Yazılar

Kış şartlarında güvenli sürüş için 5 öneri

Kış şartlarında güvenli sürüş için 5 öneri

Sürücüler ağırlaşan yol ve iklim koşulları dolayısıyla kış aylarında yaza göre daha fazla kaza riski ile karşı karşıyadır. Özellikle kış koşullarına karşı hazırlık yapılmaması ya da yapılan hazırlıkların yetersizliği kaza olasılığını artırmaktadır.

Risklerden kaçının

Seyahat etmek kaçınılmaz olmadığı sürece tehlikeli yollardan uzak durulmalıdır. Karlı ve buzlu hava koşullarında mutlaka dışarı çıkılması gerekiyorsa, sadece iyice tuzlanmış ve temizlenmiş yollar kullanılmalı ve araç yavaşça sürülmelidir. Önde ilerleyen araç ya da araçlar ile yeterli mesafe (en az 4 saniye) bırakılmalı, kullanılan aracı yakından takip eden bir araç söz konusuysa, kenara çekilerek aracın geçip gitmesi beklenmelidir.

Aracı yola hazırlayın

Aracın yola çıkmaya uygun olduğundan ve bütün güvenlik kontrollerini geçtiğinden emin olun. Yola çıkmadan önce, silecek suyunun soğuk havaya uygun olup olmadığını kontrol edin, eksikse tamamlayın ve camlardaki kar, buz veya buğuyu tamamen (sadece ön camdan değil, tüm camlardan) temizleyin.

Acil durum çantası bulundurun

Aracın yakıt deposunun dolu olduğundan ve yedek lastik bulunduğundan emin olun. Her ihtimale karşı, araçta bir acil durum çantası bulundurmak da faydalı olabilir. Çantanın içinde yolda mahsur kalınması durumunda kullanılabilecek; sıcak tutacak giysiler, reflektörlü bir ceket, el feneri, kürek ve tamamen şarj edilmiş telefon gibi malzemeleri bulundurun. Ayrıca aracın yolda kalması durumunda sürücünün imdadına yetişen sigortanıza ait evrakları da unutmayın.

Takip mesafesini önemseyin

Seyahat esnasında herhangi bir durumda öndeki aracın ani şekilde fren yapması veya durması durumunda, arkadaki aracın kontrollü şekilde durabilmesi için takip mesafesine uyum sağlamak oldukça önemlidir. Kötü hava koşullarında görüş mesafesinin düşük olduğu durumlarda aracın farlarını açın ve kaygan yollarda fren yaparak durmak on kat kadar daha uzun sürebileceğinden, diğer araçlarla uzun bir takip mesafesi bırakın.

Kış lastiği ile daha güvenli sürüş imkanı

Kış aylarında hava sıcaklıklarının düşmesi otoyol koşullarını da değiştirir. Soğuk hava koşullarında yaz lastikleri daha çabuk sertleştiği için tutunma kabiliyetleri kış lastiğine göre çok düşüktür. Zorlu iklim koşullarında kış lastiği kullanan araç sürücülerinin, kuru asfalt, kar ve buzda daha iyi tutunma ve dolayısıyla daha güvenli sürüş imkânına sahip olduğunu unutmayın.

Generali Sigorta

KOBİ’lerin büyümelerine katkı sunacak 5 öneri

KOBİ’lerin büyümelerine katkı sunacak 5 öneri

KOBİ’ler hem istihdamın hem de ihracatın büyük bölümünü oluşturuyor. Yönetim süreçleri ve pazarlama ile ilgili sorunlar, ekonomiye ve istihdama sundukları katkılar ile ekonominin lokomotifi görevini üstlenen KOBİ’lerin büyümelerini ve sürdürülebilirliklerini doğrudan etkiliyor.

İş yapış süreçlerini standartlaştırın

KOBİ’lerin iş yapış şeklindeki tutarlılık, başarıyı doğrudan etkilemektedir. İşletmenin iş yapış şekli, standart olmalı; departmana, çalışana veya müşteriye göre değişiklik göstermemelidir. Süreçleri standartlaştırmak için dijital dönüşümün sunduğu uygulama ve yazılımlardan yararlanılmalı, kontrol edilebilir ve güncellenebilir bir yapı oluşturulmalıdır.

Müşteri ilişkilerini merkeze koyun

Günümüzde özellikle dijital alanın da getirdiği olanaklar dolayısıyla KOBİ’ler için müşteri ilişkilerinin yönetimi her zamankinden daha zor durumda. Her memnun müşterinin işletmeye yeni müşteriler kazandırabileceği gibi, memnun olmayan her müşterinin de potansiyel müşterileri kaybettireceği unutulmamalıdır. KOBİ’ler müşteri ilişkileri yönetiminde de mümkünse online çözümlerden yararlanmalı, müşteri ile ilişki yönetimi süreçlerini de dijitalleştirmelidirler.

İşletmenin dijital kimliğine önem verin

Günümüzde arama motorları, işletmelerle ilgili bilgilere ulaşma konusunda kullanıcılarına tüm kolaylıkları sunuyorlar. Arama motorlarında KOBİ ile ilgili araştırma yapıldığında kullanıcı karşısına çıkan bilgilerin, görsellerin ve yorumların kalitesi, işletme hakkında ilk izlenimi oluşturuyor. Dijital kimlik olarak tanımlanan işletmeler ile ilgili bu bilgilerin doğruluğu, görsel kalitesi ve yorumların olumluluğu gibi konular KOBİ’ler için her zamankinden daha fazla önem taşıyor.

Eğitimleri asla ertelemeyin

KOBİ’ler personel eğitimlerini ve personele yapılacak diğer harcamaları gider olarak değil, yatırım olarak görmelidir. İşletmenin faaliyet gösterdiği alandaki yeniliklerle ilgili eğitimlerin yanı sıra yönetim, pazarlama, müşteri ilişkileri, dış ticaret, e-ticaret gibi alanlarda mevcut personelin düzenli olarak eğitimler alması, işletmenin sektöründe bir adım önde olmasını beraberinde getirmektedir.

İşbirliklerine odaklanın ve ağırlık verin

Pandeminin getirdiği mevcut ortamda diğer işletmelerin de her zamankinden daha fazla işbirliğine ihtiyaç duydukları unutulmamalıdır. Hem mevcut müşterilere fayda sunacak hem de farklı sektörlerden müşteri adaylarına ulaşmayı sağlayacak işbirliklerine açık olunmalı ve bu işbirliklerini araştırmak ve oluşturmak iş süreçlerinde merkeze alınmalıdır. Farklı sektörlerden diğer KOBİ’lerle yapılacak işbirlikleri, bu zorlu dönemde hem gelir artışı sağlayacak hem de müşterilerle olan iletişimin sürdürülmesine olanak sunacaktır.

Generali Sigorta

Dijital dünyada müşteri yönetiminin 5 kuralı

Dijital dünyada müşteri yönetiminin 5 kuralı

Dijitalleşme ile birlikte alışveriş alışkanlıklarında köklü değişimler yaşanıyor. Bu durum marka ve tüketici arasındaki ilişkileri dönüştürmekle sınırlı kalmıyor, aynı zamanda marka ve müşteri arasındaki ilişkinin yönetimini de geçmiş dönemlere nazaran daha ayrıntılı kılıyor.

CRM yazılımlarından yararlanın

CRM (Customer Relationship Management – Müşteri İlişkileri Yönetimi) yazılımları, kolay kullanımları ve her sektöre hitap eden altyapılarıyla dikkat çekiyor. Müşteriler ile marka arasındaki sadakati artırmak, sorunlara yönelik hızlı çözümler üretebilmek ve potansiyel müşterilere dokunmak isteyen şirketlerin CRM yazılımlarının sunduğu avantajlardan yararlanması artık daha fazla önem taşıyor. Özellikle çok kanallı pazarlama stratejileri uygulayan şirketlerin iyileştirilmiş müşteri deneyimi için CRM yazılımlarını aktif bir şekilde kullanması gerekiyor.

Hızlı reaksiyon gösterin

Markalar için dijital dünyada zaman yönetimi kavramı oldukça önemli durumda. Şirketlerin içinde bulundukları sektörün davranış biçimine göre hareket ederek, müşterilerine karşı hızlı reaksiyon göstermesi, ilişki yönetiminde her zamankinden daha fazla önem taşıyor. Şirketlerin, gelen isteklere ve şikayetlere yönelik yanıt süreleri konusunda hassasiyet göstermeleri ve bu yönlerini güçlendirmeleri müşteri ilişkilerindeki bağı koruyor.

Sosyal medyada farklılaşın

Marka ile müşteri arasındaki iletişimin kuvvetli ve sağlıklı olması için sosyal medyanın etkin ve doğru yönetiminin yanı sıra müşteri ile yaşam boyu ortak olduğu mesajını sunması dijital dünyanın son trendleri arasında yer alıyor. Ancak markaların hedef kitlelerine yönelik anket, fokus grup veya araştırma yapmadan ve kısa-uzun vadeli stratejiler oluşturmadan sosyal medyayı yönetmesi, sosyal medyadaki erişimini-müşteri bağını belli bir noktanın üzerine taşıyamıyor. Markaların, kurum kimliğine ve felsefesine uygun tema, görsel ve reklam çalışmalarının yanı sıra müşteriyle bağ kurabileceği farklı opsiyonlara yönelmesi başarıyı beraberinde getiriyor.

Müşteriyi asla suçlamayın

Dijital dönüşüm danışmanları tıpkı müşteriler gibi markaların da hata yapabileceğini söylüyor. Markaların yaşanan problemler karşısında soğukkanlı olması ve müşterileri suçlamak yerine probleme en uygun çözümü üretmesi gerektiğinin altı çiziliyor.

Kullanıcı deneyimine önem verin

Kullanıcı deneyimlerini dikkate almak, müşterinin beklentilerini ve deneyimlerini anlama yolculuğunda önemli bir noktada yer alıyor. Şirketlerin, marka algılarının yanı sıra müşteriler ile bağın ve iletişimin güçlenmesi anlamında kullanıcı deneyimlerine yönelik adımlar atması, günümüzde gereklilikten öte zorunluluk olarak öne çıkıyor.

Generali Sigorta

Güne iyi hissederek başlamak için 6 öneri

Güne iyi hissederek başlamak için 6 öneri

Güne iyi başlamak bütün gün kullanılacak enerjinin kaynağıdır. Atılacak ve alışkanlık haline getirilecek minik adımlar hem günün verimli geçmesine hem de kişinin kendisine daha fazla vakit ayırmasını olanak sunar.

Güne erken başlayın

Yapılan araştırmalar sabahları erken uyanan ve telaş halinde olmayan insanların gün içinde daha enerjik ve mutlu hissettiğini gösteriyor. Güne erken başlamak, yapılması gereken işleri ve aktiviteleri planlamak açısından fayda sağlamanın yanı sıra bütün güne pozitif etki ederek, kişinin kendine daha fazla vakit ayırmasına da katkı sağlar.

Güne 1 bardak su ile başlayın

Su, hayat için vazgeçilmezdir ve sağlığa olan yararları tartışılmazdır. Uyku zamanında susuz kalan metabolizmayı uyandırmanın en güzel yolu, güne 1 bardak su ile başlamaktır. Güne 1 bardak su ile başlamak metabolizmanızın uyanmasını sağlamanın yanı sıra vücutta biriken toksinlerin de dışarı atılmasına yardımcı olmaktadır.

Kahvaltıyı ihmal etmeyin

Dünyadaki tüm uzmanlar kahvaltının en önemli öğün olduğu konusunda birleşiyor. Kahvaltı uzun süren açlık sonrasında düşen kan şekeri seviyesini yükselterek, güne zinde ve enerjik başlamayı sağlar.

Keyifli bir sabah şarkısı seçin

Araştırmalar, sabahları uyandığımızda müzik dinlemenin günü daha iyi hale getirdiğini ortaya koyuyor. Sevilen bir parçayı dinlemek, güne olumlu düşüncelerle başlamanın en iyi yöntemleri arasında yer alıyor.

Ilık bir duş alın

Birçoğumuz sabah uyandıktan sonra ya da gece yatmadan önce duş almayı tercih ediyoruz. Araştırmalara göre, stresli çalışanlar için ideal olan sabah duş almak. Duş, rahatlatıcı etkiye sahipken aynı zamanda uyanmayı da sağlıyor.

Telefon ve e-postalardan uzak durun

Telefon ve e-postalar hayatımızın bir parçası durumunda. Ancak kahvaltı yapmadan, tam olarak uyanamadan ve günü planlamadan telefonları, mesajları ve e-postaları yanıtlamak stresi artırıyor. O nedenle kahvaltı ve sabah bakımı rutinlerini tamamladıktan sonra telefonların ve maillerin yanıtlanması öneriliyor.

Generali Sigorta

Kendi e-ticaret platformunu kurmak isteyenlere 7 öneri

Kendi e-ticaret platformunu kurmak isteyenlere 7 öneri

Özellikle pandemi döneminde büyük bir ivme kazanan e-ticaret, kendi işini kurmak veya ürünlerini dijital dünyayı kullanarak satmak isteyenler için yeni fırsatlar barındırıyor. Ancak e-ticaret alanında atılan yanlış veya eksik adımlar, girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden oluyor.

E-ticaret fikrini doğru analiz edin

E-ticarete tutkuyla başlamak, başarının anahtarı durumunda. Ancak ister fiziksel ister online bir girişime tutkuyla başlanırken bazı noktalar göz ardı edilmektedir. Bu kritik noktaların başında ise e-ticaret fikrinin tüm yönleriyle doğru analiz edilmemesi, fizibilite çalışmasının ve iş planının yapılmaması gelmektedir. Unutulmamalıdır ki, başarılı bir e-ticaret girişimi, öncelikle iş fikrini doğru analiz etmeyi gerektirir.

Beklentileri net şekilde ortaya koyun

E-ticaret alanında faaliyete başlamak, büyümek ve bu işten para kazanmak isteyen girişimcilerin attıkları ilk adım, bir fikir bulmak ve bu kadar engin bir alan içerisinde kendilerini başarıya ulaştıracak bir yol çizmektir. Bunu yaparken hayata geçirilecek e-ticaret sitesinin nasıl bir işleyişi olacağı, hangi alanda konumlanacağı belirlenmeli, buradan ne beklenildiği net şekilde tayin edilmelidir. Aksi taktirde, e-ticaret dünyasında kaybolmak ve başarısız olmak olasıdır.

Özgün olun

Yeni iş fikirleri, ürün ve hizmet alanları bulmak yerine, yapılan işleri taklit etmek, e-ticaret girişimcilerin sıkça yaptıkları hatalardan biridir. Özgün olmak, girişimcinin iş fikrinin pazarda rakiplerinden ayrışmasına ve kısa sürede iş planında hedeflenen noktalara ulaşmasına yardımcı olmaktadır.

E-ticaret sitesinin kullanıcı dostu olmasına özen gösterin

Bugün birçok kişi, hemen hemen tüm ihtiyaçlarını online satış kanallarından karşılıyor ve alışverişlerini e-ticaret sitelerinden yapıyor. Tüketici trafiğinin ve rekabetin bu denli yüksek olduğu bir ortama giriş yaparken kurulacak e-ticaret sitesinin kullanıcı dostu, kolay kullanımlı, hızlı, şık ve özgün tasarımlı ve güvenlik olarak da tüm altyapıyı sunar şekilde inşa edilmesi önem taşımaktadır. Ayrıca site, zamanında ürün iadesi ve geri ödeme konusunda müşterinin beklentilerini karşılayacak nitelikte olmalıdır.

Pazarlamaya önem verin

E-ticaret girişimcilerin yaptığı belki de en kritik hata pazarlamaya önem vermemek ve pazarlamayı bir gider kalemi olarak görmektir. Üretilen veya sunulan ürün ya da hizmetlerin kalitesi ne kadar iyi olursa olsun, pazarlama faaliyetleri yetersiz oldukça, ürün ve hizmetler hedef kitleler nezdinde bilinirlik ve farkındalık yaratamamaktadır.

Pazar yeri entegrasyonunu sağlayın

İnternet üzerinde alıcıların ve satıcıların bir araya geldiği pazar yerleri (marketplace) arasında iletişimi sağlayan ve veri alışverişi yapan yazılımların önemi giderek artıyor. E-ticaret girişimcilerin, gelişen teknolojiyle birlikte bu iletişimin kişilerce yapılmasına gerek kalmadan, geliştirilen yazılımlar ile gerçekleştirilmesi, satın alma işlemlerini çok daha hızlı ve sorunsuz bir şekilde yapmalarına olanak sağlamaktadır. Ayrıca çevrimiçi iletişim ve satış sonrası sürece dair müşteri hizmetleri ile ilgili uyumluluk düzenlemeleri ve riskler hakkında atılacak adımlar da başarıyı doğrudan etkilemektedir.

E-ticaret girişimcilerine destek veren oluşumlar ile irtibata geçin

Bir e-ticaret girişimi fikri olan veya yeterli finansmanı bulamayan e-ticaret girişimcilerine yönelik farklı kurum, kuruluş ve dernekler maddi ve manevi destekler sağlamaktadır. Türkiye’de bulunan ve girişimcileri destekleyen kurum, kuruluş ve dernekleri araştırarak ve iletişime geçerek e-ticaret alanında finansal destek almak mümkündür.

Generali Sigorta

Hayata dair motivasyonu artıracak 5 öneri

Hayata dair motivasyonu artıracak 5 öneri

Hayatımızda motivasyon olmadan, başarı ve mutluluk için çabalamak ve içsel mutluluk elde etmek oldukça zordur. Yapılan araştırmalara göre motivasyon, hem iş hem de özel hayata dair amaçları doğrudan etkilemekte, hayata bağlı kalmayı ve yeni amaçlar edinmeyi sağlamaktadır.

Daima bir amaç ile hareket edin

Bir şeyi neden yaptığınızı ve ulaşacağınız amacın ne olduğuna bilmiyorsanız, enerjinizi ve zamanınızı boşa harcıyorsunuz demektir. Hatta çevrenizdekilerin ve gerçekleştirdiğiniz eylem içinde yer alan kişilerin de zamanlarının ve enerjilerinin boşa harcanmasına neden olma ihtimaliniz de yüksektir. Yapılacak eylemi gözden geçirerek başlamak ve bir amaç ile hareket etmek ise, atılan her adımı anlamlı kılar. Her eylemin bir amacının olması, yaşam hedeflerinize kolayca yönelmenizi sağlar.

Mükemmel anı beklemeyin

Harekete geçmek için her şeyin mükemmel olması beklemek en önemli yanılgılardan biridir. Gerçek başarı, elde ettiğimiz şeylerden değil, onları başarmaya çalışırken gösterdiğiniz çabalardan gelir. Hayatımızda mükemmel olan tek şey, harekete geçmekte tamamen özgür olmamızdır.

Olumsuz düşünceleri bir kenara bırakın

Olumlu düşünceler, olumlu eylemlere yol açar ve elinizden gelenin en iyisini yapmanıza yardımcı olur. Olumsuzlukların geçici olduğunu ve diğer tüm insanların da sizin gibi günlük hayat içinde çeşitli sorunlarla karşılaştıklarını unutmayın ve yaşadığınız sorunların sadece size özgü olmadığının farkında olun.

Çevrenizdekilerin davranışlarınızı doğrudan etkilediğini unutmayın

Çok sayıda bilimsel araştırma, çevremizdeki insanların davranışlarımızı doğrudan etkilediğini ortaya koymaktadır. Çevrenizdeki insanlar, neyi “normal” olarak kabul ettiğinizi tanımlarlar ve böylece sizi ya kendi seviyelerine yükseltirler ya da düşürürler. Dolayısıyla çevrenizdekilerin, sizin gibi bir amaç ekseninde hareket eden, başarı ve mutluluk için attığınız adımları yargılamayan ve dolayısıyla da motivasyonunuzu olumsuz etkilemeyen kişilerden oluşmasına çaba gösterin.

Yeni şeyler öğrenmeyi asla bırakmayın

Yeni şeyler öğrenmek hem hayata bağlı kalmanızı hem de yeni amaçlar edinmenizi sağlar. Edineceğiniz bu yeni amaçlar ise hayata dair motivasyonunuzu yüksek tutar. Bu nedenle hangi yaşta olursanız olun, asla yeni şeyler öğrenmekten kaçınmayın ve yeni bir şeyler öğrenmeyi yarına bırakmayın.

Generali Sigorta

Genç profesyoneller kariyerleri nasıl planlamalı?

Genç profesyoneller kariyerleri nasıl planlamalı?

Dijital dönüşüm, son yıllarda yaşanan çevresel değişimler, kuşakların tercihlerindeki farklılaşmalar ve tüketicilerin beklentilerindeki hızlı değişimler, iş dünyasının dinamiklerini de derinden etkiliyor. Yaşanan dijital dönüşümle ve pandemiyle birlikte yeniden şekillenen iş hayatına atılan genç profesyonellerin birçok zorlukla mücadele etmesi gerekiyor.

Kariyerinizde nereye ulaşmak istediğinizi ilk yıllarda belirleyin

İş dünyasına yeni adım atan gençler, daha önce herhangi bir tecrübeleri olmadığından kendilerini neyin mutlu edeceğini, hangi konularda daha yetenekli olduklarını anlamadan iş hayatına giriş yapabiliyor. Koşullar gereği doktor, avukat vb. çoğu meslek haricinde gençler hangi sektörde ve hangi işi yaparak mutlu olurum tercihini yapamıyorlar. Bu tercih genelde finansal bir karar ekseninde şekilleniyor. Unutmalıdır ki,  iş hayatında uzun ve mutlu yıllar geçirmek için yapılacak işin sevilmesi ve gerekli yetkinliklere sahip olunması oldukça önemlidir. Harika olur denilen işler bazen hayal kırıklığı yaratabilir, çok iyi yapılabileceği düşünülen işler ise sizi başarısız hissettirebilir. Bazen denemek ve risk almak gerekebilir. Gerekirse geç olmadan risk alarak ilk yıllarda kariyeriniz ve hedeflerinizle ilgili değişiklikler yapın, yoksa sonra geç olabilir.

Dijital dünyadaki varlığınıza yatırım yapın

İş dünyasının geleceği dijital yetkinlikler üzerine kuruluyor. Teknolojik gelişmeler ve dijital dönüşüm, iş dünyasında her geçen gün yeni ihtiyaçların doğmasını ve bu ihtiyaçlara yönelik hızlı çözüm önerileri geliştirilmesini zorunlu kılıyor. Genç profesyonellerin dijital varlıklarını geliştirecekleri mecralarda yer almaları, bu mecralara dair yetkinliklerini geliştirmeleri ve dijital dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmeleri her zamankinden daha fazla geri dönüş alma imkanı sunuyor. Güncel kalarak, bu yetkinlikleri edinmek için sürekli dinamik olun.

Bakış açınızı genişletin, en iyisini yapmaya çalışın

İş hayatına başladığınız ilk yıllarda yaptığımız işlerin bir kısmı rutin, kendimizi geliştirmek için faydası olmayan işler gibi görünebilir. Ama yaptığınız işin şirkete katkısını bilerek çalışın. Kendinizi geliştirmek istiyorsanız ne yaparsanız yapın en iyisini yapmaya çalışın, kendinizi zorlayın. Bu işi yaparken neyi daha iyi yaparsam neyi değiştirirsem daha fazla değer yaratabilirim diye düşünerek yapın. Böyle yaptığınızda daha yorucu olabilir, daha uzun sürebilir ama kesin bilgi; başarıyı ve kişisel tatmini getirecektir.

Risk almaktan, hata yapmaktan çekinmeyin

Çünkü, hata yapmak öğrenmektir. Denemeden hata yapmadan öğrenmek, tecrübe edinmek mümkün değildir. Hem işlerinizi yaparken hem kendi kariyerinizle ilgili kararlarınızda risk alın, hata yapmaktan çekinmeyin. Risk almak sorumluluk almaktır ve sizi geliştirir. Unutulmamalıdır ki, konfor alanında kalmak ilerleme getirmeyebilir.

Bir STK’ye üye olun

Kendinize yatırım yaparken iş haricinde farklı konularda da kendinizi geliştirmeniz gerektiğini unutmayın. Kişisel gelişiminizi ne kadar tamamladıysanız kariyerinizde o kadar başarılı olacaksınız. Bir sivil toplum kuruluşuna aktif üye olarak tecrübenizi ve birçok kişisel özelliğinizi geliştirmeniz iş hayatı dışında da farkında birey olarak kendinizi geliştirmeniz mümkün. Sivil Toplum Kuruluşları (STK) toplum yararına olan çalışmaların el birliği ile yapılmasına olanak sağlamaktadır. Genç profesyonellerin çevre, kadın, sağlık, insan hakları veya tercih edilecek başka bir alana yönelik bir STK içinde yer almaları; dayanışma, farklı insanlarla iletişim kurma, yardım etme, paylaşma, empati geliştirme gibi kişiliği besleyen birçok unsuru gerçekleştirmelerine imkanı sunacaktır.

Zamanı ve stresi doğru yönetmeyi öğrenin

İş dünyasında başarılı bir birey olmak ve kariyer basamaklarını hızlı tırmanmak zamanı ve stresi iyi yönetmekten geçiyor. Genç profesyonellerin zaman ve stres yönetimine gereken önemi vermesi ve bu noktalara dair eksikliklerini gidermeleri başarılı bir iş hayatı yolunda büyük önem taşıyor. Zamanı yönetmek için alışkanlıklar geliştirin, planlı olun ve bu disiplini ilk yıllarınızdan itibaren bırakmayın. Stresi yönetmek için ise özel ve iş hayatı dengesini kurun.

Hayal etmeyi asla bırakmayın, vazgeçmeyin

İnsanoğlunun yeryüzünde yarattığı her şeyin hayal etmekle başladığı unutulmamalıdır. Günümüzde kullandığımız tüm cihazlar, yazılımlar, hayatı kolaylaştıran ürün ve hizmetlerin tümü bir hayalin gerçeğe dönüşmüş halleridir. Ve yine unutulmamalıdır ki, hayal etmeyi bırakmak aslında yaşamayı bırakmaktır. Asla hayallerinizden vazgeçmeyin.

Generali Sigorta

Çevreyi korumanın 7 yolu

Çevreyi korumanın 7 yolu

Gündelik hayatta yapabileceğimiz küçük değişiklikler, atabileceğimiz bazı küçük adımlar çevreyi koruma konusunda büyük etkiler yaratabiliyor. Birçok ülkede ve Türkiye’de yaşanan yangınlar, seller, artan sıcaklıklar, denizlerin kirlenmesi gibi durumlar çevremizi her zamankinden fazla korumamız, sahip çıkmamız gerektiğini bizlere gösteriyor.

Milyarlarca litre temiz suyun boşa gitmesini durdurun

Araştırmalara göre diş fırçalarken açık bırakılan her bir musluk, 10-12 litreye kadar temiz içme suyunun boşa gitmesine sebep olmaktadır. Dişleri fırçalarken musluğu kapatmak gibi minik bir farkındalık, dünya genelinde yılda milyarlarca litre temiz suyun boşa gitmesini engelleyecektir.

Taşıtlardan kaynaklanan çevre kirliliğinin önüne geçin

Ev ve iş yeri yakın mesafede olan kişilerin araba kullanmak yerine yürümeleri, son dönemlerde sıkça dile getirilen önerilerden biri durumunda. Uzak mesafeler için toplu taşıma araçlarından daha fazla faydalanmak, birbirine yakın oturan iş arkadaşlarının tek araç ile birlikte işyerine yol almaları gibi seçenekler ise, çevreyi korumak adına kolaylıkla uygulanabilecek diğer önlemler arasında yer alıyor.

Boşa giden enerjiye dur deyin

Bilgisayar gibi elektronik eşyaları uyku konumuna almak yerine tamamen kapatmak, ofislerde ve evlerde kullanılan çay ve kahve makinelerini sürekli açık bırakmamak, enerji tasarruflu ampuller kullanmak, enerji sarfiyatı düşük olan beyaz eşyaları tercih etmek, hem enerjinin boşa gitmesini durdurmak hem de çevreyi korumak adına atılabilecek basit ama önemli adımlardır.

Daha az kağıt kullanın

Pandemi ile birlikte evlere ve ofislere verilen yemek siparişi oranı artış gösterdi. Eve veya ofise yemek siparişi verildiğinde plastik çatal-bıçak istemeyerek, yazıcıdan çıktı alırken kağıtların arka yüzlerini de değerlendirerek ve kağıt bardak kullanmayarak ağaçları ve çevreyi korumak mümkündür.

Plastik kullanımını sınırlandırın

Günlük yaşamda pratik bir kullanıma sahip olan plastikler doğada kolay dönüşüm döngüsüne girmedikleri için çevre kirliliğine yol açıyor. Bu durumun önüne geçmek için; plastik torbalar yerine bez torbalar veya sepetler kullanmak, suyu plastik şişeden içmek yerine cam şişeler kullanarak tüketmek, plastik eşyaları direkt çöp kutusuna atmak yerine eve ya da işyerine yakın bir geri dönüşüm kutusuna atmak gibi basit adımlarla, plastiğin çevreye verdiği zararları azaltmak mümkündür.

Atıkları ayrıştırın

Geri dönüşüm evde başlar. Evde geri dönüşüm denildiğinde ise çöplerin ayrıştırılması akla gelen ilk şeydir. Buna rağmen halen çöp ayrıştırmada bilinçli davranılmamakta, bu hassas konu önemsenmemektedir. Cam, plastik, metal, kağıt ve kimyasal atıkları evde ayrıştırmak ve geri dönüşüm kutularına atmak, çevreyi korumak adına kolayca uygulanabilecek bir diğer yöntemdir.

Atık yağları lavabolara dökmeyin

Ülkemizde her yıl yüzbinlerce ton atık yağ ve kimyasal madde doğaya bırakılmaktadır. Unutulmamalıdır ki, lavabolara dökülen her 1 litre atık yağ, 1 milyon litre temiz suyu kirletmektedir. Kimyasalların çevreye verdiği zararın önüne geçmek için ise, evde mümkün olduğunca kimyasal temizleyiciler yerine karbonat, beyaz sirke gibi doğal temizlik malzemeleri tercih edilmelidir.

Kaynak: Generali Sigorta

Sokak hayvanlarına yardım etmenin 7 yolu

Sokak hayvanlarına yardım etmenin 7 yolu

Modern yaşam, mevsimsel geçişler, yükselen sıcaklık değerleri, hava ve su kirliliği gibi birçok faktör her geçen gün sokak hayvanlarının yaşam alanını sınırlandırmaya devam ediyor. Sokak hayvanları sıcak yaz aylarında başta susuzluk olmak üzere, beslenme, barınma ve korunma noktasında yardıma ihtiyaç duyuyor.

En etkili yöntem: Sahiplenmek

Sokak hayvanlarına yönelik farkındalık bireysel ve toplumsal anlamda son dönemlerde artış gösteriyor. Sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve belediyeler sokak hayvanlarının bakımına ve beslenmesine yönelik birçok çalışmayı eş zamanlı yürütüyor. Uzmanlara göre sokak hayvanlarının beslenme, barınma ve korunma gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasında en etkili yöntem onları sahiplenmek.

ALO 153 hattı

Sokak hayvanlarının sağlık ve tıbbı müdahale ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik Türkiye genelinde belediye ekiplerine bağlı ALO 153 çağrı merkezi bulunuyor. Temeli 1990’lı yıllarda atılan ALO 153 destek hattı, sokak hayvanlarının yanı sıra yaşlılar ve engelli bireyler için de hizmet sunuyor.

STK’lara üye olmak

Ülkemizde sokak hayvanlarını korumaya yönelik birçok sivil toplum kuruluşu ve gönüllü organizasyonlar bulunuyor. Sokak hayvanlarının haklarını korumak için çalışan sivil toplum kuruluşları ve gönüllü organizasyonlar çeşitli bağışlar ve desteklerle varlığını sürdürüyor. Ayrıca bu yapılar her geçen gün gönüllü çalışanlara ve desteğe ihtiyaç duyuyor.

Erken ihbar hayat kurtaracak

Geçtiğimiz günlerde kabul edilen ve kısa bir süre sonra yürürlüğe girmesi beklenen hayvan hakları yasa tasarısı, sokak hayvanlarına yönelik birçok hakkın hukuki boyutuyla tanınmasına olanak sağladı. Tasarı ile sokak hayvanlarına yönelik kötü niyetli davranışlar, psikolojik ve fiziksel şiddet ile çeşitli suçların önüne geçilmesi amaçlanıyor. Tasarı ile birlikte hayvanlar artık canlı statüsünde yer alıyor ve yasa istenmeyen durumlara karşı şikayet edilmesi gerektiğinin altı çiziliyor.

Sahiplendirme ağları

Son dönemlerde büyük bir ivme kazanan “Satın alma, sahiplen!” kampanyası ile birlikte sokak hayvanlarının yuva bulmasında önemli ölçüde yol kat edildi. Bunun yanı sıra dijitalleşmenin de etkisiyle çeşitli sahiplendirme ağları ve uygulamalarının sayısı ve kullanıcı sayısı artmaya başladı. Sahiplendirme ağları ve uygulamaları üzerinden sokak hayvanlarını sahiplenmek veya sahiplendirmek oldukça kolay bir hal aldı.

Bir kap su ve bir kap mama

Sokak hayvanlarının beslenme probleminin önüne geçmek amacıyla yakın geçmişte başlatılan bir kap su ve bir kap mama hareketi gün geçtikçe katılımcı sayısını ve etkisini arttırmaya devam ediyor. Ayrıca kamu ve özel sektör, farklı pilot bölgelerde plastik atıkların toplanmasını amaçlayan ve plastik atıklar karşılığında sokak hayvanlarına yiyecek ve su sağlayan mama otomatlarını kullanmaya başladı. Bir yandan çevre temizliği ve geri dönüşüm gibi kavramların desteklenmesi amaçlanırken, diğer yandan sokak hayvanlarının ihtiyaçlarının karşılanması amaçlanıyor.

Temiz yaşam alanları sağlamak

Sokak hayvanlarının doğası her geçen gün biraz daha zarar görüyor. Sokakların temizliği sokak hayvanlarına uygun yaşam alanları oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda sokak hayvanlarının sağlıklarının korunmasında da önemli bir rol oynuyor. Temizlik çalışmalarının yanı sıra gönüllü hayvan severlere de bu noktada büyük iş düşüyor.

Generali Sigorta

KOBİ’ler dijital kabiliyetlerini nasıl geliştirebilir?

KOBİ’ler dijital kabiliyetlerini nasıl geliştirebilir?

Generali Sigorta, Türkiye ekonomisinin lokomotif gücü olan ve yüzde 99.8’ini oluşturan KOBİ’lere dijitalleşme kabiliyetlerinin gelişimi açısından dikkat etmeleri gereken noktaları sundu.

Dijitalleşme son yıllarda KOBİ’ler için gereklilik değil, zorunluluk durumunda. Hem verimliliklerini hem de karlılıklarını artıracak dijital yatırımlara mesafeli duran KOBİ sayısı geçen yıllara göre azalsa da, KOBİ’lerin büyük bir bölümü dijitalleşmeye mesafeli yaklaşıyor.

İşletmenin web sitesine yatırım yapmak

Günümüzde KOBİ’lerin bir anlamda sanal vitrini özelliği taşıyan web siteleri, dijital iletişimin merkezini ifade ediyor. KOBİ’ler ile müşteriler arasındaki ilk temas genellikle web siteleri üzerinden gerçekleşiyor. Bu nedenle işletme bir web sitesine sahip değilse, mutlaka en kısa sürede gerekli adımlar atılmalıdır. Web sitesi mevcut ise güncel trendlere uygun olarak geliştirilmelidir. Mümkünse web sitesinde yüksek çözünürlüğe sahip görseller kullanılmalı, site mutlaka mobil uyumlu olmalıdır. Çünkü web siteleri son yıllarda hem şirketlerin dijital dünyadaki yüzü hem de sosyal medya hesaplarında link vererek içerik paylaşmaları için referans noktası olma özelliği taşıyor. Ayrıca işletmeler, web sitesinde “teklif formu” kullanarak müşterilerden talep toplayabilir, teklifler sunabilir ve yeni müşterilere ulaşarak gelirini artırabilir.

İşletmenin dijital kimliğine yatırım yapmak

Günümüzde arama motorları, işletmelerle ilgili bilgilere ulaşma konusunda kullanıcılarına tüm kolaylıkları sunuyorlar. Arama motorlarında KOBİ ile ilgili araştırma yapıldığında kullanıcı karşısına çıkan bilgilerin, görsellerin ve yorumların kalitesi, işletme hakkında ilk izlenimi oluşturuyor. Dijital kimlik olarak tanımlanan işletmeler ile ilgili bu bilgilerin doğruluğu, görsel kalitesi ve yorumların olumluluğu gibi konular KOBİ’ler için her zamankinden daha fazla önem taşıyor.

Sosyal medya ile hedef kitlelere dokunmak

Türkiye’de toplamda 70 milyondan fazla internet kullanıcısı bulunuyor. Öte yandan ülke nüfusunun hemen hemen %70’i ise sosyal medya kullanıcısı. Dolayısıyla KOBİ’lerin başta sosyal mecralar olmak üzere, iş, ürün ve hizmetleri ile uyumlu tüm platformlarda yer almaları, hedef kitlelerine ulaşmak açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca KOBİ’lerin sosyal medya mecralarında düşük maliyetlerle düzenli reklamlar vererek, ürün ve hizmetlerini bu mecralar üzerinden hedef kitleleri ile buluşturmaları da mümkün.

Müşterilerin ihtiyaçlarına ve tercihlerine göre dijital mesajlar ve kanallar seçmek

Kişiye özel e-posta gönderimi, özellikle kritik dönemlerde KOBİ’lerin daha fazla geri dönüş almalarına olanak sağlamaktadır. Web sayfasında tüketicilerin gezindikleri kategorilerin ve ürünlerin bilgisi kullanılarak kişiye özel atılan e-postalar, KOBİ’lerin rekabette ön plana çıkmasına ve finansal açıdan ek gelirler elde edilmesine olanak sunmaktadır. Ayrıca Whatsapp veya SMS gibi dijital araçlar da müşteriler nerede olurlarsa olsunlar onlara aynı anda ulaşılmasını sağlayabilecek diğer araçlardır. KOBİ’lerin Whatsapp ve SMS gibi dijital araçları da kullanarak müşterilerine anlık olarak ulaşabilmeleri ve her koşulda bilgi sunabilmeleri mümkündür.

Müşterilerin kişisel verilerinin korunması, müşterilerle etkileşimde önemli bir rol oynar

KOBİ’lerin müşterileri ile iletişime geçerken KVKK (Kişisel Verileri Koruma Kanunu) ile belirlenen sınırlar çerçevesinde hareket etmesi de oldukça önemlidir. KVKK, KOBİ’ler için de büyük bir dönüşümü beraberinde getirmiştir. KOBİ’lerin dikkat etmesi gereken en önemli nokta; emanet alınan verilerle ilgili olarak KVKK’ya uygun şekilde veri yönetimini yapmak ve müşterilerinden pazarlama iznini almaktır. Ayrıca e-posta veya SMS gibi ticari elektronik ileti göndermek isteyen KOBİ’ler, İleti Yönetim Sistemi’ne (İYS) kaydolmak zorundadır. Yalnızca sistem üzerinde onayı olan alıcılara ticari elektronik ileti gönderilebildiği unutulmamalıdır.

Generali Sigorta