Yazılar

Dikkat dağınıklığı ile başa çıkmanın yolları

Dikkat dağınıklığı ile başa çıkmanın yolları

Psikolojik ve fiziksel birçok etkene bağlı olarak oluşan dikkat dağınıklığı, günlük hayatımızı etkilemeyi sürdüren pandemiyle birlikte giderek yaygınlaşan bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Unutkanlık, işe veya özel hayata odaklanamama, stres gibi faktörleri beraberinde getiren dikkat dağınıklığı, özellikle son dönemlerde anne ve babaları etkileyen bir problem olarak dikkat çekiyor.

Sosyal izolasyon oluşturun

Günlük hayatta başarı ve başarısızlığın temel faktörlerinden biri olan odaklanma yeteneği, dikkat dağınıklığının en büyük nedenleri arasında sayılmaktadır. Dikkat dağınıklığını önlemek için odaklanmayı engelleyen etkenler ortadan kaldırılmalı ve buna neden olan durumlar iyi yönetilmelidir. Bunu sağlamak için, sosyal bir izolasyon alanı oluşturmalı, odağı bozacak kişiler ve nesneler bu ortamdan uzaklaştırmalıdır.

Bir zaman ve iş planı hazırlayın

İş ve sosyal hayatlarımızda gün içerisinde tamamlamakla yükümlü olduğumuz çok sayıda görev bulunuyor. Bu görevleri yapmanın önündeki en büyük engellerden birini dikkat dağınıklığı oluşturuyor. Bu durumu engellemek için hem iş hem de özel hayata dair bir zaman planı yapmak ve bu plana uymak, tüm işlerin ve gereksinimlerin aksamadan tamamlanmasını sağlayacaktır. Ek olarak, evden çalışılan zamanlarda mutlaka iş ve ev hayatı arasında net ve kesin sınırlar çizilmelidir. Bilgisayarı kapatmak konusunda disiplinli olmanın aile ve ev ile ilgili işlere odaklanmayı kolaylaştıracağı unutulmamalıdır.

Mutlaka küçük molalar verin

Dikkat dağınıklığının en büyük sebeplerinden biri de panik ve strestir. Plan dışında bir şeyle karşılaşıldığında odak hızla dağılır ve dikkat dağınıklığı ortaya çıkar. Bunun için gün içerisinde kısa molalar verilmeli ve sadece kişiye özel küçük zaman dilimleri oluşturulmalıdır. Ayrıca mümkünse gün içinde birkaç kez kısa yürüyüşler yapılması, temiz hava alınması ve vücudun esnetilmesi önerilmektedir. Bu şekilde dikkatin dağılması engellenebilir ve yeniden odaklanma sağlanabilir.

Çevrimdışı olun

Dijitalleşme ve teknolojik gelişmelerin etkisiyle hayatımıza giren akıllı cihazlar, zihnin aynı anda birçok farklı kanaldan enformasyona maruz kalmasına neden olmaktadır. Dikkatin dağıldığı anlarda akıllı cihazların kullanımı bırakılmalı, çevrimdışı olunmalı ve tekrar yapılan işe odaklanılmalıdır. Ayrıca, belirli bir saatten sonra e-posta, mesajlar ve bildirimlerin kapatılması da hem andan keyif almak hem de dikkat dağınıklığının önüne geçmek için iyi bir adımdır.

Meditasyon işe yarayabilir

Kısa bir süre önce başlayan ve hem ekonomik hem de sağlık açısından olumsuz bir süreci beraberinde getiren pandemi, yeni yaşam normları oluşturmayı ve bu kurallara uymayı bir zorunluluk haline getirdi. Bu durum fiziksel ve psikolojik sorunların artmasına, mutluluk oranlarının düşmesine ve buna bağlı olarak dikkat dağınıklığı ve odaklanamama gibi problemlerin çoğalmasına neden oldu. Bu dönemde meditasyon, yoga, pilates, tai chi gibi farklı uygulamalarla psikolojik olarak rahatlama sağlanması ve dikkat dağınıklığı probleminin üstesinden gelinmesi mümkündür.

Eğer dikkat dağınıklığı ve benzer psikolojik rahatsızlıklar, iş ve özel hayatı olumsuz derecede etkiliyorsa mutlaka doktora danışılmalı ve tedavi süreci mutlaka doktor gözetiminde yapılmalıdır.

Generali Sigorta

Çocukları dijital dünyada koruyacak 5 yöntem

Çocukları dijital dünyada koruyacak 5 yöntem

Son yıllarda çocukların bilgisayar ve internet ortamına dahil olma oranları artış gösteriyor. Yayınlanan raporlara göre her 3 internet kullanıcısından biri çocuk olarak karşımıza çıkıyor. Çocuklar aileleri, öğretmenleri ve arkadaşlarından daha çok dijital dünyada vakit geçiriyor. Ancak bu durum çocukların sağlıklı bilişsel ve fiziksel gelişimi için bazı tehditleri de beraberinde getiriyor.

Çocukları olası tehlikelere karşı bilinçlendirmek

Anne babalar çocuklarını gerçek hayattaki tehlikelerden korumak için sürekli çaba harcıyor. Aynı şekilde interneti de bilinçli, güvenli ve etkin kullanmayı öğreterek, çocukları sanal dünyanın olası risklerden korumak mümkün.

Ebeveyn gözetimini ihmal etmemek

Çocuk internette geçirdiği zamanda yalnız bırakılmamalı, ebeveynin gözetiminde olmalıdır. Ayrıca çocuğun davranışları da yakından gözlemlenmelidir. Ruh halinde değişiklik, isteksizlik ve derslerine özen göstermeme gibi beklenmedik değişimler söz konusu ise, dijital dünyadaki adımları yakından izlenmelidir.

Yasaklamak yerine günlük kullanım süresi belirlemek

Çocukların dijital dünya konusundaki istek ve ihtiyaçları ebeveynleri tarafından dikkate alınmalıdır. Yasaklamak veya katı bir tutum sergilemek yerine, günlük kullanım süresi belirlenmelidir. Bu kullanım süresinin aşılması durumunda sabırlı olunmalı ve çocuğun belirlenen günlük kullanım süresine riayet etmesine yönelik iletişim dili kullanılmalıdır.

Engelleme programları kullanmak

Ebeveynler olası dijital tehlikelerin önüne geçmek için çocukların gezmiş olduğu internet sitelerini mutlaka gözden geçirmelidir. Yaşlarına uygun olmayan ve çocuğun psikolojisi üzerinde olumsuz etki yaratabilecek siteler, web sitesi engelleme programları yardımıyla engellenmelidir.

Gerçek dünyada vakit geçirmek

Sürekli ekran, tablet ve bilgisayarla zaman geçirmenin duygusal ve psikolojik açıdan bazı olumsuz etkileri söz konusudur. Bu olumsuz durumların önüne geçememek, çocukların daha gergin olmasına ve agresif tepkiler vermesine yol açmaktadır. Anne babalar; çocuklarıyla gerçek hayatta kaliteli zaman geçirmeli, sürekli iletişim halinde olmalı, evde mümkünse ailecek oynanabilecek oyunlar seçmeli, ev dışında gezintiye çıkmalı veya birlikte çeşitli etkinliklere katılmalıdır.

Generali Sigorta

Şekerden kurtulmanın yolları

Şekerden kurtulmanın yolları

Günümüzde hemen her gıdanın içinde yoğun olarak kullanılan ve tüketimi giderek artan işlenmiş şeker, yiyecek ve içeceklere sadece tat vermek için kullanılıyor. İnsan vücuduna yararı bulunmayan işlenmiş şeker, başta obezite olmak üzere, kalp, diyabet ve dolaşım problemlerinin ana kaynağı olarak anılıyor.

Mısır şurubuna dikkat

Şekeri bırakmak için önce işlenmiş ya da hazır şekeri iyi tanımak gerekir. Şeker; doğal şekerler ve işlenmiş (rafine) şekerler olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Özellikle son yıllarda gıdalarda ve içeceklerde bulunan ve doğal olmayan yüksek fruktozlu mısır şurubu türlerinden uzak durmak sağlık açısından önem taşımaktadır.

Atıştırmalık anlayışını değiştirmek

Günümüzde birçok insan gün içinde vakit bulamadığı anlarda açlık halini gidermek için tercihini şekerli gıdalardan yana kullanmaktadır. Bu şekerli gıdalar yerine, doğal olan ve vücuda fayda sağlayacak olan gıdalar tercih edilmelidir. Örneğin, işlenmiş şeker içeren gıdalar yerine elma, portakal, kurum üzüm, fındık, fıstık gibi besinlerin tüketilmesi şeker ihtiyacını fazlasıyla karşılamaktadır.

Mutfaktan uzak tutmak

Şekeri günlük hayattan çıkarmanın en iyi yollarından biri mutfağa sokmamaktır. Mümkünse şeker içeren soslar, gazlı ve şekerli içecekler gibi yapay şekerli tüm ürünler mutfaktan uzaklaştırılmalıdır. Bunlar yerine daha sağlıklı doğal besinler tercih edilmelidir.

Protein tüketmek

Kan şekerinin düştüğü durumlar sadece şeker tüketimiyle alakalı değildir. Protein tüketmek de kan şekerini dengelemenin en iyi yollarından biridir. Kırmızı et, beyaz et, yumurta, süt ürünleri ve baklagiller gibi protein bakımından zengin olan besinleri tüketmek de şekere yönelimi azaltacaktır.

Tatlandırıcıdan uzak durmak

Şeker tüketimini bırakmak isterken başka bir şeker türü olan yapay tadlandırıcılara yönelmek sıkça yapılan hatalardan biridir. Tatlandırıcıların da vücüda yarar sunmadığı ve zararlı olduğu unutulmamalıdır.

Bol bol su içmek

İşlenmiş şekeri vücuttan atmanın en iyi yollarından biri bol bol su içmektir. Vücuttaki zararlı maddeleri temizleyen su, şeker ve tuz gibi maddeleri de temizleyerek yapay olan gıda bağımlılığından uzak tutar.

Serotonin salgılanmasını sağlamak

Mutluluk hormonu olarak adlandırılan serotonin, insülinin salgılanmasını kontrol altına alarak, kandaki şeker miktarını dengeler. Dolayısıyla mutluluk veren işlerle uğraşmak, yeni hobiler edinmek ve egzersiz yapmak da vücut için önemli faydalar sağlar.

Generali Sigorta

Geleceğin otomobillerinde göremeyeceğimiz 5 şey

Geleceğin otomobillerinde göremeyeceğimiz 5 şey

Otomotiv sektörü her yıl yenilenen ve gelişen araç sistemleriyle sürücüleri şaşırtmaya devam ediyor. Özellikle son 50 yılda otomobillerin görüntüsü ve sahip oldukları özellikler değişse de, onları kullanma şeklimiz değişmedi. Ancak önümüzdeki 10-15 yıl içinde bu durumun şaşırtıcı derecede değişmesi bekleniyor.

Benzin Deposu

Petrol ve benzeri yakıtların kullanılmadığı otomobiller bir süredir trafikte yol alıyor. Geleceğin otomobillerinin tümünde benzin deposu yerine şarj edilebilir, çevre dostu ve yenilenebilir kaynak olan elektriği kullanan araç bataryaları kullanımda olacak.

Direksiyon

Geleceğin otomobillerinde yer alacak yeniliklerin başında direksiyonsuz, diğer bir deyişle sürücüsüz araç teknolojisi geliyor. Direksiyon sallamaya, uzun yolculuklarda uyurum korkusu yaşamaya son verdirecek bu teknoloji, hem farklı hem de güvenli bir sürüş deneyimi sağlayacak.

Gösterge paneli

Benzinin azaldığı uyarısı, mevcut hız veya aracın kaç kilometre kullandığı gibi birçok bilgiyi sunan gösterge panelleri de geleceğin otomobillerinde yer almayacak. Bu paneller yerine ön cam gösterge panelleri sürücülere ihtiyaç duydukları tüm detayları sunacak.

Dikiz aynası

Aracın görüş açısını genişletmek ve aracın sağ-sol taraflarını kontrol ederek şerit değiştirmeye olanak sunan dikiz aynaları da geleceğin otomobillerinde bulunmayacak. Dikiz aynalarının işlevini ön cam ekranında yer alacak göstergeler ve kameralar yerine getirecek.

Araç anteni

Araç içerisinde uzun yıllardır standart bir donanım olan ve radyo frekanslarını çekmeye yarayan araç antenleri de geleceğin otomobillerinde yer almayacak. Araç antenlerinin görevini mevcut eğlence sisteminde yer alan donanımlar sahiplenecek.

Generali Sigorta

Zamanımızı boşa harcatan 6 şey

Zamanımızı boşa harcatan 6 şey

Günümüzün en önemli sorunlarının başında, zamanın ev ve iş hayatına yeterli olmadığı şikayeti geliyor. Kadın, erkek, anne baba hatta çocukları dahi etkileyen bu kritik problem günümüzün en önemli sorunları arasında yer almayı sürdürüyor.

Günümüzde yaşam akışında karşılaşılan en büyük sıkıntılardan biri zamanın hiçbir şeye yetmemesi.  Kadın, erkek, anne baba hatta çocukları dahi etkileyen bu kritik problem günümüzün en önemli sorunları arasında yer almayı sürdürüyor. Bu durum beraberinde yüksek stres, öfke sorunu, verimsizlik, yorgunluk gibi olumsuz sonuçları getiriyor.

Dijital bağımlılık

Teknolojik cihazların amaçlarının dışında uzun süreli kullanılması ölü zaman olarak adlandırılmaktadır. Özellikle telefonu ya da bilgisayarı hayatın merkezine koyarak, yoğun saatler geçirmek zamanın boşa harcanmasına sebep olmaktadır. Bu durum sosyal medya platformları için de geçerlidir. Bu platformlarda geçirilen uzun süreler zaman yönetimiyle ilgili sorunları beraberinde getirmektedir.

Aynı rutinde yaşamak

Büyük resme dışarıdan bakıldığında görülüyor ki zaman aslında hayatın akışını belirleyen en önemli etkenlerden biridir. Birçok öğretiye göre zamanı boşa harcamak hayatı da boşa harcamak anlamına gelmektedir. Hayata ne kadar çok deneyim sığdırılırsa zamanın o kadar iyi değerlendirileceği en yaygın görüştür. Sürekli aynı rutinin içinde olmak zamanı boşa harcatan en önemli etkenlerin başında gelmektedir.

Önemli işleri sürekli ertelemek

Ara sıra her bireyin yapması gereken bazı önemli işleri ertelediği olur. Ancak bu durumun süreklilik haline gelmesi, günlük rutinlerin aksamasına ve zamanın verimli kullanılmamasına neden olmaktadır.

Seçici izleyici olmamak

Yapılan araştırmalara göre insanlar zamanlarının büyük bölümünü televizyon veya video izleyerek geçirmektedir. Seçici bir izleyici olmamak ve televizyon karşısında geçirilen uzun saatler de bireylerin zamanlarını verimsiz kullanmalarına neden olmaktadır.

Başkalarının hayatlarına odaklanmak

Başkalarının hayatlarını konuşmak, boşa zaman harcamanın en büyük etkenlerinden biridir. Bireyler kendilerinden farklı insanların hayatlarını detaylıca ve saatlerce konuşarak kendi hayatlarından çalar. Bu eylemi gerçekleştirirken aynı zamanda kendi hayatlarını da eleştirirler ve ruh hallerini de olumsuz yönde etkilerler. Bu durumla gelen olumsuzluklardan bazıları ise yaşam isteğinin azalması, depresyon gibi durumlardır.

Uzun süreli telefon görüşmeleri yapmak

Son zamanlarda insanların en çok şikayet ettiği ve zaman alan konuların başında uzun süren telefon konuşmaları gelmektedir.  Yalnızca hal hatır sormak ve önemli işleri halletmek için kullanılan telefon görüşmeleri, zaman zaman insanların vaktini en çok alan unsurlar arasında üst sıralara kadar yerleşmektedir.

Generali Sigorta

Yakın Gelecekteki Tehlike: Küresel Isınma hakkında 5 Soru 5 Cevap

Yakın Gelecekteki Tehlike: Küresel Isınma hakkında 5 Soru 5 Cevap

Son yıllarda hava sıcaklıklarında yaşanan değişiklikler, buzulların erimesi, fırtınaların artması, kuraklık ve çölleşmenin artışı gibi gelişmeler, küresel ısınmanın getirdiği sonuçlar olarak gündemde yer buluyor. Zamanla daha da ciddi bir hal almaya başlayan küresel ısınma, gün geçtikçe Dünya’yı ve insan yaşamını derinden etkiliyor. Küresel ısınmayla mücadele edebilmek için ise bu kritik konu hakkında bilgi sahibi olmak öncelikli önem taşıyor. 150 yılı aşkın köklü geçmişiyle

Nedir bu küresel ısınma?

Isıyı tutan gazların atmosferde artması sonucunda dünya üzerinde yıl boyunca deniz, kara ve havada ölçülen sıcaklıkta görülen artış, “Küresel Isınma” olarak adlandırılıyor. Atmosferde giderek artan bu gazlar, ozon tabakasını incelterek Güneş’ten gelen ışınların geri yansımasına engel olur ve böylelikle Dünya ısıyı daha fazla emer. Atmosferde de fazlasıyla bulunan sera gazları sayesinde daha uzun süre tutunan bu ısı, Dünya’nın sıcaklığını arttırır. Artan sıcaklık sonucunda Dünya üzerinde iklim değişiklikleri meydana gelir.

Küresel ısınma neden olur?

Küresel ısınmanın başlıca sebebi atmosferdeki sera gazlarının artmasıdır. Fosil yakıtların yakılması, kömür ve petrol kullanımı, bu kullanımlar sonucunda ortaya çıkan karbokdioksit gazı küresel ısınmaya sebep olan gazlardan biridir. Karbondioksiti bitkiler kullanarak atmosfere oksijen salgılarlar. Ancak son çeyrek yüzyılda ormanların tahrip edilmesi ve karbondioksiti kullanacak bitkilerin azalmasıyla birlikte, atmosferde daha fazla karbondioksit birikimi söz konusudur.

Küresel ısınmanın sonuçları nedir? Önlem alınmazsa ne olur?

Küresel ısınma, hafife alınmayacak ve aslında bir an önce önlemler alınması gerektiren sorunları beraberinde getiriyor. Kutuplardaki buzullar gün geçtikçe eriyor ve erime bu hızla devam eder ve önüne geçilemezse, deniz suyu seviyesinin de hızla yükseleceği ve kıyı kesimlerde yer alan bölgelerin sular altında kalacağı öngörülüyor. Küresel ısınmayla birlikte kasırga, sel gibi doğa olayları da şiddetlerini her geçen yıl artırıyor. Mevsimlerde yaşanan değişiklikler ise her yıl kendini daha fazla gösteriyor. Bu durum yalnızca insanları değil doğanın diğer unsurlarını da etkiliyor. Örneğin hayvanların göç dönemleri de değişiyor. Bu değişimlere adapte olamayan hayvanların nesillerinin zamanla yok olacağı ise olası senaryolar arasında yer alıyor. Bir türün neslinin tükenmesi demek, doğal işleyişin aksaması, zincirin kopması anlamına geliyor.

Küresel ısınmayı durdurabilmek için neler yapabiliriz?

Öncelikle küresel ısınma konusunda bilinçlenmek ve bu bilinci tüm insanlara aktarmak önem taşıyor. Çünkü bilinçlenen her birey küresel ısınmanın önüne geçebilmek için çaba gösterecek ve bu bilincin yayılmasını katkı sağlayacaktır. Küresel ısınmanın önüne geçebilmek için küresel ısınmanın başlıca nedeni olan sera gazı kullanımını azaltmak gerekiyor. Bunun için günlük hayatta uygulanabilecek ufak tefek değişikliklerin dahi işe yarayacağı konunun uzmanları tarafından dile getiriliyor. Örneğin kurşunsuz benzin tüketen araçların tercih edilmesi, doğal kaynakların daha tasarruflu kullanılması, geri dönüştürülebilecek atıkların ayrıştırılması gibi minik adımlar dahi küresel ısınmanın önüne geçebilecek önlemler arasında sıralanıyor.

Küresel ısınma için alınan önlemler neler?

Küresel ısınma için atılan en önemli adım Kyoto Protokolü. Bu protokol, küresel ısınma ve iklim değişikliği konusundaki mücadeleyi sağlamak için oluşturulan uluslararası tek protokol olarak dikkat çekiyor. Protokolü imzalayan ülkeler, karbondioksit ve sera etkisine sebep olan gazların salınımını azaltmaya veya bunu yapamıyorlarsa karbon ticareti yoluyla haklarını arttırmaya söz vermiş durumdalar. 1997’de imzalanan ve 2005’te yürürlüğe giren protokol, ülkelerin atmosfere saldıkları gaz miktarını 1990 yılındaki düzeylere düşürmelerini gerekli kılıyor.

Generali Sigorta

Pandemi ile gelen 5 yeni alışkanlık

Pandemi ile gelen 5 yeni alışkanlık

Tüm dünyayı etkisine almayı sürdüren pandeminin hayatımıza birçok yeni alışkanlık getirdiği de aşikar. Pandemi öncesinde nadiren yapılan ya da çok tercih edilmeyen birçok davranış her ülkede artış gösteriyor. Bu yeni alışkanlıklara insanların bir bölümü kısa sürede uyum sağlarken bazıları da uyum sağlamada zorluklar çekiyor.

Online misafirlik

Pandeminin getirdiği ve en zor alışılan yeni iletişim biçimlerinden biri online misafirlikler oldu. Aile ziyaretleri, komşu ziyaretleri, altın günleri gibi sık yapan bir ülkenin, sağlıklarını korumak amacıyla konulan sokağa çıkma yasaklarına alışması uzun zaman aldı. Eve kapanan insanlar, özlemlerini, aile ve komşu ziyaretlerini tamamen online kamera bağlantılarıyla ya da sosyal medya platformları aracılığıyla gerçekleştirdi.

Daha fazla podcast ve sesli kitap dinlemek

Pandeminin online alana getirdiği yeniliklerden olmasa da, podcast ve sesli kitap dinleme oranları pandemiyle birlikte Türkiye’de artış gösterdi. Tüm dünyada da artış gösteren podcast ve sesli kitap dinleme oranlarında Türkiye üst sıralarda yer aldı.

Maske takmak

Günümüzde pandeminin etkileri dolayısıyla iş yerlerinde, marketlerde, pazarlarda ve dışarıdaki kamusal tüm alanlarda maske takmak  bir zorunluluk. Herkes başta maske takmakta zorlansa da, sağlığı korumak için önemi fark edildikten sonra maske kullanımı alışkanlık haline geldi.

Daha fazla egzersiz

Pandemin ilk etkileri; daha az hareket edilmesi gibi nedenler dolayısıyla insanların büyük bölümünün fiziksel sağlık sorunları yaşaması şeklinde kendini gösterdi. Sağlıklarını korumak, dinç olmak ve kendini daha rahat hissetmek için daha fazla egzersiz yapma ihtiyacı, beraberinde egzersiz yapma yüzdelerinin artmasını sağladı.

Daha fazla kitap okumak

Pandeminin belki de en pozitif etkinlerinden biri kitap okuma oranında yaşanan önemli artış oldu. Bu artışın 1 yıl içinde yüzde 25 civarında olduğu tahmin ediliyor. Daha yüksek oranlarda rakamlar sunan araştırmalar da söz konusu.

Kaynak: Generali Sigorta

İşlenmiş gıdaları tüketirken şunlara dikkat edin

İşlenmiş gıdaları tüketirken şunlara dikkat edin

Bir gıdanın işlenmiş gıda olarak etiketlenmesi, asıl halinin tüketim öncesi değiştirildiğini ifade ediyor. İşlenmiş gıda denildiğinde ise genellikle akla şekerli atıştırmalıklar ve abur cuburlar geliyor.

Az işlenmiş gıdalar

İşlenmiş gıdaları akılda canlandırmanın en iyi yolu, bu gıdaları az işlenmişten ileri işlenmişe kadar bir ölçek üzerinde düşünmektir. Bu ölçeğin en başında bulunan az işlenmiş gıdalar, sadece hafif değişikliklere uğrarlar ve genel olarak besin değerlerini korurlar. Soyulmuş ve doğranmış meyveler, donmuş sebzeler, konserve ton balığı ve kavrulmuş kuru yemiş bu gıdalara örnektir.

Orta işlenmiş gıdalar

Orta işlenmiş gıdalara genellikle tuz, şeker, baharat ve yağ gibi çeşitli malzemeler eklenmektedir. Bu durum, gıdaların besin değerlerini etkileyebilir ancak tamamen ortadan kaldırmaz. Örneğin, makarna sosları, salata sosları, aromalı yoğurtlar ve pasta karışımları bu kategoride yer alır.

İleri işlenmiş gıdalar

İleri işlenmiş gıdalar birçok farklı işlemden geçer. Bu gıdalara besin değerlerini büyük ölçüde sınırlandıran birçok koruyucu ve başka kimyasal maddeler eklenmiş olması muhtemeldir. Bu kategoride birçok donmuş ve mikrodalga fırında pişen gıdalar, tatlılar, gazlı içecekler ve bazı şarküteri ürünleri yer alır. Son çalışmalar, çok fazla ileri işlenmiş veya ‘ultra işlenmiş’ gıda tüketmenin sağlık sorunlarına neden olabileceğini ortaya koymuştur.

En iyi yöntem etiketi incelemek

İşlenmiş gıdalar sıfırdan yemek pişirme fırsatı bulamayan birçok aileye zaman tasarrufu sağlaması açısından tercih edilmektedir. İşlenmiş gıdaların besin değerini ve sağlık açısından bir sorun yaratıp yaratmadığını anlamanın en iyi yöntemi etiketi incelemektir. Bu sayede gıdaya eklenen malzemelerin yanı sıra şeker ve tuz seviyelerini görmek mümkündür.

Uzmandan yardım almak

Günlük yoğunluk dolayısıyla günümüzde birçok kişi beslenirken zaman tasarrufu sağlaması açısından işlenmiş gıdaları tercih etmektedir. Bu durumun aşırı düzeyde olması ise bazı sindirim sorunlarını beraberinde getirebilmektedir. Eğer kişinin beslenmesinde çok fazla işlenmiş gıda tüketimi söz konusuysa, beslenme şeklini dikkate alarak önerilerde bulunacak bir beslenme uzmanından yardım alınmalıdır.

Geleceği şekillendirecek 5 teknoloji

Geleceği şekillendirecek 5 teknoloji

Akıllı televizyonlar, robot asistanlar, akıllı saatler, sürücüsüz araçlar gibi günlük hayata giren tüm yenilikler, alışkanlıklarda ve yaşamın işleyişinde değişimlere neden oluyor. Her geçen gün birbirinden ilginç birçok yeni teknoloji de hayatımıza girmeye devam ediyor. Bu teknolojilerden bazıları ise günlük hayatı tamamen değiştirecek cinsten. 150 yılı aşkın köklü geçmişiyle Generali Sigorta, geleceği bugünden çok daha farklı hale getirecek bu teknolojilerden bazılarını paylaştı.

Li-Fi

Veri transfer hızında yeni bir çağ açacağı düşünülen Li-Fi teknolojisi, internete ışıkla erişim imkânı sunuyor. Diğer bir deyişle Li-Fi, verilerin transferi için Wi-Fi teknolojisinin kullandığı radyo dalgalarını değil, ışığı kullanıyor. Bilim insanları veri transferlerinin çok daha hızlı gerçekleştirilmesine olanak sunacak Li-Fi teknolojisini yakın gelecekte günlük hayata dahil etmeyi planlıyor.

Hiper Ulaşım

Toplu taşımacılıkta yeni rüya olarak tanımlanan hiper ulaşım projeleriyle, şehirlerarası yolcukların gelecekte 1 saate indirilmesi planlanıyor. Başka bir şehre giderken onlarca saati yolda harcamaya son verecek olan bu sistemler, bir uçağın hızından daha hızlı bir şekilde iki nokta arasındaki ulaşımı sağlayacak.

Hologram

İleri düzeyde hologram teknolojilerine sadece film sektörü gibi alanlarda rastlasak da, bu teknoloji her geçen yıl kendini katlayarak geliştiriyor. Herhangi bir görüntünün istenilen bir yerde yansıma olarak görünebilmesine olanak sunan hologram teknolojisinin yakın zamanda sağlık, güvenlik, oyun, eğitim ve eğlence sektörlerinde daha sık kullanılacağı ifade ediliyor.

Nöroteknoloji

İnsan beynini yapay zekaya entegre edecek çalışmalar bir süredir gündemde. Henüz emekleme aşamasında olan bu çalışmaların önümüzdeki 5 yılda yol kat etmesi bekleniyor. Beynimizin tüm fonksiyonlarının kontrol edilebilmesine imkan tanıyan bu teknolojiler ile alzheimer ve şizofreni gibi rahatsızlıkların kalıcı olarak tedavi edilebileceği öngörülüyor.

Nanobotlar

Robotik dünyanın en ilgi çekici alt dallarından biri olarak adlandırılan nanobotlar, gelecekte sıkça duyacağımız kavramlardan biri olacak. Mikroskobik boyutlardaki nanobotlar, vücudu içeriden tarayarak hastalıkları tespit edebilecek ve sorunlu bölgeleri iyileştirmek için kullanılacak.

Aşırı karbonhidrat tüketiminden kurtulmanın yolları

Aşırı karbonhidrat tüketiminden kurtulmanın yolları

Diğer tüm besin kaynakları gibi karbonhidratlar da vücudun ana enerji kaynağı olan besinlerdir. Ancak bilim insanları özellikle işlenmiş formdaki karbonhidratların, bağımlılık yapıcı olduğunu ileri sürüyor. Karbonhidrat bağımlılığı yaratan gıdaların başında ise çikolata, cips, dondurma, pizza, sütlü tatlılar, patates kızartması ve kurabiye gibi karbonhidrat değeri yüksek besinler gösteriliyor. 150 yılı aşkın köklü geçmişiyle Generali Sigorta, günümüzün önemli sorunlarından biri haline gelen karbonhidrat bağımlılığıyla ilgili mutlaka bilinmesi gereken 5 noktayı paylaştı.

Vücuda ve günlük hayata etkileri

Karbonhidrat tükettikten kısa süre sonra yorgun ve uykulu hissediliyorsa, sık sık tatlı yeme isteği varsa, acıkma durumu sinirlenmeye neden oluyorsa, kolayca kilo alınıyorsa, gün içinde enerji dalgalanmaları yaşanıyorsa, endişeli, yorgun veya stresli hissedildiğinde karbonhidratlı ve şekerli gıdalar tüketiliyorsa, metabolizmanın üstesinden gelebileceğinden daha fazla karbonhidrat tüketimi söz konusudur.

Gıdaların karbonhidrat değerlerine dikkat

Pek çok kişi karbonhidrat içeren besinleri günlük hayatta fazlasıyla tüketmekte ve bu durum ister istemez karbonhidrat bağımlılığına neden olmaktadır. Bu durumun önüne geçmek için, gün içinde tüketilen gıdaların besin değerleri hakkında bilgi sahibi olunmalıdır. Düzenli tüketilen ürünlerin içinde ne gibi maddeler olduğundan ve karbonhidrat oranlarından haberdar olmak, hem sağlık açısından hem de kilo kontrolü açısından fayda sağlar.

Aşırı karbonhidrat içeren besinlere mesafe koymak

Ekmek, patates kızartması, pirinç, makarna, çikolata, cips, dondurma, pizza, kurabiye, sütlü tatlılar, muhallebiler, meyve suları, pasta, puding, baklava, reçel gibi gıdalar karbonhidrat değeri yüksek olan besinlerdir. Bu besinlerin düzenli ve aşırı tüketimi karbonhidrat bağımlılığının üst seviyeye çıkmasını tetikler. Bu durumun önüne geçmek için bu gibi gıdalarla araya mesafe konulmalıdır.

Yüksek kaliteli karbonhidratlar tüketmek

Yüksek kaliteli karbonhidratlar tüketilirken gerekli olan mineraller ve vitaminler alınarak, dinç hissedebilir. Kepek ekmeği, tam tahıllı ekmek, kepekli makarna, haşlanmış patates, bulgur, yeşil sebzeler ve kepekli gevrekler yüksek kaliteli karbonhidratlara örnektir. Ancak düşük kaliteli karbonhidrat tüketiminde kan şekeri aniden yükselir ve bu yükseliş çok kısa sürede vücut tarafından dengelenir. Beyaz ekmek, makarna, çikolatalar, cips, dondurma, şekerli tatlılar, asitli içecekler, beyaz şeker ve meyve suları düşük kaliteli karbonhidratlara örnektir.

Çok çeşitli beslenmek

Dengeli bir beslenme tarzında yüksek kaliteli karbonhidrat kaynaklarının yanı sıra sebze, meyve, tahıllar ve baklagillere yer vermek, diğer bir ifadeyle çok çeşitli beslenmek önemlidir. Sadece karbonhidrat ağırlıklı beslenmek hem sağlık açısından hem de yaşam kalitesi açısından birçok dezavantajı beraberinde getirmektedir.