Sanasaryan Han kapılarını açtı

Sanasaryan Han kapılarını açtı

Tarihi yarımadada yer alan Sanasaryan Han, A Luxury Collection Hotel, İstanbul, misafirlerini ağırlamaya başladı.

Marriott Bonvoy’un 30’u aşkın sıra dışı otel markasından oluşan portföyünün bir parçası olan Sanasaryan Han, a Luxury Collection Hotel, Istanbul kapılarını misaflerine açtı.

Luxury Collection Başkan Yardımcısı ve Global Marka Lideri Philipp Weghmann, “Hem ticaret hem de kültür açısından uluslararası bir merkez olarak tanınan İstanbul’u The Luxury Collection ile tanıştırmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Sanasaryan Han, a Luxury Collection Hotel, İstanbul, bu tarihi şehrin ruhunu yansıtıyor ve dünyadaki tüm seyahat severlerin maceracı ruhunu temsil ediyor” dedi.

Akra Sorgun yenilenen yüzü ile misafirlerini ağırlamaya başlıyor

Akra Sorgun yenilenen yüzü ile misafirlerini ağırlamaya başlıyor

Huzur ve lüksü mükemmel bir şekilde harmanlayan Akra Sorgun, gerçekleştirdiği kapsamlı renovasyon sürecinin ardından, 5 Nisan’da kapılarını açıyor.

Akra Sorgun

Akra Sorgun’da lüks detayların eklendiği ayrıcalıklı odaların yanı sıra birçok yenilik misafirleri bekliyor. Yeni teknolojilerle donatılan odalarda konforu ön planda tutan mobilyalar, üst segment minibar seçenekleri gibi her misafire özel geniş alanlar sunuluyor. Modern ve zarif tasarım detaylarıyla yer aldığı lobi alanı ise ayrıcalıklı misafir hizmetleriyle bir araya gelerek tatilin keyifli başlangıcının ilk adresi oluyor.

Akra Sorgun

Otel, eğlence dolu dünyasında hem bebekler hem de çocuklar için büyük ayrıcalıklar yer alıyor. Profesyonel bir ekip tarafından güvenli oyun alanlarında çeşitli özel etkinlikler düzenleniyor. Genç misafirler Akra Sorgun’da, eğlenceli yüzme havuzları ve birçok farklı etkinlikle keyifli vakit geçirebiliyor. Birbirinden renkli aktivitelerin sunulduğu iki adet açık oyun parkında da unutulmaz anılar ve eğlence dolu bir tatil çocukları bekliyor.

Akra Sorgun

Türk ve dünya mutfaklarının seçkin lezzetlerini bir araya getiren restoran ve barlarında unutulmaz bir ziyafet yaşamanızı sağlayan otel, yaz sezonunda misafirlerini 24 saat boyunca devam eden yeni restoranı ile karşılıyor. Bahçe manzarasının eşlik ettiği açık büfe ana restoranı ve İtalyan mutfağının en özel lezzetlerinin sunulduğu Olive A’la Carte Restaurant ise tamamen yenilenerek, misafirlerine şık ve modern bir ambiyansta ayrıcalıklı bir gastronomi deneyimi sunuyor.

Akra Sorgun

 

Şef Claudio Chinali, Melbourne Yemek Festivali’nde hünerlerini sergileyecek

Şef Claudio Chinali, Melbourne Yemek Festivali’nde hünerlerini sergileyecek

Terrazza Italia’nın şefi Claudio Chinali, 17 – 21 Mart tarihleri arasında dünyaca ünlü Melbourne Yemek ve Şarap Festivali’nin konuğu olacak.

Şef Claudio, Melbourne Yemek ve Şarap Festivali, Left Bank Melbourne ve Flour Child iş birliği ile, konukları İtalyan mutfağının derinliği ve çeşitliliğiyle buluşturmayı vadeden 3 etkinlikle aşçılık konusundaki hünerlerini sergileyecek.

Akdeniz lezzetlerinin renklendirdiği iftar sofraları…

Akdeniz lezzetlerinin renklendirdiği iftar sofraları…

Boğaz’daki eşsiz konumu ve kaliteli hizmetiyle İstanbul’un en seçkin restoranlarından biri olan Lacivert, gruplara özel sunduğu iftar deneyimini, menüsünde Akdeniz mutfağının en sevilen lezzetlerini bir araya getirerek yaşatıyor. İftar için iki ayrı set menü hazırlayan restoran, her iki menüsünde de masada serpme iftariyelikler sunuyor. Menülerin yanında Ramazan pidesi, mısır ekmeği, tahinli rol ekmekler servis ediliyor. İlk menü “Mercimek Çorbası” ya da “Yayla Çorbasından” sonra “Peynirli Su Böreği” ve “Domates Çektirmesi” gibi ara sıcaklarla devam ederken ikinci menü “Tarhana Çorbası” veya “Tandır Çorbasından” sonra “Paçanga böreği” ve yine “Domates Çektirmesini” ara sıcak alternatifleri olarak sunuyor. İki menü de Akdeniz’in meşhur ana yemekleri “Bonfile Çökertme” veya “Çipura Külbastının” yanı sıra “Izgara Köfte” alternatifiyle de iftar sofralarına renk katıyor. Şeflerin özel dokunuşlarıyla hazırlanan “İrmik Helvası” veya “Manda Sütü Fırın Sütlaç” ilk iftar menüsünün tatlıları olarak yer alırken ikinci menü fıstıklı kuru baklava, kaymaklı ayva tatlısı, manda sütü fırın sütlaç ve mevsim meyvelerinden oluşan özel bir “Tatlı Tabağı Seçkisi” sunuyor.

Baharı bungalovlarda karşılayalım

Baharı bungalovlarda karşılayalım

Mart ayının bu yıl sıcak geçmesi bungalov tatili sevenleri harekete geçirdi. Doğayla iç içe ahşap evlerde minimal bir tatil sunan bungalovların yer aldığı en popüler rotaları, Türkiye’nin Lider Seyahat Sitesi ENUYGUN derledi.

Havaların ısınmasıyla Türkiye’de son yıllarda popülerleşen trendi bungalov tatile ilgi artıyor. Mart ayının bu yıl mevsim normallerinin üzerinde sıcaklıkta seyretmesi, genellikle nisan-mayıs ayları için yapılan bungalov tatili organizasyonlarını öne çekiyor.

Sapanca

İstanbul’a yakınlığı ve yemyeşil atmosferiyle doğa tatillerinin gözdesi Sapanca’da pek çok bungalov bulunuyor. İsterseniz göle yakın isterseniz doğa içinde bir bungalov seçerek Sapanca’da keyifli bir tatil yapabilirsiniz. İzin almadan sadece hafta sonu tatilinde şehirden uzaklaşmak için de tercih edilen Sapanca bungalovlarında kalacaksanız Sakarya İl Ormanı Tabiat Parkı, Maşukiye ve Sapanca Gölü çevresi gezdiğiniz yerler olmalı.

Mart ayı için Sapanca bungalovlarının gecelik fiyatları 2.500 TL’den başlıyor.

Şile

Şile, son yıllarda bungalov tesisler açısından da seçeneklerin arttığı bir nokta haline geldi. Denize yakın, yetişkinlere ve çocuklara yönelik aktivite alanlarını da içeren Şile bungalovlarında keyifli bir tatil yapabilirsiniz.

Bungalov tatiliniz için Şile’yi tercih edecekseniz ve aracınız yoksa araç kiralama seçeneğini değerlendirerek Ağva’yı gezebilir, Şile Çarşı’da vakit geçirebilirsiniz.

Şile’de Mart ayı için bungalov tesislerin gecelik fiyatı 1.090 TL’den başlıyor.

Yedigöller

Bolu’da Milli Park olarak korunan Yedigöller bölgesi de ENUYGUN’un listesine giren ülkemizin popüler bungalov rotalarından biri. Abant Gölü’nü de içine alan bu doğa harikası bölgede doğa yürüyüşleri yapabilir, bölgede bitki çeşitliliğini inceleyebilirsiniz. 100’den fazla çeşitle aynı zamanda bir kuş cenneti olan bölgede meraklılar kuş gözlemciliği de yapabilirler.

Yedigöller’de bungalov tesislerin gecelik fiyatı 4.800 TL’den başlıyor.

Olimpos

Ülkemizin ilk bungalovlarına ev sahipliği yapan Antalya’nın köyü Olimpos, aynı zamanda antik bir yerleşim. Doğa, kültür, dinlenme ve eğlenmenin iç içe olduğu, yeni arkadaşlar edinebileceğiniz Olimpos bungalovları sizi baharda da kendine çekecek rotalar arasında. Bahar tatiliniz için Olimpos bungalovlarını tercih ederseniz Yanartaş, Tahtalı Dağı ve Olimpos Örenyeri görmeniz gereken yerlerden.

Olimpos’ta Mart ayı için bungalov tesislerin gecelik fiyatı 1.750 TL’den başlıyor.

Ayder

Enuygun.com’un sıradaki önerisi Karadeniz’den. Yaylalarıyla ünlü Karadeniz’in tüm şehirlerinde sevilen bir tatil konsepti olan bungalovlar, doğa gezilerini sevenler için ideal bir konaklama seçeneği. Doğal çevreyle uyumlu, yöresel lezzetleri tadabileceğiniz Karadeniz bungalovları, sizleri yaylaların yüksek oksijenli havasına davet ediyor.

Sonbahara giriş yaptığımız bugünlerde sevdiklerinizle veya kendinizle baş başa kalıp doğanın tadını çıkarmak isterseniz Ayder Yaylası’ndaki bungalovlara doğru yola çıkabilirsiniz.

Ayder Yaylası’nda bungalov tesislerin gecelik fiyatı 2.100 TL’den başlıyor.

İğneada

Bünyesindeki bungalov konaklama birimleriyle her geçen gün popülerleşen İğneada, sessiz ve sakin bir doğa tatili düşleyenler için mükemmel seçeneklerden biri.  İğneada ormanları ve gölü ile ön çıkan yürüyüş, balık tutma ve yüzme gibi açık hava aktivitelerine uygun oluşuyla beğeni kazanan bir destinasyon. Türkiye’nin ilk bungalov ve glamping tesislerinin bulunduğu İğneada’ya giderseniz doğal bir yaşam alanı olan ve 500’den fazla bitki türüne ev sahipliği yapan Longoz Ormanları Milli Parkı’nı gezmelisiniz.

İğneada’da mart ayı için bungalov tesislerin gecelik fiyatı 2.100 TL’den başlıyor.

Ayvalık

Bahar mevsiminde güzelliğiyle göz kamaştıran Ayvalık, bungalov tatili yapmak isteyenler için de uygun rotalar arasında yer alıyor. Eğer bahar tatiliniz için Ayvalık’ı tercih ederseniz deniz manzaralı bungalov evlerde konaklayabilir, keyifli bir hafta sonu tatili yapabilirsiniz. Cunda Adası, Şeytan Sofrası, Aşıklar Tepesi bölgedeyken gezmeniz gereken yerler.

Ayvalık’ta bungalov tesislerin gecelik fiyatı 8.500 TL’den başlıyor.

Park Dedeman şimdi Kazakistan Almatı’da

Park Dedeman şimdi Kazakistan Almatı’da

Dedeman Hotels & Resorts International, büyüme yolculuğuna hız kesmeden devam ediyor. Yurt dışı otel yatırımlarında ivmesini hızlandıran marka, Kazakistan’da hizmet vermeye başlayan “Park Dedeman Almaty” ile yurt dışındaki aktif üçüncü otelinin kapılarını misafirlerine açtı.

Otel; modern tasarım çizgileriyle dizayn edilmiş 110 odaya sahip. Bölgenin botanik ruhunu yansıtan garden restoranı ve roofu, geniş toplantı odaları ve spor salonunun yanı sıra, spa’sı, fitness salonu ve kapalı havuzu ile şehri ziyaret eden misafirlerine hizmet vermeye hazır.

Almatı’da gerçekleştirilen açılış törenine, Türkiye’nin Almatı Başkonsolosu Evren Müderrisoğlu, TAV Havalimanları Holding A.Ş Kurumsal İletişim Müdürü Alper Topçu, Almatı Şehri Turizm Departmanı Başkanı Galiye Tokselova, DO-KAR Turizm Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Mutlu Doğru başta olmak üzere birçok davetli katıldı.

Kadınlar, kadınların %64’ü hayatın her alanında şiddete uğradığını, %67’si şiddetin cezası kaldığı görüşünde

Kadınlar, kadınların %64’ü hayatın her alanında şiddete uğradığını, %67’si şiddetin cezası kaldığı görüşünde

Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirmiş olduğu IPSOS DÜNYA KADINLAR GÜNÜ ve IPSOS GÜNDEME DAİR iki farklı araştırmadan derlenen dosya veriler bu dosya içeriğinde bulunmaktadır.

SEKİZ MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ… Kadın ve erkek eşitliğine inanan bireylerin oranı son 3 yıl içinde değişmiyor. Bugün kadın erkek eşitliğine inanların oranı %56 ve kadınlar nezdinde bu oran %50’ye geriliyor.

Ipsos Türkiye

EŞİT HAKLAR…  “Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi söz konusu olduğunda, ülkemde işler yeterince iyiye gitti.” ifadesine ne derece katıldığınızı söyler misiniz?’’ Sorusunun yanıtlarında dikkat çeken ise şöyle; her ne kadar bu konuda tüm ülkelerde bir ilerleme kaydedildiği görülse de bireylerin sadece %54’ü olumlu görüş bildiriyor. Hemen hemen her ülkede erkeklerin bu konudaki görüşleri kadınlara göre çok daha olumlu. Türkiye’deki durum ülkeler ortalamasına yakın ve son 5 seneye göre olumlu görüşlerin 11 puan arttığı görülüyor.

Ipsos Türkiye

EŞİTLİK VAR MI? “Türkiye’de bugün genel olarak kadın ve erkeğe eşit davranılıyor.” ifadesine katılıp katılmadığınızı belirtir misiniz?  Sorusuna ise bireylerin vermiş olduğu yanıtlara bakıldığında; Türkiye’de kadın ve erkeklere eşit davranıldığını düşünen bireylerin oranı son 3 sene içinde pek değişmiyor. Eşit davranılmadığını düşünenlerin oranı ise seneler içinde azalıyor. Bu konuda fikri olmayanların oranı artıyor.

Ipsos Türkiye

EŞİTLİK KONULARINDA ERKEKLERİN GÖRÜŞLERİ NASIL? …

Dünyanın lider Araştırma Şirketi Ipsos’un  yapmış olduğu araştırmada; Kadın ve erkeklere aile içinde eşit davranılmaktadır.” ifadesine katılıp katılmadığınızı belirtir misiniz? Sorusuna verilen yanıtlarda; her 10 kişiden sadece 3’ü ailede kadın ve erkeklere eşit davranıldığını düşünüyor. Kadınların bu konudaki düşünceleri erkeklere göre daha olumsuz olsa da erkeklerin bu konudaki görüşleri çok farklı değil. 2022 yılına göre bu konularda eşit davranılmadığını düşünenlerin oranı azalıyor ancak kadınlara hem iş yerinde hem de aile içinde eşit davranılmadığını düşünenler hala çoğunlukta.

Ipsos Türkiye

KADINLARIN GÖRÜĞÜ ŞİDDET KARŞISINDA CEZALAR YETERLİ Mİ ?

Kadınların %64’ü, hayatın her alanında kadınların şiddete maruz kaldığını ve %67’si kadına yönelik şiddetin cezasız kaldığı görüşünde. Kadına yönelik şiddet, kadınların temel hak ve özgürlüklerini açık bir şekilde ihlal eden ve kadın ile erkeğin arasında erkek lehine olan bir güç dengesizliği yani cinsiyet eşitsizliği sonucu ortaya çıkmaktadır. Keza kadının aile içindeki eşitsizliğe dayanan konumu ve ev içindeki ataerkil zihniyet yüzünden kadının emeğinin değersiz sayılması ve emeğinin sömürülmesine müsait varlık olarak algılanması sonucu kadın aile içinde şiddete maruz kalabilmektedir.

Ipsos Türkiye

Kadınlara iş hayatında eşit davranılmadığını düşünenlerin oranı %40’ın üzerinde. Aynı işe eşit ücret alınmadığını söyleyenlerin oranı ise %41.

kadınlar hayatta olduğu gibi üretim sürecinin de önemli bir parçası olmasına karşın çalışma hayatından dışlanmakta ve ayrımcı uygulamalarla karşılaşmakta olduğu ne yazık ki tüm dünyada izlenmektedir. İşgücü piyasasında cinsiyete dayalı ayrımcılığın temelinde cinsiyete dayalı mesleki katmanlaşma yer alıyor denilse yanlış olmaz. Günümüzde de halen birçok toplumda, cinsiyete dayalı iş bölümü ya da toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle Kadınlara ve erkeklere farklı roller verilmektedir. Bu rollerin temelini oluşturan, ataerkil bakış açısının baskın olduğu toplumlarda kadınlar çocuk ve yaşlı bakımı, vermek, temizlik gibi ev işlerini yapmakla sorumlu tutulmaktadır. Kadının çalışma hayatına girmesi başta eşin ve toplumun ondan beklediği sorumluluklarda bir değişikliğe yol açmamakta, dolayısıyla kadınların iş/aile dengesinin sağlanması sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle kadınlar göz önünde olmayan, pasif ve niteliksiz pozisyonlarda ve “kadın işi” olarak adlandırılan işlerde çalışmayı tercih etmekte (cinsiyete dayalı yatay mesleki katmanlaşma) ya da işverenler tarafından bu pozisyonlara yönlendirmekte, bazen de işten çıkarılmakta ya da işi bırakmak zorunda kalmaktadır. Yönetici pozisyonunda ya da beyaz yakalı çoğunluğun ise tüm çabalara rağmen beklenen rakamlarda olmadığı açıktır. Kadınlar işe alımda ayrımcılığa maruz kalıyor diyenlerin oranı toplumun yarısından fazla…

Ipsos Türkiye

 KADINLAR AİLESİNDEN VEYA EŞİNDEN İZİN ALMADAN ÇALIŞMA HAYATINA KATILAMIYOR.  Dünyada; ülkelerin gelişmişlik seviyesindeki en önemli ölçütü, kadınların işgücüne katılım oranı olarak kabul edilmektedir. Bütün bu çabalara rağmen araştırmadan elde edilen sonuçlara bakıldığında  bugün halen ailesinden yada eşinden izin almadan çalışma hayatına katılamayan kadınların var. Toplumun %57’si kadınların eşlerinden izin almadan iş hayatına katılamadığı görüşünde.

Ipsos Türkiye

EŞİTLİĞİ TEŞVİK ETMEK ALINABİLECEK SORUMLULUKLAR OLDUĞUNU BELİRTENLER… “Kadın-erkek eşitliğini teşvik etmek için benim alabileceğim aksiyonlar var” ifadesine ne derece katıldığınızı söyler misiniz?’’ sorusuna bireylerin vermiş olduğu ifade ve yanıtlardan elde edilen veriler okunduğunda, Türkiye’de bireylerin kendilerinin de bir şey yapabileceği konusuna katılımları ülkeler ortalamasının üzerinde ve kadınlar bu konuda daha da istekli…Tüm ülkelerin ortalamasında her 3 kişiden 2’si kadın erkek eşitliğini sağlamak için kendilerinin de alabileceği aksiyonlar olduğunu düşünüyor. Diğer taraftan her 4 kişiden biri de bu konuda kendisinin yapabileceği bir şey olmadığı görüşünde.

Ipsos Türkiye

ERKEKLER KADIN HAKLARINI DETSKELEMEK İÇİN HAREKETE GEÇMEDİKÇE, KADINLAR BENİM ÜLKEMDE EŞİTLİĞİ SAĞLAYAMAYACAK… Sorusuna verilen yanıt; 31 ülke ortalamasında her  3 kişiden 2’si erkeklerin  kadın erkek eşitliğini savunması gerektiğini düşünüyor ve bu oran yıllar içinde pek değişmiyor. Kadınların bu konuya katılım oranı daha yüksek %69 vs %61. Türkiye’de ise bu konuya destek verenlerin oranı ülkeler ortalamasından 5 puan daha yüksek (%70) ve yine dünya genelinden farklı olarak hem erkeklerin hem de kadınların görüşleri benzer.

Ipsos Türkiye

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Eduardo Galeano’nun şahane kitabı Kadınlar’dan iki küçük alıntı;

“1929 yılında bugün, yasa ilk kez olarak Kanada’daki kadınların birey olduklarını kabul etti. O güne kadar onlar kendilerini öyle görüyorlardı, ama yasa öyle görmüyordu. Bireyin yasal tanımı kadınları içermiyor, diye hüküm vermişti Yüksek Adalet Mahkemesi.” Çok çarpıcı. Dünya’nın en gelişmiş toplumlarından biri olarak değerlendirilen Kanada’da sadece 100 yıl önceki hal bu.

“1816’da Buenos Aires Hükümeti Juan Azurdy’a erkeksi cesaretinden ötürü yarbay rütbesi verdi… Neredeyse 2 asır sonra, başında bir kadın bulunan Arjantin Hükümeti onu kadınsı cesaretine duyduğu saygıya istinaden generallik rütbesine yükseltti.” Kadını takdir ederken dahi erkeklik üzerinden bir değerlendirme yapmak…  Kadınların bugün geldikleri (ve maalesef hala hiç de tatmin edici olmayan) noktaya ne kadar geriden başlayarak, nasıl uzun mücadeleler sonunda ulaşabildiklerini anlamak açısından tokat etkisi yapan iki anektod. Toplumların temel konularda gelişebilmesi için tüm bireylerin mücadelesi gerekir. Eşitlik çok temel, hatta belki de en temel konudur, eşitlikten bahsetmeye başladığımızda cinsiyet eşitliğini ilk sıralardan birine koymamız gerekir, ve sadece kadınların mücadelesi ile ilerlemek imkansızdır. Ipsos’un 31 ülkede gerçekleştirdiği araştırmada “Erkekler kadın haklarını desteklemek için harekete geçmedikçe kadınlar benim ülkemde eşitliği sağlayamayacak.” ifadesine katılanların oranı yüksek (%65) olmasına rağmen her dört kişiden biri de bu düşünceye katılmıyor, araştırmaya Türkiye’den katılanlar arasında da benzer bir oran var. Aynı araştırmada “Kadın-erkek eşitliğini teşvik etmek için benim alabileceğim aksiyonlar var” ifadesine katılıp katılmadıkları sorulduğunda da benzer yanıtlar ile karşılaşıyoruz. Bu konuda tam bir görüş birliği maalesef henüz oluşmamış görünüyor.

Sidar Gedik

Tam bir toplumsal konsensüs oluşmamasının bir sonucu olarak kadın-erkek eşitliği için alınması gereken yol uzun olmaya devam ediyor. ‘’Kadın ve erkek eşitliğine inanıyor musunuz?’ ’sorusuna evet yanıtını verenlerin oranı ülkemizde son 2 yılda %2 azalmış durumda (%56). Kadınların yarısı da eşitliğe inanmıyor. Bunu eşitlik olmamalı fikri savunuluyor diye okumamak lazım, her şeye rağmen gelinen noktada hala bir eşitlik olmadığı çıkarımı daha doğru. Bu çıkarımı yaparken dayanağım toplumun ancak yarısının (%54) Türkiye’de bugün genel olarak kadın ve erkeğe eşit davranıldığı düşüncesinde olması.  Gerek aile içinde, gerekse çalışan kadınlar için (kadınlarda iş gücüne katılım ancak %35 !!!) eşitsizliğe maruz kalma hali hala hüküm sürüyor. Ancak %27’lik bir kesim kadın ve erkeklere aile içinde eşit davranıldığını düşünüyor, bu oran son yıllarda değişmedi.

Her ne kadar son senelerde kayda değer şekilde ilerleme ölçüyor olsak bile kadınların çoğunluğu (%57’si) çalışmak istediğinde ailesinden veya eşinden izin almaya hala mecbur. Bu izni alabilenler için de süreç o kadar kolay ilerlemiyor, araştırmaya katılanların yarısından fazlası (%53) işe alımlarda kadınların ayrımcılığa uğradığını düşünüyor. Ya tüm engelleri aşıp da bir işe girdikten sonra ne oluyor, eşitsizlik orada da devam ediyor, iş yerinde kadınlara ve erkeklere eşit davranılmadığını düşünenlerin oranı %44. Eşit işe eşit ücret konusunda da iç açıcı bir tablo yok, katılımcıların %41’i kadınların aynı iş için erkeklerden daha düşük ücret kazandığını belirtiyor. (Bu soruda da son yıllarda iyiye doğru yavaş bir gidiş olduğunu not etmeyi atlamamak gerek.) Kadınlar eğitimde fırsat eşitsizliği, ekonomik bağımsızlıktan yoksunluk, hayatın pek çok farklı alanında şiddete uğrama gibi derin sorunlar ile karşı karşıya olmaya devam ediyorlar. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlamak önemli, böyle özel günler gündem yaratmak, farkındalık oluşturmak için faydalı elbette. Ancak bu sorunların üstesinden gelebilmek için tüm toplum olarak mücadele etmeliyiz.

Senem Tuğcuoğlu’nun Pause Dergi’deki yazısından bir alıntı ile bitirmek istiyorum, “Kadınların hakları için; kadınlar, erkekler, anneler, babalar, yasalar tüm tarafların el ele vermesi gerekir. Kadının da her birey gibi okuryazar olma, iş hayatında ve siyasette söz sahibi olma, tercihlerine göre baskı görmeden yaşama, başkalarının tasarrufları yüzünden şiddete, dayatmaya maruz kalmama hakları var. Kadının tercihlerinin değil de kadına yüklenen imajın masaya yatırılması gerekir. Kadın da erkek de kendi tercih ve imkanları doğrultusunda evde kalmayı, iş hayatında rol almayı veya bunları birlikte yürütmeyi seçebilir. Öncelikle biz hakları teslim edelim!”

Emel Yıldırım “Kadının kıyafeti de dişi olmalı”

Emel Yıldırım “Kadının kıyafeti de dişi olmalı”

Türkiye’nin dereceli güzellerinden, model, oyuncu, modacı ve çocuklarıyla birlikte büyüyecek kadar genç yaşta anneliği yaşamış başarılı dostum sevgili Emel Yıldırım bu ay dergimizin kapak konuğu oldu. Başarılı modacı Emel Yıldırım, mesleğine olan bağlılığı ve işkolik seviyedeki çalışkanlığı ile sektörde dikkat çekiyor. Spor şıklığı ve zarafetiyle elegant koleksiyonlar tasarlayan Emel Yıldırım, kadının dişi ve güçlü yanlarını vurgulayarak moda dünyasında kendine özgü bir tarzı ile bilinirlik yaratmıştır. Değerli modacı, bizimle modadan, mesleğinden, zorluklarından ve hayatındaki kırmızı çizgilerinden bahsetti. Bu güzel söyleşi de elbette ki; ünlü modacının yeni tasarladığı koleksiyonunun detaylarını da konuştuk.  Emel Yıldırım’ın samimiyetle paylaştığı hayat dolu hikayesi ve moda dünyasındaki yolculuğu, sizi etkileyecek ve ilham verecek. Keyifle okumalar dileriz.

Emel Yıldırım

Her tasarımcının ilham kaynakları ve üretimlerine vesile olan hikayeleri merak edilir. Sizi üretmeye teşvik eden hikâye nasıl, neler var bu hikâyede?

Her tasarımcının mutlaka bir ilham kaynağı vardır. Ben çok inceleyen ve araştıran biriyim. Düğün veya davetlere katıldığımda kadınları incelerim. Ne tür kıyafetler giymiş. Hangi tarz ağırlıkta. Yurtdışında birçok defileye katılıyorum. Tasarımcılara dikkat ederim. Detaycı biriyim diye bilirim. Bazen benim tasarladığım kıyafeti neredeyse birebir alıp kullanan moda atölyelerine de şahit oldum. Belki saçma gelecek ama bazen bir modacı ile farklı zamanlar ya da aynı zamanlarda aynı şeyleri düşünüyor olabileceği hissini yaşıyorum. Home Store markamda bir koleksiyon yaptığımda çok kısa zamanda benzeri koleksiyonları bazı vitrinlerde görmüşümdür. Esinlenme denilen bu eylem neredeyse tüm marka ve modacılarda var.

Kadınlar benim giyim tarzımı çok beğenir mutlaka bana ceketiniz nereden, eteğiniz nerden gibi sorulara muhatap olmuşumdur. Benim neden moda dünyasına giriş yaptım sorusu bunlarda gizli.

Ülkemizin derece almış güzellerinden biri olarak; sizi moda dünyasına çeken ne idi? Güzel seçilmiş olmasaydınız yine modaya ilgi duyar mıydınız?

Evet Türkiye güzeli oldum ama moda merakı çocukluktan gelme. Elimde makas bir şeyleri keser dikerdim.  Sonra eğitimime meslek lisesinde giyim bölümünde devam ettim. Tasarım, kalıp çıkarma dikmeyi daha profesyonelce öğrendim. Bu benim sevdiğim ve ilgi duyduğum bir işti. Küçük esler versem de moda da hiç uzaklaşmadım. Giymeyi ve giydirmeyi seviyorum. Şimdi kişiye özel kıyafetler yaptığım için kişinin proporsiyonu, ten rengine, katılacağı yere göre çalışıyorum. Hatta saçına, makyajına her şeyine karışıyor ve onu o geceye hazırlıyorum. Mutlu ayrılıyorlar. Önemli olan da bu. Çocukluktan beri hayalciyimdir. Hayal kurmayı, düşünmeyi severim. Kafamda kendi kendime elbise tasarlarım. Bozarım tekrar tasarlarım. Eğer hoşuma gittiyse onu kağıda döker sonrada hayata geçiririm. Benimde ilhamım hayalcilik diyelim.

Yani benim ünlü olmam ve kraliçe olmamla modaya merakım başlamadı.

 Modayı nasıl tanımlarsınız?

Moda bence zamansız ve sürekli kendini yenileyen bazen de tekrar eden canlı bir organizma gibi. Her kıyafetin biri dili olduğunu düşünüyorum. Size ve karşı tarafa bir şey anlatıyor.

Emel Yıldırım

Sizce Türk kadını ve erkeğinin dünya modasında oturmuş bir stili var mı?

Türk kadının ve erkeğinin moda dünyasında mutlaka yeri var.  Ben konuya bu şekilde bakmıyorum. Şık ve şık olmayan olarak bakarım. Dünyanın her yerine seyahatler yapıyorum. Bir sıralamam yapmayayım ama kadınlarımız ve erkeklerimiz hem çok bakımlı hem de çok şık. Ama arada işin dozunu kaçıranlarda oluyor.

Tasarımlarınızın; nasıl bir kadın imajı çizmesini hayal ederek çalışıyorsunuz?

Benim tarzım yıllardır belli spor şık. O dişil enerjiyi veren dekolteli de seviyorum. Abiye giydiğim zaman üzerine oversize ceket giye biliyorum. O zaman sıra dışına çıkabiliyorum. Tuvalet-tuvalet ya da sahne kostümü gibi değil de spor şıklığı seviyorum. Atölyeme gelen benim tarzımı biliyor yüzlerce insan giydirdim. Home Store’da ise milyonlarca insan giydirdim. Bir tarzım oluştuğu için bana gelen ne alacağını biliyor diyelim.

Bir tasarımcı olarak stilinizi 3 kelimeyle nasıl tanımlarsınız?

Fazlasıyla titiz, fazlasıyla kalıp hastası, fazlasıyla mükemmeliyetçi… Müşterin yüzündeki tebessüm ve benim onayım olduysa o tasarım tamam demektir. Bu erdemler beni fazlasıyla yoruyor ama bende böyleyim.

Emel Yıldırım

Sitil sadece dışsal bir yansıma ile oluşturulabilir mi? İnsanın içsel dönüşümünden etkilenir mi, buradan da beslenmeli midir?

Modacıyız evet. Ama insanız. Her şeyden etkilenir. Bazen olumlu bazen olumsuz. İnsanların modu var. Bende bazen eşofman giyer sokağa çıkarım. Ama asla salaş değil. Ünlü insanların hep şık görünmek, iyi görünmek gibi bir sorumluluğu var.  Zaman içinde değişimler oluyor. Lüks giyim, aksesuarlar, topuklu ayakkabılar bir kenara bırakıp daha konforlu kıyafetler seçebiliyor insan. Şık ama seni rahat ettiren kıyafetleri tercih edebiliyorsun.

“Emel Yıldırım” aslında kişisel bir marka… Adınız ve siz her daim ilgi gören ve sempati ile izleniyor. Katılıyor musunuz? Siz bu başarılı kişisel marka yönetimini nasıl yorumluyorsunuz?

Evet çok sempatik buluyor ve sevgi ile bakıyorlar. Bu benim çok hoşuma gitse de minik rezervim var.  Ama benim bir görüşüm var. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil. Herkes beni severse normal değildir diye bakarım. Hayatta eleştiri olacak, seven sevmeyen de olacak. Ben hep şundan yanayım; biz insanlar iyiliği, iyi düşünmeyi, iyi niyeti bırakır olduk. Hemen ve acımasızca eleştiriyoruz.  Bu hiç güzel bir şey değil. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil ama saygı duymak zorunda. Bu dünyaya o eleştiren kişi geldiyse ben de geldim. Ben ünlüyüm diye; kendi iç dünyasındaki mutsuzluğunu yansıtmak için eleştiremez. Önce tanıyacak.  İyilik perisi değilim ama bu hayatta iyi olmak için, daha iyi nasıl olabilirim diye uğraşıyorum. O yüzden kimseye kötülüğüm olmadığı için kalben her kesin de iyiliğini istediğim için Rabbim her şeyi yoluna koyuyor. Ruhlar birbirini severmiş hani beden olarak değil de sevmeyen de fark etmez ama kalbi güzel insan olsun. Çok sevenim var.

Bu işi neden sevdiğinizi, bu işe neden başladığınızı sorguladığınız oldu mu?

Sorgulamıyorum çünkü işime ilgi ve merakım sonsuz. Böyle olunca işimi aşkla yapıyorum.

Emel Yıldırım

Güzelliğiniz ve fiziğinizle izlenen, konuşulan bir isimsiniz… Bunu sadece spor ile mi sağlıyorsunuz?  Beslenmenize, uykunuza dikkat eder misiniz? Estetik yaptırdınız mı?

Estetik yaptırmadım. Dudağıma ile ilgili başıma gelen o kötü faciayı her kes biliyor. Dolgu da fazla aşırıya gitmeye karşıyım. Yarın bir gün yüzüm sarkarsa 65 yaşımdan sonra belki yaparım.   Nasıl böyle kalıyorum? Emek vermeden hiçbir şey elde edilmiyor. Uyku çok önemli. En önemli olanların başında uyku… Sonrasında spor ama bir sene yapıp bir sene yapmamak değil. Hayatının bu anlamda bir parçası haline getirmesi gerekli. Haftanın birkaç günü spor hayata mutlaka katılmalı, insanı ruhu bedeni o an istemese bile, gerçekten zorlayarak bile olsa kendini spor yapacak çünkü İleriye doğru en kıymetli yatırım…

Güzellik rutininiz var mıdır? Bahseder misiniz?

Cildime iyi akıyorum. Haftada bir mutlaka cilt bakımı peeling yapıyorum. Maske yine haftada bir gün yaparım. Sağlıklı beslenirim ama her daim böyle değil. Arada canımın istediği şeylerden de yerim. Uyku ve sporumun hayatımda çok önemli bir yeri vardır. Aksatmam…

Güne nasıl başlarsınız? Neler olmazsa olmazlarınızdır?

Sabah kalktığım gibi almam gereken vitaminlerim varsa onları alırım. Sonra. Birkaç hareketim vardır. İlaç gibi düzenli yaptığım onları yapmadan asla güne başlamam. Ondan sonra bir hurma ve bir kahve ile gün başlarım. Sonra bir litre suyu yavaş yavaş bitiririm. Bunlar benim olmazsa olmaz güne başlama akışım…

Emel Yıldırım

Spora zaman ayırdığınızı biliyorum. Sporun yaratıcılığınıza ve iş performansınıza etkisi hakkında neler düşünüyorsunuz?

Çok katkısı oluyor. Güne ve çalışmalarınıza bir değil 1000 sıfır önde başlıyorsunuz desem doğru olur. Odağınız artmış, mutlu, ruhunuz ile bedeninizin güne hazır olmanın etkisi, sadece iş değil yaşam performansımda da etkili…

Her gün ofise atölyenize gider misiniz?

Benim çevrem arkadaşlarım iyi bilir tam bir iş koliğimdir. İşim varsa çok disiplinliyimdir o konuda… eğer sağlık ile ilgili sorun yoksa her gün giderim.

Çocuklarınızı da bu yoğun tempoda büyüttünüz? Onlar bu çalışmalarınızı nasıl değerlendiriyor?

Onlar benimle hep guru duyar… Çünkü ben onlarla büyüdüm. Çalışırken çanta gibi yanımda taşıdım. Çünkü evlatlarım benim yaşam amacım. Rabbimin emaneti… İşimde çalışırken hayatım boyunca onları yanımda taşıdım. Hep yanımdaydılar.  Onun için hep benimle guru duydular çünkü; her zaman mücadeleci bir anneye sahip olduklarını, çalışkan bir anneleri olduğunu, kendi ayakları üzerinde duran bir anneleri olduğunu bunun nasıl olduğunu biliyorlar. Ben de onlarla hep guru duyuyorum. Evlatlarımdan memnunum…  Onlar da benden memnunlar ise ne mutlu bana..

Kariyerinizde hangi zorluklarla karşılaştınız ve nasıl üstesinden geldiniz?

Kariyerimde zorluklar olmadı. Allah’a şükürler olsun.  Yirmi yaşında yarışmaya girdim. Sonra çocuklarım oldu. Hayat hep güzelliklerini yaşattı. Her insan gibi sıkıntılarımız da oldu tabi ki dertlerimizde oldu. Bunlar normal ama bunun üstesinden gelebilmek, böyle güçlü bir ruha sahip olmak gerekiyor. Bu da bende var. Güçlü bir karaktere sahibim, ruhum da güçlü… Hayata totalde güzel bakıyorsanız, kötü gelen şeyleri de nasıl karşılayacağını biliyorsanız zaten fazlası ile iyilikler sizi buluyor.

Yeni koleksiyonunuzda yer alan tasarımlarınız romantik mi, asi mi? Nasıl bir ruhu var bu yeni koleksiyonun? Hangi renkler ağırlıklı?

En artı siyah renk… Siyah rengi çok seviyorum ama karanlık olduğu için asil bir renk olduğu için bana göre… Siyah renk üzerinde küçük bir aksesuar bile koyduğunuzda kendi ışıltısını  veriyor.  Yeni tasarımlarım asi değil elegant… Spor şık ama kadın dişi olması lazım. Tarzımı yansıttım ama dantel, işleme, payetli de hazırladım. Çünkü herkesin tercihine göre bulabileceği tasarımlarıma da yer verdim bu koleksiyonumda…

Yeni koleksiyonunuzun, önceki tasarımlardan farkı nedir? Ortaya çıkardığınız parçalar günlük hayata kolaylıkla adapte edilebilir mi yoksa sadece özel zamanlar için şıklığı temsil etme aracı mı?  

Taşlı bir kot kumaşı üzerinde üçlü kombinasyonlar yaptım. Spor ve şık… Bu parçalar birlikte kullanılabileceği gibi ayrı ayrı da kullanılabilir. Ben spor ve şıkım…. Abiye de dikiyorsam, örneğin bir abiye ceket kullanıldığı geceden sonra şık bir şekilde günlük olarak da kullanılabilir bir şekilde tasarladım.

Emel Yıldırım

Yeni koleksiyonunuzun tasarım süreci ve konsepti hakkında neler söylemek istersiniz? Koleksiyonunuzda öne çıkan parçalardan bahseder misiniz?

On iki kıyafet yaptım. Bir buçuk ay gibi bir sürede tamamladım. Dümdüz bir payetli kumaştan bir kırmızı elbise diktim. Burada bu dümdüz kumaştan üzerinde, taşlar, danteller, işlemeler gibi ekstra parçalar olmadan elegant bir elbise olabileceğini koleksiyonuma katmak istedim…

Tüketici açısından, insanlar sürdürülebilirliği hayatına adapte etmeli mi? Nasıl adapte etmeliler? Özellikle moda alanında?…

Günümüzde her şey çok pahalı… Doğal olarak kaliteli bu tarz özellikleri olan ürünler de pahalı. Ancak zamansız parçalar dahil edildiğinde tüketici açısından daha kolay olur. Bazen moda diye alıyoruz ama daha çok natürel ve zamansız tercihler edilirse tüketiciler mutlu olur.

Sosyal medyayı güzel kullanıyorsunuz. Takip ettiğiniz dünyaca ünlü modacılar var mı? Var ise İlk üç ismi kim? Türk modacılardan beğenip, takip ettiğiniz isimler var mı?

Sosyal medyayı kullanıyorum ama zamanım çok kıymetli. Olmam gerektiğine inandığım kadar varım. Başka şeylere çok daha fazla zaman ayırıyorum. Takip ettiğim değil de bazen tarzını beğendiğim birkaç isim Elie Saab, Murad Zuair, Balmain çok hot couture yapmıyor ama tam benim tarzım diyebilirim. Türk modacılar zaten çoğu arkadaşım. Herkesin emeği var. Türk tasarımcılarımızı da maşallah çok becerikli ve başarılı olduklarını söylemek isterim.

Seyahat etmeyi sever misiniz? Farklı kültürleri deneyimlemenin, mesleğinize nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?

Çok severim, farklı kültürler, farklı tatlar ve farklı insanlar farklı yerler görmek bana mesleğim açısından çok şey katıyor. Her bir detaya bakıyorum. Sadece kıyafet değil, bir renk, bir çiçek, bir ağaç… Hayallerimi besliyor, çağrışım yapıyor.  İlham veriyor.

Seyahate çıkmadan önce hazırlık süreniz hızlı ve hafif çantalar mı yanınıza alırsınız? Yoksa uzun hazırlanır bavullarca mı çıkarsınız?

Herkesin tercihi farklı ama beni yormayan parçalarla, hızlı pratik hazırlanma süresiyle hareket ederim. Gittiğim yerlerden de alacaklarım oluyor. Bana fazla yük olmasın diye düşünüyorum… Bir de ben gittiğim yerlerde; görmek ve hissetmek gibi bana katkı sağlayacak şeylere zamanımı ayırıyorum. Pratik olanla ilerlemek önceliğim.

Seyahatlerinizde favori destinasyonlarınız nelerdir?

İtalya ve sınırları, Paris, Miami çok seviyorum. Kışın yaz olan yerlere gitmeyi çok severim.

Kırmızı çizgileriniz var mıdır?

Öncelikle saygı benim kırmızı çizgim. Yalan söylenmesinden hiç hoşlanmam çünkü yalan söyleyen insana saygım kalmıyor. Ve tabi ki Çocukların en öncelikli kırmızı çizgim…

Kendinizi nasıl tanımlarsınız? Hangi özellikleriniz mizacınızı belirler? Alıngan mısınız, küser misiniz? Çabuk sinirlenir misiniz? Sevmediğiniz bir yönünüz var mı?

Sevmediğim yönüm özelliğim insanlara çabuk inanmak. Tabi bu iyiniyetli kalmakla alakalı… İnsan ya iyi niyetli olmayı ya da kötü olmayı seçer. Ben iyi olmayı seçerim. Fazla mütevaziyim. Alıngan değilim ama kırılgan olabiliyorum. Çünkü karşımdaki kim olursa olsun saygılı davranırım, karşımdaki insan kim olursa olsun ailem, dostlarım, arkadaşlarım beni bir düşünen olursa ben on düşünürüm. Karakterimi seviyorum. Kendimi seviyorum. Bir de eskiden hep evet derdim. Hayırım yoktu eskiden. Ama hayır demeyi öğrendim.

Eğer sihirli bir güce sahip olabilseydiniz, dünyada neyi değiştirmek isterdiniz?

Herkesin sağlıklı, mutlu olmasını istiyorum. Global dünyanın bu mutsuzlukları, savaşlar, masumların zarar görmemesini isterdim.

Dünya Kadınlar Gününe yönelik neler söylemek istersiniz? Kadınların güçlenmesi ve eşitlik için neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Yıllar boyunca kadınlar tarafından sürdürülen mücadelede artık erkeklerin yer aldığını, çaba harcadıkları elbette görmezden gelinmemelidir. Ama ne yazık ki; bu mücadeleyi verenler, kadın ya da erkek olsun her seferinde azınlıkta kalıyor… 8 Mart’ in özel bir gün olarak kutlanmasından ziyade; kadınların her alanda başarısının alkışlanması, desteklenmesi gereken bir gün olması için her birey üzerine düşen sorumluluğu üstlenmeli diye düşünüyorum.…

Kadınların moda dünyasındaki ve toplumda genel olarak rolünü nasıl buluyorsunuz?

İş dünyası, eğitim, eşitlikçi yaklaşımlar… Sizce nasıl? Moda endüstrisinde kadınların kariyer yolculuğu, son yıllarda önemli bir değişim geçirdiği ortada…  Artık kadınlar, moda dünyasında daha fazla liderlik pozisyonuna yükseliyor ve kendi markalarını yaratıp başarıyla yönetiyorlar. Bu, kadınların kendi tarzlarını ve vizyonlarını moda endüstrisine yansıtma fırsatı buldukları anlamına geliyor. Ayrıca, kadınlar arasında dayanışma ve destek de artıyor, bu da sektörde daha güçlü bir kadın ağı oluşturulmasına yardımcı oluyor. Bu gelişmeler, moda endüstrisinde kadınların kariyer yolculuğunun daha güçlü ve etkili hale gelmesine katkıda bulunuyor.

Geleceğe yönelik projeleriniz nelerdir ve markanızı nasıl geliştirmeyi planlıyorsunuz?

Mesleğime geri döndüm.

Sizce başarının sırrı nedir?

Çalışmak, yılmamak, kendine inanmak…

Gastronomi tutkunlarını buluşturan davet

Gastronomi tutkunlarını buluşturan davet

Brothers, “Ultimate Experience” isimli özel davetini, The Peninsula Istanbul’da gerçekleştirdi.

Paris’in en yaratıcı şeflerinden 2 Michelin yıldızlı Şef David Bizet’nin hazırladığı menünün sunulduğu “Ultimate Experience” gecesi, iş, moda, sanat dünyasından isimleri bir araya getirdi.

Dört yılda bir takvimlerde yer almasıyla yılın en özel tarihi olan 29 Şubat akşamı The Peninsula Istanbul otelde Pernod Ricard Türkiye ana sponsorluğu ile gerçekleşen davet, misafirlerine benzersiz bir deneyim yaşattı.

Bu önemli gecede, 2 Michelin yıldızlı Şef David Bizet ilk kez İstanbul’da bir davet için özel bir menü oluştururken, misafirlere benzersiz bir gastronomik deneyim sundu. Manuş-u Ala’nın müzik performansıyla renklenen davet, misafirlerine unutulmaz bir gece yaşatırken, etkileyici atmosferiyle şıklık ve lezzetin mükemmel uyumunu gözler önüne sererek keyifli anlar yaşattı.

Dışarda yemek tüketimi azaldı mı? İşte rakamlar

Dışarda yemek tüketimi azaldı mı? İşte rakamlar

TÜRKİYE’DE HAZIR YEMEK TÜKETENLER;

  • Ev dışında; restoran mı daha çok tercih edildi?
  • Kafeye mi gidildi?
  • Otel vb bir mekânda yemek yiyenler ne durumda?…
  • Eve sipariş edenlerin oranı ne?
  • Veya gel-al yöntemiyle hazır yemek satın alanların yüzdesi kaç?

Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirmiş olduğu; ülkemizdeki nereyse tek denilebilecek detayların izlendiği IPSOS YEME&İÇME PANELİ araştırma verilerinden hazırlanmıştır.

BİREYLER 2023 YILINDA 2.4 MİLYAR YEME- İÇME TÜKETİM VARKEN GEÇEN YILA KIYASLA BU YIL % 4 KÜÇÜLME OLDU.  Ev-dışı gıda tüketiminin bireysel nedenlerini genellikle gıda harcamalarını azaltma, etkinlik, eğlence, damak tadı ve sosyal etkileşim olarak sıralasa da, bu harcamalarda görülen değişkenliklerin temel nedenleri oldukça çeşitlidir. Örneğin, kadınların iş gücüne katılımının artması, ev-dışı gıda harcamalarının gelir artışına duyarlılığı ve gelirlerdeki satın alma gücündeki artışlar, kentli nüfusun büyümesi ve hane halklarının zaman kısıtlarının artması gibi demografik ve ekonomik faktörler önemlidir. Ek olarak Ayrıca, gıda üreticisi ve sunucusu firmaların küreselleşme sonucunda yaygınlaşması, artan pazarlama ve reklam faaliyetleri, gelenek, kültür ve sosyal yapıların değişimi, eğitim, turizm ve tüketici tutumlarındaki değişimler de ev-dışı gıda tüketim harcamalarını etkileyen unsurlar arasında yer almaktadır. Ortalama bir birey yıl içinde 7 farklı restoran tipinden tüketim gerçekleştirirken, ayda yaklaşık dört kere sipariş verdi.

Ipsos Türkiye

  MEKANDA TÜKETİMLER ESKİ SEVİYESİNİN ALTINDA KALDI. Yeme-İçme tüketim sayısındaki düşüş Eve Sipariş ve Gel-Al’ın azalmasından kaynaklandı. Yerinde tüketimdeki kısmi büyüme toplamdaki düşüşü önlemeye yetmedi. Pandemi sonrasında 2022 yılında artmaya başlayan ve 2019 seviyesini yakalayan tüketim sayısı tekrar gerileme gösterdi. Pandemi öncesi ile kıyaslandığında, Mekanda tüketimler eski seviyesinin altında kaldı. Pandemi döneminde popüler hale gelen Gel-Al tüketimler son iki yılda düşüş gösterse de, Pandemi öncesine göre daha çok tercih edilmeye devam etti.

Ipsos Türkiye

 HER 100 TÜKETİMİN 23’Ü KEBAPÇILARDAN YAPILDI…

Tüketim azalmasında Kebapçı, Çiğ Köfteci ve İskender-Dönercilerin etkisi öne çıktı. 2023 yılında her 100 tüketimin 23’ü kebapçılardan yapıldı. 2022 yılına göre en çok tüketim payı kazancını lokantalar sağladı. Lokantalar ortalamadan daha uygun fiyatlı tüketim imkanı sağlamasıyla farklılaşıyor. Ayrıca öğle yemeklerinde tercihi edilme oranı artarak devam ediyor. Modumuz düşük olduğunda yüksek karbonhidrat içeren gıdalara yöneldiğimizi belirten Sert, bunun nedenini ise şöyle açıklıyor

Ipsos Türkiye

 2023 yılında her 100 tüketimin 23’ü kebapçılardan yapıldı.

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu ; 2023 yılında 2.4 milyar yeme-içme anı oldu. Geçen yıla kıyasla bireyler daha az sıklıkta hazır yemek tükettikleri için pazar %4 daraldı.  Tüketim sayısındaki düşüş Eve Sipariş ve Gel-Al’ın tüketim sayısındaki azalmadan kaynaklandı. 2023 yılında en çok tüketim %22.9 ile Kebapçılardan yapıldı. Ancak geçen yıla kıyasla Kebapçıların payı 1.7 puan azaldı. 2022 yılına göre en çok tüketim payı kazancını ortalamaya göre daha uygun fiyatlı yemek yenebilen lokantalar sağladı. 2023 yılında yeme-içme tüketimlerinin %21.1’ini lokantalar oluşturdu. Pandemi sonrasında 2022 yılında artmaya başlayan ve 2019 seviyesini yakalayan tüketim sayısı tekrar gerileme gösterdi. Pandemi döneminde popüler hale gelen Gel-Al tüketimler  son iki yılda düşüş gösterse de, Pandemi öncesine göre daha çok tercih edilmeye devam etti.Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik