Yazılar

Şavaş varsa mültecilere kapımız açık

Şavaş varsa mültecilere kapımız açık

Dünya Mülteci Günü Araştırması Ipsos tarafından; 22 Nisan – 6 Mayıs 2022 tarihlerinde dünya çapında 28 ülkede gerçekleştirilmiştir. Derlenen verilerde bu hafta ; İnsanların ülkesinden savaş ya da zulümden dolayı kaçmak zorunda kaldığında, diğer ülkelerin bu vatandaşları ülkelerine kabul etmesi, dünyada ve Türkiye’de göç edenlerin topluma uyumu, bu uyuma yönelik toplumların değerlendirmeleri, mültecilere çalışma izninin verilmesi, mültecilere sınırlarını kapatılması konularında bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir.

 SINIRLARIN MÜLTECİLERE KAPATILMASI KONUSUNU EN FAZLA DESTEKLEYEN ÜLKE TÜRKİYE… İnsanların ülkesinden savaş ya da zulümden dolayı kaçmak zorunda kaldığında diğer ülkelerin bu vatandaşları ülkelerine kabul etmesi görüşüne 28 ülke genelinde bireylerin %78’i katılıyor. Türkiye’de ise bu oran %66 seviyesinde. Ayrıca bu görüşe katılan bireylerin de oranı son 2 senede 11 puan gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE’DE YAŞAYAN VATANDAŞLARIN %66’SI SAVAŞ VEYA ZULÜMDEN DOLAYI ÜLKESİNİ TERK EDEN KİŞİLERİN DİĞER ÜLKELERE SIĞINABİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR.  İnsanların ülkesinden savaş ya da zulümden dolayı kaçmak zorunda kaldığında diğer ülkelerin bu vatandaşları ülkelerine kabul etmesi görüşüne 28 ülke genelinde bireylerin %78’i katılıyor. Türkiye’de ise bu oran %66 seviyesinde. Ayrıca bu görüşe katılan bireylerin de oranı son 2 senede 11 puan gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

ÜLKEMİZE GELECEK OLAN MÜLTECİLERİN TÜRK TOPLUMUNA UYUM SAĞLAYACAKLARI KONUSUNDA BİREYLERİN DÜŞÜNCESİ OLDUKÇA OLUMSUZ.  28 ülke genelinde mültecilerin gittikleri ülkede topluma uyum sağlayacakları konusundaki görüşler ikiye ayrılmış durumda. Bireylerin %50’si bu kişilerin topluma uyum sağlayacaklarını düşünürken %40’ı uyum sağlayamayacakları görüşünü savunuyor. Türkiye’de ise durum oldukça farklı. Türkiye’de sadece her 4 kişiden 1’i mültecilerin topluma uyum sağlayacaklarını belirtirken, %69’u uyum sağlayamayacaklarını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

 MÜLTECİLERE ÇALIŞMA İZNİ VERİLMESİNİN MÜLTECİLERİN HEM O ÜLKENİN DİLİNİ ÖĞRENMELERİ HEM DE TOPLUMA DAHA KOLAY UYUM SAĞLAYABİLECEKLERİ KONUSUNDA Kİ KABUL ORANI DA TÜRKİYE’DE DİĞER BİRÇOK ÜLKEDEN DAHA DÜŞÜK: Ülkelerin genelinde bireylerin %60’ı çalışma izninin mültecilerin topluma uyumu kolaylaştıracağı konusunu destekliyor. Ülkemizde ise bu görüşü destekleyenlerin oranı sadece %33 ve tüm ülkeler arasında bu konuda olumlu görüş bildiren en düşük ülke. Olumlu görüş bildirmenin yanı sıra olumsuz görüş bildirenlerin de oranı %46 ile tüm ülkeler arasındaki en yüksek oran.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “İçinden geçilen dönemin en önemli gerçeklerinden biri göç. Göç, üzerinde bir ömür boyu akademik araştırma yapılabilecek, çok boyutlu, derin bir konu. İç göç, dış göç, ekonomik, siyasi veya savaş nedeni ile göç gibi çeşitlenebiliyor. Ancak değişmeyen gerçek, Dünya coğrafyasının önemli bir kısmında kitlesel göç hareketlerinin yaşanıyor olduğu. Bu durum farklı ülkelerde göç olgusuna farklı bakışlar yaratıyor.

Ipsos’un 28 ülkede gerçekleştirdiği araştırma, göç ile karşı karşıya kalan ülkelerde yaşayanların 2020’den 2021’e geçişte konuya dair daha olumsuz bir yaklaşım içine girmişken 2022’de bu görüşlerin değiştiğini gösteriyor. 2022 yılında yapılan araştırmada birçok ülkede sorulara verilen yanıtlarda Ukrayna-Rusya savaşının etkilerini görüyoruz. Suriye’de yaşanan savaşın ardından çok kısa bir süre içinde kitlesel bir göç ile karşı karşıya gelen Türkiye’de ise olumsuzluk artarak devam ediyor.

Savaş söz konusu olduğunda mültecileri kabul etme eğilimi yüksek. 28 ülke ortalamasında araştırmaya katılanların %78’i savaştan kaçanların diğer ülkelere sığınabilmesi gerektiğini belirtiyor.  Ukrayna-Rusya savaşının da etkisi olduğunu düşünüyorum. Savaştan kaçanların başka ülkelere sığınabilmesi gerektiğine inananların oranı 2020 ile 2021 arasında genel olarak gerilerken 2022’de dikkat çekici şekilde artmış. İşte bunun Ukrayna-Rusya savaşının bir etkisi olduğunu düşünüyorum.  Türkiye’de ise azalmaya devam ediyor. 2020’de %77 olan oran 2022’de %66’ya gerilemiş durumda.

Benzer bir trendi mültecilerin gittikleri ülkeye uyum sağlayacaklarına dair inanış için de görüyoruz. Bu soruya olumlu yanıt verenlerin oranı genel olarak 2021’e kıyasla benzer seviyelerde kalmış veya artmışken Türkiye’nin de içinde bulunduğu az sayıda ülkede azalmış. Ama şunu da not etmek lazım, ülkeler ortalamasında ancak her iki kişiden biri bu düşüncede. Türkiye’de ise dört kişiden biri mültecilerin gittikleri ülkeye uyum sağlayacaklarına inanıyor.

Mültecilere çalışma izni verilmesi onların ülkenin dilini öğrenip topluma uyum sağmasını hızlandıracaktır görüşü ülkeler ortalamasında %60 destek buluyor. Bu düşünceyi destekleyenlerin oranı 28 ülkenin (içinde Türkiye’nin de bulunduğu) sadece beşinde %50’nin altında kalıyor. Türkiye’de her üç kişiden biri bu görüşte, bu oran 28 ülke içindeki en düşük oran.

Ipsos Türkiye

Sınırların mültecilere kapatılması gerektiğini düşünenlerin oranında 2021’e kıyasla önemli düşüş var. 28 ülke içinde bu oranın geçen yıla kıyasla arttığı 2 ülke var, biri Türkiye; üstelik %76’lık oran ile birinci sırada. Öte yandan ülkeler ortalamasında sadece alışkanlıklar üç kişiden biri bu şekilde düşünüyor. 2020 ile 2021 yılları bulguları arasında büyük bir fark yok iken 2022’de bir düşüş yaşanmasını ben yine Ukraynalı sığınmacılara bağlıyorum.

Bu araştırmaya katılanların çoğu Ukrayna’da yaşanan drama açık bir reaksiyon veriyor. Daha kabul edici bir tavır var. Türkiye’deki vatandaşlar ise göç ile ilgili bir soru ile karşılaştığında Suriyeli sığınmacılara odaklanıyor kendi yerel tecrübelerinden hareket ediyorlar. Ve ülkemizden bu araştırmaya katılanların mültecilere genel olarak olumlu baktıklarını söylemek pek mümkün değil.”

Yeni yılda fiyat artışları ne durum da?

Yeni yılda fiyat artışları ne durum da?

Ipsos tarafından gerçekleştirilen IPSOS HANE PANELİ araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde;

2022’de hanelerin Hızlı Tüketim Ürünleri (HTÜ) harcamaları geçen yıla kıyasla durumu nasıl?

  • Ortalama bir hane yaklaşık olarak kaç günde bir HTÜ alışverişi yaptı?
  • Bir alışveriş sepetine ne kadar ödedi? Önceki yıla oranla alışveriş sıklığı azaldı mı, çoğaldı mı?
  • 2022’de haneler her dört Hızlı Tüketim Ürünleri alışverişlerinden üçünde sepetlerine farklı ürün eklediler mi?
  • Çoğunlukla ne boy sepet yapıldı?
  • Büyük, orta ve küçük boy sepetlerden en çok hangisi tercih edildi ? Bireylerin bu başlıklarda ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

 

ULUSAL ZİNCİRLER VE İNDİRİM MARKETLERİ DIŞINDA TÜM SATIŞ

KANALLARINDA VE ANA ÜRÜN GRUPLARINDA ALIŞVERİŞ SIKLIĞI AZALDI. 2022’de hanelerin Hızlı Tüketim Ürünleri (HTÜ) harcamaları geçen yıla kıyasla %80 artış gösterdi.  Ortalama bir hane yaklaşık olarak 2 günde bir kez HTÜ alışverişi yaptı ve bir alışveriş sepetine 85 TL ödedi. Geçen yıla kıyasla alışveriş sıklığı azaldı. Haneler Ocak-Kasım 2022 döneminde 204 kez alışverişe gidip her alışverişte 85 TL harcama yaptı. Ulusal zincirler ve indirim marketleri dışında tüm satış kanallarında ve ana ürün gruplarında alışveriş sıklığı azaldı.

 MARKET MARKALI ÜRÜNLERİN PAYI ARTTI… Ortalama bir hane her 100 TL’lik harcamasının yaklaşık 54 TL’sini markalı, 24 TL’sini açık, 22 TL’sini ise market markalı ürünlere ayırdı. Geçen yıl ile kıyasladığımızda Market Markalı ürünlerin payı arttı. Geçtiğimiz yıla göre indirim marketlerinin daha çok tercih edilmesinin de etkisiyle özellikle et, peynir, sıvı yağ gibi genel gıda ürünlerinde market markalı ürünlerin harcama payı arttı. Market markalı ürünlerin ulusal zincirlerdeki payı da kademeli olarak artmaya devam ediyor; özellikle yumurta, toz şeker, makarna, un gibi genel gıda ürünlerinde, kişisel bakım ve temizlik ürünlerinde ulusal zincirlerdeki market markalarına yönelimin arttığı görülüyor.

ÇOĞUNLUKLA HANGİ SEPETLER TERCİH EDİLDİ. 2022’de haneler her dört Hızlı Tüketim Ürünleri alışverişlerinden üçünde sepetlerine 1-3 adet farklı ürün attılar, yani çoğunlukla küçük boy sepet yaptılar. Küçük boy sepetlerin oranı %76, Orta boy sepetlerin oranı %15, büyük boy sepetlerin ise %9 olduğu görüldü.

GEÇEN YILLA KIYASLANDIĞINDA GIDA VE İÇEÇECEKLERİN PAYI ARTTI Ortalama bir hane her 100 TL’sinin 84’ünü Gıda & İçecek, 9’unu Kişisel Bakım, 7’sini ise Ev Bakım Ürünleri için harcadı. Geçen yılla kıyaslandığında Gıda & İçeceklerin payı arttı. Sağlıklı bir yaşam için alınması gereken önlemlerin pek çoğu günlük hayatımızda uygulan küçük ve kolay çabalardan oluşur. Burada kişisel bakımla ilgili olan oranın da % 7 olduğunu görüyoruz.

2022’DE HIZLI TÜKETİM HARCAMALRINDA ÖNE ÇIKAN KANALLAR, İNDİRİM MARKETLERİ VE E-TİCARET ….

Türkiye’de pandemi başladığından beri iki perakendeciyi sıkça konuştuk: indirim marketleri ve e-ticaret. Değişen ekonomik koşullar bu trendi değiştirmese de bazı başka değişiklikler getirdi: Hanelerin hesaplı ürün arayışı indirim marketlerinin büyüme hızını artırdı ve genel olarak haneye giren ürün sayısındaki düşüşe karşın indirim marketlerinden alınan ürün sayısı artış gösterdi (%4). Böylelikle indirim marketlerinin hane harcamalarındaki payı belirgin artış gösterdi. E-ticaret büyüme hızını korusa da bu kanaldaki trendlere de daha fazla indirim ve fiyat avantajı damga vurdu.

 Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  2022 yılı, enflasyonun hızla yükseldiği ve maalesef 90lı yıllar seviyesine döndüğü bir yıl olarak kayıtlara geçti. Vatandaşların bütçesindeki elektrik, ısınma, ulaşım, giyim gibi kalemler ile birlikte hane içindeki tüketim harcamaları da fiyatların hızla yükselmesinden etkilendi.

Pahalılık ile mücadele etmeye çalışan tüketicilerin başvurduğu çözümlerden biri indirim marketlerini daha fazla kullanmak oldu. İndirim marketlerinin hanelerin market harcamalarından aldıkları pay %3’ten fazla artış gösterdi. Haneye giren ürün adedinde azalma varken indirim marketlerinden yapılan alışverişlerde ürün adedi %4 arttı. Geçtiğimiz yıla göre indirim marketlerinin daha çok tercih edilmesinin de etkisiyle özellikle et, peynir, sıvı yağ gibi genel gıda ürünlerinde market markalı ürünlerin harcama payı arttı. Market markalı ürünlerin ulusal zincirlerdeki payı da kademeli olarak artmaya devam ediyor; özellikle yumurta, toz şeker, makarna, un gibi genel gıda ürünlerinde, kişisel bakım ve temizlik ürünlerinde ulusal zincirlerdeki market markalarına yönelimin arttığı görülüyor. Ortalama bir hane her 100 TL’sinin 84’ünü Gıda & İçecek, 9’unu Kişisel Bakım, 7’sini ise Ev Bakım Ürünleri için harcadı. Yönetilmesi zora giren hane bütçesinde öncelikli olmayan bazı ürünlerden tasarruf edilmesi nedeni ile Gıda & İçeceklerin payı arttı. Haneler Ocak-Kasım 2022 döneminde 204 kez alışverişe gidip her alışverişte 85 TL harcama yaptı. Enflasyonun etkisiyle bir sepete ödenen tutar geçen yıla kıyasla %85 artış gösterdi. Ulusal zincirler ve indirim marketleri dışında tüm satış kanallarında ve ana ürün gruplarında alışveriş sıklığı azaldı. Yapılan alışverişlerde her dört sepetin üçünde 1 ile 3 arasında adette ürün oldu. Aralık ayında yaşanan ve Ocak’ta da devam edeceği beklenen enflasyon düşüşünün ve arkasından açıklanan asgari ücret artışının Şubat’tan itibaren hane harcamalarına nasıl bir etki yapacağını göreceğiz.

Benzin zamlarından sonra her 10 araçtan 9’u trafiğe daha az çıkıyor

Benzin zamlarından sonra her 10 araçtan 9’u trafiğe daha az çıkıyor
Ipsos tarafından gerçekleştirilen ANTİKRİZ MONİTÖRÜ Araştırma verilerinden derlenen bülten içeriğinde bu hafta: toplumda araç sahibi olan bireylerin, akaryakıta gelen zamlardan sonra kullanma eğilimleri incelendi. Geçmişe nazaran bugünkü kullanma durumları, araçları ile işe gitme, alı verişe gitme veya hafta sonu gezmeye gitme davranışları, düşüncelerine yönelik yapılan araştırmada mercek altına alındı. Bu konularda tasarruf yöntemleri neler, akaryakıt alımlarına nasıl yansıyor, araç sahipleri, aracını satmayı düşünenler, satıp yenisini almayı düşünenler, bireylerin tüm bu konularda nasıl bir fikre sahip oldukları hususlarında ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

HER 10 ARAÇ SAHİBİNDEN 9’U ARAÇLARINI DAHA AZ KULLANIYOR. Akaryakıta gelen zamlarla birlikte araç sahipleri araçlarını daha az kullanma eğiliminde olduğu izleniyor. Bugün araç sahiplerinin %91’i araçlarını daha az kullandığını belirtirken sadece her zamanki gibi kullanmaya devam ettiğini söyleyenlerin oranı %8.

Ipsos Türkiye

VE ARAÇ SAHİPLERİ GEREKMEDİKÇE ARAÇALRINI KULLANMIYOR.
Araç sahiplerinin %87’si daha önce istediği vakit aracını kullandığını ama şimdi gerekli olmadıkça kullanmamaya çalıştığını belirtiyor. Araçları ile artık hafta sonu gezmeye gitmediğini söyleyen araç sahiplerinin oranı %76, alışverişe araçları ile gitmeyenlerin oranı %69.

Ipsos Türkiye

ÇALIŞANLAR; İŞE ARABA İLE GİTMEKTENSE TOPLU TAŞIMAYI TERCİH EDİYOR.
Araç sahibi çalışanların %71’i kendi araçları ile işe gitmektense toplu taşımayı tercih etmeye başlamış. Diğer bir tasarruf yöntemi olarak da yakın çevrede oturan arkadaşlar ile birlikte araç ile işe gitmek ve masrafları paylaşma yöntemi tercih ediliyor.

Ipsos Türkiye
AKARYAKIT ALIMINDA DA ARAÇ SAHİPLERİ DAHA TASARRUFLU DAVRANIYOR.
Araç sahipleri araçlarını daha az kullanmanın yanısıra akaryakıt alımında da daha dikkatli davranıyor. Her 100 araç sahibinden 9’u eskisine göre daha az miktarda benzin almakta. Araç sahiplerinin %51’i daha önce araçlarının deposunu tam doldururken bugün gerektiği kadar aldığını, %39’u hiçbir zaman deposunu tam doldurmadığını ama şimdi eskisine göre daha az akaryakıt aldığını söylüyor.

Ipsos Türkiye

HER 10 ARAÇ SAHİBİNDEN 3’Ü ARACINI SATMAYI VE YERİNE YENİSİNİ ALMAMA EĞİLİMİNDE.
Araç sahiplerinin %60’ı aracını satmayı düşünmezken, %12’si aracını satıp yerine yenisini almayı istiyor. Diğer taraftan araç sahiplerinin %28’i araçlarını satıp yerine de yenisini almamayı düşünüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : Ulaştırma harcama grubu için TÜİK tarafından açıklanan 12 aylık enflasyon %123.4. Ve bu harcama kategorisi enflasyonun en doludizgin ilerlediği kategori. Hiç kuşkusuz bunun altında yatan önemli nedenlerden biri akaryakıt fiyatlarındaki artış. Bu arada, akaryakıt fiyatlarındaki artışın nakliye maliyetlerini de yükselterek diğer kategorileri de olumsuz etkilediğini söylemek gerekli. Ancak elbette ulaştırma harcamaları doğrudan etkileniyor. Bu durumun araç sahiplerine nasıl yansıdığına bakmaya çalıştık.

Ipsos Türkiye

Artan akaryakıt fiyatları nedeni ile araç sahiplerinin yarısı eskiden yakıt alırken depolarını tamamen doldurduklarını ancak artık bundan vazgeçtiklerini belirtiyorlar. Karşılaşılan yeni fiyat seviyesi her on araç sahibinden dokuzunun aracını daha az kullanmasına yol açmış. Özellikle elzem olmayan nedenler ile araç kullanımı düşmüş, mesela her dört araç sahibinden üçü artık ailecek araba gezintilerinden vazgeçtiklerini belirtiyor, yine her on araç sahibinden yedisi artık alışverişe araba ile gitmediğini ifade ediyor. On araç sahibinden dokuzu, aracını eskiden her istediğinde kullandığını ancak artık gerekli olmadıkça kullanmadığını belirtiyor. İşe gitmek gibi elzem bir neden ile araç kullananların sayısında dahi azalma var. Her on araç sahibinden yedisi eskiden işe araç ile giderken artık bundan vazgeçtiğini belirtiyor. Bu duruma bir çare olarak yakın oturan iş arkadaşlarının araçlarını işe gidiş geliş için ortak kullanmaya başladıklarını görüyoruz. Araç sahiplerinin yarısından fazlası bu yönteme başvurarak yakıt masrafını paylaştıklarını ifade ediyorlar. Araç kullanım şeklindeki bu değişimler, önümüzdeki dönemde ikinci el otomobil piyasasında önemli bir hareketlilik yaratabilir, çünkü her on araç sahibinden üçü aracını yerine yenisini almamak üzere satmayı düşündüğünü belirtiyor. Ukrayna-Rusya savaşının da körüklediği küresel petrol fiyatları problemini de değerlendirdiğimizde ulaştırma maliyetleri açısından zor günlerin devam edeceğini tahmin edebiliriz.

Toplum salgın konusunda hala endişeli

Toplum salgın konusunda hala endişeli

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Salgın ve Toplum Araştırması verileriyle bu hafta Bireyler; salgının  kendisi ve ailesi için ciddi tehlike oluşturup/ oluşturmadığını, toplumun ne kadarının bu konuda endişeli olduğu, salgının ne zaman sona ereceği ve salgına yönelik hemen hemen tüm tedbirlerin kaldırlmış olmasını ve bu durumu toplumun ne kadarının doğru bulup/ bulmadığına dair bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir. 

HER 10 KİŞİDEN 6’SI SALGIN KONUSUNDA KENDİNİ DAHA RAHAT HİSSEDİYOR. Bireylerin %60’ı salgın başladığında endişeli olduğunu ama bugün artık kendini daha rahat hissettiğini belirtiyor. Salgının başından beri bu konuda rahat hissettiğini belirten %13’lük bir kesim ile birlikte toplamda artık toplumun %73’ü salgın konusunda kendini hissediyor.

Ipsos Türkiye

 TEHDİT ALGISINDAKİ DÜŞÜŞE PARALEL BUGÜN BİREYLER COVİD-19’A YAKALANMA KONUSUNDA DAHA AZ ENDİŞELİ. Salgının ilk başladığı günden itibaren toplum kendisinin veya ailesinden birinin koronavirüse yakalanması konusunda oldukça endişeliydi. Bugün hala toplumun %61’i bu konuda endişeli olsa da çok endişeli olan bireylerin oranı %59’tan %30’a kadar gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

 KORONAVİRÜS SALGINI KONUSUNDA TOPLUM ARTIK DAHA RAHAT. SALGININ TÜRKİYE, KENDİSİ VE AİLESİ İÇİN TEHLİKE OLUŞTURDUĞU ALGISI SENE BAŞINA GÖRE OLDUKÇA GERİLEMİŞ DURUMDA.  2022 yılına girildiğinde her 10 kişiden 8’i Covid-19’un Türkiye için ciddi tehlike oluşturduğunu düşünürken bugün artık her 10 kişiden sadece 3’ü bu görüşte.  Kendisi ve ailesi için ciddi tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı da %54’den %24’e kadar gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

ARTIK SALGININ SONA ERECEĞİ TARİH KONUSUNDA DA BİREYLER DAHA UMUTLU.  Toplumun %33’ü salgının 2022 yaz sonunda biteceğini düşünüyor. 2022 sonunda biteceğini düşünenlerle birlikte toplamda %55’lik bir kesim bu senenin sonunda bu salgının sona ereceği konusunda hem fikir. Sene başında ise bu görüş tam tersiydi. Her 2 kişiden 1’i salgının 2022 yılı sonundan daha ileri bir tarihte biteceğini düşünüyordu.

Ipsos Türkiye

ANCAK SALGINA YÖNELİK HEMEN HEMEN TÜM TEDBİRLERİN KALDIRILMASINI TOPLUMUN SADECE YARISI DOĞRU BULUYOR. 26 Nisan’da Koronavirüs ile ilgili hastane ve toplu taşımalardaki maske takma kuralı dışında tüm önlemlerin kaldırılmasını toplumun %49’u doğru olduğunu düşünürken, %35’i bu kararın yanlış olduğu görüşünde. Bu kararlar sonrasında maske takma konusunda ise toplum ikiye bölünmüş durumda. Bireylerin %45’i salgının ilk gününden beri maske taktığını ve takmaya devam edeceğini söylüyor. Diğer taraftan %42’lik bir kesim ise bugüne kadar maske taktığını ve artık takmayacağını belirtmekte. Bugüne kadar hiç maske takmadığını söyleyen %7’lik bir kesim ile birlikte bugünden sonra her 2 kişiden 1’inin maske takmayacağı görülüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Salgınla savaşta tünelin sonundaki ışığı gördüğümüzü düşünüyoruz. Toplumun yarıdan fazlası, salgının bu sene sonuna kadar tamamen biteceğine inanıyor, hatta üçte birlik bir kesim yaz sonunda bitmiş olacağı inancında. Bu düşüncenin sonucu olarak da hissedilir bir rahatlama söz konusu. Mesafe ve temizlik önlemleri çoktan gevşemişti, maske daha görünür bir önlem olduğu için hassasiyet azalarak da olsa devam ediyordu, geldiğimiz nokta itibarı ile her iki kişiden biri artık hastane ve toplu taşıma haricinde maske takmayacağını belirtiyor.   Her on kişiden altısı başlangıçta endişeli olmalarına rağmen artık kendilerini daha rahat hissettiklerini belirtiyor. Kendisinin veya bir yakınının hastalığa yakalanmasından çok endişe duyanların oranı sene başına kıyasla yarıya düştü. Keza ülke için ciddi bir risk olarak görenlerin oranı da sene başında %76 iken şimdi %31.

Salgınla savaşı kazanmaya doğru ilerliyoruz, mutlu sona çok az kaldı. Şimdiki savaşımız enflasyon ile. Zaten uzun zamandır vatandaşın 1. gündemi ekonomik sorunlar idi. Enflasyon ile savaş Koronavirüs ile savaştan daha kolay olmayacak. Antikriz araştırmamız ile bu mücadelenin nabzını tutmaya devam edeceğiz.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Ev dışı faaliyetler geriliyor

Ev dışı faaliyetler geriliyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 90. dönem verileriyle toplumda; Omicron varyantı ile birlikte hızla artan vaka sayıları neticesinde oluşan salgının sona ermesine yönelik beklentileri, vaka sayılarındaki bu artışın endişeye etkisi, ev dışı sosyal faaliyetlerde sondurum ve bireylerin hissettiği duyguların ve hislerin ne olduğuna yönelik ifade, tutum, davranışları incelenmiştir.

EV DIŞINDA YAPILAN SOSYAL FAALİYETLER DE AZALIYOR.

Toplumda yaşanan endişe duygusu kişilerin dışarıda daha az vakit geçirmesine de neden oluyor. Aralık ayında ev dışında herhangi bir sosyal faaliyette bulunan kişilerin oranı %45 iken bugüne gelindiğinde %37’e gerilemiş durumda. Özellikle daha az kişi bu dönemde arkadaşlarıyla buluştuğunu, dışarıda cafe, restaurant gibi yerlerde yemek yediğini belirtiyor.  

 SALGININ SÜRESİNE YÖNELİK TOPLUM DAHA TEDİRGİN.

Omicron varyantı ile birlikte hızla artan vaka sayıları toplumun salgının sona ermesine yönelik beklentilerini olumsuz etkilemiş durumda. Toplumun %64’ü salgının çok daha uzun sürmesine, %20’si biraz daha uzun sürmesine neden olacağı görüşünde. Bununla birlikte salgının kontrol altına alınmasına yönelik de süre uzuyor. 20 Aralık haftasında salgının 2022 sonu veya daha ileri bir tarihte biteceğini düşünenlerin oranı %68’ken bugüne gelindiğinde bu oran %76’ya çıkmış durumda.

Ipsos Türkiye

OMICRON VARYANTINDAN DOLAYI ARTAN VAKA SAYILARI TOPLUMUN ENDİŞESİNİ DE ARTTIRIYOR.

Kasım sonunda %51 seviyesine gerileyen kendisinin veya ailesinden birinin Covid-19’a yakalanmasından duyulan endişe Ocak ayının başında tekrar %60 seviyelerine ulaşmış durumda. Ayrıca her 2 kişiden biri bu yeni varyanttan dolayı endişesini arttığını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

TOPLUMUN HİSSETTİĞİ OLUMSUZ DUYGULAR ARTIYOR

Koronavirüs salgını başladığı ilk günden beri toplumun hissettiği ilk 5 duygu değişmiyor. Yorgunluk, endişe, bıkkınlık, üzgün olma ve kafa karışıklığı bireylerin ilk günden beri hissettiklerini belirttikleri duygular. Kafa karışıklığının son dönemde yükseldiği görülüyor. Son 2 ay içinde başka olumsuz duyguların da arttığı görülüyor. Özellikle hayal kırıklığına uğradığını söyleyenlerin oranı %20’den %30’a çıkarken, mutluyum diyenlerin de oranı %20’den %12’ye geriliyor.  

Ipsos Türkiye

  Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Bu haftanın araştırma sonuçlarına dair bir yorum yapmadan önce Dünya’da 8 Ocak gününün istatistiklerine baktım. ABD’de 468 bin olan günlük vaka sayısı Fransa’da 300 binin üzerinde. Toplamda 2.2 milyondan fazla vaka ve 5205 ölüm. Türkiye günlük vaka sayısında ilk 10 ülke arasında, vaka sayıları her geçen gün katlanarak artıyor. Aşı ve virüsün geçirdiği mutasyon sayesinde ölüm oranının azaldığı bir gerçek, ancak şu da gerçek ki salgın dizginlenemiyor. Her gün Dünya’nın çeşitli yerlerinde binlerce insan hayatını kaybediyor. Bir kesim için aşı olmanın getirdiği bir güven duygusu var ancak yine de daha geniş bir kitle için yükselen endişenin önüne geçilemiyor. On kişiden altısı çok endişeli. Hatta öyle ki endişeli olanlar artık daha fazla endişeli, biraz sakinleşmiş olanlar yeniden tedirgin. Her üç kişiden ikisi, Omicron varyantı nedeni ile salgının daha uzun sürede sona ereceğini düşünüyor. Toplumun yarısından fazlası, salgının bu yıl bitmeyeceğini belirtiyor.

Ipsos Türkiye

Yorgunluk, endişe hali, bıkkınlık gibi hakim duygulara son dönemde bir de kafa karışıklığı eklendi. Yeni varyant, 3.doz aşı, artan vaka sayıları, acaba okullar erken mi tatil olsa vs derken üzerine düşünecek yeni konular çıktı. Bu olumsuz ruh hali dışarıda daha az vakit geçirmeye yol açıyor. Aralık ayı ortasından beri her hafta dışarıda vakit geçirenlerin oranı düşüyor. Salgın artık bitecek derken geldiğimiz bu ruh halinin sonucu geniş bir kitle için büyük hayal kırıklığı anlamına geliyor. Çok uzak değil, Kasım ayında en baskın duygumuz mutluluk idi, şimdi esamesi okunmuyor desek yeridir.

Yaz aylarında, kış mevsimi ile birlikte bu gibi bir noktaya gelme ihtimalimizi konuşuyorduk. Karşılaştığımız durum çok şaşırtıcı değil, ancak şimdi yeniden önümüze bakma zamanı. En az kayıp ile atlatmak için uğraşacağımız bir kaç ay var önümüzde.

Sosyal çevremizi kaybettik!

Sosyal çevremizi kaybettik!

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 81. dönem verileriyle toplumun; sosyal hayatları ile ilgili değişime ilişkin görüşü, maske mesafe kurallarına ne kadar dikkat edildiğini, endişe düzeyi, koronavirüs ile mücadelenin nasıl gittiği, salgın bitse de geleceğe yönelik değerlendirmelerine yönelik tutum davranış ve ifadeleri incelenmiştir.

 KİŞİLERİN PANDEMİ DÖNEMİNDE SOSYAL HAYATLARI DA OLUMSUZ ETKİLENMİŞ. Salgınla beraber değişen bir sosyal hayat içinde bulan bireyler bu yönden de olumsuz etkilenmiş görünüyor.  Her 10 kişiden 6’sı Koronavirüs salgınından dolayı sosyal çevrelerini kaybetmiş gibi hissettiklerini, her 10 kişiden de 7’si hayatının bu salgın yüzünden tekdüzeleştiğini belirtmekte.

Ipsos Türkiye

TOPLUM MASKE MESAFE KURALLARINA ARTIK ÇOK DİKKAT DİKKAT ETMİYOR. Her ne kadar vaka sayılarından dolayı endişe düzeyi artsa da, mücadelenin gidişatına yönelik çok olumlu düşünülmese de sosyal mesafe kuralına artık uyulmadığı düşünülüyor. Bireylerin yarısı diğer kişilerin sosyal mesafeye hiç uymadığını, %26’sı da nadiren uyduklarını belirtiyor. Maske takma konusunda ise biraz daha temkinli olunduğu görülse de yine de toplumun %46’sının ya hiç ya da nadiren maske taktığı düşünülüyor.

BİREYLERİN %46’SININ ENDİŞE DÜZEYİ ARTIYOR Ipsos Araştırma Şirketi’nin; koronavirüs salgınında ülkemizde vaka ve ölüm sayıların uzun süredir hiç azalmaması toplumun endişe düzeyini olumsuz etkiliyor. Bireylerin sadece %8’i vaka sayılarının onların endişe düzeyini etkilemediğini belirtirken, %46’sı endişelerinin arttığını söylüyor. %34’ü ise zaten hep endişeli olduğunu söylemekte.

Ipsos Türkiye

TOPLUMUN YARISI ÜLKEMİZDE KORONAVİRÜSLE MÜCADELENİN KÖTÜ GİTTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR. Koronavirüs ile mücadelenin gidişatına yönelik toplumun %33’ü iyi gittiğini düşünürken, mücadelenin kötü gittiğini düşünenlerinin oranı %48.

Ipsos Türkiye

GELECEĞE YÖNELİK DE TOPLUM ÇOK UMUTLU DEĞİL Bireylerin %74’ü salgının 2022 yılında da süreceğini düşünüyor ve %66’sı da bundan sonra başka salgınlarla da karşılaşacaklarına inanıyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik:verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; İsviçreli psikiyatrist Elisabeth Kübler-Ross 1969’da yayımlanan “Ölüm ve Ölmek Üzerine” (On Death & Dying) adlı kitabında ölümcül bir hastalık ile karşılaşan insanların 5 duygusal aşamadan geçtiğini tespit etmişti; inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme. Kübler-Ross ile birlikte 2005’te yayınlanan “Yas ve Yas Üzerine” (On Grief & Grieving: Finding the Meaning of Grief through the Five Stages of Loss)  kitabını yazan David Kessler bu evrelerin Covid-19 salgınına da uyarlanabileceğini belirtmişti. Kessler Harvard Business Review için yapılan söyleşide şöyle bir benzetme yapmıştı “…inkâr var: “Virüs bizi etkilemeyecek. ” Öfke var: “Evde kalmama neden oluyor ve aktivitelerimi elimden alıyorsunuz.” Pazarlık var: “Tamam, eğer iki hafta boyunca sosyal mesafe koyarsam her şey daha iyi olacak, değil mi?” Depresyon var: “Bunun ne zaman sona ereceğini bilmiyorum.” Ve son olarak kabullenme var: “Bu olay gerçekleşiyor, nasıl devam edeceğimi keşfetmeliyim.” Koronavirüs Salgını ve Toplum araştırmamızın 81. haftasındaki sonuçlar bana bu sınıflandırmayı hatırlattı. 81 haftadır araştırma yaptığımıza göre salgın 83-84 haftadır ülkemizi etkilemeye devam ediyor demektir. Son hafta sonuçları toplum olarak “depresyon” ve “kabullenme” arasında olduğumuzu gösteriyor. “Pazarlık” aşamasında çok yüksek oranda uygulanan maske-mesafe tedbirleri vaka ve kayıplar devam edip de “Depresyon” aşamasına geçtikçe gevşemeye başlamış. Bir zamanlar bu tedbirlere uyum %90’ların üzerinde iken şimdi maske için %54’e, mesafe için ise %24’e gerilemiş halde.

Ipsos Türkiye

Her iki kişiden biri, salgınla mücadelenin kötü gittiğini düşünüyor. Endişeli olanların oranı %90’ı aşıyor. Bu durumun yarattığı depresif duygunun bir göstergesi de vatandaşların üçte ikisinin hayatlarının tekdüze hale geldiğini ve sosyal çevrelerini kaybettiklerini düşünmeleri.Her dört kişiden üçünün salgının 2022 yılında da devam edeceğini belirtmesi bana “Kabullenme” aşamasına geçmeye başladığımızı düşündürdü. Hatta öyle ki her üç kişiden ikisi hayatlarının geri kalanında başka salgınlar ile de karşılaşacaklarını bekliyorlar. Covid-19’u mağlup etme süresi uzadıkça salgınlar hayatımızın bir gerçeği gibi kabul edilmeye başlanıyor.

David Kessler, bahsettiğim söyleşide bu beş aşamaya yeni bir tane daha ekleme konusunda Kübler-Ross’un ailesinden onay aldığını belirtiyor; “Anlam”. Kessler ölümle karşılaşanların son aşamada “O karanlık saatlerimin bir anlamı olmalıydı.” noktasına geleceklerini ön görüyor. Geçtiğimiz hafta 2 ilaç onay aldı, salgını alt etme yolunda bir dev adım daha atıldı. Bu kabus bitecek! Ve umarım tüm bu yaşadıklarımızdan gelecek nesillere aktarabileceğimiz bir “anlam” çıkartabiliriz.

Vatandaş Turkovac aşısına sıcak bakıyor

Vatandaş Turkovac aşısına sıcak bakıyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 80. dönem verileriyle;Turkovac aşısına yönelik tutumlar, bireylerin tekrar aşı olmaları gerektiği durumlarda hangi aşıyı tercih edeceği, grip aşı olmak istemeyenlerdeki yükselişin temel sebepleri, incelenmiştir.

HER 10 KİŞİDEN 4’Ü KULLANIMA HAZIR OLDUĞU VAKİT TURKOVAC AŞISINI YAPTIRACAĞINI SÖYLÜYOR.  

3.faz çalışmaları devam eden Turkovac aşısını toplumun %37’si kullanıma hazır olduğunda yaptıracağını belirtirken, sadece her 5 kişiden 1’i şu an için yaptırmayacağını belirtmekte. Turkovac aşısını yaptırıp yaptırmayacağı konusunda kararsız olanların oranı ise %42. Covid-19 aşısı olmayanlar ise beklenildiği gibi Turkovac aşısı yaptırma konusunda da olumsuzlar.

Ipsos Türkiye

BİREYLERİN YARISI TEKRAR AŞI OLMALARI GEREKSE BİONTECH AŞISINI TERCİH EDECEĞİNİ SÖYLERKEN TURKOVAC AŞISINI OLACAĞINI SÖYLEYENLERİN ORANI %26.

Tekrar aşı olunması gerektiği durumda toplumun %52’si Biontech aşısını tercih edeceğini söylüyor. Bu oran Covid 19 aşısı olan bireyler nezdinde %57. Aşı olan kişiler nezdinde Turkovac aşısının tercih edilme oranı toplamda da olduğu gibi %26. Bugüne kadar aşı olmamış bireylerin de %27’si aşı olmaları gerektiği durumda Turkovac’ı tercih edeceğini belirtiyor. Bu kitle nezdinde Biontech’in tercih edilme oranı sadece %17.

Ipsos Türkiye

KORONA SALGININDAN DOLAYI YETERİNCE KORUNDULDUĞUNUN DÜŞÜNÜLMESİ BU SENE GRİP AŞISI  OLMAYI İSTEMEMENİN TEMEL SEBEBİ.

Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirdiği araştırmaya göre; bu kış grip aşısı olmayacağını ifade eden kişilerin %38’i salgından dolayı yeterince korunduğunu, %18’i de salgından dolayı evden çıkmadığını bu yüzden grip olmayacağını düşündüğünü belirtiyor. Covid 19 aşısı olduğu için grip aşısı ile bu aşının farklı bir etkileşimi olacağı konusunda endişeli olduklarından grip aşısı yaptırmayı düşünmeyenlerin de oranı %36.

Ipsos Türkiye

GRİP AŞISI OLMAYI DÜŞÜNENLERİN ORANI %34.

Kış aylarının gelmesi ile bireylerin sadece %34’ü grip aşısı olmayı düşünüyor. %44’ü ise grip aşısı olmayı düşünmüyor. Aşı olmamış kişilerde bu oran %63’e yükseliyor.  

Ipsos Türkiye

BUGÜNE KADAR EN AZ BİRKEZ GRİP AŞISI OLANLARIN ORANI DA %42.  Daha önceki senelerde en az bir kez grip aşısı olanların oranı bu sene grip aşısı olmayı düşünenlerin oranından sadece %8 daha yüksek. Covid 19 aşısı olmamış bireyler nezdinde daha önce grip aşısı olmuş olanların oranı yine çok düşük (%17)

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Salgın devam ediyor. Hayat büyük ölçüde eski normallere dönmüş gibi görünse bile vaka ve kayıp sayıları, salgının devam ettiğini net olarak ortaya koyuyor. Tedavi edici ilaçlar henüz üretilmediği için hala kendimizi virüsten korumaktan başka çare yok. Bir kesim aşı olarak korunuyor, bir kesim ise aşı olmadan kendini korumaya çalışıyor. (Hastalığın aslında var olmadığını söyleyenleri ya da kendisini korumak ihtiyacı duymayanları bu değerlendirmeye dahil etmiyorum)

Ülkemiz, aşı geliştirme çalışmaları içinde yerini Turkovac aşısı ile aldı. Toplumun, hala test sürecinde olan Turkovac’a bakış açısını araştırdık. Yaklaşık olarak her on kişiden dördü kullanıma hazır olması halinde Turkovac yaptırabileceğini söyledi. Net olarak Turkovac aşısı olmayacağını ifade edenler ise %21.

Aşıların koruyucu özelliklerini muhafaza edebilmesi için çeşitli kurallar dahilinde ek doz önerileri yapılıyor. Ek dozlar, antikor seviyesinde zaman içinde oluşan azalmayı telafi etmeyi amaçlıyor.  Biontech ile karşılaştırmalı olarak ek doz tercihlerini sorguladığımızda karşımıza çıkan çarpıcı bulgu henüz aşı olmamış kitle içinde Turkovac’ın Biontech’e kıyasla daha yüksek oranda tercih edilmesi oldu.

Ipsos Türkiye

Ipsos CEO’su Sidar Gedik

Aşı olmuş olanlar ise muhtemel ek dozda ağırlıklı olarak Biontech tercih edeceklerini ifade ettiler. Henüz aşı olmamış kitlenin kafa karışıklığı ve aşıya uzak durma tavrı devam ediyor. Bu kitlenin dörtte biri bundan sonra da aşı olmayacağını belirtiyor.

Kış etkisini göstermeye başlarken ve hepimiz geçen yıla kıyasla daha fazla sosyalleşirken muhtemel grip salgınları da gündem oluyor. Uzmanları grip aşısı tavsiyesinin toplumda geniş bir karşılık bulduğunu söyleyemeyiz. Her üç kişiden yalnızca biri grip aşısı olmayı düşünüyor. Covid-19 aşısı olmamış kitle içinde ise bu oran neredeyse yedide bire kadar iniyor. Grip aşısı olmak istemeyenlerin önemli bir kısmı Covid-19’dan korunma çabasının gripten de koruyacağını düşündükleri için gereksiz buluyorlar. Bir başka büyük grup ise Covid-19 aşısı oldukları için grip aşısının farklı bir etki yapmasından endişe duyuyorlar. Grip aşısı geçmişte de toplumun çoğunluğunun başvurmadığı bir korunma yöntemi. Özellikle de Covid-19 aşısı olmamış olan kesimde geçmişte en az bir kez grip aşısı olmuş olanların oranı sadece %17. Bu kesimin aşılara uzak kalmayı tercih ettiğinin bir başka göstergesi. Hangisi olursa olsun aşıya kökten karşı olanlar ise sadece %6 oranında. Toplumsal bağışıklık seviyesine ulaşabilmemiz için umut verici bir bilgi.

Üniversitelilerin en önemli kaygısı ekonomi

Üniversitelilerin en önemli kaygısı ekonomi

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 75. dönem verileriyle; üniversiteli gençler için en önemli sorunun  ne olduğu, 2021/ 2022 de eğitimlerini yüz yüze almak isteyenler/istemeyenler, Toplumun geneline göre izlenildiğinde olumlu/ olumsuz duygu yoğunluk sıralamaları, korona salgınının sona erme süresi gibi konularda ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

ÜNİVERSİTELİ GENÇLER İÇİN DE EKONOMİ TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ SORUNU.

Üniversite gençleri için de; Türkiye’nin en önemli sorunu ekonomi…  Ama bu kitle ekonomiyi toplumun geneline göre daha önemli bir sorun olarak belirtiyor. Diğer taraftan Koronavirüs Salgını bu kitle nezdinde çok önemli bir sorun olarak ifade edilmiyor. Toplumun genelinde Koronavirüs Salgını %24 ile en önemli sorun olarak ikinci sırada görülürken, Üniversite gençlerinin sadece %4’ü salgını işaret ediyor. Bu gençler için eğitim %12 ile daha önemli bir sorun olarak öne çıkıyor.  Ipsos Türkiye

ÜNİVERSİTELİ GENÇLERİNİN %86’SI 2021-2022 EĞİTİM ÖĞRETİM YILINDA EĞİTİMLERİNİ YÜZYÜZE ALMAK İSTİYOR. 

Bir buçuk senedir eğitimlerine uzaktan devam eden üniversite öğrencilerinin çoğunluğu bu sene eğitimlerini yüz yüze almak istiyor. Eğitimlerini online olarak uzaktan devam ettirmek isteyenlerin oranı sadece %6. Her 10 öğrenciden 1 ‘i ise eğitimlerini online mı yoksa yüz yüze mi alacağı konusunda daha karar vermemiş durumda.

Ipsos Türkiye

HER 10 ÜNİVERSİTELİ GENCİN 6’SI SALGININ KİŞİSEL EKONOMİLERİ ÜZERİNDE CİDDİ TEHLİKE OLUŞTURDUĞU GÖRÜŞÜNDE.

Hem toplumun hem de gençlerin %80’e yakını Koronavirüs salgının kendi kişisel ekonomileri için tehlike oluşturduğu konusunda hemfikirler. Ancak salgının ekonomi üzerinde ciddi tehlike oluşturduğu konusunda gençler daha olumsuz. Toplumun geneli için salgının ciddi bir tehlike oluşturduğu görüşü %52 iken bu oran gençler nezdinde 11 puan daha yüksek (%63)

Ipsos Türkiye

ÜNİVERSİTELİ GENÇLERİNİN AŞILANMA ORANI OLDUKÇA YÜKSEK. Genel toplum ile kıyaslandığında gençlerdeki aşılanma oranının daha yüksek olduğu görülüyor. Üniversite gençleri nezdinde en az tek doz aşı olanların oranı %91 iken toplumun genelinde tek doz aşısını olanların oranı %83. Gençlerin %72’si 2. doz aşısını da olmuş.   Aşısını olmayan kitlenin oranı %9 ama bu gençlerin de 1/4’ü aşısını olma niyetinde. Aşı olmayacağını söyleyen gençlerin toplam içindeki oranı sadece %3.

Ipsos Türkiye

GÜN İÇİNDE HİSSEDİLEN DUYGULARIN SIRALAMASI GENEL TOPLUMDAN FARKLILAŞMASA DA ÜNİVERSİTE GENÇLERİNİN HİSSETTİKLERİ OLUMSUZ DUYGULAR ÇOK DAHA YOĞUN.

Gerek toplumun gerekse de gençlerin bu dönemde hissettikleri ilk 5 duygu benzer.  Yorgunluk en baskın duygu. Bıkkınlık, endişe ve kafa karışıklığı yorgunluğu takip eden diğer duygular. Ancak gençler toplumun geneline göre bu olumsuz duyguları daha yoğun hissediyor.

Ipsos Türkiye

 KORONAVİRÜS SALGININ SÜRESİ KONUSUNDA DA GENÇLER DAHA PESİMİST.

Taşıdığı risk faktörleri itibariyle toplumu ve gündelik yaşama dair ciddi tehdit eden covid19’un; gündelik yaşamdaki yansımalarına bakıldığında hem ortaya çıkan hem de çıkması muhtemel durumlarla karşılaşılmaktadır… Toplumsal yaşam üzerinde tüm dünyada büyük etkiler bırakan COVID-19 salgını hakkında ülkemizdeki her 10 gençten 8’i salgının 2021 senesinden daha ileri bir tarihte biteceğini düşünüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Üniversitelerin açılma tarihleri yaklaşıyor. Bir başka büyük kitle daha yeniden yüz yüze bir araya gelecek. Evet Covid-19 salgının gölgesi hala hayatlarımıza düşmeye devam ediyor, vaka ve kayıp sayıları bir türlü düşme eğilimine girmiyor. Ancak gençler, kampüslerde üniversite havasını solumak istiyorlar. Bunu her on üniversite öğrencisinden dokuzunun en az bir doz, yedisinin ise iki doz aşısını da yaptırmış olmasından anlıyoruz. Bu önemli bir işaret.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Salgının hala can almaya devam ettiği bu dönemde bile toplum genelinde ülkenin en büyük sorunu olarak ekonomi görülüyor. Salgın ise 2. sırada. Üniversite öğrencileri açısından da en önemli sorun ekonomi, hatta onların ekonomiyi en önemli sorun olarak görme oranları toplum geneline kıyasla daha yüksek. Salgının kişisel ekonomileri üzerinde büyük tehdit oluşturduğunu belirtenlerin oranı da üniversiteliler arasında topluma nazaran daha yüksek.  Duygu durumu açısından üniversite öğrencilerini toplum geneli ile karşılaştırdığımızda olumsuz duyguların onların için daha baskın olduğunu tespit ettik. Üniversitelilerin yarısından daha fazlası yorgun, bıkkın ve endişeli hissediyor. Kafası karışmış, üzgün ve yalnız hissedenler de kayda değer oranda. Salgının bu yıl bitmeden kontrol altına alınabileceğine inananlar çok küçük bir grup, her on üniversite öğrencisinden sekizi bunun için daha ileri bir tarihi işaret ediyor. Özetle, duygusal olarak bu kadar yıpranmış olmalarına, ekonomik endişelerine, salgının gidişatına dair umutsuzluklarına rağmen aşılarını yaptırmışlar, okula dönmeye hazırlanıyorlar. Son olarak şunu ekleyerek bitireyim, üniversiteliler için salgın ülkenin en önemli 2. sorunu da değil, onlara göre ekonomiden sonra ülkemizin en önemli problemi eğitim!

Yeni varyant korkusu

Yeni varyant korkusu

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması’nın 63 dönem verileriyle vatandaşların; kısıtlamaların kaldırılmasına ilişkin düşünceleri, normalleşmeye dair  görüşleri, üçüncü dal​g​a​ya​ ​yönelik endişeleri ve gece 24’ten sonra müzik yasağına ilişkin değerlendirmeleri​ni incelendi…

NORMALLEŞME SÜRECİNE GEÇİLMESİ İLE BİRLİKTE SALGINDA 3. DALAGANIN YAŞANACAĞI ENDİŞESİ YÜKSEK…

Ipsos araştırma şirketinin yapmış olduğu araştırmanın verilerine göre yeni varyantlar toplumu endişelendiriyor. Gerek kısıtlamaların kaldırılmasını gerekse de normalleşme sürecine geçilmesini toplumun yarısı doğru buluyor olsa da bu yeni süreçle birlikte salgında üçüncü dalganın yaşanacağı konusundaki endişe düzeyi oldukça yüksek. Her 10 kişiden 5’i çok endişeli, 3’ü de kısmen endişeli olduğunu ifade etti.

Pause Dergi

NORMALLEŞME SÜRECİNE GEÇİLMESİ KONUSUNDA TOPLUM İKİYE BÖLÜNMÜŞ DURUMDA

Kısıtlamaların kaldırılması konusundaki görüşe paralel olarak yine toplumun yarısına yakını normalleşme sürecine geçiliyor olmasını doğru buluyor. Ama benzer oranda bir kitle ise tam tersi görüşte. Bir müddet daha kademeli olarak kısıtlamaların kaldırılıp normalleşme sürecine öyle geçilmesi görüşünde.

Pause Dergi

HER İKİ KİŞİDEN BİRİ KISITLAMALARIN KALDIRILMASINI DOĞRU BULUYOR.

Toplumun %48’İ 1 Temmuz itibarıyla kısıtlamaların kaldırılmasının doğru olduğu düşüncesinde. Ancak yine de toplumun önemli bir çoğunluğu (%39’u) kısıtlamaların tamamının kaldırılmasının doğru olmadığını belirtiyor. Kısıtlamaların kaldırılması konusunda endişeli olan kesim daha ağırlıklı olarak kadınlar ve aşı olmuş kesim.

Pause dergi

SAAT 24’TEN SONRA MÜZİK YASAĞININ DOĞRU OLMADIĞINI DÜŞÜNENLERİN ORANI %44…

1 Temmuz itibarıyla tüm yasakların kaldırılmasına rağmen saat 24:00’ ten sonra müzik yasağının olmasına toplumun %44’ü tepki gösteriyor. Özellikle öğrencilerin tepkileri bu konuda da fazla. Ama diğer taraftan %38’lik bir kesim ise bu kararı destekliyor

Pause Dergi

Ipsos CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Kısıtlamaların gevşemesini, kaldırılmasını “normalleşme” olarak isimlendiriyoruz. Ancak bu öyle bir dönem ki ruh halimiz alınan kararlar ile aynı hızla normalleşemiyor.  Kısıtlamalar demişken, kamuoyunda en çok tartışılan kararlardan biri saat 24’den sonra müzik yasağı getirilmesi oldu. %38 bu kararı destekliyor, %44’lük bir kesim ise karara karşı. Karara karşı olma oranı öğrenciler arasında çok daha yüksek, her üç öğrenciden ikisi müzik yasağına karşı olduğunu belirtiyor. Tespit edilen yeni virüs varyantları endişeleri yükseltiyor. Her on kişiden sekizi yeni bir dalganın yaşanmasından endişeli, her iki kişiden birinin endişesi ise ciddi seviyede.

Bu ruh hali toplumu iki parçaya ayırmış halde. Araştırmamıza katılanların %46’sı tamamen normalleşme olmalı derken %47’lik bir kesim ise daha yavaş, kademeli bir süreç yürütülmesi taraftarı. Henüz rahatlamadık. Rahatlamış bir ruh hali için aşılamanın daha geniş kitlelere yayılması, yeni virüs varyantlarına karşı da etkili olduğunu görmemiz, 3. doz aşının bu güveni pekiştirmesi ihtiyacımız var. Ancak; vaka ve vefat sayılarının sıfırlanması halinde salgının bittiğine inanacağız.