Yazılar

Yeni Ürünlere Yer Açan Firmalar Daha Hızlı Büyüyor

Dünyanın lider araştırma şirketi Ipsos’un Hane Tüketim Paneli verilerinden derlenen içerik dosyasında, her yıl 4.000’den fazla yeni hızlı tüketim ürününün raflara çıktığı tespit ediliyor. Peki ya sonra? Her yıl binlerce ürün raflara çıkıyor; ancak gerçek başarı, bu ürünlerin doğru zamanda ve doğru tüketiciyle buluşabilmesine bağlı. Bu noktada veriler aslında şöyle bir mesaj veriyor: Lansmanların kaderi, büyük ölçüde ilk deneyenler tarafından belirleniyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik’in verilerle ilgili yorumu şöyle;

“Yeni ürün lansmanları, yalnızca inovasyonun değil, aynı zamanda büyümenin de tetikleyicilerinden biridir. Lansmanlara daha fazla alan açan şirketlerin daha yüksek büyüme performansı göstermesi, bu ilişkinin somut bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.

Her yıl binlerce ürün raflara çıkıyor; ancak gerçek başarı, bu ürünlerin doğru zamanda ve doğru tüketiciyle buluşabilmesine bağlı. Bu noktada veriler bize şunu söylüyor: Lansmanların kaderi büyük ölçüde ilk deneyenler tarafından belirleniyor.

Hane nüfusunun yalnızca %17’sini oluşturan “Öncüler”, lansman harcamalarının %33’ünü gerçekleştirerek yeni ürünlerin ilk ivmesini yaratıyor. Bu erken dönem davranışları, bir ürünün yaygınlaşma potansiyeline dair önemli ipuçları sunuyor.

Bulgular, yeni ürünlerin pazardaki yolculuğunun her zaman doğrusal ilerlemediğini; özellikle ilk dönemde ortaya çıkan dinamiklerin ve farklı tüketici gruplarının davranışlarının bu süreci anlamada önemli bir rol oynadığını gösteriyor.”

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

#IpsosTürkiye #YeniÜrünLansmanı #TüketiciDavranışları #HızlıTüketimÜrünleri #İnovasyon #BüyümeStratejisi #HaneTüketimPaneli #PazarlamaVerileri #EkonomiHaberi #MarkaBaşarısı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Komedyenlerin reklam savaşı

Dünyada ve ülkemizde lider Araştırma Şirketi Ipsos; 2025 yılının reklam karnesini açıkladı. Teknoloji mizahla anlaşıldı, markalar ise ünlülerle gönüllere girerken, hafızalarda hikaye anlatıcılığı zirve yaptı.

Ipsos Türkiye

2025 yılı reklam dünyasının hatırlanma raporu bir bakıma iletişim karnesi açıklandı. Telekomünikasyon, gıda ve içecek sektörlerinin ilk üç sıraya yerleştiği listede; Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone dev prodüksiyonları ve ünlü iş birlikleriyle ilk üç sırayı paylaştı. Bu yılın iletişim stratejilerinde teknolojik mesajların kitlesel bir eğlenceye dönüşmesi toplumun beklentisini karşılarken, en yüksek hatırlanma skoruna açılan kapının anahtarı oldu.

Ipsos Türkiye

Ünlü komedyenlerin marka karakterine dönüştüğü 2025 reklamlarını önceki yıllardan ayıran en temel fark, ünlü isimlerin sadece birer reklam yüzü olmaktan çıkıp, markayla özdeşleşen ikonik karakterler olarak insanlarla bağ kurması oldu.

Ipsos Türkiye

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, araştırma verilerini şöyle yorumladı; 2025 yılında en çok hatırlanan reklamlara baktığımızda 3 sektör öne çıkıyor; telekomünikasyon, gıda ve içecek. Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone, yıl içinde yaptıkları büyük prodüksiyonlu ve ünlü isimlerin başrolde olduğu kampanyalarla listenin ilk üç sırasına yerleşiyor. Telekomünikasyon reklamlarını öne çıkaran temel konu ise; rekabetin merkezine mizahı ve ünlü isimleri koyarak teknolojik mesajları daha kitlesel ve eğlenceli bir dille aktarmaları oldu.

Ünlü isimler, 2025’te de hatırlanma üzerindeki etkisini sürdürdü. Geçen yıldan farklı olarak bu yıl, özellikle ünlü komedyenlerin markalarla özdeşleşen karakterler yarattığına tanık oluyoruz. Bunun en parlak örneği, yılın en çok hatırlanan reklamı olan Turkcell’in Ata Demirer’li “Hızın Kralı” kampanyası oldu. Ata Demirer’in kendine has üslubuyla  bir savaş sahnesini canlandırdığı reklam, markanın “hız” vaadini epik ve esprili bir dille anlatarak hafızalarda yer etti. Benzer bir stratejiyi Türk Telekom’da Tolga Çevik ile izledi. Çevik’in “Minik” karakteriyle 5G baz istasyonunu “kaldırabiliyorum” diyerek taşıdığı anlar, teknolojik bir üstünlüğü halkın anlayacağı ve seveceği bir mizahla sunarak kampanyayı zirveye taşıyan unsur oldu. Vodafone ise Cengiz Bozkurt ve Demet Evgar ikilisinin uyumu sayesinde 5G tecrübesini eğlenceli diyaloglarla aktardı ve bu rekabette öne çıkan bir iletişim performansı elde etmeyi başardı.

Mizah ve kısa film tadındaki hikaye anlatıcılığı bu sene de ön plandaydı. Telekomünikasyon markalarının yanı sıra, Kahve Dünyası Gofrik’in Cem Yılmaz ile çektiği “Her Şey Bu Kostümle Başladı” serisi, bu yaklaşımın en başarılı örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Cem Yılmaz’ın bir Gofrik reklamı çekme hayalini anlattığı, terziye bu reklamda oynamak için kostüm diktirdiği film, yaratıcı ve merak uyandıran hikaye anlatımıyla hafızalarda yer edindi.  Markaların genç kitleyle iletişim kurma eğilimi de etkisini sürdürüyor. Coca-Cola’nın popüler müzik grubu Manifest ile çektiği “Anı Yakala” reklamı, markanın vermek istediği mesajı müzik ve gençlik enerjisiyle birleştirerek listeye girdi. Reklamın dinamik yapısı ve eğlenceli teması onu öne çıkaran diğer detaylar oldu

#ReklamKarnesi2025 #IpsosAraştırma #AtaDemirer #Turkcell #TürkTelekom #Vodafone #CemYılmaz #ReklamdaMizah #Markaİletişimi #HızınKralı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sidar Gedik, TÜAD Başkanlığına İkinci Kez Seçildi

Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD), 15 Ocak 2026’da gerçekleştirdiği 20. Olağan Genel Kurulu’nda yeni yönetimini belirledi. 2026–2028 döneminde görev yapacak yönetim kurulu seçimlerinde, Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik ikinci kez TÜAD Başkanı oldu.

TÜAD’ın yeni yönetiminde; Asbaşkanlığa NIQ EEMEA&Hindistan T&D Bölge Lideri Kıvanç Bilgeman, Genel Sekreterliğe Kantar Insights Türkiye Genel Müdürü Hande Beceren, Saymanlığa ise Sia Insight Genel Müdürü Hüseyin Tapınç seçildi. Yönetim Kurulu’nda ayrıca Ülker Pladis, YouGov Türkiye, Yöntem Araştırma, Beko, Kantar Media, Estima Araştırma ve Girişim Araştırma’dan üst düzey isimler yer aldı.

Sidar Gedik, ikinci kez başkan seçilmesinin ardından yaptığı açıklamada, araştırma sektörünün kurumlara ve markalara yol gösteren kritik bir alan olduğunu vurguladı. Geçtiğimiz dönemde Sosyo-Ekonomik Statü (SES) güncellemesi, Konutlarda Mevcut Kira Artış Oranı çalışması, Güvenilir Araştırma Belgesi (GAB) ve Yetkin Araştırma Sertifika Programı gibi projelere imza attıklarını hatırlattı. Yeni dönemde ise gençlere yönelik açılımlar, üyelik modellerinin yeniden tasarlanması, GAB’ın yaygınlaştırılması ve yapay zekânın sektöre etkilerini inceleyecek özel bir komisyon kurulması öncelikler arasında olacak.

Gedik, “Amacımız TÜAD’ı daha kapsayıcı, yenilikçi ve sektöre yön veren bir yapı olarak geleceğe taşımak” dedi.

TÜAD

#TÜAD #SidarGedik #IpsosTürkiye #AraştırmaSektörü #Görevlendirme #AtamaHaberi #VeriAnalizi #SektörelGelişim #YapayZeka #GAB #SES #TürkiyeAraştırmacılarDerneği #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Türkiye’de kiracılar %42 artışla TÜİK’in üzerinde kira ödüyor

TÜAD, Konutlarda Mevcut Kira Artış Oranı Araştırmasının İlk Sonuçlarını Açıkladı!

Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD) Başkanı ve Ipsos Araştırma Şirketi Sidar Gedik; konut kira piyasasındaki değişime dair veri üretmek üzere geliştirdiğimiz “Konutlarda Mevcut Kira Artış Oranı” ölçümünün ilk bulgularını kamuoyu ile paylaşmaya başladık. TÜAD’ın bu araştırmada çıkış noktası bir sivil toplum kuruluşu olarak sadece kendi sektör bileşenlerine yönelik değil toplum geneline yönelik olarak da fayda üretmek” olduğunu belirtti.

TÜAD

TÜAD Başkanı Sidar Gedik sözlerine şöyle devam etti; “Ülkemiz için son yılların en önemli sorunu yüksek enflasyon. Yüksek enflasyon ile mücadelede konut maliyetleri çok önemli rol oynuyor, son 12 aylık TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) hesaplamasında gıda fiyatlarının ardından en yüksek etki yapan ikinci başlık konut maliyetleri oldu. Oturduğu konutta kiracı olanların oranı ise her yıl artıyor, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2014 yılında fertlerin %22,1 kiracı iken bu oran 2024 yılında %28’e yükseldi. Dolayısıyla içinde kiracı oturan konutlarda sözleşme sonlarında kira artış oranı her yıl giderek daha da önemli hale geldi.  TÜAD tarafından Ocak 2025’te başlatılan çalışma, mevcut kira kontratlarını yenileyen kiracıların gerçek artış deneyimlerini metrekare bazında düzenli ve şeffaf biçimde izlemeyi hedefliyor” …

TÜAD Başkanı Sidar Gedik

Kira artış oranları TÜİK kira güncelleme oranının üzerinde seyrediyor

TÜAD’ın Ağustos–Eylül–Ekim 2025 dönemini kapsayan 3 aylık hareketli ortalama sonuçlarına göre, Türkiye genelinde metrekare başına kira artış oranı %42,6 olarak gerçekleşti.
Aynı dönemde TÜİK’in 12 aylık ortalama tüketici enflasyonuna dayanarak açıkladığı “Kira Güncelleme Oranı” ise %39,7 seviyelerinde seyretti.

TÜAD Başkanı Sidar Gedik

TÜAD Başkanı Sidar Gedik

Ekim 2025 aylık verilere bakıldığında:

TÜAD Mevcut Kira Artış Oranı: %42,0 olarak gerçekleşirken, TÜİK Kira Güncelleme oranı  %38,4 oldu. Bu karşılaştırma, Ekim ayında da kira artışlarının TÜİK Güncelleme Oranının üzerinde devam ettiğini ortaya koyuyor.

Her ne kadar Haziran 2025’ten sonra kira artışlarında bir yavaşlama eğilimi görülse de, TUİK oranları ile karşılaştırıldığında piyasadaki gerçekleşen kira artışlarının hala üzerinde olduğu gözlemleniyor.

Genç binalarda ve geniş metrekarelerde artışlar daha sınırlı

Veriler, İstanbul ve diğer büyük şehirlerde metrekare başına artışların Türkiye genelinin altında kaldığını gösteriyor.
• Daha geniş metrekareli konutlarda,
• Görece genç binalarda
artış oranlarının ortalamaya göre daha düşük olması, düşük kira seviyelerindeki sözleşmelerde artış oranlarının daha yüksek gerçekleştiğini ortaya koyuyor.

TÜAD

Kontrat süresi 5 yılı aştığında artış oranı yükseliyor

Araştırma, kira kontratının 5 yıl ve katları süreyle yenilendiği durumlarda artış oranlarının anlamlı biçimde yükseldiğini ortaya koyuyor.

Araştırmanın Metodolojisi

TÜAD Mevcut kira artış oranı araştırması:

  • Her ayın ikinci haftasında CAWI (çevrim içi) yöntemiyle gerçekleştiriliyor
  • NUTS-2 bölge sınıflandırmasına göre Türkiye temsili 800 katılımcı ile yürütülüyor
  • En az 1 yıldır aynı konutta yaşayan ve kira kontratını bir önceki ay yenilemiş kiracılar örnekleme dahil ediliyor
  • Veriler NUT1 bölge kiracı oranlarına göre alakalandırılıyor
  • En uç %5 değerler dışarıda bırakılarak hesaplama yapılıyor

TÜAD

#TÜAD #KiraArtışOranı #KonutPiyasası #KiraAraştırması #Ekonomi #Enflasyon #KonutMaliyetleri #KiracıHakları #TürkiyeEkonomisi #KiraGüncelleme #Ipsos #AraştırmaVerileri #KiraTrendleri #KonutAraştırması

Sağlık ürünlerinde tercih marka ve doktor ürünleri

Pazar araştırmaları global lider araştırma şirketi Ipsos; ülkemizdeki hanelerin sağlık bilinci ve satın alma davranışlarını ölçümledi. Bir kurumsal sosyal sorumluluk ilkesi ile doğru ve gerçek bilimsel verileri içeren; Tüketici Sağlığı Paneli verilerini kamuoyuyla paylaştı. 2025 itibarıyla 10 bin haneden oluşan devasa örneklem üzerinden düzenli olarak takip edilen pazarın bilimsel göstergeleri, pandemi sonrası ivmelenen sektörün ulaştığı kritik noktaları ortaya koyuyor. Açıklanan verilere göre; altı aylık dönemde Türkiye’deki her 10 haneden yaklaşık 9’u en az bir tüketici sağlığı ürünü satın alarak, pazarın penetrasyon derinliğini rekor seviyeye taşıdı. Toplamda yaklaşık 173 milyon adet sepet ile sonuçlanan bu yoğun ilgi, sektörün hızla büyüdüğünü ve çeşitlendiğini gösteriyor. Ipsos Tüketici Panelleri, bu dinamik büyümenin iki temel eksende gerçekleştiğini vurguluyor: Yüksek Erişilebilirlik ve Profesyonel Rehberlik. Ürünlerin market raflarına ve online platformlara hızla yayılması, pazarı hızlı tüketim ürünleri (FMCG) dinamiklerine yaklaştırırken; marka tercihlerinde tüketicinin hala yüksek oranda doktor tavsiyesi ile hareket etmesi, bilginin ve güvenin satın alma kararındaki kritik rolünü koruduğuna ışık tutuyor.

Ipsos Türkiye

Bu büyük resmin detaylarına incelendiğinde, pazarın en temel ve yaygın kategorilerinden olan ağrı kesici ürünleri dikkat çekmektedir. Kasım 2024 – Nisan 2025 döneminde Türkiye’deki her 10 haneden yaklaşık 8’i en az bir kez ağrı kesici satın aldığı izlenmiştir. Bu durum pazarın ne denli yaygın ve sürekli bir ihtiyaca yanıt verdiğini göstermektedir. Ancak erişilebilirlikteki bu artışa rağmen, tüketicinin marka seçiminde profesyonel rehberliğe olan bağlılığı bu kategoride zirveye ulaşmaktadır. Veriler, ağrı kesici satın alımlarında her 10 alımın 8’inde marka tercihini doktor tavsiyesinin belirlediğini ortaya koymaktadır. Bu sonuç, ağrı kesiciler gibi doğrudan sağlıkla ilişkili ürünlerde, kolaylık faktörünün ötesinde, uzman görüşünün hala en güçlü güven ve karar mekanizması olduğunu kanıtlamaktadır. Bu yüksek oran, ilgili markalar için doktor tavsiyesi ekseninde oluşturulacak stratejilerin hayati önem taşıdığını net bir şekilde işaret etmektedir.

Ipsos Türkiye

 Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, araştırma verilerini şöyle yorumladı; 

“Ipsos Tüketici Panelleri olarak, Türkiye’nin tüketici sağlığı trendlerini, 2025 yılı itibarıyla 10 bin haneden oluşan geniş bir örneklem üzerinden düzenli olarak takip ediyoruz. Özellikle pandemi döneminin de getirdiği ivmeyle birlikte, giderek çeşitlenen ve her geçen gün daha fazla hızlı tüketim ürünleri dinamiklerine uygun gelişme gösteren tüketici sağlığı ürünleri, Kasım 2024–Nisan 2025 altı aylık döneminde iki temel unsurla ön plana çıkıyor: İlki, giderek artan çeşitlilik ve marketlerde bile satılır, online kolaylıkla alınabilir hale gelen ürünlerle gelen yüksek erişilebilirlik. İkincisi ise buna karşın hala yüksek oranda doktor tavsiyesi ekseninde şekillenen marka tercihleri Veriler, altı aylık süre zarfında her 10 haneden 9’unun en az bir tüketici sağlığı ürünü satın aldığını gösteriyor. Bu dönemde her 10 haneden 8’i en az bir ağrı kesici ürün; 7’si vitamin veya gıda takviyesi; 6’sı ise dermokozmetik/dermatolojik ürün aldı.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Yüksek alım oranları, birkaç farklı ürünü birlikte kullanan hane oranının da oldukça yüksek olduğunu gösteriyor. Ağrı kesici alımının ortalama sıklığı, hane başına 5–6 haftada bir gerçekleşiyor. Ancak Türkiye’de 3 milyon hane için bu sıklık, 2 haftada 1 ya da daha yoğun! Ağrı kesicilerde, doktor tavsiyesine bağlı olarak marka seçimi yapmak şaşırtıcı olmasa da, oran %80 ile çok yüksek bir seviyede bulunuyor. Doktor tavsiyesinin yoğunluğu ile birlikte, hanelerin marka sadakati tartışmalı bir başlık; çünkü 6 aylık dönemde yaklaşık 4 kere gerçekleşen alımın 3’ünde birbirinden farklı markalar alınıyor! Bu da hem doktor tavsiyesi oranlarının markalara göre değiştiğini, hem de hanelerin kullanıma bağlı olarak bir sadakat geliştirerek devam etmediklerini gösteriyor. Artık marketlerde bile erişilebilir hale gelen vitamin, gıda takviyeleri ve dermokozmetik/dermatolojik ürünler için hâlâ ana alışveriş kanalı fiziksel mağazalar. Ortalamada 10 alımın sadece biri online kanallardan gerçekleşse de, yıl içinde özellikle Black Friday gibi kampanya dönemlerine bağlı olarak bu oran ciddi yükselişler gösterebiliyor ve dönemsel olarak payını ikiye katlayabiliyor. Bu veri, Türkiye’de tüketici davranışlarının hem fiziksel hem de online alışveriş kanallarında değişkenlik gösterdiğini ve kampanyaların bu geçişleri etkilediğini ortaya koyuyor.” dedi…

Dünya eğitim kalitesini sorguluyor!

Ipsos tarafından küresel de gerçekleştirilen Global Advisor Eğitim Monitörü ve ülkemizde Gündeme Dair araştırma verilerinden derlenen raporda; ülkelerdeki eğitim kalitesine dair memnuniyet oranlarının düşük olduğunu ortaya koyuyor. Singapur, 2025 yılında da eğitim kalitesinden en yüksek memnuniyet oranına sahip ülke olarak öne çıkarken, Türkiye’de eğitim kalitesinden memnun olanların oranı %15’e yükseldi. 2024’te bu oran %13 seviyesindeydi. Ancak, %63’lük memnuniyetsizlik oranıyla Türkiye, 30 ülke arasında eğitim kalitesine en olumsuz bakış açısına sahip ülke konumunda bulunuyor. Bu veriler, Türkiye’nin eğitim sisteminde reform ihtiyacını ve ekonomik kalkınmadaki önemli rolünü bir kez daha gündeme getiriyor.

Ipsos Türkiye

Ülkelerin geleceğini şekillendiren eğitim politikaları her geçen gün önemi artarken, toplumun nabzında derin bir yankı uyandırıyor. Ülkemizde her 10 kişiden 7’sinin eğitim politikalarından memnun olmadığını ortaya koyuyor. Bu oran, geçen seneye göre %5’lik bir artış göstererek, toplumun eğitim sistemine yönelik beklentilerinin giderek güçlendiği görülüyor.

Ipsos Türkiye

Türkiye’deki eğitim müfredatı, temel akademik bilgiler sağlama açısından belirli bir yeterliliğe sahip olsa da; verilere bakıldığında modern dünyanın gerektirdiği becerileri kazandırma konusunda eksiklikleri olduğu bireyler tarafından ifade edilmektedir. Ülkemizde her 10 kişiden 8’i eğitim müfredatının yeterli olmadığını belirtiyor. Çocukların ve gençlerin küresel rekabete hazırlanması, yaratıcı ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirmesi için müfredatın daha esnek, uygulamalı ve teknoloji odaklı hale getirilmesi gerekiyor. Ayrıca, müfredatın başarısı, öğretmen kalitesi, okul altyapısı ve sosyoekonomik faktörler gibi unsurlara da bağlı olduğu söylenilebilir.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Üniversite eğitiminin gençlerin hayatta başarılı olması için gerekli olduğunu düşünenlerin de oranı %43. 2024 yılında da bu oran %40’tı. AB sosyo-ekonomik statü (SES) grubundaki bireylerin bu konudaki düşünceleri, diğer SES gruplarına göre daha olumlu. DE SES grubunda ise bu konuda net bir görüşe sahip olmayan bireylerin oranı oldukça dikkat çekici.

Ipsos Türkiye

Okullarda akıllı telefonların kullanılması yasaklanmalı mı? Ülkeler ortalamasında bireylerin yarısı okullarda akıllı telefon kullanılmaması gerektiğini düşünüyor. Ülkemizde de benzer bir durum görülüyor. Her 2 kişiden biri akıllı telefonların okullarda yasaklanması gerektiği görüşünü destekliyor. Eğitim ortamlarında akıllı telefon kullanımına ilişkin tartışmalar, hem Türkiye’de hem de küresel ölçekte, teknolojinin eğitim üzerindeki etkilerine dair derin bir sorgulamayı yansıtmaktadır. Uluslararası verilere göre, bireylerin %50’si okullarda akıllı telefonların yasaklanması gerektiğini savunuyor; bu oran, teknolojinin dikkat dağıtıcı potansiyeline ve öğrencilerin öğrenme süreçlerindeki odaklanma ihtiyacına duyulan inancı ortaya koyuyor. Türkiye’de de benzer bir tablo söz konusu: Her iki kişiden biri, yani toplumun yarısı, akıllı telefonların okul ortamlarında yasaklanması gerektiği görüşünü destekliyor.

Ipsos Türkiye

Ülkeler ortalamasında okullarda  yapay zekanın kullanılmaması gerektiğini düşünenlerin oranı %37.  Türkiye de ise bu konuda daha olumlu bir görüş hakim, okullarda kullanılması görüşünü destekleyenlerin oranı ise %47.

Ipsos Türkiye

Ülkelerin bir çoğunda teknolojinin eğitim üzerinde olumlu etkisi olacağı konusundaki görüşlerin yıllar içinde gerilediği görülüyor.

Türkiye’de teknolojinin eğitim üzerinde olumlu etkisi olacağına inananların oranı 2023’te %42 iken, 2024’te %33’e geriledi ve 2025’te de aynı seviyede kaldı.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, araştırma verilerini şöyle yorumladı; 

Ipsos’un dünya genelinde 30 ülkede yapılan Eğitim Monitörü araştırması sonuçlarına göre vatandaşlar ülkelerindeki eğitim kalitesinden büyük oranda memnun değil. Türkiye’de eğitimden memnun olmayanların oranı %63 ve ülkeler arasındaki en olumsuz bakış açısına sahip ülkeyiz. Eğitim kalitesinden en memnun ülkelere baktığımızda ise ilk üç sırada Singapur, İrlanda ve Hindistan geliyor.

Memnuniyet konusunda Gündeme Dair araştırmamız ile daha detaylı sorular sorarak eğitim politikaları ve eğitimin kalitesi gibi konularda da düşünceleri inceledik.  Ülkemizde her on kişiden yedisi eğitim politikalarından memnun olmadığını belirtiyor. Memnun olmayanların oranı geçen seneye göre %5 daha yüksek. Her on kişiden sekizi ise eğitim müfredatının yeterli olmadığını belirtiyor.

Konuşma ve tartışma becerilerini geliştirmek, çağın gerektirdiği bilgi ve becerileri kazanmak, araştırma yapmayı ve iş birliğini öğrenmek, fırsat eşitliği sağlamak, çağdaş ve etkin bir eğitim almak, yeterli fiziksel altyapıya sahip olmak gibi detaylı sorular sorduğumuzda,  bireylerin olumsuz düşündüğünü görüyoruz. Her on kişiden altısı, mevcut eğitim sisteminin bu beklentileri karşılamadığını düşünüyor.

Türkiye’de her iki kişiden biri, eğitimin bugün geçmişe kıyasla daha kötü olduğunu düşünüyor. Her yaş grubunda bu düşüncenin baskın olduğu görülüyor. Ancak daha eski yıllarla kıyaslama imkanı olan 46 yaş ve üzerindeki bireyler çok daha memnuniyetsiz. 18-25 yaş arasında her on kişiden dördü kendi dönemindeki eğitim kalitesinin daha iyi olduğunu düşünürken 46 yaş ve üzerinde her on kişiden altısı, 55 yaş ve üzerinde ise her on kişiden yedisi bu düşüncede.

İş hayatına geçmeden önceki son durak olan üniversite konusunda farklı görüşler var. Üniversite eğitiminin gençlerin hayatta başarılı olması için gerekli olduğunu düşünenlerin de oranı %43.  AB sosyo-ekonomik statü (SES) grubundaki bireylerin bu konudaki düşünceleri, diğer SES gruplarına göre daha olumlu. Bu SES grubunda her iki kişiden biri üniversite eğitiminin hayatta başarılı olmak için gerekli olduğu düşüncesinde. C1,C2 ve DE SES grubuplarındaki bireylerde ise olumlu bakış açısı azalıyor.

Özellikle DE grubunda net bir görüşe sahip olmayanların oranı dikkat çekici (%28). Özetle, hayatta başarılı olabilmek için orta alt gelir grubundaki insanların daha iyi bir eğitim almaya dair inançları ve beklentileri zayıflıyor.

Ipsos Eğitim Monitörü’nde bu yıl ilgi çeken farklı konularda da sorular soruldu. Ülkelerin çoğunda, bireylerin yarısından fazlası gençlerin okulda akıllı telefon kullanmaması gerektiğini düşünüyor (%55). Ülkemizde de benzer bir durum söz konusu. Her 2 kişiden biri akıllı telefonların okullarda yasaklanması gerektiği görüşünü destekliyor. Ülkeler ortalamasında okullarda yapay zekanın kullanılması gerektiğini düşünenlerin oranı ise %38.  Türkiye’de ise bu konuda daha olumlu bir görüş hakim, her iki kişiden biri okullarda yapay zekanın kullanılmasını destekliyor. Araştırmanın enteresan sonuçlarından biri de teknolojinin eğitim üzerindeki etkisi. Ülkelerin çoğunda teknolojinin eğitim üzerinde olumlu etkisi olacağı konusundaki görüşlerin yıllar içinde gerilediği görülüyor. Türkiye’de de 2023 yılında teknolojinin eğitim üzerinde olumlu etkisi olacağını düşünenlerin oranı %42 iken 2024 yılında %33’e gerilemiş ve bu yıl benzer seviyede kalmış durumda.

Hem Türkiye’de dem de dünyada eğitimin geliştirilmesine dair güçlü bir toplumsal talep olduğunu görüyoruz. Teknoloji ve yapay zekânın sunduğu fırsatlar doğru değerlendirildiğinde, daha kapsayıcı ve çağın ihtiyaçlarına yanıt veren eğitim sistemlerine sahip olmak hayal değil.

Bu yaz tatil yaptınız mı?

Dünyanın önde gelen pazar araştırma şirketlerinden Ipsos, tüketicilerin tutum ve davranışlarını, yaşam tarzlarını ve değişen alışkanlıklarını yakından izlemeye devam ediyor.  İçinde bulunduğumuz küresel krizler, ekonomik koşullar ve değişen öncelikler, Türk halkının tatil alışkanlıklarını geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da etkiliyor. Bu araştırmada, toplumun bu yaz tatil yapma eğilimi, tatil planlarına dair tutumları ve beklentileri ile bu kararların altında yatan neden ve sonuçlar verilerle açıklanıyor. Tatil sadece deniz, kum, güneş ve otel konaklamasından ibaret olmadığını, bireyler açısından ayrı ayrı anlam ifade ettiğini veriler ışığında görüyoruz. Kimisi için lüks bir otel, gündelik işlerden kaçıp rahatlamak demekken, kimisi için doğa tatilinde kamp yapmak ya da kültür turlarıyla tarihi yerler keşfetmek, tatil anlamında büyük keyif olduğu ifade edilebiliyor. Diğer bir taraftan da ; tatil, memlekete veya köy ziyareti anlamına da geliyor.  Kısaca bireylerin kendini iyi hissettiği yerde, insan ruhuyla bedenini buluşturmaya, yenilenmeye yer açma ihtiyacını gideriyor. Geçtiğimiz yıl ve bu yılki verileri karşılaştırdığımızda; geçtiğimiz yıl olduğu gibi her on kişiden altısı bu sene yaz tatili yapmadığını ve yapmayı da düşünmediğini belirtiyor. Geçen yıla kıyasla, tatile çıkmayanlar arasında tatil planlayanların oran ise düştü. (2024 :%20 vs 2025 :%24)

Ipsos Türkiye Ipsos Türkiye

Tüm dünyada yaşanan çoklu krizler ve ekonomik dalgalanmalar, insanların bütçelerini gözden geçirmesine neden oluyor. Artan fiyatlar ve enflasyon, eskiden mümkün olan tatil seçeneklerini lüks hale getirebiliyor. Bu yüzden birçok kişi, tatil yapmak yerine mevcut birikimlerini korumayı veya temel ihtiyaçlara yönelmeyi tercih edebiliyor.

Ipsos Türkiye

Her on kişiden birinin geçen sene yurt dışında tatil yaptığını ifade etmesi de, önemli bir trende işaret ediyor. Yurt içinde tatil yapmanın maliyetinin, bazı yurt dışı destinasyonlarla karşılaştırıldığında daha yüksek olması. Özellikle komşu ülkelerde veya vize gerektirmeyen bölgelerde, uygun fiyatlı paket turlar veya konaklama seçenekleri bulunabiliyor. Yurt içinde popüler olan destinasyonların kalabalık olması veya bireylerin kişisel tatil anlayışına uymaması durumunda, insanlar daha sakin veya farklı bir atmosfer arayışıyla yurt dışı seçeneklerine yönelebiliyor. Tüketici tutum davranışlarında bu tutumlar; turizm sektörünü yurt dışı odaklı kampanyalar geliştirmeye veya yurt içi destinasyonlarda rekabetçi fiyatlar sunmaya teşvik edebilir. Aynı zamanda, seyahat alışkanlıklarının ve önceliklerinin zamanla nasıl değiştiğini de gösteriyor.

Ipsos Türkiye

Kendi gelirleriyle tatil yapabilen bireylerin sayısının artmasıyla birlikte, otel veya pansiyon gibi yerleri tercih ederek daha bağımsız ve rahat bir tatil deneyimi arayışına doğru bir geçiş olduğu rakamlara bakıldığında  net bir şekilde ortaya çıkıyor. Bu, kişisel harcama gücünün artmasının doğrudan bir yansıması. Otellerin ve pansiyonların sunduğu hazır hizmetler, özellikle yemek, temizlik ve aktivite gibi konularda tatilcilere büyük kolaylık sağlıyor. Aile evinde bu hizmetlerin genellikle kendisi tarafından karşılanması, tam anlamıyla “dinlenme” amacıyla yapılan bir tatil beklentisini karşılamakta zorlanabiliyor. Aile evinde tatil yapmak, ekonomik açıdan avantajlı olsa da, kişisel alandan feragat etmeyi gerektirdiğinden tercih sıralamasında geriliyor.

Ipsos Türkiye

Bu sene daha fazla kişinin tatil masraflarını kendi imkanlarıyla karşıladı. Kişisel finansal durumun geçen seneye göre daha farklı bir trende geçtiği de veriler arasında öne çıkan başlıklardan.  Bu durum, bireylerin gelirlerinde artış, daha iyi bir bütçe yönetimi veya tatil için daha önceden birikim yapabilme yeteneği gibi faktörlerden kaynaklanabilir. Aileden borç alma ihtiyacının azalması, genç nesillerin veya çalışan kesimin ekonomik olarak daha güçlü bir pozisyona doğru bir yükselen ivme gösteriyor denilebilir.

Ipsos Türkiye

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, Gündeme Dair Araştırma Verilerini Şöyle yorumladı; Ipsos olarak Gündeme Dair araştırmamızda katılımcılara “Son günlerde kendinizi nasıl hissediyorsunuz?” diye sorduğumuzda uzun süredir yanıtlar değişmiyor; yorgun, bıkkın ve endişeli. Bu duygular, adeta üzerimize sinmiş durumda. Yılın yorgunluğunu geride bırakmak ve tazelenmek için ihtiyaç duyduğumuz yegane şeylerden biri ise hayatın olağan akışına ara vererek yaz tatili yapmak.

Geçtiğimiz bir kaç senedir yaz tatiline ilişkin sorular soruyoruz. Bu yıl her on kişiden altısı bu sene yaz tatili yapmadığını ve yapmayı da düşünmediğini belirtiyor. Bu oranda geçtiğimiz yıla kıyasla bir değişiklik yok.

Tatil yapanlar ya da yapabilenler bunu sürdürüyor (on kişiden sekizi), tatil yapmayan ya da yapamayanlar da buna isteyerek veya mecburen devam ediyorlar. Geçen yıl yaz tatil yapamayan her on kişiden yedisi bu yıl da yaz tatil yapamayacağını belirtiyor. Yaz tatili yapamamanın en önemli nedeni olarak geçtiğimiz seneye benzer şekilde ekonomik koşullar öne çıkıyor. Yaz tatili yapamayan her on kişiden dokuzu ekonomik sebeplerle tatil yapamadığını ifade ediyor.

Yurt içinde tatil yapanların oranı doğal olarak çok daha yüksek. Geçen sene olduğu gibi bu sene de her on kişiden dokuzu yurt içinde tatil yapmış. Ailelerinin yanında yaz tatili yapanların oranı geçtiğimiz seneye kıyasla düşerken, yurt içinde otel ve pansiyonda kalmayı tercih edenlerin oranında belirgin şekilde bir artış görüyoruz. Her on kişiden yedisi yaz tatil bütçesini kendi gelirinden karşıladığını ifade ediyor.  Geçen yıla kıyasla ailelerinden borç alanların oranı daha düşük ancak bankalardan kredi alanların oranı artmış durumda.

Ekonomik koşullar ne kadar zorlu olursa olsun, insanın kendine ayırdığı küçük bir mola hayatında büyük bir fark yaratıyor. Hayatın rutin ve yoğun akışından uzaklaşarak, tazelenmek, zihnimizi dinlendirecek anlara alan açmak her zamankinden daha kıymetli. Bulgular, yaz tatilinin pek çok kişi için ekonomik koşulların etkisiyle ertelenen veya vazgeçilen bir plan haline geldiğini ortaya koyuyor.

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Araştırma şirketi Ipsos’a  “GAB 2.0” Güvenilir Araştırma Belgesi verildi

Ipsos GAB 2.0 – Yenilenen Güvenilir Araştırma Belgesi’ni almaya hak kazanan ilk araştırma şirketi oldu.

Küresel araştırma ve danışmanlık hizmetlerini belirli bir Kalite Yönetim Sistemi çerçevesinde sürdüren Ipsos, Temmuz ayında bağımsız denetim kuruluşu Bureau Veritas tarafından gerçekleştirilen kapsamlı denetim ve belgelendirme süreci sonrasında, yenilenen Güvenilir Araştırma Belgesi (GAB 2.0) standartlarını kapsadığını tescil ettirdi. ISO 20252 ve ISO 9001 belgelerine sahip olan Ipsos, Türkiye’deki araştırma sektöründeki firmaların güvenilirliğini ve şeffaflığını simgeleyen  “GAB 2.0 sertifikasını” almaya hak kazanan ilk araştırma şirketi oldu.

Değişen teknoloji ve metodolojilerle birlikte, pandemi dönemi sonrasında 2021-2025 yılları arasında eski GAB’ın güncellenmesi ihtiyacı doğdu. Bu doğrultuda TÜAD, zamanın ruhunu tamamen yansıtan yeni GAB 2.0 denetimini hazırladı. Yeni denetim yaklaşımında, online araştırmalarda kullanılan veritabanları ve sistemler inceleniyor. CATI (Computer Aided Telephone Interview), telefonla anket görüşmesi projelerinde, çağrı merkezi tedariği hizmeti alınan iş ortaklarının log kayıtları gözden geçiriliyor. Tüm bu bilgi ve depolama sistemlerindeki teknolojik denetimlere, belgelendirme kuruluşunun IT uzmanı eşlik ediyor. Denetim kriterleri canlı sistemler üzerinden, ön hazırlıksız ve sistemlerin %100 şeffaf olarak denetmenlere açılması ile  gerçekleştiriliyor. Yeni GAB 2.0’ın ISO standardlarından ayrıştığı en önemli noktalardan birisi de prosedür ve dökümantasyondan ziyade müşteriye sunulan araştırma hizmetinin tasarım ve uygulama süreçlerine odaklanarak  denetlemesi. Denetim kontrol süreçlerinde, araştırmanın müşteri ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda araştırma uzmanları tarafından kurgulanması, araştırma tasarımından kaynaklı hataların engellenmesi, doğru veri toplanması ve verinin doğru raporlanması esas alınıyor. Araştırma şirketi, proje tasarımından başlayarak, operasyonel uygulama süreçlerini, topladığı datayı ve raporlarını %100 şeffaf olarak denetime açıyor. Her şirket GAB 2.0 için iş hacmine göre farklı sayıda proje ile denetleniyor. Ipsos, Temmuz ayında denetlendiği projelerden yüksek skorlar ile geçti. Böylece sunduğu araştırmaların güvenilirliğini bir kez daha belgelemiş oldu.

Ipsos Türkiye CEO’su ve TÜAD Yönetim Kurulu Başkanı Sidar Gedik konuyu şöyle değerlendirdi: TÜAD tarafından yenilenen sistemi ile GAB 2.0, sektörümüzün güvenilirliği ve şeffaflığı için çok değerli bir kazanım. Teknolojinin sektörümüzü getirdiği noktada bu yeni denetim yaklaşımı kaçınılmazdı. TÜAD ekibimizdeki tüm çalışma arkadaşlarımı bu sistemi hayata geçirdiği için kutluyorum. Ipsos olarak kuruluşumuzdan bu yana Kalite Yönetim Sistemi’nden taviz vermeden hizmetlerimizi sürdürüyoruz. Kaliteyi sürekli geliştirmeye yönelik bakış açımız doğrultusunda, şirketimizin ve tedarikçilerimizin canlı sistemleri, veri tabanları, ham verileri üzerinden IT uzmanı eşliğinde yürütülen denetim sürecini başarıyla tamamladık. GAB 2.0 – Güvenilir Araştırma Belgesi’ni almaya hak kazanan ilk araştırma şirketi olduk. Bu belge; araştırma süreçlerinde etik kurallara bağlılığımızın, şeffaflığımızın, veri güvenliği ve kalite standartlarına sadakatimizin resmi bir tescilidir. Müşterilerimize ve paydaşlarımıza güven vermek için sürdürdüğümüz titiz çalışma süreçlerimiz, bu belgeyle bir kez daha resmiyet kazanmış oldu. Emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Şirketimizde eş zamanlı olarak ISO 27001 ve TISAX Otomotiv Bilgi Güvenliği Yönetimi sertifikalarını almak için de çalışmalarımız sürüyor. Kaliteyi kültür olarak benimseyen bir şirket olarak, şeffaflık, denetlenebilirlik ve bilgi güvenliğine verdiğimiz önemle sektördeki öncülüğümüzü pekiştirmeye ve araştırmada güvenin adı olmaya devam edeceğiz.

GAB 2.0 https://tuad.org.tr/bizden-haberler/gab-20-denetimleri-basladi

Teknolojinin gelişimi hem heyecan, hem endişe yaratıyor !

Ipsos Global Trendler araştırmasına göre bireylerin teknoloji hakkında ikilemde olduğunu görüyoruz. Teknoloji daha yaygın hale geldikçe, bize getirebileceği sorun çözme araçlarının cazibesi ve iletişim kurma biçimlerindeki değişiklik inanılmaz bir heyecan yaratıyor. Diğer yandan da gizlilik, iş kaybı ve kötüye kullanım potansiyeline ilişkin endişeler var. Heyecan ve endişe arasında bir gerilim yaşanıyor.

IPSOS TÜRKİYE IPSOS TÜRKİYE IPSOS TÜRKİYE IPSOS TÜRKİYE IPSOS TÜRKİYE IPSOS TÜRKİYE IPSOS TÜRKİYE

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

Ipsos Global Trendler araştırmasına göre bireylerin teknoloji hakkında bir ikilemde olduğunu görüyoruz. Teknoloji daha yaygın hale geldikçe, bize getirebileceği sorun çözme araçlarının cazibesi ve iletişim kurma biçimlerindeki değişiklik inanılmaz bir heyecan yaratıyor. Diğer yandan da gizlilik, iş kaybı ve kötüye kullanım potansiyeline ilişkin endişeler var. Heyecan ve endişe arasında bir gerilim yaşanıyor.

Araştırmaya göre ülkeler ortalamasında neredeyse dört kişiden üçü (%71), toplum olarak karşılaştığımız sorunları çözmek için teknolojiye ihtiyacımız olduğunu düşünüyor. Ancak, teknolojik ilerlemenin “hayatlarımızı mahvettiğini” düşünenler de var (%57). Bu ikilem, yapay zekâya bakış açısında da geçerli. Bireyler yapay zekâdaki gelişmeler konusunda heyecanlı, ama aynı zamanda bu gelişmelerin getirebileceği değişiklikler konusunda da endişeli. Ipsos bu gerilime “Yapay Zekânın Büyüsü ve Endişesi” (the Wonder and the Worry of AI) adını veriyor.

2022 yılının sonunda ChatGPT’nin kullanıma açılması ile milyonlarca internet kullanıcısı yapay zekâ ile doğrudan karşılaştı, diyalog kurmaya başladı. Yapay zekâ bir anda hayatlarımızın tam da ortasına yerleşti. Gündeme Dair araştırmamıza göre Türkiye’de her iki kişiden biri yapay zekâyı duyduğunu belirtiyor. Soruyu üretken yapay zekâ olarak sorduğumuzda ise bilinirlik oranı düşüyor (%32). Bu fark “üretken yapay zekâ teriminin daha teknik ve yeni bir kavram olmasından kaynaklanıyor olabilir. Herkesin gündelik diline yerleşmiş değil.  Bu yıl aynı araştırmada Türkiye’de yapay zekâ kullanımının 2023 yılına göre arttığını görüyoruz. Bazı uygulamaları denemek, iş ve özel hayatta işlerini kolaylaştırmak için kullananların oranı 2023 yılında yüzde 12 iken bu yıl yüzde 23’e çıktı.  Ipsos’un 30 ülkede 23 binden fazla kişiyle gerçekleştirdiği Global Advisor araştırmasına göre ülkeler ortalamasında bireylerin yaklaşık yarısı üretken yapay zekâ konusunda heyecanlı olduklarını, diğer yarısı ise endişeli olduklarını söylüyor.

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK

Anglosphere ülkelerinde (ABD, İngiltere, Kanada, İrlanda ve Avustralya) heyecandan çok daha fazla endişe var. Avrupa pazarlarında ise daha az endişe gözlemleniyor, ama heyecan düzeyi de orta seviyede. Güneydoğu Asya’daki bazı ülkeler ise belirgin şekilde heyecanlı ve endişeye kıyasla çok daha olumlu. Japonya ise biraz aykırı bir ülke olarak konumlanıyor. Ne heyecanlı ne de endişeli. Türkiye’de ise heyecanlı olanların oranı endişe duyanlara göre daha yüksek, daha olumlu bir bakış açısı hakim. Endişelerin önemli kaynaklarından biri elbette ki bireylerin yaşadıkları ülkelerde yapay zekâya ilişkin düzenlemelerin yapılıp yapılmayacağı ile ilgili. Hükümetlerin düzenlemelere olan yaklaşımı bu noktada kritik önem taşıyor. Yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi sürecinde, bazı şirketler hükümetlerle iş birliği yaparak hukuki ve etik çerçevede hareket edeceklerini duyurdular. Bu, umut verici bir gelişme. Ancak tek başına yeterli mi, orası tartışmalı. Çünkü yalnızca özel şirketler değil, devletler de kendi yapay zekâ programlarını yürütüyor. Üstelik bu programların bazıları askeri amaçlar taşıyor. Yapay zekânın sunduğu güç ve ekonomik potansiyel, bu teknolojiyi etik ve yasal sınırlar içinde tutmayı her geçen gün daha da zorlaştırıyor.

Gündeme Dair araştırmamıza göre her iki kişiden biri Türkiye’de yapay zekâyı bir fırsat olarak görüyor. Tehdit olarak görenlerin oranı da azımsanmayacak düzeyde (%44). Her on kişiden altısı yapay zekânın yapabileceklerinden korkuyor. Gelecek nesiller için yapay zekânın yeni iş fırsatları yaratacağına inananların oranı, 2023 yılıyla benzer seviyede kalmış durumda. Öte yandan, yapay zekânın iş imkanlarını azaltacağı ve işsizliği artıracağı yönünde endişe duyanların oranı %25’ten %20’ye gerileyerek bir miktar azalmış görünüyor. Yapay zekânın şu anki işlerini yapacağını düşünenlerin oranı ülkeler ortalamasında %36. Türkiye’de ise bu oran %42.  Yapay zekânın şu anda çevrim içi aramalardan reklam içeriği oluşturmaya, iş başvurularını elemekten yapay zekâ ile oluşturulmuş spor içerikleri yaratmaya birçok görevi üstleniyor.

Global Advisor araştırmasına göre yapay zekâ kullanan şirketlerin bu kullanımı açıkça belirtmesi yönünde büyük bir beklenti var (%79). Önümüzdeki dönemde bireylerin içeriklerin yapay zekâ yerine insanlar tarafından oluşturulmasını tercih etme ihtimali de söz konusu. Kullanım yaygınlaştıkça buna alışmamız ve daha rahat hissetmemiz kolaylıkla beklenebilir. Ancak bir tepki senaryosunun gerçekleşmesi de mümkün. Yapay zekâ kullanan şirketlerin kişisel verilerin korunacağına ilişkin görüşler de farklılaşıyor. Ülkeler ortalamasında yapay zekâya bu konuda güven pozitif. Tüm bunlar bizler için karışık sinyaller ortaya koyuyor. Hem kaygı doluyuz hem de hayranlıkla bakıyoruz. Yapay zekâdan birçok şey bekliyoruz, ama bunların olumlu olup olmayacağından emin değiliz. En azından kısa vadede güven sorunu oldukça yaygın ama faydalarını da görmek istiyoruz.

Tarihte belki de ilk defa entelektüel üretimi, düşünme işini makinelere ihale ettiğimiz bir çağa giriyoruz. Bir kırılma noktasındayız. Teknolojinin neler yapabildiği değil, insanların bu güçle ne yapmayı tercih ettiği geleceği şekillendirecek.

Araştırmada yenilikler konferansının teması ‘Kırılmalar’

Dünyanın lider araştırma şirketlerinden Ipsos​’un düzenlediği Araştırmada Yenilikler Konferansı, bu yıl on altıncı kez katılımcılarına ev sahipliği yaptı.

İş dünyası, ekonomi ve pazarlama alanlarından profesyonellerin, akademisyenlerin ve araştırma meraklılarının ilgiyle beklediği konferansın bu yılki ana başlığı “Kırılmalar” oldu.

Amerika’dan, İngiltere’den ve ülkemizden konferansa katılan dünya çapında tanınmış uzman isimler; çoklu krizlerin ortasında kalan ​dünyayı merkeze alarak geleceğe ışık tuttular.

Kutuplaşmalar, ayrışmalar, tehlikeli yakınlaşmalar, içe kapanmalar, ekonomik ve toplumsal belirsizlikler, yön bulma çabaları ile küreselleşmenin yarattığı derin çatlaklar güncel araştırma verileri eşliğinde ele alındı.

İklim krizi, sürdürülebilirlik, bitmeyen savaşlar, çatışmalar, göç, güvenlik, aidiyet ve istikrar arayışında yaşanan kırılmalar, bilim insanlarının sunumlarında ele alındı. Yapay zekânın hızla yükselişi ile dünyayla kurduğumuz etkileşime dair önemli tespitler konferansta paylaşıldı.

Böylesine güçlü kırılmalara ​global ölçekte tanıklık ederken, ​kırılan dünya ile bağ kurma, yön bulma ve kırılmaların doğurduğu yeni varoluş şeklinin insana etkisi ​ ​işlendi.

Ipsos Türkiye CEO’su ve Türkiye Araştırmacılar Derneği TÜAD Başkanı  Gedik,​ konferansta yaptığı konuşmasında; “Değerli Katılımcılar,​ bugün burada, yoğun ama son derece verimli bir gün geçirdiğimiz için mutluyum. Araştırmada Yenilikler Konferansı’nın 16. yılında, emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımıza ve katılımcılara teşekkür ediyorum. Bu konferansın gerçekleşmesinde büyük bir özveriyle çalışan herkese minnettarım.” dedi

Gedik, Konferans konularından notlarını şu şekilde paylaştı :

“Prof. Dr. Ayşe Zarakol’un 21. yüzyılın düzensizlik yüzyılı olacağı tespiti çok önemliydi. Özellikle Türkiye için teknoloji ve iklim krizlerinin büyük bir dezavantaj olacağından bahsetti. Bu konuda çalışmaların az olduğuna, hazırlıklarımızın ve uzun vadeli planlarımızın  yeterli olmadığına dikkatlerimizi çekti. Küresel değerin yükselişinin, Türkiye ​için avatanj olacağını belirtti ve Türkiye’nin bu alanda öne çıkacağına dikkat çekti. Bunlar bana göre ​çok önemli tespitler. İlginç bir avantajımızın da olduğunu bahsetti. Tek adam rejimlerinin damga vuracağı bir dönemde buna alışık olmamızdan bu düzene daha hızlı uyum sağlayabileceğini söyledi..

Prof. Dr. Besim Dellaloğlu’nun sosyolojik analizlere dair vurguladığı; “siyaseten göreli özerklik” kavramı, bizler için sunduğu çok önemli bir perspektif…İktidarın toplumu inşa etme ve mevcut rejime müdahale etme kapasitesinin, demokrasiyle olan paralelliğine dikkat çekti.

Göç konusuna dair, Prof. Murat Erdoğan’ın, Yasemin Mutlulu ile gerçekleştirdiği sohbette öne çıkan noktalar arasında; düzenli göçün bir ihtiyaç olduğu ve ülkelerin bu süreci etkin bir şekilde yönetmesi gerektiği yer aldı. Göç eden bireylerin büyük çoğunluğunun kalıcı olduğu ve Türkiye’deki düzenli-düzensiz göçmenlerin yaklaşık %80’inin bizimle birlikte yaşamaya devam edeceği vurgulandı. Bu nedenle, herkes için onurlu bir yaşam sağlamak adına hep birlikte çaba göstermemiz gerektiği ifade edildi. Tüm bu noktalar, bana göre son derece önemli tespitlerdi.

Sürdürülebilirlik konusuna gelince, Sezi Peynirci ve Doç. Dr. Gül Şener’in sohbetinde, bunun bir kalkınma çabası değil, var olma mücadelesi olduğu vurgulandı. Sürdürülebilir bir dünya için atılan her adımın bireyde umut yarattığı belirtildi. Ancak, her 10 kişiden 6’sının bu adımları nasıl atacağını bilmediği de önemli bir tespit olarak paylaşıldı.

Son olarak, Ajay Bangia’nın sunumundan edindiğim izlenim, yapay zekâyla ortaya çıkan yaklaşımların ortalamaya yakınsama eğiliminde olduğu ve bunun “insanlık” boyutunu gözden kaçırabileceği yönündeydi. Özellikle kalitatif araştırmalarda, verinin katılımcıların yanıtlarından çok, moderatörün sorularından ve sorma biçiminden kaynaklandığı ve bunun önemli bir fark yarattığı vurgulandı.”

Araştırmada Yenilikler Konferansı’nın içeriği kadar bir diğer önemli tarafı da; toplantı katılımlarından elde edilen gelirin tamamı her yıl eğitim alanında bir projeyi desteklemek üzere bir kuruluşa bağışlanmasıdır.  Araştırmada Yenilikler Konferansı, “konferans gelirinin tamamının sosyal projeye bağışlandığı ülkemizdeki tek konferans” olma özelliği taşımaktadır. Bu yıl da; Payda Derneği ile işbirliği yapılarak Malatya Öğretmenler Ortaokulu’ndaki öğrencilerin hayallerine ortak olunacak ve onlara bir spor alanı inşa edilecektir. Bu proje, bölgedeki diğer köy okullarına da ulaşarak, çevredeki daha fazla öğrencinin bu olanaklardan faydalanması hedeflenmektedir.

Ipsos’un bu değerli konferansında, yanımızda olan değerli basın ve medya mensubu dostlarımızın desteği ve katılımı, bizler için büyük bir onur kaynağıdır. Araştırmada Yenilikler Konferansı’na basın ve medya sponsorluğu desteği sağlayan Can Medya Grubu’na ve Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Kenan Tekdağ’a içten teşekkürlerimizi sunarız. HaberTürk TV, Bloomberg HT TV, radyolar, dijital yayınlar ve YouTube platformu üzerinden gerçekleştirilen yayınlarda emeği geçen herkese teşekkür ederiz.