Yazılar

Ramazan alışverişlerinde indirim marketleri tercih edildi

Ramazan alışverişlerinde indirim marketleri tercih edildi

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 101. Dönem verileriyle bu hafta toplumun; ramazan ayına olan ilgisi, beklentisi, oruç tutma eğilimi, ramazan ayı öncesine yönelik  hazırlıkları, alış verişlerinde tercih ettikleri yerler, iftar toplantılarına koronavirüs kaygılarının etkisi, evlerinde veya dışarıda iftar yapmaya yönelik düşünceleri, eve misafir davet etme gibi konularda bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir.

RAMAZAN’A BİR HAFTA KALA TOPLUMUN %9’U RAMAZAN AYINA ÖZEL ALIŞVERİŞİNİ YAPMIŞ. %54’Ü İSE ALIŞVERİŞ YAPACAĞINI BELİRTİYOR. VE BU ALIŞVERİŞLERDE İNDİRİM MARKETLERİ TERCİH EDİLİYOR.

 Ipsos Araştırma Şirketinin yapmış olduğu araştırmaya göre oruç tutacağını belirten kişilerin %9’u ramazan ayına özel alışverişini yapmış. Bu alışverişte neler alındığına bakıldığında un, tuz, şeker, makarna ve kahvaltılık ürünlerin öncelikle satın alma yapılan ürünler olarak öne çıkıyor. Geçen sene ramazan ayına özel yapılan alışveriş ile karşılaştırıldığında, bu sene vatandaşların daha az çeşit aldığı görülüyor. Oruç tutacağını söyleyen bireylerin %54’ü ise daha alışveriş yapmadığını ama yapacağını belirtirken, 1/3’ü ise ramazana özel bir alışveriş yapmayacağı söylüyor. Alışveriş yapmış ya da yapacak olan kişilerin %64’ü alışverişlerinde İndirim Marketlerini tercih ediyor.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

HER 10 KİŞİDEN 5’İ BU SENE RAMAZANDA HEM KORONA SALGININDAN DOLAYI HEM DE EKONOMİK NEDENLERDEN DOLAYI İFTARA MİSAFİR ÇAĞIRAMIYACAĞINI DÜŞÜNÜYOR.

Bireylerin %48’i korona salgınından dolayı bu sene iftara misafir çağıramayacağını belirtirken, ekonomik koşulların da misafir çağırmama konusunda çok yakın bir oranda etkili olduğu görülüyor. Her 10 kişiden 3’ü ise bu iki konun da iftara misafir çağıramama konusunda etkisi olmadığını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

 

VATANDAŞLARIN %72’Sİ BU SENE RAMAZANDA ORUÇ TUTACAĞINI SÖYLÜYOR.

Bu sene ramazanda tüm ay boyunca oruç tutacağını söyleyen bireylerin oranı %72. Bazı günler oruç tutacağını söyleyenlerle birlikte bu oran %82’ye yükseliyor. 2021 yılında her gün ya da bazı günler oruç tutacağını belirtenlerin oranı 9 puan daha düşüktü.

Ipsos Türkiye

EKONOMİK KOŞULLAR BU SENEKİ İFTAR SOFRALARINI ETKİLİYOR.. Ekonomik sebeplerden dolayı her 10 kişiden 6’sı bu sene zengin iftar sofraları kuramayacağını ve iftar ve sahura özel yapılacak alışverişlerden dolayı da hane giderlerinin artacağı endişesini taşıyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Sidar Gedik: “Salgının ve zor ekonomik koşulların etkisi altında olmamız yetmezmiş gibi bir de sert bir kış yaşadık/yaşıyoruz. Böyle zorlu bir kış mevsiminin ardından gelmekte olan bahar ve başlamak üzere olan Ramazan ayı bir umut tazeleme anlamı da taşıyor. Geçen yıl tüm Ramazan ayı boyunca oruç tutacağını belirtenlerin oranı %62 iken bu yıl oran %72’ye yükselmiş durumda. Oruç tutmayacağını söyleyenlerin oranında ise bir azalma var. Her on vatandaştan biri,2 Nisan’da başlayacak olan Ramazan Ayı için şimdiden alışverişini yapmış bile. Yarıdan fazlası ise Ramazan alışverişini önümüzdeki günlerde yapacaklarını belirtiyorlar. Vatandaşların üçte ikiye yakını Ramazan alışverişleri için indirim marketlerini tercih ettiklerini belirtiyor. Ekonomik zorlukların Ramazan hazırlıklarına yansımış olduğunu söylemek yanlış olmaz. Erken alışverişçilerin tercihlerini geçen yıl ile karşılaştırdığımızda bu sene daha az çeşit alındığını gördük. Tercihlerin dağılımları kendi içinde geçen yıl ile benzer, en çok satın alınan kategoriler un-tuz-şeker, kahvaltılık, makarna ve tavuk. Pirinç ve çay geçen yıl çok daha fazla alınan ürünler iken bu yıl henüz o kadar tercih edilmiş değiller. Vatandaşların yarıya yakını iftar/sahur hazırlıkları nedeni ile hane harcamalarının artacağı düşüncesinde. Yine toplumun yarıdan fazlası ekonomik nedenlerle bu Ramazan’da zengin sofralar kuramayacaklarını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

Her zaman aile, dostlar, komşular arasında bir buluşma vesilesi olan iftar sofralarına yönelik olarak bu sene kafalarda soru işaretleri var. İftar sofraları bu yıl gerek salgın endişesi gerekse ekonomik güçlükler nedeni ile daha tenha olacak gibi görünüyor. Yaklaşık olarak iki kişiden biri iftara bahsettiğim gerekçeler ile misafir çağırabileceğini düşünmüyor.

Özetle bu sene toplum Ramazan’a daha fazla odaklanmış, oruç tutma niyeti daha yüksek bir şekilde giriyor, ancak Ramazan daha çok çekirdek aileler içinde tutumlu sofralar ile yaşanacak gibi görünüyor.”

Türkiye’deki en önemli sorun ne ?       

Türkiye’deki en önemli sorun ne ?       

 Ipsos tarafından gerçekleştirilen Anti Kriz Monitörü ile Türkiye’nin gündemini yakından takip etmek, toplumun memnuniyet ve beklentilerini anlamak, tüketim ve yatırım davranışlarını beraberinde gündeme ilişkin düşüncelerini ölçmek, Koronavirüs salgını ile ilgili farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymak hedefleniyor. Anti kriz monitöründe bu son çıkan seçilmiş verilere göre; ülkemizde toplumu en çok zorlayan gider kaleminin ne olduğu, hane tüketiminde en çok hangi alışveriş kalemlerinden ve alanlarından vazgeçildiği, tüketilen ürünleri daha ucuza mal etmenin yollarını arayıp aramadığı, hangi kategorilerden vazgeçtiği, bireylerin kendi kişisel ekonomilerine yönelik beklentilerinin ne durumda olduğu, toplumun en önemli sorunun ne olduğuna dair ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

BU DÖNEMDE ELEKTRİK GİDERLERİ TOPLUMU EN ÇOK ZORLAYAN GİDER KALEMİ. Bireylerin %55’i elektrik giderlerinin kendilerini çok zorladığını belirtmekte. Elektrik giderlerinin yanı sıra vatandaşları zorlayan diğer gider kalemleri giyim, doğalgaz, ev temizlik ve gıda ürünleri olarak öne çıkıyor. Ancak genel olarak bakıldığında aslında her türlü gider kaleminin bireyleri zorladığı görülüyor.

Ipsos Türkiye

TOPLUMUN ÇOĞUNLUĞU MARKET ALIŞVERİŞLERİNDE HARCAMALARINI AZALTMAYA ÇALIŞIYOR. Bireylerin %66’sı market alışverişlerinde asgari ihtiyaçlarını karşılamaya ve gerekirse bazı kategorilerden vazgeçerek harcamalarını minimumda tutmaya çalışırken %24’ü de tükettikleri ürünleri daha ucuza mal etmenin yollarını arıyor.

Ipsos Türkiye

TOPLUMUN YARISININ HANE GELİRLERİNE YÖNELİK GÖRÜŞLERİ DE ÇOK OLUMLU DEĞİL.  Bireylerin %54’ü son 12 ay içinde hane gelirlerinin azaldığını belirtirken önümüzdeki bir kaç ay içindeki kendi kişisel ekonomilerine yönelik beklentileri de olumlu değil. Önümüzdeki birkaç ay içinde kişisel ekonomilerin daha da kötü olacağını belirtenlerin de oranı %57. Geleceğe yönelik kişisel ekonomilerinin daha iyi olacağını düşünenlerin oranı ise sadece %6.

Ipsos Türkiye

TOPLUMUN ÇOĞUNLUĞU TÜRKİYE EKONOMİSİNİN MEVCUT DURUMUNUN İYİ OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYOR. Türkiye ekonomisinin mevcut durumunun iyi olmadığını düşünenlerin oranı %81. Ekonominin iyi olduğunu düşünenlerin oranı sadece %3.

Ipsos Türkiye

EKONOMİ TOPLUMUN EN ÖNEMLİ SORUNU

Haziran 2021 tarihinden itibaren ekonominin en önemli sorun olarak belirtilme oranı Salgının önüne geçmişti. Bugüne gelindiğinde ise artık her 10 kişiden 9’u için ekonomi en önemli problem. Salgındaki hızlı bulaş ya da vaka sayılarındaki artış bile Koronavirüs Salgının önemli bir sorun olarak görülmesine neden olmuyor. Bireylerin sadece %5’i salgının en önemli sorun olduğunu düşünüyor.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Ülkenin en önemli problemi hangisidir sorusuna çok açık ara ile ekonomi yanıtını almaya devam ediyoruz. Bu noktada yaklaşımı biraz daha netleştirebilmek için önceki hafta ilginç bir soru sormuştuk, elinizde tek bir sorunu çözme imkanı olsa salgını mı yok edersiniz yoksa ekonomiyi mi düzeltirsiniz demiştik, bu soruya da yine büyük farkla ekonomi yanıtını almıştık. Bu haftaki sonuçlara bakarak şunu söyleyebiliriz, ülkenin en önemli sorunu ekonomi hatta neredeyse diğer tüm sorunları unutturacak kadar önemli, tek sorunumuz haline gelmiş durumda. Koronavirüs salgını en önemli sorundur diyenlerin oranı %5 iken ekonomi en önemli sorundur diyenler %86. Bu yüzden bu hafta ekonomi başlığına odaklandık.

Çoğunluk, yakın gelecekte kişisel ekonomik durumunun daha kötüye gideceğini düşünüyor. Yaklaşık üçte birlik bir kesim kişisel ekonomisinin yakın gelecekte aynı kalacağı veya daha iyi olacağı düşüncesinde. Ancak ülke ekonomisi ve kişisel ekonomi sorularını bir arada değerlendirdiğimizde görüyoruz ki kendi durumuna dair daha umutlu olan bu grubun da bir kısmı ülke ekonomisinin durumundan memnun değil.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Araştırmamıza katılanların %54’ü son 12 ay içinde hane gelirlerinin azaldığını belirtiyor. Kişisel ekonomi sorusu ile de paralellik arz edecek şekilde bu soruda da %40 civarında bir kitle aynı dönem içinde hane gelirinin pek değişmediğini veya arttığını belirtiyor. Yine de ülkenin en önemli sorunu ekonomidir diyenlerin oranının %86 olduğunu hatırlarsak hane gelirinde kayıp yaşamayanların da önemli bir kısmının ekonomiyi bir sorun olarak gördüklerini söyleyebiliriz.

Fiyat artışlarında vatandaşı en çok etkileyen kalemin elektrik faturası olduğunu görüyoruz. Kış mevsiminin de etkisi ile giyim masrafları bir diğer kalem. Doğalgaz, su gibi diğer kaçınılmaz aylık fatura kalemleri de önemli etki yapıyor. Araştırmamıza katılan her üç kişiden ikisi market alışverişlerinde tasarruf için bazı ürün kategorilerini tüketmekten vazgeçebileceğini belirtiyor.

Ekonomi, siyasi tercihlerden bağımsız bir sorun haline dönüşmüş halde. Bunu her on kişiden sekizinin ülke ekonomisinin durumunu kötü olarak nitelendirmesinden anlıyoruz, son yayınlanan araştırmalara göre hiç bir siyasi partinin veya ittifakın %80 oy oranı yok, vatandaş oy tercihinden bağımsız olarak ekonomiden memnuniyetsiz.

Aileler uzaktan eğitime geçilsin istiyor  

Aileler uzaktan eğitime geçilsin istiyor  

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 91. dönem verileriyle toplumda; yüz yüze eğitim için okula dönüşü güvenli bulmayan velilerin oranı ile bugün geldiğimiz noktada bu oran arttı mı geriledi mi? Önlemleri incelendiğinde sebepleri neler? Özellikle maske başlığı altında bir gevşeme gözlemleniyor mu? Okulların açıldığı ilk günden beri salgından dolayı online / uzaktan eğitimin devam etmesini isteyen ya da yüz yüze eğitimin sürmesini isteyen velilerin görüşlerinin ne yönde olduğuna yönelik ifade, tutum, davranışları incelenmiştir.

 TEKRAR ONLINE EĞİTİME GEÇİLMESİNİ İSTEYEN EBEVEYNLERİN SAYISINDAKİ ARTIŞ DİKKAT ÇEKİCİ. Ipsos araştırmasına göre; okulların açıldığı ilk günden beri salgından dolayı online / uzaktan eğitimin devam etmesini isteyen bir kitlenin hep olduğu görülüyor. Ancak; kitlenin oranı  %25’ler civarındayken bugün her 10 ebeveynden 4’ü tekrar online / uzaktan eğitime geçilmesini istiyor. Yüzyüze eğitimin devam etmesi görüşünde olan ebeveynlerin oranı ise %47.

Ipsos Türkiye

EBEVEYNLERİN SADECE 1/3’Ü ÇOCUKLARINI OKULA GÖNDERME KONUSUNDA RAHAT HİSSEDİYOR: Okullar açıldığı ilk günden beri ebeveynlerin yarısı çocuklarının okula gitmesi konusunda rahat hissetmiyor. Bugüne baktığımızda da bu oranın değişmediği görülüyor. Ama diğer taraftan okulların açıldığı ilk zamanlarda bu konuda rahat hissettiğini söyleyen ebeveynlerin oranı %43’ten bugüne gelindiğinde %33’e gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

OKULLARDA ALINAN ÖNLEMLERİN YETERLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNEN EBEVEYNLERİN ORANI SADECE %31. Koronovirüs salgınına yönelik okullarda alınan önlemler konusunda okulların açıldığı ilk haftalarda da her 10 veliden 4’ü yeterli olmadığı görüşündeydi. Ancak bugün bu konuda velileri görüşleri daha olumsuz. Velilerin yarısı bugün okullarda yeterli önlem alınmadığını düşünüyor. Önlemlerin yeterli olduğunu düşünen velilerin oranı sadece %31. Okullarda uygulanan önlemlere bakıldığında da özellikle maske konusuna eskisi kadar dikkat edilmediği görülüyor.  

Ipsos Türkiye

 MANŞET: EBEVEYNLERİN YARISI ÇOCUKLARININ OKULA GİTMESİNİ GÜVENLİ BULMUYOR. 2021-2022 eğitim yılında okulların tekrar yüzyüze eğitime başladığı ilk hafta ebeveynlerin %63’ü çocuklarının okula gitmesi güvenli bulurken bugüne gelindiğinde bu oran %42’ye gerilemiş durumda. Güvenli olmadığını düşünenlerin oranı ise yaklaşık 2 katına çıkmış.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde

bulundu; Son haftalarda salgına dair hissedilen duygular arasında kafa karışıklığı öne çıkıyordu. Bu durum çok da şaşırtıcı değildi tabi, yeni varyant, 3.doz aşı, karantina süresi değişmesi, iç hat uçuşlarında PCR test mecburiyetinin kalkması gibi konular insanın kafasını karıştırmaya yetiyor da artıyor. Bir yandan salgının sonuna yaklaştığımıza dair umutlanmak istiyoruz, bu umudu besleyen gelişmeler de oluyor, ama diğer yandan vaka sayıları tırmandıkça tırmanıyor. Her ne kadar kayıplar vakalar kadar çok artmıyor olsa bile belli bir sayının altına da inmiyor. Ve sonuç olarak toplum umut ile umutsuzluk arasında savruluyor. Bu durumun en somut örneklerinden birini çocukların okula dönüşü ile ilgili düşüncenin değişiminde görüyoruz. Araştırmamıza göre ise Eylül’de yüz yüze eğitim için okula dönüşü güvenli bulmayan velilerin oranı %27 iken şimdi velilerin yarısından fazlası okulları güvenli bulmamaya başladı. Eylül başında velilerin yarısı okullarda alınmış olan önlemleri yeterli buluyordu, şimdi bu oran %31’e gerilemiş durumda. Önlemleri incelediğimizde velilerin özellikle maske başlığı altında büyük bir gevşeme gözlemlediklerini görüyoruz. Gerek öğrencilerin gerekse öğretmenlerin maske kullanımlarında Eylül ayına kıyasla büyük düşüşler var. Kaldı ki velilere göre Eylül’de bile kullanım prensiplerine uyum %50’ler civarındaydı.

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Yarıyıl tatili öncesi Milli Eğitim Bakanı yüz yüze eğitim ile ilgili tartışmalara kesin bir ifade ile nokta koymuştu. Velilerin de yaklaşık yarısı benzer bir görüş ile online eğitime karşı duruyor. Ancak bu oran bir iki ay önce üçte ikiye yakındı, bir süredir azalıyor. Online eğitime dönülsün diyen velilerin oranında ise %23’lerden %38’lere doğru bir yükseliş söz konusu.

Bir yandan salgının bitişine dair umutlanmak istiyoruz, bir yandan da korkularımız baki. Hiç kuşkusuz ki ilginç bir dönem geçireceğiz. Umarım bu dönemin sonunda bir daha salgın araştırması yapmadığımız günlere kavuşuruz.

Her 10 kişiden 9’u Omicron’dan endişeli

Her 10 kişiden 9’u Omicron’dan endişeli

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 88. dönem verileriyle; Eylül ortasında ilk olarak İngiltere’de görülen Omicron varyantı ele alındı. Varyantın Türkiye’de bilinirliği, toplumdaki endişe duygusu, 2. doz aşı olmuş kişiler için 3. doz aşılamaya yönelik eğilim, 20 Aralık haftası Sağlık Bakanlığı tarafından Turkovac aşısı için acil kullanım onayının alındığı açıklanması üzerine 3. doz aşısı gelmiş bireylerin ve  aşı karşıtı olan kişilerin Turkovac aşısına yaklaşımı gibi konularda ifade, tutum ve davranışlar incelenmiştir.

YAKLAŞIK HER 10 KİŞİDEN 9’U OMİCRON VARYANTINDAN HABERDAR Ipsos araştırma şirketinin; Aralık ayının ilk haftasında yapmış olduğu araştırmanın verilerine göre; ülkemizde toplumun %71’i Omicron varyantından haberdar iken, bugüne gelindiğinde bu oran %85’e ulaşmış durumda. Bu varyanttan haberdar olanların salgının süresine yönelik te daha olumsuz düşünmesine sebep oluyor. Her 10 kişiden 8’i bu varyanttan dolayı salgının süresinin uzayacağı görüşünde.

Ipsos Türkiye

 

TOPLUMUN ENDİŞE DÜZEYİ HALA ÇOK YÜKSEK. Koronavirüs salgını konusunda bireylerin endişe düzeyleri uzun süredir %80’lerin üzerinde. Kendilerinin veya ailelerinden birinin Covid-19’a yakalanmasından dolayı endişeli olanların oranı 20 Aralık haftasında da %85 seviyesinde. Bu endişenin yanı sıra hem yeni varyanttan dolayı hem de vaka sayılarının azalmamasından dolayı her 10 kişiden 4’ünün endişe seviyesi daha da artmış.

Ipsos Türkiye

SALGINLA MÜCADELEDE AŞI EN ETKİLİ ÇÖZÜM OLSA DA 3. DOZ AŞI OLMASI GEREKEN KİŞİLERİN ¼’ü AŞI OLMA KONUSUNDA NET DEĞİL. Salgınla mücadele için 2 doz aşısını olmuş herkese 3. doz aşı hakkının açılmasına rağmen, bugüne kadar 3. doz aşısını olmamış kişilerin %74’ü 3. doz aşılarını olacağını belirtirken, her 4 kişiden 1’i aşı olmayacağını ya da aşı olup olmama konusunda emin olmadığını söylüyor.

Ipsos Türkiye

TOPLUMUN 1/3’Ü 3. DOZDA TURKOVAC AŞISINI OLACAĞINI SÖYLÜYOR 3. doz aşı olacak kişilerin %33’ü Turkovac aşısını olabileceğini belirtirken, bu aşıyı yaptırmayacağını söyleyenlerin oranı %30. Diğer taraftan bugüne kadar hiç aşı olmamış kişilerin de %16’ı Turkovac aşısını olabileceğini söylüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Covid-19 salgını bize salgınların sona erme yollarından birinin de virüs mutasyonu olduğunu öğretti. Yeni varyantlar bir yandan aşı etkinliği açısından endişe verirken, bir yandan da “acaba o son varyant bu olabilir mi” umutlu sorusunu da akla getirdi. Covid-19 şimdi de son varyantı Omicron ile karşımızda. Yaklaşık olarak her on kişiden dokuzu bu varyanttan haberdar. Ancak arka arkaya karşımıza çıkan bu mutasyonlar bize salgının bitişine dair umut vermek yerine tam tersi etki yapıyor, on kişiden sekizi Omicron’un salgının bitiş süresini uzatacağı düşüncesinde. Aşılı olanların Omicron ile daha kolay başa çıkabiliyor olmaları dahi tedirginliği gidermiş değil, endişe seviyesi hala  çok yüksek.

Salgının dizginlenmesi için aşı olmak gerekliliği büyük çoğunluk tarafından kabul görüyor, ancak konu 3. doz aşıya geldiğinde 2 doz aşılanmış olanlar arasında dahi soru işareti olanlar var. Mücadelenin süresi uzadıkça bir çözülme başlıyor gibi görünüyor. 2 doz aşı olmuş olan her dört kişiden biri 3. doz aşı olup olmama konusunda net karar vermiş değil.

Geçici kullanım onayı ile gündemde olan Turkovac aşısına dair görüşler de tam olarak oturmuş değil, 2 doz aşı olmuş olanlar (yani aşı karşıtı olmayan kitle) içinde dahi ancak üçte birlik bir grup Turkovac olurum diyor. Aşı olmamış olanlar içinde ise Turkovac olurum diyenlerin oranı %16’ya düşüyor. Tabi buna tersten de bakıp Turkovac, bugüne kadar aşı olmamış her yüz kişiden on altısını aşıya ikna edebiliyor da diyebiliriz. Umarım Omicron salgının sonunu getirecek o son varyanttır.

Z KUŞAĞININ HAYALİ KENDİ İŞİNİ KURMAK…

Z KUŞAĞININ HAYALİ KENDİ İŞİNİ KURMAK…

Ipsos Araştırma Şirketi tarafından, Z Kuşağı gençlerini daha iyi tanımak ve bu kuşak ile güçlü bir iletişim kurulmasında yardımcı olmak amacıyla öenmli bir rapor hazırlanmıştır. Çalışmada bu kuşağın; sağlık, eğitim, gelecek, işsizlik, eşitsizlik, kaygı, güven aile ile ilgili konulara yönelik ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

 GENÇLERİN HAYALİ KENDİ İŞLERİNİ KURMAK… Yaşam dengeleri, alışkanlıklar, toplumsal değerler, çalışma hayatı ve kuşaklar arasındaki farklılıklar hızla değişim gösteriyor. Sürece bakıldığında içinde bulunduğumuz yüzyılın üreten, yöneten ve karar veren kesimini oluşturacak olan dün çocuğu şimdinin gençliğini anlamak büyük önem kazanıyor. Z kuşağını diğer kuşaklardan ayıran en önemli özelliği dijital yüksek teknolojinin yaygın olarak kullanıldığı bir dönemde dünyaya gelmeleri denilebilir. iş gücü olarak önceki nesillere göre daha eğitimli olmaları bu gençlerin kendi kararlarını kendileri veren dominand karakter tasarımına sahip olduklarını düşündürüyor. Ipsos’un hazırladığı Z Raporu’nda bu kuşağın girişimci yönü ağır basıyor ve gençlerin %60 kendi işlerini kurmak istiyor. Uluslararası bir şirkette çalışmayı düşünen gençlerin oranı ise %36…

GENÇLER İÇİN EĞİTİM, İSSİZLİK VE KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ EN ÖNEMLİ KONULAR.  Z kuşağı gençleri pasif yapıda bireyler olmadıklarından yaşadıkları ne varsa aktif bir parçası olarak hayatta kendilerini konumluyorlar. Gençlere en önem verdikleri konular sorulduğunda eğitim %17 ile ilk sırada yer alıyor. İkinci sırada işsizlik belirtiliyor. Bu yaş grubu gençler için kadın ve erkek eşitliği de önem verilen ilk 3 konudan biri.

HER ŞEYİN BAŞI SAĞLIK! Pandemi döneminin de muhtemel etkisi ile sağlık Z kuşağına mensup 15 – 24 yaş arası bireyler için en önemli değer. Aile ise sağlıktan sonra öne çıkan en önemli değer.

 HER 2 GENÇTEN 1’I AİLESİ İLE İLİŞKİLERİNİN İYİ OLDUĞUNU İFADE EDİYOR. Z kuşağı gençlerin %48’i aileleri ile ilişkilerinin iyi olduğunu belirtirken sadece %3’lük bir kesim aileleri ile ilişkilerini kötü olarak değerlendiriyor. Her 10 geçten 4’ü pandeminin aileleri ile ilişkilerini olumsuz etkilediğini söylüyor. 

GENÇLER AİLELERİNİN YANINDA KENDİLERİNİ GÜVENDE HİSSEDİYOR. Gençlerin %70’i ailelerinin yanında güvende hissediyor. Gençlerin sadece %7’si güvende hissetmediğini belirtiyor. Diğer taraftan her 10 gençten 5’i ailelerinin kendileri ile gurur duyduğunu, 4’ü de ailelerinin kendi kararlarını desteklediğini belirtmekte. Bu konularda gençlerin sadece %14 ve %15’i mutsuz.

GENÇLER GELECEKLERİ KONUSUNDA ENDİŞELİ… Gençlerin %61’i gelecekleri konusunda endişeli. Her 10 gençten sadece 1’i gelecekleri konusunda endişeli değil. Endişe düzeyi kadın erkek fark etmiyor.

SOSYAL MEDYADA GEÇİRİLEN VAKİT GÜNDE 3 SAAT 19 DAKİKA Gençlerin sadece %5’i sosyal medyada vakit geçirmemekte. Sosyal medyada vakit geçiren gençler ise günde 3 saatten fazla bu platformlarda vakit geçiriyor. Sosyal medyada vakit geçirmek genel bir davranış haline gelmiş ve burada geçirilen vakit genel olarak ne olumlu ne de olumsuz bir his yaratıyor. Gençlerin sadece %25’i geçirdikleri vaktin kendilerini olumlu hissettirdiğini söylüyor.

WHATSAPP VE INSTGAGRAM WHATSAPP VE INSTGAGRAM HEMEN HEMEN HER GENCİN KULLANDIĞI UYGULAMALAR. Gençlerin %90’I whataspp ve instagram kullanıyor. Bu iki uygulamadan sonra en çok kullanılan uygulama Youtube.

 

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili değerlendirmelerde bulundu; Yetişkinler için gençlere dair en popüler konulardan biri onların ebeveynleri ile olan ilişkileridir. Bu ilişkide yaşanan gerilimler üzerine nesillerdir uzun uzun yazıldı, çizildi, konuşuldu. “Şimdiki gençler” sürekli olarak mercek altına alındı. Son birkaç on yılda da jenerasyonları harfler ile çağırıyoruz, ironik bir şekilde de Z harfindeyiz, umarım insan neslinin sonuna gelmemişizdir! (Neyse ki sanırım alfa jenerasyonu ile taze bir başlangıç yapıyoruz!)

Şimdiki gençlerin önceki birkaç nesilden farklı bir süreçten geçtiklerini kabul edelim, onlar gençliklerini global pandemi koşulları altında yaşıyorlar. Bu gerçek, onların yaşlarından dolayı yaşadıkları doğal gerilimleri başka türlü etkiliyor. Mesela onlar için en önemli konu sağlık, salgın varken bu bir yandan hiç şaşırtıcı değil ama diğer yandan da normal koşullarda bu yaş grubundan beklenmedik bir yanıt. Çevrelerinde Covid 19 nedeni ile hayatını kaybedenleri duydukça, okudukça ailelerine daha fazla önem vermeye başlamaları da şaşırtıcı değil.

Her iki gençten biri anne-babası ile ilişkilerinin iyi olduğunu belirtiyor, o iki gençten diğeri ise bu ilişkiyi ne iyi ne de kötü olarak tanımlıyor, bu konuda uzman değilim elbette ama bir ebeveyn olarak bunu gayet sağlıklı bulduğumu söylemek istiyorum. Pandemi sürecinde uzun zaman evde kalmak zorunda olmak yine her iki gençten birine göre ailesi ile ilişkisini olumsuz etkilemiş, bu süreçte ilişkinin olumlu etkilendiğini söyleyenlerin oranı sadece onda bir.

Hemen hemen gençlerin yarısı, ailelerin onların kararlarını destekliyor olduğunu, kendisi ile gurur duyduklarını ifade ediyor. Diğer yarısı ise kararlarının ya desteklenmediğini ya da bu konuda ortada bir noktada olduklarını belirtiyorlar. Bu farklılıklara rağmen kendilerini ailelerinin yanında güvende hissedenlerin oranı yüksek, her on gençten yedisi bu şekilde hissediyor. Ailelerin bu sorumluğun farkında olmalarını ve hakkını vermelerini diliyorum. Gençlik doğal olarak “gelecek” çağrışımı yapan bir sözcük. Pandemi gençliği maalesef geleceğinden endişeli. Her on gençten altısı geleceğinden endişe duyduğunu belirtiyor. Özellikle de eğitim, işsizlik ve kadın-erkek eşitliği konularını önemsiyorlar. Gelecekteki iş hayatlarına dair beklentilerinde yaşlarının verdiği heyecanı, cesareti görebiliyoruz, her on gençten altısı kendi işini kurma hayali kuruyor. Birkaç nesil öncesinde rakipsiz tercih olan kamu kurumları arkalarda kalmış durumda, devlet görevi ancak her beş gençten birine çekici geliyor.

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Geleceğe hazırlanırken bugünü ciddi şekilde sosyal medyada geçirdiklerini belirteyim. Uyku harici zamanlarının ortalama beşte birini sosyal medya kullanarak geçiriyorlar, yaklaşık 3.5 saat. Yemek, okul, yol gibi diğer zamanları da dikkate alırsak sosyal medyanın hayatlarında kapladıkları alanın aslında ne seviyede olduğunu daha iyi kestirebiliriz. Bu da zamanımızın bir diğer gerçeği. Bu kadar büyük bir içerik bombardımanı varken daha farklı bir sonuç beklememek lazım bence. Sosyal medyada sunulan içeriklerin, bu alanda şirketler, devletler veya uluslararası kuruluşlarca yapılacak düzenlemelerin ve nihayetinde  o meşhur “algoritmaların” önümüzdeki on yılda izleyeceği seyir, “gelecek” için birinci derecede belirleyici unsur olacak.

Toplumun işini kaybetme endişesi öne çıkıyor

Toplumun işini kaybetme endişesi öne çıkıyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması  67. dönem verileriyle; vatandaşların en yüksek endişe düzeyinin hangi başlıkta toplandığı, bu endişe ile ilgili geçen dönem ile bu dönem arasındaki artı eksi yöndeki fark, salgının çalışan insanların işleri üzerindeki etkisi, kendileri ve çevresindeki kişilerin işini kaybetme kaygısı, işten çıkartılmama kararı kaldırıldıktan sonra işini kaybedenler ve olasılıklara yönelik ifade, tutum, davranışlar incelenmiştir.

 HER 10 ÇALIŞANDAN 8’İ İŞİNİ KAYBETME ENDİŞESİ TAŞIYOR

Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirmiş olduğu araştırmaya göre, gerek dünyada gerekse de Türkiye’de vaka sayılarındaki artışla birlikte toplumda endişe duygusu yükseliyor. Bu endişe duygusu ve aynı zamanda işten çıkartılma yasağının kaldırılması çalışanların da işlerini kaybetme endişesine sebep oluyor.  Bayram öncesi çalışanların %44’ü işini kaybetme konusunda çok endişeli hissederken, bugüne gelindiğinde çok endişeli olanların oranı %59’a çıkmış durumda. Kısmen endişeli olanları da eklediğimizde ise 27-30 Temmuz haftasında endişeli olanların oranı toplam %81.

Toplumun işini kaybetme endişesi öne çıkıyor

ÇALIŞANLARIN %59’U SALGININ ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE İŞLERİ ÜZERİNDE OLUMSUZ ETKİSİ OLACAĞI GÖRÜŞÜNDE.

Salgının işyerlerine olumsuz etkisi olacağını düşünen çalışanların oranı da Temmuz başına göre 17 puan artarak %59’a yükseldi. Bugün her 10 çalışandan 6’sı işlerinin geleceği konusunda daha ümitsiz.

Toplumun işini kaybetme endişesi öne çıkıyor

İŞTEN ÇIKARTMA YASAĞI SONRASI HANELERİN %23’ÜNDE EN AZ BİR KİŞİ İŞİNİ KAYBETMİŞ

Çalışanlar nezdindeki endişe duygusunun yükselmesinde işten çıkartılma yasağının sona ermesinin de etkisi var. Yasağın kalkmasından sonra hanelerin %23’ünde işini kaybeden bir kişi olmuş. Çevrelerinde ise bu oran %38.

Toplumun işini kaybetme endişesi öne çıkıyor

 

AŞI OLMAYAN KİŞİLERLE AYNI İŞYERİNDE ÇALIŞMAK İSTEMEYEN KİŞİLERİN ORANI ARTIYOR.

27-30 Temmuz haftasına gelindiğinde çalışanların %55’i aşı olmak istemeyen kişilerle aynı işyerinde çalışmak istemediğini belirtiyor. Bu oran bir önceki hafta %41 seviyesindeydi. Diğer taraftan çalışanları üçte biri aşı olmayan kişilerle aynı işyerinde çalışabileceğini söylüyor.

Toplumun işini kaybetme endişesi öne çıkıyor

AŞIYA KARŞI OLMAYAN ( AŞISINI OLMUŞ YA DA SIRASI GELDİĞİNDE AŞI OLACAK) ÇALIŞANLAR NEZDİNDE AŞI OLMAYAN KİŞİLERLE AYNI İŞYERİNDE ÇALIŞMAK İSTEMEYECEĞİNİ BELİRTENLERİN ORANI DAHA  YÜKSEK…

Tüm çalışanların %55’i aşı olmayan kişilerle aynı işyerinde çalışmak istemediğini belirtirken bu oran aşı olmuş ya da sırası geldiğinde aşısını olacak çalışanlar nezdinde %64 seviyesinde.

Toplumun işini kaybetme endişesi öne çıkıyor

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; 67 haftadır salgının toplumumuz üzerindeki etkilerini takip ediyoruz. Vaka sayılarında yükselişler-düşüşler, arka arkaya dalgalar, kısıtlamalar, karantinalar, aşılama kampanyaları, yeni virüs varyantları derken sürekli bir hareket içindeyiz. Gidişat stabil olamadı, hala da değil. Delta varyantının devreye girmesi ile vaka sayılarının yeniden artışa geçtiği bir dönemdeyiz. Bu arada kısıtlamalar hemen hemen kalkmış durumda.

Ipsos Türkiye CEO'su Sidar Gedik

Temmuz başından itibaren çalışanları korumaya yönelik kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin desteği, işten çıkarma yasağı gibi önlemler de sona erdi. Bir yandan salgının yeniden gemini kopartması diğer yandan koruma önlemlerinin sona ermesi çalışan kesimin endişelerini körüklüyor. İşini kaybetmekten korkanların oranı 3 hafta içinde %44’ten %59’a yükseldi. Bunun çok anlaşılır nedenleri var. Araştırmaya katılanların %20’sinden fazlası işten  çıkarma yasağı kalktığından beri hanelerinde işini kaybedenler olduğunu söylüyor. Her on katılımcıdan dördü ise çevresinde işini kaybedenler olduğunu belirtiyor. Ve çalışanların yarısından fazlası işleri üzerinde olumsuz etki yapacağına inanıyor, bir kaç hafta önce bu oran %40’dan azdı. Bir yandan çalışmak istiyoruz, işimizi kaybetmek istemiyoruz, diğer yandan ise elbette salgından korunmak istiyoruz. Aşı konusu kritik olmaya devam ediyor. “Aşı olmama hakkı” sıcak bir tartışma konusu. Önceki haftalarda aşı olmayanlar ile aynı iş yerinde çalışma/çalışmama tercihinde çalışan kesim eşit iki parçaya ayrılmışken, son hafta “istemem” diyenlerin oranı  artmış görünüyor. Geçen hafta araştırmamıza katılan çalışan vatandaşların %55’i, aşı olmayanlar ile aynı iş yerinde çalışmak istemeyeceğini belirtiyor. Kendisi aşı olanlar ya da sırası gelince olacaklar arasında bu oran %65’e yakın. Öte yandan çalışanların hiç de azımsanmayacak bir kısmı, neredeyse her on çalışandan üçü aşı olmayanlar ile aynı iş yerinde çalışabileceğini söylemeye devam ediyor. Bu da çok önemli bir detay. Bazı ülkelerde bu konuda düzenlemeler oluşmaya başladı. Okulların açılması yaklaşırken bu konuda kamu otoritesinin bir kural bir kural tanımlaması çok elzem.

Temel ihtiyaç kısıtlamalarında görüş birliği yok

Temel ihtiyaç kısıtlamalarında görüş birliği yok

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması’nın 56. dönem verileriyle vatandaşların; Tam kapanma dönemlerinde uygulanan muafiyetler hakkında görüşlerine, yasakların turistik amaçla ülkemizde bulunan yabancıları kapsamamasına ve marketlerde temel ihtiyaç ürünleri dışında ürün satılmasına dair yasaklamalara yönelik görüş, ifade ve değerlendirmelerine yer verilmektedir…

MARKETTE ÜRÜN SATIŞLARININ TEMEL İHTİYAÇ ÜRÜNLERİYLE KISITLANMASI KONUSUNDA TOPLUMDA GÖRÜŞ BİRLİĞİ YOK.
Tam kapanmanın ikinci haftasında marketlerde temel ihtiyaç ürünleri dışında ürün satılması yasaklandı. Araştırmada bu uygulamaya ilişkin vatandaşların görüşü alındı.  Bu konuda toplumda bir fikir birliği yok. %42 bu kararı doğru bulurken, %45 yanlış buluyor. Bu uygulamayı yanlış bulanlar, ürün satışını temel ihtiyaç ürünleri ile sınırlandırmayı tümüyle reddetme, bu tanımın kapsamını yetersiz bulma, bu uygulamanın salgınla mücadeleye bir etkisi olmayacağı gibi gerekçelerle karşı çıkıyor.

ÇOĞUNLUK, SOKAĞA ÇIKMA YASAĞINDA UYGULANAN MUAFİYETLERİ TAM KAPANMANIN MANTIĞINA TERS BULUYOR.

29 Nisan Perşembe akşamı başlayan tam kapanma döneminde uygulanan sokağa çıkma yasaklarında bazı meslek gruplarına ve sektörlere muafiyet getirilmişti. Bu muafiyetin kapsamı kamuoyunda çeşitli tartışmalara yol açtı. 6-10 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum araştırmasının  56. döneminde vatandaşların bu konudaki görüşleri alındı.  Buna göre her 10 kişiden 6’sı bu muafiyetleri çok buluyor ve tam kapanma amacının dışına çıkıldığını düşünüyor.  Muafiyetlerin kapsamının olması gerektiği gibi bulanlar sadece %23 ile sınırlı kaldı.

Ipsos Türkiye

YABANCILARA YÖNELİK MUAFİYETLER TOPLUMDA KARŞILIK BULMUYOR. 

Ipsos’ un Salgınla mücadele kapsamında uygulanan sokağa çıkma yasakları, turistik amaçla ülkemizde bulunan yabancıları kapsamıyor.  Toplumun bu konudaki değerlendirmesi ise olumsuz. ¾’lük kesim yabancılara muafiyet getirilmesini doğru bulmuyor. Bu konuda toplumun beklentisi vatandaş-yabancı ayrımı olmadan salgınla mücadeleye herkesin dahil edilmesi. Benzer bir değerlendirme Türkiye’ye girişte istenen PCR testleri konusunda yapılıyor. Türkiye, 15 Mayıs itibariyle, 15 ülkeden Türkiye’ye giriş yapanlardan test istemeyeceğini açıklamıştı. Ancak vatandaşlar arasında bu kararın yanlış olduğunu düşünenler ağırlıkta (%67). Ipsos Türkiye

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları iletti: “Tam kapanma” tedbirleri için ilan edilen takvimin sonuna geldik. Bu araştırma sonuçlarını değerlendirirken henüz normalleşme aşamaları ile ilgili olarak yeni kararlar belli değildi. Tam kapanma sürecinde kamuoyunda çok tartışılan uygulamalardan biri süpermarketlerin temel ihtiyaç ürünleri haricindeki ürünleri satmalarının yasaklanması oldu. Bu noktada toplumda bir fikir birliği yok. Bu konuda görüş belirtenlerin yarısı lehte, yarısı aleyhte görüş bildiriyorlar. Yine de yaklaşık her iki vatandaştan birinin bu kararı yanlış bulduğunu atlamamak gerekli. Akıllardaki sorulardan bir diğeri ise gerçekten tam anlamı ile kapanabildik mi sorusuydu. Tedbirler kapsamında muaf iş kolları tanımlanmıştı, ancak muafiyet kapsamına giren çalışan sayısının çok fazla olduğu ve bu durumun da etkin bir karantina uygulamayı zorlaştırdığı iddiaları oldu. Her on vatandaştan altısı bu şekilde düşünüyor. Bir başka karar ise turizm sektörünü korumaya yönelik olarak ülkemize turistik amaçla gelmiş yabancıların sokağa çıkma kısıtlamalarından muaf tutulması kararı idi. Bu da toplum genelince yanlış bulunan bir karar oldu. Her dört vatandaştan üçü bu uygulamayı yanlış bulduğunu ifade ediyor.

Ipsos Türkiye

Belirli 15 ülkeden gelecek olanları Covid-19 (PCR) testi yaptırmaya mecbur tutmama kararı da her üç vatandaştan ikisi tarafından yanlış bulunan bir başka karar oldu. Hatırlayalım, kararlar açıklanmadan önce yaptığımız araştırmada tam kapanma fikrinin toplumda geniş bir destek bulduğunu tespit etmiştik. Ancak tüm bu desteğe rağmen somut uygulamada yoğun şekilde tartışılan ve toplumun genelini ikna etmeyen kararlar olduğunu görüyoruz. Umuyorum ki, salgınla mücadele vatandaşların verdiği tüm bu fedakârlıklar önümüzdeki yakın günlerde vaka sayılarına da yansır” dedi.

Yeme-içme mekanları kurallara uyuyor mu?

Yeme-içme mekanları kurallara uyuyor mu?

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının 48. dönem verileriyle vatandaşların; kontrollü normalleşmeye desteği, yeme- içme mekanlarının yeniden açılmasına ilişkin değerlendirmeleri, ziyaret oranları ve beraberinde bu mekanlarda kuralların uygulanmasına dair değerlendirmelerine yer verildi

YEME-İÇME MEKANLARINDA KURALLARA UYULMADIĞINI DÜŞÜNENLERİN SAYISI DAHA FAZLA… Ipsos’un gerçekleştirdiği araştırma; yeme-içme mekanlarında kurallara uyulma konusunda olumlu bir resim çizmiyor… Vatandaşların %44’ü bu işletmelerde kurallara uyulmadığını ifade ederken, tersini düşünenlerin oranı %32 ile sınırlı kalıyor. Bu durumun etkilerinin önümüzdeki günlerde yakından hissedilmesi olası olarak değerlendiriliyor.

VATANDAŞLARIN YEME-İÇME MEKANLARININ YENİDEN AÇILMASINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELERİ BİR ÖNCEKİ HAFTAYLA BENZER. Yeme-içme mekanlarına dair düzenlemeye destek düzeyinde 5 puanlık bir düşüş olsa da henüz bu düşüş istatistiki olarak anlamlı değil. Ancak; önümüzdeki haftalarda bu düşüş eğiliminin devam edip etmediğini yakından takip etmek gerekiyor. Normalleşmenin ikinci haftasında, yeme-içme mekanlarının açılmasını destekleyenlerin oranı kapasite ve saat sınırlamasının kaldırılması gerektiğini düşünenlerle birlikte %62. Toplumun dörtte biri ise yeme-içme mekanlarının şu anda açılmaması gerektiğini savunuyor.

YAKLAŞIK HER 5 KİŞİDEN 1’İ YENİDEN FAALİYETE BAŞLAYAN YEME-İÇME MEKANLARINA GİTMİŞ. Vatandaşların %18’i normalleşme sürecinin ilk haftasında yeme-içme mekanlarına gittiğini ifade ediyor. Bu oran erkekler arasında (%22) kadınlara (%15) kıyasla daha yüksek. Yaş gruplarına göre incelendiğinde, gençlerin yeme-içme mekanlarına gitme eğiliminin yüksek olduğu tespit ediliyor. 18-25 yaş grubundan her 3 gençten birisi (%32), ilk hafta yeme-içme mekanlarına gitmiş. Salgından önce bu işletmelere gitme sıklığının da bu davranışta etkili olduğu görülüyor. Örneğin; salgından önce yeme-içme mekanlarına sıklıkla veya bazen gittiğini ifade edenlerin %23’ü normalleşmenin başlamasıyla beraber bu işletmelere gittiğini beyan ediyor. Toplumun beşte biri ise henüz gitmediğini ancak yakın zamanda gitmeyi düşündüğünü dile getiriyor. Çoğunluğun ise yakın zamanda böyle bir niyeti yok. Her ne kadar yeme-içme mekanlarının çok dolu olduğuna dair haberlerle karşı karşıya gelsek de henüz toplumun büyük kesiminin aslında halen temkinli olduğu ortaya çıkıyor denilebilir.

KONTROLLÜ NORMALLEŞME UYGULAMASINA YÖNELİK KAMUOYU DESTEĞİNDE 6 PUANLIK DÜŞÜŞ VAR. Ipsos bu araştırmasında; 2 Mart 2021 tarihinde başlayan kontrollü normalleşmeye yönelik kamuoyunun değerlendirmelerini almaya devam ediyor. İlk hafta yapılan değerlendirmelerde, toplumun yarısı (%50) bu kararı desteklerken, üçte birinden fazlası (%37) yanlış bulduğunu ifade etmişti. İkinci haftanın değerlendirmelerine bakıldığında, kamuoyu desteğinde kısmi bir düşüş görülüyor.  Vaka sayılarında artışın yanı sıra bu süreçte hem işletmelerin hem de vatandaşların kurallara yeteri kadar uymadıklarına dair görüşlerin bunda bir etkisi olabilir. İkinci hafta normalleşme kararını doğru (%44) ve yanlış bulanların (%43) oranı arasındaki fark kapandı.

 Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmesinde: Vaka sayılarındaki artış, normalleşmeye dair ilk düşünceleri etkiledi. İlk hafta tedbirlerin gevşetilmesine destek oranı %50 iken, takip eden haftada %44’e geriledi. Gevşemeyi doğru bulanlar ile yanlış bulanların oranı eşitlendi. Benzer trendi, yeme-içme mekanlarının kısmen hizmet vermeye başlaması konusunda da görüyoruz.  Mevcut gevşemeyi destekleyenlerin oranı  %55’den %50’ye düştü. Hiç açılmamalıydı diyenlerde artış var. Sadece üçte birlik bir kesim bu mekanlarda salgınla mücadele kurallarına uyulduğunu düşünüyor. Vatandaşların %61’i mevcut tabloda restoran-kafe gibi mekanlara gitmediğini, gitmeyi de düşünmediğini ifade ediyor. Vaka sayılarındaki artışa sokakların, mekanların özellikle güzel havalarda dolup taşması eklenince endişelenmemek zor. Önümüzdeki haftalarda bazı illerde tedbirlerin yeniden sıkılaştığını görürsek şaşırmamalıyız.” dedi.

Kadına şiddet salgın sonrası çözülmesi gereken en öncelikli sorun

Kadına şiddet salgın sonrası çözülmesi gereken en öncelikli sorun

Ipsos tarafından gerçekleştirilen üç önemli araştırmadan derlenen verilerle dünya kadınlar günü özel dosyası hazırlandı. Dosyada; pandemide kadınların artan sorumlulukları, bu duruma yönelik duygu ve düşünceleri, eşitsizlik konuları ile kadına yönelik şiddet başlığının salgın sonrası iyileştirilmesi gereken en önemli sorun olduğuna dair iletilen değerIendirmeler incelendi.

 Kadına Yönelik Şiddet, Salgın Sonrası Dönemde Türkiye’de İyileştirilmesi Gereken En Öncelikli Sorun…

Ipsos’un gerçekleştirdiği küresel araştırmada; Türkiye’de koronavirüs salgınından sonra uygulanacak iyileşme/kalkınma programında kadınların karşılaştığı hangi sorunlara öncelikli odaklanılmalıdır sorusu yöneltildi… Alınan yanıtlarda şiddet ve istismara maruz kalan kadın ve kız çocuklarına daha fazla destek (Türkiye: %56) ve daha esnek çalışma uygulamaları (Türkiye %41) öncelik verilmesi gereken programlar olarak görülmektedir.

Salgin Sona Erdiğinde Kadınların Erkeklerle Daha Eşit Olacağına Dair Bir Beklenti Yok.

Ipsos’un araştırmasında; Türkiye’de önümüzdeki yıl koronavirüs salgını sona erdiğinde, kadınların erkeklerle daha eşit hale geleceğini mi, kadınların erkeklerden daha az eşit olacağını mı yoksa salgından önceki gibi mi olacağına yönelik yöneltilen sorulara verilen yanılar da değerlendirildi. Türkiye’de dünya ortalamasına benzer şekilde, salgın sona erdikten sonra kadın-erkek eşitliğinin salgın öncesi haline döneceğini düşünenlerin oranı daha yüksek (%41). Diğer bir ifadeyle, daha eşitlikçi bir yakın gelecek beklentisi olmadığı görüldü.

Hemen Hemen Her Konuda Kadınlar Pandemi Döneminde Erkeklere Göre Daha Fazla Zorlanıyor.

Covid-19 salgını nedeniyle toplumda bulunan bireylere; çocuk bakımı,  aile baskısı, stres, iş ve yaşam dengesini kurmakta zorlanmak, iş güvenliği, mesai saatleri dışında çalışma yanı sıra evde ofis kurulumu gibi pek çok konuda sorular iletildi. Alınan yanıtlar incelendiğinde; kadınların, COVID-19 salgını nedeniyle iş güvenlikleri konusunda endişeli oldukları görüldü. Ayrıca; iş rutinleri ve organizasyondaki değişikliklerden dolayı stres yaşadıkları belirlendi. Hemen hemen her konuda kadınlar pandemi döneminde erkeklere göre daha fazla zorlanıyor denilebilir.

Salgin Kadınların Ev İçi ve Çocuk Bakımı Sorumluluklarını Daha Da Arttırmış…

Ipsos araştırmasında bireylere; salgın öncesi dönemle şimdiki dönemde hayatlarında bir değişim oldu mu? Aynı kalıp kalmadığı, eğer bir değişim gerçekleştiyse nasıl bir değişim yaşandığına dair çeşitli sorular yöneltildi. Yaşamlarına dair alınan yanıtlarda; salgında hem kadınların, hem de erkeklerin hane içi sorumluluklara ve çocuklara ayırdıkları süre artmış olduğu rakamlarla izlendi. Ancak; ülkemizde ev işlerinde ve çocuk bakımında ana sorumluluk zaten kadınlar da olduğu için kadınların salgın döneminde daha da ağır yük altına girdiklerini söylemek mümkün.

Kadınlar, Erkeklere Kıyasla Daha Fazla Yorgun, Üzgün ve Bıkkın. Bireylere; son günlerde kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Gün boyunca en yoğun yaşadığınız duygu ve diğer duygular nelerdir sorusu yöneltildi. Toplumun ruh halini daha çok “olumsuz” olarak tanımlanabilecek duygular oluşturuyor. Bu durum hem kadın hem erkekler için geçerli olmakla birlikte gün içinde yorgun, bıkkın ve üzgün hissettiğini söyleyen kadınların oranı erkeklere kıyasla daha yüksek olduğu ortaya çıktı.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları iletti:

“Bugün Dünya Kadınlar Günü; kadınların tüm haklarını eksiksiz elde edecekleri, kadın emeğinin eşit değere kavuştuğu bir gelecek olması umuduyla tüm kadınların 8 Mart’ını kutlamak isterim. Biliyorsunuz salgının toplum üzerindeki etkilerini düzenli olarak takip ediyoruz, yaşanan felaketin kadınlar üzerindeki etkisine eğildiğimizde ise çok daha zorlu bir tablo görüyoruz. Kadınlar salgın süreci içinde çok büyük yük altında kalmış durumdalar. Ülkemizde kendini yorgun, bıkkın hisseden kadınların oranı erkeklere kıyasla 1.5 kat fazla. Çalışanlar bazında baktığımızda işe ayrılan sürenin arttığını belirtenlerde kadın-erkek oranları birbirine yakın. Ancak kadınlar işlerine en az erkekler kadar daha fazla zaman ayırmak durumunda kalırken bir yandan da ev işlerine, yemek yapmaya ve çocuğa daha fazla zaman ayırmak zorunda kalıyorlar. Ev işlerine, yemek yapmaya ayırdığı sürenin arttığını belirten kadınların oranı da erkeklere kıyasla yine 1.5 kat fazla. Bu tablonun sadece ülkemiz için geçerli olduğunu düşünmeyelim. 28 ülkede gerçekleştirdiğimiz araştırma sonuçlarına göre Covid-19 salgını nedeni ile bu ülkelerde de kadınların yaşamı erkeklere kıyasla çok daha olumsuz etkilenmiş halde. Çocuk bakım sorumluluğu, iş-hayat dengesi, iş güvencesi gibi konularda kadınlar erkeklere kıyasla çok daha negatif etkilendiklerini belirtiyorlar.

İşin can sıkıcı tarafı ise salgın sonrasında kadın ve erkeğin daha eşit olacağına dair inanç da yok. Ülkeler ortalamasında salgın sonrasına dair olarak öne çıkan beklentiler uzaktan/esnek çalışma düzeni ve elbette şiddete/tacize maruz kalan kadınlara daha fazla destek. Özellikle şiddet mağdurlarına destek konusunda Türkiye’deki beklenti diğer ülkelere nazaran çok daha yüksek…Kadına şiddetin son bulması, kadının bağımsız bir birey olmasına olanak sağlanması, kadını ve çocuğu koruyucu yasal düzenlemelerin mevcut olması ve şiddet uygulayanların tamamının amasız, fakatsız en ağır şekilde cezalandırılması ile mümkün. Kadına şiddetin yeni örneklerinin medyada yer bulduğu bir hafta sonunu yaşadık, bu konjonktürde ülkemizdeki kadınların bu beklentisi çok daha anlamlı geliyor.”

Toplum yüzyüze eğitimi yanlış buluyor

Toplum yüzyüze eğitimi yanlış buluyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının 41 ve 42. dönem verileriyle; toplumun salgınla ilgili tedirginlik trendi, salgının vatandaşlar tarafından tehdit olarak görülüp/görülmediği konusuna bakıldı. Bu çerçevede vatandaşların sağlıkları açısından nerelerde bulunmanın kendileri için risk oluşturduğuna dair düşünceleri incelendi. Ayrıca; öğrencilerin yüze yüze eğitime geçiş sürecine dair toplumun ve ebeveynlerin tutumları ortaya koyuldu.

Ipsos; ülkemizde koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını Koronavirüs Salgını ve Toplum Kamuoyu Araştırması ile incelemeye devam ediyor. Hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor.

 Toplumun Yarısı Yüzyüze Eğitime Geçilmesini Yanlış Buluyor Ancak; Yüzyüze Eğitime Geçilirse, Ebeveynlerin % 67’si Çocuğunu Okula Göndermeyi Düşünüyor. Salgından en çok etkilenen kesimlerden birisi de öğrenciler. 2020-2021 eğitim öğretim yılının ilk dönemi ağırlıklı olarak uzaktan eğitimle devam etmişti. Her ne kadar öğrenciler ve ebeveynler uzaktan eğitim sürecinde bazı zorluklar yaşasa da; çoğunluk uzaktan eğitimin devam etmesi kararını desteklemişti. Toplumda, ikinci dönemde yüzyüze eğitime geçilmesi durumunda ise böyle bir kararı yanlış bulacağını söyleyenlerin oranı (%49) doğru bulacağını söyleyenlerden (%36) daha yüksek… Ebeveynlerin değerlendirmeleri de bu konuda benzer. Öte yandan bu veri, ebeveynlerin çocuklarını okula göndermeyeceği anlamına gelmiyor… Her ne kadar tercihleri yüzyüze eğitimden yana olmasa da çoğunluk okulların açılması durumunda çocuğunu okula göndereceğini ifade ediyor (%67).

 

 Toplumda, Virüsün Türkiye için Çok Ciddi Bir Tehdit Oluşturduğu Görüşü Halen Devam Ediyor. Ipsos Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının ilk döneminden bu yana; virüsün Türkiye için oluşturduğu riske dair kamuoyunun değerlendirmelerini düzenli olarak takip ediyor.  Salgın Türkiye’de ilk kez başladığı Mart ayında virüsü ülkemiz için çok ciddi tehlikeli görenlerin oranı %55 seviyesinde görülürken, yaz döneminde bu oran %70’ler seviyesinde ilerlemişti. Aralık ayında bu oran %88’e kadar çıkarak tepe noktasına ulaşmıştı. Bugün; virüsün çok ciddi tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı %86 ile veri tablosunda kendini göstermiştir….

Salgınla Mücadelede Alınan Kamusal Tedbirlerin İşe Yaramayacağını Düşünenlerin Oranı Yarı Yarıya Azaldı. Salgınla mücadele kapsamında hükümetin aldığı tedbirlere yönelik vatandaşların görüşleri de Ipsos’un bu araştırmasında takip ediliyor. Buna göre alınan son tedbirlerin salgını kontrol altına almada işe yarayacağını düşünenlerin oranı son 2 ay içerisinde yükseldi. Kasım ortasında bu oran %53 iken, Ocak sonunda %69 seviyesine çıktı. Tedbirlerin yetersiz olacağını düşünenler ise %43’ten %22 seviyesine indi. Vaka sayılarının azalmasının bu değerlendirmeler ile paralellik taşıdığı not edilebilir…

Çoğunluk, AVM’lere Gitmeyi Sağlıkları Açısından Ciddi Seviyede Riskli Buluyor. Ipsos’un araştırmasında; dışarıda yapılan aktivitelerin sağlık üzerindeki etkilerinin toplum tarafından nasıl algılandığı da soruldu. AVMlere ve kuaför/berbere gitmek salgın öncesi dönemde günlük yaşamda sıkça yapılan aktiviteler iken, bugün vatandaşlar tarafından salgın nedeniyle riskli aktiviteler olarak tanımlanıyor… Toplumun %70’i AVMlere gitmeyi çok riskli buluyor, çok ciddi ve kısmen riskli bulanların toplam oranı %94’e kadar çıkıyor. AVMler her ne kadar faaliyet göstermeye devam etse de vatandaşların bu dönemde gitmekten kaçındığını veriler ışığında ortaya çıkıyor.  Benzer şekilde kuaför ve berbelere gitmek de riskli görülen faaliyetler arasında yer alıyor…

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmesinde: “Son haftalardaki tespitlerimiz kesinlikle henüz rahatlamadığımızı gösteriyor. Alışveriş merkezi, kuaför gibi mekanlara gitmenin risk oluşturduğunu düşünenlerin oranı %90’ın üzerinde. Salgının Türkiye için ciddi bir tehlike oluşturduğunu belirtenlerin oranı ise %86. Hatırlayalım, bu oran yaz aylarında %69’a kadar inmişti. Mevcut endişe hali bir açıdan da iyi aslında, bu sayede salgın ile mücadele daha sıkı bir şekilde devam edebiliyor.

Sömestr tatili öncesinden beri okulların açılması ile ilgili açıklamalar, tartışmalar var. Ocak ortasında yaptığımız araştırmada okulların açılmasına destek %43 iken sonraki hafta bu oran %36’ye gerilemişti. Son durumda okulların kademeli olarak açılacağı bildirildi. Ancak yine de son kararı veliler verecek. Her ne kadar toplum okulların açılması fikrine pek taraftar değilse de yine de velilerin %67’si okullar açıldığı takdirde çocuğunu okula göndermeye yakın duruyor. Alınan merkezi önlemlerin işe yarayacağını düşünenlerin oranında önemli artış var, her on kişiden yedisi bu biçimde düşünüyor. Bir yandan yüksek endişemiz baki. Bir yandan da alınan önlemler ve aşı uygulamasının başlamasının ardından ikinci bir normalleşme sürecine de ihtiyacımız var gibi görünüyor.

Ve ikinci normalleşme süreci de çocukların kontrollü bir şekilde okullara dönüşü ile başlayacak sanırım” dedi.