutladı.
Satış ekiplerinin ağırlandığı organizasyonun ilk yarısında; değerlendirme toplantılarıyla birlikte yeni ürünler tanıtıldı, yüksek satış gerçekleştiren ekipler ödüllendirildi. Organizasyonun bayilere yönelik diğer bölümünde ise; geçtiğimiz yılın sektör araştırmaları bayilere anlatıldı, sektör ve genel çalışmalar hakkında bilgi verildi. Yeni ürünler de detaylı olarak incelendi.
Korkmaz’ın 50.yılının kutlandığı bayi toplantısında Korkmaz Ceo’su Kerim Korkmaz, satış ekibine ve bayilere özel bir sunum yaptı. Sunum sonunda ise markanın günümüze uzanan başarı öyküsü özel bir filmle davetlilere izletildi.

Fırınya’dan yeni şube

Fırınya’dan yeni şube

Mahalle fırıncılığının güven ve samimiyetini modern bir anlayışla harmanlayarak, fırın-kafe (bakery-cafe) konsepti ile günümüze taşıyan Fırınya, Küçükyalı/Altıntepe’de yeni mağazasını hizmete açtı.

“Benzersiz Tatlar Ülkesi” mottosuyla yola çıkan ve tüketicileri unutulmaz tatlarla tanıştıran Fırınya; Küçükyalı’da açtığı mağazasıyla birbirinden nefis ürünlerini beğeniye sunuyor. Gayrettepe şubesinin ardından ikinci mağazasını da hizmete açan marka; zengin ürün yelpazesiyle her damak tadına hitap ediyor. Yenilikçi lezzetleri ve  özel seçki menüsü ile farklılık arayışında olan tüketicilerin de yüzünü gülümseten marka; hızla yükselen büyüme grafiğiyle yıl sonuna kadar İstanbul’da mağaza sayısını 20’ye çıkarmayı hedefliyor.

Toplumun % 67’si maske takmak istiyor

Toplumun % 67’si maske takmak istiyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 99. dönem verileriyle bu hafta; toplumun artan vaka sayıları karşısında kapalı alanlarda bile her ne olursa olsun maske kullanımı, PCR zorunluluğu sonrasında bireylerin en fazla tedirgin olduğu ortam neresi, bireylerde endişe duygusu, Omicron varyantının önceki varyantlarla kıyaslandığındaki algı ve salgınla ilgili zor günlerin geride kaldığı gibi konulara  ilişkin bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelendi.  

BİREYLERİN % 67’Sİ KAPALI ALANLARDA NE OLURSA OLSUN MASKE TAKMAYA DEVAM EDECEĞİNİ İFADE EDİYOR.  

Açık alanlarda maske takılması zorunluluğunun kaldırılması kararını her 10 kişiden 6’sı doğru olarak değerlendirirken, kapalı alanlarda sosyal mesafenin ya da havalandırmanın yeterli olduğu durumlarda maske zorunluluğunun kaldırılması toplumun yarısından fazlası tarafından yanlış bir karar olarak değerlendiriliyor.

Ipsos Türkiye

 Ve bireylerin %67’si zaten kapalı yerlerde hali hazırda maske taktıklarını ve takmaya devam edeceklerini söylüyor. Ancak zaten maske takmayan ya da artık takmayacağını söyleyenlerin de oranı az değil. Her 4 kişiden 1’i bu gibi yerlerde maske takmayacağını belirtiyor.  Gerek kapalı alanlara girişte gerekse de otobüs, uçak gibi seyahatlerde HES kodu istenmeyecek olmasını toplumun sadece 1/3’ü doğru bir karar olduğunu düşünüyor.

UÇAKLA SEYAHATLERDE PCR TESTİ İSTENMEYECEK OLMASI İSE BREYLERİN EN FAZLA TEGDİRGİN OLDUKLARI KONU… BU KARARIN DOĞRU OLDUĞUNU DÜŞÜNENLERİN ORANI SADECE %27. 

Ipsos Türkiye

BİREYLERİN ENDİŞE DUYGUSU DA AZALIYOR Toplumun hala %72’si kendisinin ve ailesinden birinin koronavirüse yakalanmasından endişe duysa da bu oran bir ay öncesinde endişeli olduğunu belirtenlerin oranı %82’idi. Bir ay içinde endişe duygusunda 10 puanlık bir azalış olduğu görülüyor. Endişeli olmadığını söyleyenlerin oranı ise %13’ten %21’e yükselmiş durumda.

Ipsos Türkiye

 BU VİRÜSE YAKALANSALAR BİLE KOLAY ATLATILACAĞI İNANIŞI DA ARTIYOR… Her ne kadar hala her 10 kişiden 3’ü bu virüse yakalansalar bile zor atlatacağını düşünse de kolay atlatacağını düşünenlerin sayısındaki artış oldukça dikkat çekici. Bir ay önce bu virüse yakalandığında kolay atlatacağını düşünenlerin oranı %43 seviyesindeyken bugüne gelindiğinde artık bireylerin %54’ü kolay atlatacağı inancında…

Ipsos Türkiye

OMICRON VARYANTI DİĞER VARYANTLKARA GÖRE DAHA AZ TEHLİKELİ BULUNUYOR. 1 ay önce toplumun yarısı Omicron varyantının önceki varyantlar kadar tehlikeli olduğunu düşünürken bugün bu varyantın oluşturduğu tehlike algısı oldukça gerilemiş durumda. Bugün bu varyantın da tehlikeli olduğu görüşünde olanların oranı %33. Ve tehlikeli olmadığını düşünenlerin oranı da %49’a yükseliyor.Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 

TOPLUMUN YARISI ZOR GÜNLERİ GERİDE BIRAKTIĞIMIZ GÖRÜŞÜNDE. Omicron varyantının daha az tehlikeli bulunmasına paralel bugüne gelindiğinde zor günlerin geride kaldığını düşünenlerin oranı %54. Bu oran tam bir ay önce %35’di.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Salgının başından hep tartışmalı süreçlere tanık olduk. Hatırlayalım, Dünya Sağlık Örgütü salgının ilk günlerinde maske takılmamalı demişti, sonra tam tersini tavsiye etti. Aşı geliştirme süreci ayrı tartışmalara yol açtı, geliştirilen aşıların üretim yöntemleri bambaşka görüş ayrılıkları yarattı. Aşıya destek, aşıdan emin olmama ve aşı karşıtı olma cepheleri hala tartışmaya devam ediyor. Kısıtlamaların olması veya olmaması, içerikleri sürekli gündem yarattı. Salgına yönelik ekonomik destek paketleri üzerine de uzun tartışmalar yaşandı. Geçtiğimiz bir iki ay içinde ise artık salgının sonu göründü mü yoksa hala gidecek yolumuz mu var soruları gündemde.

Sidar Gedik

2020’de henüz aşı yokken binler seviyesindeki vaka sayıları paketli gıdaları sabun ile yıkamamıza yol açıyordu, 2021 sonuna doğru ise yüzbinler ile ifade edilen vaka sayıları bile -aşıların da yarattığı rahatlık ile- pek de panik yaratmadı. Bu rahatlama hali giderek güçleniyor. Sadece 1 ay içinde bile büyük rahatlama gözlemliyoruz. Omicron’un eski varyantlar kadar tehlikeli olduğunu düşünenlerin oranı 1 ay önce neredeyse %50 iken şimdi üçte bire düşmüş durumda. Artık vatandaşların yarısından fazlası hastalığa yakalansa bile kolay atlatacağına inanıyor. Kendisinin veya ailesinden birinin hastalığa yakalanmasından endişeli olanların oranında son bir ay içinde %10’luk bir gerileme oldu.

Kısıtlamaların gevşemesi rahatlamayı hızlandırdı. Salgında zor günleri geride bıraktığımızı düşünenlerin oranı Şubat ayı başında %35 idi, bu oran Şubat sonunda kadar yaklaşık olarak bu seviyelerde seyretti. 7 Mart itibarı ile ise %54’e kadar yükseldi. Artık toplumun yarısından fazlası önümüzdeki sürecin daha kolay bir süreç olacağı düşüncesinde. 1 ay önce salgının bu sene sonuna kadar biteceğine inananların oranı %27 idi, geçen hafta bu oran %41’e yükseldi. İlk defa bu soruya yanıt olarak 2022 sonrasını işaret edenler azınlığa düşmüş durumda.

Belirttiğim gibi, kısıtlamaların gevşemesi ile daha hızlı bir rahatlama yaşıyoruz. Toplumun bu rahatlamaya maddi-manevi ihtiyacı olduğu bir gerçek. Vatandaşlar açık havada maske zorunluluğunun kaldırılmasına önemli ölçüde destek veriyor, on kişiden altısı bu karara katılıyor. Ancak iş kapalı alanlarda maske kullanımına, toplu taşımada-alış veriş merkezlerinde HES kodu uygulamasının kaldırılmasına, uçak yolculuklarında PCR negatif test sonucu gerekliliğine gelince tablo tersine dönüyor. Vatandaşların yarıdan fazlası bu konulardaki gevşeme kararlarını desteklemiyor.

Kapalı alanlarda maske kullanımı konusunda vatandaşlar arasındaki görüş ayrılıkları yaşanıyor. Her üç kişiden ikisi kapalı alanlarda maske kullanmaya devam edeceğini belirtirken, bu konuda fikri olmayan küçük bir kitle hariç geri kalanlar kapalı alanlarda da maske takmayacaklarını belirtiyor. Geçen gün süpermarkette iki kişi arasında maske kullanımı konusunda küçük bir atışmaya tanık oldum, her iki kişi de kendinden çok emindi ancak kapalı ortamda maske kullanımı ile ilgili prensipler oldukça muğlak ve tanık olduğum türden durumlar sık sık yaşanacak gibi görünüyor.

Yüzde 100 geri dönüştürülmüş pet şişe Pepsi’den!

Yüzde 100 geri dönüştürülmüş pet şişe Pepsi’den!

Pepsi’nin raflarda yerini alan yüzde yüz geri dönüştürülmüş pet ambalajdan üretilen 1 litrelik şişeleri Türkiye’de içecek sektöründe bir ilk! PepsiCo 2025 yılı itibariyle ise, Türkiye organizasyonundaki Pepsi, Yedigün ve Fruko gibi içecek markalarının pet ambalajlarının tümünü %100 geri dönüştürülmüş plastik ambalajdan elde edilecek.

Dünyada sürdürülebilirlik alanında önde gelen şirketlerden biri olan PepsiCo’nun içecek markalarından Pepsi, içecek sektöründe bir ilke imza attı. 1970’li yıllarda icat edilen pet şişeyi kullanan ilk marka olan Pepsi’nin 1 litre pet şişelerinin yüzde 100’ü bugün geri dönüştürülmüş plastikten üretiliyor. Halen 22 küresel pazarda, %100 geri dönüştürülmüş plastik (rPET) ambalajda ürünlerini sunan PepsiCo geri dönüştürülmüş PET kullanımında lider firmalardan biri konumunda bulunuyor.

Kadınlar iş hayatına katılmak için eşinden izin alıyor

Kadınlar iş hayatına katılmak için eşinden izin alıyor

 Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 97. dönem verileriyle bu hafta; tüm dünyada özellikle kadınlar üzerinde en az salgın kadar sıkıntı yaratan, evrensel alanda çözüm aranan bir konu « toplumsal cinsiyet eşitsizliği» mercek altına alındı.

Türkiye’de; kadın ve erkeklere eşit davranış olup olmadığı, eşitliği korumaya yönelik yasalar, kadına şiddete karşı cezalar, aile baskısı, iş hayatına katılımda fırsat eşitsizliği, çalışma hayatına geçmede engeller, kadınların ev içi sorumlulukları,  bu sorumlulukların eşlerle paylaşımı, kültürel önyargılar, kadınların önünde sıralanan engellere karşı siyasetçilerin, gerekse medyanın bu konulara olan ilgisi gibi konulara  ilişkin bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelendi.

KADINLARIN YAŞADIĞI ÖNEMLİ BİR SORUN;  EKONOMİK AÇIDAN BAĞIMSIZ OLAMAMALARI…  Her 10 kadından 7’si bugün bile eşinden ve ailesinden izin almadan çalışma hayatına katılamadığını ve ekonomik bağımsızlıkları olmadığı için de gerek ev içi gerekse de ev dışı konularda karar alıcı olamadıklarını söylüyor. Ayrıca iş hayatında da kadınların ayrımcılığa maruz kaldığı görüşü oldukça baskın bir görüş. Kadınların %65’i işte ayrımcılığa maruz kaldığını, terfilerde erkeklerle eşit hakka sahip olmadığını ve %55’i aynı iş için erkeklerden daha az ücret aldıklarını düşünüyor. Erkeklerin bu konulara katılım oranı daha düşük olsa da genel olarak bakıldığında erkeklerin de yarısının kadınlarla benzer görüşte olduğu görülüyor.

Ipsos Türkiye

 

KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN CEZASIZ KALMASI KADINLARIN %84’ÜİÇİN YAŞADIKLARI ZORLUKLARIN EN ÖNEMLİSİ. Kadın yönelik şiddetin cezasız kalmasının yanı sıra aile baskısı da kadınların yaşadığı diğer önemli bir sorun. Bu iki konunun dışında kadınların ev içi sorumlulukları ve bu sorumlulukların eşleri ile eşit paylaşılmaması da kadınların zorlandıklarını belirttikleri diğer konular. Erkeklerin bu konulara yönelik verdikleri cevapların oranı daha düşük olsa da yine de her 10 erkekten 7’si kadına yönelik şiddetin cezasız kaldığı görüşünde.

 

Ipsos Türkiye

 TOPLUMUN %85’İ YETERLİ YASALARIN OLMAMASI VE OLAN YASALARIN DA UYGULANMAMASININ TÜRKİYE’DE KADIN ERKEK EŞİTLİĞİNİN SAĞLANMASININ ÖNÜNDEKİ EN ÖNEMLİ ENGELLER OLDUĞUNU BELİRTİYOR. Yasaların yetersiz olması ve uygulanmıyor olmasının yanı sıra kültürel önyargılar da kadın erkek eşitliğinin sağlanamaması konusunda diğer önemli bir engel olarak karşımıza çıkıyor.  Bu iki ana konunun dışında gerek siyasetçilerin gerekse de medyanın bu konuya yeterince eğilmemesi de toplumun %80’i tarafından bu konudaki diğer önemli engeller olarak belirtiliyor.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE’DE KADIN VE ERKEKLERE EŞİT DAVRANILDIĞINI DÜŞÜNENLERİN ORANI SADECE %22. Toplumun %22’si kadın ve erkeklere eşit davranıldığını düşünürken, %55’i eşit davranılmadığı görüşünde. Bu konuda kadın ve erkelerin görüşü benzer seviyede. Gerek toplumda, gerek aile içinde gerekse de işte toplumun yarısı kadın ve erkeğe eşit davranılmadığını düşünüyor. Kadın ve erkek eşitliğini korumaya yönelik yasaların olduğunu düşünenlerin de oranı sadece %31…

 

Ipsos Türkiye

 

Ipsos, Sosyal Araştırmalar ve Kalitatif Araştırma Hizmet Birimleri Lideri, İcra Kurulu Üyesi Ece Ertürk verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Her ne kadar belli dönemlerde gündemdeki görünürlüğünü ve önceliğini daha fazla hissediyor olsak da sadece Türkiye’de değil dünyada da toplumsal cinsiyet eşit(siz)liği, konunun olumsuz taraflarıyla hem kadınlar hem de erkekler tarafından hemfikir olunan toplumsal bir sorun.

Türkiye’de kadınlara ve erkeklere toplumda eşit davranılmadığı algısının cinsiyetten bağımsız kabullenilmiş bir gerçeklik olduğunu görüyoruz. Toplumun 70%’i kadın-erkek eşitliğini korumaya yönelik yasaların mevcut olmadığını düşünüyor. Toplumda ve iş hayatında cinsiyet eşitsizliği konusunda ortak bir kanı olsa da aile içinde eşitlik olduğu noktasında erkekler kadınlara göre daha olumlu. Kadına yönelik şiddetin cezasız kalması ve aile baskısı konuyla ilgili en temel toplumsal sorunlar olarak öne çıkmakla birlikte pandemi döneminde de yansımalarını oldukça hissettiğimiz ev içi ve çocuklarla ilgili sorumluluklardaki eşitsiz dağılım da dikkate alınması gereken diğer sorunlar. Kadının hem toplumsal hem de aile içindeki duruşunu etkileyen konulardan biri olarak ekonomik bağımsızlık ve kadını ekonomik bağımsızlığa götürebilecek kaynaklara eşit erişim de yine dikkat edilmesi ve iyileştirilmesi gereken toplumsal konular arasında. Günümüzde hala kadınların 70%’i ailesinden ve eşinden izin almadan çalışma hayatına katılamıyor. 

Ipsos Türkiye

 Yine benzer sayıda kadın ekonomik özgürlükleri olmadığı için gerek ev içi gerekse de ev dışı konularda karar verici olamıyor. Daha eşitlikçi ve kapsayıcı toplumsal bir düzen için gerekli yasaların olması ve doğru şekilde uygulanması; aynı zamanda da toplumsal cinsiyet konusunun gerek siyasiler gerek medya tarafından daha gündemden bağımsız daha somut ve süreklilik içinde önceliklendirmesi ve sahiplenilmesi bu konuyla ilgili toplumsal beklentiyi de karşılayacak ve iyileşme sağlayabilecek ilk aksiyonlar gibi görünüyor.  

Bu balıklar hem Omega 3 zengini hem de sürdürülebilir!

Bu balıklar hem Omega 3 zengini hem de sürdürülebilir!

Metro Türkiye’nin hem sürdürülebilir balıkçılığı destekleme hem de daha sağlıklı beslenmeyi mümkün kılmak için hayata geçirdiği  “Yediği Önünde, Yemediği Yarında” projesinde balıkların hasadına başlandı.

Alternatif yem modeliyle Türkiye’de bir ilk olan proje kapsamında, 2022 yılı sonuna kadar 400 ton çipura ve levrek yetiştiriciliği gerçekleştirilecek ve yaklaşık 500 ton deniz balığı kurtarılacak.

Projede, Türkiye’de ilk kez endüstriyel boyutta levrek ve çipura yetiştiriciliğinde alg yağı içeren yem kullanılıyor.  Analiz sonuçlarına göre normal yemle beslenen balıklara oranla yaklaşık 2 kat daha fazla Omega 3 içeren Metro Premium çipuralar Şubat sonu satışa sunuldu, levrekler ise Mayıs itibarıyla raflara geliyor.

IBAKTECH 10 Martta kapılarını açıyor

IBAKTECH 10 Martta kapılarını açıyor

13. Uluslararası Ekmek, Pasta Makineleri, Dondurma, Çikolata ve Teknolojileri Fuarı (IBAKTECH), 10-13 Mart tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi İFM’ de kapılarını açıyor. Alanında Dünya’nın ikinci büyük fuarı olma özelliğini taşıyan fuarın uzak ülkeleri Türkiye’ye çekmesi bekleniyor.

Ticaret Bakanlığı’nın uzak ülkelere yönelik ihracatı artırma stratejileri doğrultusunda düzenlenen fuara; Güney Afrika, Nijerya, Kongo, Togo, Etiyopya, Nepal, Hindistan, Çin. Bangladeş, Peru, Bolivya, Uruguay, Fransız Guyanası, Arjantin, gibi pek çok uzak ülkeden ziyaret sağlanacak.