Yazılar

Pestisit Analiziyle Güvenli Gıda

ŞOK Marketler, 2025 yılı finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda açıkladı. Şirket, net satış gelirlerini geçen yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 5 artırarak 279 milyar TL’ye yükseltti. Yıl sonunda mağaza sayısı 11 bin 74, çalışan sayısı ise 51 bin 212 oldu. Yaygın mağaza ağı, güçlü tedarik zinciri ve erişilebilir fiyat politikasıyla büyümesini sürdüren ŞOK Marketler, ülke ekonomisine ve istihdama katkısını artırdı.

Öz markalar büyümede önemli bir rol oynadı. Mis, Evin, Lio, Amigo, Mintax ve Piyale gibi markalar kampanyalarla desteklenirken yeni ürün lansmanlarıyla raflardaki çeşitlilik artırıldı. Şirket, “Tarladan Sofraya Doğru Tarım” modeliyle yerli üreticilere destek vermeyi sürdürdü.

Gıda güvenliği alanında ise önemli bir yatırım hayata geçirildi. Antalya’daki tedarik platformunda kurulan laboratuvarla taze meyve ve sebzelerde raf öncesi pestisit analizi başlatıldı. İlk etapta domatesle başlayan süreç, biber, portakal, mandalina ve greyfurtla genişletildi. Analizden geçen ürünler “Pestisit analizinden geçmiştir” ibaresiyle raflara ulaştı. Bu uygulama, tüketicilere güvenli gıda sunarken çiftçilerin doğru tarım uygulamaları konusunda gelişimine de katkı sağladı.

ŞOK Marketler, kampanyalarıyla da hane bütçesine destek oldu. Ramazan ve Kasım aylarında düzenlenen “100 Üründe Geçen Yılın Fiyatları” kampanyalarıyla temel gıda ve temizlik ürünleri avantajlı fiyatlarla sunuldu. 2026 Ramazan ayında da aynı kampanya tekrarlandı. “Win” sadakat programı ile milyonlarca müşteriye özel avantajlar sağlandı.

İstihdamda ise güçlü bir artış yaşandı. 2025 yılı sonunda çalışan sayısı 51 bin 212’ye ulaştı. Kadın çalışan oranı yüzde 61’e yükselen ŞOK Marketler, TOBB tarafından düzenlenen “Türkiye’nin Girişimci Kadın Gücü” yarışmasında “Kadın İstihdamını En Hızlı Artıran Şirket” ödülünü kazandı. Kadın kooperatiflerinin ürünleri “ŞOK’ta Ben de Varım” projesiyle mağazalarda satışa sunulmaya devam etti.

CEO Uğur Demirel, yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “2025 yılında çevik operasyonel yapımız, verimlilik odaklı yaklaşımımız ve stratejik yatırımlarımızla iyi bir performans sergiledik. Dijitalleşme vizyonumuz çerçevesinde Cepte Şok uygulamamızla müşterilerimize hızlı ve pratik alışveriş deneyimi sunduk. Win sadakat programımızla milyonlarca müşterimizin hane bütçesine katkı sağladık. Gıda güvenliği denetimlerimizi yeni pestisit analiz altyapımızla ileriye taşıdık. Öz markalarımızla yerli üretimi desteklemeyi ve kadın istihdamını artırmayı sürdürülebilir büyüme stratejimizin kritik unsurları olarak görüyoruz.”

#ŞOKMarketler #GıdaEkonomisi #PestisitAnalizi #Kadınİstihdamı #ÖzMarkalar #TarladanSofraya #WinProgramı #Perakende #GıdaGüvenliği #Ekonomi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Claudio Chinali’den Zarif Dokunuşlar

İtalyan mutfağının zarafetini Türk mutfağından aldığı ilhamla buluşturan Terrazza Italia, Executive Şef Claudio Chinali imzasını taşıyan yenilenen bahar menüsüyle misafirlerini sıradışı bir lezzet yolculuğuna davet ediyor. İstanbul’un seçkin buluşma noktalarından biri olan mekan, şık ve samimi atmosferinde gastronomi tutkunlarına ev konforunu zarafetle buluşturan ayrıcalıklı bir deneyim sunuyor.

Terrazza Italia

Baharın Tazeliği Sofralarda

Yenilenen menüde; suda pişmiş kök kereviz, Beluga mercimek ragu, porçini mantarı, siyah sarımsak püresi ve kereviz yağı ile hazırlanan Kereviz Çorbası; grana padano fondü, istiridye mantarı, ıspanak, fındık ve balzamik sirke eşliğinde sunulan Pizzetta Dana Bresaola; dana bonfile, kuşkonmaz, roka, kapari ve bagna cauda sos ile servis edilen Dana Carpaccio öne çıkan lezzetler arasında yer alıyor. Siyah trüf mantarı ve ricotta peynirli Ravioli Plin ile klasik İtalyan mutfağının modern yorumu Tagliolini Carbonara, menünün en dikkat çekici ana yemekleri arasında bulunuyor.

Terrazza Italia

Geleneksel Lezzetlere Modern Dokunuş

Menüde ayrıca karamelize soğan ve çavdar ekmeği ile sunulan Bruschetta Kuzu Ciğer, siyah havyar, peynir ve limon şekerlemesiyle hazırlanan Kırmızı Karides gibi yaratıcı tabaklar da yer alıyor. Bu seçki, İtalyan mutfağının köklü geleneklerini Türk mutfağının zengin malzemeleriyle harmanlayarak gastronomi tutkunlarına benzersiz bir deneyim sunuyor.

Terrazza Italia

Tatlılarda Bahar Zarafeti

Tatlı bölümünde ise kayısı sorbe, arı poleni, süt köpüğü ve tuile ile tamamlanan Ballı Panna Cotta, hafif ve zarif dokusuyla bahar sofralarına tatlı bir dokunuş katıyor. Mascarpone dondurma, marsala sabayon, espresso, fındık ve çikolatanın bir araya geldiği “This Not Tiramisu!”, klasik tiramisunun modern ve yaratıcı bir yorumu olarak menüde öne çıkıyor.

Terrazza Italia, baharın enerjisini mutfaklara taşıyan bu özel menüsüyle İstanbul’un gastronomi sahnesinde yine iddialı bir konumda. Misafirlerine yalnızca yemek değil, aynı zamanda kültürler arası bir lezzet buluşması sunuyor.

Terrazza Italia

#TerrazzaItalia #İlkbaharMenüsü #ClaudioChinali #GurmeLezzet #İtalyanMutfağı #İstanbulYemeİçme #FineDining #BaharLezzetleri #Gastronomi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sıfır Şeker, %100 Cola Turka!

Türkiye’nin sevilen markası Cola Turka, portföyünü genişleterek şekersiz segmentteki yeni ürünü Cola Turka Şekersiz’i raflara taşıdı. Şekersiz ve kalorisiz formülüyle geliştirilen ürün, markanın karakteristik tat profilini koruyarak şeker tüketimini azaltmak isteyen ancak klasik kola lezzetinden vazgeçmeyen tüketicilere hitap ediyor.

“Sıfır Şeker, %100 Cola Turka” mottosuyla satışa sunulan yeni ürün, Cola Turka’nın yenilikçi yaklaşımını ve köklü lezzet mirasını bir araya getiriyor.

 

#ColaTurka #ColaTurkaŞekersiz #SıfırŞeker #YeniÜrün #GurmeLezzet #İçecekKeyfi #TürkiyeMarkası #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Bu küçük değişimler enerjinizi yeniden artıracak!

Mevsim değişimleri yalnızca gardırop yenilemek veya hava koşullarına uyum sağlamak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda psikolojik sistemimizin de yeniden dengelenmesi gereken bir dönemi ifade ediyor. Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde, mevsim geçişleri iç dünyamızda  “yeniden düzenleme” sürecini tetikleyebiliyor. Klinik gözlemlere göre, kışın içe dönük yapıdan baharın artan temposuna geçiş döneminde nedensiz yorgunluk, motivasyon düşüşü, uyku artışı ve duygusal hassasiyet gibi yakınmalar belirgin şekilde artış gösteriyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Uzman Psikolog Sena Sivri, pek çok kişinin bu dönemde “Depresyona mı giriyorum?” endişesi taşıdığını belirterek, “Oysa her duygu durum değişimi depresyon anlamına gelmez. Çoğu zaman yaşanan bu tablo, bedenin ve zihnin çevresel değişimlere verdiği doğal bir uyum tepkisidir. Mevsimsel geçişler sırasında gün ışığı süresi, sıcaklık, sosyal hareketlilik ve günlük alışkanlıklar değişir. Bu değişimler doğrudan biyolojik ritmimizi etkileyen sirkadiyen sistemini devreye sokar. Sirkadiyen sistemi sağlıklı çalışmadığında, hormon dengesinde ve duygu durumunda bozulmalar ile depresyon belirtileri ortaya çıkabilir. Bunun sonucunda kendimizi daha yorgun hissedebilir, sabahları uyanmakta zorlanabilir veya zihinsel performansımızda düşüş yaşayabiliriz. Burada önemli olan nokta, bu belirtilerin geçici ve yönetilebilir olduğunun bilinmesidir” diyor.

Psikolog Sena Sivri

Psikolog Sena Sivri

Duygusal dalgalanmalar zayıflık değildir!

Uzman Psikolog Sena Sivri, mevsim geçişlerinde yaşanan duygu dalgalanmalarının psikolojik açıdan bir zayıflık değil; aksine adaptasyon kapasitemizin bir göstergesi olduğunu ifade ederek, sözlerine şöyle devam ediyor: “ Önemli olan, bu değişimleri korkulacak bir durum olarak görmek yerine, bedenin ve zihnin uyum sürecinin bir parçası olarak değerlendirebilmektir. Küçük yaşam düzenlemeleri, farkındalık ve gerektiğinde profesyonel destekle bu dönemler daha dengeli, hatta kişisel farkındalığın arttığı bir süreç haline gelebilir. Çünkü ruh sağlığı, yalnızca zor dönemlerde değil; değişim anlarında da kendimize nasıl eşlik ettiğimizle şekillenir.”  Uzman Psikolog Sena Sivri,  klinik deneyim ve bilimsel verilerin, küçük ama sürdürülebilir yaşam düzenlemelerinin ruh hali üzerinde belirgin bir koruyucu etkisi olduğunu gösterdiğini belirterek, bu süreci daha sağlıklı yönetebilmemiz için dikkat etmeniz gereken 10 kuralı şöyle anlatıyor:

Gün ışığıyla temasınızı artırın

Doğal ışık, beynin “uyanıklık” ve “denge” sinyallerini düzenliyor. Sabah saatlerinde alınan gün ışığı, serotonin seviyelerini destekleyerek, enerji artışı sağlıyor. Özellikle kapalı ortamlarda çalışan kişiler için kısa açık hava yürüyüşleri bile fark oluşturuyor. Bu nedenle, gün içinde, dışarıda en az 15–20 dakika zaman geçirmeniz önemli.

Uyku düzeninizi koruyun

Mevsim geçişlerinde uyku isteğimiz oldukça artabiliyor. Ancak, düzensiz uyku saatleri, biyolojik ritmi daha da bozarak yorgunluk hissini artırabiliyor. Kaliteli uyku, duygusal dayanıklılığın temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmanız zihinsel dengenizi destekleyecektir.

Hareket etmeyi ihmal etmeyin

Düşen enerji seviyeleri kişiyi hareketsizliğe itebiliyor; oysa hareket etmek enerji üretimini artırıyor. Düzenli egzersiz endorfin salgısını destekliyor ve kaygı düzeyini azaltıyor. Hafif tempolu yürüyüşler, yoga veya esneme egzersizleri bile psikolojik rahatlama sağlıyor.

Beslenme alışkanlıklarınıza dikkat edin

Mevsim geçişlerinde hızlı enerji veren şekerli besinlere yönelim artabiliyor. Uzman Psikolog Sena Sivri, bu seçimlerin kısa vadede rahatlatıcı görünse de sonrasında enerji düşüşüne yol açabileceğini vurgulayarak, “Beslenme alışkanlıkları, psikolojik iyi oluşun göz ardı edilmemesi gereken bir parçasıdır. Dengeli protein ve lif tüketimi ruh halinin daha dengeli kalmasına destek olur” diyor.

Sosyal bağlarınızı sürdürün

İçe kapanma eğilimi mevsim geçişlerinde artış gösterebiliyor. Ancak, sosyal etkileşim ve sağladığı aidiyet duygusu, psikolojik esnekliği güçlendiren önemli bir koruyucu faktördür. Kısa bir kahve buluşması ya da telefon görüşmesi bile aidiyet hissini güçlendirebiliyor.

Günlük küçük rutinler oluşturun

Belirsizlik duygusu zihinsel yorgunluğu artırabiliyor. Gün içinde tekrar eden küçük alışkanlıklar ise kontrol hissi kazandırıyor. Sabah rutini, kısa yürüyüşler veya akşam sakinleşme ritüelleri psikolojik dengeyi destekliyor.

Duygularınızı normalleştirin

“Böyle hissetmemeliyim” düşüncesi çoğu zaman içsel baskıyı artırıyor. Mevsimsel değişim dönemlerinde düşük enerji veya isteksizlik hissi yaşamak olağandır. Bu duyguları fark etmek ve kabul etmek, psikolojik uyumu kolaylaştırıyor. Kendinize karşı daha şefkatli olmanız, bu süreçte önemli bir içsel desteği sağlayacaktır.

Dijital yükünüzü azaltın

Uzun süre ekran karşısında kalmak zihinsel yorgunluğu artırabiliyor. Özellikle akşam saatlerinde ekrana maruz kalmak uyku kalitesini olumsuz etkiliyor. Gün içinde vereceğiniz kısa dijital molalar zihninizin toparlanmasına yardımcı olacak ve böylece duygusal dalgalanmaları daha hafif hissetmenize katkıda bulunacaktır.

Küçük ve ulaşılabilir hedefler belirleyin

Enerjinin düşük olduğu dönemlerde yüksek beklentiler motivasyon kaybına yol açabiliyor.  Günlük küçük hedefler belirlemek ise başarı hissini artırıyor. Tamamlanan her küçük adım, psikolojik olarak “ilerleme” duygusu oluşturuyor ve bu etkisiyle ruh halini olumlu yönde destekliyor.

Destek almaktan çekinmeyin

Uzman Psikolog Sena Sivri, mutsuzluk, isteksizlik veya umutsuzluk hissinin iki haftadan uzun sürmesi durumunda profesyonel destek almanızın önemli olduğuna dikkat çekiyor. Mevsimsel duygu durum değişimlerinin terapiyle oldukça iyi yönetilebildiğini belirten Sena Sivri, “Erken dönemde alacağınız destek, sürecin kronikleşmesini önler. Psikolojik yardım güçsüzlük değil, farkındalık göstergesidir” ifadelerini kullanıyor.

#MevsimGeçişi #EnerjiYenileme #Psikoloji #SirkadiyenRitim #Motivasyon #MevsimselDeğişim #RuhSağlığı #DuyguDurumu #BaharEnerjisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Profesyonel Kahve Lezzeti Artık Mutfaklarda

Electrolux, kahve tutkunlarına evde barista kalitesinde kahve hazırlama imkânı sunan Explore 8 Manuel Espresso Makinesi ile mutfaklara profesyonel bir deneyim getiriyor. 20 bar demleme basıncı, Dual ThermoBlock teknolojisi ve 30 farklı öğütme ayarıyla her fincanda dengeli aroma ve ideal kıvam sağlanıyor.

Mat Deniz Kabuğu Beyazı tasarımıyla modern mutfaklara uyum sağlayan Explore 8, süt köpürtme basıncı, mekanik basınç göstergesi ve kişiselleştirilebilir sıcaklık seçenekleriyle kahve hazırlama sürecini keyifli bir ritüele dönüştürüyor. Profesyonel ekipmanlarla uyumlu 58 mm PRO demleme başlığı ve hızlı ısınma özelliğiyle kullanıcılarına evde barista deneyimi yaşatıyor.

#ElectroluxExplore8 #BaristaDeneyimi #EvdeKahve #GurmeLezzet #EspressoTutkusu #KahveSeverler #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

En yaygın görülen 3’üncü kanser türü

Kolon kanseri, görülme sıklığı ve ölüm oranlarıyla küresel bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1.9 milyon, ülkemizde ise 20 bini aşkın kişinin bu hastalığa yakalandığı belirtiliyor. Üstelik eskiden ileri yaş hastalığı olarak bilinen kolon kanserine, günümüzde 40’lı yaşlarda, hatta genç erişkinlerde daha sık rastlanıyor. Son yıllarda obezitenin artması, hareketsiz bir yaşam sürülmesi ve fast food tipi beslenmenin bu artışta etkili olduğu belirtiliyor. Kolon kanseri en yaygın görülen kanserler arasında 3’üncü sırada yer alırken, kansere bağlı ölüm nedenleri arasında da 2’inci sıraya yükseliyor. En ölümcül kanserlerde üst sıralarda yer almasının sebebi ise genellikle ileri aşamaya kadar belirti vermeden sinsice ilerlemesi! Bu nedenle tarama programı kritik önem taşıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, kolon kanserinin önemli bir bölümünün aslında tarama programı ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle önlenebildiğine dikkat çekerek,  “Kolon kanseri tedavi edilmediğinde veya ileri evrede tanı aldığında yaşamı tehdit edebilen bir hastalıktır.  Bununla birlikte, bu kanserin en önemli özelliği tarama programıyla erken yakalanabilmesi, hatta kolonoskopi yönteminde saptanan poliplerin kansere dönüşmeden çıkarılması sayesinde önlenebilmesidir” diyor.

Prof. Dr. Özlem Sönmez

Prof. Dr. Özlem Sönmez

Her iki yılda bir tarama testi şart!

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, bu nedenle düzenli yapılan tarama programının kolon kanserinde yaşamsal önem taşıdığını belirterek, şu bilgileri veriyor: “Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın ulusal tarama programı; 50–70 yaş aralığında iki yılda bir gaitada gizli kan testi ve ayrıca 10 yılda bir kolonoskopi şeklindedir. Hiçbir şikayet olmasa bile tarama yaptırmak; dışkıda kan, dışkılama alışkanlığında değişiklik ve demir eksikliği anemisi gibi bulguları önemsemek,  hayat kurtarır.”  Prof. Dr. Özlem Sönmez, sağlıklı beslenmenin, düzenli hareket etmenin, ideal kiloyu korumanın ve sigara ile alkolden uzak durmanın ise kolon kanseri riskini azaltmanın temel taşlarını oluşturduğunu vurguluyor.

En yaygın nedeni polipler!

Kalın bağırsağın (kolon) iç yüzeyini döşeyen hücrelerde gelişen kötü huylu tümörler olan kolon kanseri, “kolorektal kanser” başlığı altında rektum kanseriyle birlikte değerlendiriliyor. İlerleyen yaş, aile öyküsü, erkek olmak, kalıtsal sendromlar (Lynch sendromu, ailesel adenomatöz polipozis) veya inflamatuvar bağırsak hastalıkları gibi kronik inflamasyon ve  radyasyona maruz kalmak, kolon kanseri için değiştirilemez risk faktörlerini oluşturuyor.  En yaygın görülen ve önlenebilir riskler arasında ise “Obezite, hareketsiz yaşam, kırmızı ile işlenmiş etten zengin ve liften fakir beslenme, sigara ile alkol kullanımı” yer alıyor. Ancak, kolon kanserinin yaklaşık yüzde 90 gibi önemli bir oranından polipler sorumlu oluyor. Polip olarak başlayan iyi huylu lezyonların bir bölümü yıllar içinde genetik ve epigenetik değişiklikler sonucu kansere dönüşüyor. Bu nedenle, poliplerin tarama kolonoskopisiyle saptanıp çıkarılması, kanser gelişimini önleyebilen temel yaklaşımı oluşturuyor.

Ailede öyküsünde risk yaklaşık 4 kat artıyor!

Yapılan çalışmalara göre; birinci derece akrabasında (anne, baba, kardeş) kolorektal kanser öyküsü olan kişilerde risk genel nüfusa göre yaklaşık 2–4 kat artıyor. Akrabanın genç yaşta tanı alması ve ailede bir kişiden fazla görülmesi riski daha da yükseltiyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, risk grubunda olan kişilerin taramalara daha erken yaşta başlamaları gerektiğini belirterek, “Kolonoskopi taramasına 40 yaşında veya ailedeki en erken tanı yaşından 10 yıl önce (hangisi daha erkense) başlamaları gerekmektedir.  Bulgulara göre hastalar genellikle 5 yılda bir izlenmektedir. Şüpheli semptom varlığında ise yaş beklenmeden değerlendirme yapılmaktadır” diyor.

Bu sorunlarda zaman kaybetmeyin!

Kolon kanseri ve kanser öncülü polipler uzun süre belirti vermeden sinsice ilerleyebiliyor. Prof. Dr. Özlem Sönmez, kolon kanserinde en sık görülen belirtileri “Dışkılama alışkanlığında değişiklik (ishal-kabızlıkta yeni başlayan veya kalıcı değişim), dışkıda kan/ makattan kanama, nedensiz demir eksikliği anemisi, karın ağrısı–şişkinlik, açıklanamayan kilo kaybı ve halsizlik” olarak sıralıyor. Prof. Dr. Özlem Sönmez, bu belirtilerin özellikle 40 yaş üstünde veya aile öyküsü olanlarda “basit bir sorun” gibi görülmeden hızlıca hekime başvurmayı gerektirdiğini vurguluyor.

Erken evrede tam şifa mümkün!

Doğru zamanda yapılan tarama ve zamanında cerrahi, hastalığın doğal seyrini kökten değiştirebiliyor, gecikme ise tedaviyi daha karmaşık hale getiriyor.  Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, erken evrede yakalanan kolon kanserinde tam şifanın mümkün olduğunu vurguluyor. Tedavinin omurgasını genellikle cerrahi yöntemin oluşturduğunu anlatan Prof. Dr. Özlem Sönmez, sözlerine şöyle devam ediyor: “Patolojiye ve evresine göre bazı hastalarda ek tedaviler, özellikle lenf nodu tutulumu gibi risk faktörleri varsa, kemoterapi planlanmaktadır. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendirerek kanserle savaşmasını sağlayan immünoterapi ilaçları, özellikle bazı özel genetik özelliklere sahip hastalarda 2017 yılından itibaren kullanılmaktadır ve tedavi seçeneklerini genişletmektedir. Kanser hücrelerinin büyümesini hedef alan akıllı ilaçlar da yaklaşık 2000’li yıllardan bu yana uygun hastalarda kullanılarak tedavinin kişiye özel planlanmasına yardımcı olmaktadır.”

#KolonKanseri #ErkenTanı #TaramaProgramı #PolipKontrolü #Onkoloji #SağlıkHaber #GençErişkinlerdeKanser #YaşamTarzı #Kolonoskopi #KanserFarkındalık #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Mahkeme Alpu Ovası’nı Korudu, Termik Santrale ‘Dur’ Dedi

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Alpu Termik Santrali projesine karşı yürüttüğü hukuk mücadelesinde önemli bir kazanım elde etti. Bursa Bölge İdare Mahkemesi, Danıştay’ın bozma kararına uyarak verimli tarım arazilerinin enerji üretim alanı olarak kullanılmasına izin veren işlemleri iptal etti.

Mahkeme kararında, projenin en temel dayanağı olan “ÇED Olumlu” kararının iptal edildiği ve bu iptalin kesinleştiği hatırlatıldı. Çevre Kanunu uyarınca geçerli bir ÇED kararı bulunmayan projelerin uygulanamayacağı vurgulandı. Ayrıca alanın büyük kısmının “Alpu Büyük Ova Koruma Alanı” içerisinde kaldığı, termik santral gibi kirletici tesislerin tarımsal bütünlüğü bozacağı ve kamu yararı taşımadığı belirtildi.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Alpu Ovası’nı korumak için yürüttüğümüz hukuk mücadelesinde bir önemli kazanım daha elde ettik. Tarımın, doğanın ve yaşamın yanında durmaya, kentimizin geleceğini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz” dedi.

#Eskişehir #AlpuOvası #HukukZaferi #TermikSantral #ÇevreHaber #YerelYönetim #TarımAlanları #DoğaKoruma #MahkemeKararı #KentVeGelecek #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Cipso’dan Yeni Reklam: Giray Altınok ile Modunu Çıtırdat!

Türkiye’nin en sevilen cips markalarından Cipso, ünlü oyuncu Giray Altınok’un rol aldığı dördüncü reklam filmini yayınladı. “Cipso ile modunu çıtırdat!” sloganıyla ekranlara gelen film, Altınok’un ilham bulamayan genç müzisyenlere Cipso Tube ile enerji ve yaratıcılık kazandırmasını esprili bir dille anlatıyor.

Reklamda Cipso Tube’un yanı sıra Orijinal Deniz Tuzlu ve İncecik Klasik gibi popüler çeşitler de öne çıkarılıyor. Gençlerin enerjilerini ve sosyal anlarını besleyen Cipso, çıtırtısı ve lezzetiyle ilham kaynağı olarak vurgulanıyor.

Doğuş Çay Yönetim Kurulu Üyesi Harika Karakan, “Cipso Tube yenilikçi formu ve lezzetiyle gençlerle güçlü bir bağ kurdu. Ürünlerimiz yalnızca bir atıştırmalık değil; gençlerin yaratıcılıklarını ve sosyal anlarını besleyen bir deneyim” dedi.

REKLAM FİLMİ KÜNYESİ

 Yaratıcı Ajans: İnsanlar

Yapım Evi:  Shortcut Prodüksiyon

Post Prodüksiyon: IPD (İstanbul Post Production)

Yönetmen:  Baki Yavuz

Görüntü Yönetmeni:  Muratcan Gökçe

Reklam Veren: Cipso

Reklam Veren Temsilcileri : Harika Karakan, Özge Yazıcılar, Tolga Gökosmanoğlu, Befru Çolak, Ayşegül Karakan

 

#Cipso #ModunuÇıtırdat #CipsoTube #GirayAltınok #ReklamFilmi #Atıştırmalık #GençlikEnerjisi #DoğuşÇay #ReklamHaber #CipsKeyfi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Inari Omakase’den Bahar Menüsü: Zarif ve Katmanlı Lezzet Yolculuğu

Inari Omakase, Japon mitolojisinden ilham alan özgün gastronomi anlayışıyla ilkbaharı karşılıyor. İstanbul ve Bodrum’daki dört farklı lokasyonda hizmet veren marka, iki ayda bir yenilenen omakase menüsü ile mevsimin tazeliğini zarif ve çok katmanlı bir lezzet deneyimine dönüştürüyor.

Adını Japon efsanelerinde bereket ve doğurganlığın sembolü olan Inari’den alan restoran, her menüsünü nadir bir karşılaşma hissiyle kurguluyor. Özenle seçilmiş malzemeler, katmanlı lezzetler ve incelikli sunumlarla misafirlerine benzersiz bir gastronomi yolculuğu sunuyor.

2012’de Kuruçeşme’de başlayan Inari serüveni, bugün Etiler, Vadistanbul ve Bodrum Yalıkavak’taki şubeleriyle aynı kaliteyi farklı atmosferlerde yaşatıyor. Her iki ayda bir yenilenen menüler, deniz ürünleri ağırlıklı kompozisyonlar ve yaratıcı sunumlarla her ziyareti farklı bir deneyime dönüştürüyor.

“Omakase”nin özünde yer alan “şefe güven” yaklaşımı, Inari’de bir ritüele dönüşüyor. Konuklar, şefin en iyi ürünü ve tekniği seçtiği akışa kendilerini bırakırken, zarif dokunuşlar ve dengeli aromalarla mevsimin hikâyesini tabaklarda keşfediyor.

#InariOmakase #BaharMenüsü #Gastronomi #OmakaseDeneyimi #JaponMutfağı #İstanbulYemeİçme #BodrumLezzetleri #FineDining #GurmeHaber #YeniMenü #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Lenovo’dan MWC 2026’da Yeni Nesil Yapay Zeka Ekosistemi

Lenovo, Mobile World Congress (MWC) 2026’da iş dünyasından oyunculara uzanan geniş bir kullanıcı kitlesi için geliştirdiği yeni nesil uyarlanabilir yapay zeka cihazlarını ve sistem düzeyinde kişisel ortam zekası çözümü Lenovo Qira’yı tanıttı.

Fuarda öne çıkan yenilikler arasında;

Lenovo Qira: PC, tablet, akıllı telefon ve giyilebilir cihazlarda entegre çalışan, kişisel yapay zeka deneyimi.

ThinkBook Modüler Yapay Zeka Bilgisayar Konsepti: Değiştirilebilir ekran ve modüler bileşenlerle esnek kullanım.

Yoga Book Pro 3D: Gözlüksüz 3D içerik üretim deneyimi.

Legion Go Fold: Katlanabilir ekranlı oyun konsolu konsepti.

Lenovo ayrıca güncellenen ThinkPad T Serisi, mobil profesyonellere yönelik ThinkPad X13 ayrılabilir, dayanıklı ThinkTab X11 ve KOBİ’lere yönelik ThinkBook 14 2’si 1 arada gibi yapay zeka odaklı iş çözümlerini de tanıttı.

Tüketici tarafında Yoga 9i Aura Edition, Yoga Pro 7a ve IdeaPad Slim 5i Ultra gibi yeni modeller; oyun tarafında ise Legion 7a ve Legion Tab dikkat çekti. Lenovo’nun yeni cihaz ve konseptlerinin 2026 yılı boyunca kademeli olarak pazara sunulması bekleniyor.

#Lenovo #MWC2026 #YapayZeka #LenovoQira #TeknolojiHaber #ModülerPC #3DBilgisayar #OyunKonsolu #ThinkPad #Legion #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity