Yazılar

Setur, erken rezervasyonda %50 indirim

Setur, erken rezervasyonda %50 indirim

2020 yılı tatil planlarını şimdiden yapmayı düşünenler için Setur’un erken rezervasyon kampanyası başlıyor. 18 Kasım 2019 tarihinde başlayacak olan erken rezervasyon kampanyası, yaz döneminde Türkiye’nin en seçkin tatil otellerinde sezon fiyatlarına göre %50’ye varan indirimle 2 Aralık 2019 tarihine kadar geçerli olacak.

Ekonomik otellerde yaklaşık 2.500 TL, orta segment otellerde 5.000 TL ve lüks segment otellerde yaklaşık 10 bin TL’lik indirimden faydalanma fırsatı erken rezervasyonu tercih edecek tüketicileri bekliyor. Yaklaşık yüzde 50’ye varan indirimlere ek olarak 2. çocuk indirimlerinden yararlanma şansı da Setur’la mümkün.

Setur Turizm Operasyon Direktörü Oktay Temeller, “Setur’un her yıl büyük ilgi gören erken rezervasyon kampanyasında 72 saate kadar gerçekleşen iptallerde %100 para iadesi, fiyatın değişmesi durumunda ise değişen fiyata göre işlem garantisi veriliyor. Bu garanti sayesinde erken rezervasyonu tercih eden Setur misafirlerin iptal/iade gibi durumlarda herhangi bir mağduriyeti olmuyor”dedi.

 

BMC’nin otobüsü sanatseverleri Baksı Müzesi’ne taşıyacak

BMC’nin otobüsü sanatseverleri Baksı Müzesi’ne taşıyacak

Dünyanın en sıra dışı müzelerinden biri olan ve geleneksel sanatlarla modern sanatları buluşturan Baksı Müzesi ile Türk otomotiv sanayisinin lider şirketlerinden BMC, Bayburt ve çevre illerde yaşayan insanların kültür sanatla buluşması için güçlerini birleştirdi. BMC, bölge halkının Baksı Müzesi’ne ulaşımını sağlayabilmek için müzeye otobüs hediye etti.

Bayburt’ta şehrin 45 kilometre dışında, tepenin üzerine kurulu özgün bir kültürel etkileşim merkezi olma görevi üstlenen Baksı Müzesi, var olduğu coğrafyaya değer katmaya devam ediyor. Türk otomotiv sanayisinin lider şirketlerinden olan ve 50 yılı aşkın süredir Türkiye için durmaksızın çalışan BMC de Baksı Müzesi’ne tam destek veriyor. Bayburt ve civar bölgelerin zorlu coğrafyasında yaşayan halk, bundan böyle BMC’nin hediye ettiği otobüs ile kültür-sanatla buluşmak üzere Baksı Müzesi’ne ulaştırılacak.

 

Çırağan Sarayı’ndan Noel ve Yılbaşı

Çırağan Sarayı’ndan Noel ve Yılbaşı

Çırağan Palace Kempinski yeni yıl ve Noel için misafirlerine özel program hazırladı.

Tuğra;

Çırağan Sarayı’nda muhteşem Boğaz manzarası, canlı müzik orkestrası tarafından yılbaşı coşkusunu yansıtan farklı dillerdeki hareketli şarkılar eşliğinde enfes tatlar ile kutlamak isteyenlere Tuğra restoran muhteşem bir şölen sunuyor. Enginar üzerinde ıstakoz madalyon, asma yaprağında kaz ciğerli bıldırcın dolması, pazıya sarılı kalkan balığı, kestaneli kuzu hindi dolması, yeni yıla özel tatlılar ve daha birçok sürpriz lezzet yılın son gününe en ihtişamlı dokunuş olacak. Tuğra restoranda 31 Aralık 2019 akşamı gala yemeğinde sunulacak iddialı lezzetler bir kadeh hoş geldin içeceği dahil kişi başı 1,100 TL.

Laledan;  

Laledan restoran yılbaşı akşamı leziz açık büfe İtalyan yemekleriyle canlı müzik performansı eşliğinde yeni yıla özel ziyafet şöleni sunuyor. Bu enfes açık büfede yer alan İtalyan şarküterileri, birbirinden leziz risotto ve ev yapımı makarna çeşitleri köşesi, dana etli lazanya, gremolata ile ızgara kuzu pirzola, İtalyan dana braciola, deniz mahsülleri, enfes İtalyan tatlıları ve daha fazlası yeni yıla özel sunumlarla misafirlerin beğenisine sunulacak. Laledan restoranda 31 Aralık 2019 akşamı gala yemeğinde sunulacak lezzetler bir kadeh hoş geldin içeceği dahil kişi başı 950 TL.

Gazebo Lounge;

Gazebo Lounge’da alınacak yılbaşı gecesine özel açık büfe deniz ürünleri ağırlıklı lezzetler, tercihini bu yönde yapmak isteyenler için enfes bir alternatif olacak.  Gazebo’da 31 Aralık 2019 akşamı canlı müzik eşliğinde yeni yıl yemeğinde sunulacak açık büfe lezzetler bir kadeh hoş geldin içeceği dahil kişi başı 700 TL.

Le Fumoir’da Canlı DJ Performansı ile “After Party”  

Çırağan Sarayı’nın bahçesinde palmiye ağaçlarının altında yer alan şehrin en stil sahibi mekanı Le Fumoir’da sunulacak enfes yeni yıl kokteyllerine eşlik eden canlı DJ performansı akşam 19:00’dan itibaren sabahın ilk ışıklarına dek eğlencenin keyfine varacakları bekliyor.

Yılbaşı Ruhunu Yansıtan Pazar Brunch’ları ve Akşamüstü Çay Saatleri

Çırağan Sarayı Aralık ayı boyunca özel Noel ve Yeni Yıl Brunch’larını konuklarına Laledan restoranda Boğaz manzarasına karşı canlı müzik performansı eşliğinde sunuyor. Birbirinden leziz Noel ve yeni yıla özel lezzet açık büfede yerini alıyor. Yeni yılı temsil eden lezzetlerin başında gelen kızılcık sosu ile hindi çeşitleri, taze makarna ve risottolardan oluşan zengin İtalyan köşesi, buz üzerinde deniz ürünleri köşesi, istiridye köşesi, leziz şarküteri ürünleri, farklı bölgelerden gelen peynirler, çeşit çeşit kahvaltılıklar, yeni yıla özel hazırlanan içecekler ve daha birçok Noel ve yılbaşı ruhunu yansıtan lezzet tam bir ziyafet şöleni sunuyor. Laledan’ın içinde yer alan ışıltılı görkemli avizesi ve çinili tavanıyla göz dolduran İznik Odası ise her köşesi uzman pasta şefleri tarafından Noel ve yeni yıl temalı pastalar, kekler ve çeşit çeşit çikolatalarla dolu bir “Çikolata Odası”na dönüşüyor. Aralık ayında özel olarak yeni yıl temalı dekorasyon ve ürünlerle süslenen bu odada Noel keki olarak bilinen kuru meyveler ve badem likörlü “stollen” keki, “yule-log” pastaları, egzotik meyve kulesi, 2020 çikolata şelalesi, Noel’e özgü pandoro keki, yılbaşı ve Noel’e özel ev şeklinde kurabiyeler yeni yıl tadını damaklara taşıyor. Bunların yanı sıra gözde tatlılar, çikolatalar ve baklavalar yeni yılın tüm ışıltısıyla yerini alıyor.

Yeni yıla özel sürpriz lezzetlerle hazırlanan bu şahane brunch şöleni 8-15-22 Aralık Pazar günleri 12:00-16:00 saatleri arasında kişi başı 380 TL.

Gazebo Lounge ise Aralık ayı boyunca sunulan ev yapımı Noel ve yeni yıl kurabiyeleri, pastalar, kekler, sıcak elma sulu ve çikolatalı sıcak şaraplar, kış çayları, özel kokteyller ve daha fazlası ile yeni yıl neşesini damaklara taşıyor. Ayrıca bu ay ön plana çıkan Noel ve yeni yıl ruhunu yansıtan Akşamüstü Çayları canlı piyano melodilerinin keyif veren tınılarıyla buluşan yeni yıla özel şık servis standında ve ayrıca tabakta sunulan hepsi enfes lezzetlerle Boğaz’a karşı yapılacak sohbetlere keyif katıyor.

1-24 Aralık tarihleri arasında her gün 15:00-17:00 arasında sunulacak Noel ve yılbaşı ruhunu yansıtan Akşamüstü Çay Saati kişi başı 200 TL.

Noel’e Özel Akşamüstü Çay Saati; 24-25 Aralık 2019

24-25 Aralık Noel günü için hazırlanan enfes Akşamüstü Çay Saatleri; sıcaklar, soğuklar, tatlılar ve tuzlularla servis edilen lezzetler ve daha fazlası ile 15:00-17:00 arası konuklarını bekliyor. Noel’e özel Akşamüstü Çay Saati kişi başı 250 TL.

Laledan’da Noel’e Özel Öğle ve Akşam Yemeği; 24-25 Aralık 2019

Laledan’ın keyifli atmosferinde dört aşamalı menü şeklinde ve isteğe göre à la carte İtalyan lezzetlerin sunulduğu Noel’e özel öğle ve akşam yemeği kişi başı içecekler hariç 595 TL.  Laledan’da Noel’e özel akşam yemeği 24 Aralık’ta öğle yemeği ise 25 Aralık’ta sunulacaktır.

Saray’da Yeni Yıla Özel Brunch; 1 Ocak 2020

Yeni yılın ilk gününe mükellef bir brunch ile muhteşem bir başlangıç yapmak isteyenlere Laledan restoran, 300’den fazla enfes lezzetin bulunduğu Yeni Yıla Özel Brunch’ını sunuyor.  1 Ocak 2020, Çarşamba günü 12:30-16:00 saatleri arası sunulan Yeni Yıla Özel Brunch kişi başı 800 TL.

Saray Süitlerden Odaya Özel Yılbaşı Yemeği; 31 Aralık 2019

2020’ye Çırağan Sarayı’nın ihtişamı içinde konaklayarak girmek isteyen misafirler, yılbaşı gecesi Saray lezzetlerini özel butler servisi ile odalarında tadabilecekler. Bu geceye özel sunumlarla ve servislerle hazırlanan akşam yemeği kişi başı 2,000 TL.

Rezervasyon için 0212 236 73 33

Çırağan Sarayı’ndan Yeni Yıla Özel Tatlılar

Yılbaşı coşkusunu sevdikleriyle paylaşmak ve onlara yeni yılda ayrıcalıklı bir hediye vermek isteyenlere yılbaşı ve Noel için özel olarak hazırlanan tatlılar muhteşem bir armağan olacak. Uzman pasta şefleri tarafından ev yapımı olarak özenle hazırlanan tatlılar Aralık ayı boyunca Gazebo Lounge’dan satın alınabilir.

Çırağan Sarayı’nda Noel ve Yılbaşına Özel Konaklama Paketleri

Aralık ayının neşesi Noel’i sevdikleriyle beraber Çırağan Sarayı’nın ihtişamı içinde geçirmek isteyenler, cazip bir konaklama paketiyle unutulmaz bir deneyim yaşayacaklar.

  • Lüks odalarda minimum 2 gecelik konaklama
  • Konaklama süresince otelin Boğaz manzaralı restoranı Laledan’da her gün açık büfe kahvaltı
  • Laledan restoranda Noel Akşam Yemeği (set menü, içecekler hariç) (24 Aralık)
  • Gazebo Lounge’da Noel’e özel lezzetlerin sunulduğu Akşamüstü Çay Saati (25 Aralık)

KDV hariç, iki kişi için gecelik 470 Euro’dan başlayan fiyatlarla.

Yeni yıl konaklama paketi;

2020 yılına görkemli Saray’da ihtişam ve ışıltı içinde başlangıç yapmak isteyenleri Çırağan Palace Kempinski İstanbul’da özel konaklama paketleri* bekliyor.

  • Lüks odalarda minimum 2 gece maksimum 4 gece konaklama seçenekleri
  • Konaklama süresince Boğaz manzaralı Laledan restoranda her gün açık büfe kahvaltı
  • Laledan restoranda enfes İtalyan lezzetleri ile iki kişilik açık büfe Yeni Yıl Gala Yemeği (31 Aralık)
  • 1 Ocak 2020’de Laledan restoranda sunulacak özel Yeni Yıl Brunch’ı

*2 gecelik Yeni Yıl Konaklama Paketi KDV hariç, iki kişi için gecelik 598 Euro’dan başlayan fiyatlarla. 4 gecelik Yeni Yıl Konaklama Paketi KDV hariç, iki kişi için gecelik 483 Euro’dan başlayan fiyatlarla.

Tuğra yeni yıl konaklama paketi;  

Yeni yıl gala yemeğini otelin otantik restoranı Tuğra’da almak isteyenlere özel Yeni Yıl Konaklama Paketi* 2020 yılını lüks içinde unutulmaz deneyimlerle karşılamak isteyenleri bekliyor.

  • Lüks odalarda minimum 2 gece maksimum 4 gece konaklama seçenekleri
  • Konaklama süresince Boğaz manzaralı Laledan restoranda her gün açık büfe kahvaltı
  • Otelin imza restoranı Tuğra’da iki kişilik Yeni Yıl Gala Yemeği (set menü, içecekler hariç) (31 Aralık)
  • 1 Ocak 2020’de Laledan restoranda sunulacak özel Yeni Yıl Brunch’ı

*2 gecelik Tuğra restoranda Yılbaşı Gala Yemeği ile Yeni Yıl Konaklama Paketi KDV hariç, iki kişi için gecelik 638 Euro’dan başlayan fiyatlarla. 4 gecelik Konaklama Paketi KDV hariç, iki kişi için gecelik 511 Euro’dan başlayan fiyatlarla.

*Noel ve Yeni Yıl Konaklama Paketleri başka paketlerle birleştirilemez ve grup rezervasyonları için geçerli değildir.

Rezervasyon için 0212 326 45 00

 

Philips TV, Bowers & Wilkins işbirliği

Philips TV, Bowers & Wilkins işbirliği

Philips TV, önde gelen Uluslararası Elektronik Fuarı (IFA)’da yeni koleksiyonunu tanıttı. İngiliz müzik markası Bowers & Wilkins’in Philips TV’yle devam eden işbirliği kapsamında üretilen, en iyi görüntü kalitesinin Dolby Atmos ses sistemiyle birleştirildiği iki yeni amiral gemisi model (OLED+) Berlin’de gerçekleşen IFA Fuarı’nda tanıtıldı.

Philips TV, efsanevi İngiliz müzik şirketi Bowers & Wilkins işbirliğinde ürettiği yeni premium modellerle (Philips OLED + 934 ve 2019 yılı EISA En İyi Ev Sinema Sistemi Ödüllü OLED + 984) sınırları bir kez daha zorluyor.

TV’lerde bulunan son model OLED panelleri ve 3. nesil P5 görüntü işleme pakedi sayesinde görüntü kalitesi performans çıtası yükseliyor. İzleyiciler daha net ve canlı renkler, doğal cilt tonları ve renk kontrastlarına sahip görüntüler izleyebilmesinin yanında; tasarımlarda kullanılan Kvadrat kumaş, cam ve metal sayesinde Avrupa tasarımı en yüksek seviyeye çıkıyor.

Bowers&Wilkins tasarım ilkesi kapsamında markanın tüm ürünlerinde bulunan fiziksel olarak birbirinden ayrışmış ancak akustik olarak sesi optimize eden çoklu sürücülü hoparlör sistemleri de TV’lerde bulunuyor.

OLED+934 modelinde bulunan hoparlör üzerine monte edilmiş olan Dolby Atmos yukarı doğru yükseltici ünitesi Philips’in bu sistemi kullandığı ilk TV olmasının yanında ayrıca iki modelde de Dolby Atmos şifre çözücü bulunuyor.

 

Hindiniz Divan’dan

Hindiniz Divan’dan
Yeni yılı evinde karşılamak isteyenlerin hindisini Divan şefleri tarafından özel olarak hazırlıyor. Divan İstanbul, Divan İstanbul City, Divan İstanbul Asia, Divan Brasserie Kalamış, Divan Brasserie Bebek, Divan Pub Erenköy, Divan Pub Ataşehir, Divan Brasserie Akasya ve Divan Beyoğlu lezzet şölenini yılbaşı hindisiyle tüm şehre yayıyor. Yeni yılı sevdikleriyle karşılayacaklar için iç pilav, kestane şekeri, brüksel lahanası ve yaban mersini sosu ile servis edilen enfes hindiler hazırlanıyor. Bütün hindi 650 TL, yarım hindi ise 425 TL’ye satışa sunuluyor. Yılbaşı hindisi, belirtilen saatte sıcak veya istek üzerine soğuk olarak istenilen birimden teslim alınabiliyor.

Dünyanın En Mutlu Ülkesi Avustralya

Dünyanın En Mutlu Ülkesi Avustralya

“Mutluluk bir hal, bir his ve anlık olarak da değişkenlik gösterebilen bir duygu durumu”… Mutluluğun anlamı kişiden kişiye ve andan ana değişkenlik gösterse de, bu hissiyatı anlık da olsa beyana dökerek 28 ülkeyi kapsayan küresel bir araştırma gerçekleştirdik. Böylelikle ülkelerin genel mutluluk durumlarını ve bunların yıllar içindeki gelişimlerini yansıtmaya çalıştık.

Ipsos Global @dvisor tarafından gerçekleştirilen küresel araştırmada Türkiye dahil toplam 28 ülkeden 20 bin bireye mutlu olup olmadıkları, nelerin onları mutlu ettiğini sorduk. 2011’den bu yana gerçekleştirdiğimiz araştırmanın sonuçlarına trend olarak baktığımızda kendisini mutlu olarak değerlendiren bireylerin yüzdesinde genel olarak bir düşüş eğilimi gördük.

Küresel olarak bireylerin ortalama üçte ikisi (%64) mutlu olduklarını belirtiyor.

2018’de %70 olan bu oran, Mart 2017’de ise %61 idi. Araştırmanın ilk yapıldığı 2011 yılında ise %77…

Genel olarak uzun vadede mutluluk oranında bir düşüş eğilimi görülüyor.

En mutlu olan ülkeler ise Avustralya ve Kanada olarak görülürken (%86) bunları Çin ve İngiltere (%83) ve Fransa (%80) takip ediyor.

En az mutlu olan ülkeler ise Arjantin (%34), İspanya (%46) ve Rusya (%47) olarak görülüyor.

Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin ise %53’ü kendisini çok ve yeterince mutlu olarak değerlendiriyor.

 

Peki mutluluğun kaynağı ne?

Araştırmaya katılan bireylere mutluluğun kaynağı olarak belirtilen 29 durum arasından yüksek mutluluk kaynağının ne olacağı soruldu. Buna göre küresel ortalamada bireyler mutluluğun en önemli kaynaklarını şu şekilde sıraladı:

  • Sağlıklı olmaları ve fiziksel olarak iyi durumda olmaları (%55),
  • Çocukları (%48) ve Eş veya partnerleriyle olan ilişkileri (%48)
    • Yaşamlarının bir anlamı olduğunu hissetmeleri (%47) ve
    • Kişisel olarak güvende olmaları (%45)

 

Araştırmaya Türkiye’den katılan bireyler ise mutluluğun en önemli kaynaklarını sırasıyla şu şekilde belirtti:

  • Sağlıklı olmaları ve fiziksel olarak iyi durumda olmaları (%64)
    • Çocukları (%60) ve Yaşamlarının bir anlamı olduğunu hissetmeleri (%60)
    • Anlamlı bir işlerinin olması (%59)
    • Hayatlarının kontrollerinde olduğunu hissetmeleri (%58)
    • Ülkenin iyi durumda olması (%57) ve Eş veya partnerleriyle olan ilişkileri (%57)

 

Araştırma Hakkında:

Araştırma 24 Mayıs – 7 Haziran 2019 tarihleri arasında toplam 28 ülkede gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında sorular, Ipsos Online Paneli üzerinden toplam 28 ülkeden bireylere iletilmiştir. Araştırma kapsamındaki ülkeler: Arjantin, Avustralya, Belçika, Brezilya, Çin (ana ülke), Kanada, Şili, Fransa, Almanya, Macaristan, Hindistan, İtalya, Japonya, Malezya, Meksika, Peru, Polonya, Rusya, Suudi Arabistan, Sırbistan, Güney Afrika, Güney Kore, İspanya, İsveç, Türkiye, İngiltere ve ABD. Araştırmanın gerçekleştirildiği 15 ülkede veriler genel nüfus profiline ve temsiliyetine dönük olarak ağırlıklandırılmıştır.

Brezilya, Şili, Çin, Malezya, Meksika, Peru, Rusya, Sırbistan,, Güney Afrika ve Türkiye’de ise örneklem genelden ziyade orta ve üst gelir grubu ve internet erişimi olan nüfusu temsil etmektedir. Her hâlükârda bu sosyal gruplar önemli ve büyüyen bir orta sınıf olduğu için sonuçlar bu ülkelerin nabzını anlamak için önemli göstergelerdir.

Gastronominin starları geliyor

Gastronominin starları geliyor

Gastronomi tutkunlarının heyecanla beklediği Gastromasa, 30 Kasım’da İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde yapılacak. Michelin yıldızlı 20 ünlü şefi İstanbul’da olacağı ve bu yıl beşincisi düzenlenen etkinliğe büyük ilgi var.

Dünyaca ünlü iddialı şeflerin workshoplar ve özel sunumlarla sahne alacağı ve bu yıl V.’si düzenlenen Gastromasa, 30 Kasım Cumartesi İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. Sektörün ileri gelenleri ve gastronomi tutkunlarını ağırlamaya hazırlanan ve gün boyu sürecek Gastromasa’da dünya mutfaklarını temsil eden ünlü şefler, kendilerine ilham veren unsurları hazırladıkları özel sunumlarla ziyaretçilerle paylaşacak.

Michelin yıldızlı 20 ünlü şefi İstanbul’da buluşturan Gastromasa Konferansı bu yıl, Danimarka’nın önemli restoranlarından olan ve iki Michelin yıldızlı AOC’nin şefi Søren Selin’i de ağırlıyor. “Duyuların ustası” olarak tanınan Soren Selin pek çok yemek yazarı tarafından “Nordik mutfağını punk’tan aristokrata taşıyan genç yetenek” olarak biliniyor. AOC 2 Michelin Yıldızı’na sahip Søren Selin Kopenhag’ın en başarılı restoranlarının başında yer alıyor.

 

Emirates, Cruise yolcuları için, ilk uzaktan check-in

Emirates, Cruise yolcuları için, ilk uzaktan check-in

Emirates’in havaalanı dışındaki ilk uzaktan check-in terminali, cruise yolcularına kusursuz bağlantı imkanları sağlamak üzere açıldı. İnsanları ve şehirleri birbirine bağlayan Emirates Havayolu, bir ilke daha imza atarak havaalanı dışındaki ilk uzaktan check-in terminalini hizmete açtı. Port Rashid’te bulunan Emirates check-in kontuarları, cruise gemilerinden çıkan yolcuların, sonraki Emirates uçuşlarındaki check-in işlemlerini aynı yerde yapmalarına imkân tanıyacak.

Bu hizmet, Dubai’nin, önde gelen uluslararası cruise destinasyonu olmasına daha fazla katkı ve Emirates yolcularına daha fazla rahatlık sağlayacak. Yolcular, cruisedan indikleri noktada bulunan, ücretsiz uçuş check-in noktaları sayesinde, uçuşları için havaalanına gitmeden önce, Dubai’yi, yanlarında bavulları olmadan keşfetme rahatlığını elde etmiş olacak.

Port Rashid’teki Emirates check-in noktası, Emirates personelinin uçuştan 4 saat öncesine kadar yolcu bagajlarının check-in işlemlerini yapacağı ve biniş kartlarını vereceği sekiz kontuara sahip olacak. ,Bu yeni özellik Ekim ayından Nisan ayına kadar olan, deniz seyahatinin yoğun olduğu dönemde oldukça aktif olarak kullanılacak.. Önümüzdeki 6 ay içerisinde, 198 cruise gemisinin, yaklaşık 280,000 yolcunun, Emirates uçuşları ile devam edeceği Port Rashid limanına yanaşması bekleniyor

BigChefs’den mevsime özel tatlar

BigChefs’den mevsime özel tatlar

BigChefs’in tüm kış boyunca restoranlarda olacak yeni menüsünde mevsime özel taze tatlar yer alıyor. Serin havalar BigChefs lezzetleriyle daha güzel! Mevsimin taze ürünleriyle hazırlanan yemekleri misafirlere sunabilmek için menüsünü yılda iki kere güncelleyen BigChefs’in klasikleşmiş yemek alternatiflerine, bu kış müdavimlik yaratacak yeni tatlar ekleniyor.

Güne sağlıklı ve doyurucu başlamak isteyenler için taze meyvelerle daha da tatlanan Granola; lezzetli ve hızlı bir şeyler isteyenler içinse Simit&Kızarmış Yumurta kahvaltı seçeneklerini arttırıyor. Serin havalara sıcak tatlar katacak yenilikler de menüdeki yerini alıyor. Yemeğine sıcacık çorbayla başlamak isteyenler Pazılı Mercimek Çorbası’ını; yemeklere eşlik edecek tatlar arayanlar da Zeytinyağlı Vişneli Kereviz ve Somonlu Çıtır Ekmek seçeneğini yeni menüde bulabilecekler. Tek pizzada iki lezzeti bir araya getiren Alaturka&Ispanaklı Lor Peynirli Pizza da menüdeki yeniliklerden.

Ana yemeklerde jalapeno biber, karamelize soğan ve fasulye ile sunulan Meksika Köfte, tadı Antakya’dan gelen Tepsi Kebabı, tereyağlı köy kuskusu ile servis edilen Tatlı Ekşi Soslu Tavuk, özel sosu ile farklılaşan New York Steak seçenekleri arttırıyor.

Tatlı menüsünde de kışa özel lezzetler yerini alıyor. Balkabaklı Cheesecake, Kestaneli Sufle, Çok Çikolatalı Pasta sonbaharı daha da güzelleştireceklerden. BigChefs’te bu kış damakları tatlandırırken sağlıklı olmayı başaran bir tatlı da var: Glutensiz, Şekersiz Brownie.

 

“Eğitim ve sağlık İPKB ile güçleniyor”

İPKB Direktörü Kazım Gökhan Elgin “Eğitim ve sağlık İPKB ile güçleniyor”

—İPKB olarak ana hedefimiz risk azaltma olduğu için sadece ona odaklanarak çalıştık ve başarılı bir model ortaya koyduk.

—İSMEP Projesi ile dünyadaki risk azaltma projelerine veya benzer hazırlık yapan ülkelere de bir ilham kaynağı olduk ve örnek teşkil ettik. Geçtiğimiz yıl Filipinler, Nepal ve Pakistan’dan ziyaretçilerimiz geldi. Bu amaç ile çeşitli ülkelerden gelen misafirlerimize hem projemizin sunumunu veriyoruz, hem de sahada yapılan çalışmaları gösteriyoruz ve onların ülkelerinde neler yapılabilir onun istişaresini yapıyoruz.

—Bizim yaptığımız okullar birer toplanma alanı olarak İstanbul afet müdahale planlamasına tanımlandı. Her mahalledeki sağlamlaştırdığımız okullarımız toplanma ve barınma alanları olarak planlamamızda mevcut…

-İSMEP projesi dünyaya örnek olan bir proje… Proje hakkında bilgi verir misiniz?  Son iki yılda bunun gibi kaç projeniz tamamlandı ve şu anda çalışmaları devam ediyor?

Biz Proje Koordinasyon Birimi olarak uluslararası standartlarda kaliteye önem veren, vizyoner projeler yapmayı hedefliyoruz. Bugüne kadar güçlendirerek ya da yıkıpyeniden yaparak depreme hazır hale getirdiğimiz okulları ve hastaneleri hep bu standartlarda ve de bu bakış açısında öne çıkarmaya çalıştık. Şu anda 1150 adet okul binasının güçlendirme ve yeniden yapım çalışmalarını tamamlamış bulunuyoruz. Bu okullarda 1.6 milyon öğrenci eğitim görmekte, dolayısıyla depreme karşı sağlam bu yeni binalarda eğitim görüyorlar diyebiliriz. Önceliğimiz 1999 yılından önce yapılan kamu binaları ve biz  99 öncesi yapılmış okulların-%90’ını depreme karşı güvenli hale getirdik. İSMEP projesi ile dünyadaki risk azaltma projelerine veya benzer hazırlık yapan ülkelere de bir ilham kaynağı olduk ve örnek teşkil ettik. Geçtiğimiz yıl Filipinler, Nepal, Tacikistan ve Pakistan’dan ziyaretçilerimiz geldi. Projelerimizi incelemek için Güney Doğu Asya’dan ve diğer bölgelerden gelen misafirlerimiz oluyor. Gelen misafirlerimize hem projemizin sunumunu veriyoruz, hem de sahada yapılan çalışmaları gösteriyoruz ve onların ülkelerinde neler yapılabilir onun istişaresini yapıyoruz.

-İPKB olarak hastane yenileme ve güçlendirme çalışmalarında çok önemli noktalara geldiniz. Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mart ayında açıldı. Hastalar artık daha güvenli hastanelerde sağlıklarına kavuşacaklar. İstanbul için bu hastane güçlendirme çalışmalarının önemini vurgulamak için neler söylemek istersiniz?

12 hastane ve 59 adet polikliniğin güçlendirmesini tamamladık. Ayrıca 6 hastanenin de yeniden yapımını gerçekleştiriyoruz. Özellikle Okmeydanı, Göztepe ve Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastaneleri çok özellikli ve önemli hastaneler diyebilirim. Çünkü bunlar İstanbul’un ana arterlerinde olan ve havadan ulaşılabilirlikleri olan ihtisas hastaneleridir. Biz de bu 3 hastanenin depreme karşı dayanıklı hale gelmesi aynı zamanda da uluslararası standartlarda hastane hizmetini çok etkin, verimli verebilecek hastaneler olmasını çok önemsedik. Bunu da projelendirirken sismik izolatörler ile tasarladık. Deprem anında deprem yükünü izolatörler alsın istedik. Dolayısıyla üst yapıya deprem yükü daha az gelecek ve yer değiştirmeler bu binalarda çok azalacak. Peki, bu bize neyi getirecek? Yapısal olduğu kadar yapısal olmayan elemanlar da hasar görmeyecek, deprem sırası ve sonrası bu binalar kesintisiz hizmet vermeye devam edecek.  Yani bu da bizim ana amacımızı, hazırlanan tasarım kriterleri karşılıyor demektir. Bu binaları sıradan bir bina şeklinde yapamazdık. Uluslararası standartlarda ve yine yeşil bina konseptine uygun LEED Gold sertifikasını alacak düzeyde yaptık. Şu anda da Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin sertifikalandırma işlemi devam ediyor. Bunlar çok önemli detaylar çünkü kamuda bu sertifikayı alacak ilk hastaneler. Mühendislik ve mimari olarak bu hastaneleri planlarken bu hizmeti aksatamazdık, çünkü İstanbul’un en önemli hastaneleri bahsettiğimiz hastaneler. Her birinin yıllık 1,5 milyon poliklinik hastası, 45 bin ameliyatı, 700 bin civarında da acil servis hastaları var. Dolayısıyla bu hastaneleri kapatarak çalışmak mümkün olmazdı, bu sebeple etaplı olarak planladık. Boş arazide yapıp mevcut binayı transfer ederek ve yıktığımız eski yere de 2. etabını yaparak ilerliyoruz. Şu an Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni tamamladık. Poliklinik kısmını ve idari binayı teslim ettik. Diğer kısımları da Sağlık Bakanlığı’na teslim aşamasında… Şu anda ana binaya eski binadan taşınma işlemleri devam ediyor. Onunda en kısa sürede tamamlanacağını umuyoruz. Ayrıca bu hastanemiz LEED Gold sertifikası alacağı gibi, Dünya Bankası’nın IFC adındaki kuruluşu, yeşil binaları sertifikalandırmak için verdiği EDGE Sertifikasını Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi için uygun görerek, verdiler. Bu da bizim için ayrı bir gurur vesilesi oldu.

-Okmeydanı Hastanesi’nin çalışmalarına devam ediyorsunuz ve son gelişmeler mevcut. Hastanenin son gelinen son aşamasından bahseder misiniz?

Okmeydanı Hastanemiz, İstanbul’un en önemli ve özellikli hastanelerinden biri. Yıllık 1,5 poliklinik hastası bulunuyor ve 700 bin civarı da acil bölümündeki hastalarımız hizmet alıyor. Bunların dışında 40-50 bin civarında ameliyatgerçekleşiyor. İstanbul’un Avrupa Yakasındaki en çok nüfusa hizmet veren hastanesi diyebiliriz. Bu hastanemiz deprem riski taşıyordu, güvenliğini kaybetmişti ve tam anlamıyla sağlık hizmeti sağlayamıyordu. Bu sebeplerden binayı yeniden yapma kararı aldık. Yeniden yapmayı planladık ama hastanenin hizmetini aksatmadan bu yapım çalışmasının devam etmesi gerekiyordu. Buna istinaden projeyi yaparken iki etaplı olarak ilerledik. 1. etapta hastanenin %80’ini inşa etmek ve sonrasında mevcut hastaneyi yaptığımız binaya transfer ederek kalan %20’lik kısmını tamamlamak şeklinde programladık. Ve nihayet Piyale Paşa Bulvarı tarafında bu hastanemize başladık ve şu an teslim aşamasına kadar geldik. Hakikaten dünyanın en modern, en fonksiyonel ve deprem anında operasyonda kalacak hastanesini inşa etmiş buluyoruz. Hastane 180 bin m² kapalı alana ve 800 civarında kapalı otoparka sahip olacak. Bu hastanemizi iki açıdan çok önemsiyoruz. Birinci özelliği olarak şu an yaptığımız kısımda 385 adet deprem izolatörü kullandık. Bu izolatörler depremi yükünü alarak binaya daha az salınım ve yük getirecek. Diğer özelliği ise çevreci ve yeşil hastane konseptine uyumlu bir hastane olmasıdır.

-Çocuklarımızın daha iyi şartlarda daha iyi şekilde eğitim görebilmesi için ‘’Geleceğimizi güçlendiriyoruz ‘’sloganı ile tam kapsamlı projeler yürütüyorsunuz. Bize eğitim alanındaki projelerinizin son durumlarını paylaşır mısınız?

Özellikle belirtmek isterim ki okullarımız çevresine değer katan okullar olsun istiyoruz. Çocukların sosyalleşebileceği, aktivite yapabilecekleri, geniş alanların olduğu, enerji tasarruflu, bakım gerektirmeyen okullar yapıyoruz. Çocuklarımızın başarı derecelerini etkileyeceğine inandığımız çalışmalar yapıp çocukların iyi ki burada okuyorum demesini sağlıyoruz. Burada emek veren tüm mimar arkadaşlarımıza, İPKB’de çalışan müteahhitlerimize, müşavirlerimize ve tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bunun dışında şu anda 35 adet okulun projesi yapılıyor, gelecek yıl içerisinde ihalesine çıkacağız.

Kamu binaları olarak deprem çalışmalarında çok önemli noktalara geldik. Depreme hazırlık konusu kolay bir çalışma değil. Her bina %100 depreme hazır olduğunda ancak depreme hazırız diyebiliriz. Bu alandaki çalışmalarımızın daha da hızlanarak devam edeceğini umut ediyorum. Şunu da unutmamamız gerekiyor, depreme hazırlık çalışmaları kısa vadeli çalışmalar değil, orta ve uzun vadeli planlar dâhilinde olması gerekiyor.

Bunun dışında Atatürk Öğrenci Yurdumuzda 3555 kız öğrencimiz eğitim görüyor. Yurdumuzun çatısında güneş panellerimiz mevcut, sıcak suyu onlardan sağlıyoruz. Yağmur suyunu toplayıp yeşil alanların sulamasını yapıyoruz. Ayrıca içerisinde kütüphanesinin, konferans salonunun, spor salonunun ve idari binasının olduğu tam bir kompleks yapı halinde. Türkiye’nin şu anda en modern yurdu diyebiliriz.

-İstanbul yeni bir deprem geçirdi. Peki diğer okullar, hastaneler ve topluma açık yerler ne kadar güvenli? Bu deprem projelerinizi nasıl etkiledi?

Son yaşadığımız deprem, projelerimizin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Özellikle okullar, hastaneler, yurtlar, sosyal hizmet binaları ve idari binalar başta olmak üzere kamu binalarının güçlendirilmesi veya yeniden yapılması amacıyla ISMEP Proje’sine başladık ve şu ana kadar 1380 tane kamu binasını güçlendirdik ya da yeniden yaptık. Ayrıca 1150 tane de okul binasına ulaştık. Bunlardan 801 okul binasını güçlendirdik, 349 tanesini de yıkıp yeniden yaptık. Okulları yaparken de depreme dayanıklı olduğu kadar çevreci, teknolojik, enerji tasarruflu ve bakım gerektirmeyen okullar inşa etmeye çalışıyoruz. Velilerden, öğrencilerden ve idarecilerden çok olumlu geri dönüşler alıyoruz. Bizim için bu okulların depremde can kaybı olmayacak şekilde yapılması çok önemli. Çünkü 5.8 büyüklüğündeki bir deprem aslında bizim beklediğimiz İstanbul depremine göre küçük ölçekli bir deprem olsa da insanlara korku veriyor. Dolayısıyla bu yaşanan korku da bizim yaptığımız çalışmaların ne kadar önemli olduğunu ve devletimizin de bu konuda çalıştığını gösteriyor.

-Peki İstanbul tam anlamıyla depreme hazır olması ne kadar zaman alır bu sürede herkese düşen yükümlülükler nedir?

Genel olarak değil herkesi ayrı ayrı değerlendirdiğimizde her birey depreme hazırım dediği zaman İstanbul depreme hazır olacaktır. ‘Bu da nasıl olur ve bize düşen görev nedir’ diye soracak olursak öncelikle bu görevlerin bilincinde olmamız gerekiyor. Bu bilincin de aile, yaşadığımız çevre, iş yerimiz, mahallemiz vs. olarak geniş ölçeğe yayılması gerekiyor.

Depreme hazırlık çalışmaları kısa vadede olan çalışmalar değil orta ve uzun vadede olan çalışmalardır. İSMEP kapsamında 13 yılda geldiğimiz noktayı az önce size sayılarla özetlemeye çalıştım. Dolayısıyla İstanbul’un depreme hazırlık için önünde uzun bir yolu var. Ama 15-20 sene önceye göre çok daha iyi durumdayız diyebiliriz. Ama tabi ki bu yeterli değil daha yoğun ve çeşitli alanlarda çalışılması gerekiyor. Bunun için de çok iyi bir koordinasyon ve iş birliği şart.

Bizim yaptığımız okullar birer toplanma alanı olarak İstanbul afet müdahale planlamasına tanımlandı. Her mahalledeki sağlamlaştırdığımız okullarımız toplanma ve barınma alanları olarak planlamamızda mevcut. Dolayısıyla biz toplanma alanlarından ziyade sağlam binalarda oturuyor muyuz? Binamız nasıl? Bunlara öncelik vermemiz gerekiyor. Bu noktada kentsel dönüşüme önem verilmeli ve insanlara kentsel dönüşüm doğru anlatılmalı. İnsanları kendi yerinden etmeyen ve kendi içerisinde çözen mahalle ve bölge bazlı çözümler ile bu işinde üstesinden gelineceğine inanıyorum.

-Projelerinizdeki başarıyı gelecek nesillere aktarmak için üniversitelerde konferanslara  ya da farklı etkinliklere katılıp öğrencilere güçlendirme ve yeniden yapım çalışmaları hakkında bilgi veriyor musunuz?

Tabi ki gençlerimize bu konuda bilgilendirme yapıyoruz. En son Eskişehir Teknik Üniversitesi ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin düzenlediği uluslararası bir kongre vardı. Burada İPKB olarak İSMEP Projemizi en üst düzeyde anlattık. Moderatörlüğünü ben üstlendim. İSMEP örneğimiz ile risk azaltmanın çeşitli yönlerini üniversitelilerimiz ve akademisyenlerimiz ile paylaştık. Bu tür kongreler ve konferanslar gerçekten çok önemli. Çünkü afet sektörü tek bir sektörü ilgilendirmiyor, birçok sektörün bir araya gelip birlikte çalışması gereken bir sektör diyebiliriz. Dolayısıyla bu tür konferanslarda yapılanlar paylaşılınca hem aydınlanma oluyor, hem de daha başka neler yapılabilir onları görebiliyorsunuz.

-Aynı zamanda Kızılay’ın Şişli Şubesi’nin Başkanlığına da geçtiniz, bu ulvi görev hakkında neler söylemek istersiniz?

Benim için ve her Türk vatandaşı için çok önemli olan Kızılay teşkilatının delegelerinin teveccühü ile Kızılay Şişli Şubesi’nin başkanı seçildim. Şubat 2019’dan bugüne başkanlığı yürütmekteyim. Kızılay yurt içi ve yurt dışında Türkiye’nin merhamet elidir. Dolayısıyla elimizden gelen her şeyi yapmamız gerektiğine inanıyorum. Afet bilinçlendirme eğitmenlerimizin olduğu Kızılay Şişli Şubesi’nin işlettiği bir huzur evi var. Bir gün sizleri de orada ağırlamak isterim. Orada 72 yaşlı konuğumuzun her türlü bakım hizmeti sağlanıyor. Görevimizi layığı ile yerine getirmeye çalışıyoruz.

-Özel yaşamınızda vakit buldukça yurt dışına seyahatlerde bulunuyorsunuz. Kaç ülkeyi gezme fırsatınız oldu ve oralarda neler keşfettiniz?

Gezmeyi seviyorum. İş ya da  vakit buldukça özel seyahatlerimde gittiğim yerlerin kültürünü görmeyi, insanları ile konuşmayı, şehrin olabildiğince farklı noktasına gidip oraları keşfetmeyi isterim. Şehrin ve kültürün endine özgü şeylerini almak beni çok mutlu eder. Bizim damak zevkimize uygun olan yiyeceklerinden tatmayı asla ihmal etmem. Uzak Doğu’ya iş sebebiyle seyahatlerim oluyor. Pasifikten başlayıp Japonya, Malezya, Vietnam, Filipinler, Hindistan gibi çok çeşitli ve değişik kültürleri olan ülkeleri gezme fırsatı yakaladım. Bunların dışında Orta Doğu, Güney Amerika ve Avrupa’da da birçok ülkeye gittim. Benim için iz bırakan en özel yerlerden biri ise Afrika’daydı. Afrika’da Malavi’yi hiç unutmuyorum. Akvaryum balıkları özellikle okyanus balığı dediğimiz renkli balıklar Malavi Gölü’nden çıkıyor. O renk cümbüşüne şahit olma fırsatım oldu. Bir de buna ilave olarak dünyada gördüğüm en parlak yıldızlar Afrika’daydı. Çünkü elektrik imkanı çok olmadığı için hiç ışık yok. Gece üzeri açık bir araçta seyahat ettiğimde gökyüzünün o görüntüsünden büyülenmiştim. Adeta samanyolunu izler gibiydim.

Dünyanın her noktası keşfedilmesi gereken bir yer. İmkanı olan herkesin zaman buldukça gezip farklı yerler görmesini tavsiye ederim.

Röportaj: Zehra Sadıç