Yazılar

Burger King’nden PlayStation

Burger King’nden PlayStation

Burger King®, PlayStation iş birliği ile yeni yıl keyfini ikiye katlıyor. Tıkla Gelsin® yenilenmiş mobil uygulaması veya www.tiklagelsin.com web sitesi üzerinden, 25 TL ve üzeri online sipariş veren lezzet tutkunları Sony’nin yeni nesil oyun konsolu PlayStation 5 için çekiliş hakkı kazanıyor.

TAB Gıda’nın E-ticaret platformu Tıkla Gelsin® yenilenmiş mobil uygulaması veya www.tiklagelsin.com web sitesi üzerinden verilecek siparişlerde PlayStation 5 kazanma şansı sunuyor. 7 Aralık 2020 – 10 Ocak 2021 tarihleri arasında geçerli olacak kampanya kapsamında kullanıcılar, 25 TL ve üzeri her siparişlerinde yeni bir çekiliş hakkı kazanarak şanslarını katlayacak.

Aşı eğilimi artıyor

Aşı eğilimi artıyor

Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum araştırmasının 34. Döneminden derlenen veriler bu hafta aşı konusundaki kamuoyu görüşlerine odaklandı:

Vatandaşın aşı yaptırma eğilimi

Hangi aşılara daha çok güvenildiği

Aşı yaptırmayacakların yaptırmama nedenleri

Ipsos’un araştırmasında ortaya konuldu.

Satın alınacak olan aşıya güvenmediği için aşı yaptırmayacağını belirtenlerin oranı son bir haftada artış gösterdi. Kasım ayında bu oran %10 iken, Aralık’ın ilk haftasında %18’e yükseldi.

 Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de salgın vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor.

Artan Vaka Sayıları ve Yeni Kısıtlamalarla Beraber Salgın Ülkenin En Önemli Sorununda Tekrar İlk Sıraya Yükseldi.

Koronavirüs vakasının Türkiye’de ilk kez Mart ayında görülmesiyle beraber virüs ülke gündeminde ilk sıraya yerleşmişti ve normalleşme süreci başlayana kadar vatandaşlar salgını en önemli sorun olarak tanımlamıştı. Bu dönemde salgın %84 seviyesine kadar yükselmişti. Kısıtlamaların esnetilmesiyle beraber salgınla ilgili endişeler nispeten azalmış ve bu durum ekonominin salgını geçerek tekrar ilk sıraya yerleşmesine neden olmuştu. Kasım sonuna gelindiğinde ise günlük vaka sayılarının ortalama 30bin olduğu bir döneme giriş yapıldı ve vatandaşların %45’i salgını en önemli sorun olarak işaret etti. Bugüne gelindiğinde salgın ve ekonomi arasındaki fark arttı. Ülkenin en önemli sorunu denildiğinde %49’u salgın, %38’i ekonomiye atıfta bulunuyor.

Toplumda Koronavirüs Aşılarına Yönelik Güven Henüz Oluşmadı

Aşı çalışmaları yoğun bir şekilde devam ederken, toplumda hangi aşının ne kadar etkili veya güvenilir olduğuna dair tartışmalar başladı. Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Kamuoyu Araştırmasında; en çok gündeme gelen 5 aşıya vatandaşların güven duyup duymadıkları soruldu. Genel itibariyle, aşılara ilişkin güven düzeyi düşük ve bu neredeyse hepsi için geçerli. Özellikle Çin’in Sinovac aşısına dair toplumda büyük bir güvensizlik hakim… Vatandaşların sadece %11’i Sinovac aşısına güven duyuyor. Tüm aşılar arasında güven skorunun yüksek olduğu tek aşı, BioNTech ve Pfizer’in birlikte geliştirdiği aşı (%41). Vatandaşları aşı yaptırma konusunda teşvik etmek için Çin Sinovac aşısının bilimsel verilerle daha iyi anlatılması gerektiği görülüyor. Aksi halde, toplumsal bağışıklık kazanmak için istenilen seviyenin yakalanamaması riski söz konusu olabilir.

Toplumda Aşı Yaptırmama Eğilimi Güçleniyor.

Salgının sona ermesine dair en büyük umut hala aşı, ancak aşı yaptırmakla ilgili toplumda bir uzlaşma olmadığını veriler net bir şekilde ortaya koyuyor. Hatta zaman içinde aşı yaptırmayı düşünenlerin oranında 8 puanlık bir düşüş görülüyor.  Vatandaşların %43’ü aşı kullanıma hazır olduğunda yaptırmayı düşünüyor, ancak %26’lık bir kesim aşı yaptırmama eğilimi içinde… Aşıyla ilgili kafalarda soru işaretlerinin zaman içinde azalıp aşı yaptırma eğiliminin güçlenmesi gerekirken, ülkemizde tam tersi bir durum yaşanıyor. Ekim sonunda aşı yaptırmam diyenler %18 iken, Aralık başında bu oran %26’ya ulaştı. Ipsos bu araştırması ile erkeklerin kadınlara kıyasla aşı yaptırmaya daha sıcak baktığını tespit etti (erkekler: %48, kadınlar: %38). Kadınlar ise erkeklere göre aşı yaptırma konusunda daha kararsız kaldığı görülüyor. (Kadınlar: %35, %27).

Satın Alınacak Olan Aşıya Güvenmediği için Aşı Yaptırmayacağını Belirtenlerin Oranı Son 1 Haftada Artış Gösterdi.

Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Kamuoyu Araştırmasının 34. Döneminde; satın alınacak olan aşıya güvenmediği için aşı yaptırmayacağını belirtenlerin oranın son bir haftada arttığı izlendi.  Aşı yaptırmayı düşünmeyenler veya kararsız olan bireyler, koronavirüs aşısının yeni olmasından ötürü olası yan etkilerinden endişe ettiklerini ifade ediyor. Diğer bir ifadeyle aşıların güvenirliği konusunda toplumda büyük bir tedirginlik var. Bu gerekçeyi, ülkemizde satın alınacak olan aşıya güven duyulmaması takip ediyor. Kasım ayında bu oran %10 iken, Aralık’ın ilk haftasında %18’e yükseldiği görülüyor. Sonuç olarak, satın alınması planlanan Çin aşısına düşük güvenin etkisi burada da ortaya çıkıyor..

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmesinde; “Yaz başında normalleşme konuşuyorduk. Mesela ekonomi gibi hayatımızın “normal” sorunları gündeme geri dönmüştü. Bir kaç ay önceki bu durum, karantina altındaki hafta sonunda boş sokaklara bakınca çok uzak bir geçmiş gibi görünüyor. Giderek daha fazla yakınımızın, tanıdığın hastalık veya vefat haberlerini alıyoruz. Bunun doğal bir sonucu olarak da ülkemizin en büyük sorunu hangisidir sorusuna baskın bir şekilde gelen yanıt yine salgın oldu. Yaşadığımız bu felaketten tek çıkış yolu aşı ve ileride geliştirilecek tedaviler. Ancak henüz toplumda aşı konusunda güçlü bir güven seviyesi oluşmadı. Ekim ayı sonunda her iki kişiden biri ya aşıya karşı ya da aşı yaptırma konusunda kararsızdı. Aralık ayına kadar geçen sürede aşı karşıtlarının oranı 1.5 kat arttı ve geldiğimiz son durumda her dört kişiden biri aşı yaptırmam diyor.

Aşı yaptırırım diyenlerin oranı ise %43’e kadar düşmüş durumda. En çok güvenilen Pfizer-BioNTech aşısında da tablo benzer, her dört kişiden biri yaptırmam diyor, ancak %40’lık bir güven seviyesi var. Çin firması Sinovac tarafından geliştirilen aşıya güven ise %11 oranında, bu da alternatifleri arasında en düşük güven seviyesi demek oluyor. Aşı yaptırmam diyenlerin yarısı markadan bağımsız yeni bir aşı olacağı için yan etkilerinden endişe ediyor. Çin menşeili aşıya düşük güven, aşı yaptırmam diyenlerin oranındaki artışı da açıklayan unsurlardan biri. Tedarik, dağıtım, uygulamanın normal olarak zaman alacağı aşılanma sürecinde üstüne bir de “aşı yaptırmam” diyen vatandaşların çokluğu toplumsal bağışıklığa ulaşmamızı zorlaştıracak gibi görünüyor. Yetkililerin, uzmanların gerek aşıların geliştirme süreçlerine dair bilgilendirmeler ile yol göstererek, gerekse aşı yaptırmak suretiyle örnek teşkil ederek öncülük etmeleri gerekiyor.” dedi.

Anne olmayı önleyen sinsi hastalık

Anne olmayı önleyen sinsi hastalık

Kasık, alt karın bölgesi ve belde oluşan kronik ağrılar… Yoğun ve uzun süren adet kanamaları, ara kanamalar… Şiddetli tablolarda oluşan kansızlık… Cinsel ilişkide ağrı ve bunun sonucunda gelişen, cinsel isteksizlik… Daha da kötüsü, hamileliği önleyebilmesi, hamilelik oluşsa dahi ardı ardına düşüklere yol açabilmesi! Gerek başka hastalıklarla ortak belirtileri olması, gerekse adet döneminde yaşanan sorunların olağan olarak düşünülüp hekime başvurulmaması nedeniyle tanı konulması bazen yılları bulabilen bu hastalığın adı; adenomiyozis.

Rahim iç boşluğunu döşeyen endometrium dokusu, her ay adet kanamasıyla vücuttan atılıyor. Bu dokunun çeşitli faktörlerin etkisiyle rahim duvarı kası içerisinde büyümesine ‘adenomiyozis’ deniliyor. Östrojene bağımlı olduğu için üreme çağındaki kadınları etkileyen ve menopoz döneminde sona eren adenomiyozisin görülme sıklığıyla ilgili net bir veri olmasa da, oldukça yaygın bir sağlık problemi olduğu belirtiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Müberra Namlı Kalem, kadının yaşam kalitesini oldukça düşürebilen adenomiyoziste en önemli sorunun tedavide geç kalınması olduğuna dikkat çekerek, “Başka hastalıklarla ortak belirtiler göstermesi tanı konulmasını güçleştiriyor. Ayrıca hastalar yoğun adet kanamalarının ve kasık bölgesindeki sancıların olağan bir durum olduğunu düşünerek, hekime başvurmaya gerek duymayabiliyor. Yıllarca bu ağrıları çekmek durumunda kalıyor, daha da kötüsü annelik hayaline kavuşamıyorlar. Bu nedenle özellikle kasık ağrısı ve yoğun kanama durumunda mutlaka hekime başvurulmalı, hiçbir yakınma olmasa dahi yıllık jinekolojik muayeneler asla ihmal edilmemeli” diyor.

Nedeni henüz bilinmiyor

Adenomiyozisin oluşum nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, çeşitli teoriler öne sürülüyor. Bilimsel olarak henüz izah edilemese de, adenomiyozis hastalarında aile hikayesine sık rastlanması, genetik faktörün de etkili olduğunu düşündürüyor. Bunun yanı sıra doğuştan rahim kasında endometrium odaklarının olması, rahmin iç duvarı ile orta kas tabakası arasında hasarlar oluşturan sezaryen ve doğum travmaları gibi cerrahi işlemler, enfeksiyonlar ve rahim duvarına yerleşen kök hücreler gibi pek çok etkenin nedeni olabileceği belirtiliyor.

Bu belirtilerden biri bile varsa…  

Adenomiyozis hastaların yüzde 35’inde hiçbir belirti vermeyebiliyor veya çok hafif yakınmalarla seyredebiliyor. Doç. Dr. Müberra Namlı Kalem en sık görülen belirtileri sıralayarak, bu yakınmalardan biri bile varsa, mutlaka hekime başvurmak gerektiği uyarısında bulunuyor:

  • Aşırı ve uzun süren adet kanamaları: Adet kanamalarının 7 günden fazla sürmemesi gerekiyor. Günlük kullanılan ped sayısı ise 2-4’ü geçmemeli.
  • Adet dışında gelişen ara kanamalar.
  • Adet sırasında oluşan ve başka bir nedeni bulunamayan şiddetli kramplar veya keskin, bıçak saplanır tarzda oluşan alt karın ağrısı.
  • Kronik kasık ve bel ağrıları, pelviste dolgunluk hissi.
  • Cinsel ilişkide ağrı ve bunun sonucunda oluşan cinsel isteksizlik.
  • Nedeni tespit edilemeyen düşükler.
  • İnfertilite
  • Yoğun adet kanamaları sonucu oluşan kansızlık: Bu tablonun sonucunda kronik yorgunluk, mutsuzluk, enerjide düşüş, anksiyete veya depresyon gelişmesi.

Anne olmayı önleyebiliyor

Adenomiyozisin yol açtığı bir başka önemli sorun ise infertiliteye neden olması, hamile kalınsa bile ardı ardına düşük riskini artırması. Doç. Dr. Müberra Namlı Kalem, adenomiyozisin hamileliği 2 şekilde etkilediğini belirterek sözlerine şöyle devam ediyor: “Birinci etkisi, rahim duvar yapısını bozarak spermin tüplerden geçişini bloke etmesi. İkincisi ise hamilelik oluştuğunda embriyonun yerleşeceği ortamda yüksek basınç oluşturarak tutunmaya engel olması.” Doç. Dr. Müberra Namlı Kalem, adenomiyozis vakalarında düşük riskinin 2 katına çıktığını vurgulayarak, “Adenomiyozis tespit edilmemişse hastanın hamile kalma veya hamilelik oluştuysa bunu sürdürme şansı giderek azalıyor. Adenomiyozise eğer endometriozisin yumurtalık, tüpler ve karın zarı tutulumu eşlik ediyorsa, risk daha da artıyor. Tanı konulmuşsa, tüp bebek yöntemi ve düşük riskine karşı koruyucu tedbirlerin daha yoğun uygulanması sayesinde hastanın anne olma şansı oldukça yükseliyor.”

Düzenli muayene çok önemli

Düzenli yapılan jineokolojik muayeneler ve hekimin adetler konusunda bilgilendirilmesi erken tanıda büyük önem taşıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Müberra Kalem özellikle aile öyküsü olanlarda yıllık kontrollere çok erken yaşta başlanması gerektiği uyarısında bulunarak, “Ailede bu hastalık olsun veya olmasın, ilk adet görüldüğü yıllarda, yani 13 – 14 yaşlarında jinekolojik muayene olunmalı. Ardından 20 yaşına kadar 3-4 yılda bir muayene yeterli gelecektir. 20’li yaşlardan itibaren yıllık kontroller ise ihmal edilmemelidir.” diyor. Normalden büyük rahmin olması, tanı için önemli bir ipucu olarak görülüyor. Tanı ultrasonografiyle konulabiliyor, ancak şüpheli durumlarda MR (manyetik rezonans görüntüleme) yöntemine ihtiyaç duyulabiliyor.

 Tedaviyle çözüm sağlanabiliyor

Adenomiyoziste tedavi hastanın yaşına, yakınmalarına ve çocuk sahibi olmak isteyip istemediğine göre düzenleniyor. Örneğin adet kanaması çok yoğunsa kanamayı azaltmaya yönelik hormon takviyeleri, ağrı yakınması varsa ağrıyı dindirmeye yönelik ağrı kesici ilaçlara başvuruluyor. Şiddetli ağrı ve yoğun kanamaya sebep olabilen veya hamile kalmaya engel olduğu düşünülen adenomiyozis odakları ilaçla küçültülebiliyor ya da uygun ameliyat teknikleri ile çıkarılabiliyor. Semptomlar çok şiddetliyse ve hasta üreme çağını tamamlamışsa, kesin çözüm için rahmin alınması önerilebiliyor. Ancak ağrı ve kanamayı kontrol altına alan ilaçların kullanıldıkları sürece faydalı olduklarını, bırakıldıklarında ise sorunların yeniden başladığını vurgulayan Doç. Dr. Müberra Namlı Kalem, “İlaç tedavisinin yanı sıra bir başka seçeneğimiz ise progesteron salgılayan spiraller. Uygun olan hastalarda başvurduğumuz spiraller 5 yıl boyunca kanama ve ağrı şikayetlerini belirgin oranda azaltabiliyor ve hastalığın ilerlemesini durdurabiliyor. Bu yöntemle hasta ameliyat olmaktan kurtulabiliyor.” diyor.

Korona bağışıklık sisteminizi güçlendirecek besinler tüketin

Korona bağışıklık sisteminizi güçlendirecek besinler tüketin

Koronavirüs hepimizin hayatını çok etkiledi ve etkilemeye de devam ediyor. Vaka sayıları ve ölüm sayısının artmasıyla herkese endişe yaratıyor. Koronavirüse yakalanma riskimiz de şu günlerde çok yüksek görünüyor. Besin Alerjisi Derneği üyesi Alerji Diyetisyeni Ecem Tuğba Özkan, koronavirüse karşı bağışıklığımızı yükseltmek için nasıl beslenmemiz gerektiğini çok detaylı bir şekilde anlattı.

Koronavirüsünden korunmak ve hasta olduktan sonra iyileşebilmek için etkisi netleşmiş mucize bir besin yoktur. Ancak yapılan çalışmalar sonucunda bağışıklık sistemi güçlü bireylerde hastalık riskinin düşük olduğu görülmüştür.

Doğru beslenme ve sıvı alımı hayati önem taşır. Dengeli beslenen insanlar, daha güçlü bağışıklık sistemleri, daha düşük kronik hastalık ve bulaşıcı hastalık riski ile daha sağlıklı olma eğilimindedir. Bu yüzden vücudunuzun ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral, diyet lifi, protein ve antioksidanları almak için her gün çeşitli taze ve işlenmemiş yiyecekler yemelisiniz.

Fazla kilo, obezite, kalp hastalığı, felç, diyabet ve belirli kanser türleri riskinizi önemli ölçüde azaltmak için şeker, yağ ve tuzdan kaçının. Sağlıksız ve dengesiz beslenme, yetersiz uyku, enfeksiyon riskinde artışa ve hastalık sürecinde kişilerin iyileşmesinde gecikmeye neden olmaktadır.

Alerj Diyetisyeni Ecem Tuğba Özkan

Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek altın değerinde bazı öneriler;

  • Öğünlerinizde çeşitliliğe önem verin: A, C, D, E, B 2, B 6, B 12 vitaminleri, folik asit ve demir, çinko, bakır gibi eser elementlerin yetersiz alımı  bağışıklık sistemini tehlikeye atar ve kişileri enfeksiyonlara yatkın hale getirir, bunun için her öğün tabaklarda besin çeşitliliği sağlanmalıdır.
  • Besinlerin temizliğine önem verin ve iyi pişmiş olmasına dikkat edin: Koronavirüsün gıdalarla bulaştığına dair bir bulgu olmasa da gıda hazırlama süreçlerinde temizliğin en üst düzeyde sağlanması, et ürünleri başta olmak üzere; pişen tüm yiyecekler iyi pişmiş olarak tüketilmelidir.
  • Yumurta ve süt ürünleri tüketin: Yumurta ve peynir uygun koşullarda saklandığında uzun süre dayanabilen ve kaliteli protein içeren besinlerdir. Vücudun hastalıklara savaşabilmesi için her gün yeterli protein alınması gerekmektedir. Ayrıca probiyotik takviyeli yoğurtlar ve kefir gibi ürünler de bağışıklık sistemini destekleyici etki gösterdikleri için her gün tüketilmeli.
  • Kompleks karbonhidrat içeren gıdalar tercih edin: İyi bir glisemik kontrol, enfeksiyon riskini ve şiddetini azaltmaya yardımcı olur. Bu süreçte kompleks karbonhidrat tüketimi kan şekerindeki dalgalanmalara engel olur, iyi glisemik kontrol, pnömoni olasılığını da azaltır. Basit karbonhidrat olan beyaz undan yapılmış ekmekler  yerine kompkeks karbonhidrat içeren tam tahıllı gıdalarla yapılan ürünler tercih edilmelidir. Örneğin normal ekmek yerine tam buğday ekmeği, pirinç pilavı yerine bulgur pilavı, mısır ekmeği yerine yulaf ekmeği tercih edilebilir.
  • C vitamini önemli: Narenciye grubu meyveler ve yeşil yapraklı sebzeler bağışıklık sistemini destekleyici C vitamininden zengin olduğu için bu meyvelerin tüketimine ağırlık verilmeli, salatalara taze limon sıkılmalı.
  • Balık tüketin: Balık, kırmız et ve kümes hayvanlarına kıyasla daha fazla yağ içerebilmesine rağmen genel olarak aynı miktardaki diğer etlerden daha az enerjiye sahip olduğu için tüketiminin artırılması gereken yiyeceklerdendir. Bu sebeple haftada en az 2 gün, mevsimine uygun, yağlı balık tüketilmesi faydalı olacaktır.
  • Zararlı yağlı gıdalardan uzak durun: Yemeklerde doymuş yağlar (örneğin yağlı et, tereyağı, hindistancevizi yağı, krema, peynir, gibi) yerine kalp ve damar sağlığı için koruyucu olan doymamış yağlar (örneğin balık, avokado, fındık, zeytinyağı, soya, kanola, ayçiçeği ve mısır yağı) tüketilmesi faydalı olacaktır.
  • Gıdaları taze tüketin: Önemli vitaminlerin kaybına yol açabileceğinden sebze ve meyveler fazla pişirilmemeli, konserve veya kurutulmuş sebze ve meyve kullanırken, tuz veya şeker eklenmemiş çeşitleri seçilmelidir.
  • Tuzdan kaçının: Hipertansiyon veya böbrek hastalıklarına olumsuz katkı sağlayabileceği için günlük tuz tüketimi 5 g’dan (yaklaşık 1 çay kaşığı) düşük olmalı ve iyotlu tuz kullanılmalıdır
  • Evde yemek yemeyi tercih edin: Diğer insanlarla temas oranınızı azaltmak ve koronovirüse maruz kalma olasılığınızı azaltmak için evde yemek yemeyi tercih edin. Restoranlar, kafeler gibi kalabalık sosyal ortamlarda hijyen her zaman mümkün değildir. Enfekte kişilerden gelen damlacıklar yiyeceklere bulaşabilir.
  • Bol su tüketin: Günde 2-2.5 lt su tüketimi önerilir. Bol su tüketmek fazla zararlı maddelerin vücudumuzdan atılmasına, mineral dengesi ve tansiyon dengesi için faydalı olacaktır.
  • Zerdaçal ve karabiber: Yetişkin yaşta olanlar baharat olarak günde 1 tatlı kaşığı zerdeçal ile beraber karabiber tüketilmesi antioksidan etkilerinden dolayı faydalı olacaktır. Zerdaçal ve karabiber birlikte kullanıldığında daha fazla antioksidan etki göstermektedir.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZİ GÜÇLENDİRMEK İÇİN ÖRNEK BESLENME PROGRAMI 

 KAHVALTI

Kuşburnu veya ekinezya çayı

Haşlanmış yumurta

Beyaz peynir

Zeytin veya ceviz içi

Avokado

Bol yeşillik, kırmızı veya yeşil biber

Tam buğday ekmek

ÖĞLE

90 g et  (haftada 2 gün balık, 3 gün beyaz, 2 gün kırmızı et)

Haşlanmış, zeytinyağı ilaveli sebze yemeği (brokoli, tatlı patates, karnabahar, havuç)

Bulgur pilavı

Salata (marul, havuç, maydanoz, limon suyu)

İKİNDİ

3-4 yemek kaşığı yulaf

1 su bardağı süt

1 adet meyve (kivi, turunçgiller, nar)

1 avuç içi kadar yağlı tohum, kabak çekirdeği

AKŞAM

Balkabağı çorbası/mercimek çorbası

Kıymalı sebze yemeği (haftada 2 gün kıymalı kurubaklagil yemeği)

4 yemek kaşığı yoğurt (mümkünse probiyotik takviyeli)

Limonlu mevsim salata

Tam buğday ekmeği

Alerj Diyetisyeni Ecem Tuğba Özkan son olarak beslenmemizin düzenli olmasının bizleri koronavirüse karşı daha kuvvetli olmamızı sağlayacağını ve bu nedenle dengeli ve düzenli beslenmenin çok önemli olduğunu belirtti.

Obezite cerrahisinde 6 ay kuralı

Obezite cerrahisinde 6 ay kuralı

Bariatrik cerrahi, kilo kaybında yardımcı olan çeşitli obezite cerrahisi operasyonlarına verilen genel isimdir. Yapılan zayıflama ameliyatları sonrası verilen kilolar ile birlikte vücudun bazı bölgelerinde derilerde sarkmalar oluşur. Plastik Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Orhan BabucçuZayıflama ameliyatları sonrası ideal kiloya sabitlendikten sonra vücut şekillendirme ameliyatı olursa en fazla verimi alır” dedi.

Prof. Dr. Orhan Babucçu, vücut şekillendirme ameliyatıyla ilgili şöyle konuştu; “Hastanın kilo vermesinden sonra vücudunda meydana gelen sarkmaların iyileştirilmesinde vücut şekillendirme ameliyatları önemli rol oynamaktadır. Oluşan sarkmaların düzeltilmesine sadece estetik amaçlı bakmamak lazım. Memelerde, karın bölgesinde, kol ve bacak bölgelerinde, kalçada ve sırt bölgesinde oluşan sarkmalar kişinin konforunu önemli ölçüde etkileyen sorunlardır. Birden fazla uygulanabilen operasyonlar ile bu sarkmalar toparlanabilmektedir.”

Obezite ameliyatı sonrası deri neden sarkar?

Kilo verdikten sonra derilerimizin sarkmasının nedeni derinin artık elastikiyetini kaybetmiş olmasıdır. Herhangi bir sebepten dolayı deri genişlerse belirli bir genişleme seviyesini aştıktan sonra o derinin içi boşalsa bile deri eski haline dönemez ve buna sarkma denir.

Sarkmalar en çok hangi bölgelerde görülür? Bunlardan kurtulmak mümkün mü?

Kilo vermeden sonra sarkmalar elbette en fazla kilo alınan yağın en fazla depolandığı alanlarda görülür. Yukarıdan aşağı sayacaksak; gerdan boyun bölgesi, kollar, göğüsler, karın yanlarımız, bacaklar, bacak içleri ve basenleri örnek verebiliriz. Tabii ki bunlardan kurtulmak mümkün, biz buna vücut şekillendirme ameliyatları diyoruz. Bir bütün olarak yaklaşıyoruz. Bunlar sırasıyla yüz ve boyun germe kol germe, meme dikleştirme, karın germe gerekirse yanlara liposuction ve bacak germe ameliyatı olarak sayabiliriz.

Mide ameliyat olduktan ne kadar süre sonra estetik ameliyat olunmalıdır?

Buna bir takvim üzerinden değil aslında baskül üzerinden cevap vermek lazım. Hasta ideal kilosuna indikten sonra 5-6 ay o kiloda kalırsa ondan sonra vücut şekillendirme ameliyatı olursa daha sağlıklı olur. Bu genellikle ameliyat sonrası bir yılı buluyor. Hastanın kilosu ideal kilosunda sabitlendikten sonra ameliyat olursa en fazla verimi alır. 

Bu ameliyatların hepsi aynı anda olabilir mi?

Teorik olarak bu sorunları kombine ameliyat dediğimiz ameliyatlarla yapılan her ameliyatta bir iki bölgeye uygulayarak toplamda 2-3 seansta çözmek mümkün. Bu ameliyatların araları bana göre en az 3-6 ay arası olmalı. Mesela ilk başta göğüs ve karın yapılabilir. Daha sonra kol ve bacak en sonda yüz bölgeleri hedef alınabilir. Ameliyatların sizin sağlığınız açısından belirli bir süreden daha uzun olmaması benim önerimdir. Hem sağlığımız hem görünümümüz estetiğimiz korunsun isterim.

Pandemi döneminde ağız ve diş sağlığının korunması

Pandemi döneminde ağız ve diş sağlığının korunması

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüsün vücuda ilk olarak ağız ve iletilen bulaştığı bilinmektedir. Virüsün yayılma hızı ve hasar verme oranını azaltmak için ağız hijyeni ve sağlığına geri dönüş, sonuç için girişini sürmek için bir bariyer gerektirir.

Pandemi döneminde ağız bakımı ve hijyeninin tanıtım ile ilgili açıklamalarda bulunan Hospitadent Dental Group Pendik Şubesi Başhekimi Ömer Kadıoğlu, “Hepimizin bu ve rutinimizi değiştirmemiz gereken ve pandemi yeni alışkanlıklarımızıdu Bu yeni alışkanlıkda beden sağlığımızın bir parçası olan ve sağlığımızı korumak için hijyen bunun için mutlaka günde en az iki kez dişler fırçalanmalı, diş fırçasının erişemediği alanlardaki bakteri plağını uzaklaştırmak için diş ipi, ara yüz fırçası veya ağız gargarası kullanımı gibi ek uygulamaları için bunun sıraya girmeden önce ve sonra eller mutlaka etkili bir şekilde yıkanmalıdır “diye konuştu.

Hiçbir sağlık sorunu ertelenmemeli

Ayrıca pandemi planlanmış tedavilerin, bu baskı ihmal edilmemesi ve tamamlanması vurgulayan Hospitadent Dental Group Pendik Şubesi Başhekimi Ömer Kadıoğlu, “Hiçbir sağlık sorunu için ‘tedaviye gerek yoktur’ ya da sonra düzeltme ‘gibi bir bakış açısı değildir. Nedeni istemiyor gibi görünen sorunlar ileride tedavisi daha güç bir hal alabilir. Bu yüzden en doğru yöntemle işin uzmanından görüş almak ve tedavi planlamalarını hazırlamaktır. Ayrıca basit gibi görünen bir sağlık sorunu zamanında tedavi edilmez sonuç verebilmektedir ”dedi.

6 ayda bir diş muayenesi şartı

Diş doktoruna her 6 ayda bir muayene olmak için gitmek hem ağız sağlığınız hakkında bilgi sahibi olmanızı sağlamakta, hem de iyi gitmeyen bir durum var ise önlem alınmasını sağlamakta, tedavi etmek kolaylaştırmaktadır.

Pandemi sahasında başından beri Sağlık Bakanlığı dersleri takip ettik; Ağız, Diş Sağlığı Kuruluşları ve Sağlık Turizmi Derneği (ADİSSAD) ile ağız ve diş sağlığı sektöründe faaliyet gösteren diş hastaneleri, diş sağlığı, diş polikliniklerine en üst düzeye çıkarılması konusunda kadıoğlu, rekabete girdiklerini ve önerilerde bulundu;

Hastalar randevularına tam zamanında hastane araştırması kişilerle temasını en aza indirilmelidir. Önemli bir başka nokta da randevuya yalnız gidilmesi, bekleme salonunun kalabalıklaşması iltihaplı kişi sayısının artmasına sebep olabilir.

Bazı hastalarımız sadece diş tedavisi için yurt dışından gelmekte, bu durumda 14 gün kuralına uymalı ve toplumdan izole etmelidir.

Azerbaycan’a kimlikle seyahat müjdesi!

Azerbaycan’a kimlikle seyahat müjdesi!

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Çok yakında sadece kimlik kartıyla seyahat edilebilecek. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov arasında imzalanan anlaşmaya göre, yakında Türkiye-Azerbaycan arasında sadece kimlik kartıyla seyahat edilebilecek. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, imzalanan protokolle Türkiye-Azerbaycan arasında çok yakında sadece kimlik kartıyla seyahat edilebileceğini duyurdu.

İran Ankara uçuşlarına başlıyor

İran Ankara uçuşlarına başlıyor

İran Air, İran Sivil Havacılık Kurumundan gerekli izinleri alarak Ankara’ya haftada bir uçuş gerçekleştirecek.

IRNA’nın haberine göre; İran Havayolları (İran Air) İran Sivil Havacılık Kurumundan gerekli izinleri alarak Ankara’ya haftada bir uçuş gerçekleştirecek.

Korona’nın başlaması ile birlikte dünya genelinde uçuşların azalmasına paralel olarak İran Air’de Ankara uçuşlarını durdurmuştu.

Almanların Noel için seçtiği 20 otel listesinde 8 Türk oteli var

Almanların Noel için seçtiği 20 otel listesinde 8 Türk oteli var

Seyahat teknolojileri ve veri sağlayıcısı Trevotrend, Noel tatili için Almanların online rezervasyon platformlarında en çok aradıkları ve rezervasyon yaptıkları otelleri açıkladı.

Seyahat teknolojileri ve veri tedarik firması Trevotrend, bu yıl ilk kez Noel tatilleri için (21 Aralık 2020 – 12 Ocak 2021 tarih aralığı için) özel bir değerlendirme gerçekleştirdi.

Trevotrend, bu tarih aralığında Noel tatilleri için Almanların en çok rezervasyon yaptığı otellerin listesini paylaştı.

Son dört haftada gerçekleştirilen rezervasyonların baz alınarak hazırlanan listede ilk sırada İspanya otelleri (%34) yer aldı. Onu, Türkiye (%25) ve Mısır otelleri (%12) izledi.

Dördüncü sırada Birleşik Arap Emirlikleri otelleri (%8) yer alırken; onu Maldivler (%6) ve Dominik Cumhuriyeti (%4) izledi.

Almanların tercih ettiği 20 otel

1.Iberostar Selection Fuerteventura Palace / Fuerteventura – İspanya

2.Lopesan Baobab Resort / Büyük Kanarya Adası – İspanya

3.R2 Rio Calma Hotel & Spa / Fuerteventura – İspanya

4.Lopesan Villa Del Conde Resort / Büyük Kanarya Adası – İspanya

5.Delphin Imperial / Türkiye

6.R2 Pajara Beach Hotel / Fuerteventura – İspanya

7.Aquaworld Belek / Türkiye

8.Dana Beach Resort / Mısır

9.Limak Lara de Luxe & Resort / Türkiye

10.Desert Rose Resort / Mısır

11.Lara Barut Collection / Türkiye

12.Side Crown Palace / Türkiye

13.Iberostar Playa Gaviotas / Fuerteventura – İspanya

14.Viva Wyndham Dominicus Beach / Dominik Cumhuriyeti

15.Club Mega Saray / Türkiye

16.Side Star Resort / Türkiye

17.Lemon & Soul Cactus Garden / Fuerteventura – İspanya

18.Side Star Elegance / Türkiye

19.Buganvilla Hotel & Spa / Fuerteventura – İspanya 🇪🇸

20.Kuredu Island Resort & Sangu Water Villas / Maldivler 🇲🇻

Kemer’e 4 adet mavi bayraklı halk plajı daha geliyor

Kemer’e 4 adet mavi bayraklı halk plajı daha geliyor

Mavi Bayrak uygulamasının ilk olarak başladığı turizm destinasyonlarından birisi olan ve her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan Kemer, Mavi Bayrak Sertifikasyon sistemini daha da geliştirecek.

Kemer Belediyesi, Göynük Halk Plajı, Mustafa Ertuğrul Aker Halk Plajı, Kındıl Halk Plajına ve Mavi Bayrak alınması için başvuruda bulunacak. Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Çamyuva sahilinde yapımı gerçekleşecek olan halk plajı da mavi bayraklı olacak.

TÜRÇEV ( Türkiye Çevre Eğitim Vakfı ) Antalya Mavi Bayrak Koordinatörü Lokman Atasoy, Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu ile bir araya gelerek, 2021 yılı Mavi Bayrak başvuruları hakkında bilgi verdi. Toplantıya TÜRÇEV Antalya Koordinatör Yardımcısı Ömer Keskin ile Kemer Belediyesi Mavi Bayrak Temsilcileri Halil Öncü ve Serap Minta da katıldı.