Yazılar

Surf Arabesk “Daha Kaç Çeşit Hoşçakal”

Surf Arabesk “Daha Kaç Çeşit Hoşçakal”

Fırat Ağacık ve Abkountry, Surf Arabesk adını verdikleri proje kapsamında yer alan ilk şarkıları “Daha Kaç Çeşit Hoşçakal”ı Universal Music Türkiye etiketiyle bugün yayımladı. Sözleri, bestesi ve düzenlemesi Ankara çıkışlı iki yetenekli sanatçıya ait “Daha Kaç Çeşit Hoşçakal”, alternatif sound’u ve etkileyici sözleriyle müzikseverlerin beğenisine sunuluyor.

İkili, Surf Arabesk’i ve proje kapsamındaki ilk şarkı “Daha Kaç Çeşit Hoşçakal”ı, “psychedelic kafalar, arabesk tınılar” olarak tanımlıyor.

Teksüt’ten yeni bir peynir “Antep Peyniri”

Teksüt’ten yeni bir peynir “Antep Peyniri”
Teksüt, yöresel lezzetlerine bir yenisini daha ekleyerek Antep Peyniri’ni satışa sundu.
Sekiz ayrı kategoride 40’tan fazla ürün ile sofralara özel tatlar sunan Teksüt, yöresel peynirler kategorisine Mihaliç, Çeçil, Otlu peynirden sonra Antep Peynir’ini ekledi.
Gaziantep ve yöresinde daha çok ilkbahar aylarında üretilen ve tuzsuz olarak satılan peynir, alındıktan sonra salamura yapılarak yıl boyunca tüketilir.

Annelik hayat boyu yapılan bir anlaşma

Annelik hayat boyu yapılan bir anlaşma

Sesiz ve derinden ilerleyen bir isim… Hollywood’da ünlü oyuncuları koçlarıyla çalıştı. Profesyonel oyuncular için düzenlen özel workshopların hepsine katıldı. Mesleki anlamda kendini sürekli yeniliyor. Bu süreçte geçmişten gelen resim yapma sanat yönünü de eş zamanlı besliyor, sürdürüyor.  “Sinema içinde bütün sanatları barındırıyor” diyor. Uzun bir aradan sonra ikinci sergisi yakında sevenleri ile buluşacak… Sergiden elde edeceği gelirle okul kütüphaneleri açmak istiyor.

Oyunculuk okulu hayalinde ve bilgi birikimlerinde olan yani işin sessiz ve derinden ilerleyen kısmı..  Bütün bunlar olurken; hayatın en güzel sanat olayını “çocuk yapmak, annelik” olarak tanımlıyor.  Çocukların gelişimini birebir gözlemlemek, anı yaşamak için televizyon ve sinemaya düzenli set çekim çalışmalarına ara veren sevgili Gülseven Yılmaz yeniden Türiye’de… Pause derginin bu ay ki kapak konuğu sevgili dostum Gülseven Yılmaz ile siz kıymetli okurlarımız için konuştuk. Sizler için çok keyifli bir söyleşi yaptık.

 Oyunculuk çocukluk hayaliniz olan bir meslek miydi?  Bir Rol modeliniz, ilham kaynağınız oldu mu?  Evet oyunculuk çocukluk hayalimdi. Çok merak ederdim. İnsanlar televizyonun içine nasıl sığıyorlar, küçülüp mü giriliyor diye. Gerçek hayatta küçük küçük insanlar var ve bir tek onlar televizyonun içinde yasayabilirler zannediyordum. Orada da başka bir dünya olduğunu düşünüyordum. Babam haberleri hiç kaçırmazdı. Ben de haber spikerleri ne güzel konuşuyor diye onları dinlemeyi se verdim. Bir gün televizyonun içine girip orada olmak hayalim, isteğim hep olurdu.  Ben küçükken ilham aldığım biri olmadı.

En çok hangi tür filmleri seversiniz? Son zamanlarda bilim kurgu filmleri ve dizilerini seviyorum. Bazen çok kafamı yormak istemediğimde romantik komedi tarzında filmleri seçiyorum. Tamamen ruh halime göre film seyrediyorum.

Sitcom yaparken eğlenceli işler sürerken;  Acı Hayat, Doktorlar gibi çok uzun süreli dizilerde farklı rollere hayat verdiniz. Bu geçişlerde zorlandığınız mı? Bahseder misiniz?

 Eğlenceli isler yapmak çok daha zevkli. Sitcom tecrübem de var. Uzun süreceğine inandığım islerde çok ağır dramatik isler olmamasına özen gösterdim. Çok uzun saatler çalıştığımız için rollerimiz üstümüze yapışabiliyor bazen. Bu rollerden çıkamayan oyuncular da var. En çok kabadayı rollerinde oynayıp gerçek yaşamlarında da öyle davrananları bazen magazinciler bile yakalıyor. Tekliflerin senaryolarını okuduktan  sonra bu karakteri ben sevdim mi diye bakarım hep. Bu karakterin neresi ilginç, dizide bu karakteri nasıl yönlendirebiliriz sorularından sonra hislerime göre secim yaparım. Benim için komedi oynamak da kolay, drama da kolay.

Sonra stüdyo çekimlerine bir anda her şeye ara verdiniz? Neden?  Aile kurmak istedim. Çocukları çok seviyordum ve çocuk yapmak istedim. Zirvede bıraktı derler ya hani benim için de benzer bir durum oldu. Şartlar çok ağırdı. Çok uzun saatler film çekimleri oluyordu. Senaryolar birbirinin tekrarı gibi olmaya başlamıştı. 18 tane dizi teklifi ve 8 tane başrol teklifi aldım doktorlar dizisinden sonra. Bu fırsatları değerlendir sonra çocuk yaparsın dediler. Sinema sektöründe yeterince tatmin olmuştum ben ve anne olmak istiyordum. Kadınların biyolojik saati vardır ya benimki çalıp duruyordu anlayacağınız. Tamamen isleri bırakmadım ama isteyerek hamile kalınca o  her zaman istediğim çocuğumu doğurmak için Amerika’ya gittim. 1 sene sonra yine dizi, sinema yaparım diye düşünüyordum. Ama insanın kendi bebeğini kucağına aldığında nasıl bir eşsiz mucize yaşadığınıza inanamıyorsunuz. Ayrıca; bebeği büyütmek, çocuk yetiştirmek çok zevkli geldi. O ağzından çıkan ilk kelimeler anne baba demesi bunları kaçırmak istemedim. Büyüdükten sonra değil, büyütürken daha çok şey verebilirim çocuğuma diye düşündüm. Çok önemli bir iş yapıyordum; annelik… Ben de çalışmayı her gelen teklifte erteledim. Anı yaşamak vardır ya ailemle anı yaşadım.

 Annelik size neler hissettirdi? Nası tanımlarsınız bu olay ve sonrasını? İngilizcede çok sevdiğim bir laf var, annelik için onu söylemek istiyorum. Lifetime commitment, yani hayat boyu yapılan bir anlaşma, sözleşmedir annelik. Anne olunca sorumluluklarım arttı. Bebekken her kucağıma aldığımda göz  göze saatlerce bakışırdık. Hep duyarız ya uyurken bakardım diye, ben çocuklarıma uyanıkken daha çok bakardım. Çocuklarımın büyüdükçe her anini onlarla yasamak istedim, tadını çıkardım anlayacağınız.

Kaç çocuğunuz var? İsimleri nedir?

İki çocuğum var. Efe 8,5 yaşında ve Mars 3,5 yaşında.

İki erkek çocuk annesi olarak sorumluluklarınız büyük, çocuklarınızı yetiştirirken en çok neye dikkat ediyorsunuz? Yaratıcılıklarının büyüdükçe köreltilmemesine dikkat ediyorum. Dadılara  hemen çocuk gelişimiyle ilgili benim çok beğendiğim kitapları veriyorum. Okullarını ve öğretmenleri ona göre seçiyorum. Hayal kuran, herkes gibi düşünmeyen, fark yaratacak saygı sevgi dolu çocuklar yetiştirmeye çalışıyorum.

Çocuklarınızla aile zamanını nasıl geçiriyorsunuz? Birlikte yapmayı en sevdiğiniz etkinlik nedir? 

Bisiklete binmek. Santa Monica da sahilde bisiklete binmek.

Çocuklarınızda sanata eğilim  var mı? Gözlemleriniz ne yönde size sinyal veriyor? Mesleki konuda anneye mi babaya mı çekmişler? Ahahaha çok güzel bir soru. Eşim  inşaat mühendisliği okumuş ama piyano çalıyor, Naile halaları otel sahibi ama seramik sanatıyla ilgileniyor. Bizim ailemizdeki tek sanatçı ben değilim yani. Efe gitar çalıyor ve çok yaratıcı bir çocuk.  Disney çocuğu yetiştiren ajanstan teklif geldi Efe ye ama ben çok erken yasta baslarsa psikolojik olarak etkilenir diye düşündüm. Mars çok çabuk moda giriyor sahne ve mikrofon seviyor.  YouTube kanalını çok istediler. Birlikte çok doğal videolar çekiyoruz, çocuklar bu çalışmalara bayılıyorlar. YouTube da olmayı seviyorlar. İlerleyen zamanlarda ne istiyorlarsa onu destekleriz. Severek yaptıkları isleri olsun.

Amerika’da çocuklarınızı büyütürken,  onların büyümesini birebir gözlemlediniz bu muhteşem bir hayat kazanımı… Peki kendi kişisel ve mesleksel gelişiminizi de farklı yönlerden destekleyen çalışmalar yaptınız mı? 

Elbette yaptım, profesyonel aktörlerin gittiği workshoplara gittim. Oyuncu koçlarıyla çalıştım. Stella Adler, Eric Morris tekniklerini öğrendim. Bradley Cooper in oyuncu koçu Anthony Meindl ile ve Halle Berry’nin oyuncu koçu Margie Haber’le çalıştım. George Clooney’in gittiği Beverly Hills playhouse sahne sanatları eğitimini de aldım. Bu stüdyoların profesyonel aktörler için özel sınıfları oluyor hepsine katildim. Neden yaptığıma gelince bizim işimiz spor yapmak gibi, kasları aktif tutmak lazım. Hem kendimi geliştirdim hem de bir gün bu bilgileri aktarabileceğim bir okul açarım diye düşünüyorum.

Sinema film sektörüyle alakalı orada en çok dikkatinizi ne çekti? 

Setlerdeki konfor. 8 saat çalışma kuralı. Büyük kameralar ve ışıkların araçtan indirilip çekim yerine kadar insan gücü yerine özel tekerlekli taşıyıcı küçük araçlar olması.

Yabancı oyunculardan en sevdikleriniz hangisi?

İşini askla yapan her meslekten herkesi seviyorum. Cate Blachett’ in bende ayrı bir yeri var.

Hollywood’un ünlü oyuncularından dostlarınız yakın arkadaşlarınız oldu. Biraz bahseder misiniz? 

Lion King, little Arthur filmlerinin yapımcı ve yönetmeni arkadaşım. Ev partilerinde bizi de hep davet ederler. Steve Tyler in yakın dostu benim de iyi arkadaşım.  Onların özel davetleri olur. Bu davetlerden birinde Sharon Stone, Leonardo di Caprio da vardı. Bu dünyaca ünlü isimlerle aynı ortamda bulunmak, sohbet etmek çok keyifli… Az sayıda ve ayni ortamda olduğunuz bu davetlerde herkese eşit davranmanız gerekiyor.  Bu benim tespitim. O zaman arkadaşınız gibi yakın davranıyorlar. Rahat olabiliyorlar. Sohbet ediyorsunuz. Arkadaşlık kurabiliyorsunuz. Bunun için de hayran gibi davranmamanız gerekiyor.

Oradaki yakın arkadaşlarınızdan birisi de ünlü şarkıcı Michael Jacakson’un menajeri?  Nasıl arkadaş oldunuz? Sizin görüşmelerinizle nasıl ilgilendi? Nasıl oldu bu hem iş hem dostluk kurulumu?

Evet Jeffre Phillips benim arkadaşlarımdan biri… Beni tanıdığı için mesleğimi de biliyor, ben orada neler yapabilirim diye konuşma konusu yapardı. İşinde çok başarılı bir menajer ve ayni zamanda yapımcı. Showreel vermiştim kendisine. Benden 3 şey çıkarabileceğini söyledi. Hiçbir şekilde audion a gitme dedi. Aksanın olduğu için verecekleri roller seni tatmin etmez ama sana yazılmış özel bir senaryo ile karşına George Clooney gibi birini koyup az bütçeli güzel bir romantik komedi yapabiliriz, bununla Hollywood a adim atmış olursun ve arkası gelir zaten dedi. En büyük iddiası hem Avrupalı, hem İspanyol hem de doğu kültürüne hitap edebilecek çok avantajlı bir yüzüm olduğunu söyledi. İyi bir başlangıçla yolumun çok açık olacağını belirtti. Showreelimi seyrettikten sonra bana çok iyi mi dans ediyorsun diye sordu ve bunu hiç unutmam. Çok şaşırmıştım çünkü gerçekten çok iyi dans ederim bu arada. Bunu çok kısa bir görüntüden anlamış olması,  ne kadar iyi gözlem yapabilen bir menajer olduğunun bir kanıtı bence… Sesi mi de beğeniyordu. Albüm yapalım diyordu.  Ve her gün hangi saatlerde ne zaman ne yapmalıyım? Ve trainer ve voice için kimlerle çalışacağıma, sahne kostümlerimde kimlerle çalışacağımın isimlerine kadar hazırladığı planlamayı benimle paylaştı. İlk defa bu kadar profesyonel bir teklifle karşılaştım. Her şey en ince detaylara kadar düşünülmüş olan planlamada, bir sene sonra çıkartacağımız albümle  nerede olacağımı, konser stratejilerimize kadar anlattı. “Bunu seçersen burada da yolun açık” dedi. Üçüncü seçenek de reality show yapabiliriz marka işbirlikleri çalışabiliriz dedi. Ben workshoplara gidiyordum, bana “değerli bir iş adamının eşisin ama mesleğini yapmak isteyen bütün dünyadan oyuncu olmak için Los Angeles’ a gelip şansını deneyen tüm oyuncuların sesi olursun, ilginç bir hayatin var” dedi. Ve bu çok dikkat çeker diye bayağı konuştu bizimle.  Görüşmelerimiz devam ederken tam o dönemde ikinci çocuğa hamile kalınca, Allah’ın bizim için başka planları varmış deyip teklifi rafa kaldırdım. Dostluğumuz devam ediyor.

Hollywood’dan teklifi aldınız. Teklifi geri çevirdiniz? Hatta bu konuda aile dostunuz Michael Jacakson’un menajeri bile sizi ikna edemedi. Neden? 

İkna etti aslında hatta biz planlar yaptık ama ben ikinci çocuğuma hamile kalınca teklifler öylece kaldı. Sanat yaratmak demek…  En büyük yaratım da çocuk yapmak bence…

Pandemi döneminde ülkemize dönüş yaptınız? Tüm dünyada bir kapanma oldu. Hayat eve sığar dedik. Bu dönemde neler yaptınız?

Mart 2020 de kapanma olduğunda pek çok şeyi sorgulamaya başladık. Los Angeles’ta günlük hayatimiz çok fazla dışarda akıştaydı. Ev ne kadar müstakil ve konforlu olursa olsun evde yasamayı çok seven insanlar değiliz. Her yaz zaten Türkiye’ye geliyorduk. Aile otelimiz Hilton Dalaman ve tekne de vakit geçiriyorduk. Yine haziranda geldik fakat USA da okullar açılmadı, restoranlar kapalı, her şey keyifsiz dolayısıyla kışı da burada geçirelim dedik. Bütün kış otel kapalıydı ama kendimize burada bir düzen kurduk. Bisiklete bindik, kapalı havuzda yüzdük, burada otele ait hayvanat bahçesi var her gün onlara gittik kuzular, tavşanlar, kopekler çocuklara çok iyi geldi. Çocukların hep istediği YouTube kanalımızı yayına başlattık. Ben ikinci resim sergim için eserler ürettim. Bizim için çok verimli geçiyor aslında.

Düzenli Spor yapar mısınız? Beslenmenize dikkat eder misiniz? 

Ah iste o konu… Haftada iki gün hocayla çalışıyorum, diğer günler kendim spor yapıyorum. Biz bu süreçte restaurantın birini açık tuttuk ve aşçı çalıştırdık. Bu konforlu ama çok kotu bir karardı. Çünkü;  kuzu incik, güllaç, içli köfte ne kadar özlediğim Türk yemeği varsa yedim. Los Angeles’a döndüğüm zaman bu yemekleri bulamayacağım diye akışa bıraktım umursamıyorum.

Sizi tekrar farklı roller de görmek mümkün olur mu? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Elbette… Bu sene iki teklif aldım ama İstanbul’da olmadığım için ve tabii pandemi nedeniyle değerlendirmedim. Sanat benim olmazsa olmazım. Kendimi sanatla ifade ediyorum.

Pandemi döneminde televizyon izlenme oranları çok arttı. Ülkemizde bu dönemde diziler de adeta bir birleriyle yarışıyor… Hollywood’dan edindiğiniz izlenimlerle değerlendirdiğinizde ne düşünüyorsunuz? 

Televizyon bence tamamen bitti. Hiçbir zaman benim çalıştığım dönem gibi olmayacak. Hala ayni konularda sabit duruyor Türk sineması. Hep yapılanlar üzerinde yani sürekli güvenli sularda gezildiği surece de gelişemeyecek. Tarihimiz, topraklarımız ve bir sürü köklerimizden gelen farklılıklarımız var. Biraz bunlara çalışılmalı. Topraklarımızda çok değerli insanlar yaşadı. Onların hikayelerine girilmeli diye düşünüyorum. Biz bilim kurgu yapamayız. Arkadaşlarının farklı düşüncelerine bile tahammülü yok insanların. Ama değerlerimizi iyi kullanıp fevkalade güzel işler yapabiliriz.

Beğendiğiniz dizler ve oyuncular var mı?

Snowpiercer gözdem su aralar.

Tekrar tekrar seyrettiğiniz dünya sinemalarından filmler var mıdır? İlk aklınıza gelen hangisidir?

Party filmi Peter Sellers… Her seferinde gülüyorum. İyi ki sordunuz çok uzun zamandır seyretmemiştim.

Sizi en çok ne motive eder?

Bilmediğim şeyleri deneyimlemek. Seyahat etmek gibi..

Yeni projelerinizden bahseder misiniz?

Yakında bir sergim olacak. Çok heyecanlıyım. Bir youtube kanalım var. Lifestyle yayın yapıyorum. Her şeyi kendim yaptığım için biraz zorlanıyorum. Yaparken öğreniyorum. Mesela bir videomda tripodun kamerayı koyduğum yerinindeki vida gevsek kalmış, kamera eğilmiş yavaş yavaş ama umursamıyorum onu da yayına koyuyorum. Daha samimi ve neler yaşıyorsak onlar var videolarımda. Hiçbir şeyi planlı çekmiyorum. Pandemide arkadaşlarımızla görüşemeyince kendime böyle bir iletişim kurdum belkide…

Buradaki amacınız nedir? Gülseven Yılmaz Yotube kanalımda Her hafta 1 video yayınlamak, algoritma için gerekliymiş. Dedim ya bir taraftan da öğreniyorum diye. Seyahatlerim, yeme içme, kullandığım ürünler, çocuklarla yaptığımız aktiviteler, bazı konulardaki fikirlerimle ilgili konuşmalar da çekeceğim yakında, biraz oyunculuk tekniklerinden bahsedenim belki. Canim nasıl isterse öyle ilerliyor. Vlog gibi düşünebiliriz. Kanalım para kazanmaya başlayınca ihtiyacı olan çocukların eğitimine katkıda bulunmak ve okullara kütüphaneler yaptırmayı hedefliyorum.

Hayat felsefenizi nasıl tanımlıyorsunuz? 

Bugün güzelse, yarın zaten güzel olur. Her gün  bir şeyle  tatmin olmuş olarak günü bitirmeye çalışıyorum. Strese girmeden tabiki. Küçük mutluluklarım var benim, istediğim bütün büyük şeyleri başardım.

En çok ne hakkında endişelenirsiniz?

Eskiden çok endişelerim vardı. Çocuklar için en iyi okulu buldum mu? En doğru yerde mi yaşıyorum? Çok araştırmacı bir insanım ve bir insan niye çok araştırma yapar endişeden aslında. Daha

iyisini kaçırmamak için. Pandemi bana sunu öğretti; her ne oluyorsa iyidir. Herkesin doğrusu senin doğrunla eşleşmeyebilir. İsteklerim diğer insanlarınkinden farklı olabilir. Çok sorgulamadan ne istiyorsan yap. Küçük büyük şeyler çok fark etmez.

Başarıyı nasıl tanımlarsınız ve kendi başarınız nasıl ölçümler siniz?

Bir hedefe ulaşmak başarıdır. Koyduğum her hedefe fazlasıyla ulaştım.

Hayatınızda yaşadığınız en iyi şey nedir?

Esim Mustafa’yı tanımak. Problem çözme biçimi, olaylara bakış açısı, pozitif yaklaşımı, sınırsız düşünme biçimi, sevgisi hayatıma renk katıyor. Bu hayattaki yaşadığım en iyi şey sevgili çocuklarımın babası kıymetli eşimi tanımak.

 Şimdilerde pek yapmıyoruz ama seyahat etmeyi sever misiniz? 

Bayılırım.  70 -80 ülke gördüm.  Seyahat benim terapim.

Şu anda en çok nerede olmak istersiniz?

Caffe luxxe  da kahve içmeyi çok özledim.

Hayattan aldığınız en önemli öğreti ne oldu? 

Genel doğrulardan uzak dur, kendi doğrularının pesine düş.

 Refik Anadol’ un çok ses getiren güncel sergisi için ne düşünüyorsunuz? Dijital gelişmeler sanatla bütünleşmeli mi? 

Sanatın girmediği yer çok sıkıcı olur. Sanat baktıkça baktırır bir çeşit büyü gibi. Dinlettirir, izlettirir. Dijital gelişmeler sanatla bütünleşmeli elbette. Sanatla her şey halka iner. Sanatla içiçe olan halk sanat yapmasa bile biz o şehirlerde o estetiği görürüz.

Sizce başarının sırrı nedir?

Hedefe giden yolu bulup ısrarla o yolda yürüdüğünüzde, yoldaki fırsatları iyi değerlendirdiğinizde, yolda sevmediğiniz şeyler olduğunda pes etmediğinizde başarılı olursunuz.

Anneler günü için ne mesaj vermek istersiniz okuyucularımıza?

Hayatımızda aldığımız tüm kararlar annelerimizden yıllarca aldığımız uyarılar üzerine kuruludur. Güzel öğretileri olan bütün annelerin anneler günü kutlu olsun.

GOKO “Fark Etmez”

GOKO “Fark Etmez”

GOKO!, yeni şarkısı “Fark Etmez”i Universal Music Türkiye etiketiyle  yayımladı.

Müzik eğitimine Londra’da Point Blank Music School’da devam eden GOKO!, sanatçı kimliğinin yanı sıra prodüktör kimliğiyle de çalışmalarını sürdürüyor. “Eva & Mia” ve Lia Shine’ın kendisine eşlik ettiği şarkısı “Çalıkuşu” ile dinleyicide merak uyandırmayı başaran GOKO!’nun yeni şarkısının sözleri, bestesi ve düzenlemesi genç sanatçıya ait. “Fark Etmez”, içinde trap ve R&B unsurları barındıran bir şarkı olarak dinleyicilerin beğenisine sunuluyor.

1 avuç Ramazan pidesi; 2 dilim beyaz ekmeğe eşit!

1 avuç Ramazan pidesi; 2 dilim beyaz ekmeğe eşit!

 İftar sofralarının sıcacık lezzeti Ramazan pidesi, hele de gün boyu süren açlığın ardından  ‘nasıl olsa yılda bir ay yiyeceğim, bir şey olmaz’ denilerek gereğinden fazla tüketilebiliyor. Oysa her şeyi olduğu gibi pideyi de ölçülü tüketmek, aşırıya kaçmamak şart. Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hazal Çatırtan Çobanoğlu “Ramazan pidesi, beyaz unla yapılan mayalı bir ekmek çeşidi. 1 avuç içi pide (4 boğum) 2 ince dilim beyaz ekmeğe denk geliyor. Gün içerisinde uzun süreli açlığın etkisi ile pek çok kişi tüketirken kendine sınır koymuyor. Oysa beyaz undan yapıldığı için kan şekerini kolay yükseltebilen, glisemik indeksi yüksek bir besin olan pideyi; insülin direnci, diyabeti ve kilo sorunu olan kişilerin daha da dikkatli tüketmesi şart” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Hazal Çatırtan Çobanoğlu, Ramazan pidesi tüketirken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı; evde tam buğday unuyla hazırlayabileceğiniz lezzetli bir pide tarifi verdi.

Sahurda pideden uzak durun

Pideyi sahurda ya da iftarda tüketin; her iki öğünde birden tüketmeyin. Beyaz undan olduğu için kan şekerini yükseltme etkisi daha fazla olan pide, hızlı acıkmanıza yol açacağından, gün içindeki acıkmayı engellemek için sahur yerine ftarda tüketmeniz daha uygun olacaktır.

 Pideyi bu besinlerle tüketmeyin 

Aynı öğünde çorba, pilav, makarna, ekmek gibi içerik yönünden pideye benzer yiyecekler tüketilecekse pide o öğünde çok az tüketilmeli veya tüketilmemeli. Hepsinin tüketilmesi durumunda öğünün karbonhidrat içeriği çok artacak, anlık olarak doyursa da sonradan çok acıkmaya ve uzun vadede kilo artışına sebep olacaktır.

Tam buğday veya çavdar unuyla yapılmış pideyi tercih edin

Pide seviyor ve ekmek yerine sık yemek istiyorsanız tam buğday veya çavdar unuyla yapılmış pide tercih edin. Bulamadığınız durumlarda, evde hazırlayacağınız tam tahıllı pide (ekmek yerine tüketerek) ile hem tokluk sürenizi artırabilir hem de kan şekerinizi dengede tutabilirsiniz.

Tam buğday unlu Ramazan pidesi tarifi

Malzemeler

  • 3 su bardağı tam buğday unu,
  • 1/2 paket kuru maya,
  • Aldığı kadar ılık su,
  • 1 tatlı kaşığı toz şeker,
  • 1 çay kaşığının ucuyla tuz,
  • 1 yemek kaşığı sıvı yağ.

 

Üzeri için;

  • 1 yemek kaşığı su,
  • 2-3 adet yumurta sarısı,
  • Çörek otu veya susam

 Yapılışı:

Unu eleyip bir kabın içine alalım. Üzerine mayayı, şekeri, tuzu ve sıvı yağı koyalım. Ilık suyu azar azar ilave edip ele yapışmayan yumuşak kıvamlı bir hamur yoğuralım. Hamuru hafif un serptiğimiz tezgahta kıvamını alana kadar 10-15 dakika kadar yoğuralım. Pide hamurunu temiz bir kaba alıp üzerini streç ile örtelim. Oda sıcaklığında 1 saat kadar mayalandıralım. Mayalanan hamuru tekrar 10 dakika daha yoğurup tezgahta yarım parmak kalınlığında açalım. Hazırladığımız pideyi 20-25 dakika daha oda sıcaklığında bekletelim. Klasik pide görünümünü elde edecek şekilde bıçak yardımıyla şekil verelim. Bir kaseye yumurta sarısını ve suyu koyup çırpalım. Sonra pide hamurunun üzerine fırça ile yumurta sarısını sürelim. Daha sonra pidelerin üzerine çörek otu veya susam serpelim. Önceden ısıtılmış 200° fırında 12-15 dakika pişirelim. Buna karşın tam buğday unundan diye tüketiminde aşırıya kaçmak zararlı. Avuç içiniz kadar bir dilim pide 2 dilim ekmek yerine geçer ve normal pideye göre daha çok diyet lifi ve protein içerir.

Yeldeğirmeni Sanat, Mayıs programını açıkladı

Yeldeğirmeni Sanat, Mayıs programını açıkladı

Yeldeğirmeni Sanat’ın ayrıcalıklı atmosferinde, sosyal mesafe kurallarına uygun olarak düzenlenen caz ve klasik müzik konserleri Mayıs ayında da birbirinden değerli müzisyenleri seyircisiyle buluşturuyor. Ney ve balaban gibi nefesli çalgıların da Caz konserlerine eşlik edeceği program 5 Mayıs’ta Duo Melodia konseriyle açılışını yapıyor.

Çarşamba Klasikleri

Mayıs programı Çarşamba Klasikleri ile başlayacak. Viyolonsel sanatçıları Sedef Erçetin ve Murat Berk’in oluşturduğu Duo Melodia 5 Mayıs Çarşamba günü sahne alarak barok ve klasik dönemin eserlerini icra edecek. Çarşamba Klasikleri’nin ikincisi ise Bir Yaz Akşamı Resitali adlı konser olacak. Klarnet sanatçısı Orkun Uyar ve piyanist Gizem Alkan; Poulenc, Debussy, R. Schumann ve L. Bassi’nin klarnet ve piyano için bestelenmiş yapıtlarını 26 Mayıs Çarşamba günü sahneleyecek.

Ney ve Balaban’ın Caz’la Buluşması

Yeldeğirmeni Sanat’ta 7 Mayıs’ta “Ney’in Cazı” adlı konserde neyzen Burcu Karadağ’ın caz piyanisti Kaan Bıyıkoğlu ile birlikte sahne alacakları benzersiz bir müzik akşamı caz severleri bekliyor. Doğu ve Batı ezgilerini ustaca kullanabilen Balaban sanatçısı Alafsar Rahimov ve piyanist Etibar Asadli ise 21 Mayıs’ta vereceği konserle; geleneksel Azerbaycan müziğini Jazz Fusion olarak harmanlayarak müziğin birleştirici gücünü ve zenginliğini müzikseverlere sunacak.

Yeldeğirmeni Sanat Mayıs programı gitarist Önder Focan ve vokalist Aydın Kahya’nın vereceği konserle kapanışını yapıyor. Sanatçılar Amerikan’ın 1940 – 1950’li yıllara damgasını vurmuş parçalarını sahneye taşıyarak dönemin romantizm, zerafet ve sevgi anlayışını melodilerin eşliğinde seyircisine yaşatacak.

Pandemi süresince alınan sosyal mesafe ve sağlık tedbirleri çerçevesinde konserler 5 ve 7 Mayıs’ta saat 16.00’da; 21, 26, 28 Mayıs’ta saat 18.00’de gerçekleşecek. Biletler https://bilet.kadikoy.bel.tr/ adresinden ve konser günü Yeldeğirmeni Sanat gişesinden satın alınabilir

PROGRAM

Çarşamba Klasikleri      

05 Mayıs Çarşamba DUO MELODİA

26 Mayıs Çarşamba BİR YAZ AKŞAMI RESİTALİ

Yeldeğirmeni’nde Caz

07 Mayıs Cuma BURCU KARADAĞ ile NEY JAZZ

21 Mayıs Cuma ALAFSAR RAHİMOV & ETİBAR ASADLİ JAZZ DUO

28 Mayıs Cuma AYDIN KAHYA & ÖNDER FOCAN DUO

Rahmi M. Koç Müzesi’ne İngiltere’den ödül…

Rahmi M. Koç Müzesi’ne İngiltere’den ödül…

Rahmi M. Koç Müzesi’nin en yeni objesi İttir Kaktır, İngiltere merkezli Classic Boat dergisinin düzenlediği yarışmadan ödülle döndü. İttir Kaktır, sekiz farklı kategoride birincinin belirlendiği yarışmada kendi kategorisinde ‘en iyi’ seçildi.

RMK Marine Tersanesi tarafından 2020 yılında inşa edilen İttir Kaktır, Ekim 2020’de Rahmi M. Koç Müzesi’nin gemi filosuna katıldı. Teknenin orijinal planı, ABD Washington’daki Sam Devlin firması tarafından “Tugzilla” adıyla, içten motorlu bir gezinti teknesi ve aynı zamanda römorkör olarak tasarlandı. RMK Marine Tersanesi tarafından planı yeniden uyarlanarak sekiz metre olan boyu iki metreden fazla uzatıldı ve 10,06 metrelik bir tekne haline getirildi. Müzenin geniş koleksiyonunda yer alan İttir Kaktır’ın 150 beygir gücündeki motoru ise Ford Otosan tarafından üretildi.

İngiltere merkezli Classic Boat dergisinin 2007 yılından bu yana düzenlediği Classic Boat Awards, asırlık geleneksel gemilerden restore edilenlere, yelkenlilerden motorlu gezinti teknelerine kadar mavi sularda özgürce yol alan deniz araçlarını bir araya getiriyor. Sekiz farklı kategoride düzenlenen yarışmanın birincileri halk oylamasıyla seçiliyor. Kazananlar, Classic Boat dergisinin mayıs sayısında da yer aldı.

Odeabank O’Art “IŞIKLIK / SKYLIGHT” sergisiyle Senkron’da

Odeabank O’Art “IKLIK / SKYLIGHT” sergisiyle Senkron’da

Odeabank’ın sanat platformu O’Art, Özge Topçu’nun mekâna özgü yerleştirmesi ’Işıklık / Skylight’ ile Türkiye’de video sanatını mercek altına alan eş zamanlı sergi etkinliği ’Senkron’ kapsamında yer alıyor. Begüm Güney küratörlüğünde Kılıç Ali Paşa Hamamı’na uygulanan dijital yerleştirme, 15 Mayıs 2021 tarihine kadar sanal ortamda Odeabank web sitesi üzerinden gezilebilecek.

Kadıköylülere Ramazan kolisi

Kadıköylülere Ramazan kolisi

Kadıköy Belediyesi hazırladığı gıda kolileri ve iftariyelik yemek paketleri ile Ramazan ayında ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırıyor.

Belediye, Kadıköy sınırlarında yaşayan ihtiyaç sahibi ailelere kuru gıdaların yer aldığı yardım kolilerini ulaştırmaya başladı. Paketlerin Ramazan ayı boyunca yaklaşık 4 bin 500 aileye ulaşılması hedefleniyor.

Pandemi nedeniyle iftar çadırlarının kurulamaması nedeniyle, Ramazan ayındaki dayanışmanın en güzel örneklerinden biri olan iftar sofraları da evlere taşınıyor. Kadıköy Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) mutfaklarında hazırlanan yemekler paketlenerek, ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılıyor. 3 çeşit yemeğin bulunduğu paketler daha önceden belirlenen ihtiyaç sahibi 500 haneye her gün düzenli olarak ulaştırılacak.