Yazılar

7000mAh devasa pilli REDMI 15 Serisi

Xiaomi, fiyat-performans odaklı yeni akıllı telefon serisi REDMI 15’i tanıttı.

Cihaz, 7000mAh batarya, geniş 6.9 inç FHD+ ekran ve 50MP yapay zeka destekli çift kamera gibi dikkat çekici özelliklerle geliyor. REDMI 15, Xiaomi HyperOS 2 işletim sistemi sayesinde cihazlar arasında kolay ve sorunsuz bir bağlantı deneyimi sunuyor.

Gün boyu kullanım için tasarlanan REDMI 15, hem şık bir tasarım hem de günlük dayanıklılık sunuyor. Doğadan ilham alınarak tasarlanan cihaz; Tozlu Mor, Likit Gümüş ve Gece Siyahı renk seçenekleriyle geliyor. Metal detaylara sahip dört kenarı kavisli arka paneli sayesinde cihaz, uzun süreli kullanımlarda elde rahatça tutulabiliyor.

Kısa tatilleri uzatın

Yaz mevsiminin son günleri, Ege’nin dingin kıyılarında tatilin en keyifli zamanlarına dönüşüyor. Ege’nin ılıman iklimiyle birleşen bu atmosfer, 29 Ekim tatilinde kısa bir kaçamak yapmak isteyenlere de ideal bir alternatif sunuyor. DoubleTree by Hilton Bodrum Işıl Club Ultra All Inclusive Resort, ultra her şey dahil konseptiyle tatilini huzurla birleştirmek isteyen misafirlerini ağırlamayı devam ediyor.

Bodrum’un Torba beldesinde mavi bayraklı plajı ve denize sıfır konumuyla öne çıkan tesis, bahçe ve deniz manzaralı odalarıyla misafirlere doğayla iç içe bir konaklama deneyimi sunuyor. Konforlu oda seçeneklerinin yanı sıra spa, hamam, sauna ve spor salonu gibi alanlar günün her anında dinlenme ve yenilenme imkânı sağlıyor.

Tatiline hareket katmak isteyenler için voleybol, basketbol ve tenis gibi açık hava sporlarının yanı sıra kano, deniz bisikleti ve jet ski gibi su aktiviteleri de mevcut. Çocuk Kulübü’nde ise minik misafirler, alanında deneyimli eğitmenler eşliğinde gün boyu süren atölyeler ve oyunlarla keyifli vakit geçiriyor.

Bahçeşehir Üniversitesi ve SushiCo iş birliği

Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) ile Türkiye’nin ilk Uzak Doğu restoran zinciri SushiCo yeni dönemde bir kez daha iş birliği yaptı. SushiCo’nun deneyimli şefleri ve BAU’nun uzman akademisyenleri bu program kapsamında, tüm Uzak Doğu mutfağı severlere kendine has lezzetlerden, özgün pişirme tekniklerine kadar birçok teorik ve uygulama eğitimi verecek. BAU-SushiCo Edition – Uzak Doğu Mutfağı Sertifika Programı, üniversite ve sektörün ortak vizyonu, geleceğin gastronomi profesyonellerine sunulan fırsatlarıyla öne çıkıyor.

Bacacı Yatırım Holding’in Pazarlama İcra Kurulu Üyesi Pelin Erkıralp oldu

Global ve yerel ölçekte pek çok markanın büyüme ve dönüşüm süreçlerini yöneten Pelin Erkıralp, Bacacı Yatırım Holding Pazarlamadan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi oldu. Pazarlama, marka yönetimi, iletişim ve dijital dönüşüm alanlarında 25 yılı aşkın deneyime sahip olan Erkıralp, Bacacı Yatırım Holding bünyesindeki markaların pazarlama stratejilerine liderlik edecek.

Halil İbrahim Bacacı’nın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu ve 9 farklı sektörde faaliyet gösteren Bacacı Yatırım Holding’in Pazarlamadan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Pelin Erkıralp oldu. Pazarlama, marka yönetimi, iletişim ve dijital dönüşüm alanlarında 25 yılı aşkın deneyime sahip olan Pelin Erkıralp, Bacacı Yatırım Holding bünyesindeki markaların pazarlama stratejilerine liderlik edecek.

Pelin Erkıralp kimdir?

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunu olan Erkıralp, kariyerine Unilever’de Marka Müdürü olarak başladı. Yaklaşık 10 yıl boyunca farklı sorumluluklar üstlendiği Unilever’in ardından 2006 yılından itibaren Citibank’ta Pazarlama Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü. 2009’da Philip Morris’e katılan Erkıralp, 2012-2013 yıllarında İsviçre merkezli olarak Marlboro markasının global yönetiminden sorumlu oldu. Türkiye’ye dönüşünde Philip Morris Türkiye’de 4,5 yıl boyunca Pazarlama Direktörü olarak görev aldı.

2017’den itibaren LC Waikiki’de Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak şirketin yurt içi ve yurt dışı projelerine liderlik eden Erkıralp, 2019-2020 yıllarında Kızılay Yatırım Holding’de Pazarlama Grup Başkanı, ardından 2020-2024 yıllarında Sabancı Holding’de Kurumsal Marka Yönetimi ve İletişim Bölüm Başkanı olarak önemli sorumluluklar üstlendi. Bu süreçte Teknosa, Carrefoursa, Temsa ve SabancıDx’in yönetim kurullarında yer aldı. Son olarak Kiğılı’da pazarlama stratejilerinin yanı sıra kampanya yönetimi, CRM, müşteri deneyimi ve dijital dönüşüm projelerine liderlik etti.

Güç hep yanınızda

Yüksek kapasiteli Anker Power Bank (20K, 87W), laptoplardan akıllı telefonlara kadar farklı cihazları aynı anda şarj etme imkânı sunarken; kompakt tasarımı ve dahili geri çekilebilir kablosuyla Anker Nano Araç Şarj Cihazı (75W), araç içi kullanımda pratiklik ve hız sağlıyor.

Şimdi de kullanıcıların günlük hayatlarını kolaylaştıracak iki yeni ürün Türkiye’de satışa sunuluyor: Anker Powerbank (20K, 87W, Dahili USB-C Kablo) ve Anker Nano Araç Şarj Cihazı (75W, USB-C Portu, Dahili USB-C Kablo). Yüksek hızda ve güvenli şarj sunan bu iki ürün ister hareket halinde ister yolda olsun, cihazları her an enerjik tutmayı amaçlıyor.

Dizlerde oluşan şiddetli ağrılarda kalıcı yöntem 

 Yaşlanma, geçirdiğimiz kırıklar, eklem enfeksiyonları veya doğuştan gelen eklem sorunları gibi çeşitli nedenlerle eklem kıkırdaklarımız zamanla hasar görüyor. Yıpranan ve aşınan eklem kıkırdak yüzeyleri nedeniyle diz eklemlerinde oluşan şiddetli ağrılar ise yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor; yürümeyi, hatta adım atmayı bile önleyebiliyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Selami Çakmak, diz protezi cerrahisinin eklem kıkırdak hasarının son evresinde, yani artık ileri düzey kireçlenme veya artroz olarak adlandırılan durumda uygulanan etkili bir tedavi seçeneği olarak öne çıktığını belirterek,  “2024 yılı verilerine göre, dünyada her yıl yaklaşık 1,5 milyon, ülkemizde de yaklaşık 100 bin kişi diz protezi cerrahisi olmaktadır. Üstelik, yaşam süresinin uzamasına ve obezitenin görülme sıklığının yükselmesine paralel olarak diz protezi cerrahisi olan kişi sayısı giderek artmaktadır” diyor.

Modern cerrahi teknikler ve gelişen teknoloji sayesinde ameliyatların başarı oranı günümüzde giderek artıyor ve bu sayede protezlerin ömrü uzarken, hastalar da günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönebiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Selami Çakmak, diz protezi cerrahisinden başarılı sonuç alınmasında bazı kurallara dikkat edilmesinin kilit bir rol üstlendiğini vurgulayarak, “Diz protezi cerrahisi öncesinde hasta detaylıca değerlendirilmeli; genel durumu, hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve beklentileri çok iyi bilinmelidir. Çünkü, titiz bir hazırlık süreci ameliyatın başarısı için büyük önem taşımaktadır” bilgisini veriyor.

Prof. Dr. Selami Çakmak

Prof. Dr. Selami Çakmak

Ağrısız ve konforlu bir yürüyüş!

Diz eklemi iç kısım ve dış kısım olmak üzere iki ana bölümden oluşuyor. Sadece iç kısımda oluşan kıkırdak aşınmaları yarım diz proteziyle tedavi edilirken, her iki kısımda gelişen kireçlenmelerde ise tam diz protezi ameliyatına başvuruluyor. Protezler genellikle metal ve plastik bileşenlerden oluşuyor ve diz ekleminin doğal hareketlerini taklit edecek şekilde tasarlanıyor. Diz protezi cerrahisinin amacı; şiddetli ağrıya neden olan aşınmış kıkırdak yüzeylerinin temizlenmesi ve yerine protezin yerleştirilmesiyle ağrının azalmasını sağlamak, böylece hastaların konforlu bir şekilde yürüyebilmelerini mümkün kılmak. Yapılan çalışmalarda, eklem protezi ameliyatlarının hastanın ağrısını azaltmada son derece başarılı olduğu ortaya konmuş.

Ameliyat ileri aşamada gündeme geliyor

Diz ağrısı sorunu olan hastalarda ağrı kesici ilaçlar ve koltuk değneği gibi yürümeye yardımcı yöntemler  ilk aşamada başvurulması gereken tedavileri oluşturuyor. Ayrıca,  eklem içi enjeksiyonlar da eklem kireçlenmesinin erken dönemlerinde faydalı olabiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Selami Çakmak, ancak ileri düzey eklem kireçlenmelerinde ve eklem aşınmalarında artık bu tedaviler şiddetli ağrıyı geçirmiyorsa, eklem hareketleri ciddi şekilde kısıtlanmışsa, o zaman diz protezi ameliyatının önerildiğini belirtiyor.

Her yaş grubu protez ameliyatı olabiliyor

Genellikle 60 yaş ve üzerindeki kişilere uygulanan diz protezi cerrahisi için kesin bir yaş sınırı bulunmuyor. Hastanın genel durumu, mevcut diğer hastalıkları ve beklentileri göz önüne alınarak her yaş grubuna diz protezi cerrahisi yapılabiliyor. Ancak 60 yaş öncesindeki genç hastalarda ameliyata detaylı bir değerlendirmeyle karar veriliyor.

Diz protezlerinin ömrü 30-40 yıla kadar uzuyor

Gelişen protez üretimi, tasarım teknolojileri, ameliyathane tekniklerinin gelişmesi ve ameliyathane sterilizasyon yöntemlerinin daha sıkı takip edilmesiyle birlikte vücuda yerleştirilen protezlerin ömürleri artık giderek uzuyor ve 30-40 yıl olarak hesaplanıyor.  Diz protezlerinde yıllardır başarıyla uygulanan geleneksel cerrahi yöntemlerine son yıllarda eklenen robotik cerrahi yöntemi de protezin ömrünün uzamasında önemli bir rol üstleniyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Selami Çakmak, “Robotik cerrahi yöntemi hekimlere kemik kesimlerinde ve protezin dizlere yerleştirilmesinde milimetrik hassasiyetle destek sağlamaktadır. Bu kolaylık sayesinde ameliyat sonrasındaki komplikasyon riski oldukça azalırken, protezlerin ömürleri de uzamaktadır” diyor. Prof. Dr. Selami Çakmak, ancak, son yıllarda robotik yöntem ön plana çıkmış olsa da halen yıllardır bilinen geleneksel yöntemlerin de başarıyla uygulanmaya devam ettiğini söylüyor.

Hastalar ilk gün destek yardımıyla yürüyebiliyor

Diz protezi cerrahisi sonrasında ilk gün hastaların ağrıları olabiliyor. Ancak, damar yoluyla verilen ilaçlar ve lokal veya bölgesel anestezi yöntemleri sayesinde ağrı minimal seviyeye indiriliyor. Hastalar ilk günden itibaren  yürüteç veya koltuk değneği gibi yardımcı yöntemlerle, 15-20 gün sonrasında da desteksiz yürümeye başlayabiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Selami Çakmak, ameliyat sonrasında fizyoterapi tedavisine başlamanın hızlıca iyileşmenin en önemli unsurlarından biri olduğuna işaret ederek, “Beslenmeye dikkat edilmesi ve verilen ilaçların düzenli kullanılması da hızlı iyileşmeyi desteklemektedir” diye konuşuyor.

İzlanda’ya lezzet yolculuğu  

İzlanda, sadece büyüleyici doğasıyla değil, köklü mutfak kültürüyle de keşfedilmeyi bekliyor. Icelandair’in İstanbul’dan Reykjavik’e direkt uçuşlarıyla bu benzersiz gastronomi dünyasına ulaşmak artık çok daha da kolay.

İzlanda çoğu zaman kuzey ışıkları, buzullar ve volkanik manzaralarıyla anılsa da, aynı zamanda kendine has mutfağıyla da öne çıkıyor. Vikinglerden miras kalan tarifler, doğanın sunduğu taze ürünlerle birleşerek benzersiz bir lezzet yolculuğu sunuyor.

İzlanda mutfağı sadece geleneksel tatlarla sınırlı değil. Tarçınlı çörekler ve taptaze deniz ürünleri de öne çıkan diğer lezzetler arasında. Icelandair, yemek meraklılarına “Reykjavík Food Lovers Tour” ve “Reykjavík Sweet Tooth Tour” gibi özel gastronomi turlarıyla İzlanda mutfağının farklı yüzlerini keşfetme imkânı sunuyor.

İşte İzlanda’da mutlaka tadılması gereken 10 geleneksel lezzet:

Hákarl – Fermente Köpekbalığı
İzlanda’nın en ünlü (ve en cesur) geleneksel tatlarından biri olan hákarl, Grönland köpekbalığının birkaç ay boyunca fermente edilip kurutulmasıyla hazırlanıyor. Vikinglerden kalan yöntemle köpekbalığı önce toprağa gömülerek fermente ediliyor, böylece taze etin içindeki zehirli maddeler etkisiz hale geliyor. Küçük lokmalar halinde servis edilen bu yiyecek keskin amonyak kokusuyla biliniyor. Yerel halk gibi denemek isteyenler için öneri: Yanında “kara ölüm” lakaplı İzlanda içkisi “brennivín” ile tüketmek.

Skyr – İzlanda’nın Protein Deposu
Skyr, yüzyıllardır İzlanda sofralarında yer alan, yoğurda benzese de aslında bir peynir türü. Kalın, kremsi kıvamı ve hafif ekşimsi tadıyla biliniyor. Protein bakımından zengin oluşu sayesinde İzlandalıların günlük hayatında önemli bir yere sahip. Sade olarak ya da tuzlu karamelli, orman meyveli veya hatta meyan köklü çeşitleriyle market raflarında bulunabiliyor.

İzlanda Kuzu Eti
İzlanda kuzusu, serbest dolaşan koyunların doğal ortamda büyümesiyle elde ediliyor. Omega-3 ve demir açısından zengin olmasıyla bilinen et, lezzeti ve yumuşak yapısıyla öne çıkıyor. Geleneksel tütsülenmiş kuzu eti (hangikjöt), özellikle yılbaşı sofralarının vazgeçilmezi. Bu yöntemde kuzu eti ya salamura yapılıyor ya da tuzlandıktan sonra koyun tezeğiyle yakılan ateş üzerinde soğuk dumanla tütsüleniyor.

Kjötsúpa – Kuzu Çorbası
Kuzu etinin en güzel hallerinden biri de “kjötsúpa”. Kök sebzeler, arpa ve taze kuzu etiyle hazırlanan bu çorba, kış aylarının vazgeçilmez “comfort food”u. Hem besleyici hem de doyurucu oluşuyla İzlanda mutfağının en çok sevilen geleneksel tariflerinden biri.

Plokkfiskur – Balık Güveci
Haşlanmış balık, püre haline getirilmiş patates, soğan ve beyaz sosla hazırlanan plokkfiskur, İzlanda mutfağının ev yemeği hissi veren tariflerinden biri. Sıcak servis edilen bu yemek, özellikle çavdar ekmeği ile birlikte yeniyor.

Rúgbrauð – Volkanik Çavdar Ekmeği
“Herabrauð” olarak da bilinen bu çavdar ekmeği, İzlanda’nın jeotermal bölgelerinde toprağa gömülerek pişiriliyor. Yavaş yavaş yerin ısısıyla pişen yoğun dokulu ekmek hafif tatlı aromasıyla dikkat çekiyor. “Volkan ekmeği” veya “gayzer ekmeği” olarak da anılıyor. Tereyağ ya da peynirle birlikte denemeniz öneriliyor.

Harðfiskur – Kurutulmuş Balık
Morina, mezgit veya Atlantik yayın balığından yapılan harðfiskur, yüzyıllardır İzlanda halkının en önemli besin kaynaklarından biri. Çiğnenebilir yapısıyla sağlıklı bir atıştırmalık olan kurutulmuş balık, genellikle tereyağ sürülerek yeniyor. Eskiden uzun İzlanda kışlarında hayatta kalmak için temel gıda olan harðfiskur, günümüzde de özellikle yürüyüşçüler arasında popüler.

Pylsur – İzlanda Sosislisi
İzlanda sosislisi, kuzu, dana ve domuz etinin harmanıyla hazırlanan kendine özgü bir lezzet. Reykjavik’in sokaklarında ya da benzin istasyonlarında her yerde bulunabiliyor. Yerel usulüyle “eina með öllu” (her şey içinde: ketçap, tatlı kahverengi hardal, remoulade, çiğ soğan ve çıtır soğan) denemek tavsiye ediliyor.

Svið – Haşlanmış Kuzu Kellesi
Belki de listenin en sıra dışı yemeği olan svið, beynin çıkarıldığı kuzu kafasının haşlanmasıyla hazırlanıyor. Genellikle ortadan ikiye bölünerek servis ediliyor. Kimi ziyaretçiler için şaşırtıcı bir deneyim olsa da, tüm hayvanın değerlendirilmesini sağlayan bu yemek saygı kültürünün bir göstergesi. Özellikle kış ortasında düzenlenen Þorrablót şenliklerinde sofralarda yerini alıyor.

Kleinur – İzlanda Lokması
İzlanda’nın kahve eşlikçisi tatlısı kleinur, düğüm şeklinde kıvrılıp kızartılan hamurdan yapılıyor. Hafif şekerli tadıyla sabah kahvaltılarında ya da özel günlerde tercih ediliyor. İzlandalıların günlük hayatında en çok sevilen atıştırmalıklardan biri.

Sınırları aşan bir gastronomi deneyimi; Inari Omakase

Geleneksel Uzak Doğu mutfağını modern yorumlarla harmanlayarak Türkiye’nin en dikkat çekici gastronomi noktalarından biri haline gelen Inari Omakase, konuklarına unutulmaz bir mutfak yolculuğu yaşatıyor.

Inari Omakase

Her lokasyonda aynı ruh, farklı dokunuşlar

Temelleri, 2012 yılında İstanbul Kuruçeşme’de atılan marka, takip eden yıllarda açılan Etiler, Vadistanbul ve Bodrum Yalıkavak’taki şubelerle birlikte, Inari Omakase farklı lokasyonlarda aynı kaliteyi, farklı ruhlarla sunmaya başladı.

Inari Omakase

Etiler’deki Inari Piku, geniş alanı, modern tasarımı ve dinamik atmosferiyle dikkat çekerken; Vadistanbul şubesi sosyal buluşmalar için sıcak ve rahat bir ortam sağlıyor. Bodrum’daki Inari Kujira ise The Bodrum EDITION bünyesinde, yaz akşamlarına özel bir dokunuş katıyor.

Inari Omakase

Inari’nin dikkat çeken bir diğer özelliği ise her iki ayda bir yenilenen Omakase menüsü. Mevsimsel ve yerel ürünlerle hazırlanan bu menüler, misafirlere sürekli değişen ama daima tutarlı bir deneyim sunuyor. Deniz ürünleri ağırlıklı tabaklar, yaratıcı sunumlar ve kusursuz tekniklerle birleşerek her ziyareti unutulmaz kılıyor.

Inari Omakase

Her ayrıntısı özenle düşünülmüş, her tabağında bir hikâye saklayan Inari Omakase; gelenekten beslenen ama geleceğe bakan, sınırları aşan bir gastronomi deneyimi sunuyor.

Modern çağ omuz ağrılarını yaygınlaştırdı!

Şiddetli ağrı, hareket kısıtlılığı, işlerde zorlanma, uykudan uyandırma… Son yıllarda omuz ağrılarından şikayet edenlerin sayısı hızla artıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Göker Utku Değer “Yakın zamanda ülkemizde erişkinlerde ağrının incelendiği bir çalışmada; bireylerin yüzde 60’ında omuz ağrısı olduğu tespit edilmiştir ve bu hasta grubunda omuz ağrısının, bel-boyun ağrısından daha fazla görüldüğü bildirilmiştir” diyor.

Cep telefonlarının yoğun kullanımından masa başı çalışırken duruş bozukluklarına, spor yaparken zorlayıcı hareketlerden ağır sırt çantası taşımaya dek günlük yaşamda yapılan bazı yanlışların da omuz hastalıklarının artmasına neden olduğunu belirten Dr. Değer, artık gençlerde hatta çocuklarda da şikayetlerin yaygın görüldüğünü söylüyor.

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Göker Utku Değer omuzlarda en sık ortaya çıkan hastalıkları ve tedavi yöntemleri ile omuzları tehdit eden hataları anlattı, alınması gereken önlemlere yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Kimi zaman ‘geçer’ diye beklendiği, kimi zaman da işlerin yoğunluğundan dolayı doktora başvurulması ötelendiği için omuzlarımızda ortaya çıkan sorunlar zamanla çok daha karışık bir hal alarak, basit bir tedavi yerine ameliyata kadar ilerleyebiliyor. Günlük yaşantının koşuşturmacasında yapılan bazı yanlış hareketlerin omuz sağlığını ciddi ölçüde tehdit ettiğini belirten Acıbadem Taksim Hastanesi Ortopodi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Göker Utku Değer “Omuz ağrısı ile kliniğe başvuran hastalarımızda; gömlek, ceket, sütyen vb. kıyafetleri giymekte, saçını taramakta, yemeğini yemekte, raflara uzanmakta zorlanma başlıca şikayet sebepleri olmaktadır. Hastalarımız tarafından ‘elimi belime götüremiyorum’, ‘bir yere uzanıp bir bardak dahi alamıyorum’, ‘omuzumun üstüne yatamıyorum, yatınca uyuyamıyorum’ veya ‘uykudan uyandırıyor’ gibi şikayetler de sıkça dile getiriliyor” diyor.

Omuz ekleminin vücudumuzdaki en fazla hareket açıklığına sahip, en komplike eklem olduğunu vurgulayan Dr. Değer sözlerine şöyle devam ediyor: “Omuz çevresinde birçok farklı anatomik yapıdaki problemler omuz ağrısına neden olabilmektedir. Doğru tedavi uygulanabilmesi için, öncelikle detaylı omuz muayenesi ve ardından gerekli görüntülemeler yapılması gerekmektedir. Aksi taktirde yetersiz veya yanlış tedavilerle kronikleşen durumlar ortaya çıkıp kas dengesinin bozulması ve kas kütle kaybı ile yeni problemler eklenebilir ve hastalıkların tedavisi daha zorlaşıp daha uzun sürebilmektedir.”

Dr. Göker Utku Değer

Dr. Göker Utku Değer

Bu hatalardan kaçının!

Günümüzde omuz hastalıklarının gençlerde de yaygınlaştığını hatta çocuk yaşlara kadar indiğini belirten Dr. Göker Utku Değer sözlerine şöyle devam ediyor: “Özellikle spor esnasında tekrarlayan omuz hareketleri ile kola ve omuza ağır/ters yük binmesi, omuz ve çevresindeki problemlerin başlıca nedenleri arasında yer almaktadır. Toplumun spora olan ilgisinin artması ve erken yaşta profesyonel spora daha fazla yönelinmesi omuz ağrısını çocukluk yaşlarına kadar indirmiştir. Fitness salonlarının ve vücut geliştirme sporunun yaygınlaşması ile de gençlerde ağır veya yanlış egzersizlere bağlı omuz zorlanmaları ve yaralanmalarına bağlı ağrılar sıklıkla görülmektedir. Ayrıca masa başı çalışma esnasında saatlerce bilgisayar karşısında yanlış oturuş, cep telefonlarının yoğun kullanımı nedeniyle uzun süreli duruş bozuklukları, özellikle seyahatlerde uzun süre ağır sırt çantaları ile dolaşmak ve valizlerin taşınması esnasında yanlış hareketler de boyun ve sırt bölgesindeki kasları olumsuz etkileyerek postürün değişimine, ardından da hareket kısıtlılığı ve ağrılara neden olmaktadır.

Omuzlarda en sık karşılaşılan hastalıklar!

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Değer omuz ağrısının bel ve boyun ağrısı ile birlikte toplumda ağrı şikayetinin en sık görüldüğü üç bölgeden biri olduğunu belirterek “Yapılan birçok çalışmada; omuz ağrısının toplumun yüzde 25-30’unda görüldüğü bildirilmiştir. Yakın zamanda ülkemizde erişkinlerde ağrının incelendiği bir çalışmada da; bireylerin yüzde 60’ında omuz ağrısı olduğu tespit edilmiştir ve bu hasta grubunda bel-boyun ağrısından fazla görüldüğü bildirilmiştir” diyor. Dr. Göker Utku Değer son yıllarda omuzlarda en sık karşılaşılan hastalıkları “Üst kol kaslarından biri olan biseps kasının tendonunun iltihaplanması (Biseps tendiniti), omuz sıkışması sendromu, omuzda ağrı/güç kaybı ve hareket kısıtlılığına yol açan Rotator manşet tendon zorlanmaları ve yırtıkları, donuk omuz, tekrarlayan omuz çıkığı, halk arasında kulunç olarak bilinen Miyofasiyal Bant, tendonun içinde kalsiyum birikmesi sonucu oluşan ve ağrıya/hareket kısıtlılığına neden olan Kalsifik tendinit ve kireçlenme olarak bilinen omuz eklem artrozu” olarak sıralıyor.

Doğru ve erken tanı kritik önem taşıyor!

Omuz ağrısı tedavisinde doğru ve erken tanının çok büyük önem taşıdığını, tedavinin bu sayede hem daha kolay hem de daha kısa sürede başarıya ulaşacağını belirten Dr. Değer sözlerine şöyle devam ediyor; “Tedavi erken evrede basit olarak günlük kullanıma dikkat edilmesi, ağrı kesici ve ödem azaltıcı ilaçlar kullanılması ve soğuk uygulaması ile başlamaktadır. Hastanın şikayetinin süresinin veya şiddetinin artması ile hastalıklı dokuyu yenileyici veya yangıyı bastırıcı birtakım enjeksiyon yöntemleri uygulanılıp fizik tedavi uygulamaları ile tedavi kombine edilebilir. Sıklıkla hastalıkların ileri evrelerinde cerrahi tedavilere geçilmektedir. Ancak bazı hastalıkların başlangıç anında –örneğin; akut travmatik rotator manşet yırtığı- cerrahi tedavilere gereksinim duyulmaktadır. Günümüzde omuz ilişkili birçok hastalığa kapalı yöntemlerle cerrahi tedavi uygulamaktayız. Bu sayede ameliyat sonrasında daha az ağrı daha az ameliyat izleri ile hızlı iyileşme sağlanabilmektedir. Teknolojik gelişmeler ile hem cerrahi yöntemler pratikleşmekte hem de uygulanan materyallerin çeşitliliği ve dayanıklılığı artmaktadır.” Dr. Değer omuz çevresi, boyun ve sırt kaslarının bilinçli bir şekilde yapılacak egzersizle kuvvetlendirilmesi, doğru duruş alışkanlığının kazanılması ve omuzları riske atan yanlış hareketlerden kaçınılması ile omuz sağlığını korumanın mümkün olacağını vurguluyor.

Gençlerin yuvası oldu

Kâğıthane Belediyesi’nin ilçenin çeşitli mahallelerinde hizmete açtığı Millet Kıraathaneleri gençlerin en çok tercih ettiği buluşma ve çalışma mekânları arasında yer alıyor. Emniyetevleri, Hamidiye, Sultan Selim, Merkez ve Gültepe’de bulunan beş farklı kıraathane; öğrencilerin ders çalışmasına, kitap okumasına ve sosyal etkinliklere katılmasına imkân sağlıyor.

Romanlardan bilimsel eserlere, edebiyattan tarih ve araştırma kitaplarına kadar geniş bir koleksiyon ziyaretçilere ücretsiz olarak sunuluyor.

Kıraathanelerde ayrıca çok amaçlı toplantı odaları, etkinlik salonları ve söyleşi alanları da bulunuyor. Öğrenciler ücretsiz internet bağlantısının yanı sıra çay ve çorba ikramıyla da rahat bir ortamda vakit geçiriyor.