Yazılar

Polvo “Why So?: Childhood Memories”

Polvo “Why So?: Childhood Memories”

Çağdaş sanatçı POLVO’nun, kendi çocukluk hatıralarından esinle hazırladığı yeni kişisel heykel sergisi “Why So?: Childhood Memories”, BBprojecTT’in Teşvikiye’de bulunan galerisinde açıldı!

Çalışmalarında kalıplaşmış normlara ve kanıksanmış değerlere yeni bir bakış açısı sunma amacı taşıyan POLVO, toplumsal cinsiyet kalıplarını ve aynılaşmayı eleştiren, çeşitliliğe, özgünlüğe ve bireyin varoluşuna göndermede bulunan elma ve muzlarından sonra şimdi de dondurma formundaki rengârenk heykelleriyle izleyicileri çocukluk anılarına götürüyor. Sanatçı, “Why So?: Childhood Memories” sergisinde yer alan heykelleriyle çocukluğa, yetişkinlerce tanımlanmış hız kavramına ve “kendine yabancılaşma”ya odaklanıyor. “Why So?: Childhood Memories”, 30 Nisan’a kadar BBprojecTT’te ziyaret edilebilir.

Obezite ve psikolojik problemler arasında kısır döngü var!

Obezite ve psikolojik problemler arasında kısır döngü var!

Depresyon ve obezitenin sıklıkla birlikte görülebildiğini ifade eden uzmanlar, yapılan araştırmaların obez bireylerde depresyon gelişme riskinin olmayan bireylere göre daha yüksek olduğunu ortaya koyduğunu söylüyor. Obezite ve psikolojik problemler arasında bir kısır döngü olduğunun söylenebileceğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz, “Olumsuz duygulardan kaçınmak için yemek yemeye yönelme davranışı da obezitenin gidişatını olumsuz etkiliyor.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz, obezitenin psikolojik nedenleri konusunu değerlendirdi.

Klinik Psikolog Sena Kalaz

Klinik Psikolog Sena Kalaz

“Obezitenin oluşumunda psikolojik sorunların rolü oldukça büyük”

Obezitenin oluşumunda etkili olan pek çok faktörün var olduğunu ve psikolojik sorunların rolünün de oldukça büyük olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz, “Depresyon ve obezite sıklıkla birlikte görülebiliyor. Yapılan araştırmalar obez bireylerde depresyon gelişme riskinin olmayan bireylere göre daha yüksek olduğunu ve depresyona sahip olanlarda ise obezite gelişme riskinin olmayan bireylere göre daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.” dedi.

“Sosyal ortamlardan kaçınma davranışı obez bireylerde depresyona yol açıyor”

Obezite ve psikolojik problemler arasındaki döngüye de işaret eden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz, “Obezite ve psikolojik problemler arasında bir kısır döngü olduğu söylenebilir. Obezite kişileri olumsuz duygulanıma iterken aynı zaman da olumsuz duygulanımdan kaçmak için geliştirilen tutumlar da obeziteye neden olabilir. Obezitede beden imajı bozukluğu ve damgalanmaya yatkınlık olduğu biliniyor. İnsanlar tarafından beğenilmeyeceğine dair inanç obez bireylerde sosyal kaçınmanın ortaya çıkmasına neden oluyor. Sosyal ortamlardan kaçınma davranışı obez bireylerde depresyon ve diğer bozuklukların gelişmesine de yol açabiliyor. Bununla birlikte, kilolu kişiler, fiziksel görünümlerini kötü algılayıp, vücutlarını beğenmeyebilir ve genellikle başkalarının da kendilerini bu yüzden çirkin veya gülünç bulduğunu düşünebiliyorlar. Bu nedenle obez bireylerin toplumda farklı bir şekilde algılanmaları, benlik saygılarının ve kendine güvenlerinin azalmasına, dolayısıyla depresyona daha yatkın olmalarına neden olabiliyor. Olumsuz duygulardan kaçınmak için yemek yemeye yönelme davranışı da obezitenin gidişatını olumsuz etkiliyor.” şeklinde anlattı.

 “Karbonhidrat içeriği yüksek besinlerin stres azaltıcı etkisi var”

Duygusal yemenin, duygularıyla başa çıkamama durumunda bireylerin bu duyguları bastırmak veya kaçınmak, rahatlamak için yiyecekleri kullanması ve aç olmadığı halde yemek yemeye yönelmesi olarak tanımlanabileceğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz, “Karbonhidrat içeriği yüksek besinlerin stres azaltıcı etkisi olduğu için bireyler stres veya olumsuz duygulanım anlarında özellikle tercih ederler. Bu durum obeziteye neden olabilir veya var olan obeziteyi arttırabilir.” dedi.

Klinik Psikolog Sena Kalaz

“Obezite günümüzün en ciddi sağlık sorunlarından biri”

Obezitenin günümüzün en ciddi sağlık sorunlarından biri olduğunu ve gelişiminde tek bir nedenden bahsetmenin mümkün olmadığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz, “Genetik faktörlerin obezitenin oluşumunda yüzde 40 ile yüzde 70 arasında etkisi olmakla beraber obezite yalnızca fiziksel bir durum değil aynı zamanda psikososyal bir sorundur. Obezitenin kronik olması, hasta için uygun tedavi hedefleri belirleme, motivasyonu sağlama, istenen hedeflere ulaşmak için belli psikolojik tekniklerin kullanımı ve hastanın örendiklerini uygulaması konusunda destek olma gibi psikolojik destek sağlanması gerekiyor.” diye konuştu.

“Beden algısına yönelik olumsuz duygular besleyen gençlere sosyal destek verilmeli”

“Sosyal medyanın özellikle adolesan dönemdeki kızların olumsuz beden algısı geliştirilmesi açısından büyük bir risk taşıdığını biliyoruz. Beden algısına yönelik olumsuz duygular besleyen gençlere sosyal destek vermenin önemi kaçınılmaz.” diye konuşan Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz, şöyle devam etti:

“Obezite karşısında multidisipliner bir tedavi yaklaşımı benimsenmeli ve sürece mutlaka bir uzman klinik psikoloğun dahil edilmelidir bu durum hem psikolojik sağlamlığın korunması hem de tedavinin gidişatının olumlu olması açısından oldukça önemlidir.

“Davranışçı teknikler oldukça etkili…”

Obeziteyle ilişkili psikolojik sorunlarda davranışçı tekniklerin oldukça etkili olduğu biliniyor. Obezitenin davranışçı tedavisinde amaç hastanın yeme ve egzersiz davranışında değişim yaratma ve bu bağlamda hastadan ‘kendini izleme, hedef belirleme, dürtüleri kontrol edebilme, davranışsal yerine koyma ve pozitif pekiştirme’ gibi birtakım becerileri edinmesi bekleniyor. Bunun yanı sıra ‘bilişsel yeniden yapılandırma’ ile istenmeyen davranışların meydana gelmesine neden olan bilişsel süreçlere odaklanılıyor. Buradaki amaç ise değişimin önünde duran olumsuz düşünceleri ortadan kaldırmak.”

Mutluluk pozları özgüveni de artırıyor, yapay bir imaja da neden olabiliyor!

Mutluluk pozları özgüveni de artırıyor, yapay bir imaja da neden olabiliyor!

Mutluluk pozlarıyla insanların kendilerini diğerleriyle kıyasladığı bir ortam bulabildiklerini ifade eden uzmanlar, sosyal medyayı kullanırken insanların kendilerini sürekli olarak başkalarıyla karşılaştırmasının mükemmeliyetçilik duygusunu körüklediğini de söylüyor. Mutlu anları paylaşmanın insanların kendilerini iyi hissetmelerine ve olumlu bir imaj oluşturmalarına yardımcı olabileceğini de dile getiren Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Mutluluk pozları paylaşmak, kişinin kendine olan güvenini artırabilir, kişinin kendisini iyi hissedip, pozitif duygularını pekiştirmesine yardımcı olabilir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, Sosyal medyada mutluluk pozlarına olan ilgi ve ‘sanal mutluluk’ konusunu değerlendirdi.

Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz

Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz

Mutluluk pozlarıyla insanlar kendilerini diğerleriyle kıyasladığı bir ortam bulabiliyor

İnsanların en iyi ve mutlu anlarını paylaşmaları için, sosyal medya platformlarının bir alan sağladığına işaret eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “İnsanlar, sosyal medyada kendilerini en iyi halde göstermek ve bu vesile ile de dikkat çekmeyi istedikleri için mutlu anlarını paylaşma eğilimi gösterebiliyor. Bu da olumlu geri bildirimler ve beğeniler alarak kendilerini daha iyi hissetmelerine imkân veriyor. Mutluluk pozlarıyla, insanlar kendilerini diğerleriyle kıyasladığı bir ortam bulabilirler ve birçok kişi, başkalarının mutlu anlarını gördükçe kendilerini eksik veya mutsuz hissedebilirler ve bu da bu yönde pozlar vermeyi daha da artırabilir.” dedi.

Mükemmeliyetçilik duygusunu körüklüyor

Sosyal medyayı kullanırken insanların kendilerini sürekli olarak başkalarıyla karşılaştırmasının mükemmeliyetçilik duygusunun körüklenmesini artırdığını da ifade eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şöyle devam etti:

“Ayrıca sosyal medya platformları, insanların kendilerini ifade etmeleri ve kimliklerini oluşturmaları için de bir araç olarak kullanılabiliyor. Mutlu anları paylaşmak, insanların kendilerini iyi hissetmelerine ve olumlu bir imaj oluşturmalarına yardımcı olabilir. Bu paylaşımlar, insanların kendilerini ve hayatlarını olumlu bir şekilde tanımlamalarına ve başkalarına göstermelerine ön ayak olabilir.NP Etiler Tıp Merkezi

Pozitif duyguları pekiştirmeye yardımcı olabiliyor

Bunun psikolojik zeminde birçok nedeni olabilir. Evvela insanlar genellikle olumlu geri bildirim alma ve beğenilme arzusunu taşırlar. Mutluluk pozları, diğerlerinin beğenilerini ve olumlu yorumlarını çekebilir; kişinin kendisini değerli ve takdir edilmiş hissetmesine yardım edebilir. Dolayısıyla, mutluluk pozları paylaşmak, kişinin kendine olan güvenini artırabilir ve sosyal bağlarının da güçlenmesine yardım edebilir. Bunun dışında, kişinin kendisini iyi hissedip, pozitif duygularını pekiştirmesine yardımcı olabilir. Pozitif anıları hatırlamak ve paylaşmak, kişinin ruh halini yükseltebilir ve olumsuz duygularıyla başa çıkmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle kişinin kendi mutluluğunu artırmasına ve psikolojik iyilik halini desteklemesine katkıda bulunabilir.”

Kendilerini daha başarılı, çekici ve mutlu olarak göstermeye çalışıyorlar

İnsanlar genellikle sosyal medyada en iyi ve mutlu anlarını paylaşarak kendilerini daha başarılı, çekici ve mutlu olarak göstermeye çalıştıklarını, çünkü bu durumun kişilerin kendilerini diğerleriyle kıyasladığı bir ortamda olumlu bir imaj oluşturmaya yardımcı olduğunu anlatan Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu da, daha olumlu bir benlik algısının geliştirilmesine ve kişilerin kendilerini daha iyi hissetmesine katkıda bulunabilir. Son olarak, kişiler sosyal medya platformlarındaki paylaşımlarıyla kendilerini ifade edip, kişisel kimliklerini de inşa edebiliyor. Bu imkânı tanıdığı için de pozitif anıları paylaşmaları, ilgi alanlarını, değerlerini ve yaşam tarzını diğerlerine sunmaları ve bunun da olumlu veyahut mutluluk pozları özelinde verilmesi kendisini daha iyi anlamasına ve başkalarının da onu daha iyi anlayıp tanımalarına yardımcı olabilir.” şeklinde değerlendirmede bulundu.

NP Etiler Tıp Merkezi

Gerçek mutluluk, sosyal medyada gösterildiği gibi daima parlak ve mükemmel değil

Gerçek hayattaki mutlulukla sosyal medyada gösterilen mutluluğun uyumlu olmayabileceğini de dile getiren Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi:

“Çünkü sosyal medya platformları çoğunlukla kullanıcıların en iyi ve en mutlu anlarını paylaşmaları üzerine odaklanırken, gerçek hayat daha karmaşık ve farklı duygusal deneyimlere üzerine kuruludur. Sosyal medyada paylaşılan mutluluk pozları genellikle dikkatlice seçilerek, düzenlen anların bir yansımasıdır ve bu pozlar gerçek hayattaki her anın tam bir temsili değildir. Hayatın bütününün bir kısmını temsil etmektedir. Herkeste farklılıklar gösterse de gerçek hayatta insanlar, günlük yaşamın stresiyle, sorunlarıyla ve zorluklarıyla karşılaşabilirler; bu da duygusal dalgalanmaları deneyimlemelerine neden olabilmektedir.

Ayrıca, gerçek mutluluk, sosyal medyada gösterildiği gibi daima parlak ve mükemmel değildir; bunun yerine, genellikle küçük anlarda ve sıradan yaşamın içinde bulunur. Sosyal medyada gösterilen mutluluk genellikle idealize edilmiş bir versiyon sunarken, gerçek hayattaki mutluluk daha karmaşık, gerçekçi ve zaman zaman zorlu da olabiliyor. Ayrıca bunların yanı sıra sosyal medya üzerinden verilen mutluluk pozları, insanların olumlu duygularını paylaşma ve başkalarıyla bağlantı kurma ihtiyacını da karşılayabilmekte ve sosyal medya kullanıcıları arasında olumlu bir atmosferin oluşmasına da vesile olabiliyor.”

İlişkilerde samimiyet ve derinlik eksikliğine yol açabiliyor

Mutluluk pozları paylaşmanın kişilerin kendine olan güveni ve benlik saygısı üzerinde çeşitli etkileri olabileceğini de kaydeden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:

“İlk olarak, pozitif geri bildirimler ve beğeniler almak, kişilerin kendilerini değerli ve çevreleri tarafından kabul görmüş olduklarını düşünmelerine vesile olabilir ve güven duygusu hissettirebilir ve benlik saygılarını güçlendirebilir. Ancak, sosyal medyada sürekli olarak mutluluk ve başarıyla dolu pozlar paylaşmak, bazı kişilerde kendilerini karşılaştırma ve kendilerini yetersiz hissetme eğilimini de beraberinde getirebilir. Mükemmel görünen hayatları görmek, kişilerde kıskançlık, özsaygı eksikliği ve değersizlik duygularına da neden olabilir; benlik saygılarını olumsuz yönde etkileyebilir. Ayrıca, sürekli mutluluk pozları paylaşmak, kişilerin gerçek duygularını bastırmasına ve sosyal medyada yapay bir imaj oluşturmasına neden olabilir. Bu da bireylerin kendileriyle ve başkalarıyla olan ilişkilerinde samimiyet ve derinlik eksikliğine yol açabilir.”

Mutfak Sanatları Akademisi, workshopların en’lerini açıkladı

Mutfak Sanatları Akademisi, workshopların en’lerini açıkladı

20 yıllık deneyimiyle düzenledikleri workshoplarda her yıl 20 bini aşkın katılımcıyı ağırlayan Mutfak Sanatları Akademisi (MSA), öğrencilerinin seçimlerinden hareketle popüler workshop programlarını açıkladı.

Her ay birbirinden farklı menülerle mutfakseverlerin becerilerini geliştirdiklerini belirten Mutfak Sanatları Akademisi Yönetici Ortağı Sitare Baras, “Pratik becerilerin ve yaratıcılığın harmanlandığı bir alan olan mutfak workshopları, son yıllarda binlerce insanın katıldığı bir aktiviteye dönüştü. Yeni tarifler, teknikler, karışımların ortaya çıktığı tezgahlar, adeta insanların sanat yaptığı bir platform haline geldi. Biz de, online ve hibrit workshoplarımız ile globaldeki trendlerin izini sürerken, bu eğitimlerle gastronomiye ve mutfak sanatlarına yeni bir kapı aralıyoruz. Elbette, her ay farklı etkinlikler düzenliyoruz ama bazı etkinlikler yıllardır yoğun ilgi görerek popülerliğini de koruyor. Bazıları ise dönemin trendlerine göre talep alıyor” dedi.

Mastercard’dan final maçına özel reklam filmi

Mastercard’dan final maçına özel reklam filmi

Mastercard Türkiye’nin Wembley’de düzenlenecek UEFA Champions League Final London 2024 için hazırladığı film, dijital mecralarda yayına girdi.

McCann İstanbul imzalı filmde sevilen spor yorumcuları Erman Yaşar ve Emre Özcan yer alıyor. UEFA Champions League’in 30 yıllık sponsoru Mastercard’la Wembley’deki finale gitmek için aralarında sokak futbolunda ‘’adam alışmaca’’ olarak da bilinen ‘’aldım verdim’’ oyununu oynayan ikili, izleyenlere keyifli anlar yaşatıyor.

Reklamveren: Mastercard Türkiye
Reklamveren yetkilileri: Yasemin Develioğlu, Pınar Ak, Çağla Yılmam
Reklam ajansı: McCann İstanbul
ECD: Emir Yüksel

Head of Business Leadership: Funda Hergül Akın
Kreatif Ekip: Utku Becergen, Doğuş Aka, Gülseren Çimentay, Nilay Demir, Uğur Can Usoğlu
Müşteri İlişkileri Ekibi: Clara Sera Altıparmak, Bilgesu Ergin

Stratejik Planlama Ekibi: Zeynep Yağcı Yıldızlı, Çağla Keskin

Prodüksiyon Direktörü: Zeynep Doğu
Prodüksiyon Şirketi: DCC Film
Yönetmen: Ege Tül

Magnolia Bakery, Antalya The Lands Of Legends’da

Magnolia Bakery, Antalya The Lands Of Legends’da

Magnolia Bakery’nin İstanbul dışındaki ilk mağazası, Antalya’nın efsanevi tema parkı The Lands Of Legends içerisinde açıldı.

Amerikan pastane kültürünün dünyaca ünlü markası Magnolia Bakery, İstanbul dışındaki ilk mağazasınının açılışını, tema parkı The Lands Of Legends içerisinde gerçekleştirdi.

Magnolia Bakery Türkiye COO’su Tuğba Dinçerler ve Magnolia Bakery Türkiye CEO’su Mehmet Dinçerler ev sahipliği yaptı. Magnolia Bakery global ekibinden Franchise Operasyonları Başkan Yardımcısı Erick Larios, Franchise Eğitim Müdürü Minh Quyen Ngo ve Magnolia Bakery International Kurumsal Pastane Şefi Kiran Shetty’nin de katıldığı görkemli açılış yoğun ilgi gördü. Magnolia Bakery, red velvet cupcake ve banana pudding gibi ikonik ürünlerinin yanı sıra tasarımlarıyla da göz kamaştıran birbirinden özel lezzetleriyle Antalya’daki misafirlerini ağırlamaya başladı.

Çırağan Sarayı’nda piknik zamanı başladı

Çırağan Sarayı’nda piknik zamanı başladı

Çırağan Palace Kempinski İstanbul, yemyeşil bahçesi ve eşsiz Boğaz manzarası eşliğinde piknik zamanı başladı.

Lüks piknik deneyimi, her zevke hitap eden özel menü seçenekleriyle öne çıkıyor. El yapımı lezzetli atıştırmalıklar, enfes mezeler, birbirinden özel sandviçler, çeşitli içecekler ve daha birçok seçenek, misafirlerin piknik keyfine keyif katıyor.

Çırağan Palace Kempinski İstanbul

Dilimlenmiş sebzeler, leziz şarküteri ve peynir çeşitleri, karides kokteyl, somon grawlax, leziz salatalar ve daha birçok soğuk başlangıç, damakları şenlendiriyor. Çeşit çeşit sandviçler ve Çırağan Sarayı fırınlarından çıkan taptaze ekmeklerin yanı sıra kişnişli, dana etli, pancarlı börek, cevizli ve kuzu etli volavan, mini içli köfte, mini Akdeniz pizza gibi sıcak aperatifler de konuklara özel sunuluyor. Piknik menüsünde yer alan el yapımı baklavalar, çikolatalar, yaz meyveli kekler, çikolatalı brownie’ler, tartlar ve turtalar, lokum çeşitleri, fıstıklı kadayıf, cevizli incir dolması ve meyve sepeti gibi tatlı seçenekleri ise Boğaz’a karşı tadılmayı bekliyor. Enfes saray lezzetleriyle dolup taşan bir sofrada, Çırağan Sarayı özel kutlamalar, doğum günleri ve aile buluşmaları gibi etkinlikler için benzersiz bir konsept olarak sunuluyor.

Çırağan Palace Kempinski İstanbul

Lüks piknik deneyimi, minimum 6 kişilik rezervasyonlar için olup fiyatlar menü ve içecek seçimine göre kişi başı KDV dahil 4.680 TL’den başlıyor.

Bilgi: 0 (212)236 73 33

diningreservations.ciraganpalace@kempinski.com

 

Long Bar Live’da bahar heyecanı

Long Bar Live’da bahar heyecanı

Raffles İstanbul’da müzik ve eğlence denilince akla gelen Long Bar, Nisan ayının ikinci yarısında birbirinden ünlü sanatçıların canlı performanslarıyla eğlence dolu bir program sunuyor.

Long Bar, Nisan programında da yine çok sevilen sanatçıları ağırlayacak. Nisan ayının ikinci yarısında Barbaros, Demet Sağıroğlu, Emir Ersoy ve Orkestrası, Sibel Tüzün ve “Bildiğinizden Farklı” konseptiyle Zeynep Özyılmazel Long Bar’ın modern ve samimi atmosferinde müzikseverlerle buluşacak.

Raffles İstanbul, Long Bar Live Nisan Programı

Her Akşam 21.30

25 Nisan 2024 – Zeynep Özyılmazel “Bildiğinizden Farklı”

26 Nisan 2024 – Barbaros

27 Nisan 2024 – Emir Ersoy ve Orkestrası

Long Bar Live için Rezervasyon: 0533 284 3160

Gebelik sonrası tercih edilen estetik uygulaması

Gebelik sonrası tercih edilen estetik uygulaması

Estetik denildiğinde akla ilk gelen uygulamalardan olmasa da kadınlar arasında popüler olan genital bölge estetiği özellikle doğum sonrası, hızlı kilo alıp verme döneminden sonra tercih edilen işlemler arasında… Konforlu olan, yatış gerektirmeyen, genel veya bölgesel anestezi ile uygulanan ve tüm dünyada popülerliği artan genital bölge yağ enjeksiyonu ile ilgili merak edilenleri Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Seyhan Özleme anlattı.

Doğum Uzmanı Seyhan Özleme

Doğum Uzmanı Seyhan Özleme

Hızlı kilo alıp verme sonrası çok tercih ediliyor
Hızlı kilo alıp verme, kötü beslenme alışkanlıkları, gebelik süreçleri, sigara ve alkol tüketimi, sık cinsel ilişki, ilerleyen yaş gibi faktörlerle genital bölge estetiğine ihtiyaç duyulabiliyor. Son yıllarda obezite cerrahisinden da ihtiyaç duyulabiliyor. Bu durum kozmetik olarak da sorun oluşturabiliyor.

Bu sorunu çözmek için karın bölgesinden, özel kanüller yardımıyla alınan yağ işlendikten sonra kullanılabiliyor. Genital bölge yağ enjeksiyonu; genel veya bölgesel anestezi ile kısa sürede, günübirlik olarak uygulayabilen, hastane yatışı gerektirmeyen konforlu bir yöntemdir ve tüm dünyada popülerliği git gide artmaktadır.

Bu işlemin üç aşaması vardır:

  • Kanül ile yağ almak (Fat harvesting)
  • Alınan yağı işlemek (Fat processing)
  • Alınan yağı enjeksiyon ile dokuya vermek (Fat transfer)

Yağ almak için en sık karın bölgesi tercih edilir. Ancak karın bölgesinde yeterince yağ dokusu yok ise uyluk iç veya dış kısmı, mons pubis de yağ elde etmek için uygun olabilmektedir. Yağ alındıktan sonra, uygulanacak bölgeye göre inceltme işleminden geçirilir.

Enjekte edilen yağ kalıcı mıdır?
Alınan yağın 3’te 2’si ilk altı ayda erimektedir. Geri kalan üçte birlik yağ dokusu ise yaklaşık 5 yıl kalıcı olmaktadır. Bu sebeple ilk uygulama esnasında normalden daha fazla yağ enjekte edilir. İlk aylarda daha büyük ve şiş olan görünümün nedeni budur. Uygulanan yağın kalıcılığını arttırmak için hızlı kilo kayıpları olmaması, sağlıklı beslenme ve sigara kullanılmaması önemlidir. Ayrıca uygulama esnasında alınan yağın fazla bekletilmeden, inceltme işleminin iyi yapılması, PRP eklenmesi de kalıcılığı arttırmaktadır.

Uygulama sonrası nelere dikkat edilmelidir?
İşlem sonrası erken dönemde buz uygulaması, antibiyotik kullanılması önem arz eder. Yağ alınan bölgede kanama olmaması için bandaj yapılır ve 48 saat özen gösterilmelidir.
İşlem sonrası yaklaşık 1 ay boyunca çok sıcak su kullanmamak, havuz-spa kullanmamak, dar pantolon, tayt, bisiklet, ata binme ve cinsel ilişki gibi aktivitelerden uzak durmak iyileşme açısından çok önemlidir. Dengeli beslenme, yeterince su tüketimi ve sigara kullanmamak iyileşme süreci ve enjekte edilen yağın kalıcılığı açısından özellikle önem arz etmektedir.

Köşebaşı lezzetleri Cunda’da

Köşebaşı lezzetleri Cunda’da

Köşebaşı’nın yeni şubesi, adanın önemli simgelerinden Cunda Despot Evi’nde yıl boyu hizmet verecek.

Türk mutfağının seçkin yemekleri ve gerçek kebap lezzetinin yanı sıra her sabah kahvaltı da verilecek.

Rum evleri, sakız kokusu, dar sokakları, lor peyniri, zihinlere kazınan manzarası, rahatlatıcı koylarıyla Cunda Adası, Türkiye’nin cennet rotalarından biri.

Adana ve Tarsus mutfağını kültürüyle birlikte sunan Köşebaşı Cunda’da gün, kahvaltı servisiyle başlıyor. Geleneksel tatları ve gerçek kebap lezzetini ada sakinlerinin yanı sıra Cunda’yı ziyaret eden yerli ve yabancı turistlere tanıtan Köşebaşı Cunda’da vegan seçeneklerin yanı sıra kokteyl menüsü de yer alıyor.

Deniz kenarında yemek keyfi

Köşebaşı Cunda, deniz kenarındaki 150 kişilik bahçesiyle misafirlerine lezzetin keyfini Cunda Adası’nın güzelliği eşliğinde çıkarma şansı sunuyor. Ayrıca 50 kişilik iç salonu da olan restoran, adanın önemli simgelerinden Cunda Despot Evi’nde bulunuyor.