Yazılar

Koronavirüs düşmanı: D Vitamini

Koronavirüs düşmanı: D Vitamini

  • Covid-19 salgını ile savaşan tıp dünyası, güçlü bağışıklık sisteminin önemi konusunda hemfikir. Bu süreçte D vitamini, önemini bir kez daha kanıtladı.
  • Maltepe Üniversitesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Aile Hekimi Dr. Şevin Demir, virüsle savaşta güçlü ve sağlıklı olmak için vitamin depolarının dolu olmasını belirterek, D vitaminin hastalıktan korunma ve koronavirüs tedavisi sürecine olumlu etkisine dikkat çekiyor.

D vitamini yetersizliği, ülkemizde ve dünyada en yaygın görülen vitamin eksiklikleri arasında yer alıyor. Dünyada yaklaşık bir milyar insanda D vitamini eksikliği olduğu tahmin edilirken, Türkiye’de yüzde 60-70 oranında görülen bu eksikliğin sağlığı ciddi şekilde etkilediği biliniyor. Bağışıklık sisteminin gücünü kaybetmesi nedeniyle vitamin eksikliği bulunan kişilerde gribal enfeksiyonların da dahil olduğu enfeksiyon hastalıklarına yakalanma ve bu hastalıkları ağır şekilde geçirme riski önemli ölçüde artıyor.

Koronavirüs salgınıyla birlikte güçlü bağışıklık sistemine dikkat çeken uzmanlar, D vitaminin bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalığa yakalanma riskini düşürdüğünü, yakalanılsa da daha hafif atlatılmasını sağladığını belirtiyorlar.

Maltepe Üniversitesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Aile Hekimi Dr. Öğretim Üyesi Şevin Demir, D vitaminin önemini, eksikliğinin nasıl anlaşıldığını, fazlasının zararını, hangi yollardan takviye yapılabileceğini ayrıntılarıyla anlattı. Kalsiyum ve fosfor seviyelerini düzenleyen D vitamininin kemik ve kas sağlığı için önemine dikkat çeken Dr. Demir, “D vitamini kalbin sağlıklı olarak kasılıp gevşemesini düzenler, hipertansiyon gelişme riskini ve insülin direncini azaltır. Bağışıklık sistemimizde rol alarak otoimmün hastalıkların önlenmesini ve inflamasyonun azalmasını sağlar, solunum sistemimizin virüslerle savaşmasında etkilidir.” dedi.

D VİTAMİNİ SEVİYESİ NE OLMALI?

D vitamini eksikliği ya da fazlalığının basit bir kan tahliliyle anlaşılabileceğini belirten Dr. Demir, takviye kullanımının mutlaka doktor önerisiyle gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi. Vücutta gereğinden fazla D vitaminin bulunmasının zehirlenmeye yol açabileceğini belirten Dr. Demir, “D vitamini eksikliğinin derece ve süresine göre klinik bulgular ortaya çıkar. Kemik mineral yoğunluğunda azalmanın yanı sıra kemiklerde dayanıklılığın azalması anlamına gelen osteomalazi, yaygın kemik – kas ağrısı, kemik hassasiyeti, kas güçsüzlüğü, yürüme zorluğu ve kırıklar gelişebilir” dedi.

HASTALIK DAHA HAFİF SEYREDİYOR

Dr. Demir, D vitamini düzeyleri ile Covid-19’un şiddetli geçirilmesi veya ölüm oranları arasındaki ilişki konusunda henüz yeterli kanıt olmadığını ancak çok sayıda davam eden çalışmanın olduğunu vurguladı. Bugüne kadar yapılan çalışmalar göz önüne alındığında hastalığın seyrine olumlu etkilerinin olduğunu söylemenin mümkün olduğunu belirten Dr. Demir, “D vitamini desteğinin solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu etkileri olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle pandemi döneminde D vitamini düzeyini 30 ng/ml’nin üzerine çıkarmak istiyoruz. Hastanemizde D vitamini seviyesi yeterli olmayan tüm hastalara takviye veriyoruz” diye konuştu.

DOĞRU DOZ ÖNEMLİ

D vitamini takviyesinin hastalığı geçirmemize engel olmayacağını ancak hastalıkla savaşırken daha güçlü olmamızı sağlayacağını belirten Dr. Demir, 16. yüzyılın önemli bilim adamı, modern tıbbın kurucularından kabul edilen Paracelsus’un, “Bütün maddeler zehirdir, zehirle ilacı birbirinden ayıran onun dozudur” sözüne dikkat çekti. Yaşamamamız için en gerekli olan suyun bile 20 litre içilemeyeceğini vurgulayan Dr. Demir, ne kadar D vitamini takviyesi alınması gerektiğiyle ilgili merak edilen soruya şu yanıtı verdi: “Multivitaminlerin içindeki günlük idame dozlarını almak problem değil ama yüksek dozlar alınacaksa öncesinde mutlaka seviye ölçümü gerekir.”

GÜNEŞ EN BÜYÜK D VİTAMİNİ KAYNAĞI

D vitaminin yüzde 10- 20 kadarı gıdalar ile alınıyor. Yüzde 80-90’ı ise UVB ışınları etkisiyle ciltte sentezleniyor. Türkiye’nin bulunduğu konumda D vitamini sentezinin mayıs – kasım ayları arasında gerçekleştiğini belirten Dr. Demir, şunları söyledi:

“Uygun ışın açısı saat 10.00-15.00 arasında olduğundan, D vitamini sentezi için bu saatlerde güneşe çıkılmasını öneriyoruz. Yazın uygun saatlerde tüm vücudun güneş ışığı ile ciltte hafif pembelik oluşturacak şekilde karşılaşması durumunda; deride, ağızdan alınan yaklaşık 20.000 IU vitamin D dozuna eşdeğer düzeyde vitamin D sentezi gerçekleşir. Sadece el, kol ve bacakların güneşe maruz kalması durumunda ise yaklaşık 3.000 IU vitamin D sentezi sağlar. Cilt rengi açık olan bir insanda cildin hafif pembeleşmesine 15 dakikada ulaşılabilirken, koyu ciltli bir kişide bu süre 3-4 kat daha uzun olabilir. Faktör düzeyi 15 veya üzerindeki güneş koruyucu kremlerin kullanılması güneş ışınlarının deriye ulaşmasını engellemektedir. Cam ve tül arkasından güneşlenme de vitamin D sentezini engeller. Güneş kaynaklı salgıladığımız D vitamini seviyesi istenilenin altında ise takviye gerekir.”

 

VİTAMİN DEPOLARINIZ DOLU OLSUN

Dr. Demir, pandemi döneminde evlere kapandığımız, daha az güneş ışınına maruz kaldığımız için D vitamini seviyelerimizin daha da düşmüş olabileceğinin unutulmaması gerektiğine dikkat çekti. Bu süreçte daha az hareket edildiğini, daha çok abur cubur yendiğini, hastanelerin riskli olduğu düşünülerek şeker, tansiyon gibi kronik hastalıklar için kontrollerin aksatıldığını belirten Dr. Demir, şu öneride de bulundu: “Biliyoruz ki bu virüsle savaşırken ne kadar güçlü ve sağlıklı olursak, onu o kadar kolay yenebiliriz. Bunun için de kronik hastalıklarımızın kontrol altında olması, vücut vitamin depolarımızın yeterli dolulukta olması gerekir.”

 

Uçak ve otobüs hediye kartı

Uçak ve otobüs hediye kartı

Seyahat sitesi Enuygun, yılbaşı hediyesi olarak 1 yıl boyunca tüm seyahatlerde kullanılabilme özelliği ile Türkiye’de tek olan Enuygun Hediye Kart’ı öneriyor.

2020’de pandemi nedeniyle seyahat edemeyen ya da ertelemek zorunda kalan sevdiklerinize dilediğiniz tutarda hediye kart göndererek, bir yıl içerisinde istediği zaman kullanabileceği bir seyahat hediye edebilirsiniz.

“Yılbaşı” teması altında beğendiğiniz bir tasarımı seçerek, sevgi dolu bir mesaj yazmak… 100 TL, 150 TL, 200 TL, 500 TL ve 1000 TL gibi seçeneklerin yanı sıra kendi belirlediğiniz bir tutarda Enuygun Hediye Kart alabilir, gönderim tarihini de kendiniz belirleyebilirsiniz.

 

 

Yılbaşı sofralarının hindisi BigChefs’den

Yılbaşı sofralarının hindisi BigChefs’den

BigChefs, kendine has yorumuyla hazırladığı BigChefs Hindisi ile yılbaşı sofralarına hem lezzet hem renk katıyor.

BigChefs Hindi, bol kestaneli pilav ve ayva beğendi eşliğinde, yılbaşı sofraları süsleyecek. Yeni yıl kutlamalarını BigChefs Hindisi’yle yapmak isteyenler, almak istedikleri tarihten 4 gün önce, Yemeksepeti ve istegelsin’den sipariş verebiliyor. 6 ila 8 kişilik porsiyonlarda hazırlanan BigChefs Hindisi’ne özel siparişler, 28 Aralık tarihine kadar verilebiliyor. BigChefs Hindisi ile yeni yıl sofraları zenginleşirken, mutluluk dolu anılara yenileri katılıyor.

Grip mevsiminde bu belirtilere dikkat

Grip mevsiminde bu belirtilere dikkat

Tüm dünyayı derinden sarsan Covid-19 enfeksiyonunun gölgesinde girdiğimiz kış mevsiminde bir yandan da soğuk algınlığı (nezle) ve grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonları da sık görülüyor. Mevsim ‘grip mevsimi’ olunca tedirginlik çok daha fazla artıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim “Soğuk algınlığı (nezle), grip (influenza) ve Covid-19 farklı virüslerin neden olduğu benzer yolla bulaşan hastalıklardır. Bu üç hastalığı test yapmaksızın sadece hastanın şikâyetlerine bakarak birbirinden ayırt etmek mümkün değildir” diyor. Peki, grip ile Covid-19 enfeksiyonu aynı anda görülebiliyor mu? Nezle, grip ve Covid-19 enfeksiyonunu birbirinden ayıran temel belirtiler neler? Ne zaman doktora görünmeli, nelere dikkat etmeliyiz? Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, üç hastalığın belirtilerindeki farkları anlattı, pandemi sürecinde kışı sağlıklı geçirmenin 10 önemli yolunu sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Kış aylarında yaygınlaşan grip bu yıl Covid-19 enfeksiyonu nedeniyle çok daha tedirgin ediyor. Yapılan bilimsel çalışmalar; Covid-19 hastalarında, influenza dışındaki viral ve bakteriyel enfeksiyonların da görülebildiğini ortaya koyuyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim “Covid-19 ve grip (influenza) farklı virüslerin neden olduğu, benzer yollarla bulaşan, benzer şikâyetlere neden olan hastalıklar. Bilimsel çalışmalarda iki hastalığın aynı kişide görülebildiği, Covid-19 hastalarında yüzde 30’a yaklaşan oranlarda diğer viral ve bakteriyel hastalıkların da olabildiği bildirilmiştir. Klinik bulgulara bakarak Covid-19 veya grip ayrımı yapmak zordur. Vaka sayıları az olduğu için hastalığın nasıl seyredeceği konusunda kesin bir öngörüde bulunmak doğru değildir” diyor. Doç. Dr. Tülin Sevim; özellikle ateş, kuru öksürük, nefes darlığı ile tat ve koku duyusunda azalmanın Covid-19’un en sık görülen belirtileri olduğunu belirterek “Hastalarda ayrıca ishal, vücut ağrıları, baş ağrısı ve boğaz ağrısı gibi şikâyetler de görülebilir. Özellikle ateş, öksürük, göğüste sıkışma hissi, nefes darlığı şikâyetiniz varsa mutlaka bir sağlık kurumuna başvurmalısınız” uyarısında bulunuyor.

Boğaz ağrısı yaygınlaşıyor!

Kış aylarında özellikle boğaz ağrısı sık görüldüğü için her boğaz ağrısında endişelenmek gerekiyor mu? Boğaz ağrısı hangi durumlarda Covid-19 enfeksiyonuna işaret edebiliyor? Doç. Dr. Tülin Sevim “Boğaz ağrısı, her 3 hastalıkta da görülebilen bir bulgudur. Hastanın şikâyetleri hafifse, boğaz ağrısı ile birlikte hapşırık, burun akıntısı veya burun tıkanıklığı gibi şikâyetleri de varsa soğuk algınlığı düşünülebilir. Ancak ateş, öksürük, halsizlik, yorgunluk, nefes darlığı gibi şikâyetlerin varlığında öncelikle Covid-19 veya gribi düşünmek gerekir” diyor.

Soğuk algınlığı, grip ve Covid-19’da görülen şikâyetlerin sıklığı:

(CDC-ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri)

 

Semptom Soğuk Algınlığı Grip COVID-19
Semptomların başlayış şekli Yavaş Ani Yavaş
Ateş Nadir Sık Sık
Vücut ağrısı Hafif Sık (bazen şiddetli) Bazen
Titreme Nadir Sık Sık
Yorgunluk, halsizlik Bazen Sık Bazen
Öksürük Hafif Sık (bazen ciddi) Sık (genellikle kuru)
Hapşırık Sık Bazen Yok
Burun akıntısı veya burun tıkanıklığı Sık Bazen Nadir
Boğaz ağrısı Sık Bazen Bazen
İshal Yok Nadir Bazen
Baş ağrısı Nadir Sık Bazen
Koku veya tat alma bozukluğu Nadir Nadir Sık
Nefes darlığı Nadir Nadir Sık

Soğuk algınlığı (Nezle)

Soğuk algınlığı, grip ve Covid-19 enfeksiyonundan daha hafif seyrediyor. Hastalarda burun tıkanıklığı veya burun akıntısı, hapşırık, boğaz ağrısı sık görülürken, öksürük ve ateş olmuyor ya da hafif oluyor. Soğuk algınlığı genellikle zatürre veya hastaneye yatış gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olmayıp, ortalama 7-10 gün içinde tamamen düzeliyor.

Grip (Influenza)

Grip ve Covid-19 benzer şikâyetlere neden olduğu için birbirinden ayırt etmek oldukça zor. Doç. Dr. Tülin Sevim “Gripte hastaların şikâyetleri virüsü aldıktan sonra 1-4 gün içinde başlar, iki haftadan kısa bir sürede düzelir. En sık görülen şikâyetler; titreme, ateş, halsizlik, yorgunluk, vücut ağrıları, bazen boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı veya burun akıntısıdır ki çocuklarda ishal de görülebilir. Yaşlılarda, kronik hastalığı olanlarda, gebelerde ve küçük çocuklarda daha ağır seyredebilir. Risk grubundaki kişilerde zatürre, solunum yetmezliği, kalp hastalığı, çoklu organ yetmezliği gibi sorunlara neden olabilir.” diyor.

Covid-19 enfeksiyonu

Covid-19’da hastaların şikâyeti genellikle virüsü aldıktan 5 gün sonra başlıyor, bu süre 2-14 gün arasında değişebiliyor. Gripten çok daha kolay ve hızlı yayılırken, bulaştırıcılık süresi daha uzun oluyor. Hasta birkaç günde düzelebildiği gibi, bu süreç haftalar veya aylarca devam edebiliyor. Doç. Dr. Tülin Sevim “Titreme, ateş, kuru öksürük, nefes darlığı, tat ve koku alma kaybı, bazen vücut ağrıları, ishal, baş ağrısı, boğaz ağrısı ile kendini gösterir. Yaşlılarda, kronik hastalığı olanlarda, gebelerde, daha ağır seyretmektedir. Risk grubundaki kişilerde gripte görülebilen zatürre, solunum yetmezliği, kalp hastalığı, çoklu organ yetmezliği gibi sorunlar Covid-19 hastalarında da görülür; ayrıca bu hastalarda damarlarda oluşabilecek pıhtılar ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Covid-19 hastalarında hastaneye yatış ve ölüm riski grip hastalarından daha yüksektir. Covid-19 mevsimsel özellik göstermez” diyor.

Pandemide kışı sağlıklı geçirmenin 10 yolu!

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, pandemide kışı sağlıklı geçirmek için 10 kritik önlemi şöyle sıraladı:

  1. Maske, hijyen ve sosyal mesafeye dikkat edin. Maske takın, başkaları ile aranızda en az 1,5 metre mesafe olmasına dikkat edin. Kapalı ortamlarda bu mesafeyi daha da açın.
  2. Bulunduğunuz ortamı sık sık havalandırın.
  3. Hijyen kurallarına uyun; ellerinizi gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza sürmeyin. Ellerin düzenli yıkanması eldiven takmaktan çok daha güvenlidir. Virüslerin lastik eldiven üzerinden de bulaşabileceğini unutmayın. Başkasının havlusunu kullanmayın.
  4. Öksürürken veya hapşırırken, dirseğinizin iç kısmı veya bir mendil ile ağzınızı ve burnunuzu kapatın. Ardından kullanılmış mendili hemen kapalı bir kutuya atın ve ellerinizi yıkayın.
  5. Kapı kolları, musluklar ve telefon ekranları gibi düzenli olarak dokunulan yüzeyleri sık sık temizleyin ve dezenfekte edin. Market alışverişi sırasında market arabalarının ve sepetlerinin kollarını dezenfekte edin ya da eldiven kullanın.
  6. Eve geldikten sonra ve paketlerinizi yerleştirdikten sonra ellerinizi iyice yıkayın. Sebze ve meyvelere dokunmadan önce ellerinizi yıkayın, sebze ve meyveleri ise her zaman yaptığınız gibi temiz su ile yıkamanız yeterlidir.
  7. Düzenli egzersiz yapın. Düzenli egzersiz yapmak ve günde en az 30 dakikamızı egzersize ayırmak, fiziksel ve ruhsal sağlığımızı korumak için çok önemli.
  8. Sağlıklı beslenin. Vücut direncimizin, bağışıklığımızın güçlü olması gereken pandemi döneminde sağlıklı beslenme çok önemli. Sebze ve meyve tüketin; tuzu ve şekeri azaltın, yağın fazlasından kaçının, bol su için.
  9. Sigarayı bırakın.
  10. Uykusuz kalmayın, stresten kaçının. Arkadaşlarınızla dostlarınızla bağınızı koparmayın, telefonla veya sosyal medya aracılığı ile de olsa görüşmeye devam edin, çevrenizde ihtiyacı olan kişilere yardım edin.

Yerli aşı güven veriyor

Yerli aşı güven veriyor

Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum araştırmasının 35. Döneminden derlenen verilerle Koronavirüs aşısına karşı kamuoyu değerlendirmeleri alındı;

—-Toplumun aşı yaptırma eğilimi

—Türkiye’nin geliştireceği aşıya güven oranı

—Aşı yaptırmayacağım diyenlerin çekinceleri ve bu çekincelerin ne kadar süreceği

—Aşı yaptırma kararını olumlu destekleyebilecek kişi ve kanaat önderlerinin kim olduğu Ipsos’un araştırmasında ortaya koyuldu.

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de salgın vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor.

Toplumun Aşı Yaptırma Eğiliminde Son Bir Haftada Bir Artış Yaşanmadı… Araştırmada; vatandaşların aşı yaptırma eğilimleri düzenli olarak takip ediliyor. 10-14 Aralık 2020 tarihlerinde yapılan son dönem araştırmasında toplumun aşı yaptırma eğiliminde önceki döneme kıyasla bir değişiklik olmadığı tespit edildi. Halen vatandaşların %41’i aşı yaptıracağını beyan ederken, %24’ü aşı yaptırmayı düşünmüyor. Ülkemizde aşı çalışmalarının başlamasına az bir zaman kala toplumda henüz bu konuda güven duygusunun oluşmadığı verilerle görülüyor.

Toplumun Yarısından Fazlası, Türkiye’nin Geliştireceği Yerli Aşıya Güven Duyacağını Belirtiyor.

Ipsos, Aralık ayı başında vatandaşlara 3. fazda yer alan her bir aşı çalışmasına güven duyup duymadıklarını sormuştu, bu dönem listeye Türkiye’nin geliştireceği yerli aşı da eklendi. Buna göre, vatandaşların %61 ile en çok yerli aşıya güven duyduğu görüldü. Bu güven skoru, Alman BioNTech ve Phizer’in geliştirdiği aşı ile Oxford Üniversitesi ve Astra Zeneca’nın geliştirdiği aşıların güven skorundan çok daha yüksek oldu… Çin aşısının güven skoru 5 puan artmış olsa da halen çok düşük seviyelerde seyrettiği görüldü (%16).

Aşının Etkinliğinden Ziyade Güvenilirliğine İlişkin Olumsuz Bir Algı Var

Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması’nda; “aşının etkinliğinden ziyade güvenilirliğine ilişkin olumsuz bir algı olduğu tespit edildi. Ipsos; aşı yaptırmayacağını söyleyenler ile kararsız hisseden bireylere bu durumun temel gerekçesini sordu. Buna göre bu bireylerin yaklaşık yarısı aşının olası yan etkilerinden endişe ettiğini belirtti.  Bu kapsamda, ülkemizin satın alacağı aşıların açıklanan yan etkilerinin toplumla paylaşılmasına ve bu konudaki soru işaretlerinin giderilmesine yönelik ihtiyaç açığı ortaya çıkıyor. Bu gerekçeyi, ülkemizin satın alacağı aşılara veya bu aşıyı geliştiren firmalara güven duymamak takip ediyor. Son dönemde bu oran %21 olarak gerçekleşti.

Aşıya Olumsuz Bakan Veya Kararsız Hissedenler, Önümüzdeki Şubat Ayında Da Benzer Bir Görüşte Olacaklarını Düşünüyor.

Aşı yaptırmayacaklar ile kararsız hissedenlerin önümüzdeki Şubat ayında aşı yaptırma konusunda fikirlerinin değişip değişmeyeceğini anlamak üzere yöneltilen sorular oldu. Bu çerçevede bu bireylerin sadece %3’ü Şubat ayında aşı yaptıracağını beyan etti. Kararsız hissedenler o dönem için de kararsız hissediyor, aşı yaptırmayacakların sadece küçük bir bölümü o dönemde aşı yaptırma söz konusu olursa kararsız kalıyor.

Toplumda Lider Kişileri veya Sağlık Alanındaki Fikir Liderlerini Aşı Yaptırırken Görmek Vatandaşların Aşı Yaptırma Eğilimini Güçlendirebilir. Bu Konuda Verilen İsimlere Bakıldığında Sağlık Bakanı İlk Sırada Geliyor.

Ipsos; vatandaşlara “kim veya kimler aşı olursa aşı yaptırmayı düşüneceklerini” sordu. Sonuçlar, vatandaşların en çok Sağlık Bakanı’nın aşı olurken görmek istediklerini ortaya koyuyor (%60). Sağlık Bakanı’nı, %56 ile doktorlar/sağlık çalışanları ve yine %56 ile Cumhurbaşkanı takip ediyor. Aile veya akrabalarının aşı olmasının kendilerini aşı konusunda teşvik edeceğini söyleyen de %20’lik bir kitle var. Bu oran 55 yaş ve üzeri bireylerde daha yüksek. Bireylerin eğitim düzeyine göre sonuçlar incelendiğinde ise, lise ve üzeri eğitim seviyesine sahip bireyler arasında bilim insanları ve Dünya Sağlık Örgütü üst düzey yetkilileri cevabının daha yüksek olduğu görüldü. Formel eğitim almamış veya ilkokul mezunu vatandaşlarda ise akrabaların etkisi daha fazla olduğu ortaya çıktı.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmesinde; “Aylardır aşıyı bekliyorduk. Aşılar geliştirildi, testler yapıldı, ilk uygulamaların ardından kitlesel aşılamanın eşiğindeyiz.  Şimdi bir çok ülkede gündem hangi aşıların nasıl bir plan dahilinde kullanılacağı. Aşı yaptırmanın zorunlu olup olmayacağı da önemli bir tartışma konusu. Düzenli araştırmamızın son birkaç haftalık döneminde tartışılan bu konulara da yer veriyoruz. Aşı uzak bir kavram olmaktan çıkıp da kapımıza dayandığında toplumda soru işaretlerinin artmaya başladığını gördük. Son dönemde aşı yaptırmam diyenler artmasa da aşı yaptırma konusunda kafası net olmayanların oranı arttı. Somut olarak sipariş verilebilir durumda olan gündemdeki aşı markalarına duyulan maksimum güven %35 seviyesinde, o da Pfizer-BioNTech aşısı, bu arada bu markaya güven geçen haftadan bu yana azaldı. Çin aşı üreticisi Sinovac’ın ürününe olan güvende bir artış var ancak hala ancak %15 seviyesinde.  Tüm bu tedirgin yaklaşıma rağmen eğer Türkiye’de yerli bir aşı geliştirilecek olursa halkın bu ürüne güveni %60 civarında gibi görünüyor. Ki bu hali hazırda en çok güven duyulan Pfizer-BioNTech aşısına kıyasla kat be kat yüksek bir seviye. Yine de yerli aşı olsa dahi hala toplumda %40 oranında bir kitle kararsız kalmaya devam edecek gibi.  Aşı yaptırmam diyenlere ve kararsız olanlara peki biraz bekledikten sonra mesela Şubat ayında aşı yaptırır mısınız diye de sorduk. O zaman geldiğinde yaptırırım diyenler yok denecek kadar az, bu kitlenin üçte ikisi Şubat ayında aşı yaptırmak konusunda da kararsızlar.  Liderlerin, kanaat önderlerinin aşı yaptırması insanların içini rahatlatabilir diye düşünebilirsiniz, bu konuda gözlerin çevrildiği sağlık bakanının bizzat aşı olması dahi toplumun %40’ını aşı yaptırmaya ikna edemiyor. Eğer uygulama zorunlu olmayacaksa toplumsal bağışıklığa ulaşabilmemiz için kamu otoritelerinin sürekli aşıyı anlatarak toplumu bilgilendirmeleri, bizzat aşı olarak örnek olmaları gerekiyor, ama bunlar da yetmeyecek gibi. Ardından da insanların olumlu ve yan etkisiz sonuçları görerek rahatlamasını ve aşıya yönlenmesini sabırla beklemek lazım” dedi.

 

Sway Hotels  yeni sezon için kapılarını açtı

Sway Hotels  yeni sezon için kapılarını açtı

Türkiye’nin kristal kar cenneti Palandöken’in vazgeçilmez adresi Sway Hotels, hafta sonu yeni sezona ünlü isimlerin katılımıyla merhaba dedi.

Bu sezon alınan sıkı pandemi tedbirleriyle güvenle misafirlerini ağırlayan Sway Hotels, gerçekleşen “Winter Season Opening” ile kayak tutkunlarını Palandöken’in muhteşem atmosferinde buluşturdu. HES kodu ile otele giriş, temassız check-in, Hepa H13 antiviral filtrelerle saatte 9 kere değiştirilerek filtrelenen havalandırma sistemi, tüm alanlarda gün boyunca yüzde 100 vegan olan elektronik spreyleme sistemiyle dezenfeksiyon, tek kullanımlık ürünler, odalarda bulunan maske ve kolonya gibi dezenfekte ürünleri, asansörde kullanılan tek kullanımlık çubuklarla ortak kullanım alanında teması önleme gibi tedbirlerin alındığı otel, sezon boyu misafirlerini sağlıklı ve güvenli bir ortamda ağırlayacak. Aynı zamanda yeni dönemde bazı değişikliklere giden Sway Hotels, sosyal mesafe kurallarına göre yeniden tasarlanan kayak odası ve restaurant, eklenen bir lobisiyle de kayak sporunu gönül rahatlığıyla yaparak keyifli bir tatilin imkanı sunuyor.

Hyundai Assan’ın çoğunluk hissesi Hyundai Motor Company’ye geçiyor

Hyundai Assan’ın çoğunluk hissesi Hyundai Motor Company’ye geçiyor

Hyundai Motor Company, dün Rekabet Kurumuna yapılan başvuru ile ilgili olarak bir basın açıklaması paylaştı.

Hyundai Motor Company ve Kibar Holding, 1990 yılından bu yana çeyrek asrı aşkın süredir karşılıklı güven ve saygıya dayalı örnek bir stratejik iş birliğini sürdürüyor. Eşit ortaklık yapısıyla kurulan Hyundai Assan Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş. (HAOS), üst düzey teknoloji yatırımlarıyla Türk otomotiv endüstrisinin gelişiminde önemli bir rol üstlendi. Hyundai’nin Avrupa’daki kompakt otomobillerinin üretim üssü olarak konumlanan ve Türkiye’deki en büyük yabancı yatırımlı ortak girişimlerden biri olan Hyundai Assan, % 70 Hyundai Motor Company ve % 30 Kibar Grubu ortaklığıyla yönetiliyor.

Ortak stratejik değerlendirmelerin ardından Hyundai Motor Company ve Kibar Grubu, Hyundai Assan’ın çoğunluk yönetiminin Kibar Holding’den hisse satın alma yoluyla Hyundai Motor Company’ye devredilmesi konusunda bir anlaşmaya vardı. Kibar Holding, hisselerin devredilmesinden sonra Hyundai Assan yönetimindeki mevcut rolünden ayrılacak ve yeni yapıda küçük bir hissedar olarak kalmaya devam edecek.

Hisse devrinin gerçekleşmesi, 2021 yılının ilk çeyreği sonunda Rekabet Kurumu izin süreçlerinin tamamlanmasının ardından bekleniyor.

Migros plastik kullanımı azaltıyor

Migros plastik kullanımı azaltıyor
Migros, özgün markalı ürünlerinin ambalajlarında geri dönüştürülmüş plastik kullanmaya başladı.
Böylece Türkiye’de bir ilki daha gerçekleştiren Migros, kendi markası olan bulaşık deterjanı ambalajlarının üretiminde, yüzde 25 oranında geri dönüştürülmüş pet şişelerden yararlanacak.
Migros bu proje ile 2021 yılında yaklaşık 10 ton plastiği atık olmaktan kurtararak yüzde 66’ya varan enerji tasarrufu sağlayacak.
Sürdürülebilirliği iş yapış biçimi olarak tanımlayan ve tüm faaliyetlerinde önceliklendiren Migros, bugünün kaynaklarını en doğru ve en verimli şekilde kullanmak üzere yaptığı çalışmalara bir yenisini daha ekledi. Plastikler için döngüsel ekonomiyi gerçekleştirme vizyonuyla Global Compact Türkiye, İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Türkiye ve TÜSİAD tarafından kurulan İş Dünyası Plastik Girişimi’nin imzacıları arasında yer alan Migros, plastik atıkların önüne geçilmesi amacıyla önemli bir projeye imza attı. Proje kapsamında Migros markalı bulaşık deterjanlarının ambalajında kullanılan plastikler için yüzde 25 oranında geri dönüştürülmüş pet şişelerden yararlanılacak.

Metro Türkiye kooperatifçilerle çalışmaya devam ediyor

Metro Türkiye kooperatifçilerle çalışmaya devam ediyor

Metro Türkiye kooperatifçilik alanında yaptığı çalışmalar ve hayata geçirdiği projelerle üreticiye ve ülke ekonomisine katkıda bulunmaya devam ediyor. 800’ün üzerinde yerli üretici, üretici örgütü, kooperatif ve tedarikçiyle iş birliği yapan Metro Türkiye; yerel tohumla üretilen ürünlere yüzde 100 alım garantisi veriyor, mağazalarında satılan meyve-sebzenin yüzde 98’i ise Türkiye’de üretiliyor.

Kooperatifleşme ve yerli üreticiye destek çalışmaları kapsamında kadın iş gücünü de destekleyen Metro Türkiye, 21 Aralık Kooperatifçilik Günü’ne özel ihtiyaç sahibi kooperatiflere ve girişimcilere transpalet hediye etti.

Metro Türkiye CEO’su Sinem Türüng, “Metro Türkiye olarak tarımsal kalkınmanın ve katma değerli üretimin en önemli bileşeni olan kooperatiflerin gelişimine destek olmak, ürünlerini tanıtmak ve bu alanda bir farkındalık oluşturmak amacıyla kooperatiflerle iş birliği içindeyiz. Kadın kooperatiflerinden çatı kooperatiflere kadar daha da geliştirmek istediğimiz bir kooperatif ekosistemine sahibiz. Kooperatiflere ambalajlama ve ürün seçimi eğitimlerinden, Coğrafi İşaret ile ilgili farkındalığa kadar verdiğimiz desteklerin yanı sıra ürünlerin sürdürülebilir kılınması için alım garantisi de veriyoruz. Makine, ekipman gibi destekler de kooperatiflerin ekonomik planlamalarını doğru bir şekilde yönetebilmeleri için büyük önem taşıyor. Biz de buradan yola çıkarak iş birliği içinde olduğumuz kooperatiflere ve girişimcilere ihtiyaçlarını karşılayacak transpaletleri hediye ettik. Gelecekte de kooperatiflerle ve üreticilerle iş birliği içinde olmaya, tarımsal faaliyetlerin güçlenmesi ve kalkınması için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Bereketli Eller Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Sarı, Metro Türkiye’nin verdiği transpalet desteğine ilişkin şunları söyledi: “Metro Türkiye ile Kapıdağ Mor Soğanı ürünümüz için yıllardır iş birliği halindeyiz. Ürünümüzün ambalajlanmasından Coğrafi İşaret tescili almasına, ürünümüzün müşterilere ulaştırılmasından şeflerin menülerine eklenmesine kadar geniş kapsamda Metro Türkiye’nin desteğini alıyoruz. Böyle anlamlı bir günde bu kez transpalet desteği ile sevkiyatlarımız hızlanacak ve daha verimli şekilde çalışacağız. Tüm Metro Türkiye ailesine çok teşekkür ediyoruz.”

Bursa Tarım Kooperatifleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Osman Özkan yapılan destekle ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Metro Türkiye’nin kooperatifimize ürünlerin paketleme, işleme, etiketleme ve sevkiyat konularında verdiği eğitim, tanıtım ve pazarlama desteğiyle ürünlerimiz Metro Türkiye meyve sebze reyonlarında değer buldu. Gerek Coğrafi İşaret sürecinde gerekse paketleme ve sevkiyat ile ilgili çalışmalarımızda verdiği destek sayesinde 2019 ve 2020 yılında üretim ve satışımız katlanarak devam etti. Metro Türkiye’nin transpalet desteği sayesinde ürün sevkiyatlarımız daha verimli ve daha hızlı olacak. Bize her zaman destek olan ve yanımızda yer alan Metro Türkiye’ye kooperatif birliğimiz adına çok teşekkür ederim.”

Şahsar Sarımsak Kurucusu Belkıs Yılmaz da,50 haneli bir köyde tamamen kadınların faaliyet gösterdiği şirketimizde Coğrafi İşaretli Taşköprü sarımsağını işleyerek Metro Türkiye’ye katma değerli bir ürün olan sarımsak püresi üretiyoruz. Metro Türkiye’nin hammaddeden etikete, analizden ambalaja, kısacası bir ürünün tarladan çıkıp sofraya gelene kadar geçen süreçleri öğrenmemizde büyük katkısı oldu. Köyün ortasında bu iş olur mu diye düşünenlere istenirse başarının her yerde olabileceğini ispatladık. Kadın girişimcileri destekleyen Metro Türkiye’ye, şimdi de bir üretici olarak, sevkiyat işlemlerinde daha fazla verim almamızı sağlayacak transpalet desteği için teşekkür ediyor; iş birliğimizin uzun yıllar devam etmesini diliyoruz” dedi.

Kaçak yapılar yıkılıyor

Kaçak yapılar yıkılıyor

Kapadokya Alan Başkanlığı tarafından belirlenen; imara aykırı ve kaçak 305 yapı için yıkım kararı alındı.

Nevşehir Valisi Kapadokya Alan Başkanı İnci Sezer Becel yaptığı açıklamada 305 kaçak yapıdan 14’ünün yıkımlarının gerçekleştirildiğini söyledi. Vali Becel, “Önümüzdeki hafta 31 yapının yıkımı gerçekleştirilmiş olacak. Tamamlanıncaya kadar da devam edeceğiz. Tamamen birinci derece doğal ve birinci derece arkeolojik sit alanı içerisinde olup her türlü mahkeme süreci tamamlanmış ve legalleştirme ihtimalleri olmayan yapılar. Bunları birçoğu derme çatma yapılar” dedi.