Yazılar

Ayla Turan’ın Heykel Dünyası Sanatseverlerle Buluşuyor

İş Sanat Kibele Sanat Galerisi, yılın ilk sergisinde heykeltıraş Ayla Turan’ın 30 yıllık sanat yolculuğunu gözler önüne seriyor. 9 Şubat’ta açılan “Ayla Turan Retrospektif” sergisi, mermer, bronz, tahta ve polyester gibi farklı malzemelerden üretilmiş 56 eserle sanatseverleri ağırlıyor.

Sanatçı, bu seçkiyi “eski albümleri karıştırmak gibi” tanımlarken, geçmişin tanıklığını geleceğe taşıyan eserleriyle kendi sahnesini kuruyor. Prof. Dr. Marcus Graf ise sergiyi, “Ayla Turan’ın yaşamı ile sanatı arasındaki samimi bağları görünür kılan retrospektif” sözleriyle değerlendiriyor.

Sergi, 11 Mayıs 2026’ya dek Levent’teki İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde her gün 09.00–19.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Sergi kataloğu ise Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, RHM Dükkan ve seçkin kitapçılardan temin edilebiliyor.

AylaTuran #Retrospektif #KibeleSanatGalerisi #İşSanat #SanatSergisi #HeykelSanatı #SanatYolculuğu #İstanbulSanat #KültürSanat #Sanatseverler #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

MG International’dan Sergiye Özgün Koku Dokunuşu

Uluslararası esans üreticisi MG International Fragrance Company, çağdaş sanatçı Lal Batman’ın “The Grand Excess” başlıklı kişisel sergisine özgün bir koku çalışmasıyla eşlik ediyor. 29 Ocak’ta başlayan sergi, 14 Şubat’a kadar PİLEVNELİ Dolapdere’de sanatseverlerle buluşuyor.

Sergide Lal Batman, sosyal medyanın parıltılı yüzünü sorgularken geçmişin zarafetini günümüzün yapay ihtişamıyla yüzleştiriyor. Antik Mısır ve Yunan dönemlerinden 18., 19. ve 21. yüzyıllara uzanan tarihsel katmanlar; Güney Amerika, Uzak Doğu, Orta Doğu ve Batı kültürlerinin estetik anlayışlarıyla birleşiyor.

Eserlerde mürekkep, akrilik, doğal ve cam taşlar ile incilerin oyma dokulu kâğıtlar üzerinde buluştuğu özgün bir üretim dili öne çıkıyor. Bu görsel anlatıya, sanatçının hikâyesinden ilhamla MG International Fragrance Company tarafından tasarlanan özel bir koku eşlik ediyor. Sergi alanında kurgulanan bu kompozisyon, izleyiciyle kurulan etkileşimi derinleştirerek sanatın çok boyutlu doğasını vurguluyor.

Koku kompozisyonunda; sümbülteberin çiçeksi yoğunluğu, Tahiti gardenyasının yumuşak dokusu, Sumatra paçulisinin topraksı derinliği, Laos öd ağacının tütsümsü karakteri, Çin osmanthusunun kayısımsı alt tonu, Endülüs labdanumunun kehribar sıcaklığı ve Seylan tarçınının baharatlı vurgusu yer alıyor. Böylece sergi, görsel olduğu kadar duyusal bir deneyime dönüşüyor.

MG International Fragrance Company, bu iş birliğiyle kokunun bir sanat formu olarak mekânsal deneyimin ayrılmaz bir parçası olabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor.

#TheGrandExcess #LalBatman #MGInternational #PilevneliDolapdere #SanatVeKoku #ÇağdaşSanat #SergiDeneyimi #FragranceArt #İstanbulSanat #MultisensoryArt #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Renklerin Gürültüsünden Işığın Sessizliğine

Çağdaş sanat dünyasında kendisini “Kendilik Araştırmacısı” olarak tanımlayan Jale İris Gökçe (Angel Rainbow), uzun soluklu sanatsal pratiğinin en rafine durağı olan Kendilik/Self sergisini 14 Şubat 2026’da Göksu–Anadoluhisarı’nda Hermes bünyesinde sanatseverlerle buluşturuyor.

Benliğin Katmanlarına Sezgisel Bir Yolculuk 

Sanatçının mini retrospektifi niteliğindeki sergi, bireyin iç dünyasına ve kimliğin dönüşken doğasına odaklanıyor. Figüratif ile soyut arasında salınan kompozisyonlar, renk, yazı ve sembollerle izleyiciyi yalnızca görsel değil, aynı zamanda içsel bir karşılaşmaya davet ediyor.

Renklerin Gürültüsünden Işığın Sessizliğine 

Angel Rainbow imzasını taşıyan eserler, kimliğin parçalı doğasından saf enerjiye uzanan bir geçişi temsil ediyor. Gökçe, “Kendilik bir yüz değil; bir geçiştir” diyerek izleyiciyi kendi içsel haritasını yeniden düşünmeye çağırıyor.

 

#JaleİrisGökçe #AngelRainbow #KendilikSelf #ÇağdaşSanat #SanatSergisi #GöksuAnadoluhisarı #HermesSanat #BenlikYolculuğu #KimlikVeSanat #FigüratifVeSoyut #SanatHaberi #RenklerinSessizliği #İçselHarita #SanatSeverler #KadimBilgiler #SanatEtkinliği2026 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Beş Kadın Sanatçıdan Toprakla Şiirsel Bir Buluşma

Beş kadın sanatçının toprakla kurdukları güçlü ve şiirsel bağdan ilham alarak hazırladıkları eserler, “Toprak Konuşursa” sergisiyle sanatseverlerle buluşuyor. 29 Ocak’ta The Best Art Gallery’de açılacak sergi, doğa, hafıza ve aidiyet üzerine sessiz ama derin bir diyalog sunuyor.

Sanatçıların sabır, hafıza ve ateşi bir araya getirerek toprağı bir anlatı diline dönüştürdüğü eserler, izleyiciyi dönüşümün bir parçası olmaya davet ediyor. Her parça, zaman ve emeğin izlerini taşırken sessizliği anlamlı, görülmeyeni ise hissedilir hale getiriyor.

Açılış kokteyli 29 Ocak saat 18.00’de gerçekleşecek olan sergi, Atiye Sokak, Genç Apartmanı No:1 Kat:3 Daire:10, Teşvikiye adresindeki The Best Art Gallery’de sanatseverleri bekliyor.

#ToprakKonuşursa #SanatSergisi #KadınSanatçılar #TheBestArtGallery #İstanbulSanat #ToprakVeSanat #Sanatseverler #ÇağdaşSanat #SanatEtkinliği #29OcakSergi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Influenza hızla yayılıyor!

Ülkemizde çocukluk çağı aşılaması gelişmiş ülkeler seviyesinde olmasına karşın, erişkin aşılaması yan etkilere yönelik önyargılı tutumların da etkisiyle yetersiz seyrediyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Oysa erişkin aşılamada en güncel yaklaşımlar; erişkin aşılamanın sağlıklı bir toplum için vazgeçilmez olduğunu göstermektedir. Çocukluk döneminin devamı olarak düzenli şekilde yapılacak erişkin yaş grubuna özgü aşılamalarla, önemli birçok hastalık önlenebilmekte, enfeksiyonlara karşı koruma sağlanarak, kişinin sağlıklı yaş alması mümkün olabilmektedir” diyor.

Özellikle yaşlılıkta kronik hastalıkların da etkisiyle bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve bulaşıcı hastalık riskinin arttığını vurgulayan Dr. Kuşoğlu “Bunun neticesinde erişkinler özellikle yaşlılıkta enfeksiyon hastalıklarını daha ağır geçirmekte hatta hayati riskleri artmaktadır. Aşılamada en güncel yaklaşımlar; bu nedenle özellikle de ileri yaştaki kişilerin aşıyla korunması gerektiğini göstermektedir” diye konuşuyor.  Dr. Hülya Kuşoğlu, en güncel yaklaşımlara göre erişkinlerde mutlaka yapılması gereken aşıları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu

Dr. Hülya Kuşoğlu

  • Grip aşısı

Son dönemde yaygın görülen ve yüksek ateş, kas eklem ağrısı, kuru öksürükle seyreden grip (influenza) akciğer ve kalp hastalıklarına yol açabilmektedir. Grip aşısı hastalanmadan yapıldığında enfeksiyonu tamamen önleyebilirken, pek çok kişide de sürecin hafif geçirilmesini sağlar. Dr. Öğretim Üyesi Kuşoğlu “Gripten korunmanın bilinen en etkin yolu aşıdır. Özellikle yüksek risk grubuna (65 yaş üzeri, hamileler, kronik hastalığı olanlar, 5 yaş altı, sağlık çalışanları vb) mutlaka yaptırılması gereken grip aşısı; hastane yatışı ve ölüm riskini azaltmaktadır” diyor.

  • Zatürre aşıları

Pnömokok olarak bilinen (Streptococcus pneumoniae) zatürre, akut menenjit ve sinüzitin en sık bakteriyel etkenidir. Pnömokok aşısı; kronik hastalığı olanlarla bakımevinde kalanlar başta olmak üzere risk grubundaki kişilere mutlaka yapılmalıdır. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu şöyle diyor: “Ülkemizde konjuge 20 valanlı aşının kullanıma girmesi yani pnömokok bakterisinin 20 alt tipini içeren aşının bir defa uygulanması güncel tıp bilgisine göre bir ömür etkili olmaktadır. Önceden 5 yılda bir tekrarlanan aşı artık gerekli olmadığından uygulanmamaktadır. Daha önce hiç pnömokok aşısı yapılmamış kişilere tek doz 20 valanlı aşı yapılması yeterli olacaktır. Solunum yollarını saran RSV virüsünün neden olduğu zatüre hastalığı için de ülkemizde 60 yaş sonrası RSV aşıları uygulanmaktadır. RSV aşısı iki farklı özellikte aşı olarak üretilmektedir. İçinde adjuvan olmayan aşı gebelere de uygulanabilmektedir. Doktor önerisiyle gebelikte de yapılan aşı sayesinde yenidoğan bebek ilk altı ayında RSV virüsüne karşı anneden geçen koruyucu antikorlarla korunmuş olmaktadır. Bu aşı tek doz uygulanmaktadır.”

  • Tetanoz-Difteri aşısı

Çocukluk döneminde yapılmış olan bu aşı yıllar içerisinde antikorların azalması nedeniyle erişkinlerde tekrarlanmalıdır. Sağlıklı erişkinler her 10 yılda bir tetanoz-difteri aşısı olmalıdır. Gebelikte 27. ve 36. hafta arasında yapılması gereken bu aşı sayesinde yenidoğan tetanozu önlenmiş olur. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Tetanoz bakterisi doğada çok yaygın halde olduğundan bahçede bile olan basit yaralanma, örneğin gül dikeni batmasıyla dahi tetanoz enfeksiyonu gelişebillir” diyor.

  • Hepatit aşıları (Sarılık aşıları)

Ülkemizde hepatit aşılarının çocukluk aşı takvimine girmesiyle birlikte Hepatit B ve Hepatit A hastalığı daha az görülmektedir. Ancak 1998’den önce doğmuş olan kişilerde aşı olmadığından erişkinler de Hepatit B ve Hepatit A için aşılanmalıdır. Hepatit B aşısı 6 ay içinde 3 doz, Hepatit A aşısı 6 ay içinde 2 doz olarak uygulanmaktadır. Hepatit A aşısı kirli su ve gıdalarla bulaşan, karaciğerde iltihap yapan bulaşıcı hastalıkları önlerken, Hepatit B aşısı ise siroz ve karaciğer kanserinden de korumaktadır.

  • Zona aşısı

Türkiye’de canlı olmayan Zona aşısı 2024’ten bu yana uygulanmaktadır. Ciltte içi sulu yaralara ve haftalarca hatta aylarca sürebilen şiddetli yaygın ağrılara neden olan zona virüsü, görme ve işitme kaybına da yol açabilmektedir. Zona aşısı 6 ay içinde toplam iki doz yapılmaktadır. Özellikle 50 yaş üzeri sağlıklı kişiler ya da 50 yaş altında bağışıklık sistemi zayıf olan veya kronik hastalığı olan kişilere uygulanabilmektedir.

  • HPV aşısı

İnsanların yüzde 85’i hayatlarının bir döneminde HPV virüsü ile enfekte olmaktadır. HPV insanda genital siğil, serviks kanseri, vajinal, vulvar, anal kanserler, baş boyun kanserleri vb yol açabilmektedir. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Önceden 4 HPV virüsünü içeren aşı uygulanırken artık 9 HPV türünü içeren aşı uygulanmaktadır. Tercihen cinsel aktif olmadan önce tamamlanması istenen bu aşının cinsel aktivite başlaması sonrası da uygulanması önerilmektedir. Altı ay içinde 3 doz uygulanan bu aşı kadınlarda özellikle rahim ağzı kanserini önlemesi açısından kanseri engelleyen iki aşıdan biridir” diyor.

#ErişkinAşılaması #SağlıklıToplum #EnfeksiyonHastalıkları #AşıBilinci #Influenza #Bağışıklık #KoruyucuSağlık #AşıİleKorun #AcıbademHastanesi #HülyaKuşoğlu #SağlıklıYaşAlma #ToplumSağlığı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Türkiye’nin En Gözde Kaplıca Merkezleri Listelendi

Türkiye’de kaplıca ve termal turizmine olan ilgi her geçen yıl artıyor. Şehir hayatından kısa süreli kaçamak yapmak isteyenler için dört mevsim tercih edilebilen termal destinasyonlar, bedensel ve zihinsel yenilenme arayanların gözde rotaları arasında yer alıyor. Seyahat platformu, kullanıcı ilgisi, bölgesel popülerlik, termal kaynak çeşitliliği ve konaklama altyapısını dikkate alarak hazırladığı listeyle Türkiye’nin en gözde kaplıca merkezlerini bir araya getirdi.

Listenin başında, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Pamukkale bulunuyor. Beyaz travertenleri ve antik Hierapolis kentiyle doğa, tarih ve şifayı bir arada sunan Pamukkale, 33–36 derece sıcaklıktaki termal sularıyla dört mevsim ziyaretçilerini ağırlıyor.

Afyonkarahisar, köklü kaplıca kültürüyle öne çıkıyor. Sandıklı Kaplıcası çamur banyolarıyla dünya çapında bilinirken, Gazlıgöl Kaplıcaları Roma döneminden günümüze uzanan tarihiyle sağlık turizminin önemli merkezlerinden biri olarak dikkat çekiyor.

Bursa, şehirden çok uzaklaşmadan termal deneyim yaşamak isteyenler için ideal bir rota. Çekirge, Oylat ve Kurşunlu kaplıcaları, Osmanlı’dan günümüze uzanan tarihiyle kas ve eklem rahatsızlıklarına destekleyici etkileriyle tercih ediliyor.

Uşak Hamamboğazı Kaplıcaları, doğal kaynaklardan beslenen üç farklı termal su kaynağıyla öne çıkıyor. Çam ormanlarıyla çevrili atmosferi ve trekking rotalarıyla doğa içinde yenilenme fırsatı sunuyor.

Başkent Ankara’da Kızılcahamam Kaplıcaları, Roma ve Selçuklu döneminden bu yana şifa arayanların uğrak noktası. Mineral zenginliği ve doğal maden suları ile yılın her döneminde tercih ediliyor.

Yalova Termal Kaplıcaları, İstanbul’a yakınlığı ve köklü geçmişiyle öne çıkıyor. Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün özel ilgisiyle gelişen merkez, 57–60 derece sıcaklıktaki termal sularıyla hem günübirlik hem uzun süreli konaklamalar için tercih ediliyor.

Balıkesir Gönen Kaplıcaları, antik dönemlerden bu yana kullanılan termal sularıyla Ege ve Marmara hattında termal turizmin en bilinen merkezlerinden biri. Romatizmal rahatsızlıklarla özdeşleşmiş bu kaplıcalar, modern tesisleriyle yılın her döneminde ziyaretçilerini ağırlıyor.

Türkiye’nin dört bir yanındaki bu kaplıca merkezleri, hem sağlık hem de turizm açısından önemli birer destinasyon olarak öne çıkıyor.

ENUYGUN

#KaplıcaTurizmi #Pamukkale #Afyonkarahisar #BursaKaplıcaları #UşakHamamboğazı #Kızılcahamam #YalovaTermal #GönenKaplıcaları #TürkiyeTermal #SağlıkVeTurizm #TermalDeneyim #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yüzde şimşek çaktıran hastalık: Trigeminal Nevralji

Trigeminal nevralji, yüzün duyusunu sağlayan trigeminal sinirin tutulmasıyla oluşan ve literatürde ‘dünyanın en şiddetli ağrısı’ şeklinde tanımlanan kronik bir ağrı olarak dikkat çekiyor. Hastalar tarafından yüzde ‘şimşek çakması’ veya ‘elektrik çarpması’ olarak tarif edilen trigeminal nevralji; genellikle yüzün tek tarafında, tekrarlayıcı ve şiddetli ağrı ataklarıyla kendini gösteriyor. Kısa sürmesine rağmen tekrarlayan ataklar nedeniyle hastaların günlük yaşamı adeta kabusa dönüşebiliyor. Öyle ki hastalar ağrıyı tetikleyebildiği için yemek yeme, su içme ve konuşma gibi en temel ihtiyaçlarından kaçınabiliyor, yüzlerini yıkayamaz ve dişlerini fırçalayamaz hale gelebiliyorlar.  Acıbadem International Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Barış Peker, yaygın inanışın aksine trigeminal nevraljinin çözümsüz bir hastalık olmadığına dikkat çekerek, “Günümüzde, uygun hastalarda, modern tıbbın sunduğu balon kompresyon gibi girişimsel yöntemlerle bu şiddetli ağrıdan kurtulmak mümkündür” diyor.

Dr. Barış Peker

Dr. Barış Peker

Türkiye’de önemli bir halk sağlığı sorunu

Trigeminal nevralji, dünya genelinde her 100 bin kişinin yaklaşık 4 ila 13’ünde görülürken, Türkiye’de bu oranın çok daha yüksek olduğu belirtiliyor. Yapılan güncel çalışmalara göre, ülkemizde trigeminal nevralji görülme sıklığı 100 bin kişide 98’e ulaşıyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 4 bin kişiye trigeminal nevralji tanısı konulurken, bu veriler hastalığın önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu gösteriyor. En sık 50-70 yaş aralığında gelişen bu hastalığa kadınlarda erkeklere oranla daha yaygın rastlanıyor. Trigeminal nevraljinin en yaygın nedeni ise beyin sapındaki bir damarın (genellikle üst serebellar arter) trigeminal sinire bası yaparak siniri rahatsız etmesi veya koruyucu kılıfına (myelin zarı) zarar vermesi.

Günlük hayat durma noktasına geliyor!

Trigeminal nevralji, hastaların günlük yaşamlarını ‘durma’ noktasına getirebilecek kadar ciddi sorunlar oluşturabiliyor. En temel insani ihtiyaçlar olan yemek yemek, su içmek veya konuşmak ağrıyı tetikleyebildiği için hastalar bu gereksinimlerinden kaçınmaya başlıyor.  Zamanla ciddi kilo kayıpları oluşabiliyor. Ayrıca, hastalar toplum içinde aniden bir atak geçirme korkusuyla sosyal ortamlardan uzaklaşıyor; ağrı tetiklenmesin diye yüz kaslarını donduruyor ve gülümsemekten dahi kaçınıyorlar. Uzmanlar bu durumu, ‘yüz donması’ olarak tanımlıyor. Sosyal izolasyonun yanı sıra hijyen ve kişisel bakım da önemli bir sorun haline gelebiliyor. Öyle ki yüze dokunmanın oluşturduğu şiddetli ağrı nedeniyle erkekler tıraş olamıyor, kadınlar makyaj yapamıyorlar. Dahası, yüz yıkama ve diş fırçalama gibi hijyen alışkanlıkları da imkansız hale gelebiliyor.

Literatürde “intihar hastalığı” olarak tanımlanıyor!

Trigeminal nevralji, tıbbi literatürde ‘intihar hastalığı’ olarak tanımlanacak kadar ağır bir psikolojik ve sosyal yükü beraberinde getirebiliyor.  Zira, ağrının ne zaman geleceğinin bilinmemesi sebebiyle hastalar sürekli bir ‘beklenti anksiyetesi’ içine giriyor. Bu kronik stres hali zamanla çaresizlik hissine, derin depresyona ve uyku bozukluklarına neden olarak hastaların yaşam kalitesini dramatik şekilde düşürüyor. Ayrıca, şiddetli ataklar sırasında hastaların konsantrasyonu tamamen dağılıyor; bu durum iş hayatında verimsizliğe veya profesyonel yaşamın tamamen sonlanmasına da yol açabiliyor.

Yanlış tanı, gereksiz yere çekilen sağlıklı dişler!

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Barış Peker, ağrı genellikle üst veya alt çene bölgesinde hissedildiği için hastaların büyük bir çoğunluğunun ilk olarak diş hekimine başvurduğuna işaret ederek, “Maalesef, doğru tanı konulana kadar birçok hasta gereksiz yere sağlıklı dişlerini çektiriyor. Dolayısıyla, eğer yüzünüzde yemek yerken, konuşurken veya rüzgar estiğinde tetiklenen ani, kısa süreli ve şok benzeri ağrılar varsa beyin cerrahisi uzmanına başvurmanız son derece önemlidir” uyarısında bulunuyor.

Amaç hastayı ağrısız yaşama kavuşturmak

Trigeminal nevraljinin tanısı klinik öykü ve nörolojik muayene ile konuluyor. Damar basısını veya ikincil nedenleri (tümör, multiple skleroz vb.) dışlamak için manyetik rezonans görüntüleme (MR) tetkikine başvuruluyor. Tedavinin birincil amacı ise hastayı ağrısız yaşama kavuşturmak. İlaç tedavisi trigeminal nevraljide ilk adımı oluşturuyor. İlacın yetersiz kaldığı veya sersemlik ile dengesizlik gibi yan etkilerin arttığı durumlarda açık cerrahi (Mikrovasküler dekompresyon) veya kapalı cerrahi yöntemler (Balon kompresyon ve radyofrekans gibi yöntemler) gündeme geliyor.  Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Barış Peker, trigeminal nevraljinin tedavisinde uzun yıllardır mikrovasküler dekompresyon (MVD) cerrahisinin altın standart olarak kabul edildiğini söyleyerek, “Bu operasyon, hemen kulak arkasından kafatasına bir kemik pencere açılıp,  mikroskop altında, trigeminal sinirinin beyin sapından çıktığı noktaya müdahale edilen büyük bir cerrahi girişimdir. Ancak, her hasta için uygun olmayabiliyor ve çeşitli riskler barındırabiliyor. Bu nedenle alternatif olarak, daha az girişimsel (minimal invaziv ya da kapalı cerrahi) yöntemlere de başvuruluyor” bilgisini veriyor.

Balon kompresyon yöntemi öne çıkıyor

Geçmişten günümüze uygulanan alkol enjeksiyonu veya radyofrekans gibi kapalı yöntemlerde, ağrının kesilip kesilmediğini test etmek için hastanın işlem sırasında uyanık kalması gerekebiliyor. Ancak, bu durumun şiddetli ağrı çeken hastaları hem fiziksel hem de psikolojik olarak oldukça zorladığını vurgulayan Dr. Barış Peker, “Ayrıca, söz konusu her iki yöntemde de “anesthesia dolorosa” olarak adlandırılan bir yan etki görülebiliyor. Şiddetli ve  sürekli devam eden bu ağrı durumu trigeminal nevraljiden çok daha ağır bir klinik tabloya neden olabiliyor. Dolayısıyla, cerrahi riskleri minimize eden, hastayı uyanık tutma zorunluluğunu ortadan kaldıran ‘Balon kompresyon’ yöntemi, günümüzde trigeminal nevraljiye bağlı yüz ağrısından kurtulmak isteyen hastalar için en çok tercih ettiğimiz yöntem olarak öne çıkıyor” diye konuşuyor.

İşlem hasta ağrı hissetmeden tamamlanıyor!

Balon kompresyon yöntemi ameliyathanede ve genel anestezi altında uygulanıyor. Bu sayede işlemin hastaların hiçbir ağrı veya sıkıntı hissetmeden tamamlandığını belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Barış Peker,  sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu yöntemde, skopi (röntgen) eşliğinde ve bir iğne (katater) yardımıyla ağız kenarından girilerek, kafa tabanında yer alan ‘foramen ovale’ isimli delikten trigeminal sinirinin bulunduğu bölgeye ulaşılıyor. Ardından, katater aracılığıyla, küçük bir balon,  şişirilmeden bu bölgeye iletiliyor. Balon burada 1-2 dakika süreyle şişirilerek, sinir liflerine kontrollü bir basınç uyguluyor. Yüksek çözünürlüklü skopi (röntgen) sayesinde, hedeflenen “armut” veya “üçgen” şeklindeki  baskı formu, sinir üzerinde tam istenilen noktada oluşturuluyor. Şiddetli ağrıya neden olan sinir liflerine yapılan bu baskı ağrının kesilmesini sağlıyor” diyor. Balon kompresyon ameliyatında anesthesia dolorosa riskinin yaşanmadığını anlatan  Dr. Barış Peker, bu faydasının yöntemin seçilmesindeki en önemli nedenlerden biri olduğunu vurguluyor.

#TrigeminalNevralji #ŞimşekÇaktıranAğrı #DünyanınEnŞiddetliAğrısı #Nöroloji #BeyinCerrahisi #SağlıkHaberleri #KronikAğrı #BalonKompresyon #Acıbadem #YaşamKalitesi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yonca Saraçoğlu “Untold Tales” ile Galeri Işık Teşvikiye’de

Çağdaş sanatın dikkat çeken isimlerinden Yonca Saraçoğlu, yeni kişisel sergisi Untold Tales ile sanatseverlerle buluşuyor. 3–21 Şubat tarihleri arasında Galeri Işık Teşvikiye’de görülebilecek sergi, sanatçının yeni yağlıboya resimlerini geçmiş dönem heykel çalışmalarından seçili eserlerle birlikte ilk kez bu bütünlükte bir araya getiriyor.

Saraçoğlu, uzun yıllara yayılan üretim pratiği ve disiplinlerarası yaklaşımıyla çağdaş sanat ortamında kuşaklar üstü bir konuma sahip. Untold Tales sergisinde monokrom yaklaşımıyla hafızaya yönelen buğulu imgeler üzerinden sessiz ama güçlü bir anlatı kuruyor. Daha az renkle daha derin bir ifade alanı yaratan sanatçı, izleyiciyi zamansız ve düşünsel bir görsel deneyime davet ediyor.

Sergi, Pazartesi–Cuma günleri 10.00–20.00, Cumartesi günleri ise 10.00–18.00 saatleri arasında ücretsiz olarak gezilebilecek.

#PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #YoncaSaraçoğlu #UntoldTales #GaleriIşıkTeşvikiye #SanatHaberi #ÇağdaşSanat #ResimVeHeykel #Sanatseverler #İstanbulSanat #MonokromSanat #SanatSergisi

Çeşme Belediyesi’nden Üreticiye Dijital Tezgâh Desteği

Çeşme Belediyesi, 15. Uluslararası Alaçatı Ot Festivali’nin tarım vizyonunu yılın tamamına yaymak amacıyla hayata geçirdiği Dijital Çiftçilik Projesinin tanıtımını gerçekleştirdi. Belediye Başkanı Lâl Denizli, yerli üreticilerle bir araya gelerek sistemin işleyişini anlattı ve festivalin yalnızca birkaç gün süren bir etkinlik olmanın ötesine geçerek, 365 gün yaşayan bir üretim ve paylaşım ekosistemine dönüşmesini hedeflediklerini vurguladı.

Yeni sistem sayesinde festivalde tezgâh açan üreticiler, ürünlerini alacatiotfestivali.com.tr üzerinden yıl boyunca doğrudan tüketiciyle buluşturabilecek. Aracıların ortadan kaldırıldığı dijital pazar yeri, üretici ile tüketiciyi şeffaf ve güvenilir bir zeminde bir araya getiriyor. Vatandaşlar platform üzerinden ürün seçip talep oluşturuyor, üretici ise sipariş ve ödeme sürecini doğrudan yönetiyor.

Çeşme Belediyesi yetkilileri, Dijital Çiftçilik projesiyle yerel üretimin dijitalleşmesini desteklemeyi, üretici gelirlerini artırmayı ve festivalin tarımsal değerlerini yıl boyunca görünür kılmayı amaçladıklarını belirtti. Toplantı, üreticilerin sorularının yanıtlanması ve sistemin uygulamalı olarak tanıtılmasıyla sona erdi.

alacatiotfestivali.com.tr

#AlaçatıOtFestivali #ÇeşmeBelediyesi #DijitalÇiftçilik #YerelÜretim #FestivalHaberi #YerelYönetim #ÜreticidenTüketiciye #TarımdaDijitalleşme #EgeLezzetleri #SürdürülebilirTarım #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity