Yazılar

Toplum yüzyüze eğitimi yanlış buluyor

Toplum yüzyüze eğitimi yanlış buluyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının 41 ve 42. dönem verileriyle; toplumun salgınla ilgili tedirginlik trendi, salgının vatandaşlar tarafından tehdit olarak görülüp/görülmediği konusuna bakıldı. Bu çerçevede vatandaşların sağlıkları açısından nerelerde bulunmanın kendileri için risk oluşturduğuna dair düşünceleri incelendi. Ayrıca; öğrencilerin yüze yüze eğitime geçiş sürecine dair toplumun ve ebeveynlerin tutumları ortaya koyuldu.

Ipsos; ülkemizde koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını Koronavirüs Salgını ve Toplum Kamuoyu Araştırması ile incelemeye devam ediyor. Hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor.

 Toplumun Yarısı Yüzyüze Eğitime Geçilmesini Yanlış Buluyor Ancak; Yüzyüze Eğitime Geçilirse, Ebeveynlerin % 67’si Çocuğunu Okula Göndermeyi Düşünüyor. Salgından en çok etkilenen kesimlerden birisi de öğrenciler. 2020-2021 eğitim öğretim yılının ilk dönemi ağırlıklı olarak uzaktan eğitimle devam etmişti. Her ne kadar öğrenciler ve ebeveynler uzaktan eğitim sürecinde bazı zorluklar yaşasa da; çoğunluk uzaktan eğitimin devam etmesi kararını desteklemişti. Toplumda, ikinci dönemde yüzyüze eğitime geçilmesi durumunda ise böyle bir kararı yanlış bulacağını söyleyenlerin oranı (%49) doğru bulacağını söyleyenlerden (%36) daha yüksek… Ebeveynlerin değerlendirmeleri de bu konuda benzer. Öte yandan bu veri, ebeveynlerin çocuklarını okula göndermeyeceği anlamına gelmiyor… Her ne kadar tercihleri yüzyüze eğitimden yana olmasa da çoğunluk okulların açılması durumunda çocuğunu okula göndereceğini ifade ediyor (%67).

 

 Toplumda, Virüsün Türkiye için Çok Ciddi Bir Tehdit Oluşturduğu Görüşü Halen Devam Ediyor. Ipsos Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının ilk döneminden bu yana; virüsün Türkiye için oluşturduğu riske dair kamuoyunun değerlendirmelerini düzenli olarak takip ediyor.  Salgın Türkiye’de ilk kez başladığı Mart ayında virüsü ülkemiz için çok ciddi tehlikeli görenlerin oranı %55 seviyesinde görülürken, yaz döneminde bu oran %70’ler seviyesinde ilerlemişti. Aralık ayında bu oran %88’e kadar çıkarak tepe noktasına ulaşmıştı. Bugün; virüsün çok ciddi tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı %86 ile veri tablosunda kendini göstermiştir….

Salgınla Mücadelede Alınan Kamusal Tedbirlerin İşe Yaramayacağını Düşünenlerin Oranı Yarı Yarıya Azaldı. Salgınla mücadele kapsamında hükümetin aldığı tedbirlere yönelik vatandaşların görüşleri de Ipsos’un bu araştırmasında takip ediliyor. Buna göre alınan son tedbirlerin salgını kontrol altına almada işe yarayacağını düşünenlerin oranı son 2 ay içerisinde yükseldi. Kasım ortasında bu oran %53 iken, Ocak sonunda %69 seviyesine çıktı. Tedbirlerin yetersiz olacağını düşünenler ise %43’ten %22 seviyesine indi. Vaka sayılarının azalmasının bu değerlendirmeler ile paralellik taşıdığı not edilebilir…

Çoğunluk, AVM’lere Gitmeyi Sağlıkları Açısından Ciddi Seviyede Riskli Buluyor. Ipsos’un araştırmasında; dışarıda yapılan aktivitelerin sağlık üzerindeki etkilerinin toplum tarafından nasıl algılandığı da soruldu. AVMlere ve kuaför/berbere gitmek salgın öncesi dönemde günlük yaşamda sıkça yapılan aktiviteler iken, bugün vatandaşlar tarafından salgın nedeniyle riskli aktiviteler olarak tanımlanıyor… Toplumun %70’i AVMlere gitmeyi çok riskli buluyor, çok ciddi ve kısmen riskli bulanların toplam oranı %94’e kadar çıkıyor. AVMler her ne kadar faaliyet göstermeye devam etse de vatandaşların bu dönemde gitmekten kaçındığını veriler ışığında ortaya çıkıyor.  Benzer şekilde kuaför ve berbelere gitmek de riskli görülen faaliyetler arasında yer alıyor…

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmesinde: “Son haftalardaki tespitlerimiz kesinlikle henüz rahatlamadığımızı gösteriyor. Alışveriş merkezi, kuaför gibi mekanlara gitmenin risk oluşturduğunu düşünenlerin oranı %90’ın üzerinde. Salgının Türkiye için ciddi bir tehlike oluşturduğunu belirtenlerin oranı ise %86. Hatırlayalım, bu oran yaz aylarında %69’a kadar inmişti. Mevcut endişe hali bir açıdan da iyi aslında, bu sayede salgın ile mücadele daha sıkı bir şekilde devam edebiliyor.

Sömestr tatili öncesinden beri okulların açılması ile ilgili açıklamalar, tartışmalar var. Ocak ortasında yaptığımız araştırmada okulların açılmasına destek %43 iken sonraki hafta bu oran %36’ye gerilemişti. Son durumda okulların kademeli olarak açılacağı bildirildi. Ancak yine de son kararı veliler verecek. Her ne kadar toplum okulların açılması fikrine pek taraftar değilse de yine de velilerin %67’si okullar açıldığı takdirde çocuğunu okula göndermeye yakın duruyor. Alınan merkezi önlemlerin işe yarayacağını düşünenlerin oranında önemli artış var, her on kişiden yedisi bu biçimde düşünüyor. Bir yandan yüksek endişemiz baki. Bir yandan da alınan önlemler ve aşı uygulamasının başlamasının ardından ikinci bir normalleşme sürecine de ihtiyacımız var gibi görünüyor.

Ve ikinci normalleşme süreci de çocukların kontrollü bir şekilde okullara dönüşü ile başlayacak sanırım” dedi.

Koronavirüse yakalanmayacağını düşünenlerin sayısı tekrar arttı

Koronavirüse yakalanmayacağını düşünenlerin sayısı tekrar arttı

Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının 40.dönem verileriyle; vatandaşların virüs ile ilgili açıklanan günlük veri tablolarına olan ilgi ve takipleri, bireylerin virüse yakalanıp/ yakalanmayacağına dair düşünceleri, maske kullanmaya dair tutum ve davranışları beraberinde salgınla mücadele sürecinin ülkemizdeki gidişatına yönelik değerlendirmeler ele alındı.

Koronavirüse Yakalanmayacağını Düşünenlerin Oranı %31’e Çıktı.

Ipsos; vatandaşların virüse yakalanma olasılıklarına ilişkin algılarını Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile uzun bir süredir takip ediyor. Ülkemizde vaka sayılarının 2.5 milyona yaklaştığı bir dönemde vatandaşların halen virüse yakalanmayacaklarını düşünmeleri dikkat çekici bir konu olarak değerlendiriliyor. Haziran başından bu yana sorulan bu soruda virüse yakalanacağını zannetmeyenlerin oranı ortalama %25 olarak gerçekleşti. Son haftada bu oran %31 seviyesine kadar yükseldi, diğer bir ifadeyle toplumun yaklaşık üçte biri kendini salgın çemberinin dışında görüyor. Veriyi değerlendiren Ipsos uzmanları bu durumun sadece aşının uygulanmaya başlanmasıyla açıklanamayacağını, çünkü aşı kullanıma hazır olmadan önce de benzer bir algıya tanıklık edildiğini belirtiyor.

Her 4 Vatandaştan 3’ü Ülkemizin Koronavirüs Tablosunu Günlük Olarak Takip Ediyor…

Toplumun çok büyük bir bölümünün salgına ilişkin haberlere yönelik ilgisi devam ediyor. Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı günlük koronavirüs sayıları da vatandaşların yakından takip ettiği verilerden birisi. Bu oran vaka sayılarının çok yüksek olduğu Kasım döneminde %81’e kadar yükselmişti, 10 puanlık azalışa rağmen çoğunluğun takip ettiği bir veri olmaya devam ediyor. Son hafta toplumun %72’si bu tür istatistiki verileri günlük olarak izlediklerini ifade ediyor.

Koronavirüsle Mücadelenin İyi Gittiğini Düşünenlerin Sayısı Artıyor…

Ipsos, Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile vatandaşların koronavirüsle mücadeleye dair değerlendirmelerini almaya devam ediyor. 2020 Kasım ayında bu konuda olumsuz değerlendirme yapanlar daha ağırlıktaydı. Toplumun %72’si mücadelenin kötü gittiği kanaatine sahipti,  sadece %23’ü iyi gittiğini düşünüyordu. Vaka sayılarındaki azalma ve aşı uygulamasının başlamasıyla beraber olumlu değerlendirmelerde süreçte ciddi bir artış yaşandı ve tablo tersine döndü.  15-19 Ocak 2021 döneminde bu konuda bireylerin %62’si olumlu, %27’si ise olumsuz değerlendirme yaptı.

Diğer Vatandaşların Maske Takma Kuralına Uyduğunu Düşünenlerin Oranı Artıyor.

Bireyler, genel olarak kendilerinin aldığı bireysel tedbirleri yeterli, başkalarının aldığı tedbirleri ise yetersiz görme eğilimi içinde olmuştu. Temmuz ayı başından bu yana bireylere diğer vatandaşları ne sıklıkla maske kullanırken görüyorsunuz sorusu yöneltildi. Yaz ortasında toplumun yarısı diğer vatandaşları nadiren maske takarken gördüklerini ifade ediyordu. Bu oran zaman içinde azaldı ve Ocak ortasına gelindiğinde %15’e kadar indi. İlk kez vatandaşlar, diğer vatandaşların maske kullanımlarına bu kadar iyi not veriyor (%85). 

Maske Kullanmak Günlük Hayatın Olağan Bir Davranışı Haline Geldi.

Eylül ayında kamuya açık alanların tamamında istisnasız bir şekilde maske takma zorunluluğu getirilmişti. Maske takma zorunluluğu toplumun çok büyük kesiminin desteklediği bir kamusal önlem olarak Ipsos’un araştırmalarında öne çıktı. Buna ilaveten, günlük yaşam pratiğinin de olağan bir parçası haline gelmiş durumda… Vatandaşların %85’i maske kullanmayı artık olağan gördüklerini ifade ediyor. Bu görüşe karşı çıkanlar sadece %7 seviyesinde.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmelerini şöyle iletti; “ Vatandaşların yaklaşık dörtte üçü vaka sayılarını hala günlük olarak takip ediyor.. Çok şükür vaka sayıları azalma eğiliminde, 2. dalganın tepe noktasını geçmiş görünüyoruz, inşallah başka zirveler yaşamayız. Vaka sayılarındaki düşüşün yanısıra aşı uygulamasının da başlaması ile toplumda daha olumlu bir hava esmeye başladı. Sonbaharda salgın ile mücadelenin kötü gittiğini düşünenler %70’leri aşmıştı, haftalar ilerledikçe önce bu oran azaldı ve sonra da Ocak ayı itibarıyla mücadelenin iyi gittiğini düşünenlerin oranı %60’lara yükseldi. Esen olumlu rüzgar ile bu hastalığa yakalanmayacağını düşünenlerin oranı yeniden %30’u aştı. İşte bu tablo risk yaratabilir. Bu savaşta çok önemli bir aşamadan geçiyoruz. Mücadelenin devam etmesi şart. Salgının ancak artık tek bir vaka yaşanmadığı zaman bitmiş olacağını unutmamalıyız. Toplumun %85’i için maske kullanımı olağan bir durum haline gelmiş halde, bu tedbirleri elden bırakmamak gerek, olumlu gidişatın bir gevşemeye yol açmamasını dileyelim.”

 

 

Toplum 2021 yılı için iyimser

Toplum 2021 yılı için iyimser

Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum araştırmasının 36. Döneminden derlenen verilerle salgın döneminde yeni yıla bakış ele alındı;

  • 2021 yılı için iyimser hissedenlerin oranı daha fazla
  • Toplumun üçte ikisi başka bir salgınla daha karşılaşma olasılığını yüksek görüyor
  • Vatandaşlar, Yılbaşında sokağa çıkma kısıtlamasını doğru buluyor.
  • Yaklaşık üçte birimiz; bu sene Yılbaşını kutlayacağını belirtiyor.
  • Yılbaşı akşamını daha çok televizyon izleyerek geçirmeyi planlıyoruz.

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de salgın vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor.  Araştırmanın 36. Döneminden derlenen verilerle salgın döneminde yeni yıla bakış ele alındı. Buna göre;

2021 yılı için iyimser hissedenlerin oranın daha fazla olduğu görülüyor.  Ipsos’ un gerçekleştirdiği araştırmada salgın nedeniyle, hem dünyada hem de Türkiye’de zor bir yıl yaşandığı ve buna paralel olarak toplumun yaklaşık üçte ikisinin 2020 yılının sona erecek olmasından dolayı mutlu hissettiği tespit edildi. Ayrıca toplumun yarısının 2021 yılına ilişkin beklentileri daha olumlu (%47) iken, toplumun diğer yarısında bireylerin beşte birinin (%23) gelecek senenin daha iyi geçeceğini düşünmediği görüldü.

Bireylerin Üçte İkisi Başka Bir Salgınla Daha Karşılaşma Olasılıklarını Güçlü Görüyor.

Koronavirüs salgını, insanların hayatına girene kadar salgınlar daha çok filmlerde görülüyor veya tarih kitaplarında okunuyordu. Bu senenin başına kadar salgın “bu dönemin”, ”bireylerin” bir sorunu değildi. Ancak Çin’de ortaya çıkan bu virüsün bir anda tüm dünyaya yayılmasıyla beraber, bu tür salgınlara ne kadar kolay maruz kalınabileceği fark edildi. Bu bağlamda Ipsos’un gerçekleştirdiği araştırmada “Hayatım boyunca başka bir salgınla daha karşılaşma olasılığımı yüksek görüyorum” ifadesine bireylerin üçte ikisinin (%66) katıldığı görüldü.

Vatandaşlar, Yılbaşında Sokağa Çıkma Kısıtlamasını Doğru Buluyor. Salgınla mücadele kapsamında, yılbaşında sokağa çıkma kısıtlamasına kamuoyunun desteği çok yüksek (%87). Vatandaşlar, salgını en kısa zamanda atlatmak için genel olarak bu tür tedbirlere sıcak bakıyor. Sadece küçük bir kesim böyle bir kısıtlamayı doğru bulmadığını dile getiriyor (%9).

Bu Sene, Bireylerin Yaklaşık Üçte Biri Yılbaşını Kutlayacak.

Bu sene, salgın nedeniyle yılbaşı çoğu ülkede olduğu gibi Türkiye’de de sadece evlerde kutlanacak. Yılbaşını kutlamayı planladığını söyleyenler toplumun yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Hem vaka sayılarının yüksekliği hem de kısıtlamaların etkisiyle büyük çoğunluk kendi evinde ev halkıyla kutlayacağını belirtiyor, başkalarıyla bir araya gelme düşüncesi bulunmuyor. Vatandaşların üçte ikisinin ise herhangi bir planının olmadığı görülüyor.

Yılbaşı Akşamını Daha Çok Televizyon İzleyerek Geçirmeyi Planlıyoruz.

Her iki bireyden birisi yılbaşı akşamını televizyon izleyerek geçireceğini söylüyor. Her ne kadar sosyal medyada yılbaşı menü ve sofralarına ilişkin paylaşımlar sıkça görülüyorsa da evde yılbaşına özel masa hazırlayacağını (%11) ve yılbaşı yemeği yiyeceğini (%13) söyleyenlerin oranı oldukça kısıtlı. Yılbaşında atıştırmalık tüketme eğilimi ise biraz daha yüksek (%20). Diğer bir ifadeyle; toplumun büyük çoğunluğunun, bu sene yılbaşı akşamında diğer günlerden farklı davranmayacağı görülüyor.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmesinde; “Covid-19 salgını bitmese de 2020 yılı bitiyor. Yılbaşı birçok insanın bir araya gelip kutladıkları özel günlerden biri. Ülkemizde de her üç kişiden biri yılbaşı gecesi özel bir kutlama yapacağını belirtiyor. Ancak salgın nedeni ile öyle bir dönemden geçiyoruz ki bir araya gelmek büyük risk yaratıyor. Birçok ülke, yılbaşı günü, öncesi ve sonrası için çeşitli kısıtlamalar uyguluyor. Türkiye de bu ülkelerden biri, uygulanacak kısıtlama toplum tarafından büyük oranda destekleniyor, her on kişiden dokuzu yani özel kutlama yapacak olanların da büyük kısmı kısıtlama taraftarı. Salgın, daha önce aşina olmadığınız bir korkuyu neslimizin kodlarına ekledi, her üç kişiden ikisi yaşamı boyunca başka bir salgın ile daha karşılaşacağını düşünüyor. 2020 belleklerimizde kara bir yıl olarak yerini alıyor, her üç kişiden ikisi bu yılın sona ermesinden memnun. O kadar kötü bir yılı bitiriyoruz ki herhalde daha kötüsü olamaz düşüncesi ile 2021’den beklentimiz yüksek. Her iki kişiden biri daha iyi bir yıl olacağına inanıyor. Tabi tedirginliği devam edenler de var, her dört kişiden biri 2021 için de karamsar, daha iyi bir yıl olmayacak düşüncesindeler, umarım yanılırlar. Ben de iyimserlerden biriyim. Aşı uygulamasının neredeyse tam yılbaşı itibarı ile başlıyor olması hoş bir rastlantı oldu. Şahsen bilim insanlarına, sağlık çalışanlarına güveniyorum ve aşının 2021’i aydınlatacağını umuyorum, bunun için bir süre daha sabır, inanç ve mücadeleye ihtiyacımız var. Tüm insanlık için sağlıklı ve mutlu bir yıl olmasını dilerim” dedi.