Yazılar

Hilton’un Yunanistan’daki ilk lüks tatil köyü: Conrad Korfu 2026’da açılıyor

Hilton, Yunanistan’daki ilk lüks tatil köyü Conrad Korfu’nun 2026 yaz sezonu öncesinde Güney Korfu’da açılacağını duyurdu. Troulis ailesiyle yapılan franchise anlaşmasıyla hayata geçirilecek olan otel, Hilton’un dünya genelindeki 40’tan fazla Conrad Hotels & Resorts portföyüne katılacak.

136 oda, süit ve villadan oluşacak tesis; 200 metrelik özel sahil şeridi, kapalı ve açık ısıtmalı havuzlar, Aqua Piazza lagünü, üç restoran, iki bar, spa ve sağlık merkezi, açık hava sineması ve çocuklar için ağaç ev tarzı mikro köyüyle dikkat çekecek. Çocuk kulübü, Worldwide Kids iş birliğiyle tasarlanacak.

Conrad Korfu

Doğayla iç içe tasarım özel konaklama deneyimi

Otelin geniş konuk odalarının çoğu özel havuz, jakuzi veya Aqua Piazza’ya doğrudan erişim sunacak. Toprak tonları, taş dokular ve yeşil renklerin uyumuyla şekillenen iç tasarım, doğayla bütünleşen bir atmosfer yaratacak. Ünlü tasarımcı Sophie Deloudi tarafından hazırlanan dört yatak odalı özel villa ve sahil alanı personel üniformaları da otelin tasarım vizyonunu yansıtacak.

Conrad Korfu

Kapsamlı spa ve sağlıklı yaşam olanakları

Conrad Spa’da beş terapi odası, özel sauna ve hamam içeren çift süiti, kızılötesi sauna, kar duşu ve kişiye özel bakımlar yer alacak. Yoga, pilates ve TRX gibi sağlıklı yaşam programları da konuklara sunulacak.

Conrad Korfu

Michelin dokunuşlu sahil gastronomisi

Otelin fine-dining restoranının menüsü, Atina’daki Michelin yıldızlı CTC’nin şefi Alexandros Tsiotinis tarafından hazırlanacak. Yunan mutfağını modern tekniklerle harmanlayan şef, gastronomi deneyimini sahil ortamına taşıyacak. Gün boyu hizmet veren restoran, kokteyl bar, lounge alanı ve konferans salonu da otelin sunduğu ayrıcalıklar arasında.

Conrad Korfu

The Grill Restaurant’tan yeni sezona lezzetli merhaba

Elite World Hotels & Resorts bünyesindeki The Grill Restaurant’lar, Şef Tin Tin’in (Muhittin Fidan) özgün dokunuşlarıyla hazırlanan yeni menüsüyle sezona iddialı bir giriş yaptı. Geleneksel Anadolu ve Osmanlı tarifleri, modern gastronomi teknikleriyle yeniden yorumlanarak misafirlere çok katmanlı bir tat deneyimi sunuyor.

Elite World Grand İstanbul Küçükyalı’da düzenlenen özel etkinlikte medya ve gastronomi dünyasından isimler, yeni menüyü deneyimledi. Misafirler, Şef Tin Tin’in yorumladığı Edirne Ciğer Sarma’yı birlikte hazırlayarak keyifli bir workshop’a katıldı.

Yeni menüde öne çıkan lezzetler arasında İlikli Kemik Suyunda Soğan Dolması, Vişne Glazeli Edirne Ciğer Sarma ve Odun Ateşinde Cağ Kebabı yer alıyor.

Şef Tin Tin: “Her tabağımızda geçmişle bugünü buluşturuyor, geleneksel tarifleri özgün tekniklerle yeniden hayata geçiriyoruz.”

 İşte yeni menünün öne çıkan lezzetleri:

Soğan Dolması, Osmanlı’dan Balkanlara uzanan köklü bir gelenekten ilham alan soğan dolması, kat kat açılan soğan yapraklarına hazırlanan iç harç ile 6.5 saat boyunca ilikli kemik suyunda ağır ateşte pişiriliyor.

Edirne Ciğer Sarma, kuzu gömleğine sarılı pirinç ve baharatlı iç harcıyla hazırlanırken, bu kez Tin Tin Şef’in özgün dokunuşu olan vişne glaze sosuyla servis ediliyor.

Cağ Kebabı (Oltu Kebabı), Erzurum’un asırlık misafirperverlik geleneğini modern bir sunumla masaya taşıyan lezzet odun ateşinde ızgara olarak pişiriliyor.

Yeni Nesil Elite Baklava, Fıstık kreması, pastacı kreması ve ahududu bezesiyle hazırlanan bu tatlı, geleneksel baklavaya yenilikçi bir yorum getiriyor.

ATÜ Duty Free, kadınlar için en iyi işverenler listesinde

Seyahat alışverişi alanında önde gelen markalardan ATÜ Duty Free, çalışanlarına güven veren ve gelişimlerini destekleyen iş ortamıyla, 2025 yılında “Kadınlar İçin En İyi İşverenler” listesine girdi.

Bu liste, Great Place to Work Türkiye tarafından 200 binden fazla çalışanın görüşleriyle hazırlandı. 355 şirket arasından seçilen 36 firma arasında yer alan ATÜ, 500’den fazla çalışanı olan şirketler kategorisinde ilk 13’e girmeyi başardı.

ATÜ İcra Kurulu Başkanı Ersan Arcan

ATÜ İcra Kurulu Başkanı Ersan ArcanKadınların Güçlenmesine Destek

ATÜ İcra Kurulu Başkanı Ersan Arcan, kadın çalışanların kariyerlerinde ilerlemeleri ve kendilerini güvende hissetmeleri için özel politikalar geliştirdiklerini söyledi. Kadın liderlerin sayısını artırmak ve onların potansiyellerini ortaya çıkarabilecekleri bir ortam yaratmak en büyük hedeflerinden biri olduğunu vurguladı.

Bu başarı, ATÜ’nün kadınlara eşit fırsatlar sunma konusundaki kararlılığının bir göstergesi. Şirket, kapsayıcı ve adil bir iş kültürünü daha da ileriye taşımak için çalışmalarına devam edeceğini belirtti.

Rolls-Royce’dan özel koleksiyon

Phantom’un 100. yılını onurlandıran 25 araçtan oluşan özel “landmark” koleksiyonu tanıtılıyor.

Bespoke tasarım ekibi yaptığı araştırmalarla Phantom’un yolculuğundaki dönüm noktalarını yansıtan 77 özgün motif yarattı. Bugüne kadarki teknolojik açıdan en iddialı olan özel koleksiyon, Bespoke ekibinin üç yıl süren ve 40.000’den fazla saatlik iş birliği ile geliştirildi.

Rolls-Royce Phantom

100 yıldır Phantom, dünyanın en etkili isimleri tarafından tercih edilen, başarı ve seçiciliğin nihai sembolü olarak tanınıyor. Efsanevi Phantom’un 100. yılı kutlanırken, Rolls-Royce Motor Cars Phantom Centenary Private Collection ile saygı duruşunda duruyor ve sadece 25 adet ile sınırlı bu özel koleksiyonu kutluyor.

Rolls-Royce Bespoke (kişiselleştirme) Collective’in tasarımcı, mühendis ve ustaları, tüm uzmanlıklarını ve yaratıcılıklarını bir araya getirerek, markanın başyapıtı olarak nitelendirilebilecek bu eşsiz koleksiyonu hayata geçirdi. Rolls-Royce Bespoke ekibi, 1920’lerden günümüze Phantom’un her neslinin ruhunu ve kimliğini detaylı bir şekilde inceleyerek, modelin dünyasına tam anlamıyla nüfuz etti. Bespoke ekibi, Phantom’un önemli sahiplerini, Rolls-Royce’un kilit isimlerini, modelin tasarlanıp üretildiği mekanları ve dönemin ruhunu yansıtan önemli olayları detaylı bir şekilde araştırdı. Bu ilham kaynakları, önce 77 el çizimi motif olarak tasarlandı ve ardından Phantom Centenary Private Collection’a özenle işlenmiş arşiv referanslarıyla yansıtıldı. Ortaya çıkan bu özel koleksiyon, Phantom’un geçmişine saygı duruşunda bulunurken, bugününü tanımlıyor ve önümüzdeki 100 yıl boyunca modelin mirasını şekillendirecek prensipleri ortaya koyuyor.

Rolls-Royce Phantom

Dış tasarım: Zarif ve özel Bespoke ifadesi

Siyah – beyaz bir film yıldızının zamansız zarafetini yansıtan Phantom Centenary Private Collection’ın dış tasarımı, Phantom’un galalarda boy gösterdiği, sinema ikonlarını taşıdığı ve dönemin ışıltısının simgesi haline geldiği Hollywood’un altın çağını anımsatıyor. Araç, Bespoke iki tonlu boya ile tamamlanıyor ve uzun yüzeylerdeki bu uygulama, 1930’lu yılların Phantom modellerinin akıcı silüetine saygı duruşu niteliğinde. Yan gövde, Arctic White üzerine Super Champagne Crystal kaplamasıyla sunulurken, üst gövde siyah üzerine Super Champagne Crystal ile tamamlanıyor. Özel olarak geliştirilen bu kaplama, dış yüzeye olağanüstü bir metalik parlaklık kazandırıyor. Bu etki, şeffaf verniğe ince öğütülmüş cam parçacıklarının eklenmesiyle sağlanıyor. Bu özel kutlama Private Collection için, Rolls-Royce boya uzmanları, şeffaf parçacıkları şampanya rengi partiküllerle değiştirerek miktarını iki katına çıkardı ve böylece büyüleyici bir derinlik elde etti.

Bu zamansız kaplama, Spirit of Ecstasy’nin benzersiz bir yeniden yorumlanmasıyla taçlandırılıyor. Phantom’a takılan ilk Spirit of Ecstasy figürünü referans alan tasarımcılar, bu ikonik figüre bir saygı duruşu niteliğinde tasarım ortaya çıkardı; önce 18 ayar saf altın ile dökülen figür, ardından 24 ayar altın kaplama ile tamamlanarak kusursuz ve kararmaya dayanıklı bir yüzey sunuyor. Parça, Londra’daki Hallmarking & Assay Office’e sunularak, özel olarak geliştirilen “Phantom Centenary” damgasını aldı.

Rolls-Royce Phantom

Rolls-Royce tarihinde bir ilk; altın ve beyaz mineli “RR”

Figürün tabanı, el dökümü beyaz cam mine ile tamamlanıyor ve koleksiyonun adı özenle işlenerek kazınıyor. Rolls-Royce tarihinde bir ilk olarak, aracın ön, arka ve yan taraflarında yer alan “RR” Onur Rozeti, koleksiyona özel 24 ayar altın ve beyaz mine ile sunuluyor.

Dış tasarımın tamamlayıcısı olarak, her biri 25 çizgiyle işlenmiş Phantom jantları yer alıyor. Bu detay, koleksiyondaki 25 araca saygı duruşu niteliğinde olup, toplamda 100 çizgi ile Phantom’un 100. Yılı kutlanıyor.

Rolls-Royce Phantom

İç tasarım: Phantom efsanesine yolculuk

Phantom’un bir asırlık hikayeleri, Private Collection’ın iç mekandaki birçok yüzeyde zarif bir şekilde hayat buluyor; bazıları hemen fark edilen, bazıları ise zamanla keşfedilen görkemli arşiv referanslarıyla anlatılıyor.

Geçmiş Phantom modellerine bir saygı duruşu olarak, Phantom Centenary’in iç mekânı tekstil ve deriyi bir araya getiriyor; bu tasarım, markanın ilk yıllarını anımsatıyor; şoför koltuğu dayanıklı deri ile arka kabin ise lüks kumaşlarla kaplanıyordu. Bu zarif kontrast, Phantom’un her zaman sürüşteki otorite ile yolcu kabinindeki mutlak huzuru mükemmel bir dengeyle bir araya getirdiğini gözler önüne seriyor.

Rolls-Royce Phantom

Arka koltuklar: Ustalığın zirvesi

Phantom Centenary’in arka koltukları, 1926 yapımı ünlü “Phantom of Love” modelinden ilham alıyor. O dönemlerde, koltuklar el dokuması Aubusson halılarıyla özel olarak tasarlanmıştı. Koltuklardaki sanat eserleri, üç farklı hikâye katmanı üzerinden anlatılıyor. İlk katman, yüksek çözünürlüklü baskı ile tasarlanan arka plan, Phantom’un tarihine ait önemli mekanları ve objeleri gözler önüne seriyor. Bu detaylar, Londra’daki markanın ilk adresi Conduit Street’ten, Henry Royce’un Güney Fransa’yı konu alan yağlı boya tablolarına kadar uzanıyor. İkinci katman, yüksek çözünürlüklü baskı ile tasarlanmış olup, geçmişin ikonik Phantom modellerini ince detaylarla gözler önüne seriyor. Üçüncü ve en üst katman, Phantom’un her neslinden yedi önemli sahibi soyut bir şekilde temsil eden özenle işlenmiş nakışlarla oluşturuluyor.

Bu özel kumaş, bir moda atölyesi ile iş birliği içinde 12 ay süren titiz bir çalışma sonucunda geliştirildi ve haute couture dünyasının ötesinde ilk kez Phantom Centenary için kullanıldı. Rolls-Royce’un yüksek standartlardaki dayanıklılık, dokunsal kalite ve estetik beklentilerini karşılamak üzere, yüksek çözünürlüklü baskı süreci Phantom Centenary Private Collection için özel olarak geliştirilmiş mürekkepler ve tekniklerle mükemmelleştirildi.

Rolls-Royce Phantom

Rolls-Royce tarihinin en detaylı koltuk kompozisyonu

Yüksek çözünürlüklü baskılı kumaş, benzersiz bir el çizimi görünümü sunan özenle tasarlanmış nakışlarla tamamlanıyor. Bespoke Collective tarafından “iplikle eskiz yapmak” olarak tanımlanan bu özel nakış tekniği, bir kalem çizgisinin ifadesini tekstil üzerinde kusursuz bir şekilde yansıtıyor. Her bir görseli öne çıkarmak ve tanımlamak üzere ustalar, Golden Sands ipliği ile eskiz tarzında düzensiz dikişler uyguladı. Bu teknik, çizgilerin yüzeyin üzerinde hafifçe süzülüyormuş gibi görünmesini sağlıyor. Doku ve derinlik, Seashell ipliği ile yüksek yoğunluklu dikişler uygulanarak sağlandı. Tüm kompozisyon boyunca bu özenli işçilik, toplamda 160.000’den fazla dikişten oluşuyor. Tamamlanan eser, her biri tam hassasiyetle hizalanmış ve koltukların kıvrımlarına uyacak şekilde yerleştirilmiş 45 ayrı panelden oluşuyor. Bu süreç, Savile Row terzilik tekniklerinden ilham alınarak gerçekleştirildi ve sonuç olarak Rolls-Royce tarihinin en detaylı koltuk kompozisyonu ortaya çıktı.

Rolls-Royce Phantom

Ön koltuklar: Sürüş kabininde tasarımın zirvesi

Ön koltuklardaki deri, Bespoke tasarımcı tarafından el çizimi olarak hazırlanan çalışmalar temel alınarak lazerle işlenmiş olup, çizerin ustalığını ve detaycılığını yansıtıyor. Motifler arasında, Phantom’un 100 yıllık mirasının olağanüstü ağırlığını zarif bir şekilde taşıyan sembolik detaylar yer alıyor. Bunlar arasında, 2003’teki Rolls-Royce yeniden lansmanının kod adı olan “Roger Rabbit”e gönderme yapan bir tavşan ve 1923 Phantom I prototipinin kod adı olan martı yer alıyor.

Anthology Gallery: 100 yıldır anlatılan seçilen bir hikâye

Phantom Centenary Private Collection’ın merkezinde, Anthology Gallery yer alıyor. Bu etkileyici kompozisyon, dikey olarak fırçalanmış 50 adet 3D baskılı alüminyum “kanatçıktan” oluşuyor ve bir kitabın sayfaları gibi zarif bir şekilde iç içe geçiyor. Her bir kanatçık, her iki tarafından da okunabilen oyma harflerle tasarlanmış olup, Phantom’un bir yüzyıl boyunca basında yer alan övgü dolu alıntılardan oluşuyor.

Heykel, düşen havai fişeklerin ışıltısını çağrıştıran değişken ışıklandırmalarla zarif bir şekilde aydınlatılıyor. Her bir kanatçığın fırçalanmış kenarları, izleyicinin bakış açısına göre değişen yansıma ve ışık oyunları oluşturuyor.

Rolls-Royce Phantom

Ahşap işçiliği: Heykelsi bir ifade

Phantom Centenary Private Collection, Rolls-Royce tarihinde yaratılmış en karmaşık ve detaylı ahşap işçiliğini içeriyor. Bir yıl süren bir çalışma sonucunda geliştirilen ve Blackwood ile renklendirilmiş kapı panelleri, Phantom’un en önemli ve dönüm noktası niteliğindeki yolculuklarını gözler önüne seriyor.

Her bir kompozisyonda, coğrafi haritalar, kıvrımlı yollar, geniş manzaralar, bitkisel detaylar ve deneysel araba tasvirleri, Phantom’un mirasını yansıtan yaşayan bir sanat eseri yaratacak şekilde bir araya getiriliyor.

Arka kapılar, Sir Henry Royce’un kış aylarını geçirdiği St. Tropez yakınlarındaki Le Rayol-Canadel-sur-Mer kıyı şeridini betimliyor. Ön yolcu kapısında, Sir Henry Royce’un yazlık konutunun bulunduğu West Wittering’in manzarası yer alıyor. Burası, günümüzde Rolls-Royce’un merkezi olan tesise yalnızca sekiz mil uzaklıkta bulunuyor. Sürücü kapısında, Goodwood döneminin ilk Phantom’ının Perth’ten başlayarak Avustralya kıtasını kat ettiği destansı 4.500 millik yolculuk anlatılıyor.

Her bir kompozisyonda, derinlik ve doku yaratmak amacıyla 3 boyutlu çok yönlü marküteri, lazer kazıma, 3 boyutlu mürekkep katmanlama ve altın varak teknikleri bir araya getiriliyor. Haritalar, manzaralar, çiçekler ve ağaçlar gibi motifler, lazer kullanılarak ahşaba üç farklı derinlikte işleniyor. Bu yolculukları temsil eden yollar, 0.1 mikrometre kalınlığındaki altın varak karelerinden işlenmiş 24 ayar altınla parlatılıyor. Her bir yol özenle hazırlanıyor, kesiliyor ve yerleştiriliyor.

Arka kapılarda, Güney Fransa’ya özgü çam, servi, eğrelti otu ve palmiye gibi bitki örtüleri de yer alıyor. Arka yolcu kapısının bir bölümü ise Sir Henry Royce’un bölgeye ait orijinal yağlı boya tablolarından birini, tuvalden ahşaba aktararak yeniden canlandırıyor. Royce’un evlerinin tam konumları – Güney Fransa’daki Villa Mimosa ve West Wittering’deki Elmstead – 2.76 mm çapında tek bir altın varak noktasıyla özenle işaretleniyor.

Kapılardaki ahşap yüzeyler, özenle işlenmiş deri panellere dönüştürülüyor. 24 ayar altın “yollar”, altın iplik işlemeler olarak devam ediyor; haritalar ve manzaraların detayları siyah iplikle işlenerek kapıların kaplamalı bölümündeki kazınmış detayları yansıtıyor. Ahşap işçiliği, 1925 model orijinal Phantom I ve günümüz Phantom VIII’in tasvirleriyle tamamlanıyor; her biri arka piknik masalarına özenle kazınmış olarak sunuluyor. Modeller, piknik masalarının deri kaplı arka yüzeylerindeki işlemelerde de yansıtılıyor; bu, geçmiş ile günümüzü bir araya getiren bir diğer ince detay olarak öne çıkıyor.

Piano Black kaplama, merkezi döner düğmeyi yansıtan altın tozu ile zenginleştirilmiş; söz konusu düğme de 24 ayar altın kaplamaya sahip olarak sunuluyor.

Rolls-Royce Phantom

Altın bir miras

6,75 litrelik V12 motor gibi muazzam bir mühendislik harikası, Arctic White ile tamamlanmış özel tasarım bir kapakla öne çıkarılıyor. Kapak, Phantom’un modern efsanesini ve başarısını şekillendiren kusursuz gücü onurlandırmak için 24 ayar altın detaylarla süsleniyor.

Starlight (Yıldız tavan) altında Phantom’un hikayesi

Hafif animasyonlu ve işlemeli Starlight tavan döşemesi, Phantom’un tarihindeki önemli anları 440.000 dikişle yansıtıyor. Tasarım, Henry Royce’un Wittering’deki bahçesinde, iki yakın meslektaşı – markanın Baş Motor Tasarımcısı Charles L. Jenner ve Rolls-Royce’un deneysel departmanının baş test sürücüsü Ernest Hives – ile birlikte dut ağacının altında fotoğraflandığı anı yansıtacak şekilde tasarlandı. Bespoke Collective, bu andan ilham alarak, Starlight tavan döşemesinin altında oturan müşterilerin Royce’un bir zamanlar yaşadığı gibi kendi hayal gücü ve olasılık kıvılcımlarını deneyimleyebileceği bir ilham atmosferi yaratmayı amaçlıyor.

Multinet Up’ın Yeni Satış Genel Müdür Yardımcısı Oğuz Oruç oldu

Multinet Up, şirketin yeni Satış Genel Müdür Yardımcısı olarak Oğuz Oruç’un atandığını duyurdu. Oruç, yeni görevinde markanın büyüme hedeflerine yönelik fonksiyonel stratejiler geliştirerek, satış organizasyonuna liderlik edecek.

Yemek kartı, kurumsal hediye kartı, akaryakıt, filo yönetimi ve kurumsal seyahat gibi alanlardaki çözümleriyle şirketlerin çalışanlarına bağlı giderlerinin maliyet avantajlarıyla yönetilmesini sağlayan Multinet Up’ın Satış Genel Müdür Yardımcılığı görevine Oğuz Oruç getirildi.

Oğuz Oruç Kimdir?

Ankara Üniversitesi Fizik Mühendisliği mezunu olan Oğuz Oruç, Fizik Mühendisliği ve Makine Mühendisliği alanlarında yüksek lisans eğitimlerini tamamladı. Kariyerine Ankara Üniversitesi’nde Araştırma Asistanı olarak başlayan Oruç, daha sonra sırasıyla; Datrend’de Satış Mühendisi, Filotürk’te İş Geliştirme Yöneticisi, Türk Telekom’da Büyük Müşteriler Yöneticisi, Mobiliz’de Satış Direktörü ve Zorlu Enerji ile grup şirketi Electrip’te Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. Bu süreçte, satış organizasyonlarının yapılandırılması, dijital dönüşüm projeleri, süreç optimizasyonu ve liderlik gelişimi alanlarında birçok başarılı çalışmaya öncülük etti. Son olarak Trio Mobil’de Telematik İş Birimi Genel Müdürü olarak görev yapan Oruç, IoT, yapay zeka destekli telematik sistemleri, endüstriyel verimlilik ve mobilite çözümleri alanlarında yenilikçi projelerin hayata geçirilmesine liderlik etti.

NumNum Street Food şimdi Sabiha Gökçen’de

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı, yeni iş birlikleriyle misafirlerini farklı lezzetlerle buluşturmaya devam ediyor. Sokak lezzetlerini bir “atıştırmalık” olmaktan çıkarıp şehir yaşamının merkezine taşıyan NumNum Street Food’un yeni şubesi, ‘Şehrin Havalimanı’ Sabiha Gökçen İç Hatlar Gidiş Terminali’nde açıldı.

Gençlerin ilgi gösterdiği yeme-içme mekanları arasında öne çıkan ve günün her anına hitap eden menüsüyle geniş bir kitleye ulaşan NumNum Street Food, Sabiha Gökçen Havalimanı İç Hatlar Gidiş Terminali’nde yeni şubesini açtı. Tex-Mex kültürünün özgün tatlarını çağdaş bir bakış açısıyla yeniden yorumlayarak sokak yemeği deneyimini büyütmeyi hedefleyen NumNum Street Food, havalimanının dinamik trafiğiyle uyumlu olarak yolcular için hızlı, lezzetli ve kaliteli seçenekler sunuyor.

Liberty Signa mutfağı ile dikkat çekiyor

Liberty Signa’nın mutfağı, Akdeniz’in taptaze deniz ürünlerinden Asya mutfağının aromatik baharatlarına, İtalyan mutfağının ev yapımı makarnalarından Hint mutfağının renkli köri çeşitlerine uzanan zengin bir lezzet yelpazesi sunuyor. Bu kültürel çeşitliliğin ardında ise 20 yılı aşkın süredir dünya mutfaklarında edindiği deneyimi yaratıcılığıyla harmanlayan Executive Chef Ömer Canbay bulunuyor.

Farklı ülkelerde ve mutfaklarda kazandığı birikimi, özgün tarifler ve güçlü bir ekip çalışması anlayışıyla birleştiren Canbay, bugün Liberty Signa’da 8 restoranın mutfak operasyonunu yönetiyor. Türk, İtalyan, Asya, Hint ve deniz ürünleri mutfaklarından örnekler sunan menüler, yerel üreticilerden alınan mevsimlik malzemelerle hazırlanıyor.

Onun yaklaşımında iyi yemek; taze malzeme, doğru teknik ve detaylara gösterilen özenin birleşiminden doğuyor. Bu nedenle Liberty Signa mutfağında her tabak, hem bulunduğu coğrafyanın hem de dünyanın farklı mutfaklarının izlerini taşıyor. Canbay, konukların sadece lezzetli bir yemek değil, farklı kültürleri bir arada deneyimleyebilecekleri zengin bir sofra ile buluşmasını amaçlıyor.

Knorr Çabuk, Mac & Cheese ve Calve’nin Ranch sosu buluştu

Knorr Çabuk, Mac & Cheese keyfine Calve’nin ikonik gurme sosu Ranch ile yeni bir boyut katıyor. Yeni bir tat ve heyecan arayanlara özel hazırlanan soslu mu soslu Knorr Çabuk Mac & Cheese Ranch, raflarda yerini aldı.

Knorr Çabuk’un pratikliği ile Calve’nin sevilen gurme sosu Ranch’in heyecan verici dokunuşunu bir araya getiren bu yeni ürün, sadece 10 dakikada hazırlanıyor ve 2 kişilik porsiyonuyla paylaşmaya uygun hale geliyor.

Ürünün soslu kıvamı, peynirli lezzeti ve Ranch’in kendine has tadıyla birleşerek damakta sürprizli bir uyum bırakıyor. Üstelik Knorr Çabuk’un pratik ruhunu koruyarak, gençlere zaman kaybettirmeden lezzetli bir yemek alternatifi sunuyor.

Çikolatalı kestane şekeri zamanı  

Kahve Dünyası, mevsiminde toplanmış taze kestanelerle hazırlanan Çikolata Kaplı Kestane’yi misafirleriyle yeniden buluşturuyor.

Bitter çikolatanın sadeliği ile kestanenin yumuşak dokusunu bir araya getiren dönemsel lezzet Çikolata Kaplı Kestane, Kahve Dünyası’nın çikolata ustaları tarafından taze taze özenle hazırlanan bitter çikolata ile kaplanıyor ve son olarak boz Antep fıstığının lezzetiyle taçlandırılıyor.

Yoğun kestane tadı, gerçek Altınmarka çikolatası ve boz Antep fıstığı ile hazırlanan Çikolata Kaplı Kestane, misafirlerine karşı konulamaz bir tatlı molası sunuyor.

Dubai otel ve restoranlarıyla da çekim merkezi

Dubai, lüks konaklama seçenekleri, yenilikçi gastronomi adresleri ile çekim merkezi olmaya devam ediyor.

Palm West Beach’te kapılarını açan Mileo The Palm, 176 oda ve süit ile misafirlerine zarif bir konaklama deneyimi sunuyor.

Palm Jumeirah ve Dubai Marina manzarasına sahip özel balkonlar, yedi restoran, çocuk kulübü, spa ve çatı katı sonsuzluk havuzu ile modern konforu ön plana çıkarıyor. Şehir merkezine yalnızca 20 dakika uzaklıkta yer alan Meliá Desert Palm Meliá Collection, altı yeni “Al Waha” villasıyla konuklarına doğa ile iç içe bir kaçış vadediyor. Villalarda özel havuz, açık hava yemek alanı ve doğal dokularla tasarlanmış iç mekânlar huzurlu bir atmosfer sunuyor. Yakın zamanda kapılarını açan Mandarin Oriental Downtown, Dubai, Sheikh Zayed Road üzerindeki 302 metrelik Wasl Tower’da misafirlerini ağırlayacak. 259 oda ve süit, 224 rezidans, iki katlı spa alanı ve özel helikopter pistiyle şehrin simge otellerinden biri olmaya hazırlanıyor. Kasım ayında kapılarını açmaya hazırlanan Ciel Dubai Marina ise 365 metrelik yüksekliğiyle dünyanın en yüksek oteli olarak bir ilke imza atacak. 82 katlı bu yapı 1.000’den fazla oda, üç restoran, fitness merkezi, spa, kulüp salonu ve Dubai Marina ile Palm Jumeirah manzarasına sahip bir seyir terasıyla lüksü yeni bir boyuta taşıyacak. Marriott markasının genç gezginlere yönelik konsepti Moxy, ilk kez Dubai’de Moxy Dubai Al Barsha adıyla hizmet verecek. 480 odalı otel, endüstriyel-şık tasarımı ve sosyal alanlarıyla dikkat çekiyor.

Dubai

Dubai’de gastronomi

Atlantis The Royal’de kapılarını açan CARBONE, New York tarzı İtalyan mutfağını Dubai’ye taşıyor. Zarif salonu ve açık hava alanında Skyblaze Fountain manzarasıyla hizmet verecek restoran, klasik İtalyan lezzetlerini şık bir atmosferde sunacak. Yakın zamanda misafirlerini ağırlamaya başlayan Kraken, ödüllü şef Grégoire Berger’in imzasını taşıyor. Modern deniz ürünleri menüsüyle Emirati mirasından esinlenen restoran, Dubai’nin sahil kültürünü çağdaş bir dokunuşla yansıtacak. Mandarin Oriental Downtown, Dubai bünyesinde yer alacak üç yeni restoran da misafirlerini ağırlayacak. Chitarra, samimi atmosferinde klasik İtalyan tatları sunarken, Noia, Yunan Adaları’ndan ilham alan menüsüyle etkileyici bir çatı terası deneyimi yaşatacak ve Yù & Mì ise 1920’lerin Şangay ruhunu modern çizgilerle birleştirecek.

Dubai

Ciel Dubai Marina’nın zirvesinde konumlanan dünyaca ünlü İngiliz konsepti Tattu, üç farklı bölümüyle misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Modern Çin mutfağı sunan “House of Dragon”, dünyanın en yüksek infinity havuzu olacak “House of Koi” ve etkileyici tasarım unsurlarıyla öne çıkan “House of Phoenix” ile dikkat çekiyor.

Nobu One Za’abeel, 24. katta açılacak üçüncü Dubai restoranıyla Nobu Matsuhisa’nın imzasını taşıyan zarif Japon mutfağını sunacak.

Son olarak, Etihad Museum’da açılacak Abra Restaurant, ünlü şef Sahar Parham Al Awadhi’nin liderliğinde Emirati mutfağını modern bir bakış açısıyla yorumlayarak yerel lezzetleri yeniden tanımlayacak.