Yazılar

Sakin şehir Assos

Sakin şehir Assos

Assos (günümüzde Behramkale), Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinin yaklaşık 17 km güneyindeki Behramkale Köyü’nde yer alan bir antik kenttir.

Antik Çağlarda Troas diye isimlendirilen bölgenin güney ucunda volkanik bir tepenin zirvesi ve yamaçlarında, Midilli adasının karşısında kurulmuştur. Tarih boyunca Lidya, Pers, Pergamon¸ Roma egemenliği altına giren bölge Orta Çağ’da terk edilmiş; 1880-1883 yıllarında Amerikan Arkeoloji Enstitüsü’nün yaptığı kazılar sırasında Amerikalı genç mimar Francis H. Bacon tarafından bulunmuştur.

Aktif olduğu zamanlarda Assos, bulunduğu bölgedeki tek büyük limana sahip olduğu için geçen gemiler sayesinde zengin olmuştu. Assos’taki andezit taşından imal edilen lahitler, içine konan cesetleri çabuk çürütmesi ile dünyaca ün yapmış; antik dönemde Lübnan, Suriye, Yunanistan ve Roma’ya ihraç edilmiştir. Antik Çağ’ın büyük düşünürlerinden Aristo’nun bu kentte üç yıl yaşamış ve felsefe okulu kurmuş olması nedeniyle felsefe tarihi açısınan önem taşır. Assos, Pavlus tarafından da ziyaret edilmiştir ve kent bu nedenle Hıristiyanlarca kutsal olarak kabul edilir.

MÖ 900’lerde kurulan bu kentin en gözalıcı yeri en tepesine yapılmış olan, Dorik yapılı Athena Tapınağı’dır. Kentin ayrıca büyük bir amfitiyatrosu da vardır. Günümüzde, şehrin olduğu dağın eteklerinde ve yamaçlarındaki Behramkale kenti halen aktiftir.

6×13 dor düzenli sütün ile çevrili Athena Tapınağı, Akropolün en önemli yapısıdır. MÖ 530 yılına ait tapınak 14×30 m. ölçüsündedir. Tapınağın bazı sütunları yerine dikilmiştir. Athena Tapınağı frizlerinden bir kısmı İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndedir. İkinci bir surla takviye edilen akropoldeki iç surlar Orta Çağ’da, Osmanlı döneminde ve günümüzde de restore edilmiştir. Assos Nekropolü, Helenistik ve Roma dönemlerinden kalmadır. Mezarlar, Helenistik çağdan Arkaik çağa kadar kesintisiz devam eder. Akropolün güney eteklerindeki teraslar üzerinde Agora inşa edilmiştir. Agoranın doğusunda meclis binası (bouleuterion), kuzey ve güneyde stoalar (revaklar) bulunur. Agora ile Batı kapısı arasındaki gymnasium Helenistik dönemde yapılmıştır. Batı kapıdan aşağı inen taş yol hamamlara ve tiyatroya ulaşır. Tiyatro, doğal bir kaya oyuğuna MÖ 3. yüzyılda inşa edilmiştir.

İstanbul’dan Assos’a arabayla gitmek için Çanakkale Boğazı’nı geçmeniz gerekiyor. Bunun için farklı noktalardan feribota binerek karşıya geçebilirsiniz. Arabayla İstanbul-Assos arası 6-7 saat, İzmir-Assos 3-4 saat sürüyor. Ayrıca İstanbul’dan Çanakkale veya Edremit’e uçakla seyahata edebilir, daha sonra Assos’a geçebilirsiniz. Assos- Edremit arası yaklaşık 60 km., Assos- Çanakkale arası 90 km’dir.

 

Kış aylarında sıcacık bir alternatif “Mauritius”

Kış aylarında sıcacık bir alternatif “Mauritius”
Mauritius ya da resmî adıyla Mauritius Cumhuriyeti, Afrika kıtasına bağlı bir ada ülke konumunda olup, Madagaskar’ın doğusunda Hint Okyanusu’nun güneybatı kısmında yer almaktadır. Ülkenin başkenti Port Louis’dir.

Adanın varlığı ortaçağ döneminde Araplar tarafından bilindiği tahmin ediliyor olsa da, adaya 16.yy başlarında ilk gelen Avrupalılar olan Portekizli denizciler üzerinde yaşam olmayan adaya ayak basmış, adaya isim olarak, adaya geldikleri geminin adı olan Cerne adını vermişlerdir. Bu olaydan daha sonra adaya gelen başka bir Portekizli denizci adayı gördüğü diğer adalar (Réunion ve Rodrigues) ile birlikte Mascarenes olarak adlandırmıştır. 1598 yılında Wybrand van Warwyck önderliğinde Grand Port’ta adaya çıkan Hollandalı denizciler adaya Felemenk Cumhuriyeti adına el koyarak adanın adını Oranj Beyliği prensi Maurice van Oranje şerefine Mauritius olarak isimlendirmişlerdir. 1715 yılında Fransa’nın eline geçen adanın adı Isle de France olarak değiştirilmiş, Napolyon Savaşları neticesinde ada üzerindeki hakimiyetini kaybeden Fransa adanın yönetimini Birleşik Krallık’a devretmek durumunda kalmış, bu devir sonrasında da adanın adı tekrar Mauritius olarak değiştirilmiştir.

Adada yarı tropikal bir iklim görülmektedir. Ada genelinde yıllık sıcaklık ortalamaları kıyı kesimlerinde 23,3 °C, yaylalar da ise 19,4 °C düzeyindedir. Ada güney yarımkürede yer alması nedeniyle kuzey yarımküre ülkelerine göre mevsimleri tam tersi yaşamaktadır. Kış aylarının yaşandığı Haziran-Kasım döneminde kurak bir süreç geçiren ada, yaz aylarının yaşandığı Aralık-Nisan döneminde ise en yağışlı dönem yaşanmaktadır. Rodrigues adasında iklim merkez adaya göre daha keskin yaşanabilmekte olup, yıllık sıcaklık ortalamaları yazın 29 °C-33 °C arasında, kışın ise 14 °C-18 °C arasında gözlemlenmektedir. Adalar genelinde güneydoğu alizleri özellikle doğu kesimde yer alan kesimlere bol yağış bırakabilmektedir. Merkez ada genelinde yıllık yağış ortalaması doğu kıyılarında 1.962 mm düzeyindeyken, batı kıyılarında kıyıya paralel dağların bulunması nedeniyle 782 mm düzeyindedir. Rodrigues adası merkez adaya göre daha kurak dönemler yaşamakta olup, yağışların uzun süre yağmadığı dönemleri daha sık geçirebilmektedir.

Turizm Ada ülkesinde önemli bir gelir kaynağını oluşturmaktadır. Turizm ülke ekonomisinin önemli bir bileşeninin olmasının yanı sıra önemli bir döviz gelir kaynağı konumundadır. Mauritius adasının yanı sıra Rodrigues adasında da turistik tesisler bulunmakta olup, Agalega adasında turizm alanında bir geliştirme gerçekleştirilmemiştir. Ülkenin doğal güzellikleri, tropikal iklim, plajları ve yapılabilecek birçok aktivitenin yanı sıra etnik ve kültürel çeşitlilikleri de turistik hedef olarak belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Ülkeye 2008 verilerine göre 930.000 turist ziyaretçi olarak gelmiştir. Geçmiş yıllarda şeker ve tekstile bağlı bir ekonomiye sahip olan ülke, bu iki temele bağlı ekonomiden kurtulmak adına turizm sektörünü genişletmek adına adımlar atmıştır.


Mauritius dünyanın en lüks turizm hedeflerinden biri konumundadır. Mauritius’ta bulunan ve dünyanın en önde gelen otelleri arasında bulunan oteller turizm alanında birçok ödül kazanmışlardır. Mauritius turizm alanında üç kez World Leading island Destination ödülüne layık görülürken, Ocak 2012’de de World Travel Awards ödülünü elde etmiştir. Ülke içerisinde en önemli turistik ziyaret noktalarını Yedi Renkli Toprak ve Chamarel Şelalesi oluşturmaktadır.
Türkiye ile Mauritius arasında direkt uçuş bulunmamaktadır. Paris ya da Dubai üzerinden yaklaşık 20 saatlik bir yolculuk Mauritius’a ulaşabilirsiniz. Ada Türk vatandaşlarına vize uygulamamaktadır.

Jolly’nin 2020 yurt dışı turlarında erken rezervasyonları kaçırmayın

Jolly’nin 2020 yurt dışı turlarında erken rezervasyonları kaçırmayın

2020’de yurt dışı turları ile tüm dünyayı gezmeye davetlisiniz. İtalya’dan Amerika’ya Balkanlar’dan Küba’ya nereyi keşfetmek isterseniz indirim fırsatını kaçırmayın ve dünyayı avantajlı fiyatlarla keşfetmeye hazır olun!

Peki, Jolly’nin rehberliğinde sizi bekleyen güzelliklerden bazılarına göz atmaya ne dersiniz?

Kayak tutkunlarının hiç kuşkusuz son dönemdeki en gözde rotalarından biri olan Bansko’da olağanüstü güzellikleri keşfedebilirsiniz.

Romantizmin başkentlerinden biri olarak anılan Roma’da sayısız eser ve tarihi yapı görme fırsatı elde edebilir, Vatikan ve San Pietro Katedrali, Collosseum, İspanyol Merdivenleri ve Aşk Çeşmesi’ni de gezebilirsiniz.

İtalya Rönesansı’nın doğum yeri olan Floransa’dagezilip görülecek güzellikler arasında olan, PonteVecchio Köprüsü, Santa Maria del Fiore Katedrali, Uffizi Sanat Galerisi ve Sinyorler Meydanı’nı görebilirsiniz.

Balkanlar’ı keşfetmek ve tatilini farklı coğrafyalarda sürmek isteyip çok da zamanınız yoksa Baştan Başa Balkanlar Turu’na katılabilirsiniz.

Jolly, hem farklı deneyimlere tanıklık edebileceğiniz hem de kendinizi yeniden bulacağınız 2020 yurt dışı turları erken rezervasyonla oda başı 200 euro’ya varan indirimli fiyatlar ve World’e özel peşin fiyatına 6 taksit imkanıyla sizleri bekliyor. 

 

 

 

 

 

 

 

Yeni trend Bering Boğazı geçişi

Yeni trend Bering Boğazı geçişi

Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilen 81⁰ Kuzey Kutbu Yolculuğu, 90⁰ Kuzey Kutup Noktası ve Antarktika kıtası gezilerinden sonra, yeni trend Bering Boğazı geçişi.

Asya ile Amerika kıtasını ve ABD ile Rusya’yı birbirinden ayıran Bering Boğazı, gezginlerin keşfetmek istediği güzergâhların başında geliyor. Buzul Çağı döneminde toprak parçası olan son buzul çağı sonrasında eriyen buzların yükselttiği su seviyesinin altında kalmasıyla oluşan Bering Boğazı yeni güzergâhlarının son halkası oldu.

Bering Boğazı geçişi, adını aldığı Vitus Bering’in 1700’lü yılların ilk yarısındaki keşif gezisinden itibaren gezginler ve kâşifler tarafından oldukça ilgi gördü. 19. ve 20. yüzyıllarda arada kara bağlantısının olmamasının kanıtlanmasıyla gezginler Alaska ve Rusya arasında geçişler de yaptılar.

Soğuk Savaş döneminde “Buz Perde” olarak da bilinen Bering Boğazı’ndan gün değiştirme çizgisi de geçtiği için yaklaşık 80 km’lik bir uzaklıkta Alaska (ABD) ve Rusya arasında gün farkı yaratıyor. Tüm bu özellikleriyle Bering Boğazı keşfetme tutkusu sahiplerinin ilgisini çekiyor.

Kuzey Kutup Dairesi’nin kuzeyine geçeceği bu gezide, aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Wrangel Adası, Herald Adası gibi keşif bölgeleri de var. Özellikle bu adalarda görülecek olan bölgeye özgü hayvan türleri gezginlerin, fotoğraf meraklılarının iştahını kabartacak türden. Morslar, hiçbir yerde göremeyeceğiniz Kuzey Kutbu’na özgü kuş türleri ve büyük olasılıkla kutup ayıları bu adalarda görülebilir. Yine bölgeye özgü Tundra bitki örtüsü de doğaseverler için bulunmayacak bir fırsat.

 

Jolly’den yaza veda partisi

Jolly’den yaza veda partisi

Jolly’nin Esentepe’deki genel merkezinde düzenlenen yaza veda partisinde çalışanlar, yoğun bir sezonun ardından yorgunluğunu atarken yeni dönem için de moral depoladı.

Türkiye’nin en güvenilir ve köklü turizm şirketlerinden  Jolly  “Yaza Veda” partisinde  bir araya geldi. Jolly Esentepe Genel Merkez’de düzenlenen partide ev sahipliğini Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, Yönetim Kurulu Başkanı Yardımcısı Mert Vardar ve Jolly Genel Müdürü Figen Erkan yaptı. Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar gecede yaptığı konuşmada, sezona bomba gibi hazırlıklarla başladıklarını paylaştı. Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar;  Her sene olduğu gibi bu yıl da yeni sezon öncesi oldukça heyecanlı ve enerji doluyuz, büyüyen organizasyonumuz ve yeni yapılanmamız gücümüze güç katıyor, bu yıl hepimizin gayretiyle çok daha güzel bir yıl olacak diye ümit ediyorumdedi ve tüm şirket çalışanlarına özverili çalışmaları ve bu ailenin bir parçası oldukları için teşekkürlerini iletti.

Cennetten bir köşe “Karagöl”

Karagöl, Artvin’in Şavşat ilçesinin 25 kilometre kuzeyinde bulunan heyelan set gölüdür.

Karagöl, yamaç araziden kopan heyelan kitlesinin vadi önünü kapaması sonucu çanakta biriken suların birikmesiyle oluşmuştur. Karagöl’ün yüzey alanı 5 hektar ve en derin noktası 33 m olup, göl suyu hafif alkalidir. Göl alanı, Karagöl Sahara Millî Parkı içerisinde yer almaktadır.

Karagöl ve çevresi yer yer vadilerle yarılmıştır. Bu yarılmalar yörede heyelan ve kütle hareketlerinin aktif olmasına neden olmaktadır. Karagöl, rotasyonel olarak kayan kütlenin gerisindeki çanakta biriken suların meydana getirdiği bir heyelan gölüdür. Göl çevresi ladin ve çamların meydana getirdiği yoğun ormanlarla kaplıdır. Ormanlarla çevrili olan Karagöl, ender manzara güzelliklerine sahiptir. Ayrıca gölün kuzeydoğusundaki Bagat mevkii ve çevresinde çim kayağı pisti niteliğine sahip alanlar vardır.

Maçahel Suyu, Gürcistan ve Türkiye arasından geçer ve gerçekten doğal bir güzelliğe sahiptir. Maçahel’in Gürcüce anlamı el yazısıdır ve merkezdeki Camili Köyü ile çevresindeki 5 köyle adeta bir elin 5 parmağı gibidir. Bu bölge, mutfağından kolayca anlaşılabileceği üzere, kültürel olarak hala Gürcü’dür. Karagöl, Türkiye’deki UNESCO tescilli tek biyolojik alandır. Ayrıca, Türkiye’deki tek beyaz Kafkas arısı türüne evsahipliği yapar. Bu arı türleri çiçeklerin özünü, diğer türlerden daha derinlere inerek çekebilir ve bu nedenle en tatlı nektarı toplayabilir. Daha fazla polen toplarlar ve ortalama bal arısından 1.5 kat daha fazla bal üretirler.

Yeşil renkli tahta yürüme yolu, sizi dolambaçlı orman yollarında bir şelaleye götürür. Maçahel sınırları içerisinde bulunan Karagöl, deniz seviyesinden 1.550 metre yüksekte yer alır. Göl endemik bitki örtüsü ile zenginidir ve büyük, muhteşem ağaçlarla çevrilidir. Yaklaşık 33 metre derinliği olan gölün etrafında 2.450 metre yürüyebileceğiniz bir yol vardır.
Gölü ziyaret etmek için bir tekne kiralayabilirsiniz. Ayrıca dinlenip bir şeyler atıştırmak için bir restoran da hizmet vermektedir. Ferhat Kaan Şahin

 

 

Medeniyet ve Doğa iç içe 

Medeniyet ve Doğa iç içe

Güney Afrika Cumhuriyeti ya da daha yaygın kullanımı ile Güney Afrika, Afrika kıtasının güneyinde yer alan bir ülkedir. Ülkenin sınır komşularını Botsvana, Zimbabve, Mozambik, Svaziland ve Namibya gibi ülkeler oluştururken, güneydoğusunda Hint Okyanusu, güney ve güneybatısında Atlas Okyanusu bulunmaktadır. Bu ülkelerin haricinde Lesotho’da da tamamen Güney Afrika Cumhuriyeti toprakları içinde yer alan bir ülke olarak Güney Afrika ile tüm sınırlarını paylaşmaktadır. Güney Afrika’da yürütme başkenti Pretoria, yasama başkenti Cape Town, yargı başkenti Bloemfontein olmak üzere üç başkent bulunmaktadır.

 

Medeniyet ve Doğa iç içe

Orta Afrika Cumhuriyeti ile birlikte ülke isminde kıta ismi Afrika ‘yı kullanan iki ülkeden biridir. Geçmişte Roma İmparatorluğu’na bağlı bir eyalet olan ve günümüzde Tunus’un kurulu olduğu bölgelerde bulunan Afrika eyaleti için kullanılan isim, daha sonraları Araplar tarafından da aslına sadık kalınarak Ifriqiya olarak adlandırılmıştır. O dönemler Libya olarak adlandırılan kıta zamanla Afrika olarak isim değiştirmiştir. Afrika kelimesinin köken olarak nereden geldiği ve nasıl oluşturulduğu tam olarak belli olmasa da yerel kabilelerin kullanımından ortaya çıkan bir kelime olduğu ya da Fenike dilinde toz anlamına gelen afar kelimesinden türetildiği tahmin edilmektedir. Ülkenin konumu ile kıta isminin de kullanılmasıyla birlikte, ülke ismi oluşturulmuştur.

Güney Afrika, birinci sınıf sanat galerileri, eğlence mekanları, spor alanları ve restoranların yanı sıra yoksulluk sınırındaki bölgelerin bulunduğu aşırı uçlu bir ülkedir. Muhteşem manzaralara sahip karlarla kaplı dağları ve kurak yarı çöl bölgeleriyle zıtlıkların yarattığı eşsiz bir ülkedir. Sayısız etnik grupla ve en az 11 resmi dilde, insan kültürü de aynı derecede çeşitlidir. İster plaj tatili, ister şehir tatili, ister yarı çöl arazilerindeki çalılıklara kaçış olsun, Güney Afrika herkes için aradığını tam olarak sunacak derecede zengin bir tatil ülkesidir.

Ne Zaman Gitmeli?

Her mevsimin ayrı bir güzelliği vardır ve Güney Afrika’yı ziyaret etmek için kötü bir zaman yoktur. Ziyaret için en uygun zaman nereye gideceğinize ve oradayken ne yapmak istediğinize de bağlıdır. Genel olarak, oyun izleme, hayvanların su kaynakları etrafında toplanmaya zorlandığı kurak mevsimlerde (Mayıs-Eylül ayları arasında) en iyisidir. Cape Town daha sıcak yaz aylarında (Kasım-Nisan) en keyifli olurken, kışın (Haziran-Ağustos) genellikle turlar ve konaklama için en iyi fiyatları sunar.

Ne Yapmalı?

Cape Town

Sürekli olarak gezegenin en güzel şehirlerinden biri olarak sıralanan Ana Şehir (Mother City), nefes kesici manzaralarıyla unutulmaz kılınmıştır. El değmemiş plajları, pitoresk üzüm bağları ve Masa Dağı’nın (Table Mountain) ikonik silueti cazibesinin bir parçasıdır. Cape Town’da apartheid (ırk ayrımı) simgeleyen yapıları gezebilir, büyük beyaz köpekbalıklarıyla dalış yapabilir ve tek bir günde dünya standartlarında restoranları deneyimleyebilirsiniz.

Garden Route

Güney Afrika’nın eşsiz manzalarak sahip doğu kıyısında, Mossel Körfezi’nden Storms Nehri’ne uzanan Garden Route, 125 mil / 200 kilometrelik bir macera durakları, büyüleyici sahil kasabaları ve muhteşem okyanus manzarası sunmaktadır. George’da golf oynayın, Wilderness’teki el değmemiş plajları keşfedin, Knysna’da taze istiridye yiyin veya Plettenberg Körfezi’ndeki balinalara dokunacak kadar yakınlaşın!

Kruger Ulusal Parkı

Kruger Ulusal Parkı, yaklaşık iki milyon hektarlık tertemiz korunan vahşi yaşamı kapsamaktadır ve kıtadaki en iyi safari deneyimlerinden birini sunmaktadır. Burada, bir yürüyüş safarisinde vahşi yaşamı keşfedebilir, lüks bir kampta bir veya iki gece geçirebilir ve Afrika’nın en ikonik hayvanlarıyla yüz yüze gelebilirsiniz. Bu gezi “Büyük Beşi” içerir: Aslan, leopar, bufalo, gergedan ve fil.

 

Drakensberg Mountains

Drakensberg Dağları ülkenin en yüksek dağlık alanını ve Güney Afrika’daki en güzel yerlerden birini oluşturur. 620 mil / 1.000 kilometre boyunca uzanan dağlar, doğa yürüyüşü, kuş gözlemciliği, binicilik ve kaya tırmanışı gibi açık hava etkinlikleri için sonsuz fırsatlar sunar. Ayrıca Güney Afrika’daki en zengin kaya resimleri koleksiyonuna ev sahipliği yapmaktadır.

 

Durban

Güney Afrika’nın güneşli KwaZulu-Natal sahilinde bulunan Durban, deniz kenarındaki en üst düzey oyun alanıdır. Hava tüm yıl boyunca ılık kalır ve plajlar sonsuza dek sürecek gibi görünen altın kumlara kaplıdır. Sörfden tüplü dalışa kadar, su sporları için önemli bir cazibe merkezidir. Şehrin büyük Hint nüfusu baharatlı körilerle ünlü bir mutfağa ilham vermiştir.

 

Ulaşım

 İstanbul’dan Güney Afrika Cumhuriyeti’nde Johannesburg, Durban ve Cape Town’a THY ile direkt olarak ulaşabilirsiniz.

 

Ferhat Kaan Şahin

Küllerinden doğan şehir, Varşova

Küllerinden doğan şehir;  “Varşova”

Geçmişte yaşadığı sıkıntılı ve yıkıcı dönemlere rağmen, Polonya’nın başkenti küllerinden yükselmeye devam ediyor. Bir zamanlar ünlü olan zarafeti, görünenin ötesine bakan kişiler tarafından hala bulunabilir. Bir zamanlar, sahip olduğu Barok güzelliğinden dolayı ‘Doğu’nun Paris’i’ olarak bilinen Varşova, binalarının% 85’inden fazlasının II. Dünya Savaşı’nda yıkılmasına veya tahrip olmasına şahit oldu. Geçmişte yaşadığı sıkıntılarına rağmen, Polonya’nın başkenti küllerden yükselmeye devam ediyor..

 

Varşova’ya geldiğinizde Frederic Chopin Havaalanı’ndan şehir merkezine tren ve otobüs seferlerinin yanı sıra taksi ile de ulaşım sağlayabilirsiniz. Varşova toplu taşıma olarak gelişmiş bir şehirdir ve şehrin hemen hemen her noktasına giden tramvay seferleri mevcuttur. Toplu taşıma kullanacaksanız dikkat etmeniz gereken nokta biletlerdir. 20 dk. geçerli biletlerden ya da tüm gün geçerli biletlerden de alsanız yapmanız gereken ilk iş, tren, tramvay ya da otobüslerin içinde yer alan makinelerde biletlerinizi okutmanız. Şayet biletinizi bu makinelerde okutmazsanız, görevli geldiğinde size kaçak yolcu muamelesi yapacaktır ve hayli yüksek bir ceza ödemek durumunda kalabilirsiniz.

Polonya’nın en büyük şehri olan ve son yıllarda Polonya ekonomisinin gösterdiği gelişme ile hatırı sayılır bir yabancı nüfusa ev sahipliği yapmaya başlayan Varşova adeta bir Anka kuşu gibidir. İkinci Dünya Savaşı sırasında, Varşova Ayaklanması’nın ardından Naziler tarafından sistematik bir şekilde binalarının neredeyse tamamı yıkılan ya da tahrip edilen Varşova, o günden bugüne küllerinden tekrar doğarak yükselmeye devam ediyor. Vistül nehrinin ikiye ayırdığı şehir, sahip olduğu müzeler, heybetli kiliseleri, adeta yeniden inşa edilmiş eski şehiri ile geniş bahçe ve parklarıyla ziyaret edenleri kendisine hayran bırakıyor.

Varşova’ya geldiğinizde mutlaka ziyaret etmeniz gereken yerler, Sitare Miasto (Eski Şehir), Łazienki Parkı, Kültür ve Bilim Sarayı, Varşova Ayaklanma Müzesi, Wilanów Sarayı, Copernicus Science Centre, Frederic Chopin Museum, Aazienki Sarayı, POLIN Museum of the History of Polish Jews, Eski Şehir Market Alanı, Varşova Ulusal Müzesi, Castle Square (Kale Meydanı), Saxon Garden, Sigismund’s Column, Bazylika Archikatedralna w Warszawie p.w. Męczeństwa św. Jana Chrzciciela olarak sıralanabilir.

Frederic Chopin, Polonyalıalar için çok önemli bir şahsiyettir. Varşova’daki havaalanın ismi ona atfedilmiştir ve Łazienki Parkı’nda yer alan heykelinin yanında ilkbahar ve yaz aylarında Chopin parçalarının çalındığı konserler düzenlenir. Ayrıca Eski Şehir’de gezerken de mutlaka kulağınıza yakınlarda çalınana bir Chopin parçası gelir. Babası Fransız, annesi Polonyalı olan ünlü müzisyen Frederic Chopin, Polonya’nın bağımsızlığı için verdiği mücadele ile Polonyalılar tarafından adeta bir kahraman olarak görülür.

Varşova’ya İstanbul’dan THY ve LOT tarafından düzenlenen karşılıklı uçak seferleri mevcuttur. Ayrıca Frankfurt veya Kiev üzerinden aktarmalı uçuşlar bulmak da mümkündür.

Ferhat Kaan Şahin

 

 

Komegene Uygarlığı

Nemrut Dağın zirvesinde yer alan devasa heykeller, kaybolan Kommagene uygarlığına ışık tutuyor. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan bu ören yeri görülmeye değer.

Komegene Uygarlığı

Hiçbir fotoğraf karesi, rüzgarlı, yalıtılmış bir zirve üzerindeki, çakıl kaplı, 50 metre yüksekliğinde, kısmen parçalanmış ve kısmen yıpranmış ancak tüm heybetleriyle acımasızca size bakan heykellerin harikuladeliğini gerçekten yansıtamaz. Tabii ki 2150 metrelik Nemrut Dağı ve onun üzerinde yer alan devasa heykeller ve anıt mezarlardan bahsediyoruz!

UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası olarak ilan edilen Nemrut Dağı, çevresindeki Kommagene Uygarlığı eserleri ile birlikte ülkenin önemli Milli Parklarından biridir. Nemrut Dağındaki dev heykeller ve Tümülüs, Arsameia (Eski Kale), Yeni Kale, Karakuş Tepesi ve Cendere Köprüsü Milli Park sınırları içerisinde yer alır.

Nemrut Dağı, üzerinde barındırdığı dev heykellerin ve anıt mezarın yanı sıra, dünyanın en muhteşem gündoğumu ve gün batışının seyredilebildiği yer olmasıyla da ilgi çekmektedir. Her yıl binlerce insan gündoğumu ve gün batışını seyretmek için Nemrut Dağına gelmektedir.

Nemrut Dağı’nın büyüleyici zirvesi, kuzeyinde Malatya ile güneydeki Kahta (Adıyaman) arasındaki konumuyla Aladağlar içinde bir kavşak noktasındadır. 138 km’lik Nemrut Dağı Milli Parkı içinde ayrıca antik Kommagene Krallığı’na ait anıtlar da yer almaktadır.  Zirveye kendi aracınızla son derece kolaylıkla ulaşabilir veya Malatya ya da Kahta’dan düzenlenen turlara katılabilirsiniz. Ayrıca zirveden sadece bir kaç kilometre uzaklıkta konaklama seçenekleri mevcuttur ve buradan toplu taşıma araçları ile de zirveye ulaşabilirsiniz.

Şanlıurfa, Malatya ve Gaziantep havaalanları Kahta’ya 1,5-2,5 saat mesafede yer almaktadır. Kahta-Adıyaman arası ise 34 km’dir.

Nemrut Dağı’na gittiğinizde gün doğumu ve gün batışını izlemeden, baraj Gölü kıyısında alabalık yemeden, Kahta Kommagene Festivalini izlemeden, Nemrut Heykelleri satın almadan dönmeyin…

Ferhat Kaan Şahin

ferhatks@gmail.com

Instagram: fksahin

Hitit İmparatorluğu’nun başkenti “Hattuşaş”

Hitit İmparatorluğu’nun başkenti “Hattuşaş”

Bu ay ki gezi sayfamızda UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan ve bir dönem Hitit İmparatorluğu’na da başkentlik yapan Hattuşaş… Bu ören bölesinde çeşitli uygarlıklardan da eserler yer almakta.

Hattuşaş, Hititler’in geç tunç çağı dönemindeki efsanevi başkentidir. Çorum merkezinin 82 km güneybatısında bulunan, günümüzdeki ismiyle Boğazkale ilçesinde yer alır. Şehir, tarih sahnesinde, Hitit İmparatorluğu’nun MÖ 17. ile 13. yüzyıllar arasında başkenti olarak ün yapmıştır. Hattuşaş, 1986 yılında UNESCO Dünya Mirasları listesine dahil edilerek, hak ettiği statüye kavuşmuştur.

Hitit Devleti’nin başkenti olan Hattuşaş, sanat ve mimarlık alanında gelişmeler göstermiştir. Hattuşaş sözcüğü Hattus sözcüğünden yani Hatti insanlarının verdiği orijinal addan gelir. Hattuşaş çok geniş bir alana yayılmıştır. Yapılan kazılarda 5 kültür katı ortaya çıkmıştır. Bu katlarda Hatti, Asur, Hitit, Frig, Galat, Roma ve Bizans dönemlerinden kalma kalıntılar bulunmuştur. Kalıntılar Aşağı Kent, Yukarı Kent, Büyük Kale (Kral Kalesi) ve Yazılıkaya’dan oluşmaktadır.

Adeta Anadolu’nun tarihine ışık tutan çok önemli bir mekan olan Hattuşaş, Çorum Müze Müdürlüğü’ne bağlıdır. Örenyeri haftanın her günü açıktır. Giriş saatleri ise 08:00-17:00 arası. Yaz döneminde ise saat 19:00’a kadar açıktır.

Hattuşaş’ın günümüzde bulunduğu ilçe olan Boğazkale ile Ankara arası yaklaşık 200 kilometredir. En yakın havaalanları ise Samsun Çarşamba (176km) ve Ankara Esenboğa (242km)’dır. Çeşitli tur şirketlerinin paketlerini de satın alarak gezi planlayabilirsiniz.

Ferhat Kaan Şahin