Yazılar

Çorum lezzetleri Terminal Kadıköy’deki Söğütlü Lokanta ’da

Çorum mutfağı, İstanbul’daki Terminal Kadıköy Söğütlü Lokanta ’da gerçekleştirilecek özel davetle günümüz sofralarına taşınıyor. Bu özel gecede, Adnan Şahin ve Şef Deniz Şahin’in yemeklere dair anlatımları eşliğinde misafirler hem lezzet hem de kültür dolu bir yolculuğa çıkacak.

“Salı Masaları – Soframızda Ayda Bir Şehir” ile Anadolu’nun gastronomik zenginliklerini keşfe çıkarıyor. Serinin ilk konuğu Çorum olacak, konuklara yalnızca bir yemek deneyimi değil, aynı zamanda Çorum’un kültürel zenginliğini yansıtan otantik bir keşif imkânı sunacak. Etkinlikte öncelik yöresel yemeklerin aslına uygun lezzetlerini tanıtmak olacak; görsellik ise bu deneyimi destekleyecek.

Çorum mutfağının öne çıkan tatları; Kargı Tulumu, Çorum Leblebisi, Tereyağlı Su Böreği, Kaz Çullama, Ekşili Erik Yahni, İskilip Dolması ve özel tatlıları Beyaz & Gül Baklava davetlilerle buluşacak.

Bilgi: (0507) 603 2431

Address Istanbul’un mutfağı Şevket Cihan’a teslim

Address Istanbul, gastronomi dünyasının uluslararası arenada tanınan ismi Şef Şevket Cihan’ı Executive Chef olarak kadrosuna kattı.

20 yılı aşkın global deneyime sahip olan Şef Cihan, modern teknikleri geleneksel tatlarla harmanlayan vizyonu ve Michelin Guide ile Gault&Millau tarafından ödüllendirilmiş çalışmalarıyla dikkat çekiyor.

Şevket Cihan kimdir?

Kariyerine genç yaşta başlayan şef; Fransa, Suudi Arabistan, Dubai ve Türkiye’de lüks oteller ve prestijli restoranlarda görev aldı. Riyad’da Burj Rafal Kempinski, Inmaat Albilad Holding ve Le Maschou Restaurant’ın açılış süreçlerinde üstlendiği liderlik rollerinin ardından 2022 yılında            İstanbul’a dönen Şef Cihan, The St. Regis Istanbul’daki Executive Chef pozisyonuyla uluslararası başarısını pekiştirdi. Buradaki performansı, 2023 & 2024 yıllarında Michelin Guide tarafından “Tavsiye Edilen Şef” unvanı ve Gault&Millau tarafından “Modern Table” ödülü ile taçlandırıldı.

Bugüne kadar dünya markalarının özel etkinliklerinde mutfak yönetimini üstlenen Cihan, farklı konseptlerde menü geliştirme, büyük ekipleri yönetme ve uluslararası gastronomi trendlerini  yerel tatlarla buluşturma konusundaki yetkinliğiyle öne çıkıyor. Şimdi ise tüm bu birikimini, Address Istanbul’un mutfaklarına taşıyarak otelin gastronomi yolculuğunu şehrin en iddialı    adreslerinden biri haline getiriyor.

Fersan Detox Aronya Sirkesi

“Süper meyve” olarak bilinen aronya meyvesinden doğal fermantasyon süreciyle üretilen Fersan Detox Aronya Sirkesi, tüketicilere lezzetli, katkısız ve sağlıklı bir seçenek sunuyor.

 Fersan, sağlıklı yaşam trendlerine yönelik yenilikçi ürün serisine bir yenisini daha ekliyor: Fersan Detox Aronya Sirkesi. “Süper meyve” olarak bilinen aronya meyvesinden doğal fermantasyon süreciyle üretilen aronya sirkesi, doğanın bu güçlü antioksidan kaynağını Fersan’ın kalitesi ve güvencesiyle sofralara taşıyor. Herhangi bir koruyucu ve katkı maddesi, dışarıdan eklenmiş şeker veya sirke içermeyen Fersan Detox Aronya Sirkesi, zengin polifenol içeriğiyle bağışıklık sistemini desteklerken aynı zamanda sağlıklı yaşamı teşvik eden eşsiz bir lezzet sunuyor.

Sağlığa faydaları

Güçlü bir antioksidan kaynağı olarak serbest radikallerle savaşarak hücrelerin korunmasına yardımcı olan aronya meyvesi, bağışıklık sistemini destekleyerek vücudu enfeksiyonlara karşı daha dirençli hale getiriyor. Hücresel yenilenmeyi teşvik eden ve lif içeriği sayesinde sindirim sağlığını olumlu yönde etkileyen aronya meyvesinden doğal fermantasyon yoluyla elde edilen Fersan Detox Aronya Sirkesi; bu özellikleriyle sağlıklı beslenmeye önem verenler, bağışıklık sistemini güçlendirmek isteyenler, doğal takviyeleri tercih edenler ve gastronomi tutkunları gibi geniş bir kitlenin günlük beslenmelerine doğal bir dokunuş katacak ideal bir seçenek olarak öne çıkıyor. Hafif ve dengeli aromasıyla mutfakta da çok yönlü bir kullanım sunan Fersan Detox Aronya Sirkesi salatalarda, soslarda ve marinasyonlarda, detoks içecekleri ve smoothie tariflerinde lezzetli bir dokunuş sağlıyor. Günlük bir bardak suya bir yemek kaşığı eklenerek de içilebilen ürün ayrıca doğal cilt bakım maskesi veya tonik olarak da kullanılabiliyor.

Arzum’dan stratejik yatırım: “Yeni Servis ve Yedek Parça Merkezi”

Arzum, Tuzla Şekerpınar’da faaliyete geçirdiği yeni yedek parça ve servis merkeziyle satış sonrası operasyonlarını tek çatı altında topluyor.

Arzum, satış sonrası hizmetlerde hız ve verimliliği artırmak amacıyla Tuzla Şekerpınar’da yeni yedek parça ve servis merkezini faaliyete geçirdi. Tek çatı altında yedek parça depolama ve dağıtım, merkez teknik servis ve iade yönetimi süreçlerini toplayan tesis; operasyonel çevikliği, müşteri memnuniyetini ve sürdürülebilirliği aynı anda güçlendirecek.

Türkiye’de yaygın servis ağı ve tecrübeli ekibi ile hizmet veren Arzum, yeni merkezle birlikte yedek parça temin süresini kısaltmayı, tamirat sonrası teslimatları hızlandırmayı ve satış sonrası hizmetlerde daha yüksek bir standart sunmayı hedefliyor. Tesisin yakın vadeli hedefleri arasında iade ürünlerden yedek parça üretimiyle döngüsel ekonomiye katkı sağlamak da yer alıyor.

Arzum Elektrikli Ev Aletleri İcra Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Evren Albaş:

“Arzum ürünlerine sağlanan garanti ve Türkiye’ye yayılan servis imkanlarının önemli yeri var.  Servis operasyonlarımızı yurtdışında da aynı başarıyla yönetmek için ilgili ülkelerin önemli servis sağlayıcı şirketleri ile anlaşmalar yaparak, distribütörümüz olan iş ortaklarımızda yedek parça ve servis altyapısı oluşturarak yurtdışındaki tüketicilerimize de ürünlerimizi güvenle kullanma imkânı sunuyoruz. Tuzla Şekerpınar’daki yeni merkezimizle yedek parça ve merkez servis operasyonlarımızı aynı çatı altında birleştirerek yalın ve çevik bir altyapıya kavuştuk. Müşterilerimize uzun süreli değer yaratmaya onlara hızlı ve kaliteli bir servis deneyimi sunarak devam edeceğiz. Ayrıca bu tesiste yapılan geri kazanım ve dönüştürme çalışmaları ile döngüsel ekonomiye verdiğimiz katkıyı arttırmayı hedefliyoruz.”

İyi huylu prostat mı? kötü huylu prostat mı?

Prostat, erkeklerde idrar torbasının çıkışında yer alan ve idrar kanalını (üretra) çevreleyen ceviz büyüklüğünde bir salgı bezidir. Erkek üreme sisteminin doğal bir parçası olan prostat, yaygın inanışın aksine bir hastalık değil; her erkekte bulunan normal bir organdır. Ancak yaşla birlikte bu bezde çeşitli hastalıklar gelişebilİir. Sık, acil ve gece idrara çıkma, idrar yolu enfeksiyonları da neden olabilen iyi huylu prostat büyümesi günümüzdeki ileri lazer teknolojik yöntemleriye tedavi edilebiliyor.  Memorial Bodrum Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. İlter Alkan, iyi huylu prostat büyümesinin (BPH) nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. İlter Alkan

Prof. Dr. İlter Alkan

Büyüyen prostat yaşam kalitesini düşürüyor

İdrar kanalını bir yüzük gibi saran prostat bezindeki büyüme, kanalın sıkışmasına ve idrar akışının zorlaşmasına neden olmaktadır. Bu durum, mesane kaslarının daha fazla çalışmasına, zamanla mesane duvarının kalınlaşmasına ve ileri evrelerde mesanenin tamamen boşalamamasına yol açabilir. İdrar sonrası mesanede idrar kalması enfeksiyon ve böbrek hasarı riskini artırabilir. Bazı vakalarda hasta aniden hiç idrar yapamaz hale gelir ve sonda takılması gerekebilir. Bu da genellikle cerrahi müdahale gerektiren bir durumdur.

Kesik kesik idrara çıkma prostat büyümesinin belirtisi olabilir

  1. Sık idrara çıkma
  2. Ani idrar yapma hissi
  3. İdrar kaçırma
  4. Zorlanarak/ıkınarak idrar yapma
  5. Kesik kesik idrar
  6. Mesanenin tam boşalmadığı hissi

Bu belirtiler tedavi edilmediğinde mesane fonksiyon bozukluklarına ve hatta böbrek yetmezliğine yol açabilir.

Risk faktörlerini biliyor musunuz?

  • Yaşlanma: 50 yaş üstü erkeklerin yarısında, 75 yaş üstü erkeklerin ise % 70-80’ inde BPH görülür.
  • Genetik Yatkınlık: Yakın akrabalarında BPH olan kişilerde risk daha fazladır.
  • Etnik Köken: Asya kökenlilerde daha az, siyah ırkta daha sık görülür.
  • Obezite: Kilo problemi olan bireylerde daha yaygındır.

HoLEP Yöntemi ile Konforlu Tedavi

İyi huylu prostat büyümesinin tedavisinde kullanılan HoLEP (Holmium Lazer ile Prostat Enükleasyonu) yöntemi, bilimsel olarak etkili ve güvenli olduğu kanıtlanmış modern bir tekniktir. Son teknoloji Magneto 150W ile HoLEP, özellikle büyük prostatlarda bile güvenle uygulanabilmektedir. Yöntem şu avantajları ile bilinmektedir:

* Tamamen kapalı (endoskopik) cerrahi, cilt kesisi olmadan uygulanır.

* Hızlı ve hassas doku çıkarımı

* Minimum kanama riski

* Büyük prostatlarda dahi güvenli kullanım

* Yalnızca 1 gün hastanede yatış ve sondalı kalma süresi

Kapalı olarak gerçekleştirilen bu ameliyat sayesinde hasta hızlıca iyileşmekte ve kısa sürede günlük yaşamına geri dönebilmektedir.

Erken tanı çok önemli

Prostat sağlığı, erkeklerin genel sağlığının ayrılmaz bir parçasıdır. Erken tanı, doğru tedavi ve gelişmiş cerrahi teknikler sayesinde yaşam kalitesini yükseltmek mümkündür. Özellikle idrar yapma şikayetleri yaşayan erkeklerin vakit kaybetmeden bir üroloji uzmanına başvurmaları önerilmektedir.

Prostat büyümesinden korunmak için…

Prostat büyümesini tamamen önlemek mümkün olmasa da bazı yaşam tarzı değişiklikleri riski azaltabilir. Aşırı kilo ve yüksek vücut yağı, hormon dengesini bozarak prostat büyümesini tetikleyebilir. Bu nedenle;

* İdeal kiloda kalmak

* Yağ oranını düşürmek

* Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek

* Düzenli egzersiz yapmak, prostat sağlığını destekleyen önemli faktörlerdir.

Liberty Signa’da tatil ve gurme yolculuğu bir arada

Fethiye’de konumlanan Liberty Signa, misafirlerine tatili yalnızca deniz ve güneşten ibaret olmayan, çok boyutlu bir deneyim olarak sunuyor. Bu deneyimin merkezinde ise güçlü bir gastronomi vizyonu yer alıyor.

Liberty Signa

Executive Chef Ömer Canbay’ın liderliğinde hazırlanan menüler, yerel üreticilerden temin edilen taze ve mevsiminde malzemelerle hayat buluyor. Her biri farklı bir mutfak kültürünü yansıtan restoranlar, misafirlere günün her anında yeni lezzetler keşfetme imkânı sunuyor. Uluslararası deneyimiyle tanınan Canbay, Türk mutfağından Asya füzyonuna, İtalyan klasiklerinden Hint baharatlarına, deniz ürünlerinden Uzak Doğu tatlarına uzanan geniş bir yelpazeyi kendi yorumuyla bir araya getiriyor.

Liberty Signa

Güne sağlıklı ve özenle hazırlanmış açık büfesiyle Myra Restoran’da başlayan misafirler, öğle ve akşam saatlerinde dünya mutfağından seçkilerle buluşuyor. Ricotta’da taş fırından çıkan pizzalar ve tamamen el yapımı makarnalar, Miyabi’de sushi ve wok seçenekleriyle Uzak Doğu esintileri, Okeanos’ta Ege ve Akdeniz’in taptaze deniz ürünlerinin modern yorumları, Tatre’de Türk mutfağının klasiklerinin yaratıcı dokunuşları, Puri’de ise zengin baharatlarıyla Hint mutfağının öne çıkan tatları misafirleri bekliyor. Dünya mutfaklarından seçkiler sunan Petra ise farklı lezzetleri bir arada deneyimlemek isteyenler için ideal bir adres.

Liberty Signa

Tatlı ve atıştırmalık severler için de seçenekler oldukça cazip. Gün boyunca Bonbon Patisserie’nin el yapımı çikolataları ve dondurmaları, Waffle House’un ev yapımı lezzetleri, gün batımı eşliğinde Sunset Bar’ın özgün kokteylleri, samimi atmosferiyle Grano Irish Bar ve çikolata tutkunları için Schokolade, tatil deneyimini tatlarla zenginleştiriyor.

Liberty Signa

Vejetaryen, glutensiz, laktozsuz beslenme tercihleri ve özel diyetler için, misafirlerin talebi üzerine şefler tarafından özel tabaklar hazırlanabiliyor. Menüde yer almasa bile, isteğe uygun malzemelerle hazırlanan bu özel lezzetler sayesinde her misafir, yaşam tarzına uygun kişiselleştirilmiş bir gastronomi deneyimi yaşayabiliyor.

Liberty Signa

Åsa Jungnelius’un cam sanatı

Pera Müzesi, kuruluşunun yirminci yıldönümünü kutladığımız 2025 yılının sonbaharını İsveçli sanatçı Åsa Jungnelius’un Toprak, Ateş, Su ve Havayla Yazılmış Bir Dize başlıklı sergisiyle karşılıyor.

Camı malzeme ya da formdan ziyade bir ifade biçimi olarak kullanan Jungnelius, serginin hazırlık aşamasında, Doğu Anadolu yöresindeki obsidyen yataklarına yaptığı seyahatten ilham alarak, sanatseverlerle ilk kez Pera Müzesi’nde buluşturacağı yeni yapıtlar üretti. Bu yapıtlar arasında, Jungnelius’un Şişecam’ın Denizli’deki fabrikasında, kendisi gibi cama üfleyen geniş bir ekiple birlikte, camı sade formlardan soyut yerleştirmelere dönüştürdüğü çok özel çalışmalar da yer alıyor.

Serginin sanatseverlerin ilginç bulacağını düşündüğümüz bir başka yönü de, sergi hazırlığının her aşamasında Jungnelius’a eşlik eden İsveçli fotoğraf sanatçısı Peo Olsson’un, sergide yer alan yapıtlarla organik bağlar kuran fotoğraf serileri.

Toprak, Ateş, Su ve Havayla Yazılmış Bir Dize sergisinin İstanbul’un sanatla tazelendiği bu sezona ve güncel cam sanatına yeni bir nefes ve boyut getireceğini düşünüyoruz.

Kasık bölgesinde ağrısız şişliğe dikkat! 

Karın içindeki doku ve organların, kasık kanalındaki doğumsal bir açıklık yoluyla dışarı çıkması olarak tanımlanan kasık fıtığı, bebeklerde ve çocuklarda en sık rastlanan doğumsal sorunlardan birini oluşturuyor. Öyle ki her 100 çocuktan 1 ile 4 arasında kasık fıtığı görülüyor. Kasık fıtıklarının üçte birinin tanısı genellikle ilk altı ay içerisinde konulurken, sonraki yaşlarda da tespit edilebiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Kaan Maşrabacı, kasık fıtığının bir günlük yenidoğan bebekten daha ileri yaşlara kadar her yaş grubunda görülebildiğini belirterek, “Kasık kanalındaki açıklık testisin inişiyle ilişkili olduğu için kasık fıtıkları erkeklerde kızlara oranla 4 ila 20 kat daha sık görülmektedir” diyor. Çocuklarda kasık fıtığının kendiliğinden iyileşmediğine ve tedavide gecikildiğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğine dikkat çeken Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Kaan Maşrabacı, “Bu nedenle, kasık fıtığı ameliyatı tanı konulduktan sonra en kısa zamanda yapılmalıdır. Çünkü, zamanında ameliyat ile tedavi edilmezse acil müdahale gerektiren bir tablo olan fıtık boğulmasına neden olabilir. Fıtığın sıkışıp boğulması kasık kanalında sıkışan organlarda kangren (çürüme) meydana gelmesine yol açabilir. Ayrıca erkek çocuklarında kasık kanalından geçen testise ait damarlara baskı yaparak testis gelişimini bozabilir. Zamanında ve deneyimli çocuk cerrahları tarafından gerçekleştirilen ameliyat ise çocukların kısa sürede sağlıklarına kavuşabilmelerini sağlar” diyor.

Dr. Kaan Maşrabacı

Dr. Kaan Maşrabacı

Pek çok etken zemin hazırlıyor

Çocuklarda kasık fıtığı doğumsal nedene bağlı olarak gelişiyor. Normalde doğumdan sonra kapanması gereken kasık kanalının açık kalması sonucu meydana geliyor. Öne sürülen zemin hazırlayıcı etkenlerin başlıcaları;  prematürite (erken) doğum, düşük doğum ağırlığı, ailenin diğer bireylerinde de kasık fıtığı varlığı, hidrops fetalis, mekonyum peritoniti, assit, cinsiyet gelişim bozuklukları, karın duvarı anomalileri, inmemiş testis, kistik fibroz, bağ dokusu hastalıkları, ventriküloperitoneal (beyin ile karın arasındaki) şantlar ve sürekli periton (karın boşluğu) diyalizi şeklinde sıralanıyor.

Kasık bölgesinde ağrısız şişliğe dikkat!

Bebeklik döneminde oluşan kasık fıtığını anneler çoğu zaman bebeğinin altını değiştirirken fark ediyorlar. Daha büyük çocuklarda ise fıtığın varlığı çocuk giydirilirken veya banyo sırasında görülüyor. Kasık bölgesinde (erkeklerde ayrıca torbasında) beliren ve kendiliğinden veya üzerine bastırılınca kaybolan ağrısız şişlik, tipik belirtisini oluşturuyor. Ikınma, ağlama ve öksürme gibi karın içi basıncının arttığı durumlarda şişlik daha belirgin hale geliyor. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Kaan Maşrabacı, bu şişliklerin sıklıkla ilk muayenede görüldüğünü belirterek, “Görülmediği durumlarda valsalva manevrası, balon şişirtme, çocuğu ayakta gözlemleme veya karın alt kısmına baskı uygulayacak şekilde elle sıvazlama gibi yöntemlerle şişliğin belirmesi sağlanabilir. Kimi zaman inceleme sırasında fıtık saptanmayabilir. Bu durumlarda annenin verdiği öykü tanı için önemlidir” diye konuşuyor.

Organ kaybına neden olabiliyor!

Çocuklarda kasık fıtığı kendiliğinden iyileşmez, ameliyat tek tedavi yöntemini oluşturur. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Kaan Maşrabacı, kasık fıtığının mümkün olan en kısa zamanda, yani belli bir ay veya yaşa kadar beklemeden ameliyatla tedavi edilmesi gerektiğini anlatarak, “Cerrahi tedavinin gecikmeden yapılması çok önemlidir. Çünkü, erken dönemde ameliyat ile müdahale edilmezse fıtık boğulmasına sebebiyet verebilir. Fıtık boğulmasında, fıtık kesesine girerek sıkışan organların kanlanmaları ve beslenmeleri birkaç saat içinde bozulur ve kangren (çürüme) meydana gelir. Bu da hayati tehlikeyi artırır ve kanlanması bozulan organların çıkarılması gerekir. Acil müdahale gerektiren bu durum genelde bağırsak, nadiren kızlarda over (yumurtalık) kaybına neden olabilir” diyor.

Testislere de zarar verebiliyor!

Kasık fıtığı tedavisinde gecikmenin testislere de zarar verebildiğine işaret eden eden Dr. Kaan Maşrabacı, “Öncelikle, fıtığın sıkışıp boğulması kasık kanalından geçen testise ait damarlara baskı yaparak yumurtanın olumsuz etkilenmesine yol açar. Bunun sonucunda, yumurtanın normal gelişimini bozabilir veya kanlanmasını önleyerek kangrene (çürüme) sebebiyet verip, testis kaybına neden olabilir. Ayrıca çocuğun yetişkin fıtık ameliyatındaki gibi yöntemlerle ameliyat edilmesiyle testise zarar verebilir.  Dolayısıyla, bu ameliyatların mutlaka deneyimli çocuk cerrahları tarafından yapılması gerekir” bilgisini veriyor.

Günübirlik cerrahi uygulanıyor

Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Kaan Maşrabacı, çocuklarda kasık fıtığı ameliyatının günübirlik cerrahi olarak uygulandığını vurgulayarak, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Kasıktan yapılan 1- 1,5 cm’lik bir kesi ile girilerek fıtık kesesi bağlanır ve açık kalan kasık kanalı kapatılır. Çocuklarda karın kasları dikilmez veya yama konulmaz. Çocukların önemli bir kısmı ameliyattan dört ile beş saat kadar sonra evlerine gidebilir. Dikiş yerlerinde hafif şişlikler olabilir, bu görüntü bir ay içinde kaybolur. Çocuklar ameliyat sonrası genellikle birkaç gün içinde ayağa kalkıp normal aktivitelerine dönebilirler. Ancak ağır aktivitelerden ve oyunlardan bir süre uzak durmaları önem taşır.”

Fıtığın tekrarlama riski çok düşük

Ameliyat sonrasında fıtığın tekrarlama riskinin çok düşük olduğunu vurgulayan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Kaan Maşrabacı, “Yapılan çalışmalarda, ameliyat sonrasında hem görsel hem de işlevsel olarak herhangi bir sorun gelişmediği ortaya konmuştur” diyor. Dr. Kaan Maşrabacı, ancak sağ ve solda yer alan iki kasık kanalının birbirinden bağımsız olarak fıtık oluşturabileceğini belirterek, “Dolayısıyla, tek taraflı ameliyatlardan sonra öbür kasıkta fıtık gelişme ihtimali vardır. Özellikle sol tarafta kasık fıtığı varsa, sağ tarafta çok yüksek oranda fıtık ortaya çıkabilir. Ancak bu bir tekrarlama değil, diğer kasıkta yeni bir fıtık oluşumudur. Bu ihtimal erkek çocuklarda daha az, kızlarda ise çok daha fazladır” diyor.

Deodorantınız faydadan çok zarar mı veriyor?

Her sabah sürdüğünüz ter önleyicinin içinde aslında ne olduğunu hiç merak ettiniz mi? Vücut kokumuzu kontrol altına almak için hiç düşünmeden ona uzanırız. Ancak arkasına bakarsanız, muhtemelen ortak bir bileşen görürsünüz: alüminyum. Alüminyum, ter bezlerini tıkayarak terlemeyi önler. Bu da sorunlara yol açabilir.

Çalışmalar alüminyum ile ciddi sağlık sorunları arasında bir bağlantı olduğunu araştırdı, ancak bulgular kesin değil. FDA, alüminyumu deodorant ve ter önleyicilerde güvenle kullanılabileceğini belirtiyor; ancak hassas ciltli kişilerde yine de tahrişe neden olabilir. Ayrıca, alüminyum ve ter arasındaki kimyasal reaksiyon, en sevdiğiniz beyaz gömleklerinizdeki o sinir bozucu sarı lekelerin nedenidir ve bu da daha az zararlı bir sorundur.

Deodorant ve ter önleyici

Birçok kişi “deodorant” ve “ter önleyici” terimlerini birbirinin yerine kullanır, ancak bunlar aynı ürün değildir.

Deodorantlar kokuyu nötralize eder veya maskeler ancak terlemeyi engellemez. Ter önleyiciler ise ter bezlerini tıkamak için alüminyum bileşikleri kullanır, böylece terleme ve koku azalır.

Aradaki fark alüminyumdan kaynaklanıyor. Terlemeyi durdurmada etkili olsa da artık daha fazla insan alüminyum ve diğer katkı maddelerini içermeyen doğal deodorantlara yöneliyor ve bunun yerine uçucu yağlar, probiyotikler ve nişastalar gibi bitki bazlı bileşenlere yöneliyor.

Alüminyumsuz yaşamaya başladığınızda ne olur?

Alüminyum içermeyen deodorantlara geçiş biraz zorlu bir süreçtir. Ter önleyici kullanmayı bıraktığınızda ter bezleriniz artık tıkalı olmaz, bu da ilk başta terlemenizde artış fark edebileceğiniz anlamına gelir. Bazıları buna “detoks” dönemi der, ama aslında bu sadece vücudunuzun uyum sağlamasıdır.

Vücudunuzun dengeye gelmesi bir veya iki hafta sürebilir. Bu arada, hindistancevizi yağı ve shea yağı (doğal formüllerde yaygın olarak bulunur) gibi içerikler nemi emmeye ve kokuyu kontrol altında tutmaya yardımcı olur. Vücudunuz alıştıktan sonra, çoğu kişi alüminyuma ihtiyaç duymadan da aynı tazelikte kaldığını fark eder.

Kahve Dünyası’ndan Eylül ayına özel lezzetler

Kahve Dünyası, eylül ayında portakalı bitter çikolatayı ve Guatemala Yöresel Filtre kahvesinin aromatik zenginliğini bir araya getirerek misafirlerine yepyeni lezzetler sunuyor.
Eylül ayında yoğun bitter çikolatanın zenginliği, portakalın ferahlatıcı aromasıyla buluşuyor. Eylül ayında da meyve tatlarıyla serinlemek isteyenler için Portakal Parçacıklı Bitter Çikolatalı Milkshake, tatlı ve ferahlatıcı bir uyum sunuyor.
Bitter çikolata severlere portakal dokunuşuyla farklı bir deneyim sağlayan Portakal Parçacıklı Bitter Çikolatalı Dondurma, her kaşıkta ferahlatıcı ve yoğun tatları bir arada sunarak eylül ayının en keyifli lezzetlerinden biri oluyor. Süt ve taze sıkılmış portakal suyuyla hazırlanan bu özel dondurma, bitter çikolatanın yoğun tadını portakalın ferahlığıyla dengeliyor. İçerisinde yer alan gerçek portakal parçalarıyla daha da zenginleşen dondurma, her kaşıkta benzersiz bir tat deneyimi sunuyor.
Kahveseverleri ise Guatemala’nın verimli topraklarından özenle seçilen kahve çekirdekleri, meyvemsi ve dengeli aromalarıyla fincanda buluşuyor. Bol asitli, orta kıvamlı ve yumuşak içimli, kendine özgü isli bir kokuya ve baharatlı bir tada sahip Guatemala Yöresel Filtre Kahvesi, 250 gr’lık kilitli poşetlerde.