Yazılar

Yeni Yıl sofranızda bol sebze, salata ve ızgara etlere yer verin

Yeni Yıl sofranızda bol sebze, salata ve ızgara etlere yer verin

Yeni yıl akşamının en keyifli anları şüphesiz çeşit çeşit lezzetle süslenen sofralarda çıkıyor. Ancak yılbaşı gecesi ne tükettiğine dikkat etmeyenler yılın ilk gününü sağlık sorunlarıyla karşılıyor. Diyetisyen Yusuf Öztürk, yılbaşı akşamı doğru beslenmenin ipuçlarını paylaşıyor.

Bu sene yılbaşı sofrasında arkadaşlarımızla, sevdiklerimizle bir araya gelemeyeceğiz ama bu akşamımızın sıradan olacağı anlamını taşımıyor. Ailemizle birlikte evimizde güzel bir gece geçirmek için zengin sofralar kurmaya devam edecek, her şeye rağmen yeni yılı heyecan ve umutla karşılayacağız. Peki, yılbaşı akşamı ne tüketmeli, ertesi gün sindirim sorunlarıyla karşılaşmamak için ne yemeliyiz? Sağlıklı ve dengeli beslenmenin en önemli şartının düzenli aralıklarla, azar azar ve sık sık beslenmek olduğunu hatırlatan Diyetisyen Yusuf Öztürk, bu beslenme biçiminin yılbaşı akşamında da sürdürülebileceğini belirtiyor. Özellikle akşam fazla besin tüketileceği hesaplanarak gün içerisinde aç kalmanın, düzenli beslenmemenin yapılabilecek en büyük hatalardan biri olduğunun altını çizen Dyt. Yusuf Öztürk, “Sabahtan başlayarak tüm öğünleri mutlaka düzenli ve yeterli almak gerekir ki akşam yemeğine kadar metabolizmamız yavaşlamasın, sindirim faaliyetleri devam etsin” diyor.

Tatlı tercihiniz sütlü veya meyveliden yana olsun

Dyt. Öztürk, yılbaşı yemeğinde daha az yağlı ve sindirimi kolay olan yiyeceklerin tercih edilmesini öneriyor. Bol yağlı ve soslu etlerin sindiriminin zor olduğuna dikkat çeken Dyt. Öztürk, “Ana yemeğimiz et grubu olacaksa daha çok sebzeli, ızgara, haşlama veya fırında hazırlanmış bir et yemeğini tercih etmeliyiz. Yemeğe çorbayla başlayıp çiğ sebzelerden hazırlanmış salatalarla birlikte ana yemeğimizi tüketebiliriz. Yılbaşı akşamı sütlü ve meyveli olan tatlıları tercih etmeliyiz. Şerbetli hamur tatlıları kan şekerini hızlı yükseltip aynı hızla düşürdüğü için hem uzun süreli tokluk sağlamaz hem de vücudumuzu çok fazla yorar. Sindirim sistemimiz o akşam her akşamkinden fazla çalışacağı için sindirimi daha kolay, meyveli ve sütlü tatlıları tüketmemiz daha doğru olacaktır. Alkollü içeceklerden alkol oranı en az olan içecekleri tercih ederek karaciğerimizi korumaya çalışın ve iki kadehi geçmemeye özen gösterin” diyor.

Yılbaşı akşamı en çok tüketilen besinlerden biri de şüphesiz kuruyemişler Diyetisyen Yusuf Öztürk, besin içeriği zengin olan kuruyemişlerin mutlaka ölçülü tüketilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Dyt. Öztürk, kuruyemiş tabağında daha az fındık, fıstık, ceviz badem; daha fazla leblebi ve kuru meyveye yer verilirse hem sindirimin daha da zorlaşmasına engel olacağını hem de kalori alımının azalacağını hatırlatıyor.

Toplum 2021 yılı için iyimser

Toplum 2021 yılı için iyimser

Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum araştırmasının 36. Döneminden derlenen verilerle salgın döneminde yeni yıla bakış ele alındı;

  • 2021 yılı için iyimser hissedenlerin oranı daha fazla
  • Toplumun üçte ikisi başka bir salgınla daha karşılaşma olasılığını yüksek görüyor
  • Vatandaşlar, Yılbaşında sokağa çıkma kısıtlamasını doğru buluyor.
  • Yaklaşık üçte birimiz; bu sene Yılbaşını kutlayacağını belirtiyor.
  • Yılbaşı akşamını daha çok televizyon izleyerek geçirmeyi planlıyoruz.

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de salgın vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor.  Araştırmanın 36. Döneminden derlenen verilerle salgın döneminde yeni yıla bakış ele alındı. Buna göre;

2021 yılı için iyimser hissedenlerin oranın daha fazla olduğu görülüyor.  Ipsos’ un gerçekleştirdiği araştırmada salgın nedeniyle, hem dünyada hem de Türkiye’de zor bir yıl yaşandığı ve buna paralel olarak toplumun yaklaşık üçte ikisinin 2020 yılının sona erecek olmasından dolayı mutlu hissettiği tespit edildi. Ayrıca toplumun yarısının 2021 yılına ilişkin beklentileri daha olumlu (%47) iken, toplumun diğer yarısında bireylerin beşte birinin (%23) gelecek senenin daha iyi geçeceğini düşünmediği görüldü.

Bireylerin Üçte İkisi Başka Bir Salgınla Daha Karşılaşma Olasılıklarını Güçlü Görüyor.

Koronavirüs salgını, insanların hayatına girene kadar salgınlar daha çok filmlerde görülüyor veya tarih kitaplarında okunuyordu. Bu senenin başına kadar salgın “bu dönemin”, ”bireylerin” bir sorunu değildi. Ancak Çin’de ortaya çıkan bu virüsün bir anda tüm dünyaya yayılmasıyla beraber, bu tür salgınlara ne kadar kolay maruz kalınabileceği fark edildi. Bu bağlamda Ipsos’un gerçekleştirdiği araştırmada “Hayatım boyunca başka bir salgınla daha karşılaşma olasılığımı yüksek görüyorum” ifadesine bireylerin üçte ikisinin (%66) katıldığı görüldü.

Vatandaşlar, Yılbaşında Sokağa Çıkma Kısıtlamasını Doğru Buluyor. Salgınla mücadele kapsamında, yılbaşında sokağa çıkma kısıtlamasına kamuoyunun desteği çok yüksek (%87). Vatandaşlar, salgını en kısa zamanda atlatmak için genel olarak bu tür tedbirlere sıcak bakıyor. Sadece küçük bir kesim böyle bir kısıtlamayı doğru bulmadığını dile getiriyor (%9).

Bu Sene, Bireylerin Yaklaşık Üçte Biri Yılbaşını Kutlayacak.

Bu sene, salgın nedeniyle yılbaşı çoğu ülkede olduğu gibi Türkiye’de de sadece evlerde kutlanacak. Yılbaşını kutlamayı planladığını söyleyenler toplumun yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Hem vaka sayılarının yüksekliği hem de kısıtlamaların etkisiyle büyük çoğunluk kendi evinde ev halkıyla kutlayacağını belirtiyor, başkalarıyla bir araya gelme düşüncesi bulunmuyor. Vatandaşların üçte ikisinin ise herhangi bir planının olmadığı görülüyor.

Yılbaşı Akşamını Daha Çok Televizyon İzleyerek Geçirmeyi Planlıyoruz.

Her iki bireyden birisi yılbaşı akşamını televizyon izleyerek geçireceğini söylüyor. Her ne kadar sosyal medyada yılbaşı menü ve sofralarına ilişkin paylaşımlar sıkça görülüyorsa da evde yılbaşına özel masa hazırlayacağını (%11) ve yılbaşı yemeği yiyeceğini (%13) söyleyenlerin oranı oldukça kısıtlı. Yılbaşında atıştırmalık tüketme eğilimi ise biraz daha yüksek (%20). Diğer bir ifadeyle; toplumun büyük çoğunluğunun, bu sene yılbaşı akşamında diğer günlerden farklı davranmayacağı görülüyor.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmesinde; “Covid-19 salgını bitmese de 2020 yılı bitiyor. Yılbaşı birçok insanın bir araya gelip kutladıkları özel günlerden biri. Ülkemizde de her üç kişiden biri yılbaşı gecesi özel bir kutlama yapacağını belirtiyor. Ancak salgın nedeni ile öyle bir dönemden geçiyoruz ki bir araya gelmek büyük risk yaratıyor. Birçok ülke, yılbaşı günü, öncesi ve sonrası için çeşitli kısıtlamalar uyguluyor. Türkiye de bu ülkelerden biri, uygulanacak kısıtlama toplum tarafından büyük oranda destekleniyor, her on kişiden dokuzu yani özel kutlama yapacak olanların da büyük kısmı kısıtlama taraftarı. Salgın, daha önce aşina olmadığınız bir korkuyu neslimizin kodlarına ekledi, her üç kişiden ikisi yaşamı boyunca başka bir salgın ile daha karşılaşacağını düşünüyor. 2020 belleklerimizde kara bir yıl olarak yerini alıyor, her üç kişiden ikisi bu yılın sona ermesinden memnun. O kadar kötü bir yılı bitiriyoruz ki herhalde daha kötüsü olamaz düşüncesi ile 2021’den beklentimiz yüksek. Her iki kişiden biri daha iyi bir yıl olacağına inanıyor. Tabi tedirginliği devam edenler de var, her dört kişiden biri 2021 için de karamsar, daha iyi bir yıl olmayacak düşüncesindeler, umarım yanılırlar. Ben de iyimserlerden biriyim. Aşı uygulamasının neredeyse tam yılbaşı itibarı ile başlıyor olması hoş bir rastlantı oldu. Şahsen bilim insanlarına, sağlık çalışanlarına güveniyorum ve aşının 2021’i aydınlatacağını umuyorum, bunun için bir süre daha sabır, inanç ve mücadeleye ihtiyacımız var. Tüm insanlık için sağlıklı ve mutlu bir yıl olmasını dilerim” dedi.

Diyabet kalıcı görme kaybına neden olabilir

Diyabet kalıcı görme kaybına neden olabilir

Diyabet tüm dünyada ve ülkemizde sıklığı katlanarak artan bir sağlık sorunu. Öyle ki günümüzde her 11 kişiden 1’nin diyabet hastası olduğu belirtiliyor. 2013 yılında dünyada diyabetli hasta sayısı 382 milyon iken bu sayının 2035 yılında 592 milyona ulaşacağı belirtiliyor ki bu da yüzde 55’lik bir artışı gösteriyor. Tüm dokular ile organları tahrip edebilen ve başta kalp damar hastalıkları olmak üzere pek çok hastalığa yol açabilen diyabet gözleri de tehdit ediyor! Diyabetin gözlerde oluşturduğu hasarlardan en önemlisi olan diyabetik retinopati tedavi edilmezse; ciddi görme kaybına, hatta körlüğe kadar gidebiliyor. Gözlerde önemli bir sorun oluşturuncaya dek belirti vermeyen diyabetik retinopati, diyabet süresi 15 yıla ulaşan diyabetlilerin yüzde 10’unda ciddi görme kaybı, yüzde 2’sinde de körlüğe neden oluyor. Diyabetin iyi kontrol altında olmaması ve tedaviye uyulmaması bu riski çok artırırken, süreyi de öne çekiyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nur Acar Göçgil, diyabetik retinopatide erken teşhis ve tedavinin önemine dikkat çekerek, “Diyabetik retinopatinin erken dönemde tespit edilmesi, gerekli tedavinin erken ve zamanında uygulanmasına olanak sağlıyor. Böylece diyabet hastasında kalıcı görme kaybı önleniyor veya azalıyor. İleri evre retinopatisi olan hastalar bile uygun tedaviyi zamanında alabilirlerse görme yetenekleri yüzde 95 korunabiliyor. Bu nedenle yıllık düzenli göz muayenesi asla ihmal edilmemeli” diyor.

En sık görülen körlük nedeni

Diyabetik retinopati; diyabet hastalığına bağlı olarak gelişen ve gözün ‘retina’ denilen sinir hücrelerinden oluşan ağ dokusunda hasarlanma ve görme kaybına neden olan bir göz hastalığı olarak tanımlanıyor. Göz küresinin içine giren ışık milyonlarca sinir hücresinden oluşan retina tarafından algılanıyor; görme siniriyle beyindeki görme merkezine iletiliyor. İyi çalışabilmeleri için tıpkı beyin gibi retina hücrelerinin de iyi beslenmeleri, oksijenlenmeleri, dolayısıyla kan dolaşımı çok önem taşıyor. Zaman içinde retinayı besleyen ince kılcal damarların dolaşımının bozulmasıyla, sinir hücrelerinin de işlevleri azalıyor. Bu tablo görmenin azalması ve körlüğe kadar gidebilen görme kaybıyla sonuçlanıyor. Gelişmiş ülkelerde görme kaybının en sık nedeni olan diyabetik retinopati 20-64 yaş aralığındaki aktif ve üretken yaş grubunda da en sık görülen körlük sebebini oluşturuyor.

Belirti vermeden sinsice ilerliyor

“Diyabetik retinopati sinsi bir hastalıktır” uyarısında bulunan Prof. Dr. Nur Acar Göçgil, sözlerine şöyle devam ediyor: “Retinopati retinanın net görme merkezi olan sarı noktayı (maküla) etkilemediği sürece merkezin görme yeteneği bozulmuyor ve hasta hiçbir şey fark etmiyor. Retinada kanamalar başlasa da belirti vermiyor, hastanın görmesi azalmıyor. Bu kanamalar sadece damlayla kişinin gözbebeği büyütüldükten sonra, bir göz doktoru tarafından yapılan detaylı muayene sonucu yakalanabiliyor” Prof. Dr. Nur Acar Göçgil diyabetik retinopatinin ancak merkez retinadaki sarı noktayı etkilediğinde görmede azalma, bulanık görme, düz çizgileri eğri ve kırık görme ile renkleri soluk görme sorunlarının geliştiğini söylüyor. 

Her yıl retina muayenesi şart!
Diyabetik retinopatiyi önlemenin ve aslında geciktirmenin en önemli yolu; hastanın ilaç tedavisine, diyetine ve egzersizlerine düzenli olarak devam ederek kan şekerinin kontrol altında olmasını sağlaması. İkinci önemli kural ise düzenli göz muayenesini ihmal etmemesi. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nur Acar Göçgil zamanında yapılan retina taramaları ve doğru tedaviyle yeni retinopati gelişiminin yüzde 90 oranında önlenebildiğini belirterek, “Tip 2 diyabet tanısı konan her hasta mutlaka retina muayenesi olmalı ve bu taramalar en az yılda bir devam etmeli. Çok daha nadir görülen Tip I diyabette retina taramasına 5 yıl sonra başlanması ve en az yılda bir devam etmesi öneriliyor. Retinopatinin derecesine göre retina uzmanı takip süresini kişiye özel belirliyor” diyor.
Bu yöntemlerle ‘görme kaybı’ önlenebiliyor
Diyabetik retinopatinin tedavisinde; argon lazer fotokoagülasyon tedavisi, göz içi ilaç enjeksiyonları ve vitrektomi yöntemlerine başvuruluyor. “Tüm bu tedavi yöntemleriyle hedefimiz retinadaki kanamaların çekilmesi, kanayacak olan yeni gelişmiş damarların kaybolması, özellikle görme için en önemli merkez retinanın (makülanın) sağlıklı kalması. Bu sayede görmenin korunması, kaybın önlenmesidir” diyen Prof. Dr. Nur Acar Göçgil, şöyle devam ediyor: “Tedaviler zamanında ve doğru şekilde uygulandığında, hasta diyabet kontrolünü düzenli yaptırdığında retina stabil hale geliyor. Böylelikle hastanın görme yeteneği korunuyor ve artıyor”
Prof. Dr. Nur Acar Göçgil diyabetik retinopati tedavisinde başvurulan yöntemleri şöyle anlatıyor:
Argon lazer fotokoagülasyon tedavisi: Yeni gelişmiş, anormal ve kanayan damarları veya merkeze yakın sızdıran küçük damar genişlemelerini durdurmak amacıyla uygulanıyor. Lazer ışınını retina üzerine odaklayan bir mercek kullanılıyor; işlem ağrısız oluyor ve tedavi birkaç seansta tamamlanıyor.
Göz içi ilaç enjeksiyonu: Özellikle sarı nokta bölgesinde retinanın merkezindeki ödem ve kalınlaşmaları azaltmak, görmeyi artırmak için uygulanıyor. Çok etkili olan bu uygulamanın, ilacın özelliğine göre 1-4 ay arasında tekrarı gerekiyor ve sızıntı bitene kadar devam ediyor.
Vitrektomi: Göz küresinin içini dolduran kanamaları, retinayı çekiştiren zarları temizlemek ve retinayı yatıştırmak amacıyla uygulanan bir mikrocerrahi yöntemi. Bu yöntemde işlemler göz küre boşluğunda tıpkı laporoskopik cerrahide olduğu gibi, ancak çok ince (0.4mm) mikrokanüllerle gerçekleştiriliyor.

 

Pizzanın yeni adresi; Pizza Pazzi by Divan

Pizzanın yeni adresi;  Pizza Pazzi by Divan

Divan Grubu, yeni pizza restoranı “Pizza Pazzi by Divan” ile pizzada bende varım diyor.

Kalamış Marina’da İtalyan mutfağının olmazsa olmaz tatlarını aynı çatı altında toplayan “Pizza Pazzi by Divan” zengin menüsünde yer alan salata, peynir ve şarküteri tabaklarının yanı sıra leziz pizza çeşitlerini ve enfes tatlıları sevenlerinin beğenisine sunuyor.

Divan Şeflerinin özenle hazırladığı leziz menüdeki tatlara gel al servisin yanısıra Yemeksepeti, Getir Yemek ve Fuudy aracılığıyla ulaşmak da mümkün.

Gerçek taş fırında meşe odunu kullanılarak pişirilen Napoli usulü pizzaların yanı sıra, taze ürünlerle hazırlanan enfes salatalar, peynir – şarküteri tabakları ve İtalyan tatlıları Pizza Pazzi by Divan’ın menüsünde yer alıyor.  48 saat dinlendirilen Pizza Pazzi by Divan’ın özel ekşi maya hamurlu pizzalar, 14 farklı seçenekle menüde yer alıyor.

Klasik pizzalara ek olarak Divan şeflerinin özel reçeteleriyle yorumlanan pizzalar dikkat çekiyor. Menüde bir diğer alternatif olan salatalarda ise Divan Klasik salatanın yanı sıra Köz Pancar ve Keçi Peyniri salatası, Roka ve Enginar Kalbi salatası ile Pembe Domates ve Buratta salatası yer alıyor. Keyifli bir öğünü tatlı ile tamamlamak isteyenler için ise menü, birbirinden leziz İtalyan tatlılarını vadediyor. Bölgenin akla ilk gelen tatlarından Tiramisu’nun yanı sıra Pizza Choco, Mascarpone Cheseecake ve Caffe Affogato tatlıdan vazgeçemeyenler için menüde yer alıyor. Napoli’nin lezzetli pizzaları, gel al seçeneğinin yanı sıra Yemeksepeti, Getir Yemek ve Fuudy ile misafirlerine ulaştırıyor.

Türkler Avrupa’nın en hayır severi

 Türkler Avrupa’nın en hayır severi

Mastercard tarafından yapılan “Yeni Yıl Araştırması”, Türkiye’de, tüketicilerin %80’inin hediye alırken toplumsal fayda gözettiğini ortaya koydu. Bu oran, Avrupa’nın neredeyse 1,5 katı.

Mastercard tarafından yapılan “Yeni Yıl Araştırması”, tüketicilerin hediye alırken daha duyarlı davrandığını ortaya koyuyor. Türkiye’den araştırmaya katılanların yüzde 92’si, 2020 yılının kendilerine neyin daha önemli olduğunu hatırlattığını belirtirken, bu oran Avrupa genelinde % 77 olarak seyrediyor.

Tüketici duyarlı

Türkiye’den araştırmaya katılanların %75’i bu sene hediye seçimine daha fazla özen gösterdiğini belirtirken, %65’i ise hediyeleri kişisel dokunuşlarla özelleştirdiğini ifade ediyor. Bu yılbaşında tüketicilerin sevdiklerine hediye seçmek için ayırdığı zamanda da artış gözlemleniyor. Buna göre; Avrupalı tüketicilerin %45’i, Türk tüketicilerin ise %62’si hediye seçmek için daha fazla vakit ayırıyor.

Türkiye’de 10 kişiden 8’i hayır amacıyla hediye alıyor

Araştırmanın en çarpıcı bulgularından birisi ise Türkiye’deki tüketicilerin Avrupa geneline kıyasla toplumsal konularda daha hassas olduğunu ortaya koyuyor. Avrupa’daki tüketicilerin %48’i hediyelerini alırken toplumsal faydayı gözettiklerini belirtirken bu oran Türkiye’de Avrupa’nın 1,5 katı olarak %80 oranında gerçekleşiyor. Öte yandan, Türkiye’de, tanımadığı ama ihtiyacı olan insanlara hediye olarak yiyecek ve giyecek almak %50 oranında. Bu rakam Avrupa için ise sadece %17.

Türkiye’deki tüketicilerin %45’i ise hayvan haklarını koruma amacıyla çalışmalar yürüten STK ve barınaklardan hediye almayı tercih ediyor. Bir hayır kuruluşuna doğrudan bağış yapanların oranı ise %37 ile Avrupa ortalamasının 2,5 katı. STK’lardan yılbaşı kartı alarak destek verenlerin oranı Avrupa’da %19 seviyesindeyken, bu oran Türkiye’deki tüketiciler arasında %31 ile Avrupa’nın 1,5 katı olarak hesaplanıyor.

Yerel esnafa destek

COVID-19 ile beraber, tüketiciler nereden alışveriş yaptığına daha fazla özen göstermeye başladı. Avrupalıların %70’i, Türkiye’deki tüketicilerin ise %90’ı bu sene hediye alışverişi yaptığı yer konusunda daha duyarlı olduğunu ifade ediyor. Alışveriş yaparken kendi içinde bulunduğu topluma destek vermek istediğini belirtenlerin oranı Türkiye için % 79. Ekonomik gelişime destek vermek amacıyla yeni yıl alışverişini yerel işletmelerden yaparım diyenlerin oranı %75 ile Avrupa ortalamasının 15 puan üzerinde. Araştırmaya katılanların %70’i hediye alışverişini yerel esnaftan yapacağını belirtirken, yeni yıl akşamı için yiyecek ve içecek alışverişini yakın çevreden alacağını söyleyenlerin oranı ise %76 seviyesinde.

Türkiye’deki tüketiciler arasında en çok tercih edilen hediyeler:

  1. Çerçeveli fotoğraf ve albüm (%53)
  2. Ev yapımı yeni yıl sepeti (%47)
  3. Kişiselleştirilmiş tasarımlar (%45)
  4. Sağlıklı yaşam hediyeleri (%43)
  5. Özel deneyim hediyeleri (%41)
  6. El yapımı mumlar (%41)
  7. Kıyafet kombinleri (%39)
  8. Ev yapımı kart oyunları (%31)
  9. Çizim veya boyama (%29)
  10. Şiir veya hikaye yazma (%29)

 

Jolly’den Göbeklitepe, Nemrut ve Mardin paket turu

Jolly’den Göbeklitepe, Nemrut ve Mardin paket turu

Jolly, son dönemde hayata geçirdiği tematik turlarla adından sıkça söz ettiriyor. Butik Göbeklitepe & Nemrut ve Mardin turuyla sizi Diyarbakır, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman ve Mardin’de tarih dolu bir yolculuğa davet ediyor.

İlk rota Diyarbakır… Yaklaşık 5 yüzyıllık tarihi olan Hasanpaşa Hanı’nda kahvaltı ile güne başlayacak ve Diyarbakır Surları, Diyarbakır Ulu Camii, St. George Kilisesi, Diyarbakır Müzesi’ni ve Ardından “yaş otuz beş, yolun yarısı eder.” şiiri ile tanıdığımız Diyarbakırlı Şair Cahit Sıtkı Tarancı Müze Evi’ni ziyaret edeceksiniz.

Gaziantep’te şehrin merkezini oluşturan kaleyi, pek çok tarihi han, cami ve Bakırcılar Çarşısı sizi karşılayacak. Ardından Şanlıurfa’da Halil-ül Rahman ve Rızvaniye Camileri, Balıklı Göl, Ayn-el Zeliha Gölü ve Hz. İbrahim Makamı görülecek ve ziyaret edilecek yerler arasında.

Göbeklitepe… Yaklaşık on iki bin yıl önce inşa edilmiş, insanlık tarihinin bilinen ilk tapınağı olan Göbeklitepe’ye ulaşıyoruz. Henüz çok az bir kısmı açılmış olan ve neolitik çağın hac merkezi kabul edilen Göbeklitepe’nin hikayesini dinlerken büyüleneceksiniz.  Göbeklitepe gezisi sonrasında Adıyaman’da muhteşem Nemrut Dağı macerasına başlayacaksınız. Dağ çıkış güzergahında, Kommagene kraliyet ailesinin kadınlarının anıtmezarı olan Karakuş Tümülüsü, Roma askeri mimarisinin dünyadaki en iyi köprü örneklerinden olan Cendere Köprüsü ve Komagene krallarının yazlık başkenti olan Arsemia kalıntılarını göreceksiniz. 2000 yıl öncesinin çılgın ve idealist kralı Antiokhos’un Anti-Torosların zirvesine yaptırdığı anıt mezarına ulaşarak burada Doğu ve Batı Terasları, Zeus-Oramastes, Apollon-Mithras, Herakles-Artagnes, Tanrıça Kommagene, Kral Antiochos ve koruyucu Aslan-Kartal heykellerini görüp bir yandan da muhteşem gün batımına tanık olacaksınız.

Kelaynaklarıyla ünlü Birecik’te Kelaynak Koruma Çiftliği’ni ziyaret edecek, batık şehir Halfeti’de tekne turu yapacak ve son olarak Gaziantep Zeugma Müzesini gezecekseniz.

Medeniyetler ve kültürler beşiği Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en gözde şehirlerinden biri olan Mardin’de ise sınırsız doğal güzellik, kültür, heyecan ve yöresel tatlarıyla damat çatlatan rotalar siz gezginlerle birlikte olacak.

Tarihin Sıfır Noktasına Yolculuk Göbeklitepe & Nemrut Turu’na İstanbul’dan uçak ile 3 gece konaklamalı olarak katılabileceğiniz başlangıç fiyatı ise 1.574 TL.

Montenegro Airlines krize dayanamadı 

Montenegro Airlines krize dayanamadı

Karadağ’ın milli havayolu şirketi Karadağ Havayolları’nın (Montenegro Airlines) yaşanan kriz durumunda dolayı kapanacağı bildirildi.

Karadağ Sermaye Yatırımları Bakanı Mladen Bojaniç dün düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, Karadağ Havayolları’nın kurtarılamayacağı anda kapatılacağını duyurdu.

Yapılan açıklamalar sonrasında havayolu uçuşları durdurdu.

Yeni bir havayolu şirketi kurulacak

Bakan Bojaniç tüm yönetim kurulunun görevden alınacağı ve yeni bir havayolu şirketinin kurulacağını belirtti.

Havayolu kurtarma için yeterli zamanın kalmadığını belirten Bojaniç, “Rekabet açısından, havayolunu finansal olarak kurtarmak yasa dışı olacaktır. Yatırımcıları çağırdık, Avrupalı danışmanlarla devlet yardımı konusunda görüştük ancak çözüme ulaşmak için yeterli zamanımız yok” dedi.

2016 yılında beri vergileri ödemeyen yada geç ödeyen havayolunun devlete 50 milyon avroya mal olacağı bilgisi verildi.

Yeni havayolunun operasyonlarına 2022 yılının ilk çeyreğinde başlayacağı belirtiliyor.

Dünya otel doluluk oranı

Dünya otel doluluk oranı

Dünya çapında veri ve analiz şirketi STR, dünya çapında Kasım 2020 dönemi için otel doluluk rakamlarını açıkladı.

Ortadoğu’daki oteller 2020 yılının Şubat ayından bu yana en yüksek doluluk seviyelerine ulaşırken; Afrika Kıtası’ndaki oteller bir önceki aya göre doluluklarda düşüş yaşadı.

STR’nin Kasım 2020 verilerine göre, coronavirus pandemisinde ikinci dalganın ardından kısıtlamaların yeniden artmasıyla; Avrupa konaklama sektörü doluluklarda bir önceki aya göre düşüş yaşadı.

🌍 AVRUPA (Kasım 2020 dolulukları) (Kasım 2019 dönemine göre % değişim)

  • Doluluk: %21.3 (-%70.4)
  • Ortalama günlük satılan oda bedeli (ADR): 72.42 Euro (-%32.3)
  • Oda başına gelir (RevPAR): 14.42 Euro (-%81.2)

Kasım ayında Avrupa otellerinin doluluk oranı, Mayıs ayından bu yana en düşük seviyede gerçekleşti.

🇧🇪 BELÇİKA

  • Doluluk: %13.1 (-% 82.9)
  • Ortalama günlük satılan oda bedeli (ADR): 77.80 Euro (-%32.8)
  • Oda başına gelir (RevPAR): 10.21 EUR (-%88.5)

🇮🇪 İRLANDA

  • Doluluk: %16.2 (-% 77.4)
  • Ortalama günlük satılan oda bedeli (ADR): 73.60 Euro (-% 37.1)
  • Oda başına gelir (RevPAR): 11.93 Euro (-% 85.8)

🌍 ORTADOĞU (Kasım 2020 dolulukları) (Kasım 2019 dönemine göre % değişim)

STR’nin Kasım 2020 verilerine göre, Ortadoğu’daki oteller Şubat ayından bu yana en yüksek doluluk seviyesine ulaştı. Afrika otellerinin doluluklarında ise bir önceki aya göre düşük yaşandı.

🌍 ORTADOĞU

  • Doluluk: %46.9 (-%34.4)
  • Ortalama günlük satılan oda bedeli (ADR): 107.98 ABD doları (-%24.9)
  • Oda başına gelir (RevPAR): 50.63 ABD doları (-%50.7)

🌍 AFRİKA

  • Doluluk: %27.8 (-%58.7)
  • Ortalama günlük satılan oda bedeli (ADR): 92.40 ABD Doları (-%13.3)
  • Oda başına gelir (RevPAR): 25.73 ABD Doları (-%64.2)

🇴🇲 UMMAN

  • Doluluk: %24.1 (-%66)
  • Ortalama günlük satılan oda bedeli (ADR): 87.86 Dolar (-%45.2)
  • Oda başına gelir (RevPAR): 21.18 Dolar (-% 81,4)

Umman’ın doluluk ve RevPAR seviyeleri Mart’tan bu yana en yüksek seviyesindeyken; ortalama günlük satılan oda bedeli (ADR) Ekim ayına göre düşüş gösterdi.

🇸🇦 SUUDİ ARABİSTAN

  • Doluluk: %34.7 (-%38.7)
  • Ortalama günlük satılan oda bedeli (ADR): 132.75 Dolar (+%5.2)
  • Oda başına gelir (RevPAR): 46.02 Dolar (-%35.5)

Suudi Arabistan otellerinin üç temel performans verilerinin her biri Ekim ayına göre artış gösterdi.

🌎 ORTA / GÜNEY AMERİKA

STR’nin Kasım 2020 verilerine göre Orta / Güney Amerika konaklama sektörü, verilerde salgının başlangıcından bu yana en yüksek performansını gösterdi.

  • Doluluk: %32.8 (-%48.3)
  • Ortalama günlük satılan oda bedeli (ADR): 70.13 ABD Doları (-%19.9)
  • Oda başına gelir (RevPAR): 23.03 ABD Doları (-%58.6)

Orta ve Güney Amerika otellerinde doluluk oranı Şubat ayından bu yana en yüksek seviyeye ulaşırken; ADR ve RevPAR Mart ayından bu yana en yüksek seviyedeydi.

🇵🇪 PERU

  • Doluluk: %42.1 (-%35.7)
  • Ortalama günlük satılan oda bedeli (ADR): 55.21 ABD Doları (-%51.3)
  • Oda başına gelir (RevPAR): 23.24 ABD Doları (-%68.7)

Peru otellerinin üç temel performans verilerinin her biri, Ekim seviyelerine göre artış gösterdi.

🇧🇷 BREZİLYA

  • Doluluk: % 35.7 (-%44.2)
  • Ortalama günlük satılan oda bedeli (ADR): 55.34 ABD Doları (-%10.8)
  • RevPAR: 19.74 ABD Doları (-%50.2)

Brezilya’da doluluk oranı ve RevPAR, Şubat ayından bu yana en yüksek seviyelerde gerçekleşirken; ADR ise Mart ayından bu yana en yüksek seviyedeydi.

PCR test zorunluluğunu erteledi

PCR test zorunluluğunu erteledi

Türk Hava Yolları tarafından yapılan açıklamaya göre yurtdışından gelecek yolculardan istenen negatif PCR test zorunluluğu 30 Aralık’a ertelendi.

Türk Hava Yolları (THY), ‘Yurtdışı çıkışlı Türkiye varışlı uçacak yolcularımızın dikkatine’ başlığıyla bir duyuru gerçekleştirdi. Buna göre Yurtdışından geleceklerde istenen negatif PCR test zorunluluğu 2 gün ötelenerek, 30 Aralık’a ertelendi.

Hollanda uçuşları başladı

Hollanda uçuşları başladı
Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi, Hollanda uçuşlarının yeniden başladığını duyurdu.

Koronavirüsün hızla yayılan mutasyona uğramış varyantı nedeniyle Hollanda dahil, 4 ülkeleye uçuşları durduran Türkiye, sonrasında Hollanda’yı bu listeden çıkardı.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından yayınlanan NOTAM sonrası THY Genel Müdürü Bilal Ekşi Hollanda uçuşlarıyla ilgili açıklama yaptı.

SHGM’nin duyurusuyla İngiltere, Danimarka ve Güney Afrika’ya uçuş yasağı devam ederken Hollanda’ya yönelik uçuşlar tekrardan başladı. Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi konuyla alakalı bir paylaşımda bulundu.