Yazılar

Ipsos; Pandemiye rağmen ev dışına çıkma oranı halen yüksek

Ipsos; Pandemiye rağmen ev dışına çıkma oranı halen yüksek

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor. Hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor…

Ipsos Araştırma Şirketi gerçekleştirdiği “Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının” 23 döneminde;  bu çalışmanın 3. döneminden bu yana vatandaşların son 1 haftada evden dışarı çıkma davranışını mercek altına aldı. Salgının ilk dönemlerinde, Nisan ayında, dışarı çıkanların oranı karantina %63’lere kadar düştüğü görülmüştü. O dönem evden zorunlu olmayan ihtiyaçlar için dışarı çıkma oranı ise çok düşüktü, dışarı çıkanların en fazla 5’te birinin zorunlu olmayan nedenlerle dışarı çıktığı Ipsos tarafından tespit edilmişti. 

ZORUNLU OLMAYAN İHTİYAÇLAR İÇİN EVDEN DIŞARI ÇIKANLAR

Evden dışarı çıkanların oranı normalleşmenin başlamasıyla beraber %80’lerin üzerine çıktı ve yaz döneminde bu oran %92’lere kadar ulaştı. Bu dönemde dışarı çıkan her 10 kişiden yaklaşık 5- 6’sı zorunlu olmayan ihtiyaçlar için de dışarı çıktığını ifade etti. Eylül ayına girmemizle beraber hem yaz döneminin sona ermesi, hem de yeni eğitim yılının başlamasıyla beraber eve dönüşler başladı. Ancak salgının ilk döneminden farklı olarak kişisel karantinanın çok yaygın olmadığını bu çalışmada görülüyor. Dışarı çıkma oranı halen yüksek (%84), elde edilen bilimsel veriler ile dışarı çıkanların yarısı zorunlu olmayan ihtiyaçlar için çıktığını işaret ediyor (%52). 

TOPLUM DIŞARIDA YEME-İÇME KONUSUNDA NE KADAR ENDİŞELİ?

Temmuz ortasında yaptığımız araştırmamızda her 10 vatandaştan 7’sinin restoran-café gibi yeme-içme yerlerine halen gitmediği Ipsos araştırması tespit edilmişti. Her ne kadar yaz döneminde bu oranda kısmi azalma olsa da endişenin baki kaldığı görülüyor.  Toplumun %87’si dışarıda yeme-içme konusunda halen endişeli. Hatta bu konuda endişenin oldukça güçlü olduğu söylenebilir. Vatandaşların %54’ü çok endişeli hissettiğini ifade ediyor.

EVE YEMEK SİPARİŞ ETME KONUSUNDA DA AYNI ENDİŞEYİ TAŞIYOR MUYUZ?

Dışarıdan sipariş edilen yemeğin veya ambalajın virüs taşıyacağına dair endişe bireylerin evde yemek yapma veya evde yapılan yemeği yeme eğilimini güçlendirmişti. Normalleşme ile başlayan süreçte, dışarıdan eve yemek sipariş etme oranlarında da artış görüldüğü izlendi.. Ancak dışarı yeme-içme konusunda olduğunda gibi dışarıdan eve yemek siparişinde de çoğunluk endişeli hissediyor. Her 4 kişiden 3’ü bu konuda endişesini dile getiriyor (%77). Yine de dışarıda yeme-içmeyle karşılaştırıldığında endişe seviyesinde 10 puanlık bir fark olduğunu not etmek gerekiyor. 

KUAFÖRE/BERBERE GİTMEYE İLİŞKİN ENDİŞE DÜZEYİ NASIL?…

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 verilerine göre Türkiye’de kadın ve erkek kuaförlüğü işyeri sayısı yaklaşık 86bin, esnaf ve sanatkarlar işyeri sayısında sıralamada 3. sırada yer alıyor. Sadece özel günlerde değil günlük hayatta da kuaför ve berbere gitmek toplumda oldukça yaygın bir davranış ancak salgınla beraber kuaföre-berbere gitme oranlarında ciddi düşüşler yaşandığı verilerle izleniyor.. Vatandaşların %87’si halen kuaföre-berbere gitmek konusunda endişeli hissettiğini ifade ediyor. Artan vaka sayıları nedeniyle bu endişenin yakın zamanda ortadan kalkmayacağını söylemek mümkün.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmelerini şöyle iletti;

“Salgına tepki verirken ilk dönemde toplum olarak bir standardımız vardı. Mecbur olmayanlar evden çıkmamaya dikkat ediyordu, restoranlar, zaten kapalıydı ama açık olsalardı bile çoğunluk dışarıda yeme-içmeye hiç sıcak bakmıyordu. Kuaföre, berbere gitmek akıllardan bile geçmiyordu. Nisan ayı ortalarında her on kişiden dördünün bir hafta boyunca evden çıkmadığı dönemler yaşadık. Tabi bunda yaş gruplarına getirilen kısıtlamaların da rolü büyüktü. Yaz ayları boyunca bu  standarttan uzaklaştık, öyle bir dönem geldi ki on kişiden dokuzu o hafta içinde mutlaka evden çıkar hale geldi. Ve bu dışarı çıkışların yarısı da zaruri nedenlerle değildi.

Son haftalarda ise endişelilik seviyemizde doğal olarak bir yükseliş var. Evden çıkmayanların oranında bir artış görüyoruz. Dışarıda yemekten, kuaföre gitmekten endişe duyanlar artıyor.  Vaka sayıları Mayıs başındaki seviyesine döndükçe biz de toplum olarak yavaş yavaş salgın ile savaşta fabrika ayarlarımıza dönmeye başladık. Buna hepimizin ihtiyacı ve mecburiyeti olduğu kesin” dedi…

Türk halkı koronada alınan tedbirleri nasıl karşıladı

Türk halkı koronada alınan tedbirleri nasıl karşıladı
Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor. Hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor… Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasın 22 döneminde vakalardaki artış mercek altına alındı.

Normalleşme sürecinin başlamasıyla beraber önümüzdeki dönemde ikinci dalga yaşanabileceğine dair kamuoyunda tartışmalar da başlamıştı. Haftalık araştırmalarda ikinci dalga beklentisi izlendiğinde vatandaşların çoğunun bu yönde bir görüş belirttiği görüldü. Son dönemlerde Sağlık Bakanı ve bazı bilim kurulu üyeleri bu durumu ikinci dalga yerine birinci dalganın ikinci piki olarak tanımladı.

Bu çerçevede geçtiğimiz hafta Ipsos, Koronavirüs ve Toplum Kamuoyu Araştırmasında; “bugünlerde salgında ikinci dalga veya diğer bir ifadeyle birinci dalganın ikinci pikinin yaşanıp yaşanmadığını” sordu. Buna göre her 10 vatandaştan 6’sı bu soruya evet cevabını verdi. Vaka artışlarındaki ciddi artışın toplumun çoğunluğu tarafından bu şekilde değerlendirildiği söylenebilir.

DÜĞÜN VB ETKİNLİKLERE YÖNELİK KISITLAMALAR KAMUOYUNDA DESTEK GÖRÜYOR… Ipsos; Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile pandeminin başından buyana çok uzunca zamandan beri vatandaşların kendi aldıkları bireysel önlemleri yeterli gördüklerini, diğer vatandaşları ise bu konuda eleştirdiklerini gözlemliyor… Bu bağlamda araştırma bulgularına yer veriyor. Düğünler vb etkinliklerde maske takılmaması, sosyal mesafe önlemlerine dikkat edilmemesi gibi hususlar toplumda en tepki toplayan konulardan birisi… Salgınla mücadele kapsamında bu tür etkinliklere getirilen kısıtlamaların kamuoyunun büyük çoğunluğu tarafından onaylanıyor. Bu kısıtlamalara karşı çıkanlar sadece %8 düzeyinde.

MEKANLARDA MÜZİK KISITLAMASINA TOPLUMUN YAKLAŞIK ÜÇTE BİRİ NET BİR DESTEK VERMİYOR.  Salgınla mücadele kapsamında, restoran, kafe vb yeme-içme ve eğlence yerlerinde saat 24.00’ten sonra müzik yayını yapılması yasaklandı. Vatandaşlar arasında her ne kadar bu kararı destekleyenlerin oranı desteklemeyenlerden daha yüksek olsa da, diğer kararlara kıyasla destek düzeyinin nispeten daha düşük olduğu görülüyor. %20’lik kesim bu kararı yanlış bulduğunu söylüyor, %10 ise bu konuda net bir fikir belirtmiyor.

TOPLU TAŞIMA DÜZENLEMESİNE DAİR GÖRÜŞLER

Ülke genelinde toplu taşımalarda düzenlemelere gidildi, ancak İstanbul gibi trafiğin yoğun olduğu büyükşehirlerde bu karar tartışmaları da beraberinde getirdi. Ayakta yolcu sayısının azaltmasına yönelik bu kararın yolcu sayısı düşünüldüğünde uygulanabilirliği de ayrı bir tartışma konusu oldu. Ipsos’un geçtiğimiz hafta yapmış olduğu araştırmada vatandaşlara bu konuyla ilgili 2 soru yöneltildi. Her iki soruda da yolcu sayısının azaltılmasına yönelik kararın toplumda büyük oranda destek gördüğü araştırma verileri ile tespit edildi  (%87).

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmelerini şöyle iletti;

“Sağlık bakanının ve bir çok bilim insanının açıklamaları salgında ikinci zirveyi yaşamaya başladığımız yönünde. Günlük vaka sayıları artıyor, buna ek olarak çevremizde sık sık Covid pozitif teşhisi konulan insanların haberlerini alıyoruz. Tüm bunların sonucunda toplum ikinci zirveyi yaşamakta olduğumuzun bilincine varmış durumda, her on kişiden altısı bu şekilde düşünüyor. Herkesin kendi adına bireysel önlemleri yeterince aldığını düşünmesi ama yine de toplumun genelinin tedbirsiz olduğunu düşünmesi bir dilemma olarak devam ediyor, işte bu noktada genel beklenti bu tedbirleri devletin düzenlemesi yönünde. Bu yüzden de düğünlere getirilen kısıtlamalar, toplu taşıma araçlarında alınan önlemler büyük destek görüyor. Vatandaşlar, bu işi bireyler değil devlet çözebilir diye düşünüyor. Devletin de tedbirleri yeniden sıkılaştırmak gibi bir eğilimi olduğunu görüyoruz. Önümüzdeki günlerde bu yönde gelişmeler yaşanırsa şaşırtıcı olmayacak.”

 

Sokağa çıkma yasağı uygulansın

Ipsos : Sokağa çıkma yasağı uygulansın

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor. Hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor… Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasında; normalleşme öncesinde salgınla mücadele kapsamında uygulanan sokağa çıkma yasağına ilişkin toplumsal destek düzeyinin yüksek olduğu araştırmalarda görülüyor. Vaka sayılarındaki artış nedeniyle Sokağa çıkma yasağı uygulamasının tekrar gündeme gelip gelmeyeceği toplumda merak edilen önemli hususlardan… Ipsos araştırma şirketi de 20. dönem araştırmasında;  vatandaşlara sokağa çıkma yasağı uygulamasının tekrar başlamasına ilişkin görüşlerini sordu. Çoğunluğun sokağa çıkma yasağı uygulamasını desteklediği görüldü (%87). Desteklerin büyük bölümü bu uygulamanın il bazında değil tüm Türkiye’de uygulanması gerektiği kanısında. Sokağa çıkma yasağına karşı çıkanlar ise sadece %5 ile sınırlı.

VATANDAŞLARIN NE KADARI TOPLU TAŞIMA KULLANIYOR? Geçtiğimiz hafta salgın nedeniyle toplu taşımada düzenlemelere gidilmesiyle beraber bu konu ülke gündemine oturdu. Ipsos Eylül ayının ilk haftası gerçekleştirdiği araştırmasında; vatandaşlara son 1 hafta içinde toplu taşıma kullanıp kullanmadıklarını sordu. Yaklaşık her 10 kişiden 4’ünün toplu taşıma kullandığı tespit edildi. Bu soruya ilaveten, son zamanlarda genel olarak kullanılan ulaşım yöntemleri de incelendiğinde, toplu taşıma araçlarından en az birini çok sık veya bazen kullananların oranı %51 seviyesinde, diğer bir ifadeyle her iki kişiden birisi toplu taşıma kullanıcısı…

SALGIN DÖNEMİNDE, VATANDAŞLAR TOPLU TAŞIMA KULLANIRKEN KENDİLERİNİ NE KADAR RAHAT HİSSEDİYOR? Belediyeler; salgının özellikle ilk dönemlerinde yolcu sayısında çok ciddi düşüşler olduğunu açıklamıştı. Normalleşme ile birlikte yolcu sayısında ciddi artışlar görülmeye başlandı. Öte yandan gündemin tartışmalı konularından; toplu taşıma kullanırken kendimizi ne kadar rahat hissettiğimiz sorusu ortadan kalkmadı. Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirdiği araştırmada; vatandaşların %43’ünün kendisini hiç rahat hissetmediği, %34’ünün ise pek rahat hissetmediği görüldü. Toplu taşımaların kalabalık olması gibi nedenlerden ötürü virüs bulaşma ihtimalinin yüksek olması vatandaşları tedirgin ediyor.

EBEVEYNLER ÇOCUKLARINI OKULA GÖNDERECEK Yeni eğitim öğretim yılı uzaktan eğitimle 31 Ağustos’ta başladı. Yüz yüze eğitime geçiş olup olmayacağı, kademeli eğitim modelinin nasıl olacağı ebeveynlerin sürekli yakın gündeminde olan ve takip ettiği konuların başında geliyor. Bu dönem Ipsos’un yapmış olduğu araştırmada ebeveynlere yüz yüze eğitim olması durumunda çocuklarını okula gönderme eğilimlerini soruldu. Buna göre okul çağındaki her bir çocuk için alınan 10 cevaptan 6’sı “gönderirim”, 2’si “göndermem”, diğer 2’si ise “okula gönderip göndermeyeceği konusunda kararsızım” şeklinde oldu.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmelerini şöyle iletti: “Okullar kısmen yüz yüze ama çok büyük oranda uzaktan eğitim ile faaliyete geçtiler, ilk haftalar tamamlandı, hala her on veliden dördü okullar yüz yüze eğitime geçerse çocuğunu okula göndermek istemiyor.

Vaka sayılarında artış gözlemlenmesi nedeniyle bazı önlemler yeniden uygulanmaya başlandı.

Toplu taşımada ayakta yolcu alınmaması kararı da alınan bir başka tedbir, son dönemde vatandaşların yarısı toplu taşımayı nadiren kullanıyor ya da hiç kullanmamaya çalışıyor. Bu oran son hafta içinde ise %60’ı aşmış durumda.

Kına, sünnet düğünü gibi toplantılara getirilen yasaklar, düğünlere getirilen kısıtlamaların ardından son olarak İstanbul’da açık hava konserlerine de yasak geldi. Henüz sokağa çıkma kısıtlaması gündemde değil, ancak toplumda neredeyse her on kişiden dokuzu il bazında veya yurt genelinde sokağa çıkma yasağı uygulanması düşüncesine katılıyor. Toplumun genel beklentisinin Nisan-Mayıs aylarında uygulanan ve sonuç vermiş olan tedbirlerin kısmen de olsa yeniden uygulamaya alınması olduğunu söyleyebiliriz.”

 

Ipsos ; Her dört kişiden üçü normalleşme sürecinin gidişatını kötü buluyor!

Ipsos ; Her dört kişiden üçü normalleşme sürecinin gidişatını kötü buluyor!

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor. Hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor…

Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasında; normalleşme sürecinin gidişatı kötü bulunuyor. Artan vaka sayıları ile beraber vatandaşlar sürece dair daha olumsuz bir değerlendirmede bulunmaya başladı. Yaklaşık her 4 vatandaştan 3’ü gidişatın kötü veya çok kötü olduğunu düşünüyor. Haziran başında toplumun yarısından fazlası normalleşme süreci nedeniyle salgında ikinci bir dalga yaşanacağını düşünüyordu, bu yönde düşünenlerin oranı haftalar geçtikçe daha da artış gösterdiği verilerle tespit ediliyor. Geçtiğimiz hafta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise bu artışı ilk dalganın ikinci piki olarak tanımladı. İkinci dalga veya ilk dalganın pikinin aslında yaşanmaya başlandığı söylenebilir.

ALTMIŞ BEŞ YAŞ VE ÜSTÜ VATANDAŞLARA YÖNELİK KISITLAMALAR TOPLUMDA KABUL GÖRÜYOR. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bayram, nişan, düğün gibi kutlamalar, asker uğurlamaları ve taziyeler esnasında gerekli bireysel tedbirlere yeteri kadar uyulmadığına dair bir açıklama yaptı. Bu kapsamda özellikle 65 yaş ve üstü vatandaşları korumak amacıyla il bazında Valilikler tarafından çeşitli sınırlandırmalar getirildi. Bu tür uygulamalar toplumun büyük kesimi (%88) tarafından desteklendiği görülüyor.

MASKE KULLANMAYANLARA YÖNELİK PARA CEZASI YETERİ KADAR UYGULANMIYOR. Ipsos’un gerçekleştirdiği bu araştırmada sıkça dile getirildiği üzere vatandaşlar, diğer vatandaşların yeteri kadar önlem almadığını düşünüyor. Bununla birlikte bu kişilere yönelik kamusal yaptırımların da yeteri kadar uygulanmadığı görüşü hakim… İçişleri Bakanlığı’nın genelgesiyle 22 Haziran’da başlayan uygulamaya göre  maske takma zorunluluğuna uymayan vatandaşlara 900 TL para cezası kesilmesi gerekiyor. Ancak bu kararın yeteri kadar uygulanmadığını düşünenlerin oranı (%59) uygulandığını düşünenlerden (%32) daha yüksek.  Bireylere son 1 haftada yaptıkları faaliyetleri ve bu faaliyetleri yaparken ne kadar süre maske taktıkları soruldu. Geçtiğimiz hafta markete veya pazara gidenlerin çoğunluğu (%87) tüm süre boyunca maske kullandığını ifade ediyor.

Maskeyi sadece bir süre, çok az bir süre veya hiç kullandığını beyan edenlerin oranı ise %8-10 aralığında… Bu oran her ne kadar küçük gözükse de nüfusu düşündüğümüzde virüsün yayılması için yeteri kadar elverişli bir ortam oluştuğunu söylemek mümkün.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik araştırmada elde edilen verilerle ilgili yaptığı  değerlendirmede “Tedbirler sorulduğunda büyük ağırlıkta bir kesim tedbir aldığını söylemeye devam ederken,  yine aynı grup toplumun genelinin bu anlamdaki performansından memnun olmadığını da söylüyor. Ayrıca maske takmayanlara yeterince yaptırım uygulanmadığı düşüncesi de hakim. Tüm bu tablo içinde vaka sayıları da her gün artıyor. Yakın veya uzak çevresinde Koronavirüs teşhisi konan insanlar olduğunu belirtenlerin oranı da doğal olarak artmaya devam ediyor. 65 yaş üstüne kısıtlamaların yeniden uygulanması fikrine destek de yüksek.Vatandaşlar olarak hiç tedbir almıyor değiliz, ancak tedbirleri uygulama seviyemiz yeterli değil, kendimiz gibi yetersiz tedbir alanları da eleştiriyoruz. Öte yandan tedbirlerin uygulanmasına yönelik denetim ve yaptırımlar da yetersiz bulunuyor. Toplumun %72’si normalleşme sürecinin kötü ilerlediğini düşünüyor.  Normalleşemedik. Haziran başından itibaren kısıtlamalar gevşetildi, normal hayata dönmeye çalıştık, ancak Eylül ayına geldiğimizde genel kanı başarılı bir şekilde normalleşemediğimiz şeklinde” dedi.

Salgının aileler için tehlikeli oluşturduğu oranı giderek artıyor

Salgının aileler için tehlikeli oluşturduğu oranı giderek artıyor

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor. Hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor.

Salgının Kendileri veya Aileleri için Tehlike Oluşturduğunu Düşünenlerin Oranı Artıyor.
Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasında; ilk dönemden bu yana “vatandaşların salgını kendileri için ne oranda tehdit olarak algıladıkları” izleniyor. Ciddi tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı salgının ilk haftalarında %58’lere ulaşmışken, daha sonra uzun bir süre %50’inin altında seyrettiği görülmüştü. Hatta bu oran, normalleşme sürecinin ilk haftasında %37’lere kadar düşüş göstermişti. Ancak; son iki hafta içinde tekrar %50’inin üzerine çıktığı görülüyor ki bu da artan vaka sayılarıyla doğrudan ilişkili.

Endişeli miyiz Rahat mı?

Hem normalleşme sürecinin başlaması hem de yaz dönemine girilmesiyle beraber bireylerin sosyal hareketliliğinde artış yaşandı. Bu esnada bazı vatandaşların bireysel tedbirleri yeteri kadar almadığına da şahit olundu. Ancak; toplumun geneline bakıldığında aslında endişeli ruh halinin salgının başından bu yana süregeldiğini görüyoruz. Vatandaşların %64’ü bugün ilk günkü kadar endişeli, %10’unun ise zaman geçtikçe endişesi daha da artmış durumda. Fotoğrafın diğer tarafına bakılacak olursa, sadece çok küçük bir kesim (%5), salgın konusunda kendisini her zaman rahat hissetmiş. Vatandaşların beşte biri ise zaman geçtikçe rahatladığını beyan ediyor. Bu rahatlamanın tedbirlerde gevşemeyi beraberinde getirip getirmediği ise önemli…

Çoğunluk 21 Eylül 2020 Tarihinde Yüzyüze Eğitimin Başlamasını Beklemiyor…

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk geçtiğimiz günlerde 2020-2021 eğitim-öğretim yılı için 31 Ağustos 2020 tarihinde okulların uzaktan eğitimle açılacağı, 21 Eylül’de ise sınıf düzeyine göre kademeli olarak yüz yüze eğitime geçileceğini açıkladı. Diğer taraftan artan vaka sayıları nedeniyle okullarda yüz yüze eğitim yapılıp yapılamayacağına dair genel kamuoyunda tartışmalar devam ediyor. Toplumun bu konuda tahminini sorduğumuzda, %63’ü 21 Eylül’de okulların açılmasını beklemediklerini ifade ediyor. Sadece dörtte birlik bir kesim bu tarihte yüz yüze eğitime geçiş yapılabileceğini düşüncesinde.

 

Salgın Sürecinde Yaz Günlerini Nasıl Geçiriyoruz?

Bu sene olağan bir yaz yaşanmadığı malum. Salgın, tatil alışkanlıklarından eğlence anlayışına kadar birçok konuya etki etti. Evde daha önce yapılmayan veya daha az sıklıkla yapılan faaliyetler birçok insan için alışkanlık haline geldi. Örneğin geçtiğimiz hafta 18 yaş ve üzeri bireylerin büyük çoğunluğu (%90) televizyon online platformlardan film- dizi izlemiş. Dikkat çekici bir nokta, vatandaşların yarısının salgın öncesine bu tür programları kıyasla daha sık izlediklerini dile getiriyor olması.

Son yıllarda oyun, eğlence sektörünün ana aktörlerinden biri olmayı başarmıştı. Salgınla beraber evde geçirilen sürenin artmasıyla oyunlara ilginin de arttığı görülüyor. Daha önceden sadece gençlerle tanımlanan sektör, farklı platformlarıyla bugün 7’sinden 70’ine herkesi hedefliyor. Geçtiğimiz hafta bireylerin %69’u bilgisayar, cep telefonu, tablet veya oyun konsolunda oyun oynamış, salgın öncesine kıyasla daha fazla yaptığını belirten de önemli bir kesim var.

Salgın özellikle normalleşme dönemi öncesinde aile ve arkadaşlardan ayrı kalmamıza yol açmıştı ve özlemimizi telefon veya bilgisayar üzerinden görüntülü görüşerek gidermeye çalışmıştık. Görülüyor ki toplumda bu alışkanlık halen devam ediyor. Tüm bu verilere bakıldığında teknolojiyi daha fazla kullandığımız söylenebilir.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik araştırmada elde edilen verilerle ilgili yaptığı  değerlendirmede;  “Vaka sayılarında bahar aylarına geri döndüğümüz gibi endişe seviyesi olarak da o zamandaki seviyeye dönmüş durumdayız. Her dört kişiden üçü endişe içinde. Daha önceki haftalarda da gözlemlediğimiz üzere normalleşme sürecinin gidişatından memnun olmayanların oranı yüksek, yaklaşık her üç vatandaştan ikisi okulların 21 Eylül’de yüz yüze eğitime geçemeyeceğini düşünüyor. Kendisi ve yakınları açısından tehlike hissedenlerin oranı Haziran başında %37’ye kadar düşmüştü ancak Ağustos ayı itibarı ile %53’e yükseldi ki bu oran Mart ayından beri ölçtüğümüz en yüksek seviye. Vaka sayılarındaki yükselişin yanı sıra toplumsal ruh halimiz de dalganın ikinci zirvesini yaşadığımızı işaret ediyor.” dedi.

Önce Sağlık mı Ekonomi mi?

Önce Sağlık mı Ekonomi mi?

Ipsos, Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koyuyor ve hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor. Araştırmanın 11. Döneminden verilerle hazırlanan derlemede; ülkemizde normalleşme takvimi kapsamında geçici olarak faaliyetine ara verilen işletmelerin tekrar açılmasına dair iki temel yaklaşıma ilişkin vatandaşların görüşü alındı. Buna göre her 10 kişiden yaklaşık 6’sı (%58) ekonominin daha uzun sürede toparlanması anlamına gelse dahi salgınla mücadelenin birinci öncelik olması gerektiğini ve bu nedenle işletmelerin açılmasını erken bulduklarını belirtiyor. Karşıt görüş ise %32 düzeyinde ve ülke ekonomisi için işletmelerin açılmasının doğru bir karar olduğunu savunuyor.

SALGININ EKONOMİK FAALİYETLERE ETKİSİ

Genel kamuoyu en çok yeme içme (%72) ve konaklama (%67) sektörlerinin salgından olumsuz etkileneceğini öngörüyor. 2019 yılında turizm gelirini bir önceki yıla göre %17* artışla kapatan ülkemiz için bu sene turizm açısından zor bir yıl olacak. Salgının risk yarattığı diğer bir alan ise yüz yüze eğitime ara verilip uzaktan eğitime geçiş yapıldığı eğitim sektörü. Vatandaşların %66’sı önümüzdeki dönem olumsuz etkilenecek ilk 3 sektör arasında eğitim sektörünü dile getirdi. Her 10 kişiden 4’ü ise telekomünikasyon (%43) ve medya-bilgi sektörü (%42) için bir fırsat yaratacağını düşünüyor.

NORMALLEŞME DÖNEMİNDE ALIŞVERİŞ
Salgının bireylerin alışveriş davranışları üzerinde de ciddi etkileri oldu. Bu dönemde online alışveriş eğiliminin arttığını hatta daha önce hiç online alışveriş yapmamış kişilerin ilk kez bu kanalı kullandıkları gözlemlendi. Normalleşme ile beraber yeni kazandığımız alışkanlıkları sürdürüp sürdürmeyeceğimiz veya eski alışkanlıklarımıza dönüp dönmeyeceğimiz merak edilen konular arasında yer alıyor. Araştırmada bireylere mağaza ve marketten alışverişi ilk ne zaman yapmayı düşündüklerini sorduk. Buna göre toplumun yarısından fazlası (%64) halihazırda marketten alışveriş yapıyor, bu oran mağazadan alışveriş için %16 seviyesinde. Haziran-Ağustos döneminde başlayacaklarla beraber toplumun çok büyük kısmının marketten alışverişe daha çabuk adapte olduğunu görüyoruz. Öte yandan, mağazadan alışverişe daha temkinli bir yaklaşım var.

SALGIN DÖNEMİNDE HARCAMA EĞİLİMLERİ

Salgının ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinin bireylerin alışveriş davranışlarına da yansıdığı görülüyor. %80 gibi oldukça büyük bir oranda, vatandaşlar bu dönem daha az harcama yapmaya çalıştıklarını ifade ediyor. Bu eğilimin farklı sosyo-ekonomiden bireyler arasında farklılık göstermemesi de dikkat çekici.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik araştırmada elde edilen verilerle ilgili yaptığı  değerlendirmede şunları iletti; “Her üç kişiden ikisi son hafta içinde süpermarkete giderek alışveriş yaptı, geri kalanlar ise ya bu hafta süpermarket alışverişi ihtiyacı olmayanlar, ya onlar için alışveriş yapan bir yakını olanlar ya da online alışveriş yapanlar… Geçtiğimiz haftalarda ekonomi yeniden az farkla da olsa ülkenin en önemli sorunu haline gelmişti. Araştırmamıza katılanların %80’i salgının vurduğu ekonomik darbe ile mücadele için daha az harcama yapacaklarını belirtiyorlar. Ancak ekonominin bu kadar gündem teşkil etmesi salgının yarattığı sağlık endişesinin artık yok olduğu anlamına da kesinlikle gelmiyor. Her üç kişiden biri ekonominin düzelmesi ve işsizliği önlemek amacı ile işletmelerin açılmaya başlaması fikrini destekliyor. Ancak; toplumun %60’ı ekonominin olumsuz gidişatına rağmen işletmelerin açılması için henüz erken olduğunu düşünüyor. İşin ilginç yanı bu şekilde düşünenler arasında çalıştığı iş yeri faaliyetine ara vermiş olanlar da var. Salgına dair endişelerin azalmamasında son hafta içinde vaka sayılarında yeniden artış görülmesinin de etkisi olabilir.”

Kontrollü Sosyal Hayat; Maske, Mesafe ve Kişisel Temizlik Konusunda Kamuoyu Ne Düşünüyor?

Kontrollü Sosyal Hayat; Maske, Mesafe ve Kişisel Temizlik Konusunda Kamuoyu Ne Düşünüyor?

Ipsos, Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymakta ve hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip etmektedir.

Geçtiğimiz hafta başlayan normalleşme sürecinde Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulunun açıklaması; bu süreci maske, sosyal mesafe ve kişisel temizlik unsurlarına dikkat ederek geçirmemiz yönündeydi. Bu kontrollü sosyal hayatın kamuoyu nezdinde nasıl bir karşılık bulduğunu Ipsos son araştırmasında masaya yatırdı. Kamuoyunun maske kullanımına ve sosyal mesafeye dair tutumlarını ve temizlik konusundaki davranışlarını inceledi.

Maske toplumda utanılacak bir şey olarak görülmüyor.
Toplumda maske kullanmanın salgın sürecinde yavaş yavaş bir norm haline geldiği görülüyor. Maske toplumda utanılacak bir şey olarak görülmüyor. Diğer yandan maske kullanmayı utanç verici bulan veya bu konuda daha ortada bir tutum sergileyenlerin oranı %13 seviyesinde. Özellikle erkekler (%17) ile formel eğitim almamış veya daha düşük formel eğitime sahip bireyler (%18) arasında bu olumsuz algı daha yaygın. Bireylerin yaşına göre bu konudaki tutumlarda farklılaşma olmaması dikkat çekici. Diğer bir ifadeyle, gençler de yaşça kıdemli vatandaşlar da bu konuda benzer bir görüşe sahip.

Toplumun üçte biri, tanıdıklarını sosyal mesafe konusunda uyarmaya çekineceklerini söylüyor

Geçtiğimiz hafta kısıtlamaların kaldırılmasıyla birlikte daha fazla sayıda vatandaş hava almak, yürüyüş yapmak, işyerine gitmek gibi amaçlarla evden dışarı çıkmaya başladı. Bu süreçte bireysel olarak alınması gereken önlemlerin başında sosyal mesafe geliyor. Öte yandan, başkalarıyla fiziksel mesafeyi koruma, öpüşme, sarılma, el sıkışmaktan kaçınma gibi davranışları içeren sosyal mesafe sadece bireysel olarak alınabilecek bir tedbir değil, diğer vatandaşların da ancak buna uyması durumunda anlamlı bir hale geliyor.

Araştırmaya katılan vatandaşlara, tanıdıkları birisi kendileriyle sosyal mesafesini korumazsa bir şey söylemekten çekinip çekinmeyeceğini sorduk. Buna göre toplumun üçte biri, tanıdıklarına bu konuda bir şey söylemeye çekineceklerini beyan ediyor.

Toplumun neredeyse tamamı virüs vakasının Türkiye’de ilk kez görülmesinden bu yana ellerini sabunla sık sık yıkıyor. Benzer şekilde kolonya veya antiseptik kullanımı çok yaygın. Dışarıda eldiven kullanımı ise Nisan ayında en yüksek seviyeye ulaştıktan sonra bugün %50 seviyesine inmiş gözüküyor.

Vatandaşlar koronavirüse yakalanma olasılıkları konusunda tam bir görüş ayrılığı içerisinde.

Üçte biri virüse yakalanmayacağını düşünürken, diğer üçte birlik kesim yakalanabileceğini düşünüyor. Geri kalan üçte bir ise bu konuda daha kararsız bir tablo çiziyor. Her ne kadar medyada virüs nedeniyle hastalanan kişilerin daha çok ileri yaş grubu olduğu ifade edilse de bu konudaki beklentide bireylerin yaşına göre bir farklılaşma gözükmüyor, farklı yaş grubundan bireyler virüse yakalanma olasılıklarını benzer görüyor.

Diğer yandan virüse yakalanma durumunda, bireylerin yaşının iyileşme sürecine dair beklentiyi şekillendirdiğini görülüyor.  36 yaş altı genç ve genç yetişkin bireylerin neredeyse yarısı (%47) hastalığı kolay atlatacağını düşünürken, bu oran orta yaş grubunda %36’ya, orta yaş üstü ve yaşça kıdemli vatandaşlarda %24’e düşüyor.
Virüsü kolay atlatamayacağını düşünenlerin oranı 46 yaş ve üstü bireylerde (%43) diğer yaş gruplarına kıyasla daha yüksek. Öte yandan, genç ve genç yetişkinler dahi bu yönde bir endişe taşıyor (%24).

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik elde edilen bulguları değerlendirdi; “ Salgının hayatlarımıza etkisi 3 aşamalı, ilk aşama bulaşmanın yüksek olduğu, can kayıplarının zirve yaptığı ve bu nedenle karantina uygulamalarının yapıldığı 1. Aşama. 2. Aşama bulaşmanın yavaşladığı, sağlık sistemi üzerindeki yükün hafiflediği ve normalleşme adımlarının atılmaya başlandığı aşama. 3. aşama ise salgının ardından hayatımıza dahil olacak yeni kavramlar, prensipler ile devam edeceğimiz yeni hayat. Şu anda ülke olarak 2. aşamanın ilk günlerindeyiz Normalleşme süreci kapsamında sokağa çıkma kısıtlamasının uygulanmadığı ilk hafta sonunu yaşıyoruz. Yaz mevsiminin de etkisi ile vatandaşlar parklara, sahillere akın ediyorlar, sosyal mesafenin ihlal edildiği görüntüler ile karşılaşıyoruz. Bu görüntüler endişe veriyor.

Sokağa çıkma kısıtlaması kalkarken vatandaşlardan dikkat etmeleri rica edilen 3 ana önlem vardı, maske, mesafe ve temizlik. El temizliği toplumumuzun salgın öncesinde de hassas olduğu bir konu olması nedeni ile bu özel dönemde de en başarılı olduğumuz önlem, el temizliği konusunda sınavı net olarak geçiyoruz. Maske kullanmaktan utanan çok küçük bir kesim hala olsa da toplumun yaklaşık %90’ı için maske kullanımı gayet normal karşılanan bir önlem, öte yandan maskeyi doğru takmak, gerektiği gibi temiz tutmak gibi detaylar hala araştırılmaya muhtaç. Mesafe konusunda gerektiğinde birbirimizi uyarmak konusunda hala çekingeniz. Görünen o ki bizim daha çok odaklanmamız gereken önlemler maske ve mesafe… Bu iki başlık altında gidilecek yolumuz hala var. Normalleşmenin gevşeme anlamına gelmediğini bilmeliyiz. İnsanlarımızın üçte biri kendisinin hastalanma ihtimalini düşük görüyor. Oysa ki gerekli önlemleri almadığımız takdirde risk hepimiz için eşit” dedi.

 

Toplumun %42’si koronavirüs salgınının 6 aydan daha uzun sürede kontrol altına alınabileceğini düşünüyor…

Toplumun %42’si koronavirüs salgınının 6 aydan daha uzun sürede kontrol altına alınabileceğini düşünüyor…

Son dönemde Koronavirüs salgını yine en önemli sorunumuz olsa da Ekonominin en önemli sorun olarak belirtilmesi de yükselişte. Diğer dikkat çekici bir bulgu salgının sona ermesine yönelik öngörülerimizin zaman geçmesine rağmen daha da uzayacağı yönünde olması… Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Genel Kamuoyu Araştırmasına göre toplumun %42’si salgının 6 aydan daha uzun sürede kontrol altına alınabileceğini bekliyor, bu oran bir önceki dönem %39’du. Bu bulguyu destekleyen diğer bir sonuç da her 4 kişiden 3’ünün Koronavirüs salgının sona ermeyeceğini ancak kontrol altına alınacağını ve bu şekilde hayatımıza devam edeceğimiz görüşüdür. Yine bir önceki döneme bakıldığında bu görüşün 12 puan arttığı görülüyor. Hem sürenin uzun sürecek olması hem de kontrol altına alınabileceği görüşü bundan sonraki hayatımızın da eskisi gibi olmayacağını gösteriyor; toplumun %74’ü salgın sonrası hayatlarının radikal bir şekilde değişeceğini düşünüyor.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik Türkiye’nin en önemli sorunu ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Olağanüstü dönemler yaşanmadığı sürece bir ülkenin en önemli sorunlarının ekonomik, eğitim, altyapı gibi konularda olmasını bekleriz. Türkiye’de de geçmiş yıllarda bundan farklı bir durum olmamıştı aslında. Terör olaylarının yükselişe geçtiği dönemler haricinde genelde ülkenin en önemli sorunu olarak ekonomi öne çıkar. Ekonomi derken, enflasyon, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, işsizlik sorunu gibi alt başlıkların tamamını kastediyorum. 2015-2018 arasındaki süreçte yaşanan terör olayları nedeni ile o dönemdeki araştırmalarımızda ülkenin bir numaralı sorunu olarak terör belirtiliyordu. 2018’den itibaren ise enflasyonda ve döviz kurundaki yükseliş ile ekonomi yeniden ülkenin en önemli sorunu konumuna geldi.

Mart ayında ise ilk yeni koronavirüs vakasının ülkemizde görülmesinin ardından ise tüm Dünya ile birlikte ülkemizin de en önemli sorunu salgın oldu. Hem de geçmişte ne ekonomi ne de terörün olmadığı kadar baskın bir şekilde vatandaşların gündemine oturdu. Salgın, her dört kişiden üçü için ülkemizin en önemli sorunu. Bu araştırmayı yürüttüğümüz yıllar boyunca herhangi bir problemin vatandaşların gündemini bu derecede işgal ettiğine tanık olmamıştık.”

Ipsos Koronavirüs Salgını ve Toplum Genel Kamuoyu Araştırmasına göre; haftalar, aylar ilerledikçe hem ülkemizde hem de Dünya’da salgının sona ereceği tarihe dair daha karamsar beklentiler gözlemleniyor. İlk hafta salgının birkaç ay içinde sona ereceğini düşünenlerin oranı %45 idi, buna karşılık 6 aydan uzun süreceğini düşünen daha karamsar denilebilecek kesimin oranı %24 idi. Haftalar ilerledikçe salgının birkaç aya kadar biteceğini düşünenler %35’e gerilerken, 6 aydan uzun süreceğine inananların oranı %42’ye yükseldi. Ipsos tarafından Dünya’nın diğer ülkelerinde yapılan araştırmalarda da benzer şekilde yaz aylarından önce veya yaz mevsimi içinde sona ereceğini düşünenlerin oranı azalırken sonbaharda veya yıl sonuna doğru sona ereceğini düşünenlerin oranı yükseliyor.

Koronavirüs Salgını Sonrası ve sona ermesi gibi iki başlıkta elden edilen bulgulara bakıldığında: Salgının sona erdiğine dair bir açıklama yapılırsa ne düşünürsünüz sorusu önemli bir soru olarak görülüyor. Çünkü aslında bu soruya verilen yanıt salgın sonrasında insanların tutum ve davranışlarına dair bir ipucu veriyor. Ipsos Koronavirüs Salgını ve Toplum Genel Kamuoyu Araştırmasına göre insanların çok büyük bir kısmı, dörtte üçüne yakın bir kısmı, böyle bir açıklama yapılsa dahi bunun salgının tamamen bitmediği ancak kontrol altına alındığı anlamına geleceğine inanıyor. Ve bu nedenle de bazı önlemlerin hayatımızda kalmaya devam edeceği düşüncesi hakim. Bu aslında insanların birey olarak da bir süre daha, belki kesin tedavi/aşı bulunana dek önlem almaya devam edeceklerinin bir göstergesi.

Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Genel Kamuoyu Araştırmasında, “Koronavirüs salgını bir süre sonra sona erse bile hayatımızın radikal şekilde/çok ciddi bir şekilde değiştiğini düşünüyor musunuz?” Diye de soruldu. Salgın sonrası hayata dair ipucu veren bu soruya yanıtlar; Salgının bittiği duyurusuna verilecek tepkinin sorulduğu yanıtlar ile tutarlı bir şekilde, salgın bitse dahi hayatımızda radikal etkiler, değişimler bırakacağını gösteriyor. Salgının yarattığı sağlık tehdidi ve tüm bu yaşananların sebep olduğu ekonomik krizin hayatlarımızda önemli değişikliklere yol açacağını düşünenlerin oranı haftalar ilerledikçe de artıyor.

 

Bu Hafta «Stoktan Tüketim» Haftası Oldu!

Bu Hafta «Stoktan Tüketim» Haftası Oldu!

Ipsos Hane Tüketim Paneli dijital hanelerinden akan kayıtlara göre Sağlık Bakanlığının açıklamasından sonraki 4.haftada artış gösteren kategori olmadı.

İlk tepki olarak artan kategorilerin haftalık gelişimine bakıldığında «Makarna ve Islak mendil» daralırken çoğu kategori de sabit kaldı. Dezenfekte ürünleri ile un – maya ikilisinin ise hala artışta olduğu görülüyor.

Sağlık Bakanlığının ilk vaka açıklaması sonrası 4. Haftaya, açıklama öncesi haftaya kıyasla bakıldığında; Maya ve Sirke yine artışın yüksek olduğu kategoriler olarak görüldü.

Normal bir haftaya göre artan kategorilere bakıldığında yine Atıştırmalık «cips, kuruyemiş, çikolata kaplama, puding» ürünler öne çıkıyor. Büyümede ilk defa listeye giren kategoriler «Hazır Kahveler ve Et- Beyaz Et» oldu.

Koronavirüs E-ticarete nasıl etki etti?

Ipsos E-Ticaret Paneli Mart ayı sonuçlarına göre; Satın alınan adet bazında kayıtlara bakıldığında 16 Mart haftasında «Süpermarket» alışverişlerinin ciddi oranda arttığı görülüyor. Diğer alışverişler ise endeks olarak azalıyor.

Endekslere son hafta «Süpermarket» özelinde bakıldığında artış ivmesi azalıyor ama hala büyüme trendinde… Diğer alışverişlerde ise endeks düşmeye devam ediyor!

Toplam E-Ticaret satış adetinde «Süpermarket»in payı %31’den %45’e kadar yükseldi.

Ruh halimiz endişeli

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik uzman yorumunda şu değerlendirmelerde bulundu;

“Koronavirüs salgını sürecinde yaptığımız araştırmalar gösteriyor ki virüs sonrası ruh halimiz “Endişeli”. Endişe ilk olarak Dünya ve Türkiye için başlarken son haftalarda endişe kişiselleşmeye başladı. Endişenin ilk yansıması alışverişle başladı. 10 Mart haftasında sadece hanelerin yarısı alışveriş davranışında değişiklik olduğunu söylerken son haftaya bakıldığında ise tüm haneler alışverişlerinde koronavirüs salgını etkisiyle değişim olduğunu belirttiler.

“Stok alışverişi yaptık!” son haftalarda daha çok söylenmeye başladı. Haneler ihtiyaçlarını en az 2 – 3 hafta süreyle karşılayacak kadar aldıklarını belirtiyorlar. Stoklamayı tetikleyen düşünce ise “virüsten korunmak için evde kalmak” ve “sokağa çıkma yasağı gelirse” olarak belirtilebilir.

Yine Koronavirüs konusunda yaptığımız kamuoyu araştırmasında salgın 1-2 ay içerisinde geçecek denilirken son haftalarda 6 ay kadar süreceğini belirtenlerin oranının arttığını görmüştük. Buna paralel olarak da son haftalarda değişen ve artan alışveriş davranışlarını görmeye başladık.

Evde yapılan en popüler aktivite “yemek yapmak” olurken hane içi tüketim de artıyor. Daha fazla çeşit ve daha farklı yemekler yapılıyor. Bu da alışverişte her hafta çeşitli ürünlerin alınmasına sebep oluyor.

Sağlık Bakanlığının ilk vaka açıklamasının üzerinden geçen 3 haftalık süreçte tüm kategorilerin alımlarının artması #EVDESTOKVAR durumunu oluşturdu. Bu sebepten dolayı 4. Haftayı biz “dolup taşan evdeki stokları eritme” haftası olarak değerlendiriyoruz.  Hanelerin alışverişlerinde durağanlık başladı. Evde yeterince stok yapıldığı için büyüme ile öne çıkan kategori bu hafta görülmedi. Normal haftaya göre ise hala büyümesi olan kategoriler var.

Koronavirüs E-Ticaret’e de Etki Etti

Online alışveriş bu süreçte merak edilen en önemli konu, eve kapanma sürecinde sipariş vermek hepimizin hayatına girdi. Ipsos olarak şunu biliyoruz internet kullanan bireylerin %54’ü internetten alışveriş yapıyor. Bu bilgi ışığında Türkiye’de bir ilke imza attık ve E-Ticaret panelimizi 2020 yılının başında başlattık. İnternetten alışveriş yapan 4000 birey ile başlattığımız çalışmamız bu dönemde bize ve sektöre önemli veriler sağlayacak.

İlk sonuçlara baktığımızda Mart ayının ilk haftasına göre internet üzerinden alışveriş azalıyor. Bunun sebebi ise aslında online alışverişte ağırlığın Hızlı Tüketim ürünleri harici ürünlerden oluşması. İlk sonuçlara göre çok net gördüğümüz ise Mart ayının 3.haftası Süpermarket alışverişlerinin ciddi artış gösterdiği. Bu artış ile birlikte online alışverişte Süpermarket alışverişlerinin payı %31’den %45’e yükseldi.”

Araştırma Künyesi

Ipsos Hane Tüketim Paneli Hakkında

Bu bültende paylaşılan sonuçlar Ipsos Hane Tüketim Paneli’ne dijital üye hanelerin 5000 tanesinden alınan verilere dayanmaktadır.

Ipsos Hane Tüketim Paneli 35 ile yayılmış yaklaşık 14,000 haneden oluşmaktadır ve Türkiye’yi sosyo-ekonomik statü, hane büyüklüğü ve bölgeler açısından temsil edecek şekilde seçilmiştir. Sürekli bir örneklemden haftalık satın alım verisi toplanmaktadır. Toplanan veriler ~21 milyon haneye projekte edilmektedir. Haneler HTÜ satın alma bilgilerini her gün “günlük” üzerine kaydeder, bu günlük haftalık olarak toplanır ve gerekli kontrollerden sonra işleme alınır. Günlüklerde aşağıdaki bilgiler toplanır:

  • Satın alınan ürün grubu
  • Marka (boyut ve çeşit detayında)
  • Satın alınan miktar
  • Alışveriş sıklığı
  • Satın alınan yer
  • Fiyat

 

Tüm dünya evde

Tüm dünya evde

Ipsos’un düzenli olarak gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum Genel Kamuoyu Araştırmasının 4. Dönem özet sonuçları açıklandı. Buna göre; geçen 4 haftanın sonunda her 10 kişiden 9’unun bu virüse yakalanacak olmaktan dolayı endişeli olduğu görülüyor.

Ipsos Koronavirüs ve Toplum Araştırmasına göre; Vakanın ilk görüldüğü hafta Salgının bir kaç ay sonra kontrol altına alınacağını düşünenlerin oranı %45 iken, 2- 6 Nisan’da %40’a düştüğü görülüyor. Salgının altı ay veya daha fazla zamanda kontrol altına alınacağını belirtenlerin oranı ise Mart ayının ilk haftası %24 iken Nisan ilk haftasında %37’ye yükselmiş durumda… Tüm dünyada etkili olan koronavirüsün ülkemizde görüldüğü ilk hafta sonunda %24 olan bu görüşün  dördüncü haftanın sonunda %13 arttığı görülüyor.

Evde kalmaya en fazla birkaç hafta dayanabileceğiz

Her ne kadar endişe düzeyi yüksek olsa da vatandaşların evde kalmaya ancak birkaç ay daha dayanabileceklerini görülüyor.

Sokağa çıkmaya, normal hayata dönmeye özlem duyuyoruz fakat salgın sona erse bile hayatımızın ciddi bir şekilde değiştiği konusunda da hem fikiriz.

Ipsos Koronavirüs ve Toplum Araştırmasına göre Türkiye’de kamuoyunun %70’i koronavirüs salgını bir süre sonra sona erse bile hayatımızın ciddi bir şekilde değiştiğini belirtiyor.

Virüsün Haziran’a Kadar Kontrol Altına Alınacağı Konusunda En Kötümser Ülkeler Avustralya, Birleşik Krallık ve Japonya.

Ipsos’un Türkiye’de kamuoyunun nabzını tuttuğu Koronavirüs ve Toplum Araştırmasın’na ek olarak 15 ülkede yürüttüğü bir başka araştırma ile de global kamuoyunun nabzını tutmaya devam ediyor. Ipsos’un 15 ülkede toplam 28 bin kişi ile gerçekleştirdiği global araştırmasına göre; Japonya, Birleşik Krallık ve Avusturalya Haziran’a kadar virüsün kontrol altına alınacağı hususunda en kötümser ülkeler olarak izleniyor. Verilen yanıtlara bakıldığında en negatif düşünen ilk sıradaki ülke Avusturalya %32, Birleşik Krallık %27 ve Japonya %19… Öte yandan Haziran’a kadar kontrol altına alınacağı konusunda en iyimser ülke Vietnam %92, Brezilya %85 ve Meksika %84 olarak görülüyor.

Evde Kalanların Oranı Dünyada Oldukça Yüksek

Ipsos Global araştırmasına göre her beş kişiden dördünün kendini eve kapattığı görülüyor. Bu konuda en çok görüş bildiren ülkeler ise; İspanya %95, Vietnam %94, Fransa %90, Brezilya %89, Meksika %88, Rusya % 85, ABD ve Hindistan ise  %84…

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik şu değerlendirmeleri iletti:

“Koronavirüs salgını sürecinde değişen sosyal hayatla birlikte tutum ve davranışlarımızda da değişiklikler görülüyor. Biz Ipsos olarak bu süreçte hem tüketiciler hem de kamuoyu nezdinde toplumun nabzını düzenli olarak tutuyoruz. Sadece ülkemizde değil doksana yakın ülkedeki global ofislerimiz ile de bu süreçteki bilimsel araştırmalarımızı sürdürüyoruz.

Türkiye’de Koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymak ve hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip etmek üzere başlattığımız Koronavirüs ve Toplum Araştırmamızın dördüncü dönem sonuçları gösteriyor ki salgın konusundaki endişe düzeyi oldukça yüksek. Buna karşın evde kalmaya ancak birkaç ay dayanabileceğimiz ve bu salgın bir süre sonra sona erse bile hayatımızın ciddi bir şekilde değiştiği görülüyor.

Global araştırmalarımıza baktığımızda ise; kendi kendini izole edenlerin sayısı iki hafta önce zirveyi görmüştü o zamandan bugüne  çok az hareketlilik gözlemledik. Genel olarak baktığımızda bunu şöyle okuyabiliriz; araştırmayı yaptığımız ülkelerde sadece hükümetler önlem almıyor, vatandaşlar da kurallara çoğunlukla uyarak evde kalmayı destekliyor.”