Yazılar

Sky Karaköy’de Yazın Ritmi Başladı

İstanbul’un en özel teraslarından biri olan Sky Karaköy, 2026 yaz sezonunda Boğaz manzarası eşliğinde müzik, gastronomi ve şehir enerjisini bir araya getirerek şehrin en canlı buluşma noktalarından biri olmaya devam ediyor. JW Marriott Istanbul Bosphorus’un terasında konumlanan mekân, gün batımından geceye uzanan atmosferiyle misafirlerine unutulmaz bir deneyim sunuyor.

Müzik ve Atmosfer

Mayıs ayı boyunca resident DJ Serkan İsmail’in performanslarıyla sezona giriş yapan Sky Karaköy, yaz boyunca farklı DJ setleriyle müzik programını zenginleştirecek. İstanbul silüetini 360 derece panoramik manzarayla sunan mekân, şehrin gece ritmini yukarı taşıyor.

Gastronomi ve Kokteyl Deneyimi

Sky Karaköy’ün yeni sezon menüsü, hafif ve paylaşım odaklı lezzetler ile imza kokteyllerden oluşuyor. Günün farklı anlarına uyum sağlayan bu seçki, yaz akşamlarını gastronomiyle buluşturan bütünsel bir deneyim sunuyor. Hafif dokular, modern sunumlar ve özgün kokteyller, mekânın Boğaz manzarasıyla birleşerek yaz boyunca şehrin en keyifli adreslerinden biri olmasını sağlıyor.

Sky Karaköy, güçlü barı, seçkin müzikleri ve güncellenen menüsüyle İstanbul gecelerini yaz boyunca özel bir gurme ve eğlence deneyimine dönüştürüyor.

 

#SkyKaraköy #JWMarriottIstanbul #İstanbulGeceHayatı #BoğazManzarası #GurmeDeneyim #BarRestoran #DJPerformans #YazSezonu #İstanbul #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Aşırı El Yıkama Ciltte Enfeksiyon Riskini Artırıyor

Uzmanlar, el hijyeninin, enfeksiyonların yayılmasını önlemede en etkili ve en basit yöntemlerden biri olarak öne çıktığını söylüyor.

Ellerin doğru zamanda ve en az 20 saniye süresince uygun teknikle yıkanması gerektiğini vurgulayan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Ancak ellerinizi görünür bir kirlenme, riskli temas veya tuvalet sonrası, yemek öncesi gibi durumlar olmadığı halde, sırf bir ritüel olarak saatte birçok kez yıkıyorsanız sınır aşılmış demektir.  Ciltteki doğal bariyer (yağ tabakası) yok olduğunda, cilt kurumaya ve gerilmeye başladığında fayda yerini zarara bırakır.” dedi. Özellikle 3–5 saniyelik yıkamaların yeterli olmadığı ve hijyen sağlamadığı ifade eden Dr. Mamçu, el hijyeninde dengenin korunması gerektiğini aktardı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü kapsamında el hijyeninin enfeksiyonları önlemedeki önemi ile yanlış teknik kullanımı ve aşırıya kaçmanın cilt sağlığına zararları hakkında bilgi verdi.

Dr. Dilek Leyla Mamçu

Dr. Dilek Leyla Mamçu

Yetersiz hijyen, özellikle çocuklarda ölümlerin en önemli nedenlerinden biri!

El hijyeninin kritik bir halk sağlığı konusu olduğunu aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Tüm dünyada, temiz olmayan su ve gıda kaynakları ile yetersiz hijyen şartları özellikle çocuklar arasındaki ölümlerin en önemli nedenlerinden biridir.” dedi.

Dr. Mamçu, grip, soğuk algınlığı, zatürre, ishal, Hepatit A gibi halk sağlığını tehdit eden birçok hastalığın doğru yıkanmayan eller aracılığı ile bulaştığı vurgusunu yaptı.

El hijyeni, enfeksiyon zincirini kırmanın en ucuz ve en etkili yolu!

Ellerimizin çevreyle temas eden en aktif organ olduğunu hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Patojenlerin (mikropların) vücuda giriş yolu olan ağız, burun ve gözlere taşınmasında ana köprü görevi görürler. El hijyeni, enfeksiyon zincirini kırmanın en ucuz ve en etkili yoludur.” dedi.

Gün içinde el yıkama sıklığı için ‘sağlıklı sınır’ın sayısal bir rakamdan ziyade ihtiyaca dayalı olduğunu kaydeden Dr. Mamçu, “Ancak ellerinizi görünür bir kirlenme, riskli temas veya tuvalet sonrası, yemek öncesi gibi durumlar olmadığı halde, sırf bir ritüel olarak saatte birçok kez yıkıyorsanız sınır aşılmış demektir.  Ciltteki doğal bariyer (yağ tabakası) yok olduğunda, cilt kurumaya ve gerilmeye başladığında fayda yerini zarara bırakır.” şeklinde konuştu.

Ellerin aşırı yıkanması cildi bozarak enfeksiyon riskini artırabiliyor!

Aşırı yıkama sonucu ciltte oluşan mikro çatlaklar ve egzamanın oldukça yaygın olduğunu ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, şunları söyledi:

“Tahriş olmuş, bütünlüğü bozulmuş bir cilt, mikroplar için açık bir kapı haline gelir. Yani ellerinizi aşırı yıkayarak cildinizi bozarsanız, enfeksiyon riskini azaltmak yerine artırırsınız. Sağlam bir deri, mikroplara karşı en güçlü kalkandır. Çok sık el yıkama, kolonya kullanma davranışı bulaş riskini ortadan kaldırıp anlık rahatlama sağlasa bile bakıldığında 5 dakikada bir el hijyeni, temizlik hastalığını beraberinde getirebilir. El yıkama bizi hastalıklardan korur bu doğru ancak bu el yıkama rutininin çok üzerine çıkıp takıntılı bir hale dönüşmemeli.”

Doğru zamanda, doğru teknikle…

‘Yeterli el hijyeni’nin nasıl tanımlanması gerektiğine değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Doğru zamanda, doğru teknikle (en az 20 saniye, tüm yüzeyleri kapsayacak şekilde) ve cildi kurutmadan yapılan temizliktir. Sadece suyla değil, sabunla veya sabun yoksa alkol bazlı dezenfektanla yapılmalıdır.” dedi.

Dr. Mamçu, yemek hazırlamadan önce ve yedikten sonra, tuvalet kullanımı sonrası, hapşırma, öksürme veya burun silme sonrası, çöplere dokunduktan sonra, dışarıdan eve girince, hasta birine temas etmeden önce ve sonra el yıkamanın gerçekten zorunlu olduğuna işaret etti.

Elleri 3-5 saniye suyun altına tutup çekmek, yıkamak sayılamaz!

El hijyeni konusunda toplumda en sık yapılan yanlışlar hakkında da bilgi veren Dr. Dilek Leyla Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Elleri sadece 3-5 saniye suyun altına tutup çekmek, yıkamak sayılamaz. Islak eller mikropları kuru ellere göre çok daha kolay yayar. Ellerin iyice kurulanmaması büyük bir hatadır. Elleri dezenfekte etmek için çok sıcak su kullanmak mikropları öldürmez, sadece cildi tahriş eder.

El hijyeni konusunda toplumun bilmesi gereken en önemli 3 konu; her an değil, riskli temas sonrası el yıkanmalı, yıkama sonrası nemlendirici kullanarak cilt bütünlüğü (bariyeri) korunmalı, kısa süreli yıkamanın temizlik sağlamadığı unutulmamalı ve parmak araları ile tırnak dipleri ihmal edilmemeli.”

 

 

#ElHijyeni #SağlıkHaberi #DilekLeylaMamçu #EnfeksiyonÖnleme #CiltSağlığı #DünyaElHijyeniGünü #Hijyen #SağlıklıYaşam #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Mirada Exclusive Bodrum’da Yaz Sezonu 11 Mayıs’ta Başlıyor

Bodrum’un kalbi Asarlık Koyu’nda, Karaada manzarasına karşı konumlanan Mirada Exclusive Bodrum, 11 Mayıs itibarıyla 2026 yaz sezonuna kapılarını açıyor. Denize sıfır konumu, ultra her şey dahil konsepti ve iyi yaşam odaklı yaklaşımıyla otel, misafirlerine konfor, gastronomi ve sanatla zenginleşen ayrıcalıklı bir tatil deneyimi sunuyor.

Ayrıcalıklı Sahil Deneyimi

Mirada Exclusive Bodrum, bölgenin en uzun mavi bayraklı plajlarından birine ev sahipliği yapıyor. Misafirler için üç farklı sahil alanı tasarlandı:

Aqua Beach İskelesi: 3 bin metrekarelik görkemli yapısıyla denizin üzerinde konfor alanı yaratıyor.

Executive Beach: Daha dingin ve seçkin bir atmosfer arayanlara özel.

Kum Plajı: Doğallığın huzurunu sunarak Ege’nin ritmini en saf haliyle hissettiriyor.

Gastronomi ve Lezzet Yolculuğu

Otel, Türk ve dünya mutfaklarından seçkin tatları buluşturan zengin açık büfesinin yanı sıra üç özel A La Carte restoranıyla öne çıkıyor:

Sirtaki: Ege otları ve komşu kıyıların zarif dokunuşlarıyla Yunan mutfağı.

Sunset: Taş fırın lezzetleri ve sofistike başlangıçlarla İtalyan mutfağı.

Anatolia: Anadolu’nun köklü mutfak mirasını yerel ürünlerle harmanlayan özgün tatlar.

Çocuklar ve İyi Yaşam İçin Özel Alanlar

Çocuklu aileler için yaratıcı oyun ve etkinlik alanları sunan otel, minik misafirlerin güvenli ve eğlenceli bir tatil geçirmesini sağlıyor. Mia Spa ve Fitness alanları ise Türk hamam ritüelleri, modern spa uygulamaları, yoga ve pilates seanslarıyla misafirlerine ruh ve beden arınması sunuyor.

Mirada Exclusive Bodrum, yaz boyunca deniz, gastronomi, sanat ve sağlıklı yaşamı bir araya getirerek Bodrum’un en canlı tatil merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Adres: Asarlık Mevkii, Turkuaz Sk. D: 8/10, 48400 Bodrum / MUĞLA

Telefon: 444 20 30

info.bodrum@miradahotels.com  @miradaexclusivebodrum

 

 

#MiradaExclusiveBodrum #BodrumTatil #TurizmHaberi #OtelDeneyimi #UltraHerŞeyDahil #MiaSpa #Gastronomi #AsarlıkKoyu #BodrumSezonu #LüksTatil #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yeni Nesil Kablosuz Kulaklık: JBL’den Pure Bass Deneyimi

Dünyanın önde gelen ses teknolojisi markalarından JBL, yeni kablosuz kulaklığı JBL Tune 530BT’yi müzik tutkunlarıyla buluşturdu. Yenilenen tasarımı, çift mikrofon sistemi, güçlendirilmiş hızlı şarj özelliği ve güncellenen JBL Headphones uygulamasıyla JBL Tune 530BT, kullanıcılarına uzun süreli ve yüksek kaliteli bir müzik deneyimi sunuyor.

76 Saatlik Pil Ömrü ve Hızlı Şarj

JBL Tune 530BT, markanın imza niteliğindeki Pure Bass Sound teknolojisiyle derin ve güçlü ses performansı sağlıyor. 76 saate varan pil ömrüyle dikkat çeken kulaklık, yalnızca 5 dakikalık hızlı şarjla 5 saate kadar ek dinleme süresi sunuyor. Gün boyu konfor sağlayan hafif ve katlanabilir tasarımıyla hareketli yaşam tarzına uyum sağlıyor.

Akıllı Bağlantı ve Net Görüşme

Cihazlar arasında kesintisiz Bluetooth geçişiyle her zaman bağlantıda kalmayı sağlayan JBL Tune 530BT, iki yönlü beam forming mikrofon sistemiyle arka plan gürültüsünü azaltarak net bir ses deneyimi sunuyor. Kalabalık ortamlarda bile kristal netliğinde görüşme imkânı sağlıyor.

Kişiselleştirilebilir Ses Deneyimi

JBL Headphones uygulaması üzerinden kullanıcılar, EQ ön ayarlarıyla ses profillerini kişiselleştirebiliyor. “Varsayılan”, “Bas” ve “Vokal” modlarıyla müzik tarzına göre dengeli bir dinleme deneyimi oluşturmak mümkün.

JBL Tune 530BT, uzun pil ömrü, güçlü ses performansı ve akıllı bağlantı özellikleriyle müzikseverlerin vazgeçilmez teknolojik aksesuarı olmaya aday.

 

#JBL #JBLTune530BT #TeknolojiHaberi #KablosuzKulaklık #PureBassSound #BluetoothKulaklık #MüzikDeneyimi #SesTeknolojisi #JBLHeadphones #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

70.000’den Fazla Üretimle Avrupa’nın Lideri

Toplu yolcu taşımacılığının en çok tercih edilen modellerinden biri olan IVECO BUS CROSSWAY, 20. yılını kutluyor. Bugüne kadar 70.000’den fazla araç üretilen CROSSWAY, güvenilirliği, performansı, çok yönlülüğü ve yolcu konforuyla şehirlerarası taşımacılıkta bir dünya standardı haline geldi.

Avrupa’nın Lider Şehirlerarası Otobüsü

2006 yılında Çek Cumhuriyeti’nde tanıtılan CROSSWAY, kısa sürede Avrupa ve ötesinde referans noktası oldu. Bugün Avrupa’da satılan her iki şehirlerarası otobüsten biri CROSSWAY imzasını taşıyor. Model, optimize edilmiş toplam sahip olma maliyeti (TCO) ve sürdürülebilirlik odaklı yapısıyla kamu ve özel operatörlerin tercihi olmaya devam ediyor.

Sürdürülebilir Mobiliteye Katkı

IVECO BUS Otobüs İş Birimi Başkanı Claudio Passerini, “CROSSWAY’in 20. yılı, sürdürülebilir mobiliteye olan bağlılığımızın bir sembolü. Bu başarı, ekiplerimizin uzmanlığı ve müşterilerimizin ihtiyaçlarını sürekli dinlememizin bir sonucudur” dedi.

Geniş Ürün Yelpazesi

CROSSWAY serisi bugün beş farklı versiyon (Low Entry, Pop, Line, HV ve Pro) ile sunuluyor. Doğal gaz, hibrit, B100 biyoyakıt ve %100 elektrikli seçenekleriyle enerji dönüşümüne uyum sağlayan model, IVECO BUS’ın teknolojik tarafsızlık stratejisini yansıtıyor.

Kısa mesafeli tarifeli seferlerden okul servislerine kadar geniş kullanım alanına sahip CROSSWAY, uzun ömürlü performans ve sürdürülebilir mobilite vizyonuyla yolcu taşımacılığının geleceğini şekillendirmeye devam ediyor.

 

#IVECOBUS #CROSSWAY #OtobüsHaberi #Otomotiv #TopluTaşımacılık #SürdürülebilirMobilite #OtoHaberi #AvrupaOtobüs #ElektrikliOtobüs #IVECO #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Gastronomi ve Miksoloji Aynı Masada

İstanbul’un gastronomi sahnesinde dikkat çeken bir iş birliği gerçekleşiyor. Inari Omakase ve The Townhouse, mutfak ve bar kültürlerini özel bir seriyle ortak bir zeminde buluşturuyor. İlk buluşma, 14 Mayıs’ta Inari Omakase’nin Etiler’deki Inari Piku restoranında düzenlenecek.

“From Our Side to Yours” Teması

Serinin özgün kurgusunda, markalar deneyimlerini mekânlar arasında taşıyor: İlk gecede Inari Omakase mutfağı The Townhouse’a konuk olurken, ikinci gecede The Townhouse barı Inari Omakase’de yerini alıyor. Böylece her buluşma, iki farklı imzanın yer değiştirerek sunduğu ayrı bir deneyime dönüşüyor.

Çağdaş Japon mutfağına odaklanan Inari Omakase’nin dengeli tat profilleri, The Townhouse’un imza kokteylleriyle birleşerek gastronomi ve miksolojiyi aynı masa etrafında buluşturuyor. Abartıdan uzak, odaklı ve akıcı bir deneyim sunan bu seri, şehrin gastronomi gündeminde sezonun öne çıkan buluşmalarından biri olmaya aday.

Rezervasyon: 0 539 825 31 49 / Inari Piku Etiler

 

#InariOmakase #TheTownhouse #GastronomiHaberi #İstanbulYemeİçme #OmakaseDeneyimi #KokteylKültürü #GurmeEtkinlik #FromOurSideToYours #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Vizesiz ve Hesaplı Tatilin Yeni Adresi: Balkanlar

2026 turizm sezonunda Balkanlar, Türk tatilciler için vizesiz seyahat imkânı, kültürel yakınlık ve uygun fiyat avantajlarıyla öne çıkıyor. Coral Travel Türkiye Genel Müdürü Mehmet Kamçı, Balkanlar’ın artık yalnızca yaz aylarında değil, yılın her döneminde tercih edilen “sezonsuz destinasyon” haline geldiğini açıkladı.

Her Mevsim Ayrı Güzel

Saraybosna, Üsküp ve Ohrid gibi şehirler Osmanlı mirasıyla kültürel bağları güçlendirirken; Karadağ ve Arnavutluk’un Adriyatik kıyısındaki şehirleri deniz tatili ile tarihi atmosferi bir arada sunuyor. Kotor’un surlarla çevrili eski şehir yapısı ve Budva’nın sahil yaşamı, bölgeyi yaz aylarının en popüler rotalarından biri haline getiriyor.

Kampanyalar ve Direkt Uçuşlarla Erişilebilirlik

Coral Travel, Balkan turlarında sunduğu kampanyalarla dikkat çekiyor. Ziraat Bankkart ile sunulan 8.500 TL’ye varan Bankkart Lira fırsatı, yurt dışı tatil planlarını daha erişilebilir hale getiriyor. İstanbul, Ankara ve İzmir’in yanı sıra Samsun, Trabzon, Adana, Diyarbakır, Gaziantep ve Antalya’dan Pegasus Havayolları ve AJet ile düzenlenen direkt uçuşlar sayesinde Balkan turları daha geniş bir kitleye ulaşıyor.

Turizm Profesyonellerine Sahada Eğitim

Coral Travel ayrıca satış acenteleri için düzenlediği eğitim gezileriyle Balkan destinasyonlarını sahada tanıtıyor. Bölgenin öne çıkan şehirleri, konaklama noktaları ve turistik durakları yerinde incelenerek ürün çeşitliliği güçlendiriliyor.

Mehmet Kamçı, “Balkanlar, erişilebilirliği ve sunduğu çeşitlilikle artık ana akım bir destinasyon haline geldi. Misafirlerimize hem avantajlı kampanyalar hem de zengin içerikli rotalar sunmaya devam ediyoruz” dedi.

 

#Balkanlar #TurizmHaberi #CoralTravel #VizesizSeyahat #EkonomikTatil #AdriyatikKıyıları #OsmanlıMirası #YurtDışıTurlar #SezonsuzDestinasyon #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Eda Topçuoğlu, Conrad’ın İletişim Stratejisine Liderlik Edecek

Conrad Istanbul Bosphorus’ta Önemli Atama: Eda Topçuoğlu Pazarlama ve İletişim Direktörü Oldu

İstanbul’un ikonik otellerinden Conrad Istanbul Bosphorus, liderlik kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Stratejik iletişim ve pazarlama alanındaki deneyimiyle öne çıkan Eda Topçuoğlu, otelin yeni Pazarlama ve İletişim Direktörü olarak atandı.

Eda Topçuoğlu kimdir?

Marmara Üniversitesi Fransızca Mütercim Tercümanlık bölümünden mezun olan Topçuoğlu, lüks konaklama sektöründe sekiz yılı aşkın deneyime sahip. Hilton bünyesindeki farklı markalarda görev aldıktan sonra, 2020 yılında Conrad Istanbul Bosphorus ekibine katıldı. Buradaki görevleri sırasında Susona Bodrum, LXR Hotels & Resorts’a da destek verdi.

Conrad Istanbul Bosphorus’ta Pazarlama ve İletişim Yöneticisi ve ardından Müdürü olarak görev yapan Topçuoğlu, otelin 30. yıl kampanyası ve Monteverdi Ristorante’nin açılış süreci gibi önemli projelere liderlik etti. Restoranın kısa sürede Michelin Guide, Gault & Millau ve birçok uluslararası ödüle layık görülmesinde kritik rol oynadı.

Yeni Görev ve Hedefler

Başarılı performansı doğrultusunda Pazarlama ve İletişim Direktörü görevine getirilen Topçuoğlu, otelin tüm pazarlama ve iletişim stratejilerinden sorumlu olacak. Dijital pazarlama, halkla ilişkiler, sosyal medya ve etkinlik yönetimi süreçlerine liderlik ederek Conrad Istanbul Bosphorus’un lüks segmentteki konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

#ConradIstanbulBosphorus #EdaTopçuoğlu #AtamaHaberi #Pazarlama #İletişim #LüksOtel #MichelinGuide #GaultMillau #TurizmVeKonaklama #İstanbul #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Kalça, Basen ve Bacaklardaki Yağlanmaya Dikkat!

Çoğu zaman kilo aldım diye düşünebilir, diyetlerle zayıflayacağınızı düşünebilirsiniz. Ama kilo sandığınız bu yağlanma aslında lipödem olabilir.

Lipödem, aslında özellikle kadınları etkileyen kronik, ilerleyici ve tedavi gerektiren bir hastalık olarak öne çıkıyor. Central Hospital Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Dr. Öğretim Üyesi Sevil Karagül, hastalığın yıllarca fark edilmeden ilerleyebildiğine dikkat çekerek, erken tanının hem fiziksel hem de psikolojik açıdan yaşam kalitesini belirgin şekilde artırdığını vurguluyor.

Lipödem; genellikle kalça, basen ve bacaklarda simetrik yağ birikimiyle kendini gösterirken, bu tabloya ağrı, dokunmaya hassasiyet, kolay morarma ve gün içinde artan ödem hissi eşlik edebiliyor. En önemli ayırt edici özelliklerinden biri ise, diyet ve egzersize dirençli olması. Bu durum, hastaların uzun süre yanlış yönlendirilmesine ve “zayıflayamama” algısıyla psikolojik olarak da yıpranmasına neden olabiliyor.

Dr. Öğretim Üyesi Sevil Karagül

Dr. Öğretim Üyesi Sevil Karagül

Kadınlarda Daha Sık Görülüyor

Lipödemin büyük oranda kadınlarda görülmesi, hastalığın hormonal değişimlerle ilişkili olabileceğini düşündürüyor. Ergenlik, hamilelik ve menopoz gibi dönemlerde belirtilerin artış göstermesi, bu görüşü destekleyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Erkeklerde ise oldukça nadir görülüyor.

“Bu Bir Estetik Sorun Değil, Sağlık Problemi”

Central Hospital Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Dr. Öğretim Üyesi Sevil Karagül, lipödemin yalnızca kozmetik bir durum olarak değerlendirilmesinin en büyük hatalardan biri olduğunu belirtiyor. Hastalık ilerledikçe lenfatik sistem de etkilenebiliyor ve bu durum lipolenfödem gibi daha ciddi tablolara yol açabiliyor. İleri evrelerde hareket kısıtlılığı, yürüme güçlüğü ve kronik ağrı gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor.

Bununla birlikte hastaların yaşadığı görünüm değişikliği, özgüven kaybı, sosyal hayattan uzaklaşma ve depresyon gibi psikolojik etkiler de sürecin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.

Erken Tanı ile Süreç Kontrol Altına Alınabilir

Lipödem tedavisinde erken teşhis büyük önem taşıyor. Tanı genellikle klinik muayene ile konulurken, gerekli durumlarda görüntüleme yöntemlerinden de yararlanılabiliyor. Erken evrede başlanan doğru tedavi yaklaşımlarıyla hastalığın ilerlemesi önemli ölçüde yavaşlatılabiliyor.

Tedavi sürecinde öne çıkan başlıca yöntemler şunlardır:

* Kişiye özel anti-inflamatuar beslenme planları

* Medikal kompresyon (basınçlı giysiler) kullanımı

* Manuel lenfatik drenaj ve özel masaj teknikleri

* Düşük etkili, düzenli egzersiz programları (yürüyüş, yüzme vb.)

İleri evre hastalarda ise, uzman değerlendirmesi sonucunda cerrahi tedavi seçenekleri (liposuction gibi) gündeme gelebiliyor.

Yanlış Bilinenler Tanıyı Geciktiriyor

Lipödemle ilgili en yaygın yanlış inanışlardan biri, hastalığın obezite ile aynı olduğu düşüncesi. Oysa lipödemli bireyler kilo verse bile hastalıklı yağ dokusu kalmaya devam edebiliyor. Bu durum, hem tanı sürecini geciktiriyor hem de hastaların gereksiz diyet ve tedavi yöntemlerine yönelmesine yol açabiliyor.

 

#Lipödem #KadınSağlığı #KronikHastalık #ErkenTanı #SağlıkHaberi #CentralHospital #SevilKaragül #GıdaVeSağlık #YaşamKalitesi #DoğruTanı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Hoş Vakit” Sergisi Bozlu Art’ta İzleyiciyle Buluşuyor

Sanatçı Gamze Taşdan, 8 Mayıs – 4 Temmuz tarihleri arasında Bozlu Art’ta gerçekleşen üçüncü kişisel sergisi “Hoş Vakit” ile izleyicileri erken Cumhuriyet döneminin eğlence kültürüne davet ediyor. Taşdan, yeni üretimlerinde modern yaşamın inşasını eğlence pratikleri üzerinden ele alırken, kadınların kamusal alandaki görünürlüğünü kendine özgü üslubuyla ortaya koyuyor.

Serginin başlığı olan “Hoş Vakit”, yalnızca keyifli bir zamanı değil; aynı zamanda genç Cumhuriyet’in toplumsal kimlik inşasında eğlencenin oynadığı rolü hatırlatıyor. 1923–1950 yılları arasındaki dönemde Osmanlı’dan devralınan geleneksel eğlenceler hızla tiyatro, sinema ve balo kültürüne evrilmiş; kadınlar ise bu dönüşümün en görünür aktörleri haline gelmişti.

Taşdan’ın eserleri, dönemin gazinolarından balolarına, sokak kültüründen ada yaşamına kadar uzanan atmosferi resmediyor. Pera Palas ve Ankara Palas gibi mekânlarda düzenlenen Cumhuriyet baloları, yalnızca eğlence değil aynı zamanda ideolojik bir vitrin olarak toplumsal dönüşümün sembolüydü. Kadınların dans ederek kamusal alanda varlık göstermesi, dönemin en çarpıcı toplumsal değişimlerinden biri olarak öne çıkıyordu.

Sanatçı, belgeci bir tarih anlatısı yerine dönemin kolektif hissiyatını ve hafızasını görsel bir dile dönüştürüyor. “Hoş Vakit”, eğlenceyi bir boş zaman etkinliği olarak değil; kültürel bir inşa süreci ve kadınların toplumsal dönüşümdeki rolünü görünür kılan bir anlatı olarak sunuyor. Sergi, geçmişin keyifli zamanlarını hatırlatarak günümüz krizleri içinde feminen bir direniş olasılığını gündeme getiriyor. Gamze Taşdan’ın “Hoş Vakit” sergisi, 4 Temmuz’a kadar Bozlu Art’ta izlenebilir.

 

#GamzeTaşdan #HoşVakit #BozluArt #SanatSergisi #CumhuriyetDönemi #KadınVeSanat #ModernYaşam #SanatEtkinliği #İstanbulSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity