Yazılar

Setur’dan Mardin kültürünü keşfetme fırsatı

Setur’dan Mardin kültürünü keşfetme fırsatı

Yoğun ilgi gören kültür turlarına devam eden Setur, Ekim ayı boyunca 5 ayrı tur ile misafirlerine Mardin ve çevresinin eşsiz kültürünü tanıma olanağı sunuyor.

Setur, Ekim ayı boyunca düzenleyeceği 5 ayrı turda misafirlerini Mardin kültürünü yakından tanımaya davet ediyor. Mardin’in gezilecek en güzel zamanı olan Ekim ayında gerçekleşecek turların tarihleri, 01-03 Ekim, 08-10 Ekim, 15-17 Ekim, 22-24 Ekim ve 29-31 Ekim. Mardin Kültür Turunda misafirler ve muhteşem taş işçiliği ile inşa edilen Mardin evlerinin yanı sıra tarihi mekanlardan; Deyrulzafaran Manastırı, Kasımiye Medresesi, Abbaralar, Mor Gabriel Manastırı, Midyat, Hasankeyf ve Diyarbakır’ı gezip görme olanağı bulacak.

İstanbul-Mardin uçuşunun ardından ilk gün programında 640 yıl boyunca Süryani Ortodoks patriklerinin ikamet yeri olan, kubbeleri, kemerli sütunları, ahşap el işlemeleri, iç ve dış mekanlardaki taş nakışlarıyla ilgi çeken Deyrulzafaran Manastırı ziyareti yer alıyor. Manastırda yer alan Sin Mabedi, Mezarlık, Kilise ve Teras bölümleri gezilecek yerler arasında. Ardından ikinci durak olan Mezopotamya Ovasının üstünde kurulu Artuklular döneminde yapımına başlanan ve 15. yüzyılın sonlarında Akkoyunlu Hükümdarı Cihangiroğlu Kasım Padişah döneminde tamamlanan Kasımiye Medresesi’ne geçilecek. Öğle yemeği sonrası ise birçok din, dil ve ırkın bir arada anlayış içerisinde yaşadığı Mardin turu başlayacak. 569 yılında Süryaniler tarafından yapılmış olan Kırklar Kilisesi, Kültür Sokağı, Artuklu Dönemi mimari örneklerinden, dilimli kubbesi ve minaresiyle Mardin’in sembolü olan Ulu Cami, Mardin’in meşhur çarşıları ve Abbaraları bu uzun yürüyüş turunda görülecek olan mekanlar. Otele varışın ardından misafirler günün geri kalanı zamanını istedikleri gibi değerlendirebilecekler.

Mardin

Mardin Kültür Turu’nun ikinci günü Midyat ilçesinin 23 km güneydoğusunda kurulu Süryani Kadim Ortodoks’larının ünlü ve büyük yapıtlarından biri olan Mor Gabriel (Deyrulumur) Manastırı’nı ziyaretle başlıyor. Manastırda yer alan yemekhane, mezarlık ve Meryemana Kilisesi gezildikten sonra Midyat’a geçilerek birçok diziye ev sahipliği yapan Devlet Konukevi ziyareti, Midyat sokaklarında yürüyüş turu, telkâri çarşısı turu yapılacak. Öğle yemeği sonrasında ise Dicle nehri üzerinde yapılan Ilısu Barajı suları altında kalmış olan Yeni Hasankeyf’e hareket edilecek. Buraya taşınan yapılardan birisi olan Zeynel Bey Türbesi ziyaretinin ardından da Mardin’e geri dönülecek.

Mardin

Kültür Turu’nun son günü ise kahvaltının ardından Mardin’e 30 km uzaklıkta bulunan Yukarı Mezopotamya’nın en önemli yerleşim yerlerinden biri olan Dara Antik Kenti gezisi ile başlayacak. Roma Dönemi’nde, ‘Yeniden Diriliş’ törenlerinin yapıldığı, binlerce mezarın bir arada olduğu ve henüz yeni ziyarete açılan 1400 yıllık galeri mezarlığının gezilmesinin adından Diyarbakır’a hareket edilecek. Öğle yemeğinin ardından Anadolu’nun en eski camilerinden birisi olarak kabul edilen 5. Harem-i Şerif (kutsal mabet) olarak görülen Ulu Cami, Cahit Sıtkı’nın doğduğu ev olan Cahit Sıtkı Tarancı Evi Kültür Müzesi gezilecek. Suriçi’nden geçerek görülecek ünlü Mardin Kapısı üzerinden, Hevsel Bahçelerine can veren Dicle’ye ulaşılacak.  Dicle Nehri üzerindeki en önemli tarihi köprü olan ve 10 kemerinden dolayı 10 Gözlü Köprü olarak adlandırılan köprü ziyaretinden sonra Diyarbakır havaalanı üzerinden İstanbul’a dönülecek.

TROYA ANTİK KENTİ

TROYA ANTİK KENTİ

Efsaneleri, aşk ve kahramanlık destanı ile anılan; Troya’ nın gizemli mitolojik hikayesini sizlerle paylaşmak istedik.

Troya antik kenti; Çanakkale, Tevfikiye köyü sınırları içinde bulunuyor. Şehrin Anadolu ve Avrupa yakaları olması sebebiyle, Asya kıtasında yer almaktadır. Binlerce yıllık geçmişi ile dünyada hep merak edilen çalışmalar yapılmış bir bölgedir. İlk yerleşimin M.Ö. 3000 yıllarında olduğu düşünülmektedir. Dönemi itibariyle şehir devletlerin kurulduğu dönemlerde varlığını sürdürmüştür. Şehir yangınlar, savaşlar ve deprem sebebiyle dokuz kez yeniden kurulduğu araştırmacılar tarafından ifade edilmektedir. Şehrin kurucuları ise ilk yerleşim sağlayan Dardanos kral soyundan gelenler olmuştur. Rivayete göre şehrin kuruluş efsanesi; Dardanos kraliyet ailesinden olan İlos katıldığı bir yarışmada benekli bir inek kazanır. Şehrin bilicileri İlos’ a ineği serbest bırakmasını ve ineğin ilk mola verdiği bölgede bir şehir kurmasını öğütlerler. İlos, öğüdü dinlemiş ve serbest bıraktığı ineği Hisarlık Tepesi’nde oturmuştur. Bu sebeple İlos’un burada bir şehir kurup şehre İlion adını verdiği rivayet edilir.”

Yüzyıllar sonra; Antik şehrin keşfediliş hikayesi de Homeros’ un eserleri sayesinde olmuştur. Heinrich Schliemann, adında Alman tüccar ve amatör arkeolog’ un İlyada’ yı defalarca okuması ve bölgeye yönelik merakı sonucu kişisel girişimi ile 1868 yılında ilk kazılar başlamıştır. Tabii ki bu merakının masum olmadığı biliniyor. Yaptığı kazılarda bölgeden çıkan kıymetli tarihi eserleri yurtdışına kaçırdığı anlaşılmıştır.

Troya antik kenti arkeolojik kazılardaki bulgulara göre; Çanakkale Boğazı’nın güney girişine yaklaşık 4,8 kilometre mesafedeki Hisarlık adlı bir tepeciğin üzerinde yer almaktadır.  Şehrin kuruluşu sonrası güçlü bir devlet olması sebebiyle, devasa surlara sahip iç kalesiyle nüfuzlu bir şehir olduğu bilinmektedir. Kazılarda Troya’nın bin yıllık dönemi süresince defalarca yıkılıp yeniden inşa edildiği tespit edilmiştir. Gelişmiş ve bölgesinde önemli bir şehir olarak varlık gösterirken, savaşlar veya doğal afetler ardından harabeye dönüşü kentin tarihinde yer almaktadır. Orta Çağ dönemine dek, Troya’nın inişlerle ve çıkışlarla dolu öyküsünün devam ettiği anlaşılmaktadır. Bölge dönemi itibariyle dünyaya yön veren hükümdarlar tarafından saygınlık görmüş bir merkez olmuştur. Savaş sonrası şehirden ayrılıp Roma imparatorluğunun kurulduğu topraklara giden Aeneas’ in, Roma’nın efsanevi kurucuları Romulus ve Remus’un atası olduğuna inanılmıştır. Bu sebeple Roma İmparatorlarının hep saygı duyduğu bir bölge olmuştur. Makedonya’ nın kurucusu döneminin güçlü imparatorlarından; Büyük İskender (MÖ 356-323) bölgeye duyduğu saygıdan dolayı önem vermiştir. Troya’yı yeniden eski ihtişamına getireceğine yemin edip, şehrin yeniden imarı ve vergiden muaf tutulması emrini vermiştir.

Troya Savaşı’na ait hikayelerden esinlenerek yaratılmış film vizyona girmesi ile son dönemlerde büyük ilgi görmüştür.

Bugüne gelirsek; günümüz arkeologları ve tarihçiler Homeros eserinde anlattığı savaşın gerçekten yaşanıp yaşanmadığı, zamanını ve nasıl gerçekleştiğini belirleme çabaları sürüyor. MÖ 1300 yılı civarında savaşın gerçekleştiğidir. Yıkıntılar arasında mancınık bulunması savaşın bu zamanda geçtiğine işaret etmektedir. Savaşın daha sonra, MÖ 1190 civarında gerçekleşmiş olması da ihtimaller dâhilindedir. Bu tarihe gelindiğinde Troya yeniden inşa edilmiş ama şehir, Akdeniz’deki birçok benzeri gibi saldırıya uğramış ve tarumar edilmiştir.

Kazıların 1865 yılından bu yana sürdüğü Troya’da şehrin mimarisi ve hazineleri gün yüzüne katmanlar halinde çıkmaktadır. Arkeologlar 4 bin yıldan da eski dönemde Troya’nın büyük bir refah içinde yaşadığını artık biliyorlar. Hükümdarların bıraktığı devasa hazineler arasında binlerce altın yüzüğün yanı sıra altın, gümüş, elektrum, bronz, bakır kaplar ve birçok silah bulunmaktadır.

Efsanevi şehir Troya antik kenti kazılarında bulunan eserler 2018 yılında hizmete açılan Troya Arkeloji müzesinde sergilenmektedir.

Efsanesi:

Troya’ da yaşananları MÖ 800 yılında yaşamış olan İonia’ lı (İzmir çevresi) Homeros’ un İlyada ve Odysseia eserlerinden biliyoruz. M.Ö. 1180’e tarihlenen Troya Savaşının anlatıldığı eserlerinde; Sparta Kraliçesi Helen, bir düğün nedeniyle şehre gelen eski Troya Prensi Paris’ e gönlünü kaptırır. Paris’ in babası Troya kralı iken, Zeus babasını cezalandırarak krallığı elinden almış ve Paris’ i İda dağlarında çoban yapmıştır.

Aşkın başlangıç hikayesi ise; Kral Peleus ile deniz tanrıçası Thetis’in düğünleri sırasında güzellik tanrıçası Afrodit, kraliçe Helen, Zeus’un kızı Athena ve Zeus’un eşi Hera, düğüne çağrılmayan nifak tanrıçası Eriş tarafından masalarına atılan, üzerinde “en güzele” yazılı altın elma için harekete geçmeleridir. Altın elma paylaşılamayınca kavga çıkar. Bu durum üzerine Zeus, seçimi Paris’ in yapmasını ister. Bu rekabet yüzünden masada ki kadınlar Afrodit, Athena ve Hera, Paris’ e vaatlerde bulunurlar. Paris, Helen’ i en güzel kadın olarak seçer. Evli olan Helen ile aralarında bu olaydan sonra yasak aşk başlar. İki aşık, Troya’ ya kaçarlar yani Antik Yunan’ dan, Asya’ ya kaçmışlardır. Sparta Kralı kendisini küçük düşüren bu olayı temizlemek için kardeşi Mykene kralı Agamemnon’ un başında olduğu Akha ve birleşik Antik Yunan ordusunu karşı kıyıya gönderir. Troya’yı savunmak için ise Troya Kralı Priamos’un oğlu Hektor’ un komuta ettiği, Anadolu’ dan gelen askeri birlikler ile savunma sağlanır. Helen’ i geri almak için harekete geçen ordular ile başlayan savaş on yıl sürer. Yıllarca süren savaşta, yorulurlar ve birbirlerine karşı üstünlük sağlayamazlar.

Akha ordusu, Kral Odysseus’un fikrini geçekleştirerek savaşın sonunu getirirler. Bugünde şehrin simgesi olan; devasa bir tahta bir at inşa ederler. İçerisine Odysseus ve seçkin askerler gizlenirler. Gece karanlığında tahta atı barış sembolü olarak Troya’nın kapısına bırakılır. Çekildikleri söylenen diğer askerleri taşıyan gemiler Bozcada arkasında kalan bölgeye saklanırlar. Savaş yorgunu, barış arzusunda olan Troyalılar; sessizlik üzerine karşı tarafın geri çekildiğini ve barış için tahta at bırakıldığına inanırlar.  Barış için bırakılan tahta atı surların içine alırlar. Gece yarılarına kadar barış kutlamaları içi şarap içip eğlenip sızarlar. Bu sebeple savunmasız kalan şehrin kapıları, atın içinden çıkan Akhalı savaşçıların saldırısı ile açılır. Savunmasız kalan Troya’nın surlarına yönelen Akha ordusunun saldırısı ile Troya şehri tamamen harabe haline gelir. Troya’ da taş, taş üstünde bırakılmadan yakılıp, yıkıldığı büyük felaket yaşanır. Bu son pusu içeren darbe ile Troya şehri ve Paris’in sonu gelmiş olur.

 

Paris’ in babasının elinden krallığın alınması ile ilgili sözü edilen kehanet gerçekleşir.

Zeus’ a iletilen kehanete göre, Paris’ in babasının yönettiği şehir yerle bir olacaktır. Bu yüzden krallık ellerinden alınmış ve Paris dağlara sürülmüştür. Bu savaş ile birlikte Troya kehanet edilen kaderini yaşamış olur. Savaş sırasında Zeus zaman, zaman her iki tarafı da desteklemiştir. Bu konuda kendisini en çok etkileyen eşi Hera olmuştur.

Zaferi kazanan Menelaos, eşi Helene’yi alarak Yunanistan’a doğru gemisi ile yolculuğa çıkar.

Yıllar süren savaşa neden olan kraliçe Helen’e olan iki erkeğin tutkusu neden olması sebebiyle; savaş sırasında Menelaos ve Paris düello yapmak istemişlerdir. Bu sayede savaşın uzamadan bir sonuca varması düşünülmüştür. Düello sonucunda kazananın ödülü Helen’e sahip olması ve savaşın bitişidir. Düelloyu istemeyen Zeus’ un eşi olan Afrodit’ in müdahalesi ile düello gerçekleşmez.

Homeros’un İlyada ve Odysseia epik şiir eserleri dilimize harika bir tercüme ile çevrilmiştir. Okurken elinizden bırakamayacağınız sürükleyici, etkileyici düşündürücü bir üsluba sahip eserlerdir.

Truva ören yeri milli park sınırları içerisinde yer almaktadır. Truva, dünyanın önemli medeniyetlerinden Roma imparatorluğunun başlangıç noktası olarak kabul edilmektedir. Bölgeye yaptığınız ziyarette; savaş kalıntıları ve surları incelemek geçmişin mitolojik hikayelerine keyifli bir yoluculuk yaptıracaktır. Mitolojide bahsi geçen tahta Truva Atı ise Çanakkale şehir merkezinde ziyaret edilebilmektedir.

 

Troya Müzesi ve Ören Yeri Hakkında:

Tevfikiye Köyü, Çanakkale: Telefon: 0 286 283 00 61

Ulaşım: Araç ile yolculuk da; Çanakkale – Ezine istikametine devam edilirken, Çıplak köyü istikametine devam edilmesi ile ulaşılmaktadır. Truva antik kentine şehir merkezinden kalkan dolmuşlar ile ulaşım mümkündür.  Şehir merkezine 30 km mesafededir.

Murat Söker  e-posta: neexss@gmail.com

Jolly’nin büyük ilgi gören kültür turları

Jolly’nin büyük ilgi gören kültür turları

Dünyanın en eski ibadet merkezini ziyaret etmek, mitolojik hikayenin izini sürmek, müze ziyaretleri sonrası tarihi hanlarıyla görenleri kendisine hayran bırakan doğal ve kültürel güzellikleri ve muhteşem tatları keşfetmeye ne dersin?

Jolly ile GAP sezonu açıldı. Peki, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sizleri neler bekliyor?

 Tüm güzellikleri bir arada yaşamak isteyenlere rota önerimiz var: Göbeklitepe, Halfeti ve Gaziantep Turu.

Göbeklitepe, Halfeti ve Gaziantep Turu planı yapanlar Jolly’nin bu turu tam size göre… Tatil severlerin birçok ilden çıkışlı ve uçaklı olarak ulaşımını sağlayacağı bu turda 1 gece ve üzeri, oda ve kahvaltı da dahil olduğu bu turun fiyatı ise 859 TL olarak belirlendi.

Medeniyetler ve kültürler beşiği Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en gözde şehirlerinden biri olan Mardin siz tatil severleri bekliyor.

Mardin Turu sırasında rotalar; Diyarbakır, Hasankeyf, Dara ve Mardin’i gösterirken, geçmiş dönemlere doğru yolculuğa çıkarak içinde bulunduğunuz tarihi atmosferin tadını çıkartabilirsiniz. Kısıtlı zaman içinde sınırsız doğal güzellik, kültür, heyecan ve yöresel tatlarıyla damak çatlatan Mardin’i doyasıya gezebilmek için Jolly ile birçok ilden çıkışlı Butik Mardin Turu’na katılabilirsiniz. 2 gece ve üzeri süren bu tur 1.059 TL’den başlayan fiyatlarla tatil severlere sunuluyor.

Bu aralar mutlaka gezmeliyim, görmeliyim deyip de özlemini çektiğiniz bir Doğu – Güneydoğu seyahat planınız varsa şu sıralar harekete geçmenin tam zamanı. “Gap’tan Van’a Yolculuk “ isimli tur, Doğu Anadolu’nun en güzel, belki de en geniş kültür havzası Van, keşfedilmesi gereken bir tarih hazinesi. Birçok ilden çıkışlı ve uçaklı olarak ulaşımın sağlandığı bu tura katılabilirsiniz. 5 gece ve üzeri yarım pansiyon konaklamalı olan bu tur 2.219 TL’den başlıyor.

Birçok ilden çıkışlı, uçak ve otobüs ulaşım seçeneği ile  Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni alternatif programlarla  keşfetmeye hazır olun… Güneydoğu’nun Kadim Tarihine Jolly’nin Gap Turları ile Tanık Olun!