Yazılar

Koçtaş’a dijital dönüşüm zirvesinden iki ödül

Koçtaş’a dijital dönüşüm zirvesinden iki ödül

Koçtaş, International Data Corporation (IDC) tarafından düzenlenen ‘Dijital Dönüşüm Zirvesi 2020’de 2 ödüle birden layık görüldü. Çoklu Kanal Deneyimi İnovasyonu (Omni Experience Innovator) kategorisinde Koçtaş, “Ustabilir” uygulaması birincilik ödülünün, Self-Servis Cepte Ödeme platformu ise ikincilik ödülünün sahibi oldu.

Koçtaş, “Ustabilir” uygulaması ile birincilik ödülünün, “Self-Servis Cepte Ödeme” platformu ile ikincilik ödülünün sahibi oldu.

Elleri yıkamadan gözlerinize asla dokunmayın

Elleri yıkamadan gözlerinize asla dokunmayın

Tüm dünyada milyonlarca kişinin hayatını kaybetmesine yol açan Covid-19 enfeksiyonunda bulaşma noktası olarak ağız ve burnumuz ön plana çıksa da, daha nadir olmakla birlikte enfeksiyon gözlerimizden de bulaşabiliyor! Hatta bazı hastalarda Covid-19 kendini ilk olarak gözlerde ele veriyor! Zamanımızın çoğunu evde, genellikle de bilgisayar karşısında geçirdiğimiz için gözlerimizde kuruluk ve bu tablonun neden olduğu yorgunluk ile ağrı sorunlarının görülme riski de artıyor. Dolayısıyla Covid-19 pandemisinde gözlerimizi korumak ayrı bir önem taşıyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sarper Karaküçük pandemide gözlerimizi korumak için dikkat etmemiz gereken en önemli kuralın, yeterince temiz olmayan ellerimizin gözlerimize götürülmemesi olduğunu belirterek, maske takmanın ve beraberinde ellerimizi en az 20 saniye yıkamanın önemini vurguluyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sarper Karaküçük Covid-19 pandemisinde göz sağlığımızı korumak için almamız gereken önlemleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Elleri yıkamadan asla!

Ellerinizi gözlerinize götürmeyin, gözlerinizi ovuşturmayın. Özellikle de ellerinizi yıkamadıysanız! Covid-19, tıpkı grip virüsleri gibi vücut yüzeyini kaplayan ve mukoza denilen zarları geçerek vücudumuza giriyor. Bu zarlar, yani virüslerin vücudumuza giriş kapıları, ağız, burun ve gözlerimizde yer alıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sarper Karaküçük ellerimizi sık sık ve doğru yıkamanın Covid-19 pandemisinde daha da fazla önem taşıdığını belirterek, “Çünkü gün içinde ellerimizi sık sık ağzımıza, burnumuza ve gözlerimize götürüyoruz. Eller usulüne uygun olarak sabunla yıkanmadan göze götürülürse Covid-19 bulaşma riski yüksek olabiliyor. Dolayısıyla ellerimizi sık sık ve en az 20 saniye boyunca yıkamalıyız.” diyor.

Yüz siperlikleri ve koruyucu gözlük kullanın

Göz sağlığınız için Covid-19’a karşı takmanız gereken maskeye ek olarak, özellikle kapalı ortamlarda, yüz siperlikleri ve koruyucu gözlükler kullanın. Bunlar gerek bariyer oluşturup koruma, gerekse ellerimizi gözlerimize götürme ihtimalini azaltma açısından ekstra fayda sağlayabiliyorlar.

Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin!

Covid-19’un özel bir göz belirtisi olmamakla birlikte; gözde kızarıklık, yanma, batma, çapaklanma, sulanma ile seyreden konjonktivit, enfeksiyona eşlik edebiliyor. “Bu sorunlarda zaman kaybetmeden bir göz hekimine başvurmayı ihmal etmeyin, çünkü göz enfeksiyonları zamanında tedavi edilmezse gözlerde kalıcı hasarlar bırakabilir.” uyarısında bulunan Prof. Dr. Sarper Karaküçük, “Ancak beraberinde öksürük, ateş, nefes darlığı ve eklem ağrısı gibi belirtiler varsa, öncelikle göğüs ya da dahiliye muayenesi olmanız gerekiyor.” diyor.

Lens kullanırken bunlara dikkat

Kontakt lensler her zaman titizlik ve temizlik istiyorlar. Pandemi döneminde kullanım kurallarına ise çok daha fazla dikkat etmek gerekiyor. Bunun nedeni ise yeterince temiz olmayan ellerle takılan ya da çıkartılan lenslerin göz yolu ile enfeksiyon bulaşma riskini arttırması. Prof. Dr. Sarper Karaküçük lens kullanımında dikkat edilmesi gereken kuralları şöyle anlatıyor: “Pandemi döneminde eller ve dokunulan yüzeyler virüs içerebileceği için kontakt lens kullanımı sırasında el temizliği daha da önem taşıyor. Ellerin en az 20 saniye süreyle yıkanması, kontakt lenslerin dikkatle ve usulüne uygun şekilde yıkanmış ellerle günlük olarak düzenli takılıp çıkartılması, kontakt lenslerle yatılmaması, süresi dolan aylık ya da günlük lenslerin atılıp yeni paketin açılması gibi temel kurallara mutlaka uyulması gerekiyor. Ayrıca özellikle kış aylarında ev içinde kalorifer yanan ortamlarda hava daha kuru olabileceği için kontakt lenslerin tek kullanımlık suni gözyaşlarıyla günde 2-3 kez nemlendirilmesi de çok faydalı olacaktır.”

Bilgisayar başında her 45 dakikada bir mola

Pandemi süresince gerek eğitim, gerekse iş hayatı nedeniyle ekran başında geçirdiğimiz süremizi çok uzattığımız için göz kuruluğu problemi ve beraberinde göz ağrılarının görülme sıklığı artıyor. Bu sorunlarla başa çıkmak için yaklaşık her 45 dakikada bir çalışmaya 5-10 dakika ara vermeli, bilgisayar başından kalkmalı, dolaşmalı, ardından ekran başına dönmelisiniz. Ayrıca ekran, göz seviyesinden daha aşağıda olmalı. Aşırı uzamış çalışma sürelerinde suni gözyaşlarından günde 2-3 kez destek almanızda da fayda var.

Banvit “Sıfır Atık” Belgesini aldı

Banvit “Sıfır Atık” Belgesini aldı

Banvit, doğal kaynakların etkin yönetimi ve sürdürülebilirlik çalışmaları kapsamında gerçekleştirdiği uygulamalarla Bandırma Kampüsü’nde faaliyet gösteren piliç kesimhane tesisi ve İzmir Kampüsü’nde faaliyet gösteren piliç kesimhane tesisi ile yem fabrikası için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen “Sıfır Atık” belgelerini aldı.

‘Sıfır Atık Yönetmeliği’’, hammadde ve doğal kaynakların etkin yönetimi ile sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda atık yönetimi süreçlerinde çevre ve insan sağlığının ve tüm kaynakların korunmasını hedefliyor. Atıkları kaynağında ayırım yaparak yönetmelikte renklere uygun toplama kaplarında toplayan ve geri dönüşüm firmalarına gönderen Banvit, gerekli kriterleri yerine getirdikten sonra denetlenerek belgelendirildi.

Banvit Genel Müdürü Tolga Gündüz, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Şirketimizin faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkisini en aza indirmek ve sürdürülebilirlik en önem verdiğimiz konuların başında geliyor. Bu çerçevede gerçekleştirdiğimiz çalışmaların sonunda Sıfır Atık belgesi almış olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.

Ohash ‘Neden Bu Kadar Ciddi’

Ohash ‘Neden Bu Kadar Ciddi’

“New-school” Türkçe Rap’in en genç ve yetenekli temsilcilerinden Ohash, yeni şarkısı ‘Neden Bu Kadar Ciddi?’ ile dinleyicilerin karşısına çıkıyor!

2019’da yayımladığı ilk albümü “Shahulean” albümündeki Ezhel, Şam ve Baneva’yla düetleri ile dikkatleri üzerine toplayan Ohash, şu anda ikinci albümü “Lil Baba” üzerinde çalışıyor. Albümün adı olan “Lil Baba”daki ‘lil’ kelimesi İngilizce’de ‘küçük’ anlamına gelen ‘little’ kelimesinin kısaltması.

Trap sound’unun hâkim olduğu şarkılarında sıklıkla adaletsizlik ve reddedilme gibi konular üzerinde duran Ohash’in yeni parçası ‘Neden Bu Kadar Ciddi?’ videosunun yönetmen koltuğunda bir önceki videosunda da olduğu gibi Yeeid oturuyor. Karanlık tarafı Shahulean ile dinleyicileri konsantre bir şekilde müziğini dinlemeye davet eden Ohash, aydınlık tarafı olan Lil Baba ile onları eğlendirmeye odaklanıyor.

İzmirli minikler için

İzmirli minikler için

The Ritz-Carlton, Istanbul’un her yeni yılda çocukların hayallerini gerçekleştirdiği Dilek Ağacı projesi, bu yıl İzmir depreminde zarar gören çocuklar için kuruldu.

The Ritz-Carlton, Istanbul’un gelenekselleşen Dilek Ağacı projesi, çocukların hayallerini gerçekleştirmeye devam ediyor. Proje kapsamında çocukların dilekleri her yıl aralık ayı boyunca kar küreleriyle The Ritz-Carlton, Istanbul’un lobisindeki yılbaşı ağacına yerleştiriliyor. Çocukların heyecanla beklediği hediyeler, yardımsever otel çalışanları ve misafirleri tarafından hazırlanıyor. Dilek Ağacı projesinin 18. yılında, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yönlendirmesiyle depremde zarar gören küçük çocuklar hediyelerine kavuşuyor.

Dilek Ağacı projesine destek vermek; The Ritz-Carlton, Istanbul ekibine telefonla ya da e-mail yoluyla ulaşarak da mümkün olabilecek.

1 klipte 5 Yıldız

1 klipte 5 Yıldız

Yıldız Tilbe “Seninle Derdim Çok” şarkısının klibinde 5 farklı saç modeliyle rol aldı

Yıldız Tilbe’nin Özdemir Müzik etiketi taşıyan “Seninle Derdim Çok” isimli tekli çalışmasının video klibi dijital platformlarda yayımlandı.

Söz ve müziği Yıldız Tilbe’ye ait olan şarkının düzenlemesinde Can Atayılmaz’ın, mix’inde Utku Ünsal’ın, mastering’inde ise Emre Kıral’ın imzası bulunuyor. Klibin yönetmen koltuğunda ise Ahmet Can Tekin oturdu. Klipte Yıldız Tilbe 5 farklı saç modeliyle rol aldı. Farklı peruklar kullanan Yıldız Tilbe’nin en dikkat çeken peruğu Aysel Gürel’i anımsatan kırmızı peruğu oldu.

Anadolu Efes’den “Akıllı Bira Musluğu”

Anadolu Efes’den “Akıllı Bira Musluğu”

Türkiye’de yeme içme sektörünün gelişimine katkıda bulunmak için yatırımlarını sürdüren Anadolu Efes, son yıllarda girişimcilik ekosistemini de bu amaçla desteklemeye devam ediyor.

Birlikte iş modeli oluşturduğu girişimlerden birisi de 2015’ten bu yana çalıştığı ve pazara akıllı bira otamatıyla açılan, rotası Silikon Vadisi’ne kadar uzanan Pubinno.  Pubinno’nun yapay zekâ teknolojileri ile geliştirdiği “Smart Tap (Akıllı Bira Musluğu)” kafe-bar ve restoranların kalite ve operasyonel verimliliklerini iyileştirme imkânı sunuyor. Geliştirdikleri çözümlerin temelinde IoT, Robotik ve AI teknolojileri yer alan Pubinno, Anadolu Efes iş birliği ile 6 şehre ulaşırken, şu an 9 ülkede yüzlerce işletmede kullanılıyor.

Geçen yıl “En Etkili Şirket / Yeni Girişim İş Birliği” ödülünü alan Anadolu Efes ve Pubinno, fikir aşamasından bu yana birlikte çalışarak Türkiye’den dünyaya açılan bir ürün ortaya koydu. Anadolu Efes, birlikte çalıştığı iş ortaklarını desteklemeye ve sektörünün gelişimine katkıda bulunmaya devam ediyor.

Pubinno’nun patentli “Akıllı Bira Musluğu” teknolojisi, Anadolu Efes’in iş ortakları, biralarını tüketicilere ideal soğuklukta ve her seferinde doğru miktarda servis edilmesine olanak sağlıyor. Aynı zamanda işletme sahipleri, ürünlerin başında yer alan akıllı musluklar sayesinde satış verilerini, fıçıdaki basıncı, sıcaklığı anbean telefonlarındaki mobil uygulamadan da takip edebiliyor.

İşletmelerin en büyük sorunlarından biri olan fıçılardaki fire oranını da %50’ye varan seviyelerde düşüren bu teknoloji üzerinde Anadolu Efes’in kalite ekibi ve Pubinno girişimcileri birlikte çalıştı. Smart Tap teknolojisi şu an Türkiye’de yüzlerce Anadolu Efes iş ortağı kafe-bar ve restoranlarda kullanılıyor.

Sürdürülebilir, yüksek hijyenik standartlar ile içeceğinizi gönül rahatlığıyla tüketin

Pubinno’nun iki senedir Ar-Ge çalışmalarını yürüttüğü yeni ürünü UClean, fıçı biraya yüksek hijyen standardı getiriyor. Dünyanın ilk yapay zekâ tabanlı bira hattı temizleme cihazı olan UClean, her hatta ve bira tipine özel bakım yapıyor. UClean, patentli türbülans teknolojisi sayesinde mikro-organizmaları ve kalıntıları temizlerken 4 musluğa aynı anda bakım yaparak hızlı, çift yönlü ve yüksek basınçla mükemmel ve etkili temizlik gerçekleştiriyor. Seçilen mekanlarda pilot uygulaması devam eden UClean teknolojisi, bu mekanlardan alınan verilere göre manuel bakım ile karşılaştırıldığında 5 kat daha tasarruflu ve hızlı bakım yapmasıyla dikkat çekiyor. Ayrıca hızlı bakım yapması sebebiyle de su israfını önleyerek doğal kaynakların sürdürülebilirliğine katkı sağlıyor.

“İlham veren girişimcilik hikayelerini çoğaltmak istiyoruz”

Genç girişimcilerin Anadolu Efes’in hayatında önemli bir yeri olduğunu ve girişimcilik konusunda ilham veren hikayeleri çoğaltmak istediğini belirten Anadolu Efes Genel Müdürü Tuğrul Ağırbaş, şunları söyledi:

“İşletmelerin bira fıçılarındaki fire oranlarını düşüren, biranın ideal soğuklukta ve miktarda servis edilmesini sağlayan “Smart Tap (Akıllı Bira Musluğu) Projesi” sayesinde bar teknolojileri konusunda global 7 Start-Up’tan birisi olarak gösterilen Pubinno’nun yanında olmaktan gurur duyuyoruz. Bu anlamda sektörümüzün gelişimine katkı sağlamaktan, bunun dünyaya yayıldığını görmekten de mutluyuz.

Pubinno’nun Smart Tap projesi, iş birliğimiz ile yüzlerce satış noktasına ulaştı. U-Clean sistemini de globalde göreceğimize ve birçok ülkede deneyim yaşatacağına inancımız tam.”

Ağırbaş, destek oldukları tüm girişimleri birer ekosistem ortağı olarak gördüklerini, ikinci 50 yıllarında da yeni girişimlerle sektör ve topluma faydalı olacak işler ortaya çıkarmayı planladıklarını dile getirdi.

Pubinno teknolojilerinin endüstri standardı olacağına inanıyorum”

Pubinno kurucu ortağı ve CEO’su Can Algül “Sürdürülebilir hijyenik standartlar geliştirmek amacıyla çıktığımız yolda, bugün 15 milyon bardağın sunumunu yapmaktan mutluyuz. Bu yolda da en büyük destekçimiz Anadolu Efes oldu. Bugün, 5 ülkede operasyonlarımız devam ediyor. Hijyenin bu kadar öne çıktığı bir dönemde de yeni ürünümüz için çok heyecanlıyız. ‘Internet of Beer’ konseptinde tüm paydaşları birbirine bağlayarak yüksek verimlilik ve kalitede operasyon sağlamak için çalışıyor, sürdürülebilir bir dünyaya katkıda bulunuyoruz. Bizler tasarruf ve kalite standartlarını düşünerek bir yola çıktık ve rotamız Silikon Vadisi’ne kadar uzandı. Bu bağlamda yapacak daha çok işimiz olduğunu da biliyoruz” dedi.

 

Zeynep Bastık “Boş Yapma”

Zeynep Bastık “Boş Yapma”

Zeynep Bastık “Boş Yapma” ile iddialı serisine devam ediyor! Üretimine, teklileriyle ve iş birliktelikleriyle devam eden Zeynep Bastık “Boş Yapma” ile  iddialı serisine bir yenisini daha ekliyor.

“Boş Yapma” adlı şarkının sözü ve müziği, pek çok başarılı parçanın düzenlemesinde de adından sıkça bahsettiren Serhat Şensesli imzası taşımakta. Zeynep Bastık “Boş Yapma”  Hypers Music etiketiyle tüm dijital platformlarda yayında.

Ford 2021 Yılı Trend Raporu’nu açıkladı

Ford 2021 Yılı Trend Raporu’nu açıkladı

Pandemi ile birlikte değişen davranışlar, önümüzdeki dönemi nasıl etkileyecek?

 Ford’un 2021 Yılı Trend Raporu, insanların dünya çapında sorunlarla başa çıkma yöntemlerini ve değişime ayak uydurma güçlerini öne çıkarıyor. 14 ülkeyi kapsayan anket, ailelerin ve bireylerin işyerinde, aile yaşamlarında, sosyal çevrelerinde ve ayrıca, ürün ve hizmet tüketiminde kuralları nasıl yeniden yazdıklarını ortaya koyuyor.

 

  • Rapora göre, pandemi döneminde küresel ölçekte tüketicilerin %69’u dünyada yaşanan değişiklikler karşısında kendisini bunalmış hissettiğini belirtirken, pandemi sırasındaki değişikliklere ise ne kadar iyi adapte oldukları sorulduğu zaman, %47’si bunun ‘hayal ettiklerinden daha kolay’ olduğunu söylüyor.

 

  • Pandemi dönemindeki değişime direnç ve uyum sağlama konusunda kuşaklar arasında şaşırtıcı farklılıklar olduğu görülüyor. Z Kuşağı katılımcıların %63’ü uyum sağlamanın düşündüklerinden daha zor olduğunu söylerken Boomer kuşağında bu oran %42.

2020, hiç kimsenin öngöremediği bir yıl oldu. Ekonomik, politik ve duygusal kaosa yol açan COVID-19, bireylerin, ailelerin, sağlık sistemlerinin ve toplumdaki her sektörün sınırlarını test etti. Bununla birlikte pandemi, insanların başa çıkma ve uyum sağlama yolları bulma konusunda ne kadar başarılı olabileceğini de gösterdi.

Ford, bu yıl dokuzuncusunu yayınladığı ‘2021 Geleceğe Bakış’ trend raporunda, pandemi süreciyle yaşanan değişikliklerin 2021’de ve sonrasında dünyamızı nasıl etkileyebileceğini anlamak için tüketici davranışlarındaki ve tutumlarındaki değişiklikleri analiz ediyor.

Amerika, Asya, Avrupa ve Orta Doğu’da 14 ülkeyi kapsayan global araştırmada öne çıkan tüketici trendleri şöyle:

 

  • Basınç Noktaları: Covid-19’a yakalanma korkusu ve pandeminin eğitim, istihdam ve diğer alanları nasıl etkileyeceğine dair kaygılar sebebiyle dünya çapında endişe oldukça yüksek. Yetişkinlerin %63’ü bir yıl öncesine kıyasla daha stresli hissettiklerini, 5 kişiden 4’ü duygusal sağlık durumlarıyla daha çok ilgilenmeleri gerektiğini söylüyor. Salgının ruh sağlığı üzerindeki etkilerininin son derece farkında olan insanlar, bu durumla başa çıkmak ve bağlantı kurmak için yenilikçi yollar buluyor.

 

  • Kaçış Aracı: İş ve özel hayat arasındaki sınırlar kaybolmaya başladıkça “Bugün günlerden ne?” herkesin sorduğu ortak bir soru haline geldi. Tüketiciler, pandeminin ve evde kapalı kalmanın tekdüzeliğini aşmak için yeni kaçış yolları ararken pek çoğu kaçış için araçlarına sığınıyor. Küresel ölçekte aracı olan her 4 yetişkinden 1’den fazlası aracını rahatlamak için kullandığını söylüyor. Her 5 kişiden yaklaşık 1’i aracını yalnız kalmak, %17’si ise çalışmak için kullandığını ifade ediyor.

 

  • Yalnızlık: Pandemi, tüketicilerin arkadaşlığa duydukları ihtiyacı öne çıkarırken aile olma hissini de yeniden şekillendirdi. Yalnızlık, dünya çapında çok yaygın, her iki kişiden biri düzenli olarak kendisini yalnız hissettiğini söylüyor. Bunu en yoğun hissedenler ise genç kuşaklar. Kendisini düzenli olarak yalnız hissettiğini söyleyen Z kuşağının oranı Boomer kuşağının yaklaşık 2 katı (%64 ve %34). Sonuç olarak, pek çoğu nerede yaşayacağını yeniden düşünüyor, ailesine yakınlaşıyor ve çevrimiçi ya da çevrimdışı olsun arkadaş edinmenin yeni yollarını buluyor.

 

  • Farkındalık: Pandeminin özellikle az gelirli topluluklar, etnik azınlıklar ve kadınlar üzerindeki orantısız olumsuz etkisi ile dünya genelindeki eşitsizliklerde ve dengesizliklerde uçurumlar büyüyor. Tüketicilerin bu uçuruma karşı farkındalığı arttıkça markalar aktivist ve girişimci duruşlarını ön plana çıkarıyor. Küresel ölçekte yetişkinlerin %76’sı markaların sosyal konularda bir duruş sergilemesini beklediklerini, %75’i ise markaların günümüzde doğru şekilde hareket etmeye çalıştıklarını düşünüyor.

 

  • Yeni normal: Neyi nasıl satın aldığımız pandemi döneminde ciddi bir dönüşüm geçirdi. Büyük veya küçük ölçekli olsun, şirketler baş döndürücü bir hızla bu dönüşüme uyum sağlarken pek çok tüketici yeni normali benimsiyor ve keyfini çıkarıyor. Küresel ölçekte yetişkinlerin % 75’i pandemi başladığından beri şirketlerin alışveriş deneyiminde yaptıkları iyileştirmeleri beğendiğini, % 41’i ise pandemi öncesindeki alışveriş yöntemlerine geri dönmek istemediklerini söylüyor.

 

  • Trafikte Dönüşüm: Pandemi eve sıkışıp kalmışız gibi hissettirmiş olsa da aslında yerimizde durmadık. Pandemiyle birlikte bireysel ulaşım da gelişiyor. Bisiklet satışları sıçrama yaparken şehirler bisikletçilere yer açmak için sokakları kapatıyor. İnsanlar kendi ortamlarını kontrol edebildikleri için otomobil alımına yöneliyor. Akıllı kent planlamalarıyla otonom sürüşün daha kapsamlı uygulanması ivme kazanıyor. Dünya çapında yetişkinlerin % 67’si “otonom araçların geleceği konusunda umutlu” olduklarını söylerken ebeveynlerin % 68’i çocuklarını bir yabancı yerine sürücüsüz bir otomobile emanet etmeyi tercih ettiklerini ifade ediyor.

 

  • Sürdürülebilirlik: Pandeminin ilk günlerinde dünya çapında sokağa çıkma kısıtlamaları uygulanırken hava kalitesindeki iyileşme “sürecin olumlu yanı” olarak kendini gösterdi. Ancak, plastik ve diğer tek kullanımlık malzeme tüketimi arttıkça bu iyimserlik hızla azaldı ve sürdürülebilir olmanın ve sürdürülebilir kalmanın her zaman eş zamanlı ilerlemediği görüldü. Özellikle genç kuşaklar bu durumdan kaygı duyuyor. Küresel ölçekte Z kuşağı çalışanların % 46’sı pandeminin bizi daha savurgan hale getirdiğini, %47’si ise pandeminin uzun vadede çevreyi olumsuz etkileyeceğini söylüyor.  

Çocuklarda yüksek ateşe dikkat!

Çocuklarda yüksek ateşe dikkat!

Farklı sebeplerle sıklıkla görülen yüksek ateş, ebeveynlerin bebeklerinde karşılaşmaktan en korktukları durumlar arasında yer alır. Bir hastalık bulgusu olarak algılanan ateş, kimi zaman vücudun geliştirdiği bir savunma hareketiyken, kimi zamansa bir rahatsızlığın ilk belirtisi olabiliyor. Bu noktada bebeklerde görülen ateşin önemsenmesi gerektiğini vurgulayan Avrasya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ersin Sarı, konu hakkında önemli bilgiler veriyor.

Ateş, çocuğunuzun vücudunun enfeksiyonla mücadele ettiği anlamına gelir

Bebeklerin bağışıklık sistemi büyümelerine bağlı olarak gelişmekte, bebekler bu süreçte çeşitli hastalıklara karşı daha savunmasız olabilmektedir. Çeşitli sorunlara bağlı olarak ortaya çıkan ateş ise ebeveynlerin en önemli endişelerinin başında gelmektedir. Genel anlamda bilinmesi gereken en önemli unsur, ateş bir hastalık değil, bir rahatsızlığın göstergesi olarak vücudun gösterdiği tepkimedir.

Bebeklerde normal kabul edilen vücut ısısı kaçtır?

Bir bebeğin normal vücut sıcaklığı yetişkin bir bireye oranla daha yüksektir. Bu noktada normal kabul edilen 35- 37 derece iken bir bebeğin vücut sıcaklığı ise 35-37,5 arasında değişmektedir. 38 derece ise bebekler için önemli bir sınırdır ve hafif derecede ateş olarak kabul edilir. Ancak bu sınırı aşan derecelerde mutlaka kontrol altına alınması gerekmektedir. Bu durumda bebeğin vücut sıcaklığı 38,5 derece olduğunda menenjit başta olmak üzere birçok hastalık riski göz önünde alınarak doktora gidilmelidir.

Bebeğin vücut ısısı ölçülen bölgelere göre farklılık gösterir. Bu sebeple bu durum göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılmalıdır.

  • Kulak: 38 derece
  • Alın: 37,5 derece
  • Koltukaltı: 37,3 derece
  • Makat: 38 derece ise yüksek ateş olarak tanımlanır.

Bebeklerde ateşin yükselme nedenleri nelerdir?

  • Diş çıkarma dönemleri,
  • Gribal enfeksiyonlar,
  • İdrar yolu enfeksiyonları,
  • Üst solunum yolu hastalıkları,
  • İshal,
  • Orta kulak iltihabı,
  • Bulaşıcı hastalıklar,
  • Zaman zamansa güneş çarpması gibi sebepler yüzünden bebeklerde yüksek ateş görmek mümkündür.

Belirli faktörler risk oranını artırıyor

  • Zayıf ve hassas olmak,
  • Kansız olmak,
  • Kalabalık bir ortamda yaşamak,
  • Anne sütü ile beslenmemek vb.

Yüksek ateş hangi durumlarda tehlikeli hale gelir?

Bebeklerde ateş hastalıklarla başa çıkmak için vücudun kullandığı bir yöntemdir. Ancak yüksek ateş özellikle de 1 yaşın altındaki bebeklerde çok ciddi sonuçlara yol açabilir. Yüksek ateşin tehlikeli olduğu kriterler ise;

  • Ateşin derecesi 40 ve üzeriyse,
  • Ateşe kusma eşlik ediyorsa,
  • Ateş 2 gündür devam ediyorsa,
  • Yutkunma ve nefes almada zorluk çekiyorsa,
  • Sürekli uyku eğilimi gösteriyorsa,
  • Ciltte mor döküntüler oluşuyorsa,
  • Ateşi ilaç içmesine rağmen düşmüyorsa,
  • Beslenmek istemiyorsa,
  • Ateşle birlikte ishal görülüyorsa tehlikelidir.

Bebeklerde yüksek ateş durumunda nasıl müdahale edilebilir?

Daha öncede belirttiğimiz gibi yüksek ateş özellikle de 1 yaşın altındaki bebekleri etkiliyor. Bu noktada erken ve doğru müdahale çok önemlidir. Eğer bebeğinizin ateşi çok yükseldiyse yapabileceğiniz uygulamalar;

  • Ateşin yükselmesi vücutta ciddi sıvı kaybına yol açar. Üstelik terleme olmasa bile buharlaşmayla birlikte vücut çok fazla sıvı kaybeder. Bu noktada bebeğinizin kaybettiği sıvıyı karşılamanız gerekir. Bol bol su verebilir, bunun yanında taze sıkılmış meyve suları ve çorbaları tercih edebilirsiniz.
  • Bebeğinizin ateşi varsa ve siz hasta olduğunu düşündüğünüz için onu sarıp sarmalıyorsanız en büyük hatayı yaparsanız. Bebeğinizin vücut sıcaklığını düşürmek için daha serin bir yere alın. Kalın giysiler yerine daha ince kıyafetleri tercih edin. İçinde bulunduğu odanın sıcaklığı 20-22 dereceyi geçmemelidir.
  • Ilık su ile ıslattığınız temiz bir bez ile vücudunun sıcaklığını düşürmeye yardımcı olabilirsiniz.
  • Eğer bu yöntemler işe yaramıyorsa ateş düşürücü ilaçlar deneyebilirsiniz. Ancak buna rağmen bebeğinizin ateşi düşmüyorsa mutlaka doktora götürülmelisiniz. Çünkü geç kalınması durumunda bebeğin havale veya menenjit gibi çok ciddi hastalıklarla karşı karşıya kalma riski artar.