Yazılar

Aşure daha sağlıklı hale getirmenin yolları!

Aşure daha sağlıklı hale getirmenin yolları!

Türk mutfağının en sevilen tatlılarından biri olan aşure, içerisindeki malzemelerin çeşitliliği ve sağlığa yararları ile besleyici lezzetlerin başında geliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz “Aşure; buğday, nohut, kurufasulye, kuru incir, kuru kayısı, fındık, ceviz ve tarçın içermesi sayesinde hem iyi bir bitkisel protein kaynağı hem de vitamin, mineral deposu olarak öne çıkıyor. Hem besleyici hem yüksek kalorili aşureyi başta diyabet hastaları ve zayıflama diyeti uygulayanlar için daha sağlıklı hale getirmenin yolu, aşureyi hazırlarken şekeri azaltmak ve meyveyi artırmaktan geçiyor. Dikkat edilmesi gereken diğer nokta ise mutlaka ceviz, fındık gibi iyi kalite yağlardan zengin kuruyemişlerin miktarını artırmak” diyor. Zengin içeriği ile yüksek kalorili olan aşureyi tüketirken porsiyon kontrolünün çok önemli olduğunu vurgulayan Melike Şeyma Deniz, aşure ile gelen 6 faydayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz

Kalbi koruyor

Aşure bitkisel kaynaklı yiyeceklerden oluşur. Bu kalp hastalıkları için risk faktörü olan doymuş yağ oranının düşük olması anlamına gelir. İçerdiği posa karaciğerde kolesterol sentezini yavaşlatarak kandaki kolesterol düzeyinin düşmesine yardım eder. Aşureye eklenen kuruyemişler de içerdikleri omega 3 sayesinde kalp damar sağlığını koruyucu etkiye sahiptir. Tüm bu özellikler aşurenin kalp koruyucu bir tatlı olarak öne çıkmasını sağlıyor.

 Sindirimi kolaylaştırıyor

Sağlıklı bir sindirim sistemi için posa alımı çok önemlidir. Kurubaklagiller, kuru meyveler iyi birer  posa kaynağıdır. Aşure içerdiği nohut, kuru fasulye, kuru kayısı, kuru incir gibi yiyecekler sayesinde iyi bir posa kaynağı olarak öne çıkmaktadır. Bu yiyecekleri tüketmek bağırsak hareketlerini hızlandırarak, kabızlık, hazımsızlık gibi şikayetlerin azalmasına yardımcı olur.

 Bağışıklığı güçlendiriyor

Bağışıklık sisteminin güçlenmesinde vitamin, mineral ve antioksidan bileşiklerin çeşitliliği ve yeterli miktarda iyi kalite protein çok önemli. Aşurenin içerisinde bulunan tahıllar, B grubu vitaminleri, baklagiller iyi kalite bitkisel protein, kullanılan meyveler A, C, E vitaminleri, eklenen kuruyemişler ise E vitamini ve omega 3 sağlaması ile bağışıklığın güçlenmesi için gereken hemen hemen tüm kriterleri karşılıyor.

 Kilo kontrolüne yardımcı oluyor

Posa içeriği yüksek yiyecekler kan şekeri denetiminin sağlanmasında ve çabuk acıkmanın önüne geçilmesinde önemli bir yere sahiptir. İyi bir posa kaynağı olan aşure bu sayede uzun süre tok tutan lezzetli bir ara öğün olarak değerlendirilebilir. Hem tatlı ihtiyacını karşılar hem de posa alımına destek verir. Tarçın serperek yediğinizde ise tarçının kan şekeri kontrolü üzerindeki olumlu etkilerinden faydalanırsınız. Bu özellikleri ile aşure porsiyon kontrolü yapıldığında kilo kontrolüne destek olabilir.

 Vejetaryenlere protein desteği sağlıyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz “Vejetaryen beslenme planlarının olmazsa olmaz yiyecekleri; kurubaklagiller, kuruyemişler ve meyvelerdir. Aşure bu 3 noktayı da birleştirmesi ile iyi bir vejetaryen tatlı olarak karşımıza çıkar ve beslenmede çeşitlilik sağlamak isteyen, baklagilleri yemek olarak veya haşlayarak salataya eklemek dışında da değerlendirmek isteyen vejetaryenler için iyi bir bitkisel protein kaynağı olarak kullanılabilir.

 Göz sağlığını koruyor

Göz sağlığı için öne çıkan vitaminler A, C ve E vitaminleridir. Aşure tüm bu vitaminleri içermektedir. Ayrıca; aşureye kayısı eklenmesi de göz sağlığı üzerine faydaları arttırmaktadır. Kayısıya turuncu rengini veren beta karotenoid A vitamini öncüsü olarak çalışmaktadır ve karotenoidler göz sağlığında önemli bir yere sahip olan güçlü antioksidanlardır.

 1 orta boy kase aşure 350-400 kalori!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz “Tüm dünyada hastalıklardan korunmada, yaşam kalitesini arttırmada ve birçok hastalığın tedavisinde önerilen Akdeniz diyetinin en önemli özelliklerinden birisi nohut, mercimek, kurufasulye gibi baklagillerin tüketimini arttırmak. Aşure içerdiği baklagiller sayesinde Akdeniz diyetine en uygun tatlılardan biri olarak öne çıkıyor. Buna karşın aşure gibi yüksek kalorili bir tatlıyı tüketirken de günlük enerji ihtiyacımızı göz önünde bulundurmak gerekiyor. Ortalama olarak hesaplandığında; 1 orta boy kase aşure 350-400 kaloriye denk geliyor. Bu nedenle tüketiminde aşırıya kaçmamak, haftada iki kaseden fazla tüketmemek gerekiyor. Diyabet hastalarının çok daha kontrollü olması şart.” diyor.

En sık bu hastalık başımızı döndürüyor!

En sık bu hastalık başımızı döndürüyor!

Çevremdeki her şey dönüyor… Dengemi yitiriyorum, sanki düşecekmişim gibi hisse kapılıyorum… Hareket ederken görüntüleri sabitleyemiyorum… Kimi zamansa bulantı, kusma, kulak çınlaması, işitme azlığı ve gürültüden rahatsız olma gibi sorunlar da bu yakınmalarıma eşlik edebiliyor… Hastaların sıklıkla dile getirdikleri bu şikayetler, çoğumuzun ortak derdi olan ‘baş dönmesinin’ tipik yakınmalarını oluşturuyor! Toplumdaki yaygın inanışın aksine baş dönmesi bir hastalık değil; pek çok hastalığa işaret edebilen bir belirti! Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar “Başımız döndüğünde aklımıza ilk olarak ‘beyin tümörü’ geliyor. Oysa baş dönmesine pek çok hastalık yol açabiliyor. Baş dönmesinin süresi ve eşlik eden diğer şikayetler, nedeni açısından ayırt edicidir. Yaşam kalitesini düşürmesi ve ciddi hastalıklara da işaret edebilmesi nedeniyle baş dönmesinde zaman kaybetmeden hekime başvurmak çok önemli” diyor. Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, baş dönmesinde dikkat edilmesi gereken sinyalleri ve tedavide öne çıkan yöntemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pek çok faktör başımızı döndürebiliyor!

Halk arasında ‘kulak kristallerinin yer değiştirmesi’ olarak bilinen Bening paroksismal pozisyonel vertigo, baş dönmesinin en sık görülen türünü oluşturuyor. 15 saniyeden birkaç dakikaya kadar devam edebilen, hareketle tetiklenen baş dönmelerinin altında da çoğunlukla bu neden yatıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar “Kafa travması, ani hareket, öne eğilme, zıplama, yatakta sağdan sola veya soldan sağa sola dönme gibi hareketler kristallerin yer değiştirmesine bağlı gelişen baş dönmesini tetikleyebiliyor. Baş dönmesinin en sık görülen sorumlusu olan bu hastalıkta düzeltici manevralarla yüzde 90 gibi yüksek oranda başarı sağlanabiliyor. İşitme kaybı, kulak çınlaması, yüzde his kaybı, yüz felci gibi şikayetlerin eşlik ettiği baş dönmeleri ise işitme siniri, beyin, beyincik kaynaklı tümörler sonucu gelişebiliyor. İç kulaktaki sıvı artışı nedeniyle oluşan meniere hastalığı, vestibüler nörinit (denge sinir iltihabı), demir ve B vitamini eksikliği, hipertansiyon, hipotiroidi, migren, multiple skleroz, tümörler ve hatta stres gibi psikolojik etkenler de başımızı döndürebiliyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Bu belirtiler varsa doktora başvurun!

Yaşam kalitesini düşürmesi ve ciddi hastalıklara da işaret edebilmesi nedeniyle baş dönmesinde zaman kaybetmeden hekime başvurmanın çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, acil tedavi gerektiren şikayetleri şöyle sıralıyor:

  • Baş dönmesi sorunu saniyeler sürmekle beraber tekrarlıyorsa,
  • Saatlerce sürüyorsa,
  • Ataklar halinde geliyorsa,
  • İşitme kaybı, bulantı kusma, baş ağrısı, kulak çınlaması gibi yakınmalar eşlik ediyorsa.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Tedavi nedene göre planlanıyor!

Baş dönmesine yönelik tedavi yöntemleri altta yatan nedene göre belirleniyor. Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, hangi sorunda, hangi tedavi yöntemlerine başvurulduğunu şöyle anlatıyor:

  • Düzeltici manevralar: İç kulak kristallerinin yer değiştirmesi nedeniyle gelişen benign paroksismal pozisyonel vertigonun tedavisinde düzeltici manevralardan faydalanılıyor. Hastalar ilk manevradan yüzde 80, ikinci manevradan yüzde 90 gibi oldukça yüksek oranda yarar görüyorlar.
  • D vitamini tedavisi: Baş dönmesinde dirençli olgular D vitamini eksikliğinden kaynaklanabiliyor. Bu tabloda D vitamini tedavisi uygulanıyor. Kemik erimesi görülen kişilerde tedaviye direnç daha fazla olduğu için D vitamini eksikliği varsa; somon, sardalya, morina ve ton balığı gibi balıklar, süt ve süt ürünleri, yumurta sarısı, yeşil yapraklı sebzeler, karaciğer, kuru üzüm, pekmez, kuru baklagiller ve mantar gibi D vitamininden zengin gıdaların diyette yer almaları gerekiyor. Ayrıca vücuttaki D vitamininin aktivasyonu için güneş ışığından faydalanmak da önem taşıyor.
  • Stres için profesyonel yardım: Migrenöz ve ruhsal kaynaklı baş dönmelerinde stres tetikleyici bir faktör oluyor. Bu nedenle stres oluşturan faktörleri ortadan kaldırma ve stresle baş edebilme yöntemleri konusunda ihtiyaç halinde profesyonel yardım alınması gerekiyor.
  • Enjeksiyonlar, ilaçlar, kulağa tüp takılması: İç kulak tansiyonu olarak ifade edilen meniere hastalarının tuz oranı düşük gıdalar tüketmeleri ve tuzu kısıtlamaları gerekiyor. Kafeinli içecekler ve alkol tüketiminden kaçınmak da önem taşıyor. Bu hastalıkta kulak içi ilaç enjeksiyonları, ağızdan ilaç tedavileri ve kulak zarına tüp takılması, iç kulaktaki endolenfatik keseye tüp yerleştirilmesi gibi operasyonlar uygulanabiliyor.
  • Egzersiz programı: Vestibüler nörinit (Denge sinir iltihabı) hastalığında ilaç tedavisi ve dengeye yönelik egzersiz programı tedavide yardımcı oluyor.
  • Demir ve vitamin takviyeleri: Baş dönmesinin altında demir veya vitamin eksikliği varsa; diyet, demir ve vitamin tedavileri gündeme geliyor.
  • Cerrahi tedavi: İç kulak tümörlerinde tümörün büyüme hızı önem taşıyor. Tümörün yerleşim yeri, büyüklüğü ve hastanın genel durumuna bağlı olarak cerrahi tedavi veya radyo cerrahi yöntemleriyle müdahale ediliyor.
  • Hipertansiyon, hipotiroidi, multiple skleroz ve migren gibi altta yatabilecek diğer hastalıkların tedavisi, ilgili branşlar tarafından düzenleniyor.

Çiçekli elbise giymeyin! Yazın parfüm sıkarken dikkat!

Çiçekli elbise giymeyin! Yazın parfüm sıkarken dikkat!

Burun akıntısı ve burunda kaşıntı… Gözlerde sulanma, kaşıntı ve kızarıklık… Sık hapşırmak ve öksürmek… Ciltte oluşan kaşıntı, kızarıklık, şişlik ve döküntüler… Bu yakınmalar yaz mevsiminde çoğumuzun sorunu olan alerjik reaksiyonun tipik belirtilerini oluşturuyor. Yaz aylarında güneş, arı, ev tozu akarları, meyveler, en çok da polenler alerjik etki oluşturarak yaşam kalitemizi düşürüyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış, güçlü bir bağışıklık sistemiyle alerjik hastalıkların oluşmasının veya mevcut alerjenlere karşı vücudun aşırı tepki vermesinin büyük oranda önlenebildiğini belirterek, “Ancak alerjik yakınmalar sürekli ise veya basit önlemlerle kontrol altına alınamıyorsa, mutlaka bir uzman hekime başvurulmalı” diyor. Peki yaz aylarında sıkça karşılaştığımız alerjik reaksiyonlara karşı hangi önlemleri almamız gerekiyor? Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış yaz aylarında daha sık görülen alerjenlerden korunmanın yollarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Bu saatlerde dışarıya çıkmayın!

Güneş alerjiniz varsa; dikkat etmeniz gereken en önemli şey, güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 10:00-16:00 saatleri arasında güneş altında kalmamak olmalı. Ayrıca güneş koruyucu ürünü sokağa çıkmadan 30 dakika önce cildinize sürmeye ve işlemi her 2-3 saatte bir tekrarlamaya da özen gösterin.

Parfüm–losyon kullanmayın

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış, güneş alerjisine karşı dışarıda mutlaka şapka ve güneş gözlüğü kullanmanız gerektiğini belirterek, “Ayrıca güneş gören vücut bölgelerinize parfüm ve losyon sıkmayın, çünkü bu ürünlerdeki alkol güneşin zararlı etkilerini arttırıyor ve leke oluşumuna neden olabiliyor. Koyu renk ve kol ile bacaklarınızı kapatan uzun giysiler de sizi güneş alerjisinden koruyacaktır.” diyor.

Dışarıdan gelir gelmez duş alın

Polen alerjiniz varsa; havada en çok uçuştukları sabah ve öğle saatlerinde pencere ile kapıları açmayın, mümkünse dışarıya çıkmayın. Polenler saç ve giysilerle eve taşınabileceği için kıyafetlerinizi eve gelir gelmez çıkartın, ardından mutlaka duş alın. Çamaşırlarınızı mümkünse balkonda değil, evde kurutun.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Çiçekli elbise giymeyin

Arı alerjiniz varsa; arıların ilgisini çekebilecek pembe, sarı ile kırmızı gibi çiçekleri andıran renklerde ve çiçekli kıyafetler giymeyin. “Ne giydiğinizin yanı sıra nasıl koktuğunuz da önemli” uyarısında bulunan Dr. Esin Özlem Atmış, şöyle devam ediyor: “Arıların dikkatini çekmemek için çiçek kokan parfümler kullanmayın. Vücudunuzu koruyan uzun kollu ve paçalı kıyafetleri tercih edin. Bunların yanı sıra açık havada tatlandırılmış içecekler tüketmekten de kaçının.”

Mutlaka bilgilendirin!

Yaz mevsiminde restoranlarda ve kafelerde buluşmak, en sık yaptığımız etkinlikler arasında yer alıyor. Besin alerjiniz varsa; alerjik durumunuzu yemek siparişini verdiğiniz görevliyle mutlaka paylaşın. Marketlerden aldığınız hazır gıdaların içeriklerini dikkatlice okuyun ve alerjen içeren besinlerden uzak durun.

Pencereleri kapayın, klimayla serinleyin

Yaz mevsiminde kapı ve pencereleri daha sık açmamız nedeniyle odamıza daha fazla toz akarları giriyor. Bunun yanı sıra klima da uygun filtreleme sistemine sahip değilse veya sık aralıklarla temizlenmiyorsa, ev tozu akarlarının yuvasına dönüşebiliyor. Ev tozu akarlarına karşı alerjiniz varsa; evde pencereleri ve kapıları mümkün olduğunca kapalı tutup, hava temizleme filtresi olan bir klimayla serinlemeye çalışın.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Yastık ve çarşafları sık sık yıkayın

Ev tozu akarlarına karşı dikkat etmeniz gereken en önemli noktalardan biri; odanızda akarlara yuva olabilen halı bulundurmamanız. Ayrıca yastık ve çarşaflarınızı sık aralıklarla, düzenli olarak değiştirmeye özen gösterin. Alerjenlerin yatağa taşınmamaları için gün içinde giydiğiniz kıyafetlerle yatağa girmemeniz de çok önemli.

Çimenli ve çiçekli yerlerde yere uzanmayın

Yaz mevsiminde böcek sokmalarında artış gözleniyor. Arı, sinek, kene ve pire gibi böcek sokmaları çok ağrılı olabiliyor. Çoğunlukla ısırık yerinde kızarıklık ve şişlik oluşuyor. Isırık yerini sabunlu suyla yıkamak, soğuk kompres yapmak semptomları rahatlatabiliyor. Ancak bazen hayatı tehlikeye atabilecek ciddi alerjik reaksiyonlara da yol açabiliyor. Baş dönmesi, kusma, nefes darlığı ve yutma güçlüğü gibi ciddi bulgular varsa, hızla en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor.

Reflüyü önlemenin yolları

Reflüyü önlemenin yolları

Son yıllarda tüm dünya ülkelerinde görülme sıklığı hızla artan reflü, ülkemizde de her 4 kişiden birinin kabusu! Özellikle bir buçuk yılı aşkın süredir devam eden pandemi sürecinde hareketsizlik ve beslenme alışkanlıklarındaki değişikliklerin reflüde artışı tetiklediğini belirten Acıbadem Fulya Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Oya Yönal, “Pandemide aşırı yeme, geç saatlere kadar yemek yeme, karbonhidrattan zengin ve fast-food beslenme, hareketsizlik, kilo alımı ve stres nedeniyle reflü şikayetleri belirgin şekilde arttı” diyor. Mide asidinin yemek borusuna doğru geri kaçarak yemek borusunda yanma, ağıza acı-ekşi su gelmesi gibi şikayetlere yol açan reflünün yaşam kalitesini önemli ölçüde bozduğunu belirten Prof. Dr. Oya Yönal, hastalığın tedavi edilmediği taktirde kansere yol açabildiği uyarısında bulunuyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Oya Yönal, pandemide reflüye karşı 10 etkili kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Yağlı gıdalardan uzak durun

Kızartmalar, fast-food, susamlı yiyecekler ve margarinden kaçının. Yağlı yiyeceklerin midede kalma süresi uzundur, mide boşalmasını geciktirir ve alt özofagus (yemek borusu) sfinkter basıncını düşürerek reflü şikayetlerini artırmaktadır.

Çikolatayı abartmayın

Çikolata iki nedenle reflüye yol açar. Birincisi; özellikle de aç karnına ve çok miktarda tüketildiğinde yemek borusu ve mide arasındaki kapak düzeneğini gevşetmesi, ikincisi ise kendisi tek başına reflü nedeni olan bol kafein içermesidir.

Alkol, asitli ve kafeinli içeceklerden kaçının

Kahve, tatlandırılmış gazlı içecekler, buzlu çay gibi kafein içeren içecekler ve alkol, kola, gazoz, portakal suyu gibi asitli içecekler yemek borusunda sfinkter basıncını düşürerek ve asit salınımını artırarak reflüyü çok hızlı şekilde tetiklerler. Bu nedenle bu içeceklerden uzak durun ve her gün 2 litre su tüketmeye özen gösterin.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Baharatlı gıda tüketimini azaltın

Acı yeşil biber, kırmızı biber ve karabiber içeren gıdalar reflünün en büyük tetikleyicilerindendir. Baharatlar aşırı tüketildiklerinde reflü hastalığı olan kişilerde asit salınımını artırarak göğüste yanmayı hızlandırır. Bu nedenle baharatlı gıda tüketimini azaltmak gerekiyor.

Sigarayı bırakın

Yapılan bilimsel çalışmalar sigaranın sağlığa son derece zararlı olduğunu ortaya koyarken, birçok hastalık gibi alt özofagus (yemek borusu) sfinkter basıncını düşürerek reflüye de yol açtığını gösteriyor.

Beslenmenizi bu kurallara göre oluşturun

Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Oya Yönal, reflüye karşı beslenme koşullarını değiştirmenin şart olduğunu belirterek önerilerini şöyle sıralıyor;

  • Fazla yemek mide basıncını artırarak reflüyü tetiklediğinden fazla yemekten kaçının.
  • Az miktarda sık ve düzenli yemek yiyin.
  • Yiyecekleri yavaş ve iyi çiğneyerek yiyin.
  • Sıvı tüketimi mide basıncını arttırdığı için yemeklerde değil, öğün aralarında alın.
  • Yatmadan 3-4 saat önce yeme-içmeyi kesin. (Mide dolu olunca mide içeriğinin yemek borusuna kaçması kolay olduğundan reflü şikayetleri artar.)
  • Yemek sonrası karın basıncını artıracak hareketler yapmayın, eğilme ve doğrulmaya neden olacak fiziksel hareketler için bir müddet bekleyin.

Pause Sağlık, Pause Dergi

 İdeal kilonuza ulaşmaya çalışın

Yeni çalışmalarda vücut kitle indeksi ve bel çevresi ile reflü arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Obezlerde reflü artışı; karın içi basınç artışının mide içi basınç artışına neden oluşu ile izah edilmektedir. Mide içi basınç artışı mide fıtığı gelişme riskini de artırarak reflüye neden olabiliyor. O nedenle reflü şikayetlerinin azalması için fazla kilolu hastalar kilo vermelidir.

Stresten uzak durun

Reflü semptomlarının oluşmasında yemek borusunda aşırı duyarlılığa sebep olan visseral sinir yollarındaki bozukluklar da etkili olabiliyor. Bu nedenle reflü şikayetlerinde artışa neden olan stresinizi yönetmeye, aşırı stresten uzak durmaya çalışın.

 Yatağın başını 30-45 cm yükseltin

Çift yastık kullanmak ya da yatağın başını 30-45 cm yükseltmek ve sol yana doğru yatmak reflü şikayetlerini azaltmaktadır.

Pause Sağlık, Pause Dergi

 Dar kıyafet giymeyin

Pantolon ve eteğinizin bol olmasına dikkat edin. Dar pantolon, sıkı kemer ve korse mide asidinin yemek borusuna ulaşmasını kolaylaştırırken, karın basıncını artırıyor ve reflü yakınmalarını da tetikliyor.

 Endoskopide reflü teşhisi ilk sıralara yükseldi!

Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Oya Yönal “Modern çağın hastalığı reflü; yemek borusunda yanma ve ağıza acı su gelmesi gibi tipik belirtilerin yanı sıra, göğüs ağrısı, astım, zatürre, farenjit, sinüzit, kuru öksürük, ağız kokusu, seste kısılma ve diş çürümesi gibi atipik  bulgularla da  kendini gösterebilir. Ayrıca yemek borusu kanamalarına, anemiye, yemek borusu iltihabına (özofajit), yemek borusu kanserine zemin hazırlayan Barrett hastalığına yol açabilir. 20 yıl öncesinde yapılan endoskopilerde en çok gastrit, ülser ve mide kanserine rastlanırken, reflü dördüncü sırada yer alırdı. Son 20 yılda özellikle helikobakter pilori adlı bakterinin tedavisine başlanması ile beraber, ülser ve mide kanseri sıklığı azalırken, reflü hastalığı giderek artıyor. Öyle ki endoskopiye gelen hastalarda teşhiste ilk sıralara yükseldi” diyor. Hastalığın tedavisinde; yaşam tarzı değişiklikleri ve diyetle düzelme olmazsa doktor tavsiyesine göre mide asidini azaltan ilaçlar yani mide koruyucular kullanıldığını belirten Prof. Dr. Oya Yönal “Cerrahiye nadiren ihtiyaç duyulur. Genelde büyük mide fıtığı varsa veya hasta uzun süre mide koruyucu ilaç kullanmak istemiyorsa, hasta da istiyorsa cerrahi tedaviye başvurulabilir” diye konuşuyor.

Hangi spor, kaç kalori yaktırıyor!

Hangi spor, kaç kalori yaktırıyor!

Yaklaşık bir buçuk yılı aşkın süredir hareketsizlik ve yeme alışkanlıklarının değişmesi derken pek çok kişi alımından şikayetçi… Pandeminin gölgesinde karşıladığımız yaz mevsiminde fazla kilolar her zamankinden çok göze batarken, bu kilolardan kurtulmaya, fit ve zinde olmaya çabalayanlar için yaz sporları imdada yetişebiliyor! Acıbadem Fulya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı,  Spor Hekimi Prof. Dr. Tolga Aydoğ,Özellikle günlük yaşantımızı derinden etkileyen Covid-19 pandemisi sürecinde hareketsizlik ve sağlıksız beslenme nedeniyle alınan kalorilerin yağa dönüşmesi kaçınılmaz. O nedenle sağlıklı beslenmenin yanı sıra düzenli spor yapmak şart. Bu süreçte sosyal mesafeye dikkat ederek açık havada yapılabilen bazı pratik sporlar bu anlamda büyük destek sağlıyor” diyor. Prof. Dr. Tolga Aydoğ, pandemi sürecine uygun olan, kilo vermeye katkı sağlayan 5 yaz sporunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Dergi, Pause Sağlık

Yüzmek

Özellikle yaz sıcaklarında hem serinlemenin hem de her yaştan kişi için vücudu zorlamadan yüksek kalori harcamanın ana destekçilerinden biri yüzmek. Hem bölgesel hem de kitlesel zayıflamaya katkı sağlayan, vücudun tüm kaslarını aynı anda çalıştıran yüzme, kalbi az yoruyor ve vücutta kalıcı bir yorgunluğa yol açmıyor. Yaz aylarında her gün sadece 30 dakika yüzmeniz durumunda yaklaşık 250 kalori harcayabilir ve omurga sağlığı başta olmak üzere fiziksel ve ruhsal sağlığınız için büyük kazanımlar sağlayabilirsiniz.

Dans etmek

Özellikle pandemi sürecinde internet karşısında dans videolarına eşlik ederek evinizde ya da bahçede yarım saatte 300 kaloriye varan enerji harcayabilirsiniz. Son yıllarda kalori yakımında faydaları çok daha fazla anlaşılan dans hareketleri ve zumba hem stresinizi giderecek hem de kilo vermeye yardımcı olacaktır. Yaşınıza ve yaşam tarzınıza göre zumbanın ağır gelmesi durumunda kendinizi çok yormadan günde 30 dakika orta seviyeli dans ederek de kilo verebilirsiniz.

Pause Dergi, Pause Sağlık

Bisiklete binmek

Yapılan bilimsel araştırmalar, günde sadece 30 dakika bisiklete binmenin yaklaşık 200 kalori harcamaya katkı sağladığını ortaya koyuyor. Yaz mevsimi için en ideal sporlardan biri olan ve önemli bir kardiyo egzersizi olarak nitelendirilen bisiklete binme, pandemi sürecinin stresinden arınmada fayda sağlayacağı gibi bacaklar, kalça, karın, uyluk ve baldır kasları başta olmak üzere vücudun bütün önemli kas kitlelerini çalıştıracak ve kilo vermenize katkı sağlayacaktır.

Tempolu yürümek

Pandemi sürecinde sosyal mesafeye dikkat ederek, açık havada her gün en az 30 dakika tempolu yürüyüşün sayısız faydaları bulunuyor. Sağlıklı yaşam için vazgeçilmez sporların başında gelen düzenli ve tempolu yarım saatlik yürüyüş ile yaklaşık 200 kalori enerji harcayabilir ve hem kilo vermeye hem de zinde kalmaya adım adım yaklaşabilirsiniz.

Pause Dergi, Pause Sağlık

Elastik bant ile çalışmak

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Spor Hekimi Prof. Dr. Tolga Aydoğ “Pandemi sürecinde hareketsiz kalma kalp-akciğer kapasitemizi azaltmanın yanı sıra kaslarımızda da zayıflamaya neden oldu. Bazılarımızın kilosu değişmese de kasları inceldi ve yağları arttı. Bunun önüne geçmek ve kuvvetimizi artırmak için elastik bant, bizlere her yerde egzersiz yapma şansı yaratır. Hangi kaslarınızı, nasıl çalıştıracağınızı doktor, spor eğitmenininden öğrendikten sonra bu egzersizleri her yerde çok rahat bir şekilde yapabilirsiniz. Elastik bant ile çalışmayı ilk 4 egzersizden biri ile kombine ederek, 30 dakikada  yaklaşık 110 kalori verebilir, kalori harcamaktan öte kaslarınızı kuvvetlendirebilirsiniz” diyor.

“Siberkondria” en çok gençleri tehdit ediyor!

“Siberkondria” en çok gençleri tehdit ediyor!

Covid-19 nedeniyle yaşadığımız kaygı düzeyi yükseldikçe hastalık hakkında bilgi almak için yaptığımız internet aramaları da artıyor. Ancak sağlığımız konusunda internette yaptığımız uzun araştırmalar başka sorunlara da yol açabiliyor; örneğin ‘siberkondria’ artık daha fazla kişinin kapısını çalıyor. Sanal gerçeklik anlamında kullanılan ‘siber’ ile ‘hastalık hastası’ diye özetlenebilecek ‘hipokondriyazis’ kelimelerinin birleştirilmesiyle türetilen bu tanım, genellikle kişinin sağlığına ilişkin kaygıyla beslenen ve endişeyi güçlendiren, internette sağlıkla ilgili bilgi arayışı olarak açıklanıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Büşra Sübay, koronavirüs pandemisi nedeniyle yaşanan belirsizliğin ve kaygının siberkondria davranışını tetikleyebildiğini belirterek “Özellikle Covid-19 nedeniyle yaşanan endişeleri bastırmak, kaygıyı gidermek ve hastalık hakkında daha fazla bilgi öğrenmek isteğiyle internet aramaları yapılıyor. Ancak doğru olmayan pek çok bilginin internette kolayca yayıldığını unutmamak gerekiyor. Henüz bir ruhsal hastalık olarak tanımlanmış olmasa da siberkondria da kaygı düzeyini yükseltiyor. Ayrıca internette sağlıkla ilgili tarama yaptıktan sonra hem bedensel hem ruhsal sağlıkla ilgili şikayetlerin arttığı da biliniyor. Hatta bu internet aramaları gündelik hayatın aksamasına da neden olabiliyor” diyor. Siberkondria davranışının bağımlılık haline gelebileceğine dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Büşra Sübay, internet kullanımının yaygınlığı nedeniyle özellikle gençlerde daha sık görülen Siberkondria’ya karşı dikkat edilmesi gereken 6 nokta hakkında bilgi verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Bilgi kaynağına dikkat edin

İnternet ortamındaki teknik dil, ulaşılan bilginin kaliteli olup olmadığı, olumsuz bilgi bolluğu ve bilgilerin teknik bir süzgeçten geçirilmeden ele alınması, kişilerde sağlık kaygısını artırabiliyor. Her kaynağa doğruca güvenmemek gerektiğini vurgulayan Dr. Büşra Sübay, “İnternet ortamındaki güvenilir ve güvenilir olmayan bilgi kaynaklarını ayırt etmek gerçek dünyaya göre daha zor olabiliyor. Bu nedenle internetteki bilgi kaynaklarının doğruluğundan emin olunmalı” diyor.

İnternet tanı yeri değildir
İnternetteki edinilen bilgilerin her kişi için her zaman doğru ve uygun olmayabileceğine vurgu yapan Dr. Büşra Sübay, “Bu bilgileri nasıl değerlendirmek gerektiğini öğrenin. İnternet, kişinin kendi kendine tanı koyabileceği bir yer değildir. Her soruya cevap bulmak mümkün olmuyor” hatırlatmasında bulunuyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Kesinlik içermediğini unutmayın
Sağlıkla ilgili kaygıyı hafifletmek için yapılan tekrarlayıcı aramalar, kaygının daha da şiddetlenmesine neden oluyor. Dolayısıyla kaygı ve araştırma arasında kısır döngüye girilmesinin kaçınılmaz olduğunu anlatan Psikiyatri Uzmanı Dr. Büşra Sübay, “Araştırmalarınızda elde ettiklerinizin sadece bir bilgi olduğunu ve bu bilgilerin kesinlik içermediğini unutmayın” diyor.

Bilgiyi doktorunuzdan alın
İnternet, arama konusuyla ilgili çelişkili, belirsiz veya yanlış bilgi sağlayabiliyor. Yapılan araştırmalar da kişilerin sağlık problemleriyle ilgili internetten edindikleri bilgiler doğrultusunda hareket ettiklerini, mevcut tedavilerini bıraktıklarını ya da değiştirdiklerini gösteriyor. Bunun da tedaviyi aksatarak iyileşmeyi uzattığına dikkat çeken Dr. Büşra Sübay, “Alanında uzman doktorların sundukları bilimsel bilgileri ve önerileri dikkate alın” uyarısında bulunuyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Ara ara dijital detoks yapın
Vaktinin  çoğunu internet kullanımına ayırmak, gerçek yaşamdaki zaman ve yer algısını değiştireceği için günlük hayata odaklanmayı bozabileceğini ifade eden Dr. Büşra Sübay, edinilen bilgileri gerçekçi ve güvenilir bir süzgeçten geçirerek değerlendirmek için belirli aralıklarla, kişiye göre düzenlenmiş (örneğin haftanın 1 gününü tamamen ekransız geçirme ya da haftanın 3-4 günü 2-3 saat kesintisiz ekran molası verme şeklinde) dijital detoks yapılmasını öneriyor.

Hobilerinize zaman ayırın

Siberkondria ile birlikte artan kaygıyı ve internet kullanımı bağımlılığını azaltmanın bir yolu da, keyif veren uğraşlar edinmek. Hobilere zaman ayırmanın sağlık kaygılarını azaltmada etkili olduğunu söyleyen Psikiyatri Uzmanı Dr. Büşra Sübay “Sizi iyi gelen, keyif veren aktivitelerin neler olduğunu keşfederek bunları uygulayamaya çalışın” diyor.

İyot eksikliği her yaşta büyük sorun!

İyot eksikliği her yaşta büyük sorun!

Vücudumuzun üretemediği, bu nedenle sofra tuzu başta olmak üzere deniz ürünleri, et, süt ve yumurta gibi besinlerden karşılanabilen iyotun fazlası da azı da zarar. Bu nedenle her şeyde olduğu gibi iyotu da kararında tüketmek gerekiyor. Acıbadem Fulya Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ozan Kocakaya, iyot eksikliğinin tiroit sorunlarından çocuklarda gelişme ve zeka geriliğine dek bir çok hastalığa yol açtığını belirterek “Fazla iyot almak da tiroit hastalıklarını kötüleştirebiliyor. Bu nedenle tiroit hastalığı olanların mutlaka doktorlarına danışarak gerekirse iyotsuz tuz kullanmaları gerekebiliyor” diyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ozan Kocakaya, 1-7 Haziran İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi Haftası kapsamında iyot eksikliğinden korunmanın yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Dergi

İyot eksikliği hayati sorunlara yol açıyor

Tiroit hormonları, vücudumuzun sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için kritik öneme sahip. Bu hormonların üretilmesi için de iyot elementi gerekiyor. İyodun en çok okyanus ve denizlerde bulunduğunu belirten Dr. Ozan Kocakaya, deniz ürünleri, ekmek, süt ve iyotlu tuzun vücudumuzun ihtiyacını karşılamak için önemli kaynaklar olduğunu belirtiyor. Bu elementin eksikliği ile meydana gelen tiroit hormonu yetersizliğinin yol açtığı hastalıkların çok geniş bir yelpazeye yayıldığını anlatan Dr. Ozan Kocakaya, şöyle devam ediyor:

“Hamilelik döneminde iyot eksikliği, düşük, bebeklerin ölü doğması ve doğumsal sakatlıklara yol açabiliyor. Yenidoğanda, erken bebek ölümü, fiziksel bozukluk, gelişme geriliği ve sağırlık da gelişebiliyor. Çocuklarda ise zeka geriliği, eğitim hayatında başarısızlık ve büyümede yavaşlık da iyot eksikliğine bağlı olabiliyor. Erişkinlerde ise bilişsel fonksiyonlarda bozulma, duygu durumu bozuklukları, üretkenlik kaybı da yaşanabiliyor. Tüm bunlara ek olarak her yaşta guatr (tiroit bezinin büyümesi) ortaya çıkabiliyor.”

Pause Dergi

Sık sel yaşanan bölgelerde daha sık görülüyor

İyot eksikliği, genellikle dağlık alanlarda, bazen de yağmur suları ile topraktaki iyodun kaybedildiği, bol yağış alıp sık sel tehlikesi yaşayan kıyı kesimlerinde yaşayanlarda görülüyor. İyot açısından fakirleşen topraktan elde edilen ürünler ile bu topraklarda beslenen büyükbaş hayvanların sütü de bu element yönünden zayıf oluyor. Ülkemizde iyot eksikliğinin en sık Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz bölgelerinde görüldüğünü belirten Dr. Ozan Kocakaya, Dünya Sağlık Örgütü verileri hakkında da “Sofrada yüzde 90’ın üzerinde iyotlu tuzun yoğun kullanıldığı Amerika kıtasında iyot eksikliği son derece nadir. Ancak iyotlu tuzun sofraların yüzde 52’sinde bulunduğu Avrupa’da iyot eksikliği sıktır. Ülkemizde iyot eksikliği orta derecede görülüyor” diye konuşuyor.

Sofra tuzu seçilirken iyotlu olanların tercih edilmesi gerektiğini belirten Dr. Ozan Kocakaya, “İyot, ışık ve ısı nedeniyle tuzdan kopup buharlaşabilir. Bu nedenle tuz saklanan kapların direkt güneş ışınları ve sıcaktan uzak tutulması gerekiyor” diyor.

Fazlası vücuttan atılıyor

Besinlerle alınan iyodun tamamı, sağlıklı bir mide ve bağırsağa sahip kişilerde kolayca emiliyor. Vücuda giren iyodun yüzde 10’unun tiroit bezi tarafından alındığını ve kalanının idrarla atıldığını kaydeden Dr. Ozan Kocakaya, “İyot eksikliği olanlarda tiroit bezi iyodun çoğunu emer, idrarda atılan miktar azalır. Lahana, karnabahar, brokoli gibi bazı besinler çok tüketildiğinde iyodun tiroit bezi içine girmesi engelleniyor. Darı ve soya fasulyesi ise tiroit bezinin iyodu tutmasını önlüyor” diye bilgi veriyor.

Pause Dergi

İyot eksikliğine karşı 5 öneri!

İyot eksikliğinin tanısı ise tiroit muayenesi ve tiroit ultrasonu, kanda tiroit hormonlarının düzeyine bakılması ve idrarda atılan iyot miktarının ölçülmesiyle konuluyor. Özellikle hamilelik döneminde yapılan tarama testleri ile tiroit hormon eksikliğine erken tanı konmasının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Ozan Kocakaya, bu sayede yenidoğanlarda iyot eksikliğine bağlı sorunların önlenebileceğini belirtiyor. Dr. Ozan Kocakaya, iyot eksikliği ve bunun yol açtığı hastalıklardan korunmaya yönelik önerilerini şöyle sıralıyor:

  1. Deniz balıkları, süt ve süt ürünleri, tam tahıl tüketilmelidir.
  2. Besinleri hazırlarken iyotlu tuz kullanmaya özen gösterilmelidir.
  3. Erişkin kadın ve erkekler günde 150 mikrogram iyot aldıklarından emin olmalıdır.
  4. Tuz kullanması sakıncalı olanlar (hipertansiyon, kronik böbrek yetmezliği hastaları, bazı ilaçları kullananlar gibi) iyot desteği almalıdır.
  5. Hamileler, anne olmayı planlayanlar ve emzirenler iyot eksikliği yönünden değerlendirilmek için doktorlarına başvurmalı. Önerilmesi durumunda günlük olarak en az 220 mikrogram iyot içeren vitaminler kullanmalıdır.

İnce ve fit görüneceğim derken sağlığınızdan olmayın!

İnce ve fit görüneceğim derken sağlığınızdan olmayın!

Yaz mevsimi yaklaşırken hızlı zayıflamak, daha ince görünmek amacıyla şok diyetlere başvuranlar dikkat! Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz “Sağlıklı diyet; kişinin yaşından metabolizmasına ve sağlık durumuna dek A’dan Z’ye kişiye özgü olmalıdır. Bir kişiye fayda sağlayan diyet, diğer kişiye tam tersine zarar verebilir. Hal böyleyken; kulaktan dolma bilgilerle kısa sürede hızlı kilo verme uğruna başvurulan şok diyetler tam anlamıyla tehlike saçıyor! Özellikle de pandemi sürecinde şok diyetlerle vücudumuzu ihtiyacı olan protein, vitamin, mineral ve antioksidanlardan yoksun bırakmak bağışıklığın çökmesine ve hayati riske yol açabiliyor” diyor. İdeal vücut ağırlığına gelmenin ve bunu korumanın bazı temel kuralları olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz, yazın ideal kilo için 8 kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Uykunuzu düzene sokun

Son yıllarda yapılan çalışmalar; kısa uyku süresi ile birçok hastalık arasında ilişki olduğunu ortaya koyarken, yetersiz uyumanın kilo kaybını zorlaştırdığını, kilo almayı da kolaylaştırabildiğini gösteriyor. Bunun bir nedeni yetersiz uykunun iştah hormonları üzerindeki etkisi! Yetersiz uyuduğunuzda tokluk sinyallerini yollayan hormon daha az çalışıyor. Ayrıca az uyumak yemek için ayrılabilecek süreyi arttırıyor, gece atıştırmalarına yol açabiliyor. İdeal uyku süresini 6-8 saat olarak düşünebilirsiniz.

Mutlaka günde 2 litre su için

Vücudu susuz bırakmak vücudun çalışma sisteminde aksamalara neden olur. Baş ağrısı, zihinsel ve fiziksel performansta düşüş, yanlış giden açlık sinyalleri bu aksaklıklardan bazıları. Hem bu problemlerle karşılaşmamak hem de sindirimi ve emilimi kolaylaştırmak, daha rahat tokluk sağlamak için mutlaka 8-10 bardak su içmek gerekiyor. Suyunuzu sıcak veya soğuk içmenizin kilo vermeyi hızlandırma üzerine herhangi bir etkisi yok.

Pause Dergi

Sebzeleri sofranızdan eksik etmeyin

Vitamin, mineral, posa kaynağı sebzeler sofraların olmazsa olmazı olmalı. Tüm öğünlerinize mutlaka sebze ekleyin. Sebze tüketmek bağışıklığınızı güçlendireceği gibi, gün içerisinde hem tok tutacak hem de vücudunuzdan ödemlerin atılmasına fayda sağlayacaktır. Sebzeleri; salata, sote, haşlama, zeytinyağlı olarak tüketebilirsiniz.

Çiğ kuruyemiş yiyin

Ceviz, badem, fındık gibi kuruyemişler tüketmek kaliteli yağ almanızı sağlar ve tokluk süresini uzatır. Ayrıca kötü kolesterolün düşmesine yardımcı olur ve kalp koruyucu özellik gösterir. Kavrulmuş kuruyemişler daha yağlı ve tuzlu olacağı için yediğiniz kuruyemişlerin çiğ olmasına dikkat edin. Bir avuç çiğ kuruyemiş kahvaltıda veya ara öğünlerde çok iyi alternatif olacaktır. Ancak aşırı tüketimden kaçının.

Pause Dergi

Ayaküstü atıştırmayın

Ayaküstü atıştırmak neyi ne kadar yediğinizi fark etmenizi engeller, hızlı yemek yemenize neden olabilir. Hızlı yemek ise tokluk hissine ulaşmanızı zorlaştırır. Yiyeceklerinizi küçük tabaklara, küçük kaselere koymanız ne yediğinizi görmek, daha yavaş yemenizi sağlamak, daha çabuk doymak için ve dolayısıyla kilo vermeyi kolaylaştırmak için önemli bir taktiktir.

Hareket şart!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz “Pandeminin hayatımıza girmesi ve evde geçirdiğimiz sürenin artmasıyla birlikte fiziksel aktivite düzeyimiz hiç olmadığı kadar düştü. Öte yandan evde hareketi arttırmanın yolları, online dersler, spor videoları çok çeşitlendi ve erişilebilirliği arttı. Evde veya dışarıda mutlaka hareketinizi arttırmalısınız. Dünya Sağlık Örgütü yayınladığı son fiziksel aktivite raporunda yetişkinlere sağlık yararları için haftada 150-300 dk hareket etmeyi öneriyor. Evde veya dışarıda düzenli tempolu yürüyüş, ip atlamak, pilates, yoga, dans gibi sevdiğiniz herhangi bir fiziksel aktiviteyi hayatınıza dahil edin.

Pause Dergi

Baharatların gücünden faydalanın

Zencefil, zerdeçal, karabiber, pul biber, tarçın gibi baharatların bağışıklığı güçlendirmek, kan şekeri kontrolünü sağlamak, iştahı dengelemek, kilo vermeyi hızlandırmak üzerine farklı ve çok yönlü etkileri var. Günlük tuz tüketimi için önerilen günlük miktar 5-6 gram iken yapılan çalışmalar bizim ülkemizde günlük tüketimin 15 gram civarında olduğunu gösteriyor. Baharat kullanmak; tuzu azaltmaya da yardımcı olacaktır.

Pause Sağlık

Yemek yerken yavaşlayın

Yemek yerken yavaşlamaya çalışın, çiğneme sayısını arttırın. Çalışmalar, yeme hızı azaldıkça yani çiğneme sayısı arttıkça yediğimiz yemeğin miktarının azaldığını ve yemek sonrası tokluğun arttığını gösteriyor. İş yaparken, çalışırken, bir şeyler izlerken yemek yemektense yemeğe belirli bir zaman ayırmanız ve her lokmadan sonra çatalı, kaşığı bırakmanız yavaşlamaya yardımcı olacaktır.

Covid-19 bebeklerde de görülüyor!

Covid-19 bebeklerde de görülüyor!

Yüzyılın küresel salgın hastalığı Covid-19 önlem alınmadığı takdirde bebeklere de bulaşabiliyor! Haliyle pandeminin tüm belirsizliğiyle devam ettiği bugünlerde çok daha fazla endişe duyan çiçeği burnunda anne baba adayları, bebeklerini koronavirüsten nasıl koruyabileceklerinin telaşını yaşıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş, anne babaların bazı kurallara dikkat ederek bebeklerinin bu süreci sağlıkla geçirmelerini sağlayabileceklerini belirterek “Yeni doğan bebeklerin bağışıklık sistemleri tam gelişmediği için, normal zamanda dahi enfeksiyona aşırı duyarlılarken, bu olağanüstü koşullarda bakımları çok daha özen gerektiriyor. Hastalık başladığında çocukların virüse daha az yakalandığı hipotezi varken zaman içerisinde gördük ki bebekler de enfekte olabiliyor.” diyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş, Covid-19 pandemisinde yenidoğanların bakımına yönelik önemli önerilerde bulundu;  anne, baba ya da bebeğin Covid pozitif olması durumunda dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı.

Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş

Pandemi sürecinde bebeğinizle yalnız kalın

Toplumumuzda doğum sonrasında anne babanın yanında yardımcı aile bireyleri bulunur. Ancak bu durum çok kişi ile temas edilmesine yol açar ki, bu temaslar da pandemide enfeksiyon riskini artırmaktadır. Bu nedenle anne ve baba pandemi sürecinde bebeği ile baş başa olmalı, mümkün olduğu kadar bebeğin az kişi ile temas etmesi sağlanmalıdır. Bu durum başlangıçta anne babayı tedirgin etse de, daha sonrasında bebekleri ile daha iyi adapte olduklarını göstermektedir.

El hijyenine çok dikkat edin

Bir yılı aşkın süredir hayatımızda olan Covid-19 pandemisi nedeniyle yeni doğan bebeğe bakım kurallarına çok daha fazla özen göstermek gerekiyor. Özellikle el hijyeni kritik önem taşıyor. Bebeği her emzirme öncesinde mutlaka ellerinizi yıkayın.

 Bebeğinizi bu dönemde bol bol emzirin

Covid-19 ile ilgili bilinmeyenleri yeni yeni öğreniyoruz. Ancak anne sütünün bütün enfeksiyonlara karşı güçlü bir besin olduğunu biliyoruz. Bu nedenle annenin bebeğini anne sütü ile beslemesi çok önemlidir. Anne sütünde bağışıklığı sağlayan birçok madde bulunmaktadır. Böylelikle bebek yeni doğan dönemini daha güçlü geçirebilmektedir.

 Covid aşınızı mutlaka yaptırın

Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “Emziren annelerin aşı sırası geldiyse mutlaka yaptırmalıdır. Çünkü emzirmenin aşı olmaya engel bir durumu bulunmuyor. Aşı olduktan sonra anne bebeğini aynı sıklıkla emzirmeye devam edebilir. Böylelikle anne aşıyla kendini korumuş olacağı gibi bebeğini de korumuş olur. Ancak aşıya güvenerek önlemleri gevşetmemek, aşı sonrası da pandemi sürecindeki kurallara mutlaka dikkat etmek gerekiyor” diyor.

Pause Sağlık

Bulunduğu ortamı havalandırın

Bebeğin hijyeni ve temiz ortamda olması enfeksiyon ve alerjik durumlarla karşılaşma riskini de azaltacaktır. Bu nedenle bebek odasından çıkarıldığında oda mutlaka aralıklarla havalandırılmalı ve bu hava akışı gün içerisinde düzenli olarak sağlanmalı. Dışarıdan gelen temiz hava ile ortam daha risksiz hale gelecektir.

Doktor muayene ve kontrollerini ihmal etmeyin

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “Aileler Covid-19 nedeni ile hastaneye gelmeye çekinebiliyorlar ancak yeni doğan bebeğin ilk haftalarda bazı bulgularının değerlendirilmesi kritik önem taşıdığından kontrolleri mutlaka yapılmalı. Sarılıkla ilgili problem olup olmadığına dair sık sık kontrol edilmesi şart. Anne sütünün yeterli olup olmadığının, beslenme düzeninin de mutlaka takip edilmesi gerekiyor” diyor.

Giysi ve nevresimlerini sık değiştirin

Yeni doğan bebekler dışarıdan gelebilecek enfeksiyon durumlarına açık olduğu için giysileri ve nevresimlerinin temizliği de çok önemli. Bu nedenle bebeğin kullandığı kıyafet, havlu ve nevresim gibi ürünleri en az 60 derecede yıkayıp ütüleyin.

Doğum öncesi ve sonrasında 15 güne dikkat edin!

Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “Anne ve babaların doğumdan önceki ve sonraki 15 günde mümkün olduğu kadar az insanla temas etmeleri çok önemli. Böylelikle anne ve babanın Covid pozitif biri ile temas etmemesi sağlanmakta ve bebeğe de Covid bulaştırma riski azalmaktadır. Her ne kadar rutin planlı doğumlarda anne babaya test yapılabilse de hasta olabildiği halde testin negatif olduğu dönemlerle karşılaşılabiliyor. Doğum öncesi test negatif olabiliyor ama doğum sonrasında pozitif olduğu ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle anne ve babanın, özellikle de çalışan, aşı olmamış gebelerin doğum öncesi ve sonrasındaki 15 günde kendilerini izole etmeleri çok şart” diyor.

Pause Sağlık

Aşırı kaygıdan kaçının

Yenidoğan dönemi anne baba da kaygıyı tetikleyip arttırabilirken, hele bir de pandemi sürecine denk gelmesi çok daha fazla anksiyeteye yol açıyor. Bu nedenle yeni doğan bebeğin bakımında kaygı düzeyinin fazla olması anne babada uyku düzensizliklerine neden olurken; bebekte de uykuya dalma sıkıntısı, gerginlik, beslenme ve gaz sorunlarına neden oluyor. Anne baba mümkün olduğu kadar izole bir şekilde bebekleri ile kaldıkları, çevre ile teması kestikleri taktirde hastalık korkusu da azalacağı için bebekleri ile daha rahat ortamda birlikte olabilir, bu sorunların önüne geçebilirler.

 Bebeğinizin aşılarını mutlaka düzenli yaptırın

Bebeğin yeni doğan süreci ve sonrasındaki aşılama süreçlerini atlamamalı ve aşılarına düzenli devam edilmelidir.

 Anne, baba ya da bebek Covid pozitif ise!

Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş; anne, baba ya da bebeğin Covid pozitif çıkması durumunda yapılması gerekenlere yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu;

Pause Sağlık

Emziren anne Covid pozitif ise!

  • Anne Covid pozitif ise çift maske takmalıdır.
  • İlacını mutlaka kullanmalıdır.
  • Beş günlük ilaç kullanma döneminde sütünü sağıp atmalıdır!
  • Bazı anneler ilaç kullanmayıp bebeklerini emzirmeyi tercih ediyorlar. Ancak ateş 38 derece ve üstüne çıktığında hiç bir enfeksiyonda emzirmeyi önermiyoruz. Çünkü anne sütünden bulaş olabiliyor.
  • Anne Covid nedeniyle ilaçlarını kullanırken; emzirme gerektiği ya da memesinin dolduğu zamanlarda mutlaka memesini boşaltmalı, sütü sağıp atmalıdır. Bu süreçte bebeğin beş gün mama ile beslenmesini öğretiyoruz.
  • Bebeğe bulaştırmaması açısından mutlaka mesafeye dikkat etmeli ve bebeğin odasına daha az girmeli, temel ihtiyaçları dışında mesafesini korumalıdır.
  • Test negatife dönünce; anne yeniden bebeğini emzirmelidir.

Pause Sağlık

Baba Covid pozitif ise!

  • Aile üyelerinden biri; örneğin baba enfekte olduysa mutlaka farklı bir yerde izole edilerek anne ve bebekle teması kesilmelidir. Evde çift maske takmalıdır. Anneye destek için farklı bir aile bireyinden yardım alınabilir.

 Bebek Covid pozitif ise!

  • Yeni doğan bebekler de enfekte olabildiğinden; şüpheli bir durum varsa anne ve baba mutlaka maske kullanarak bebeğe bakmalıdır ve hemen hastaneye götürmelidir.
  • Bebeğin Covid testi pozitif çıkarsa; bebek Covid olduğunda genellikle solunum sıkıntısı olarak belirti vermektedir. Bu sebeple Covid olan yeni doğan bebekler evde takip edilmez ve hastanede takibe alınır. Oluşan bulgu ve belirtilere göre tedaviye yönlendirilir. Yeni doğan bebekler için özel bir Covid tedavisi uygulanmıyor. Destek tedavisi verilen yeni doğan bebeklerde gerektiğinde ventilatör ile solunum desteği yapılmaktadır.

Yürüyüşte kalori yakımını belirleyen 4 nokta!

Yürüyüşte kalori yakımını belirleyen 4 nokta!

Özellikle son bir yıldır günlük yaşantımızı derinden etkileyen ve fiziksel aktivitelerimizi büyük ölçüde kesintiye uğratan Covid pandemisi, hareketsizliğe bağlı kilo alımı ve genel sağlık sorunları için yüksek risk oluşturuyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Spor Hekimi Prof. Dr. Tolga Aydoğ, pandemi sürecinde hareketsiz kalmaktan kaçınılması, evde de olsa mutlaka düzenli egzersiz yapmaya dikkat edilmesi gerektiğini belirterek “Egzersizin kalp, kemikler, kaslar, immün sistem, ruh hali, uyku üzerine olumlu etkisi çok uzun zamanlardan beri bilinmektedir. Ancak sağlık açısından bu sistemler üzerine etkileri gösterebilmesi için egzersizin aynen ilaç gibi yeterli sayıda, şiddette ve çeşitlilikte yapılması gerekmektedir. Hiç egzersiz yapmayan biri çok düşük şiddet ve sürede bile egzersize başlarsa ciddi olumlu katkılar görmeye başlar. Dolayısıyla ister yürüyün, ister koşun ama mutlaka hareket edin.” diyor. Prof. Dr. Tolga Aydoğ, 10 Mayıs Dünya Hareket Et Günü kapsamında yaptığı açıklamada, yürüyüşten etkili sonuç almanın 9 püf noktasını ve yürüme ile harcanan kaloriyi belirleyen 4 noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Yürürken mutlaka süre tutun

Yetişkin bireylerde kardiyovasküler sistem için haftada en az 5 gün 30 dakika orta tempo ya da haftada en az 3 gün 25 dakika şiddetli tempoda yürüme önerilmektedir. Eski önerilerde bu yürüyüşlerin 10’ar dakikadan uzun olması tavsiye edilirken, son önerilerde kısa olması da kabul edilmektedir. Bu süreleri uzatmanın önemli bir yolu adım sayar ya da benzer telefon aplikasyonlarını kullanmaktır, bunları kullanan bireylerde ek motivasyona bağlı günlük aktivite artışları görülmektedir.

Su içmeyi ihmal etmeyin

Yürürken terle kaybettiğiniz suyun yerine konması sağlık ve performans açısından oldukça önemlidir. Susama hissi genelde vücut suyunun yüzde 2’si kayıp olduğunda başladığından dolayı özellikle sıcak ve nemli havalarda su içmeyi susama hissine bırakmamak gerekir. Aksi takdirde kalbin çalışma kapasitesi ve performans aşağıya düşer.

 Kalp atış hızınızı ve nefesinizi kontrol edin

Orta tempolu bir yürüyüşte kişi kolaylıkla konuşabilecek düzeydedir. Eğer bu tempo bile fazla geldi ise, temponuzu düşürüp şarkı söyleyebilecek düzeye çekin (bu durumda günlük yürüme sürenizi uzatmanız gerekecektir), eğer cümle kuramaz hale gelirseniz biliniz ki temponuzu yükseltmişsinizdir. Şiddetli tempoya çıkıp, kısa kısa konuşur duruma geldi iseniz, bu düzeyde devam etmek genel sağlık sorunu olan bireylerde problem yaratabilir. Genelde vücut yürüme hızını kendi otomatik olarak belirler, buna uymaya özen gösterin.

 Sağlıklı ayakkabı ve ter emen kıyafetler tercih edin

Fizik Tedavi Uzmanı ve Spor Hekimi Prof. Dr. Tolga Aydoğ “Yürürken tek ihtiyacınız ayağınızı sıkmayan ve rahat ettiğiniz hafif bir ayakkabı. Ayakkabınızın görselliğine değil, ayağınızın içinde rahat etmesine dikkat edin. Eğer basış sorununuz var ise özel ayakkabı veya tabanlıkla yürümeye özen gösterin. Ayrıca sıcakta yürüyecekseniz ter emen kıyafetler kullanmaya özen gösterin.

Pause Sağlık

Yürüme hızınızı artırmak için uğraşın

Daha hızlı ama küçük adımlar atmak hızınızı artırır. Müzik dinliyor ve buradaki ritimle adımınızı ayarlıyorsanız, daha hızlı şarkılar seçin ki adım sayınız ve dolayısı ile hızınız artsın. Yürüme ile ilgili yapılan araştırmalar; özellikle yaşlılarda yürüme hızının genel sağlık ve yaşam süresi ile doğrudan ilintili olduğunu, 70 yaşından ileri bireylerin yürüme hızını 3 km/saatten 5’e çıkardığında yaşam süresinin uzadığını ortaya koyuyor.

Yürürken ayak parmaklarınızla vücudunuzu ittirin, kollarınızı hızlı sallayın, dik yürüyün

Özellikle gerideki ayağınızın parmakları ile kendinizi öne ve yukarı doğru itmeniz yürümeyi daha verimli ve hızlı yapacaktır. Postürünüzün ideal pozisyonda olması akciğerlerinizin daha verimli havalanmasına olanak sağlayacaktır. Kollarınızı hızlı sallama da hızınızı artırmada size ciddi katkı sağlar.

Koşu bandında yürüyecekseniz bu kurala mutlaka uyun!

Prof. Dr. Tolga Aydoğ, evde koşu bandında yürüyenler için mutlaka dikkat edilmesi gereken kuralları şöyle anlatıyor: “Egzersizin doğru planlanmaması maalesef yarardan çok zarar verebilir. En kolay egzersiz şekli olan yürüme koşu bantları ile evlere sokulmuştur. Bu aletlerle evde yürüyüş ve koşu yapılması, kişinin egzersize uyumunu artırabileceği gibi, mevsim ve saha şartlarını olabildiğince standardize etmekte, egzersiz yapmayı kısıtlayıcı yağmur, kar, çamur, soğuk ve kirli hava gibi sorunları ortadan kaldırmaktadır. Ancak piyasada çok çeşitli koşu bantları bulunduğundan bunların performans ve sağlık açısından özellikleri çok farklıdır. Bazılarının şok emme sistemi yetersiz olup bunlar üzerinde yüksek hızlarda koşu yapılmamalıdır. Yine aynı şekilde ayakkabısız yürüme ve koşma da hiç kimse için önerilmez ama özellikle kilolu ve bacaklarında sağlık sorunları olan bireylerde egzersizle ilgili sorunlara yol açıp yaralanmalarına neden olabilir.”

Pause Sağlık

Mümkünse toprakta yürüyün

Beton zemin gibi yerlerde yürümek eklemler açısından sorun yaratmaktadır, ancak trambolin gibi aşırı şok absorban zeminlerde yürümek de ciddi denge sorunlarına ve buna bağlı düşmelere neden olabilir. Dolayısı ile tartan pist, toprak gibi orta düzeyde şok emen zeminler en sağlıklı olanlardır. Kişinin egzersiz yaparken sorun yaşamaması buna devamı için en önemli şart olduğu için bu hususlar her daim akılda tutulmalıdır.

Pause Sağlık

Kalp ve akciğer sorununuz varsa soğukta yürümeyin

Özellikle kalp ve akciğer sorunu olan bireylerde soğuk ve kirli hava sorunlarının artmasına neden olur. Soğuk hava kalp ve periferik damarlarda kanlanmayı olumsuz etkilerken, kirli hava akciğer havalanmasını kötü etkileyebilir. Dolayısı ile genel sağlığı sorunlu bireylerin bu tarz havalarda spor yaparken daha da dikkatli olması gerekir.