Seç Market 1750’nci mağaza

Seç Market 1750’nci mağaza

Esnaf dostu iş modeliyle öne çıkan Seç Market’in bayi sayısı hızla artmaya devam ederek 1750’ye ulaştı.

Türkiye’de rekabetin çok yüksek olduğu perakende sektöründe sunduğu iş modeliyle önemli bir konumda olan Seç Market’in mağaza sayısı, Kastamonu’da açılan yeni mağazasıyla 1750’ye ulaştı. Seç Market mağazaları esnafa ve müşteriye sağladığı avantajlarla ülke genelinde 79 ilde hizmet veriyor.

Metaverse ekonomiyi ve tüketicileri nasıl etkileyecek?

Metaverse ekonomiyi ve tüketicileri nasıl etkileyecek?

İnternetten sonra en önemli buluş ve geleceğin dijital dünyası olarak nitelendirilen Metaverse, oluşturduğu sanal evrenler ile çevrimiçi kullanıcılara yakın zamanda yepyeni bir deneyim sunacak. Büyük teknoloji devlerinin farklı evrenlere yönelik yatırımlarına ek olarak, şirketlerin Metaverse dünyasındaki yatırımları ve çalışmaları da yeni bir ekonomi oluşturacak.

Yeni istihdam kaynakları sağlayacak

İngilizce “Meta” ve “Universe (Evren)” kelimelerinin kısaltılmışı olarak kullanılan Metaverse, gerçek ve sanal dünyanın birleştiği yeni bir ‘dijital dünya’ olarak tanımlanıyor. Böyle bir dijital dünyada insanlar, farklı dijital evrenlere/ortamlara Metaverse’e uygun aletlerle geçiş yapabilecek ve sanal ortamda iletişim kurma fırsatı yakalayacak. Metaverse dijital evreni, herkesin bu dijital dünyada oluşturacağı 3D avatarlar (sanal karakterler) sayesinde gelecekte işe gidip gelmeden ofisteymiş gibi çalışma olanağının yanı sıra arkadaşlarla birlikte bir konsere katılma veya bir arkadaş davetine hologram olarak ışınlanabilme ve dahil olma olanağı sunacak.

Yeni bir dijital dünya vadeden Metaverse teknolojisi, yeni istihdam ve insan kaynaklarına yönelik ihtiyaçları beraberinde getirecek. Sanal emlak uzmanı, risk yönetimi uzmanı, blockchain geliştiricisi, dijital dedektif, oyun tasarımcısı, dijital satış uzmanı, siber güvenlik uzmanı ve pazarlama yöneticisi gibi meslek grupları Metaverse evreninde ilgi görecek.

 Yatırım alanları oluşacak

Metaverse kavramının ortaya çıkması ve tüm dünyada hızlı bir şekilde yaygınlaşması sonucunda küçük, orta ve büyük ölçekli şirketlerin yatırım stratejilerinde köklü değişiklikler meydana gelecek. Şirketler Metaverse ekosistemi içerisinde hızlı bir şekilde yerini almaya başlayacak. İlerleyen yıllarda Metaverse evrenine yatırım yaparak faaliyetlerini yürüten şirketlerin sayısında artış olacak.

NFT satışları yaygınlaşacak

Günümüzün bir diğer teknoloji trendi NFT, Metaverse ile eş zamanlı yükselişini sürdürüyor. Türkçe karşılığı ile “Değiştirilemeyen Token”  ya da “Değişmesi mümkün olmayan para” olarak tercüme edilen ve bir blok zinciri (blockchain) teknolojisi olan NFT, metaverse evreniyle birlikte daha fazla önem kazanacak teknolojilerden biri olacak. Günümüzde hem finans hem de sanat dünyasında popüler hale gelen ve ‘Non-Fungible Token’in kısaltması olan NFT, blockchain adı verilen teknoloji sayesinde dijital dünyada birbirinin yerine geçemeyen benzersiz öğeleri temsil edebiliyor. Metaverse evrenlerinde NFT müzayedelerinin açılması ve bazı Metaverse platformlarında yer alan tüm parçaların NFT statüsünde değer görmesi, NFT pazarını canlandıracak. “The First 500 Days”, “Crypto Punk”, “Crossroad” ve “Ocean Front” gibi önemli NFT parçalarının da değerinin artması bekleniyor.

Kripto para borsaları artacak

Günümüzde birçok kripto para borsası ve binlerce kripto para birimi bulunuyor. Metaverse platformlarının Sand, Mana, Ceek, AXS ve OVR gibi kendi kripto para birimlerini oluşturduğu veya farklı kripto para projelerini desteklediği görülüyor. Birkaç yıl içerisinde Metaverse ekosistemine yönelik ortaya çıkan kripto para birimlerinin büyük değerlere ulaşacağı ve kripto para borsalarının sayısının artacağı tahmin ediliyor.

Yeni teknolojik ürünlere ihtiyaç doğacak

Başta sanal gerçeklik (VR), artırılmış gerçeklik (AR) ve karma gerçeklik olmak üzere birçok teknolojik ürünün Metaverse evreninin ihtiyaçlarına göre yeniden revize edilmesi bekleniyor. Ayrıca ilerleyen yıllarda Metaverse evreninin gelişimine paralel olarak yeni teknolojik ürünlerin de piyasaya sürüleceği düşünülüyor.

Generali Sigorta

 

Nestlé Damak baklava ile buluşuyor

Nestlé Damak baklava ile buluşuyor

Nestlé Damak, geleneksel Türk tatlısı baklavadan aldığı ilhamla çikolata severleri keyif anlarının vazgeçilmezi olacak yeni Nestlé Damak Baklava ile tanıştırıyor.

Çikolata ile fıstığın efsanevi aşkıyla özdeşleşen Nestlé Damak; Nestlé’nin çikolata uzmanlığından doğan yumuşacık beyaz çikolatasını, yemyeşil ve yoğun lezzetli Antep fıstıkları ve çıtır baklava yufkalarıyla buluşturuyor.

 Salgına yönelik ‘Tehdit algısı düştü’

 Salgına yönelik ‘Tehdit algısı düştü’

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 96. dönem verileriyle toplumda; Koronavirüs salgınına yönelik haberlerin takibi, salgının bireylerin kendileri ve aileleri için oluşturduğu tehdit algısındaki son durum, zor günlerin bizi beklediği ya da geride bıraktığımızı düşünenlerin oranı, 3. aşısını olmamış kişilerin aşı olmama ve aşı olacağını söyleyenlerin oranındaki durum, Omicron varyantının tehdit algısı gibi konulara  ilişkin  ifade, tutum, davranışlar​​ incelendi.

SALGINA YÖNELİK “TEHLİKE ALGISINDAKİ DÜŞÜŞ” AŞILANMA NİYETİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR.

Ipsos’un gerçekleştirmiş olduğu araştırma verilerine göre bugüne kadar 3. Doz aşısını olmamış kişilerin aşı olmama niyeti %15’lerden %20’ye çıktığı görülüyor. Aşı olacağını söyleyenlerin de oranı %60’lara kadar gerilemiş durumda. Bu verilerin dikkate alınması açısından önemli bugün halen dünyadan verilere bakıldığında vaka sayıları dikkat çeken ülkeler var. Ayrıca; yeni varyantlar yayılmaya devam ediyor.

Ipsos Türkiye

SALGINDA ZOR GÜNLERİN GERİDE KALDIĞINI DÜŞÜNENLERİN DE ORANI ARTIYOR…

Ocak ayının başında bireylerin %55’i salgında zor günlerin bizi beklediği görüşündeyken, bugün bu oran %43’e kadar geriliyor. Zor günleri geride bıraktığımızı düşünenlerin oranı ise %40 oranında. Bu oran Ocak ayının ilk günlerinde %30 seviyesindeydi.

Ipsos Türkiye

 OMICRON VARYANTININ TEHDİT ALGISINDA DA DÜŞÜŞ VAR

Koronavirüs salgının gerek Türkiye gerekse de kendileri ve aileleri için oluşturduğu tehdit algısı hala yüksek olsa da, Şubat ayında bu tehdit algısında düşüş gözleniyor. Ipsos’un gerçekleştirdiği bu araştırmanın verilerine gör; Ocak ayının başında virüsü kendileri ve aileleri için tehlike olarak görenlerin oranı %81 iken Şubat ayı ortasında bu oran %73’e gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

 SALGINLA İLGİLİ HABERLERİN TAKİP EDİLDİĞİ KANALLAR DA DÜŞÜŞ VAR. ARTIK SALGIN HABERLERİ DAHA AZ TAKİP EDİLİYOR.

2021 yılının ilk aylarında toplum salgınla ilgili haberleri her türlü kanaldan takip ederken bugüne gelindiğinde haberlerinin takip edildiği hemen hemen hemen tüm kanalların bugün daha az takip edildiği görülüyor. Özellikle internetteki haberler ve hükümetin açıklamaları geçen seneye göre 20 puan üzerinde düşüyor.

Ipsos Türkiye

ARTIK KORONAVİRÜS SALGINI İLE İLGİLİ HABERLER DAHA AZ TAKİP EDİLİYOR.

Salgının ilk başladığı günlerde beklendiği gibi toplumun %90’ından fazlası, 2021 yılında gerek vaka sayılarının yüksek seyretmesi ve bu virüs yakalanan kişilerin hastalığı ağır geçirmesi gibi nedenlerin de etkisiyle toplumun %80’den fazlası Koronavirüs salgınına yönelik haberleri takip ettiğini belirtirken, 2022 yılında artık toplumun %69’u artık salgına yönelik haberleri takip ettiğini söylüyor. Salgınla ilgili haberleri takip edenlerin de %60’ı aynı zamanda salgının ilk gününe göre haberleri daha az takip etmekte.

Ipsos Türkiye

Ipsos, Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması’nı 96 haftadır yürütüyoruz. Son haftalarda dikkat çeken bulgumuz salgına dair konsantrasyonda bir gevşeme olduğu. Salgın hala gündemimizde önemli yer tutuyor olmakla birlikte yavaş yavaş eskisi kadar odaklandığımız bir konu olmaktan çıkıyor.

Buradaki en çarpıcı gösterge salgın haberlerine olan ilginin seviyesi, 2020’de toplumun tamamı salgın haberlerini takip ediyorken geçtiğimiz hafta bu oran %69’a kadar geriledi. Hatta salgın haberlerini takip etmeye devam eden bu kitlenin de %60’ı eskiye nazaran daha az takip ettiklerini belirtiyorlar. Yani o kitlede de bir gevşeme söz konusu. Bu gevşeme ve gündemden düşme durumu elbette bir sebep değil sonuç. Sebep ise salgının sonuna yaklaşmaya başladığımıza dair kanaat. Her on kişiden dördü artık salgında zor günleri geride bıraktığımızı düşünüyor, bu oran salgında zor günlerin bittiğini düşünenlere neredeyse eşit. Virüsün kendisi ve ya ailesinden biri için tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı hala çok yüksek ancak orada da kayda değer bir düşüş olduğunu atlamamak lazım.

Ocak ayı başında virüsü tehlike olarak görenlerin oranı %81 iken Şubat ayı ortasında bu oran %73’e geriledi. Gevşemenin bir diğer işaretini aşı olma niyetinde de görüyoruz, 3. doz aşıyı olmama eğilimi her geçen hafta yükseliyor. Ocak ayı başında %15’lerde olan 3. doz aşıyı yaptırmama niyeti Şubat ortasında %20’lere yükseldi.

Toplumda baskın duygular yorgunluk, bıkkınlık, hepimiz doğal olarak artık salgından ve neden olduğu tehlikelerden, kısıtlamalardan kurtulmak istiyoruz. Bu arzunun etkisi ile gelişmeleri olumlu yorumladığımız görünüyor. Umarım bu yorumlar doğrudur ve artık salgında sonun başlangıcı dönemine girmişizdir. Gelecek haftalarda bu toplumdaki bu “bitiyor artık” düşüncesini irdeleyeceğiz, gerçekten böyle mi düşünüyoruz, detaylarda neler var?

Coca-Cola Intergalactic

Coca-Cola Intergalactic

Coca-Cola, yeni inovasyon platformu Coca-Cola Creations’ı ve tüm dünyada sınırlı sayıda üretilen uzay temalı yeni ürünü Coca-Cola Intergalactic’i gerçekleştirdiği global lansmanla duyurdu.

“Gerçek Mucize” marka platformu altında geliştirilen Coca-Cola Creations, iş birliği, yaratıcılık ve kültürel bağların yeni ifade biçimlerine olanak sağlarken, hem sanal hem de gerçek dünyada art arda yeni ürünler ve deneyimler sunacak.

The Coca-Cola Company Global Strateji Kıdemli Direktörü Oana Vlad, “Coca-Cola yüz yıldan uzun süredir, dünya çapında iyimserlik sembolü olarak ikonik statüsünü koruyor. ‘Gerçek Mucize’yi hayata geçirirken, bugünün gençleriyle neşe ve heyecanı paylaştığımız deneyimlerle bağlantı kurmak ve bu buluşmayı kutlamak istedik. Coca-Cola Creations, bizden beklenen yeni ve alışılmadık tatlar, anlar ve iş birlikleriyle, tüketicilerimizi şaşırtarak, memnuniyet duyacakları anlara eşlik etmeyi amaçlıyor.” dedi.

Coca-Cola Creations kapsamında piyasaya sunulan ilk ürün Coca-Cola Intergalactic, uzaydan ilhamla hayat buldu. Evrenin bir yerinde, sonsuz olasılığın bulunduğu bir dünyada, bambaşka bir Coca-Cola’nın, birbirimizle ilişki kurmanın yeni bir yolunun var olabileceği vizyonuyla yaratıldı.

Coca-Cola Intergalactic, eşsiz Coca-Cola lezzetini, kırmızımsı bir tonla yorumladığı beklenmedik dokunuşla birleştirdi. Tadı, bir kamp ateşi etrafında yıldızları izlemeyi andırırken, uzaya yapılan soğuk bir yolculuğun hissettirebileceği hafif serinletici duyguyu da barındırıyor.

Oana Vlad, Coca-Cola Intergalactic ile ilgili olarak “35 yıl önce Coca-Cola, uzaya giden ilk içeceklerden biri olmak için NASA iş birliği yapmıştı. Aynı uzay tutkumuz bugün hala devam ediyor. Coca-Cola Intergalactic ile uzay araştırmalarıyla yeni dünyaları keşfetme ve nesillere ilham verme gücünü kutlamak istedik. Bu konsepti bir yudumla hayata geçirmek için yola çıktık ve uzaya ilişkin sevdiğimiz herşeyin gizemini ve özünü yakaladık.” şeklinde konuştu.

Çok boyutlu ve ışıklarla dolu yıldız bulutunu barındıran, benzersiz bir ambalaj tasarımıyla sunulan Coca-Cola Intergalactic, dünya çapında ünlü Amerikalı şarkıcı ve söz yazarı Ava Max iş birliği ile duyuruluyor.

Nescafé ve Paşabahçe’den sürdürülebilir iş birliği

Nescafé ve Paşabahçe’den sürdürülebilir iş birliği

İkonik Nescafé Gold fincanı ilk defa Türkiye’de geri dönüştürülmüş camdan üretiliyor.

Nescafé, bunu ikonik cam kahve fincanıyla taçlandırıyor. Nescafé ve Türkiye’nin lider cam ev eşyası markası Paşabahçe iş birliğiyle Nescafé Gold fincanı geri dönüşüm kutularından toplanan camlardan üretilmeye başladı.

Nescafé Gold kahve bardaklarının üretimi için Nescafé ve Paşabahçe arasındaki iş birliği ilk olarak 2019 yılında başladı. Nescafé Türkiye öncülüğünde başlayan bu ortaklık Nestlé’nin global pazarı içinde de büyüyerek devam etti. İlk etapta aralarında Çin, Sırbistan, Romanya, Fas ve İtalya’nın da bulunduğu toplam 25 ülke için yıllık yaklaşık 3 milyon bardak üretimi gerçekleştirilmesi için anlaşan iki büyük marka bu yıl iş birliğine sürdürülebilirliği de dahil etti. Böylece Paşabahçe’nin %100 geri dönüştürülmüş cam ürünlerinden oluşturduğu cam ev eşyası koleksiyonu Aware Collection’ın bir parçası olarak Nescafé Gold bardakları üretilmeye başlandı. Bardaklar Nescafé’nin “Nescafé Gold Geri Dönüştürülmüş Bardak Hediyeli” paketinde satışa sunuluyor.

Geleceğini planlamak isteyenlere 7 öneri

Geleceğini planlamak isteyenlere 7 öneri

Hayatın akışı içinde iş ve özel hayatını değiştirmek isteyen insan sayısı her geçen gün artış gösteriyor. Yapılan araştırmalar, günümüzde birçok insanın hayatındaki olumsuz noktaları değiştirmeye cesaret edemediğini gösterirken, birçoğunun ise değişimi hayatın akışında bir gereklilik olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Gelecek için doğru yolculuğa çıkmak isteyenleri ekonomik, çevresel, fiziksel, sektörel ve psikolojik birçok faktörü aynı anda yönetme zorluğu da bekliyor.

Hayal edin

Her şey hayal etmekle başlar. Hayalleri olmayan insanların doğru adımlar atmak konusunda çekingen davrandıkları, attıkları adımlar özelinde ise sabırlı olmadıkları bilinen bir gerçek durumunda. Hem yakın zaman hem de daha uzak dönemlere dair hayallerinize sımsıkı sarılın. Sizi, hayallerinize ulaşmaya götürecek dinamiklerin ise sabır, doğru planlama ve çalışmak olduğunu unutmayın.

Pişmanlıkları geride bırakın

Hayatın akışına dair pişmanlıklar geçmişe dönük duygulardır. Hayatın akışını değiştirecek en önemli unsurlardan birinin pişmanlıkları geride bırakmak, anı yaşamak ve geleceği planlamak olduğunu unutmayın.

 Yolculuğunuzu planlayın

Planlama yapmak, zamanın değerini anlamaya, geleceğe dair yolculukta stresi azaltmaya ve hayallere odaklanmaya yardımcı olur. Diğer bir deyişle, planlama yapmak, geleceğe dair soyut beklentilerin somutlaştırılmasını sağlar.

Tasarruf yapın

Gelecek planlamasında maddi ve manevi kaynakların doğru olarak kullanımı oldukça önemlidir. Maddi ve manevi kaynakların gereğinden fazla kullanılmaması için alınan tedbirler geleceğin inşasına önemli katkı sunmaktadır. Dolayısıyla tasarruf, mümkün olduğu sürece  gelecek planında merkezde olmalı, hayatın çok kısa olduğu unutulmamalı ve tasarrufun önemi asla göz ardı edilmemelidir.

Kendinize yatırım yapın

Hayatının akışını güçlendirmenin ve daha mutlu hissetmenin en iyi yöntemlerinden biri kendinize yatırım yapmaktır. Kitap okumak, yeni bir dil öğrenmek, iş ve özel hayata dair kendini birçok alanda geliştirmek, enstrüman çalmaya başlamak, yeni bir mesleğe adım atmak ya da mevcut meslekteki yetersizlikleri kapatmak için adımlar atmak akışı değiştiren etkenlerden sadece birkaçıdır. Unutmayın, hayatınız boyunca yapabileceğiniz en iyi yatırım kendinize yaptığınız yatırımdır.

Negatif yaklaşımlardan etkilenmeyin

Çevreniz, “sizi” bildikleri ve alıştıkları şekilde görmedikleri durumlarda, genellikle yaşanan değişime karşı direnç gösterebilirler. Bu neden dolayısıyla değişiklik yapmak, sizi anlamayan bazı arkadaşlardan veya aile üyelerinden uzaklaşma olasılığını da beraberinde getirebilir. Amacınıza ulaşmak için oluşabilecek negatif yaklaşımlardan etkilenmemeye özen gösterin. Ayrıca oluşabilecek dirençlere karşı hoşgörülü bir yaklaşım sergileyin.

Sağlığınızı merkeze koyun

Gelecekten beklentiniz ne olursa olsun, gelecekte ne yaşamayı planlarsanız planlayın tüm bunları gerçekleştirmek için öncelikle sağlıklı bir bedene ihtiyacınız olduğunu unutmayın. Bu yüzden gelecek planlarınızdaki öncelikler arasına sağlıklı beslenmeyi, sporu ve düzenli doktor kontrollerini dahil edin.

Generali Sigorta

Hintli şefler Türkiye’ye geliyor

Hintli şefler Türkiye’ye geliyor

Raffles İstanbul,  hint mutfağının özgün lezzetlerini misafirlerine sunmaya hazırlanıyor. 8- 20 Mart tarihleri arasında Fairmont Jaipur’dan Istanbul’a gelen şefler ‘Kundan Negi’ ve ‘Robin Verma’ Raffles Istanbul’daki Rocca Restaurant’ın mutfağını devralacak ve Hint mutfağının özgün lezzetlerini gastronomi tutkunlarıyla buluşturacak.

Coğrafi ve kültürel çeşitliliğini yansıtan ve ülkenin farklı bölgelerinden ilham alan çok farklı lezzetlere sahip Hint mutfağı, iklim, kültür ve geleneklerin yanı sıra tarihle olan bağlarını da lezzetlerine yansıtıyor. Hindistan’a özgü lezzetleri, çok sayıda renkli baharat ve benzersiz içerik şekillendiriyor.

Şef Negi ve Şef Verma, Raffles Istanbul misafirleri için hazırlayacakları lezzetlerde, geleneksel hint baharatlarıyla tatlandırılmış çorbalar, “tandoori” tekniği ile hazırlanmış birbirinden lezzetli damak hoşlukları, tavuk, kuzu eti ve balıkların yeniden yorumlandığı ana yemeklere Hindistan’ın en geleneksel garnitürlerinin yanı sıra bu yolculuğun modern lezzet yorumuna kişniş, zerdeçal, kimyon, zencefil tatları eşlik ediyor. Kakule, safran, altın yaprağı ile hazırlanmış birbirinden egzotik tatlılar a la carte veya tadım menüsü olarak misafirlere sunuluyor.

Bu deneyim için özel olarak tasarlanmış, Hindistan’ın renklerinin ve lounge müziğin eşlik ettiği ambiyansta Raffles Istanbul, gelen misafirlerini adeta bir yolculuğa çıkartmaya hazırlanıyor.

Rezervasyon için: +90 212 924 02 00

Türkiye’deki en önemli sorun ne ?       

Türkiye’deki en önemli sorun ne ?       

 Ipsos tarafından gerçekleştirilen Anti Kriz Monitörü ile Türkiye’nin gündemini yakından takip etmek, toplumun memnuniyet ve beklentilerini anlamak, tüketim ve yatırım davranışlarını beraberinde gündeme ilişkin düşüncelerini ölçmek, Koronavirüs salgını ile ilgili farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymak hedefleniyor. Anti kriz monitöründe bu son çıkan seçilmiş verilere göre; ülkemizde toplumu en çok zorlayan gider kaleminin ne olduğu, hane tüketiminde en çok hangi alışveriş kalemlerinden ve alanlarından vazgeçildiği, tüketilen ürünleri daha ucuza mal etmenin yollarını arayıp aramadığı, hangi kategorilerden vazgeçtiği, bireylerin kendi kişisel ekonomilerine yönelik beklentilerinin ne durumda olduğu, toplumun en önemli sorunun ne olduğuna dair ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

BU DÖNEMDE ELEKTRİK GİDERLERİ TOPLUMU EN ÇOK ZORLAYAN GİDER KALEMİ. Bireylerin %55’i elektrik giderlerinin kendilerini çok zorladığını belirtmekte. Elektrik giderlerinin yanı sıra vatandaşları zorlayan diğer gider kalemleri giyim, doğalgaz, ev temizlik ve gıda ürünleri olarak öne çıkıyor. Ancak genel olarak bakıldığında aslında her türlü gider kaleminin bireyleri zorladığı görülüyor.

Ipsos Türkiye

TOPLUMUN ÇOĞUNLUĞU MARKET ALIŞVERİŞLERİNDE HARCAMALARINI AZALTMAYA ÇALIŞIYOR. Bireylerin %66’sı market alışverişlerinde asgari ihtiyaçlarını karşılamaya ve gerekirse bazı kategorilerden vazgeçerek harcamalarını minimumda tutmaya çalışırken %24’ü de tükettikleri ürünleri daha ucuza mal etmenin yollarını arıyor.

Ipsos Türkiye

TOPLUMUN YARISININ HANE GELİRLERİNE YÖNELİK GÖRÜŞLERİ DE ÇOK OLUMLU DEĞİL.  Bireylerin %54’ü son 12 ay içinde hane gelirlerinin azaldığını belirtirken önümüzdeki bir kaç ay içindeki kendi kişisel ekonomilerine yönelik beklentileri de olumlu değil. Önümüzdeki birkaç ay içinde kişisel ekonomilerin daha da kötü olacağını belirtenlerin de oranı %57. Geleceğe yönelik kişisel ekonomilerinin daha iyi olacağını düşünenlerin oranı ise sadece %6.

Ipsos Türkiye

TOPLUMUN ÇOĞUNLUĞU TÜRKİYE EKONOMİSİNİN MEVCUT DURUMUNUN İYİ OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYOR. Türkiye ekonomisinin mevcut durumunun iyi olmadığını düşünenlerin oranı %81. Ekonominin iyi olduğunu düşünenlerin oranı sadece %3.

Ipsos Türkiye

EKONOMİ TOPLUMUN EN ÖNEMLİ SORUNU

Haziran 2021 tarihinden itibaren ekonominin en önemli sorun olarak belirtilme oranı Salgının önüne geçmişti. Bugüne gelindiğinde ise artık her 10 kişiden 9’u için ekonomi en önemli problem. Salgındaki hızlı bulaş ya da vaka sayılarındaki artış bile Koronavirüs Salgının önemli bir sorun olarak görülmesine neden olmuyor. Bireylerin sadece %5’i salgının en önemli sorun olduğunu düşünüyor.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Ülkenin en önemli problemi hangisidir sorusuna çok açık ara ile ekonomi yanıtını almaya devam ediyoruz. Bu noktada yaklaşımı biraz daha netleştirebilmek için önceki hafta ilginç bir soru sormuştuk, elinizde tek bir sorunu çözme imkanı olsa salgını mı yok edersiniz yoksa ekonomiyi mi düzeltirsiniz demiştik, bu soruya da yine büyük farkla ekonomi yanıtını almıştık. Bu haftaki sonuçlara bakarak şunu söyleyebiliriz, ülkenin en önemli sorunu ekonomi hatta neredeyse diğer tüm sorunları unutturacak kadar önemli, tek sorunumuz haline gelmiş durumda. Koronavirüs salgını en önemli sorundur diyenlerin oranı %5 iken ekonomi en önemli sorundur diyenler %86. Bu yüzden bu hafta ekonomi başlığına odaklandık.

Çoğunluk, yakın gelecekte kişisel ekonomik durumunun daha kötüye gideceğini düşünüyor. Yaklaşık üçte birlik bir kesim kişisel ekonomisinin yakın gelecekte aynı kalacağı veya daha iyi olacağı düşüncesinde. Ancak ülke ekonomisi ve kişisel ekonomi sorularını bir arada değerlendirdiğimizde görüyoruz ki kendi durumuna dair daha umutlu olan bu grubun da bir kısmı ülke ekonomisinin durumundan memnun değil.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Araştırmamıza katılanların %54’ü son 12 ay içinde hane gelirlerinin azaldığını belirtiyor. Kişisel ekonomi sorusu ile de paralellik arz edecek şekilde bu soruda da %40 civarında bir kitle aynı dönem içinde hane gelirinin pek değişmediğini veya arttığını belirtiyor. Yine de ülkenin en önemli sorunu ekonomidir diyenlerin oranının %86 olduğunu hatırlarsak hane gelirinde kayıp yaşamayanların da önemli bir kısmının ekonomiyi bir sorun olarak gördüklerini söyleyebiliriz.

Fiyat artışlarında vatandaşı en çok etkileyen kalemin elektrik faturası olduğunu görüyoruz. Kış mevsiminin de etkisi ile giyim masrafları bir diğer kalem. Doğalgaz, su gibi diğer kaçınılmaz aylık fatura kalemleri de önemli etki yapıyor. Araştırmamıza katılan her üç kişiden ikisi market alışverişlerinde tasarruf için bazı ürün kategorilerini tüketmekten vazgeçebileceğini belirtiyor.

Ekonomi, siyasi tercihlerden bağımsız bir sorun haline dönüşmüş halde. Bunu her on kişiden sekizinin ülke ekonomisinin durumunu kötü olarak nitelendirmesinden anlıyoruz, son yayınlanan araştırmalara göre hiç bir siyasi partinin veya ittifakın %80 oy oranı yok, vatandaş oy tercihinden bağımsız olarak ekonomiden memnuniyetsiz.

Her 4 çalışandan 3’ü hayat pahalılığına çözüm istiyor

Her 4 çalışandan 3’ü hayat pahalılığına çözüm istiyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 93. dönem verileriyle toplumda; salgının iş üzerinde etkisi halen nasıl, çalışanların Covid-19’a yakalanmaları ya da temaslı olmalarından dolayı ​​işgücü eksikliği oluşup oluşmadığı, çalışanların k​oron​a​virüs salgınında karantina süresinin kısaltılması devamında PCR testi istenmemesi kararından sonraki günlerde nasıl düşüncelerde oldukları ve çalışanlara bir konuya çözüm getirme imkanları olsa neyi çözmek istedikleri​ne ilişkin  ifade, tutum, davranışları​​ incelenmiştir.

HER 4 ÇALIŞANDAN 3’Ü HAYAT PAHALILIĞI / YÜKSEK ENFLASYONA ÇÖZÜM BULMAK İSTİYOR. Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirdiği araştırmada; ülkemizde çalışanlara bir konuya çözüm getirme imkânları olsa neyi çözmek istedikleri sorulduğunda, %76’sı hayat pahalılığı ve enflasyonu belirtiyor. Salgında vaka sayılarındaki hızlı artışa rağmen salgına çare bulmak isteyeceğini söyleyenlerin oranı %16.

Ipsos Türkiye

 

HER 2 ÇALIŞANDAN 1’İ KORONAVİRÜS SALGINININ İŞLERİ ÜZERİNDE OLUMSUZ ETKİSİ OLDUĞU GÖRÜŞÜNDE.  Ülkemizde sadece Ipsos araştırma şirketinin salgının başından bu yana, haftalık olarak gerçekleştirilen toplumun nabzına yönelik “koronavirüs Salgını ve Toplum” araştırmasında Aralık ayının sonunda, salgının işleri üzerinde olumsuz etkisi olacağını düşünenlerin oranı %43’ken geçen 1 aylık süreçte bu oran 8 puan artarak %51’e yükselmiş durumda. Salgının işleri üzerinde herhangi bir etkisi olmayacağını düşünenlerin oranı da 5 puan düşerek %35’e gerilemiş.

Ipsos Türkiye

 ÇALIŞANLARIN COVID-19’A YAKALANMALARI YA DA TEMASLI OLMALARININ İŞGÜCÜ EKSİKLİĞİ YAŞANMASINA NEDEN OLDUĞUNU BELİRTEN ÇALIŞANLARIN ORANI %56.  Çalışanların yarısından fazlası salgının işgücü üzerinde olumsuz etkisi olduğu görüşünde. Çalışanların %45’i işyerlerindeki çalışanların Covid-19’a yakalanmaları ya da temaslı olmalarından dolayı işgücü eksikliği yaşandığını ama üretime bir etkisi olmadığını, %11’i ise hem işgücü eksikliğine sebep olduğunu hem de üretimi olumsuz etkilediğini belirtmekte.

Ipsos Türkiye

 COVID 19’A YAKALANANLARIN 7 GÜN SONUNDA KARANTİNA SÜRELERİNİN BİTMESİNİ VE PCR TESTİ GEREKMEDEN İŞE DÖNMELERİ KARARINI ÇALIŞANLARIN %50’Sİ VE BU KİŞİLERLE TEMASLI OLAN KİŞİLERİN DE SEMPTOM GÖSTERMEDİKLERİ SÜRECE İŞE GİDEBİLMELERİ KARARINI ÇALIŞANLARIN %60’I YANLIŞ BULUYOR.  Çalışanların sadece 1/3’ü Koronovirüs salgınında karantina süresinin kısaltılması ve karantina sonrasında pcr testi istenmemesi kararının doğru olduğunu düşünüyor. Yanlış bulduğunu düşünenlerin oranı ise %50 oranında. Ve yine benzer oranda bir kitle işe bu şekilde dönen kişilerle aynı ortamda çalışıyor olmaktan rahatsız.

Pause Sağlık, Pause Dergi

7 GÜN SONUNDA KARANTİNA SÜRELERİNİN BİTMESİNİ VE PCR TESTİ GEREKMEDEN İŞE DÖNME KARARLARI VE BU KİŞİLERLE TEMASLI OLAN KİŞİLERİN DE SEMPTOM GÖSTERMEDİKLERİ SÜRECE İŞE GİDEBİLMELERİ KARARINI ÇALIŞANLARIN %60’I KENDİLERİNİ RAHAT HİSSETEMİYOR. YANLIŞ BULUYOR.  Temaslı olan kişilerin semptomu olmadığı takdirde işe gelebilmeleri kararının yanlış olduğunu düşünenlerin oranı ise daha yüksek (%60) ve yine çalışanların yarısı bu kişilerle aynı ortamda olmaktan dolayı kendilerini rahat hissetmediklerini belirtiyor.

Ipsos Türkiye

 BU KARARLAR SONRASINDA İŞE DÖNENLERİN İŞ GÜCÜ ÜZERİNDE HERHANGİ BİR ETKİSİ OLMADIĞINI GÖRÜŞÜNDE OLAN ÇALIŞANLARIN ORANI %71.  Her 10 çalışandan 7’si Covid-19 olmuş kişilerin 7 gün sonra işe dönüyor olmalarının ya da temaslı ama semptomu olmayanların işe gelmeye devam etmelerinin işi gücü üzerinde ne olumlu ne de olumsuz bir etkisi olduğu görüşünde. İşgücü üzerinde olumlu etkisi olduğunu düşünenlerin oranı sadece %12.

Ipsos Türkiye

 Ipsos, Sosyal Araştırmalar ve Kalitatif Araştırma Hizmet Birimleri Lideri, İcra Kurulu Üyesi Ece Ertürk verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Pandeminin kendisiyle ilgili değişen dönüşen birçok dinamiğe rağmen değişmeyen en temel şeylerden biri hayatımız üzerindeki algılanan olumsuz etkileri. Son dönem ekonomik gelişmelerle de ilişkili olarak özellikle geçtiğimiz 1 ayda 8 puanlık bir artışla toplumdaki her 2 kişiden 1’i pandeminin iş hayatları üzerinde olumsuz etkisi olacağını düşünmeye başlamış. İş hayatı üzerindeki olumsuz yansımalardan biri de salgının işgücüne olan etkisi. Çalışanların Covid-19 olmaları ya da temaslı olmalarından dolayı işgücünde olumsuz etkiler oluşmaya başladı; çalışanların yarısından çoğu artan vaka sayıları ve temas durumundan dolayı son 1 ay içinde işyerlerinde işgücü eksikliği yaşandığını düşünüyor. Ancak her ne kadar salgının işlerini olumsuz etkileyeceğini düşünenlerin oranında artış varsa da üretim kapasitesinde risk yönetilebilmiş gibi görünüyor, çünkü önemli bir kesim salgın nedeni ile ya hiç işgücü kaybı yaşanmadı ya da üretimi etkilemeyecek kadar yaşandı diyor.

Ipsos Türkiye

Ece Ertürk

İşgücünün ve üretimin olumsuz etkilenmemesi amaçlanırken son uygulama değişiklikleri doğrultusunda karantina süresinin 7 günde tamamlanması ve PCR testi olmadan işe geri dönebilmeleri kararını çalışanların yarısı yanlış bir karar olduğunu düşünüyor ve yine çalışanların yarısı işe bu şekilde dönen kişilerle aynı ortamda çalışıyor olmaktan rahatsız. Temaslı olunmasına rağmen semptom göstermeyen çalışanların da karantinasız ve işe gelebiliyor olmaları memnuniyetsizlik yaratıyor. Bu gevşemenin iş gücüne olumlu etkisi olacağını düşünenler de oldukça sınırlı. İş hayatındaki bu gevşeme ve esnekliğin çalışanları daha endişeli ve huzursuz bir ruh haline sokması muhtemel; bu sebeple önümüzdeki günlerde bu konunun yaratacağı psikolojik etkilerin ve verimliliğe etkisinin göz ardı edilmemesi gerekebilir. Çünkü salgına dair endişeler devam ediyor, insanlar gevşeyen karantina prosedürüne göre yeni hastalık geçirmiş veya temaslı arkadaşları ile aynı ortamda çalışmakta rahat değiller.

İş hayatındaki dinamikler bu yönde devam ederken, çok çarpıcı olan bir konu var ki o da salgına rağmen Türkiye’deki en önemli gündem ekonomi ve her konu da nihayetinde ekonomiye bağlanıyor. Hayat pahalılığı ve enflasyona çare bulma isteği çalışanlar nezdinde de açık ara en önde gelen konu. Söz konusu ekonomi, hayat pahalılığı, alım gücü, vs olduğunda salgının da beraberinde getirdiği sorunların da önemini bir nebze kaybettiğini görüyoruz.  Karşısında salgın gibi hayatı çok boyutlu etkileyen global bir sorun da olsa ekonomi yine ve yeniden toplumun çözüm beklediği temel konu olarak en üst sırada.  Üretebilecek durumda olan bu insanların elinde tek şans olsa salgını değil ekonomiyi düzeltmeyi yeğliyorlar. Bu da ülkemizin 2022’de imtihanı olacak.