Yazılar

Online alışveriş pazarı hızla büyüyor!

ORTALAMA BİR BİREY ONLİNE ALIŞVERİŞ İÇİN 27.382 TL HARCADI. BİR YILDA 29 KERE ALIŞVERİŞ YAPAN BİREYLERİN ORTALAMA SEPET DEĞERİ 942 TL.  

Global dünyanın lider araştırma şirketi Ipsos tarafından gerçekleştirilen IPSOS E-TİCARET PANELİ verilerine göre 2024 yılı itibarıyla Türkiye’de online alışveriş harcamalarının, bir önceki yıla göre neredeyse iki katına, dört yıl öncesine kıyasla yaklaşık on katına çıktığı izlenmektedir. Grafik çizgisi yükselerek büyüyen pazarda ki çarpıcı artış, dijitalleşmenin hız kazanması, tüketici alışkanlıklarının değişimi ve e-ticaret platformlarının sunduğu çeşitli avantajların bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Özellikle pandemi sonrası dönemde, tüketicilerin online alışverişe yönelmesi, bu alandaki büyümeyi tetikleyen en önemli faktörlerden biri olmuştur. Ayrıca, mobil uygulamaların ve sosyal medya platformlarının etkisiyle, alışveriş deneyiminin daha erişilebilir ve kullanıcı dostu hale gelmesi, online harcamaların artışını destekleyen ayrı bir dinamik olarak görülebilir.

Bununla birlikte, online alışveriş harcamalarındaki bu yükseliş, genel enflasyon oranlarının üzerinde gerçekleşerek, ekonomik dinamiklerin ve tüketici taleplerinin seyrini etkileyen önemli bir gösterge olarak da kabul edilebilir. Tüketicilerin artan güveni ve dijital ödeme sistemlerinin yaygınlaşması, bu trendin devam edeceğine işaret etmektedir. Sonuç olarak, Türkiye’deki online alışveriş pazarının büyümesi hem ekonomik hem de sosyal açıdan dikkate değer bir gelişim göstermekte ve gelecekteki potansiyeline ışık tutmaktadır.

Ipsos

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI; 

Türkiye’de 2024 yılında online alışveriş için harcanan para geçen yıla göre neredeyse iki katına, dört yıl öncesine kıyasla ise yaklaşık 10 katına çıktı.

Böylelikle harcama artışı geçen sene de olduğu gibi yine enflasyonun üzerinde gerçekleşti. 2024 yılı, son üç yılın en sık alışveriş yapılan dönemi oldu. Bu sene online alışverişçiler daha sık alışveriş yaptılar. Son bir senede ortalama 13 günde bir online alışveriş yapıldı! Online alışverişçilerin yaptığı 100 sepetin 30 tanesinde hızlı tüketim ürünleri (HTÜ) (gıda, içecek, kişisel bakım ve temizlik) , 70 tanesinde ise diğer ürünler bulunmakta. 2024 yılında HTÜ ürünlerin sepetlerde bulunma oranı azalırken alışveriş yapan birey oranı sabit kaldı. Harcama dağılımında ise hızlı tüketim ürünlerine %14 pay ayrıldı.  HTÜ ürünleri harcamasından içecek ve atıştırmalık ürünler, aldıkları payı artırırken hala cilt bakım ürünleri harcamanın en yüksek olduğu kategori. “Moda – Aksesuar, Beyaz Eşya – Mutfak Ürünleri” ise diğer kategoriler içerisinde harcama payı yüksek olan kategoriler olmaya devam ediyor. E-ticaret dünyası özellikle yılın belli dönemlerinde yaptıkları kampanyalar ile tüketiciyi daha fazla satın alıma yönlendiriyor. 2024 yılında harcama davranışlarında değişim Eylül ve Aralık aylarında görüldü. Eylül’de okulların açılması, Aralık ayında ise kampanyaların etkisi göze çarpıyor. Alışveriş platformları arasında harcama dağılımında yaklaşık %70 paya sahip olan ‘pazar yerleri’ büyümeye geçmiş yıllara kıyasla daha düşük oranda katkı sağladı. Ortalama üzerinde harcama artışı olan platformlar elektronik, giyim, züccaciye ve HTÜ ürünleri satan ve fiziksel mağazaları da olan kanallar oldu.

Yeni yıldan beklentilerimiz

Dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi Ipsos’un GÜNDEME DAİR araştırma verilerinden derlenen bu dosyada; yeni yıl kutlamalarının arkasındaki motivasyonları ve bireylerin bu gelenekten neden uzaklaştıklarını derinlemesine incelemektedir.

  •  Bu sene yeni yılı kutlayanların oranı geçen yıla oranla nasıl?
  • Yeni yılı kutlamayanların nedenleri nelerdir? 
  • Yılbaşı harcamaları için finansal çözümlerden en çok hangileri kullanıldı?
  • ​Bu sene herhangi birine bir yeni yıl hediyesi satın alanlar oldu mu? Olduysa oranları nedir? 
  • Hatta geçen yıllara oranla nasıl? 
  • Bu sene hediye almayanlar oldu mu?
  • Bu sene yeni yıl için hislerini ifade edenler olumlu duygular mı, olumsuz duygular mı daha yüksek? Kamuoyu bu sorulara nasıl yanıtlar verdi? 
  • Toplumun % kaçı 2025 yılında ekonominin ve kendi yaşam standartlarının daha iyi olacağını düşünüyor?  
  • Geçen seneye göre yeni yıla dair umut etmekten korkanlar var mı? Bu değişimler olumlu​ / olumsuz ​ne yönde ?
  • Yılbaşını dışarıda kutlamaya korkanlar var mı?
  • Yeni yıla dair tek bir dilek şansı olsa toplumdaki bireyler en çok ne dilerdi?

 Lider araştırma şirketi Ipsos’un yaptığı GÜNDEME DAİR araştırmasına göre;

bu yıl yeni yıl kutlamalarına katılanların oranı geçen yıla göre belirgin bir düşüş göstermiştir. 2025 yılı için yapılan ankette, yeni yılı kutladığını belirtenlerin oranı %18 iken, kutlamadığını ifade edenlerin oranı %82 olarak kaydedilmiştir. Geçen yıl ise bu oranlar, kutlayanlar için %23 ve kutlamayanlar için %77 şeklindeydi. Bu veriler, yeni yıl kutlamalarının toplumda giderek daha az ilgi gördüğünü göstermektedir.​ Araştırma sonuçları, yeni yıl kutlamalarının arkasındaki motivasyonları ve bireylerin bu gelenekten neden uzaklaştıklarını derinlemesine incelemektedir.

Ipsos Türkiye

İnancı nedeniyle yılbaşını kutlamayanların oranı, geçen yıl %52 iken bu yıl % 47…

Bu konuda yüksek rakamların olması, bireylerin inançlarının yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu ve bu değerlerin kutlama gibi sosyal etkinliklere yansıdığına işaret etmektedir. Ayrıca, kutlamayacak bir gün olduğunu düşünenlerin oranı geçen yıl %33 olarak belirlenirken bu yıl %31 olarak izlenmiştir. Bu durum da bazı bireylerin yeni yılın sadece takvimde bir değişiklikten ibaret olduğunu düşündüğünü ortaya koymaktadır. Ekonomik faktörler de; kutlamaların azalmasında önemli bir rol oynamaktadır. Araştırmada, ekonomik nedenlerle kutlamayanların oranı geçen yıl da bu yıl da %31 olarak ortaya çıkmaktadır. Özellikle son yıllarda tüm dünyada artan yaşam maliyetleri ve ekonomik belirsizliklerin, ülkemizde bireylerin kutlama yapma isteğini olumsuz etkilediğini göstermektedir. Geçen yıl da benzer bir oran (%30) gözlemlenmişti, bu da ekonomik kaygıların kalıcı bir etken haline geldiğini düşündürmektedir. Bütün bunlara ek olarak; o gün yapması gereken başka işleri olduğunu dile getirenlerin oranı ise %9’dur. Bu, bireylerin hayatlarının yoğun temposu içinde yeni yıl kutlamalarına zaman ayıramadıklarını ve diğer sorumlulukların öncelik kazandığını göstermektedir. Tüm bu veriler, yeni yıl kutlamalarının yalnızca bir eğlence biçimi değil, aynı zamanda bireylerin inançları, ekonomik durumları ve yaşam koşullarıyla şekillenen karmaşık bir sosyal dinamik olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, yeni yıl kutlamalarının gelecekte nasıl evrileceği merak konusu olmaya devam edecektir.

Ipsos Türkiye

Araştırma sonuçları, yılbaşı harcamaları için kullanılan finansal çözümleri detaylı bir şekilde ortaya koymaktadır. Özel harcama yaptığını belirtenlerin oranı, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da %67 seviyesinde sabit kalmıştır. Bu durum, bireylerin yılbaşı döneminde belirli bir bütçe ayırarak harcama yapma eğilimlerinin sürdüğünü göstermektedir.

 Nakit harcama yapanların oranı ise geçen yıl %14 iken, bu yıl %11’e yükselmiştir. Bu artış, bireylerin nakit kullanımına yönelik bir eğilim gösterdiğini ve harcamalarını doğrudan nakit ile gerçekleştirmeyi tercih ettiklerini ortaya koymaktadır. Nakit avans çekenlerin oranı ise her iki yılda da geçen yıl da bu yıl da %3 olarak sabit kalmıştır. Dolayısıyla; bu yöntemle harcama yapma isteğinin değişmediğini göstermektedir. Ayrıca, ailesinden veya arkadaşlarından borç aldığını belirtenlerin oranı geçen yıl %3 iken, bu yıl %4’e çıkarak bir puanlık bir artış göstermiştir. Bireyleri yılbaşı harcamalarını finanse etmek için sosyal çevrelerine başvurma konusunda küçük de olsa bir yükselme % 4 olarak izlenmiştir. İhtiyaç kredisi alanların oranı ise geçen yıl %2 iken, bu yıl %1’e düşmüştür. Bu azalma, bireylerin kredi kullanma konusunda daha temkinli davrandığını ve yılbaşı harcamalarını daha az borçla finanse etmeyi tercih ettiklerini ortaya koymaktadır.  Ipsos araştırma şirketi tarafından genel olarak, yılbaşı harcamaları için kullanıldığı tespit edilen finansal çözümler, bireylerin harcama alışkanlıkları ve ekonomik durumları hakkında önemli ipuçları sunmaktadır. Bu veriler, yılbaşı döneminin sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bireylerin mali yönetim becerilerini de etkileyen bir süreç olduğunu göstermektedir.

Ipsos Türkiye

 Ipsos verileri, bu yıl bireylerin büyük çoğunluğunun yılbaşı için hediye almadığını ortaya koymaktadır.

Hediye almayanların oranı, geçen yıla göre 9 puan artarak %84 seviyesine ulaşmıştır. Ekonomik koşullar bireylerin harcama alışkanlıkları üzerindeki etkisini net bir şekilde tespit edilmiştir. Ekonomik sebepler, hediye almayanların başlıca nedeni olarak öne çıkmaktadır. Yılbaşı hediyesi satın alıp almadığı sorusuna, vatandaşların yalnızca %16’sı olumlu yanıt verirken, %84’ü hediye almadığını belirtmiştir. Daha önceki yıllarda hediye alıp almadıkları sorulduğunda ise, %27’si “evet, aldım” derken, %73’ü “hayır, almadım” yanıtını vermiştir. Bu veriler, geçmiş yıllara kıyasla bu yıl hediye alışverişinin belirgin bir şekilde azaldığını göstermektedir. Hediye almama nedenleri arasında ekonomik sebepler %79 gibi yüksek bir oranla başı çekerken, bu yıl yılbaşını kutlamadığını belirtenlerin oranı ise %27’dir. Bu durum, bireylerin sadece maddi kaygılarla değil, aynı zamanda yılbaşı kutlamalarına yönelik tutumlarıyla da ilgili bir değişim yaşadığını göstermektedir. Sonuç olarak, yılbaşı hediyeleri ile ilgili bu veriler, bireylerin harcama kararlarını etkileyen ekonomik faktörlerin yanı sıra, sosyal ve kültürel dinamiklerin de önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bu yıl, birçok kişi için yılbaşı kutlamalarının ve hediyelerin anlamı, ekonomik zorluklar nedeniyle farklı bir boyut kazanmıştır.

Ipsos Türkiye

Son iki yıldır yapılan araştırmalar, bireylerin yeni yıla girerken hissettikleri heyecanın önemli ölçüde azaldığını rakamlarla ortay koymaktadır.

Her 10 kişiden 4’ü, yeni yılın gelişine eskisi gibi heyecanlanmadığını ifade etmektedir. Bu durum, toplumda genel bir motivasyon kaybı ve belirsizlik hissinin hâkim olduğunu göstermektedir. İnsanların yeni yılın getirdiği yenilikler ve umutlarla dolu bir başlangıç yapma isteği, son yıllarda yerini daha temkinli bir yaklaşım ve karamsarlığa bırakmış gibi görünmektedir. Ayrıca, bu yıl yeni yılda hayatlarının daha iyi olacağını düşünenlerin oranı, geçen yıla göre bir düşüş göstermiştir. Geçen yıl %24 olan bu oran, bu yıl bir puan gerileyerek % 23’e gerilemiştir. Bu azalma, bireylerin geleceğe dair umutlarının azaldığını ve daha önceki yıllarda sahip oldukları iyimserliğin kaybolduğunu ortaya koymaktadır. Ekonomik belirsizlikler, sosyal sorunlar ve genel yaşam koşullarındaki zorluklar, insanların yeni yıla dair beklentilerini olumsuz yönde etkilemektedir. Sonuç olarak, yeni yılın getirdiği heyecan ve umut, bireylerin yaşam koşullarına ve psikolojik durumlarına bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Bu yıl, birçok kişi için yeni yılın sadece takvimde bir değişiklikten ibaret olduğu hissi ağır basmakta; bu da bireylerin yaşamlarındaki olumlu değişimlere dair inançlarını zayıflatmaktadır. Bu durum, toplumsal bir yansıma olarak, bireylerin ruh halini ve geleceğe dair bakış açılarını derinlemesine etkileyen karmaşık bir dinamik olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ipsos Türkiye

Araştırma verileri, toplumun yalnızca yaklaşık %4’ünün 2025 yılında ekonominin ve kendi yaşam standartlarının daha iyi olacağına inandığını göstermektedir.

Bu oran, bireylerin geleceğe dair umutlarının son derece sınırlı olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, “Eski yılbaşını özlüyorum” ifadesine katılanların oranı geçen yıl %58 iken, bu yıl %51’e düşmüştür. Bu azalma, bireylerin geçmişe yönelik özlemlerinin azaldığını, ancak yine de eski yılbaşı kutlamalarının getirdiği nostaljik duyguların hâlâ önemli bir yer tuttuğunu göstermektedir. Geçmişteki kutlamaların daha anlamlı ve keyifli olduğunu düşünen bireylerin sayısının azalması, toplumun genel ruh halinin ve kutlama kültürünün değiştiğini işaret etmektedir. Sonuç olarak, bu veriler, bireylerin hem ekonomik hem de sosyal açıdan yaşadığı belirsizliklerin, yeni yıl kutlamalarına olan bakış açılarını etkilediğini göstermektedir. Geçmişe duyulan özlem, mevcut koşulların getirdiği hayal kırıklıklarıyla birleştiğinde, bireylerin geleceğe dair umutlarını daha da zayıflatmaktadır. Bu durum, toplumun genel psikolojisini ve sosyal dinamiklerini derinlemesine etkileyen karmaşık bir tablo çizmektedir.

Ipsos Türkiye

Ipsos verileri, bireylerin yeni yıl dilekleri arasında sağlık konusunun her zaman en öncelikli yere sahip olduğunu göstermektedir.

Bu yıl sağlık dileklerini ifade edenlerin oranı %47 ile ilk sırada yer alırken, geçen yıl bu oran %44’tü. Bu artış, bireylerin sağlık konusuna verdikleri önemin giderek arttığını ve bu alandaki kaygıların devam ettiğini ortaya koymaktadır.  Sağlığın ardından gelen ikinci en önemli dilek ise %26 ile para… Bu durum, ekonomik koşulların bireylerin yaşamları üzerindeki etkisini yansıtırken, maddi güvenliğin sağlanmasının da önemli bir hedef haline geldiğini göstermektedir. Üçüncü sırada ise %11 ile huzur dileği yer almaktadır. Huzur, bireylerin yaşam kalitesini artıran önemli bir unsur olarak öne çıkmakta ve insanların içsel dinginlik arayışını yansıtmaktadır. Diğer dilekler arasında barış, mutluluk, aşk ve evlilik gibi kavramlar ise listenin daha alt sıralarında yer almaktadır. Bu durum, bireylerin önceliklerinin değiştiğini ve sağlık, maddi güvenlik ve huzur gibi temel ihtiyaçların, daha soyut ve duygusal dileklerin önüne geçtiğini göstermektedir.  Sonuç olarak, bu veriler, bireylerin yeni yıl dileklerinin, mevcut yaşam koşulları ve toplumsal dinamiklerle şekillendiğini ortaya koymaktadır. Sağlık, para ve huzur gibi somut dileklerin ön planda olması, bireylerin yaşadığı belirsizliklerin ve zorlukların bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda, yeni yıl dilekleri, bireylerin ruh halini ve önceliklerini anlamak açısından önemli bir gösterge niteliği taşımaktadır.

Ipsos, TikTok’un tüketici davranışlarına etkisini inceledi

Ipsos, TikTok’un seyahat, eğlence, finans, gıda & içecek ve otomotiv sektörlerindeki tüketici davranışlarını nasıl şekillendirdiğini detaylandıran “TikTok Made Me” başlıklı raporunu yayımladı.

Rapora göre, kullanıcıların yüzde 41’i TikTok içeriklerini izledikten sonra bir satın alma işlemi gerçekleştiriyor ve kullanıcıların yüzde 55’i plansız satın alma yapıyor.

Türkiye’nin önde gelen araştırma şirketlerinden Ipsos, TikTok’un seyahat, eğlence, finans, gıda & içecek ve otomotiv sektörlerindeki tüketici davranışlarını nasıl şekillendirdiğini detaylandıran “TikTok Made Me” başlıklı raporunu yayımladı. Rapor, özellikle seyahat, eğlence, gıda & içecek, finans ve otomotiv sektörlerinde TikTok’un satın alma kararlarını nasıl etkilediğini ortaya koyuyor.

Markalara TikTok topluluğunun en güncel tercihlerine dair içgörüler sağlayan rapor, pazarlama stratejilerinin şekillendirilmesine destek olmayı hedefliyor. Eğlence, yaratıcılık ve samimiyet arasındaki etkileşimi derinlemesine inceleyen rapor, TikTok’un ilham verici içerikleriyle keşif ve aksiyon süreçlerinde nasıl bir katalizör rolü üstlendiğini de ortaya koyuyor. Bu sayede markalara, hedef kitleleriyle güçlü ve anlamlı bağlar kurmaları için değerli bir rehber sunuluyor.

TikTok, Türkiye’de tüketicilerin satın alma kararlarını güçlü bir şekilde etkiliyor. Rapora göre, kullanıcıların yüzde 67’si, TikTokMadeMeBuyIt trendinden haberdar olduktan sonra satın alma kararı alıyor. Reklamlar ise yaratıcı, dikkat çekici, bilgilendirici ve içerik üreticisi odaklı bulunuyor.  Bu yaklaşım, tüketici davranışlarını yeniden şekillendiriyor. Özellikle kullanıcıların yüzde 55’i, platformda karşılaştıkları videolar veya sponsorlu içerikler sayesinde plansız alışveriş yapıyor. “TikTok Made Me” raporu, keşiften satın almaya kadar geçen süreçte TikTok’un tüketicilere nasıl rehberlik ettiğini ortaya koyarken, otantik bağlar kurarak güven ve itibar inşa etmenin yollarını da gösteriyor.

Sektörlere Göre TikTok’un Türkiye’deki Etkileri

Raporda TikTok’un Türkiye’deki farklı sektörler üzerindeki etkileri şu şekilde özetleniyor:

  • Seyahat: Son altı ayda her 2 kişiden 1’i TikTok’ta seyahatle ilgili içerik izledi. Kullanıcıların yüzde 42’si bu içeriklerin yorum ve önerilerle seyahat      planlamalarını etkilediğini ve videoda tanıtılan seyahatle ilgili   ürün/hizmeti satın aldığını belirtiyor.
  • Eğlence: Türkiye’deki TikTok kullanıcılarının 10’undan 7’si son altı ay içinde eğlenceyle ilgili videolar izlediğini ifade ediyor. Kullanıcıların yüzde      54’ü videoda tanıtılan eğlence ürününü satın alıyor. Platform, kullanıcıların favori içeriklerini keşfetmeleri ve paylaşmaları için eşsiz      bir alan sunuyor.
  • Gıda & İçecek: Yemek tarifleri ve viral akımlar Türkiye’de geniş bir kitleye ulaşıyor. Kullanıcıların yüzde 61’i bu içeriklerden etkilenerek yeni tarifler deniyor veya ürün satın alıyor.
  • Otomotiv: TikTok’ta bir otomobil videosu izleyen kullanıcıların yüzde 39’u araba veya otomobil ürününü satın aldı.
  • Finans: Son altı ayda 5 kişiden 2’si TikTok’ta yatırım veya tasarrufla ilgili videolar gördü. Bu içerikleri izleyen kullanıcıların yüzde 53’ü finansal ürün satın alarak harekete geçti.

TikTok: Keşiften Satın Almaya Uzanan Bir Yolculuk

“TikTok Made Me” raporu, TikTok’un tüketiciler için keşif ve eğlencenin bir araya geldiği bir platform olduğunu gözler önüne seriyor. Rapor, ilham verici içeriklerin tüketicilerin satın alma yolculuğunun her adımında nasıl etkili olduğunu ve markaların hedef kitleleriyle otantik bağlar kurmasına nasıl destek olduğunu vurguluyor.

Ödeme yöntemimiz neden değişti!

Lider araştırma şirketi Ipsos tarafından paylaşılan bu veriler; Lider araştırma şirketi Ipsos tarafından paylaşılan bu veriler; Ipsos Consumer Panel yeni verileri “ödeme yöntemleri”nden kredi kartı kullanımı içermektedir.

Eylül 2024 döneminde ilk kez nakit alışverişe kıyasla daha fazla harcama kredi kartıyla yapıldı. Eylül 2024 döneminde Türkiye’deki haneler toplam hızlı tüketim ürünü harcamasının %49’unu kredi kartıyla, %48’ini nakit ödedi.

Ipsos Türkiye

Yılın başına kıyasla market alışverişlerinde nakit ödemeden kredi kartına geçiş net bir şekilde görülüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Eylül 2024 döneminde Marmara Bölgesi’ndeki haneler her 100 liralık hızlı tüketim ürünü alışverişinin 58’ini kredi kartıyla ödedi. Harcamaların daha fazlasının kredi kartıyla yapılmaya başlanması, Marmara Bölgesi’nde Şubat ayında başladı!Ipsos Türkiye

Marmara, Ege, Akdeniz haricindeki bölgelerde harcamalar ağırlıklı olarak nakit yapılmaya devam ediyor, ancak hepsinde kredi kartına yönelme hareketi farklı derecelerde de olsa görülüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 Kredi kartına yaslı market alışverişi olan hanelerde zincir marketlerin payı çok daha yüksekken, indirim marketlerinin payı böyle bir değişkenlik göstermiyor. 

Ipsos Türkiye

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI; Harcamalarda nakit kullanımının düşüşü uzun süredir tüketici davranışlarında bir gündem maddesi olarak karşımıza çıkıyor. Bunun en net yansımalarından birini market alışverişlerinde giderek artan kart kullanımına bağlı olarak görüyoruz: Haftada 4-5 kez yapılan ve hanelerin genel gıda, içecek, kişisel bakım ve temizlik harcamalarından oluşan bu alışverişlerin Eylül ayında %49’u kredi kartı kullanarak, %48’i nakit, %3’ü yemek-hediye çeki gibi diğer yöntemlerle yapıldı. Bu oranlarla Ocak ayından bu yana ilk kez kredi kartıyla yapılan market harcaması miktarı nakit harcamayı geride bıraktı. Tabii Türkiye’nin her bölgesinde ve her perakendeci tipinde bu tablo aynı şekilde değil: Örneğin Marmara Bölgesi’nde kredi kartıyla yapılan harcamalar toplam harcamanın %58i iken Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bu oran %28; zincir marketlerde kredi kartı kullanımı indirim marketlerine göre daha yoğun. Ancak tüm kırılımlarda Ocak ayına göre kredi kartıyla ödemelerde önemli artış görülmekte. Türkiye’deki hanelerin yarıdan fazlası market harcamalarının en fazla üçte ikisini kredi kartıyla gerçekleştirirken kredi kartına geçişin kırılma noktası 300 TL üzerindeki sepetlerde başlıyor.

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK

2024’de en çok İskender-Döner yedik

Lider araştırma şirketi Ipsos tarafından paylaşılan bu veriler; Ipsos Yeme İçme Paneli verilerinden hazırlanmıştır.  Ocak-Eylül 2024 döneminde bireylerin yaklaşık 2 milyar Yeme-İçme tüketim anı oldu. Geçen yıla kıyasla bireyler daha sık hazır yemek tükettikleri için Pazar %5 büyüdü. Ortalama bir birey dokuz ay içinde yaklaşık 7 farklı restoran tipinden tüketim gerçekleştirirken, ayda yaklaşık 4 kere sipariş verdi.

Ipsos Türkiye

Yeme-İçme tüketim sayısındaki artış Eve Sipariş ve Mekânda yapılan tüketimlerin artması sayesinde gerçekleşti. Mekânda tüketimlerin pay kazancı devam ediyor. Geçen yıl her 100 tüketimin 17’si Gel-Al ile yapılırken, bu yıl belirgin azalma göstermesiyle bu oran 13’e geriledi.

Ipsos Türkiye

 Tüketim artışına en çok katkıyı İskender-Dönerciler, Kebapçılar ve Pizzacılar getirdi. Ocak-Eylül 2024 döneminde her 100 tüketimin yaklaşık 24’ü

Kebapçılardan yapıldı. Geçen yıla göre en çok tüketim payı kazancını İskender-Dönerciler sağlarken, Lokantalar en çok pay kaybeden restoran tipi oldu.

İskender-Dönercilerin kazancında, özellikle geçen yıl Marmara, Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki kayıpların toparlanmasının etkisi öne çıkıyor.

Ipsos Türkiye

  

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

Ocak-Eylül 2024 döneminde bireylerin 1.9 milyar Yeme-İçme tüketim anı oldu. Geçen yıla kıyasla bireyler daha sık hazır yemek tükettikleri için pazar %5 büyüdü.

Tüketim sayısındaki artış Eve Sipariş ve Mekânda yapılan tüketimlerin artması sayesinde gerçekleşti. Tüketimlerin %69’u Mekânda, %18’i Eve-Sipariş ve %13’ü Gel-Al yöntemi ile yapıldı. Ocak-Eylül 2024 döneminde en çok tüketim %23.6 ile Kebapçılardan yapıldı. Geçen yıla göre en çok tüketim payı kazancını İskender-Dönerciler sağlarken, onu Pizzacı ve Kebapçılar izledi.

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK

Denizli sadece Pamukkale’den ibaret değil

Denizli’nin turizm potansiyelini daha da yukarılara taşımak adına çeşitli adımlar atan yerel yöneticiler, Denizli’nin sadece Pamukkale’den ibaret olmadığını belirttiler.
Antalya yılda 18 milyon civarında yabancı turiste ev sahipliği yapıyor. Pamukkale’ye bu turistlerin yüzde onu gelmekte. Çevre illerden gelen turistlerin sayısını ve kalma günü artırma hedefleyen yerel yöneticiler, Denizli’nin daha iyi tanıtılması gerektiği hakkında ortak bir karar aldılar.

Üniversiteli gençler ne istiyor?

Dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi Ipsos’un GÜNDEME DAİR araştırma verilerinden derlenen bu dosya içeriğinde bulunan başlıklar;

  • Geçen seneye kıyasla bu sene, üniversite öğrencileri kendi şehrinde mi farklı bir şehirde mi okumak istiyor? Oranlar ne? Veriler ne gösteriyor?
  • Her 10 üniversite öğrencisinin % kaçı ortalama burs için farklı kurumlara başvurmuş? En fazla başvurulan kurumlar hangileri?
  • Üniversite öğrencilerinin % kaçı tam zamanlı ya da yarı zamanlı çalışıyor?
  • Başka şehirde üniversiteye gidecek her  öğrenciden % kaçı yurtta kalacağını belirtiyor?
  • Yurtta kalmayı planlayanların tercihi devlet yurdu.
  • Devlet yurdunda yer gelmediği durumda öğrenciler ne yapıyor?
  • Okulunu dondurmayı düşünenlerin oranı da geçtiğimiz seneye kıyasla ne durumda?
  • 2023 yılında olduğu gibi üniversite eğitimi için gerekli olan bütçe öğrencilerin % kaçının bütçelerini zorlamaya devam ediyor.

Ipsos

Ipsos

Ipsos

Ipsos

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

Gündeme Dair araştırmamızda, üniversiteye yeni başlayacak öğrencilere yaşadıkları şehirde mi yoksa şehir dışında bir okul mu tercih edeceklerini soruyoruz.  Son 3 yıldır kendi şehirlerindeki üniversiteleri tercih edenlerin oranı giderek arttı. Bu yıl, her iki öğrenciden biri kendi şehrindeki bir üniversiteye gideceğini belirtiyor. Yıllar içinde ülkemizdeki üniversite sayısının artması bu oranın yükselmesinde bir etken olabilir. Ancak ekonomik koşulların da öğrencilerin kendi şehirlerinde bir üniversite tercih etmesinde önemli bir sebep olup olmadığına bakmak lazım. Finansal zorlukların üstesinden gelebilmek için öğrencilerin bir kısmı burs başvurularında bulunuyor ya da çalışıyor. Her on üniversite öğrencisinin dördü ortalama iki farklı kuruma burs için başvurduğunu ya da halihazırda burs aldığını belirtiyor. Belediyeler, vakıf ya da STK’lar öğrencilerin burs için başvurmayı tercih ettikleri kurumların başında geliyor. Her on öğrenciden üçü ise tam zamanlı ya da yarı zamanlı çalışıyor.

Üniversite için başka bir şehre gitmek durumunda olanların oranı yüksek olunca doğal olarak barınma ihtiyacı ortaya çıkıyor. Yaşadığı şehirdeki bir üniversiteye gidecek olanlar içinde bile her on öğrenciden ikisi kendi evinde kalmayacağını belirtiyor. Başka şehre gidenlere baktığımızda, yurt ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Her on öğrenciden yedisi yurtta kalmayı amaçlıyor.

Yurtta kalmayı planlayanların yine tercihi devlet yurdu, her on kişiden dokuzu devlet yurtlarını hedefliyor. Devlet yurdu çıkmadığında, özel yurtlar ilk tercih olmaya devam etse de, bu sene diğer konaklama alternatiflerine yönelenlerin sayısında artış var. Ayrıca, okulunu dondurmayı düşünen öğrencilerin oranı geçen yıla kıyasla %4 yükselmiş durumda. Hemen hemen tüm öğrenciler özel yurtların pahalı olduğu görüşünde. Özel yurtlara karşı düşünce böyleyken, devlet yurtlarının fiyatlarının uygun bulunduğunu düşünebiliriz. Ancak maalesef durum pek de öyle değil. Öğrencilerin yarıdan fazlası, devlet yurtlarının da beklenenden daha pahalı olduğu görüşünde.  Üniversite eğitimi için gereken bütçe, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da öğrencilerin ve ailelerin hemen hemen hepsinin bütçesini, az ya da çok zorluyor. Eğitiminin aile bütçesinin çok zorladığını belirtenlerin oranı %38.

Her iki yılda bir gerçekleştirdiğimiz Türkiye’yi Anlama Kılavuzu çalışmamızda, 18-24 yaş arasındaki gençlere yurt dışında çalışma arzularını soruyoruz. 2020 yılında yurt dışına gitmek isteyen gençlerin oranı %29 iken 2024 yılında bu oran %38’e yükseldi. Görüyoruz ki, gençlerin üniversite hayatlarını daha iyi koşullarda geçirmeleri ve yetişmiş iş gücünü ülkede tutabilmek açısında gerekli önlemlerin alınması çok kritik.

Ev sahibi, kiracı ilişkileri ne durumda?

Dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi Ipsos’un GÜNDEME DAİR araştırma verilerinden derlenen bu dosyada;

  • Oturulan semtlerden memnuniyet oranı ne?
  • Kiracılar bugün taşınmak zorunda kalsa bütçesine uygun bir ev bulabilecek mi, bulamayacak mı? Bu konu hakkında ne düşünüyorlar?
  • %25 kira artış sınırı olduğu 2024 yılının ilk 5 ayında, kontratı yenilenen kiracıların kaçta kaçının artışı bu oran üzerinden ilerlemiş?
  • Kira sınırlamasının kalktığı ve kira artışlarının TÜFE’ye göre yapılmaya başlandığı Temmuz ve Ağustos aylarında kiraları yenilen kiracıların % kaçının kira artışı bu oranın üzerinde gerçekleşmiş?
  • Kiracıların gelirleri, kira artışları oranında artıyor mu? 
  • Yeni kira artış oranına rağmen; evinde mevcut kiracı olan ev sahipleri ne düşünüyor? 
  • Evi kirada olan ev sahiplerinin kaçta kaçı, kira oranı %25 ile sınırlı olduğu dönemde de, yeni kira artış oranı uygulamasında  da  kira artışlarını, evlerinin bulunduğu semtteki ortalama kira oranında yaptığını ya da yapacağını belirtiyor? 
  • Kiracıları ile kontratını yenileyecek olanlar ne yapmayı planlıyor? 
  • Temmuz ayından itibaren kira artışlarındaki %25 sınırlandırılmasının kaldırılması konusunda kiracılar ve kirada evi olanların görüşleri görüşleri nasıl farklılıklar içeriyor? Kirada evi olanlar bu kararı nasıl yorumluyor? Kiracılar bu kararları nasıl karşılıyor?

 OTURDUKLARI SEMTTEN MEMNUN OLANLAN KİRACILAR…

Kiracılara oturdukları semtten ve evlerinden duydukları memnuniyeti sorduğumuzda son üç senedir verilen cevaplarda büyük farklar görmüyoruz. Oturulan semtlerden memnuniyet değişmiyor ancak oturulan evden memnun olanların oranı  5 puan daha yüksek.

Ipsos Türkiye

BUGÜN TAŞINMAK DURUMUNDA KALAN KİRACININ DÜŞÜNCESİ…

Her 10 kiracıdan 8’i bugün taşınmak zorunda kalsa bütçesine uygun bir ev bulamayacağını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

KİRA ARTIŞLARI TEFE TÜFE OARANI ÜZERİNDE…

%25 kira artış sınırı olduğu 2024 yılının ilk 5 ayında, kontratı yenilenen kiracıların yarısının kira artışı %50’nin üzerinde olmuş.  %30 üzeri diye baktığımızda bu oran %69’a yükseliyor. Kira sınırlamasının kalktığı ve kira artışlarının TÜFE’ye göre yapılmaya başlandığı Temmuz ve Ağustos aylarında kiraları yenilen kiracıların %35’inin kira artışı bu oranın üzerinde.

Ipsos Türkiye

KİRA VE GELİR ARTIŞINA BAKILDIĞINDA…

Kira artışlarının gelirlerinin üzerinde artması her sene daha da kritik bir hal alıyor. Kiracıların geliri kira artışları oranında artmıyor.

Ipsos Türkiye

KİRACILAR HESAPLAMALARIN ADİL OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYOR.

Her ne kadar yeni kira düzenlemesinde %25 sınırı kaldırılmış olsa bile kiracıların yarısı yeni kontrat dönemlerinde ev sahiplerinin TÜFE’ye göre hesaplanacak olan orandan daha yüksek bir kira talebinde bulunacağını  düşünüyor. Ve her 10 kiracıdan 9’u bu hesaplamanın adil olmadığını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

EV SAHİPLERİ DE MAĞDUR…

Yeni kira artış oranına rağmen her 3 ev sahibinden 2’si evinde mevcut kiracı olmasından dolayı maddi kaybı olduğunu düşünüyor. Ev sahipleri açısından baktığımızda bu sene de geçtiğimiz seneye benzer bir tablo önümüze çıkıyor. Geçen sene ev sahiplerinin %70’i “Son dönemde kiralar sürekli artarken evimde mevcut bir kiracının olması nedeni ile maddi kayba uğruyorum.” ifadesine katılıyordu. Bu yıl aynı ifadeye katılanların oranı bir kaç puan düşerek %66’ya geriledi.

Ipsos Türkiye

KİRACISI İLE KONTARTINI YENİLEYENLER YA DA YENİLEYECEK OLANLAR…

Evi kirada olan ev sahiplerinin %42’si , kira oranı %25 ile sınırlı olduğu dönemde de, yeni kira artış oranı uygulamasında  da  kira artışlarını, evlerinin bulunduğu semtteki ortalama kira oranında yaptığını ya da yapacağını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

MAL SAHİBİ DE KİRACI İLİŞKLERİ BİR SÜRE DAHA SICAK İLERLEYECEK.

Temmuz ayından itibaren kira artışlarındaki %25 sınırlandırılmasının kaldırılması konusunda kiracılar ve kirada evi olanların görüşleri oldukça farklı.

Ipsos Türkiye

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

Geçtiğimiz sene kiracılar ve ev sahiplerine ilişkin araştırmamızdan ortaya koyduğumuz sonuç, kiracıların ve ev sahiplerinin bir kısır döngü içinde olduğunu idi. Üzerinden bir sene geçmesine rağmen, resmi kira oranlarına getirilen sınırlardaki düzenlemeler hala kısmen işe yarıyor ve problem olduğu gibi hayatlarımızda var olmaya devam ediyor. Bu durumun sonucu olarak da ev sahipleri ve kiracılar arasındaki ilişkiler sıcaklığını koruyor.

Kiracılara oturdukları semtten ve evlerinden duydukları memnuniyeti sorduğumuzda son üç senedir verilen cevaplarda büyük farklar görmüyoruz. Bu yılki araştımamızda kiracıların oturdukları semtlerden duydukları memnuniyet oranı bir önceki seneye kıyasla değişmedi. Oturdukları evden memnun olanların oranı ise geçtiğimiz seneye göre 5 puan daha yüksek. İçinde bulunduğumuz ekonomik koşullarda yaşadığımız evden memnun olmamak bir lüks diyebiliriz. Çünkü bugün her 10 kiracıdan sekizi taşınmak zorunda kalsa, bütçesine uygun bir ev bulamayacağına inanıyor.  %25 tavan kira artış sınırının olduğu 2024’ün ilk 5 ayında, kontratı yenilenen kiracıların yarısı, kira artışının %50’nin üzerinde olduğunu belirtiyor.  %30’un üzerinde kira artışı yapılanlar diye baktığımızda ise bu oran %69’a yükseliyor. Temmuz 2024 itibarıyla tavan kira zammı uygulaması sona erdi ve ev sahipleri artık yeniden 12 aylık ortalama TÜFE oranına göre zam yapabiliyor. Ancak Temmuz ve Ağustos aylarında kiraları yenilen her 10 kiracıdan yaklaşık dördünün kira artışları bu oranın üzerinde. Kirasının gelirinden daha hızlı arttığını paylaşan kiracıların oranı artıyor ve bu durum kiracılar için her yıl daha da kritik hale geliyor. Her 2 kiracıdan biri de yeni kontrat dönemlerinde ev sahiplerinin TÜFE’ye göre hesaplanacak olan orandan daha yüksek bir kira talebinde bulunacağını düşünüyor. Her 10 kiracıdan dokuzu bu hesaplamanın adil olmadığı görüşünde.

Ipsos Türkiye

Ev sahipleri açısından baktığımızda bu sene de geçtiğimiz seneye benzer bir tablo önümüze çıkıyor. Geçen sene ev sahiplerinin %70’i “Son dönemde kiralar sürekli artarken evimde mevcut bir kiracının olması nedeni ile maddi kayba uğruyorum.” ifadesine katılıyordu. Bu yıl aynı ifadeye katılanların oranı bir kaç puan düşerek %66’ya geriledi.  Evi kirada olan her 10 ev sahibinden dördü kira oranı ile ilgili sınırlara bakmaksızın kira artışlarını, evlerinin bulunduğu semtteki ortalama kira oranında yaptığını ya da yapacağını belirtiyor. %25 sınırlandırılmasının kaldırılması konusunda kiracılar ve kirada evi olanların görüşleri oldukça farklı. Kiracıların %17’si sınırın kaldırılmasını desteklerken, kirada evi olanlar arasında bu oran %65. Enflasyondaki artışın yavaşlamasına paralel olarak konut fiyatlarının da dengeye oturması birkaç yılı bulacak. Maalesef, bu süreçte ev sahipleriyle kiracılar arasındaki tansiyon bir süre daha yüksek kalacak.

Ekonomik sebeplerden dolayı tatil yapamadık!

Dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi Ipsos’un GÜNDEME DAİR araştırma verilerinden derlenen bu dosyada;

YAZ TATİLİ ÖNCESİ PLANLAMA YAPILDI MI?
YAZ TATİLİ YURT İÇİNDE Mİ YOKSA YURTDIŞINDA MI GEÇİRİLDİ?
YAZ TATİLİNDE NEREDE KALINDI?
YAZ TATİLİ BÜTÇESİ NASIL KARŞILANDI?
YAZ TATİLİ PLANLARINDA HANGİ DİJİTAL PLATFORMLAR KULLANILDI?
YAZ TATİLİ YAPILDI MI?
NEDEN YAZ TATİLİ YAPILAMADI? 

YAZ TATİLİ ÖNCESİ ERKEN REZERVASYON YA DA İNDİRİM KAMPANYALARINDAN YARARLANDI…

Bu sene yaz tatili yapan her 10 kişiden yedisi ya erken rezervasyondan ya da indirim kampanyalarından yararlandığını belirtiyor. Ekonomik koşullar ve bütçe kısıtlamaları yaz tatili tercihlerini doğrudan etkilerken, erken rezervasyon ve indirim kampanyaları, yaz tatili planlamaları için öncelikli çözümler arasında.

Ipsos Türkiye

TATİLCİLERİN TERCİHİ YURT DIŞI…

Geçen sene yaz tatili yaptığını belirtenlerin hemen hemen hepsi yaz tatillerini yurt içinde geçirirken, bu sene yaz tatiline çıkanların %14’ünün tatillerini yurt dışında geçirmeyi tercih ettikleri görülüyor. Bu sene ilk ya da ikinci tatilleri için ise yine %10’luk bir kesimin tercihi yurt dışı…

Ipsos Türkiye

YAZ TATİLİNDE NEREDE KALINDI…

Geçen sene yaz tatili yapanlar ile karşılaştırıldığında bu sene yaz tatil yapan kişilerin, otelde kalmak yerine aile, akraba ya da arkadaşlarının evlerinde kalmayı daha çok tercih ettikleri görülüyor.

Ipsos Türkiye

YAZ TATİLİ BÜTÇESİ NASIL KARŞILANDI…

Geçen seneki yaz tatillerinde olduğu gibi bu sene de yaz tatillerini kişilerin çoğunluğu kendi gelirleri ile karşılamışlar. Ancak bankadan kredi alarak ya da aileden borç alarak yaz tatili bütçesini karşılayanların oranı, geçen seneye göre bu sene daha yüksek.

Ipsos Türkiye

 YAZ TATİLİ PLANLARINDA HANGİ DİJİTAL PLATFORMLAR KULLANILDI?

Dijital platformlardaki seyahat siteleri planlama yapılırken en çok takip edilen siteler. Tatil planlamalarında dijital platform kullanmayanların oranı ise %39.

Ipsos Türkiye

YAZ TATİLİ YAPILDI MI?

Geçen sene yaz tatili yaptığını belirtenlerin oranı %28 iken, yaz tatilinin 2 ayını geride bıraktığımız günlerde toplumun sadece %20’si yaz tatili yapabildiğini söylüyor. Hiç bir şekilde yaz tatili yapamayacağını söyleyenlerin oranı ise %59. Geçen seneye göre bu oran daha düşük olsa da daha tatil yapmamış ama yapmayı planlayanların bir kısmının da önümüzeki haftalarda yaz tatil yapacağını düşünmek olumlu bir yaklaşım olacaktır.

Ipsos Türkiye

NEDEN YAZ TATİLİ YAPILAMADI?

Yaz tatili yapamama nedenlerine bakıldığında, bu sene ekonomik nedenlerin bir önceki seneye göre daha büyük bir etken olduğu görülüyor.

Ipsos Türkiye

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADIYaz aylarını geride bırakırken, bireylere geçtiğimiz yıl ve bu yılki yaz tatillerini nasıl şekillendirdiklerini, geçen yıla göre bu yıl planlarında herhangi bir değişiklik olup olmadığını sorduk. Karşılaştığımız tabloda her iki yıl için hemen hemen benzer bir tablo var, daha olumsuz değil…

Bu sene yaz tatili yapan her 10 kişiden yedisi ya erken rezervasyondan ya da indirim kampanyalarından yararlandığını belirtiyor. Ekonomik koşullar ve bütçe kısıtlamaları yaz tatili tercihlerini doğrudan etkilerken, erken rezervasyon ve indirim kampanyaları, yaz tatili planlamaları için öncelikli çözümler arasında. Görüştüğümüz kişiler arasında, geçen sene yaz tatili yaptığını belirtenlerin neredeyse tamamı tatillerini yurt içinde geçirdiğini ifade ederken, bu sene yaz tatiline çıkanların %14’ü tatillerini yurt dışında geçirmeyi tercih etmiş. Ayrıca yaz tatili planlayan her 10 kişiden biri, bu yıl ilk ya da ikinci tatil için yine yurt dışını tercih edeceğini belirtiyor.

Yaz tatili yapılan yerlerin seçiminde değişiklikler dikkat çekiyor. Aynı bireylerin geçen seneki yaz tatillerinde konakladıkları yer ile bu seneki tercihlerini karşılaştırdığımızda, oteller yerine aile, akraba veya arkadaş evlerini daha fazla tercih ettiğini görüyoruz.

Bu yıl yaz tatili harcamaları, büyük oranda bireylerin mevcut gelirleri ile karşılanmış (%65). Ancak, bu seneki yaz tatilleri için bankadan kredi ya da aileden borç alarak tatil bütçesini karşılayanların oranı (%40), aynı kitle içerisinde geçtiğimiz sene bu yöntemi tercih ettiğini belirtenlere göre daha yüksek (%15). Önümüzdeki yıl içinde tatil için borçlanılan tutarlar, bütçelerde bir süre daha yük oluşturmaya devam edeceğe benziyor.

Yaz tatili planlanırken dijital platformlar ön plana çıkıyor. Bu sene yaz tatili yapan her 2 kişiden biri seyahat sitelerini takip ettiğini belirtirken, %29’u sosyal medya hesaplarından faydalandığını, %6’sı ise takipçisi olduğu influencerların önerilerini incelediğini belirtiyor. Tatil planlamalarında dijital platform kullanmayanların oranı ise %39.

Görüştüğümüz kişiler arasında geçen sene yaz tatili yaptığını belirtenlerin oranı %28 iken, 2024 yazının ilk iki ayı içerisinde yaz tatili yaptığını belirtenlerin oranı %20. Henüz yaz tatili yapmamış ama yapmayı planlayanların bir kısmının da önümüzdeki haftalarda tatil yapacağını düşünürsek, bu oran yaz sonunda artacaktır. Ancak, bu yıl hiç yaz tatili yapmadığını ve yapamayacağını belirten %59’luk önemli bir kesim var. Görüştüğümüz bireyler arasında geçen sene yaz tatili yapamayanların dörtte üçü bu sene de yaz tatil yapamayacağını belirtiyor; yani her 2 kişiden biri iki yıldır üst üste yaz tatili yapamıyor.

Yaz tatili yapamama nedenlerinin başında ekonomik sebeplerin geldiğini tahmin etmek zor değil. Ancak bu yılki yaz tatilini yapamama sebepleri içerisinde ekonomik nedenlerin daha büyük bir etken olduğu görüyoruz. Görüştüklerimiz içinde geçen sene yaz tatili yapamayan kişilerin %78’i ekonomik nedenlerle yapamadığını belirtiyor. Aynı kitle içerisinde bu sene yaz tatili yapamayanlar için ekonomik sebeplerin oranı ise %87.

Yaşamın getirdiği stres, yorgunluk ve bazen tükenmişlik, tatilin bizler için ne kadar hayati olduğunu daha da belirginleştiriyor. Gündeme Dair araştırmamızda “Son günlerde kendinizi nasıl hissediyorsunuz?” diye sorduğumuzda, uzun süredir Türkiye’de öne çıkan üç temel duygu: yorgunluk, bıkkınlık ve endişe. Temmuz 2024 sonuçlarına göre her iki kişiden biri kendini yorgun hissediyor; endişe ve bıkkınlık ise %41 ile ikinci sırada. İçinde bulunduğumuz ekonomik kriz ve zorlu koşullarda hayatın rutininden çıkıp tazelenmek için bir mola vermek zor ama bir o kadar da önemli.

Araştırma Sektörü 2023 Yılında %86 Büyüdü !!!

TÜAD’ın Türkiye araştırma sektörü büyüklüğü raporuna göre araştırma sektörü 2023 Yılında %86 büyüdü.

  • Araştırma şirketlerinin araştırma yöntemine göre ciro dağılımları incelendiğinde, paneller ve kantitatif araştırmalar ön plana çıkıyor.
  • 2023 yılı için ciro dağılımında kantitatif araştırmaların oranı %44.9 iken, panellerin oranı %39.5, kalitatif araştırmaların ise %9.2 oldu.
  • 2018 yılından bu yana benzer seviyede devam eden panel araştırmalarının cirosu ,
  • 2022 yılında %45’in üzerine çıkmıştı, 2023 yılında daha önceki yıllarda sahip olduğu seviyeye geri döndü.
  • araştırma yöntemi kırılımında incelendiğinde, yüz yüze ve online/mobil araştırmalar başı çekiyor.
  • 2018 yılına kadar online/mobil araştırmalar payı yavaş bir şekilde artış gösterirken, pandeminin de etkisi ile 2019 ve 2020 yıllarında her yıl bir önceki yıla göre payını yaklaşık iki katına çıkardı.
  • Bu esnada yüz yüze araştırmaların payı 2020 yılında ciddi bir düşüş gösterdi ve sonraki yıllarda benzer seviyelerde kaldı.
  • 2023 yılında online/mobil araştırmalar %45 oran ile ilk sıradayken yüz yüze araştırmalar %38 oran ile ikinci sırada…
  • Araştırma Sektöründe Çalışan Sayısı Artmıyor
  • Tam zamanlı çalışan kişi sayısına ise çalışmada raporda 1.398 kişi olarak raporlanıyor.

 

Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD) 2023 yılı için Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu tamamlandı.

Avrupa Kamuoyu ve Pazar Araştırmaları Birliği ESOMAR, her yıl tüm ülkelerin temsilcileri ile dünya araştırma pazarı büyüklüğünü hesaplamak için “Global Market Research” çalışmasını yürütüyor. Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu soru formu ise, ESOMAR’ın soru formundan yola çıkılarak TÜAD Yönetim Kurulu tarafından yapılan düzenlemelerle oluşturuluyor. Derneğin liderliğinde hazırlanan rapor, Türkiye’de araştırma sektöründe faaliyet gösteren, rapor çalışmasına katılmaya gönüllü araştırma ve veri toplama şirketlerinden alınan veriler sonucu ortaya çıkıyor.

2023 yılı için Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu için 26 araştırma şirketi ve 7 veri toplama şirketi katılım gösterdi. 33 şirkete varan bu katılım sayısı, geçen yıla göre dörtte bir oranında daha yüksek. Oluşturulan raporda toplam sektör büyüklüğü, TÜAD Yönetim Kurulu tarafından sektörün bilgi paylaşmayan bölümü için yapılan tahminlerle son haline getirildi. Raporun sonuçlarına göre, Türkiye’de araştırma sektörü 2023 yılında TL bazında % 86 büyüdü, bu oran TÜİK tarafından açıklanan reklamcılık ve piyasa araştırması hizmetleri üretici fiyat endeksinin gerisinde kaldı. (28 Şubat 2024’te yayınlanan Ocak 2023 istatistiklerine göre üretici fiyat endeksinin en çok yükseldiği sektör %130,22’ lik artışla reklamcılık ve piyasa araştırması hizmetleridir.)

2023 Yılı, Kantitatif Araştırmalar ile Panel Araştırmaları için Dengeye Dönüş Senesi Oldu

Araştırma şirketlerinin araştırma yöntemine göre ciro dağılımları incelendiğinde, paneller ve kantitatif araştırmalar ön plana çıkıyor. 2023 yılı için ciro dağılımında kantitatif araştırmaların oranı %44.9 iken, panellerin oranı %39.5, kalitatif araştırmaların ise %9.2 oldu. 2018 yılından bu yana benzer seviyede devam eden panel araştırmalarının cirosu 2022 yılında %45’in üzerine çıkmıştı, 2023 yılında daha önceki yıllarda sahip olduğu seviyeye geri döndü.

Kantitatif araştırmaların ciro dağılımı, araştırma yöntemi kırılımında incelendiğinde, yüz yüze ve online/mobil araştırmalar başı çekiyor.  2018 yılına kadar online/mobil araştırmalar payı yavaş bir şekilde artış gösterirken, pandeminin de etkisi ile 2019 ve 2020 yıllarında her yıl bir önceki yıla göre payını yaklaşık iki katına çıkardı. Bu esnada yüz yüze araştırmaların payı 2020 yılında ciddi bir düşüş gösterdi ve sonraki yıllarda benzer seviyelerde kaldı. 2023 yılında online/mobil araştırmalar %45 oran ile ilk sıradayken yüz yüze araştırmalar %38 oran ile ikinci sırada yer aldı.

Araştırma Sektöründe Çalışan Sayısı Artmıyor

Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu sonuçlarına göre sektörde 2023 yılında toplam çalışan sayısı 2021 yılına göre %20 daha az. Raporlama çalışmasına düzenli olarak katılan 18 araştırma firmasından elde edilen verilere göre 2023 yılında araştırma sektöründe toplam çalışan sayısı 1.573 kişi. Bu rakam, yarı zamanlı çalışanlar, anketörler, freelance ve sözleşmeli çalışan kişileri de kapsıyor. Tam zamanlı çalışan kişi sayısına ise çalışmada raporda 1.398 kişi olarak raporlanıyor.

TÜAD Başkanı ve Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik rapora ilişkin değerlendirmelerini şu şekilde ifade etti: “Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu, TÜAD’ın sektörümüze en önemli katkılarından bir tanesidir. Yıllardır sektörün gelişimini ve konjonktürün sektörümüze etkilerini bu rapor sonuçlarına göre takip ediyor, şirketlerimizin ve sektörümüzün yol haritasını oluşturuyoruz. Bu sebeple raporun ortaya çıkmasına katkı sağlayan tüm şirketlere ve TÜAD gönüllülerine çok teşekkür ediyorum.

Hacmi itibarıyla ülke ekonomisinden çok daha büyük bir hızla büyümesi gereken sektörümüz, enflasyon seviyesini göz önüne aldığımızda 2023 yılında yeterli seviyede büyüyemedi. Durumu daha net ortaya koymak için sektörün dolar cinsinden performansına da bakabiliriz. 2011 yılında cirosu 196 milyon USD olan araştırma sektörünün 2023 yılındaki büyüklüğü 118.7 milyon USD.  Türkiye ekonomisi 2011 yılından bu yana USD bazında %33 büyüyerek 1 trilyon doları aşarken, araştırma sektörü küçüldü. Bu durum da bizim toplam ekonomideki payımızın giderek küçüldüğünü gösteriyor.

Sektörümüzdeki tüm şirketler ve meslek örgütü olarak hep birlikte sektörün büyümesine odaklanmamız şart.  Araştırmanın markalar için bir yatırım kalemi olduğu anlayışını hep birlikte yerleştirmemiz çok önemli. Çünkü araştırma yapmadan öngörüde bulunmak, başarılı olabilmek çok zor. Ülke sektörünün oyuncuları olarak en yeni yaklaşımlar, teknolojiler ve yetkin insan kaynağı ile markaların araştırma yatırımlarını artırmalarını sağlamalıyız.

Sektörümüzün teknolojisini güçlendirmesi, üretken yapay zekâ ile teknoloji ve dijital devrimin yaşandığı bir dönemde dönüşmesi, bu alanlarda yeni yatırımlar yapması ve yeni yetenekleri kendisine çekmesi de kritik öneme sahip. 2023 yılında çalışan sayımız bir önceki yıla göre artmış olsa da 2021 yılının altındayız. Sektörümüzün geleceği için karar vericiler olarak bu konuya odaklanmalı ve araştırma dünyasının sahip olduğu insan kaynağını artırmalıyız. Genç yetenekler için devamlı öğrenip kendilerini geliştirecekleri, araştırma yaparken üretken yapay zekâ ile kendi sınırlarını zorlayacakları ve zamanın ruhunu yakalayacakları bir sektör olmalıyız.”