Yazılar

Ahmet Hamdi Tanpınar Roman Ödülü Başvuruları Başladı

Bursa Büyükşehir Belediyesi, “Bursa Tanpınar Yılı” kapsamında düzenlediği Ahmet Hamdi Tanpınar Roman Ödülü için başvuruları açtı. Türk edebiyatının ölümsüz ismi Tanpınar’ın düşünce ve estetik dünyasından ilham alan eserlerin değerlendirileceği ödül, çağdaş edebiyata yeni ve nitelikli romanlar kazandırmayı amaçlıyor.

Seçici kurulda Hakan Akdoğan, Murat Cankara, Sibel Irzık, Nuri Sağlam ve Seval Şahin yer alıyor. Başvurular 1 Mart 2026 tarihine kadar yapılabilecek. Süreç sonunda seçilen eserin sahibine 50 bin TL para ödülü verilecek.

Detaylı bilgi ve başvuru koşulları için: bursakultursanat.com

#TanpınarRomanÖdülü #BursaKültür #AhmetHamdiTanpınar #TürkEdebiyatı #RomanÖdülü #KültürSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

PaperMatte Ekran Teknolojisiyle Türkiye’de satışta

Huawei, satış rekorları kıran MatePad 11.5 serisini yenileyerek MatePad 11.5 S modelini Türkiye’de satışa sundu. Yeni cihaz, yansımayı yüzde 99 oranında azaltan PaperMatte ekran teknolojisi, 2.8K çözünürlük ve 144 Hz adaptif yenileme hızıyla öne çıkıyor.

Geçtiğimiz yıl satış hedeflerini yüzde 137 aşan serinin halefi olan MatePad 11.5 S, kullanıcı geri bildirimleri doğrultusunda geliştirildi. Lansmana özel olarak 9497 TL değerinde klavye + kalem + mouse hediye paketi ve Watch Fit 2 hediyesi kampanya kapsamında sunuluyor.

#Huawei #MatePad115S #TeknolojiHaberi #Tablet #PaperMatte #WatchFit2 #TürkiyeTeknoloji #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Ben sağlıklıyım” yetmez, “Biz sağlıklı mıyız?” demeliyiz

Yeni bir yıla girildiğinde sağlık başlığı her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Özellikle kanser hem görülme sıklığının artması hem de toplumda yarattığı endişe nedeniyle gündemdeki yerini koruyor. Kanserle mücadelede en kritik unsur, hastalığı beklemek yerine riskleri erken dönemde yönetmekten geçiyor. Araştırmalar 2026’nın ilk günlerinden itibaren kanserle mücadelede en etkili yaklaşımın erken tanı, düzenli tarama ve yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu gösteriyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, yeni yılda kanser hastalığına karşı alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler paylaştı.

Prof. Dr. Mustafa Özdoğan

Prof. Dr. Mustafa Özdoğan

Uzun yaşam, sağlıklı yıllar anlamına gelmiyor

Kanser, modern çağda ortaya çıkmış bir hastalık değildir. Tarihsel ve arkeolojik bulgular, kanserin binlerce yıldır insanlıkla birlikte var olduğunu göstermektedir. Günümüzde kanser sıklığındaki artışın temel nedeninin, tıptaki ilerlemeler sayesinde insan ömrünün uzaması olduğu bilinmektedir. İnsanlar artık daha uzun yaşamakta; bu durum, kanser riskinin daha geniş bir zaman dilimine yayılmasına neden olmaktadır. Son iki yüzyılda ortalama yaşam süresi belirgin biçimde artmıştır. Ancak asıl belirleyici olan, bu sürenin ne kadarının sağlıklı geçirildiğidir. Daha uzun yaşayan toplumlarda kanserin daha sık görülmesi, korunma ve erken tanı stratejilerinin her zamankinden daha önemli hale gelmesine yol açmıştır.

Erken tanı mümkün ama katılım düşük

Günümüzde meme, rahim ağzı, kalın bağırsak ve prostat kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünde erken tanı sayesinde tedavi başarısı önemli ölçüde arttı. Buna rağmen tarama programlarına katılım oranları hala düşük seviyelerde seyrediyor. Birçok kişi, kanser olasılığıyla yüzleşmekten kaçınmakta ve tarama testlerini ertelemektedir. Oysa erken tanı sayesinde hastalık kontrol altına alınabilmekte ve tedavi süreci çok daha etkili şekilde yönetilebilmektedir.

2026’da kanser tarama testlerinizi yaptırın!

Kanser çoğu zaman belirti vermeden ilerler ve erken evrede saptandığında ise tedavi şansı belirgin şekilde artar. Ailede kanser öyküsü bulunuyorsa, son dönemde nedeni açıklanamayan bazı şikayetler ortaya çıktıysa ya da yaş itibarıyla risk grubuna girildiyse “bir şeyim yok” denilmemeli ve vakit kaybetmeden tarama testleri için hekime başvurulmalıdır. Kanser tarama testlerinin, hastalık ortaya çıkmadan önce riskin belirlenmesinde hayati bir rol üstlendiği unutulmamalıdır.

Kadınlar için önemli testler:

  • 40 yaş sonrası düzenli mamografi
  • 21–65 yaş arası smear ve HPV taramaları
  • 50 yaş sonrası kolonoskopi veya dışkıda gizli kan testleri

Erkekler için önemli testler:

  • 50 yaş sonrası PSA testi ve prostat muayenesi
  • 50 yaş sonrası kolonoskopi
  • Uzun süre sigara kullanmış bireylerde düşük doz akciğer tomografisi

Bunların dışında, kadın erkek fark etmeksizin yaşı kaç olursa olsun her bireyin yılda bir kez temel kan ve biyokimya testlerini yaptırması, genel sağlık durumunun izlenmesi açısından faydalı olabilir. Aile öyküsü ve bireysel risk durumuna göre karaciğer ve tiroit ultrasonu gibi kişiye özel taramalar planlanmalıdır. Özellikle ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerde taramaların daha erken yaşta ve daha sık aralıklarla yapılması büyük önem taşımaktadır.

 “Ben sağlıklıyım” yetmez “Biz sağlıklı mıyız?” demeliyiz!

Bilimsel çalışmalarda, kanser riskinin yalnızca genetik yatkınlıkla değil; günlük yaşamda benimsenen alışkanlıklarla da yakından ilişkili olduğu ortaya konulmaktadır. Hareketsizlik, düzensiz ve dengesiz beslenme, aşırı kilo alımı ve kronik stres gibi faktörlerin etkisinin yalnızca bireyle sınırlı kalmadığı, aynı yaşam alanını paylaşan tüm aile bireylerini etkilediği vurgulanmaktadır. Bu nedenle sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve stres yönetimi gibi alışkanlıkların aile içinde birlikte uygulanmasının, uzun vadede koruyucu bir etki sağladığı kabul edilmektedir.

Akdeniz diyetini ve aktif yaşamı benimseyin

Beslenme alışkanlıkları açısından Akdeniz diyetinin, kanser riskini azaltıcı etkileri bilimsel çalışmalarla da desteklenmektedir. Sebze ve meyve tüketiminin artırılması, zeytinyağı ve balık ağırlıklı beslenmenin tercih edilmesi; bunun yanında düzenli fiziksel hareketin sağlanması, yeterli ve kaliteli uykunun desteklenmesi ile stresin yönetilmesi, korunmada önemli bir rol oynamaktadır. Bu yaklaşımın geçici bir diyet programı olarak değil, sürdürülebilir bir yaşam biçimi olarak benimsendiğinde daha etkili sonuçlar elde edildiği görülmektedir.

#KanserdenKorunma #ErkenTanı #TaramaTestleri #SağlıklıYaşam #AkdenizDiyeti #KanserFarkındalık #MemorialHastanesi #ProfMustafaÖzdoğan #SağlıkHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Lahana turşusu tok tutuyor!

Lahana turşusunun sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çeken Beslenme Uzmanı Kübra Şahin, “Lahana turşusu düşük kalorili ve posa açısından zengindir. Bu özellikleri sayesinde tokluk hissi sağlar ve aşırı yemeyi önlemeye yardımcı olur.” dedi.

Kübra Şahin, “Turşuda bulunan probiyotik bakteriler bağırsak mikrobiyotasının dengelenmesine destek olur. Sağlıklı bir bağırsak florası bağışıklık sistemi için de oldukça önemlidir. Lahana turşusunun içerdiği vitamin ve mineraller de genel metabolik işlevler için gerekli desteği sağlar.” diye konuştu.

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, lahana turşusunun probiyotik değeri ve sağlık üzerindeki etkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Beslenme Uzmanı Kübra Şahin

Beslenme Uzmanı Kübra Şahin

Turşu geleneksel bir fermantasyon yöntemi

Turşunun Türk mutfağındaki yerinin son derece köklü olduğunu belirten Kübra Şahin, “Hem tarihsel hem de sosyo-kültürel açıdan değerlendirildiğinde oldukça önemli ve köklü bir yere sahiptir.  Turşu yapımı ve tüketimi Türk toplumunun beslenme alışkanlıklarının ayrılmaz bir parçasıdır. Türk mutfak kültüründe hem besinsel hem de kültürel açıdan zengin bir mirasın temsilcisidir. Geleneksel koruma yöntemi sayesinde soğuk kış aylarında taze sebzeye erişimin sınırlı olduğu dönemlerde, turşular önemli bir besin kaynağı olmuştur. Uzun süre saklanabilmesi amacıyla kullanılan geleneksel bir fermantasyon yöntemidir. Fermente bir ürün olduğu için probiyotik özellikler taşıdığı da bilinmektedir. Türk sofralarında hemen her yemekle birlikte turşu sunmak yaygın bir gelenektir.” dedi.

Lahana turşusu geniş coğrafyada benimsenmiş

Lahana turşusunun Türk mutfağında özel bir yere sahip olduğunu belirten Kübra Şahin, bu popülerliğin hem tarımsal hem de ekonomik nedenlere dayandığını söyledi. Şahin, “Lahana, fermantasyona son derece uygun bir yapıya sahiptir ve turşu olarak uzun süre bozulmadan saklanabilir. Özellikle sonbahar ve kış aylarında Türkiye’nin birçok bölgesinde bol miktarda yetişmesi, Karadeniz’den İç Anadolu’ya, Trakya’dan Doğu Anadolu’ya kadar geniş bir coğrafyada lahana turşusunun yaygınlaşmasını sağlamıştır. Maliyetinin düşük olması, halk arasında kolayca temin edilip işlenmesine olanak sağlamıştır. Lahana turşusu, özellikle etli yemekler, kuru fasulye, nohut, pilav gibi ana yemeklerle uyumlu bir lezzete sahiptir.” diye konuştu.

Probiyotik değeriyle öne çıkıyor

Lahana turşusunun probiyotik açıdan son derece değerli bir besin olduğunu vurgulayan Kübra Şahin, fermantasyon sürecinin bu noktadaki belirleyici rolünü şöyle açıkladı:

“Lahana turşusu, laktik asit fermantasyonu ile oluşur. Bu süreçte faydalı bakteriler devreye girer ve lahana üzerindeki doğal şekerleri fermente ederek laktik asit üretir. Bu durum hem turşunun korunmasını sağlar hem de yararlı bakteri içeriğini artırır.”

Lahananın yüksek posa içeriğinin bağırsak sağlığı üzerindeki etkilerine de değinen Şahin, “Lahana, yüksek posa içeriği sayesinde bağırsak florası için uygun bir ortam oluşturur. Posa, probiyotik bakterilerin beslenmesi için gerekli olan prebiyotik etkiyi sağlar. Bu da sindirim sisteminde iyi bakterilerin çoğalmasını destekler.” ifadesinde de bulundu.

Diğer turşulara göre daha dayanıklı

Lahana turşusunun fermantasyon sürecinin diğer sebze turşularından farklı olduğuna işaret eden Şahin, “Lahana turşusu, salatalık veya havuç turşusuna kıyasla daha uzun süre fermantasyona dayanabilmektedir. Salatalık ve havuç turşuları daha kısa sürede olgunlaşırken, dokuları da daha çabuk yumuşamaktadır.” şeklinde konuştu.

Kilo kontrolü ve metabolizma için destekleyici

Lahana turşusunun sağlık üzerindeki etkilerine de değinen Kübra Şahin, özellikle kilo kontrolü ve bağırsak sağlığı açısından önemli faydalar sunduğunu belirtti. Şahin, “Lahana turşusu düşük kalorili ve posa açısından zengindir. Bu özellikleri sayesinde tokluk hissi sağlar ve aşırı yemeyi önlemeye yardımcı olur. Posa içeriği sindirimi yavaşlatarak kan glikozu dalgalanmalarını dengeler ve ağırlık kontrolüne katkı sağlar.” dedi.

Probiyotiklerin metabolizma üzerindeki rolüne dikkat çeken Kübra Şahin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Turşuda bulunan probiyotik bakteriler bağırsak mikrobiyotasının dengelenmesine destek olur. Sağlıklı bir bağırsak florası bağışıklık sistemi için de oldukça önemlidir. Ayrıca fermente besinlerin, mikrobiyom üzerinden enerji harcamasını ve yağ metabolizmasını olumlu yönde etkileyebildiğine dair araştırmalar bulunmaktadır. Lahana turşusunun içerdiği vitamin ve mineraller de genel metabolik işlevler için gerekli desteği sağlar.”

#LahanaTurşusu #SağlıklıBeslenme #Probiyotik #ToklukHissi #KiloKontrolü #TürkMutfağı #FermenteBesin #BeslenmeUzmanı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Toronto – İstanbul hattı haftada 3 frekans olacak

Kanada’nın tatil hava yolu şirketi Air Transat, yaz sezonu itibariyle İstanbul uçuşlarını artırma kararı aldı.

Şirket, 2 Mayıs’tan itibaren Toronto – İstanbul hattında haftada 2 frekanstan 3 frekansa çıkacak. Uçuşlar, geniş gövdeli Airbus A330 tipi uçaklarla karşılıklı olarak gerçekleştirilecek.

Bu adım, İstanbul’un uluslararası turizm ve ulaşımda cazibe merkezi olma konumunu daha da güçlendirecek.

#AirTransat #İstanbulUçuşları #Torontoİstanbul #TurizmHaberi #Ulaşım #Havacılık #AirbusA330 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

2025’in en yaşanabilir şehirleri açıklandı: Melbourne ve Viyana zirveyi paylaşıyor

Güvenli mahalleler, güçlü sağlık hizmetleri, sorunsuz ulaşım ve zengin kültürel yaşam… Economist Intelligence Unit’in (EIU) hazırladığı 2025 Küresel Yaşanabilirlik Endeksi, dünya genelinde şehirleri istikrar, sağlık, altyapı, eğitim ve çevre gibi kriterlere göre değerlendirerek yılın en yaşanabilir şehirlerini belirledi.

Hazırlayan: Ferhat Kaan Şahin

İşte 2025’in ilk 10’u:

  1. Vancouver, Kanada — 95,8

Kuzey Amerika’nın listede yer alan tek şehri. Sağlık hizmetleri ve eğitimde tam puan alan Vancouver, Pasifik Okyanusu ile dağlar arasında konumlanan doğal güzellikleriyle öne çıkıyor. Stanley Park, Granville Street ve Davie Village şehrin en canlı noktaları arasında.

  1. Adelaide, Avustralya — 95,9

Doğayla iç içe, planlı ve kozmopolit bir şehir. Ücretsiz tramvay ve otobüs hatlarıyla ulaşım kolay, sanat galerileri ve parklarıyla yaşam kalitesi yüksek.

  1. Auckland, Yeni Zelanda — 96

Yanardağlardan siyah kumlu plajlara uzanan doğal güzellikleriyle ünlü Auckland, sürdürülebilirlik hedefleri ve kültürel çeşitliliğiyle dikkat çekiyor.

  1. Osaka, Japonya — 96

İstikrar, sağlık ve eğitimde tam puana yakın performans. Dotonbori’nin neon ışıkları, Osaka Kalesi ve tertemiz metro ağı şehri yaşanabilir kılıyor.

  1. Sidney, Avustralya — 96,6

Sağlık hizmetlerinde tam puan alan Sidney, plajları, parkları ve çok kültürlü gastronomisiyle yaşam kalitesini yukarı taşıyor.

  1. Cenevre, İsviçre — 96,8

Diplomasinin kalbi Cenevre, temizliği, güvenliği ve çevre dostu ulaşım sistemiyle öne çıkıyor. Göl manzarası ve Alpler’e yakınlığı da büyük avantaj.

  1. Melbourne, Avustralya — 97

Güney Yarımküre’nin en yaşanabilir şehri. Geniş tramvay ağı, sanat ve kültür sahnesi, spor etkinlikleri ve düşük suç oranı Melbourne’u zirveye taşıyor.

  1. Viyana, Avusturya — 97,1 (beraberlik)

Üç yıl üst üste birinci olan Viyana bu yıl ikinci sırayı paylaşıyor. Mükemmel altyapı, güvenli yaşam, geniş yeşil alanlar ve zengin kültürel miras şehrin güçlü yönleri.

  1. Zürih, İsviçre (beraberlik)

Yaşanabilirlik puanı: 97,1

İsviçre’nin uluslararası finans ve bankacılık merkezi Zürih, 2025 Küresel Yaşanabilirlik Endeksi’nde Viyana ile birlikte ikinci sırayı paylaşıyor. Zürih Gölü’nün kuzey ucunda yer alan şehir, çok kültürlü yapısı, yüksek yaşam standartları ve özellikle sağlık ile eğitim alanlarında aldığı tam puanlarla öne çıkıyor.

Ayrıca Zürih, şehirlerin teknolojiyi yaşam kalitesini artırmak için nasıl kullandığını değerlendiren Akıllı Şehirler Endeksi’nde de 1 numara.

Şehir sakinleri; Kunsthaus Zürich ve çevresindeki Gallery Mile gibi kültür merkezlerinin yanı sıra 17 Michelin yıldızlı restoranın sunduğu gastronomi seçeneklerinden de faydalanıyor. Doğaya erişim ise son derece kolay: Zürih Gölü’nde su sporları, çevredeki yürüyüş rotaları ve her seviyeye uygun parkurlar hem yerel halk hem de ziyaretçiler için popüler aktiviteler arasında.

  1. Kopenhag, Danimarka

Yaşana bilirlik puanı: 98

Danimarka’nın başkenti Kopenhag, istikrar, eğitim ve altyapı kategorilerinde aldığı en yüksek puanlarla 2025’in dünyanın en yaşanabilir şehri seçildi.

Şehir, 2002’den bu yana bisiklet altyapısına yaptığı 100 milyon doları aşan yatırımla sürdürülebilir ulaşımda dünya liderlerinden biri hâline geldi. Güvenilir otobüs, tren ve metro ağı da şehir içi hareketliliği son derece kolaylaştırıyor.

Kopenhag küçük bir şehir olsa da her mahallenin kendine özgü bir karakteri var:

Çok kültürlü Nørrebro restoranları ve kafeleriyle, Indre By müzeleri ve tarihi yapılarıyla, Islands Brygge ise kanal kıyısındaki sosyal yaşamıyla öne çıkıyor.

Ayrıca dünyanın en eski ikinci eğlence parkı olan Tivoli Bahçeleri, her yaştan ziyaretçiye eğlence ve nostalji sunuyor.

#YaşanabilirŞehirler #KüreselYaşanabilirlikEndeksi #Melbourne #Viyana #EIU2025 #ŞehirYaşamı #DünyaŞehirleri #SeyahatRehberi #GüncelHaber

THY, Maldivler’de Terminal 1 operasyonlarına başladı

Türk Hava Yolları (THY), Maldivler’in başkenti Male’de bulunan Velana Uluslararası Havalimanı Terminal 1’de operasyonlarına resmen başladı. Bu adım, havalimanının bölgesel bir havacılık merkezi olma hedefi doğrultusunda önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Terminal 1’de düzenlenen açılış törenine MACL CEO’su Ibrahim Shareef Mohamed, THY Maldivler İstasyon Müdürü Elif Ozturk Minak ve davetliler katıldı. Açılış kapsamında THY’nin yeni terminaldeki check-in kontuarları hizmete alındı. İlk uçuş olan TK734 seferi, 384 yolcusuyla yerel bir karşılama programı eşliğinde karşılandı. Ayrıca terminalden gerçekleştirilen seferde 227 yolcuya çeşitli hediyeler takdim edildi.

THY, Maldivler uçuşlarına 25 Kasım 2012 tarihinde başlamıştı. Terminal 1’e geçişle birlikte havayolunun ülkedeki operasyonları yeni altyapı üzerinden sürdürülmeye başlandı. Bu gelişmeyle birlikte Terminal 1’de hizmet veren uluslararası havayolu sayısı 41’e ulaştı.

#TürkHavaYolları #THY #VelanaAirport #Maldivler #TurizmHaberi #Ulaşım #Havacılık #Terminal1 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Havaş, Syrian Air’in Türkiye operasyonlarını üstleniyor

Türkiye’nin önde gelen yer hizmetleri şirketlerinden Havaş, portföyüne yeni bir iş birliği ekledi. Şirket, Suriye’nin bayrak taşıyıcı hava yolu Syrian Air için Türkiye’deki uçuşlarda yer hizmeti operasyonlarını üstlenmeye hazırlanıyor.

Syrian Air, Şam ve Halep çıkışlı İstanbul seferlerini sürdürüyor. 10 Haziran 2025’te başlayan bu uçuşlarda yer hizmetleri bugüne kadar TGS tarafından yürütülüyordu. Artık Havaş, yarından itibaren bu operasyonlarda görev alarak Türkiye’deki havacılık sektöründe iş hacmini genişletecek.

Bu yeni iş birliği, hem uluslararası havacılıkta Türkiye’nin stratejik rolünü güçlendirecek hem de Havaş’ın portföyünü daha da zenginleştirecek bir adım olarak değerlendiriliyor.

#Havaş #SyrianAir #YerHizmetleri #Havacılık #TurizmHaberi #Ulaşım #İstanbulHavalimanı #TürkiyeHavacılık #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Wellness temel bir insan hakkıdır.”

Televizyon ekranlarından tanıdığımız, yazarlığıyla ilham veren, wellness ve yoga eğitmenliğiyle binlerce insana dokunan Ece Vahapoğlu, bugün artık “iyi yaşam” kavramının Türkiye’deki en güçlü seslerinden biri. Medya kariyerinden wellness dünyasına uzanan yolculuğunda disiplinini, iletişim gücünü ve sahne deneyimini yeni bir amaca yönlendiren Vahapoğlu, beden–zihin–ruh bütünlüğünü merkeze alan felsefesiyle modern insana dengeyi hatırlatıyor.
Pause Dergi için gerçekleştirdiğimiz özel kapak röportajında; içsel beslenmeden dişil enerjiye, kakao seremonilerinden nefes çalışmalarına kadar uzanan yaşam yolculuğunu, kişisel kırılma noktalarını ve wellness sektörünün geleceğine dair vizyonunu bizimle paylaştı.

Röportaj: Ahu Çağdaş

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Medya kariyerinden wellness alanına geçişteki kırılma noktanız neydi? O dönemki disiplin, bugünkü felsefenize nasıl bir temel sağladı?
Televizyon ve medya benim için güçlü bir iletişim alanıydı; ancak içimde hep insanlara gerçek dönüşüm sağlayan, onlara iyi gelen bir şeyler yapma arzusu büyüyordu. 30’lu yaşlarımda kendi iç yolculuğum başladıktan sonra gördüm ki; başarı sadece dış görünüşte ve şirket cirolarında değil, insanın beden–zihin–ruh bütünlüğünde saklı. Bu farkındalık, hayatımı daha derin bir amaca yönlendirdi. Medyada edindiğim disiplin, sahne duruşu ve güçlü iletişim becerileri ise bugün wellness alanında binlerce insanla buluşmamın temelini oluşturdu. Spor ve sağlıklı yaşam kültürünü yaymak istiyorum.

Savunduğunuz içsel beslenme tam olarak nedir ve günümüzün tükenmişlik hislerine karşı nasıl somut bir çare sunuyor?
İçsel beslenme; sadece tabağa değil, ruhun neye aç olduğuna da bakmaktır. Sevgiye mi? Desteğe mi? Özgürlüğe mi? Bedenimizi kaliteli gıdalarla beslerken ya da beslemezken; zihnimizi olumlu düşüncelerle, ruhumuzu minnetle, sosyal hayatımızı sağlıklı ilişkilerle beslemeyi savunuyorum. Bu yaklaşım modern insanın tükenmişlik haline bir çözüm oluyor.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Kakao seremonisi, modern insanın denge arayışına hangi derinlikleri sunuyor veya hatırlatıyor?
Kakao seremonisi, kalbi açan ve bizi öz şefkatle buluşturan kadim bir ritüel. Ben de uygulayıcısı olarak yaptığım seremonilerde katılımcıları daha üst bir enerji frekansına çıkarıp yukarıdaki ama aslında içimizdeki kaynakla buluşturuyorum. Kalp gözü açıldığı için niyetler daha kolay kabul oluyor. Modern insan hep “yapma” halinde; kakao ise “olma” haline davet ediyor. Unuttuklarımızı hatırlatıyor: Yavaşlık, duygu, sevgi, bağ ve birlik.

Dişil enerjiyi neden bu kadar önemsiyorsunuz?
Oğlum Efe’ye hamile kalmadan önce yaşadığım bir kayıp beni dişil enerjiyi aktive etmek konusunda uyandırdı. Çok araştırdım, okudum, uyguladım. Kitaplar yazdım. Çünkü dişil enerji; yaratıcı, sezgisel ve şefkatli tarafımız. Hızlı ve rekabetçi dünyada kadınlar sürekli eril enerjiyle ilerliyor ve öz doğalarından uzaklaşıyor. İyi yaşamın kalbinde dengelenmiş bir dişil güç var. Son kitabım ‘Dişil Enerji’de de bunun yollarını aktarıyorum. Aynı zamanda daha çok kadına ulaşmak için dişil enerji şifa uygulayıcısı sertifikam da tamamlanmak üzere.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Bunu kaybettiğini düşünen kadınlara öneriniz?
Kendilerine şefkatle dokunsunlar. Öz değerini hatırlasınlar. Toprağa bassınlar. Dans etsinler. Nefes alsınlar. Aynaya bakıp “Ben yeterim” desinler. Dişil enerji, dışarıdan alınan bir şey değil; hatırlanan bir öz. Dişil enerji açık olduğunda hayata bilgelik, aşk, bolluk, bereket akar.

Nefes çalışmalarında bahsedilen iç ses, insanı ilk duyduğunda en çok hangi korku ya da gerçekle yüzleştiriyor?
Sessizlik. Çünkü o sessizlikte kaçtığımız gerçeklerle, ertelenmiş duygularla yüzleşiriz. Zihne düşünceler gelir, odaklanmak güçleşir. İşte tam orada pratik başlar: Sürekli nefese geri dönmek.
Nefes, zihnin fırtınasında bize yönünü bulduran pusula gibi… Korkunun içinden geçtikçe özgürlüğün kapısı açılır.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Hayatınızda hiç tükendiğinizi hissettiğiniz bir dönem oldu mu? O dönemden çıkmanızı sağlayan tek şey neydi?
Evet olmuştur. Üstelik herkes güçlü görürken. Aynı anda çok şeye yetişmeye çalışırken ve hala idealist hedeflerde kalmaya çalışırken yoruldum. Beni ayağa kaldıran şey hem içime dönmek hem de hareket oldu. Her şey üst üste geliyorsa bir dur, sakinleş. Ama sporunu da eksik etme. Bedenimi ve ruhumu iyileştirdikçe sıkıntılar çözüldü.

Kırmızı çizginiz var mıdır?
Hak ettiğim değerin verilmediğini hissettiğim yerde durmam. Saygı, sınırlarıma çektiğim net bir çizgi.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Çabuk sinirlenir misiniz? Nasıl bir yapınız var?
Güçlü bir yapım var ama sabırsız olabiliyorum. Sinirlenince kısa bir süre sesim yükselebilir ama sonra sakinlerim. Eskiden istediğim şeyler istediğim zamanda olsun isterdim; ama hayat gösterdi ki ansızın planlar değişebilir. Anne ve babamı yakın zamanda birden kaybettim. Üstüne kanser olduğumu öğrendim. Çabuk toparladım hep ve yoluma devam ettim. İçimde tutmamayı, söylemeyi ve sınır koymayı öğrendim.

Dijital dünyanın mükemmel görünme baskısını nasıl yönetiyorsunuz? Kamera arkasında, dışarıya yansıtmadığınız en büyük mücadeleniz nedir?
Kamera önünde parlayan hayatlara herkes bakıyor, kamera arkasını az kişi biliyor… Yıllardır TV sektöründe de sosyal medyada da aktif biri olarak görünenle arkasının farklı olduğu zamanları biliyorum. Bazen bu bir anlamda profesyonellik. Ama ben sosyal medyada takipçilerime sürekli mükemmellik yerine gerçeklik iletiyorum. Genel olarak olumlu ve ilham veren şeyler paylaşıyorum. Şikayet etmiyorum. Kimi gün sahnede, kimi gün yorgun — ama her zaman Ece’yim.
En büyük mücadelem? Kendime yeterince şefkat göstermek.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Wellness’ı sürdürülebilir bir iş modeline dönüştürdünüz. Bu sektörün önümüzdeki 5–10 yılda hangi alanlarda en hızlı büyüyeceği öngörülüyor?
Turizm, kurumsal sağlık, dijital eğitim & uygulamalar ve longevity (uzun yaşam) alanları çok hızlı büyüyecek. Ben de bu alanların hepsinde global projeler üretiyorum. Wellness alanı zaten büyüyor; daha da büyüyecek. İnsanlar da neyin değerli olduğunu ve nereye yatırım yapmak daha iyi onu anladı. Seni yoran tatiller, marka alışverişleri yerine deneyimsel ve seni dinlendiren uzaklaşmalar revaçta.

Türkiye’de wellness halen lüks olarak algılanıyor. Bu algıyı kırıp iyi yaşamı halka yayacak en etkili yol nedir?
Wellness temel bir insan hakkıdır. Ücretsiz toplu aktiviteler, şehir içi sağlıklı yaşam alanları, medya desteği ve toplum sağlığı projeleri bu algıyı kıracak güce sahip. Ben bunun için en az 15 yıldır uğraşıyorum; zamanında kamu ile de çalıştım.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Dağ, kar ve soğukla aranız nasıl?
Doğa beni hep yeniler. Zorlu koşullarda bedenimi keşfetmek zihnimi de güçlendiriyor. Dağda zaman geçirmek bana çok iyi gelir. Havası nefesimi yeniler. Hele bir tırmanış, yürüyüş, rota, hedef varsa her zirve, bana “yapabilirim” duygusunu yeniden hatırlatıyor. Dünyanın en zorlu yarışı Everest Maratonu’nda koşan ilk ve tek Türk olmanın gururunu hala yaşıyorum.

Saç ve makyaj rutininiz?
Doğalım. Gündelik hayatımda çok uzun zamanlar ayırmam. Her zaman bakımlıyım. Cildimi temiz tutarım. Yoga pratiğiyle nefes aldığım gibi yüz yogası da yaparım. Saçlarım düz; yıka çık halimle sokağa çıkabilirim. Makyajı hafif yapmayı severim. Sahne sunuculuklarımda ve hatta TV ekranında bile hafif makyaj tercih ederim.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Alışveriş tarzınız?
Planlı olduğum dönemler olduğu gibi özellikle seyahatlerde bir rahatlayıp spontan bir şeyler satın alıyorum.
Buzdolabımda ise hep: sebze & yeşillikler, yumurta, bitkisel sütler, avokado ve ham kakao bulunur.

Yorgunluğa karşı kişisel sınırlarınız?
Enerjimi korumayı öğrendim. “Hayır” diyebilmek, erken uyku, yoga, nefes, meditasyon ve Efe ile kaliteli zaman — benim en güçlü şarjım.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Bir destinasyonu wellness cenneti yapan unsurlar nelerdir? Keşfettiğiniz bir gezi rotasını paylaşır mısınız?
Sessizlik, doğa, yüksek kalite beslenme ve samimi insan bağlantısı. Yaz aylarında Bodrum’da yazlık evimdeyim.
Yurtdışı favorilerimden biri Bali — insanın ruhunu açan bir enerjiye sahip ve tam yogilere göre. Hatta Mart ayında Bali’de anne–çocuk kampı düzenliyorum.
Bir diğer özel rotam ise Bosna Piramitleri… Bahar aylarında şifası yüksek enerjisiyle orada meditasyon turum olacak.

Önümüzdeki yıllarda Türk wellness sektörünü dönüştürecek global trend?
Longevity — uzun ve güçlü yaşam bilimi.
Beyin, beden ve duygu dönüşümü bilimsel yöntemlerle yaşamın merkezine oturacak.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

10 yıl sonra Ece Vahapoğlu’nu nerede hayal ediyorsunuz?
Dünyanın dört bir yanında, binlerce kadına ilham veren global bilge bir kadın olarak hayal ediyorum. Konuşmalarım, seminerlerim, workshoplarım, kamplarım, kitaplarım ve dijital içeriklerimle dünyadayım.
Doğaya yakın, Efe’yle çokça seyahat eden, aşkı da bulmuş dengede bir yaşamda.

Tek öğüdünüz?
Kendinize dönün. Mutluluk dışarıda değil, içinizde filizleniyor. Ve hep şükredin.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Başarının sırrı nedir?
Tutku + disiplin + şükür.
Ne yapıyorsan kalbinle yap.
Ayrıca sürekli öğrenme hevesi ve ilham vererek paylaşmak — bilgiyi saklamak değil, çoğaltmak başarıyı gerçek kılar.

Yeni TV programınız başladı; nasıl gidiyor?
Ekranda iyi bir programda olmayı özlemiştim. Tam bana göre bir içerikle, programın adında bile ‘mutluluk’ geçen, gazeteciliğimi konuşturabileceğim formatta, seçkin konuklarla samimi ve pozitif bir sohbet. 360TV’de ‘Ece Vahapoğlu ile Mutluluk için’ sert gündemden uzak, ilham ve mutluluk veren bir lifestyle format. Stüdyo dekoru, ekip, izleyici geri dönüşleri her şey çok güzel enerjide.
Eklemek istedikleriniz.
Benim için iyi yaşam bir hedef değil; her gün seçtiğimiz bir yol.
Okuyucuların bu yola sevgiyle adım atmasını diliyorum.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

#EceVahapoğlu #PauseDergi #KapakRöportajı #Wellness #Yoga #İçselBeslenme #DişilEnerji #Mutlulukİçimizde #Lifestyle #AhuÇağdaş #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Meysu Gıda’da halka arz başlıyor

Türkiye’nin köklü içecek üreticilerinden Meysu Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş., halka arz için Sermaye Piyasası Kurulu’ndan (SPK) onay aldı. Talep toplama tarihleri 5-6-7 Ocak 2026 olarak belirlendi. Halka arz süreci, konsorsiyum lideri Alnus Yatırım Menkul Değerler A.Ş. aracılığıyla yürütülecek.

Halka Arzın Detayları

Pay fiyatı: 7,50 TL (1 TL nominal değerli paylar)

Toplam arz: 175 milyon TL nominal değerli B grubu pay

Tahsisat grupları: %45 yurt içi bireysel, %45 yurt içi kurumsal, %10 yüksek başvurulu yatırımcılar

Halka açıklık oranı: %20,11

Toplam büyüklük: 1,3 milyar TL’nin üzerinde

Halka arz kapsamında sermaye artırımı ile şirketin ödenmiş sermayesi 750 milyon TL’den 870 milyon TL’ye çıkarılacak. Bu süreçte hem sermaye artırımı hem de ortak satışı yöntemi uygulanacak.

Fon Kullanım Alanları

Meysu, halka arzdan elde edeceği fonun önemli bir bölümünü Kayseri Melikgazi ve İncesu’daki üretim tesislerinde kapasite artırımı, yeni üretim hatları ve depolama altyapısına ayırmayı planlıyor. Ayrıca işletme sermayesinin güçlendirilmesi de öncelikli hedefler arasında.

Şirketin Güçlü Yönleri

Entegre üretim modeli: Hem ara mamul hem de tüketime hazır içecek üretimini kendi bünyesinde gerçekleştiriyor.

Geniş ürün portföyü: Meyve suyu, konsantre, UHT süt, soğuk çay, soğuk kahve, gazlı ve enerji içecekleri.

Uluslararası sertifikalar: BRC Food, ISO 9001, ISO 22000, FDA, Helal ve Yerli Malı belgeleri.

İhracat gücü: 2024 itibarıyla 51 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor.

Gelecek Vizyonu

Meysu, katma değeri yüksek ve fonksiyonel ürün gruplarına odaklanarak hem iç pazarda hem de ihracat pazarlarında büyümeyi hedefliyor. Özellikle organik meyve suyu, fonksiyonel içecekler ve yeni nesil süt ürünleri şirketin gelecek stratejisinde öne çıkan alanlar.

Halka arz, Meysu’nun sürdürülebilir büyüme stratejisinde önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Şirket, güçlü üretim altyapısı ve geniş ürün gamıyla yatırımcılarına uzun vadeli değer yaratmayı amaçlıyor.

#MeysuHalkaArz #SPKOnayı #Borsaİstanbul #YatırımFırsatları #EkonomiHaberleri #SermayePiyasası #KatılımEndeksi #MeysuGıda #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity