Yazılar

Agora 1890 lezzetleri “Çilingir Box” ile evlerde

Agora 1890 lezzetleri “Çilingir Box” ile evlerde

Mazisi 130 yıl önceye dayanan Agora 1890, pandemi kısıtlamaları sona erene kadar geçmişten günümüze miras mezeler, ara sıcaklar ve seçme lezzetleri UV sterilizasyonu güvencesiyle “Çilingir Box” ile evlere getiriyor.

Çilingir Box ile Şef Ahmet Arı, hünerli ellerinden çıkan mezeler ve ara sıcaklar arasında neler neler var.

Agora 1890’ın favori lezzetleri arasında; Yaprak Ciğer, Bademli Kabak, Girit Ezmesi, Balık Pastırması ve Tarama, yer alıyor.

Agora 1890, mutfağından çıkan birbirinden farklı mezelerin, ara sıcak seçeneklerinin, et ve balık çeşitlerinin de olduğu zengin lezzetleri tek bir çatı altında buluşturuyor. Özellikle Ortadoğu, Girit, Rum ve eski İstanbul gibi birçok kültürden oluşan meze çeşitleri, günlük olarak hazırlanarak masalardaki yerini alıyor.

Agora 1890’ın Çilingir Box servisi hakkında detaylı bilgi ve rezervasyon için www.agora1890.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Jolly 2021 kültür turlarında erken rezervasyon fırsatları devam ediyor

Jolly 2021 kültür turlarında erken rezervasyon fırsatları devam ediyor

En güzel rotalarıyla seyahat severlerin tatil özlemini giderecek Jolly 2021 kültür turlarında erken rezervasyon fırsatı başladı. Tatilinizin dörtte birini şimdi ödeyin, kalanını tatile 3 gün kala tamamlayın! Üstelik %50’ye varan indirimler, kesintisiz iptal garantisi ve avantajlı taksit imkanlarıyla!

Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu, Karadeniz ve Ege & Akdeniz turlarında %50’ye varan erken rezervasyon indirimleriyle Türkiye’nin dört bir yanını avantajlı fiyatlarla doyasıya keşfedin.

Doğu Anadolu turları ile Doğu’nun bilinmeyen yerlerini keşfedin ve muhteşem doğasına tanık olun.

Karadeniz turları ile Karadeniz’in yemyeşil yaylalarına çıkın, eşsiz doğasını keşfedin, yöresel lezzetlerini tadın ve Karadeniz’de unutamayacağın maceralar yaşayın.

Ege ve Akdeniz turları ile bol bol denize girip güneşlenin, tarihi bir yolculuğa çıkın, Ege- Akdeniz’in birbirinden güzel koylarını ve kasabalarını gezin.
GAP turları ile tarihin başladığı yerleri keşfedin, Güneydoğu’nun birbirinden lezzetli yemeklerini tadın ve mistik şehirlerini gezin. Bu eşsiz rotalar manzarası ve güzelliğiyle sizi büyülüyor olacak.

HUGO BOSS’un Genel Müdürü Arif Kaya oldu

HUGO BOSS’un Genel Müdürü Arif Kaya oldu

HUGO BOSS Tekstil Sanayi‘nde Genel Müdür görevine Arif Kaya atandı.  Arif Kaya, Ocak 2014’te HUGO BOSS’un dünyadaki en büyük üretim tesisi olan İzmir’deki HUGO BOSS Tekstil Sanayi’ne, Finans ve İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak katıldı. HUGO BOSS’taki görevine başlamadan önce otomotiv sektöründe üst düzey yöneticilik deneyimleri bulunan Kaya, işletme üzerine lisans ve yüksek lisans eğitimlerini Almanya’daki Duisburg Ünivesitesi’nde tamamladı.

Hilton İstanbul Maslak’ta hafta sonu keyfi

Hilton İstanbul Maslak’ta hafta sonu keyfi

Hafta sonları evinizin konforunda ve güvencesinde size özel bir deneyime ne dersiniz? Aldığı önlemler güvencesinde, tüm misafirlerine hafta sonları kahvaltı ve akşam yemeği dahil özel bir teklif sunan Hilton Istanbul Maslak, dileyen misafirlerini yeni yıl haftasında da delüks odalarında özel bir konaklama imkanı ile “Zenginleştirilmiş 31 Aralık Akşam Yemeği’’ deneyimine davet ediyor.

Aralık ayı itibariyle her gün geçerli olacak Dinner Ready adında özel bir teklif sunan otel, 3 aşamalı gurme lezzetlerden oluşan bir akşam yemeği menüsü hazırladı. Hilton Istanbul Maslak’ın a la carte sabah kahvaltısı ve akşam yemeği menüsü dahil hafta sonu konaklama teklifi, cazip fiyatlarıyla misafirlerini bekliyor.

Usta şeflerden birbirinden enfes lezzetler

Türkiye’nin ve İstanbul’un en iyi lüks otellerinin mutfaklarını yönetmiş Baş Aşçı Arif Kemal Doğan tarafından oluşturulan birbirinden enfes akşam yemeği menüsüne hayran kalacaksınız. 31 Aralık akşamı ise zenginleştirilmiş özel bir akşam yemeği ve konaklama deneyiminin ardından ertesi sabah 13:00’e kadar geç kahvaltı olanağı sağlayan otel, tüm bu olanakları misafirlerine kişi başı 1850 TL’den başlayan fiyatlar ile 1, 2 ve 3 geceli konaklama opsiyonu sunuyor.

31 Aralık akşamında;
Başlangıçlarda somon pastırma, enginar ve karides terine, elmalı kereviz salatası, salatalık dilimlerine sarılı fındıklı kısır, fırınlanmış domates içinde cevizli peynir ezmesi ve kavuna sarılı füme et yer alırken, menünün devamında trüflü bal kabağı kreması ve portakal çektirmesi ile konfit ördekli ravioli, naneli limon sorbe, düşes patates, bürüksel lahanası, tereyağlı kestane, yaban mersini soslu çörek ve gratine edilmiş dana fileto & ayva konfit içinde hindi ragu ve son olarak zencefilli dondurma, dağ meyveleri sosu ile portakallı ve tarçınlı yeni yıl keki bulunuyor.

Devletin alabileceği ek önlemlere dayalı olarak, hizmet ve uygulamalarda değişiklikler de yapılabileceği gibi, hijyen önlemleri gereğince yalnızca otelde konaklayan misafirlerin ağırlanabildiği konseptte, masa ve oturma düzeninin ise, fiziksel mesafe kuralları çerçevesinde, kişilere özel ayarlanması planlanıyor.

Hilton Istanbul Maslak, Hilton misafirperverliği ve “nitelikli yemek” deneyiminin buluştuğu DinneR Ready uygulaması ile hafta sonları evinin konforunda 5 yıldızlı bir keyif yaşamak isteyen tüm misafirlerini bu deneyime davet ediyor.

İletişim: 0212 305 1000

Adres: Maslak Mahallesi, Büyükdere Caddesi No:233-101, Sarıyer İstanbul

Gıda sektörü The Fource’da bir araya geldi

Gıda sektörü The Fource’da bir araya geldi

Türkiye’ye yıllık 5 milyar doların üzerinde döviz kazandıran Egeli gıda ihracatçıları 10 milyar dolar ihracat hedeflerine ulaşmak için Türkiye’nin ilk sanal gıda fuarı The Fource’u düzenleyerek büyük bir adım attı.

Ege İhracatçı Birlikleri’nce düzenlenen ilk sanal gıda fuarı The Fource, gıda sektörünün tüm paydaşlarını buluşturdu. 53 Türk gıda şirketinin üç boyutlu sanal stant açtığı fuarda Çin, İngiltere, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve ABD’den olmak üzere 72 ülkeden 400’ün üzerinde ithalatçıyla 500’ün üzerinde ikili iş görüşmesi gerçekleştirdi.

The Fource Fuarı’nda düzenlenen webinar oturumları ise; sektör temsilcilerini bir ekranda birleştirdi. Dünyaca ünlü şefler, Türk ürünleriyle The Fource’a özel tarifler yaptı. Usta fotoğrafçı Lalehan Uysal’ın kadrajından yansıyan Kurda, Kuşa, Aşa ve Göze adlı fotoğraf sergisi de fuarı sanatla bir araya getirdi.

The Fource’un pandemi dönemine panzehir olduğunu belirten Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi “Shoedex’ten sonra Türkiye’nin ilk sanal gıda fuarı The Fource’u düzenledik. The Fource ile Türkiye coğrafyasının sunduğu değerli ham maddeleri ve katma değerli gıda ürünlerimizi tüm dünyaya bir kez daha tanıtma fırsatı bulduk. The Fource ile sektör paydaşlarını sanal gerçeklik ortamında bir araya getirerek bir bilgi ve ticaret köprüsü kurduk” dedi.

Ege İhracatçı Birlikleri’nin (EİB) Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin destekleriyle 23-27 Kasım tarihleri arasında düzenlediği Türkiye’nin ilk sanal gıda fuarı The Fource, gıda sektörünün tüm paydaşlarını buluşturdu. 53 Türk gıda şirketinin stant açtığı The Fource sanal gıda fuarına başta Çin, İngiltere, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve ABD’den olmak üzere 72 ülkeden 400’ün üzerinde ziyaretçi girişi oldu.

Çocuklarda tuvalet alışkanlığına zamanından önce başlanmak alt ıslatma nedeni olabilir

Çocuklarda tuvalet alışkanlığına zamanından önce başlanmak alt ıslatma nedeni olabilir

Genellikle 4-5 yaşına kadar normal sayılan alt ıslatma durumu bu yaşların ardından görülmeye devam ediyorsa bir sağlık problemi olarak sayılıyor. Alt ıslatmanın fizyolojik nedenlerden kaynaklandığı gibi yakın birinin kaybını yaşamak, taşınma, kardeş kıskançlığı gibi stres yaratan durumların da bu probleme neden olabileceğinin altını çizen Psk. Cansu Yılmaz, “Çocuk tuvalete tuvaletini yaptığında teşvik edilmeli, desteklenmelidir. Tuvalet alışkanlığına zamanından önce başlamamalıdır.  Başlarda çocuk tuvalete anne babanın yardımıyla gitmeli, daha sonra kendi başına gitmesi için cesaretlendirilmelidir” diyor.

Çocuklarda alt ıslatma, idrar kaçırma olarak bilinen enüresiz günümüzde çok sık rastlanılan bir bozukluk… Tuvalet alışkanlığı çocuktan çocuğa değişmesine rağmen genellikle 3 yaşların sonlarına doğru çişlerini tutmayı öğrenirler. Ancak 4-5 yaşlarına kadar alt ıslatma durumu devam edebilir, çocukta bazen gündüz de görülebildiği gibi çoğu zaman da gece altına kaçırma görülebilir. Bu yaşlardan sonra devam eden altına kaçırmanın fizyolojik ya da psikolojik nedenleri olabildiğine dikkat çeken Psk. Cansu Yılmaz, “Duygusal problemlerden etkilenen bir çocukta altına kaçırma durumu gözlenebilir. Ayrıca çocuğun tuvalet alışkanlığı kazanması için gelişmesi gereken kasların yeterince olgunlaşmamasından dolayı da bu problemle karşılaşılabilir” diyor.

Böbrek ve idrar yolundaki rahatsızlıklarda, merkezi sinir sistemi bozukluklarında da alt ıslatma görülebilir

Alt ıslatma durumunda atılması gereken ilk adımın problemin sebebini öğrenmek için bir uzmana başvurmak olduğunun altını çizen Psk. Cansu Yılmaz, alt ıslanmanın fizyolojik nedenlerini şu şekilde sıralıyor: “Alt ıslatma kalıtımsal nedenlerden kaynaklanabilir. Bu durumda ailenin tuvalet alışkanlığı geçmişine-öyküsüne bakılması gerekir. Eğer anne-babada böyle bir problem yaşamışsa kalıtımsal olarak çocuğa da aktarılmış olabilir. Tuvalet alışkanlığının sağlanmasında gelişmesi gereken kasların (sfinkter) olgunlaşmaması ya da gelişmemesinden de kaynaklanabilir. Çocuklar yatmadan önce fazla sıvı tükettiyse ve yatmadan tuvaletini yapmadıysa da altına kaçırabilir. Böbrek ve idrar yolundaki rahatsızlıklarda, belkemiği, merkezi sinir sistemi bozukluklarında da alt ıslatma görülebilir.”

Alt ıslatmanın nedeni kardeş kıskançlığı olabilir

Alt ıslatmanın ruhsal nedenlerine bakıldığında en sık karşılaşılan nedenin stres olduğuna dikkat çeken Psk. Cansu Yılmaz, yaşanılan kazalar, travmalar, sevgisiz, ilgisiz kalma gibi duygusal zeminli durumlarda alt ıslatma nedenleri arasında yer aldığını söylüyor. Psk. Yılmaz, “Okul değişikliği, yakından birinin kaybını yaşamak, taşınma, kardeş kıskançlığı gibi stres yaratan durumlarda alt ıslatma görülebilir. Özellikle kardeş kıskançlığı bulunan çocuklarda karşılaşılır. Yeni doğan bebeğe ilgi daha çok arttığı için büyük çocukta kıskançlık görülebilir. Böyle durumlarda ilgiyi kendi üzerine çekmek isteyen büyük çocuk genelde küçük kardeşi gibi davranmaya başlar. Yaşına uygun konuşabiliyorken bebek gibi konuşması, yemeğini kendi yemek istememesi, biberon kullanma isteği bu davranışlardan bazılarıdır. Ayrıca tuvalet eğitiminde baskıcı tavırlar sergileyen ailelerin çocuklarında alt ıslatma görülür” diyor.

Tuvalet alışkanlığına zamanından önce başlanmamalı!

Öncelikle alt ıslatmanın tıbbi sebeplerden kaynaklanıp kaynaklanmadığını öğrenmek için bir hekime başvurulması gerektiğini belirten Psk. Yılmaz, ebeveynlerin çocukların bu durumu isteyerek yapmadıklarını bilerek cezalandırıcı, baskıcı ve titiz davranış ve tutumlardan uzak durmasını öneriyor. Alt ıslatma nedeninin kardeş kıskançlığı olduğu durumlarda ebeveynlerin çocuklarına ilgi, alaka ve sevgisini eşit miktarda göstermesi gerektiğini hatırlatan Psk. Cansu Yılmaz, sözlerine şöyle devam ediyor: “Çocuğun yapabildiği şeylere karşı takdir görmesi duygusal rahatlama sağlayacağı için önemlidir. Çocuk tuvalete tuvaletini yaptığında teşvik edilmeli, desteklenmelidir. Tuvalet alışkanlığına zamanından önce başlamamalıdır. Belirli aralıklarla tuvalete gittiğine bakılmalı ve özellikle uyumadan önce tuvalete gittiğinden emin olunması gerekir. Başlarda çocuk tuvalete anne babanın yardımıyla gitmeli, daha sonra kendi başına gitmesi için cesaretlendirilmelidir. Çocukların anlamadığını düşünerek bazı şeyleri ört bas etmeye çalışmak hiçbir işe yaramayacaktır. Çocuğun yaşadığı stres ve kaygı nedenleri fark edilip daha az stresli ve kaygısız olması sağlanmaya çalışılmalıdır. Yapılamadığı düşüncesi olursa mutlaka bir psikologa başvurulmalıdır.”

Domates ihracatçıları Rusya’ya kotasına takıldı

Domates ihracatçıları Rusya’ya kotasına takıldı

Taze meyve sebze ihracatının lider ürünü domates, lider ihraç pazarı Rusya Federasyonu’nda kota engeliyle karşı karşıya.

Rusya’ya domates ihracatında 200 bin tonluk kota doldu. Türk domates ihracatçıları için Rusya kapısı kapanmış durumda. Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birlikleri Başkanları, Rusya’ya domates ihracatında kotanın kaldırılmasını istiyor.

Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Ali Kavak, Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Necdat Sin, Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Saffet Kalyoncu, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu, Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçılar Birliği Başkanı Cafer Aşkar ve Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği’nin ortak imzasıyla yapılan açıklamada “Domates ihracatında Rusya’ya kotanın kaldırılmasını, 2015 öncesine dönülmesini istiyoruz” denildi.

Rusya, Türkiye ile 2015 yılı Kasım ayında yaşadığı siyasi kriz sonrasında Türk domatesine ambargo kararı almıştı. 2017 yılı Kasım ayında Türk domatesi tekrar Rusya’ya ihracat vizesi alırken bu kez kotayla karşı karşıya kaldı.

İlk önce 1 Kasım 2017 tarihinde 100 bin ton olarak belirlenen kota Türk ihracatçılarının kısa sürede kotayı doldurması üzerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin girişimleriyle önce 150 bin ton’a, 7 Mart 2020 tarihinde ise; 200 bin tona çıkarılmıştı. Türk ihracatçıları 200 bin kotayıda, Kasım ayı sonunda doldurdu.

Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birlikleri Başkanları, Türk domatesinin en büyük ihraç pazarı Rusya’ya ihracatın durma noktasına gelmesi üzerine yaptıkları ortak açıklamayla, Rusya Federasyonu’na yapılacak domates ihracatında kotanın kaldırılmasını ve 2015 Kasım ayı öncesindeki sürece dönülmesini talep ettiler.

Türkiye’nin domates ihracatının 2020 yılında 11 aylık dönemde yüzde 6’lık artışla 286 milyon dolara ulaştığı bilgisini paylaşan Birlik Başkanları, 2020 yılı sonunda 300 milyon doları aşmayı hedeflediklerini, bu hedeflere ulaşmak için en büyük ihraç pazarları Rusya’daki kotanın kaldırılması gerektiğinin altını çizdiler.

Türkiye taze domates üretiminde 9 milyon tonu tarlada üretim, 4 milyon tonu örtü altı (sera) üretimi olmak üzere 13 milyon tona ulaşan üretim rakamıyla dünyada dördüncü sırada yer alıyor. Türkiye, 2020 yılının Ocak – Kasım döneminde 484 bin ton taze domates ihracatı karşılığı 286,5 milyon dolar döviz getirisi elde ederken, Rusya Federasyonu’na 61 bin 781 ton domates ihraç edilirken karşılığında 56 milyon dolar döviz geliri elde edildi. Rusya, Türkiye’nin taze domates ihracatında ilk sırada yer alıyor.

Soğuk hava ve rüzgar gözleri kurutuyor!

Soğuk hava ve rüzgar gözleri kurutuyor!

Tüm dünyayı kasıp kavuran Covid-19 pandemisi ve havaların soğumasıyla birlikte çoğumuz zamanımızın büyük bir bölümünü evde, kapalı bir ortamda geçiriyoruz. Bunun yanı sıra ofisten ve evden çalışmaya devam edenler, genellikle bilgisayar başında, gözlerini adeta kırpmadan saatlerce çalışıyorlar. Ancak kapalı mekanlarda odanın yeterince nemli olmaması ve uzun süre bilgisayar ekranına bakarken göz kırpmayı aksatmak gözyaşının buharlaşmasını artırarak, ‘gözlerde kuruluk’ problemine neden olabiliyor. Gözlerde kuruluk; gözde yanma, batma hissi, kaşıntı, kızarıklık, okurken gözün çabuk yorulması ve bulanık görme gibi yaşam kalitesini oldukça düşüren sorunlara yol açabiliyor. Üstelik göz kuruluğu şiddetlendiğinde ileride kalıcı hale dönüşebilen görme kaybıyla bile sonuçlanabiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay, kapalı ortamların yanı sıra kış aylarında soğuk hava ve rüzgarın etkisiyle de gözlerdeki nemin azalması sonucu göz kuruluğu oluştuğuna dikkat çekerek, “Bu nedenle soğuk ve rüzgarlı havalarda gözü koruyan gözlük ve siperlik kullanmak, göz sağlığımız için çok önemli.” diyor. Aslında alacağımız önlemlerle görme kaybına kadar gidebilen bu sorunu önlemenin mümkün olacağını belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay, gözlerde herhangi bir şikayet olduğunda zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmak gerektiği uyarısında bulunuyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay kış mevsiminde göz kuruluğuna karşı almamız gereken 6 korunma yolunu anlattı, önemli öneri ve uyarılarda bulundu.

Su içmeyi alışkanlık edinin

Vücudumuzun yaklaşık yüzde 60’ı sudan oluşuyor. Dolayısıyla ihtiyacımızdan az su tükettiğimizde gözyaşı üretimimiz azalıyor. Dr. Emre Sübay sağlıklı gözyaşı üretimi için vücudumuzdaki su oranının yeterli düzeyde olması gerektiğini belirterek, “Göz kuruluğuna karşı günde en az 2 litre su içmeyi ihmal etmeyin” diyor.

Omega-3 sofranızda bolca bulunsun

Yapılan araştırmalar omega-3’ün göz kuruluğu semptomlarını azalttığını gösteriyor. Sağlıklı gözyaşının en üst katmanını yağ tabakası oluşturuyor. Omega-3 bu tabakayı destekliyor ve gözyaşının kalitesini arttırıyor. Dolayısıyla omega 3’ten zengin olan balıkların (uskumru, ton, somon ve sardalya) yanı sıra ceviz ve semizotu gibi besinlere sofranızda düzenli olarak yer açın.

Kapalı mekanlarda nem oranını ayarlayın

Yeterli havalandırması olmayan kapalı alanlarda, klimanın havayı sıcak ve kuru bir hale getirmesi gözyaşının buharlanmasını artırarak gözlerde kuruluğa yol açabiliyor. Bu nedenle bulunduğunuz ortamı her gün sık sık havalandırmaya ve ortamın nem oranının yüzde 45 civarında olmasına dikkat edin. Evde, ofiste ve özellikle araç içerisinde klimanın doğrudan yüzünüze üflememesine dikkat edin. 

Her 40 dakikada bir 40 saniye mola

“Pandemiyle birlikte, özellikle masa başında çalışanlar ve uzaktan eğitim alan öğrenciler çoğu zamanlarını evde ve ekran karşısında geçirir oldular. Bu doğrultuda artan ekrana bakma süresi göz kuruluğunun oluşumuna zemin hazırlıyor” diyen Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay, şu önerilerde bulunuyor: “Ekrana baktığımız süre boyunca göz kırpma aralığımız azalıyor ve gözyaşı çok daha hızlı buharlaşıyor; bu durum da göz kuruluğuna neden oluyor. Ekran başında geçirdiğiniz süreçte, göz sağlığınızı korumak için monitörün yüksekliğini göz seviyesinde veya altında olacak şekilde ayarlayın. Her 40 dakikada bir 40 saniye kadar ara vermeyi de ihmal etmeyin.”

Rüzgarlı havada ‘gözlük’ şart!

Düzenli yürüyüş yapmak her ne kadar sağlığımız için çok önemli olsa da, soğuk ve rüzgarlı havada uzun süre kalmak gözyaşını buharlaştırarak göz kuruluğuna neden olabiliyor. Soğuk ve rüzgarlı havada geniş çerçeveli gözlükler veya koruyucu siperlik kullanmanız göz kuruluğuna karşı fayda sağlayabiliyor. Ayrıca uzun süre ultraviyole ışınlarına maruz kalmak da göz kuruluğunu artırıyor. Ultraviyole ışınlarından korunmak için güneş gözlükleri kullanmanız, göz kuruluğuna karşı almanız gereken bir başka etkili önlem. Çünkü kışın ultraviyole ışınları özellikle karlı havada göze yansıyarak gözlerde kuruluğu artırabiliyor. 

Kontakt lens kullanıyorsanız, dikkat!

Kontakt lensin doğru kullanılmaması da, göz kuruluğunun yaygın nedenleri arasında yer alıyor. Kontakt lens su içeriyor ve kurumaması gerekiyor. Sürekli ıslak tutmak için kullanılmayan zamanda solüsyonda bekletiliyor, göze uygulandığında ise bu nemi gözyaşından alıyor. “Gözyaşı film tabakasının incelmesi durumunda ise kontakt lensle göze temas ettiği kornea tabakası arasında sürtünme artıyor ve batma, yanma ile kızarıklık şikayetleri gelişiyor” uyarısında bulunan Dr. Emre Sübay, “Kontakt lensin materyalinin, temel eğrisinin ve çapının hastaya göre ayarlanmaması durumunda; kontakt lensin gözde uzun süre kalması, gece gözde unutulması gibi durumlarda bu şikayetler artıyor. Bu nedenle kontakt lens uygulaması mutlaka hekim kontrolünde olmalı.” diyor.

Göz kuruluğu tedavisi gecikmemeli!

Göz sağlığımız üzerinde son derece önemli olan gözyaşımız yetersiz kaldığında, gözlerde kuruluk oluşuyor. Toplumda oldukça sık görülen bu hastalık; gözyaşının vücut tarafından yeterince salgılanmaması ya da mevcut gözyaşının çeşitli dış etkenlerle buharlaşması sonucu görülüyor. İlerleyen yaş, romatolojik hastalıklar, endokrinolojik hastalıklar, kullanılan bazı ilaçların yan etkileri gözyaşı üretimini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Klima, soğuk hava ve rüzgar gibi çevresel etkenler de gözyaşının buharlaşmasını tetikleyerek, gözlerde kuruluk oluşturuyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay, gözün net görebilmesi için sağlıklı bir gözyaşı film tabakası gerektiği, bu tabakanın bozulmasının görme kaybına yol açabildiği uyarısında bulunarak, “Bu nedenle göz kuruluğunun erken dönemde tedavi edilmesi çok önemli. Göz kuruluğu şikayet boyutuna geldiğinde, doktorunuz önerdiği takdirde, gözlerinizi nemlendirmek için suni gözyaşı damlaları kullanmanız, şikayetlerinizi azaltmada etkili oluyor.” diyor.

Ezgi Ayçe “Derin Yemin”

Ezgi Ayçe “Derin Yemin”

Kendi şarkılarını yazan, güçlü sesi ve yorumculuğu ile Enbe Orkestrası’nın 2018 yılında yayınladığı albümünün çıkış parçası olan ve klibi Barcelona’da çekilen “Yarım Sevda” ile müzik dünyasına merhaba diyen Ezgi Ayçe, başta Ajda Pekkan olmak üzere birçok sanatçı ile aynı sahneyi paylaşmış ve çocukluğundan gelen müzik tutkusunu sahne ve albümlere taşımıştır.

Müzik öğretmeni olan anne babanın çocuğu olarak küçüklüğünden bu yana müzikle büyüyen, Ortaokul yıllarında annesinin yönettiği korolarda, lise yıllarında ise babasının kurduğu lise orkestrasında bas gitar çalan ve şarkı söyleyen Ezgi Ayçe, aynı yıllarda kendi şarkılarını da yazmaya başlamıştır.

2019 yılında Serdar Ayyıldız ile ortak bir çalışmaya imza atan ve sözü müziği Sezen Aksu’ya ait “Ateş Böceği” ile kısa sürede büyük ilgi gören Ezgi Ayçe’nin yorumladığı şarkı, Serdar Ayyıldız’ın proje albümünün çıkış parçası olmuştur.

Ezgi Ayçe, Ajda Pekkan, Behzat Gerçeker, Sertab Erener, Yıldız Tilbe ve Nil Karaibrahimgil gibi sanatçılarla sahne ve albüm kayıtlarında yer almıştır.

Müziğini global çapta da duyurmayı amaçlayan sanatçı, İstanbul’un en güzel tarihi manzaralarında, şarkının aranjesini de yapan Ali Tolga Demirtaş yönetmenliğinde akıllı telefon ile çekilen sözü müziği kendisine ait yeni şarkısı “Derin Yemin”i Kasım ayında dinleyici ile buluşturdu.

Ezgi Ayçe “Derin Yemin”in klibi ile ilgili “İstanbul’u yansıtan güzel bir klip olsun ve şarkı ile bütünleşsin istiyordum. Pandemi döneminde beklememek, müzikle insanları buluşturmak için nasıl hızlı aksiyon alabiliriz derken, akıllı telefonla çekmeye karar verdik. Hep İstanbul’un tarihi güzellikleri ile dolu bir klibim olsun isterdim. Galata, Karaköy manzaraları eşliğinde ‘Derin Yemin’ ruhunu tam olarak bulmuş oldu” diyor.

Oyun tutkunları için özel olarak geliştirilen realme 7

Oyun tutkunları için özel olarak geliştirilen realme 7

realme’nin mükemmel mobil oyun deneyimi için özel olarak tasarlanan amiral gemisi realme 7, Helio 95 işlemcisi, 90Hz ekran tazeleme hızı, 30W Dart Şarj özelliği ve 5000mAh pil kapasitesiyle ile mobil oyunseverlerin beklentilerini fazlasıyla karşılıyor.

Mobil oyunlar için yüksek performans sunacak şekilde tasarlanan realme 7, Helio G95’i ilk kullanan akıllı telefon olurken, Antutu’da da 300.000 puana ulaşarak başarılı bir performansa imza attı. Dikkat çekici özelliklere sahip realme 7, yüksek performans için 90Hz Ultra Akıcı Ekran, 30W Dart Şarj, 5000 mAh büyük pil ve güçlü işlemciyi bir arada sunuyor. Sony 64MP Geniş Açılı Dört Kamera kurulumuna da sahip olan telefon üstün oyun deneyiminin yanı sıra üst düzey fotoğraf performansı ile de dikkat çekiyor.

Sadece 26 dakikada yüzde 50 şarj oluyor
6,5 inç FHD+ Ultra Akıcı ekrana, 90 Hz ekran tazeleme hızına ve yüzde 90,5 ekran/gövde oranı sahip olan realme 7, güçlü Helio G95 işlemcisini kullanan ilk akıllı telefon olarak oyunseverleri tatmin edecek bir performans sergiliyor. Oyun tutkunlarının bir diğer vazgeçilmezi olan yüksek pil kapasitesi ve hızlı şarj özelliği ile de göz dolduran realme 7, 5000mAh büyük pili ile uzun kullanım ömrü sunarak düşük pil kaygısını ortadan kaldırıyor. 30W Dart Şarj, telefonun 26 dakikada yüzde 50 şarj oranına ulaşmasını sağlarken hem güvenlik hem de verimliliği bir arada sunuyor.