Yazılar

Radisson Blu Hotel, Kayseri’ye yeni genel müdür

Şeyda Gönül, Artaş Oteller Grubu bünyesindeki Radisson Blu Hotel, Kayseri’nin yeni Genel Müdürü olarak atandı.

Şeyda Gönül kimdir?

Mersin Üniversitesi Turizm İşletmeciliği mezunu olup, Erciyes Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler ve Tanıtım alanında yüksek lisans eğitimini tamamladı. Uluslararası tecrübesini Almanya Bremen Üniversitesi’ndeki Erasmus programıyla pekiştiren Gönül, kariyerine Hilton markasıyla adım attı. Sonrasında Novotel, İbis, Wyndham Grand, Divan ve Dedeman gibi önemli otellerde satış ve yöneticilik pozisyonlarında görev alarak sektörde güçlü bir profil oluşturdu.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Nüket Duru “Aklım Seferde”

Türk pop müziğinin güçlü sesi Nükhet Duru, yeni nesil bir iş birliğiyle müzikseverlerle buluşuyor.

Sanatçı sözleri ve müziği Mabel Matiz’e, düzenlemesi Emre Malikler’e ait olan yeni single’ı “Aklım Seferde” yi yayınladı. Mabel Matiz’in Nükhet Duru’ya özel yazdığı, iddialı sözleriyle dikkat çeken, “Aklım Seferde” isimli şarkı Duru’nun, eşsiz yorumuyla dinleyicileri; bu sıcak yaz günlerinde püfür püfür esen bir sahilde kurulu dostlar masasında, meşke götürüyor. Single’ın mix’inde Emre Malikler’in, mastering’inde Aran Lavi’nin imzası var.

“Aklım Seferde” single’ının video klibi Rezan İde ve Erhan Yalçın’ın yönetmenliğinde, Rota Plato’da çekildi. Arzu Yalçın’ın sanat yönetmenliğini yaptığı video klibinde Nükhet Duru’yu; 70’ler, 80’ler döneminde sahnede olan alımlı, edalı bir dönem sanatçısı olarak izliyoruz. Yeşilçam sinemasının duygulu atmosferine göndermelerin de yapıldığı video klip, tam bir modern zaman klibi. Nükhet Duru’yu, “Aklım Seferde” single’ının kapak fotoğrafı ve imaj fotoğrafları için Rezan İde fotoğrafladı.

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Yalnız yaşamayın!

Uzun süreli yalnızlığın hem ruhsal hem fiziksel sorunlara neden olabileceğini belirten uzmanlar, bu durumun özellikle beyin üzerinde birçok olumsuz etkisi olduğunu söylüyor.

Yalnızlığın vücutta stres tepkisini sürekli hale getirerek kortizol seviyelerini artırdığını aktaran Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, “Kortizol, kronik stres hormonudur. Uzun süreli yalnızlıkta yüksek kalabilir.” dedi. Yalnız bireylerde prefrontal korteks, amigdala ve hipokampus gibi bölgelerde yapısal ve işlevsel değişiklikler gözlendiğine dikkat çeken Metin, sosyal uyarı eksikliğinin beyin işlevlerini zayıflattığını, dijital iletişimin ise yüz yüze etkileşimin yerini tam olarak dolduramadığını vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, yalnızlığın beyin kimyası ve yapısı üzerindeki olumsuz etkileri ile ruhsal sağlık üzerindeki riskleri hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Barış Metin

Prof. Dr. Barış Metin

Kronik yalnızlık, hem ruhsal hem fiziksel hastalık riskini artırıyor!

Uzun süreli yalnızlığın stres tepkisini tetikleyerek hipotalamo-hipofiz-adrenal (HPA) aksını sürekli aktif tuttuğunu dile getiren Prof. Dr. Barış Metin, “Bu durum, kortizol seviyelerinin artmasına ve zamanla nöroinflamasyon, hipokampal hasar ve bağlantı kopmaları gibi değişimlere yol açabilir. Kronik yalnızlık depresyon, anksiyete, Alzheimer hastalığı ve kalp hastalıkları gibi pek çok sorunun riskini artırır.” dedi.

Nörolojik açıdan da yalnızlığı tanımlayan Metin, “Nörobilimsel olarak yalnızlık, beklenen sosyal bağlılık düzeyi ile mevcut sosyal durum arasındaki farkın algılanmasıdır. Bu fark, beynin özellikle sosyal ödül ve sosyal tehdit işleme ağlarını aktive eder.” açıklamasını yaptı.

Yalnızlık beyin kimyasını olumsuz etkiliyor!

Yalnızlığın beyinde özellikle etkilediği bazı bölgeler olduğunu aktaran Prof. Dr. Barış Metin, “Prefrontal korteks (özellikle medial PFC), sosyal değerlendirme ve öz-farkındalıkla ilgili bölgedir. Yalnız kişilerde bu bölgede hiperaktivite gözlenebilir. Amigdala, sosyal tehdit ve korku algısıyla ilişkilidir. Yalnız bireylerde amigdala daha uyarılmış olabilir. Hipokampus, bellek ve stres regülasyonunda görev alır. Uzun süreli yalnızlık bu bölgede hacim kaybına yol açabilir. Arka singulat korteks ve temporoparietal bağlantı bölgeleri de sosyal algı ve zihinsel durumları anlama ile ilişkilidir.” dedi.

Yalnızlığa yanıt olarak ise bazı kimyasalların devreye girdiğine dikkat çeken Metin, şunları söyledi:

“Kortizol, kronik stres hormonudur. Uzun süreli yalnızlıkta yüksek kalabilir. Dopamin, sosyal ödüllerle bağlantılıdır. Yalnızlık durumunda dopamin sisteminin zayıfladığı düşünülür. Oksitosin, sosyal bağ hormonudur. Yalnızlıkta düzeyleri azalabilir. Serotonin, düşük serotonin düzeyleri yalnızlık ve depresyonla ilişkilidir.”

Beyin görüntüleme teknikleriyle yalnızlığın etkileri gözlemlenebiliyor!

Uzun süreli yalnızlığın özellikle yaşlılarda bilişsel işlevlerde  gerilemeye  neden olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Barış Metin, “Birçok araştırma yalnızlığın demans olasılığını artırdığını göstermiştir.” dedi.

MR, PET gibi beyin görüntüleme teknikleriyle yalnızlığın etkilerinin gözlemlenebildiğini kaydeden Metin, “Özellikle prefrontal korteks, insula, amigdala ve hipokampüste aktivite ve şekil değişiklikleri bildirilmiştir. Bu alanlar beynin hem bellek, duygular ve karar verme gibi temel bilişsel işlevlerinde hem de sosyal iletişimde yer alan alanlardır.” şeklinde konuştu.

Sosyal uyarı olmazsa beyin işlevleri zayıflıyor!

Dijital iletişimin, kısmen gerçek sosyal temasın yerini tutabileceğini ifade eden Prof. Dr. Barış Metin, “Ancak iletişimin tam karşılığı değildir. Beyin, yüz yüze etkileşimlerde, mimik, tonlama, dokunma, koku gibi çoklu duyusal ipuçlarını işler. Bu durum oksitosin ve empati ağlarını daha fazla aktive eder. Mesajlaşma veya görüntülü konuşma gibi dijital iletişimde, sosyal bağ hissi sınırlıdır. Empatik beyin devreleri daha az uyarılır.” dedi.

Yalnızlığın beyin üzerindeki olumsuz etkilerini önlemek veya azaltmak için önerilerde bulunan Metin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Öncelikle yalnızlıkla yaşamamak gerekir. Yaşam tarzımızı ve alışkanlıklarımızı değiştirerek daha sosyal bireyler haline gelmeliyiz. Beynimiz sosyal uyarıya muhtaçtır ve sosyal uyarı olmadan işlevleri zayıflayacaktır. Bu nedenle yalnız hissediyorsanız öncelikle yakınlarınızdan sonrasında ise profesyonellerden destek isteyin.”

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

3,2 saniyede 0-100 km/s hızlanması ve maksimum hızı ise 257 km/s

Hyundai, yüksek performanslı ikinci elektrikli modeli IONIQ 6 N’i İngiltere’nin ikonik Goodwood Hız Festivali’nde tanıttı.

IONIQ 6 N, öncelikli olarak heyecan verici ve sürükleyici bir sürüş deneyimi sunma hedefiyle geliştirildi. Bu vizyon, Hyundai N’in üç temel felsefesi olan: viraj ustalığı, pist kabiliyeti ve günlük spor otomobil anlayışına dayanıyor. Model; pistte üstün bir sürüş deneyimi sunarken, günlük kullanım için de konfor ve rafinelik sağlıyor.

Modelde tamamen yeniden tasarlanmış yeni bir süspansiyon geometrisi, geliştirilmiş N e-Shift (sanal vites geçişi) sistemi ve sürüş deneyimini daha etkileyici kılan optimize edilmiş ses sistemleri yer alıyor. Bu yenilikler sayesinde, IONIQ 6 N sadece teknik olarak değil, duygusal açıdan da etkileyici bir deneyim sunuyor.

Teknik Üstünlük ve Elektrikli Performans

IONIQ 6 N, 650 PS (478 kW) güç ve 770 Nm tork üretiyor. N Launch Control özelliği ile 0’dan 100 km/s hıza yalnızca 3,2 saniyede ulaşıyor ve 257 km/s maksimum hıza çıkabiliyor. Modelde yer alan yeni N Battery sistemi, farklı yarış senaryolarında optimum sıcaklık yönetimi sağlıyor. Geliştirilmiş termal yönetim, batarya ısıtıcı kapasitesinin artırılması ve batarya ön koşullandırma özellikleriyle IONIQ 6 N’i her an performansa hazır hale geliyor.

IONIQ 6 N’in aerodinamik yapısı da performansı destekleyecek şekilde geliştirildi. Motorsporlarından ilham alan kuğu boynu şeklindeki arka spoyler ve genişletilmiş çamurluklar gibi detaylar, sadece güçlü bir görünüm sunmakla kalmıyor, aynı zamanda yüksek hızda denge sağlıyor.

Modelin altyapısında ise tamamen yeniden tasarlanmış süspansiyon ve şasi sistemi yer alıyor. Daha düşük bir yuvarlanma merkezi ve stroke sensörlü elektronik süspansiyon sistemi (ECS) sayesinde hem yüksek hızda daha iyi yol tutuşu sağlanıyor hem de günlük sürüş konforu korunuyor.

Sürüş Deneyiminde Yeni Boyut

Hyundai’nin geliştirdiği gelişmiş yazılım sistemleri, sürücü ve araç arasındaki etkileşimi zirveye taşıyor. N Active Sound+ sistemi; stereo ses kaynağı ve Akustik Tasarım İşlemcisi (ADP) ile sürüşü işitsel olarak zenginleştiriyor. Üç farklı ses modu (Ignition, Evolution ve Lightspeed) ile farklı sürüş tarzlarına uygun atmosferler sunuyor.

N e-Shift, yarış araçlarındaki yakın vites oranlarını simüle ederek, sürücü ile araç arasındaki bağı güçlendiriyor. N Launch Control, N Drift Optimizer, N Grin Boost ve N Torque Distribution gibi özelliklerle entegre çalışan bu sistem, performansın ve kontrolün kusursuz birleşimini sağlıyor.

N Ambient Shift Light, vites geçişleri için kokpitin içinde görsel sinyaller sunarak sürücüyle otomobil arasındaki etkileşimi daha da ileri taşıyor.

N Track Manager ise sürücülere pist performanslarını analiz etme ve özelleştirme imkânı veriyor. Kendi pistlerini oluşturma, hız verilerini izleme, hayalet araç görseliyle kıyaslama ve detaylı tur zamanı analizi sunuyor. Bu sistem, IONIQ 6 N’i gerçek anlamda pist odaklı bir elektrikli araca dönüştürüyor.

N Drift Optimizer ise drift performansını detaylı şekilde ayarlama imkânı veriyor: kayma açısı, patinaj kontrolü ve drift özelliği gibi parametreler sürücünün beceri seviyesine göre kişiselleştirilebiliyor.

IONIQ 6 N’in tanıtımıyla birlikte N performans parçaları da sunuluyor. Bu parçalar, Hyundai N’in motorsporlarındaki deneyiminden alınan ilhamla geliştirilerek aracın pist karakterini daha da güçlendiriyor.

Parlé, PARLÉ RIVIERA adı ile  Yalıkavak Marina’da

İstanbul Zorlu Center’ın en bilinen restoranı Parlé, şimdi de Yalıkavak Marina’da “PARLÉ RIVIERA” olarak misafirlerini ağırlamaya başladı.

Parlé, Akdeniz atmosferi ferahlığında mekan tasarımı ve şık detayları eşliğinde Güney Fransa ve Akdeniz mutfağından ilham alan özgün menüsüyle unutulmaz bir gastronomik deneyim sunuyor. Akşam yemeğinde sunduğu zarif atmosferin yanı sıra, ilerleyen saatlerde DJ performanslarıyla enerjisini yükselten Parlé, Bodrum gecelerine sofistike bir ritim katıyor…

PARLÉ RIVIERA

İmza lezzetler

Parlé, İstanbul’daki menüsünde çok sevilen imza lezzetlere ek olarak, Bodrum’da deniz ürünlerinden ilham alan özel bir seçki sunuyor. Akdeniz mutfağının taze ve rafine ruhunu yansıtan menüde deniz ürünleri başrolde. Başlangıçlar arasında, taze ve özel lezzetler arayanlar için Osetra-Black Caviar, trüflü süzme yoğurt sos ve pankek ile sunuluyor. Ilık Kaz Ciğeri ise ayva marmelatı, brioche ekmeği ve kan portakal soslu frenk üzümü ile servis ediliyor. Trüf aromalı Beef Tartar ise Belluga Havyarı, frenk soğanı ve bıldırcın yumurtasıyla zenginleşiyor. Sliced Yellowtail Sashimi, Belluga havyarı ve ponzu sos ile, Tuna Tartar ise avokado püresi ve lime zest ile mükemmel bir tat deneyimi sunuyor. Deniz Mahsulleri Çorbası, Izgara Kuşkonmaz Salatası, Kral Yengeç Salatası ve Körpe Enginar Salatası da menüye Bodrum’a özgü dokunuşlar katıyor. Ayrıca, Burrata, Dana Carpaccio ve Izgara Kuşkonmaz da eşsiz başlangıçlar arasında yerini alıyor. Makarna ve risotto seçenekleri arasında, Kum Midyeli (Vongole) Tagliatelle acılı kişniş aromalı beyaz şarap sosu ile öne çıkıyor. Menüdeki Risotto, fırınlanmış porçini mantarı, kuşkonmaz, fesleğen, burrata ve trüf aromasıyla zenginleşirken, Siyah Trüf Mantarlı Tagliolini ise trüf severler için eşsiz bir lezzet alternatifi sunuyor. Özel bolognese sos ile servis edilen El yapımı Fetuccini ise klasik lezzetleri sevenler için ideal.

PARLÉ RIVIERA

Et seçeneklerinde Kısık Ateşte Pişmiş Kuzu Kol, Dövülmemiş Bonfile, Dana Yanak Safranlı Risotto ve Kuzu Kafes, zengin ve doyurucu bir seçenek sunarken, deniz ürünleri sevenler için Izgara Jumbo Karides, Parlé Istakoz Izgara ve Dilbalığı Izgara gibi alternatifler bulunuyor.

Bar atıştırmalıkları kısmında ise Martini Bardağında Karides Popcorn, Sriracha Soslu Acılı Kanatlar ve Sote Bonfile Küpleri gibi lezzetler, keyifli bir atıştırmalık deneyimi vaat ediyor.

PARLÉ RIVIERA

Club Mistral, Martı Marina’da yenilikleriyle sezon başladı

Marmaris Hisarönü Körfezi’nin kalbinde yer alan Martı Marina bünyesindeki Club Mistral, 2025 yaz sezonuna yeni şef, yeni lezzetler ve zenginleşen etkinlik programıyla “merhaba” dedi.

Açık mimarisi ve yüzme havuzundan denize uzanan manzarasıyla doğanın zarafetini, Akdeniz mutfağının eşsiz tatlarıyla buluşturan Club Mistral, yaz boyunca düzenlenecek canlı müzik akşamları ve tematik etkinliklerle misafirlerine unutulmaz deneyimler yaşatmayı hedefliyor.

Türkiye turizminin köklü markası Martı Hotels & Marinas’ın gözde yat limanı Martı Marina bünyesinde hizmet veren Club Mistral, seçkin lezzetlerin ve huzurun bir araya geldiği özel bir buluşma noktası olarak yeni sezona yeniliklerle başladı. Daha önce İstanbul’un gözde lezzet durakları Münferit ve Gaspar’da eşsiz tabaklara imza atan şefler Sinan Karaahmet ve Cihan Kesmez’in yorumlarıyla yeni lezzetler ve zenginleşen etkinlik programıyla sezona “merhaba” diyen Club Mistral, Marmaris’in muhteşem doğasında kendinizi şımartacağınız, rahatlayacağınız ve körfezin büyüleyici güzellikleri eşliğinde duyusal bir yolculuğa çıkacağınız benzersiz bir ambiyans sunuyor.

Karada ve denizde 7/24 ayrıcalıklı hizmet 

Club Mistral’ın da bir parçası olduğu Martı Marina, Ege’nin en gözde yat limanlarından biri olarak Marmaris’in Hisarönü Körfezi’ndeki Orhaniye Köyü’nde hizmet veriyor. Mavi bayraklı plajı, yemyeşil doğası ve benzersiz konumuyla hem tekneyle gelen deniz tutkunlarını hem de karada konaklamayı tercih eden misafirlerini ağırlıyor. Bünyesindeki lüks butik otel Martı Hemithea ile misafirlerine üst düzey konaklama imkânı da sunan Martı Marina, 7/24 hizmet anlayışıyla karada ve denizde unutulmaz bir tatil deneyimi vadediyor. Lezzet tutkunlarının vazgeçilmezi Club Mistral ise bu eşsiz atmosferin içinde sadece marina misafirlerine değil, aynı zamanda dışarıdan gelen konuklara da hizmet veriyor.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Sıcak hava, nem ve suyla sık temas riski artırıyor!

Yaz mevsiminde havaların ısınmasıyla birlikte hemen hepimizin aklına deniz, havuz ve açık hava aktiviteleri geliyor. Ancak dikkat! Özellikle sıcak hava, nem ve suyla sık temas, kulak sağlığımızı olumsuz etkileyebiliyor.  Acıbadem Altunizade Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Berna Yayla Özker, yaz aylarında özellikle dış kulak yolu iltihabı ve kulak mantarının görülme sıklığında ciddi bir artış yaşandığına  dikkat çekerek, “Kulakta ağrı, kaşıntı, akıntı, tıkanıklık hissi ve çınlama gibi belirtilerle kendini belli eden bu hastalıklar uyku bozukluklarından sosyal iletişim sorularına kadar birçok önemli soruna yol açabilir, yaz aktivitelerini sekteye uğratabilir. Üstelik belirtiler ihmal edilirse, tedavi süreci uzayabilir, hatta kalıcı işitme kaybı gelişebilir. Aslında alınacak olan basit yöntemlerle kulak sağlığını korumak mümkündür” diyor.

Dr. Berna Yayla Özker

Dr. Berna Yayla Özker

Deniz ve havuzda uzun süre kalmayın!

Deniz ve havuz suyuna uzun süre maruz kalmanın yaz aylarında kulak sağlığını tehdit eden en önemli etkenlerin başında geldiğini belirten Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Berna Yayla Özker, “Kulağa kaçan su kulak kanalının doğal yapısını bozarak, kulak kirinin şişmesine ve kanalın tıkanmasına yol açabilir. Bu durum, bakteri ve mantarların üremeleri için uygun bir ortam yaratır. Nem ve sıcaklık ise bakteri ile mantar gibi mikroorganizmaların hızla çoğalmasına zemin hazırlar. Ayrıca, yüzme sonrasında kulağın yeterince kurulanmaması da kulak kanalı çevresindeki nemin uzun süre kalmasıyla dış kulak yolu enfeksiyonları ve kulak mantarı başta olmak üzere birçok kulak hastalığına davetiye çıkarır” diyor. Yaz aylarında kulak sağlığımızla ilgili dikkat etmemiz gereken en önemli kuralın kulağımızı nemden korumak ve hijyenine özen göstermek olduğunu söyleyen Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Berna Yayla Özker, ihmal etmememiz gereken 6 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu

Yüzdükten sonra kulaklarınızı mutlaka kurulayın

Islak kalan kulak içi bakteriler ve mantarlar için uygun bir üreme alanı oluşturuyor. Bu nedenle, “yüzücü kulağı” adı verilen dış kulak yolu enfeksiyonu, özellikle yaz aylarında sık görülüyor. Kulak sağlığınız için denize veya havuza girdikten sonra kulaklarınızı mutlaka kurulayın. Havluyla kulağınızın dış kısmını silin ve başınızı yana eğerek suyun dışarı çıkmasını sağlayın.

Soğuk suya aniden girmeyin

Yeterince klorlanmayan havuzlar ve kirli deniz suları kulak enfeksiyonlarına yol açabiliyor. Özellikle mantar enfeksiyonları (otomikoz) kirli sularda daha sık görülüyor. Aynı şekilde kulağın soğuk suyla ani teması, özellikle dış kulak hassasiyeti olan kişilerde enfeksiyona neden olabiliyor. Dolayısıyla, güvenli ve temiz su kaynaklarını tercih etmeniz ve soğuk suya aniden girmemeniz kulak sağlığınız için büyük bir önem taşıyor.

Kulak tıkacı kullanın

Havuz veya denize sık giriyorsanız dikkat etmeniz gereken en önemli kural, kulağa su kaçmasını önlemek. Zira, özellikle mikroplu ve klorlu su enfeksiyon riskini çok artırıyor. Bu nedenle, denize veya havuza girerken yüzme tıkaçları kullanmanızda fayda var. Tıkaçların kulağın suyla temasını önleyerek enfeksiyon riskini azalttığını belirten Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Berna Yayla Özker, “Özellikle daha önce kulak enfeksiyonu geçirmiş kişilerde tıkaç kullanımı nüksü önleyici etkiye sahiptir. Ancak tıkaçlar hijyenik olmalı ve her kullanımdan sonra mutlaka dezenfekte edilmelidir” diye konuşuyor.

Pamuklu çubuklarla temizlemeyin

Pamuklu çubuklar, kulağın iç kısmını temizlemek yerine, kiri daha da içeri itebiliyorlar. Bu durum kulakta tıkanıklık veya enfeksiyonla sonuçlanabiliyor. Ayrıca, pamuklu çubuklar kulak zarına zarar da verebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, hatalı kulak temizleme alışkanlığının işitme kaybına yol açma riskinin her yaş grubunda yüzde 20’ye yakın olduğunu bildiriyor. Dr. Berna Yayla Özker, bu nedenle kulak temizliğinin sadece dış kısımla sınırlı kalması gerektiğini vurgulayarak, “Gerekirse, kulak kiri kulak, burun ve boğaz uzmanı bir hekim tarafından temizlenmelidir” diyor.

Kulaklık kullanımını sınırlayın

Seyahatlerde, plajda veya spor yaparken kulaklıkla uzun süre müzik dinlemek terlemeyle birleşince kulakta nem oranı artıyor ve bakteriler daha kolay çoğalıyor. Dolayısıyla kulaklığınızı sık sık dezenfekte etmeyi ve kullanım süresini sınırlamayı ihmal etmeyin.

Bu şikayetleriniz varsa, beklemeyin!

Yaz aylarında sıcaklık ve nem artışı mikroorganizmaların çoğalmalarını kolaylaştırıyor. Dolayısıyla kulakta tıkanıklık, ağrı veya akıntı sorunu yaşıyorsanız, zaman kaybetmeden bir hekime başvurun. Bu belirtilerin yaz aylarında genellikle enfeksiyon habercisi olduğunu anlatan Dr. Berna Yayla Özker, sözlerine şöyle devam ediyor: “Özellikle çocuklarda bu belirtiler hızla ilerleyebilir. Sorunların kendi kendine geçmesini beklemek yerine mutlaka bir hekime başvurmak gerekir. Erken dönemde tedaviye başlanması, hem ağrının azalmasını hem de işitme kaybı gibi komplikasyonların önlenmesini sağlar.”

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Çocukları gözetleyen beş yaz hastalığı!

Yaz aylarında çocuklar tatilin de etkisiyle dışarıda daha fazla vakit geçirerek, hem hareket etme hem de stres atma imkanı buluyor. Ancak bu dönemde mevsimsel bazı hastalıkların görülme sıklığı da artıyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Recep Kavas son günlerde çocuklarda; yüksek ateş, ishal, kusma, cilt döküntüleri, böcek ısırıkları sonrası şişlik veya alerjik reaksiyonlar ile kulak ağrısı gibi şikayetlerin yoğun olarak görüldüğünü belirterek “Şikayetler baş gösterdiğinde ailelerin hekime başvurmayıp ‘biraz dinlensin geçer’ gibi bir yaklaşımda bulunmaları ciddi tehlikelere yol açabiliyor. Oysa erken müdahale ve tedavi sayesinde ciddi sorunları önlemek mümkün” diyor. Mevsimsel özelliklerin de etkisiyle çocuklarda görülme sıklığı artan hastalıkların çoğunun alınacak basit önlemlerle kolayca önlenebileceğini ya da azaltılabileceğini vurgulayan Dr. Recep Kavas, çocuklarda yaz aylarında görülme sıklığı artan 5 hastalığı anlattı, bu hastalıklara karşı basit ama etkili önlemleri açıkladı, önemli uyarılarda ve önerilerde bulundu.

Dr. Recep Kavas

Dr. Recep Kavas

  • Yaz ishali

NEDENLERİ: Yaz aylarındaki ısı ve nem artışı mikroorganizmaların ve özellikle virüslerin gıdalarda ve durgun sularda daha hızlı üremesine yol açar. Uygun şartlarda saklanmamış ve iyi yıkanmamış yiyeceklerle virüs-bakteri bulaşı çok daha kolay olur. El hijyeninin yeterince sağlanmaması da hastalığı kolaylaştırıcı etmendir.

BELİRTİLERİ: Sık ve sulu dışkılama, ateş, karın ağrısı, inatçı kusmalar, sıvı ve elektrolit kaybına bağlı halsizlik ve bitkinlik, dışkıda mukus ve bazen kan hekime getirten şikayetlerdir. Özellikle Rota ve Adenovirüsler ve Giardia en sık karşılaşılan etkenlerdir. Yaz ishali, gıda alerjileri ve antibiyotik kullanımına bağlı ishallerle karıştırılabilir.

TEDAVİSİ: Tedavi açısından nedeni ve etkeni saptamak önemlidir. Bebeklik döneminde ilk 6 ay içinde uygulanan Rota aşıları rota ishallerinden korunmada çok etkin bir korunmadır. En önemli tedavi sıvı kaybının önlenmesidir. Bakteriyel sebep yoksa antibiyotik gerekmez. Tedavide gecikme, ciddi su kaybı, elektrolit dengesizliği ağızdan alım azlığı ve kusma hastaneye yatış gerektirebilir.

  • El-ayak-ağız hastalığı

NEDENLERİ: Hastalığa enterovirüsler (özellikle Coxsackie virüsü) sebep olur. Sıcak ve nemli ortamda rahat yayılırlar. Yaz aylarında çocukların daha sık dış ortamda olması, kreş, parklar, havuz gibi toplu ortamlarda temas riski yüksektir. İstanbul gibi coğrafi göç alan metropollerde son yıllarda sıklığı artmıştır.

BELİRTİLERİ: Ateş, boğaz ağrısı, ağız içi aftlar, el ve avuç içinde ve ayak tabanlarında veziküler döküntüler, huzursuzluk ve iştahsızlık, ağızdan beslenmede ciddi ölçüde azalma sık görülür. Suçiçeği, alerjik döküntüler veya ağız içi pamukçuk ile karıştırılabilir.

TEDAVİSİ: Virüs olduğundan spesifik tedavisi yoktur. Destek tedavisi (ateş düşürücüler, sıvı alımı, ağız içi dezenfektanları) uygulanır. Nadiren beyin zarı iltihabı komplikasyon olarak görülebilir. Yüksek ateş ve oral alımı iyi olmayan süt çocukları ve çocuklarda hastane yatışı gerekebilir.

  • İdrar yolu enfeksiyonları

NEDENLERİ: Yaz aylarında sıklıkla havuz bazen de deniz sonrası girilen suyun hijyenik olmaması, mayo ile uzun süre ıslak kalınması, terleme ile artan bakteri yükü idrar yolu enfeksiyonu (İYE) riskini artırır. Kız çocuklarda anatomik yapı sebebi ile daha sık görülebilir.

BELİRTİLERİ: İdrar yaparken yanma, idrara sık ve ağrılı çıkma, mesane alt kısmında ağrı, ateş, halsizlik, bebeklerde huzursuzluk, huy değişikliği, bazen kusmalar eşlik edebilir. Viral ateşli hastalıklar ve bebeklerde gaz sancısı ile karıştırılıp, tanı gecikebilir.

TEDAVİSİ: Tam idrar tetkiki ve kültürü ile teşhis konur ve kültür sonucuna göre hangi bakteri olduğu ve hangi antibiyotiğe duyarlı olduğu belirlenip tedaviye başlanır. Tedavide bol sıvı tüketimi ve hijyenin de önemi büyüktür. Tedavisiz bırakılırsa mesane ve böbrek enfeksiyonlarına yol açıp kalıcı hasar oluşturabilir.

  • Dış kulak yolu enfeksiyonu

NEDENLERİ: Yaz aylarında havuza ve denize giren çocuklarda kulak yolu ve kanalı uzun süre ıslak-nemli kalır. Bu nemli ortam, bakteri ve mantar çoğalması için çok elverişli hale gelir. Aşırı ve sık yapılan kulak temizliği uygulamaları da tahrip olan ciltte, enfeksiyon riskini artırır.

BELİRTİLERİ: Kulakta aniden başlayan ağrı (özellikle dokununca artan), kaşıntı, tıkanıklık hissi, kulakta akıntı ve bazen ateş hekime getirten şikayetler arasındadır. Orta kulak iltihabı ile karışabilir. Ancak yüzücü kulağında işitme kaybı daha az ve ağrı daha yüzeyeldir.

TEDAVİSİ: Doktora başvurmak ve tedaviye başlamak şarttır aksi taktirde sorun çok daha karışık bir hale gelebilir. Doktor önerisiyle kulak damlası ve ağrı kesici ile tedaviye başlanır. Gerekli görülürse antibiyotik kullanılır. Tedavi süresince kulağın kuru tutulması, kulak temizliğinde kulak çubuğu vb kullanılmaması gerekir.

  • Güneş çarpması

NEDENLERİ: Yaz aylarında çocuklar sıcak havalarda uzun süre açık havada kalırlar. Çocuklarda vücudun ısı düzenleme mekanizmaları yetişkinlere göre daha zayıftır. Şapkasız olmak, koruyucu krem kullanılmaması, yetersiz sıvı alımı, kalın giyinme ve açık hava etkinliklerinde uzun süre kalınması gibi nedenler durumu ağırlaştırır.

BELİRTİLERİ: Genelde acil servise yüksek ateş, baş ağrısı, mide bulantısı, yoğun halsizlik, bilinç bulanıklığı ve bazen de bayılma gibi şikayetlerle başvurulur. Viral enfeksiyonlar ve menenjit gibi nörolojik acillerle karışabilir.

TEDAVİSİ: Çocuğun derhal serin-gölge ortama alınması, vücut ısısının düşürülmesi ve sıvı verilmesi gerekir. Ciddi ve düzelmeyen durumlarda hastaneye yatış gerekebilir. Gecikme durumunda beyin hasarı, çoklu organ yetmezliği nadiren görülebilir.

Çocuklarda yaz hastalıklarına karşı basit ama etkili önlemler!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Recep Kavas, çocuklarda yaz hastalıklarına karşı basit ama etkili önlemleri şöyle sıraladı;

  • Bol su içmesini sağlayın.
  • Şapka ve güneş gözlüğü kullandırın.
  • Saat 11:00-16:00 arası güneşten uzak tutun.
  • Havuz ve deniz hijyenine dikkat edin.
  • Yüzdükten sonra duş aldırın ve mayosunu değiştirin.
  • Açıkta satılan yiyeceklerden uzak tutun.
  • El hijyenini öğretin.
  • Böcek ve sineklerden korumak için uygun losyon kullanın.
  • Pamuklu, açık renkli ve ince giysiler giydirin.

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Nobu stili

The Nobu Suite, geniş terası ve panoramik Boğaz manzarasıyla mevsimle bütünleşen bir konaklama deneyimi sunuyor.

Japon estetiğinden ilhamla The Ritz-Carlton, Istanbul’un çatısı altında konforlu bir yaşam alanı sunan süit, İstanbul yazını deneyimlemek isteyen misafirlerini ağırlıyor.

İstanbul’dan esinlenerek tasarlanan süit, dizaynında Japon estetiğinin sadeliğini ve şehrin dinamizmini dengeliyor.

Jakuzili geniş terası ve özel yemek alanıyla şehir manzarasını en özel haliyle deneyimleme fırsatı sunan süit, birbirine bağlanan odalarıyla gruplar ve aileler için ideal bir konfor alanı yaratıyor. Doğal aydınlatmanın ön plana çıktığı iç mekandaki dekorasyon ve aydınlatma detayları ile süitin sahip olduğu Boğaz manzarası arasında yoğun bir ilişki kuruluyor. The Nobu Room’da, özellikle Japon geleneksel yapısının tercihlerine yönelik olarak iki ayrı yatak seçeneği de sunuluyor.

İstanbul’un renkleri, dokuları ve malzemeleri ile özgün bir yorum kazanan The Nobu Suite, geniş terasıyla da özel etkinlik ve kutlama seçenekleri için küçük gruplara hitap ediyor. Süitte konaklayan misafirler, sabah eşsiz Boğaz manzarasına uyanırken, şehirde dinginlik ve huzuru yaşama imkanı buluyor.
Bilgi: +90 212 334 44 44 rc.istrz.reservations@ritzcarlton.com

Terrazza Italia’dan yaz menüsü

Terrazza Italia Executive Şefi Claudio Chinali, yaz aylarına özel hazırladığı yeni menüsüyle misafirlerine özgün ve sıradışı lezzetler sunuyor.

Yaz menüsünde öne çıkan tatlar arasında; ‘’Giudia’’ çıtır enginar ve maydanoz ile dikkat çekerken, 36 saat sous vide pişmiş dana brisket, dijon hardal, kornişon turşu, fermente soğan ve kapari tozuyla hazırlanan Bruschetta Pastrami de menüde yer alıyor. Mevsim sebzeleri ve pesto sosla zenginleştirilen Minestrone çorbası, ferah bir başlangıç sunuyor. Ana yemek seçeneklerinden Saltimbocca, dana kontrfile, dana bacon, adaçayı ve köz biber salatası ile servis ediliyor.

Domates citronette, domates sorbe ve baharatlı ekmek kırıntısıyla zengilenştirilen Domates Salatası; manda mozzarella, şeker domates, pesto sos ve Grana Padano ile hazırlanan Pizzetta da menünün öne çıkan tatları arasında yer alıyor. Ayrıca, beş farklı domates çeşidi, ‘’Grana Padano’’ ve fesleğen yağıyla hazırlanan Spaghetti di Gragnano da dikkat çeken lezettlerden biri. Deniz ürünlerini sevenler için bebek kalamar, Karabiga karidesi, sarı şeker domates sosu, chili biber ve roka ile hazırlanan Calamarata menüde dikkat çekiyor. Levrek ise semizotu salatası ve acı gremolata sos eşliğinde sunuluyor.

Menünün tatlı bölümünde ise; kayısı sorbe, arı poleni, süt köpüğü ve tuil ile tamamlanan Ballı Panna Cotta, yaz sofralarına hafif bir tatlı dokunuşu katıyor.