Yazılar

Psikopatlarsa sevgiyi araç olarak kullanıyor!

Empat kişilerin çoğunlukla psikopat kişileri çekici bulduğunu belirten uzmanlar, bunun nedeninin empatların iyileştirme güdüsü olduğunu söylüyor.

Empat bireylerin, derin bir şefkat ve anlayışla hareket ettiğini, psikopat kişilerinse bu duyguları kendi çıkarları için kullandıklarını dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Psikopat kişiler duygularınızı araç olarak kullanırlar. Sevgi vermezler. Sadece sevgiymiş gibi yaparlar ve sizi tüketirler.” dedi. İlişkinin başında karizmatik ve güven verici görünen psikopatların, zamanla manipülatif, suçlayıcı ve duygusal açıdan sömürücü hale geldiklerine vurgu yapan Şen, bu tür ilişkilerden uzak durmanın ruhsal sağlığını korumak açısından büyük önem taşıdığını aktardı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, empat bireyler ile psikopat kişilerin ilişkilerinde karşılaşılabilecek durumlar hakkında bilgi verdi.

Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen

Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen

Empat-psikopat ilişkisi güçlü gibi görünse de aslında toksik!

Empatların, derin bir anlayış ve şefkat duygusuyla hareket ettiğini, psikopatlarınsa, bu derin anlayış ve şefkat duygusunu kendi çıkarı için kullanabileceği bir manipülasyon aracı olarak gördüğünü dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Empat, başlangıçta sanki yaralı bir ruh gibi görünen psikopatı iyileştirmek amacıyla çekici bulur.” dedi.

Ancak zamanla, empatın sürekli veren, psikopatınsa sürekli alan ve kullanan biri olması sebebiyle ilişkinin bir kısır döngüye gireceğini ifade eden Şen, “Dışarıdan bakıldığında güçlü bir çekim gibi görünse de, aslında içten içe tüketen ve yıpratan toksik bir ilişkidir. Bu nedenle, bu durum bir çekim değil, yalnızca bir yanılgıdır.” şeklinde konuştu.

Psikopatlar karşı tarafın duygularını araç olarak kullanıyor, sevgi vermiyor!

‘Psikopat biriyle mi birlikteyim?’ sorusunun cevabının nasıl anlaşılabileceğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Psikopatlık aslında bir hastalık değil. Çoğu zaman anti-sosyal kişilik bozukluğunu tanımlamaya çalıştığımız bir durum gibi. Ama her anti-sosyalde psikopat değil.” dedi.

Psikopatların, genelde manipülatif davranışlar sergileyen, vicdan yoksunluğu ve empati eksikliği olan davranışlar gösterdiklerini aktaran Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başlangıçta bu kişiler çok karizmatik, çekici, güven verici olabilir. Günümüz deyimiyle böyle çok cool görünebilirler. Ancak zamanla aşırı kontrolcü, yalan söyleyen, sürekli suçluluk hissettiren, karşı tarafı sürekli suçlayan ve manipüle eden kişilere dönüşürler. Eğer ilişkide olduğunuz insanla kendinizi sürekli suçlu hissediyorsanız, sürekli kafanız karışık, ‘bir şey var ama ne olduğunu anlayamıyorum’ durumundaysanız, ‘ne yaparsam yapayım karşı tarafa yaranamıyorum, onu memnun edemiyorum’ duygusu içindeyseniz ve en önemlisi de sürekli ama sürekli kendinizi eksik, yetersiz ve değersiz hissediyorsanız karşınızdaki kişi bir psikopattır. En kısa zamanda ondan uzaklaşmanın bir yolunu bulmanız gerekiyor. Unutmayın psikopat kişiler duygularınızı araç olarak kullanırlar. Sevgi vermezler. Sadece sevgiymiş gibi yaparlar, sadece ve sadece sizi tüketirler.”

Empatlar, iyileştirme güdüsüyle hareket ediyor!

Empat kişilerin neden hep yardıma muhtaç kişilere çekildiği sorusunun cevabının, ‘şimşek neden hep paratonere düşer?’ gibi bir durum olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen,  “Gerçekten bir şimşeğin paratonere çekilmesi gibidir bu kişilerin yardıma muhtaç kişilere çekilmesi. Çünkü empat kişiler başkalarının duygularını çok derinlemesine hissederler, acıyı adeta içselleştirirler ve bu onlarda doğal bir duyarlılıktır.” dedi.

Empatların otomatik olarak yardım etme rolüne girdiklerine vurgu yapan Şen, “Yaralı, kırılgan ya da dengesiz insanlar da bu enerjiyi çok doğal bir şekilde fark eder ve onlara doğru gider. Bu durum bir denge kurmak yerine, daha çok toksik ilişkilerin oluşmasına neden olur. Çünkü empat kişi sürekli vermek ister ve verici rolündedir. Karşı tarafsa sadece almayı bilir ve alıcı rolündedir. Zamanla empat kişi tükenir. Sonuç olarak empatlar, iyileştirme güdüsüyle hareket eder ama bu, onların zamanla kendilerini tüketmekten başka bir işe yaramaz.” diyerek sözlerini tamamladı.

Frankie terasta günbatımı keyfi başlıyor

Şehrin en popüler terasları arasında yer alan Frankie, günbatımı saatlerinden itibaren terasında misafirlerini karşılamaya hazırlanıyor.
Galataport İstanbul’un içinde konumlanan Frankie terası, nefes alınacak bir nokta vaat ediyor. Tarihi Yarımada ve Boğaz manzarasını aynı anda görmeyi sağlayan açık ve geniş teras, Frankie deneyimini bambaşka bir seviyeye çıkarıyor.
Kendine özgü kokteylleri de panoramik manzarasıyla bu terasın en lezzetli eşlikçisi oluyor. Müzik direktörü Mehmet Koryürek (DJ Aksak) danışmanlığında yenilenen eğlence anlayışıyla şehrin gözde mekanlarından biri olan Frankie, haftanın her günü açık olan terası ile yazın nabzını tutuyor.

Frankie
Frankie, yaz sezonuyla birlikte menüsünü de yeniliyor
Yaz mevsimiyle, daha rafine ve dengeli bir hale gelen menü, Frankie’nin imzası MediterrAsian anlayışa Akdeniz ağırlıklı bir esinti getiriyor.
Frankie’nin menüsüne yeni katılan tabaklar arasında hafif lezzetler, mevsimsel ürünler ve deniz ürünleri ile hazırlanan salatalar ve makarnalar yer alıyor. Ana yemeklerde ise bütün servis edilen mevsimine göre balık çeşitleri ve Kuzu Kol gibi masada servisi tamamlanan büyük paylaşımlıklar dikkat çekiyor. Frankie’nin klasik lezzetlerine yenilik katacak menüsünün öne çıkan tabakları arasında; salatalarda Izgara Kabak & Ricotta ve Kuşkonmaz & Kırmızı Karides, hamur işleri ve risottolarda Ördek Wonton ve Kırmızı Karides Risotto, çig tabaklarda Aslan Balığı Cevice yer alıyor.

Ruhunu ve malzemelerini Akdeniz’den, pişirme tekniklerini ve baharatlarını Asya’dan alan MediterrAsian mutfak, bu mevsimde daha çok Akdeniz’i vurguluyor. Çiğ başlangıç tabaklarında Asya tekniklerinin kullanıldığı, menünün bütününde ise daha fazla Akdeniz teknikleri ve lezzetlerinin ağırlıklı olduğu; mevsimsellik ve yerellik ilkesine dikkat edilen yeni menü, yaz mevsiminin getirdiği tüm tazelikleri hem görüntüsüyle hem de lezzetiyle hissettiriyor.

Frankie

Miyomlar kansere dönüşebilir mi?

Günümüzde kadınların en sık karşılaştıkları sorunlardan birini miyomlar oluşturuyor. Bazen hiçbir belirti vermeyerek sinsice ilerleyen miyomlar, bazen de şiddetli ağrı ve kanama ile günlük yaşamı kabusa çevirebiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen ülkemizde her 4 kadından 1’inin miyomun yol açtığı şikayetlerle başvurduğunu belirterek “Ülkemizde özellikle 30 yaş ve üzerindeki kadınlarda miyom sorunu oldukça yaygındır. Modern çağda sağlıksız yaşam alışkanlıkları, aşırı kilo, kırmızı et ağırlıklı beslenme, düzenli egzersiz yapmama ve hormonal değişikliklerin de etkisiyle miyomların görülme sıklığı son yıllarda hızla artmaktadır. Özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda miyom görülme oranı yüzde 70’lere ulaşabilmektedir” diyor. Ailede anne, teyze ya da abla gibi birinci derece akrabalarında miyom olan kişilerde hastalığın görülme riskinin 2,5 kat arttığını, düzenli jinekolojik kontrollerin, miyomların erken tanı ve tedavisi açısından önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Görgen “Halk arasında ‘ur’ olarak adlandırılan miyomlar, rahimde görülen normal dışı düz kas dokusu büyümeleridir. Bazen büyüme o kadar fazla olur ki, hasta ve yakınları gebelikten şüphelenebilir. Miyomlar genellikle iyi huylu tümörlerdir ve çoğu durumda kansere dönüşmezler. Ancak, büyüklükleri ve yerleşim yerlerine bağlı olarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilirler” diye konuşuyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen miyomlar hakkında en sık sorulan soruları ve tedavide yeni nesil yöntemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Hüsnü Görgen

Prof. Dr. Hüsnü Görgen

SORU: Miyomlar kansere dönüşebilir mi?

CEVAP: Miyomlar genellikle iyi huyludur ve kanserleşme riski çok düşüktür. Menopoz öncesi miyom nedeniyle rahimde belirgin büyüme saptansa bile, bu durumun kötü huylu bir tümöre işaret etmesi oldukça düşük olasılıktır. Ancak menopoz sonrası, özellikle eşlik eden ağrı ve kanama varsa, kötü huylu olma olasılığı göz önünde bulundurularak ileri tetkik yapılmalıdır.

SORU: Miyomlar hamile kalmayı engeller mi?

CEVAP: Rahimin içine doğru yani bebeğin yerleşeceği yere doğru büyüyen miyomlar rahim iç yüzeyini bozar ve embriyonun tutunmasını engelleyebilir. Bu tip miyomlarda gebelik oranlarıının yaklaşık yüzde 70 azaldığı görülmüştür. Bu miyomların ameliyat ile alınması doğurganlığı arttırır. Rahim dışına doğru büyüyen miyomlar doğurganlığı etkilemezler.

SORU: Miyomlar kendiliğinden kaybolur mu?

CEVAP: Miyomlar genellikle kendiliğinden kaybolmaz ancak bazı durumlarda küçülebilir veya belirgin şekilde gerileyebilirler. Menopoz gibi östrojen seviyelerinin düştüğü dönemlerde  küçülebilir ancak aktif hormon üretiminin olduğu dönemlerde kendiliğinden kaybolmaları nadirdir. Şikayete yol açmayan miyomlar tedavi gerektirmese de mutlaka takip edilmelidir.

SORU: Miyomlar nasıl tedavi edilir?

CEVAP: Tedavinin, miyomun büyüklüğüne, konumuna ve semptomlara bağlı olarak değiştiğini belirten Prof. Dr. Hüsnü Görgen “İlaç tedavisi, hormon tedavisi ya da cerrahi müdahale (miyomektomi veya histerektomi) gibi yöntemler kullanılabilir. Günümüzde sıklıkla laparoskopik ve histeroskopik miyomektomi yapılmaktadır. Laparoskopik miyomektomi ile daha az kan kaybı yaşanır, ameliyat sonrası ağrı daha azdır. Bu nedenle, uygun vakalarda laparoskopik miyomektomi, hastanın konforu ve iyileşme süreci açısından tercih edilebilecek minimal invaziv bir yöntemdir. Ancak miyom sayısına ve büyüklüğüne bağlı olarak açık ameliyat ile de miyomektomi yapılması gerekmektedir. Küçük rahim içine doğru büyüyen ve kanama yapan miyomlar histeroskopi ile alınabilir. Histeroskopi -mide içerisine bakmak için kullanılan endoskopi gibi- rahim içerisine bakmak için kullanılan bir yöntemdir. Histeroskopi yolu ile rahim içine büyüyen miyomlar kesilerek tamamı veya büyük bir kısmı çıkarılarak hastanın şikayelerinin geçmesi sağlanır. Rahim alınmasında sorun olmayan ve çocuk isteği olmayan hastalarda miyom için histerektomi ameliyatı yapılır” diyor.

SORU: Miyomlar tekrar oluşur mu?

CEVAP: Miyomlar cerrahi olarak çıkarılsalar da hormonal dengesizlikler devam ederse tekrarlayabilirler. Miyom sayısı arttıkça tekrarlama riski artmaktadır. Miyomektomi, miyomların çıkarılmasını sağlasa da yeni miyom gelişimini engellemez. Hastaya, miyomların tekrarlama riskinin kişiye göre değişeceği anlatılmalıdır. Tedavi sonrası düzenli kontrol ve sağlıklı yaşam tarzıyla (kilo kontrolü, beslenme, egzersiz vb) riskler azaltılmaya çalışılmalıdır.

SORU: Miyomlar adet düzensizliğine neden olur mu?

CEVAP: Evet, özellikle rahim iç yüzeyine yakın miyomlar yoğun ve düzensiz adet kanamalarına yol açabilir. Bu durum anemiye (kansızlık) neden olabilir.  5 cm’den büyük miyomu olanlar, daha küçük miyomları olanlara göre adet dönemlerinde daha fazla ani ve yoğun kanama yaşamaktadır.

SORU: Miyomlar ağrı yapar mı?

CEVAP: Büyük miyomlar pelvik ağrıya, bel ve bacak ağrılarına, sık idrara çıkma veya kabızlık gibi semptomlara neden olabilir. Ancak, küçük miyomlar genellikle belirti vermez. Pelvik ağrı genellikle miyomun büyümesine değil, beslenme yetersizliği nedeniyle doku ölümüne bağlı dejenerasyona bağlıdır. Bazen rahim dışına doğru büyüyen saplı miyomlarda torsiyon (kendi etrafında dönme) olması pelvik ağrıya neden olur ki genellikle cerrahi müdahale gerekir.

SORU: Miyom varken hamile kalırsam çocuğu aldırmam gerekir mi?

CEVAP: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen “En sık sorulan sorulardan biri de bu oluyor. Miyom ile hamile kalanlarda gebeliği sonlandırmaya gerek yoktur. Gebelik sırasında miyom saptanma sıklığı yüzde 2-10 arasında değişmektedir. Gebelik sırasında tespit edilen bu miyomların boyutları hamileliğin ilk 3-4 ayında yüzde 15-25 oranında büyüme gösterir. Üçüncü aydan sonra genellikle boyutlarında çok az değişiklik olur. Büyük miyomlar (5 cm den büyük) daha fazla büyüme eğilimindedirler. Bazı miyomların boyutları hamilelik sıranda değişmeden kalabilir. Gebelik sırasında saptanan miyomlar rahim içerisindeki yeri, sayısı ve büyüklüğüne göre gebelikte birtakım sorunlar yaratabilir. Ancak miyomların gebelik sırasında bebekte sakatlık yapıcı herhangi bir zararı yoktur” diyor.

SORU: Miyomların gebelik sırasında yaratabileceği sorunlar nelerdir?

CEVAP: Gebelik sırasında ağrıya yol açabilir. Miyom sayısına göre düşük ve erken doğum riski artar. Normal doğum yerine sezaryen gerekebilir. Doğum sonrası kanama riskinde artış olabilir. Gebelik sırasında miyom saptanan hastalarda genel bilgiler verilerek gebelik takip edilir. Miyomların yeri, sayısı ve büyüklüğü ultrason ile saptanır. Ağrı için ağrı kesiciler kullanılır. Yalnız bu ilaçların kullanımında doktor kontrolünde olmak gerekir.

SORU: Miyom riskini azaltmak için nelere dikkat etmek gerekir?

CEVAP: Prof. Dr. Hüsnü Görgen “Yağlı ve kalorili beslenme miyom gelişimine yardımcı olmaktadır. Yapılan çalışmalarda vücut ağırlığında her 10 kg artışın miyom riskini yüzde 21  artırdığı, vücut yağ oranı yüzde 30’un üzerinde olan kadınlarda da miyom riskinin arttığı görülmüştür. Bu nedenle sağlıklı kilo verme, özellikle miyom riski taşıyan kadınlar için koruyucu olabilir. Beslenme alışkanlıklarının da miyom gelişimi üzerinde önemli etkileri olduğu gösterilmiştir. Kırmızı et yönünden zengin bir diyet, miyom riskini artırmaktadır. Bu etki, kırmızı etin yüksek doymuş yağ içeriği ve östrojen metabolizmasını etkileyen maddeler içermesiyle ilişkili olabilir. Buna karşın, yeşil sebzelerden zengin diyet ise miyom riskini azaltmaktadır. Öte yandan yeşil sebzelerin: antioksidan içeriği, lif açısından zengin olması, hormonal dengeyi desteklemesi vb sayesinde koruyucu etki sağladığı düşünülmektedir. Hareketsiz yaşam biçimi de hormonal dengesizliklere yol açarak miyom gelişimini tetikler. Yapılan çalışmalarda, düzenli fiziksel aktivitenin miyom gelişimi üzerinde koruyucu bir etkisi olduğu gösterilmiştir” diyor.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Matcha tutkunlarının yeni adresi Dubai

Dubai, son dönemde matcha tutkunlarına da birbirinden farklı mekanlarda sevdikleri tadı deneyimleme imkanı sunuyor.

Antik Japon geleneklerinden ilham alan matcha, Dubai’de de vazgeçilmez bir trend haline geldi. Çay seremonileri sunan kafelerden yaratıcı tatlılara kadar uzanan zengin bir yelpazeyle, matcha deneyimi şehirde bambaşka bir boyuta taşınıyor.

Gözde kafeler, pastaneler ve çay evleri hem otantik hem de yenilikçi yorumlarla matchayı menülerine taşıyor.

Dubai’de Farklı Matcha Lezzetlerini Deneyimleyebileceğiniz En İyi Noktalar:

  • Dopa, Alserkal Avenue: Hindistan cevizi veya lavanta aromalı soğuk matcha içecekleriyle dikkat çekiyor.
  • KUMO, Al Wasl: Japon-Peru füzyonu sunan restoran, Kyoto esintili atmosferi ve yenilikçi matcha içecekleriyle öne çıkıyor.
  • Kurasu, Dar Wasl Mall: Kyoto’dan gelen tören dereceli matcha ile hazırlanan içecekler sunuyor.
  • Oomi, AUD: Canlı renkli matcha latte’ler ve matcha ile hazırlanan tabaklar sunan modern bir kafe.
  • Orto Café, Jumeirah: Klasik matcha latte ile huzurlu bir ortamda keyif yapmak için ideal.
  • The Matcha Tokyo, JBR: Japon markasının Dubai şubesi; saf matcha shotlar, latteler ve dondurma sunuyor.
  • The Cha Club by FLTR, Dubai Mall: Premium matcha içecekleri ve tatlıları ile öne çıkıyor.

Berkay “Sensiz”

Türk pop müziğinin güçlü sesi Berkay, yaza damga vuracak yeni teklisi “Sensiz” ile müzikseverlerle buluştu.

Uzun süredir heyecanla beklenen şarkı, bugün itibarıyla tüm dijital müzik platformlarında yayına girdi.

Romantik sözleri ve etkileyici melodisiyle dikkat çeken “Sensiz”, Berkay’ın duygusal vokaliyle birleşerek yazın en iddialı şarkılarından biri olma yolunda ilerliyor. Şarkının sözleri Oğuz Yılmaz imzası taşırken, düzenlemesini ise başarılı aranjör Kerem Akdağ üstlendi.

Berkay, müzikal kariyerinde yeni bir dönemi temsil eden bu teklisiyle müzik listelerinde yine üst sıralarda yer almaya hazırlanıyor. “Sensiz”, hem duygusal derinliği hem de yaz enerjisini bir arada sunarak dinleyicilerine unutulmaz bir müzik deneyimi vadediyor.

AB’den Türk vatandaşlarına vize kolaylığı

Avrupa Komisyonu, aldığı kararla, Türkiye’de ikamet eden Türk vatandaşlarının Schengen bölgesine yönelik çok girişli (multiple-entry) kısa süreli vize başvurularında kolaylık sağlayacak yeni düzenlemeleri kabul etti. Karar, Türkiye’deki AB üye ülkeleri konsolosluklarından yapılan başvurular için geçerli olacak.

Yeni düzenleme kapsamında, daha önce aldığı vizeyi usulüne uygun şekilde kullanan Türk vatandaşları, bazı şartları sağlamaları halinde aşağıdaki sürelerde çok girişli vize alabilecek:

Önceki vizesinin bitişinden itibaren bir yıl içinde başvuru yapanlara 6 aylık,

Önceki 6 aylık vizesinin bitişinden itibaren iki yıl içinde başvuru yapanlara ise 1 yıllık çok girişli vize verilebilecek.

Kararda, bu gruptaki başvuru sahiplerinin düşük göç ve emniyet riski taşıdığına dikkat çekilirken, konsoloslukların artan başvuru yükünü yönetmelerine de katkı sağlanacağı ifade edildi.

Ancak karar, mesleki amaçlarla vize başvurusu yapan Türk tır şoförlerini kapsamayacak. Ayrıca Türkiye’de yaşayan ve vize yükümlülüğü bulunan diğer ülke vatandaşları için mevcut kurallar geçerli olmaya devam edecek.

Kararın alınmasında, seyahat acenteleri tarafından yapılan usulsüzlükler, hizmet pasaportlarıyla ilgili şeffaflık eksikliği, dolandırıcılık ve insan kaçakçılığı gibi sorunları azaltmaya yönelik Türkiye ile sürdürülen iş birliği sürecinin etkili olduğu vurgulandı.

Yeni kuralların uygulamaya etkileri yerel Schengen iş birliği mekanizması tarafından düzenli olarak değerlendirilecek ve gerektiğinde yeni uyarlamalara gidilecek.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

KM Malta Airlines, İstanbul uçuşları arttı

KM Malta Airlines, artan yolcu talebine yanıt olarak İstanbul–Malta hattındaki kapasitesini artırma kararı aldı.

Yeni tarife ile birlikte Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cuma günleri düzenli seferler sunulacak. Bu sayede hem iş hem de tatil amaçlı seyahat eden yolcular için daha esnek bir uçuş planı oluşturulmuş olacak.

Liberty Fabay’da lüks ve özgürlük

Fethiye’nin benzersiz doğasında konumlanan Liberty Fabay, her yaştan misafire hitap eden özgün yapısıyla sezon boyunca unutulmaz bir tatil vadediyor. Özel plajı, geniş peyzaj alanları, farklı beklentilere göre tasarlanmış havuzları ve zengin gastronomi seçenekleriyle öne çıkan tesis; misafirlerine bir tatilin ötesinde, kişiselleştirilmiş bir deneyim sunuyor.

Zarif detaylarla tasarlanmış odalar

Misafirleri mest eden konforu, özel olanakları ve şımartan seçenekleriyle aktif ve dinlendirici bir konaklama deneyimi sunan tesiste; standart kara manzaralı, deniz manzaralı, havuza erişimli gibi çeşitli kategorilerle birlikte aile odaları, geniş oda, dubleks göl evi ve özel havuzlu suitler de yer alıyor. Konforu önceliklendiren mimari tasarımlara sahip odalar, sunduğu ayrıcalıklarla misafirlere huzur dolu bir yaşam alanı vadediyor.

Çocuklar ve yetişkinler İçin farklı havuz  

Liberty Fabay’ın doğayla iç içe tasarlanmış özel plaj alanı; sıcacık kumsalları ve serin Akdeniz esintisiyle yaz boyunca özgürlüğü tanımlıyor. Farklı havuz alternatiflerinin bulunduğu otelde çocuklar, yetişkinler ve sadece “adults only” alanları tercih edenler için ayrı konseptler sunuluyor. Dört mevsim keyif vadeden ısıtmalı açık ve kapalı havuzlar, yılın her dönemi konforlu bir tatil imkanı sağlıyor.

Gastronomik destinasyon

Liberty Fabay, gastronomi konusunda da oldukça iddialı. Dünya mutfağından örnekler sunan, özgün tatlarla donatılmış restoranlar farklı damak zevklerine hitap ederken, uzman şeflerin en taze malzemelerle hazırladığı görsel şölen niteliğindeki tabaklar lezzeti sanata dönüştürüyor. Miksolojistlerin hazırladığı imza kokteyllerle konuklar her an keyifli bir molaya davet ediliyor. Yalnızca yetişkinlere özel restoranlar ise sessizlik ve zarafet arayanlar için ayrıcalıklı bir atmosfer yaratıyor.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Dünyanın en ince üçe katlanır ekranlı telefonu

TECNO, katlanabilir telefon teknolojisinde yeni bir dönemin kapılarını aralayan en son konsept cihazı PHANTOM Ultimate G Fold Concept’i tanıttı.

Gelişmiş çift menteşe yapısıyla donatılan cihaz, içe doğru katlanan üçlü ekran tasarımıyla öne çıkarken tam açıldığında 9.94 inçlik geniş bir ekran deneyimi sunuyor. Katlandığında sadece 11.49 mm, açıldığında ise yalnızca 3.49 mm kalınlığındaki PHANTOM Ultimate G Fold Concept, şimdiye kadarki en ince üçe katlanır telefon olma özelliğini taşıyor.

İçe katlanan akıllı tasarım

PHANTOM Ultimate G Fold Concept’in G-stil tasarımı, geleneksel üç katlamalı cihazların aksine, ekranı iki kez içe katlayarak çizilmelere ve darbelere karşı tam koruma sağlıyor. Günlük kullanımda klasik bir akıllı telefon deneyimi sunan ikinci bir kapak ekranı da bulunuyor. İç yapısında kullanılan özel çift menteşe sistemi sayesinde, cihaz hem kitap şeklinde açılabiliyor hem de büyük menteşe sayesinde kalan ekran katmanı üstten katlanabiliyor. Cihaz kapandığında, otomatik kilitleme mekanizması sayesinde tamamen boşluksuz ve güvenli bir yapı ortaya çıkıyor. Ayrıca bu gelişmiş mühendislik sayesinde cihaz, farklı açılarda durabilen, mini çalışma istasyonuna dönüşebilen bir forma da bürünebiliyor.

İnceliğin ve gücün denge noktası

PHANTOM Ultimate G Fold Concept, inovatif mühendisliği sayesinde zarif tasarımıyla güçlü donanımı bir arada sunuyor. Yalnızca 0.3 mm kalınlığındaki Titan Fiber arka kapak, 2000 MPa dayanımlı çelik menteşe ve özel ekran katmanları sayesinde elde edilen incelik; cihazın performansından ödün vermeden taşınabilirlik ve şıklık kazandırıyor. İçerdiği yüksek performanslı yonga seti, gelişmiş üçlü kamera dizilimi ve 5000mAh üzeri batarya kapasitesiyle cihaz, sadece ince değil aynı zamanda güçlü bir kullanıcı deneyimi vadediyor.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Kahan Yavaş, İzmir Marriott’un yeni Executive Chef’i oldu!

Turizm ve gastronomi alanında uzun yıllara dayanan tecrübesiyle dikkat çeken Kahan Yavaş, İzmir Marriott’un yeni Executive Chef’i olarak göreve başladı.

Kahan Yavaş kimdir?

Mutfak kariyerine küçük bir sahil kasabasında, deniz ürünlerinin başrolde olduğu samimi bir meyhanede başlayan Yavaş, yıllar içinde edindiği deneyimlerle Türkiye gastronomi dünyasında saygın bir yer edindi. 2018 yılında Chaîne des Rôtisseurs Türkiye Şampiyonu olan başarılı şef, aynı yıl ülkemizi Tayvan’da düzenlenen dünya şampiyonasında temsil ederek uluslararası platformda da Türkiye mutfağını başarıyla tanıttı. Gastronomi tutkusunu disiplinle harmanlayan Kahan Yavaş, bugüne kadar farklı segmentlerdeki mutfaklarda edindiği tecrübeyle modern teknikleri ve yerel lezzetleri ustalıkla birleştirmeyi başardı.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto