Yazılar

ŞOK’un yılın ilk çeyreği cirosu 37,2 milyar TL

ŞOK’un yılın ilk çeyreği cirosu 37,2 milyar TL

ŞOK Marketler 2024 yılının ilk çeyreğinde de büyümesini sürdürdü. 2024 yılının ilk üç ayında ŞOK Marketler’in cirosu 37,2 milyar TL’ye, mağaza sayısı ise 10 bin 789’a ulaştı.

Uğur Demirel: “Yatırımlarımızla müşteri deneyimini daha da iyileştirmeye devam edeceğiz.”

2024 yılı ilk çeyrek finansal sonuçlarını değerlendiren ŞOK Marketler CEO’su Uğur Demirel kaliteli ürünleri uygun fiyattan tüketicilere ulaştırmaya devam ettiklerini aktararak sözlerine şöyle devam etti: “ŞOK Marketler olarak daima ülkemizin ekonomisine ve müşterilerimizin bütçesine katkı sunmak üzere çalışıyor, ülkemizin 81 ilinde temel ürünlerde sürekli ucuzluk sağlayarak bu ürünleri mümkün olan en uygun fiyatlarla müşterilerimizle buluşturuyoruz. Bu doğrultuda 2024 yılının ilk çeyreğinde de büyümemizi sürdürerek 37,2 milyar TL ciroya ulaştık. Mağaza ve depo yatırımlarımızı hız kesmeden sürdürürken, arayüz güncellemesi yaptığımız mobil uygulamamız Cepte ŞOK ile 60 dakikada teslimat seçeneği sunarak müşteri deneyimini daha da iyileştirmeyi hedefliyoruz. Bunun yanı sıra geçtiğimiz yıl hayata geçirdiğimiz Win programımızla müşterilerimize kaliteli ürünü uygun fiyattan ulaştırırken, kazandıkları Win paraları Win cüzdanları aracılığıyla kullanma imkanı sağlıyoruz. ŞOK Marketler olarak, “ara sıra değil hep ucuz” sloganımızla, önümüzdeki dönemde de yapacağımız yatırımlarla yeni mağazalar açmaya ve istihdamımızı artırmaya devam edeceğiz.”

TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya turizm yüzyılı hedeflerini paylaştı

TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya turizm yüzyılı hedeflerini paylaştı

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB), turizmin 12 aya ve ülke geneline yayılması, 81 ilimizin de turizmde hak ettiği değeri görmesi amacıyla hayata geçirdiği “Turizm Yüzyılı” projesinde ilk adım Burdur’da atıldı. TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, “Burdur’dan yola çıkan Turizm Yüzyılı projemizi, ülkemizin her bir şehrinin turizmden hak ettiği payı gerçek manada alabilmesi için yurdun dört bir yanındaki çalışmalarla sürdüreceğiz” dedi.

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, yaptığı konuşmada Türkiye’nin kitle turizmindeki gelişimine karşın, sahip olduğu tarihi, kültürel zenginlikler ve doğal güzellikler dikkate alındığında turizm potansiyelini tam anlamıyla değerlendiremediğine dikkat çekti. TÜRSAB olarak bu eksikliği görerek yepyeni bir perspektifle değerlendirmek üzere yola çıktıklarını belirten Bağlıkaya, “TÜRSAB olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonundan hareketle oluşturduğumuz Turizm Yüzyılı projesi ile ülkemizin turizmden aldığı payı çok daha yukarılara çıkarmayı önümüze hedef olarak koyduk. Yılın belli aylarına ve kıyı şehirlerine sıkışan turizm hareketlerinin ülkemizin dört bir yanına ve yıl geneline yayılması amacıyla hayata geçirdiğimiz Turizm Yüzyılı projesi ile yüksek gelir grubundan ziyaretçileri de ülkemize çekmeyi amaçlıyoruz” sözleriyle Turizm Yüzyılı kapsamındaki hedeflerini paylaştı.

“Turizm Yüzyılı Yolculuğumuza Büyük Potansiyeli Nedeniyle Burdur’dan Başlıyoruz”

Burdur’un kültür turizminden doğa ve macera turizmine, gastronomi turizminden kış turizmine kadar her açıdan büyük bir potansiyel taşıdığına dikkat çeken TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, bu potansiyeli değerlendirmek amacıyla Turizm Yüzyılı projesini Burdur’dan başlatma kararı aldıklarını belirtti. Bağlıkaya, “Burdur; Sagalassos ve Kibyra Antik gibi önemli antik kentleri, Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalan tarihi yapılarıyla kültür turizmi bakımından önemli bir rota olarak karşımıza çıkıyor. Salda Gölü başta olmak üzere muhteşem güzellikleriyle öne çıkan doğası, ormanları, lavanta bahçeleri, dağları, mağaralarıyla ekoturizm ve macera turları açısından dikkat çekici fırsatlar sunan Burdur, Salda Kayak Merkeziyle de turizm çeşitliliğini destekleyen bir altyapıya sahip. Tüm bunların yanında lezzetli yemekleri ise Burdur’u gastronomi turizmi açısından bir cazibe unsuru haline getiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bağlıkaya: “Turizm Hareketliliğinin Oluşması İçin Seyahat Acentaları Hayati Önemde”

Turizm hareketliliğinin oluşması konusunda seyahat acentaları ve tur operatörlerinin hayati bir rolü olduğunun altını çizen Bağlıkaya, “Bir destinasyon ne kadar çekici olursa olsun ne kadar potansiyel vadederse etsin bir ürün haline getirilip insanlarla buluşturulamazsa gerçek değerini bulamaz. Bir turizm unsurunun satılabilir ürün haline getirilmesi ve tüketicisine ulaşması ise ancak ve mutlaka seyahat acentaları eliyle olur. Bu bakımdan gerek Burdur gerekse de Türkiye’nin diğer destinasyonlarının gelişiminde seyahat acentaları kilit bir role sahip.

Turizm Yüzyılı projemizi oluştururken bu gerçeklikten hareket ettik. İnanıyorum ki; turizmin olmazsa olmaz gücü olan seyahat acentalarımızın katkısıyla hem Burdur hem de turizmden hak ettiği payı henüz alamamış diğer illerimiz, önemli bir gelişim kaydedecektir” dedi.

Aydın Arslan “Yolgeçen Hanı”

Aydın Arslan “Yolgeçen Hanı”

Dr. Hüseyin Balkancı’nın sözlerini yazdığı, Türk müziğinin duayen sesi Bekir Ünlüataer’in bestelediği son yılların en duygusal şarkısı “Yolgeçen Hanı”, Aydın Arslan’ın yorumu ile tüm dijital platformlarda yerini aldı. Uzun süren çalışmaların ardından yorumuyla renk kattığı “Yolgeçen Hanı”nı İstanbul’da kliplendiren Aydın Arslan, “Çok emek verdiğimiz bir çalışma oldu. Büyük bir titizlikle yürüttüğümüz projemiz dinleyiciyle buluştu. Umarım dinleyenler de beğenir. Yapılan yorumların hepsi benim için altın değerinde” ifadelerini kullandı. Arslan’a, çalışmasında Bekir Ünlüataer vokaliyle eşlik etti.

Eduscho markası şimdi Türkiye’de!

Eduscho markası şimdi Türkiye’de!

Eduscho, kaliteyi uygun fiyata sunma hedefi, renkli ve dinamik marka dünyasıyla Türkiye kahve pazarında fark yaratmaya hazır.

1924 yılında Bremen’de başlayan hikayesiyle Eduscho, kaliteli ve iyi kahveyi uygun fiyata sunuyor. Tchibo çatısı altında kahve severlerle buluşan Eduscho, “iyi kaliteyi uygun fiyata sunma” misyonunu benimsiyor.

Eduscho’nun Türkiye’ye gelişine dair Tchibo Türkiye Pazarlama ve Ürün Direktörü İlknur Aksoy Şen, “Eduscho markası, Tchibo çatısı altında Almanya, İsviçre, Avusturya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Romanya gibi birçok ülkede satışta olan bir marka. Biz de yaklaşık 20 yıldır Türkiye’de olan ve kahve pazarının gelişiminde önemli rol üstlenmiş bir şirket olarak; Türk kahve tüketicisinin dinamiklerini ve beklentilerini sürekli takip ediyor; Tchibo ve Davidoff markalarımızla kahve pazarında farklı ihtiyaç ve damak tatlarına hitap ediyoruz. 100 yıllık bir geçmişi olan Eduscho da temelinde sadelik, eğlence ve erişilebilirlik değerlerini barındıran yapısıyla şirketimizin ürün portföyünde önemli bir yere sahip.” dedi.

 

Espresso Intenso: Sert ve yoğun aromasını, kahve harmanının geleneksel şekilde ağır ağır kavrulmasından alıyor.

Espresso Classic: İdeal espresso lezzetini sunan kahve, Cappuccino ve Latte Macchiato severlerin favorisi olmaya aday.

Caffè Crema: Orta kavurma derecesine sahip olan kahve, her yudumda büyülü bir lezzet yolculuğuna çıkarıyor.

Classic Traditional: Aromatik ve yoğun çekirdeklerle dolgun bir kahve keyfi yaratmak için harmanlandı.

Classic Strong: Classic Traditional’ın daha yoğun ve kuvvetli versiyonu olan Classic Strong, kahvesini sert tercih edenler için harika bir seçim.

Instant Classic ve Instant Intense: Günün hızlı temposuna uygun ve hemen hazırlanmasına rağmen tadıyla uzun süre damakta kalıyor.

3’ü bir arada ve 2’si 1 arada: Pratiklik ve lezzetin buluştuğu hazır karışım kahveler, tadıyla kahve severlerin içim keyfinde fark yaratıyor.

Stresi azaltıp, başarıyı artırmak için!

Stresi azaltıp, başarıyı artırmak için!

Uzun ve yorucu maratonun sonuna gelindi… 1 milyonu aşkın öğrenci 2 Haziran Pazar sabahı yaşamlarının yeni bir dönemini tayin edecek sınava girecekler… Aileler ve öğrenciler için heyecan dorukta, stres yüksek! Peki, sınav öncesi son günde nelere dikkat ederek stresi azaltmak, başarıyı artırmak mümkün olabilir? Acıbadem Maslak Hastanesi’nden Klinik Psikolog Oğuzhan Gürdoğan, “Özellikle sınavdan bir gün önce öğrenciler bazı hatalara sık düşebiliyorlar. Örneğin; kendilerini hazırlıksız hissederlerse bütün gece uyanık kalıp son dakika konuları sıkıştırarak yeniden gözden geçirmek isteyebiliyorlar. Ancak bu yaygın hata, başarıyı artırmak yerine azaltıcı bir faktördür” diyor. Gürdoğan, özellikle sınavdan bir gün önce en sık düşülen hatalara dikkat çekti, LGS Sınavı öncesi son güne özel dikkat edilmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Klinik Psikolog Oğuzhan Gürdoğan

Klinik Psikolog Oğuzhan Gürdoğan

  • Kendinizi iyi durumdayken hayal edin

Kendinize ‘iyi iş çıkaracağınızı’ söylemek yerine ‘iyi iş çıkardığınızı’ hayal edin. Yapılan bilimsel çalışmalara göre; kişinin başarılı olduğunu zihninde canlandırması; güveni artırmaya, sinirleri yatıştırmaya, ruh halini iyileştirmeye ve kaygıyı azaltmaya yardımcı oluyor.

  • Önceki ‘en iyi’ durumunuzu hatırlayın

Önceki başarılarınızı hatırlamak güvenin artmasına katkı sağlar. Bu nedenle geçmişteki başarılarınızı aklınıza getirin. Önceki sınavda başarılı olmanıza neyin yardımcı olduğunu ve bunu şimdi nasıl uygulayabileceğinizi düşünün.

  • Kendinize hazırlığınızı hatırlatın

Klinik Psikolog Oğuzhan Gürdoğan “Bir göreve ne kadar iyi hazırlanmış olduğunuz önemli bir güven kaynağıdır. Öğrencilerin yaptıkları hazırlık çalışmalarını kendilerine hatırlatmalarını sağlamak, sınava hazırlanırken güven ve kontrol duygularını artıracaktır” diyor.

  • Kendinize odaklanın, başkalarıyla kıyaslamayın

Başkalarıyla kendini kıyaslamak sık yapılan yanlışlardan biri. Ancak kıyaslanmak stres yaratır ve başarısızlık korkusunu tetikler. Oysa kendinize odaklanmanız ve başkalarıyla kıyas içine girmemeniz güvenininizi artıracaktır. Kendinize inanıp, performans yeteneklerinize güvenin.

  • Sınavı tehdit olarak değil, meydan okuma olarak görün

Tehdit olarak görülen şey stresi artırır. Sınavı tehdit olarak değil meydan okuma olarak değerlendirin. ‘Ya ters giderse’ diye düşünmek yerine sınavı başarılı olmak için bir fırsat olarak görün. Bu sayede performansınız olumlu etkilenir.

pause journal

  • İyi bir gece uykusu alın

Yeterli ve kaliteli uyku, hafızanızı ve konsantrasyonunuzu artırarak sınav performansınızı olumlu etkiler. O nedenle yeterli süre ve kaliteli uyumaya özen gösterin. Yatağa yattığınızda uykuya dalana kadar olumlu duygulara sahip olun.

  • Sağlıklı beslenin, kafeinli içeceklerden kaçının

Sınav öncesi son gün stresin etkisiyle aç hissetmeyebilirsiniz ama öğünleri atlamak kan şekerini düşürür, halsizliğe neden olur. Bu nedenle sağlıklı beslenin, dışarıdan bir şey yemeyin. Uykunuzu olumsuz etkileyeceği için çay, kahve ve enerji içeceği içmek gibi sık yapılan yanlışlara düşmeyin.

  • Son dakika ders çalışmayın

Sınavdan önceki gece ders çalışmak bir öğrencinin yapabileceği ve çok da sık yapılan en büyük hatalardan biridir. Konuları son dakika sıkıştırıp ele almak, konunun hafızanıza yerleşmesine katkı sağlamaz aksine stresi artırır. Biraz stres iyi olsa da fazlası akademik performansa zarar verebilir. Bu nedenle sınavdan önceki gün ders çalışmayı bırakın.

  • Derin ve eşit nefes alarak gevşeyin

Klinik Psikolog Oğuzhan Gürdoğan “Sınav öncesi son gün kendinize sınava hazır olduğunuzu ve elinizden gelenin en iyisini yapacağınızı hatırlatın. Kendinizi gergin hissediyorsanız durun ve biraz zaman ayırıp sadece derin, eşit nefesler almaya odaklanın. Bunun kaygıyı azalttığı ve sinirlerinizi sakinleştirdiği bilinmektedir” diyor.

Yiğit Suba ‘Sen ve Ben’

Yiğit Suba ‘Sen ve Ben’

Yiğit Suba’nın son teklisi ‘Sen ve Ben’, Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanıyor.

Bir yaz günü kumsalda başlayan bir çocukluk aşkının yıllarca bitmeyen eğlenceli ve ilham verici bir partiye dönüşmesini anlatan şarkının söz, müzik ve aranjesinde Yiğit Suba’nın imzası bulunuyor.

Mixi Serkan Özyurt’a mastering Çağlar Türkmen’e ait olan şarkıda; vokal ve gitarda Yiğit Suba, bas, davul, piyanoda Serkan Özyurt ve Hammond’da İskender Paydaş yer alıyor. ‘Sen ve Ben’in kayıtları ise Bodrum Pay Recording Studio’da gerçekleşti.

“Sen ve Ben” 31 Mayıs tarihinde Sony Music Türkiye etiketiyle tüm müzik platformlarında yayında!

Ege “Hurma Gözlüm”

Ege “Hurma Gözlüm”

Popüler müzik sahnesinin güçlü erkek yorumcu ve müzisyenlerinden Ege, yaza yeni bir tekli yayını ile giriş yaptı.

Yayınlandığı 1999 yılında uzunca bir süre 1 numarada kalan Hurma Gözlüm şarkısını Ege Production etiketiyle yeniden yeni dünyanın müzik anlayışı ile Ege müzikseverlerin beğenisine sundu.

Hurma Gözlüm, Ege’nin 2025 yılında çıkarmayı planladığı Best of 30. yıl albümününün üçüncü teklisi olarak tüm dijital platformlarda video klibiyle birlikte yayına girdi.

İlk dinleyişe kulağa çarpan, ritmik ve etkileyici şarkının söz ve bestesi Ege’ye düzenlemesi Erol Temizel’e ait. Şarkının Kapadokya’da Yavuz Selim Kılınç tarafından çekilen video klibinde Ege’ye model Füsun Eral eşlik etti.

Uzmanından MS hastalarına uyarı ve öneriler!

Uzmanından MS hastalarına uyarı ve öneriler!

MS ile yaşamanın getirdiği sürekli stres, belirsizlik ve fiziksel sınırlamaların depresyon ve anksiyete riskini artırdığını kaydeden uzmanlar, MS hastalarının, ruh hali değişiklikleri ve duygusal tepkilerde aşırılıklar yaşayabildiklerini bunun da sosyal ilişkileri etkileyebildiğini söylüyor.

Dengeli beslenme, özellikle antienflamatuar diyetler, sigara ve aşırı alkolden kaçınmanın semptomların yönetiminde kritik rol oynadığını ifade eden Nöroloji Uzman Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Taş Devri diyeti yani Paleo diyeti, MS hastaları için dikkate değer bir beslenme planıdır. Vücuttaki iltihaplanmayı azaltabilir ve bağışıklık sistemi fonksiyonlarını düzenleyebilir.” dedi.

Uluslararası Multipl Skleroz (MS) Federasyonu ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından her yıl mayıs ayının son çarşamba günü Dünya MS Günü olarak kutlanıyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzman Prof. Dr. Sultan Tarlacı, bu yıl 29 Mayıs’ta kutlanan Dünya Multiple Skleroz (MS) Günü dolayısıyla, hastalık hakkında bilgi vererek, semptomların kötüleşmesini önlemek veya geciktirmek için hangi önlemleri alınabileceğini anlattı.

Prof. Dr. Sultan Tarlacı

Prof. Dr. Sultan Tarlacı

“MS hastalarında kas güçsüzlüğü ve denge sorunları sık görülüyor”

Multiple Sklerozun (MS), merkezi sinir sistemini etkileyen kronik bir hastalık olduğunu ve hastaların hayat kalitesi üzerinde çeşitli olumsuz etkiler yaratabildiğini kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “MS hastalarında kas güçsüzlüğü ve denge sorunları sık görülür. Bu, günlük aktiviteleri zorlaştırabilir ve bağımsızlığı azaltabilir. MS’e bağlı kronik yorgunluk, hastaların enerji seviyesini düşürerek iş yapabilme kapasitesini ve sosyal etkinliklere katılımı kısıtlar.” dedi.

MS ile yaşama depresyon ve anksiyete riskini artırıyor

MS hastalarında sıkça görülen bilişsel bozuklukların, öğrenme, problem çözme ve görev yönetimini zorlaştırabildiğini dile getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şöyle devam etti:

“Mental işlerde çabuk yorulma ve konsantrasyon eksikliği, iş ve eğitim yaşamını olumsuz etkiler. MS ile yaşamanın getirdiği sürekli stres, belirsizlik ve fiziksel sınırlamalar depresyon ve anksiyete riskini artırıyor. MS hastaları, ruh hali değişiklikleri ve duygusal tepkilerde aşırılıklar yaşayabilir bu da sosyal ilişkileri etkileyebiliyor. Hastalığın ilerlemesi iş kaybına yol açabilir ve mali sıkıntılar doğurabilir. Çalışma kapasitesinin düşmesi, ekonomik bağımsızlığı tehdit edebiliyor.

MS, sürekli tıbbi bakım ve tedavi gerektiriyor

Hareket kısıtlılığı, yorgunluk ve duygusal sorunlar nedeniyle sosyal etkinliklere katılım azalabilir, bu da sosyal izolasyona yol açar. Sonuçta Fiziksel ve bilişsel bozukluklar, günlük yaşam aktivitelerini bağımsız olarak gerçekleştirme yeteneğini kısıtlar. Aynı zamanda MS, sürekli tıbbi bakım ve tedavi gerektirir. Bu, hastaların ve ailelerinin üzerinde sürekli bir stres ve yük oluşturur.”

Prof. Dr. Sultan Tarlacı

Yoga, yüzme ve yürüyüş gibi aktiviteler öneriliyor

Multiple Sklerozun (MS) kontrol altına alınması ve semptomların kötüleşmesini önlemek veya geciktirmek için bir dizi önlem almak gerektiğini de anlatan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şöyle devam etti:

“İlaç tedavisi, hastalığı modifiye edici tedaviler (DMTs) ile MS’in ilerlemesini yavaşlatırken, kortikosteroidler akut atakları tedavi eder. Düzenli egzersiz, kas gücünü ve esnekliği artırarak genel sağlığı iyileştirir, ayrıca yoga, yüzme ve yürüyüş gibi aktiviteler önerilir. Dengeli beslenme, özellikle antienflamatuar diyetler, sigara ve aşırı alkolden kaçınmak da semptomların yönetiminde kritik rol oynuyor.

Fiziksel terapi, hareket kabiliyetini ve dengeyi geliştirirken, mesleki terapi günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığı artırır. Konuşma ve yutma güçlüğü yaşayan hastalar için ilgili terapiler faydalıdır. Ayrıca, psikolojik destek, depresyon ve anksiyete gibi duygusal zorlukların yönetilmesine yardımcı olarak genel yaşam kalitesini yükseltir. Bu bütüncül yaklaşım, MS’in etkilerini minimize ederek hastaların daha iyi bir yaşam sürmelerine olanak tanır.”

Taş Devri diyeti MS hastaları için dikkate değer bir beslenme planı

Sağlıklı bir yaşam tarzı ve beslenme planının, Multiple Skleroz (MS) semptomlarının yönetiminde önemli bir rol oynadığını da kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şunları dile getirdi:

“Düzenli fiziksel aktivite, kas gücünü ve esnekliği artırarak yorgunluk ve denge sorunlarını azaltabilir. Egzersiz aynı zamanda ruh halini iyileştirir ve genel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratır. Dengeli bir beslenme, özellikle antienflamatuar özelliklere sahip gıdaların tüketimi, vücuttaki iltihaplanmayı azaltarak MS semptomlarını hafifletebilir. Bu bağlamda Taş Devri diyeti, yani Paleo diyeti, MS hastaları için dikkate değer bir beslenme planıdır. Paleo diyeti, işlenmiş gıdalar, tahıllar, süt ürünleri ve rafine şekerden kaçınarak, tarih öncesi insanların tükettiği besinlere odaklanır. Bu diyet, taze sebzeler, meyveler, yağsız etler, balık, yumurta, kuruyemişler ve tohumları içerir. Bu besinler, vücuttaki iltihaplanmayı azaltabilir ve bağışıklık sistemi fonksiyonlarını düzenleyebilir.

MS’in ilerlemesini yavaşlatabilen besinler neler?

Omega-3 yağ asitleri açısından zengin balıklar ve antioksidan içeriği yüksek sebze ve meyveler, sinir hücrelerini koruyarak MS’in ilerlemesini yavaşlatabilir. Ayrıca, işlenmiş gıdalardan ve rafine şekerden kaçınmak, enerji seviyelerini dengeleyerek yorgunluk hissini azaltabilir. Sağlıklı yaşam tarzı ve Paleo diyeti gibi beslenme planları, MS hastalarının genel sağlıklarını iyileştirir ve hastalığın getirdiği fiziksel ve bilişsel zorlukları yönetmelerine yardımcı olur. Bu, hastaların yaşam kalitesini artırarak daha aktif ve bağımsız bir yaşam sürmelerini sağlar.”

Masaj terapisi hastanın genel sağlığı üzerinde olumlu etkiler yaratıyor

İlaç tedavisinin yanı sıra, alternatif tedavi yöntemlerinin de Multiple Skleroz (MS) semptomlarının kontrolünde önemli bir rol oynayabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Akupunktur, vücuttaki enerji akışını dengeleyerek ağrı ve spazm gibi semptomları hafifletebilir. Yoga, esneklik ve dengeyi artırarak kas güçsüzlüğünü ve yorgunluğu azaltabilir, ayrıca stres yönetimine yardımcı olarak genel ruh halini iyileştirir. Masaj terapisi, kas gerginliğini azaltarak rahatlama sağlar ve kan dolaşımını artırarak genel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratır. Bu alternatif tedavi yöntemleri, MS hastalarının fiziksel ve duygusal iyilik hallerini destekler, ilaç tedavisine tamamlayıcı olarak semptomların yönetimine katkıda bulunur ve hastaların yaşam kalitesini yükseltir.” şeklinde sözlerini tamamladı

Dünyada yaklaşık 3 milyon MS hastası var

Dünyada yaklaşık 3 milyon MS hastası var
Çok farklı şikayetler ve klinik bulgular ile başlayabildiğinden tanı koymanın her zaman kolay olmadığı Multipl Skleroz yani MS; En sık görme bozukluğu, kas güçsüzlüğü, yürüme ve konuşma problemleri gibi birtakım aksaklıklarla kendini belli eder. Merkezi sinir sistemini etkileyen MS hastalığı hakkında Liv Hospital Nöroloji Uzmanı Hatice Çil, bilgiler aktardı.

Dr. Hatice Çil

Dr. Hatice Çil

Multipl Sklerozıs (MS)

Multipl Skleroz beyin ve omuriliğin etkilendiği kronik nörolojik bir hastalıktır. Beyin ve omurilikte sinir kılıfları etrafını saran myelin kılıfın hasarı sonucu gelişmektedir. Bu hasarın etkilediği beyin ve omurilik bölgesine göre çok farklı bulgular ile seyretmektedir

MS gelişiminde rol oynayan faktörler neler?
MS hastalığı genelde bağışıklık sistemimizin kendi sinir kılıflarına hasar vermesi sonucu ortaya çıkar.

  • Çevresel faktörler,
  • Virüsler,
  • Etnik köken ve kalıtımın MS gelişiminde rol oynadığı kabul edilmektedir.

En çok kimler etkilenir?

  • Genellikle genç erişkinlerin etkilendiği bir hastalıktır.
  • Kadınlarda 2-3 kat daha fazla gözlenmektedir.
  • Özellikle 20-40 yaş arası gözlenir ve dünyada yaklaşık 3 milyon ülkemizde 70 bin civarı hasta olduğu kabul edilmektedir.

Atakların bulguları nelerdir?
Birçok hastada ataklar halinde ortaya çıkar. Atak çok farklı bulgular ile meydana gelebilir. Hasta atak geçirdiği sırada genellikle hastanede yatarak tedavi edilmesi gerekir.

  • Halsizlik, yorgunluk,
  • Görme bozuklukları; tek gözde ani görme kaybı, bulanık görme,
  • Denge ve yürüme bozukluğu,
  • Kol ve bacaklarda güçsüzlük,
  • Dikkat ve hafızada güçlükleri,
  • Bazen idrar ve dışkı yapma bozukluğu ve
  • Cinsel sorunlar oluşabilir.

Dr. Hatice Çil

Hastalığın tanısı nasıl konulur?
Çok farklı şikayetler ve klinik bulgular ile başlayabildiğinde tanı koymak her zaman çok kolay olmayabilir. MS tanısı genellikle;

  • Hastanı öyküsü,
  • Nörolojik muayene bulguları,
  • Manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve
  • Bazen de lomber ponksiyon ile konur.

Beyin ve omurilikte plak diye adlandırılan lezyonlar meydana gelir ve lezyonun yerine göre farklı klinik bulgular ile hastanın şikayetleri ile ortaya çıkar.

Seyri her hastada aynı mıdır?
MS hastalığı seyri her hasta da aynı değildir. Bazı hastalarda hafif bulgular ile seyrederken, bazılarında ağır özürleyici bir hastalık tablosuna yol açabilmektedir. Tedavi de amaç özellikle ataklar sırasında ortaya çıkan şikayetlerin düzeltilmesi ve koruyucu tedaviler ile beraber atak oluşmasına engel olmaktadır.

Tedavi sürecinde hangi faktörlere dikkat edilmeli?
Hastalığın tedavisi yapılırken hastanın;

  • Mevcut klinik bulguları,
  • Beyin ve omurilikte mevcut plakların sayısı
  • Yerleşimi,
  • Atak sıklığı gibi birçok faktör göz önüne alınır.

MS kronik, tedavi edilmezse özürleyici bir hastalıktır. Genç erişkinleri etkilediği için erken tanı konulması ve tedavisi hastanın yaşam kalitesi için çok önemlidir.

Havuz sezonu açıldı

Havuz sezonu açıldı

Doğayla iç içe atmosfere sahip Swissôtel, havuz keyfini başladı. Yazın tatile gidemeyenlerin, hafta sonu arkadaşlarıyla ‘long weekend’ yaşamak isteyenlerin buluşma ve alternatif kaçış noktası olan Swissôtel The Bosphorus İstanbul’un havuzu açıldı.

Swissôtel açık havuzu, hafta içi ve hafta sonu 08.00-20.00 saatleri arasında hizmet verirken, 1.40 metre derinliği, 24 metre uzunluğu ve 300 kişilik kapasitesiyle misafirlerini ağırlıyor.

Havuzun yanı sıra yaz günlerinde ferahlatıcı ve sağlıklı içecekleri, lezzetli ve hafif yiyecekleri, dondurmaları ve daha pek çok seçeneğiyle Oasis Restaurant şehrin merkezinde tatil keyfini ikiye katlıyor.