Yazılar

“Büyük Plan” ile Kara Mizahın Zirvesi: 10 Kasım’da Alan Kadıköy’de

Proje No2’nin ödüllü kara komedisi “Büyük Plan”, 10 Kasım Pazartesi akşamı saat 20.30’da Alan Kadıköy’de özel gösterimiyle sahneleniyor. Distopik bir gelecekte geçen oyun, yozlaşmış medya ve çürümüş adalet sistemi arasında sıkışan avukat ve gazeteci bir çiftin absürt kaçış hikayesini anlatıyor. R. Onur Duru’nun yazdığı, Can Ali Çalışandemir’in yönettiği yapım; video mapping, minimalist sahne tasarımı ve güçlü oyunculuklarla dikkat çekiyor. Oyunda Çiğdem Yıldız, Eray Cezayirlioğlu ve videolarda sürpriz isim Seyhan Arman yer alıyor. “Büyük Plan”, İsmet Küntay, Sadri Alışık, Ekin Yazın Dostları ve Üstün Akmen tiyatro ödüllerinden toplam dört ödül kazandı.

Ezgi Tombul: Hayallerimin Peşinden Gitme Niyetim Var

Ezgi Tombul: Hayallerimin Peşinden Gitme Niyetim Var

Oyunculuk kariyerinin başlangıcından, unutulmaz anılarına ve yeni projelerine kadar her şeyi anlatan Ezgi Tombul, kariyer hedeflerini ve genç oyunculara tavsiyelerini Pause Dergisi’ne anlattı. “Birbirinden farklı karakter oynamak istiyorum” diyen Tombul, samimi açıklamalarıyla ilham veriyor.

Röportaj: NAZAN ORTAÇ

Ezgi Hanım, oyunculuk kariyerinize nasıl başladınız? Bu yolculuğunuzda sizi en çok etkileyen ve yönlendiren kimler oldu?

Kariyer, mesleki başarı üzerine kurulu bir kelime, ben daha çok mesleğe duyduğum arzunun nasıl oluştuğundan bahsedebilirim, çünkü, bence kariyer, peşinden gittiğin arzunun pozitif getirisi sadece, onun yanıtını da ben veremem. Ortaokulda ‘elinde fırçayla şarkı söyleyen çocuk’ değil, utangaç bir çocuktum, annem bana daha iyi hissetmem için tiyatro kursunu önerdi ve ben orada tutkumu buldum. Çeşitli tiyatro toplulukları ve ardından konservatuvarla devam eden süreçte, fitili annemin ateşlediğini söyleyebilirim.

Müjdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro Bölümü’nde aldığınız eğitimin kariyerinize nasıl bir katkısı oldu?

Benim okulumun ya da herhangi bir okulun amacı bence ilgilendiğin dalla yıllarca yoğrulmanı sağlamak. Okul yılları boyunca, zaten yapmayı istediğin ‘oyun oynamayı’ defalarca yapıyorsun, deneye yanıla, tekrar ve tekrar… Bu bağlamda, benim okulumun bana katkısı esneklik kazanmam oldu.

“Keşanlı Ali Destanı” ve “Hatırla Gönül” dizilerinde yer aldığınız dönemle ilgili unutamadığınız anılarınız var mı?

“Keşanlı Ali Destanı”, benim ilk işim olması sebebiyle kalbimde yeri çok başka, okuldan yeni mezun olmuş ve Çağan Irmak’ın dizisinde oynuyorum, o hissi hiç unutmuyorum. Geçmişte çalıştığım her işi mutlulukla anıyorum ve bunu değerli buluyorum.

Ezgi Tombul

Yeni projeniz “Sorgu Odası” dizisinde nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?

‘Sevilay’ karakterini oynuyorum. Sevilay, aile travmaları sebebiyle yaralı, kendisiyle mutsuz ve mutsuzluğunu da etrafına yayan bir karakter. Boşandığı eşi Metin’le sağlıklı sınırlar koyamamaları, Sevilay’ı git gelli bir ruh haline sokuyor.

Dizinin konusu ve hikayesi hakkında biraz daha detaylı bilgi verebilir misiniz?

Bir cinayetin failinin araştırıldığı olay örgüsünün yanı sıra, birbirlerine çeşitli önyargılar geliştirmiş, birbirini yaftalayan kişilerin; ‘ötekini’ tanıdıkça dönüştükleri, anladıkları, dayanışmayı seçtikleri bir polisiye hikaye diyebilirim.

Hazal Kaya ve Çağlar Ertuğrul ile aynı projede yer alıyorsunuz… Daha önce birlikte çalışmış mıydınız?

Hayır daha önce çalışmamıştık, ilk kez tanışıyoruz.

Ezgi Tombul

Dizinin yönetmeni Deniz Yorulmazer ile çalışmak nasıldı? Yönetmenle olan işbirliğiniz hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Yönetmenimiz ne istediğini çok iyi bilen, bilmenin ve işini iyi yapmanın huzurunu tavrına yansıtan biri, görüntü yönetmenimiz Neco Akdeniz ile birlikte çok güzel bir iş çıkarıyorlar, ben de bir parçası olduğum için mutluyum.

Polisiye dram türündeki bu dizi, kariyerinizde nasıl bir yer tutuyor? Bu türde çalışmak size neler kattı?

Ben, bu işin polisiye aksında bulunmuyorum. Benim karakterim çok incinmiş, kendini sürekli dibe çeken bir karakter onunla birlikte ben de çekiliyorum oynarken.

Oyunculuk kariyerinizdeki hedefleriniz ve hayalleriniz nelerdir? Gelecekte hangi tür projelerde yer almak istersiniz?

Hayallerim, arzularım var ve onların peşinden gitme niyetim var. Genel olarak bahsetmem gerekirse, oyunculuk yapmayı yıllar boyunca sürdürebilmeyi ve her platformda birbirinden başka karakterleri oynamayı isterim.

Ezgi Tombul

Son olarak, kariyerine yeni başlayan oyunculara ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz? Sizin yolunuzdan ilerlemek isteyenlere neler önerirsiniz?

Oyunculuk yapmayı istemesinin nedenini bulmasını, bu neden eğer otantik bir nedense devam etmesini, işlerin yolunda gitmeyeceği zamanlar olacağını o süreci rahat atlatabilmesi için duygu durumunu en hızlı şekilde dengelemesinin kendince yolunu bulmasını öneririm

“Şaşırt Beni” güldürmeye devam ediyor

“Şaşırt Beni” güldürmeye devam ediyor

Yönetmen Selçuk Aydemir’in yazıp yönettiği KerkiSolfej ve MMT ortaklığında ve Kral Pop Radyo sponsorluğundaki “Şaşırt Beni” oyunu, 26 Nisan Cuma akşamı Bostancı Gösteri Merkezi’nde sanatseverlerle buluşuyor.

Oyuncu kadrosunda Pelin Karahan, Çağdaş Onur Öztürk, Murat Akkoyunlu, Tuna Kırlı, Yasemin Baştan, Barış Yıldız, Korhan Herduran, Adem Türker gibi sevilen oyuncuların yer aldığı 2 perdelik komedi oyunu olan “Şaşırt Beni” şampiyonlar ligi oyuncu kadrosuyla şaşırtmaya devam ediyor. Tiyatroseverlerin bilet bulmakta zorlandığı komedi oyunu Türkiye’nin birçok yerinde sergilenmeye devam edecek.

“Mahallemiz Eşrafından” 4 Şubat’ta sahnede

“Mahallemiz Eşrafından” 4 Şubat’ta sahnede

Yönetmenliği Berfin Ertan ile Hakan Emre Ünal birlikte üstlendiği “Mahallemiz Eşrafından”, 4 Şubat’ta Kadıköy Boa Sahne’de perde açacak.

Rumların ve Türklerin bir arada yaşadığı bir adada geçen etkileyici hikayesiyle seyredenleri duygulandıran oyunun biletleri online etkinlik platformu Biletinial’da…

Berfin Ertan’ın kaleme aldığı, Hakan Emre Ünal ve Berfin Ertan’ın birlikte yönetmenliğini üstlendiği “Mahallemiz Eşrafından”, 4 Şubat’ta İstanbul Kadıköy Boa Sahne’de sahnelenecek. 1,5 yıllık yoğun bir çalışmanın sonucu ortaya çıkan ve Rumlar ve Türklerin bir arada yaşadığı bir adada geçen etkileyici hikayesiyle seyredenleri duygulandıran oyun.

Bir büyüme ve öğrenme serüveni…

Rumlar ve Türklerin bir arada yaşadığı bir ada; adanın en kötü özelliği yuvarlak olması. “Kalp mi var burada ne? Ay bir de harf var yanında, dur bakayım! ‘S’ var. Vallahi ‘S’ var!” 15 yaşındaydım; öyle bir çarptı ki o domates suratıma, sanki bir daha yüzümden o kırmızılık hiç gitmedi. İnsanlar birbirlerine neden ve niçin domates fırlatırlar? Bilenler? Yok.”

Bodrum tiyatroya doydu

Bodrum tiyatroya doydu
1. Uluslararası Bodrum Tiyatro Festivali’nin ilk oyunu Deli Dumrul, Bodrum Kalesi’nde sergilendi.
Bodrum Belediyesi destekleriyle gerçekleşen 1. Uluslararası Bodrum Tiyatro Festivali’nin ilk oyunu olan Deli Dumrul, İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları ekibi tarafından Bodrum Kalesinde geniş bir katılımla sergilendi.
Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği tiyatro oyununu izlemeye Bodrum Kaymakamı Mustafa Çit, Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras’ı temsilen Başkan Vekili Mustafa Coşkun, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ertuğrul Tugay, sanatçılar, resmî kurumların birim amirleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, basın mensupları katıldı.

TİYATROKARE AYŞE KULİN’İN ‘VEDA’SINI SAHNEYE TAŞIDI

TİYATROKARE AYŞE KULİN’İN ‘VEDA’SINI SAHNEYE TAŞIDI

Tiyatrokare, 32. sezonunda Nedim Saban’ın, Ayşe Kulin’in romanından uyarladığı ve sahneye koyduğu “Veda”yı sahneliyor. Oyunda, usta tiyatro sanatçısı Nevra Serezli, alışılmamış bir “Deli Saraylı” kompozisyonuyla öne çıkıyor. Otobiyografik roman, yazarın Osmanlı’nın son maliye nazırı olan dedesinin öyküsünü, Kurtuluş Savaşı yılları ve Cumhuriyet’in kuruluşunu sımsıcak bir konak ve aşk hikayesi olarak anlatıyor. Nedim Saban, Ayşe Kulin ve Nevra Serezli ile bir araya gelerek, “Veda”yı konuştuk.

NAZAN ORTAÇ

nazanortac@outlook.com.tr

Türk tiyatrosunun önde gelen isimlerinden biri olan Nedim Saban, “Veda”yla yine büyük ses getirmeye hazırlanıyor. Projenin temelinde Türk edebiyatının derinliklerinde saklı kalmış bir hikâye yatıyor ve bu hikâye, seyircilere unutulmaz bir deneyim sunuyor. Ayşe Kulin’in desteğiyle hayata geçen oyun, Cumhuriyet’in 100. yılını anlamlandırırken, karakterlerin içsel yolculuklarını ve dönemin zorluklarını işliyor. Saban, projenin arkasındaki düşünceleri ve oyunun seyircide bırakacağı etkiyi paylaştı.

Nedim Saban

Projenizin temelinde Ayşe Kulin’in dedesinin otobiyografik öyküsüne dayalı olarak oluşturulan bir oyun bulunuyor. Bu hikâyeden esinlenme sürecinizi anlatır mısınız?

Nedim Saban: Türk edebiyatının gizli bir hazine barındırdığına inanıyorum, ne yazık ki sinema ve tiyatroda bu kaynak yeterince önemsenmiyor. Biz Tiyatrokare’de, Zülfü Livaneli’nin “Leyla’nın Evi”nden bu yana, edebiyat uyarlamalarına ağırlık veriyoruz! Uzun süredir zaten Ayşe Kulin’in eserlerini düşünüyordum. Gerçek hayattan alınan bu öykü beni çok etkiledi. Çok tarafsız, insancıl bir bakış açısıyla yaklaşmış çağın değişimine. “Veda” biliyorsunuz bir seri romanın ilki! Devam öyküleri de var. Ancak, Ayşe Hanım provalarda romanın kahramanlarının yaşam öykülerini anlattı, fotoğraflarını gösterdi. Bu bizi çok etkiledi yorumda, daha derinlikli çalıştık!

Oyununuzun başlıca teması, Cumhuriyetin 100. yılı vesilesiyle bir çağın değişimini, acılarını ve umutlarını işliyor. Bu tema sizin için neden önemli ve nasıl bir etki yaratmayı hedefliyorsunuz?

Nedim Saban: Her çağ değişimi sancılıdır, yeniye her zaman iyi demek çok yüzeysel bir bakış açısı olur, yeninin eskinin üzerine kurulduğu bir çağcıl yorumla yaklaştım oyuna. Her kahraman kendince haklı, iyi ve kötü yok. Zaten böylesi, melodram olurdu, biz duygu yüklü bir iş yapıyoruz, tiyatro sanatı bu yüzden özel! Yorumda iyi ve kötü yüzeyselliğine düşmedim, bir de Cumhuriyetin ne denli zor kurulduğunu, esir düşmüş bir şehrin insanlarının umutları, umutsuzluğu, yaşama tutunma çabalarına bazen şiirsel, bazen dramatik, bazen neşeli, bazen buruk bir biçimde yaklaştım.

Eserinizdeki karakterler, değişen zamanın ve koşulların etkisi altında çatışan duyguları deneyimliyorlar. Bu karakterlerin içsel yolculuklarına ve gelişimlerine nasıl odaklandınız?

Nedim Saban: Bir yıl sürdü dramaturji, uyarlama ve prova süreci. Yedi versiyon çıktı ortaya. Sadece karakterler değil, piyanonun, gramofonun, daktilonun da derin bir öyküsü var! Ve tabii ki esir düşmüş İstanbul’un….

Tiyatrokare, VEDA

Oyununuzda aşk hikayeleri de önemli bir yer tutuyor. Bu aşk hikayeleri, karakterlerin ve toplumun dönemsel zorluklarla başa çıkma çabalarını nasıl yansıtıyor?

Nedim Saban: Ölüm ile doğum teması iç içe! Erkekler cephede, kadınlar doğumda ölür düşüncesi var ama dört farklı aşk hikayesi var. Bir tanesi, aşkına karşılık bulamamış bir aktivist kadını anlatıyor. Zeynep Sevi Yılmaz çok derin bir yerden yaklaştı role. İkinci aşk, oyunun ana direği olan Mehpare ve Kerim aşkı! Sosyal konumları nedeniyle yasak belki ama çok duyarlı. Üçüncüsü, Reşat Bey’in kendi karısıyla olan aşkı. Vatan meseleleri nedeniyle, vedaya kadar çıkmıyor ortaya ama Meral Asiltürk ve Aziz Sarvan finalde müthiş bir yere tırmandırıyorlar. Bir de genç kuşağın aşkı var, düğünle, neşeyle!

Ayşe Kulin’in bu projede destekleyici bir rolü olduğunu belirttiniz. Kulin’in katkıları ve desteği proje sürecinde nasıl bir fark yarattı?

Nedim Saban: Ayşe Hanım inanılmaz titiz. Her sözcüğün üzerinde konuştuk. Ancak, dramatik kurgu ve sahneleme konusunda bize özgürlük tanıdı, bu güven ilişkisi de daha çok sorumluluk yükledi sırtımıza! İlk oyunda o kadar heyecanlıydık ve oyunun yoğun tekniği konusunda bir aksama olabileceğinden yana öyle endişeliydik ki, düşünün yazara, “siz daha seyretmeyin” diyebildik! Oyunun başarısının ardından, ertesi sabah arayıp, “keşke gelseydiniz” dedik bu sefer! Bu kadar sıcak bir ilişki kurduk güvene dayalı. İkinci versiyonu bir sabah erken gönderdim, nasılsa bir iki günde okur düşüncesiyle. İki saat sonra telefon çaldı, Sarıkamış’ta kayak pistindeydim, hemen bir kafeye sığınıp, notları dinledim.

Eserinizdeki karakterlerden bazıları gerçek tarihsel figürlere dayanıyor. Bu tür tarihsel gerçeklerle kurgusal öğeleri dengelemek ve bir bütünlük sağlamak için nasıl bir yaklaşım benimsediniz?

Nedim Saban: Yüksek lisans tezim Halide Edib üzerineydi. Bu yüzden çok iyi biliyorum tarihi! Hatta mesela oyunda olmayan ama ziyaretçi olarak sözü edilen kadınların bile neler söylemiş olabileceklerini ön görüyorum! Ancak, en zoru, dönemin gestuslarını (bedensel hareket) yakalamak! Gülnihal şarkısını nasıl söylerler, masada nasıl otururlar? Bol bol film izledim, ama en çok da eski fotoğraflar üzerinden düşler kurdum.

Tiyatrokare, VEDA

Oyununuzun tasarım ve prodüksiyon ekibi ödüllü isimlerden oluşuyor. Bu ekiple birlikte çalışmanın size ve projeye katkısı nedir?

Nedim Saban: Eylül Gürcan’ın kırka yakın mükemmel kostümü var. Bir özel tiyatro için çok büyük bir prodüksiyon! Biraz önce söylediğim gibi, o kostümleri giyene kadar oyuncunun rolü giymesi gerekiyor. Bunu başardık. Ayşe Ayter’in ışığı da yardım etti çok, sanki bir tablodan canlanan karakterleri izliyorsunuz. Dekor da bu etkiyi güçlendirdi.

Projede kadınların önemli bir rol üstlendiğini belirttiniz. Bu yaklaşımı tercih etmenizin sebepleri neler?

Nedim Saban: Oyuncularımızın büyük bölümü kadın. Koreograf, dramaturg, yönetmen yardımcıları kadın! Cumhuriyetin 100. Yılının başarı öyküleri… Onların ince dokunuşlarıyla tarihi kaba çizgileriyle, sakallı, at üzerindeki erkeklerden başka bir biçimde anlattık!

Hem genç oyuncular hem de tiyatronun duayen isimleri de kadroda yer alıyor; bu konuda neler söylemek istersiniz?

Nedim Saban: Her prova bir öğrenme süreci oluyor böyle olunca. Ayrıca kuşaktan kuşağa harika bir aktarıma tanıklık ediyoruz.

Oyununuzun amacı İstanbul’a bir ağıt sunmak gibi görünüyor. İzleyicilere bu duygusal deneyimi yaşatmayı nasıl hedefliyorsunuz?

Nedim Saban: Son tiradı dinlemeye bekliyoruz sizi. Ahmet Reşat Bey’in İstanbul’a veda tiradını! Çok çok minik bir detay, benim de İstanbul sevdamı anlatabilir. “Leyla’nın Evi”nde, Zülfü Bey’i aradım, son işlenen cinayetin nedenini tam çözemediğimi söyledim. İstanbul’un lodosu dedi! Ben bunun ne demek olduğunu çok iyi bilirim, yüzlerce yıllık bir İstanbul ailesinden geldiğim için! Aynı lodos, veda tiradımızda da var.

Oyununuzun başarısı ve izleyiciye sağlayacağı etki hakkında nasıl bir vizyonunuz var?

Nedim Saban: Sıcak bir öykü, edebi, felsefi ama kitabi değil! İnsanın olduğu her yerdeki duyguları kapsıyor. Ben çok etkisindeyim! Bu etkinin seyirciye de geçeceğini düşünüyorum. 26 farklı şehirde oynanacak oyun, farklı yaşlara nasıl hitap edecek, nereden gönül çelecek, bakacağız.

Eserin devam romanlarının olduğunu konuşmuştuk. Oyunun devamı gelecek mi?

Bunu bir yerden duymuş olmalısınız (gülüyor)… Amerika’da staj yaptığım bir tiyatroda, bütün “Richard”lar vardı repertuarda! Farklı dönemleri, aynı günde matine ve suarede izliyordu seyirci. Bu eser için de bunu hayal ediyorum.

Ayşe Kulin

AYŞE KULİN

Provaları izlemedim, sürpriz olsun istedim

Türk edebiyatının usta yazarı Ayşe Kulin, “Veda” romanının sahne uyarlamasını ve tiyatroya dönüşümünü heyecanla bekliyor. Bu özel röportajda, Kulin sahne sanatlarına eserini nasıl devrettiğini ve oyunun seyirciye ileteceği güçlü mesajları paylaşıyor.

“Veda” romanınızın sahneye uyarlanması nasıl bir duygu? Oyunun seyirci karşısına çıkmasını nasıl bekliyorsunuz?

Ayşe Kulin: “Veda” romanımın sahneye uyarlanmasını seyredeceğim günü, heyecan içinde sabırsızlıkla bekliyorum. Eserimi benim yazmış olduğun şekliyle bulmayacağımın bilincindeyim. “Veda”, benim kucağında büyüdüğüm dedemle nenemin konağını anlatan bir kitap, evet benim ailemin öyküsü ama roman haline gelerek satışa sunulduğundan itibaren artık o belirli bir dönemin sosyal tarihi anlatan bir belge kimliği kazanmış durumda. Dolayısıyla ben “Veda”ya kendi ailemin öyküsü değil, Kurtuluş Savaşımızın ilk adımlarını da içeren bir sosyal tarih yazımı olarak bakıyorum.

Eseriniz tiyatroya uyarlandığında, eseri başkalarına devretmek ve yeni bir bakış açısının işin içine girmesini nasıl karşıladınız?

Ayşe Kulin: Herhangi bir eser tiyatroya, sinemaya veya diziye uygulanmak üzere bir ikinci şahıs veya kuruma devredildiğinde, o eseri yazanla ilişkisi kısıtlanmış oluyor. Kızını kocaya veren ana-babalar gibi elbette titizlikle izliyorsunuz eserinizin başına gelebilecekleri ama karışma hakkınız kalmıyor. Eser, artık bir başka görüşün, bakış açısının elinde şekillenecek. Kızınız kocaya gitti, yeni bir yuva kuruldu ve o evin kuralları sizinkinden değişik olacaktır haliyle. Biz yazarlar bu gerçeği kabullenemezsek, eserlerimizi asla kimselere devretmemeliyiz. Ben, çok güvendiğim oyuncu arkadaşım Nevra’nın ve genç dostum, tiyatro sevdalısı Nedim’in adını duyunca, bu riski göze aldım. “Veda” öyle bir dönemin romanı ki, bırakın İstanbul’un, Anadolu’muzun işgalini dahi bilmeyen gençliğe de bir sesleniş olur diye düşündüm.

Oyunun sahneye konuşuna karışmak konusundaki görüşünüz nedir? Dilin ve tarihsel ayrıntıların doğru aktarılması sizin için önemli mi?

Ayşe Kulin: Oyunun sahneye konuşuna karışmak bana düşmez. Bu, yönetmenin işi. Ben sadece oyunu ilk okuduğumda bazı sözcüklerin o zamanın ağızıyla söylenişlerine işaret etmiştim, örneğin uçağa tayyare, okula mektep denmesine dikkat edilmesi gibi. Bizden önceki kuşakların sözcüklerini kullanmasak bile, bilmemiz gerektiğine inananlardanım. Diller de insanlar gibi yaşar ve değişir ama unutulmamalıdır. Çünkü diller bizim kültür pınarımızdır.

Oyunun sesli okumalarına katıldınız mı? Provaları izlediniz mi?

Ayşe Kulin: Ben yaz başında bir kere olmak üzere sesli okumalara katıldım. Fakat o günden bugüne sanırım oyuncularda değişiklikler oldu. Şu aşamada provaları izlemek istemiyorum, oyun bana da sürpriz olsun. Seyircilere, düşman işgali altında bir şehrin öyküsünün mesajı olarak iletileceğinden eminim çünkü tiyatro yapanlar gerçek tarihlerinin değerini iyi bilecek kişilerdir, tarih hakkında uydurulmuş siyasi palavraları yutmazlar. Yoksa bunca emek isteyen bir dalı seçip, sanatçı olmazlardı.

“Veda”yı seyredecek olanlardan beklentiniz nedir? Oyunun seyirciye ileteceği mesaj hakkında neler düşünüyorsunuz?

Ayşe Kulin: “Veda”yı seyredecek olanlardan ricam, oyunu seyrederken “Veda” romanının ayrıntılarını unutmaları. Karşılarında bu romandan esinlenerek ve elbette kısaltılıp iki saate uygun hale getirilmiş bir oyun var, sadece oyunu değerlendirmelerini rica ediyorum. Oyuncuların isimlerinden çok başarılı olacaklarına ben şimdiden eminim.

Nevra Serezli

NEVRA SEREZLİ

“Deli Saraylı” karakteri kafamda hazırdı

Aziz Savran, Leyla Feray, Fatih Gülnar, Meral Asiltürk, Zeynep Sevi Yılmaz, Alişan Özkan, Gizemnur Topaloğlu ve Gizem Çayhanoğlu’dan oluşan oyuncu kadrosunda usta isim Nevra Serezli de “Deli Saraylı” rolünde… Usta oyuncuyla rolünü konuştuk…

“Veda” oyunundaki “Deli Saraylı” karakterini canlandırırken Ayşe Kulin’in romanından ilham almak nasıl bir deneyim oldu?

Nevra Serezli: Romanı okurken zaten “Deli Saraylı” karakterini çok beğenmiştim ve hayalimde bir gün dizi yapılırsa ya da tiyatro olursa oynarım, tam benim yaşıma uygun diye düşünmüştüm. Sonra böyle bir fikir doğunca, otomatik olarak rol benimdi zaten. Çok dikkatli okumuştum romanı, çok keyifli bir romandı, o yüzden piyes tekstini bile çalışmama gerek kalmadı, zaten kafamda hazır olmuştu rol.

Ayşe Kulin ile Robert Kolej’den okul arkadaşı olduğunuzu biliyoruz. Bu ilişkinin, “Veda” oyunundaki rolünüzü nasıl etkilediğini anlatır mısınız?

Nevra Serezli: Arkadaş olmamız rolü hiçbir şekilde etkilemez tabii. Ama bir empati kurmak, aramızdaki sevgi bağlarının olması, tabii ki pozitif bir yaklaşım oldu. Aslında Ayşe Kulin’in romanlarının hemen hemen hepsini okuduğum için kendisini de çok yakından tanıdığımı hissederdim. Şimdi de “Dürbünümde 40 Sene”yi özellikle tekrar okuyorum; onun hayat hikayesini. Daha çok canlanıyor karşımda Ayşe Kulin. Yaşadıklarını o kadar güzel romanına aksediyor ki; siz de onunla birlikte yaşıyorsunuz, aynı koridorlarda yürümüş olmak, aynı hocalardan ders almak çok ayrı bir duygu. Ama bu piyeste oynadığım rolü ya da canlandıracağım karakteri çok fazla etkilemez. Yazarla arkadaş olman, karı-koca olman, dost olman o rolü çok etkilemez (gülüyor).

VEDA

Türkiye turnesine çıkacak

Eylül ayında başlayan oyun, Türkiye’nin 26 farklı kentinde seyirciyle buluşacak.

11 Ekim Balıkesir Avlu Kültür Merkezi,

13 Ekim Aydın Şükran Güngör Merkezi,

14 Ekim Manisa Yunus Emre Kültür Merkezi,

15 Ekim İzmir Bostanlı Suat Taşer Tiyatrosu,

16 Ekim Denizli Merkez Efendi Kültür Merkezi,

17 Ekim Muğla Gazi M.Kemal Atatürk Kültür Merkezi,

19 Ekim Antalya Nazım hikmet Kültür Merkezi,

20 Ekim Antalya Türkan Şoray Merkezi,

21 Ekim Bursa BAOB Sahne,

30 Ekim Artvin Nihat Gökyiğit Kültür Merkezi,

31 Ekim Trabzon KTÜ Kültür Merkezi,

1 Kasım Ordu Devlet Tiyatrosu,

2 Kasım Samsun Bel Sanat Merkezi,

3 Kasım Sinop Kültür Merkezi,

16 Kasım Ankara MEB Şura Salonu,

17 Kasım Ankara MEB Şura Salonu,

20 Kasım Eskişehir Belediyesi Kültür ve Sanat Sarayında turnede olacak.

Ayrıca İstanbul oyunları;

5 Ekim Caddebostan,

8 Ekim Trump Kültür,

5 Kasım Kozyatağı Kültür Merkezi,

25 Kasım TİM Gösteri Merkezi Maslak’ta olacak.

 “Şaşırt beni”den yaz molası

 “Şaşırt beni”den yaz molası

Yönetmen Selçuk Aydemir’in yazıp yönettiği  “Şaşırt Beni” oyunu, KerkiSolfej ve MMT ortaklığında Zorlu Psm’de sergilenen oyun, izlemeye gelen sanatseverleri kahkahaya boğdu.

Selçuk Aydemir’in ve oyunun oyuncularından Pelin Karahan’ın ilk tiyatro deneyimi olan “Şaşırt Beni” seyircisinden büyük beğeni toplamaya devam ediyor. Turne boyunca gittikleri her şehirde binlerce sanatseverlerle buluşan “Şaşırt Beni” ekibi sergiledikleri muhteşem oyunla büyük alkış alıyor. “Şaşırt Beni”de Muhteşem Kadro Kadrosunda Pelin Karahan, Çağdaş Onur Öztürk, Murat Akkoyunlu, Tuna Kırlı, Yasemin Baştan, Barış Yıldız, Korhan Herduran, Adem Türker gibi sevilen oyuncuların yer aldığı 2 perdelik komedi oyunu olan Şaşırt Beni, sürprizleriyle seyircisini oldukça şaşırtmaya devam ediyor. Öte yandan sanatseverler tarafından yoğun talep görülen Şaşırt Beni oyunu Eylül ve Ekim’de de Türkiye içerisinde şehir şehir gezerek sanatseverler buluşacak.

Depremzede çocuklar için sahne aldılar

Depremzede çocuklar için sahne aldılar

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Hatay’ın Samandağ ve Kırıkhan ilçelerine giderek, yaşanan deprem felaketinden etkilenen ve bölgede konteyner mahalle evlerinde yaşayan çocuklarla buluşarak “Pinokyo” adlı kukla oyununu sahneledi ve kukla atölyeleri düzenledi.

Şehir Tiyatroları ekibi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile gerçekleştirdiği moral etkinliğinde, İ.B.B Afet Koordinasyon Merkezi’nin koordine ettiği Hatay’ın Samandağ ve Kırıkhan ilçelerinin farklı mahallelerini ziyaret ederek çocuklarla buluştu ve iki günde 7 temsil sahneleyerek, yaklaşık 500 minik izleyici ile mutluluk dolu anlar yaşama imkânı buldu.

“Şaşırt Beni”de kahkaha tufanı     

“Şaşırt Beni”de kahkaha tufanı                

Yönetmen Selçuk Aydemir’in yazıp yönettiği  “Şaşırt Beni” oyunu, KerkiSolfej ve MMT ortaklığında önceki akşam Mall Of İstanbul Moi Sahnesinde sergilenen oyun, seyircisini kahkahaya boğdu.

Selçuk Aydemir’in ve oyunun oyuncularından Pelin Karahan’ın ilk tiyatro deneyimi olan Şaşırt Beni, seyircisinden büyük beğeni topladı. Şaşırt Beni’de Muhteşem Kadro Kadrosunda Pelin Karahan, Çağdaş Onur Öztürk, Murat Akkoyunlu, Tuna Kırlı, Yasemin Baştan, Barış Yıldız, Korhan Herduran, Adem Türker gibi sevilen oyuncuların yer aldığı 2 perdelik komedi oyunu olan Şaşırt Beni, sürprizleriyle seyircisini oldukça şaşırttı.

Günler öncesinden bütün biletlerin tükendiği Şaşırt Beni oyunu 10 Mayıs’ta Bursa Akademik Odalar Birliği’nde 15 Mayıs’ta ise Cadde Bostan Kültür Merkezi Büyük Salon’unda, tiyatro severlerle buluşacak. Öte yandan Şaşırt Beni oyunun takvim programı

 

25 Mayıs- Adana 01 PGM

26 Mayıs-Kayseri Kadir Has ve Sanat Merkezi

27 Mayıs- Ankara MEB Şura Salonu

 

#MallOfİstanbul #MoiSahnesi #tiyatro #SelçukAydemir #pausedergi #hanedancity

“Roma’da bir cinayet” turneye çıkıyor

“Roma’da bir cinayet” turneye çıkıyor

“Roma’da Bir Cinayet” oyunu Mart ayında prömiyer yaptıktan sonra Nisan ayında da Türkiye’nin pek çok yerinde sahnelenmeye devam edecek.

Çiçek Dilligil, Kubilay Penbeklioğlu, Melek Şahin, Dilara Mücaviroğlu ve Burak Uyanık’ı buluşturan “Roma’da bir cinayet” Türkiye turnesine çıkıyor.

Elçin Gürler’in yazıp Kubilay Penbeklioğlu’nun yönettiği oyun, Fuego organizasyonu, Mi Entertainment ve Nova Oyun Yapım imzası ile seyirci ile buluşturuluyor.

Turne programı

15 Nisan 2023 – Cumartesi- MOİ SAHNE- 21.00

24 Nisan 2023- Pazartesi – BURSA AKADEMİK ODALAR BİRLİĞİ- 20.30

25 Nisan 2023- Salı – İzmit Süleyman Demirel Kültür Merkezi- 20.30

29 Nisan 2023- Cumartesi – Kartal Sanat Tiyatrosu – 20.30

30 Nisan 2023- Pazar- Grand Pera Emek Sahnesi GALA ÖZEL GÖSTERİMİ- 18.00