Yazılar

TÜGİS’ten Ramazan’da İsrafsız Sofra Çağrısı

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Ramazan ayında artan alışveriş ve sofra hazırlıklarının gıda israfını büyüttüğüne dikkat çekerek, vatandaşlara “Ramazan’ın bereketini israfsız sofralarla çoğaltalım” çağrısında bulundu.

TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, ülkemizde her gün yaklaşık 12 milyon ekmeğin çöpe gittiğini belirterek, hanelerde başlayacak davranış değişikliğinin Türkiye ölçeğinde ciddi tasarruf ve kaynak verimliliği sağlayacağını vurguladı. Sidar, “Millet olarak ekmeğe hürmet ederiz. Buna rağmen her gün milyonlarca ekmeğin çöpe gitmesi vicdanı da bütçeyi de yaralıyor. Özellikle Ramazan ayında bu rakam daha da artıyor. İhtiyacın üstünde yapılan alışveriş, büyük porsiyonlar ve plansız hazırlıklar israfı büyütüyor” dedi.

Dünyada 1 Milyar İnsan Doyabilir

Sidar, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre dünya genelinde üretilen gıdaların yüzde 30’unun raflara ulaşmadan israf olduğunu hatırlatarak, “Bugün kaybettiğimiz her gıda, tarladan mutfağa kadar harcanmış suyun, enerjinin ve emeğin de heba olması demek. Kayıp ve israfın yalnızca dörtte biri kurtarılsa, yaklaşık 1 milyar insanın günlük gıda ihtiyacı karşılanabilir” ifadelerini kullandı.

TÜGİS, Ramazan ayında tüm vatandaşlara sorumlu tüketim alışkanlıkları edinerek sofralarda israfı önleme çağrısı yaptı.

#TÜGİS #Ramazan2026 #İsrafsızSofra #Gıdaİsrafı #SorumluTüketim #RamazanBereketi #EkmeğeSaygı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Gastronomi ve turizm sektörü İstanbul’da sürdürülebilir gıdanın geleceğini masaya yatırdı

İstanbul, bu yıl 11.’si düzenlenen Sürdürülebilir Gıda Zirvesi ile gastronomi, turizm ve gıda sektörünün tüm paydaşlarını aynı çatı altında buluşturdu. TÜGİS ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle gerçekleşen zirve, yalnızca sektör profesyonelleri için değil; sürdürülebilir mutfak kültürü, yerel üretim, gıda güvenliği ve turizmin geleceği açısından da önemli mesajlar verdi.

Açılış konuşmasını yapan TÜGİS Başkanı Kaan Sidar, gıda israfının küresel ölçekte ulaştığı boyuta dikkat çekerek, “Dünyada üretilen her 3 gıdadan 1’i çöpe gidiyor; ekonomik karşılığı 1 trilyon dolar” sözleriyle sektörün dönüşüm ihtiyacını vurguladı. Tarım teknolojilerindeki hızlı gelişime rağmen kayıt dışı istihdam ve eşitsizliklerin sürdüğünü belirten Sidar, “Gıdayı doğru yönetirsek geleceği de yönetiriz” diyerek sürdürülebilir tarım ve dijitalleşmenin önemine işaret etti.

Turizm ve gastronomi açısından kritik bir diğer başlık ise rejeneratif tarım oldu. Sağlıklı toprağın verimi yüzde 20 artırabildiğini belirten Sidar, doğru veriyle çalışan çiftçinin aynı tarladan %15–20 daha fazla ürün alabileceğini söyledi. Bu yaklaşım, hem yerel mutfakların sürdürülebilirliği hem de turizm destinasyonlarının gastronomik kimliğinin korunması açısından büyük önem taşıyor.

Sürdürülebilirlik Akademesi Başkanı Murat Sungur Bursa, iş dünyasının artık söylemden eyleme geçmesi gerektiğini vurgulayarak, gıdanın sürdürülebilirliğinin insan varlığının sürdürülebilirliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.

Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber ise 2025 yılında gerçekleştirilen 1,2 milyon denetimle gıda güvenliğinin sıkı şekilde takip edildiğini belirtti. 29 bin işletmeye verilen cezalar ve şeffaf denetim politikaları, gastronomi ve turizm sektöründe güvenilirliğin temel taşlarından biri olarak öne çıktı.

Eski Bakan ve TARPOL Başkanı Mehdi Eker, küresel ölçekte 700 milyon insanın açlıkla mücadele ettiğini hatırlatarak, israf–obezite–açlık üçgeninin aynı anda büyüdüğü bir dönemde yeni bir sistem yaklaşımının zorunlu olduğunu söyledi.

Zirvenin iş dünyası tarafındaki önemli mesajlarından biri de Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı’ndan geldi. “İsrafsız Şirket” kültürünü merkeze aldıklarını belirten Kölükfakı, karbon salım artışı olmadan büyümeye devam ettiklerini ve sürdürülebilir tarım projeleriyle gastronomi ekosistemine değer kattıklarını ifade etti.

Zirve, gastronomi turizminin geleceğinde sürdürülebilir üretim, yerel kaynakların korunması, gıda güvenliği ve israfın azaltılması gibi başlıkların artık vazgeçilmez olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

#SürdürülebilirGıda #GastronomiTurizmi #GıdaZirvesi #SıfırAtık #RejeneratifTarım #GıdaGüvenliği #SürdürülebilirTurizm #Gastronomi #YerelÜretim #DöngüselEkonomi

Yılda kişi başı 102 kilogram yiyecek çöpe gidiyor

Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, son dönemde gündeme gelen ve Türkiye’deki gıda israfının boyutlarını gözler önüne seren verilere ilişkin açıklama yaptı. Sidar, “Ülkemizde her yıl 23 milyon ton gıdanın israf edildiğine ve kişi başına yıllık 102 kilogram yiyeceğin çöpe gittiğine ilişkin veriler son derece endişe verici. Özellikle, üretilen meyve ve sebzelerin yüzde 35’inin sofraya ulaşamadan israf olması, tedarik zincirindeki süreçleri yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini ortaya koyuyor” dedi.

Her yıl 23 milyon ton gıda israf ediliyor!

Kaan Sidar, yayınlanan son verilere değinerek israfın geldiği noktayı; “Türkiye’de her yıl 23 milyon ton gıdanın israf edildiğine ve kişi başına yıllık 102 kilogram yiyeceğin çöpe gittiğine ilişkin veriler son derece endişe verici. Bu rakamlar, ekonomik bir kayıp olmanın ötesinde açlıkla mücadele eden milyonlarca insanın var olduğu bir dünyada vicdani bir sorundur. Özellikle, üretilen meyve ve sebzelerin yüzde 35’inin sofraya ulaşamadan israf olması, tedarik zincirindeki süreçleri yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini ortaya koyuyor” sözleriyle özetledi.

“İsrafa karşı mücadeleye destek”

Gıda sanayiinin üretimin ilk halkasından tüketicinin sofrasına kadar olan zincirin en kritik aktörlerinden biri olduğunu belirten Sidar, “Bu nedenle, gıda israfıyla mücadelede en büyük sorumluluklardan birini taşıdığımızın farkındayız. Cumhurbaşkanlığı Tarım ve Gıda Politikaları Kurulu’nun başlattığı milli uyanış hamlesini ve bu konuya yönelik çalışmalarını büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz. TÜGİS olarak, bu çalışmalara işveren sendikası olarak  destek vermeye hazırız” dedi.

 “Operasyonel süreçler iyileştirilmeli”

Gıda israfıyla mücadelede atılacak somut adımlar arasında üretim, depolama ve lojistik süreçlerinde kayıpları en aza indirecek akıllı teknolojilerin teşvikinin önemli olduğunun altını çizen Sidar, kamu ve tüketici nezdinde yapılması gerekenleri de vurguladı. Sidar, “Hane halkı düzeyinde israfın önlenmesine yönelik eğitim ve bilgilendirme kampanyalarının desteklenmesi, mevcut gıda kaynaklarının daha verimli kullanılması ve tüketim alışkanlıklarımızın gözden geçirilmesi gerekiyor. Ayrıca gıda fazlasının ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında kanuni düzenlemelerin ve operasyonel süreçlerin geliştirilmesi önem arz ediyor”  ifadelerini kullandı.

Aflatoksin riskine dikkat!

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS), gıda güvenliğinin sağlanmasında kritik öneme sahip konularda halkı bilgilendirme çalışmalarını sürdürüyor.

TÜGİS Bilim Kurulu’ndan yapılan açıklamada, gıdada uygun olmayan muhafaza koşullarında ‘Aspergillus flavus’ adlı küf sonucu oluşan ‘aflatoksin’ tehlikesine dikkat çekilerek, bu maddenin karaciğer hasarına ve kansere neden olma potansiyelinin altı çizildi. Tüketiciler için market alışverişinden evdeki gıda yönetimine kadar kalite standartlarının önemi vurgulandı. TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar gıda güvenliğinin toplum sağlığı ve ülke ekonomisi açısından hayati olduğunu belirterek, “Tüm sektör temsilcilerimizin, gıdalarda aflatoksin riskini ortadan kaldırmak adına hijyen, muhafaza ve üretim koşulları konusundaki sorumluluklarını hassasiyetle yerine getirmeleri büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

Yeni nesil sendikacılığın ülkemizdeki temsilcisi Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS), gıda güvenliğinin sağlanması ve halk sağlığının korunması amacıyla sürdürdüğü bilgilendirme faaliyetlerine devam ediyor. Bu doğrultuda TÜGİS Bilim Kurulu’ndan yapılan açıklamada, gıdaların küflenmesi nedeniyle oluşan ‘aflatoksin’e dikkat çekildi.

“Tüm sektör temsilcileri hassasiyet göstermeli”

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, gıda güvenliğinin toplum sağlığı ve ülke ekonomisi açısından hayati olduğunu belirterek, “TÜGİS olarak, üreticilerden tüketicilere uzanan gıda zincirinde standartların korunması ve kalitenin yükseltilmesi için paydaşlarımıza rehberlik etmeye devam ediyoruz. Bu doğrultuda tüm sektör temsilcilerimizin, gıdalarda aflatoksin riskini ortadan kaldırmak adına hijyen, muhafaza ve üretim koşulları konusundaki sorumluluklarını hassasiyetle yerine getirmeleri büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

Sıcak ve nemli ortamlarda çoğalıyor

TÜGİS Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nevzat Artık ise yaptığı açıklamada, “Aflatoksin, insan ve hayvan sağlığı açısından ciddi riskler oluşturan, küfün sekonder metaboliti olan bir kimyasal bileşiktir. Küf mantarları tarafından üretilen bu toksin, gıdaların özellikle nemli ortamlarda ve uygun olmayan koşullarda muhafazası sonucu görülebilir, hızla da çoğalabilir. Örneğin hasat sonrasında tarımsal ürünler uygun olmayan koşullarda depolandığında aflatoksin miktarı artar ve tüketildiğinde çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Aflatoksin içeren bir gıdanın mutlaka küflenmiş görünmesi de gerekmiyor. Bu nedenle hem üretim hem de muhafaza süreçlerinde hijyen, nem ve sıcaklık kontrolü kesinlikle sağlanmalıdır.

Karaciğer kanseri riski barındırıyor

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından kanserojen olarak sınıflandırılan aflatoksinler, uzun süreli ve yüksek dozda alınması durumunda karaciğer hasarı, bağışıklık sistemi zayıflaması ve hatta karaciğer kanseri gibi ciddi hastalıklara neden olabiliyor. Mısır, kırmızı toz biber, yer fıstığı, baharatlar, pirinç, buğday, kuruyemişler, kuru incir, süt ve süt ürünleriyle soya gibi birçok gıda üründe aflatoksin tehlikesi söz konusu olduğundan; üreticinin düzenli analizlerle ürün kalitesini takip etmesi çok önemli” ifadelerini kullandı.

Gıda güvenliğinde tüketicinin rolü kritik

“Aflatoksin riskinin yalnızca üretim aşamasıyla sınırlı olmadığını unutmamalıyız” diyen Artık, “Tüketiciler de gıda güvenliğinde önemli bir rol üstleniyor. Market alışverişinden evdeki saklama koşullarına kadar hijyen ve kalite standartlarına dikkat edilmesi şart. Ambalajı bozulmuş ya da son tüketim tarihi geçmiş ürünlerden kesinlikle uzak durulmalı; özellikle tahıl, kuruyemiş ve baharat gibi ürünler serin ve kuru ortamlarda muhafaza edilmeli. Ayrıca küflenmiş ya da rengi değişmiş gıdaların hiçbir şekilde tüketilmemesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

Gıdanın geleceği masaya yatırılıyor

Gıda sektörünün sürdürülebilir geleceğini şekillendirmek adına öncü zirve haline gelen Sürdürülebilir Gıda Zirvesi bu yıl 11. kez düzenlenecek.

17 Aralık’ta İstanbul’da gerçekleşecek zirve; kamu, iş dünyası, bilim, finans ve medyadan geniş bir katılımcı yelpazesini buluşturacak.

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) ile Sürdürülebilirlik Akademisi’nin ev sahipliğinde düzenlenen ve her yıl artan katılımıyla dikkat çeken Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde, tedarik zincirinden inovatif teknolojilere, sağlıklı beslenmeden israfın önlenmesine kadar birçok konunun masaya yatırılması planlanıyor. Zirvede, iyi tarım uygulamalarından teknolojiyle entegre gıda sistemlerine, döngüsel ekonomiden tüketici farkındalığına uzanan ilham verici oturumlar yine sektörle buluşacak.

Daha önce iklim değişikliği, tarımsal üretim, yerel üreticilerin güçlendirilmesi ve gıda israfının azaltılması gibi konularda katılımcılara ilham veren zirve; 17 Aralık 2025 tarihinde Swissôtel The Bosphorus İstanbul’da düzenlenecek.

Etiketsiz ürünlerden uzak durun!

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, Ramazan ayında merdiven altı üretimin artışına dikkat çekerek tüketicileri uyardı. Sidar, “Fırsatçılar daha cazip fiyatlarla tüketiciyi cezbetmeye çalışsa da, ürünün ambalajında üretim yeri, son kullanma tarihi ve içeriği gibi bilgilerin yer almasına mutlaka dikkat edilmesi gerekiyor” mesajını verdi.

Ramazan ayında pek çok kişi ihtiyaçlarını hızlı ve uygun maliyetle karşılamak isterken sağlık açısından risk barındıran gıdalara yönelebiliyor. Bu durum gıda okuryazarlığının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, Ramazan ayı boyunca gıda alışverişlerinde daha dikkatli ve bilinçli olunması gerektiğine vurgu yaparak; etiketsiz, içeriği belirsiz ve aşırı ucuz ürünlerin sağlık için oluşturabileceği ciddi tehlikelere yönelik uyarılarda bulundu.

Sağlıklı yaşam için doğru gıda bilgisi şart!

Gıda okuryazarlığını; gıda ve beslenme hakkında doğru bilgiye ulaşma, bilgiyi anlayıp değerlendirme ve güvenilir gıda tercihlerini günlük hayatımıza yansıtma süreci olarak tanımlayan Kaan Sidar, “Güvenilir gıda bilincinin artması, toplumsal sağlık ve refahın korunması için büyük önem taşıyor. Özellikle aileler çocuklarına küçük yaşlardan itibaren doğru beslenme alışkanlığı kazandırdığında, bu bilinçli tutum ömür boyu sürüyor. Gıda okuryazarı bireyler de hem kendi sağlıklarını hem de toplumun genel sağlığını korumaya katkı sağlayarak sağlıklı nesillerin yetişmesine destek oluyor” ifadelerini kullandı.

Bakanlık onaylı ürünler tüketilmeli

Ramazan ayında sahur ve iftar sofralarında yer alacak ürünlerin seçimi de büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda tüketicilerin dikkat etmesi gereken noktaları sıralayan Kaan Sidar, alışveriş yaparken özellikle etiketsiz ve içeriği belirsiz ürünlerden kaçınılması gerektiğinin altını çizdi. Sidar, “Fırsatçılar daha cazip fiyatlarla tüketiciyi cezbetmeye çalışsa da, ürünün ambalajında üretim yeri, son kullanma tarihi ve içeriği gibi bilgilerin yer almasına mutlaka dikkat edilmesi gerekiyor. Aşırı ucuz ürünler de büyük bir risk taşıyor.  Merdiven altı üretimde özellikle tatlı, süt, şarküteri ve et ürünleri gibi temel gıdalarda ciddi sorunlar yaşanabiliyor. Bu nedenle güvenilir markaları ve denetlenmiş işletmeleri tercih etmek, Tarım ve Orman Bakanlığı onaylı ürünleri satın almak büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu.

Son yıllarda ‘doğal’ ve ‘organik’ adı altında birçok ürünün satışa çıktığını belirten Sidar, bu ürünlerin gerçekten sağlıklı ve güvenilir olup olmadığını anlamak için menşeini ve sertifikalarını kontrol etmek gerektiğini de vurguladı.

 

Gıda etiği masaya yatırılıyor

Gıda etiği masaya yatırılıyor

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) ile Tarım ve Gıda Etiği Derneği’nin (TARGET) ortaklaşa düzenlediği “Gıda Etiği Semineri”nde, sektörden ve akademi dünyasından uzman isimler bir araya geliyor.

3 Haziran’da İstanbul Sanayi Odası Odakule Toplantı Salonu’nda gerçekleşecek seminerde, yeni gıda teknolojilerinin kullanımı, yeni gıdalar ve değişen tüketici trendleri etik perspektifiyle ele alınacak.

3 Haziran Pazartesi günü 13:00-17:30 saatleri arasında düzenlenecek olan seminerde; “Gıdaların Üretiminde Yeni Teknolojiler ve Etik”, “Yeni Gıdalar, Alternatif Protein Kaynakları, Tüketici Tercihleri ve Etik” ve “İşbirlikçi Robotlar İnsan Yerine Alternatifte Etik Sınırlar” başlıklı oturumlar gerçekleşecek.

Akademiden ve sektörden uzman isimler

TARGET Derneği Başkanı Prof. Dr. Cemal Taluğ ve TÜGİS Başkanı Kaan Sidar’ın açılış konuşmalarıyla başlayacak olan etkinlikte, TARGET kurucu üyesi Prof. Dr. Yasemin Yalım tarafından çerçeve sunum gerçekleştirilecek. İTÜ, Yeditepe Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nden akademisyenler ve özel sektör temsilcileri Prof. Dr. Yeşim Ekinci, Prof. Dr. Meral Kılıç Akyılmaz, Doç. Dr. Erdal Yılmaz, Numan Akkuş, Ussal Şahbaz ve Ergün Carus seminerde panelist olarak yer alacak.

“Sürdürülebilir bir gelecek için gıda etiğini önemsiyoruz”

TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar konuyla ilgili değerlendirmelerinde Tarım ve Gıda Etiği Derneği’nin önemine ve seminerin ana odağına değinerek, “Paydaşı olduğumuz TARGET Derneği, tarım ve gıda sistemlerinin kapsadığı konular hakkında etik farkındalık ve duyarlılık gelişmesine katkıda bulunmayı amaçlıyor. 2016 yılından beri faaliyet gösteren TARGET’le, önümüzdeki dönemde gıda etiği konusunda uzun süreli iş birliği içinde olmayı önemsiyoruz. Bu kapsamda sektör ve akademinin bir araya gelerek bilgi ve becerilerini paylaşacağı, kolektif sorumluluk duygusuyla ortak çözümler geliştireceği bir buluşma gerçekleştireceğiz. Günümüz dünyasında üretici ve tüketiciler, gıda kalitesi, güvenliği ve yeterli beslenmenin yanında çevreyi, biyoçeşitliliği ve gelecek nesilleri de düşünerek hareket etmek zorunda. Bu seminerimizde de gıda üretiminde sürdürülebilir gıda sistemlerinin, gıda etiği açısından taşıdığı önemi vurgulamayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

Tüketici sağlığına ve sürdürülebilirliğe dikkat çekti

Tüketici sağlığına ve sürdürülebilirliğe dikkat çekti

TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kaan Sidar, tüketici sağlığına ve sürdürülebilirliğe dikkat çekti

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS), 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü’nde bir kez daha güvenli gıda üretiminin önemine dikkat çekiyor. Gıda güvenliği için küresel kabul görmüş standartların önemine  vurgu yapan TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kaan Sidar, “Tüketici sağlığı ön planda tutularak gıda güvenliği konusunda kollektif bir bakış açısıyla sağlıklı toplumların devamlılığı şarttır. Gıda sektöründe gıda güvenliği, ürünün toprakta yetiştiği süreden sofraya ulaştığı ana dek uzanan ve hem kapsamlı hem dikkat edilmesi gereken birçok aşamayla sağlanır” ifadelerini kullandı.

 Yeni nesil aktif işveren sendikacılık anlayışıyla faaliyet gösteren TÜGİS, Birleşmiş Milletler Dünya Tarım Örgütü (FAO-DTÖ) tarafından ilan edilen 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü’nde sağlıklı gıda tüketimine dikkat çekti. Kapsamlı kontrol süreçleriyle güvenli gıda imalatının öneminin altını çizen TÜGİS, paralel olarak  gıda temelli risk unsurlarının bilimsel olarak incelenmesinin gerekliliğine vurgu yaptı.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Başkanı Kaan Sidar, “Tüketici sağlığı ön planda tutularak gıda güvenliği konusunda kollektif bir bakış açısıyla sağlıklı toplumların devamlılığı şarttır. Gıda sektöründe gıda güvenliği, ürünün toprakta yetiştiği süreden sofraya ulaştığı ana dek uzanan ve hem kapsamlı hem dikkat edilmesi gereken birçok aşamayla sağlanır” dedi. Gıda standartlarının, başta tüketici sağlığını koruma amacıyla oluşturulmuş bilimsel temelleri olan yasalar olduğunu aktaran Sidar, gıda üretimi, işleme, transfer ve satış süreçlerinde bu standartların sağlanmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.

“Gıda güvenliğinin arkasında birçok meslek grubunun emeği var”

Gıda üretiminde güvenlik standartlarının belirlenmesinde birçok farklı meslek grubunun emeği ve etkisi olduğunu belirten Sidar, “Toksikologlardan gıda kimyagerleri ve mikrobiyologlara, gıda ve ziraat mühendislerinden veteriner hekim ve tıp doktorlarına kadar birçok bilim temelli meslek dalından uzmanların bir arada çalışması ile gıda güvenliği standartları ortaya çıkmıştır. Bir gıdanın hangi mevsim koşullarında üretildiğinden satış sırasında hangi koşullarda muhafaza edildiğine kadar oluşturulmuş global bir harita var” dedi. Sidar, içeriği Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından belirlenen Codex Alimentarius standartlarının, gıda üreticilerinin yanı sıra gıda ihracatçıları açısından da önemli bir rehber olduğunun altını çizdi.

 Geleceğin gıdası sürdürülebilirliğe bağlı

TÜGİS Başkanı Sidar, gıda güvenliğinin sadece üretim ve tüketim süreçlerini değil, aynı zamanda gıdanın sürdürülebilirliğini de kapsadığını belirtti. Sidar, “Gıda demek, tüm canlıların hayatta kalabilmeleri adına ihtiyaç duydukları temel gereksinimleri demek. Bu noktada, dün ve bugün olduğu gibi, gelecekte de tüketime uygun gıdaların olmasını sağlamak durumundayız. İklim değişikliği, nüfus artışı, küreselleşme gibi konular, gıda güvenliğinin önemini ortaya çıkarıyor. Gıdanın güvenliğini sağlamak aynı zamanda sürdürülebilirliğini sağlamak anlamına geliyor“ dedi. Daha önce deprem bölgesinde gıda güvenliğine dikkat çektiklerini hatırlatan Sidar, pandemi ve doğal afet süreçlerinin ardından sağlıklı ve kaliteli gıdaya ulaşabilmenin önem kazandığını vurguladı.

Deprem bölgesinde gıda israfı önleniyor

Deprem bölgesinde gıda israfı önleniyor

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS), depremden hasar gören bölgelerde gıda israfının önüne geçmek ve gıda güvenliğini sağlamak için organizasyonların bölgede sürdürülebilir bakış açısıyla yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Özellikle çadır kentlerin ve konteyner kentlerin deprem bölgelerine kurulumlarının başlamasıyla birlikte, depremzedelerin sağlıklı ve kaliteli beslenmesi ile gıda güvenliği konuları daha da önem kazandı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kaan Sidar, “Gıda tedarik zincirinin sürdürülebilir olması, sevkiyat süreçlerinin yanında gıdaların ilgili bölgelerde depolanmasını da kapsıyor. Bu doğrultuda paketli ve kuru gıdaların rutubetsiz ortamda saklanması, meyve-sebze ile et ve süt ürünlerinin istiflendiği soğuk depolarda elektrik kesintilerinin yaşanmaması, oluşacak gıda atıkları için hijyenik toplama alanları oluşturulmasına özen gösterilmesi ve gıda atıklarının geri dönüşümde değerlendirilmesi gibi aşamaların başarılı bir biçimde uygulanması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Merkezi Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi olan ve 6 Şubat tarihinde gerçekleşen iki depremin ardından, afetten etkilenen 10 ile Türkiye’nin dört bir yanından temel yaşam malzemeleri ve çok sayıda gıda yardımı yapıldı. Bu gıda malzemeleri arasında ekmek ve paketli gıdalar olduğu kadar, soğuk zincire uyumlu bir biçimde sevk edilen yaş meyve sebze ile et ve süt ürünleri de oldukça yer alıyor. Çadır kentlerin ve konteyner kentlerin deprem bölgelerine kurulumlarının hızlandığı bu günlerde, şu ana kadar gerçekleşen ve periyodik olarak devam edecek olan gıda yardımlarıyla birlikte gıda güvenliği konusu öne çıktı.

Depremin ardından özellikle ilk günlerde, gelen gıda malzemelerinin sistematik bir şekilde ayrıştırılamaması ve dengeli bir biçimde sevk edilememesinden kaynaklı israf ve atık sorunları yaşanmıştı. Ülkemizin ilk işveren sendikalarından olan Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS), deprem bölgelerine yapılan gıda yardımlarının atığa dönüşmemesi ve gıda sevkiyatlarının bölgede sürdürülebilir bakış açısıyla organize edilmesinin önemini vurguladı.

Gıda güvenliğine dikkat

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kaan Sidar, hem depremzedelerin kaliteli ve yeterli gıdaya ulaşması hem de gıda israfının önüne geçilmesinin gerekliliğini vurgulayarak, “Kamu kurum ve kuruluşları, STK temsilcileri ve iş dünyamız, depremzede vatandaşlarımızın gıda ihtiyaçlarını karşılamak adına seferber oldu. Yapılan gıda sevkiyatlarıyla birlikte çok sayıda aşevi, mobil mutfaklar, sahra mutfakları, mobil fırın ve ikram araçları depremden zarar gören bölgelerdeki yerlerini aldı. Depremzedelerin çadır kentlere ve konteynerlere yerleşmeleriyle birlikte, gıda bağışçılarının, toplu yemek hizmeti sunanların ve dağıtım yapanların gıda güvenliği kapsamında daha da dikkatli olmaları gerekiyor. Bu kapsamda gönderilecek paketli gıdaların son tüketim tarihlerinin kontrol edilmesi ve ürünlerin iklim şartlarından etkilenmeyecek şekilde paketlenmiş olması, uygun koşullarda bu sevkiyatın sağlanması hayati önem taşıyor. Sahada yemek hizmeti sunanların ise mutfak ve yemek dağıtım noktalarını enkazlar, atık toplama alanları ve tuvaletlerin uzağında kurmaları, gıda temini süreçlerinin sağlıklı işleyişini ve sürdürülebilirliğini belirleyecek olan unsurlar arasında yer alıyor” dedi.

 “Sürdürülebilir odaklı gıda ağını kurmak ve devam ettirmek gerekiyor”

 Gıdanın hazırlanmasından depremzedelerin sofralarına gelene kadar olan tüm aşamalarda sürdürülebilir bir yapıyı oluşturmak gerektiğine değinen Sidar, “Gıda tedarik zincirinin tüm paydaşlarının uyumlu bir koordinasyonla hareket etmesi, gıda güvenliği ve nihayetinde depremzedelerin sağlığı için son derece önemli. Gıda tedarik zincirine yönelik yazılımların ve dijital uygulamaların daha da geliştirilmesi, lisanslı depoculuk faaliyetlerinin artması, gıda tedarik zincirinin ülkemiz için olduğu kadar deprem bölgelerindeki gıdanın yönetimi kapsamında da dikkat edilmesi gerekenler arasında. Bu tedarik zincirinin sürdürülebilir olması, sevkiyat süreçlerinin yanında gıdaların ilgili bölgelerde depolanmasını da kapsıyor. Bu doğrultuda paketli ve kuru gıdaların rutubetsiz ortamda saklanması, meyve-sebze ile et ve süt ürünlerinin istiflendiği soğuk depolarda elektrik kesintilerinin yaşanmaması, oluşacak gıda atıkları için hijyenik toplama alanları oluşturulmasına özen gösterilmesi ve gıda atıklarının geri dönüşümde değerlendirilmesi gibi aşamaların başarılı bir biçimde uygulanması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Bölgedeki tarımsal gıdaların geleceği için…

Sidar, deprem bölgelerinde yaraların sarılması ve önümüzdeki dönemlerde şehirlerin yeniden inşaası için sürdürülebilirliği bugünden sağlamanın önemine değinerek, “Enkazların bir an önce kaldırılması, yıkıntıların sebep olduğu tozların toprak katmanlarına ve yer altı sularına karışmaması açısından büyük önem taşıyor. Yaşadığımız iklim değişiklikleri ve olası kuraklık risklerini de göz önüne alırsak; orta vadede bölgede yapılabilecek tarım faaliyetlerinin ve toprağın bozulmasının önüne geçmek, tarımsal üretkenliğin zarar görmemesini sağlamak gerekiyor. Tarımsal gıdaların kaliteli üretimi, dağıtımı ve kontrol edilebilir maliyetlerle pazara sunulması açısından suya gereken önemi bugünden vermek gerekiyor” ifadelerini kullandı.