Yazılar

Okula başlayacak çocuklarınızın sağlığını kontrol altında tutun

Okula başlayacak çocuklarınızın sağlığını kontrol altında tutun

Okula yeni başlayan çocukların sağlıklı bir yaşam sürdürmesi, derslerindeki başarısı ve ailelerin fark edemeyeceği hastalıkların ortaya çıkabilmesi için okul öncesi sağlık kontrolleri büyük önem taşıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Aslı Mutlugün Alpay, okul dönemi öncesinde çocukların sağlığı için anne babalara önemli önerilerde bulundu.

Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Aslı Mutlugün Alpay

Uz. Dr. Aslı Mutlugün Alpay

Diş problemleri bile çocuğunuzun öğrenmesini zorlaştırabilir

Okul öncesi yaptırılması gereken sağlık kontrollerinin en önemlisi, işitme ve görme muayeneleridir. İşitme ve görme sorunu yaşayan çocuklar, öğrenme güçlüğü yaşar. Görme ve işitme taramasının yanı sıra büyüme gelişme döneminde çocuklarda diş kontrolleri de yapılmalıdır. Çocukların dişle ilgili yaşadığı küçük sorunlar da öğrenme ve kavramayı zorlaştırabilir. Tanısı, çocukluk döneminde erken konulması gereken bir grup hastalık vardır. Bu hastalıklar aileler tarafından fark edilemeyebilir. Okul öncesi check-up yaptırılan çocuklarda bu hastalıklar tespit edilerek tedavisine başlandığında, çocukların okuldaki kavrama ve öğrenme geriliğinin de önüne geçilmektedir.

Aşı kontrolü yapılmalı

4-6 yaş arasında yapılması gereken difteri, boğmaca, tetanoz, çocuk felci, kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşılarının tamamlanmış olup olmadığı kontrol edilmelidir. Bunun yanında kan ve idrar sayımları da ihmal edilmemelidir. Özellikle okul döneminde çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığı için uyku düzeni ile düzenli bir hayatının olmasına dikkat etmek gerekir. Çocukların enfeksiyon hastalıklarından korunmasını sağlamak için mutlaka tuvalet hijyeni ile doğru el yıkama alışkanlığının kazandırılması gerekir.

 Uzman yardımı gerekebilir

Okula yeni başlayan çocukların yaşadığı büyük sorunların başında sosyalleşme gelmektedir. Bu durum özellikle anne babaların kaygı seviyesinin yükselmesine ve endişelenmelerine neden olmaktadır. Bu amaçla çocukların okula yeni adım attığı bu dönemde anne ve babaların dikkatli olması gerekir. Ailelerde oluşabilecek endişeler, çocukların okula uyum sürecini uzatmaktadır. Annelerin çocukları okuldayken okul bahçesinde beklemesi veya sınıfa kadar girerek her an çocuğu ile olması önerilmemektedir. Anne ve babalar, çocuklarının okula karşı isteksiz olduğunu fark eder etmez bir uzmana başvurmalıdır.

Sağlıklı beslenme okul çağında başlamalı

Yaşamın her döneminde sağlıklı kalabilmek için yeterli beslenme oldukça önemlidir. Özellikle çocukların büyüme ve gelişmesinin hızlandığı, öğrenmenin daha kolay olduğu okul çağı döneminde beslenmenin önemi daha da artmaktadır. Okul çağındaki çocuklarda sabah kahvaltısı çok önemli olduğundan, aileler mutlaka okula göndermeden önce çocuklarının kahvaltılarını yaptırmalıdır. Bunun yanı sıra çocukların süt veya meyve gibi besinlerle ara öğün almaları sağlanmalıdır. Okul kantinlerinde satılan yiyeceklerin seçimi konusunda da aileler çocuklarını uyarmalıdır. Çocuklar içeceklerini de önem sırasına göre tercih etmelidir.  Gün içinde yeterli su tüketimi çok önemlidir. Asitli içecek ve hazır meyve suları yerine; ayran ve meyvenin kendisi seçilebilir. Ayrıca çocuklar evden çıkmadan önce beslenme çantaları hazırlanmalı; ceviz, fıstık ve meyvelerle ara öğün yapmaları sağlanmalıdır.

Çocuklarda şu hastalığa dikkat edin

Çocuklarda şu hastalığa dikkat edin

Hepimiz yaz aylarının çocuklar için eğlenceli bir zaman dilimi olmasını isteriz. Ancak kış aylarının soğuk algınlığı ve grip ile gelmesi gibi, yaz ayları da sonbaharın başlangıcına kadar devam edebilecek birkaç hastalığı beraberinde getirebilir. Adatıp İstanbul Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Deniz, çocuklarda yaz mevsiminde en sık görülen ve bulaşıcılığı çok yüksek olan el, ayak, ağız hastalığı hakkında ailelere önemli bilgilendirmelerde bulundu.

Hava sıcaklığı değişimleri, çocukların park, bahçe gibi alanlarda diğer çocuklarla daha fazla bir arada olması, ortak havuz kullanımı, kreş-okul gibi kalabalık ortamlarda bulunma gibi faktörler sadece Covid 19’a değil, farklı bulaşıcı hastalıklara da davetiye çıkarabiliyor. Bu hastalıklardan biri de el, ayak, ağız hastalığı. Yaz ve sonbahar mevsiminde çocuklarda hastaneye en sık başvurma sebeplerinden olan bu hastalık özellikle 10 yaş altındaki çocuklarda sıklıkla görülüyor. Adatıp İstanbul Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Deniz, çocuklar arasında hızla bulaşma özelliğine sahip el, ayak, ağız hastalığı hakkında önemli bilgilendirmelerde bulundu. Uzm. Dr. Figen Deniz; “El, ayak, ağız hastalığı, enterovirüslerden coxsacki virüsünün yol açtığı, yaz ve sonbahar mevsimlerinde salgın haline gelen bulaşıcı bir hastalıktır. Bu hastalık, 2 – 3 gün süren yüksek ateş ile başlar. Devamında ise ağız içinde ve yumuşak damakta aftöz lezyonlar belirir. Ateşin düşmeye başlaması ile döküntüler ağız çevresinde, el ve ayak tabanlarında, bez bölgesinde kırmızı döküntüler şeklinde kendini gösterir.” dedi.

Adatıp İstanbul Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Deniz

“Hastalık genellikle ağır değildir, ancak çok bulaşıcıdır.”

El, ayak, ağız hastalığının başlaması ve bitmesinin genellikle ortalama bir haftalık süreci kapsadığını belirten Uzm. Dr. Figen Deniz, hastalık çok ağır seyretmese de bulaşıcılık oranının çok yüksek olduğunu belirtti. Dr. Figen Deniz; “El, ayak, ağız hastalığı genellikle yazın havuz mevsiminde başlar ve görülme sıklığı sonbahara kadar devam eder. Yazın havuz mevsiminde başlamasının sebebi ise virüs türünün bağırsak virüsü olmasıdır. Havuzda idrar ve gaita kaçırma nedeniyle mikrop yayılabilmekte, havuz sularının yutulması gibi sebeplerle çocuklar enfekte olabilmektedir. Enfekte olan çocuk ise damlacık yolu ile diğer çocuklara bulaştırır. İçeceklerin çocuklar arasında ortak tüketilmesi, oyuncak paylaşımı gibi faktörler de hastalığın yayılımını kolaylaştırmaktadır.” açıklamalarında bulundu.

Hastalıktan korunmanın en önemli yolu ‘temizlik’

El, ayak, ağız hastalığının kuluçka süresinin birkaç gün olduğunu belirten Uzm. Dr. Figen Deniz, hastalık için henüz geliştirilmiş bir aşı olmadığından ailelere, çocuklarını hastalıktan koruma konusunda büyük sorumluluk düştüğünü belirtiyor. Uzm. Dr. Figen Deniz; “Çocuğunuzu hastalıktan korumanın en önemli yolu temizlik ve çocuğunuzun diğer çocuklarla temasını azaltmaktır. Bunun için;

Eller özellikle tuvalet kullanımı sonrası veya bez değiştirdikten sonra, yemek hazırlamadan veya yemekten önce mutlaka su ve sabunla yıkanmalıdır. Oyuncaklar da dahil olmak üzere kullanılan tüm malzemelerin hijyenine dikkat edilmelidir. Tabak, bardak, çatal, kaşık, havlu gibi eşyaların ortak kullanımından kaçınılmalıdır. Günübirlik havuz kullanımından kaçınılmalı, hijyen konusunda emin olunmayan havuzlara girmemeye özel gösterilmelidir. Çocuklara ellerini sık sık yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır. ” açıklamalarında bulundu.

“Bilinçsiz ilaç kullanımı hastalığın seyrini değiştirebilir”

Her sağlık sorununda olduğu gibi el, ayak ve ağız hastalığında da bilinçsiz ilaç kullanımının önemli yan etkileri olabileceğini belirten Uzm. Dr. Figen Deniz, hastalığın tedavi yöntemleri hakkında ise; “El, ayak ve ağız hastalığı, viral bir hastalık olduğu için antibiyotik vermeden semptomatik tedavi yapılır. Boğazdaki aftlar özellikle bebeklerde ağrı ve iştahsızlığa sebep olabilmektedir. Böyle durumlarda ağız içi aftlara yönelik ilaç verilir. Ciltteki döküntüler ise genellikle kaşıntılı değil batma şeklindedir. Bu batma hissi çocuklarda huzursuzluğa neden olduğundan tedavi edici cilt losyonları ile rahatsızlık hissi giderilmektedir.” şeklinde bilgilendirmelerde bulundu.

Bebekleri güneşten koruma yolları

Bebekleri güneşten koruma yolları

Güneş ışınlarının sağlığımız üzerinde sayısız etkisi var. Söz konusu bebekler olunca bu etkiler daha da büyük önem kazanıyor. Kalsiyum metabolizmasını düzenleyen ve kemik büyümesini destekleyen D vitamini, güneş ışınları sayesinde sentezleniyor. Ancak tüm bu yararlarına karşın güneşe karşı dikkat edilmesi gereken önemli noktalar da bulunuyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Eda Sünnetçi, bebeklerin ve küçük çocukların güneşin nimetlerinden yararlanmasının önemli olduğunu belirtirken “Ancak uygun olmayan saatlerde doğrudan güneşe çıkmak ve uzun süre kalmak, sıcak çarpmalarına, güneş yanıklarına neden olabiliyor. Bu nedenle doğru saatlerde, uygun kıyafetlerle ve güneş ışınlarının zararlı etkilerinden koruyan kremler kullanarak bebeklerin güneşe çıkarılması gerekiyor.” diyor.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Eda Sünnetçi

D vitamini eksikliğini önlüyor

D vitamini eksikliği bebeklerde bıngıldağın geç kapanmasına, dişlerin çıkmasında, oturma ve yürümede gecikmeye hatta bebeğin huzursuz ve iştahsız olmasına neden olabiliyor. Bu eksikliği önlemek için güneş ışınlarından yararlanılması gerektiğine vurgu yapan Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Eda Sünnetçi, anne babaların dikkatli olmaları gereken noktalar hakkında da önemli uyarılarda bulunuyor. Bebeklerin cildinin yetişkinlere göre daha ince olduğunu ve bu nedenle güneşin zararlı ışınlarına karşı hassasiyet gösterdiğini anlatan Dr. Eda Sünnetçi, şöyle devam ediyor:

“Bebekler korunmasız güneş ışığına maruz kaldıklarında ciltlerinde güneş yanığı gelişebiliyor. Güneş yanığına karşı yapılması gerekenler derinin ne kadar hasar aldığına bağlı olarak değişiyor. Örneğin, yüzeysel bir güneş yanığı meydana gelmişse, çocuğunuzun cildi kırmızı ve hassas ise ayrıca batma hissi varsa, ılık bir banyo yaptırmak, ardından da kalın katmanlar haline nemlendirici krem uygulamak iyi gelir. Ayrıca birkaç gün bebeğin güneşe çıkarılmaması gerekir. Şiddetli güneş yanığında ise kabarcıklar görülür veya güneş çarpmasına bağlı ateş, baş ağrısı veya titreme yaşanır. Bu belirtiler varsa tıbbi yardım alınmalıdır.”

Pause Sağlık, Pause Dergi

7 önemli kural

Bebeklerin cildini korurken doğru saatlerde güneşe çıkarmak, uygun kıyafet giydirmek, şapka gibi aksesuarları ihmal etmemek ve koruyucu krem kullanmak yapılacaklar listesinin başında geliyor. Dr. Eda Sünnetçi, bu konudaki önerilerini şöyle sıralıyor:

  1. Bebeğinizi direk güneşe maruz bırakmaktan kaçının. Özellikle de güneşin ışınlarının dik geldiği 11:00-16:00 saatleri arasında dikkatli olun. Bu saatler arasında dışarıda iseniz gölgede kalın.
  2. Hangi saat olursa olsun bebeğinizi çıplak ya da mayoyla doğrudan güneşin altında bırakmayın. Küçük çocuklar güneşe maruz kalacakları zamanlarda giyinik olmalıdır.
  3. UV ışınlarını filtreleyen, bol ve tam pamuklu kıyafetleri tercih edin.
  4. Geniş kenarlı şapka giydirin.
  5. Bebeğinizin ya da çocuğunuzun yüzüne uygun, CE standardına sahip ve UV kategorisi 3,-4 olan güneş gözlüğü tercih edin.
  6. Yetişkinlere kıyasla, yeni doğmuş bir bebeğin vücudu daha fazla sudan oluşur bu sebepten ısıya daha duyarlıdır. Bu da susuzluk riskini artırır. Bebekleri güneşli havalarda daha sık emzirmek veya 6. ayın üzerinde ise daha fazla su vermek gerekmektedir. Küçük çocukların susamaları beklenmemeli, düzenli olarak su verilmelidir.
  7. Bebeğinizin vücudunun korunması için güneşin zararlı ışınlarından koruyucu kremleri kullanmak şart. Ayrıca serinlemesine yardımcı olmak için bir su püskürtme spreylerinden de yararlanabilirsiniz.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Kremi, güneşe çıkmadan 20 dakika önce sürün

Bebeklerde yanık oluşmaması için, bebeklere özel olan yüksek  koruma faktörüne (SFP 50 veya 50+) sahip bir güneş koruyucu kullanmak önemli. Çocuklarda da SFP 30 veya 50 faktörlü ürünlerin tercih edilmesini öneren Dr. Eda Sünnetçi, güneş kremi kullanımı konusunda “Güneşe maruz kalmadan 20 dakika önce kalın katmanlar halinde uygulayın. Alın, elmacık, burun ve dudaklar gibi daha hassas alanlara daha yoğun güneş kremi sürün. Her iki saatte bir güneş koruyucu uygulayın ve bebek sudan çıktığı anda tekrar tüm vücudunu kremleyin. Gölgede de bulutlu havada da güneş kremi kullanmaya devam edin. Çünkü UV ışınlarının yüzde 80’inden fazlası bulutların içinden geçer” diye bilgi veriyor. Dr. Eda Sünnetçi sözlerine bebeklerin cildinin güneş sonrası da losyon ile nemlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Tatil keyfi kabusa dönüşmesin!

Tatil keyfi kabusa dönüşmesin!

Okulların kapandığı, yaz sıcaklarının iyice bastırdığı bugünlerde pek çok kişi tatil planları yapıyor, valizler hazırlanıyor. Özellikle de bir buçuk yıldır devam eden pandemi sürecinde online eğitim nedeniyle günlerinin büyük bölümünü evde geçiren çocuklar, tatili dört gözle bekliyor. Peki çocuklu ve bebekli aileler tatillerini sağlıklı ve keyifli geçirmek için nelere dikkat etmeli?  Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Armağan Oğuz “Güneş yanıklarından besin zehirlenmelerine dek birçok faktör önlem alınmadığında yaz tatilinin hastanede geçirilmesine neden olabiliyor. Bu nedenle anne babalar yaz tehlikelerine karşı bazı basit önlemlere dikkat ederek tatilin sağlıklı, konforlu ve keyifli geçirilmesini sağlayabilirler” diyor. Dr. Armağan Oğuz tatil keyfinin kabusa dönüşmemesi için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

1-Sık sık su içirin
 Sıcak havalarda vücut normalden fazla terleyerek sıvı kaybettiği için, çocuklara sık sık su içme alışkanlığı kazandırmak çok önemli. Vücudun kaybettiği sıvıyı yerine koyacak en sağlıklı içecek sudur.
2-Besin hijyenine dikkat edin
Yaz aylarında ishalde artış gözleniyor. Bu nedenle çocukların içtikleri suya, yedikleri yemeklere ve el temizliklerine özen göstermesi çok önemli. Pişmemiş gıdalar ishal için en tehlikeli gıdalardır. Tatilde kaynağını bilmediğiniz ve temizliğinden emin olmadığınız gıdaları çocuklarınıza yedirmeyin. Eğer gideceğiniz tatil yöresine yönelik önceden beslenme ve enfeksiyonlar ile ilgili uyarılar olduysa bunlara kulak verin. Yanınıza kolay bozulmayacak gıdalar alın.
3-Böcek ısırıklarına karşı önlem alın
Çocuğunuzu böcek ısırmalarından korumak için bitkisel içerikli spreyler kullanmak ve gece için yatağının üzerine cibinlik kurmak kaşıntılı bir gün geçirmesine engel olabilir. Eğer akrep ve kene gibi bir böcek ısırdıysa mutlaka acil servise başvurmak gerekir. Isıran böceği yakalayabildiyseniz bir kap içerisinde böceğin doktora gösterilmesi, tedavi sürecine katkıda bulunacaktır.
4-Bu saatlere dikkat edin!
Bebeğinizi ve çocuğunuzu güneşin zararlı ışınlarından korumak şüphesiz son derece önemli. Bunun için güneş kremi kullanmaya özen gösterin. Ayrıca sıcak yaz günlerinde, güneş ışınlarının dik geldiği 11:00-16:00 saatleri arasında doğrudan güneşe maruz bırakmamaya dikkat edin. Özellikle güneşe maruz kalan omuz, ense ve boyun gibi vücut alanlarını kıyafetle, kafasını şapka ile koruyun.
 5-Sağlık hizmeti var mı öğrenin
Dr. Armağan Oğuz “Bebekli ve çocuklu olan bütün aileler, tatil planı yaparken, gidecekleri yerde sağlık hizmeti sunan bir kuruluş olup olmadığını kontrol etmelidir. Tedbiri elden bırakmayın” diyor.
6-Pamuklu kıyafet giydirin
Özellikle yaz sıcaklarında bebeklerde ter kanallarının tıkanması sonucu isiliğe çok sık rastlanıyor. Bu nedenle bebeğinizin sık sık cildini serinletmeniz, kıyafet seçiminde görsellikten ziyade yumuşak, pamuklu ve ince giysiler olmasına dikkat etmeniz büyük önem taşıyor.
7-Alerji ilaçlarını unutmayın
Özellikle yaz aylarında alerjik durumlar ile sık karşılaşılabileceğinden dolayı çocuğunuzun alerjisi varsa kullandığı ilaçları yanınıza almayı unutmayın. Bebeğinize daha önceden hiç tattırmadığınız bir gıdayı, ilk defa tatilde denemekten kaçının.
 8-İshal olursa daha fazla su içirin
El ve besin hijyenine ne kadar dikkat etseniz de yaz aylarında ishale çok sık rastlandığından böyle bir durumda telaşa kapılmayın. Zaten sıcak havalar nedeniyle sıvı kaybeden bebeğinize ve çocuğunuza sık sık su içirin. Vücudunun susuz kalmamasına dikkat edin. Suyun mümkünse cam şişe olanını tercih edin. Patates, elma, muz ve yoğurt gibi gıdalar yedirin. Çok yağlı ve çok şekerli gıdaların ishalini arttıracağını unutmayın. İshal tedavisinde antibiyotik fayda yerine zarar verdiğinden gelişigüzel ilaç vermeyin. Emziriyorsanız, yediklerinize ve içtiklerinize dikkat etmeniz bebeğiniz için çok önemli. Bol bol su tüketmeyi ihmal etmeyin. 
9-Tatilde esneklik sağlayın
Dr. Armağan Oğuz “Rutinler, rutin günlerde kalsın! Şimdi, hem çocuğunuzun hem sizin uzun süredir heyecanla beklediği tatildesiniz. Günlük rutinlerinize uymaya çalışmak hem sizi yoracak hem de çocuğunuzu tamamen yeni ve eğlenceli bir ortama geldiği için kurallara uymak istememeye itecektir. Çatışmaya girmeyin, aksine birlikte bol bol eğlenip gülerek tatilin keyfini çıkarın” diyor.

Yaz ishallerine karşı korunma önerileri

Yaz ishallerine karşı korunma önerileri

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Güncan, çocukları tehdit eden yaz ishallerine karşı korunma yöntemlerini anlattı.

İshal günde üç ya da daha fazla yumuşak veya sıvı kıvamlı dışkı çıkışı olarak tanımlanır. Çoğunlukla kirli gıda ve sudan kaynaklanan önemli bir halk sağlığı sorunu olan ishal yaz aylarında daha sık görülmektedir. Çocukluk çağındaki ishallerin en sık nedeni virüsler olmasına rağmen yaz aylarında bakteriler ve parazitler ön plana çıkar.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Çocukların Havuzlarda Yuttuğu Sular İshale Yol Açabiliyor

İshaldebulaş  fekal oral yolla (ağız  yoluyla) ve kontamine (yiyecek-su) ile olmaktadır.  Sıcak havalar da enfeksiyon oluşturan virüs ve bakteriler besinlerde kolay ve hızlı bir şekilde üreyerek ishale yol açar. Yine yaz aylarında artan su ihtiyacı nedeni ile kontamine suların veya iyi ilaçlanmamış içme ve kullanma sularının içilmesi, bu sularla bulaşık yıkanması, kontamine sularla yıkanan meyve ve sebzelerin tüketilmesiyle, sıcak ortamda beklemiş gıdaların tüketilmesi sonucu ishal yapan mikroplar ağız yoluyla alınarak insanların bağırsaklarına ulaşır. Bunların yanı sıra çocukların deniz ve havuzlarda yuttukları mikroplu sular da ishale yol açar.

Ağız yolu ile alınan bu ishal etkenlerinin bir kısmı bağırsak duvarında iltihap oluşturarak bağırsak hareketlerini artırır ve bağırsağa su ve iltihabi hücrelerin geçişine neden olur. İshal etkenlerinin bir kısmı da bağırsakta iltihap yapmadan, salgıladıkları toksin denilen zehirli maddelerin etkisiyle su ve tuz geçişini arttırarak ishale neden olur. Bulantı, huzursuzluk, karın ağrısı, kusma ve genelde ateş̧ ile başlangıç̧ olur, sonra sulu dışkılama (ishal) başlar. İshalde dışkı sayısı artar; kıvamı cıvık, su gibi, sümüksü veya kanlı olabilir.

Bu Belirtiler Varsa Doktora Başvurulmalı

İshal vakalarında hastalığın şiddetini belirleyen en önemli unsur dışkılama miktarı ve sıklığı yani sıvı kaybının şiddetidir.  İshalin en önemli istenmeyen etkisi dışkı yoluyla su ve elektrolit kaybederek dehidratasyon dediğimiz vücudun sıvı dengesinin bozulma halidir. Eğer ağızdan verilen sıvılarla çocuğun kayıpları karşılanamazsa çocuğun vücudu susuz kalır ve buna bağlı ağız ve dilde kuruma, ağlarken gözyaşı akmaz,  göz kürelerinde içe çökme, daha seyrek ve koyu idrar yapma, halsizlik ve uykuya eğilimi olmaya başlar. Bu durumdaki çocuklar acilen hastaneye götürülmelidir. Bunların dışında ateş, kusma, karın ağrısı, dışkısında kan olan çocuklar kısa sürede hekim tarafından görülmelidir. Özellikle 2 yaş altındaki ishalli çocuklar öncellikle dehidratasyon bulguları yönünden dikkatle takip edilmelidir.

İshal tedavisinde ana prensip vücuttan kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yerine konmasıdır. Anne sütü alan bebekler emzirmeye devam edilmelidir. Daha büyük çocuklarda yaşına uygun diyetle beslenmeye devam edilmelidir. Çocuğun sıvı alımı; su, çorba, ayran, pirinç suyu, elma, havuç suyu gibi içeceklerle arttırılmalıdır. Yağsız makarna, pirinç pilavı, haşlanmış patates-patates püresi, haşlanmış yağsız et ve tavuk, yağsız ızgara köfte verilebilecek yiyeceklerdir. Gerekli hallerde doktor önerisi ile antibiyotik başlanabilir. Probiyotikler ve çinko destek tedavisi için başlanabilir. İshal kesici ilaçlar önerilmemelidir.

Yaz İshallerinden Korunma Önerileri:

  • İlk 6 ay sadece anne sütü ile beslenme teşvik edilmeli.
  • Kişisel temizliğe dikkat edilmeli. Özellkle ellerin her yemekten önce ve sonra yıkanması gerekmektedir.
  • Kaynağı bilinmeyen denetimsiz içme suları ile yıkanmış sebze ve meyveleri çocuğunuza yedirmeyin.
  • Özellikle güneşte beklemiş̧ şişe ve damacanalardan su içilmemelidir.
  • Gıdaların hazırlanması ve saklanmasında hijyen kurallarına dikkat edilmeli, özellikle yaz aylarında kolay bozulan pişmiş ve hazır gıdaları hemen buzdolabına yerleştirin ve orada saklayın.
  • Mümkün olduğunca dışarda satılan beklemiş yiyeceklerden tüketilmemelidir. Özellikle yaz aylarında açıkta satılan dondurma çocuklar için önemli bir ishal etkenidir. Güvenilir soğuk zincir kurallarına uygun yerlerden alışveriş yapılmalı.
  • Eriyip tekrar donabilen dondurma gibi gıdaları dikkatli verin. Çünkü dondurma erişmişse eridiği dönemde mikroorganizmalar üremiş olabilir.
  • Krema, mayonez ve az pişmiş gıdaları vermeyin.
  • Güvenli içme ve kullanma suyu sağlanması, suların klorlanması, şüpheli suların kaynatılarak kullanılması önemlidir.
  • Havuz kullanımında suyun temiz, bakımının düzenli yapılmış ve klorlamasının tam olarak yapılmış olması önemlidir.
  • Çocukların havuzda veya denizde su yutmamaları konusunda dikkatli olunmalıdır.

Güneş çarpmasın!

Güneş çarpmasın!

Yaz mevsiminin kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladığı bugünlerde güneş çarpması özellikle küçük yaştaki çocukların sağlığını tehdit eden durumlara yol açabiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kamuran Mutluay, “Güneş çarpması daha çok bebeklerde ve çocuklarda görülüyor. Yüksek derece sıcaklarda uzun süre güneş altında kalmak vücut sıcaklığının anormal derecede yükselmesine bağlı olarak kalıcı tahribata, hatta ölüme yol açabilecek ciddi bir durumdur” uyarısında bulunuyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Belirtilere dikkat!

Güneş çarpması; kuru, kızarık ve sıcak bir cilt, 39-40 dereceyi aşan yüksek ateş, halsizlik, uyuma isteği, bulantı, kusma, baş ağrısı, çarpıntı, kalbin hızlı atması, hızlı solunum, ağızda ve dudaklarda kuruluk, gözyaşında azalma ve bilinç kaybı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Peki, bu durum neden özellikle bebek ve çocuklarda daha fazla görülüyor? Bebeklerin sıcağa uyumlarını sağlayan vücut soğutma mekanizmalarının daha az geliştiğini belirten Dr. Kamuran Mutluay, “Bebekler daha az terledikleri için vücutlarını yetişkinler kadar soğutamazlar. Susadıklarında da bunu ifade edemezler. Çocuklar da kendilerini oyuna kaptırıp güneşin etkilerini hissedemeyebilirler” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Anne babalara öneriler

Anne babaların çocuklarını güneş çarpmasından korumak için dikkat etmeleri gerekenler hakkında ayrıntılı bilgi veren Dr. Kamuran Mutluay, önerilerini şöyle sıralıyor:

 

  • Çocuklarınızı 10.00-16.00 saatleri arasında açık hava aktivitelerinden ve egzersizden uzak tutun.
  • Güneşe çıkmadan en az 15-20 dakika önce bebekler için 50+ koruma faktörlü, çocuklar için 30+ koruma faktörlü güneş kremi kullanın, 2-3 saat aralıklarla tekrarlayın.
  • Baş bölgesini korumak için geniş kenarlıklı şapkalar ve güneş gözlüğü kullanın.
  • Güneşten korunmak için tente veya şemsiye yerine ağaç gölgesini tercih edin.
  • Her fırsatta su içirin, susamasını veya istemesini beklemeyin.
  • Sık sık duş aldırın.
  • Asla araçta bırakmayın. Araç içi sıcaklık bir saat içinde bile hayati tehlike yaratabilir.
  • İnce, pamuklu ve açık renkli giysiler tercih edin.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Bilinci kapalıysa acil yardım çağırın

Güneş çarpmasından şüphelenilen bir durumda, öncelikle çocuğu serin ve gölge bir yere alarak fazla kıyafetlerinin çıkartılması gerektiğini anlatan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kamuran Mutluay, yapılması gerekenleri “Mümkünse ılık bir duş yaptırın. Eğer duş yaptıramıyorsanız baş, koltuk altı ve kasık bölgesine soğuk su ile ıslatılmış bez koyun. Bilinci açık ise sıvı verin. Bilinci açık değilse veya durumunda hızlı bir düzelme görmüyorsanız, kusma ihtimaline karşı yan yatırıp acil tıbbi yardım çağırın” diye özetliyor.

Çocukları tehdit eden yaz enfeksiyonlar dikkat

Çocukları tehdit eden yaz enfeksiyonlar dikkat

Covid-19 pandemisi nedeniyle aylardır tüm zamanlarını neredeyse sadece ev içinde geçirmek zorunda kalan çocuklar, havaların ısınmasıyla birlikte artık açık havada oynayabilmenin, denize ve havuza girmenin keyfini yaşayacaklar. Ancak bu mutlu tablonun bir de diğer yüzü var; sıcakların etkisiyle pek çok enfeksiyon hastalıklarının kapımızı çalması gibi! Yaz aylarında çocuklarda mide-bağırsak enfeksiyonları, kulak enfeksiyonları ve cilt enfeksiyonları gibi bazı enfeksiyon hastalıklarının görülme sıklığı artıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, sıcaklık artışıyla birlikte bakterilerin daha hızlı üreyebilmeleri. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre; 5 yaş altındaki çocukların ölüm nedenlerinde enfeksiyonlar ilk sıralarda yer alıyor. Bu nedenle çocuklarımızı yaz mevsiminde de enfeksiyonlardan korumak yaşamsal öneme sahip! Acıbadem Taksim Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Eraslan Pınarcı, yaz aylarında çocuklarda en sık en görülen enfeksiyon hastalıklarının başında mide-bağırsak enfeksiyonlarının geldiğine dikkat çekerek, “Mide-bağırsak enfeksiyonlarına neden olan mikroorganizmaların çoğu vücuda ağız yoluyla girdikleri için çocuğumuzun el hijyenine dikkat etmeli ve bizler de bu konuda onlara örnek olmalıyız. Ayrıca sıcak yaz aylarında gıdaları muhafaza etmek güçleşiyor. Bu nedenle hijyeninden emin olmadığımız açıkta satılan yiyecekleri de tüketmemeliyiz” diyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Eraslan Pınarcı, yaz mevsiminde en sık görülen 7 enfeksiyon hastalığından çocukları korumanın yollarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Pause Dergi, Pause Sağlık

MİDE-BAĞIRSAK ENFEKSİYONLARI

Mide-bağırsak enfeksiyonları, yaz aylarında çocuklarda görülen enfeksiyon hastalıklarında ilk sırada yer alıyor. Virüs ve bakteriler genellikle kirli-kanalizasyon sularının karıştığı sularda yüzülmesi, kirli suların bulaştığı gıdaların tüketilmeleri ve el hijyenine dikkat edilmemesi sonucu bulaşıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Eraslan Pınarcı, enfeksiyonun kendini ishal, bulantı-kusma ve ateş gibi bulgularla gösterdiğini belirterek, şöyle devam ediyor: ‘Bu tablonun en önemli sonuçlarından biri, sıvı kaybı oluyor. Dolayısıyla vücudun kaybettiği sıvıyı yerine koymak tedavinin odak noktasını oluşturuyor. İshal olan çocuklara sık sık su içirilmeli ve yoğurt, ayran, haşlanmış patates, muz ile pirinç lapası gibi gıdalar verilmeli. Yağlı ve şekerli gıdalardan kaçınılmalı. Emziren anneler sık sık emzirmeye devam etmeli. Uzun süren, günde çok sayıda olan, kan içeren ishallerde ve çocuğun ağızdan sıvı alamadığı durumlarda ise mutlaka çocuk doktoruna başvurulmalı”

 Nasıl korumalı?

  • Çocuğunuzun el hijyenine dikkat edin
  • İçme sularının ve yiyeceklerin yıkandığı suların temizliğinden emin olun
  • Hijyeninden emin olmadığınız, açıkta satılan gıdaların tüketiminden kaçının

DIŞ KULAK YOLU ENFEKSİYONU

Özellikle kirli havuz sularından kaynaklanan dış kulak yolu enfeksiyonu ‘yüzücü kulağı’ olarak da adlandırılıyor. Dış kulak yolundaki enfeksiyona bağlı olarak; ağrı, kaşıntı, akıntı ve pis kokuyla kendini gösteriyor. Bu yakınmalarda mutlaka doktora başvurulması ve tedaviye başlanması gerekiyor.

 Nasıl korumalı?

  • Havuz bakımının düzenli yapıldığından, suyunun temiz ve klorlanmış olduğundan emin olun
  • Dış kulak yolunu pamuk, havlu veya parmakla travmatize etmeyin
  • Neme maruz kalmaması için havuz veya deniz sonrasında kulağını temiz havluyla kurulayın

Pause Dergi, Pause Sağlık

İDRAR YOLU ENFEKSİYONU

Yaz aylarında kirli havuz ve sulara girmek, ıslak ve kirli mayoları değiştirmemek gibi etkenler nedeniyle, özellikle kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonu görülme sıklığı artıyor. “Bu enfeksiyon idrar yaparken yanma, idrarda kötü koku, kanlı idrar, karın ağrısı, bulantı, kusma ve ateş gibi belirtilere neden oluyor” bilgisini veren Dr. Yasemin Eraslan Pınarcı, “Bu belirtilerde mutlaka çocuk doktoruna başvurulması gerekiyor, aksi halde böbreklerde hasara yol açabiliyor” diyor.

Nasıl korumalı?

  • Pamuklu iç çamaşırlarını tercih edin
  • Günlük iç çamaşırı değişimine özen gösterin
  • Islak ve kirli mayoları bekletmeden değiştirin
  • Tuvalet eğitimi yoksa bez değişimi sırasında temizliği önden arkaya doğru yapın

HEPATİT A SARILIĞI

Dr. Yasemin Eraslan Pınarcı hepatit A virüsünün ağız yoluyla bulaştığını belirterek, “Bu virüs kirli su ve kirli gıdalardan bulaşıyor. Ateş, karın ağrısı, kusmayla birlikte cilt renginde sararma görülüyor. Tedavide geç kalındığında karaciğerde hasar oluşturabiliyor. Dolayısıyla bu belirtilerde mutlaka çocuk hekimine başvurulmalı” diyor.

 Nasıl korumalı?

  • El ve tuvalet hijyenine özen gösterin
  • Ortak tabak-çatal kullanımından kaçının
  • Hepatit A aşısını mutlaka yaptırın

Pause Dergi, Pause Sağlık

MANTAR ENFEKSİYONLARI

Yaz aylarında terlemenin artması ve cildin pH’ının bozulması yüzeyel mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlıyor. Ciltte genellikle yuvarlak kırmızı-kaşıntılı lezyonlar şeklinde görülüyor. Lokal tedaviler çoğunlukla yeterli geliyor.

 Nasıl korumalı?

  • Pamuklu kıyafetleri tercih edin
  • Çok kalın kıyafetler giydirmekten kaçının
  • Düzenli duş yaptırmaya özen gösterin
  • Cildine uygun pH özelliğine sahip sabunlar tercih edin

KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi genellikle kenelerin ısırmasıyla bulaşan ve ölümcül olabilen viral bir hastalık. Yaz aylarında açık alanlarda geçirilen zamanın artmasıyla birlikte çocuklarda kene ısırmalarına daha sık rastlanıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Eraslan Pınarcı, kene ısırması durumunda ailelerin keneye herhangi bir işlem uygulamadan hemen sağlık kuruluşuna başvurmaları gerektiğine dikkat çekerek, “Sağlık kuruluşunda kenenin çıkartılmasının ardından çocuklar ateş, kas ağrısı gibi bulgular açısından takip ediliyor ve gerekli durumlarda bazı tahliller yapılıyor” diyor.

 Nasıl korumalı?

  • Kırsal alanlarda, kenelerin vücuduna girebileceği açık yerlerini kapatın. Örneğin uzun kollu tişörtler giydirin, şort yerine pantolonu tercih edin
  • Kenelerin kolay fark edilebilmeleri için açık renkli kıyafetler giydirin
  • Eve döndüğünüzde kıyafetlerini çıkartarak kene açısından kontrol yapın

Pause Dergi, Pause Sağlık

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI

Üst solunum yolu enfeksiyonları daha çok kış aylarında olmakla birlikte yazın da görülebiliyor. Boğaz ağrısı, öksürük, burun akıntısı ve ateş, sıklıkla görülen belirtilerini oluşturuyor. Genellikle virüslerin etken olduğu bu hastalıklar destek tedavilerle ortadan kalkıyor. Uzun süren ateş, şiddetli öksürük ve solunum sıkıntısı olması durumunda mutlaka çocuk hekimine başvurulması gerekiyor.

Nasıl korumalı?

  • Kapalı alanları sık sık havalandırın
  • Hasta kişilerle temas etmesinden kaçının
  • Klimaların bakımına ve temizliğine dikkat edin

Şeker alışkanlığı çocuklarda dikkat eksikliği yaratıyor!

Şeker alışkanlığı çocuklarda dikkat eksikliği yaratıyor!

“Ramazan bayramı ile beraber bol miktarda şeker, çikolata, tatlı tüketiminin yaşandığı bu dönemde çocuklarımızı aşırı şeker tüketiminden korumalıyız. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de şeker kullanımı ve buna bağlı diyabet, obezit, kalp hastalıkları ve kanser ciddi oranda artmaktadır” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Güncan, çocuklarda aşırı şeker tüketimi ve zararlarını anlattı.

Pause Sağlık

İşlenmiş Gıdalardan Uzak Tutun!

Şekerler saf karbonhidratlardır ve yoğun enerji kaynaklarıdır. Diyetle alınan şekerin büyük kısmını besinlerin doğal yapısında bulunan şekerler değil, sonradan eklenen ilave şekerler oluşturur. Şeker pancarından ve şeker kamışından üretilen şeker yanında son yıllarda mısır şurubu, glikoz şurubu ve früktoz şurubu gibi farklı şeker kaynakları besinlerin üretim aşamasında tat verici ve koruyucu amaçlı olarak yaygın olarak yiyecek ve içeceklere eklenmektedir. Şekeri günlük hayatta ev yapımı olarak hazırladığımız pasta, kek, kurabiye, tatlı, reçel, kompostolarda ve yüksek miktarda şeker içeren meyve suyu gibi hazır gıdalarda tüketiyoruz.

“Aşırı Şeker Tüketimi Çocukların Tat Duyusunu Etkiliyor!”

Küçük yaşlardan itibaren yüksek şekerli beslenmek,   tat duyusunu etkileyerek sonrasında da çocuklarımızı  daha çok bu tür besinler tüketmeye teşvik eder. Çünkü tat duyuları yoğun şeker tadını normal olarak görmeye başlıyor ve bu yüzden sebze – meyve gibi doğal besinlerin tatlarını alamamaya buna bağlı olarak doğal besinleri reddetmeye başlıyorlar. Bu nedenle çocuklarımızı ve kendimizi sürekli şekerli yiyecekler isterken ve tüketirken buluyoruz.   Şeker bağımlılık yaratır, sürekli istek duyulur ve sürekli aranılır. Doğal  besinlerin yerini  şeker içeren gıdalar, abur cuburlar, atıştırmalıklar ve fastfood gıdalar alır.  Çocukların doğal sofra besinleri ile beslenmeleri bozulur. Tek yönlü beslenmeye geçiş yaparlar.

Şeker Alışkanlığı Dikkat Eksiliği Yaratıyor!

Şeker ve şekerli  gıdalar tüketildiğinde  vücudumuz daha fazla insülin hormonu üretir. Aşırı ve kontrolsüz insülin ise kanser, diyabet ve tüm kronik hastalıkları tetikler. Şeker, çocukların kan şekerinde dalgalanma yaratarak beyin fonksiyonunu olumsuz etkiler. Çocuklar  derslerine odaklanamaz, öğrenme güçlüğü yaşar. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu  daha sık görülür. Sağlıklı, zeki çocuklar yetiştirmek istiyorsak onları şekerli gıdalardan  uzak tutmalıyız.  Şekerli gıdalar tüketmek  çocukluk döneminde;  çocukların büyüme hormonlarının salgılanmasını engeller büyüme geriliği,  obezite, diyabet ,  erken ergenlik, diş çürükleri ve  vücut savunmasını bozarak  daha çok hasta olmalarına yol açar.

Çocuklarımızı Şekerden Korumak için Neler Yapmalıyız?

  •  Şekersiz veya daha az şeker eklenmiş ürünleri tercih edebilmek için besin etiketlerini kontrol etmek alışkanlık haline getirilmelidir ve bunu çocuklarımıza da öğretmeliyiz. Besin etiketlerinde yer alan fruktoz şurubu, mısır şurubu, dekstroz, kahverengi şeker, sükroz, sakkaroz, glukoz gibi ifadelerin aslında birer şeker olduğunu unutulmamalıdır.
  • Hazır meyve suyu, gazlı içecekler, şekerli – aromalı içecekler yerine su, ev yapımı soğuk meyve çayı, ayran tercih edin. Su tüketimini artırmak için limon, elma dilimi, nane yaprağı içeren suları tercih edebilirsiniz.
  • Karbonhidrat gereksinmesinin karşılanmasında; tam tahıllar, kurubaklagiller, taze sebze ve meyveler, süt gibi besinler tercih edilmelidir.
  • Şeker ve şekerli besinler ödül olarak tercih edilmemelidir. Çocuklara besinler kesinlikle ödül olarak verilmemelidir. Bu durum sağlıklı beslenme davranışı kazanamamalarının en büyük nedenlerinden biridir. Çocuklara ödül mekanizması olarak sunulan şeker ve çikolata zamanla çocukların beyninde yararlı besin algısına dönüşür.
  • Çocuğunuzu, meyveyi bütün yemeye alıştırın.
  • Gün içerisinde şeker tüketimini azaltmanın bir yolu da protein içeren kahvaltılardır. İyi bir kahvaltı vücudun açlık mekanizmasını dengeler ve tatlı krizlerini önler. Bu yüzden yumurta, peynir, ceviz, tam tahıllı ekmek, mevsim sebzelerinin bulunduğu dengeli bir kahvaltı verilmesi önemlidir.

Boğmaca aşısını ergenlikte tekrarlamak gerekiyor!

Boğmaca aşısını ergenlikte tekrarlamak gerekiyor!

Zorlu ve şiddetli öksürük nöbetleri nedeniyle kaburgalarda kırığa bile yol açabilen boğmaca, her yaşta görülse de özellikle çocuklar için hayati risk taşıyor. Üstelik bulaşıcılığı da hayli fazla. Öksürük ve aksırıklardan yayılan damlacıklar nedeniyle kolayca bulaşabilen bu hastalığın aşı ile önlenebildiğini belirten Acıbadem International Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, “Boğmaca bakterisini almış bir kişi, ortalama 21 gün bulaştırıcı olur. Özellikle aşılanmamış küçük çocuklar; aşılı büyük çocuklar ve erişkinlere göre daha ağır etkilenir. Bu nedenle çocukluk çağı aşılarının aksatılmaması büyük önem taşıyor.” uyarısında bulunuyor.

Pause Sağlık

Zatürreye de yol açabilir

Boğulurcasına öksürmeye neden olan boğmaca, çok bulaşıcı bir solunum yolu hastalığı olarak dikkat çekiyor. Bordetella Pertusis bakterisinin sebep olduğu boğmaca, özellikle gelişmemiş ülkelerde daha yoğun görülüyor. 2018 yılında dünya genelinde bildirilen vaka sayısının 151 bin olduğunu ifade eden Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, şöyle devam ediyor:

“Boğmacanın tek kaynağı insandır yani insandan insana bulaşır. Belirgin bir mevsim olmamakla birlikte sonbahar aylarında daha sık görülür. Hafif ateş, burun akıntısı ve öksürük gibi belirtilerle başlar. Ancak öksürükte değişim izlenir. Önce kuru öksürük ile başlar sonra boğulurcasına, iç çekme tarzında öksürüğe döner. Boğmaca, üst solunum yollarında başlar ve bakteri akciğere inince alt solunum yollarında şişme ve irritasyon yaparak alt solunum yolu hastalığına dönüşür. Nadiren de olsa zatürre, beyin hasarı ve nöbet geçirmeye yol açar.”

Pause Sağlık

Hastalık uzun bir sürece yayılabilir

Hastalık üç dönemde ele alınıyor; bakterinin bulaşmasını izleyen 7-10 gün içinde ilk belirtiler ortaya çıkıyor. Kataral dönem adı verilen ve 1-2 hafta süren süreçte üst solunum yolu enfeksiyonuna benzer şikayetlerin olduğunu kaydeden Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, yoğun öksürüklerin olduğu paroksismal dönemin de 2-4 hafta devam ettiğini belirterek, iyileşmenin de yine 2-4 hafta zaman aldığını ifade ediyor.

Boğmaca hastalığının öksürüklü döneminde tanı koymanın kolaylaştığını kaydeden Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, “Bu öksürüp çok belirgindir ancak hafif geçirenlerde tanı koymak için laboratuvar testleri kültür, seroloji ve PCR yöntemleri kullanılır. Burundan girilerek boğazın arka kısmından alınan sürüntünün incelenmesi ve kültürünün alınması ile tanı konulur” diyor.

Pause Sağlık

Aşılar ergenlikte de tekrarlanmalı

Boğmacanın aşı ile önlenebilen bir hastalık olduğunu belirten Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, şunları söylüyor: “Boğmaca aşısı bebek, 2 aylıkken yapılır, 4-6-18. aylarda tekrar edilir. 4-6 yaşlarındaki karma aşısında da boğmaca aşısı bulunur. Özellikle aşılanmamış küçük çocuklar, aşılı büyük çocuklar ve erişkinlere göre daha ağır etkilenir. Aşılı kişiler ise hastalığı ya hafif olarak ya da atipik boğmaca şeklinde geçirir. Ancak boğmaca hastalığını geçirmenin ve çocukluk döneminde aşılanmanın ömür boyu bağışıklık sağlamadığı saptanmıştır. Erişkin veya ergenlik döneminde geçirilen spazmodik (spazmı andıran) öksürüklerin yüzde 15–16’sının boğmaca olduğu biliniyor. Bu yüzden 10-14 yaş arası yapılan karma aşıda boğmaca aşısının da olması tercih edilmeli.”

Aileye yeni bebek katıldığında onun bakımı ile ilgilenecek herkese boğmaca aşısı öneriliyor. Buna “koza stratejisi” adı verildiğini anlatan Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, “Böylece hastalığa karşı daha geniş bir koruma sağlanıyor. Ayrıca anne adaylarına tetanos aşısı ile birlikte boğmaca aşısının da yapılması anneden geçen antikorlar yoluyla bebeğin korunmasını sağlar.” diye bilgi veriyor.

Pause Sağlık

Yaşamı tehdit eden etkiler

Boğmaca yol açtığı sorunlarla özellikle çocuklarda yaşamı tehdit edebiliyor. Dehidratasyon (aşırı susuzluk), beyin kanaması, pulmoner hipertansiyon, anoreksiya (iştahsızlık ve buna bağlı aşırı zayıflama), pnömotoraks dediğimiz akciğere hava kaçması gibi komplikasyonların görülebileceğine dikkat çeken Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, “Daha hafif komplikasyonlar arasında burun kanamaları, aşırı basınçlı öksürüğe bağlı fıtıklar, idrar tutamama, uyuma güçlüğü ve kulak iltihabı, rectum sarkmasını sayabiliriz. Zorlu ve şiddetli öksürük bayılmaya hatta kaburga kırıklarına bile yol açabiliyor.” diyor.

Antibiyotik tedavisi uygulanıyor

Boğmaca tanısının ardından özellikle yenidoğanlarda yoğun bir tedavi gerektiriyor, tedavi süreci de hastanede geçiriliyor. “Yoğun öksürük nöbetleri bebeğin solunumunun durmasına ve beynin zarar görmesine neden olabilir.” diyen Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, diğer yaşlarda antibiyotik tedavisi uygulandığını, yoğun öksürük nöbetlerini hafifletmek için nefes açıcı ilaçlar verildiğini kaydediyor.

Covid-19 bebeklerde de görülüyor!

Covid-19 bebeklerde de görülüyor!

Yüzyılın küresel salgın hastalığı Covid-19 önlem alınmadığı takdirde bebeklere de bulaşabiliyor! Haliyle pandeminin tüm belirsizliğiyle devam ettiği bugünlerde çok daha fazla endişe duyan çiçeği burnunda anne baba adayları, bebeklerini koronavirüsten nasıl koruyabileceklerinin telaşını yaşıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş, anne babaların bazı kurallara dikkat ederek bebeklerinin bu süreci sağlıkla geçirmelerini sağlayabileceklerini belirterek “Yeni doğan bebeklerin bağışıklık sistemleri tam gelişmediği için, normal zamanda dahi enfeksiyona aşırı duyarlılarken, bu olağanüstü koşullarda bakımları çok daha özen gerektiriyor. Hastalık başladığında çocukların virüse daha az yakalandığı hipotezi varken zaman içerisinde gördük ki bebekler de enfekte olabiliyor.” diyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş, Covid-19 pandemisinde yenidoğanların bakımına yönelik önemli önerilerde bulundu;  anne, baba ya da bebeğin Covid pozitif olması durumunda dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı.

Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş

Pandemi sürecinde bebeğinizle yalnız kalın

Toplumumuzda doğum sonrasında anne babanın yanında yardımcı aile bireyleri bulunur. Ancak bu durum çok kişi ile temas edilmesine yol açar ki, bu temaslar da pandemide enfeksiyon riskini artırmaktadır. Bu nedenle anne ve baba pandemi sürecinde bebeği ile baş başa olmalı, mümkün olduğu kadar bebeğin az kişi ile temas etmesi sağlanmalıdır. Bu durum başlangıçta anne babayı tedirgin etse de, daha sonrasında bebekleri ile daha iyi adapte olduklarını göstermektedir.

El hijyenine çok dikkat edin

Bir yılı aşkın süredir hayatımızda olan Covid-19 pandemisi nedeniyle yeni doğan bebeğe bakım kurallarına çok daha fazla özen göstermek gerekiyor. Özellikle el hijyeni kritik önem taşıyor. Bebeği her emzirme öncesinde mutlaka ellerinizi yıkayın.

 Bebeğinizi bu dönemde bol bol emzirin

Covid-19 ile ilgili bilinmeyenleri yeni yeni öğreniyoruz. Ancak anne sütünün bütün enfeksiyonlara karşı güçlü bir besin olduğunu biliyoruz. Bu nedenle annenin bebeğini anne sütü ile beslemesi çok önemlidir. Anne sütünde bağışıklığı sağlayan birçok madde bulunmaktadır. Böylelikle bebek yeni doğan dönemini daha güçlü geçirebilmektedir.

 Covid aşınızı mutlaka yaptırın

Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “Emziren annelerin aşı sırası geldiyse mutlaka yaptırmalıdır. Çünkü emzirmenin aşı olmaya engel bir durumu bulunmuyor. Aşı olduktan sonra anne bebeğini aynı sıklıkla emzirmeye devam edebilir. Böylelikle anne aşıyla kendini korumuş olacağı gibi bebeğini de korumuş olur. Ancak aşıya güvenerek önlemleri gevşetmemek, aşı sonrası da pandemi sürecindeki kurallara mutlaka dikkat etmek gerekiyor” diyor.

Pause Sağlık

Bulunduğu ortamı havalandırın

Bebeğin hijyeni ve temiz ortamda olması enfeksiyon ve alerjik durumlarla karşılaşma riskini de azaltacaktır. Bu nedenle bebek odasından çıkarıldığında oda mutlaka aralıklarla havalandırılmalı ve bu hava akışı gün içerisinde düzenli olarak sağlanmalı. Dışarıdan gelen temiz hava ile ortam daha risksiz hale gelecektir.

Doktor muayene ve kontrollerini ihmal etmeyin

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “Aileler Covid-19 nedeni ile hastaneye gelmeye çekinebiliyorlar ancak yeni doğan bebeğin ilk haftalarda bazı bulgularının değerlendirilmesi kritik önem taşıdığından kontrolleri mutlaka yapılmalı. Sarılıkla ilgili problem olup olmadığına dair sık sık kontrol edilmesi şart. Anne sütünün yeterli olup olmadığının, beslenme düzeninin de mutlaka takip edilmesi gerekiyor” diyor.

Giysi ve nevresimlerini sık değiştirin

Yeni doğan bebekler dışarıdan gelebilecek enfeksiyon durumlarına açık olduğu için giysileri ve nevresimlerinin temizliği de çok önemli. Bu nedenle bebeğin kullandığı kıyafet, havlu ve nevresim gibi ürünleri en az 60 derecede yıkayıp ütüleyin.

Doğum öncesi ve sonrasında 15 güne dikkat edin!

Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “Anne ve babaların doğumdan önceki ve sonraki 15 günde mümkün olduğu kadar az insanla temas etmeleri çok önemli. Böylelikle anne ve babanın Covid pozitif biri ile temas etmemesi sağlanmakta ve bebeğe de Covid bulaştırma riski azalmaktadır. Her ne kadar rutin planlı doğumlarda anne babaya test yapılabilse de hasta olabildiği halde testin negatif olduğu dönemlerle karşılaşılabiliyor. Doğum öncesi test negatif olabiliyor ama doğum sonrasında pozitif olduğu ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle anne ve babanın, özellikle de çalışan, aşı olmamış gebelerin doğum öncesi ve sonrasındaki 15 günde kendilerini izole etmeleri çok şart” diyor.

Pause Sağlık

Aşırı kaygıdan kaçının

Yenidoğan dönemi anne baba da kaygıyı tetikleyip arttırabilirken, hele bir de pandemi sürecine denk gelmesi çok daha fazla anksiyeteye yol açıyor. Bu nedenle yeni doğan bebeğin bakımında kaygı düzeyinin fazla olması anne babada uyku düzensizliklerine neden olurken; bebekte de uykuya dalma sıkıntısı, gerginlik, beslenme ve gaz sorunlarına neden oluyor. Anne baba mümkün olduğu kadar izole bir şekilde bebekleri ile kaldıkları, çevre ile teması kestikleri taktirde hastalık korkusu da azalacağı için bebekleri ile daha rahat ortamda birlikte olabilir, bu sorunların önüne geçebilirler.

 Bebeğinizin aşılarını mutlaka düzenli yaptırın

Bebeğin yeni doğan süreci ve sonrasındaki aşılama süreçlerini atlamamalı ve aşılarına düzenli devam edilmelidir.

 Anne, baba ya da bebek Covid pozitif ise!

Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş; anne, baba ya da bebeğin Covid pozitif çıkması durumunda yapılması gerekenlere yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu;

Pause Sağlık

Emziren anne Covid pozitif ise!

  • Anne Covid pozitif ise çift maske takmalıdır.
  • İlacını mutlaka kullanmalıdır.
  • Beş günlük ilaç kullanma döneminde sütünü sağıp atmalıdır!
  • Bazı anneler ilaç kullanmayıp bebeklerini emzirmeyi tercih ediyorlar. Ancak ateş 38 derece ve üstüne çıktığında hiç bir enfeksiyonda emzirmeyi önermiyoruz. Çünkü anne sütünden bulaş olabiliyor.
  • Anne Covid nedeniyle ilaçlarını kullanırken; emzirme gerektiği ya da memesinin dolduğu zamanlarda mutlaka memesini boşaltmalı, sütü sağıp atmalıdır. Bu süreçte bebeğin beş gün mama ile beslenmesini öğretiyoruz.
  • Bebeğe bulaştırmaması açısından mutlaka mesafeye dikkat etmeli ve bebeğin odasına daha az girmeli, temel ihtiyaçları dışında mesafesini korumalıdır.
  • Test negatife dönünce; anne yeniden bebeğini emzirmelidir.

Pause Sağlık

Baba Covid pozitif ise!

  • Aile üyelerinden biri; örneğin baba enfekte olduysa mutlaka farklı bir yerde izole edilerek anne ve bebekle teması kesilmelidir. Evde çift maske takmalıdır. Anneye destek için farklı bir aile bireyinden yardım alınabilir.

 Bebek Covid pozitif ise!

  • Yeni doğan bebekler de enfekte olabildiğinden; şüpheli bir durum varsa anne ve baba mutlaka maske kullanarak bebeğe bakmalıdır ve hemen hastaneye götürmelidir.
  • Bebeğin Covid testi pozitif çıkarsa; bebek Covid olduğunda genellikle solunum sıkıntısı olarak belirti vermektedir. Bu sebeple Covid olan yeni doğan bebekler evde takip edilmez ve hastanede takibe alınır. Oluşan bulgu ve belirtilere göre tedaviye yönlendirilir. Yeni doğan bebekler için özel bir Covid tedavisi uygulanmıyor. Destek tedavisi verilen yeni doğan bebeklerde gerektiğinde ventilatör ile solunum desteği yapılmaktadır.