Yazılar

Gizemli hepatit!

Gizemli hepatit!

Dünyayı etkisi altına alan Covid- 19 pandemisinden sonra farklı ülkelerde çocuklarda ortaya çıkan, gizemli hepatit olarak bilinen, etkeni bilinmeyen hepatit hastalığı endişeye yol açıyor. Şu ana kadar 169 çocukta görülen etkeni bilinmeyen hepatit hastalığının tam olarak nedeni belirlenemiyor. Ancak yapılan incelemelerde hastaların 20’sinde Covid-19, 74’ünde de ise adenovirüs tespit edildiği bildiriliyor. Özellikle ishal olan çocukların altının değiştirilmesinden sonra ellerin sabun ve suyla yıkanması, solunum yolu hijyenine dikkat edilmesi ve hasta kişilerle temastan kaçınılması alınacak önlemlerin başında geliyor.

Memorial Ataşehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Soysal, etkeni bilinmeyen hepatit hastalığı hakkında bilgi verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Ahmet Soysal

İlk olarak İskoçya’da ortaya çıktı

Nisan ayının başında ilk olarak İskoçya’da 13 çocukta, ateş olmadan kusma ve karın ağrısı şikayetiyle ortaya çıkan etkeni bilinmeyen hepatit hastalığı kısa sürede endişeye yol açan boyutlara ulaştı. Dünya Sağlık Örgütü 23 Nisan tarihinde yayınladığı raporunda, dünyada 169 tane etkeni bilinmeyen çocuklarda hepatit olgusu olduğunu açıkladı. İngiltere-Kuzey İrlanda, İspanya, İsrail, ABD, Danimarka, İrlanda,  Hollanda, İtalya, Norveç, Fransa, Romanya ve Belçika’da belirlenen nedeni belirlenemeyen hepatit hastası çocukların yaklaşık 17 tanesinde karaciğer nakli gerçekleştirildi. Bu, yaklaşık olarak yüzde 10’luk bir orana denk gelmektedir ve akut hepatit vakaları için yüksek kabul edilebilecek bir orandır.

Adenovirüs şüphesi

Karaciğer enzimlerinin çok yüksek olmasıyla karakterize olan hepatit hastalığında çocuklarda sarılık gözlemlenmektedir. Hepatit A, Hepatit B, Hepatit C, Hepatit D veya Hepatit E gibi sık bilinen hepatit virüslerinin 169 hasta çocukta tespit edilmemiş olması da altı çizilmesi gereken bir durumdur. Çocuklarda ortaya çıkan etkeni bilinmeyen hepatit hastalığının yaklaşık yüzde 10’u ağır seyretmektedir. Yapılan çalışmalarda 169 çocuk hastanın 74’ünde adenovirüs, 20’sinde ise Covid- 19 tespit edilmiştir. Adenovirüs belirlenen çocukların 18’inde de adenovirüs -41 denilen alt tipi belirlenmiştir. Rapor edilen hasta çocukların hiçbirisinin Covid -19 aşısı olmaması da ortaya çıkan hepatit hastalığının aşı ile bağlantısının olmadığını ortaya koymaktadır. Hasta çocuklarda adenovirüs oranının fazla olması, şüpheyi bu yönde artırmaktadır. Ancak daha önce sağlıklı çocuklarda ortaya çıkan adenovirüs genellikle kendi kendine geçen bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Adenovirüslerin bilinen 80 alt tipi mevcuttur. Adenovirüs 41 tipi sıklıkla çocuklarda ishal ve kusmaya neden olan bir virüs olup, aynı zamanda üst solunum yolu enfeksiyonu bulgularına da neden olabilmektedir. Sağlıklı çocuklarda selim seyirli olan bu virüs bugüne kadar sağlıklı ve kronik hastalığı olmayan çocuklarda karaciğer nakline kadar gidecek olan bir hepatit tablosuna yol açmamıştır. Şu ana kadar 1 ay ile 16 yaş arasındaki çocuklar arasında görülen nedeni belirlenemeyen hepatitte çocukların hiçbirisinin seyahat öyküsünün olmaması da dikkat çekilen noktalar arasındadır.

Bu belirtilere dikkat edin

Nedeni belirlenemeyen hepatit hastalığı daha çok ateş olmadan kusma ve karın ağrısı şikayetleriyle ortaya çıkmaktadır. Şu ana kadar salgın olarak değerlendirilmeyen bu hepatit hastalığında adenovirüs oranındaki artışa dikkat çekilmektedir. 80’den fazla virüsten oluşan adenovirüsler tüm sistemleri tutabilmektedir. Adenovirüs, hastalarda farklı şikayetlere neden olabilmektedir. Bazı hastalarda konjonktivit ( kırmızı göz hastalığı), bazı hastalarda ateş ve orta kulak iltihabı şeklinde kendini belli eden adenovirüsler; zatürre, üst solunum yolu enfeksiyonu, ishal, karın ağrısı, hemorajik sistit, menenjit gibi ağır tablolara neden olabilmektedir.

Hijyeni ihmal etmeyin

Nedeninin tam olarak bilinmemesinden dolayı her geçen gün endişeye sebep olan gizemli hepatit hastalığında hijyen kurallarına dikkat edilmesi alınacak önlemlerin başında yer almaktadır. Özellikle el hijyeni (ellerin su ve sabun ile yıkanması), hasta olan kişinin temas ettiği yüzeylerin temizliği ve solunum yolu hijyeni (hapşırma ve öksürme anında ağız ve burunun mendil ile kapatılması, odaların sık sık havalandırılması) ihmal edilmemelidir. İshal olan çocukların altının değiştirilmesinden sonra su ve sabunla ellerin iyi bir şekilde yıkanması önemlidir. Hasta insanlarla yakın temastan kaçınılması gerekmektedir. Anne babaların özellikle dikkat etmesi gereken konuların başında, çocukların dışkı ve idrar rengindeki değişiklik, gözlerde ve ciltte ortaya çıkan sarılık gelmektedir. Bu belirtilerin ortaya çıkması durumunda karaciğer fonksiyonlarına detaylı şekilde bakılması ve hepatit testi yapılması gerekmektedir.

Çocuklarda tekrarlayan ateşe dikkat!

Çocuklarda tekrarlayan ateşe dikkat!

Anne babaları telaşlandıran ve genellikle nasıl davranacaklarını bilemedikleri yüksek ateş, doktora en sık başvurulan sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Yüksek ateş şikayetinin belirli aralıklarla sık tekrarlaması, çocuğun ve ailesinin yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürebilirken, çocukların okul başarısını da olumsuz etkiliyor. PFAPA sendromu olarak adlandırılan bir romatizmal hastalık ise bu tekrarlayan dirençli ateşlere neden olabiliyor.  Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Demir, bir yaş üzerindeki çocuklarda gereksiz antibiyotik kullanımının ek sık nedenlerinden birisinin PFAPA Sendromu olduğunu söylüyor. Çocuk Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Demir, her mevsim görülebilen PFAPA sendromu (tekrarlayan ateş) hakkında bilinmesi gereken 9 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Ferhat Demir

Antibiyotik vermeyin çünkü fayda sağlamıyor!

PFAPA sendromu genelde 3-6 gün arası süren ve kendiliğinden geçen, sık tekrarlayan, dirençli ateş, farenjit, tonsillit (bademcik iltihaplanması), ağız yarası ve lenf bezlerinde büyüme bulguları ile seyir gösteren, çocukluk çağının ek sık görülen romatizmal periyodik ateş hastalığıdır. Doç. Dr. Ferhat Demir “PFAPA sendromu, bir enfeksiyon değildir, antibiyotik verilmesi gereken bir durum ise hiç değildir. Bulaşıcılığı yoktur. Bu hastalık özelinde en sık gördüğümüz yanlış uygulama, çocukların beta mikrobu ya da boğaz enfeksiyonu olduğu düşünülerek, bazen ayda birkaç kez gereksiz nedenle antibiyotik kullanmalarıdır” diyor.

Bu belirtilerle seyrediyor!
Çocuklarda 3-4 hafta ara ile 39-40 dereceyi bulan ateş şikayeti gelişmektedir. Atak aralığı bir haftaya kadar düşebileceği gibi iki-üç ay aralığına da genişleyebilir. Ateşe eşlik eden en sık bulgu ise boğaz içerisinde bademcikler üzerinde beyaz plakların olmasıdır. Boyun lenf bezlerinde büyüme, farenjit-tonsillit, ağız içerisinde yaralar, eklem ağrıları, daha nadiren, döküntü, karın ağrısı ve ishal de eşlik edebilmektedir. Ataklar arasında çocuklar tamamen sağlıklıdır ve hastalığa bağlı büyüme ve gelişmede etkilenme olmaz.

Ailesel geçiş gösterebiliyor

PFAPA Sendromunda (tekrarlayan ateş) ataklar sıklıkla 2-5 yaş arasında başlar ve 7-8 yaşından itibaren kaybolur. Hastaların bir kısmında bu ataklar ergenlikte ve yetişkinlikte de devam edebilir. Araştırmalar; tam olarak genetik bir neden ortaya konulamamakla birlikte, hastalığın ailesel geçiş gösterebildiğini düşündürmektedir. Kendi klinik tecrübelerimizde de anne-baba-amca-hala-teyze-dayı gibi bir yakında çocuklukta benzer bulguların olduğunu, bademcik ameliyatı sonrasında bulguların sonlandığını belirli hastalarda görebilmekteyiz.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Her mevsim görülebiliyor!
Hastalığın özelliklerinden biri de diğer enfeksiyonlardan farklı olarak mevsim gözetmemesidir; kış ve bahar aylarında daha sık olmakla birlikte, her mevsimde PFAPA atakları gelişebilir. Bazı mevsimler daha sık görülmesinin nedeni, muhtemel viral enfeksiyonların bağışıklık sistemini uyararak PFAPA atağını tetikleyebilmesidir. Bu açıdan PFAPA tanılı çocukların aileleri, üst solunum yolu enfeksiyonları konusunda daha koruyucu ve dikkatli olmalıdır. Çocuklar, genel durumları iyi olduğu sürece, okul ve sosyal yaşamlarından kısıtlanmamalıdır.

Ana nedeni; bağışıklık sisteminin yoğun çalışması

Hastalığın temel sebebinin, bağışıklık sisteminin nedensiz bir şekilde yoğun çalışması olduğunu belirten Çocuk Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Demir “PFAPA sendromunda bağışıklık sistemi yoğun çalışırken, enfeksiyon hastalıklarına benzer bulgular gelişebilmekte ve hastaların enfeksiyon varmış gibi gereksiz tedaviler almasına neden olabilmektedir. Güncel bilimsel verilerle, buna neyin neden olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, bazı genetik durumların bu hastalık için risk oluşturabildiğini biliyoruz” diyor.

 Başka hastalıklarla karışabiliyor!

Hastalığın tanısı doktor muayenesi ve hastanın benzer ataklarının görülmesi ile konulur. Laboratuvar testlerinde, sanki vücutta mikrobik bir durum varmış gibi yükseklikler görülür. PFAPA teşhisi koymadan önce benzer bulgulara neden olabilecek diğer hastalıkları dışlamak gerekmektedir. Çünkü başka enfeksiyon hastalıklarının yanı sıra ülkemizde sık görülen Ailesel Akdeniz Ateşi (FMF) hastalığı ve birkaç romatizmal periyodik ateş sendromunun bulguları PFAPA ile karışabilmektedir.

 Tedavide bu noktaya dikkat!

Doç. Dr. Ferhat Demir “Steroid (kortizol) tedavisi atak dönemlerinde sık kullanılıp faydası görülse de steroid uygulamasının istemediğimiz bir yan etkisi, atak aralıklarının kısalmasına neden olmasıdır. Steroid uygulaması sonrası ataklar haftada bire kadar sıklaşabilmektedir. Steroid tedavisi bu açıdan her ay ya da daha sık kullanılmasını önerdiğimiz bir tedavi yöntemi değildir. Bu nedenle, hastalara çocuk romatoloji uzmanı değerlendirmesi ile diğer romatizmal nedenler dışlandıktan sonra, gerekirse atak sıklığını azaltmada yardımcı olabilen ek tedaviler verilebilmektedir. Adeno-tonsillektomi (geniz ve bademcik ameliyatı), hastaların yüzde 85-90’lık kısmında atakların tamamen sonlanmasını sağlayan en etkin tedavi yöntemidir. Bademcik ameliyatına rağmen atak bulguları devam eden ve dirençli seyreden hastalarda daha üst basamak tedavi seçenekleri bulunmaktadır” diyor.

 Sürekli takip gerekli!
PFAPA herhangi bir kalıcı soruna neden olmaz. Büyüme, gelişme geriliği yapmaz ancak havale eşiği düşük olan çocukların yüksek ateşe bağlı ateşli havale geçirmesine neden olabilir. Tanı alan hastaların mutlaka çocuk romatoloji uzmanı takibine de girmesi gerekir. PFAPA hastalığı, temelinde bir romatizmal ateş hastalığı olduğu için, diğer periyodik romatizmal ateş hastalıkları açısından da bu çocukların değerlendirilmeleri mutlaka önerilir.

Erken tanı ve tedavi çok önemli!
Doç. Dr. Ferhat Demir “Hastalığa bağlı yaşadığımız en büyük sıkıntı, hem çocuğun hem de ailenin hayat kalitesinin ciddi anlamda azalmasıdır. Özellikle ayda bir ve daha sık atak geçiren çocuklarda bu daha ön planda gözlenmektedir. Bu nedenle çocukların okul hayatı da kesintilere uğrayabilmektedir. Bu açıdan erken dönemde iyi bir ayırıcı tanı yapılarak, etkin tedavi ile atakların sıklığının ve şiddetinin azaltılması ya da tamamen ortadan kaldırılması asıl amacımız olmalıdır.

Çocukları influenzadan korumanın 10 kuralı!

Çocukları influenzadan korumanın 10 kuralı!

Okullarda yarıyıl tatili sona erip milyonlarca öğrenci için ders zilinin çalmasıyla kalabalık ortamlarda geçirilen süre artacağından enfeksiyonlara karşı çok daha dikkatli olmak gerekiyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Kesikminare “Bir yandan havaların iyice soğuması, diğer yandan Covid-19’un çok yüksek bulaş özelliğine sahip varyantı Omicron ve hızla yaygınlaşan influenza (grip) virüsü özellikle okul çağındaki çocuklarda riski artırıyor. Bu nedenle güvenlik önlemleri çocuklara anlatılmalı, okulda gerek maske ve mesafe gerekse hijyen kurallarına dikkat etmeleri sağlanmalı” diyor. Dr. Mehmet Kesikminare, anne babaların da çocuklarında bazı şikayetleri göz ardı etmemeleri gerektiğini belirterek, özellikle ınfluenzanın çocuklardaki belirtilerinin yetişkinlerden farklı seyredebildiğini söylüyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Kesikminare, influenzanın çocuklarda yetişkinlerden farklı olarak baş gösterebilen ilk 3 belirtisini anlattı, alınabilecek önlemlere yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Covid-19 pandemisinin gölgesinde geçirdiğimiz kış mevsiminde bir yandan da kışın önde gelen hastalığı grip (influenza) hızla yayılıyor. Okullarda ikinci eğitim öğretim dönemiyle birlikte kalabalık ortamlarda geçirilecek sürenin artması konusunda anne babaları uyaran Acıbadem Taksim Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Kesikminare, son derece bulaşıcı bir solunum yolu hastalığı olan ve üç alt türü bulunan influenzanın özellikle A ve B tipinin hastalığa neden olduğunu belirterek “Domuz gribi olarak da adlandırılan İnfluenza A virüsünün sebep olduğu grip toplumda genellikle daha ağır seyreder ve bütün toplumu hatta ülkeleri etkileyebilir. İnfluenza B, daha çok çocuklarda etkili olur ve neden olduğu grip daha hafif bulgularla seyretme eğlimindedir. İnfluenza virüsleri hasta kişilerden diğer kişilere kolaylıkla bulaşabilmekte, insanların kapalı alanlarda daha çok vakit geçirdikleri kış aylarında hastalık en yoğun dönemine ulaşmaktadır. Bu nedenle çocukları korunma kuralları konusunda bilgilendirmek çok önemlidir” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Mehmet Kesikminare

Sadece solunumla değil, dokunmayla da bulaşıyor!

İnfluenza A yani domuz gribinin genellikle konuşma, öksürme ve hapşırma sırasında saçılan ve virüs içeren damlacıklar aracılığıyla bulaştığını belirten Dr. Mehmet Kesikminare “Hasta kişiye 1 metre ve daha yakın olan kişilerin ağız, burun ve göz mukozalarına bu damlacıklar bulaşırken, aynı zamanda virüs içeren damlacık ile kirlenmiş yüzeylere, araç ve gereçlere kişilerin elleri ile dokunması ve sonrasında ellerini ağız, burun veya gözlerine götürmeleri ile de bulaşabilmektedir” uyarısında bulunuyor. Hem influenza enfeksiyonlarında hem de Covid-19 enfeksiyonlarında genel ve sık görülebilen belirtilerin; yüksek ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ve eklem ağrısı, baş ağrısı, sırt ağrısı, burun akıntısı, boğaz ağrısı, öksürük ve solunum sıkıntısı olduğunu belirten Dr. Mehmet Kesikminare şöyle konuşuyor: “Her iki enfeskiyonda da şikayetler birbirine benzediği için, kesin tanı koymak, mikrobiyolojik yöntemler (PCR, kültür vs) kullanılarak etkenlerin saptanması ile mümkündür. Hastalık ilerleyerek bronşit ya da zatürreye yol açabileceği için, şikayetin hafif olduğu durumlarda bile altında yatan nedeni zaman kaybetmeden öğrenmek önemlidir.”

İnfluenzanın belirtilerine dikkat!

Influenzada belirtiler 1-3 günlük kuluçka yani bekleme döneminden sonra aniden başlarken, sık görülen belirtiler arasında; yüksek ateş, boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı, öksürük, kas ağrıları, baş ağrısı, üşüme hissi ve titreme, iştahsızlık, gözlerde kızarıklık ve çapaklanmanın geldiğini belirten Dr. Mehmet Kesikminare “Bunların yanında vücutta yorgunluk ve bitkinlik hissi ile nadiren de kusma ve ishal bu belirtilere eşlik edebiliyor. edebilir. Zatürre dediğimiz akciğer enfeksiyonu uygun tedavi edilmezse ölümle sonuçlanabilir, kalıcı hasarlara neden olabilir. Bunun dışında özellikle astım hastalığı olan küçük çocuklarda İnfluenza A virüsü ileri düzey solunum yetmezliğine yol açarak yine hastalığın ölümle sonuçlanmasına sebep olabilir” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Çocuklarda ilk sinyaller farklı olabiliyor!

Gerek çocuklarda gerekse yetişkinlerde hastalık yapan influenza mikropları aynı olsa da, çocuklarda bağışıklık sisteminin zayıf olması, enfeksiyonlara yatkınlığın fazla olması nedeniyle şikayetler daha ağır seyredebiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Kesikminare, influenzanın çocuklarda yetişkinlerden farklı sinyallerle kendini gösterebildiğini vurgulayarak, ihmal edilmemesi gereken bu sinyalleri şöyle sıralıyor:

  • İshal,
  • Kusma,
  • Gözlerde kızarıklık, sulanma veya kaşıntı

Dr. Mehmet Kesikminare, bu şikayetlerden 1-3 gün sonra da 38,5 derece üzerinde ateş ve öksürük gibi klasik grip bulguları olarak adlandırılan belirtilerin ortaya çıkabildiğini söylüyor.

İnfluenza’dan korunmanın 10 kuralı!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Kesikminare, influenzadan korunmak için önerilen yöntemlerin başında aşının geldiğini belirterek “Grip aşısı 6 aydan büyük bütün çocuklara, özellikle astım ve kronik akciğer rahatsızlıkları olan çocuklara yapılmalıdır. Bunun dışında bağışıklık sistemi zayıf, sık hastalanan, kalp, böbrek, karaciğer gibi kronik organ hastalıkları olan çocukların aşılanması özellikle önemlidir. Grip aşısı 6 aylıktan küçük çocuklara, hamileliğinin ilk 3 ayının içinde bulunanlara ve ciddi yumurta alerjisi ya da aşı içeriğinde bulunan herhangi bir maddeye karşı ciddi alerji öyküsü olanlara, daha önce herhangi bir mevsimsel influenza aşısı ile ciddi (hayatı tehdit eden) alerji öyküsü olanlara uygulanmamalıdır” diyor. Dr. Mehmet Kesikminare, influenzaya karşı çocuklarda alınması gereken önlemleri şöyle anlatıyor;

  • Okulda hijyen kurallarına uymak,
  • Mutlaka maske takmak,
  • Maskeyi öksürük veya hapşırıkla nemlendiğinde ya da yağmurda ıslandığında mutlaka hemen değiştirmek,
  • Maskeyi çıkarırken lastiklerinden tutmak ve hemen çöpe attıktan sonra elleri sabunla yıkamak ya da dezenfektan kullanmak,
  • Yemeklerden önce mutlaka elleri yıkamak,
  • Elleri gün içerisinde yüze, gözlere ve ağıza ve buruna sürmemek,
  • Sosyal mesafeye dikkat etmek, arkadaşlarına sarılmamak,
  • Abur- cubur atıştırmalıklardan ve fast-food yiyeceklerden uzak durmak,
  • Sağlıklı beslenmek, ev yemekleri yemek, gerekirse hekim önerisiyle vitamin desteği almak,
  • Aşı olması için şartları uygun ise mutlaka grip aşısını her yıl yaptırmak.

Ateşini hızla düşürmeye çalışmayın!

Ateşini hızla düşürmeye çalışmayın!

Kış aylarında özellikle viral enfeksiyonlar sıkça kapımızı çalıyor. Enfeksiyonların en yaygın görülen ve ebeveynlerin yoğun kaygı duymalarına yol açan belirtilerinden biri, ‘yüksek ateş’ oluyor. Son haftalarda, çocuk acil polikliniklerine yüksek ateş nedeniyle başvuruda ciddi bir artış var. Bunun nedeni ise yüksek ateşin Covid-19’un da yaygın belirtilerinden biri olması. Ancak her ateş Covid-19 enfeksiyonundan kaynaklanmıyor ve çoğu viral enfeksiyonda olduğu gibi bu hastalık ateş olmadan da seyredebiliyor. Ebeveynlerin yüksek ateşte kaygılandıkları bir başka önemli nokta da, çocuklarının havale geçireceğini ve bunun sonucunda beyninde kalıcı hasar oluşacağını düşünmeleri. Oysa yaygın inanışın aksine, 6 ay-5 yaş arasındaki çocukların ancak yüzde 4’ünde ateşli durumlarda havale gelişiyor. Gerek yüksek ateş, gerekse eşlik eden menenjit ve ensefalit gibi ağır bir enfeksiyon varlığı olmadan görülen basit ateşli havale, beyinde kalıcı hasar bırakmıyor.

Çocuklarda oldukça sık rastlanan yüksek ateş, vücut sıcaklığının 38,5 derece üstü olarak ölçülmesi şeklinde tanımlanıyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sibel Aka, çocuğun genel durumunun ateşin derecesinden daha önemli olduğuna dikkat çekerek, “Ateş bir hastalık değildir, vücudun doğal ve faydalı bir yanıtıdır. Ayrıca ateşin yüksekliği ile hastalığın ciddiyeti arasında her zaman bir bağlantı olmuyor. Ancak eğer çocuğunuz çok huzursuzsa veya dalgınsa, bu sorunlarına kusma, ishal ve baş ağrısı gibi başka sorunlar eşlik ediyorsa ve en önemlisi ateşle birlikte ciltte döküntü varsa, hemen doktora başvurmalısınız. Çünkü bu tablo ciddi bir hastalığın belirtisi olabiliyor. Çocuğunuz bir yaşın altındaysa, özellikle de 3 ayın altında ise ateş durumunda hemen doktora başvurmanız gerekiyor” diyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sibel Aka, çocuklarda gelişen yüksek ateşte ebeveynlerin en sık yaptıkları 5 hatayı anlattı; önemli önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Sibel Aka

Yanlış: Kalın giydirmek ve sıcak ortamda tutmak

Doğrusu: Ateşin hızlı yükseldiği durumlarda titreme ve üşüme sorunları gelişebiliyor. Çocuğun özellikle el ve ayakları soğuk olabiliyor. Üşür kaygısıyla çocuğunuzu sıcak ortamda tutmayın, kalın giydirmeyin. Çünkü sıcak, vücut ısısının daha fazla yükselmesine yol açıyor. Oda ısısı ne çok sıcak ne de çok soğuk olmalı. Dolayısıyla oda ısısını 22-24 derecelerde tutmaya dikkat edin. Ayrıca kalın kıyafetler yerine bol ve ince kıyafetler giydirmeye özen gösterin.

Yanlış: Soğuk suya sokmak veya soğuk uygulama yapmak

Doğrusu: Soğuk su vücut sıcaklığının tekrar hızla yükselmesine neden oluyor ve çocuğu huzursuz ediyor. Çocuğunuzun ateşi yükseldiğinde ılık suyla banyo yaptırabilir veya ılık pansuman uygulayabilirsiniz.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Yanlış: Ateşi hızla normale döndürmeye çabalamak

Doğrusu: Ateş düşürücü kullanımındaki amaç, çocuğun ateşten doğan huzursuzluğunu gidermek. Eğer çocuğunuzun bilinen bir kronik hastalığı veya öncesinde ateşli havale geçirme öyküsü yoksa, 38-38,5 dereceye kadar olan ateşte ilaç vermeden bekleyebilirsiniz. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sibel Aka, ateş düşürücü ilaçlara mutlaka uygun dozlarda ve uygun aralıklarla başvurulması gerektiğini belirterek, “Çocuğun ateşini hızla normale döndürmek için gereğinden fazla ateş düşürücü ilaçlara başvurmayın. Aksi halde aşırı doz kullanımına bağlı istenmeyen hipotermi ile mide irritasyonu gibi yan etkiler ve ilaç zehirlenmeleri gelişebiliyor” diyor.    

 Yanlış: Gelişigüzel antibiyotiğe başlamak

Doğrusu: Çocukluk çağında yüksek ateş en sık enfeksiyon hastalıkları nedeniyle gelişiyor. Doç. Dr. Sibel Aka, bu enfeksiyonların çoğunun virüs kaynaklığı olduğuna işaret ederek, şöyle devam ediyor: “Bakteri enfeksiyonları daha az görülüyor ve bu ayırımın doktor tarafından yapılması gerekiyor. Antibiyotikler sadece bakteri enfeksiyonlarında fayda sağlıyor, virüs enfeksiyonlarında ise yararlı olmuyor. Dolayısıyla çocuklarda ateş saptandığında hemen antibiyotiğe başlamak son derece yanlış bir uygulama. Çünkü gereksiz yere kullanılan antibiyotikler yararsız olduğu gibi, istenmeyen alerjik reaksiyon, kusma, ishal, mantar enfeksiyonları gibi ciddi yan etkilerin ve antibiyotik direncinin gelişmesine neden olabiliyor.”

Yanlış: Ateşli çocuğu beslemeye çalışmak

Doğrusu: Çocuğunuzun ateşi yükseldiğinde mümkün olduğunca sıvı gıdalarla beslemeli, eğer emzirme dönemindeyse sık sık emzirmeye devam etmelisiniz. Ayrıca bol bol su içirmeye dikkat edin ve yemek yedirmek için zorlamayın.

Bu hastalıklar çocukları etkisine aldı!

Bu hastalıklar çocukları etkisine aldı!

Son günlerde Covid-19’un yanı sıra nezle, influenza (domuz gribi) ve üst solunum yolu enfeksiyonları hızla yaygınlaşırken, çocuklar her zamankinden fazla risk altında! Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben “Pandemi sürecinde kış mevsiminin de etkisiyle özellikle okul çağı çocuklarında üst solunum yolu enfeksiyonları, çok hızlı bulaş riski taşıyan influenza (domuz gribi), Covid-19 ve bağırsak enfeksiyonları çok sık görülüyor. Her ne kadar maske kullanılsa da kapalı ortamda uzun zaman geçirilmesi bu hastalıkların hızla yaygınlaşmasına yol açıyor” diyor. Solunum, öksürük ve hapşırıkla bulaşan; yüksek ateş, burun akıntısı, öksürük ve karın ağrısı başta olmak üzere birçok şikayetle kendini gösterebilen bu hastalıklarda zaman kaybedilmeden hekime başvurulması ve test sonucuna göre uygun tedaviye başlanması gerektiğini vurgulayan Dr. Demet Matben, bazen de yüksek ateş görülmeyebildiğini, bu nedenle çocukta ‘ateşi yok’ diye yanılgıya düşülmemesinin çok önemli olduğunu söylüyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, son dönemde çocukları etkisine alan hastalıkları anlattı, sağlıklı bir kış geçirilmesi için ihmale gelmez 5 önlemi sıraladı.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Demet Matben

Nezle (Soğuk Algınlığı)

Burun akıntısı ve hapşırık gibi belirtilerle kendini gösteren soğuk algınlığı ihmal edildiğinde orta kulak iltihabına ve akut bakteriyel sinüzite, hatta alt solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabiliyor. Tedavisinde; serum fizyolojikle burnun yıkanması ve bol bol su içilerek biriken sümüksü salgının temizlenmesi yeterli. Ancak Covid-19 ihtimaline karşı ilk etapta sıkı bir gözlem yapılması, çocuğun okula gönderilmeyip evde dinlenmesi çok önemli.

 İnfluenza (Domuz Gribi)

Dr. Demet Matben, son günlerde çok sık görülen ve hızla yaygınlaşan domuz gribinin yüksek ateş, baş ağrısı, titreme, öksürük, bulantı, kusma ve boğaz ağrısı ile kendini gösterebildiğini belirterek “Bazı çocuklarda hafif geçirilirken, bazı çocuklarda ise zatürreye bile yol açabiliyor. Bu şikayetlerden biri olduğunda zaman kaybetmeden hekime danışmak ve test sonucuna göre tedaviye başlanmak önemli” diyor.

Bronşiolit

Akciğerlerdeki küçük hava kanallarının iltihaplanmasına yol açan bronşiolit, soğuk algınlığıyla benzer belirtilerle kendini gösteriyor ancak öksürük, hırıltılı ve hızlı solunum ve nefes almada zorluk da görülebiliyor. Zaman kaybetmeden hekime başvurmak gerekiyor.

Pause Sağlık, Pause DergiGrip

Kış aylarının başlıca hastalıklarından olan grip hızla yaygınlaşıyor. Grip şikayetiyle hastaneye getirilen çocukların sayısında son dönemde çok önemli artış yaşanıyor. Kalabalık yerler ve hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmemesi de bulaş riskini artırıyor. Burun akıntısı, halsizlik, boğaz ağrısı, öksürük gibi şikayetlerle kendini gösteren grip; Covid-19’un belirtileri ile de karışabiliyor.

Orta kulak iltihapları

Özellikle kapalı alanlarda sık zaman geçiren çocuklarda bulaş riski çok yüksek olan üst solunum yolu enfeksiyonunun ardından orta kulak iltihabı görülebiliyor. Baş ağrısı, yüksek ateş, kulak ağrısı ve işitmenin azalması ile kendini gösteren orta kulak enfeksiyonu tedavi edilmezse önemli sorunlara yol açabiliyor. Orta kulak iltihabının tedavisinde antibiyotik verilebiliyor.

Covid-19

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben “Son günlerde en sık polikliniğe Covid-19 hastaları baş vuruyor. Özellikle okul çağı çocuklarda ve onlarla temaslı bebeklerde bile çok yaygın. Aileler ‘ateşi yok’ yanılgısına düşmemeli çünkü yüksek ateşe yol açmayıp, burun akıntısı, öksürük, kas, eklem ve özellikle baş ağrısı görülebiliyor. Sadece burun akıntısı ile gelen çocuklarda bile Covid-19’a rastlayabiliyoruz. O nedenle burun akıntısı semptomu olsa bile bu şikayetlerin göz ardı edilmemesi, kişilerin test vermesi ve hızlıca izolasyona alınması gerekmekte. Aşı zamanı gelen ebeveyn ve 12 yaş üstü çocukların aşılanması en önemli korunma yöntemi. Tedavi semptomatik ve vücut direncini artırarak yapılıyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Rinovirüs

Havaların soğumasıyla özellikle kış aylarında çok sık görülen Rinovirüs; ateş, burun akıntısı, öksürük hatta alt solunum yolu enfeksiyonuna neden olan bir hastalık. Özellikle küçük bebeklerde ağır seyrediyor.

 Dikkat! Bu 5 kural ihmale gelmez!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, çocuklarda yaygın görülen hastalıklara karşı korunma önlemlerini şöyle sıralıyor;

  • Maske kullanımı ve el yıkamaya özen gösterin. Kapalı yerlerde virüs ve bakterilerin yayılması kolaylaşıyor. Bu nedenle maskenin çıkarılmaması, doğru takılması ve gerektiğinde değiştirilmesi çok önemli.
  • Kapı kolları, merdiven trabzanları hatta çocukların sıkça temas ettiği cep telefonları canlı virüsler için en uygun yerlerden ve bolca bulunuyor. Bu nedenle gün içerisinde elleri sık sık yıkamak ve elleri yüze, gözlere ve ağıza sürmemek kritik önem taşıyor.
  • Aşılamalarını zamanında yaptırın.
  • Sağlıklı beslenmelerine, C vitamini içeren mevsim sebzeleri ve meyvelerinden tüketmesine özen gösterin.
  • Kapalı ve kalabalık alanlarda virüs ve bakteriler kolay bulaştığından, pencereleri gün içerisinde belirli aralıklarla düzenli açarak ortamı havalandırın.

Tüm gece aralıksız uyuyan çocuk hayal mi?

Tüm gece aralıksız uyuyan çocuk hayal mi?

Bütün gece aralıksız uyuyan hatta uyku saati geldiğinde tek başına uyuyan çocuk var mı? Üzülmeyin birçok aile bu konuyla ilgili problemler yaşıyor. Bazı çocuklar gece yatmamak için direnirken bazıları da gece yarısı uyanıp anne ve babasının yanında uyumak istiyor. Avrasya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Ersin Sarı çocukların uyku problemlerinin nedenlerini açıkladı.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Ersin Sarı

Çocuklarda görülen uyku problemleri nelerdir?

  • Kabuslar: Çocuklarda en sık görülen uyku bozukluklarının başındadır. Bu durum 3 – 5 yaş arasında daha fazlayken tüm yaş gruplarında da meydana gelebilir. Stresli ve kaygılı dönemlerde daha sık kabus görülebilir. Bunun belli bir tedavisi yoktur fakat vakalarda uyaranlar önemlidir. Örneğin; çocuklar etkilenebilecekleri çizgi filmler seyrettiklerinde, şiddet içeren oyunlar oynadıklarında veya korku hikayeleri duyduklarında kabuslar artabilir.
  • Uyku Terörü: Kabuslardan sonra en çok karşılaşılan uyku problemidir. Çocuk uyuduktan iki üç saat sonra ağlayarak ve bağırarak korku içinde gözlerini açar, bunu yaparken aslında ağır uykudadır. Ancak yaşanan uyku teröründe gözler açık olduğu için ebeveynler onları uyanık zannederler. Çocuk bu sırada uyandırılmaz ve tekrar yatırılırsa sabah bu durumu hatırlamaz.
  • Uyurgezerlik: Sıklığı önemlidir, genellikle 4 – 8 yaş civarında başlayıp ergenliğe doğru azalma gösterir. Uyurgezerlikte de yine gözler açıktır ama bakışlar donuk ve hareketsizdir. Emniyet tedbirleri çok önemlidir çünkü çocuk uyku sırasında bilinçsizce yaptığı eyleme devam edebilir.
  • Narkolepsi: Uyanıkken aniden gelen uyku ataklarıdır. Kişi konuşurken veya yemek yerken biranda uykuya dalar, buna bazen ayaktayken yere düşmelerde eşlik edebilir. Gündüz olan bu uyku ataklarının sıklığı çocukların günlük yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler. Aniden düştüğünde kafasını çarpmasına ve çocukta ciddi bir hasar oluşmasına neden olabilir.
  • Huzursuz Bacak Sendromu: Gündüz genellikle fazla sıkıntı yaratmaz, gece uykuda veya istirahat halinde ortaya çıkar. Bacaklarda ağrı, karıncalanma gibi bir huzursuzluk hissidir. Huzursuz bacak sendromunun altında yatan farklı tıbbi durumlar olabilir. Çocuklarda demir ve B12 eksikliği, böbrek hastalığı bunlardan bazılarıdır.

 Çocuklarda uyku bozukluğuna neden olabilecek faktörler;

  • Çocuğun mizacı,
  • Anne, baba ve çocuk arasındaki iletişim,
  • Beslenme,
  • Hastalık,
  • Fiziksel koşullar,
  • Yatma saatleri.

Çocuklarda daha sağlıklı uykuya yönelik öneriler nelerdir?

  • Yatağın korunaklı olması,
  • Yatağa uyanık halde bırakılması ve kendi kendine uyumayı öğrenmesinin sağlanması,
  • Sallanma ve emme gibi bir araç kullanılmadan uyumanın öğretilmesi,
  • Odanın çok karanlık olmaması,
  • Uyku saatlerinden ödün verilmemesi,
  • Uyuduktan sonra yerinin değiştirilmemesi,
  • Sevdiği bir oyuncağı ile uyumasına izin verilmesi,
  • Uykudan önce masal anlatılması veya ninni söylenilmesi,
  • Yatağa aç olarak yatırılmaması,
  • Gece uyarıcı özelliği olan besinlerden uzak tutulmasıdır.

Günlük yaşantınıza dikkat, andropoz olabilirsiniz

Günlük yaşantınıza dikkat, andropoz olabilirsiniz

Andropoz belirtilerinin erkeklerde genelde 50 yaşından sonra ve bireylerin yaşadıkları depresyon, cinsel dürtünün azalması ve erektil disfonksiyonlar sonucu oluştuğunu belirten Avrasya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, Op. Dr. Arman Çitçi konu hakkında önemli bilgiler veriyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Op. Dr. Arman Çitçi

Andropoz Nedir?

İsim olarak kadınlardaki menopozu andırsa da andropozla menopoz arasında önemli farklar vardır. Menopoz, tüm kadınların belli yaştan sonra yaşadığı bir durumdur. Fakat tüm erkekler için andropoz söz konusu değildir.

Menopozda üreme fonksiyonu durur, andropozda ise devam edebilir. Andropoz adı verilen tanı ve tanının semptomları, hormonal değişiklikler sebebiyle kendini göstermek zorunda değildir. Depresyon, diyabet, hipertansiyon gibi çeşitli durumlar nedeniyle de andropoz belirtileri ortaya çıkabilir.

Hormonal olarak ortaya çıkan andropozun nedeni, 50 yaş ve üzerinde olan erkeğin testosteron üretimindeki düşüştür. Testosteron ise testislerde üretilen bir hormona verilen isimdir.

Testosteron ergenlik dönemi ile beraber vücutta meydana gelen değişiklikleri tetikler, aynı zamanda erkeğin fiziksel ve zihinsel becerilerini artırır.

Andropoz Neden Olur?

Andropozun nedeni hipertansiyon, damar sertliği, diyabet gibi rahatsızlıklar, anksiyete, depresyon, orta-yaş bunalımı gibi psikolojik durumlar, alkol ve sigara kullanımı, sedanter yaşam tarzı gibi sebepler olabilir. Bunların dışında cinsiyet hormonlarındaki değişiklikler de andropoza neden olabilir.

Stres, depresyon, uyku eksikliği, sağlıksız beslenme, anksiyete, aşırı alkol tüketimi ve sigara kullanımı gibi birtakım koşullar bireyin testosteron seviyelerinde daha şiddetli ve erken düşüşe neden olabilir.

Birçok kişide andropoz belirtilerinin hormonlarla hiçbir ilgisi yoktur. Psikolojik sorunlar veya yaşam tarzları, belirtilerin başlıca sebepleri olabilir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Andropozun Belirtileri Nelerdir?

Andropozun belirtileri arasında en sık görülenler:

  • Düşük enerji
  • Ereksiyon bozukluğu
  • Depresyon ya da üzüntü hali
  • Jinekomasti veya meme gelişimi
  • Fiziksel zayıflık ve kas kütlesindeki azalma
  • Kemik yoğunluğunda azalma
  • Kendine güven kaybı
  • Kısırlık
  • Vücuttaki yağlanma oranında artış
  • Konsantre olmada zorluk
  • Libido düzeyinde azalma
  • Motivasyonda azalma
  • Uykusuzluk veya uyuma güçlüğü

Andropoz Nasıl Tedavi Edilir?

Kişiler, andropoz belirtilerini hayatlarını aksatmadığı sürece, tedavi olmalarına gerek kalmadan yönetebilir. Andropoz belirtileri için en yaygın tedavi şekilleri arasında sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz yapma, yeterli uyuma ve stresi azaltma gibi sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları bulunur.

Bahsettiğimiz sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları, tüm bireylerin hayat kalitesini artırmasında fayda sağlayabilir. Andropoz semptomları yaşayan erkekler bu alışkanlıkları kazandıklarından sonra genel sağlıklarında pozitif değişiklikler gözlemleyebilir.

Anksiyete ve depresyon gibi psikolojik durumlarda hekim kontrolünde yapılacak ilaç tedavisi, bilişsel davranış terapisi ve yaşam tarzı değişiklikleri etkili olabilir.

Teşhis sürecinde yapılan testlerinin sonucunda kişide testosteron eksikliği tespit edilirse, birey hormon sorunları konusunda uzmana başvurabilir.

Uzman bu teşhisi doğrularsa, hormon eksikliğini düzeltip bireyin belirtilerini hafifletmek için kişiye testosteron yerine koyma tedavisi önerebilir. Testosteron hormonunu artırmak için tabletler, implantlar, bantlar, jeller veya enjeksiyonlar şeklinde tedavi yöntemleri uygulanabilir.

Prematüre bebek bakımı ihmale gelmez

Prematüre bebek bakımı ihmale gelmez

Vaktinden çok önce dünyaya gelen prematüre bebekler; özellikle akciğer gelişimleri tamamlanmamış olduğundan dolayı solunumdan enfeksiyona, beyin kanamasından kalp yetmezliğine ve ciddi bağırsak hastalıklarına dek pek çok sağlık sorunu ile karşı karşıya kalabiliyorlar. Bu nedenle de annelerimizin ‘seni pamuklara sarmalayarak büyüttüm’ sözüne tam da uygun davranılması gerekiyor. Dünyada prematüre bebeklerin sorunlarıyla ilgili farkındalık yaratmak amacıyla her yıl 17 Kasım Dünya Prematüre Günü kapsamında etkinlikler yapılıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları,  Yenidoğan Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Mehmet Malçok, özellikle de Covid-19 pandemisinin tehdidi altında dünyaya gelen prematüre bebeklerin bakımında ihmale gelmez 10 kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Mehmet Malçok

Gebeliğin 37. haftasını tamamlamadan önce doğan bebekler prematüre olarak tanımlanıyor. Hatta kimi minikler çok daha aceleci olup 23-25 haftalıkken bile doğabiliyorlar. Onlara da “yaşam sınırındaki prematüre bebek” deniyor. Ülkemizde farklı nedenlerle her yıl yaklaşık 150 bin prematüre bebek dünyaya geldiğini belirten Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Yenidoğan Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Mehmet Malçok “Halk arasında, zamanında doğan bebeklere göre daha küçük bebekler olarak algılansa da, bu bebekler anne karnında gelişimlerini tamamlamadan doğmuş bebeklerdir. Doğum ağırlıkları da gebelik süresine bağlı olarak değişirken bazen 1000 gramdan daha düşük yani neredeyse bir avuç içine sığabilen büyüklükte de karşımıza çıkabiliyor. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de prematüre bebek doğumuna çok sık rastlanıyor. Annede yüksek tansiyon, kronik hastalık, enfeksiyon, sık doğum, doğum suyunun erken gelmesi vb birçok neden prematüre bebek doğumuna neden olurken, gebelik haftası ne kadar küçük ise, bu bebeklerin karşılaşacağı zorluklar o kadar artıyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Akciğerlerinin gelişimi doğduktan sonra tamamlanıyor!

Prematüre bebeklerin akciğer gelişimleri başta olmak üzere, göz ve beyin gelişimlerinin doğduktan sonra tamamlandığını, bağışıklık sistemlerinin de tam gelişmemesinden ötürü enfeksiyonlara daha hassas ve açık olduklarını vurgulayan Dr. Mehmet Malçok şöyle konuşuyor: “İçinde bulunduğumuz pandemi sürecinde mevcut risklere, kış aylarına özgü tehlikeler de eklenince prematüre bebekler için tehdit artıyor. İnsanların kapalı ortamlarda kalma sürelerinin artması ve bulundukları ortamların havalandırma ve hava temizliğinin yeteri kadar olmaması, bazı virüslerin düşük hava sıcaklıklarında daha kolay bulaşması normal, zamanında doğmuş bebeklere göre prematüre doğan bebeklerde enfeksiyon riskinin daha fazla tehdit oluşturmasına neden oluyor. Mevsimsel olarak artış gösteren RSV virüsleri de prematüreleri en çok tehdit eden mevsimsel hastalıklardan birisi olarak karşımıza çıkıyor. Bağışıklık sistemi zayıf, akciğerleri hassas olan prematüreler bu hastalığa yakalandığında, alt hava yollarında daralma ve nefes almada güçlük şikayetlerine neden olmakla birlikte, bebeklerin yoğun bakımlara tekrar yatmasına ve uzun süreli tedavi almasına neden oluyor.”

Covid 19 çok ciddi risk oluşturuyor!

Sonbahar ve kış aylarında sık rastlanılan diğer enfeksiyonlar arasında yer alan; rinovirüs, mevsimsel influenza tip A-B ve Covid-19’un prematüre bebekler için ciddi ağır tablolar oluşturabildiğini belirten Dr. Mehmet Malçok; bu hastalıklardan korunmanın en iyi yolunun, hasta kişiler ile prematüre bebeklerin karşılaşmaması olduğunu vurguluyor. Dr. Mehmet Malçok “Covid 19 salgınından önce de, prematüre bebeklerin sağlığı için ev ziyaretlerinin kısıtlanması ve el hijyeni başlıca korunma tedbirleri arasında yer alıyordu. Şimdi bu tedbirlerin alınması; maske ve mesafe ile birlikte Covid 19 salgınında çok daha kritik bir hale geldi” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prematüre bebeklere özel kış önlemleri!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Yenidoğan Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Mehmet Malçok, prematüre bebeklerin bakımına özel kış önlemlerini şöyle sıralıyor;

  • Prematüre bebeğiniz için anne sütü kritik önem taşıyor. Bol bol emzirin.
  • Prematüre bebeklerin diğer bebeklere oranla hastalıklara karşı daha hassas olduğunu unutmayın Bu nedenle özellikle kış döneminde ev ziyaretlerine gitmekten kaçının.
  • Doğum sonrası da dahil olmak üzere ziyaretçi kabul etmeyin. Hasta olan kişilerle kesinlikle bir arada bulundurmayın.
  • Kapalı ve havalandırması kötü olan yerlere bebeğinizi sokmayın.
  • Bebek bakımı öncesi el hijyenini ihmal etmeyin. Ellerinizi sık yıkayın.
  • Olası bir hastalık durumunuzda bebeğinizi emzirme, bakım işleri esnasında maske kullanın.
  • Odaları gün içerisinde düzenli havalandırın.
  • Covid-19 olmanız bebeğinizi emzirmenize engel değil; aksine hastalığa karşı oluşacak antikorların, anne sütü aracılığıyla bebeğe geçmesine ve koruyuculuk sağlamasına yardımcı oluyor. Bu nedenle Covid-19 olsanız da bebeğinizi maske takarak ve hijyene dikkat ederek emzirin.
  • Oda sıcaklığının çok soğuk ya da çok sıcak olmamasına, 24-25 derecede sabit tutmaya özen gösterin.
  • Büyüme hormonu uyku esnasında salgılandığından, bebeğinize kaliteli uyku ortamı sağlayın. Gürültülü ve televizyonun açık olduğu ortamda değil, sessiz bir odada uyutun.

Arkası kesilmeyen kabuslar çocuklardaki gelişimi olumsuz etkiliyor

Arkası kesilmeyen kabuslar çocuklardaki gelişimi olumsuz etkiliyor

Çocuklar büyürken en çok zorlanılan konuların başında uyku düzeni geliyor. Birçok çocuk kendi odasında uyuma alışkanlığı kazanırken birçok çocuk da anne babasının yanında uyumayı tercih ediyor. Uyku problemlerinin ortaya çıkmasında birçok faktör rol oynayabiliyor. Avrasya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Ersin Sarı çocukların uyku problemlerinin nedenlerini açıkladı.

Çocuklarda yaşanan uyku problemlerinin nedenleri nelerdir?

  • Kabuslar: Çocuklarda en sık görülen uyku bozukluklarının başındadır. Bu durum 3 – 5 yaş arasında daha fazlayken tüm yaş gruplarında da meydana gelebilir. Stresli ve kaygılı dönemlerde daha sık kabus görülebilir. Bunun belli bir tedavisi yoktur fakat vakalarda uyaranlar önemlidir mesela çocuklar etkilenebilecekleri çizgi filmler seyrettiklerinde, şiddet içeren oyunlar oynadıklarında veya korku hikayeleri duyduklarında kabuslar artabilir.
  • Uyku Terörü: Kabuslardan sonra en çok karşılaşılan uyku problemidir. Çocuk uyuduktan iki üç saat sonra ağlayarak ve bağırarak korku içinde gözlerini açar bunu yaparken aslında ağır uykudadır. Ancak yaşanan uyku teröründe gözler açık olduğu için ebeveynler onları uyanık zannederler. Çocuk bu sırada uyandırılmaz ve tekrar yatırılırsa sabah bu durumu hatırlamaz.
  • Uyurgezerlik: Sıklığı önemlidir, genellikle 4 – 8 yaş civarında başlayıp ergenliğe doğru azalma gösterir. Uyurgezerlikte de yine gözler açıktır ama bakışlar donuk ve hareketsizdir. Emniyet tedbirleri çok önemlidir çünkü çocuk uyku sırasında bilinçsizce yaptığı eyleme devam edebilir.
  • Narkolepsi: Uyanıkken aniden gelen uyku ataklarıdır. Kişi konuşurken veya yemek yerken bir anda uykuya dalar, buna bazen ayaktayken yere düşmelerde eşlik edebilir. Gündüz olan bu uyku ataklarının sıklığı kişinin günlük yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler. Aniden düştüğünde kafasını çarpıp çocukta ciddi bir hasar oluşmasına neden olabilir.
  • Huzursuz Bacak Sendromu: Gündüz genellikle fazla sıkıntı yaratmaz, gece uykuda veya istirahat halinde ortaya çıkar. Bacaklarda ağrı, karıncalanma gibi bir huzursuzluk hissidir. Huzursuz bacak sendromunun altında yatan farklı tıbbi durumlar olabilir. Çocuklarda demir ve B12 eksikliği, böbrek hastalığı bunlardan bazılarıdır.

Tetikleyici faktörler var!

  • Çocuğun mizacı,
  • Anne, baba ve çocuk arasındaki iletişim,
  • Beslenme,
  • Hastalık,
  • Fiziksel koşullar,
  • Yatma saatleri,
  • Evlilik çatışması.

Bu önerilerle çocuğunuzun uyku kalitesini artırın!

  • Yatağın korunaklı olması,
  • Yatağa uyanık halde bırakılması ve kendi kendine uyumayı öğrenmesinin sağlanması,
  • Sallanma ve emme gibi bir araç kullanılmadan uyumanın öğretilmesi,
  • Odanın çok karanlık olmaması,
  • Uyku saatlerinden ödün verilmemesi,
  • Uyuduktan sonra yerinin değiştirilmemesi,
  • Sevdiği bir oyuncağı ile uyumasına izin verilmesi,
  • Uykudan önce masal anlatılması veya ninni söylenilmesi,
  • Yatağa aç olarak yatırılmaması,
  • Gece uyarıcı özelliği olan besinlerden uzak tutulmasıdır.

Anne sütü: Bebeğin ilk doğal aşısı!

Anne sütü: Bebeğin ilk doğal aşısı!

Bebeğin ilk altı ay boyunca tüm gereksinimleri olan su, protein, karbonhidrat, yağ ve mineralleri tek başına karşılayabilen mucize bir besin, anne sütü. Dünya Sağlık Örgütü; yaşamın ilk 6 ayı için sadece anne sütünü, ardından 2 yıl ve daha uzun süre uygun tamamlayıcı beslenme ile devam eden anne sütünü öneriyor. Uzmanlar da her fırsatta pandemi sürecinde de bebeklerin anne sütü ile beslenmeleri gerektiğine dikkat çekiyorlar. Çünkü anne sütü, içeriğindeki antikorlar sayesinde bebeği başta Covid-19 olmak üzere pek çok enfeksiyona karşı koruyabiliyor.

Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan “Yapılan çalışmalar; annenin Covid-19 pozitif olduğu durumlarda da anne sütünün alınmasının çocuğun klinik seyrinde olumsuz bir etkisinin olmadığını gösteriyor. Üstelik bu virüse karşı koruyucu etkisi olması ve bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirmesi nedeniyle pandemi sürecinde de mutlaka emzirmeye devam edilmesi gerekiyor. Covid-19 pandemisi, emzirme ve anne sütünün; doğal bağışıklama gücü sayesinde virüs hastalıklarından korunmada ne denli etkin ve önemli olduğunu göstermiştir. Ayrıca anne sütünün bebeğe verilen ilk ve doğal aşı niteliğinde mucizevi bir iksir olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır” diyor. Ancak emzirme sırasında virüsün damlacık yoluyla bebeğe bulaşmaması için bazı kurallara dikkat etmek de büyük önem taşıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, “1-7 Ekim, Emzirme Haftası“ kapsamında anne sütünün faydalarını ve pandemide emzirirken dikkat edilmesi gereken 5 kuralı anlattı; önemli önerilerde bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Pınar Atılkan

Covid-19 enfeksiyonundan koruyor

Anne sütünde yer alan çeşitli antikorlar bebeğin bağışıklık sisteminin güçlenmesine destek sağlıyor. Ayrıca viral enfeksiyonlarda koruyucu rol üstlenen lökositler, makrofajlar, polimorfnüveli lökositler, T lenfositler çoğunlukta olmak üzere B lenfosit ve kök hücreler ile tüm immünglobulinler (Ig) anne sütünde doğal olarak bulunuyor ve bebeği Covid-19’da gibi pek çok enfeksiyonda koruyucu rol üstleniyor. Bu nedenle pandemi döneminde bebeğin anne sütüyle beslenmesi ayrı bir önem taşıyor.

Astımdan obeziteye

Anne sütüyle beslenme, bebeklerde astım,  obezite, tip 1 diyabet, şiddetli alt solunum yolu enfeksiyonu, orta kulak iltihabı,  mide ve ince bağırsak yolunu kapsayan gastrointestinal enfeksiyonlar, erken doğan bebeklerde nekrotizan enterokolit (bağırsaklarda oluşan iltihaplanma) gibi pek çok hastalıktan koruyor.

Her zaman sağlıklı

Anne sütü; bebek ne zaman ihtiyaç duyarsa hazır, temiz, sıcak, ek araç ihtiyacı olmadan, çöp oluşturmadan ulaşılabilecek en sağlıklı gıdadır.

Ruhsal gelişimi destekliyor

Emzirme uzun dönem ten tene temasın sağlaması sayesinde bebeğin ruhsal gelişimini destekliyor, anne-bebek bağının sağlıklı kurulmasını sağlıyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

5 yaş altı ölümleri önleyebiliyor

Saygın tıp dergilerinden Lancet’in 2016 raporuna göre; pek çok hastalıktan koruması ve bağışıklık sistemini güçlendirmesi sayesinde anne sütü ile yılda 820 bin hayat kurtulabildiği gibi, 5 yaş altında görülen ani ölümlerin de yüzde 13’ü engellenebiliyor.

Zeka seviyesini yükseltiyor

Geniş çaplı yapılan çalışmalardan köken alan Amerikan Pediatri Akademisi ve Dünya Sağlık Örgütü’nün ortak raporları; uzun süreli emzirmenin ileri çocukluk döneminde daha yüksek IQ değerleri ve daha gelişmiş bilişsel fonksiyonlarla ilişkili olduğunu öne sürüyor.

Pandemide emzirmenin 5 önemli kuralı!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, COVID-19 pozitif iseniz veya şüphe duyuyorsanız, bebeğinizi emzirirken dikkat etmeniz gereken 5 kuralı şöyle anlatıyor:

  • Bebeğinize dokunmadan önce ve sonra ellerinizi öncelikle 20 saniye sabun ve suyla yıkayın veya ellerinizi dezenfekte edin
  • Odanızı sık sık havalandırın
  • Maskenizi mutlaka takın ve nemlendirdikçe değiştirin
  • Giysilerinizi 60-90 derecelik ısıda yıkayın
  • Yüzük ve bilezik gibi aksesuarları kullanmayın