Yazılar

Huawei, FreeBuds 7i

Huawei, kablosuz kulaklık serisinin en yeni üyesi HUAWEI FreeBuds 7i’yi duyurdu.

FreeBuds 7i, Akıllı Dinamik Aktif Gürültü Engelleme 4.0 teknolojisi, baş takibi özellikli sınırsız uzamsal ses deneyimi ve yapay zeka destekli net arama özellikleri sunuyor.

Bu teknoloji, daha hızlı, isabetli ve derin bir performans sunarak çevresel gürültüyü etkin bir şekilde nötralize ediyor. Kulaklıklar, bir iç ve iki dış mikrofon aracılığıyla ortam gürültüsünü saniyede yaklaşık 384.000 kez analiz ediyor ve gürültü engelleme ayarlarını kullanıcının kulak kanalı yapısına ve bulunduğu ortama göre optimize ediyor.

Pil ömrü konusunda ise kulaklıklar, şarj kutusuyla birlikte (ANC kapalıyken) 35 saate kadar müzik çalma imkanı sunuyor.

Hilton Istanbul Maslak’a yeni genel müdür

Hilton Istanbul Maslak’ın yeni Genel Müdürü Ahmet Özkan oldu. Kariyerinde üstlendiği önemli görevler ve başarılarla adından söz ettiren Özkan, Türkiye’nin en önemli iş bölgesindeki bu ikonik otele yeni bir ivme kazandırmaya hazırlanıyor.

Ahmet Özkan kimdir?

İstanbul Üniversitesi İşletme Yönetimi bölümünden mezun olan Özkan, konaklama sektöründeki yolculuğuna Hilton Konya’nın açılış ekibinde Satış ve Pazarlama departmanında başladı. Ardından Hilton ParkSA’da ve Conrad Istanbul Bosphorus’ta Gelirler Müdürü olarak görev aldı. Uluslararası deneyim için Hırvatistan’a giden Özkan, Hilton Imperial Dubrovnik’te Gelirler Direktörü olarak çalıştı. Türkiye’ye dönüşünde Swissôtel Grand Efes İzmir’de Satış ve Pazarlama Direktörü olarak önemli projelere imza attı. 2019–2022 yılları arasında Swissôtel The Bosphorus’ta Otel Müdürü olarak kariyerine devam etti. Rixos Tersane İstanbul’un açılışındaki Genel Müdürlük deneyiminin ardından Hyatt Regency İstanbul’da aynı sorumluluğu üstlendi. Bugün ise profesyonel kariyerini Hilton Istanbul Maslak’ın Genel Müdürü olarak sürdürüyor.

Gözlerdeki sorunlar beyin kaynaklı olabilir!

Gözlerde ani gelişen şaşılık, çift görme, görme alanında daralma, ani görme kaybı… Gözlerde gelişen bu tür sorunlar sadece göz rahatsızlıkları olarak düşünülse de aslında beyin kaynaklı bir problemin habercisi olabiliyor. Zira, beyinle ilgili birçok hastalık doğrudan görme yollarını veya göz hareketleri ile görsel fonksiyonları kontrol eden merkezleri etkileyerek çeşitli göz şikayetlerine yol açabiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevim Kuyumcu, görme işlevinin büyük bir kısmı beyinde gerçekleştiği için bu bölgede oluşan problemlerin doğrudan görmeyi de etkileyebildiğini belirterek, “Beyinden kaynaklanan göz şikayetleri genellikle beyin ve sinir sistemini etkileyen Multiple Skleroz, beyin tümörü, damar tıkanıklığı, travma veya iltihabi bir durum sonucunda ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, gözlerde oluşan sorunlarda bazen nörolojik değerlendirmenin de yapılması gerekmektedir. Bazen beyinle ilgili hastalıklar bu sayede erken dönemde teşhis edilebilmektedir. Bu nedenle, yıllık göz muayenelerinin düzenli olarak yaptırılması ve ani gelişen sorunlarda zaman kaybedilmeden göz hekimine başvurulması son derece önemlidir” diyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevim Kuyumcu, gözlerde oluşan şikayetlerin hangi beyin kaynaklı hastalıklara işaret edebileceğini anlattı; önemli bilgiler verdi.

Dr. Sevim Kuyumcu

Dr. Sevim Kuyumcu

Gözlerde ani gelişen şaşılık ve çift görme

Normal şartlarda ve her şey yolundayken, düz bakışta gözlerimiz aynı seviyede duracak şekilde beyinden dengeli elektrik sinyalleri geliyor. Ancak bu denge kas ya da sinirden kaynaklı olarak bozulursa, şaşılık ortaya çıkabiliyor. Bu tablonun sebebi çeşitli kafa travmaları, beyin kanamaları, menenjit, beyin iltihabı ve beyin tümörleri olabiliyor.

Görme kaybı (Tam veya kısmi)

Ani görme kaybı, görmenin 5-10 saniye boyunca kısa süreli veya kalıcı şekilde kaybedilmesi olarak tanımlanıyor. Pek çok nedeni olan ani görme kaybının önemli bir kısmı da görme yolları ve beyinle ilgili oluyor. Göz siniri iltihabı (optik nörit) en sık rastlanan ve zaman zaman tekrarlayabilen etkenlerden birini oluşturuyor. Ayrıca, göz sinirine zarar veren toksik bazı ilaçlar ve maddeler de kalıcı veya tam görme kaybı yapabiliyor. Bunların yanı sıra MS (Multiple Skleroz) gibi bazı beyin hastalıkları da görme sinirini etkileyerek ani görme kaybına neden olabiliyor.

Göz bebeklerinde büyüklük farkı

Normal şartlarda göz bebeklerimiz güneşli ortamlarda küçülüyor  ve  retinaya düşen ışık miktarını azaltıyor. Loş ve karanlıkta ise göz bebeklerimiz büyüyerek daha fazla ışıkla iyi görmemizi sağlıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevim Kuyumcu, ancak beyne giden yollarda bir bozukluk oluştuğunda iki göz bebeği arasında belirgin bir fark geliştiğini belirterek, “Buna yol açabilecek durumlar arasında en önemlisi ve acil olanı, büyük damarlarda yırtılma ya da balonlaşma olup, göz bebeklerinde büyüklük farkıyla beraber ani ve şiddetli boyuna vuran ağrı veya baş ağrısı gelişmektedir” diyor.

Tek veya iki taraflı göz kapağı düşüklüğü

Üst göz kapağının göz bebeğini 2 milimetreden fazla örtecek kadar sarkması göz kapağı düşüklüğü olarak adlandırılıyor. Genellikle estetik bir sorun olarak görülse de aslında ciddi sağlık problemlerinden kaynaklanabiliyor. Örneğin, çocuklarda ve yetişkinlerde sonradan oluşan göz kapağı düşüklüğü kas-sinir iletim bozukluklarından beyin tümörlerine kadar değişen hastalıklara işaret edebiliyor. Bu nedenle, göz öncelikli olmak üzere,  gerekirse nöroloji muayenesinin de yapılması öneriliyor.

Görme alanında daralma

Normalde karşıya baktığımızda ellerimizi yanlarda oynatırsak o bölgeye bakmasak bile parmaklarımızın oynadığını görürüz Bu bizim görme alanımızın genişliğini gösteriyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevim Kuyumcu, özellikle optik nörit gibi optik sinir hastalıkları ile yavaş ilerleyen beyin tümörlerinde görme alanında sinsi bir kayıp oluştuğunu vurgulayarak, “Hasta bunu ‘gözümün bir tarafına perde inmiş’ gibi diye tarif edebilir veya ‘baktığım yerde bir bulanıklık var, bir kısmını göremiyorum’ diye  anlatabilir” bilgisini veriyor.

Kültürlerarası lezzet buluşması

Kapadokya’nın benzersiz dokusunda, bir Relais & Châteaux üyesi olan Museum Hotel, Meksikalı Michelin yıldızlı şef Rodrigo Rivera Río ile Lil’a Restaurant’ın Rising Chef ödüllü şefi Saygın Sesli’yi “Four Hands Dinner” etkinliğinde bir araya getiriyor.

25 Ekim tarihinde, Türk mutfağının genç ve yetenekli şeflerinden Lil’a Restaurant’ın Relais & Châteaux “Rising Chef” ödüllü şefi Saygın Sesli ile Meksikalı Michelin yıldızlı şef Rodrigo Rivera Río, özel bir “Four Hands Dinner” etkinliği için birlikte mutfağa giriyor.

Latin Amerika’nın en iyi 50 restoranı arasında yer alan Koli Cocina de Origen’nun baş şefi Rodrigo Rivera Río ise etkinliğe Meksika’nın modern ve geleneksel tatlarını taşıyor.

Tiyatro gastronomi bir arada

Monteverdi, “Beyaz Geceler” oyunu ile misafirleri için tiyatro ve gastronomiyi bir araya getiriyor.

Conrad Istanbul Bosphorus’un giriş katında yer alan Monteverdi Ristorante, 2 Ekim Perşembe akşamı sahnelenecek “Beyaz Geceler” oyunu ile konuklarına farklı bir sanat gecesi yaşatacak.

Dostoyevski’nin en duygusal ve en lirik eserlerinden biri olan ve tiyatroya uyarlanan ‘Beyaz Geceler’, Tiyartomig topluluğu tarafından Dilfuza Rozyyeva yönetmenliğinde sahnelenecek. Pınar Palaska, Mustafa Kaygusuz ve Erdinç Emir Erdoğan’ın performanslarıyla sergilenecek oyun, dört gecede geçen hikâyesiyle özel bir anlatıya sahip.

Bu anlatı, kurgusuna paralel olarak ilerleyen dört aşamalı tadım menüsüyle karşımıza çıkıyor. Monteverdi’nin kadın İtalyan şefi Nicole Scandella’nın bu geceye özel hazırladığı menüsü, şarap eşleşmeleriyle daha da derinlik kazanıyor. Oyunun akışına paralel biçimde ilerleyecek menüde; başlangıçlar oyun öncesinde, ara sıcaklar ve ana yemekler perde arasında, tatlı servisi ise oyunun sonunda gerçekleşecek.

Ayrıca oyunun bitiminde oyuncularla yapılacak kısa söyleşi, misafirlere birebir etkileşim fırsatı sunuyor.

Etkinlik biletlerine Biletix üzerinden ulaşabilir ve bilgi için 0 537 973 80 14 nolu numarayı arayabilirsiniz.

Etkinlik Detayları:

Kişi Başı Fiyat: 5.000 TL    Kapı Açılışı: 18.00      Oyun Başlangıcı: 19.30

Bilet satış: https://www.biletix.com/etkinlik/4YTDT/TURKIYE/tr

Carte d’Or yeni dondurma serisine yeni reklam

Reklam filmi, genç bir çiftin evinde ekran karşısında geçen sıradan bir akşamın, Chunkies ile nasıl rengarenk bir lezzet şölenine dönüştüğünü anlatıyor.

Bando takımı eşliğinde sahneye çıkan Chunkies, papağanın altın kaşık taşıdığı, ev kıyafetlerinin bir anda şık elbiselere dönüştüğü hayal gücü dolu bir dünyaya kapı aralıyor. Kutunun açılmasıyla birlikte başlayan görsel şölen; dolu dolu kurabiye hamuru parçaları ve kıtır kıtır çikolatalalarla buluştuğu sahnelerle izleyiciyi içine çekiyor. Her kaşık büyük bir zevke dönüşüyor.

Reklam Filmi Künyesi:

Reklamveren: The Magnum Ice Cream Company

Reklamveren Temsilcisi: Nazlı Eda Kırali, Burcu Reyhan Ok, Umut Topcu

Reklam Ajansı: Medina Turgul DDB

Ajans Başkanı & Ajans Kreatif Yöneticisi: Ertuğ Tuğalan

Ajans Başkanı & Ajans Ticari Başkanı: Canan Ayvacı

Yönetici Kreatif Direktör: Ahmet Terzioğlu

Kreatif Direktör: Cem Erguvan

Kreatif Grup Lideri: İpek Şurdum

Kreatif Ekip: Yeşim Çelik, Tolga Postacı

Müşteri Grup Direktörü: Pelin Toykan Gündem

Müşteri Direktörü: Asena Cansu Böke

Müşteri Temsilcisi: Şeyma Tekin, Alp Dilidüzgün

Yönetici Strateji Direktörü: Berkant Avcı

Strateji Direktörü: Beste Atasoy

Ajans Prodüktörleri: Can Taşkın, Ümit Bak

Yapım Şirketi: Yapar İstanbul

Prodüktör: Mert Turan, Aytunç Demirkaya

Yönetmen: Sedat Dündar & Umut Dizdar

Görüntü Yönetmeni: Burak Turan

Sanat Yönetmeni: Burak Yıldırım

Jingle: Persenk

Bu hastalıkta beyindeki değişim 20 yıl önce başlıyor!

Günümüzde çoğumuzun dert yandığı ‘unutkanlık’ özellikle ileri yaşın doğal bir sonucu olarak düşünülse de aslında 65 yaş üzerinde en sık görülen bunama nedeni olan Alzheimer hastalığının ilk sinyali olabiliyor.  Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, bugün dünya genelinde yaklaşık 55-57 milyon kişi demans ile mücadele ediyor ve bu kişilerin büyük çoğunluğunu Alzheimer hastaları oluşturuyor.  Her yıl yaklaşık 10 milyon yeni demans hastaları bildirilirken, uzmanlar bu sayının 2050 yılına kadar iki katından fazla artacağını öngörüyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, günlük yaşam aktivitelerini önleyecek düzeyde bilişsel gerilemeye neden olan Alzheimer hastalığında erken tanı ve tedavinin kritik bir öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Erken tanı ile tedavi sayesinde Alzheimer’ın ilerleme hızı yavaşlatılabilmektedir. Böylece, hem hastalığın yükü hem de bireylerin ve ailelerin karşılaştıkları zorluklar büyük oranda azaltılabilmektedir” diyor.  Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, erken tanı için unutkanlık günlük yaşamı etkilemeye başladığında, aynı sorular sık tekrarlandığında veya kişilik değişiklikleri fark edildiğinde hemen bir nöroloji uzmanına başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Prof. Dr. Neşe Tuncer

Prof. Dr. Neşe Tuncer

Risk 65 yaşından sonra daha çok artıyor!

Alzheimer, beyinde ilerleyici sinir hücresi kaybına yol açan nörodejeneratif bir hastalık ve demansın en sık görülen nedeni. Hafıza kaybı, zaman ve mekan karışıklığı, dil ile yürütücü işlevlerde bozulma ve günlük yaşam aktivitelerini etkileyen bilişsel gerilemeyle kendini gösteriyor. Türkiye’de net veriler olmasa da 600 binin üzerinde Alzheimer hastası olduğu belirtiliyor. Önemli bir nokta ise Alzheimer riskinin 65 yaşından sonra her beş yılda bir yaklaşık iki katına çıkması. Yani, toplum yaşlandıkça hasta sayısı artıyor. Ancak bu artış, hastalığın daha sık görülmesinden çok demografik yaşlanmadan kaynaklanıyor.

Beyindeki sinsi değişim 20 yıl önce başlıyor!

Alzheimer hastalığının temel patolojik mekanizması; beyinde amiloid-beta proteininin birikimi, tau proteininin anormal şekilde fosforillenerek yayılması, sinir hücrelerinde iletişimin bozulması, nöron kaybı ve kronik iltihabi süreçlerinden oluşuyor. Beyindeki bu patolojik değişiklikler hastalığın belirtileri ortaya çıkmadan 20 yıl kadar önce başlıyor, yani Alzheimer uzun bir ‘sessiz dönem’ geçirdikten sonra klinik sinyaller ile kendini gösteriyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, “Örneğin, hastalık henüz belirti vermeden 20 yıl kadar önce amiloid–beta proteini beyinde birikmeye,  10 yıl öncesinde de tau proteini yumaklar şeklinde çoğalmaya ve yayılmaya başlamaktadır. Bu süreçlerin ardından Alzheimer hafif bilişsel bozulmayla ilk sinyallerini verirken, beş yıl sonrasında ise demans günlük yaşamı olumsuz etkileyecek düzeye ulaşmaktadır” diyor.

Genetik yatkınlık riski 15 kat artırabiliyor!

İleri yaş Alzheimer hastalığı için en önemli risk faktörünü oluşturuyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, bunun yanı sıra genetik yatkınlığın, özellikle APOE ε4 taşıyıcılığının da belirleyici rol oynadığını belirterek, “Bu genin bir kopyasına sahip kişilerde risk 3-4 kat, iki kopyasında ise 8-15 kata kadar çıkabilmektedir. Ancak aile öyküsü Alzheimer riskini anlamlı biçimde artırsa da hastalığın kesin olarak gelişeceği anlamına gelmemektedir” bilgisini veriyor. İleri yaş ve genetik yatkınlığın yanı sıra bazı hastalıklar, yaşam alışkanlıkları ile çevresel etkenler de Alzheimer riskini artıran diğer faktörleri oluşturuyor.  Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer,  bu etkenleri “orta yaş hipertansiyonu, diyabet, obezite, sigara kullanımı, yüksek kolesterol, işitme kaybı, sosyal izolasyon, depresyon ve kafa travmaları” olarak sıralıyor. Dünya lideri bilim insanlarından oluşan Lancet Komisyonu verilerine göre; bu değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrolü sayesinde Alzheimer ve diğer demans tablolarının yüzde 40-45 kadarı önlenebiliyor veya geciktirilebiliyor.

Erken tanı kritik bir öneme sahip!

Alzheimer hastalığına henüz demans evresine ulaşmadan önceki  ‘Hafif Bilişsel Bozukluk’ döneminde veya hastalık belirtileri henüz başlamadan önce sadece genetik yatkınlık taşıyan ve hastalık gelişimi beklenen bireylerde tanı konulması büyük önem taşıyor. Zira, bu erken aşamada hastalar günlük yaşam aktivitelerini bağımsız şekilde sürdürebiliyor. Yeni geliştirilen hastalık modifiye edici tedaviler de en çok faydayı (örneğin anti-amiloid antikorları) Alzheimer’ın erken evrelerinde, yani unutkanlık yeni başlamışken veya hafif bilişsel bozukluk aşamasında sağlıyorlar. Ayrıca, erken tanı hastaların ve ailelerinin bakım planlaması yapabilmelerine, hukuki ve sosyal düzenlemeler için zaman kazanmalarına ve risk faktörlerini daha etkin şekilde yönetebilmelerine olanak veriyor.

Yeni geliştirilen testlerle daha erken tanı imkanı!

Günümüzde Alzheimer hastalığının tanısında ayrıntılı klinik öykü, nöropsikolojik testler, laboratuvar tetkikleri ve beyin görüntüleme yöntemleri (MR, BT) kullanılıyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, son yıllarda kan testleri ve görüntüleme yöntemlerinde yaşanan önemli gelişmeler sayesinde Alzheimer hastalığına daha erken dönemde tanı konulabildiğini vurgulayarak, şöyle devam ediyor:  “Görüntüleme biyobelirteçleri olan amiloid ve tau PET yöntemleri Alzheimer’ın kesin tanısının erken dönemde konulmasını sağlamalarının yanı sıra yeni tedaviler için  hastalığın beyindeki yükünü doğrudan göstererek doğru hasta seçimi  yapılmasını da mümkün kılmaktadır. Bu yöntemlerle beyin omurilik sıvısında amiloid ve tau proteinlerinin ölçümü yapılarak erken dönemde tanı konulmaktadır. Bu sıvının analizi ayrıca Alzheimer hastalığı ile karışabilecek olan enfeksiyon ve otoimmün hastalıkların dışlanmasına da imkan tanımaktadır. Bunların yanı sıra son yıllarda kan testleri alanında da büyük ilerlemeler kaydedilmektedir. Kan biyobelirteçlerinin (örneğin p-tau217, Aβ42/40 oranı) kullanıldığı testler hem daha kolay uygulanabilen hem de daha invaziv yöntemler olarak erken tanıda yerini almaktadır”

Hastalığı yavaşlatmak ve hayatı kolaylaştırmak!

Alzheimer’ın tedavisinde tam bir kür henüz mümkün olmasa da semptomatik ilaçlar ve yaşam tarzı önlemleriyle ilerlemesi yavaşlatılabiliyor, hastanın fonksiyonelliğinin korunmasına destek sağlanıyor. Kolinesteraz inhibitörleri ve memantin gibi  tedaviler hafıza ve davranış semptomlarını hafifletirken, yeni geliştirilen antikor tedavileri ise beyindeki amiloid plaklarını temizleyerek bilişsel gerilemeyi yavaşlatabiliyor. Ancak bu tedaviler uygun hasta seçimini, düzenli MR takibini ve yan etkinin izlenmesini gerektiriyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, tedaviden etkin sonuç alınabilmesi için bazı kurallara uyulmasının ise son derece önemli olduğuna işaret ederek, “Tedavi sürecinde hipertansiyon, diyabet ve kolesterol gibi eşlik eden hastalıkların iyi kontrol edilmeleri gerekmektedir. Ayrıca, hastaların ilaçlarını düzenli kullanılmaları, fiziksel ve zihinsel olarak aktif kalmaları, sağlıklı beslenmeleri (Akdeniz tipi diyet) ve sosyal yaşamlarını sürdürmeleri önerilmektedir. Düzenli egzersiz, işitme kaybının tedavisi, sigara ve aşırı alkolden uzak durmak, düzenli ve kaliteli uyku da hem beynin hem damarların sağlığını desteklemektedir” diye konuşuyor.

21 gün pil ömrü

HUAWEI WATCH GT 6 Serisi, tek şarjla 21 güne kadar batarya ömrü ve HUAWEI TruSense sistemi ile güçlendirilmiş GPS konumlandırma doğruluğu sağlıyor. Mevcut 100’den fazla egzersiz moduna ek olarak, özellikle dört dış mekan aktivitesi için yenilikler getiriyor. Bisiklet modu, profesyonel bir güç ölçer donanımına ihtiyaç duymadan performans analizi yapılmasını sağlayan sanal bir güç ölçer içeriyor. Patika koşusu için geliştirilen özellikler arasında rota zorluklarını belirlemeye ve enerji dağılımını optimize etmeye yardımcı olan hassas konumlandırma, irtifa eğilim grafiği ve anlık eğim analizi bulunuyor. Golf tutkunları için yüksek çözünürlüklü saha haritaları ile atışların daha isabetli yapılmasına olanak tanınırken, kayak modu da hassas konumlandırma ve zengin veri seti ile pist üzerinde detaylı analiz imkanı sunuyor.

HUAWEI MatePad 12X 2025 oldu. Görsel konfor için tasarlanmış, parlama yapmayan ve kağıt benzeri dokuya sahip ipeksi mat ekrana sahip bu tablet, HUAWEI M-Pencil Pro ile uyumlu çalışıyor. Huawei’in ilk kez duyurduğu kendine has özellikleriyle dikkat çeken bu profesyonel tablet kalemi, tek bir sıkıştırma hareketiyle uygulama içi menülere erişim, tek dokunuşla uygulama açma ve kalemi döndürerek fırça ayarlarını kolayca değiştirme gibi özellikler sunuyor.

Sunduğu tablet modelleri, profesyonel kalemi ve GoPaint uygulamasıyla, yaratıcılık araçlarını desteklemeyi amaçlayan Huawei, GoPaint Yaratıcı Çizim Yarışması 2025’i başlatacağını duyurdu. Dört ana kategoriye (Anlatı Sanatı, Dijital Suluboya ve Mürekkep, Bilim Kurgu Sanatı, Modern Resim) sahip olacak bu yarışmada, ek olarak Animasyon kategorisi de dahil olacak.

THY’dan İstanbul–São Paulo–Santiago’ya artık her gün uçuşu var

Türk Hava Yolları (THY), Güney Amerika’daki uçuş ağını artırma kararı aldı. 29 Mart 2026 tarihinden itibaren İstanbul çıkışlı São Paulo – Santiago hattında günlük uçuş gerçekleştirecek. THY’nin İstanbul–São Paulo (GRU) hattındaki toplam uçuş sayısı haftada 14’de çıkacak. Brezilya hem de Şili’ye daha esnek seyahat imkânı sunulacak.

Corendon Airlines Almanya’da %20 büyüme hedefliyor

Türk-Hollanda ortaklı tatil havayolu Corendon Airlines, önümüzdeki yaz uçuş ağını genişleterek en büyük pazarı olan Almanya’da %20 büyüme hedefliyor. Ancak şirket, bir kez daha daha az sayıda Alman havalimanına odaklanma stratejisini sürdürüyor.

Corendon Airlines, gelecek yaz Belçika, Danimarka, Almanya, İngiltere, Avusturya, Polonya ve İsviçre dahil tüm pazarlarda kapasitesini %20 artıracak.