Yazılar

Ani Ateş, Öksürük ve Kas Ağrısına Dikkat! Gripte İlk 48 Saat Hayat Kurtarıyor

Sonbaharın gelmesiyle birlikte influenza (grip) vakalarının görülme sıklığı artabiliyor. Hava sıcaklıklarındaki değişimler, okulların açılması ve kapalı, kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi solunum yolu virüslerinin daha kolay yayılmasına zemin hazırlayabiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kristine Koyunseven “İnfluenza, temel olarak A ve B tipleriyle mevsimsel gribe neden olan ve genetik yapısı zaman içinde değişebilen bir virüstür. Bu değişken yapı, influenza virüslerinin toplumda her yıl yeniden dolaşıma girebilmesinin ve grip aşılarının düzenli olarak güncellenmesinin önemli nedenlerinden biridir” diyor.

Influenzanın ani başlayan ateş, kuru öksürük ve kas ağrılarıyla kendini gösterebildiğini, boğaz ağrısı, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve bulantının da eşlik edebildiğini belirten Dr. Koyunseven, özellikle 65 yaş üzeri bireyler, gebeler, kronik hastalığı bulunanlar ve obezitesi olan kişilerde daha ağır seyredebildiğini vurguluyor. Bazı basit ama etkili önlemlerle influenzadan korunmanın mümkün olabildiğini vurgulayan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Koyunseven, 7 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Kristine Koyunseven

Dr. Kristine Koyunseven

Grip aşınızı olun!

 Influenzadan korunmada en etkili yöntemlerden biri; yıllık grip aşısıdır. Influenza virüsü zaman içinde değişebildiği için aşı içeriği, dolaşımdaki virüslere ilişkin küresel veriler doğrultusunda her yıl güncellenmektedir. Genel olarak 6 ay ve üzerindeki, aşıya engel bir durumu bulunmayan kişilerin yıllık influenza aşısı yaptırmasında büyük fayda vardır. Özellikle komplikasyon riski yüksek kişilerde aşılama hastalığın ağır seyretme ve ciddi sonuçlara yol açma riskini azaltmada önem taşır. Antikor korumasının en yüksek seviyeye ulaşması yaklaşık 2 hafta sürer. Kuzey Yarımküre’de aşı influenza aktivitesi başlamadan önce, tercihen ekim ayı sonuna kadar uygulanmalıdır; ancak bu dönemi kaçıran kişiler influenza sezonu devam ettiği sürece aşı olabilir. Aşının koruyuculuğu kişiye ve dolaşımdaki virüslerle aşıdaki virüs türlerinin uyumuna göre değişebilse de, influenza gelişmesi durumunda hastalığın şiddetini, yoğun bakım gereksinimini ve ölüm riskini azaltabilir.

Sağlıklı ve dengeli beslenin!

Sağlıklı ve dengeli beslenme, bağışıklık sisteminin normal işlevlerini destekleyerek vücudun enfeksiyonlara karşı doğal savunmasına katkı sağlar. Özellikle taze sebze ve meyvelerden zengin, yeterli ve dengeli bir beslenme düzeni; bağışıklık yanıtı için gerekli vitamin, mineral ve diğer besin öğelerinin karşılanması açısından önemlidir. Öğün atlamak veya aşırı kısıtlayıcı diyetler uygulamak yerine, yeterli ve dengeli beslenme sürdürülebilir bir yaşam biçimi haline getirilmelidir. Ancak sağlıklı beslenmenin tek başına influenzadan korumadığı; aşılama ve diğer koruyucu önlemlerin yerini tutmadığı unutulmamalıdır.

Uyku düzeninize dikkat edin!

Uyku, beyin fonksiyonlarından bağışıklığa kadar vücudun temel bakım süreçlerinden biridir. Metabolik atıkları temizlemek ve bağışıklığı düzenlemek gibi kritik roller üstlenen uyku, yetersiz ve kalitesiz olduğunda bağışıklığı zayıflatarak enfeksiyon riskini artırabilir. Özellikle sonbahar ve kış aylarında influenza gibi solunum yolu enfeksiyonlarının daha sık görüldüğü dönemlerde, düzenli ve yeterli uyku bağışıklık savunmasına destek olarak enfeksiyonlardan korunmada önemli rol oynar. ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC) de influenza önlemleri arasında yeterli ve kaliteli uykunun önemine dikkat çekmektedir.

El hijyenine çok özen gösterin!

El hijyeni, influenza virüsünün eller aracılığıyla göz, burun ve ağız mukozasına taşınmasını önlemeye yardımcı olan önemli koruyucu önlemlerden biridir. Ellerin su ve sabunla düzenli olarak yıkanması veya uygun durumlarda alkol bazlı el antiseptiği kullanılması bulaş riskinin azaltılmasına katkı sağlar. Özellikle öksürme, hapşırma veya ortak yüzeylere temas sonrasında ellerin temizlenmesi; yıkanmamış ellerle göz, burun ve ağıza dokunmaktan kaçınılması önemlidir.

Hasta kişilerle temastan uzak durun!

Influenza, öksürme, hapşırma sonrasında ortaya çıkan solunum parçacıklarıyla kolayca bulaşabilir. Bu nedenle hasta kişilerle yakın temastan mümkün olduğunca kaçınmak ve hastalık belirtileri olan kişilerin dinlenerek evde kalması, bulaşın azaltılmasında önemli rol oynar. Özellikle kapalı ve kalabalık ortamlarda yakın teması azaltmaya da özen gösterilmelidir.

Ortamı sık sık havalandırın

Kapalı ve kalabalık ortamların düzenli olarak havalandırılması, havadaki solunum parçacıklarının yoğunluğunu azaltarak influenza gibi solunum yolu enfeksiyonlarının bulaşma riskinin düşürülmesine yardımcı olabilir. Ev, iş yeri, sınıf ve diğer kapalı alanlarda pencereleri sık sık açarak temiz hava girişini sağlamak önemli bir korunma önlemidir.

Maske takın

Maskeler, öksürme, hapşırma, konuşma ve solunum sırasında çevreye yayılan solunum parçacıklarının yayılımını azaltarak hem hastalığın başkalarına bulaşmasını hem de kişisel maruziyeti azaltmaya yardımcı olur. Etkili bir korunma için maskenin ağız ve burnu tamamen kapatacak şekilde doğru kullanılması önemlidir. İnfluenzadan korunmada maske tek başına yeterli olmayabileceğinden; el hijyeni, ortamların düzenli havalandırılması, hasta kişilerle yakın temastan kaçınma ve aşılama gibi diğer koruyucu önlemlerle birlikte uygulanmalıdır.

Belirtiler başladığında ilk 48 saat önemli!

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kristine Koyunseven “İnfluenza tedavisinde antiviral ilaçlar, hastalık süresinin kısaltılmasına ve özellikle risk grubundaki kişilerde komplikasyonların azaltılmasına katkı sağlayabilir. Tedaviden en yüksek yararın sağlanabilmesi için antiviral ilaçlara, belirtilerin ortaya çıkmasından sonraki ilk 48 saat içinde başlanması önemlidir. Bununla birlikte ağır seyreden veya hastaneye yatış gerektiren durumlarda, 48 saat geçmiş olsa dahi hekim değerlendirmesiyle antiviral tedavi gündeme gelebilir” diyor.

 

 

#İnfluenza #Grip #GripAşısı #SonbaharHastalıkları #Sağlık #EnfeksiyonHastalıkları #BağışıklıkSistemi #DrKristineKoyunseven #AcıbademMaslak #KoruyucuSağlık #GripBelirtileri #Ateş #Öksürük #KasAğrısı #SağlıklıYaşam #ElHijyeni #Maske #SağlıkHaberleri #KışHastalıkları #ViralEnfeksiyonlar

“Lezzeti Dev” Mesajıyla Yeni İletişim Dönemi Başladı

Sos ve hardal ürünleriyle faaliyet gösteren Develey, Türkiye’deki yeni iletişim stratejisini “Ne Var Bunda?” isimli reklam kampanyasıyla duyurdu. Kampanya, markanın köklü hardal mirasını modern tüketim alışkanlıklarıyla birleştirmeyi ve farklı sos kullanım alanlarına dikkat çekmeyi amaçlıyor.

Şirket tarafından paylaşılan bilgilere göre kampanyanın merkezinde “ustalık, keşif ve keyif” kavramları yer alıyor. Marka, sofradaki kullanım deneyimini yalnızca yemeklere eşlik eden bir ürün yaklaşımının ötesine taşıyarak yeni lezzet kombinasyonları ve tüketim alışkanlıklarını ön plana çıkarıyor.

Reklam filmlerinde yapay zekâ destekli hibrit prodüksiyon

Dijital platformlar için hazırlanan reklam filmlerinde, yapay zekâ teknolojileri ile insan performansının bir araya getirildiği hibrit bir prodüksiyon modeli kullanıldı. Kampanyada yer alan karakterlerin duygu ve mimiklerinin daha doğal aktarılması amacıyla gerçek oyuncu performanslarından yararlanılırken, yapay zekâ destekli görsel üretim ve post-prodüksiyon teknikleri de sürece entegre edildi.

Kampanyanın yaratıcı kurgusu ise günlük yaşamdan kesitlere dayanıyor. “Uzattıkça uzatıyorsan”, “Sıktıkça sıkıyorsan” ve “Batırdıkça batırıyorsan” gibi mesajlarla tüketiciye yöneltilen “Ne Var Bunda?” sorusu, markanın uzun yıllara dayanan ürün tecrübesine gönderme yapıyor.

Yeni ürünler de kampanyanın odağında

Şirketin açıklamasına göre kampanya kapsamında yayınlanan reklam filmlerinden biri, tüketicilerle buluşturulması planlanan yeni hardal ürününe odaklanıyor. Çalışmaların sosyal medya ve e-ticaret platformlarında geniş kitlelere ulaştırılması hedefleniyor.

Develey’in Türkiye operasyonları ise 2012 yılında şirket bünyesine katılan Fersan tarafından yürütülüyor.

KAMPANYA KÜNYESİ

Reklamveren: Fersan

Reklamveren Marka Ekibi: Enes İnan, Gülşah Kalaycıoğlu, Begüm Yetişer, Evren Dağlıoğlu, Mustafa Özgen, İrem Maluk

Reklam Ajansı: Rm

Kreatif Direktör: Duygu Özcan Ardağ, Yusufcan Kayhan

Yaratıcı Ekip: Yiğit Özer, Damla Demirçivi, Murathan İşler

Marka Ekibi: Didem Tokbaş, Debi Cansın Hepsağır, Şule Açıkel

Dijital Performans Ekibi: Zekiye Özbaş

Sosyal Medya Ekibi: Onur Akdağ, Burak Ünlü

Grafiker: Ekin Tozlu

Prodüksiyon: Pine Motion Studio & ADON

Yönetmen: Mert Can Güvel, Kayra Cingirt, Cem Senses, Ulvi Yaman

Medya Ajansı: Ad Venture Digital

 

 

 

#Develey #NeVarBunda #ReklamKampanyası #LezzetiDev #Pazarlama #Markaİletişimi #DijitalPazarlama #ReklamFilmi #YapayZeka #SosyalMedya #Eticaret #Hardal #SosKültürü #GıdaSektörü #Marketing #Branding #ReklamHaberleri #Kurumsalİletişim #YeniKampanya #GıdaHaberleri

Future Fish Eurasia 2026 İzmir’de Su Ürünleri Sektörünü Buluşturacak

Su ürünleri, akuakültür ve balıkçılık teknolojileri sektörünün uluslararası buluşma noktalarından biri olan Future Fish Eurasia, 24-26 Eylül 2026 tarihleri arasında İzmir Gaziemir Fuar Alanı’nda düzenlenecek. Fuar, gıda üretimi, ihracat ve balıkçılık teknolojileri alanında faaliyet gösteren sektör temsilcilerini bir araya getirecek.

Bu yıl 12’ncisi gerçekleştirilecek organizasyonda; Çin, Singapur, Danimarka, Belçika, Amerika Birleşik Devletleri, İspanya, Almanya, Hollanda, Norveç, Libya, İsviçre ve Güney Afrika’nın da aralarında bulunduğu 26 ülkeden 165 firma ve marka yer alacak. Norveç ve Libya ise ülke pavilyonlarıyla fuarda temsil edilecek.

Su ürünleri sektörünün tüm paydaşları bir araya gelecek

Future Fish Eurasia’da taze, dondurulmuş ve işlenmiş su ürünlerinin yanı sıra akuakültür teknolojileri, balıkçılık ekipmanları, işleme makineleri, yem ve katkı maddeleri gibi sektörün farklı alanlarına yönelik ürün ve hizmetler sergilenecek. Organizasyon ayrıca AquaFeed Eurasia Uluslararası Yem Konferansı ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek.

Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, sektörün ihracatta büyümesini sürdürdüğünü belirterek, 2026 yılının ocak-ağustos döneminde 1,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini ifade etti.

Kızıltan, yeni pazarlara ulaşmanın ve katma değerli ürün ihracatını artırmanın öncelikleri arasında bulunduğunu belirterek, sektörün yıl sonunda 2,3 milyar dolarlık ihracat hedeflediğini söyledi. Kızıltan ayrıca, uluslararası fuarların üretici ve ihracatçıların yeni iş bağlantıları kurması açısından önemli olduğunu dile getirdi.

Türk su ürünlerinin tanıtımına katkı sağlayacak

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir ise Ege Bölgesi’nin Türkiye’nin su ürünleri üretimi ve ihracatındaki önemli merkezlerinden biri olduğunu vurguladı.

Demir, Türkiye’nin su ürünleri ihracatında Ege Bölgesi’nin güçlü bir konuma sahip olduğunu belirterek, fuar süresince düzenlenecek tadım etkinlikleriyle Türk su ürünlerinin yerli ve yabancı sektör profesyonellerine tanıtılacağını ifade etti. Organizasyonun, ürünlerin uluslararası alanda tanıtımı ve yeni ticari iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir platform oluşturması bekleniyor.

 

 

#FutureFishEurasia #SuÜrünleri #Balıkçılık #Akuakültür #SuÜrünleriİhracatı #GıdaSektörü #GıdaEkonomisi #İhracat #İzmir #EgeBölgesi #DenizÜrünleri #Balıkİhracatı #AquaFeedEurasia #TarımveGıda #GıdaHaberleri #EkonomiHaberleri #Seafood #Aquaculture #Türkiyeİhracatı #SektörHaberleri #PauseDergi #PauseJournal

İtalyan Tasarımı ve 5G Performansı Bir Arada: POVA 8 Pro Satışta

Yapay zeka odaklı teknoloji markası TECNO POVA 8 Pro, İtalyan yaşam tarzı markası Tonino Lamborghini ile geliştirdiği TECNO POVA 8 Pro 5G Tonino Lamborghini Limited Edition modelini Türkiye’de satışa sundu.

Sınırlı üretim olarak sunulan model, Tonino Lamborghini’nin siyah-kırmızı renk temalı tasarım anlayışını POVA serisinin performans odaklı özellikleriyle bir araya getiriyor. Cihazda MediaTek Dimensity 7400 Ultimate 5G işlemci, TECNO P1 grafik çipi ve gelişmiş soğutma sistemi yer alıyor.

Akıllı telefonun öne çıkan teknik özellikleri arasında 6,78 inç 1.5K 144Hz AMOLED ekran, Sony LYTIA 700C OIS ana kamera, 6.500 mAh batarya ve yüksek dayanıklılık sertifikaları bulunuyor. Model ayrıca IP68, IP69 ve IP66 seviyelerinde su ve toz dayanıklılığı desteği sunuyor.

Yapay zeka destekli özelliklerle gelen cihazda video özetleme, gürültü engelleme, fotoğraf düzenleme ve metin oluşturma gibi araçlar da kullanıcı deneyimini destekliyor.

Şirketin açıklamasına göre TECNO POVA 8 Pro 5G Tonino Lamborghini Limited Edition, tasarım, mobil oyun performansı, kamera yetenekleri ve yapay zeka özelliklerini tek bir cihazda buluşturmayı hedefliyor.

 

#TECNO #ToninoLamborghini #POVA8Pro #AkıllıTelefon #5G #Teknoloji #MobilTeknoloji #Android #YapayZeka #Smartphone #TeknolojiHaberleri #MobilOyun #AMOLED #MediaTek #TürkiyeTeknoloji #YeniTelefon #Gadget #TechNews #Telefonİncelemesi #TECNOTürkiye

Pumpkin Cinnamon Serisi Caffè Nero Menüsünde Yerini Aldı

Sonbahar mevsiminin karakteristik lezzetlerinden balkabağı ve tarçın, kahve zincirlerinin sezonluk menülerinde yer almaya devam ediyor. Bu kapsamda, Caffe Nero, yeni Pumpkin Cinnamon serisini tüketicilerle buluşturdu. Seri, farklı sıcak ve soğuk içecek seçeneklerinin yanı sıra balkabağı temalı bir tatlıyı da içeriyor.

Sonbaharın gelişmesiyle birlikte mevsime özgü tatların öne çıktığı kahve sektöründe, Caffè Nero menüsüne eklenen Pumpkin Cinnamon serisi dikkat çekiyor. Balkabağının aroması ile tarçının baharatlı notalarını bir araya getiren seri, farklı damak zevklerine hitap eden alternatiflerden oluşuyor.

Serinin sıcak kahve seçeneği olan Pumpkin Cinnamon Latte, balkabağı ve tarçın aromasını klasik latte ile buluştururken, Pumpkin Cinnamon Iced Latte aynı lezzeti soğuk içim tercih edenler için sunuyor. Daha yoğun kıvamlı bir alternatif arayanlara yönelik hazırlanan Pumpkin Cinnamon Frappé Crème ise serinin öne çıkan ürünleri arasında yer alıyor.

Çay bazlı içecekleri tercih edenler için geliştirilen Pumpkin Chai Latte, chai latte’nin baharat karakterini balkabağı aromasıyla birleştirerek menüde farklı bir seçenek oluşturuyor.

Sonbahar menüsünde balkabaklı tatlı da yer alıyor

İçeceklerin yanı sıra menüde yer alan Pumpkin Biscuit Cake, balkabağı aroması, kremalı katmanları ve bisküvi-ceviz dokusuyla sezonluk tatlı alternatiflerinden biri olarak sunuluyor. Ürün, Pumpkin Cinnamon serisindeki içeceklerle birlikte tüketilebilecek tamamlayıcı seçenekler arasında gösteriliyor.

Kahve zincirlerinde son yıllarda yaygınlaşan sonbahar temalı ürünler kapsamında hazırlanan Pumpkin Cinnamon serisi ve Pumpkin Biscuit Cake, sezon boyunca Caffè Nero mağazalarında tüketicilerle buluşacak.

 

 

#CaffeNero #PumpkinCinnamon #Balkabağı #SonbaharLezzetleri #KahveTutkunları #Latte #IcedLatte #Frappe #ChaiLatte #PumpkinBiscuitCake #GurmeHaber #Yemeİçme #KafeKültürü #KahveKeyfi #SonbaharMenüsü #Gastronomi #LezzetHaberleri #KahveSeverler #FoodNews #YeniMenü

Fransa ve İsviçre’nin Ortak Yönettiği Tek Havalimanı

Avrupa’da sınır ötesi iş birliğinin en dikkat çekici örneklerinden biri olan EuroAirport Basel-Mulhouse-Freiburg, dünyanın iki ülke tarafından ortaklaşa işletilen tek havalimanı olma özelliğini sürdürüyor. Fransa ile İsviçre’nin ortak yönetiminde faaliyet gösteren havalimanı, aynı zamanda Almanya sınırına yakın konumuyla üç ülkenin kesişim noktasında yer alıyor.

Havalimanının temelleri, 1930’lu yıllarda İsviçre’nin Basel kentinde daha büyük uçaklara hizmet verebilecek yeni bir tesis ihtiyacının ortaya çıkmasıyla atıldı. Dönemin küçük ölçekli Basel-Sternenfeld Havalimanı’nın yetersiz kalması üzerine İsviçreli yetkililer, Fransa ile sınır bölgesinde ortak bir havalimanı kurulması fikrini gündeme getirdi. Ancak II. Dünya Savaşı’nın başlaması nedeniyle proje bir süre askıya alındı.

Savaş Sonrası Yeniden Hayata Geçirildi

Savaşın ardından Avrupa’da yeniden kurulan iş birliği ortamı, havalimanı projesinin de yeniden gündeme gelmesini sağladı. Yapılan anlaşma kapsamında Fransa araziyi sağlarken, İsviçre inşaat maliyetlerini üstlendi. Çalışmaların hızla tamamlanmasıyla birlikte havalimanı 1946 yılında hizmete girdi. Fransa ile İsviçre arasında imzalanan resmi anlaşma ise 1949 yılında yürürlüğe girdi.

İlk yıllarda havalimanına erişim yalnızca Fransa üzerinden sağlanabiliyordu. Bu durumun çözülmesi amacıyla 1951-1952 yılları arasında Basel ile havalimanını birbirine bağlayan yaklaşık 2,6 kilometrelik özel bir bağlantı yolu inşa edildi. Fransa topraklarından geçen bu yol, hukuki olarak İsviçre toprağı statüsüne sahip oldu.

Üç Resmî IATA Koduna Sahip

EuroAirport’un en dikkat çekici özelliklerinden biri de üç farklı IATA kodu kullanması. Havalimanı, Fransa için MLH (Mulhouse), İsviçre için BSL (Basel) ve ortak kullanım için EAP (EuroAirport) kodlarıyla tanımlanıyor. Uluslararası uçuş rezervasyonlarında ise en yaygın kullanılan kodun BSL olduğu belirtiliyor.

Tek terminal binasına sahip olan havalimanı, Fransız ve İsviçre sektörleri olarak iki farklı bölüme ayrılıyor. Yolcular, bagaj teslim alanından çıktıktan sonra Fransa veya İsviçre yönüne ilerleyebiliyor. Bu yapı sayesinde her iki ülke kendi gümrük, vergi ve bazı idari uygulamalarını ayrı şekilde yürütebiliyor.

Her Yıl Milyonlarca Yolcuya Hizmet Veriyor

Fransa’nın Alsace bölgesi, İsviçre’nin kuzeybatısı ve Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletinin kesişim noktasında bulunan havalimanı, bölgesel bir ulaşım merkezi olarak faaliyet gösteriyor. “Freiburg” adı da 1987 yılında, Almanya’ya olan yakınlığı ve bölgesel rolünü vurgulamak amacıyla havalimanının adına eklendi.

Bugün EuroAirport Basel-Mulhouse-Freiburg, coğrafi konumu, ortak yönetim modeli ve sınır ötesi iş birliğini yansıtan yapısıyla dünya havacılığındaki en sıra dışı örneklerden biri olarak gösteriliyor.

 

 

 

#EuroAirport #BaselMulhouseFreiburg #Havalimanı #Havacılık #Fransa #İsviçre #Almanya #UluslararasıHavalimanı #Seyahat #Avrupa #Schengen #Ulaşım #Havayolu #Turizm #SEOHaber

Doyfarm’dan Yeni Reklam Filmi: “Acıktığın An Doyfarm” Mesajı Ekrana Taşındı

Doyfarm, yeni reklam filmi “Acıktığın An Doyfarm” ile tüketicilerin karşısına çıktı. Yapay zekâ teknolojisi kullanılarak hazırlanan görsel dünya, yüksek tempolu müzik ve dinamik kurgu ile şekillenen reklam filmi, markanın pratik gıda ürünlerini merkeze alıyor.

Yeni kampanyada, gün içerisinde farklı zamanlarda ortaya çıkan açlık hissine yönelik hızlı ve pratik tüketim çözümleri ön plana çıkarılıyor. Reklam filminde sofralarda paylaşım, birlikte vakit geçirme ve yemek deneyiminin sosyal yönü de işleniyor.

Film boyunca kullanılan ritmik müzik ve hızlı sahne geçişleri, reklamın dinamik yapısını desteklerken; ürünlerin kısa sürede hazırlanabilmesine ve pratik kullanım özelliklerine vurgu yapılıyor. Kampanyada nugget, sosis ve döner gibi ürünler iştah açıcı sunumlarla ekrana taşınıyor.

Reklam filminin müzikleri, kampanyaya özel olarak hazırlanırken, yapay zekâ destekli görsel tasarım ile yüksek tempolu anlatım bir araya getiriliyor. Böylece marka, “Acıktığın An Doyfarm” sloganı etrafında şekillenen yeni iletişim çalışmasını tüketicilere sunuyor.

Şirketin yeni reklam kampanyası, hazır ve pratik gıda kategorisindeki ürünlerini öne çıkarırken, hız, kolaylık ve lezzet odaklı tüketim alışkanlıklarına da dikkat çekiyor.

 

 

 

#Doyfarm #AcıktığınAnDoyfarm #ReklamFilmi #GıdaSektörü #HazırGıda #YapayZeka #DijitalPazarlama #Markaİletişimi #ReklamKampanyası #Nugget #Sosis #Döner #Gastronomi #SEOHaber #Kurumsalİletişim

Tahıl ve un sektörünün küresel aktörleri Taşkent’te bir araya geliyor

Dünya un ihracatında son 11 yıldır lider konumda bulunan Türkiye, tahıl ve değirmencilik sektörünün önemli uluslararası buluşmalarından birine hazırlanıyor. IAOM Eurasia, 28-29 Eylül tarihlerinde Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te düzenleyeceği “5. IAOM Eurasia Konferansı ve Sergisi” ile sektör temsilcilerini, yatırımcıları, teknoloji sağlayıcılarını ve kamu otoritelerini aynı platformda buluşturacak.

ABD merkezli Uluslararası Un Sanayicileri ve Hububatçılar Birliği’nin (IAOM) Avrasya Bölge Direktörlüğü tarafından organize edilen etkinlikte; Türkiye, Özbekistan, ABD, Rusya, Çin, Almanya, Fransa, Ukrayna, Hindistan, İtalya ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere yaklaşık 20 ülkeden katılımcı yer alacak.

Ticaret, yatırım ve teknoloji gündemi öne çıkacak

Konferansta tahıl ticaretindeki güncel gelişmeler, un ve yem sanayisindeki teknolojik dönüşüm, bölgesel üretim kapasitesi ve uluslararası ticaret fırsatları ele alınacak. Organizasyon kapsamında Türkiye ile Özbekistan arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ve Orta Asya ile Karadeniz bölgesi arasında yeni ticaret bağlantılarının oluşturulması hedefleniyor.

Özbekistan’ın güçlü değirmencilik altyapısı ve bölgesel un ticaretindeki rolü nedeniyle etkinliğin, Avrasya tahıl piyasaları açısından stratejik bir platform olması bekleniyor.

Küresel tahıl piyasaları masaya yatırılacak

IAOM Eurasia Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, küresel buğday ticaretinde son dönemde önemli değişimler yaşandığını belirterek, uluslararası piyasalardaki gelişmelerin sektörün gündeminde olmaya devam ettiğini ifade etti.

Türkiye’nin mevcut üretim kapasitesi ve güçlü stok yapısıyla iç piyasada arz açısından önemli bir risk bulunmadığını belirten Ulusoy, sektörün ihracat performansını korumayı hedeflediğini vurguladı. Türkiye, 2026 yılı sonunda 2 milyon tonun üzerinde un ihracatına ulaşarak dünya liderliğini sürdürmeyi amaçlıyor.

Taşkent’te gerçekleştirilecek konferansın, tahıl ticareti, gıda güvenliği, yatırımlar ve bölgesel iş birlikleri açısından sektör paydaşlarına önemli bir değerlendirme zemini sunması bekleniyor.

 

 

 

#IAOMEurasia #TahılSektörü #Unİhracatı #GıdaSektörü #TahılTicareti #Değirmencilik #Buğday #İhracat #Özbekistan #Taşkent #GıdaEkonomisi #Tarım #Hububat #UluslararasıTicaret #Türkiyeİhracatı

Ela Excellence Resort Belek’ten Sürdürülebilir Turizmde Örnek Uygulamalar

İklim değişikliğiyle mücadelede küresel ölçekte önemli gelişmeler yaşanırken, sürdürülebilir turizm uygulamaları da sektörün öncelikli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Bu kapsamda Ela Excellence Resort Belek, çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirliği iş süreçlerinin merkezine alarak hayata geçirdiği uygulamalarla dikkat çekiyor.

COP31 İklim Zirvesi hazırlıklarının hız kazandığı bir dönemde faaliyetlerini sürdüren tesis, enerji verimliliğinden sıfır atık yönetimine, biyoçeşitliliğin korunmasından yerel kalkınmanın desteklenmesine kadar geniş bir alanda sorumlu turizm anlayışını benimsiyor.

Enerji ve kaynak verimliliği ön planda

Ela Excellence Resort Belek, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil, aynı zamanda kaliteli misafir deneyiminin önemli bir parçası olarak değerlendiriyor. Tesis bünyesinde enerji tüketimi merkezi otomasyon sistemleri, performans takibi ve düzenli bakım çalışmalarıyla yönetilirken süreçler ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi kapsamında yürütülüyor.

Yenilenebilir enerji uygulamalarına da yatırım yapan tesis, elektrik tüketiminin çevresel etkisini azaltmak amacıyla I-REC sertifikasyon sistemini kullanıyor. Bu kapsamda 2025 yılında 9.684 MWh I-REC sertifikası temin edilirken, elektrik tüketiminden kaynaklanan pazar bazlı Kapsam 2 sera gazı emisyonları sıfır olarak raporlandı.

Su kaynaklarının korunmasına yönelik çalışmalar kapsamında ise tüketim verileri düzenli olarak izleniyor. Kuraklığa dayanıklı bitki tercihleri ve sulama sistemlerinde yapılan iyileştirmeler sayesinde su verimliliğinin artırılması hedefleniyor.

Sıfır atık ve yerel kalkınma odaklı yaklaşım

Tesisin sürdürülebilirlik stratejisinin önemli unsurlarından biri de atık yönetimi politikaları oluşturuyor. Atıkların kaynağında ayrıştırılması, yeniden kullanım ve geri kazanım süreçleri öncelikli olarak uygulanırken, tek kullanımlık ürünlerin azaltılması için biyobozunur ve geri dönüştürülebilir alternatifler tercih ediliyor.

Ela Excellence Resort Belek ayrıca yerel üretici ve tedarikçilerle uzun vadeli iş birlikleri kurarak bölgesel ekonomiye katkı sağlıyor. Gastronomi operasyonlarında mevsimsel ve bölgesel ürünlerin kullanılması, gıda atıklarının azaltılmasına yönelik uygulamalar ve yerel değerleri öne çıkaran projeler sürdürülebilir turizm yaklaşımını destekliyor.

Caretta caretta ve doğal yaşam için koruma çalışmaları

Tesis, Belek bölgesinin doğal mirasının korunmasına yönelik çalışmalarıyla da öne çıkıyor. Caretta caretta yuvaları ve kum zambaklarının korunmasına yönelik faaliyetlerin yanı sıra kuşlar, kelebekler ve endemik bitki türleri üzerine gerçekleştirilen çalışmalar uzmanlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde yürütülüyor.

Tesis bünyesinde bulunan yaklaşık 200 yıllık zeytin ağacı ise doğal ve kültürel mirasa verilen önemin sembollerinden biri olarak korunuyor.

Sürdürülebilirlik bilinci misafir deneyiminin parçası oluyor

Ela Excellence Resort Belek, çevresel farkındalığın artırılmasını da sürdürülebilirlik çalışmalarının önemli bir ayağı olarak görüyor. Tesis genelinde yer alan atık ayrıştırma noktaları, doğal yaşam alanlarına ilişkin bilgilendirmeler ve kaynakların bilinçli kullanımını teşvik eden uygulamalar misafirlerin sürdürülebilirlik konusunda bilinçlenmesine katkı sağlıyor.

Çocuklara yönelik faaliyetlerde de çevre ve doğa temaları ön plana çıkıyor. Everland Kids World bünyesinde düzenlenen geri dönüşüm çalışmaları, bilim etkinlikleri, doğa aktiviteleri ve yaratıcı atölyeler sayesinde çocukların çevresel farkındalık kazanması hedefleniyor.

Uluslararası sertifikalarla desteklenen sürdürülebilirlik vizyonu

Ela Excellence Resort Belek’in sürdürülebilirlik çalışmaları; Sürdürülebilir Turizm Sertifikası, Travelife, ISO 14001:2015, ISO 50001:2018, I-REC, Çevreye Duyarlı Konaklama Tesisi Belgesi, Green Star ve Mavi Bayrak gibi ulusal ve uluslararası sertifikalarla destekleniyor.

Önümüzdeki dönemde enerji verimliliği yatırımlarının artırılması, yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması, döngüsel atık yönetiminin geliştirilmesi, tek kullanımlık plastiklerin azaltılması ve yerel tedarik zincirinin güçlendirilmesi tesisin öncelikli hedefleri arasında yer alıyor.

 

 

 

#ElaExcellenceResortBelek #SürdürülebilirTurizm #COP31 #AntalyaTurizmi #YeşilDönüşüm #SıfırAtık #Sürdürülebilirlik #İklimDeğişikliği #YenilenebilirEnerji #CarettaCaretta #Biyoçeşitlilik #TurizmSektörü #ÇevreDostuTurizm #GreenTourism #Antalya

Ruzy Gallery Yeni Sezona Fotoğraf, Video ve Enstalasyonu Buluşturan Sergiyle Başlıyor

Ruzy Gallery, yeni sanat sezonunu fotoğraf sanatçısı Marta Syrko’nun “Immersion: Seeing Otherwise” başlıklı kişisel sergisiyle karşılıyor. 1 Ekim – 20 Kasım 2026 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak sergi, fotoğraf, video ve enstalasyonu bir araya getirerek izleyicilere çok katmanlı bir deneyim sunuyor.

Galerinin ilk fotoğraf sergisi olma özelliğini taşıyan “Immersion: Seeing Otherwise”, fotoğrafın sınırlarını video, ışık ve hareketle genişleten mapping teknolojisi destekli interaktif bir video enstalasyonunu da içeriyor. Sergi için özel olarak hazırlanan çalışma, projeksiyonların galeri mekânıyla etkileşime girmesi sayesinde ziyaretçileri eserin bir parçası hâline getiriyor. Böylece fotoğraf, yalnızca izlenen bir görüntü olmaktan çıkıp deneyimlenen bir sanat alanına dönüşüyor.

Serginin merkezinde su ve algı ilişkisi yer alıyor

Marta Syrko’nun sanat pratiğinde önemli bir yer tutan su kavramı, serginin temel çıkış noktalarından birini oluşturuyor. Sanatçı, suyu yalnızca görsel bir unsur olarak değil; beden, mekân, ışık ve zaman algısını dönüştüren güçlü bir etken olarak ele alıyor.

Işığı kıran, sınırları değiştiren ve perspektifi dönüştüren su, sanatçının çalışmalarında fotoğrafın dilini yeniden şekillendiriyor. Bu yaklaşım sayesinde izleyici, yalnızca görüntüye değil, görme biçiminin kendisine de odaklanmaya davet ediliyor.

İstanbul’un suyla kurduğu ilişki sergiye taşınıyor

“Immersion: Seeing Otherwise”, su temasını İstanbul’un özgün coğrafyasıyla da ilişkilendiriyor. Boğaz ve çevresindeki denizler, kentin yalnızca fiziksel görünümünü değil, ritmini ve karakterini de belirleyen unsurlar olarak serginin kavramsal çerçevesine katkı sunuyor.

Sergi, suya dışarıdan bakılan bir manzara olarak yaklaşmak yerine, içinde bulunulan ve deneyimlenen bir alan olarak bakmayı öneriyor. Bu yaklaşım, ziyaretçilerin mekânla ve eserlerle daha güçlü bir bağ kurmasına olanak tanıyor.

Fotoğraf, video ve enstalasyon aynı deneyimde buluşuyor

Sergide yer alan mapping teknolojisi destekli interaktif çalışma, ışık, hareket ve projeksiyonun galeri mekânıyla kurduğu ilişki üzerinden izleyiciyi deneyimin merkezine taşıyor. Böylece sanatseverler eserleri yalnızca gözlemlemekle kalmıyor, serginin oluşturduğu atmosferi fiziksel olarak da hissedebiliyor.

212 Photography Istanbul’un paralel programında yer alan sergi, Ruzy Gallery’nin farklı sanat disiplinlerine alan açan yeni sezon vizyonunun da önemli bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Galeri, bu projeyle birlikte fotoğrafı yalnızca bir görüntü üretim aracı değil, mekânı ve izleyici deneyimini dönüştüren bir ifade biçimi olarak ele alıyor.

1 Ekim – 20 Kasım 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek “Immersion: Seeing Otherwise”, fotoğrafın temsil gücünü yeniden sorgularken, izleyicileri görme eylemi üzerine düşünmeye davet ediyor.

 

 

#RuzyGallery #MartaSyrko #ImmersionSeeingOtherwise #Sergi #Sanat #FotoğrafSanatı #ÇağdaşSanat #İstanbulSergileri #ArtExhibition #VideoEnstalasyon #MappingTeknolojisi #212PhotographyIstanbul #KültürSanat #SanatHaberleri #İstanbulEtkinlikleri