Yazılar

Araştırmada Yenilikler Konferansı « Rağmen » teması ile yapıldı

Araştırmada Yenilikler Konferansı « Rağmen » teması ile yapıldı

Araştırma sektörünün dünyada ve ülkemizdeki lider kuruluşu Ipsos’un düzenlediği; ​Araştırmada Yenilikler Konferansı​, on beşinci yılında yüksek ilgi ve izleyici katılımıyla​ DasDas İstanbul’da gerçekleştir​ildi.

Pazarlama sektörlerindeki global yeniliklerin dünya ile eş zamanlı ülkemizde anlatıldığı, Araştırmada Yenilikler Konferansı’nda bu yılın ana teması « rağmen » oldu.

İklim krizine, ekonomik göstergelere, siyasal belirsizliklere ve yapay zekânın getirdiği tüm soru işaretleri konusunda uzman isimler ve bilimsel verilerle konuşuldu.  Konferans katılımcıları; Türkiye’nin en geniş kapsamlı yaşam tarzları araştırmalarından biri olan Türkiye’yi Anlama Kılavuzu’ndan ve Türkiye’nin sıcak gündemini yakından takip eden Gündeme Dair araştırmalarından sorularla toplantı sırasında salonda mobil ankete de katıldı. Bu yönüyle de Ipsos, araştırma sektörünün büyümesi, gelişmesi ve yenilikleri yakalayabilmesi için bu tür platformlarda buluşulmasına öncülük etti.

Konferans başkanlığını Ipsos CEO’su Sidar Gedik’in yaptığı bu değerli buluşmanın içeriği; birbirinden değerli başlıklar, veriler ve konuşmacıların anlatımları üzerinden ilerledi.  ​Ayrıca bu yıl ​konferans ; Ipsos’un imza araştırmalarından biri ​olan “Türkiye’yi Anlama Kılavuzu 2024 Raporu” nun önemli bir bölümün​ün lansmanına ev sahipliği yaptı.  Ülkemizin en geniş kapsamlı yaşam tarzı araştırmalarından biri ola​n Türkiye’yi Anlama Kılavuzu; Ipsos Kilit Müşteri Yönetimi Kıdemli Direktörü Gülin Eraydın’ın aktarımı, Sosyolog, Yazar Can Kozanoğlu yorumuyla, Mirgün Cabas moderatörlüğünde ele alın​dı. Bu bölüm; insana dair en temel özelliklerden birisi “değişim” kelimesi altında detaylandırıldı.  İnsan değişiyor, toplum değişiyor ve topluma dair en temel yapı taşlarından birisi olan aile kavramı değişiyor. Ailenin içerisindeki roller, kadının iş hayatına katılımı ve ekonomik etkenlerle yeniden şekilleniyor. Toplumsal kümeler, yenilenen segmentler değişen sosyal hayatı, kültürel dönüşümü, tüketimi anlamaya verlerle bilimsel açıdan ışık tuttu.

 

Türkiye’yi Anlama Kılavuzu raporundan çarpıcı bir kaç veri; 

  • Bu sene oldukça değişim gösteren “aile” kavramı ve toplumun aileye bakışı odu…
  • Toplumun kalıplaşmış “aile reisi erkektir” görüşüne katılanlar 2020 yılında toplumun yarısı (%52) iken 2024’te bu oran % 38’e geriledi.
  • Kadın ver erkeğin aile bütçesine eşit katkıda bulunmalıdır görüşüne karşı tutum da değiştiği, burada hem kadının iş hayatındaki daha aktif rolu ve ekonominin getirdiği darboğaz nedeniyle aile bütçesine hem kadın hem de erkeğin katkısının önemli olduğunun iyice belirginleşmesi etkili oldu.
  • Ailenin en önemli yapıtaşı “kadın”ın evdeki ve iş hayatındaki rolü 2020’den bu yana oldukça ciddi bir devinim içerisinde. 50 ülkede gerçekleşen Ipsos Global Trends raporuna göre “ kadınların toplumdaki ana rolü, iyi anneler ve eşler olmaktır” görüşüne sahip olan bireylerin oranı %41 ve bu oran Türkiye’de dünya ortalamasına paralel olarak %43 seviyesinde yer aldı.
  • “Kadının çalışması için kocasının rızası gerekir” diye düşünenler 2024 yılında toplumdaki bireylerin %38’I iken bu oran 2012’de %63 idi.
  • “Kadın çalışmasa da olur” görüşü ise toplumdaki her 5 bireyden biri tarafından savunulurken bu oran 2020’de %32 idi. Bütün bu bakış açısının bir sonucu olan evdeki görev dağılımları da değişim gösterdi; evi temizleme yükü 2022’de kadının görevidir diye düşünenler toplumun %46’sı iken bu oran 2023’te %40’a geriledi.
  • Kadının ev ve iş hayatındaki konumuna yönelik görüşlerdeki bu değişimin ötesinde genel aile kavramı da etkilendi. “Evim huzur bulduğum yerdir” , “ailemle zaman geçirmeyi severim” diye düşünen bireylerde düşüş gerçekleşti.
  • Son olarak bireylere son yıllarda fikir değişikliği yaşadığınız konular nedir diye sorulduğunda; akrabalar, evlilik, aileye karşı tutumların farklılık gösterdiği görüldü.
  • Bütün bu bulgular sonucunda bireylerin 2024 yılı Türkiye’sinde toplumun belirli kalıplarından, geleneksellikten uzaklaştığı bir dönemde ekonominin de etkisini ve bu etkinin diğer alanlarda yarattığı değişimlere değinecek ve uzman görüşleri ile ele alındı.

 

Dışarda yemek tüketimi azaldı mı? İşte rakamlar

Dışarda yemek tüketimi azaldı mı? İşte rakamlar

TÜRKİYE’DE HAZIR YEMEK TÜKETENLER;

  • Ev dışında; restoran mı daha çok tercih edildi?
  • Kafeye mi gidildi?
  • Otel vb bir mekânda yemek yiyenler ne durumda?…
  • Eve sipariş edenlerin oranı ne?
  • Veya gel-al yöntemiyle hazır yemek satın alanların yüzdesi kaç?

Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirmiş olduğu; ülkemizdeki nereyse tek denilebilecek detayların izlendiği IPSOS YEME&İÇME PANELİ araştırma verilerinden hazırlanmıştır.

BİREYLER 2023 YILINDA 2.4 MİLYAR YEME- İÇME TÜKETİM VARKEN GEÇEN YILA KIYASLA BU YIL % 4 KÜÇÜLME OLDU.  Ev-dışı gıda tüketiminin bireysel nedenlerini genellikle gıda harcamalarını azaltma, etkinlik, eğlence, damak tadı ve sosyal etkileşim olarak sıralasa da, bu harcamalarda görülen değişkenliklerin temel nedenleri oldukça çeşitlidir. Örneğin, kadınların iş gücüne katılımının artması, ev-dışı gıda harcamalarının gelir artışına duyarlılığı ve gelirlerdeki satın alma gücündeki artışlar, kentli nüfusun büyümesi ve hane halklarının zaman kısıtlarının artması gibi demografik ve ekonomik faktörler önemlidir. Ek olarak Ayrıca, gıda üreticisi ve sunucusu firmaların küreselleşme sonucunda yaygınlaşması, artan pazarlama ve reklam faaliyetleri, gelenek, kültür ve sosyal yapıların değişimi, eğitim, turizm ve tüketici tutumlarındaki değişimler de ev-dışı gıda tüketim harcamalarını etkileyen unsurlar arasında yer almaktadır. Ortalama bir birey yıl içinde 7 farklı restoran tipinden tüketim gerçekleştirirken, ayda yaklaşık dört kere sipariş verdi.

Ipsos Türkiye

  MEKANDA TÜKETİMLER ESKİ SEVİYESİNİN ALTINDA KALDI. Yeme-İçme tüketim sayısındaki düşüş Eve Sipariş ve Gel-Al’ın azalmasından kaynaklandı. Yerinde tüketimdeki kısmi büyüme toplamdaki düşüşü önlemeye yetmedi. Pandemi sonrasında 2022 yılında artmaya başlayan ve 2019 seviyesini yakalayan tüketim sayısı tekrar gerileme gösterdi. Pandemi öncesi ile kıyaslandığında, Mekanda tüketimler eski seviyesinin altında kaldı. Pandemi döneminde popüler hale gelen Gel-Al tüketimler son iki yılda düşüş gösterse de, Pandemi öncesine göre daha çok tercih edilmeye devam etti.

Ipsos Türkiye

 HER 100 TÜKETİMİN 23’Ü KEBAPÇILARDAN YAPILDI…

Tüketim azalmasında Kebapçı, Çiğ Köfteci ve İskender-Dönercilerin etkisi öne çıktı. 2023 yılında her 100 tüketimin 23’ü kebapçılardan yapıldı. 2022 yılına göre en çok tüketim payı kazancını lokantalar sağladı. Lokantalar ortalamadan daha uygun fiyatlı tüketim imkanı sağlamasıyla farklılaşıyor. Ayrıca öğle yemeklerinde tercihi edilme oranı artarak devam ediyor. Modumuz düşük olduğunda yüksek karbonhidrat içeren gıdalara yöneldiğimizi belirten Sert, bunun nedenini ise şöyle açıklıyor

Ipsos Türkiye

 2023 yılında her 100 tüketimin 23’ü kebapçılardan yapıldı.

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu ; 2023 yılında 2.4 milyar yeme-içme anı oldu. Geçen yıla kıyasla bireyler daha az sıklıkta hazır yemek tükettikleri için pazar %4 daraldı.  Tüketim sayısındaki düşüş Eve Sipariş ve Gel-Al’ın tüketim sayısındaki azalmadan kaynaklandı. 2023 yılında en çok tüketim %22.9 ile Kebapçılardan yapıldı. Ancak geçen yıla kıyasla Kebapçıların payı 1.7 puan azaldı. 2022 yılına göre en çok tüketim payı kazancını ortalamaya göre daha uygun fiyatlı yemek yenebilen lokantalar sağladı. 2023 yılında yeme-içme tüketimlerinin %21.1’ini lokantalar oluşturdu. Pandemi sonrasında 2022 yılında artmaya başlayan ve 2019 seviyesini yakalayan tüketim sayısı tekrar gerileme gösterdi. Pandemi döneminde popüler hale gelen Gel-Al tüketimler  son iki yılda düşüş gösterse de, Pandemi öncesine göre daha çok tercih edilmeye devam etti.Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Depremin ardından, bir yıl sonra nasıl hissediyoruz?

Depremin ardından, bir yıl sonra nasıl hissediyoruz?

DEPREMİN ARDINDAN NASIL HİSSEDİYORUZ? 6 Şubat depremlerinin birinci senesinde deprem bölgesinde yaşayan bireylerin hissettiği duygular daha olumsuz. Deprem illerinde yaşayan bireyler toplumun geneline göre daha yorgun, endişeli, üzgün ve kafası karışmış hissediyor…

Ipsos Türkiye

SON BİR HAFTADIR NELER KONUŞUYORUZ? Geçim zorluğu herkes tarafından en çok konuşulan konu. Türkiye genelinde yerel seçimler, deprem illerine göre daha yüksek oranda konuşuluyor. Deprem illerinde ise olabilecek yeni bir deprem ve bu illerde yaşayan bireylerin ihtiyaçları, toplumun geneline göre çok daha fazla konuşulan konular.

Ipsos Türkiye

 DEPREM KONUSUNDA ENDİŞE DÜZEYİ…

Yaşanılan bölgede / ilde deprem olması konusundaki endişe düzeyi hala yüksek. Ancak 6 Şubat depremlerinin hemen sonrasında deprem illeri dışındaki illerde yaşayan kişilerin %56’sı oldukça endişeliyken bugüne gelindiğinde bu oran %40’a kadar gerilemiş durumda. Deprem illerinde yaşayan bireylerin endişesi ise çok daha yüksek.

Ipsos Türkiye

İSTANBUL / MARMARA DEPREMİ KONUSUNDA ENDİŞE…

Marmara depremi konusundaki endişeler devam ediyor. Ancak endişe düzeyinin yoğunluğu azalmış

Ipsos Türkiye

NORMALLEŞME SÜRECİ …

Deprem bölgesi dışında yaşayan her dört kişiden biri halen normale dönemediğini ifade ediyor. Deprem illerinde yaşayan bireylerin yarısı normale dönemediklerini belirtirken hayatının normalleştiğini söyleyenlerin oranı yalnızca %5.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; 6 Şubat Depremleri’nde hayatını kaybedenleri rahmetle anıyoruz, geride kalanlara bir kez daha sabır ve şifa diliyoruz. Toplum yaraların sarılması için ilk andan itibaren takdire değer bir kenetlenme örneği gösterdi, ilk haftalarda çok yoğun bir destek faaliyeti yaşandı. Ancak zaman ilerledikçe insanın en önemli özelliklerinden biri olan “unutma” kabiliyeti devreye girdi. Ne yazık ki deprem 2023 yılı Nisan ayına geldiğimizde ülkemizin en önemli sorunu listemizdeki yerini kaybetmişti bile.

Aradan bir yıl geçti, deprem illeri ile ülkenin geri kalanı arasında hissedilen duygular bakımından bir fark olup olmadığını araştırdık. Depremden bağımsız olarak, özellikle de ekonomik kriz nedeni ile uzun bir süredir genellikle olumsuz duygular dile getiriliyor. Deprem bölgesinde yaşayan vatandaşlar açısından bu olumsuz hisler bir kat daha fazla.

Deprem şehirleri haricindeki bölgelerde yaşayan vatandaşlar içinde bölgedeki insanların ihtiyaçlarının dile getirilme oranı %19, bölgede ise bunun iki katı bir oran var. Yaklaşan seçimlerin gündem oluşturması oranı da bölgede daha düşük. Yeni bir deprem yaşanma ihtimali de yine bölgede yaşayan vatandaşların gündemini daha fazla meşgul ediyor.

Geçen yıl depremden sonra bölge dışında yaşayan vatandaşların %56’sı bulunduğu şehirde bir deprem yaşanması ihtimalinden büyük endişe duyuyordu. 1 sene sonra bu oran %40’a gerilemiş halde. Öte yandan bu endişe, deprem bölgesinde sıcaklığını korumaya devam ediyor. Benzer durum bilim insanları tarafından uyarıları yapılan muhtemel Marmara depremi için de geçerli. Deprem bölgesindeki vatandaşların sadece kendi şehirlerine yönelik değil olası Marmara depremine dair endişeleri de yüksek.

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK

Manevi etkisi hiçbir zaman yok olmayacak bir felaket yaşadık. Deprem bölgesi dışında yaşayan her dört vatandaştan biri halen normale dönemediğini ifade ediyor. Deprem bölgesinde ise neredeyse her iki vatandaştan biri halen normale dönemediğini belirtiyor. Hayatının normalleştiğini belirtenlerin oranı sadece %5, ateş düştüğü yeri yakmaya devam ediyor.

Yaklaşan yerel seçimlerde adayların taahhütleri arasında depreme yönelik önlemler öne çıkıyor. Felaketin bu anlamda bir uyandırma çağrısı görevi görmüş olması çok önemli. Umarız seçimlerden sonra kazanan adaylar bugün ortaya koydukları projeleri hızla hayata geçirirler ve binalarımızı depreme hazırlıklı hale getirebiliriz. Bizden sonraki nesillere deprem riski karşısında daha güvenli şehirler bırakmak boynumuzun borcu olmalı.

TÜAD başkanlığına Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik seçildi!

TÜAD başkanlığına Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik seçildi!

Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD), 18 Ocak 2024 tarihinde, İstanbul’da gerçekleştirdiği olağan genel kurulunda yeni yönetimini seçti.

Dernekte iki yıl süreyle görev yapacak yeni yönetim kurulu, veri toplama kurulu, denetleme kurulu, etik kurulu ve disiplin kurulu üyelerinin seçildiği olağan genel kurulda, Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD) Başkanlığına Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik getirildi.

TÜAD’ın Asbaşkanlığına GfK Türkiye&İsrail Genel Müdürü Kıvanç Bilgeman seçilirken, Genel Sekreter Kantar Insights Division’dan Hande Beceren, Sayman ise Kantar Media Genel Müdür Yardımcı Erdem Tolon  oldu. TÜAD Yönetim Kurulunda yer alan diğer isimler ise Publicis Groupe Türkiye Head of DataWise’dan Cihan Bozkuş, Datacredence Kurucusu Çağla Bakış, Eti Kıdemli Tüketici ve Pazar Araştırma Müdürü Didem Ansel, Estima Araştırma ve Danışmanlık Yönetici Ortağı Hasan Tanla, Sia Insight Genel Müdürü Hüseyin Tapınç, Girişim Araştırma Genel Müdürü Taşkın Işık, ThinkNeuro CEO’su ve Uluslararası Final Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yener Girişken.

Türkiye Araştırmacılar Derneği

TÜAD Başkanı seçilen Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik sektör ile ilgili düşüncelerini şu şekilde ifade etti: “Araştırma sektörü olarak uzun yıllardır kurumlara, markalara yol gösteriyoruz. Ürettiğimiz içgörüler ile insanı hızla değişen koşullarda daha iyi anlamak için çalışıyoruz. Araştırma dünyasının buluştuğu ve sektörümüzün kalbinin attığı derneğimize iki yıl süreyle başkanlık edecek olmak benim için gurur verici. TÜAD’ın yeni yönetimi, mevcut üyeleri ve gelecekte aramıza katılacak yeni üyelerle birlikte hem birbirimize hem de sektörümüze güç vermek için derneğimizin çatısı altında heyecanla çalışacağız.

Türkiye araştırma sektörü ekonomik büyüklük olarak hakettiği yerde değil. Hacmi itibarı ile ülke ekonomisinden çok daha büyük bir hızla büyümesi gerekirken enflasyon seviyesini göz önüne aldığımızda yılı büyümeden kapattı. ESOMAR’ın 2022 yılı sektör raporuna göre global araştırma sektörü 2022 yılında yüzde %12 büyüdü, bu yaklaşık 130 milyar dolarlık bir endüstri için çok önemli bir büyüme oranı. TÜAD’ın 2022 sektör büyüklüğü raporuna göre ise Türkiye araştırma sektörü, 2022 yılında bir önceki seneye göre % 66 büyüdü. Ülkemizin G20 üyesi olduğu bir dünyada biz sektör olarak maalesef o seviyede değiliz. ESOMAR raporuna göre Türkiye araştırma sektörü büyüklük olarak Dünya’da 45. sırada yer alıyor. Bu noktada ülkemizin araştırma sektöründe gidilecek çok yolu olduğu gözler önüne seriliyor. Araştırmanın markalar için bir yatırım kalemi olduğu anlayışını yerleştirmemiz sektörümüz için büyük önem taşıyor. Çünkü araştırma yapmadan öngörüde bulunmak, başarılı olabilmek çok zor ve hatta genellikle imkansız. Karar vericilerin bu gerçekten hareket etmeleri çok önemli. Biz ülke sektörünün oyuncuları olarak en yeni yaklaşımlar, teknolojiler ve kıymetli insan kaynağı ile karar vericilerin araştırma yatırımlarını artırmalarını bekliyoruz.”

Finansal olarak zorlanan İki ülkeden biri Türkiye

Finansal olarak zorlanan İki ülkeden biri Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen; TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ, DÜNYANIN ENDİŞELERİ, GÜNDEME DAİR ve ENFLASYON MONİTÖRÜ olmak üzere dört farklı araştırma bulgularından derlenen dosya içeriğinde;

Ipsos Türkiye
 Tüketici Güven endeksinde son bir ayda ki değişim nedir?
 Dünyanın endişeleri neler?
 Endişe sıralamasında kaçıncı sıradayız?
 Türkiye’nin en önemli sorunu ne?
 Türkiye’nin ekonomisinden memnuniyet nasıl?
 Döviz Kuru beklentisi ne yönde?
 Enflasyona yönelik beklenti nasıl?
 Enflasyonun normale döneceği konusunda beklenti nedir?
 İşsizliğe yönelik beklenti nedir?
 Yaşam standardına yönelik beklenti nasıl?
 Alım gücü nasıl?
 Hane geliri ile ilgili artış, azalış ne yönde ilerlemiş?
 Finansal durum sıralamasında listede ilk üçte ve son üçte de kimler var? gibi sorulara verilen yanıtlara ilişkin bilgiler bulunmaktadır.

Ipsos Türkiye
GÜVEN ENDEKSİ Yüksek enflasyon toplumda satın alma gücünü etkilerken, değişen yaşam tarzı standartları insani gelişimi de ciddi etkiliyor. Değişen sosyal hayat en çok düşük ve orta gelirlilerin eskisine kıyasla yaşamlarında daha sert etki yaratmaktadır.

Ipsos Türkiye

Benzer dönemlerde tasarrufların azalması ve üretimi artıracak alanlara yönelememek ekonomiyi olumsuz etkilemektedir. Yüksek enflasyonun yaşandığı ortamlarda geleceğe yönelik belirsizlik yarattığı için bu dönemlerde ekonomik karar almak oldukça güçleşmektedir denilebilir.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Bu ay da ülkenin en önemli hatta neredeyse tek önemli sorunu ekonomi olmaya devam etti. Türkiye ekonomisi dendiğinde ilk akla gelen başlık uzun zamandır enflasyon. Ekonominin büyüme, ihracat gibi olumlu parametrelerini konuşmaya sıra gelmiyor. Dünya’nın durumu da bizden çok farklı değil, enflasyon 20 aydır kesintisiz şekilde en çok endişe veren sorun olmaya devam ediyor, ve Covid-19 salgınının ardından en çok endişe veren 5 sorundan 3’ü ekonomi ile ilgili. Türkiye doğal olarak enflasyon konusunda en çok endişeli toplumlardan biri olmayı sürdürüyor. On vatandaştan altısı resmi enflasyondan daha yüksek bir enflasyon hissiyatı içinde.

Ipsos Türkiye
Ekim sonunda 33 ülkede gerçekleştirilen Global Advisor araştırmasına göre ülkeler ortalamasında her üç kişiden ikisi enflasyonun bir yıldan önce normale dönmeyeceği düşüncesi içinde, her beş kişiden biri ise bundan sonra bir daha normale dönmeyeceğine inanıyor. Bu araştırmaya ülkemizden katılanlar içinde ise enflasyonun bir yıldan önce normale dönmeyeceğini düşünenlerin oranı %80’e yaklaşıyor. Enflasyonun artık hiçbir zaman normale dönmeyeceğini kabullenenlerin ülkemizdeki oranı ise %28. Hatta daha da yükseleceğine dair bir endişeli bekleyiş söz konusu. Enflasyonun seyrinin yanı sıra döviz kuru, işsizlik gibi parametrelerde de gelecek beklentisi olumsuz. Yine Global Advisor Araştırması gösteriyor ki 33 ülke içinde finansal olarak idare etmekte en çok zorlanan iki ülkeden biri Türkiye, diğeri ise Arjantin. Gelirlerinin arttığını belirten hane oranı sadece %10, ancak bu hanelerin dahi yaklaşık yarısı alım güçlerinin gerilediğini belirtiyor.

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK

Tüm bunların sonunda tüketici güveninde bir olumsuz ayı daha geride bıraktık, bu ay da 29 ülke içinde son sırada kaldık. Çok zor bir yılı daha geride bırakmaya yaklaşıyoruz. 100. yaşını dolduran Cumhuriyetimiz salgın, deprem, savaş gibi felaketlerin ortasında ekonomik kriz ile boğuşarak kapatıyor bu yılı. Enflasyon ile mücadelede tünelin sonundaki ışığı görebilmemiz için biraz daha zamana ihtiyaç var.

Tüketici Güven Endeksi 29 ülkede ne diyor

Tüketici Güven Endeksi 29 ülkede ne diyor?

 Ipsos tarafından gerçekleştirilen dosya içeriği; Ipsos Tüketici Güven Endeksi ve Gündeme Dair isimli araştırma verilerinden derlenmiştir. Endeks Ipsos’un dünya çapında 29 ülkede gerçekleştirilmiştir. Ülkenin en önemli sorunu ne? Finansal politikaların doğruluğu yanlışlığı nedir? Uzmanların dışında halkın bu konulara dair algısı nasıl? Yirmi Dokuz ülke arasında Türkiye’de halkın bu konulara yönelik durumu nedir? Enflasyonu da mercek altına vatandaşın değerlendirmesi, beklentisi, yükselme veya düşüşe yönelik düşünceleri, işsizlik, kişisel yaşam standartları gibi başlıklar için de geçerli olan İfade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ Mevcut piyasa durumu ve gelecekteki beklenti tüketicilerin tüketim ve yatırım kararlarını etkilemektedir. Finansal piyasalar açısından tüketicilerin piyasaya olan güveni, hem yatırım araçlarını arz edenler hem de talep edenler açısından büyük önem taşımaktadır. Tüketicinin hem tüketim isteği hem de bunun reel olarak ne kadar gerçekleşebileceğini ölçümleyen tüketici güven endeksleri fotoğraafı belirgin bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ipsos Türkiye

EN ÖNEMLİ SORUN Depremi yaşadığımız Şubat ayında ekonominin önemi düşmüştü. Ancak bugüne gelindiğinde ekonomi yine her 4 kişiden 3’ü için en önemli sorun.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE EKONOMİSİ MEVCUT DURUM Türkiye ekonomisin mevcut durumuna yönelik olumlu görüşler çok değişmese de daha kötü olacak diyenlerin oranı düşüyor. Olumlu beklentilere sahip birey oranı ise Nisan ayından itibaren son 1 sene içindeki en yüksek orana erişmiş durumda. Ancak gelecekle ilgili ne olacağı konusunda fikri olmayanların da oranı artıyor.

Ipsos Türkiye

ENFLASYONUN DAHA DA ARTACAĞI GÖRÜŞÜ AZALIYOR.

Ipsos Türkiye

 İŞSİZLİĞE YÖNELİK BEKLENTİ İşsizliğin artacağını düşünenlerin oranı Şubat’tan bu yana azalıyor.

Ipsos Türkiye

 YAŞAM STANDARDINA YÖNELİK BEKLENTİ Yaşam standardına yönelik beklentilerde de olumsuz düşünenlerin oranı azalıyor.Ipsos Türkiye

KİŞİSEL HARCAMALARA YÖNELİK BEKLENTİ Sabit giderleri ödedikten sonra kendilerine harcayabilmek için kalan paranın azalacağını söyleyenlerin oranı düşerken aynı kalacağını düşünenleri oranı artıyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu ; “Nasıl bir felaket ile karşılaşırsak karşılaşalım ekonomi en önemli sorun olmayı sürdürüyor. Salgın yaşadık, deprem felaketi yaşadık, binlerce can kaybettik, ancak küçük bir kesinti döneminin ardından ekonomi hep en önemli sorun olarak görülmeye devam etti. Finansal politikaların doğruluğu yanlışlığı ile ilgili tartışmaları konunun uzmanlarına bırakıp halkın bu konuya dair algısının nasıl olduğuna baktığımızda son 1 yıl içinde yavaş da olsa olumlu yönde ilerleyen bir trend ile karşılaşıyoruz.

29 ülkede ölçümlenen Ipsos Tüketici Güven Endeksi’nde her ne kadar hala ülkeler ortalamasının çok altında bir noktada olsak bile Türkiye son 1 yıl içinde en fazla ilerleme kaydeden ülkelerden biri oldu. 29 ülke ortalamasında tüketici güven endeksi değeri 47 iken Türkiye’de 39, ancak bu değer bir yıl önce 31 idi.

Ülkemize daha detaylı baktığımızda her üç vatandaştan ikisi ülke ekonomisinin mevcut durumunu kötü bulduğunu görüyoruz, ancak 1 yıl önce bu oran %84 idi. Keza ekonominin birkaç aylık dönemde daha iyi olacağını düşünenlerin oranı 1 sene önce %6 iken şimdi %24. Ekonominin bu kısa vadeli geleceğine dair beklentisi olumsuz olanların oranı yarı yarıya azalmış durumda.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Biraz daha detaya inip enflasyonu mercek altına alıp bakalım, vatandaşların önemli bir kısmı enflasyonun zirveyi gördüğünü düşünüyor, %39’luk bir kesim enflasyonun ya artık bu seviyelerde kalacağı ya da azalacağı fikrinde. Enflasyonun yükselmeyi sürdüreceğini düşünenlerin oranı sene başında %70 iken Mayıs başında %60’a düştü.

Tablo genel olarak baskın şekilde olumsuz olmaya devam ediyor elbette ancak olumsuz beklentilerdeki benzer gerileme işsizlik, kişisel yaşam standartları gibi başlıklar için de geçerli.

Özetlemeye çalışırsak vatandaşların ekonomiye yönelik algısında toplam gösterge olumluya dönmemiş olmakla birlikte “krizde zirveyi gördük, bundan sonra daha kötü olmaz ama daha iyi olabilir” diyenlerin oranında artış var.

Bu pozitif trendin 14 Mayıs’taki seçim sonuçlarına yansımış olma ihtimali de yok değil” dedi.

Okul masrafları için nelerden tasarruf ettik

Okul masrafları için nelerden tasarruf ettik

Ipsos tarafından gerçekleştirilen ANTİKRİZ MONİTÖRÜ araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; okul masrafları karşısında zorlanan ebeveynler mercek altına alındı. Okul masraflarında en çok nerelerde zorlandıkları, bu süreci nasıl yönettikleri, neler yaptıkları izlendi. Bu masraflara yetişebilmek için diğer hangi harcamalardan da kısmak durumunda kaldıklarına dair; birçok soruda bireylerin kaygıları, beklentileri, planlamalarının ne yönde olduğu gibi başlıklarda ifade, tutum ve davranışlar incelenmiştir.

OKUL MASRAFLARININ KISILMASININ YANISIRA HER 10 EBEVEYNDEN 8’İ DİĞER HARCAMALARINI DA KISMAK DURUMDA KALMIŞ.

Ebeveynlerin %81’i okul harcamalarının yanı sıra bu masrafları karşılayabilmek için diğer harcama kalemlerini de kısmaya çalışmış. Bu kişilerin özellikle sosyal hayata yönelik kalemlerde tasarrufa gittiği görülüyor. Dışarıda yemek yemek, dışarıdan yemek ısmarlamak ya da sinema tiyatro gibi dışarıda eğlence aktiviteleri daha az yapılmaya başlanmış. Bu gider kalemlerinin dışında ek olarak giyim harcamaları da kısılmaya çalışılan diğer bir harcama kalemi.

Ipsos Türkiye

 GEÇEN SENEYE GÖRE BU SENE YAPILAN HARCAMALAR KARŞISINDA EBEVEYNLERİN HEMEN HEMEN HEPSİ ZORLANDIĞINI BELİRTİYOR.

Çocuğu okula giden ebeveynlerin %70’i okul masraflarının bütçelerini çok zorlayacak şekilde arttığını, %24’ü de biraz zorlayacak şekilde arttığını söylüyor. Toplamda hemen hemen tüm ebeveynlerin bu seneki okul masrafları karşısında oldukça zorlandığı görülüyor.   Okul masrafları karşısında zorlamayan ebeveynleri oranı ise sadece %6.

Ipsos Türkiye

HER 10 EBEVEYNDEN 7’Sİ OKUL MASRAFLARINI KISMAYA ÇALIŞMIŞ.

Okul masrafları karşısında zorlanan ebeveynlerin %67’si okul ile ilgili harcamaları kısmış. Okul masraflarını kısmak için ebeveynlerin %37’si kırtasiye giderlerini kısmaya çalışmış ya da geçen seneden kalan kırtasiye malzemelerini kullanmış, %36’sı bir önceki senenin okul kıyafetlerini kullanmış. Okulda yapılan yemek harcamalarını kısmak için de her 4 ebeveynden biri evden sandviç ya da yemek yapıp çocuklarının yanına verdiğini belirtiyor.

Ipsos Türkiye

2022-2023 EĞİTİM ÖĞRETİM YILININ BAŞLAMASI İLE BİRLİKTE OKULA GİDEN ÇOCUĞU OLAN EBEVEYNLERİN EN ÇOK YAPTIKLARI ALIŞVERİŞ KIRTASİYE ALIŞVERİŞİ

Okula giden çocuğu olan ebeveynlerin %85’i kırtasiye alışverişi yapmış. Yapılan diğer önemli harcama kalemleri de okul kıyafetleri, ayakkabı (%70) ve kitap (%64) şeklinde sıralanabilir.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Sonbahar itibarı ile aile bütçelerinde yaz aylarında söz konusu olmayan iki önemli harcama kalemi ekleniyor, okul masrafları ve ısınma faturaları. Var olan yükün üstüne okul masraflarının eklenmesi hemen hemen tüm aileleri olumsuz etkiliyor.

Neredeyse tüm veliler okul masraflarındaki artış nedeni ile az ya da çok zorlandıklarını belirtiyorlar. Her on veliden yedisi ise çok zorlandığını belirtiyor. Doğal olarak yine buna çok yakın bir oranda bir grup veli bazı eğitim malzemelerinden/ihtiyaçlarından fedakârlık yapma yoluna gidiyor, mesela eski kırtasiye ürünlerini, okul kıyafetlerini bu yıl da kullanmak gibi.

Bu önlemlerin tek başına yeterli olduğunu söylemek zor. Çünkü her on veliden sekizi ise okul masraflarına kaynak ayırabilmek için başka kalemlerde de kısıntı yaptığını söylüyor, kısıntı yapılan başlıklar bizim daha önceki araştırmalarımızdaki tespitlerimiz ile paralel; dışarıda yeme-içme, eğlence, giyim gibi ertelenebilir harcamalar.

Ipsos Türkiye

Havaların soğuması ve ısınma masrafının da eklenmesi ile aile bütçesinin yönetimi daha da zorlaşacak. Uygulama detaylarının açıklanması beklenen ısınma desteği birçok aile için önemli rol oynayacak, özellikle de çocuk okutan aileler için. Tabi işverenlerin ne kadarının bu desteği çalışanlarına hangi koşullarda yansıtacağı çok belirleyici olacak

TV mi? İnternet mi?

TV mi? İnternet mi?

Ipsos tarafından gerçekleştirilen TÜRKİYE’Yİ ANLAMA KILAVUZU araştırma  verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; TV izleme, basılı yayın okuma ve yayın platformlarında dizi film izleme oranları ve içerik tercihleri mercek altına alındı. Güncel TV izleme oranları, hiç Televizyon izlemiyorum diyenler, basılı yayın okuyanlar ve veya internet yayınları üzerinden takip edenler, bu takiplerin kalitesi, neler izleniyor ya da takip ediliyor, nerelerde izleniyor? Yayın platformlarındaki oranlarla ortaya çıkan sıralama nasıl, gibi başlıklarda  bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

HERGÜN TV İZLEDİĞİNİ SÖYLEYENLERİN ORANI %69. Dünya gündemleri, ulusal gündemler, savaşlar, salgın hastalıklar iş güç hayat şartları, bireylerin tutum davranışlarını haklı olarak etkiliyor. 2018 yılına kadar her gün televizyon izlediğini söyleyen kişilerin oranı %80’nin üzerindeyken 2020 senesinde %74’e, 2022 senesinde ise %69’a inmiş. Programların ve dizilerin içerik kalitesini arttırması, insanların evinde geçirdiği vaktin bir bölümünü Tv ye ayırması için bu düşüş önemli bir detay… Son yıllarda ben artık hiç TV izlemiyorum diyenlerin oranı bugün her sadece 10 kişiden 1’i… TV yöneticilerinin bu konuyu stratejik olarak gündemlerine yayın politikalarına taşımaları açısından büyük önem taşıyor uyarısı doğru bir tanımlama olur.

Ipsos Türkiye

TV’DE DİZİ İZLEYENLERİN ORANI 2020 YILINA GÖRE 10 PUAN GERİLERKEN; YOUTUBE VE NETFLIX’TE DİZİ İLEYENLERİN ORANI ARTIYOR. Burada bireylerin vakit ayırabildiği zamanlarda izlemek istediği türde seçeneği, istediği tekrarda ve arzu ettiği zaman aralığında izlemesi bu artışın önemli etkenlerinden. Dizi izlemek için hangi platformlar kullanıldığı sorulduğunda 2020 yılında toplumun %45’i TV derken 2022 senesinde bu oran %35’e gerilemiş durumda. TV yerine farklı platformlardan dizi izlemek ise ciddi şekilde yükseliyor. Bugün her 2 kişiden 1’i Youtube’dan dizi seyrettiğini belirtirken, Netflix’ten dizi seyrettiğini söyleyenleri oranı da %9’da %21’e kadar çıkmış durumda. İnsanların hayatına sunduğu bireysel tercihe göre ve kaliteli içerik izleme arayışı bu konudaki vakit ayırma eğilimlerini etkiliyor.

r, salgın hastalıklar iş güç hayat şartları, bireylerin tutum davranışlarını haklı olarak etkiliyor. 2018 yılına kadar her gün televizyon izlediğini söyleyen kişilerin oranı %80’nin üzerindeyken 2020 senesinde %74’e, 2022 senesinde ise %69’a inmiş. Programların ve dizilerin içerik kalitesini arttırması, insanların evinde geçirdiği vaktin bir bölümünü Tv ye ayırması için bu düşüş önemli bir detay… Son yıllarda ben artık hiç TV izlemiyorum diyenlerin oranı bugün her sadece 10 kişiden 1’i… TV yöneticilerinin bu konuyu stratejik olarak gündemlerine yayın politikalarına taşımaları açısından büyük önem taşıyor uyarısı doğru bir tanımlama olur.

BASILI GAZETE OKUMA ALIŞKANLIĞI HER GEÇEN GÜN AZALIYOR. ANCAK INTERNETTEN OKUMA ALIŞKANLIĞI DA SON SENELERDE DÜŞÜŞE ORANLA BAKILDIĞINDA BEKLENDİĞİ ŞEKİLDE ARTMIYOR.

Çağın getirdiği, yaşattığı küresel pandemi ve gündemler sonrası; bireylerin artan hassasiyetleri ve beraberinde her geçen gün ilerleyen teknolojik gelişmelerle alışkanlıklar da değişti.  Hız kesmeyen çağa uygun yeniliklerle; İnternetin koca bir dünyayı bir elin avucuna sığdırma kabileyti ile basılı gazete dergi gibi yayınların takibini düşürdü. 2022 yılında her 2 kişiden 1’i artık basılı gazete okumadığını belirtiyor. Her gün ya da haftada en az bir kere okuyanların oranı da %10 civarında. Her 2 kişiden biri ise bugün internetten gazete okuduğunu belirtiyor. Ancak internetten gazete okuyanların oranı 2018’den beri çok da değişmiyor. Haberler ve ana sayfa gazete okuyan kişilerin en çok okuduğu bölümler… Her 4 gazete okuyandan biri haberleri ve ana sayfayı okuduğunu belirtirken, ekonomi haberleri bu kitlenin %14’ü tarafından takip ediliyor. Bulmaca, spor ve siyaset haberleri takip edilen diğer haber bölümler.

Ipsos Türkiye

 HABERLER / HABER PROGRAMLARI VE YERLİ DİZİLER TOPLUMUN YARISI TARAFINDAN TV’DE İZLENEN PROGRAM TÜRÜ… Haberler, haber programları ve yerli diziler toplumun TV’de en çok izlediği program türleri. Her 2 kişiden biri bu program türlerini izlemekte. Bu iki program türünü yarışma programları takip ediyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Tür.kiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : Medyanın biçim değiştirdiğini söylemeye gerek yok. Eskiden bir medya organı sahibi olabilmek en düşük yatırım seviyesinde gazete veya dergi kurmak, daha yüksek yatırımlara çıkabilenler için ise radyo ve televizyon yatırımı yapmak demekti. Şimdi popüler olsun veya olmasın Facebook, Youtube, Twitter, Instagram hesaplarının her biri birer kişisel medya organı. Bu ortamda TV izleme oranının yıllar içinde düşüyor olması da şaşırtıcı değil. Her gün TV izleyenlerin oranı %88’den %69’a kadar düşmüş halde, büyük bir değişim.TV izleyenler açısından haber takibi hala en önemli neden. 2017’de yılın kelimesi “Fake News” idi. Ipsos’un birkaç yıl önce Dünya çapında gerçekleştirdiği araştırmada farklı mecralar arasında TV güvenilir haber kaynağı olma sıralamasında ilk sırada geliyordu. Sonraki dönemde bu tabloda büyük bir değişim de olmadı.Türkiye’yi Anlama Kılavuzu araştırması gösteriyor ki ülkemizde sadece TV izleyicileri değil gazete okurları için de habere ulaşabilmek hala en önde gelen motivasyon. Medyanın giderek içiçe geçerek daha karmaşık bir biçim aldığını görüyoruz. Ulusal gazete haberleri sosyal medyanın en önemli tüketim malzemelerinden biri. Televizyonu talep ettiğimiz anda telefondan izlemek mümkün, sosyal medyada paylaşılan hikayeler gerçek olarak sunuluyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Neyin gerçek neyin türetilmiş olduğunu anlamak güç. Tüm bu zeminde medyaya güveni değil ölçmek tarif etmek bile zor.Öte yandan medya yöneticileri, içerik üreticileri için önemli bir fırsat alanı da söz konusu. Medya tüketimi hiç olmadığı kadar yüksek. İnsanların beklediği şey mümkün olduğunca şeffaf bir yaklaşım, paylaşılan haberlere,reklamlara dair daha yüksek bir sorumluluk duygusu.

Tatile gidiyor muyuz?

Tatile gidiyor muyuz?

Ipsos tarafından gerçekleştirilen  ANTİKRİZ MONİTÖRÜ ve TÜRKİYE BAROMETRESİ verilerinden derlenen bülten içeriğinde bu hafta: toplumda tatil planları yapan vatandaşlar, erteleyenler ya da hiç tatil planı yapmayanlar ve bayram tatili var. Ayrıca geçen yıla kıyasla Kurban Bayramı tatil durumu, memlekete akraba ziyareti yapacak olanların planları, kurban bayramında kurban kesenler,   kesemeyenler, sebeplerine yönelik çalışmada, bireylerin bu konularda nasıl bir fikre sahip oldukları hususlarında ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

 BU SENE YAZIN BAŞLADIĞI BU AYLARDA YURT İÇİNDE TATİL PLANI YAPAN BİREYLERİN SAYISI AZALIYOR.

Her 10 kişiden 8’i bu sene içinde yurtiçinde bir tatil planlamadığını belirtiyor. 2021 senesinin aynı döneminde bu oran 6 puan daha düşüktü (%76). Diğer dikkat çekici bir durum ise 2021 Haziran ayında tatilini erteleyenlerin oranı %18 iken bu sene bu oran %7’ye geriliyor. Artık bireylerin tatil planı yapamadığı görülüyor.

Ipsos Türkiye

SON 1 AY İÇİNDE DE TATİL YA DA SEYAHAT YAPAN BİREYLERİN SAYISI AZALIYOR.

Geçen sene haziran ayında tatil ya da seyahat amaçlı bir aktivitede bulunanların oranı %22 iken bu sene bu oran %16’ya gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

BU BAYRAMDA HİÇ BİR ŞEY YAPMAYACAĞINI SÖYLEYENLERİN TEMEL SEBEBİ EKONOMİ.

Ekonomik nedenler bu Kurban Bayramında hiçbir şey yapamayacağını söyleyenlerin belirttiği temel neden. Bu kişilerin %72’si ekonomik nedenlerden dolayı bir şey yapmayacağını belirtirken, iş nedeniyle gidemeyeceklerin oranı ise %16.

Ipsos Türkiye

KURBAN KESİMİ DE EKONOMİK NEDENLERDEN DOLAYI ETKİLENİYOR.

Geçen kurban bayramında kurban kesenlerin oranı %41’ken bu sene bu oran %26’ya kadar geriliyor. Bu sene her 2 kişiden biri ekonomik nedenlerden dolayı kurban kesmeyeceğini söylüyor.

Ipsos Türkiye

KURBAN BAYRAMINDA BAYRAMLAŞMA ALIŞKANLIKLARIMIZ ÇOK DEĞİŞMİYOR.

Kurban Bayramında geçen senede de olduğu gibi yurtiçi veya yurtdışı tatil yapanlar ya da yapmayı planların sayısı çok düşük. Bu sene memlekete akraba ziyareti için gitmeyi planlayanların sayısı geçen seneye göre daha düşük olsa de genel olarak bakıldığında geçen sene Kurban Bayramında ne yapıldıysa bu sene de aynı şekilde devam edileceği görülüyor.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Kurban Bayramı bu yıl da çalışanların bir kısmı için uzun bir izin dönemi anlamına gelecek. Bayramların tatil araları anlamına mı geldiği, yoksa geleneklere uygun bayramlaşma fırsatı mı demek olduğu tartışmalarını bir yana bırakıp bayram planlarında geçen seneden bu seneye değişen bir şey var mı diye baktık.

Sonda söylenecek şeyi başta söyleyerek başlayayım, ekonomik güçlükler her çeşit bayram planını kökten sarsmış durumda. İster tatil amaçlı olsun, isterse bayram adetlerine yönelik olsun planların önemli bir kısmı rafa kalkmış. Son 1 ay içinde tatil planını erteleyenlenlerin oranı geçen seneye göre azalmış. Bu, ilk bakışta bana iyi bir gelişme gibi geldi, ama daha büyük bir kesimin aslında erteleyecek bir plan dahi yapamadığını gördüğümde acı gerçek ile karşılaşmış oldum. Bu arada durum geçen sene de zaten iç açıcı değilmiş, geçen sene herhangi bir plan yapmayanların oranı %75 iken bu sene %81’e yükseliyor.

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK

Geleceğe dönük plan yapmamanın yanı sıra son 1 ay içinde herhangi bir seyahat aktivitesinde bulunmayanların oranı da geçen yıla kıyasla artıyor. Geçen yıl %79 iken bu sene %85.

Vatandaşların önemli bir kısmı bayramı yaşadıkları şehirde veya memleketlerinde aile, akrabalar ile bayramlaşma vesilesi olarak değerlendiriyor. Tatile giden kesim oldukça küçük bir kesim. Bu sene geçen yıla kıyasla göze çarpan farklılık memlekete gitmek için dahi olsa seyahat planlayanların oranının azalıyor, hiç bir seyahat planı yapmayanların oranının ise artıyor olması.

Hiçbir plan yapmayan on kişiden yedisi için bu durumun nedeni ekonomik güçlükler. Kurban Bayramı’nda kurban kesmeyi planlayanların oranında da dikkate değer düşüş var. Kurban kesmiş veya kesmeyi planlayanların oranı geçen yıldan bu yıla %41’den %26’ya geriliyor. Ekonomik zorluklar giderek daha büyük bir baskı yapar hale geliyor, geçen sene ekonomik nedenler ile kurban kesemeyeceğini belirtenlerin oranı %37 iken bu sene %53’e ulaşıyor.

10 günlük bayram tatiline çeyrek kalmışken bu arayı tatil fırsatına çevirmek isteyenler de, bayramı örf ve adetlere uygun olarak kutlamak isteyenler de ekonomik nedenler ile planlarını başka baharlara ötelemiş durumdalar.

Pahalı markaları satın alma eğilimi azalıyor

Pahalı markaları satın alma eğilimi azalıyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Türkiye’yi Anlama Kılavuzu Araştırması toplumun farklı konulara bakış açısını ortaya koymayı, davranışlarını ve alışkanlıklarını anlamayı ve yıllar içerisindeki toplumsal değişimleri takip etmeyi hedefliyor.. Bu araştırma kapsamında incelenen tüketicilerin satın alma eğilimleri, markalar ve prestijli ürünlere ve indirim marketlerine yaklaşımı, tercih sebepleri, tutum ve davranışlar​​ı derlendi… 

İNDİRİM MARKETLERİNİN TERCİH EDİLMESİNDE ÖNE ÇIKAN; 3 NEDEN. EVE YAKIN OLMASI, PROMOSYON VE UYGUN FİYAT

İndirim marketlerin yaygınlaşması ile kişilerin bu marketleri evlerine yakın olduğu için tercih etme %65 ile ilk sırada belirtiliyor. Diğer öne çıkan nedenler ise bu marketlerde fiyatların ucuz, promosyonların fazla olması. Her üç neden de 2020 yılına göre daha yüksek oranda belirtiliyor. Bu marketlerin kendi markalarını beğendiği için bu satış noktalarını tercih edenlerin oranı %34.

Ipsos Türkiye

 MARKET MARKALI ÜRÜNLERİ TERCİH ETME ORANIARTIYOR.

Türkiye’yi Anlama Kılavuzu verilerine göre tüketicilerin %36’sı market markalı ürünleri tercih ediyor. Ve 2018 yılına göre market markalarını tercih edenlerin oranı 3 puan artıyor. Bununla beraber her 10 kişiden 4’ü; kullandıkları bu markaları almak için özellikle o markete gidiyor.

Ipsos Türkiye

TÜKETİCİLERİN PAHALI MARKALARI SATIN ALMA EĞİLİMİ AZALIYOR.  Ipsos’un derlediği araştırma verilerine göre; 2018 yılına kadar biraz pahalı da olsa istediğim markayı alırım diyenlerin oranı %50 seviyesindeyken bugüne gelindiğinde bu oran %39’a kadar gerilemiş durumda. Pahalı markalardan uzaklaşan tüketicilerin ucuz ürünlere kaymaya başladığı görülüyor. 2018-2020 yılında ucuz ürün tercihi %26 seviyesindeyken 2022 yılında %31.

Ipsos Türkiye

TÜKETİCİLER PRESTİJLİ ÜRÜNLERDEN UZAKLAŞIYOR.

Tüketicilerin ucuz ürünleri tercih etmesi ile birlikte prestijli ürün tercihi de azalıyor. 2020 yılına kadar her 10 kişiden 4’ü prestijli ürün tercih edeceğini belirtirken 2020 yılından beri bu ürünleri tercih edenlerin oranı azalıyor. Bugüne gelindiğinde 2018 yılına göre prestijli türün tercihi edenlerin oranı yaklaşık 10 puan azalıyor ve %28 seviyesine geriliyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “Enflasyon nedeni ile vatandaşların önemli bir kısmı gelirlerinin ve satın alma güçlerinin azaldığını belirtiyorlar. Genel olarak önümüzdeki birkaç ay içinde bu alanda bir düzelme beklenmiyor olması da alışveriş davranışlarına doğrudan yansıyor. Temel gözlemimiz fiyat hassasiyeti artmış olması. Tüketiciler her zamanki tercihlerinden ziyade ucuz ürünlere kaymaya başladılar. Dolayısıyla prestijden, marka değerinden önce ürünün performansının ve fiyat-performans dengesinin daha fazla gözetilmesi ekonomik bir tedbir davranışı olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda son dönemde indirim marketlerine ve market markalı ürünlere yönelimde artış var.”

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik