Yazılar

Kalp hastalıklarından korunabilmek için önemli bilgiler!

Kalp hastalıklarından korunabilmek için önemli bilgiler!

“Kalp damar hastalıkları günümüzde başta gelen ölüm nedeni olarak bilinmektedir. Bu riski azaltabilmek için birçok seçeneğimiz mevcut. Bu 7 noktaya dikkat ederseniz, kalp sağlığınız mükemmel olabilir” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Süha Çetin, kalp hastalıklarından korunabilmek için önemli bilgiler verdi.

Kalp hastalıklarından korunabilmek için önemli bilgiler! “Kalp damar hastalıkları günümüzde başta gelen ölüm nedeni olarak bilinmektedir. Bu riski azaltabilmek için birçok seçeneğimiz mevcut. Bu 7 noktaya dikkat ederseniz, kalp sağlığınız mükemmel olabilir” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Süha Çetin, kalp hastalıklarından korunabilmek için önemli bilgiler verdi. 1. Sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanılmaması gerekli Tütünün içerisindeki kimyevi maddeler kalbe ve kalbi besleyen damarlara ciddi zarar verebilir. Tütün tüketimi kandaki oksijen miktarını azaltır. Bu nedenle tansiyon ve kalp hızı yükselir. Neticede kandaki bu az oksijen miktarını kompanze edebilmek için kalbimiz daha fazla çalışmak zorunda kalır. Şu da bilinmelidir ki tütün tüketimini bıraktıktan sonra, tütünün vücuda verdiği zararın yarısının geçebilmesi için en az iki yıla ihtiyaç vardır. 2. Kalbiniz için harekete geçin Düzenli ve günlük fiziksel aktivite kalp damar hastalıklarını önler. Fiziksel aktivite sayesinde kilonuzu kontrol altında tutabilirsiniz. Aynı zamanda bu bağlamda kalp sağlığı için zararlı olan yüksek tansiyon ve kolesterol değerlerini ve aynı zamanda diyabeti önleyebilirsiniz. Bu bağlamda günde yarım saat yürüyüş öneriyorum. 3. Sağlıklı bir beslenme tarzı kaçınılmaz Beslenme alışkanlıklarınızı değiştirerek yüksek tansiyon veya kolesterol değerlerini düşürüp, tip 2 diyabet riskini azaltabilirsiniz. Önerim bol sebze ve kısıtlı miktarda meyve tüketmek, protein ağırlıklı (et, süt, yoğurt, yumurta, peynir vs.) beslenmek ve un mamullerini, şekeri ve şekerli yiyecek ve içecekleri minimuma indirmek, haricen tuzu ve alkolü çok kısıtlı tüketmek gerekli. 4. Normal bir kilo sahibi olmak her yaş için önem taşıyor Özellikle bel çevresinin geniş olması kalp hastalıkları açısından bizi tehlikeye sokuyor. Yukarda bahsettiğim diyet tarzını ve fiziksel aktivite önerisini sürekli bir biçimde uygularsanız, fazla kilolar ve ‘göbek’ kendiliğinden kaybolur. 5. Uyku kalitesi şimdiye kadar bilinmeyen bir unsurdu Erişkinlerin gece en az yedi saat uyumaları kalp sağlığı açısından önem taşıyor. Uykuya dalmakta zorluk çekiyorsanız, yatmadan önce sınırlı magnezyum takviye preparatları, melisa çayı ve yoğurt tüketmenizi öneriyorum. Uyku apnesinin, yani uykuda soluğun durmasının tedavisi şart. 6. Stresle başa çıkmak hiçte zor değil Bu manada çok yemek yiyerek, alkol veya sigara içerek başarılı olmayız. Tam tersine sağlığımıza daha fazla zarar veririz. Stresle başa çıkabilmek için önce iyi bir iş organizasyonu, sonra fiziksel aktivite, meditasyon veya yoga öneriyorum. 7. Düzenli sağlık kontrollerinizi aksatmayın Özellikle erişkin yaşlarda tansiyon holter bağlatarak yüksek tansiyon teşhisini kolaylıkla koymak mümkün. Yine erişkinlerde iki yılda bir kolesterol profiline kan tahlili ile bakmak çok basit. Diyabet, kalp damar hastalıkları açısından önde gelen risk faktörlerinden biri. Özellikle aile öyküsünde diyabet mevcutsa veya fazla kilonuz varsa yine kan tahlillerinde açlık kan şekerine baktırmanız veya hemoglobinA1c değerini ölçtürmeniz gerekebilir. Bahsedilen bu yedi unsuru hayatınızın bir parçası yaparsanız, daha sağlıklı ve rahat yaşayabilirsiniz. Unutmayın ki kalp ve damar hastalıklarının %90’ı sizin yaşam tarzınız ile alakalıdır. Dünya kalp gününüzü kutlar sağlıklar dilerim.

Doç. Dr. Süha Çetin

 

 

 

 

 

 

  1. Sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanılmaması gerekli

Tütünün içerisindeki kimyevi maddeler kalbe ve kalbi besleyen damarlara ciddi zarar verebilir. Tütün tüketimi kandaki oksijen miktarını azaltır. Bu nedenle tansiyon ve kalp hızı yükselir. Neticede kandaki bu az oksijen miktarını kompanze edebilmek için kalbimiz daha fazla çalışmak zorunda kalır.

Şu da bilinmelidir ki tütün tüketimini bıraktıktan sonra, tütünün vücuda verdiği zararın yarısının geçebilmesi için en az iki yıla ihtiyaç vardır.

  1. Kalbiniz için harekete geçin

Düzenli ve günlük fiziksel aktivite kalp damar hastalıklarını önler. Fiziksel aktivite sayesinde kilonuzu kontrol altında tutabilirsiniz. Aynı zamanda bu bağlamda kalp sağlığı için zararlı olan yüksek tansiyon ve kolesterol değerlerini ve aynı zamanda diyabeti önleyebilirsiniz. Bu bağlamda günde yarım saat yürüyüş öneriyorum.

  1. Sağlıklı bir beslenme tarzı kaçınılmaz

Beslenme alışkanlıklarınızı değiştirerek yüksek tansiyon veya kolesterol değerlerini düşürüp, tip 2 diyabet riskini azaltabilirsiniz. Önerim bol sebze ve kısıtlı miktarda meyve tüketmek, protein ağırlıklı (et, süt, yoğurt, yumurta, peynir vs.) beslenmek ve un mamullerini, şekeri ve şekerli yiyecek ve içecekleri minimuma indirmek, haricen tuzu ve alkolü çok kısıtlı tüketmek gerekli.

  1. Normal bir kilo sahibi olmak her yaş için önem taşıyor

Özellikle bel çevresinin geniş olması kalp hastalıkları açısından bizi tehlikeye sokuyor. Yukarda bahsettiğim diyet tarzını ve fiziksel aktivite önerisini sürekli bir biçimde uygularsanız, fazla kilolar ve ‘göbek’ kendiliğinden kaybolur.

  1. Uyku kalitesi şimdiye kadar bilinmeyen bir unsurdu

Erişkinlerin gece en az yedi saat uyumaları kalp sağlığı açısından önem taşıyor. Uykuya dalmakta zorluk çekiyorsanız, yatmadan önce sınırlı magnezyum takviye preparatları, melisa çayı ve yoğurt tüketmenizi öneriyorum. Uyku apnesinin, yani uykuda soluğun durmasının tedavisi şart.

  1. Stresle başa çıkmak hiçte zor değil

Bu manada çok yemek yiyerek, alkol veya sigara içerek başarılı olmayız. Tam tersine sağlığımıza daha fazla zarar veririz. Stresle başa çıkabilmek için önce iyi bir iş organizasyonu, sonra fiziksel aktivite, meditasyon veya yoga öneriyorum.

  1. Düzenli sağlık kontrollerinizi aksatmayın

Özellikle erişkin yaşlarda tansiyon holter bağlatarak yüksek tansiyon teşhisini kolaylıkla koymak mümkün. Yine erişkinlerde iki yılda bir kolesterol profiline kan tahlili ile bakmak çok basit. Diyabet, kalp damar hastalıkları açısından önde gelen risk faktörlerinden biri. Özellikle aile öyküsünde diyabet mevcutsa veya fazla kilonuz varsa yine kan tahlillerinde açlık kan şekerine baktırmanız veya hemoglobinA1c değerini ölçtürmeniz gerekebilir.

Bahsedilen bu yedi unsuru hayatınızın bir parçası yaparsanız, daha sağlıklı ve rahat yaşayabilirsiniz. Unutmayın ki kalp ve damar hastalıklarının %90’ı sizin yaşam tarzınız ile alakalıdır.

Tansiyon normal değerlere ulaşınca ilacı bırakmak doğru mu?

Tansiyon normal değerlere ulaşınca ilacı bırakmak doğru mu?

Hipertansiyon, damarlarımızdaki kan basıncının istirahatte, fiziksel ve psikolojik stresin olmadığı koşullarda 130/80 mmHg değerinin üzerinde olması olarak tanımlanıyor. Ülkemizde yapılan Türk Hipertansiyon Prevalans çalışmasında; 18 yaş üstü kişilerin yüzde 31’inde ‘hipertansiyon’ tespit edilmiş. Yani, ülkemizde her 3 kişiden biri, hipertansiyon hastası! Uzun yıllar hiçbir belirti vermediği için ‘sinsi hastalık’ olarak nitelendirilen hipertansiyon; kalp krizi, kalp yetmezliği, felç, böbrek yetmezliği  ve periferik damar hastalığı için majör risk faktörünü oluşturuyor. Şikayet oluşturmasa bile yüksek kan basıncını tedavi etmek ise kalp damar hastalığına bağlı ölümleri azaltırken, diğer hastalıkların da oluşmasını önleyebiliyor. Ancak toplumda hipertansiyona yönelik yayılan bilgi kirliliği erken tanı konulmasını ve tedaviden başarılı sonuç alınmasını engelleyebiliyor.   

 Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, bu nedenle hiçbir yakınması olmasa bile herkesin 18 yaşından itibaren iki yılda bir, 40 yaşından sonra veya 18-40  yaş arasında olup hipertansiyon yönünden yüksek risk taşıyor ise yılda birkaç kez tansiyonunu ölçtürmeleri ve hipertansiyon tanısı konulduğunda hekime danışmadan ‘kan basıncım ideal değerlere düştü’ diyerek ilaçlarını asla bırakmamaları gerektiğine dikkat çekerek, “Bazı özel durumlar dışında, hipertansiyon tedavisi hayat boyu devam ediyor. Tansiyonunuz normal değerlere ulaştıktan sonra tedaviyi bırakmanız kan basıncının tekrar yükselmesine yol açacaktır.  Bu yüzden tedavinizle ilgili her konuyu mutlaka doktorunuza danışın”  diyorKardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci toplumda hipertansiyon hakkında doğru sanılan 10 hatalı bilgiyi ve doğrularını anlattı; önemli öneriler ile uyarılarda bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci

YANLIŞ! Tansiyonum yüksek ama bende herhangi bir şikayet oluşturmuyor, gereksiz yere ilaç almayayım

Doğrusu: ”Herhangi bir şikayet oluşturmadığı için hekimin önerdiği ilaçları kullanmamak, sağlık açısından yapılabilecek en büyük yanlışlardan biridir” uyarısında bulunan Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, şöyle devam ediyor: “Hiçbir yakınmanız olmasa bile yüksek kan basıncı; damarlarınıza, kalp, böbrek ve beyin gibi organlarınıza zarar veriyor. Hastalığın sessiz dönemi sonlanıp yakınmalar başladıktan sonra oluşan hasarları düzeltmek ise mümkün olmayabiliyor. Bu nedenle şikayet oluşturup oluşturmamasına bakılmaksızın hipertansiyon mutlaka tedavi edilmelidir”

YANLIŞ! Tansiyon ilacımı uzun zamandır kullanıyorum, alışkanlık yapmıştır, değiştirmeliyim

Doğrusu: Hipertansiyon tedavisinde önemli olan, kullandığınız ilacın tansiyonunuzu kontrol etmesi ve herhangi bir yan etki oluşturmamasıdır. Kan basıncınızı kontrol altına alıyorsa ve yan etkisi yoksa, uzun süredir kullanıyor olmanız ilacı değiştirmeniz için bir gerekçe oluşturmaz. İlaca bağlı yan etki veya o ilacı kullanmanızı engelleyen başka bir hastalığın oluşması durumunda doktorunuz gerekli değişikliği yapacaktır.

YANLIŞ! Tansiyonumun çıktığını hissediyorum, onun için ölçmüyorum

Doğrusu: Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, kan basıncı yükseldiğinde hastalarda genellikle baş-ense ağrısı, başta dolgunluk ve basınç hissi, kulaklarda basınç ile yüzde kızarma gibi belirtiler gelişebildiğini söyleyerek, “Ancak bir gurup hastada yüksek kan basıncı değerlerine rağmen hiçbir şikayet oluşmaz. Yakınmaların oluştuğu kan basıncı değeri de kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Bu nedenlerden dolayı hipertansiyon hastaları mutlaka kan basıncı ölçümü ile tedavilerini takip etmeliler” diyor.  Dolayısıyla kan basıncı normal seviyeye ulaşıncaya dek daha sık, örneğin günde 2-3 kez, normalleştikten sonra da birkaç günde bir tansiyonu ölçmek gerekiyor. Bunun yanı sıra herhangi bir sorun hissetmeniz durumunda da kan basıncınızı kontrol etmeyi ihmal etmeyin.

Pause Sağlık, Pause Dergi

YANLIŞ! Tansiyonum normal değere ulaştı, artık ilacı bırakabilirim

Doğrusu: Hipertansiyon tedavisi bazı özel durumlar dışında, hayat boyu devam ediyor. Tansiyonunuz normal değere ulaştıktan sonra tedaviyi bırakmanız tekrar yükselmesine neden oluyor. Bu yüzden ilacınızı kesinlikle bırakmayın. Tedavinizle ilgili her karar doktorunuz tarafından verilmeli.

YANLIŞ! Tansiyonum yükselince beyin kanaması geçiririm, onun için hemen tansiyonumu düşürmeliyim. Limonlu su içip, beyin kanamasını önlemek için kafamı soğuk suya sokmalıyım

Doğrusu:  Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci tansiyona bağlı beyin kanamasının toplumdaki yaygın inanışın aksine düşük oranlarda geliştiğini söyleyerek, “Bu durumda bile kan basıncını ani değil, kontrollü düşürüyoruz. Limonlu su içmek, soğuk duş almak ve başı yıkamak sonuca etkisi olmayan gereksiz yaklaşımlardır. Psişik rahatlatıcı etki ile tansiyonu bir miktar düşürebilir, ancak tedavi edici etki oluşturmaz” diyor.

YANLIŞ! Tansiyonumu düzenli ölçtüğümde ara sıra yüksek değerde çıkıyor, bu nedenle hemen ilave ilaç almalıyım

Doğrusu: Tansiyon değeri her yüksek çıktığında ilave ilaç almak gerekmez. Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, tansiyonun acil düşürülmesi gereken tabloları ‘hipertansif aciller’ başlığı altında topladıklarını vurgulayarak, şöyle devam ediyor: “Tansiyon yüksekliği ile birlikte gelişen göğüs ağrısı, nefes darlığı, felç-inme ve ciddi burun kanaması gibi acil durumlarda, acil servis ve yoğun bakımlarda kan basıncını kontrollü şekilde düşürüyoruz. Bunun için genellikle damar yolu ile ilaç uyguluyoruz. Ciddi şikayetin olmadığı yüksekliklerde panik ve endişe etmek gerekmiyor. Biraz dinlendikten ve sakinleştikten 3-5 dakika sonra ikinci, gerekirse üçüncü bir ölçüm alıp, tansiyon değeri düşüyor ise müdahale etmeden izleyip değerleri kayıt altına alın. Kontrollerde tansiyon değerlerinizi doktorunuzla paylaşın. Doktorunuz tedavinizi yetersiz görürse ilaç ve  doz düzenlemesi yapacaktır. Tansiyon yüksekliğine baş ağrısı, uyuşma ve huzursuzluk hissi gibi şikayetler eşlik ediyorsa hekiminizin uygulayacağı ilaç tedavisiyle kan basıncınızı kontrol altına alabilirsiniz”

Pause Sağlık, Pause Dergi

YANLIŞ! Tansiyon ilacımı alıyorum, ayrıca diyet – egzersiz yapmam gerekmiyor

Doğrusu: Hipertansiyonda ilaç tedavisinin yanında ilaç dışı önlemler de çok önem taşıyor. Tüm hipertansiyonlu hastalarda ideal kiloya göre düzenlenmiş Akdeniz tipi sağlıklı diyet (sebze, meyve, kuru baklagil, tavuk ile balık gibi beyaz et içeren, sıvı yağ tercih edilen, katı ve trans yağ olmayan, rafine karbonhidratı ve tuz içeriği kısıtlanmış < 1,5 gr/gün) ve haftanın çoklu günlerini kapsayan egzersiz öneriliyor.  Sigara kullanmamak,  alkolü  (kullanıcılar için) sınır değerler içerisinde tüketmek tavsiye ediliyor.  Potasyum içeriği yüksek gıdaların kullanımı destekleniyor. Stres azaltıcı önlemler ve uyku hijyeni de tansiyon kontrolünde önem taşıyor.

 YANLIŞ! Hipertansiyon hastasıyım ve ilaç kullanıyorum. Romatizmal ağrı kesicileri, grip için akıntı-sekresyon giderici ilaçları rahatça kullanabilirim. 

Doğrusu: Romatizmal ağrı kesicilerin, grip için akıntı – sekresyon giderici ilaçların kullanımı tansiyon değerini yükseltiyor.  Dolayısıyla kontrolsüz ilaç kullanmayın. Yeni ilaç kullanmanız gerekiyorsa, doktorunuza mutlaka yüksek tansiyon için kullandığınız ilaçları söyleyin.

YANLIŞ! Hipertansiyon orta-ileri yaş hastalığıdır. Çocuklarda yüksek tansiyon olmaz

Doğrusu: Esansiyel hipertansiyon diye adlandırılan ve tansiyonun yaklaşık yüzde 90’ını oluşturan kan basıncı yüksekliği genetik geçiş özelliğine göre orta ve ileri yaşta ortaya çıksa da, çocuklarda hatta yeni doğanda da (sekonder nedenli) görülebiliyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

YANLIŞ! Covid -19 virüsüne bağlı sorun yaşamamak için tansiyon ilacımı değiştirdim

Doğrusu:  Covid -19 virüsü hücre içine ACE reseptörüne bağlanarak girdiği ve ACEI denilen, hipertansiyonda yaygın olarak kullanılan tansiyon ilaçlarının bu reseptör sayısını arttırarak virüsün hücre içine girişini kolaylaştırabileceği ve virüs yükünün artacağı yönünde tıp dünyasında kuşkular vardı. Ancak bu kaygılar, hipertansiyon ile ilişkili derneklerin ve kardiyoloji derneklerinin tedavilerin aynı şekilde sürdürülmesi yönünde görüş bildirmeleri ve bu konuda yapılan çalışmaların sonuçlarının yayınlanmasından sonra ortadan kalktı.  Dolayısıyla tansiyon ilacınızı değiştirmeniz gerekmiyor.

Kalp krizinde öksürmek hayat kurtarır mı?

Kalp krizinde öksürmek hayat kurtarır mı?

Küresel olarak, kalp hastalıkları bir numaralı ölüm nedeni olarak yerini koruyor ve dünyada her yıl yaklaşık 18 milyon insanın hayatını kaybetmesinden sorumlu oluyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde her 36 saniyede bir kişi kardiyovasküler hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor ve yine ABD’de de her 4 ölümden biri bu sebeple görülüyor. Ülkemizde de ölüm nedenlerinin yüzde 42’sini koroner kalp hastalıkları oluşturuyor. Günümüzde oluşum nedenlerinden tedavisine kadar kalp hastalıkları hakkında bilgilendirme ile farkındalık çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Ancak kalp sağlığı hakkında toplumda yayılan bilimsellikten uzak söylemler kalp sağlığını riske atıyor, hastaların yaşamlarını kaybetmelerine bile neden olabiliyor! Üstelik günümüzde spekülasyonlara inanmak özellikle sosyal medyada çok kolay oluyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Turfan, kalp sağlığı hakkında toplumda doğru sanılan 10 yanlış bilgiyi anlattı; önemli uyarılarda bulundu!

Pause Dergi, Pause Sağlık

YANLIŞ! Kalp hastalığı konusunda endişelenmek için çok gencim

Doğrusu: Şimdi nasıl yaşadığınız, hayatınızın ilerleyen dönemlerinde kalp hastalığının gelişme riskini etkiliyor. Henüz erken çocukluk ve ergenlik döneminde atardamarlarda plak oluşumunun öncüleri gelişmeye başlıyor. Ayrıca genç ve orta yaşlı insanlarda kalp problemleri günümüzde daha sık görülüyor. Bunun sebebi ise hatalı beslenme ve hareketsizlik nedeniyle obezite, tip 2 diyabet ile diğer risk faktörlerinin daha genç yaşta görülmesi.

YANLIŞ! Kalp durması ve kalp krizi aynı şeydir

Doğrusu: Damarlardaki tıkanma nedeniyle kalp kası hayati önem taşıyan oksijen ve besinleri alamıyor. Eğer tedavi edilmezse kalp kası zarar görmeye ve ölmeye başlıyor. Koroner arterlerden biri tıkandığında da bu sebeplerle kalp krizi oluşuyor. Kalp durması ise hastanın kalbinin vücuduna kan pompalamayı bırakması ve bunun sonucunda hastanın nefes alamaması, bilincin kaybolması olarak tanımlanıyor. Doç. Dr. Murat Turfan kalp durmasında hastanın hayati fonksiyonlarını yitirdiğini belirterek, “Bu durumda hemen 112 aranmalı ve bu konuda eğitim almış bir kişi tarafından kalp masajına başlanmalı” uyarısında bulunuyor. “Yetişkinlerde kalp durmasının en önemli sebebi, kalp krizidir. Bunun nedeni ise kalp krizi geçiren kişide, kalp durmasına neden olabilecek ölümcül bir kalp ritmi ortaya çıkmasıdır” bilgisini veren Doç. Dr. Murat Turfan, şöyle devam ediyor: “Ancak bu ritim problemi sadece kalp kriziyle ortaya çıkmaz. Ayrıca ritim problemi oluşmadan da kalp durması gelişebiliyor. Kalbin durması ve bunun sonucunda oluşan ani ölüm her zaman kalp krizi demek değildir”

YANLIŞ! Yüksek iyi kolesterole sahip olmak kötü kolesterolü dengeleyebilir

Doğrusu: Eskiden iyi kolesterolün yüksek kötü kolesterol seviyelerinin etkisini telafi edeceği düşünülüyordu. Ancak son araştırmalar durumun böyle olmadığını gösterdi. Önemli olan LDL kolesterol denen kötü kolesterolü kontrol altında tutmak. Yüksek bir HDL, yani iyi kolesterol seviyesi iyi bir durum olsa da bu, vücudunuzun atardamarlarında kolesterol birikimini kesin olarak önlemiyor.

Pause Dergi, Pause Sağlık

YANLIŞ! Kalp hastalığı bir erkek hastalığıdır

Doğrusu: Kardiyovasküler hastalıklar, kadınların erkeklerle aynı oranda hayatını kaybetmelerine yol açıyor. Aslında koroner kalp hastalığından yaşamını yitiren kadınların sayısı, meme kanseri nedeniyle hayatını kaybedenlerden 2 kat daha fazla. “Bu rakamlar göz önüne alındığında, kalp hastalığının kadınları etkilemeyeceğine ve bu hastalıkların sadece orta yaşlı erkeklerde ortaya çıktığına inanmak endişe vericidir” uyarısında bulunan Doç. Dr. Murat Turfan, “Bu, kadın hastaların risk faktörlerinden veya kalp krizi semptomlarından daha az haberdar oldukları ve kalp krizi geçirdiklerinde 112’yi daha geç aramaları anlamına gelebilir ki bu durum hayatta kalma şanslarını önemli ölçüde azaltabiliyor” diyor.

YANLIŞ! Yüksek tansiyonum olup olmadığını bilirdim, çünkü belirtileri olurdu

Doğrusu: Yüksek tansiyona, “sessiz katil” deniyor, çünkü genellikle kişi hastalığının farkında olmuyor. Bunun nedeni ise hiç bir zaman belirtiler vermeyebilmesi. Yüksek tansiyon tedavi edilmezse kalp krizi, felç, böbrek hasarı ve diğer ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Dolayısıyla erken dönemde tedavisi çok önem taşıyor.

YANLIŞ! Vitaminler ve besin takviyeleriyle kalp hastalığı riskimi azaltabilirim

Doğrusu: Antioksidan olan vitaminler E, C ve beta karoten kalp hastalığı riskini düşürüyor. Bununla birlikte, bu vitaminlerle yapılan çalışmalarda; dışardan takviye olarak bunları almanın kalp hastalıklarından korunmada hiç bir faydası gösterilememiş. Henüz anlaşılmayan nedenlerden dolayı vücut, vitaminleri ve mineralleri en iyi şekilde besinlerle elde edildiklerinde emiyor ve kullanıyor. Bu nedenle ihtiyacınız olan vitamin ve mineralleri takviyelerle değil, dengeli bir şekilde sebze ve meyve tüketerek almaya özen gösterin.

Pause Dergi, Pause Sağlık

YANLIŞ! Kalp krizi sırasında öksürmek hayatınızı kurtarabilir

Doğrusu: Kalp krizinde şiddetli bir şekilde öksürmenin kalp durmasını önleyeceğine, dolayısıyla hayatın kurtulabileceğine dair tıbbi bir kanıt yok. Kalp krizinde kalp durursa bilinç kayboluyor, kalp masajı yapılmazsa hasta hayatını kaybediyor. Eğer bilinç açıksa, o zaman kalp durmamış oluyor ve bu nedenle kalp masajına da gerek kalmıyor. Bu süreçte eforun öksürmek yerine, 112’yi aramak için harcanması gerekiyor.

YANLIŞ! Kalp hastalığı olanlar egzersiz yapmaktan kaçınmalı

Doğrusu: Egzersiz, kalp kasını güçlendirmeye ve vücuttaki kan akışını iyileştirmeye katkı sağlıyor. Kalp krizini veya kalp durmasını tetikleyen egzersiz riski son derece düşüktür. Ancak tamamen hareketsiz yaşam sürüyorsanız ve ileri derecede kalp hastalığınız varsa, spor yapmadan önce mutlaka doktorunuza danışın.

YANLIŞ! Kolesterol ilaçları karaciğere zarar veriyormuş. İlacı bırakmalıyım

Doğrusu: Kandaki kolesterol düzeyinin yüksekliği, atardamarlarda darlık gelişmesi için en önemli risk faktörlerinden birini oluşturuyor. Bu darlık yerine bağlı olarak kalp krizi, felç ve ölüme yol açabiliyor. Sağlıklı bir diyet, egzersiz ve kilo vermek bu riskleri azaltsa da, çoğu zaman yeterli olmuyor. Bu nedenle seçilmiş hastalarda kolesterol ilaçlarını kullanmanın mecburi olduğunu söyleyen Doç. Dr. Murat Turfan, “Yapılan bilimsel çalışmalarda bu ilaçların kalp krizi, felç ve ölüm riskini azalttıkları görülmüştür. Diğer tüm ilaçlar gibi ki buna çok sık kullanılan ağrı kesiciler de dahil, bu ilaçların yan etki ihtimali vardır. Ancak yan etki düşük bir olasılıkla gelişiyor ve ilaç kesilir kesilmez ortadan kalkıyor. Doktorunuz bu düşük ihtimal için dahi sizi zaten kontrole çağırıyor. Kolesterol ilaçlarından elde edilen faydanın yanında bu risk çok önemsiz duruyor. Bu yüzden doktor kontrolü altında bu ilaçları kullanmanız hem ölüm riskini azaltır hem de güvenlidir” diyor.

Pause Dergi, Pause Sağlık

YANLIŞ! Kırklı yaşlara geldikten sonra herkes aspirin kullanmalı

Doğrusu: “Kan sulandırıcılar, kalp krizi geçiren veya stent ya da by-pass yapılan hastalarda ömür boyu kullanılması gereken ve yeniden kalp krizi riskini düşüren bir ilaçtır” diyen Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Turfan, şöyle devam ediyor: “Ancak hiç kalp krizi geçirmeyenlerin aspirin kullanarak kalp krizi ve ölüm riskini azaltmaları tartışmalı bir durumdur. Bazı kan sulandırıcıların mide üzerine zararlı etkileri mevcut ve kanama riskini artırıyor. O yüzden ‘primer koruma’ dediğimiz hiç kalp krizi geçirmemiş hastalarda aspirin kullanımı ancak kalp hastalığı açısından çok yüksek riskli bireylerde faydalı oluyor. Düşük riskli insanların aspirin kullanmasının bırakın faydasını, zararı dahi olabiliyor”

Kalbi korumanın yolları

Kalbi korumanın yolları

Günlük yaşam alışkanlıklarımızda köklü değişikliklere neden olan yüzyılın salgın hastalığı Covid-19 pandemisi kalp hastalarının yanı sıra kalbinde herhangi bir sıkıntı yaşamamış kişileri de olumsuz etkiliyor. Buna karşın bir de Covid-19’a yakalananlarda sorunlar daha tehlikeli sonuçlara yol açabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen,  “Covid-19 tedavisi sürecinde ve sonrasında yaşanan sorunlar, uzun dönemli etkiler yapılan araştırmalarla bir bir ortaya çıktıkça almamız gereken önlemler, dikkat etmemiz gereken noktalar da artıyor. Çünkü hastalıktan en çok etkilenen yapılar, solunum ile kalp ve damar sistemleri olarak karşımıza çıkıyor. Kalp damar sisteminde meydana gelebilecek sorunların her biri hayatı tehdit edecek ciddiyette olabiliyor” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen, bu süreçte kalbimizi korumanın yollarını ve alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Yaklaşık bir buçuk yıldır devam eden Covid pandemisi sürecinde hareketsizlik, bilgisayar başında geçirilen uzun saatler boyunca kan dolaşımının olumsuz etkilenmesi, yanlış ve aşırı beslenerek kilo alma, özellikle göbek etrafındaki yağlanma vb sorunlar, normalde hiç olmayan metabolik sendrom gibi kardiyovasküler risklerin artmasına neden oluyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen, bu olumsuz koşulların kalp hastalarının yanı sıra kalbinde herhangi bir sıkıntı yaşamamış sağlıklı kişileri de etkileyebildiğini belirterek “Bu zorlu süreç kalp damar hastalığı olanlar veya yüksek riskli kişilerin gerekli muayene, tahlil ve tetkiklerini yaptırmamaları ayrıca sorun oluşturmaktadır. Klinik takiplerine uzun bir aradan sonra gelen hastalarda maalesef bazı komplikasyonlar geliştiğini görüyoruz” diyor. Kalp damar sisteminde meydana gelebilecek sorunların her birinin hayatı tehdit edecek ciddiyette olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Sinan Dağdelen; gelişebilecek durumları kalp kası iltihabı, kalp zarı iltihabı, akut kalp krizi, ciddi kalp yetersizliği, felç, kalp ritim bozuklukları, hipertansiyon atakları, akciğer damar tıkanıklığı ve bacak damarlarında pıhtı oluşması şeklinde sıralıyor.

Pause Sağlık

Tansiyonu yükseltip ritmi bozabiliyor!

Covid-19 döneminde ya da iyileşirken daha önce olmayan tansiyon yükselmeleri, çarpıntı ve ritim problemleri de görülebiliyor. Prof. Dr. Sinan Dağdelen şöyle konuşuyor: “Covid-19 tedavisi sürecinde ve sonrasında yaşanan sorunlar, uzun dönemli etkiler yapılan araştırmalarla bir bir ortaya çıktıkça almamız gereken önlemler, dikkat etmemiz gereken noktalar da artıyor. Çünkü hastalıktan en çok etkilenen yapılar, solunum ile kalp ve damar sistemleri olarak ne çıkıyor. Hastalığın seyri normale girerken bile aniden başlayan beklenmedik nefes darlığı, aşırı çabuk yorulma, aşırı çarpıntı hissi, göğüs ağrıları, göğüste baskı veya ağırlık hissi, tıkanma hissi gibi semptomlar, ani veya ilerleyen ciddi bir kardiyovasküler komplikasyonun ön habercisi olabiliyor. Bu belirtileri yaşayan hastanın mutlaka hekimine danışması ve en azından EKG ve kan tahlillerinde anormalliklerin olmadığını teyit ettirmelerinde yarar vardır. Herhangi bir acil durum karşısında asla dünyanın en iyi doktorunu aramakla zaman kaybetmeyin, acil durumlarda en iyi doktor size en yakın doktordur.”

Rutin kontrollerde korkutan düşüş

Pandemi nedeniyle hastaların üçte birinin rutin kontrollerini aksattığını belirten Prof. Dr. Sinan Dağdelen, ABD’de yapılan bir çalışmaya göre tansiyon hastalarının yarısının kontrollerini yaptırmadığını, kolesterol tahlillerinin de yüzde 37 azaldığını belirtiyor. Kontrollerdeki bu aksaklıkların yanı sıra başka olumsuz etmenlerle birlikte pandemi döneminde hastane dışında ani kalp durması ve akut kriz vakalarında üç kat artış yaşandığını kaydeden Prof. Dr. Sinan Dağdelen, “Pandemi döneminde 187 ülkenin analiz edilen verilerinde ortalama adım atma sayısı ve yürüme alışkanlığında yüzde 27 azalma tespit edilmiştir” diyor.

Pause Sağlık

Aşı karşıtlığı da önemli bir tehlike

Prof. Dr. Sinan Dağdelen, yaşanan önemli risklerinden birinin de sosyal medya kanalları aracılığı ile yayılan yanlış yönlendirme ve bilgilendirme olduğunu kaydederek “Maalesef bazı insanlar bu bilgilere kanarak sağlıklarını tehlikeye atmaktadırlar. Bunun en önemli örneği  ise anti aşı kampanyalarıdır. Ülkemizde 65 yaş üzeri insanlarımızın aşı sıraları geldiği halde yüzde 20-25’inin aşı olmaması, bu konuda önemli bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır” diye konuşuyor.

ACE-2’nin önemi anlaşıldı

Covid-19, ACE-2 adı verilen özel hücre yüzeyi reseptörlerine tutunarak hücre içine giriyor. Bu durum, vücutta kan basıncının düzenlenmesinde etkin olan Angiotensin-2’nin damarlarda ve akciğerde dönüşümünü azaltıyor. Bu etki ise doğrudan kalbi ilgilendiren birçok sorunu beraberinde getiriyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen, bu riskleri “kalbi koruyucu maddelerin azalması, damarların aşırı kasılması, pıhtılaşmanın artması, enflamasyon iyileşme sürecinin bozulması, dokuların sağlamlaştırıcı etkisinin azalması, iltihap oluşumu vb bir dizi patolojik süreç” olarak özetliyor.

Pause Sağlık

Önceden kalp hastası olmayanlar da risk altında

Hastalık sırasında ve iyileşme dönemindeki en tehlikeli kalp ve damar risklerinin başında ise akut kalp krizi geliyor. Damar içi pıhtılaşma ve akut kalp yetersizliği ataklarının da görülme sıklığının arttığına işaret eden Prof. Dr. Sinan Dağdelen, “Bu hastalar daha önceden bilinen bir kalp damar hastası olabilir veya olmayabilir. Daha önceden herhangi bir kalp damar hastalığı veya damar pıhtılaşma hikayesi olan ya da hipertansiyon ve diyabet gibi rahatsızlığı olanlarda bu komplikasyonları olma riski de artıyor” diye uyarıyor. Risk grubundaki kişilerin kan tahlili ya da tetkiklerle daha yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Sinan Dağdelen, ayrıca ilaç, kan sulandırıcı, kalp ritmini koruyan tedaviler uygulanabileceğini belirtiyor.

Pause Sağlık

Pandemide kalbi korumanın 10 kuralı!

Kalp ve damar hastalıklarından korunmak için maske, mesafe, hijyen koşullarına uymanın önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Sinan Dağdelen, bu dönemde kalbimizi korumak için mutlaka dikkat etmemiz gereken 10 kuralı şöyle sıralıyor:

  1. Acıkmadan bir şey yemeyin.
  2. Az ve sık yiyin. Sofradan tam olarak doymadan kalkın.
  3. Her gün 1.5 litre düzenli su için. (Bu miktar böbrek ve kalp-damar hastaları için değişebilir)
  4. Unlu, ağır yağlı, nişastalı, aşırı tuzlu besinlerden kaçının.
  5. Taze sebze ve meyve tüketin. (Diyabet hastaları için meyve miktarı sınırlı olmalıdır.)
  6. Uzman tarafından önerilmedikçe hiçbir katkı maddesi, vitamin veya minerali rastgele kullanmayın.

Başınız ağrıyor ve dönüyorsa dikkat!

Başınız ağrıyor ve dönüyorsa dikkat!

Kalp krizini tetikliyor, beyin damarlarında anevrizmaya (baloncuk) yol açtığı için inmeye neden oluyor, böbrek fonksiyonlarını ve görmeyi bozuyor… Hayati risk taşıyan bu sağlık sorunlarına yol açan bu faktör, yüksek tansiyon! Ülkemizde her üç kişiden biri yüksek tansiyon hastası. Üstelik sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı giderek daha fazla kişinin tansiyon sorunu yaşaması anlamına geliyor. Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, hiçbir belirti olmasa bile tedavi edilmeyen yüksek tansiyonun vücuda hasar verdiğine dikkat çekerek “Yüksek tansiyon özellikle kalp, damar sistemi, göz, beyin ve böbrekler üzerinde olumsuz etkilere sahip. Beyin damarlarında anevrizmaya, kalp yetersizliği ve kalp krizi riskinde artışa yol açabiliyor. Bu nedenle yüksek tansiyon yaşayan herkesi, yaşam tarzını mümkün olan en kısa sürede değiştirmek zorundadır. Doğru beslenme ve egzersiz ile stresten uzak kalmak her şeyden önce gelir.” diye konuşuyor.

Her kalp atışında vücuda pompalanan kanın damar duvarlarına uyguladığı baskı, tansiyon olarak tanımlanıyor. Halk arasında “büyük tansiyon” olarak bilinen sistolik basınç, kalp attığında kalp kasının kasılmasıyla oksijenden zengin kanın damarlara pompalandığında ortaya çıkıyor. Diastolik kan basıncı ise kalp kası gevşediğinde kan damarlarında oluşan basınç olarak tanımlanıyor ve “küçük tansiyon” olarak biliniyor. Sistolik basıncın 120 mmHg ve diastolik basıncın 80 mmHg düzeyinde olmasının “normal tansiyon” olarak tanımlanabileceğini anlatan Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Hipertansiyon nedenlerine göre esansiyel yani primer ve sekonder  olarak iki gruba ayrılır.” diyor.

Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil

Yaş ve kalıtsal yatkınlık, en önemli etken

Primer gruptaki hipertansiyon faktörlerinde yaş ve kalıtsal yatkınlık öne çıktığını belirten Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, şöyle devam ediyor: “Yaşam tarzı, obezite, aşırı tuzlu besinler, yüksek alkol tüketimi, egzersiz eksikliği, sigara, stres veya doğum kontrol hapları gibi bazı ilaçlar da bu esansiyel hipertansiyonun nedenidir. Sekonder hipertansiyona yol açan etmenler olarak da böbrek dolaşım sorunlarını ve hormonal bozuklukları sayabiliriz. Bu  nedenlerin tedavileri sonrasında hipertansiyon da gerilemektedir.”

Baş ve ense ağrısı ilk belirtiler

Yüksek tansiyonun en önemli belirtisi ise baş ve ense ağrısı ile baş dönmesi. Ayrıca nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, görmede bozukluk da oluşabileceğini belirten Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, seyrek olarak da halsizlik, yorgunluk, kulaklarda çınlama, ciddi yüksek seviyelerde de burun kanaması, gece uykudan uyanıp idrara çıkma ve bacaklarda şişlik gibi belirtilere de rastlandığını kaydediyor.

Kadınlarda menopozla birlikte artış görülüyor

Ülkemizde hipertansiyonun görülme sıklığı son derece yüksek. Ülkemiz nüfusunun yüzde 31.2’sinin tansiyonunun 140-90 mmHg düzeyinin üstünde olduğunu belirten Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Kadınlarda bu oran yüzde 36, erkeklerde ise yüzde 30 civarındadır. Yüksek tansiyon 50 yaş altı erkeklerde, kadınlara göre daha sıktır. 50 yaş üstünde ise kadınlarda  daha sık görülmekte ve toplamda kadınlardaki oran daha fazla izlenmektedir. Bunun da en belirgin nedeni kadınlardaki menopoz dönemindeki hormonal değişimlerin etkisidir.” diye bilgi veriyor.

Tanı için en az bir haftalık takip şart

Kan basıncının 140/90 mm Hg üzerinde olması kişinin hipertansiyon hastası olabileceğini gösteriyor. Ancak tanının fizik muayene, elektrokardiyogram, ekokardiyografi, 24 saatlik kan basıncı takibi (tansiyon holter) ve laboratuvar testleri ile konulduğunu anlatan Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Hekim kontrolünde yapılan bu testler, hastalığın derecesini ve tedavi süreçlerini de belirler. Tanı için tansiyon en az 1 haftalık tansiyon takibi gerekir. Böylece hastanın ortalama tansiyon değerlerini görmek ve hipertansiyonun evresini tespit etmek mümkün olabilir. Yüksek tansiyon hafif, orta ve ağır olmak üzere üç evrede ele alınıyor.” diyor.

Tedavi süreci hastaya göre şekillenmeli

Günümüzde yüksek tansiyon tedavisinde etkili ilaçlar bulunuyor. Farklı aktif bileşenlerin kombinasyonu ile birçok hastaya en iyi şekilde yardımcı olunduğunu kaydeden Dr. Aslıhan Eran Ergöknil “Doktorun sanatı, her birey için en etkili kombinasyonu belirlemede yatmaktadır. Bu hastadan hastaya değişir, yani hastanın genel risk profili, kardiyovasküler hastalıklar için bireysel risk faktörlerinin toplamı, obezite, sigara, alkol tüketimi, diyabet, yüksek kolesterol seviyeleri gibi faktörler ile tıp geçmişinde kalp krizi, felç gibi öykülerin olması hastaya göre tedaviyi şekillendirmektedir.” diye bilgi veriyor.

Limon ve sarımsak tansiyon düşürüyor

Bazı sebze ve meyveler, yüksek tansiyonun düşürülmesinde etkin rol oynuyor.

Limonun kan damarlarının esnekliğini sağladığını ve kan basıncını düşürdüğünü ifade eden Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, diğer besinler hakkında da şu bilgileri veriyor: “Sarımsak da halk arasında tansiyon düşürücü etkisi en çok bilinen besindir. İçeriğindeki nitrik asit ile hidrojen sülfür, kan basıncını düşürür. Ayrıca havuç, domates, kereviz, muz ve kayısının da tansiyon değerlerinin artışına engel olduğu biliniyor.”   Pause sağlık

Yüksek tansiyona karşı en iyi önlem:

Sağlıklı beslenme ve spor

Hipertansiyondan korunmak için yapılması gerekenlerin başında beslenmeye dikkat etmek geliyor. Beden kitle BMI 25’ten az olması gerektiğini vurgulayan Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, diğer önerilerini şöyle sıralıyor:

  • Az yağlı beslenmeye dikkat edilmeli, hayvansal yağlar yerine kaliteli bitkisel yağ tüketimine özen gösterilmeli.
  • Beyaz un, makarna ve tatlı yiyecekler gibi basit karbonhidratlardan uzak durulmalı.
  • Kan şekeri seviyesini çok fazla etkilemeyen ve böylelikle vücut ağırlığını düşürmeye yardımcı olan tam tahıllı ürünler tüketilmeli.
  • Çok fazla tuz da kan basıncını artırdığından, tuz bakımından zengin gıdalardan kaçınılmalı, tuz tüketimi azaltılmalı.
  • Jambon, füme et veya kurutulmuş balık gibi işlenmiş veya tuzlanmış et ve balık ürünleri, sosis ve sosis ürünleri ile sodyum içeriği yüksek peynirler, poşetlerde hazır yemekler, konserve yiyecekler ve çorbalar, tuzlu atıştırmalıklar ve cipslerin yanı sıra tuzlu fındık ve patates kızartması gibi yiyeceklerden de uzak uzak durulmalı.
  • Haftada yaklaşık üç kez 30 ila 45 dakikalık egzersiz, yürüyüş yapılmalı.
  • Sigaradan uzak durulmalı, alkol tüketimi azaltılmalı, stres seviyesi düşürülmeli.

Ramazan’da kalbi yoran hatalar

Ramazan’da kalbi yoran hatalar

Oruç tutmak beden ve ruh sağlığımızı olumlu yönde etkilese de, bazı kurallara dikkat etmediğimizde tam aksine vücudumuzu; özellikle de kalbimizi yoruyor! Ritim bozukluğu, kan basıncında ani yükselmeye bağlı gelişen kalp krizi ve felç, oruç tutarken beslenmelerine ve yaşam alışkanlıklarına dikkat etmeyen kalp hastalarını bekleyen tehlikeler! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut bu nedenle kalp hastalarının doktorlarına danışmadan asla oruç tutmamaları gerektiği uyarısında bulunarak, “Oruç tutarken doktorun önerilerine de harfiyen uyulmalı. Ayrıca gündüzü aç geçirmek akşam yemek rutinimizi değiştirebileceğimiz anlamına gelmemeli. Normal zamanlarda tek ana yemekle yetindiğimiz soframızda Ramazan’da da tek ana yemekle devam etmeliyiz. Çünkü kalp hastalarında belirli bir yeme düzenine alışmış mideye iftar ile yapılacak aşırı yüklenme; şişkinlik, hazımsızlık, karın ağrısı, çarpıntı ve tansiyon yüksekliği, daha da kötüsü kalp kriziyle sonuçlanabiliyor.“ diyor. Peki hangi hatalı alışkanlıklarımız kalbimizi yoruyor? Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut oruç tutarken kalbi yoran 10 önemli hatayı anlattı; önemi öneriler ve uyarılarda bulundu!

Hata: Hekime danışmadan oruç tutmak

Ramazan’da ilaçların saatinde zorunlu bir değişim yaşanıyor; ilaçlar genellikle sahur ve iftarda alınıyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, “Burada atlanılan nokta ise sahur ile iftar arasındaki sürenin uzunluğu ve iftar ile sahur arasındaki sürenin  kısa olmasıdır.” diyerek şunları söylüyor: “Bir ilaçtan günde iki kez alan hastada sahur sonrası ilaç etkisinde artma ve yan etki riski oluşurken, iftara doğru ise ilaç etkisinin son bulması ve hastalığın alevlenme riski doğuyor. Bu nedenle Ramazan’da günde tek doz alınan 24 saat etkili ilaçlar ön planda tercih edilmeli. Aynı ilaçtan günde 2-3 kez alma zorunluluğu olan hastalar ise oruç tutmamalı.”

Hata: Orucu sigarayla açmak

Ramazan sigarayı bırakmak için en ideal dönem aslında. Ancak bu alışkanlığınız devam ediyorsa orucunuzu sakın sigarayla açmayın! Ayrıca iftardan sonra peş peşe sigara içmekten de kaçının. Çünkü bu durum vücuttaki iltihabi reaksiyonu arttırıyor ve damarlarda kirli bir ortam oluşmasına neden oluyor. Bunun sonucunda da damarlar üzerinde ek stres oluşuyor ve damar içinde pıhtı gelişimi riski artıyor. Sonuç; kalp krizi ve inme riskinde artış!

Hata: İftar tabağını hızla bitirmek

İftar sofraları genelde daha zengin ve ağır yapıda oluyor. Çok sayıda ana yemeğin hızlıca tüketilmesi ise bir anda insülin salınımını ciddi olarak kamçılıyor. Artan kan şekeri ve fazladan insülin salınımı nedeniyle damar duvarları üzerinde ek stres oluşuyor. Bu tablo da besinlerin sindiriminde gecikme, şişkinlik, tansiyon ve çarpıntı ataklarına yol açabiliyor. Daha da kötüsü çok hızlı yemek kalp krizine davetiye çıkarabiliyor! Kalbinizi yormamak için iftar yemeğini yavaş yavaş tüketmeye özen gösterin. Lokmalarınızı 10-20 kez çiğnedikten sonra yutun.

Hata: Sahuru atlamak

Uykuya düşkün kişiler için sahura kalkmamak iyi bir alternatif gibi görünse de, sahur yapmadan tek öğünle oruç tutmak özellikle kronik hastalığı olanlarda vücudu zorluyor. Sahur yapılmadan oruç tutulduğunda kan şekeri düşüşüne bağlı olarak şiddetli baş ağrıları, çarpıntı ve tansiyon atakları gelişebiliyor. Bu yüzden mutlaka sahura kalkmalı, kahvaltılık gıdalarla birlikte en azından 2-3 bardak su tüketmelisiniz.

Hata: Rutin yeme alışkanlığının dışına çıkmak

Ramazan’da yaptığımız bir başka önemli hata da, rutin yeme alışkanlığımızın dışına çıkmak oluyor. Tüm gün oruç tuttuktan sonra kendinizi ödüllendirmek için sofranızı gereğinden fazla donatmayın, ana yemeğinizi tek çeşitle sınırlayın. Yüksek kalorili, yağlı ve çeşit çeşit ana yemeklerden kaçının. İftarı su ve çorbayla açın. Hurma, yeşil salata ve az şekerli komposto ya da hoşaf sofranızda mutlaka yer alsın.

Hata: İftar ve sahurda tatlı yemek

Ramazan’da sindirimi daha zor ve kan şekerini ani zıplatan şerbetli hamur tatlıların tüketiminde genellikle aşırıya kaçıyoruz. Ancak tatlının fazla miktarda tüketilmesi kan şekeri ve kolesterol dengesini bozuyor. “Tatlıların iftar yemeğinde tercih edilmesi fazladan insülin salınımına yol açıyor. Sahurda yenilen tatlılar da gün içerisinde oluşacak açlık ve susuzluk hissini arttırıyor.” uyarısında bulunan Prof. Dr. Ahmet Karabulut, tatlı tüketimi için en uygun zamanın yatsı vakti olduğunu söylüyor. Prof. Dr. Ahmet Karabulut, hamurlu ve şerbetli tatlı tüketiminin kısıtlanması gerektiğini de hatırlatarak, “Tatlılarda ön planda ev yapımı sütlü tatlılar olmalı. Tatlı ihtiyacınızı karşılamanın en sağlıklı yolu ise meyve tüketmektir.” diyor.

Hata: Tuzu abartmak

Ramazan’da en çok yapılan hatalardan biri de yemeklerin çok tuzlu tüketilmesi. Yemeği hazırlarken tadına bakamadığımız için genelde çok fazla miktarda tuz ilave ediyoruz. İftarda yemek yanına konulan tuzlu peynir, zeytin ve turşu da tuz alımını artırıyor. Sonuç; bir anda yüksek tuz tüketimine bağlı fırlayan tansiyon! Prof. Dr. Ahmet Karabulut tuz tüketimi ile hipertansiyon ve kalp yetersizliği arasında doğrudan bir bağlantı olduğuna dikkat çekerek, “Fazladan tuz kan basıncında ani artışlar yaparak kalp üzerinde ek yük oluşturuyor. Bu durum kendini nefes darlığı ve ödemle gösterebilen kalp yetersizliğiyle sonuçlanabiliyor. Dolayısıyla günde bir çay kaşığı tuz limitini aşmamalısınız.” diyor.

Hata: Su ihtiyacını gazlı içeceklerle gidermek

Ramazan’da ihtiyacımız olan suyu genellikle yeterince tüketmiyoruz. Bu sorun iftar yemeğinde su gereksinimimizi şerbet ve gazlı içeceklerle karşılamaya çalışmamızdan kaynaklanıyor. Sahurda da suyun yerini genelde çay alıyor. “Oysa su kalp ve damar sağlımız için hayattır. Az su tüketilmesi kanın koyulaşmasına ve damar sağlığının bozulmasına yol açıyor.” uyarısında bulunan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, şunları söylüyor: “Az su içenlerde tansiyon oynamalarına ve ritim bozukluklarına daha sık rastlanıyor. Bu nedenle orucu suyla açmayı ve sahuru suyla kapatmayı alışkanlık haline getirin. Sağlığınızı riske atmamak için iftar ile sahurun başında ve sonunda birer bardak su içmeli, iftar ile sahur arasında da 1.5 litre su tüketmeye özen göstermelisiniz. Ayrıca unutmayın ki gazlı içecekler diyaframın kalbe bası yapmasına, dolayısıyla da ritim problemlerine ve nefes darlığına neden olabiliyor.”

Hata: İftardan hemen sonra spor yapmak

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut egzersiz ve düzenli hareketin kalp sağlığını olumlu etkileyen en önemli aktivite olduğunu hatırlatarak, “Ancak Ramazan’da genellikle egzersizlere ara veriliyor. Oysa oruç sağlık için egzersiz yapmaya engel değildir. Çok zor kazanılan egzersiz aktivitesine Ramazan’da da devam edilmeli.” diyerek, şöyle devam ediyor: “Yürüyüş, en sık önerdiğimiz egzersiz şeklidir. İftardan önce yapacağınız 30-40 dakikalık yürüyüş metabolizmanızı hızlandırarak iftarı daha sağlıklı şekilde karşılamanızı sağlayacaktır. Ayrıca iftarda tüketeceğiniz gıdaların sindirimini de kolaylaştıracaktır. Ancak dikkat! İftardan hemen sonra yapılan egzersiz ise şişkinlik, karın ağrısı ve nefes darlığıyla sonuçlanabilir. Bu nedenler iftar sonrasında yürüyüş yapmanız daha faydalı olacaktır.”

Hata: Geceyi uykusuz geçirmek

Ramazan’da çoğumuzun uyku düzeni bozuluyor; sahur gece uykusunu bölüyor ve sahur sonrasında uykuya dalmak zorlaşıyor. Uykusuzluk gün içerisinde gerginlik hali, vücut ağrıları, çarpıntı ve tansiyon yükselmesine yol açabiliyor. Bu nedenle yatağa akşam saat 23:00’ten önce girmeye özen gösterin. Ayrıca gündüz bir saati geçmeyecek şekilde uyumanız, uyku problemlerinin oluşumunun önüne geçecektir.

Mide ağrısı sandığınız kalp krizi sinyali olabilir!

Mide ağrısı sandığınız kalp krizi sinyali olabilir!

Dünyada ve ülkemizde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan kalp krizi kadınlarda da hızla yaygınlaşıyor! Üstelik kalp krizinin erkeklerde ve kadınlarda farklı sinyal verdiğinin bilinmemesi nedeniyle birçok kişi bu sinyalleri yanlış değerlendirip hayatını kaybedebiliyor.  Oysa ilk 2 saatte tedaviye başlanan hastalarda, kalp kası hasarı ve ölüm oranlarının daha düşük olduğunu vurgulayan Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Refik Erdim, “Kalp krizi belirtileri erkeklerde ve kadınlarda benzerlik gösterse de bazı önemli farklılıklar bulunmaktadır. Ancak kadınlarda kalp krizi başlangıç şikayetlerinin daha belirsiz olması sebebiyle kalp krizi tanısı daha geç koyulmakta ve ölüm oranları daha yüksek olmaktadır. Bu nedenle kalp krizinin kadınlardaki sinyallerinin doğru bilinmesi ve bu belirtiler olduğunda hastaların çok hızlı bir şekilde hastaneye başvurması çok önemlidir.” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Refik Erdim, 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, kadınlarda ve erkeklerde kalp krizi sinyallerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Erkeklerde kalp krizinin 4 sinyali

 

  1. Göğüs ağrısı kalp krizi sırasında hem kadınlarda hem erkeklerde en sık gözlenen bulgudur. Bu ağrı göğüs kafesinin ortasında geniş bir alanda genellikle sırta ve sol kola yayılımı olan sıkıştırıcı tarzda bir ağrıdır. Hastaların çoğu tarafından göğüs kafesinin büyük bir ağırlıkla sıkıştırılması ve beraberinde nefes darlığı gelişmesi olarak tarif edilir.
  2. Göğüs ağrısı olmaksızın her iki kol ve omuzda ağrı olması, çene veya karın ağrısı olması kalp krizi hastalarında gözlenebilir.
  3. Göğüs ağrısı ile beraber veya tek başına nefes darlığı bulgusu kadınlarda daha sık gözlense de erkeklerde de ani başlangıçlı nefes darlığı kalp krizinin ilk bulgusu olabilir.
  4. Soğuk terleme ve ölüm korkusu hem kadınlarda hem erkeklerde kalp krizi sırasında göğüs ağrısı ile beraber gözlenebilir. Bu şikayet kalp krizinin en önemli bulgularından biridir ve acil hastaneye başvurmayı gerektirmektedir.

Kadınlarda kalp krizinin 4 sinyali

 

  1. Göğüs ağrısı kadınlarda da en sık gözlenen bulgu olmasına rağmen erkeklerden daha farklı olarak bu ağrı kalp krizinden günler önce hafif şiddette başlayıp sonrasında şiddetli hale gelebilir. Kadınlarda göğüs ağrısı sıkıştırıcı tarzda olabileceği gibi hastalar tarafından yanma şeklinde de tarif edilebilir. Göğüs ağrısı ile beraber sırt ağrısı yakınması kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 3 kat daha fazla görülmektedir. Yine erkeklerde genellikle ağrı sol kola yayılırken kadınlarda her iki kola veya sol alt çeneye doğru yayılabilir.
  2. Kadınlarda daha sık gözlenen diğer bulgu ise göğüs ağrısı olmaksızın ani gelişen aşırı yorgunluk ve halsizlik yakınmasıdır. Özellikle istirahatte veya çok hafif hareketle ortaya çıkan bu şikayet ile beraber göğüste ağırlık hissi de varsa mutlaka hastaneye başvurulmalıdır.
  3. Halsizlik ve baygınlık hissi kalp krizinin başlangıcında tansiyon ve nabız düşüklüğüne bağlı olarak özellikle kadınlarda daha sık gözlenmektedir.
  4. Yine her iki cinsiyette gözlense de mide ağrısı, midede yanma, gaz ve şişkinlik gibi şikayetler özellikle kalbin alt duvarını tutan kalp krizlerinde kadınlarda erkeklere göre 2 kat daha sık gözlenmektedir. Bu şikayetler mide şikayeti ile karıştırılarak tedavide gecikmelere yol açabilir. Bu sebeple özellikle kardiyak risk faktörleri olan hastalarda gaz, şişkinlik ve mide ağrısı varsa kalp krizi ihtimali mutlaka düşünülmelidir.

Aklımıza ilk olarak ‘kalp krizi’ geliyor!

Aklımıza ilk olarak ‘kalp krizi’ geliyor!

Koşarken, merdiven çıkarken veya yokuş tırmanırken… Soğuk havada, özellikle rüzgarda yürürken… Ağır bir yemek sonrasında veya sigara içerken… Ani bir üzüntü ya da sinirlenme gibi ruhsal değişimler yaşarken… Kimi zaman da cinsel ilişki sırasında… İşte bu faktörlerin tetiklemesiyle; göğsümüzün tam ortasında, “iman tahtası” adı verilen kemiğin üzerinde gelişiyor kalp ağrısı. Yoğun bir basınç, ağırlık hissi oluşuyor. Bazen de yine aynı bölgede, yani göğsün tam ortasında geniş bir alanda kendini yanma hissi olarak belli ediyor. Öyle küçük bir noktada değil, en az bir yumruk büyüklüğündeki alanda gelişiyor bu ağrı. Bazen enseye, sol kola veya sırta yayılabiliyor; çok nadiren karın üzerinde veya alt çenede de hissedilebiliyor. Altta yatan nedene göre 2-3 dakikada da sonlanabiliyor, 20 dakikadan uzun da sürebiliyor. Hemen hepimizi kaygılandıran bu sorunun adı; kalp ağrısı!

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aksoy, çoğumuzda ‘kalp krizi mi geçiriyorum?’ kaygısını yaşatan her kalp ağrısının altında yatan nedenin kalp krizi olmadığını belirterek, “Kalp ağrısı, kalbe gelen kan akışının azalmasından kaynaklanan bir tür göğüs ağrısını ifade ediyor. Toplumdaki yaygın inanışın aksine, her kalp ağrısı kalp krizine işaret etmiyor. Ancak kalp ağrıları önemli bir sağlık probleminden kaynaklanabiliyor. Ayrıca ağrı kalp krizi başlangıcından kaynaklanıyorsa erken tedavi hayat kurtarıcı oluyor. Bu nedenle asla hafife alınmayıp, hekime başvurulması yaşamsal önem taşıyor” diyor. Peki kalp ağrısı hangi sorunlara işaret ediyor? Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aksoy kalp ağrısına yol açan 5 hastalığı anlattı; önemli öneri ve uyarılarda bulundu!

Ateroskleroz

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aksoy kalp ağrısının en sık görülen ve en ciddi sebebinin ‘ateroskleoz’, yani toplumdaki bilinen adıyla ‘damar sertliği’ olduğunu belirtiyor. Bu tabloya; hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, sigara tüketimi ve genetik faktörler neden oluyor. Damarın iç yüzeyinde aterosklerotik plak denen bir plak tabakası oluşuyor ve bu tabaka damar lümeninde (damar içindeki boşluk) daralmaya neden oluyor. Bunun sonucunda kalbe giden kan ve oksijen miktarı azalmaya başlıyor. Tedavi edilmezse plak büyüyebiliyor, yerinden ayrılabiliyor ve üzerine pıhtı oturabiliyor. Bu durumda kalp krizi denilen tablo ortaya çıkıyor.

Damar spazmı

Kalp ağrısının daha az görülen diğer bir nedeni ise koroner damarların spazmı, yani kasılarak lümeni daraltması oluyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aksoy prinzmetal angina adı verilen bu tabloda dilaltı tablet alındığında spazmın kaybolduğunu ve ağrının geçtiğini belirterek, “Spazmın yeniden oluşmaması için düzenli ilaç kullanımı büyük önem taşıyor.  Çünkü spazm tedavi edilmez ve tekrar ederse kalp dokusunda kalıcı hasara neden olabiliyor.” diyor.

Kalp anomalileri

Doğuştan gelen kalp damarı anomalileri özellikle gençlerde kalp ağrılarına yol açabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aksoy, bazı damarların doğuştan yokluğunun veya normalden farklı bir yerden çıkmasının ya da kalp kasının içerisinde seyretmesinin ciddi sorunlara neden olabileceği uyarısında bulunarak, “Bazen futbol sahalarında görülen ani sporcu ölümlerinin önemli bir sebebi bu doğuştan gelen damar anomalileri oluyor.” diyor.

Kas köprüsü hastalığı (Miyokardial Bridge)

Yine doğuştan gelen ve ‘kas köprüsü hastalığı’ adı verilen durumda da tipik kalp ağrısı oluşuyor. Kalbi besleyen damarlardan birinin kalp kasının içerisinde seyretmesi ve kalp kasının kasıldığı zaman koroner damarı sıkıştırması, kalp ağrısıyla sonuçlanıyor. Eğer ilaç tedavisine rağmen ağrı devam ediyorsa ameliyatla durumun düzeltilmesi gerekiyor.

Sendrom X

Sendrom X adı verilen bu hastalıkta efor sarf edildiğinde başlayan ve dinlenmekle geçen tipik ağrı gelişiyor. Hayati bir sorun oluşturmayan ve özellikle menopoz sonrası kadınlarda görülen bu duruma, mikrovasküler damarlar denilen çok ince kılcal damarlardaki sorunların neden olduğu düşünülüyor.

KALP AĞRISINDA NE ZAMAN HANGİ TEDAVİ?

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aksoy tedavinin ağrının altında yatan nedene göre belirlendiğini vurgulayarak, bu yöntemleri şöyle anlatıyor:

Stent

Kalp ağrısında koroner arter darlığından şüphelenildiği zaman önce koroner anjiyografi işlemi yapılıyor. “Koroner anjiyografi aslında lokal anestezi altında koroner damarları görüntülemek için yaptığımız bir görüntüleme işlemidir.” diyen Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aksoy, damarlarda kritik ve ciddi darlıklar varsa tedavi işlemine geçildiğini belirtiyor. Eğer darlık stent takılmasına uygunsa balon ve stent işlemi, anjiyografi ile aynı seansta yapılabiliyor. Yani anjiyografinin devamında yapılan işlemlerle damarda açılma sağlanıyor.

By-pass

Damarlardaki her darlık stent işlemi için uygun olmayabiliyor. Bu durumda by-pass yöntemine ihtiyaç duyuluyor. Doç. Dr. Şükrü Aksoy, “Darlıklar çok yaygınsa, yani çok sayıda damar tutulumu varsa veya darlıklar çok uzun bir segmenti tutuyorsa, dolayısıyla lezyonlar stente uygun değilse, o zaman da by-pass operasyonunu öneriyoruz.” diyor. İster stent ister by-pass olsun, her iki tedavi sonrasında ömür boyu ilaç tedavisi gerekiyor.

İlaç tedavisi

Çok nadiren hastaya stent veya by-pass işlemi yapılamayabiliyor. Bu durumda yoğun ilaç tedavisi öneriliyor. Bu ilaçların arasında kalp ağrısını dindirmek ve hayat kalitesini artırmak için geliştirilmiş özel ilaçlar da bulunuyor.

Yaşam tarzı değişiklikleri

“Ateroskleroz ilerleyici bir hastalık. Başladıktan sonra arterlerde giderek yayılabiliyor. Bu nedenle stent takıldıktan sonra tedavi bitmiş olmuyor.” bilgisini veren Doç. Dr. Şükrü Aksoy, şöyle devam ediyor: “Eğer birtakım önleyici tedbirler almazsak başka damarlarda veya aynı damarın başka bir yerinde yeniden darlıklar oluşabiliyor. Önleyici tedbirlerden birincisi; ömür boyu düzenli kullanılmaları ve aksatılmamaları gereken ilaçlar. İkincisi ise yaşam tarzı değişiklikleri uygulamak. Bunları sigarayı bırakmak, Akdeniz tipi beslenmek, kolesterolden fakir ve Omega-3 yağ asidinden zengin bir diyet ve düzenli egzersiz olarak özetleyebiliriz. Egzersiz olarak koşma veya ağırlık kaldırma gibi ağır egzersizleri kesinlikle önermiyoruz. Günde yarım saatlik tempolu bir yürüyüş yeterli oluyor.”

Evde kalmak tansiyonunuzu yükseltmesin!

Evde kalmak tansiyonunuzu yükseltmesin!

Beyin kanamasından inmeye, kalp yetmezliğinden kalp krizine, böbrek yetmezliğinden kalıcı görme kaybına… Tedavi edilmediğinde ölüme bile neden olabilen hipertansiyon, ülkemizde her 3 kişiden birini tehdit etmeye devam ediyor! Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre; dünyada 1.5 milyardan fazla hipertansiyon hastası mevcut ve her yıl yaklaşık 7 milyon kişi yüksek kan basıncının neden olduğu hastalıklar yüzünden yaşamını yitiriyor. Üstelik pandemi nedeniyle hipertansiyon hastalarında artış gözleniyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Gürsürer hipertansiyon vakalarındaki yükselişte pandemi sürecinde hastalık kapma endişesi, yakınların kaybı, finansal zorluklar gibi nedenlerle artan stresin önemli bir faktör olduğuna dikkat çekerek, “Stres tek başına kalıcı hipertansiyon nedeni olmamasına rağmen tetikleyici bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Pandeminin olumsuz koşulları nedeniyle yaşanan strese bağlı olarak sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, kilo alımı ve hareketsiz kalma gibi bazı yaşam tarzı değişiklikleri hipertansiyon hastalığına yol açabiliyor” diyor. Peki pandemide kan basıncını kontrol altında tutmak için neler yapmak, nelerden kaçınmak gerekiyor? Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Gürsürer, pandemi sürecinde hipertansiyona karşı dikkat etmemiz gereken 7 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

İdeal kiloda kalın

Obezite ve hipertansiyon ilişkisi hala araştırılmaya devam edilen bir konu. Obezitenin vücuttaki kimyasal reaksiyonlara olan olumsuz etkisinin hipertansiyonu tetiklediği düşünülüyor.

Sigara ve alkol içmeyin

Sigara, özellikle sempatik sinir sistemini uyararak hipertansif bir etki yaratıyor. Damar sertliğini ve nabız dalga hızını arttırıcı etkileri nedeniyle merkezi kan basıncı üzerinde olumsuz etkiler oluşturuyor.

Tuzu kısıtlayın

“Tuzun kan basıncını arttırması içindeki sodyumdan kaynaklanıyor” diyen Prof. Dr. Metin Gürsürer, şöyle devam ediyor: “Alınan fazla sodyum damar içindeki volümün artmasına neden oluyor. Bir süre sonra bu durum kan basıncında artışa yol açıyor. Sadece tuz değil, sodyum içeren tüm gıdaları dikkatli tüketmeye özen gösterin.”

Kalp dostu beslenin

Sağlıklı ve dengeli beslenme, vücudun fonksiyonlarını daha iyi sürdürebilmesinde önemli bir rol üstleniyor. Vücuda gerekli besinlerin yeterli ölçüde alınması, kimyasal reaksiyonların sağlıklı gerçekleşmesi için gerekli oluyor.

Düzenli egzersiz yapın

Düzenli egzersizin nasıl bir mekanizmayla kan basıncını düşürdüğüyle ilgili bir netlik olmamasına rağmen, yapılan çalışmalarda; düzenli egzersiz yapan aktif kişilerde kan basıncı değerlerinin daha düşük olduğu gözlendi. Haftada 5-6 gün, 30-40 dakika tempolu yürüyüş yapmanız, vücudunuzun egzersiz ihtiyacını karşılayacaktır.

 Uyku düzeninize dikkat edin

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Gürsürer uykunun vücutta kan basıncını etkileyen otonom sinir sistemi fonksiyonlarını ve fizyolojik olayları etkilediğini belirterek, “Özellikle orta yaşlı kişilerde azalmış uyku süresi ve kan basıncındaki artış arasında ilişki gözlenmiştir.” diyor.

Stresi yönetin

Stres doğrudan hipertansiyona yol açmamakla birlikte, stresli dönemlerde kan basıncı geçici olarak artabiliyor. Stresli süreçte vücudumuzda salgılanan hormonlar damarlara zarar vererek kardiyovasküler riskimizi artırıyor. Ayrıca stres hipertansiyon için risk faktörü olan sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, kilo alımı ve hareketsiz kalma gibi hatalı yaşam alışkanlıklarına yol açabiliyor. Dolayısıyla hipertansiyon için tetikleyici bir faktör olabiliyor. Stres azaltıcı aktiviteler ise vücudumuzu rahatlatarak kan basıncının düşmesine yardım ediyor.

 İlaç tedavinizi yarım bırakmayın

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Gürsürer hipertansiyon ile Covid-19’a yakalanma riski arasında bir ilişki olmadığını belirterek, “Hipertansiyon ve Covid-19 arasındaki bağlantı karmaşıklığını korumaya devam ediyor. Hipertansiyonun Covid-19’un seyrine tek başına ne kadar etkisi olduğu, ayrıca hipertansiyona eşlik eden ya da hipertansiyona bağlı gelişen diğer sağlık problemlerinin de hastalığın seyrini ne kadar etkilediği henüz açık değildir.” diyor. Ayrıca,  hipertansiyon tedavisi gören hastaların kullandıkları ilaçlar nedeniyle Covid-19’a yakalanma risklerinde artış olmadığı yapılan çalışmalarla gösterildi ve hipertansiyon dernekleri tarafından da onaylandı. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Gürsürer bu nedenle hipertansiyon hastalarının pandemi sürecinde ilaçlarını düzenli olarak kullanmaya devam etmeleri gerektiğini belirterek, “Çünkü ilaç tedavisinin aksaması ciddi tablolara neden olabiliyor” diyor.

 Tek ölçüm yeterli olmuyor

Kalbimiz kasıldığında bir basınç yaratıyor ve bu basınçla kan, atardamarlar yoluyla vücuda gönderiliyor. Kan basıncı ölçümünde 2 kuvvetin sonuçları görülüyor. İlki, kanın kalpten vücudumuza pompalandığında damar duvarına yaptığı basıncın değeri sistolik basınç (büyük tansiyon); diğeri ise kalp gevşediğinde damar duvarında olan basınç değeri, diyastolik basınç  (küçük tansiyon) oluyor. Kan basıncı ölçümünde görülen değerin 130mmHg/80mmHg üzerinde olması “hipertansiyon” olarak adlandırılıyor. “Ancak tek bir ölçümde tansiyon değerlerinizin biraz yükselmiş olması hipertansiyon hastası olduğunuz anlamına gelmiyor” diyen Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Gürsürer, sözlerine şöyle devam ediyor: “Tanı koymak için genellikle doktorunuz tarafından 24 saat boyunca belirli aralıklarla tansiyon ölçümünüzü yapacak tansiyon holter cihazı takılıyor. Tüm ölçümlerde tansiyonunuzun yüksek olması hipertansiyon hastası olabileceğinizi gösteriyor.”

Kalp krizine karşı önleminizi alın!

Kalp krizine karşı önleminizi alın!

Günlük yaşamın getirdiği zorluklar, beslenme şekli ya da genetik özellikler gibi birçok neden ile tüm dünyada ve de toplumumuzda kalp rahatsızlıkları sıkça görülmektedir. Bu rahatsızlıkların başında ise genellikle, genç-yaşlı demeden herkeste görülebilen kalp-damar hastalıkları gelmektedir.

“Burada önemli olan, ölümcül olabilen bu hastalık grubunun; erken tanı ve tedavisidir. Günümüz tıbbının bize sunduğu birçok teşhis yöntemi, pahalı olmak ile birlikte hastalara zarar verebilmektedir. Ancak yapmış olduğumuz; kolay, tekrarlanabilir, ucuz ve hastaya zarar vermeden uygulanabilen bir test olan, ‘Egzersiz Stres Ekokardiyografi’ uygulaması ile kalp krizi riskinin, yüzde 90-95 oranında ölçülebilmesi mümkün” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nihat Özer, açıkladı!

Egzersiz Stres Ekokardiyografi (SE) Testi Nedir?

Egzersiz Stres Ekokardiyografi, kalbin yapısal değerlendirilmesini yapan kalp ultrasonografisi (ekokardiyografi) ile fonksiyonel değerlendirmesini yapan efor testinin birleştirilmesinden oluşan bir testtir. Kalbin; kapakları, zarı, kası ve damarlarının var olan ve gelecekte olabilecek hastalıklarını yüzde 90-95 doğruluk oranı ile tespit edebilmektedir. Kalp ile ilgili kötü sonuçlar doğuran (kalp krizi, ölüm vb) olasılıkları tahmin etmek açısından değeri yüksek bir testtir. Stres ekokardiyografinin diğer önemli avantajları ise; radyasyon ve kontrast madde gibi damar yoluyla verilen ve hastaya zararları olabilen maddelerin kullanılmamasıdır. Egzersiz EKG testinin yapılamadığı durumlarda (bacak damar hastalığı, kas kemik yapı kısıtlılığı) ise “İlaçlı Stres Ekokardiyografi’’ yapılmaktadır.

Test Öncesi Yapılması Gerekenler Nelerdir?

SE için ortalama 4-6 saatlik açlık gereklidir. Ayrıca bu 6 saatlik sürede sigara içilmemesi ve kafein içeren gıda veya ilaçların alınmaması gerekir. Bu test öncesinde, kalpte kanlanma bozukluğunu engelleyecek bazı ilaçların 48 saat öncesinde kesilmesi gereklidir. Buna testi isteyen doktor karar verecektir. Alınmasına izin verilen ilaçların testten 3-4 saat önce az miktarda su ile yutulmasında mahsur yoktur.

Stres Ekokardiyografi Uygulaması Nasıl Yapılır?

Test hazırlığı; göğüse elektrotların takılması ve test ilaçla yapılacaksa, damar yolunun açılmasından oluşur. Test süresi yaklaşık 30-60 dakikadır. Bu inceleme, göğsün üzerinde belli noktalardan kayıt alınarak yapılır. Kalbin, dinlenme görüntüleri kaydedilir. Tercih edilen stres yöntemine bağlı olarak; egzersiz testi veya ilaçlı uygulama yapılır. Günlük pratikte daha ziyade, engeli olmayanlar için; kısa süren, ilaç kullanılmayan, damar yolu açılmayan efor testi kullanılır.  Egzersiz görüntüleri alınır. Daha sonra toparlanma dönemi görüntüleri kaydedilir. Kalp ritmi, kan basıncı izlenir, EKG kayıtları alınır. Test sırasında kalbin hızlı ve kuvvetli atması çarpıntı olarak algılanır. Bu durum normaldir. İlaçlı test sırasında ise; yanaklarda sıcaklık hissi ve kızarma, saçlı deride karıncalanma gibi belirtiler de normaldir. İşlem esnasında; göğüs, kol ve çenede ağrı ve huzursuzluk hissedildiğinde, baş dönmesi, göz kararması ve nefes darlığı durumlarında hemen işlemi yapan doktora haber verilmelidir. Hasta işlemden sonra bir süre dinlendirilir. Testin yorumu, farklı fazlarda alınan görüntülerde, kalbin kasılma gücünü kıyaslayarak yapılmaktadır. Stres ekokardiyografik incelemede elde edilen bulgular, doktor tarafından hastaya anlatılır ve yazılı bir rapor halinde hemen verilir.

Stres Ekokardiyografi Uygulaması Kimlere Yapılır?

Özellikle, ailesinde; kalp hastalığı ya da kalp hastalığı açısından risk faktörleri (sigara, hareketsiz yaşam, kilolu olmak, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol) olan kişilerin damar hastalığı açısından taranması için oldukça yüksek duyarlılıklı bir testtir. Daha önceden kalp hastalığı olan ya da bu sebeple işlemler gören (stent, bypass ameliyatı, kapak ameliyatı, ritim işlemleri) ve yahut ilaç tedavisi gören hastaların, hastalıklarının durumlarını belirlemede ve tedavilerini yönlendirmede oldukça etkin bir yöntemdir. Böylece hastaların, tekrardan gereksiz anjiyografi gibi veya diğer ileri tetkiklere gerek kalmadan değerlendirilmesi ve tedavilerinin takibi tam yapılabilmektedir. Bunun yanı sıra değerlendirilmesi problem yaratabilen; kalıcı kalp pili, EKG’de sol dal bloğu, bazı özel bulguların varlığında ve yüksek tansiyonlu hastalardaki sol karıncık kalınlaşması veya kapak hastalıklarındaki EKG değişiklikleri bulgularının varlığında tercih edilen alternatif iyi bir yöntemdir. Kalp hastalarının (kalp yetmezliği, stentli, bypasslı, kapak hastası) başka sebeplerle olacakları ameliyat öncesi durumlarının değerlendirilmesinde oldukça etkin bir testtir.

Stres Ekokardiyografi Uygulaması Kimlere Yapılmaz?

Stres ekokardiyografi; akut kalp krizi sırasında (ilk iki gün), kararsız göğüs ağrısı varlığında, kontrol altına alınamayan kalp yetersizliğinde, kontrol altına alınamayan ciddi ritim bozukluklarında, semptoma neden olan ciddi aort kapak darlığı, kalp kası ve zarı iltihabında, akciğer damarına pıhtı atması ve kalpten çıkan ana atar damar yırtılması durumlarında yapılmaz. Bunların dışında risksiz bir tarama metodudur.