İç huzurumu yakalayıp bu dünyadaki yolculuğumun tadını çıkarmak istiyordum…
İç huzurumu yakalayıp bu dünyadaki yolculuğumun tadını çıkarmak istiyordum…
Haber spikeri, Tv. programcısı, sunucu, tiyatro oyuncusu, eğitimci ve kitap yazarı… On parmağında on marifet ekranların bayan kahkahası sevgili dostum Saba Tümer; Pause City’s derginin bu ay ki söyleşi konuklarından. “21 Günde Mutluluk” kitabını, hayatını, yaşam tarzını ve bir çok formülü konuştuk. Keyifle okuyacağınızı düşünüyorum.
—Yapmam gereken şey hedef değiştirmekti. Ben de değiştirdim. Bir de içimdeki cevheri, kendimi biliyordum ama birinin de keşfetmesi lazımdı. Nitekim o gün de geldi.
—Bana “haber sunmak senin için leblebi yemek gibi bir şey başka bir şey yapman lazım geliyor” denilerek gelindi. Ben inanamadım. Çünkü içimdekini gören bir ben değilmişim. Ondan sonra oturup plan yapmaya başladım.
—Sonuçta hayatın planına geliyor insan. Teslim olmaktan başka bir şey kalmıyor. O zaman da her şey beraberinde geliyor aslında…
—Hayat benden ne bekliyorsa, onu hayata vermeye çalışıyorum. Onun için onu yapacağım, bunu yapacağım diye plan yapmıyorum. Kitap yazmak gibi de bir planım yoktu.
—Hayat benim için plan yapmış. Benim tek yapmam gereken şey, o hazır planın ne olduğunu anlayıp. O yolda ilerlemek… Aslında hepimiz için de aynı…
—-Baktım ki eskisi gibi kahkaha atamaz oldum. Kahkaha benim içimden gelen bir şeydi ve bitti. Bir problem vardı bende… “Ne oluyorum ben” diye düşünmeye başladım. Acaba “ben” mutlu mu değilim? Niye mutlu değilim? Bütün bunların arayışları ile başladı her şey.. Benliğimin derinlerde hissedebileceğim, daha kalıcı bir mutluluğun arayışına girdim. Bu arayış içinde deneyimlediğim ve işe yarayan yol ve yöntemleri, süreçleri, süreçler içinde aldığım notları paylaştım. Kitapta bütün bunları anlattım.
—Özel hayatımda yanımdaki kişiyle gündeme gelme ihtiyacım hiç bir zaman olmadı. Ben bana yettim hep.
—Ben affetmenin gücüne çok inanıyorum. Çok güzel bir şey affetmek, affedebilmek. Hem insanoğlu kim ki affetmesin…
P: Sürekli değişen bir kariyere sahipsin… Dönemin en prestijli “haber kanalında” haber sipikerliği. Ciddi bir ortam Sonra tv programı “bayan kahkaha” ile çok farklı bir Saba Tümer… Ve kitap… On parmağında on marifet… Nasıl oldu bu dönüşüm?
S: Türkiye’nin en prestijli haber kanalında mesleğimi yaparken, en büyük hedefim ana haber sunmaktı. Bir türlü ana habere çıkartılmadım. İyi olmadığım için değil. Çıkartılmadığım için, ben o hedefime ulaşamadım. Önüme taş konulduğu için ana haber sunamadım. Yapmam gereken şey hedef değiştirmekti. Ben de değiştirdim. Bir de içimdeki cevheri, kendimi biliyordum ama birinin de keşfetmesi lazımdı. Nitekim o gün de geldi.
Bana “haber sunmak senin için leblebi yemek gibi bir şey başka bir şey yapman lazım geliyor” denilerek gelindi. Ben inanamadım. Çünkü içimdekini gören bir ben değilmişim. Ondan sonra oturup plan yapmaya başladım. Yapmam gereken kariyer planlarımdan biri buydu. En önemlisi buydu. Hayat da; beni o noktaya taşıdı. İçimde bu ışık olmasa, belki halen haber sunuyor ve içimdeki yolculuğa çıkamamış olabilirdim. İyi ki insanlar benim önüme taş koymuş da, ben o arayış içine girmişim… Sonuçta hayatın planına geliyor insan. Teslim olmaktan başka bir şey kalmıyor. O zaman da her şey beraberinde geliyor aslında…
Plan yapar mısın?
S: Hayat benden ne bekliyorsa, onu hayata vermeye çalışıyorum. Onun için onu yapacağım, bunu yapacağım diye plan yapmıyorum. Kitap yazmak gibi de bir planım yoktu. Çıkı verdi bir anda… Sadece ben kendimi nasıl mutlu edebilirim diye bir arayış içindeydim. Kendim için bir şeyler yaparken; çıktığım iç yolculuğumda, ben bunu yapabildiysem, işe yaradıysa, bunu herkes yapabilir dedim. Paylaşmak istedim. Sonuçta ben iç sesimi dinleyip ona kulak verip, o yolda ilerlemeyi seviyorum. Kendim, inadına bir şey yapmak ısrarıyla kendime hiçbir şey dayatmıyorum. Hayatın yönlendirmesi ile “an” ne getiriyorsa onu yaşamayı tercih ediyorum. Hayat benim için plan yapmış. Benim tek yapmam gereken şey, o hazır planın ne olduğunu anlayıp. O yolda ilerlemek… Aslında hepimiz için de aynı…
P:Karar alma süreçlerin hızlı mıdır?
S:Karar alama sürecim çok uzun gibi görünür ama kendim uzatırım onu… İlk anda kararımı veririm fakat çok tartardım. Çok düşünürdüm. Kendi kendime çok uzatırdım. Ama artık öyle değilim. İç sesimi dinliyorum. İçimde olumlu hoş bir kıpırtı olursa, tamamdır diyorum. Hiç bekletmeden kararımı paylaşıyorum. Kitabımın yayınına karar vermem de bu şekilde oldu. Bu bir yolculuk… Kendimi mutlu etmek için iç sesimi dinleme kararı alarak çıktığım bir süreç. Deneyimlerimle ilgili notlar da alıyordum bu zaman içinde ve bir gün paylaşmaya karar verdim.
P: Kitabından bahseder misin?
S: Hayatımızda yaşadığımız bazı şeylerin üstünü örtüyoruz ya da örtmeye çalıyoruz. Yani o tarz şeyler… Ben yıllarca bir çok kayıplar ve acılar yaşadım. Her şeyin üzerini de gülerek örttüm ve gayet de iyiydim. Herkes bana mutluluğun formülünü soruyordu. Ben de cevap olarak, “ gülün kahkaha atın” diyordum. Kendim de bunu uyguluyordum. Yani dıştan içe doğru gidiyordum. Bu yöntem, yıllarca işime yaradı ve aslında bir yere kadar götürdü beni bu… Şükür ki çok da iyi getirdi ama sonra baktım ki eskisi gibi kahkaha atamaz oldum. Kahkaha benim içimden gelen bir şeydi ve bitti. Bir problem vardı bende… “Ne oluyorum ben” diye düşünmeye başladım. Acaba “ben” mutlu mu değilim? Niye mutlu değilim? Bütün bunların arayışları ile başladı her şey.. Benliğimin derinlerde hissedebileceğim, daha kalıcı bir mutluluğun arayışına girdim. Bu arayış içinde deneyimlediğim ve işe yarayan yol ve yöntemleri, süreçleri, süreçler içinde aldığım notları paylaştım. Kitapta bütün bunları anlattım.
P: Mutluluğa giden yollarda döngülerden bahsediyorsun. Süreçler var nedir bunlar? Sen ne istiyordun?
S: Mutluluk yolculuğuna çıkarken nereden başlamam gerektiğini arıyordum. İçten dışa mı, dıştan içe mi? Sonuçta dört bedeniniz. Enerji bedeni, ruhsal bedenimiz, spiritel bedenimiz ve fiziksel bedenimiz… Hepsine hitap etmem lazımdı. Nasıl başlasam dedim. Düşündüm. En güzeli fiziksel bedenimden enerjimi yükseltecek şeyler yapayım deyip, yola çıktım. Yürüyüşe başlayayım, vermek istediğim kiloyu vereyim. Evimi temizleyeyim, istemediğim eşyalardan arınayım, hayatımı bir düzene sokayım. Erken yatayım, erken kalkayım gibi şeylerle döngüler süreçler başladı. Hepimiz insanız, benim Saba Tümer olmam hiç bir şeyi değiştirmiyor. Hepimizin derdi de, tasası da, kederi de hepsi aynı, ortak… Hiç bir şey değişmiyor. Çok paran olsa da aynı güneşin altında güneşleniyorsun. Hiç paran olmasa da aynı güneşte güneşleniyorsun. Sonra dedim ki bana negatif enerji veren etrafımdaki insanları arındırmam lazım deyip arkadaş detoksuna girdim. Hayat karşıma ne çıkarırsa çıkarsın, iç huzurumu yakalayıp bu dünyadaki yolculuğumun tadını çıkarmak istiyordum…
P: Mutluluğun tanımı nedir sana göre?
S: Ne yaşarsan yaşa, bir şekilde sana verilen sunulan hayattan değer alarak, keyif alarak, başını akşam yastığına huzurlu koyabilmektir. Vicdanınla baş başa kaldığında, huzurla şükürle dolu olabilmektir. Bu benim mutluluk tanımım…
P:Mutsuzluğunu nasıl yaşarsın?
S: Mutsuz olduğum zamanlar olur ama kendi içimde onu çözümlerim. Çevremdekileri dertlendirmek istemem. Analtmam… Belli de etmem çözerim. Mutluluğumu da mutsuzluğumu da paylaşmayı sevmem.
P:Başarısızlık seni mutsuz eder mi?
S:Bence hayatta başarısızlık diye bir şey yoktur. Başarısızlık; hayatın insanlara ” yanlış yolda ilerliyorsun” deme şeklidir. “Yolunu değiştir ya da bu yaptığına bir şeyler ekle” diyor. Ona ses vermek, kulak vermek lazım. Sonuçta her şey göreceli…Örn. benim ana habere çıkmamamı beni tanımayan bir insan başarısızlık olarak algılayabilir ama benim için hayatın sunduğu en büyük ödüllerden bir tanesiydi. Bana bir şekilde yol göstermesiydi. Bu herkes için geçerli. Bir insan yaptığı işte başarısızsa ve ya şöyle söyleyeyim istediğini alamıyorsan demek ki; başka bir şey yapması lazım. Kendi kendisine “ne yapmam lazım” diye sorması gerekiyor. Dingin ve sakin bir şekilde, içinden ruhen ve bedenen gelecek cevaba kendimizi açtığımızda, zaten her şey otomatikman geliyor. O kadar da karmaşık değil. Kendini dinlemeyi bilirsen eğer…
P: Aşık mısın? Hayatında kimse var mı?
S: Değilim. Hayatım da hiç kimse yok. Hayatımda bir insan olsaydı, bu kitap çıkmazdı. Onun için de bu yolculuğa çıktığım süreçte de, kitabımı yazarken de hiç kimsenin hayatıma girmesine izin vermedim. Yemeğe dahi çıkmadım. İstemedim.
P: Kitap bittiğine göre??
S: Durun bakalım kitap yeni bitti…
P: Özel hayatınla hiç gündem olamadın bunun için de bir yöntemin var mı? Anlatır mısınız?
S: Özel hayatımda yanımdaki kişiyle gündeme gelme ihtiyacım hiç bir zaman olmadı. Ben bana yettim hep. Özel hayatımla bir çok ilişkileri, deneyimlerimi de kitapta açtım, yazdım hep.
P: Özel hayatınla gündem olmamamana rağmen kitabında; “Saba Tümer” ve “saba “ tercih etme boyutunda karşılaştırmaların var. Anlatır mısın?
S:Kitabımda aslında ben şunu anlatmak istedim. Ben mutlu olma yolculuğuma çıkarken, aktif bir iş yapıyor olsaydım ya da hayatımda sevdiğim bir kişi olsaydı, bu yolculuğu öteleyecektim. Erteleyecektim. Benim o tercihi yapmam gerekirdi. Herşeyden kendimi geri çekip, kendimi bulma sürecimdi bu. Yoksa Saba Tümer’de, Saba’da aynı… Buradaki şey “saba” olarak profesyonel hayatıma bir dur demem gerekiyordu. O koşuşturmanın içinde kendimle ilgili yapmak istediğim şeyleri askıya almalıydım. Bir süre kendimi dinlemem, kendime vakit ayırmam gerekiyordu. O… Yoksa her şey devam ederken ben o iç yolculuğma çıkamazdım. Deneyimleyemezdim.
P: Pişmanlıkların var mıdır?
S: İzmir’den ayrılışım… Kitabımı teyzem ve anneme ithafen yazdım. Işık teyzemle çok yakındım.
Beni uğurluyorlardı, ayrılacağımız için çok üzgündük. Ben ona çaktırmamaya çalışıyordum ama ondan çok kötüydüm. Yıllar sonra başka bir şehre yaşamaya gidiyordum. İşkoş vedalaşırken bana daha sıkı sarılmak istedi. Öyle yaparsak, hüngür hüngür ağlamaya başlayacaktım. Onun için “Aman ne var bunda! İki ay sonra geleceğim ” deyip, sarılmadım. Sarılsak hüngür hüngür ağlayacaktım. Beni göz yaşlarıyla görmesin, üzülmesin diye istemedim. İki ay sonra değil, bir ay sonra İzmir’e döndüm. Döndüm ama teyzemin cenazesine… Kitabımda da yazdım zaten. En büyük pişmanlığım oydu.
P: Kendini nasıl tanımlarsın?
S: Özgürlüğüne düşkün, eğlenmeyi seven, kafasına koyduğunu yapan bir yapım var. Vefalıyım.. İyiliği hiç unutmam… Önceleri yapılan kötü şeyleri de unutmuyordum. sonra baktım ki kendi üzerimde bir yük.. Kitapta bu bölüm de var. Dedim ki; hiç kimse affedilmemeye değmez. O’nu affetmek illa ki; canım cicim bir tanem demek değil. O’nu gördüğün veya onunla ilgili herhangi bir şey duyduğunda sinirlerinin oynamaması.. Bu da kendine zarar vermemen anlamına gelir. Onun için de ben affetmenin gücüne çok inanıyorum. Çok güzel bir şey affetmek, affedebilmek. Hem insanoğlu kim ki affetmesin…
P: Mutluluğa giden yollar nedir?
S: Mutluluğun formülü kendin olmak, kendini bilmek, kendini sevmek, kendine değer vermek. Hayır demeyi öğren… Kendini mutlu et… Sen mutlu olursan etrafında herkes mutlu olur. Mutluluk bir tercih… Acıdan hüzünden beslenmeyi bırakmak gerekiyor. Senin acın benim acım olmaz… Olmaması lazım.
P:Tarzını çaktırmadan değiştiriyorsun… Tanıdığımdan bu yana çok değiştin. Çok çekicici hoş bir Saba oldun. Stilettolar, kırmızı rujlar, omuzu açık pozlar… Neyin etkisi ile?
S:Bunun için aslında bir şey yapmadım. O bahsi geçenler, olmaya çalışmakla olan bir şey değil. Var olan bir şeydi. İçimde olandı. Haber sunarken daha fomal olmak gerekiyordu. Program daha renkli olan kişiliğimi, orataya koyabileceğim bir ortamdı.
P:Alış veriş sever misin?
S: Çılgınca düşünmeden alış veriş yapanlardan değilim. Bir yaz bir de kış başı gibi zamanlarda yaparım. Genelde boşu boşuna saçma sapan paralar ödememek için, indirimleri, ucuzluk dönemlerini beklerim. Bu konuda çılgınlığım yoktur. Ama şöyle bir huyum var. Alırım, alırım amaa hep aynı şeyi giynirim.
P: Sosyal medyayı yoğun kullananlardansın… Kitap tanıtımına yönelik video paylaşımını eleştirenler gündemlerine taşıyanlar da oldu. Ne diyorsun?
S: Sosyal medyada insanların yaptığı eleştirleri görmezden geliyorum. Saygı duyuyorum. Empati yapıyorum beni eleştiren kişilere… Bilmiyorum ki o eleştiriyi yapan, nasıl bir ruh haliyle yazdı, neden yazdı. Sonuçta yazdığı kendi duygularıyla alakalı.. Paylaştığım benimle alakalı. Bu da benim hayatım. Saygı ile karşılıyorum.
P: Dünya liderlerinden en beğendiklerin hangileri?
S: Siyaset veya politika açısından değil ama bir kadın gözüyle Rusya Devlet Başkanı Putin’i çok beğeniyorum. Gerçekten çok hoş bir adam… Çok yakışıklı ve seksi bir erkek bence…
P: Hayranı olduğun ünlü var mı?
S: Hayranlık demiyim ama keşke onların sahip olduğu imkanlar burada da olsaydı da, biz de onlar kadar güzel işler yapabilsek dediğim isimler var. Yaptığı işleri çok beğendim Oprah Winfrey, Ellen Degeneres, Jimmy kimmel…
P: Süper gücün olsa ne yapardın?
S: Her kesi mutlu ederdim…
P: Nasıl beslenirsin? Buzdolabında ağırlıkla neler olur?
S: Her şeyden beslenirim aslında ama çok yemem… Tatlı yemeyeyim diye badem, kapak çekirdeği içi gibi kuru yemişlerden de yerim.
P: Turşu sever misin?
S: Çokk ama ödem yapar diye yiyemiyoruz ki …
P:Kendini sever misin? Kendine özel bir davranışından bahseder misin?
S: Evet hem de çok severim kendimi… Sabah yatak keyfim… Çayımı yatağımda içmeden, gazetemi yatağımda okumadan güne başlamam… Bu keyfim benimiçin çok önemlidir. Uyandığımda yatağımda biraz kendimle vakit geçiririm. Kahvaltımı alır yatağıma gelirim. Günü yatağımda planlarım. O gün bir yere yetişeceksem, bir işim varsa sırf bu keyfimi yerine getirmek için saatimin alarmını on beş dakika öne alırım. Zaten yataktan çıkınca, hazırlanıp evden çıkmam on dakika…
P: Can sıkıcı bir huyun var mı? Seni bile kızdıran?
S: Endişelerim vardı. Kaygılarım vardı. Onlar üzerine çok çalıştım ve halen de çalışıyorum. Onları bertaraf edip hayatımdan çıkarmak için çok uğraşıyorum. Evhamlıyım… Onu yenmek istiyorum.
P: Spor yapar mısın? Özel bir tercihin var mı?
S: Yürüyüş ve plates yapıyorum. İnsan yapısına en uygun olan spor yürüyüş olduğu için yapıyorum. Plates de yatarak yapıldığı için seviyorum…
P: Öncelikler listende neler var? Yapmakta kararlı olduğun?
S: Hep mutlu kalmak…
P: Nazara inanır mısın?
S:Nazar’a inanırdım. Artık inanmamayı tercih ediyorum. Ama şöyle huylarım var. Çok haz etmediğim biri bana bir hediye verse evime sokmama gibi bir huyum vardır. Her şeyin bir enerjisi vardır. Olumlu olanları almak isterim.
P: “Bence başarının sırrı” diye bir sorumuz var. Onu da alabilirsek teşekkürler.
Başarının sırrı kendini bilip kendi hayat yolculuğunda amacını anlayıp, iç sesini dinleyebilmek ve o doğrultuda yol alabilmek.
+90 544 455 22 63