Şok Market’ten açıklama geldi

Şok Market’ten açıklama geldi

Geçtiğimiz gün Rekabet Kurumu’ndan A101, BİM, ŞOK ve Migros’a ceza kesilmişti.

Rekabet Kurulu, zincir marketlere yönelik soruşturmayı tamamladı. Buna göre, 5 büyük market ve 1 tedarikçiye idari para cezası verilmesine karar verildi.

Şok Market’ten açıklama geldi

Rekabet Kurumu tarafından, zincir marketler arasında fiyat artışları ile ilgili soruşturma neticesinde tarafımıza yapılan haksız suçlamalar ve neticesinde tayin edilen ceza hakkında milletimizi bilgilendirme zarureti doğmuştur.

Öncelikle belirtmek isteriz ki, verilen para cezasının ötesinde, müşterilerimiz aleyhine eylemde bulunduğumuza ilişkin haksız suçlama bizi derinden üzmüştür.

Oysa ŞOK Marketler olarak birinci önceliğimiz; müşterilerimize her zaman kaliteli ürünleri en uygun fiyatlarla sunmak olmuştur. Bu, indirim market olarak iş modelimizin de bir gereğidir.

Sektördeki rekabet ve artan maliyetlere rağmen fiyatlarımızı düşük tutma yönündeki kararlılığımız, bugüne kadar hem müşterilerimizin bütçesine hem de enflasyonla mücadeleye katkı sağladı ve sağlamaya da devam edecek.

ŞOK Marketler’in, her zaman TÜİK tarafından açıklanan “gıda ve alkolsüz içecekler” enflasyon ortalamasının çok altında kalan fiyat artışları ve halka açık bir şirket olarak herkesin erişebildiği finansal verileri bunun en güzel ispatıdır. ŞOK Marketler, her aşaması denetlenebilir ticari faaliyetleri, yatırımları ve sağladığı istihdam ile müşterilerine ve Türkiye ekonomisine katkı sağlayan bir şirkettir. Ve bu katkıyı sağlamaya devam edecektir. Bununla gurur duyuyoruz.

Pandeminin ve ekonominin en sıkıntılı dönemlerinde, tüm dünyada market rafları boşalırken dahi hizmetlerimizi kesintisiz sürdürerek daima müşterilerimizin yanında olduk.  O dönemlerde yapılan fedakarlıklar herkesçe malumdur. Faaliyetlerimizi çoğu aile işletmelerinden oluşan küçük ve orta ölçekli üreticilerden tedarikçilere, çiftçilerden nakliyecilere kadar sayıları yüzbinlere ulaşan büyük bir ekosistem içinde şeffaf bir şekilde yönetiyor ve bu ekosistemi güçlü bir şekilde destekliyoruz.

Her aşamasında ülkemizin ve milletimizin menfaatlerini gözeterek yürüttüğümüz faaliyetler sonrasında verilen bu gayr-i adil cezaya karşı, Türk yargısı ve hukukunun bize verdiği tüm imkanları kullanarak itiraz edeceğimizi ve müşterilerimizin haklarını sonuna kadar arayacağımızın bilinmesini isteriz.

ŞOK Marketler olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sayıları 40 bine yaklaşan çalışanlarımızla birlikte, müşterilerimize en kaliteli ürünleri en uygun fiyatlarla ulaştırmak üzere çalışmaya devam edeceğiz.

Kamuoyunun bilgisine sunarız.

Saygılarımızla,

 

Bim Market’den de açıklama geldi

Bim Market’den de açıklama geldi

REKABET KURUMUNUN VERDİĞİ CEZA HAKKINDA AÇIKLAMA

Rekabet Kurumu tarafından zincir marketler hakkında yaklaşık iki yıldır yürütülmekte olan soruşturma sonucunda, 5 zincir markete ve bir tedarikçi şirkete, “kartel” oluşturdukları iddiasıyla ciroları oranında tarihte görülmemiş ağır cezalar verilmiştir.

“Fahiş fiyat” iddialarını indirim market zincirleriyle ilişkilendirmek amacıyla verilen cezalar, siyasi yönlendirmelerden bağımsız, tarafsız ve düzenleyici bir rol üstlenmesi gereken Rekabet Kurumu adına kötü bir emsal teşkil edecek, uluslararası itibarına gölge düşürecektir. Hukuki savunma sürecinde, zikredilen unsurlardan hiçbirinin şirketimizin herhangi bir rekabet ihlalini ortaya koyacak nitelikte olmadığı somut veriler ışığında şeffaflıkla ortaya konulmuştur. Buna rağmen Rekabet Kurumu haksız bir karar alarak, bu kararı marketlerin tedarikçileriyle gerçekleştirdikleri gündelik iletişimler ve e-posta yazışmalarına, bakanlık ve şirket yetkilileri arasında yapılan toplantı notlarına, olağan raf fiyat geçişlerine dayandırmıştır.

BİM düşük kar marjı ve düşük fiyat politikasıyla son 25 yılda Türkiye’de enflasyonun düşmesine önemli katkılarda bulunmuştur. Buna rağmen “pahalılığın sorumlusu” olarak gösterilmesi ve kartel iddiasıyla tarihte görülmedik büyüklükte bir ceza verilmesi, ülkemizde yatırım ortamının ve serbest piyasanın gelişimine hizmet etmeyen, haksız ve adaletsiz bir karardır. Bu nedenledir ki, BİM sonuna kadar haklarını savunacak, kapsamlı bir şekilde kararı yargıya taşıyacaktır. Bağımsız ve adil yargımızın uğradığımız haksızlığa sessiz kalmayacağını ümit etmekteyiz.

BİM, kurulduğu 1995 yılından bugüne kadar, sektör ortalamalarının çok altındaki kar marjlarıyla Türkiye’de perakende sektörünün lideri olmuştur. “Yüksek kalite, düşük fiyat” şiarıyla sunduğumuz ürünler, halkımızın büyük ilgisine mazhar olmuştur. 65.000 çalışanımız her gün milyonlarca müşterimize özveriyle hizmet etmektedir.

BİM, hiçbir zaman müşterisini aldatmamış, yüksek fiyatla ürün satmamış ve çok kazanmak için temel ilkelerinden asla taviz vermemiştir. Bunun en önemli kanıtı her gün mağazalarımızı ziyaret eden 5 milyondan fazla sayıdaki değerli müşterilerimizdir.

BİM olarak ülkemizde düşük fiyat, iyi kalite mal üretimi ve satışı konusunda yapılacak her türlü düzenlemeye katkı sunmaya, tecrübemizi aktarmaya ve iş birliğine hazırız. Bundan sonra da müşterilerimiz ve paydaşlarımızın desteği ile gelişmeye, büyümeye, paylaşmaya devam edeceğiz. (BDS)

Halkımızın bilgisine saygıyla sunarız.

BİM Birleşik Mağazalar A.Ş.

Hedef 2050’de Karbon – Nötr Olmak

Hedef 2050’de Karbon – Nötr Olmak

Sahip olduğu 3 fabrikasıyla günlük 3 milyon litre çiğ süt işleme kapasitesi olan ve 500 bin kişilik bir ekosistem oluşturan Pınar Süt, 2050 yılında Karbon – Nötr olmayı hedefliyor.

Türkiye ve Ortadoğu’nun en modern süt ve süt ürünleri üretim tesisi olarak 1973 yılında İzmir’de kurulan, ardından Eskişehir ve Şanlıurfa’daki fabrikalarıyla üretim ağını genişleten Pınar Süt, 20 binden fazla süt üreticisiyle çalışarak günlük 3 milyon litre çiğ süt kapasitesi ile yaklaşık 111 bin metrekare kapalı alanda üretim yapıyor. Pınar Süt, sürdürülebilirliği iş süreçlerinin temelinde tutarak oluşturduğu ekosistemin çevreci ve geleceği önemseyen bir vizyonla devamlılığını sağlıyor.

Pınar Süt

Pınar Süt Yönetim Kurulu Başkanı İdil Yiğitbaşı

“Sürdürülebilirlik Odaklı Çalışıyor”

Pınar Süt’ün 48 yıl önce toplumsal katkı modeli üzerine inşa edildiğini, günümüzdeyse mevcut ekosistemin Türkiye için önemli bir sürdürülebilirlik örneği olduğunun altını çizen Pınar Süt Yönetim Kurulu Başkanı İdil Yiğitbaşı, şu değerlendirmelerde bulundu: “Kurulduğumuz ilk günkü gibi bugün de iş süreçlerimizin merkezinde sürdürülebilirlik yer alarak çalışıyoruz. Bunun için ürün yelpazemizin gelişimine katkı sağlarken bir yanda da kullandığımız ambalajlardaki plastiklerin azaltılmasından doğada çözünebilir ve geri dönüştürülebilir ambalajlara kadar çevremiz adına birçok çalışma gerçekleştiriyoruz. Bu çerçevede 2010 yılından bu yana operasyonlarımızdaki karbon ve su ayak izimizi azaltmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz çalışmalar ile CDP (Carbon Disclosure Project–Karbon Saydamlık Projesi) Su Programı’nda Türkiye’deki şirketler içerisinde en başarılı grupta yer alarak ‘A-‘ derecelendirme notunu aldık. İzmir, Eskişehir ve Şanlıurfa’daki fabrikalarımızda Sıfır Atık Projesi’ni hayata geçirerek Sıfır Atık Sertifikası almaya hak kazandık.

“2030 ve 2050 Hedeflerini Belirledik”

“Dünyamızın ve toplumların sürdürülebilirliğini önemsiyoruz. Bunun için de 2050 yılında Karbon Nötr olmayı hedefliyoruz” diyen İdil Yiğitbaşı; “Öncelikle yatırımına devam ettiğimiz ve 2022 yılında tamamlanacak olan biyogaz tesisimizin de devreye girmesiyle birlikte önümüzdeki süreçte karbon emisyon oranımızı yüzde 15 azaltmayı hedefliyoruz. Bundan birkaç yıl sonra, yani 2030 yılında karbon ayak izimizi yüzde 25, su kullanımımızı yüzde 10, plastik kullanımımızı yüzde 10 ve atık oranımızı da yüzde 20 azaltmış olmak istiyoruz” dedi.

“Bilinçlendirme Faaliyetleri ve Eğitimlere Devam Ediyoruz”

Pınar Süt olarak kuruldukları günden bu yana sütün kalitesini artırmak için üreticilere yönelik eğitimler düzenlediklerini aktaran İdil Yiğitbaşı, şunları söyledi: “Uzun yıllardır devam eden eğitim çalışmalarımızı artık Sütümüzün Geleceği Bilinçli Ellerde projesi ile devam ettiriyoruz. Şimdiye kadar 13 farklı ilde 8 binin üzerinde üreticiye hayvan sağlığı, hayvan besleme ve hijyen eğitimleri verdik ve aynı zamanda İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile “Genç Çiftçi Mesleki ve Bireysel Kapasite Gelişimi Programı” projesini başlattık. Bunu yanı sıra Pınar Enstitüsü tarafından sağlıklı nesiller yetiştirilmesi hedefiyle hayata geçirilen “Eğlenerek Hareket Edelim Sağlıklı Beslenelim” projesi de Türkiye geneline yaygınlaştırılırken Eğitimcinin Eğitimi etkinlikleri kapsamında okul öncesi dönem çocuklarında beslenme konulu eğitim ile 2016 yılından bu yana 13 ilde, 615 anaokulu öğretmeni aracılığıyla 16 bin çocuğa ulaştık” dedi.

“Spor ve Sanatta da Sürdürülebilirlik Odağımızda”

“Pınar Süt olarak toplumumuzun eğitim, kültür, sanat ve spor alanlarında sosyal gelişimini desteklemeye devam ediyoruz” diyen Pınar Süt Yönetim Kurulu Başkanı İdil Yiğitbaşı, değerlendirmelerini şöyle sonlandırdı: “Tam 40 yıldır düzenlediğimiz Uluslararası Pınar Çocuk Resim Yarışması ile çocuklarımızın hayallerine ortak oluyoruz. 41. Uluslararası Pınar Çocuk Resim Yarışması’nın konusunu çocukların farkındalık seviyelerini de artırmak amacıyla sürdürülebilirlik ekseninde ‘Benim Gözümden Dünya’ olarak belirledik. Böylelikle çocuklarımıza ‘Gelecek için harekete geç, hayalindeki dünyayı resmet” diyoruz. Yine 34 yıldır Türkiye’nin her köşesini dolaşan Pınar Çocuk Tiyatrosu ile 3 milyondan fazla çocuğu tiyatro ile buluşturduk. Spor, önemsediğimiz bir diğer alan… Kurulduğumuz yıldan bu yana basketbola destek oluyoruz. Pınar Karşıyaka Basketbol Takımı’na verdiğimiz destek ile şimdiye kadar altyapıda 25 binden fazla çocuğun yetişmesine katkı sağladık.”

Mandalina ihracatında hedef 500 milyon dolar

Mandalina ihracatında hedef 500 milyon dolar

Sonbahar ve kış aylarında doğal C vitamini deposu olan, grip ve soğuk algınlıklarına karşı kalkan görevi gören, pandemi şartlarında vücudun bağışıklık sistemini güçlendiren, kokusu ve aromasıyla ağızlarda eşsiz bir tat bırakan İzmir’in dünyaca ünlü satsuma mandalinasında hasat ve ihracat zamanı.

Mandalina türleri arasında en çok tercih edilen satsuma mandalinanın hasatı 24 Ekim 2021 tarihinde başlarken, ihracat yolculuğu 27 Ekim 2021 Çarşamba günü başlayacak.

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, mandalinanın salgın ortamında daha fazla talep görmesini beklediklerini, 2020 yılına 437 milyon dolar olan mandalina ihracatının 500 milyon dolar, 163 milyon dolar olan satsuma mandalina ihracatının da 200 milyon dolara ulaşmasını öngördüklerini dile getirdi.

İklim değişikliğinden kaynaklı olarak bu yıl satsuma mandalina hasatında bir haftalık bir gecikme yaşandığına işaret eden Uçak, “2020 yılında 19 Ekim’de olan satsuma ilk ihraç tarihi bu yıl 27 Ekim olarak belirlendi. İzmir’in mandalina rekoltesi 2020 yılında 108 bin ton iken, bu yıl 76 bin ton tespit edildi. Ege Bölgesi’ndeki rekolte düşüşüne karşın, Türkiye geneli rekoltenin iyi ve ürün kalitesinin yüksekliği 2021 yılının bereketli bir yıl olacağı umutlarımızı artırıyor. Üreticilerimize ve ihracatçılarımıza hayırlı bir sezon diliyoruz” şeklinde konuştu.

Satsumayı en çok Ruslar sevdi

2020 yılında Türkiye’nin satsuma ihracatının 108 milyon dolarlık büyük kısmı Rusya Federasyonu’na yapılırken, ikinci sırada 32 milyon dolarlık satsuma mandalina ihracatıyla Ukrayna yer aldı. Üçüncü basamağın sahibi ise; 3,7 milyon dolarla Sırbistan oldu. Türkiye, 2020 yılında 49 ülkeye satsuma mandalina ihracatı gerçekleştirdi.

Magnezyum ve Beslenme

Magnezyum ve Beslenme

Sağlıklı besleniyorsanız, magnezyum mineralinden de yeterince yararlanıyorsunuz demektir. Magnezyum genellikle kasların düzgün işlev görebilmesini destekleyen bir mineral olarak karşımıza çıkıyor. Bununla birlikte, magnezyum mineralinin birçok enzimin fonksiyonel olmasındaki katkısı nedeniyle vücudumuz için önemli 300’den fazla rolü bulunuyor! Magnezyum mineralinin vücudumuzdaki önemli işlevlerini ve besin kaynaklarını gelin birlikte inceleyelim:

Magnezyum, vücudumuzun sağlıklı kalması için ihtiyaç duyduğu başlıca minerallerden birisidir. Vücudumuzdaki magnezyumun büyük bir kısmı, yapılarını desteklediği kemiklerimizde bulunuyor. Magnezyum genellikle kaslarımızın düzgün çalışmasını desteklemekle ilişkilendiriliyor. Ancak, bununla birlikte vücudumuzda farklı birçok görevi de bulunuyor.  Vücudumuzda 300’den fazla metabolik reaksiyonda farklı enzimleri aktive ederek veya üreterek kilit işlev görüyor. Magnezyumun kilit rollerinden biri, hücrelerimizin görevlerini yerine getirmek için yeterli enerjiye sahip olmasını sağlamak. Ayrıca, kardiyovasküler ve sinir sisteminin normal işleyişini koruyor. Aynı zamanda DNA ve RNA’nın gerek yapısal gerekse de fonksiyonel özellikleri için de gerekiyor.

Günde ne kadar magnezyuma ihtiyaç duyarız?

Günlük ihtiyaç duyulan magnezyum miktarı yaşa, cinsiyete ve yaşam şekline göre değişiklik gösteriyor. Hamilelik ve emzirme dönemi de dahil olmak üzere sağlıklı yetişkinlerde (18 yaş üstü) önerilen miktar 250-350 mg/gün magnezyumdur. Çeşitli yiyecekleri tüketerek diyet ile yeterli magnezyum alımı sağlanabiliyor. Örneğin, 1 avuç (30 gram) badem bu önerinin %25-%40’ını karşılıyor.

Hangi besinler magnezyum içerir?

Magnezyum kaynaklarına baktığımızda birçok hayvansal ve bitki bazlı gıda ile içme suyunda bulunduğunu görüyoruz. Ancak sudaki magnezyum miktarı değişiklik gösterebiliyor. Özellikle suyun fazla mineral içeriğine sahip olduğu, aynı zamanda sert su olarak da adlandırılan bölgelerde daha fazla miktarda olduğunu söyleyebiliriz. Magnezyum açısından zengin besinler ise; fındık, tam tahıllar ve tahıl ürünleri, balık ve deniz ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, muz, çilek, baklagiller, çilek ve kahve olarak sıralanabilir.

Tek başına diyet ile yüksek miktarlarda magnezyum alımı pek olası bir durum değildir. Fakat, gıdalara veya diyet takviyelerine eklenen magnezyum miktarlarının kontrolü sağlanabilir. Ayrıca, diyette günde 350 mg’dan fazla alınmaması da öneriler arasında yer alıyor.  Magnezyum takviyeleri almadan önce doktorunuza veya diyetisyene danışmak yüksek miktarlarda magnezyum alımının da önüne geçmenize yardımcı olacaktır.

Gıda israfına dikkat çektiler

Gıda israfına dikkat çektiler

Sağlıklı beslenmenin yanı sıra aynı zamanda minimum gıda israfı ile gıda bilincini artırmayı amaçlayan Danimarka Başkonsolosluğu, sürdürülebilir bir çevre için doğrusu vizyonuyla faaliyet gösteren Sabancı Holding ve Carrefour Grup iştiraki CarrefourSA ile gıdada sıfır atık konusunu vurgulamak amacıyla Maltepe Park Hiper’deki Lezzet Arası restoranında bir araya geldi.

Danimarka Başkonsolosu Thierry Hoppe ve CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu’nun katılımıyla gerçekleşen etkinlikte Türk Mutfağı Araştırmacısı, Yazar ve Şef Vedat Başaran ve Danimarka Mutfağı Milli Takım Şefi Tommy Jespersen, gıda israfına dikkat çekmek adına Türk ve İskandinav mutfaklarından seçme lezzetleri “Sıfır Atık” hedefiyle pişirdiler. Şefler, hem “Sensa T” isimli dijital tartı ile pişirdikleri yemeklerdeki her bir üründen çıkan atık oranını hesapladılar hem de gıda ambalajlarını sıfır atık kutularında ayrıştırarak geri dönüşüme kazandırdılar.

Thierry Hoppe: “Küresel karbon salınımının 10’da biri israf edilen yiyeceklerden geliyor”

Danimarka Başkonsolosu Thierry Hoppe, yaptığı değerlendirmede; “Çoğu insan küresel gıda israfının boyutunun farkında değil. Ne de sonuçlarının… Dünya üzerinde üretilen tüm gıdaların üçte biri israf ediliyor. Bu miktar, açlıkla ve yetersiz beslenmeyle mücadele eden 800 milyondan fazla insanı beslemek için fazlasıyla yeterli. Küresel karbon salınımının 10’da biri israf edilen yiyeceklerden geliyor. Örnek vermek gerekirse, Danimarka’da satılan tüm gıdanın yüzde 20’sinin israf edildiğini tahmin ediyoruz. Bu, beş alışveriş sepetinden birinin doğrudan çöpe gitmesi anlamına geliyor. Gıda kaybı ve israfına çok daha fazla odaklanılmalı. İyi haber şu ki, bunu önlemek için yeni ve farklı şekillerde yemek pişirmek bir ilham kaynağı olabilir. Yiyecek satın alma ve kullanma şeklimize tamamen yeni bir yaklaşıma ihtiyacımız var” dedi.

Kutay Kartallıoğlu: “Doğru çevre vizyonu, iş yapış yöntemi olmalı. Çünkü yaşayacak başka bir gezegenimiz yok”

Gıda israfına ilişkin bir değerlendirme yapan CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu, şunları dile getirdi: “Günümüzde ormanlardan tarım alanlarına, tatlı su kaynaklarından kıyılara kadar değerli kaynaklarımız, endişe verici boyutta tahribata maruz kalıyor. Sürdürülebilir bir gelecek için tarım arazilerinden deniz ve tatlı su kaynaklarına, iklim koşullarından yerleşim birimlerine kadar birçok alanda iyileştirmeler yapılmalı düşüncesiyle uzun yıllardır sürdürülebilir tarım, hayvancılık ve balıkçılık projelerine yatırım yapıyoruz. Her adımda doğru bir yaşam ve çevre için çalışıyoruz. Toplam 115 marketimize sıfır atık belgesi aldık. Taze sebze – meyve reyonlarımızda doğa dostu tabaklar kullanarak 7,6 ton plastiğin atık olmasını engelledik. Karton koli yerine tekrar kullanılabilir kasalar kullanmaya başladık. Marketlerimizde müşterilerimizden topladığımız yaklaşık 14 ton atık yağın biyodizele dönüştürülmesini sağladık. Müşterilerimize kasap, balık, pasta, ekmek, şarküteri, bakliyat ve kuruyemiş reyonlarında kendi kaplarıyla alışveriş imkânı sunmaya başladık. Atık gıda konusunda Temel İhtiyaç Derneği iş birliğimiz çerçevesinde kurucusu olduğumuz Destek Market’e 550 ton ürün tedarik ederek 22 bin ihtiyaç sahibi kişiye ulaştık. Tüm bu çalışmalarla geçen sene 1046 ton sera gazı salınımını, 534 ton atık oluşumunu ve 19 bin metreküp su tüketimini engellemiş olduk.”

Kutay Kartallıoğlu, 2023 yılına kadar mevcut marketlerinin en az yüzde 10’unda ‘platin sıfır atık’ konseptine uygun modele geçiş yapacaklarını ve yüzde 100 biyobozunabilir / kompostlanabilir poşet kullanımı için de gerekli analizleri gerçekleştirip planlamamızı kamuoyuyla açık şekilde paylaşacaklarını belirterek; “Sürdürülebilirlik, tüm süreçlere entegre bir “iş yapış yöntemi” olarak benimsenmeli. Çünkü yaşayacak başka bir gezegenimiz yok” şeklide konuştu.

“Sensa T” ile Atık Gıda Oranı Ölçülebiliyor

Türk Mutfağı Araştırmacısı, Yazar ve Şef Vedat Başaran ile Danimarka Mutfağı Milli Takım Şefi Tommy Jespersen, gıda israfına dikkat çekmek amacıyla Lezzet Arası’nda Türk ve İskandinav mutfaklarından balık ve tatlıdan oluşan bir menü hazırladılar.

Şefler, menüyü hazırladıktan sonra Fazla Gıda tarafından geliştirilen “Sensa T” isimli bir dijital tartı sayesinde yemeklerde kullanılan ürünlerden ne kadar atık çıktığını hesapladı. Sensa T, oluşan gıda atıklarının gerçek zamanlı ölçümlerini yaparak verileri anlık raporlar şeklinde sunuyor. Raporlara göre atığı ve oluştuğu noktayı tespit ederek hangi yemekten ne kadar atık oluştuğu ortaya çıkarılarak bir sonraki yemeğin planlanması bu hesaba göre yapılabiliyor. Bu sayede gıda atıklarına yönelik sağlanan iç görü ile atık oranı düşürülebiliyor.

Lezita yenilikçi ürünlerini Anuga Fuarı’nda

Lezita yenilikçi ürünlerini Anuga Fuarı’nda

Lezita, tüketicileri tarafından büyük ilgi gören yenilikçi ve besleyici ürünlerini Anuga Fuarı’nda dünya ile buluşturdu.

Lezita, sıradışı sofralar için geliştirdiği yenilikçi ürünlerini yiyecek ve içecek endüstrisinin önde gelen küresel ticaret fuarı Anuga’da dünya devleri ile buluşturdu. Lezita, 9-13 Ekim tarihleri arasında Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen fuarda açtığı stantta; tüketici talebini dikkate alarak geliştirdiği ve özellikle pandemi döneminde büyük ilgi gören besleyici ve pratik lezzetlerini dünya ile tanıştırdı. Lezita’nın dünyada da çok sevildiğini belirten Lezita Genel Müdürü Mesut Ergül, “2020 yılında ihracatımızı 2019 yılına göre yüzde 30 arttırdık. Ürünlerimizi 50’den fazla ülkeye gönderiyoruz. Ana pazarlarımız arasında; Körfez Ülkeleri, Irak, Balkan Ülkeleri, Japonya, Batı Afrika, Fas, Mauritus ve Ürdün yer alıyor. 2021 yılında ihracat kanalında markalaşma yönündeki adımlarla büyüyoruz. Önümüzdeki dönemde Çin ve Birleşik Krallık pazarlarına girmeyi planlıyoruz. Uluslararası bir marka olarak tüm dünyaya yayılmak en büyük hedefimiz” diye konuştu.

Muratbey Anuga Fuarı’nda

Muratbey Anuga Fuarı’nda

Muratbey Peynirleri, dünyanın en büyük gıda fuarı olan Anuga’da inovatif ürünleriyle Avrupa piyasasında.

D vitamini zengini bağışıklık güçlendiren ‘Plus’ ve ‘Misto’ peynirlerinin yanı sıra; Burgu, Sürmeli ve Naturena gibi inovatif ürünleriyle de beğeni toplayan Muratbey, Türk peynirciliğinin yurt dışında bayrak taşıyıcılığını yaptı.

Muratbey, 09-13 Ekim tarihleri arasında Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen ANUGA fuarında inovatif ürünleriyle dikkat çekti. Pandemi sürecinde tüketicilerin bağışıklığını destekleyen D vitamini ile zenginleştirilmiş “Muratbey Plus” ve “Muratbey Misto” peynirleri ANUGA Fuarı’nda yoğun ilgiyle karşılandı. Muratbey’in Burgu, Sürmeli ve Naturena gibi inovatif ürünleri de fuar katılımcılarından tam not aldı. ANUGA fuarında Muratbey yetkilileri önümüzdeki dönem yeni ihracat pazarlarında yeni iş bağlantılarının önünü açacak pek çok görüşme de gerçekleştirdi. İhracat potansiyelini sürekli arttırarak milli ekonomiye her geçen gün daha fazla katkı sunan Muratbey, ANUGA dahil olmak üzere dünyanın en büyük gıda fuarlarına katılarak Türk peynirciliğinin yeni pazarlara tanıtılması adına önemli bir misyon üstlendi.  Daha önce Summer Fancy Show, Dubai Gulffood, Paris-SIAL, ABD – International Dairy Deli Bakery, Milano Tuttofood, Expo West 2016 California ve Anuga Fuarları gibi gıda sektörünün devlerinin buluştuğu fuarlara katılan Muratbey, ülkemiz lezzetlerinin ve inovatif tatlarının fuarlarla dünyaya duyurulmasına aracılık etti.

NESCAFÉ’den NE’APP uygulaması

NESCAFÉ’den NE’APP uygulaması

Yepyeni gençlik uygulaması NE’APP’i yükleyenler anında yüzlerce hediye kazanıyor,

NESCAFÉ 3’ü1 Arada, NE’APP isimli yepyeni uygulamasını “Hayatına Böyle Girsem NE APP’abilirsin?” sorusunu yönelttiği reklam filmiyle tanıtıyor. NE’APP ile buluşan gençler, uygulamanın sağladığı avantajlar sayesinde bedava NESCAFÉ 3’ü1 Arada’ların ve anında sürpriz hediyelerin sahibi oluyor.

NESCAFÉ 3’ü1 Arada paketlerinin içinden çıkan şifreleri giriyor, NE’APP üzerinden cüzdanlarında N-Puan biriktiriyor ve dijital hediyeler dünyasına adım atıyor. Dijital hediyelere ek olarak bedava ürün de kazanan tüketiciler, istedikleri NESCAFÉ 3ü1 Arada ürünlerini uygulamanın kullanıcısı olan bakkallardan anında temin edebiliyor.

Aynı zamanda NE’APP uygulaması NESCAFÉ 3ü1 Arada’nın geleneksel promosyon kampanyasının katılımları içinde tüketiciye kolaylık sunuyor.

NE’APP uygulaması, App Store ve Google Play üzerinden ücretsiz indirilebiliyor.

Bisikletli kuryeler yolda

Bisikletli kuryeler yolda

KFC Türkiye, çevreye ve geleceğe katkıda bulunacak yeni projesi ile sürdürülebilir bir gelecek için İstanbul Anadolu Yakası’nda belirlediği pilot bölgede bisikletli kurye hizmetine başladı.

Projeyle birlikte KFC Türkiye, bisikletli kurye modelini hayata geçiren ilk hızlı servis restoran markası oldu. KFC,  pilot olarak seçilen üç restoranda bisikletli kurye ile paket servis hizmeti vermeye başladı. Bu uygulama ile Türkiye’de hızlı servis restoran sektöründe bir ilke imza atan KFC, 2017 yılında kurulan Bizero ile yürüttüğü iş birliği çerçevesinde bisiklet kurye servisinin yıl sonuna kadar daha yaygın hale gelmesi için çalışmalarını sürdürüyor.

KFC Türkiye ve Bizero’nun ortak hayata geçirdiği projede şu anda 30 bisikletli kurye bulunurken yılsonuna kadar bu rakamın 100’e ulaşması ve kullanılan restoran sayısının artırılması hedefleniyor.