Yazılar

Turkcell ve ZTE/Netaş’tan 5G + Wi-Fi 7 Destekli Yeni Nesil Superbox

Turkcell, sabit kablosuz erişim (Fixed Wireless Access – FWA) alanında önemli bir adım atarak ZTE/Netaş ile yeni nesil modem iş birliğine imza attı. Geliştirilen 5G Superbox modemler, sabit altyapıya ihtiyaç duymadan ev ve ofislerde fiber hızında internet deneyimi sunacak.

Yeni nesil çözüm, 5G altyapısı üzerinden Gigabit seviyesinde veri hızları sağlarken; Wi-Fi 7 desteği ile ev ve ofis içinde daha yüksek kapasite, geniş kapsama alanı ve çoklu cihaz senaryolarında optimize edilmiş bağlantı performansı sunuyor. Bu özellikler, bulut servisleri, yüksek çözünürlüklü içerikler ve yoğun veri tüketimi gerektiren uygulamalar için güçlü bir alternatif oluşturuyor.

Turkcell Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Vehbi Çağrı Güngör, “5G’nin olduğu her yerde fiber hızında internet hizmeti sunarak Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğuna katkı sağlayacağız” dedi.

ZTE Avrupa Başkanı Lin Zhi ise, “5G ve Wi-Fi 7’nin birleşimiyle sunulan bu yeni nesil çözüm, ev ve ofislerde üstün bağlantı performansı sağlarken operatörlerin geleceğe hazır altyapılar kurmasına destek olacak” ifadelerini kullandı.

Wi-Fi 7 destekli Superbox modemler satışa sunulmuş durumda. 1 Nisan 2026’da Türkiye’de 5G teknolojisinin kullanıma açılmasıyla birlikte cihazlar 5G uyumlu modeme dönüşecek.

#Turkcell #ZTE #Netaş #Superbox #5G #WiFi7 #DijitalDönüşüm #FiberHızındaİnternet #TeknolojiHaber #GenişBant #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Gençlerde Artan Tehlike: Kulaklık ve İşitme Sağlığı

Kulaklarımız çevremizi ve dünyayı algılamamızda önemli rol oynuyor. Ancak günümüzde modern yaşamın getirdiği gürültü kirliliği, yanlış alışkanlıklar ve ihmaller, işitme sağlığını tehdit ediyor. Son yıllarda özellikle gençler arasında yaygın olarak kullanılan kulaklıklar; müzik veya podcast dinlemek, telefonla konuşmak için günlük hayatın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Ancak yanlış kullanım, özellikle yüksek ses seviyeleri ve uzun süreli maruziyet, kulak sağlığını ciddi şekilde tehdit edebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, dünya genelinde 1,5 milyardan fazla insan işitme kaybı riski altında ve erken önlem alınmazsa kalıcı hasarların artacağı öngörülüyor. Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt, “3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü” nedeniyle, kulaklıkların işitme sağlığına olumsuz etkileri hakkında bilgi verdi.

Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt

Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt

Yanlış kulaklık kullanımı sağlığımızı tehdit ediyor

Kulak sağlığı sadece işitmeyi değil; dengeyi, iletişim becerilerini ve genel yaşam kalitesini de etkiler. Yüksek seslere maruz kalmak, enfeksiyonlar ve yanlış temizlik yöntemleri gibi faktörler, geri dönüşü olmayan kayıplara yol açabilir. Kulaklıklar da en büyük risk faktörlerinden biri haline gelmiştir. Kulaklık kullanımı moderasyonla faydalı olabilir ancak ihmal edildiğinde işitme kaybı, ağrı veya enfeksiyon gibi sorunlar görülebilir. Bu belirtiler fark edilirse, bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurmak önemlidir.

Kalıcı işitme kaybına yol açabilir

Kulaklıkların aşırı kullanımı, yüksek ses seviyeleri nedeniyle iç kulaktaki tüylü hücreleri tahrip ederek kalıcı işitme kaybına ve kulak çınlamasına neden olabilir; bu, özellikle gençlerde yaygın bir risk faktörüdür. Kulak içi modeller, kulak kanalında nem ve bakteri birikimine yol açarak enfeksiyonlara davetiye çıkarırken, kulak üstü çeşitler uzun süreli baskıdan kaynaklı baş ağrısı ve cilt irritasyonuna sebep olur. Kablosuz kulaklıklar ise radyofrekans sinyalleriyle beyne yakın konumda elektromanyetik maruziyet yaratabilir ancak bu etkinin kesin zararları henüz bilimsel olarak tam kanıtlanmamıştır.

Kulaklıklar yanlış kullanımda şu riskleri içeriyor;

  • İşitme kaybı riski: Kulaklıkların en yaygın zararı, yüksek ses seviyelerinde uzun süre kullanım sonucu oluşan işitme kaybıdır. İç kulaktaki hassas tüylü hücreler (koklear hücreler), yüksek desibelli seslere maruz kaldığında hasar görür ve bu hücreler yenilenmez. Örneğin, 85 desibelin üzerindeki seslere 8 saatten fazla maruz kalmak, kalıcı işitme kaybına yol açabilir. Kulak içi kulaklıklar, sesi doğrudan kulak zarına ilettiği için bu riski artırır; kulak üstü modellerde ise ses biraz daha dağılır, ancak uzun kullanımda benzer sorunlar yaşanabilir. Araştırmalar, kulaklıkla müzik dinleyenlerin %10’unda işitme kaybı ve ilgili problemler görüldüğünü gösteriyor. Ayrıca, tinnitus (kulak çınlaması) gibi semptomlar da ortaya çıkabilir.
  • Enfeksiyon ve bakteri artışı: Kulak içi kulaklıklar, kulak kanalındaki nem ve sıcaklığı artırarak bakteri üremesini teşvik eder. Bu, dış kulak yolu enfeksiyonlarına veya kulak kiri birikimlerine neden olabilir. Paylaşılan veya temizlenmeyen kulaklıklar, bakteri sayısını 10-12 kat artırabilir ve enfeksiyon riskini yükseltir. Kulak üstü modellerde ise baskıdan kaynaklı tahriş ve baş ağrıları daha sık görülür.
  • Baş ağrısı ve rahatsızlık: Uzun süreli kullanım, kulak çevresinde baskı yaratır ve migren benzeri ağrılara yol açabilir.
  • Denge ve genel sağlık etkileri: Yüksek ses, iç kulaktaki denge mekanizmasını etkileyebilir, nadir de olsa vertigo gibi sorunlara neden olur.
  • Sistemik riskler: Bazı ilaçlar veya mevcut hastalıklar (örneğin diyabet), kulak hassasiyetini artırarak zararı büyütür.

Kulak sağlığını korumak için bu kurallara uyun

 60/60 Kuralı: Ses seviyesini cihazın maksimumunun %60’ıyla sınırlayın ve günde 60 dakikadan fazla kullanmayın.

Temizlik: Kulaklıkları düzenli dezenfekte edin, başkalarının kullanmasına izin vermeyin.

Model seçimi: Mümkünse kulak üstü modelleri tercih edin; kulak içi olanlarda silikon uçları doğru boyutta seçin.

Düzenli kontrol: Özellikle gençlerde ve yüksek sesli ortamda çalışanlarda yıllık işitme testi yaptırın.

Alternatifler: Hoparlör kullanmayı veya sessiz ortamları tercih edin.

#KulakSağlığı #İşitmeKaybı #KulaklıkKullanımı #DünyaKulakVeİşitmeGünü #MemorialAntalya #DoçDrNeslihanYaprakBarıt #SağlıkUyarısı #Tinnitus #GençlerdeRisk #SağlıklıYaşam #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Türk Çam Balı Küresel Değer Zincirinde Hak Ettiği Konuma Taşınacak

Türkiye, 100 bin tona yaklaşan üretimiyle dünyanın en büyük ikinci bal üreticisi konumunda. Çam balında ise yüzde 90’lık payla dünya üretiminin büyük bölümünü karşılıyor. Ancak üretimdeki bu güç, ihracata aynı ölçüde yansımıyor. Türkiye, 33,5 milyon dolarlık ihracatla dünya sıralamasında 18’inci sırada yer alıyor.

Bu tabloyu değiştirmek için Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü iş birliğiyle “Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artırmak” isimli 24 aylık Ar-Ge projesini başlattı.

 Hedef: 250 Milyon Dolarlık İhracat

Birlik Başkanı Bedri Girit, Türkiye’nin üretim gücüyle ihracatta çok daha yüksek rakamları hak ettiğini belirterek, “Çin 265 milyon dolar, Yeni Zelanda 250 milyon dolar bal ihraç ediyor. Biz de 250 milyon dolarlık ihracat seviyesine ulaşmak istiyoruz” dedi.

Bilimsel Standardizasyon ile Premium Segment

Yönetim Kurulu Üyesi Nedim Kalpaklıoğlu, çam balının uluslararası pazarda düşük fiyatla konumlanmasının temel nedeninin bilimsel altyapı eksikliği olduğunu vurguladı. Çam balına özgü protokateşik asit (PCA), alfa-pinen ve beta-pinen gibi biyoaktif bileşenlerin bilimsel olarak tanımlanması ve uluslararası standardizasyonun sağlanmasıyla ürünün premium segmente taşınabileceğini belirtti.

24 Aylık Ar-Ge Yol Haritası

Proje kapsamında çam balına özgü marker bileşiklerin ileri analizlerle tanımlanması, biyolojik etkinlik testleri, kimyasal yapı–biyolojik aktivite ilişkisi ve uluslararası sınıflandırma sistemi geliştirilmesi hedefleniyor. Ayrıca en az 10 SCI makale ve 15 uluslararası bilimsel sunum yapılması planlanıyor.

Bu çalışmalarla Türk çam balı, yalnızca geleneksel bir doğal ürün değil, aynı zamanda fonksiyonel ve terapötik potansiyeli kanıtlanmış premium bir gıda olarak küresel pazarda konumlandırılacak.

#TürkÇamBalı #Balİhracatı #GıdaSektörü #ArGeProjesi #ManukaRakibi #FonksiyonelGıda #Egeİhracatçıları #TarımVeOrmanBakanlığı #PremiumBal #SürdürülebilirÜretim #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Şehrin İftar Masaları Cookshop’ta Kuruluyor

Türkiye’nin sevilen restoran zincirlerinden Cookshop, Ramazan ayında sevdikleriyle aynı sofrada buluşmak isteyenleri özel iftar menüsüyle ağırlıyor. Geleneksel tatlarla markanın imza lezzetlerini buluşturan menü, misafirlere hem lezzet hem de paylaşım dolu bir deneyim sunuyor.

Özenle Hazırlanan Ramazan Menüsü

İftariyelik tabağı ve günün çorbasıyla başlayan menüde, ana yemek olarak dört farklı seçenek bulunuyor: Fettuccine Makarna, Bizim Köfte, Pizza Akdeniz ve Izgara Tavuk. İftarın tatlı finali ise bademle uyumlu Güllaç ile yapılıyor. Menüye soft içecek eşlik ederken, yemek sonrası sohbetlerin vazgeçilmezi olan taze demlenmiş çay ikram ediliyor.

Cookshop, Ramazan menüsünü tüm şubelerinde 975 TL tek fiyat avantajıyla sunarken; Galataport ve Fişekhane şubelerinde fiyat 1.200 TL olarak belirleniyor.

18 yıldır “Şehrin Masası” olma geleneğini sürdüren Cookshop, Ramazan ayında da misafirlerini aynı lezzet ve özenle ağırlamaya devam ediyor.

#Cookshop #RamazanMenüsü #İftarSofrası #ŞehrinMasası #GurmeLezzetler #Ramazan2026 #İftarKeyfi #GelenekselTatlar #ModernLezzetler #GurmeHaber #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Hyundai i30 Yeni Motoruyla Şimdi Daha Güçlü ve İddialı

Hyundai Motor Türkiye, C segmentinin sevilen modeli i30’u yeni 1.6 T-GDI 150 PS motor seçeneğiyle satışa sundu. 250 Nm tork üreten motor, 7 ileri DCT şanzımanla birleşerek daha güçlü, daha akıcı ve daha dinamik bir sürüş deneyimi sunuyor.

Yeni motoruyla i30, 206 km/s maksimum hıza ulaşırken, 0-100 km/s hızlanmasını 9,2 saniyede tamamlıyor. Turbo beslemeli yapısı sayesinde düşük devirlerden itibaren canlı bir karakter sergileyen i30, hem şehir içi hem uzun yol sürüşlerinde dengeli performans sağlıyor.

Konfor ve Teknoloji

i30, geniş panoramik cam tavanı, 10,25 inç dijital gösterge paneli ve dokunmatik bilgi-eğlence sistemiyle modern bir kokpit deneyimi sunuyor. Apple CarPlay ve Android Auto uyumluluğu, USB Type-C girişleri ve kablosuz şarj ünitesi günlük kullanım pratikliğini artırıyor.

Güvenlik Donanımları

Hyundai’nin Smart Sense güvenlik teknolojileri i30’da standart olarak sunuluyor. Ön Çarpışma Önleme Asistanı (FCA), Şeritte Kalma Asistanı (LKA), Akıllı Hız Limit Asistanı (ISLA) gibi sistemler sürücüyü aktif olarak destekliyor.

Türkiye’de “Prime” ve “Comfort” donanım paketleriyle satışa sunulan hatchback gövde tipindeki i30, yeni motoruyla birlikte C segmentinde rekabet gücünü daha da artırıyor.

 

#Hyundaii30 #YeniMotor #TGDI #OtomotivSektörü #PerformansVeKonfor #HyundaiTürkiye #Csegment #SmartSense #OtomobilHaber #YeniHyundaii30 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Dondurulmuş Patateste Büyüme: Atakey’in 2026 Hedefi 80 Bin Ton

Türkiye’nin lider dondurulmuş patates üreticisi Atakey Patates, 2025 yılını operasyonel disiplin ve verimlilik odağıyla başarıyla tamamladı. Şirket, toplam satış hacmini %10 artırarak 69,3 bin tona ulaştı ve yıl sonu hedeflerini gerçekleştirdi.

Atakey Patates İcra Kurulu Başkanı Ahmet Özgül, “2025 yılı, üretim yetkinliğimizi ve operasyonel esnekliğimizi kanıtladığımız bir yıl oldu. Hedeflediğimiz 69,3 bin tonluk satış hacmine ulaşmak, verimlilik ve sürdürülebilir büyüme vizyonumuzun bir göstergesidir” dedi.

Şirketin büyümesinde, dondurulmuş patates ürün grubu ana sürükleyici olurken; soğan halkası, peynir çubuğu ve patates kroket gibi katma değerli ürünler de toplam performansa stratejik katkı sundu. 2025 yılında bu segmentte 5,2 bin tonun üzerinde hacim elde edildi.

2026 Hedefi: 80 Bin Ton

Atakey, 2026 yılında satış hacmini 80 bin tona çıkarmayı hedefliyor. Bu büyüme planında dondurulmuş patatesin liderliğini koruması, katma değerli ürünlerin ise portföydeki payının artırılması öngörülüyor. Şirket ayrıca perakende kanalındaki varlığını güçlendirmeyi ve ulusal satış ağlarıyla daha geniş kitlelere ulaşmayı planlıyor.

#Atakey #DondurulmuşPatates #GıdaSektörü #GurmeLezzetler #KatmaDeğerliÜrünler #2025Başarı #2026Hedef #GıdaSanayi #PatatesÜrünleri #SürdürülebilirBüyüme #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yeni NovoLux: Güvenlik, Verimlilik ve Modern Tasarım Bir Arada

Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, turizm ve servis taşımacılığında güçlü bir konuma sahip olan NovoLux modelini yenileyerek yollara çıkardı. Modern tasarım çizgileri, artırılmış güvenlik donanımları ve konfor odaklı iç mekân iyileştirmeleriyle yeni NovoLux, hem işletmecilere verimlilik hem de yolculara daha güvenli ve keyifli bir seyahat deneyimi sunuyor.

Güvenlik ve Konfor Ön Planda

Yenilenen iç trim renkleriyle daha ferah bir atmosfer sağlayan NovoLux, yeni nesil koltuk tasarımı ve ahşap görünümlü taban kaplamasıyla şıklığı dayanıklılıkla buluşturuyor. Multimedya sistemi, elektrikli ve ısıtmalı yan aynalar, alçaltılmış bagaj kapağı gibi detaylar sürücü ve yolcular için kullanım kolaylığı sağlıyor.

 Yüksek Performans ve Verimlilik

7.420 mm uzunluğa ve 2.350 mm genişliğe sahip araç, Euro VI OBD-E emisyon standartlarına uygun turbo dizel motoruyla 190 PS güç ve 510 Nm tork üretiyor. 29 yolcu kapasitesine sahip NovoLux, ESC ve ABS’li tam havalı fren sistemi, AEBS acil fren sistemi, radar destekli kör nokta bilgi sistemi (BSIS), hareketli nesne algılama sistemi (MOIS), sürücü dikkat uyarı sistemi ve motor odası yangın algılama sistemi gibi ileri güvenlik teknolojilerini standart olarak sunuyor.

Yeni NovoLux, turizm ve servis taşımacılığında konfor, güvenlik ve verimliliği bir arada sunan modern bir çözüm olarak öne çıkıyor.

#AnadoluIsuzu #NovoLux #OtomotivSektörü #TurizmTaşımacılığı #ServisTaşımacılığı #GüvenlikVeKonfor #YüksekPerformans #TicariAraç #OtomotivHaber #YeniNovoLux #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

İftar ve Sahurda Dikkat: Sağlıklı Beslenme ile Sindirim Dostu Ramazan

Ramazan ayında beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, sindirim sağlığı için iftar ve sahurda tüketilenlerin büyük önem taşıdığını söylüyor.

Özellikle su tüketiminin iftar ve sahur arasında dengeli bir şekilde yapılması gerektiğini ifade eden Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bir anda içilen bir litre suyun faydası sınırlı olacaktır. Bunun yerine su tüketimi iftar ve sahur arasına yayılmalı. Sahurda en az yarım litre su içilmesi önerilir.” dedi. Porsiyonların küçültülmesi ve her besin grubundan dengeli şekilde tüketim sağlanması gerektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Atamer, yemeklerin yavaş ve bol çiğnenerek tüketilmesi, ilk lokmadan sonra beyinde doyma sinyalinin oluşmasının beklenmesi gerektiğine dikkat çekti.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, Ramazan’da sindirim sağlını korumak için dikkat edilmesi gereken alışkanlıklar hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Ramazan’a uygun beslenme alışkanlıkları geliştirilmesi önemli!

Ramazan ayında beslenme şeklinden yemek saatlerine, yenen yemeğin çeşidinden hareket miktarına kadar birçok dengenin değiştiğini hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu nedenle bu döneme uygun alışkanlıklar geliştirilmesi büyük önem taşır.” dedi.

Ramazan ayının nefis terbiyesi, yeme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi ve özellikle porsiyon kontrolünü öğrenmek için önemli bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Atamer, bayram sonrasında da benzer yeme alışkanlıklarının sürdürülmesi ve dengeli beslenmenin yaşam tarzı haline getirilmesi önerisinde bulundu.

Su tüketimi iftar ve sahur arasına yayılmalı!

Ramazan ayı boyunca su kaybının daha belirgin hale geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu nedenle yeterli suyun iftar ve sahur aralığında tüketilmesi gerekir.” dedi.

Suyu bir anda içmenin doğru olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Atamer, şunları söyledi:

“Bir anda içilen bir litre suyun faydası sınırlı olacaktır. Bunun yerine su tüketimi iftar ve sahur arasına yayılmalı. Günlük ortalama 2-3 litre su hedeflenmeli. Sahurda en az yarım litre su içilmesi önerilir. İftarda birkaç bardak suyun ardından ılık, hafif ballı ve limonlu su tüketmek şeker dengesinin ayarlanmasına katkı sağlayabilir.

Çay ve kahve tüketimi ise sınırlandırılmalı. İftar ve sahurda içilen kahve ve siyah çay, beyindeki susama merkezinin baskılanmasına neden olarak yeterince su içmeyi engelleyebilir. Ayrıca idrar söktürücü etkileri nedeniyle gün içinde su kaybını artırabilirler. Bu nedenle Ramazan boyunca kontrollü tüketilmeleri önerilir. Gazlı ve şekerli soğuk içeceklerden ise uzak durulmalı.”

Ramazan’da porsiyonların küçültülmesi önemli!

Ramazan’da porsiyonların küçültülmesinin önemli olduğunu aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Tabağa tüm ürünleri doldurmak yerine, her ürün tüketildikten sonra diğer yemeğe geçilmeli.” dedi.

Göz ve mide açlığı nedeniyle porsiyon alımının fazla olabileceği uyarısını yapan Prof. Dr. Atamer, “İlk 15 dakika az ölçüyle başlanırsa, devamında da yine az porsiyon ile devam edilir ve bu sayede kilo alımının önüne geçilebilir. Her grup besin kaynağı az ve dengeli şekilde tüketilmeli. Vücudun ihtiyacı olan karbonhidratlar daha çok sebze ve bakliyatlardan, daha az miktarda olmak üzere meyvelerden alınmalı. Pide gibi beyaz unlu ürünler yerine kepekli siyah bulgur, esmer pirinç, çavdar, tam buğday ve kepekli buğday gibi şeker yükseltici etkisi daha az olan gıdalar tercih edilmeli.” şeklinde konuştu.

Protein ağırlıklı beslenme iştah kontrolünü destekler!

Protein alımının azaltılmasının iştah kontrolünü zorlaştıracağına ve Ramazan sonunda bedenin yağ oranında artışa neden olabileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Protein ağırlıklı beslenmek gerekir.” dedi.

Balığın haftada iki kez, kızartma yerine diğer pişirme yöntemleriyle tüketilmesi gerektiğine değinen Prof. Dr. Atamer, “Aşırı yağlı tüketilen protein kaynakları; sucuk, sosis, pastırma, aşırı yağlı et, kavurma, kızartma ve yağlı peynir gibi besinler kilo alımına neden olabilir. Özellikle kırmızı et ve balık eti hazırlanırken sebzelerle sote edilmeli; yoğurt, ayran veya kefirle birlikte tüketilmelidir. Sahurda yumurta ihmal edilmemelidir.” açıklamasını yaptı.

Katı bir lokma en az 20 kez çiğnenmeli ve sonra yutulmalı!

Yemeklerin çok çiğnenerek tüketilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Katı bir lokma en az 20 kez çiğnenmeli ve sonra yutulmalıdır. Çiğnenme yapılamıyorsa yemek arasında mola verilmelidir.” dedi.

Özellikle iftarda, ilk çorbadan sonra mutlaka 15 dakika beklenmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Atamer, beynin doğru besin sinyali oluşturabilmesi için ilk lokmadan itibaren en az 13 dakika geçmesi gerektiğini hatırlattı.

Sahurda tatlı tüketilmemeli!

Sahurda tatlı yenmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “İftarda ise haftada en fazla bir-iki kez hafif tatlılar tercih edilebilir.” dedi.

Az şekerli sütlü tatlılar, güllaç ve dondurucuya atılan meyveli yoğurtların tercih edilebileceğine işaret eden Prof. Dr. Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ancak bu tatlılar yemekten en az bir saat sonra tüketilmeli. Şerbetli tatlılardan uzak durulmalı. İftar sonrası yatıncaya kadar olan dönemde ve sahurda sınırlı olmak kaydıyla taze meyve ile birlikte çiğ, kavrulmamış kuru yemiş tüketilebilir. Bağırsakların iyi çalışmasını sağlayan meyveler zaman zaman bol tarçınlı, şekersiz veya az şekerli komposto olarak hazırlanabilir. Ancak meyvelerin şeker içeriği unutulmamalı ve günde iki porsiyondan fazla tüketilmemeli.

Ceviz, içerdiği Omega 3 desteği ve tokluk süresini uzatması nedeniyle hem sahurda hem iftarda 2-3 adet tüketilebilir. Bunun yanında çiğ olarak 4 adet badem, 3 adet fındık veya fıstık alınması önerilir.”

#RamazanBeslenme #SindirimSağlığı #ProfDrAytaçAtamer #RamazanÖnerileri #SağlıklıYaşam #İftarSahur #PorsiyonKontrolü #SuTüketimi #RamazanSağlık #BeslenmeAlışkanlıkları #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Derya Özbalcı Yeşilyurt, Accor’un Lüks Otellerinde Pazarlamayı Yönetecek

Accor’un lüks segmentinde yer alan Türkiye’deki iki önemli otel; Fairmont Quasar İstanbul ve Fairmont markasına dönüşüm sürecinde olan The Grand Tarabya Managed by Accor, pazarlama ve iletişim faaliyetlerini artık Derya Özbalcı Yeşilyurt’un liderliğinde tek çatı altında yürütecek.

Hâlihazırda The Grand Tarabya’da Pazarlama ve İletişim Direktörü olarak görev yapan Yeşilyurt, yeni yapılanma kapsamında Fairmont Quasar İstanbul’a da dönerek her iki otelin pazarlama ve iletişim stratejilerinden sorumlu olacak.

Yeşilyurt; dijital pazarlama, kurumsal iletişim, medya ilişkileri, içerik stratejileri ve stratejik iş birliklerini kapsayan geniş bir sorumluluk alanını yönetecek. Accor’un lüks segment vizyonu doğrultusunda, Türkiye’deki Fairmont markalarının pazardaki gücünü artırması hedefleniyor.

Otelcilik ve medya sektörlerinde uzun yıllara dayanan deneyime sahip olan Yeşilyurt, daha önce Fairmont Quasar İstanbul’da Pazarlama ve İletişim Müdür Yardımcısı ve Dijital Pazarlama Müdürü olarak görev yapmıştı. Dijital dönüşüm ve marka hikâyeleştirmesi alanındaki uzmanlığıyla, her iki otelin yerel ve uluslararası pazarda daha güçlü bir konum elde etmesi amaçlanıyor.

#FairmontQuasar #TheGrandTarabya #AccorHotels #TurizmSektörü #PazarlamaAtaması #LüksOtelcilik #DeryaÖzbalcıYeşilyurt #HotelMarketing #TurizmVeİletişim #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Bayramda Tatilcilerin Yeni Rotası: Kuzey Afrika 

Ramazan Bayramı’nda Türk tatilcilerin gözdesi Kuzey Afrika oldu. Coral Travel Türkiye, Mısır, Fas ve Tunus’a yönelik rezervasyonlarda önceki yıllara göre belirgin bir artış yaşandığını açıkladı. Vizesiz veya kolay vize imkânı sunan bu üç ülke, kültürel çeşitlilik ve uygun fiyat avantajlarıyla 2026’nın en cazip destinasyonları arasında öne çıkıyor.

Mısır: Tarih ve Deniz Bir Arada

Mısır, yalnızca deniz tatili değil; Kahire, Giza Piramitleri ve Nil Nehri’ni kapsayan tur paketleriyle hem dinlenme hem keşif imkânı sunuyor.

Fas: Kültür ve Gastronomi Deneyimi

Coral Travel, 14-19 Şubat tarihleri arasında turizm profesyonelleriyle Fas’a düzenlediği Fam Trip organizasyonunda Rabat, Fes, Şafşavan, Marakeş, Casablanca ve Essaouira’yı tanıttı. Katılımcılar, Fas’ın kültür, gastronomi ve şehir deneyimini bir arada sunan yapısının Türk turistler için güçlü bir alternatif olduğunu vurguladı.

Tunus: Çöl ve Tarih Buluşması

Tunus, Ramazan Bayramı döneminde en çok talep gören destinasyonlardan biri oldu. Çöl deneyimi, geleneksel pazarları ve Kuzey Afrika mutfağıyla dikkat çeken ülke, hem deniz tatili hem kültür turu seçenekleriyle cazibe merkezi haline geldi.

Rezervasyonlarda Artış ve Ödeme Kolaylığı

Coral Travel Türkiye Genel Müdürü Mehmet Kamçı, “Kuzey Afrika’yı 2026 sezonunda güçlü bir büyüme alanı olarak görüyoruz” dedi. Coral Travel, Ziraat Bankası iş birliğiyle Bankkart sahiplerine 8.500 TL’ye varan Bankkart Lira fırsatı sunarken, bayram dönemine özel kontenjanların hızla dolduğu açıklandı.

#KuzeyAfrika #BayramTatili #Mısır #Fas #Tunus #VizesizSeyahat #CoralTravel #YurtDışıTatil #Seyahatİpuçları #Turizm2026 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity