ATÜ, Milas-Bodrum Havalimanı’ndaki duty-free mağazasını yeniledi

ATÜ, Milas-Bodrum Havalimanı’ndaki duty-free mağazasını yeniledi

ATÜ Duty Free, Milas-Bodrum Havalimanı’nda genişleterek walk-through konseptinde yenilediği ana duty-free mağazasını açtı.

Alışveriş alanı büyütülerek 1.900 metrekareye kavuşan ve marka karması arttırıldı.

ATÜ Duty Free CEO’su Ersan Arcan, ‘’Ülkemizin en gözde turizm lokasyonlarından olan Milas-Bodrum Havalimanı’ndaki duty-free mağazamızı daha geniş bir alanda yeni konseptiyle havalimanına ve yerli/yabancı tüm ziyaretçilerimize kazandırmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu operasyonel yatırımı gerçekleştirirken, mağaza ziyaretçilerimize daha konforlu ve ayrıcalıklı bir alışveriş deneyimi sunmayı hedefledik. Duty-free mağazamızın alanı daha da genişletilerek, gidiş katındaki yolcu akışına uygun şekilde walk-through konseptinde yeniden tasarlandı. Buna  paralel olarak, lüks dünya markalarından oluşan portföyümüzü arttırdık ve mağazamızda farklı tercihlere yönelik geniş bir ürün çeşitliliği sağlıyoruz. Projemizde kıymetli destekleriyle katkı sunan herkese teşekkür ederim. Yaz sezonu yoğunluğuna hazırlandığımız bu günlerde yenilenen mağazamızın bölgeye hayırlı olmasını dilerim. ATÜ Duty Free olarak, yurt dışı operasyonlarımızda olduğu gibi ülkemizde de gümrüksüz mağazacılık alanındaki standartları yukarı taşımayı ve operasyonlarımızın gelişimi için yatırım yapmayı sürdüreceğiz.’’ dedi.

Gıda etiği masaya yatırılıyor

Gıda etiği masaya yatırılıyor

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) ile Tarım ve Gıda Etiği Derneği’nin (TARGET) ortaklaşa düzenlediği “Gıda Etiği Semineri”nde, sektörden ve akademi dünyasından uzman isimler bir araya geliyor.

3 Haziran’da İstanbul Sanayi Odası Odakule Toplantı Salonu’nda gerçekleşecek seminerde, yeni gıda teknolojilerinin kullanımı, yeni gıdalar ve değişen tüketici trendleri etik perspektifiyle ele alınacak.

3 Haziran Pazartesi günü 13:00-17:30 saatleri arasında düzenlenecek olan seminerde; “Gıdaların Üretiminde Yeni Teknolojiler ve Etik”, “Yeni Gıdalar, Alternatif Protein Kaynakları, Tüketici Tercihleri ve Etik” ve “İşbirlikçi Robotlar İnsan Yerine Alternatifte Etik Sınırlar” başlıklı oturumlar gerçekleşecek.

Akademiden ve sektörden uzman isimler

TARGET Derneği Başkanı Prof. Dr. Cemal Taluğ ve TÜGİS Başkanı Kaan Sidar’ın açılış konuşmalarıyla başlayacak olan etkinlikte, TARGET kurucu üyesi Prof. Dr. Yasemin Yalım tarafından çerçeve sunum gerçekleştirilecek. İTÜ, Yeditepe Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nden akademisyenler ve özel sektör temsilcileri Prof. Dr. Yeşim Ekinci, Prof. Dr. Meral Kılıç Akyılmaz, Doç. Dr. Erdal Yılmaz, Numan Akkuş, Ussal Şahbaz ve Ergün Carus seminerde panelist olarak yer alacak.

“Sürdürülebilir bir gelecek için gıda etiğini önemsiyoruz”

TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar konuyla ilgili değerlendirmelerinde Tarım ve Gıda Etiği Derneği’nin önemine ve seminerin ana odağına değinerek, “Paydaşı olduğumuz TARGET Derneği, tarım ve gıda sistemlerinin kapsadığı konular hakkında etik farkındalık ve duyarlılık gelişmesine katkıda bulunmayı amaçlıyor. 2016 yılından beri faaliyet gösteren TARGET’le, önümüzdeki dönemde gıda etiği konusunda uzun süreli iş birliği içinde olmayı önemsiyoruz. Bu kapsamda sektör ve akademinin bir araya gelerek bilgi ve becerilerini paylaşacağı, kolektif sorumluluk duygusuyla ortak çözümler geliştireceği bir buluşma gerçekleştireceğiz. Günümüz dünyasında üretici ve tüketiciler, gıda kalitesi, güvenliği ve yeterli beslenmenin yanında çevreyi, biyoçeşitliliği ve gelecek nesilleri de düşünerek hareket etmek zorunda. Bu seminerimizde de gıda üretiminde sürdürülebilir gıda sistemlerinin, gıda etiği açısından taşıdığı önemi vurgulamayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

Türkiye pestisit kaynaklı bildirimlerde yine ilk sırada

Türkiye pestisit kaynaklı bildirimlerde yine ilk sırada

Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) 2023 Raporu’na göre gıda kaynaklı riskler sebebiyle 2023’te yapılan 357 bildirimin 167’sinin sebebi pestisitler.

Rapor, ülkemizde yasaklanan pestisitlerin kullanımının hâlâ devam ettiğini gösteriyor. Gıda güvenliği ve sağlıklı bir gelecek için mücadele eden Zehirsiz Sofralar Platformu, ihracatta durum böyleyken iç pazarda yapılan denetimler ve sonuçları konusunda Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan açıklama bekliyor.

AB Komisyonu, gıda ve yemlerde yapılan kontroller sırasında tespit edilen gıda güvenliği risklerini, Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) portalı üzerinden, herkesin erişimine açık olacak şekilde bildiriyor. Alarm ve Dayanışma Ağı’nın (ACN) 2023 yılına dair yayınladığı özet raporda  yer alan ‘‘Top 10’’ listesine göre meyve ve sebzede pestisit kaynaklı bildirimde Türkiye 4 yıldır olduğu gibi yine ilk sırada! Bu bildirimlere konu olan gıda ürünlerinin yarısından fazlası sınırda reddedilerek ülkemize iade edildi. Pestisit kaynaklı bildirimlerde Türkiye’yi Mısır ve Hindistan takip ediyor.

2023’te bildirimi yapılan ürünler

Raporda mikotoksin kaynaklı bildirimlerin başını kuru incir çekiyor. Onu Antep fıstığı, kuru üzüm, helva, pul biber, zerdeçal gibi ürünler takip ediyor. Bakteri tespitinde ise tahin, susam vb. ürünlerde salmonella bildirimleri dikkat çekiyor.

Bildirimlere konu olan bir diğer önemli başlık, yasaklı maddeler. Bu gıda kodeksinde izin verilmeyen ilavelerin gıdalardaki varlığına işaret ediyor. Bu maddelerden en çok bildirim yapılanı, iç pazara yönelik ifşa listelerinde sıklıkla karşımıza çıkan takviye edici gıdalar, macunlar, bitki ve detoks çaylarındaki sildenafil gibi ilaç etken maddeleri.

En çok bildirimi yapılan başlık olan pestisit kalıntısında 2023’te de biber birinci, limon da ikinci sırada olmayı sürdürüyor. Bunların yanında mandalina, portakal, greyfurt, nar, domates, kabak, ayva gibi meyve ve sebzelerle birlikte kimyon, kekik, nane, sumak, rezene, asma yaprağı gibi ürünlerde de limit üzeri pestisit kalıntısı tespit edildi.

Biber ve limonda yüksek pestisit kalıntısı çıkmasının nedeni, en çok bu ürünlerde pestisit kullanıldığına dair bir algıya neden olsa da bu doğru değil. Çünkü bildirimi yapılan bu ürünler AB’nin Türkiye’den ithal ettiği ana ürün kalemlerini oluşturuyor. Ülkemizde pestisit kullanımı ile ilgili sağlıklı verilere ulaşmak için bakanlığın iç pazardaki denetim sonuçlarını açıklaması gerekiyor.

Her 6 üründen biri sorunlu

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın her yıl yayınladığı faaliyet raporu, ihracatta bitki sağlığı denetim sayıları, alınan numuneler, numune sonuçlarının kaçının uygunsuz çıktığına dair verileri içeriyor. Buna göre 2021’de 373 bin 204 denetim yapılmış; alınan 14 bin 744 numunenin 772’si olumsuz sonuçlanmış. 2022’de 375 bin 152 denetimde; alınan 12 bin 99 numuneden 972’si olumsuz sonuçlanmış. 2023’te ise denetim sayısı 394 bin 624. Numune sayısı ise 12 bin 737 ile bir önceki yılla aşağı yukarı aynı kalsa da olumsuz numune sayısı 2 bin 22 adet ile bir önceki yılın iki katından da fazla. Olumsuz numune sayısının toplam numune sayısına oranı ise %15,88 yani neredeyse Bakanlık tarafından alınan her 6 numuneden 1’i sorunlu.

Bakanlık geçen yıl RASFF bildirimlerine istinaden ülkemiz mevzuatına uygun olmayan ürünlerin yurda girişine izin verilmediğini açıklamıştı. Ancak bu açıklama tonlarca ürüne ne olduğu konusunda tüketicilerin içini rahatlatmaktan çok uzak.

Ayrıca Bakanlık 2022’de biber, turunçgil ve yaprağı yenen sebzelerde kalıntının önlenmesi amacıyla üretimin yoğun olduğu Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Eskişehir, Hatay, İzmir, Mersin ve Muğla İllerinde kalıntı eylem planı hazırlayarak çalışma grupları oluşturdu; üretici, teknik personel ve paydaşlara yönelik eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri yürütmeye başladı. Söz konusu çalışmalara 2023 yılında da devam edileceğini bildirmişti.

Lezzet ile müziğin bir arada olduğu festival sona erdi

Lezzet ile müziğin bir arada olduğu festival sona erdi

Lifepark’ta gerçekleşen Foodiefest, yemek dünyasının en lezzetli köşelerini ve en sevilen sanatçıları bir araya getirdi.

Cem Yenel’in açılışını yaptığı sahnede, popüler müziğin genç yeteneği Melis Fis sahne aldı. Katılımcılara bir sürpriz yaparak yeni parçasını ilk kez Lifepark’ta seslendirdi.

Ayhan Sicimoğlu’nun Latin ritimleriyle dans edenler, milyonların sevgilisi Buray’ın enerjisiyle coştu.

Festival sahnesinin kapanışını ise elektro-pop ve dünya müziğinin fuzyonunu yaratan Köfn grubu gerçekleştirdi.

Etkinlik kapsamında sokak lezzetleri büyük ilgi gördü. Stantlar ve karavanlarda kurulan lezzet durakları festival alanını çevreledi. 50’den fazla hamburger, hotdog, kokoreç, tantuni gibi sokak lezzetleri festivale gelenlere sunuldu ve katılımcılara adeta bir lezzet şöleni yaşatıldı.

Katılımın yüksek olduğu bu festival, eylül ayında tekrar düzenlenecek.

Dünya Engelliler Haftası, ‘Cafe Yanımda’ çalışanları ile birlikte kutlandı

Dünya Engelliler Haftası, ‘Cafe Yanımda’ çalışanları ile birlikte kutlandı

Türk ve dünya mutfağını İGA İstanbul Havalimanı’nda misafirleri ile buluşturan TUM; ‘Cafe Yanımda’ projesi ile duyusal, zihinsel ve fiziksel farklılıkları olan bireylerin yanında olmayı sürdürüyor.

İGA İstanbul Havalimanı bünyesinde, TUM ve İGA’nın iş birliğinde; sese ve kalabalığa duyarlı bireyler için izole yemek alanı, elektrikli tekerlekli sandalyeler için şarj istasyonu, işaret dili hizmeti veren dijital danışma kiosku ve erişilebilir masa ve sandalyeleri ile farklı engel gruplarının ihtiyaçları göz önüne alınarak hayata geçirilen ‘Cafe Yanımda’ projesi, Dünya Engelliler Haftası’nda da özel gereksinimleri olan misafirlerine rahat ve konforlu bir yeme-içme deneyimi sunarken; istihdam ettiği çalışanlarının ekonomik ve sosyal yaşama aktif katılımlarını da destekliyor.

Projenin yürütülmesinde önemli payı bulunan TRU/TUM CEO’su Sadettin Cesur; hafta boyunca ‘Cafe Yanımda’ çalışanları ile bir araya gelerek, keyifli sohbetler gerçekleştirdi ve TUM’un özel ihtiyaç sahibi bireyleri desteklemeye devam edeceğinin altını çizdi.

Türkiye seyahat endüstrisinin yeni oyuncusu Atlas International Turizm

Türkiye seyahat endüstrisinin yeni oyuncusu Atlas International Turizm

Türkiye seyahat endüstrisinin yeni oyuncusu Atlas International Turizm A.Ş. ‘doğru fiyat, doğru ürün’ mottosu ve güçlü hedefleriyle çalışmalarına start verdi.

Tur operatörü kimliğiyle başta B2C seyahat acenteleri olmak üzere sektör profesyonellerine hizmet verecek olan Atlas International, DMC sektöründe de önde gelen markalar arasında olmayı hedefliyor. Şirket, ayrıca küresel iş birlikleri ile alanını genişletip ülke turizmine katma değer sağlamayı planlıyor.

Atlas International Kurucu Ortak ve Genel Müdürü Şahin Ülgen, “Bu yolculukta her ne kadar sektörün yeni markası olsak da büyük bir deneyim ve heyecanla yola çıkıyoruz. Dünyanın pek çok noktasından operasyonlar yaparak bölgesel hizmet ağları oluşturacağız. Bilgili, tecrübeli ve güçlü bir ekip kurarak tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Özellikle outgoing ve incoming turizminde pazarın en iddialı çözüm ortağı olacağız. Partnerlerimize birçok destinasyonda uçaklı, uçaksız özel paketler sunmaya başladık. Atlas International her zaman doğru ürün, doğru fiyat yaklaşımıyla servis sağlayacak. Mitolojideki Atlas’ın dünyayı sırtında taşımasının verdiği görev bilinci gibi Atlas International da turizm sektöründe ciddiyet, disiplin ve büyük bir güçle paydaşlarına kaliteli hizmet sağlayacak” dedi.

Zuma yeniden Bodrum’da

Zuma yeniden Bodrum’da

Zuma, yeni sezonda Bodrum Yalıkavak Marina’da lezzet tutkunlarıyla tekrar buluşuyor. Nefes kesici Bodrum manzarası eşliğinde, gün batımıyla buluşan akşam yemeklerinde misafirlerini sonsuzluk havuzu başında ağırlamayı bekleyen Zuma, dünyaca bilinen imza lezzetlerini ve kokteyllerini bu yaz da Bodrum’da konukları ile buluşturuyor.

Zuma Bodrum

Zuma Bodrum menüsünde; japon robata grillleri, lezzetli ızgaraları, Zuma’nın benzersiz sushi ve sashimi çeşitleri gibi klasikleşen tabaklarının yanı sıra Bodrum’a özel olarak menüsüne eklediği” Ponzu Lime” ve “Tereyağlı Kral Yengeç” ile misafirlerine benzersiz bir lezzet şöleni sunuyor. Ayrıca Çikolata Bar, bu yıl ilk kez Zuma Bodrum menüsünde yer alıyor. Zuma Bodrum’un mutfağı, Zuma İstanbul’un da Executive Chef’i olan Emrah Orak’a emanet.

Zuma Bodrum

Izakaya’dan ilham alınarak yaratılan, paylaşım konseptli, çağdaş Japon mutfağını, Bodrum’daki sofistike ve şık ortamında sunan Zuma, ikonikleşen lezzetleri ve yaz akşamlarına eğlence katacak DJ performansları ile 2024 sezonunda misafirlerini bekliyor.

Zuma Bodrum

Pınar Tınç “Resimlerim hayatımın kolajı gibi”

Pınar Tınç “Resimlerim hayatımın kolajı gibi”

Türkiye’nin ilk ve tek çini mürekkebi ressamı Pınar Tınç, yeni sergisi “Je t’aime! Seni Seviyorum” ile yeni egzotik adaların bin bir rengini sanatseverle buluşturuyor. Tınç, yazın Bodrum’a gidecek olan sergisini anlattı

Röportaj: Nazan Ortaç

Türkiye’nin ilk ve tek çini mürekkebi ressamı olarak biliniyorsunuz. Resimlerinizi bu teknikle yapmaya nasıl karar verdiniz?

2011 yılında Türkiye’den 10 bin km uzaklıktaki Hint Okyanusu’ndaki La Reunion adasına taşınma kararımız üzerine, orada kendime bir atölye kurdum. Okyanusya temalı resimleri üretmek için yağlı boya, akrilik boya ve diğerlerini denediğimde, hiçbirinde doğanın parlaklığını, saflığını, güzelliğini vermediğini, insan figürlerinde istediğim ruhu bu tekniklerle yakalayamadığımı gördüm. Büyük bir sanat ürünleri satan depoda Çin’den gelmiş yüzlerce ton çini mürekkebini gördüğümde ve onları tasarladığım resimdeki renk, ışık-gölge, derinlik ve çarpıcılığı yakaladığımda, sadece çini mürekkebiyle bunları yapabileceğimi anladım. Uzun yıllardır sadece mürekkeple işlerimi üretiyorum.

Pınar Tınç

Eserlerinizi ortaya koyarken nelerden besleniyorsunuz?

Aslında ürettiğim işler, hayatımın minik bir kolajı gibidir. Doğduğum Bozcaada’da geçen çocukluğumun masum ve güzel anları, hazları; Bozcaada’nın masalsı doğası, rüzgarı, renkleri ve Ege Denizi’nin turkuazları, mavisi, kokusu, tuzu hikayeleri; çocuklarımın büyüme korkuları, rüyaları; Afrika’da geçen yıllarımızdan çarpıcı doğa görüntüleri, saflığı, güzelliği ve mutluluğu ifade eden çiçekler; Okyanusya motifleri; Okyanusya kültürünün mitolojik hikayeleri; zanaatkarların ürettiği objeler, desenler ve çarpıcı insan hikayeleri, resimlerimin konularını oluşturuyor…

Eserlerinizde çok renklilik dikkat çeken bir unsur. Bunun için ada hayatının bir yansıması diyebilir miyiz?

Kesinlikle öyle diyebiliriz. Renklerin bizi belli anlara ve zamanlara götürebileceğine inanıyorum. Afrika kültürünün renkli katmanlı motifleri ve doğası, insanları, hikayeleri izleyiciyi bambaşka bir dünyaya ve ışığa taşıyor. Renklerin verdiği enerjiyle bazen resimdeki konuyu bile hissedebiliyorsunuz. İşlerim gerçek hikayelerdir; başka birçok sanatçının işinin kopyası değillerdir. Bu yüzden samimi ve gerçek olmalarını, o anın o eşsiz olmasını renklerle yaratmaya çalışıyorum. Bu da bana inanılmaz bir hayat enerjisi ve mutluluk veriyor.

pause sanat

Bir de hep büyük tablolar yapıyorsunuz? Neden büyük boyutlu tablolar yapmayı tercih ediyorsunuz?

Işık ve renk kullanımının ve atmosfer yaratının büyük boyutlarda daha etkili olduğunu ve beni daha özgür, mutlu hissettirdiğini gördüm. İzleyici, büyük ebatlı resimlerin içinde kendilerini bulabiliyor ve hayallere dalabiliyorlar. Bu, izleyicinin gözleriyle kurulan kontaktın, onları yaşamlarındaki bir anı ya da anlara yükseltebileceği özel bir deneyim sunuyor. Büyük boyutlu işlerde derinlik ve konu bütünlüğü yakalamak mümkün oluyor.

“Je t’aime! Seni Seviyorum” adlı yeni serginizden de bahseder misiniz?

Yeni sergim, iki yıllık yazdığım bir hikâyenin bölümlerini içeriyordu. 20 hikâye bulunuyordu sergide. Hepsinin içinde saflık, yalınlık, doğallık, güzellik ve masumiyet duygularını yansıttım. Bu hikâye bütünüyle anlamlıydı. Şimdi yeni sergiler olacak. Bu yaz ağustos ayında Bodrum’daki Titanik Luxury içindeki Maji Art Galeri’de sergilemeyi planlıyorum.

Diğer Yunan adalarda kapıda vize istiyor

Diğer Yunan adalarda kapıda vize istiyor
Türk turistler için 10 Yunan adası için hayata geçirilen kapıdan vize uygulaması başarılı olunca, diğer Yunan adaları da kendilerine aynı ayrıcalığın tanınmasını istiyor.
Yunanistan’dan Türk turistlere bazı Yunan adaları için kapıdan bir hafta süreyle vize uygulamasına başlamasının ardından, bu ayın ilk 10 günü içinde, geçen yıl aynı döneme oranla bu adalara gelen turist sayısı üç misli arttı.
Türk turistlere 10 Yunan adası için hayata geçirilen kapıdan vize uygulaması başarılı olunca, diğer Yunan adaları da kendilerine aynı ayrıcalığın tanınmasını istiyor ve bunun için yönetime baskı yapıyor.
Türkiye’den gelen turistler
Bunun dışında Sakız Adası’na gelen turist sayısı 2 bin 716’dan 4 bin 993’e, Samos’a gelen turist sayısı 299’dan 2 bin 851’e, İstanköy’e gelen turist sayısı 2 bin 400’den 3 bin 300’e ve Rodos’a gelen ise 2 bin 320’den 5 bin 726’ya yükseldi.
Toplamda, bu beş adaya gelen turist sayısı 2023’te 5 bin 969 iken şimdiden 20 bin 690’a ulaştı.
Türkiye’den gelen turistler için kapıda vize uygulaması ilk olarak bu 5 ada için başlatılmıştı.

30 Nisan’dan sonra ise bu adalara ilave olarak Patmos, Simmi, Meis, Leros ve Kalimnos adalarına da Türk turistler kapıda vize alarak gidebilecek.
Yunana basını, nisan ayının ilk hafta sonundan bu yana ziyaretçi sayısındaki artışın, adaların alışveriş trafiğine ve yerel ekonominin canlanmasını sağladığı yorumu yapıldı.
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis yaptığı açıklamada, Türk ziyaretçiler için kapıdan vize uygulamasının başarıyla sürdüğünü ifade etti.

Türk turistler iki misli daha fazla para bırakıyor
Adalardan sorumlu Bölge Valisi Kostas Moutzouris, kapıdan vize uygulamasından duyduğu memnuniyeti dile getirirken, “Adalar turistlerle dolup taşıyor. Türkiye’den gelen her ziyaretçi, charter uçuşlarla gelen ziyaretçilere göre yaklaşık iki kat daha fazla yerel ekonomiye katkı sağlıyor.” dedi.
Kairidis, kapıdan vize uygulamasının diğer adalar için genişletmesi yönünde baskı altında olduklarını belirterek, Patmos, Taşoz ve Semadirek’in de bu uygulamadan faydalanmak istediğini bildirdi.
Turizm, Yunan ekonomisi için hayati bir öneme sahip. Merkez Bankası verilerine göre Yunanistan geçen yıl 32,7 milyon yabancı turist ağırlayarak 20,5 milyar euro gelir elde etti.

Kapı vizesi için ne gerekiyor?
Yunanistan adalarına kapıda vize alabilmek için 60 euro ödemek gerekiyor.
Kapı vizesi alabilmek için en az 6 ay geçerliliği olan bir pasaport, 2 biyometrik fotoğraf, seyahat masraflarını karşılayacak kadar bakiyenin bulunduğu 3 aylık banka hesap dökümü, otel rezervasyonu, feribot bileti, yolcuk sağlık sigortası, kimlik fotokopisi ve başvuru formu ile pasaportta KKTC vize damgasının bulunmaması gerekiyor.

Türk ziyaretçilerin kendilerinden istenen evrakları, başvuru formuyla Yunan yetkili birimlerine ulaştırmaları gerekiyor.
Gerekli evraklar, adaya geçiş noktalarında yetkili birimlere teslim ediliyor ancak girişlerde bekleme yaşanmaması için evrakların ziyaret öncesinde adalar ve Türkiye arasındaki feribot seferlerini düzenleyen seyahat acentelerine teslim edilmesi tavsiye ediliyor.

Bige Hattat ile Sisler ülkesi İskoçya’ya yolculuk

Sisler ülkesi İskoçya’ya yolculuk

Bige Hattat’ın kaleminden

Hattat ailesi olarak uzun bir süredir Britanya farklı şehirleri adım adım dolaşıyoruz. Avrupa’dan ayrı olan bu adaya sık sık gitmem ve hayranlığım tarihini ve gelenekleri koruyor olması. Dokusu hiç bozulmamış şehirler, kasabalar, sanki masaldan çıkmış köyler ve birbirinden ihtişamlı kale ve şatolar. Orta çağdan kalan bu güzel yerler gezerken o zamanı düşünüyor ve hayalimde canlandırıyorum.

Bige Hattat

Şimdi gelelim son İskoçya gezisine…

Hani Londra için insanlar hep yağmurlu, hava hep puslu derler ya, bilin ki o insanlar İskoçya’yı henüz görmemişler. Sıcak ortamların tercih edildiği 9 günlük bayram tatilinde Hattat ailesi olarak, Edinburgh’un yaklaşık 100 Km. kuzeyinde yer alan The Gleneagles Hotel oldu.

Güzel Ochil Tepeleri’nin altında yer alan ikonik bir kır evi olan The Gleneagles Hotel, neredeyse bir yüzyıldır lüksün simgesi olmuş. Glasgow ve Edinburgh havaalanlarından sadece bir saat uzaklıkta bulunan ve kendi tren istasyonuna sahip olan Gleneagles, dinlenme, eğlence ve macera arayanlar için mükemmel bir yer. 850 dönümlük arazi, İskoçya’nın ünlü olduğu engebeli doğal güzelliğin somut bir örneğidir ve konuklara kırsal uğraşlar ve aktiviteler için muhteşem bir oyun alanı sunuyor.

Bige Hattat

Neler mi var?

Golf sahası, tenis sahası, şahin ile avlanma, ata binme, off-road, av köpekleri ile gezi, balık tutma, tüfekle hareketli hedeflere ateş etmek gibi birçok aktivite sizleri bekliyor.

2 yıldızlı Michelin yıldızlı olmak üzere toplamda 5 restoran ve dünyanın en iyi viskilerin servis edildiği Amerikan bar bulunmakta.  Diğer 5 yıldız otellerde bulunan diğer tüm hizmetler bu otelde bulunmakta.

Tropikal kumsalları tatil yapmak yerine kale zindanlarını keşfetmeyi tercih eden biri olarak, 9 günlük aile macerasının, iPad’de ihtiyaç duymadan çocukların eğlendiği bir tatil oldu.

Bir birinden farklı dekore edilmiş ve her yeri ve her eşyası tarih kokan odalar ilginizi çekecektir. Farklı büyüklükte odaların haricinde 26 lüks süitten mevcut. Oda fiyatlarını merak edenlere bilgi paylaşımı yapalım. Oda kişi başı gecelik 325 sterlinden başlıyor.

Bige Hattat

 Viskinin anavatanı

Viskinin anavatanı ve isim babası olan bu güzel verimli topraklar gelip de viski tatmadan dönmek olmazdı. Bu bölgede irili ufaklı o kadar çok viski damıtım evi bulunmakta. Viskiyi seven iyi viskiden anlayan eşim Emrah Hattat’ın tercihi hemen hemen ülkenin en kuzeyinde yer alan Kininvie damıtım evi oldu. Burada farklı lezzetlerle viskileri tatma şansı bulduk. Viskinin nasıl yapıldığı nasıl korunduğunu hem anlatırken hemde canlandırdılar. Amerikan ve İskoç viskisi arasındaki farkın sadece isimden ibaret olmadığını ve viski kültürünü öğrenme şansı bulduk. Güzel bir deneyim oldu.

Bige Hattat

İskoç mutfağı çok bilinmiyor

Tabi oralara gidip Edinburgh’ta zaman geçirmemek ve o müthiş restoranları deneyimlememek olmazdı. Ama açık ara akılda ve damaklarda en çok Hawksmoor Restoran’da ki yemekler oldu. İskoç mutfağı dünyada az bilindiği gibi çokta popüler değil. Edinburgh’daki Hawksmoor Restoran, sığır eti ve deniz mahsullerinden oluşan menüye sahip. İstiridyeler, yengeçler, deniz tarakları gibi deniz mahsullerin yer aldığı çok geniş bir menüye sahip. Etlerin porsiyonuna siz karar veriyorsunuz. 100 gramdan başlıyor ve 500 gramda son buluyor. Geniş şarap kavına sahip olan restoranda bizim tercihimiz yerel üreticilerin şarapları oldu.

Bige Hattat

Tren yolculuğu

İskoçya’ya geldiğinizde o kadar gezilecek yer var ki bir an ne yapacağınızı şaşıra bilirsiniz. Ben, eşim ve çocuklar iyi planlama yapıyoruz. Gezilerde olabildiği kadar çemberi dar tutuyoruz. Hızlandırılmış bir gezi yerine duygularımızı doyurmuş sakin tatil tercih ediyoruz.

Adaya geldiğinizde kendinize güveniyor trafiğin tersten akışına hızlı adapte olurum diyorsanız araba kiralayın. Araba size istediğiniz yerde istediğiniz kadar kalma lüksünü ve özgürlüğünü verecektir. Ama ben bu trafiğe ayak uyduramam derseniz en iyi alternatif tren yolculuğudur. Britanya adasının nerdeyse her yeri trenle hatları ile döşenmiş. Şimdilerde bizim ülkede de trend haline tren yolculuğu Avrupa’da hem çok yaygın hemde çok keyifli.

Bige Hattat