Yazılar

Aynı evde yaşamanın 9 önemli kuralı

Aynı evde yaşamanın 9 önemli kuralı

Dünyada ve ülkemizde hızını her geçen gün artırarak yayılmaya devam eden Covid-19 virüsü artık çocuklarda da daha sık görülür oldu. Covid-19’un bugünlerde çocukları da yakalamasında kademeli yüz yüze eğitime geçilmesinin ve mutant virüsünün daha kolay enfekte özelliğe sahip olmasının etkili olduğu düşünülse de, bu varsayımları ispatlayan net veriler henüz mevcut değil. Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Tıraş, Covid-19 pozitif olan çocukların mutlaka evde izlenmeleri gerektiğine dikkat çekerek, “Enfekte olan çocuklar okula gönderilmemeli, evde gidişatı takip edilmeli. Düzenli aralıklarla ateşi kontrol edilmeli; yüksek ateş, ishal, öksürük veya solunum probleminde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.” diyor. Peki, hem çocuğumuzun hem evdeki yetişkin bireylerin sağlığı için evimizde neler yapmalı, nelerden kaçınmalıyız? Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Tıraş, evde almamız gereken önlemleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Ayrı bir odada izlemeye çalışın

Covid-19 enfeksiyonunda klinik bulgular gelişmeden 2 gün önce bulaştırıcılık başlıyor. Dolayısıyla çocuğunuzda belirtilerin başlaması ile PCR testinin yapılması sürecinde virüs evdeki diğer bireylere de genellikle bulaşmış oluyor. Eğer tanı konulduğu ana kadar enfekte olmamışsanız, çocuğunuzu mümkün olduğunca tek odada karantina koşularında izlemeye çalışın. Bu süreci ona mutlaka anlatmalı ve korunmanın öneminden bahsetmelisiniz. Ancak ev ortamında çocuğun bir odada izole olarak kalması erişkinler gibi mümkün değil elbette. Çünkü kendine bakamayacağı ve ihtiyaçlarını tek başına göremeyeceği için izolasyonu bu noktada zorlaşıyor. Çocuğu izole edemediğimiz için virüsü bulaştırıcılığı evdeki yetişkinlere nazaran çok daha fazla oluyor. Bu nedenle büyüklerin kendilerini korumaları çok önemli.

Yanındayken çift maske takın

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Tıraş, “Çocuğunuz 2 yaş üstündeyse ve maske taktırabiliyorsanız bu oldukça yararlı olur. Kullandığı maskeyi her 4-6 saatte bir ya da ıslandığında mutlaka değiştirmelisiniz” diyerek, şöyle devam ediyor: “Ancak çocukların maskeyle zaman geçirmeleri biraz daha zor olduğu için erişkinlerin takmalarını istiyoruz. Dolayısıyla ev içerisinde mutlaka maskeyle dolaşın. Çocuğunuzun yanındayken çift maske takmalı ve maskenizi aynı şekilde her 4-6 saatte bir veya ıslandığında hemen değiştirmeyi alışkanlık haline getirmelisiniz.”

Banyoyu her kullanımın ardından temizleyin

Evde ortak kullanım alanlarında dikkatli olun. Örneğin eğer ayrı bir tuvalet ve banyonuz varsa, çocuğunuzun bu alanları tek başına kullanmasını sağlayın. Tuvalet ve banyo kullanımından sonra; lavaboyu, klozeti, duş alanını, çeşme musluklarını ve yer yüzeyini temizlemeyi asla ihmal etmeyin.

Evi düzenli aralıklarla havalandırın

Kapalı ortamların havalandırılmaları bu süreçte ayrı bir önem taşıyor. Dolayısıyla evdeki havanın yenilenmesine dikkat edin. Evinizi günde en az 3-4 kez, 10’ar dakika havalandırmanız çok önemli.

Yastık ve nevresimleri sık sık değiştirin

Çocuğunuza ve size ait nevresimleri 3 günde bir, yastık yüzlerini de her gün değiştirmeye, bunları makinede en az 60 derecede yıkamaya devam edin. Yatağı mutlaka ayrı olmalı, sizlerle yatmamalı. Çocuğunuza ait malzemeleri mümkünse başkası kullanmamalı. Çatalı, bıçağı da mutlaka ona ait olmalı. Atılabilir ve tek kullanımlık olan malzemeleri tercih etmenizde fayda var. Kıyafet ve havlularını ütüleyerek dezenfekte etmeniz de son derece önemli.

İştahı yoksa sevdiği gıdalarla besleyin

Covid-19 enfeksiyonuna karşı güçlü bir bağışıklık sistemi çok önemli. Dolayısıyla çocuğunuzun sağlıklı beslenmesinin yanı sıra hekim önerdiyse vitamin takviyelerine devam etmesi gerekiyor. “Covid-19 pozitif olan çocuklara özel bir beslenme önerimiz yok. Ancak C vitamininden zengin beslenmesinde ve düzenli D vitamini takviyesi almasında yarar var.” bilgisini veren Dr. Ülkü Tıraş, önerilerine şöyle devam ediyor: “Özellikle hasta olduklarında çocuklar iştahsız olabiliyor. Bu dönemde çocuğunuzun daha çok sevdiği gıdalara yönelerek beslenmesini sürdürmeye çalışmanız gerekiyor. Eğer ciddi iştah problemi olursa bu durumda bazen damar yoluyla beslenmesi gerekebiliyor.”

PCR testini oyuna dönüştürün

Hemen hepimiz PCR testinin rahatsız edici olduğunu biliyoruz. Dr. Ülkü Tıraş “Eğer PCR testinden korkmaması için “Burnuna, boğazına pamukla dokunacaklar ve burnun gıdıklanacak şeklinde cümlelerle bu süreci bir oyuna dönüştürürseniz, test öncesinde çocuğunuz için belirsizlik biraz daha ortadan kalkmış oluyor” diyor.

KKAT! İÇ DÜNYALARINI SARSABİLİYOR!

Covid -19’a yakalanan tüm yaş grubundaki çocuklarda anksiyete ve stres yaşanıyor. Örneğin çoğunda belirti olmadığı veya hafif semptomlar geliştiği için çocuklar evde neden izole olmaları veya hastanede neden yatarak tedavi edilmeleri gerektiğini anlamıyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Uzman Psikolog Duygu Kodak, her yaş grubunun bu süreci farklı açıdan değerlendirdiklerini belirterek, “Koronavirüs çocuklarda tüm yaş gruplarında stres, endişe veya korkuya yol açabiliyor. Bu nedenle Covid-19’a yakalanan çocuğunuzla konuşun ve onu dikkatlice dinleyin. Davranışlarının ve alışkanlıklarının kötüye gidip gitmediğini gözlemleyin. Gerekirse profesyonel yardım alın” diyor ve çocukların bu süreci sağlıklı atlatabilmeleri için nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini şu şekilde anlatıyor:

Oyun, çizim ve çizelgelerle anlatın

Hemen her çocuk soğuk algınlığı veya grip olmanın nasıl bir his olduğunu biliyor. Dolayısıyla insanların koronavirüsten hastalanabileceğini ve tıpkı gripte olduğu gibi evde kalmaları gerektiğini söyleyebilirsiniz. Virüsü veya karantina altında olmanın önemini anlatmak için oyun terapisi, çizimler ve çizelgeler kullanabilirsiniz.

Yanındayım, buradayım” mesajını verin

Covid-19 enfeksiyonuna yakalanan 3 ila 6 yaş arasındaki çocuklarda alt ıslatma davranışları, ebeveynlerinden veya bakıcılarından ayrı kalma korkusu nedeniyle kaygı gibi sorunlar gelişebiliyor. Ayrıca öfke nöbetleri başlayabiliyor veya uyumakta zorluk yaşanabiliyor. Bu sorunların önüne geçmek için çocuğunuzun duygularını anladığınızı, ihtiyacı olduğu her an onun yanında olduğunuzu hissettirin, “Yanındayım ve buradayım” mesajını verin ki daha fazla kaygıya kapılmasınlar.

Duygularını paylaşmasını destekleyin

Enfekte olan 7-10 yaş aralığındaki çocuklar gerçekçi değerlendirme yapamayabiliyor, televizyondan, akranlarından ve aile konuşmalarından küçük bilgiler toplayabiliyorlar.  Duydukları karşısında üzgün, kızgın veya korkmuş hissedebiliyorlar. Ayrıca bazı çocukların hastanede yakınları tedavi altında oluyor, bazıları enfeksiyon nedeniyle yakınlarını kaybedebiliyor. Bu durum daha fazla korkuya ve kızgınlığa yol açabiliyor. Dolayısıyla çocuğunuzun Covid-19’la ilgili hatalı bilgilerini düzeltmeniz çok önemli. Bunun için onunla konuşun, duygularını ve düşüncelerini sizinle paylaşması konusunda destekleyici olun.

2 yaş altındaki çocuklarda daha sık görülüyor

2 yaş altındaki çocuklarda daha sık görülüyor

 Burun tıkanıklığı, öksürük ve hapşırık gibi nezle-grip benzeri belirtilerle ortaya çıkıyor, zamanında müdahale edilmezse hızla ilerleyerek ciddi tablolara neden olabiliyor. Genellikle 2 yaş altındaki çocuklarda görülen  bu hastalığın adı; bronşiolit! Akciğerlerde bronşiol denilen küçük hava yollarının daralması sonucu gelişen ve solunum sıkıntısıyla kendini gösteren bir alt solunum yolu hastalığı olan bronşiolit, viral enfeksiyonların yaygın görüldüğü kış aylarında kapımızı daha sık çalıyor.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şebnem Kuter, Covid-19’un ağır hastalık yapma riski yetişkinlere nazaran daha düşük olsa da, özellikle pandemide çocukları bronşiolitten korumanın her zamankinden daha önemli hale geldiğini belirterek, “Covid-19 enfeksiyonu akciğer dokusunun tutulumuyla karşımıza geliyor. Akciğerlerin kanı temizleme işlevini yerine getirmesine engel oluyor, bunun sonucunda kanda oksijen seviyesi düşüyor, karbondioksit birikiyor ve solunum sıkıntısı artıyor. Küçük hava yollarında daralma nedeniyle benzer bulgular oluşturan bronşiolit tablosuna Covid-19 enfeksiyonunun eklenmesi, hastalığın daha ciddi seyretmesine yol açabiliyor. Dolayısıyla özellikle bronşiolit geçirmiş olan çocukların daha özenle korunmaları büyük önem taşıyor” diyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şebnem Kuter, pandemide çocukları bronşiolitten koruyan önerilerini 8 başlık altında anlattı; önemli uyarılarda bulundu!

Nezle-grip semptomlarıyla başlıyor

Bronşiolit; burun akıntısı, burun tıkanıklığı, öksürük ve hapşırık gibi nezle ya da grip semptomlarıyla başlıyor. Ateş genellikle normal veya hafif yüksek olarak görülüyor. Çocukların bazılarında, özellikle de risk faktörleri olanlarda hastalık hızla ilerliyor ve bu bulgulara; hırıltılı solunum, hızlı nefes alıp verme ile öksürük ekleniyor. Solunum yükünün artması sonucu yardımcı solunum kaslarının devreye girdiğini anlatan Dr. Şebnem Kuter, bronşiolitte erken teşhisin önemini şöyle anlatıyor: “Bu tabloyu muayenede; burun kanatlarının solunuma eşlik etmesiyle, karnın inip kalkmasıyla, kaburgaların arasındaki kasların derin çukurlar oluşturmasıyla gözlemliyoruz. Bir süre sonra sıvı alımının ve beslenmenin bozulması nedeniyle idrar çıkışı azalabiliyor. Hastalık daha da şiddetlendiğinde dil ve dudaklarda morarma ile cilt renginde soluklaşma şeklinde sorunlar gelişebiliyor. Solunum ve kalp durmasına kadar gidebilecek olan bu tabloyu önlemek için doktora zamanında başvurmak çok önemli.”

En sık görülen nedeni RSV virüsü!

Bebeklerde ve çocuklarda küçük hava yolları erişkinlere göre sayıca daha az ve daha dar oluyor. Ayrıca bu havayollarını çevreleyen kıkırdak dokunun da daha yumuşak olduğunu belirten Dr. Şebnem Kuter, “Bunun sonucunda hava yolları kolayca tıkanarak bronşiolit tablosunun gelişmesine yol açıyor. Tüm bu nedenlerle 2 yaş altındaki çocuklarda bronşiolit tablosu daha sık ortaya çıkıyor.” diyor.

Bronşiolitin en sık görülen nedenlerinin başında ise virüsler geliyor. Virüsler arasında da her 2 çocuktan birinde bronşiolitten RSV (Respiratuvar Sinsitiyal Virüs) olarak bilinen virüs sorumlu oluyor. Dr. Şebnem Kuter erken doğan, anne sütüyle beslenmeyen, kronik kalp ve akciğer hastalığı veya zayıf bağışıklık sorunu olan, kalabalık ailede yaşayan, erken dönemde kreşe başlayan, en önemlisi de sigara içen ailelerin çocuklarının bronşiolite daha yatkın olduğunu söylüyor.

Tedavi için geç kalmayın

Bronşiolit tedavisinde çocuklar genellikle destek tedavileriyle evde izlenebiliyor. Zorlu ve hızlı nefes alan, çarpıntısı olan, kandaki oksijen seviyesi düşen çocukların ise hastanede yatırılarak tedavi altına alındığını vurgulayan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şebnem Kuter, bu süreci şöyle anlatıyor: “Tedavide nemli oksijen desteği, hava yollarının genişlemesine yardımcı olan ve buhar şeklinde uygulanan ilaçlar ile ödemi  azaltmaya yardımcı kortizonlu ilaçlara başvurulabiliyor. Tüm bu ilaçların uygulanma sıklığı hastalığın ağırlık derecesine göre değişiyor. Sık nefes alıp vermeyle oluşacak olan sıvı kayıplarını önlemek için damar yolundan sıvı desteği yapılıyor. Enfeksiyon değerleri yükselmiş veya akciğer filminde zatürre bulguları olan çocuklarda antibiyotik tedavisi uygulanabiliyor.”

Bronşiolite karşı 8 etkili öneri

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şebnem Kuter, ebeveynlere yönelik önerilerini 8 maddede şöyle sıralıyor:

 

  • Çocuğumuzu korumak için ebeveyn olarak işe önce kendimizi korumakla başlamalıyız. Unutmayın ki bu dönemde çocuklarımıza viral enfeksiyonları taşıyacak olan bizleriz. Bu nedenle kalabalık ortamlara girmemeye özen gösterin.
  • Hasta olmadıklarından emin olsanız bile sessiz taşıyıcılar olabilecekleri için evinizde misafir ağırlamayın.
  • El hijyeninize çok dikkat etmeli; ellerinizi gün içinde sık sık, en az 20 saniye boyunca su ve sabunla yıkamalısınız. Dışarıdaysanız alkol bazlı dezenfektanlar kullanabilirsiniz. Çocuğunuza da el hijyenini öğretin, ellerini yıkamaları gerektiğini sık sık hatırlatın.
  • Mutlaka maske takın ve maskenizi sık aralıklarla değiştirin. Eğer 2 yaş üstündeyse maske takma alışkanlığı edindirin, maskesini düzenli olarak değiştirin. Henüz 2 yaşın altındaysa, pusetini, puset örtüleriyle çevreleyerek onu damlacıklardan koruyabilirsiniz.
  • Dengeli ve tüm besin gruplarından zengin beslenmesini sağlayın. Çocuğunuz mutlaka günlük taze meyve ve sebze tüketmeli, bol bol sıvı almalı.
  • Anne sütünüz varsa, 2 yaşına kadar emzirmeye devam edin.
  • Rutin doktor kontrollerini ve aşılarını pandemi döneminde de ihmal etmeyin.
  • Sigara dumanına maruz kalmasını önleyin.

Hangi aşı ne zaman yapılmalı?

Hangi aşı ne zaman yapılmalı?

Covid-19 virüsünün bulaşmasını önlemek için yoğun bir şekilde sürdürülen çalışmalar, aşının kişisel sağlığın ötesinde toplumlar için ne kadar büyük bir öneme sahip olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Covid-19 enfeksiyonu aylardır diğer hastalıkların önüne geçmiş gibi görünse de özellikle hepatit, kızamık ya da su çiçeği gibi aşı ile önlenebilir hastalıklar yayılmaya devam ediyor. Bu nedenle bebeklerin ve çocukların aşılarının düzenli olarak yaptırılması gerekiyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, çocukluk çağı aşılarının ihmale, ertelemeye gelmeyeceğini vurgulayarak “Çocukluk çağı aşılarına karşı olan yaklaşım giderek büyüyor. Ancak aşı karşıtları hem kendi çocuklarının hem de toplumun sağlığını riske atıyor. Tüberkülozdan ölen, çocuk felcinden sakat kalan, kızamık salgınıyla beyin hasarı kalan çocukları günümüzde görmüyorsak, bu yapılan aşılamalar sayesindedir.” diyor. Aşılamanın özellikle pandemi sonrası toplum sağlığı açısından çok önemli olduğunun altını çizen Dr. Demet Matben, Sağlık Bakanlığı’nın aşı programıyla beraber bu kapsam dışında olan özel aşılardan bahsederek anne babalara ve ailelere önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Hepatit B aşısı karaciğeri koruyor

Karaciğer iltihabı anlamına gelen ve çeşitli tipleri bulunan hepatit, en yaygın bulaşıcı hastalıklar arasında. Türkiye’de oldukça yaygın olan Hepatit B hastalığı, ilerleyen dönemde kronik hepatite ve siroza neden olabiliyor. Hepatit B virüsü, bu virüsü taşıyan anneden, kan ve kan ürünlerinin nakli, cinsel ilişki, küçük kesikler, kulak delinmesi, dövme, diş tedavisi, manikür ve pedikür işlemleri nedeniyle bulaşabiliyor. Yol açtığı sorunlardan korunmak için bebek doğar doğmaz yapılan Hepatit B aşısı, birinci ve altınca aylarda tekrarlanarak üç doz halinde uygulanıyor.

Beşli karma ile hastalıklara geçit yok!

Her biri birbirinden tehlikeli olan difteri, tetanos, boğmaca, çocuk felci ve menenjit hastalıklarından korunmak için “beşli karma” şeklinde uygulanan aşı, 2, 4, 6 ve 18. aylarda yapılıyor, ardından 4 ve 9. yaşlarda da tekrar edilmesi gerekiyor. Çocuklarda menenjite en sık yol açan bakterinin hemofilus influenza olduğunu belirten Dr. Demet Matben, “Bu aşı çocukları menenjitten de koruyor. Ancak Beşli Karma (DaBT-İPA- Hib) aşıların koruyuculuğu en az üç dozu yaptırdıktan sonra başlıyor. Bu nedenle ne kadar erken yapılırsa koruma o kadar erken dönemde başlıyor. İkinci aydan itibaren bu aşıların yapılması gerekiyor” diye bilgi veriyor.

Zatürreye karşı pnömokok aşısı

Zatürre olarak geçen pnömokok aşısı, sinüzit ve zatürreden orta kulak iltihabına ve pnömokok menenjite kadar geniş bir koruyuculuğa sahip. Covid-19 virüsünün solunum yollarına etkisi nedeniyle bu aşının öneminin pandemi döneminde daha da arttığına vurgu yapan Dr. Demet Matben, “Pnömokok aşısı bebeğin 2, 4 ve 12. aylarında uygulanır” diyor.

Verem aşısı iz bırakmasa da korur

Verem geride kalan bir hastalık gibi görünse de ülkemizde hala yaygın bir sağlık sorunu sayılıyor. Bu nedenle BCG olarak bilinen verem aşısının uygulanmasının Türkiye açısından büyük önem taşıdığını kaydeden Dr. Demet Matben, “2. aydan itibaren uygulanan aşı sol omuza yapılıyor. Aşının yapıldığı yerde bir yara izi oluyor. Ancak yara izi olmaması aşının tutmadığı anlamına da gelmiyor. Verem aşısı olduysa çocuğunuz verem mikrobuna karşı bağışıklık kazanmış oluyor” diye konuşuyor.

Kızamık, kızamıkçık, kabakulak üçlüsü

Toplum sağlığını yakından ilgilendiren kızamık, kızamıkçık ve kabakulak hastalıklarına karşı koruma sağlayan “üçlü aşı” bir yaşında yapılıyor, yoğun yan etki yapmıyor. Bir hafta, on gün sonra hafif ateş ve döküntü gelişebiliyor ancak bu belirtiler 3-5 günde geçiyor. Son 3-4 yıldan bu yana Avrupa’dan başlayan bir kızamık salgını olduğunu hatırlatan Dr. Demet Matben, “Türkiye’de ara sıra 9. ay ile 11. ay arasındaki bebeklerde ekstra doz kızamık aşısı uygulanıyor ve aşı kampanyaları düzenlenebiliyor.” diyor.

Su çiçeği aşısı bir yaşında yapılıyor

Döküntü yapan ve bulaşıcılığı çok yüksek bir hastalık olan su çiçeğinden korunmak için yapılan aşı da kızamık, kızamıkçık ve kabakulak aşılarıyla beraber 12. ayda uygulanıyor.

Hepatit A’dan korunmak mümkün

Türkiye’de çok sık görülen bulaşıcı hastalık olan Hepatit A, ellerden su ve yiyeceklerden bulaşıyor, karaciğeri etkiliyor. Çocukluk çağında 18 ve 24. ayda iki doz şeklinde uygulanan aşı ise bu yaygın hastalıktan koruyor ve herhangi bir yan etkisi bulunmuyor.

Rotavirüse ve menenjite savaş açan aşılar

Sağlık Bakanlığı’nın aşı takviminde yer almamasına karşın çocuk sağlığı açısından gerekli olan başka aşılar da bulunuyor. Bunlardan rota virüs ve meningokok aşıları öne çıkıyor. Rota virüsün çocukluk çağından çok sık görülen mikrobik olmayan ishal nedeni olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, “Çocukların yüzde 90’ı ishal, kusma, ateş şikayetiyle hastaneye gelir. Genel sağlık durumu bozukluğuna yol açabilen bu virüs, hayati riske de neden olabilir” diyor. Ağızdan alınan rotavirüs aşısının iki ya da üç doz uygulanan türleri bulunuyor. İlk uygulama genellikle 2 ya da 3. ayda yapılıyor. Erken çocukluk çağından itibaren görülen bir menenjit türü olan meningokokun, 24 saat içerisinde damar sistemini etkileyip kanama, pıhtılaşma bozukluğu ve çoklu organ yetmezliği ile yaşamı tehdit eden büyük bir sağlık sorunu haline gelebildiğini vurgulayan Dr. Demet Matben “İki türü bulunan aşı en erken 3. ayda uygulanıyor. Etkisi aşılamadan altı hafta sonra başladığı için erken uygulama önemli. Bir yaşın altındaki çocuklar daha yüksek risk taşıdığı için aşılama mümkün olduğunca erken başlamalı. Ancak ilerleyen yaşlarda da yapılabilir. Doz sayısı yaşa göre değişiyor” diye konuşuyor.