Yazılar

İstanbul öykü festivaline büyük ilgi

İstanbul,  yeni bir festival daha kavuştu.   1. İstanbul Öykü Festivali Başladı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür Daire Başkanlığı ve Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi işbirliği ile bu yıl ilki gerçekleştirilen ‘İstanbul Öykü Festivali’ Kızlarağası Medresesi’nde başladı.

Enine Boyuna Öykünün Konuşulduğu Festival

Edebiyatın kadim türlerinden ve kültürümüzün vazgeçilmez bir parçası olan öykü, Türkiye’de ilk defa bir festivale tema oldu. İBB Kültür Daire Başkanlığı ile TYB İstanbul Şubesi’nin ortaklığında bu yıl ilki gerçekleşen “İstanbul Öykü Festivali”, 16 Mart’ta sona erecek. Festival kapsamında; alanında uzman isimlerin katıldığı oturumların yanı sıra; okumalar, atölyeler, sergi ve imza etkinlikleri de gerçekleşiyor. Gazeteci, yazar ve mimar Cihan Aktaş’ın onur konuğu olduğu festivalde, Ömer Seyfettin, Mustafa Kutlu ve Rasim Özdenören için de özel oturumlar düzenleniyor.

Festival TYB İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı ve onur konuğu Cihan Aktaş’ın açılış konuşmalarıyla başladı.

Açılış konuşmalarının ardından, Necip Tosun ‘Türk Öyküsünün Dünü Bugünü’ ve Ali Ural ‘Edebiyatımızın Öyküsü’ başlıklı konuşmalarını gerçekleştirdi.

Ali Ayçil’in moderatörlüğünü üstlendiği ‘Ömer Seyfeddin’ özel oturumunda ise Prof. Dr. Cüneyt Issı ‘Ömer Seyfeddin Hikâyesinde Başlık Altı Notlar’, Erhan Genç ise ‘Yerli ve Millî Bir Ses; Ömer Seyfeddin’ başlıklı konuşmalarıyla dinleyicilerle buluştular.

Başkanlığını Fatma Gülşen Koçak’ın yaptığı, ‘Şehir ve Öykü’ başlıklı oturumda; Recep Seyhan öykülerimizdeki İstanbul anlatılarına değindi.

Festivali’nin ilk günü ‘Ustaların Hikâyeleri’ başlıklı oturumla son buldu. Muzaffer Doğan’ın başkanlığında gerçekleşen oturumda; Osman Koca ‘Cahit Zarifoğlu’, Yunus Emre Özsaray ‘Necip Fazıl’, Kamil Eşfak Berki ise ‘Sezai Karakoç’ öyküleri üzerine değerlendirmede bulundu.

Okumalar, Söyleşiler ve Oturumlarla Devam Edecek

“İstanbul Öykü Festivali” ikinci günü, yarın ‘Mustafa Kutlu’ başlıklı özel oturumla, saat 11.00’de başlayacak. Bünyamin Yılmaz’ın başkanlığını üstleneceği oturumda; Salih Zengin ‘Öykümüzün Kahramanı; Mustafa Kutlu’, Mukadder Gemici ise ‘Mustafa Kutlu’nun Hikâyesi’ başlıklı konuşmalarıyla yer alacak.

Saat 14.00’teki ‘Cihan Aktaş Öykücülüğü’ özel oturumunun ardından, katılımcılarla beraber öykü okumaları gerçekleştirilecek.

Okumaların ardından, başkanlığını Fatma Kevser Sümer’in üstleneceği ‘Öykü Yazmak’ başlıklı oturumda; Güray Süngü bir konuşma yapacak.

Elif Sönmezışık başkanlığında gerçekleşecek ‘Hikâye ve Toplum’ oturumunda ise; Bekir Hergüner ‘2000 Sonrasının Hikâyesinde Tematik Yönelimler’ başlıklı konuşmasıyla yer alacak.

Festival, ‘Rasim Özdenören Öykücülüğü’ özel oturumunun ardından, ‘Dergilerde Öykü ve Öykü Dergileri’ başlıklı oturumla son bulacak.

Meksika’nın keşfedilmeyi bekleyen şehri; Cancun

Meksika’nın keşfedilmeyi bekleyen şehri; Cancun

Meksika’nın Yucatán Yarımadası üzerinde bulunan ve Meksika’nın Karayipleri denilen Cancun, denizinin muhteşem mavisi ile görenleri büyülüyor. Meksika’nın modern yüzü Cancun; Şubat, Mart ve Nisan aylarında dünyanın her yerinden turist akınına uğruyor. Palmiyelerle çevrili plajları, farklı tonlardaki turkuaz denizi ve tarihi ile Cancun listenize almanız gereken gezi rotalarını not edin.

İnteraktif Akvaryum

Çocuklu ailelerin vazgeçilmezi akvaryum gezilerine bambaşka bir bakış açısı getiren İnteraktif Akvaryum’da yunuslarla yüzebilir, köpekbalıklarını besleyip birkaç su altı karakteriyle konuşma fırsatı yakalayabilirsiniz.  Akvaryum, aileler için mükemmel bir yağmurlu gün aktivitesi olabilir.

El Rey Harabeleri

Cancun gezilecekler listesinde olması gereken Meksika denince akla ilk gelen piramitler ve harabeler gezi rotasına mutlaka eklenmeli.  İnsanların buraya gitmesinin bir diğer nedeni de Maya kasabasını işgal eden yüzlerce iguanayı yakından görmek. Kendi evlerini ve sığınaklarını yapan iguanalar turistlerin ziyaretini bile umursamayacak kadar burayı sahiplenmişler.

TulumDünyanın en çok konuşulan tatil rotalarından Tulum, 2019 seyahat listelerinde ilk sıralarda yer alıyor. Karayipler’e bakan manzarası ile insanı başka dünyalara götüren Tulum, Cancun’dan sadece 129 kilometre uzaklıkta yer alan ve Maya arkeolojik alanları ile çevrili büyüleyici bir yer. Görkemli geçmişini en iyi şekilde gözler önüne seren El-Castillo Kalesi kırkayaklık bir uçurumun üzerinde oturan geniş bir piramit.

Cozumel

En küçük Meksika adalarından biri sayılan Cozumel, Cancun gibi dünyaca ün yapmış ve tatil destinasyonu olarak epey popüler olmuş bir ada. Doğal güzellikleri, temiz ve huzurlu plajları, berrak suları, çeşitli renklerdeki resifleri, egzotik flora ve faunası ile Cozumel, Cancun tatili yapanların unutulmazlarından olacak. Dalış, şnorkel, yelken, tekne ve balıkçılık gibi su sporları faaliyetleri için dünyanın her yerinden ziyaretçi ağırlayan Cozumel bunun yanı sıra ada, Maya tarihine dayanan sayısız arkeolojik alana da ev sahipliği yapıyor.

Festival tadında dini tören

Butan 27-31 Mart

Himalayalar’ın eteklerin dibinde muhteşem manzara eşliğinde, maskeli ve cübbeli keşişlerin dualarla dansı görülmeye değer. Halkında katıldığı dini ritüel Buduzimi Butan’a getiren aziz Guru Rimpoche adına düzenleniyor.  Seyretmesi keyifli olan bu dini ritüel dört gün boyunca devam ediyor.

Endonezya’da Sessizlik günü

Endonezya’da Sessizlik günü… Sessizlik günü Endonezya-Bali 17 Mart

Endonezya  Nyepi day  (Sessizlik Günü) Festival yürüyüş alayı ile başlıyor, geleneksel kıyafetler, müzik ve danslarla kutlamalar başlıyor.  Bu kadar ses ve şatafattan sonra neden adı Sessizlik günü olarak ilan edilmiş diye soracaksınız.  Sonra Bali’de 24 saat boyunca her şey durur. Ve sessizleşir. Dükkanlar kapanır arabalar çalışmaz sanki ölü bir şehri andırır. Hatta 24 saat boyunca  uluslararası havalananına da uçuş yasağı getirilir.

En çok satan elektrikli NISSAN LEAF

En çok satan elektrikli NISSAN LEAF

Satış rakamı 400 bini geçen ilk elektrikli otomobil: NISSAN LEAF

Japon otomotiv devi NISSAN’ın elektrikli modeli LEAF, 400 bin satış adedine ulaşarak yeni bir rekor kırdı.  LEAF, elde ettiği yeni satış rakamıyla sürdürülebilir mobiliteye geçiş sürecinde NISSAN’ın lider konumunu güçlendirdi.

İlk nesliyle 2010 yılında piyasaya sunulan Nissan LEAF, yüksek teknoloji ve elektrikli sürüş deneyimini erişilebilir fiyatlarla pazara sunarak geniş kitlelere ulaşma başarısını sürdürüyor.

NISSAN Intelligent Mobility özellikleriyle donatılmış ve otonom sürüş özellikleriyle dikkat çeken NISSAN’ın elektrikli otomobili LEAF, piyasaya sürüldüğü 2010 yılından bu yana toplamda 400 bin satış adedine ulaşarak rekorlarına bir yenisini ekledi.

Dünyanın en çok satan elektrikli otomobili ünvanını elinde bulunduran NISSAN LEAF, son dönemde Kuzey Avrupa, Çin, Japonya ve ABD’de yoğun ilgi görüyor. 2018 yılında Avrupa’da da en çok satan elektrikli otomobil olan NISSAN LEAF, aynı zamanda Norveç’te en çok satan binek otomobil olmuştu.

NISSAN’ın Global Pazarlama, Satış ve Elektrikli Araçlardan Sorumlu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Daniele Schillaci konuyla ilgili olarak, “Bu bizim için bir dönüm noktası. Sayısı bugün 400 bine ulaşan ve gittikçe artan müşterilerimizin NISSAN LEAF’e duyguğu güven ve heyecanın güçlü bir göstergesi.” dedi.

LEAF ile yıllık 3,8 milyon varil petrol tasarrufu

2010 yılından bu yana LEAF sahiplerinin arabalarıyla kat ettiği yol toplamda 10 milyar kilometreyi geçerken, bugüne kadar satılmış olan tüm LEAF’ler her yıl 3,8 milyon varil petrolden tasarruf sağlıyor.

Birinci kuşak LEAF’i piyasaya sürerken, sıfır emisyonlu araçların üretiminde ve tanıtımında küresel bir lider olma taahhüdünü de üstlenen NISSAN, hükümetler ve kamu hizmeti veren şirketlerle yaptığı iş birlikleriyle elektrikli araç kullanımını teşvik etmeye, şarj işlemini kolaylaştırmanın yanı sıra daha elverişli hale getirmeye ve elektrikli araba akülerine ikinci bir kullanım alanı yaratmaya yönelik çalışmalar yaparak öncü rolünü sürdürüyor.

Bu çalışmalar kapsamında NISSAN Enerji girişimini kurarak dünyanın birçok yerinde ortaklıklar kuran NISSAN, elektrikli araç akülerinin daha fazla enerji depolamasını; evlerde, işyerlerinde ve elektrik şebekelerinde yedek güç kaynağı olarak kullanılmasını ve elektrikli araçların daha kullanışlı hale gelmesini sağlamak suretiyle verimli enerji kullanımını teşvik ediyor.

LEAF artan menziliyle 2019’da da Liderliğin Güçlü Adayı

CES 2019’da yenilenen versiyonu LEAF E-Plus ile müşterilerine güç ve menzil açısından daha fazla seçenek sunan NISSAN 2019 yılı için de dünyanın en çok tercih edilen elektrikli markası olma yolunda ilerliyor.

NISSAN LEAF E-Plus, NISSAN Intelligent Mobility’i “Akıllı Güç, Akıllı Sürüş ve Akıllı Entegrasyon” alanında kaydedilen ilerlemeyle temsil ediyor. NISSAN LEAF, 322 km’ye varan sürüş menzili, neredeyse sessiz çalışan motoru, yumuşak ve hassas gaz pedalı ile birçok müşterinin ihtiyacını karşılarken, NISSAN LEAF E-Plus %40’ın üzerinde bir artış ile 458 km’lik bir sürüş menzili sunuyor.

Chocolate Academy İstanbul yeni yerinde

Chocolate Academy İstanbul
yeni yerinde çikolata tutkunları ile buluşuyor!

 Dünyanın en büyük çikolata ve kakao üreticisi Barry Callebaut’un çikolata tutkunlarına eğitim fırsatı sunduğu Chocolate Academy İstanbul, artık Ataşehir Nidakule Kuzey’de öğrencileri ile bir araya geliyor.

Bugün dünyanın en büyük çikolata ve kakao ürünleri üreticisi konumunda olan Barry Callebaut, 1996 yılında, Belçika kökenli Callebaut firması ile Fransız Cacao Barry firmalarının birleşmesiyle kuruldu. 30’dan fazla ülkede, 11.500 üzerinde çalışanı ve 60 fabrikası ile 2 milyon ton üretim yapan Barry Callebaut, dünya genelinde 21 çikolata akademisi ile deneyimini ve tutkusunu çikolata severlerle paylaşıyor.

Barry Callebaut’un çikolataya duyduğu tutkuyu paylaştığı, 2013 yılında kurulan Chocolate Academy İstanbul artık eğitimlerine Ataşehir Nidakule Kuzey’deki yeni mekanında devam ediyor.

Chocolate Academy İstanbul, eğitimlere katılanların son teknolojilerle, en yeni nesil ekipmanları deneyimleyebildiği, çikolata dünyasının trendlerini keşfedebildiği ve deneyimli şeflerden birebir eğitim alarak kendilerini geliştirebildikleri bir akademi. Chocolate Academy İstanbul’da sanatsal çikolata üreticilerinden, pasta şeflerine, şekerleme ustalarından, fırıncılar ve yiyecek-içecek hizmet sağlayıcılarına kadar herkes için uygulamalı ve teorik farklı eğitim alternatifleri sunuluyor.

Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali Başlıyor

  1. Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali Başlıyor!

Medeniyetin kalbi Afyonkarahisar’da gelenekselleşen Klasik Müzik Festivali, coşkuyla bu yıl da devam ediyor…

Bu yıl 18.’si düzenlenecek Afyonkarahisar Klasik Müzik Festival’i, NG Afyon’un desteğiyle
3-10 Nisan tarihleri arasında alanında değerli sanatçıları ve genç yetenekleri müzik tutkunlarıyla buluşturmaya hazırlanıyor. Sekiz gün boyunca devam eden festivalde, dünyaca ünlü sanatçılar, klasik müzik dehaları, edebiyat ve sanat dünyasının önemli isimleri müzik severlerle bir araya gelecek. Çocuk edebiyatının büyük ismi Yalvaç Ural, Yazar Ahmet Örs, Edebiyat Çevirmeni Regaib Minareci, gazeteci yazar Faruk Şuyun gibi edebiyat dünyasının önde gelen isimleri festivalde konuşmacı olarak yer alacak.

Afyonkarahisar ve Prag arasındaki sanat birliğinin 14’üncü yılını kutlayan festival, İngiltere, Belgrad ve Fransa’dan pek çok ünlü sanatçıyı konuk olarak ağırlayacak.  Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali’ne konaklama desteğinin yanı sıra, festival kapsamındaki sergi ve konserlere de ev sahipliği yapacak olan NG Afyon, bölge turizmine ve tanıtılmasına değer katacak.

Festivalde Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Genel Müdürlüğünün proje desteği ve Yapı Kredi Bankası’nın da özel desteği ayrıca yer almakta. Afyon Valiliği ve Afyon Belediyesi de festivalin diğer paydaşlarından.

Programda Neler Var?

Hüseyin Başkadem’in genel sanat yönetmenliğini üstlendiği Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali, her sene olduğu gibi bu sene de dopdolu bir programla sanat severlerin karşısında.
3 Nisan Çarşamba günü, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası 1. Kemanı Jülide Yalçın ve piyanist  Elif  Önal’la perdeyi açan festival, bir sonraki gün Rusya’da Türk yılı olması nedeniyle Rus piyanist Swetlana Meerman-Müret ile devam edecek. Festivalde piyanist Natasha Mitrovic  ile birlikte dört el piyano konseri verecekler. Geçtiğimiz sene de beğeniyle dinlenen ve “En İyi Çek kemancılarından kabul edilen David, Çekya’dan katılan Danel  aile  fertlerinden kurulu  ‘’Danel Yaylı Çalgılar Dörtlüsü‘’ ile iki konser gerçekleştirecek.

Bu yılın sürprizlerinden biri de, Şef Orhan Şallıel yönetimindeki Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın 6 Nisan Cumartesi akşamı NG Afyon’da vereceği, ülkemizin en önemli tanbur sanatçılarından Murat Salim Tokaç’ın özel konseri olacak.  Bu konser Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ile Afyon festivalinin ortak destek projesi olarak festivalde yer alacak.

Ülkemizin Türk Klasik Müziği’nin  son yıllarında en önemli Klasik Kemençe Sanatçısı Aslı Özel ve Tanbur sanatçısı büyük tanbur Özer Özel’in ve kadife sesli diye tabir edilen ses sanatçısı Doçent Özgül Turgay’ın verecekleri iki ayrı konulu konserler ile devam eden festivalde, ülkemizin önemli nefesli sazlılar ensamble’ı Anadolu Nefesli Beşlisi’nin de yer alacağı festivalde  Türk edebiyatı ve sanatının çok özel isimleri de okul söyleşileri için geliyorlar. Baksı müzesi kurucusu Ressam Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, yayıncılar birliği başkanlarından yazar Metin Celal, Edebiyat çevirmeni Regaib Minareci, çocuk edebiyatının büyük ismi Yalvaç Ural, Yazar Ahmet Örs, Ney Ustası Ali Yılmaz, fotoğraf sanatcısı Gülhan Kırdı ve fotoğrafın ustalarından Orhan Cem Çetin, gazeteci yazar Faruk Şuyun, ve ünlü besteci Hasan Uçarsu da konuşmalarıyla katılıyorlar. Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali kapsamında, şehrin kültür ve sanat yaşamına ışık tutan söyleşiler ve konserlerin dışında festivalde ‘’Güçlü Kadınlar’’ isimli  fotoğraflarıyla sanatçı  Gülhan Kırdı’da özel bir etkinliğe imza atacak. Sergi bir ay boyunca NG Afyon’da sanat severlere ve konuklara açık olacak.

 

Arjantin’de tango festivali

Tango Konferansı

Arjantin-Buenos Aires 11-17 Mart

Tango Arjantin’de doğmuş tüm dünyaya sarmış bir dans. Her yıl geleneksel hale gelen Uluslararası Tango Konferansı ile tüm dünyadan tango severler bu şehirde buluşuyor. Dünyadaki en seksi dans, Tango’nun ait olduğu, yaşadığı, UNESCO tarafından İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası ilan edildi.

“20 Soruda Ben” Çiğdem Tunç

“20 Soruda Ben” Çiğdem Tunç

1-Savurganlık yaptığınız olur mu? Hayatınızda havalı gösterişli ama “bu benim ilk savurganlığım” diyebileceğiniz ne var?

Savurganlık yaptığım enderdir. Tutumlu yaşamayı ilke edinmişimdir. Akılsız ve hesapsız hareketlerle kendimi kimseye muhtaç duruma düşürmek istemesem de, şu anda yanımda oturan Genel Müdürüm Alper Çorumluoğlu “hocam sizin yerinize ben söyleyeyim; bu ekonomik açıdan zorlu senede tüm özel tiyatrolar dört beş kişilik oyunlar sahneye koyarken siz kalktınız yirmi kişilik oyun yaptınız” dedi. Ben aynı fikirde değilim. Bana kalırsa son savurganlığım geçtiğimiz aylarda kendime on numara beş yıldız bir Ankara tatili hediye etmiştim.

2-Kendinle yüzleşir misin?

Hem de her dakika, ama sonunda hep ben haklı çıkarım. Kendim bana anlatır durur, sabırla dinlerim ama son sözü gene ben kendim söylerim.

3-Keşke yapsaydım dediğiniz oldu mu? Ne için düşündünüz?

Olmaza mı? Benim de her insan kadar içimde ukde kalmış pek çok eylemim vardır. Keşke Çiğdem Tunç Tiyatrosu’nu bundan onbeş yirmi sene önce kursaymışım diyorum son günlerde kendime. Şimdiye markasını çok daha net yaratmış, kıdemli bir özel tiyatro olacaktım ve yüzlerce kişiye tiyatro yoluyla ekmek dağıtmış sayılacaktım.

4-İnsanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığınızı düşünüyorsunuz

Bilemiyorum ama son yıllarda hayatımıza giren özellikle sosyal medya ve mecralarında karşıma beni tanımlayan iki sözcük çıkıyor ve bu beni çok onurlandırıyor. Bir efsane olarak tanımlıyorlar, ikincisi ise asalet vurgusu yapıyorlar, bu da çok hoş bir şey ancak ben aksini söyleseler dahi ikna kabiliyetimin düşük olduğunu düşünüyorum. Zaman zaman ortamdaki en akil, en pratik zekâya sahip ve cesur kararlar alabilen kimlik ben olmama karşın hayretle insanların daha zayıf daha dengesiz ve daha isabetsiz görüşler sunana diğerlerinin peşinden gitme eğiliminde olduklarını görüyor ve bunda da çok hiddetleniyorum.

5-Size bile garip gelen bir huyunuz var mı?

Var. Aşkta aşırı kıskanç olma ve hükmetme gayretim. Neden böylesin ki? Sen ki yaşadığın hayat ve kariyer sonucunda özgüveni dört dörtlük olması gereken bir kadınsın Çiğdem! Neden karşımdaki adamın beynini didik didik edipte paranoyak senaryolar üretip adamı kaçırtırsın ki kendinden?

6-Neyi romantik bulursunuz?

Yağmuru, karı, kışı, Pazar akşamı gidilen salaş balıkçı lokantalarını, sahneyi, geceyi…

7-En çok neyi harcıyorsunuz: giysi, parfüm veya başka herhangi bir şey?

Oyuncu yevmiyeleri, veteriner ve kedi maması harcamaları.

8-En büyük, en tuhaf korkunuz nedir?

Korkunun hiçbir şekli tuhaf sayılamaz çünkü bu bir itkidir. Varsa mutlaka bir nedeni vardır. Bu sizin kontrolünüzde olabilecek bir şey değildir. Bir hikayesi ve bir tarihçesi mutlaka mevcuttur. En büyük korkumla yüzleştim. Annemi kaybetmekti. Yaşadım ve taşlaştım. Şimdilerde bir kedim hastalanmışsa ve klinikteyse oradan gelecek ansızın bir arama en büyük korkum. Bir tane daha var. Namerde muhtaç olmak.

9-Sınırsızca yaptığınız bir şey var mı?

Sınırsızca uykuya ayrılmazı gerek saatleri ecin devesi gibi geceleri uyanık geçirerek harcıyorum. Birde üstelik iş hayatımız gereği güne geç başlama gibi bir lüksüm yok. Oysaki insanlar gece uyur, gündüz yaşar.

10-Ünlü biri olmak sizce nasıl bir durum?

Güzel bir durum. Son yıllarda televizyon program veya dizisi üretmememe rağmen yıllara dayalı bu şöhretin hala tükenmeyip de bana saygı ve sevgi olarak dönüştüğü anları çok seviyorum.

11-Ünlülerin etkileyici olduğuna inanıyor musunuz?

Evet inanıyorum. Tabi şöhret kişi tarafından doğru kullanılıyor ise ne ala. Örneğin toplumun peşinden sürükleyen kişilerin örf ve ahlaka, vatan sevgisine aykırı davranmayıp özellikle gençler ve çocuklar üzerinde olumlu mesajları olabilecek eylem ve duygular içerisinde bulunmalarını çok destekliyorum.

12-Aksanını iyi bildiğiniz başka hangi dilde konuşuyorsunuz?

Evet. İngilizce, İtalyanca, biraz da Almanca.

13-Hayatta yedek planlarınız var mıdır?

Ona vaktim olması. On yedi yaşımdan bu güne aralıksız çalışma hayatı içerisinde bulunduğum için ve mesleğime son noktayı kendi kararımla koymaya yeminli olduğum için herhangi bir B-planının beni rahatlatmasına ve azmimi gevşetmesine izin vermemiştim bu güne kadar. Varsa bir B-planı, o kendi gelir kritik bir dönemeçte beni zaten bulur diye düşünüyorum.

14-Şuan da sizinle ilgili; benim ve hiç kimsenin bilmediğim bir şeyi bana söyleyebilir misiniz?

Hayır söyleyemem. Düşünüyorum… Çok şey bilmiyor toplum benim hakkımda. Derhal ve kocaman ve kıpkırmızı ve delişmen ve yerden yere vuracak ve çok büyük bir aşk hikayesinin başrolünde yer almak istiyorum. Özel hayatımda olmayacak ise varsın sahnede, ekranda veya perdede olsun.

15- Süper gücünüz olsaydı ne yapmak isterdiniz?

Kocaman bir tiyatro binası getirip, şehrin ortasına kurup dünyayı bile kıskandıracak teknik donanımları ile dünyaya kafa tutacak, eserler üretebilecek maddi gücü kendime sağlamak isterdim. Birde ayazda soğukta insan veya hayvan tüm canlıları sıcacık bir battaniye ile korumaya almak, hepsinin içerde olmasını sağlayabilmek isterdim.

16-Kahramanlarınız var mıdır?

Kendi kendimin kahramanıyım…

17-Hayattaki altın kuralınız nedir?

Dürüstlük, emeğe saygı ve her ne olursa olsun doğruluktan vazgeçmeme gayreti.

18-Yemek yapar mısınız? Yapabilidiğiniz en güzel yemek nedir

Yaparım. Kısa zamanda çok çeşit çıkartabilirim. Birçok şey geliyor aklıma ama size fırında patates, yanında salçalı tavuk, mevsim salatası ve ayva tatlısı yapayım, parmaklarınızı yemeseniz bile o sofradan tok ve pek mesud kalkarsınız.

19-Hangi şehri sever ve yaşamak istersiniz? Ve neden?

İstanbul’un hastasıyız orası tartışılmaz ama Ankara aşkımızda çok iyi bilinir. Herkes pek şaşırabilir ama ben Ankara’yı çok romantik bir şehir olarak görür ve bu şehirdeki dostlukların, kış aylarının, yoğun sanat ortamının, sanat siyaset ilişkilerinin… Kısacası kentin her duyguyu uç boyutlarda yaşamasının hayranı olmuşumdur. Ankara’da iş ile ilgili bir pozisyon var olsa hiç düşünmeden hem kendimi hem tiyatroyu başkente taşır ve belki de daha mutlu olarak yaşamayı sürdürürdüm.

20-En sevdiğiniz yâda maceralı tatili nerede geçirdiniz?

Tatilde maceraya izin vermeyi sevmiyorum. Benim için tatil; tanıdığım, beni hayal kırıklığına uğratmayacak, sessiz, sakin, huzur ve deniz dolu bir Ege coğrafyasıdır. Ayvalık-Cunda adasını tek geçerim ve istikrarla her yaz bu güzelliği yaşamaya gitmek isterim. Arada kış tatili de olsa tadından yenmez. Mesela Abant Yedi Göller… Bembeyaz karlar altında gölün çevresinde sucuk ekmek yesek de dolaşsak fenamı olurdu sanki!

Dokuz bin yıllık tarih Çatalhöyük

Dokuz bin yıllık tarih “Çatalhöyük”

Çatalhöyük, Orta Anadolu’da, yaklaşık olarak 9 bin yıl önce yerleşim yeri olmuş, oldukça geniş bir Neoliti ve Kalkolitik Çağ yerleşim yeridir. Doğu-batı yönlerinde yan yana iki höyükten oluşur. Doğu Çatalhöyük olarak adlandırılan yerleşme Neolitik Çağ’da, Çatalhöyük olarak adlandırılan batıdaki höyük ise Kalkolitik Çağ’da iskan görmüştür. Konya’nın 52 km güneydoğusunda, Hasandağı’nın yaklaşık olarak 136 kilometre uzağında, Çumra ilçesinin 11 km kuzeyinde, Konya Ovası’na hakim buğdaylık bir arazide yer alır.

ÇATALHÖYÜKHöyükler kabaca 2 bin yıl kesintisiz iskan edilmişlerdir. Özellikle neolitik yerleşimin genişliği, barındırdığı nüfus, oluşturduğu güçlü sanat ve kültür geleneği son derece dikkat çekicidir. Yerleşimde 8 binden fazla kişinin yaşadığı kabul edilmektedir. Çatalhöyük’ün diğer neolitik yerleşimlerden temel olarak farkı, bir köy yerleşmesini geçip, kentleşme evresini yaşamış olmasıdır. Dünyanın en eski yerleşimlerinden biri olan Çatalhöyük sakinleri, ilk tarımcı topluluklardan biri olarak kabul edilir. Bu özelliklerinin bir sonucu olarak 2009 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne, 2012 yılında ise Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiştir.

ÇATALHÖYÜKİnsanlığın gelişiminde önemli bir evre olan yerleşik toplumsal hayata geçişle birlikte, tarımın başlangıcı ve avcılık gibi önemli sosyal değişim ve gelişmelere tanıklık eden Çatalhöyük Neolitik Kenti, Güney Anadolu Platosu’nda geniş bir alan üzerinde yer almaktadır. İki höyükten oluşan Çatalhöyük Neolitik Kenti’nin daha uzun olan Doğu Höyüğü, M.Ö. 7400 ve 6200 yılları arasına tarihlenen 18 Neolitik yerleşim katmanından oluşmaktadır. Söz konusu katmanlarda, sosyal örgütlenmeyi ve yerleşik hayata geçişi simgeleyen duvar resimleri, rölyefler, heykeller ve diğer sanatsal öğeler yer almaktadır. Batı Höyüğü ise M.Ö. 6.200 ve 5.200 yılları arasına tarihlenen Kalkolitik Döneme ait kültürel özellikler göstermektedir. Bu özellikleriyle Çatalhöyük, aynı coğrafyada 2000 yıldan fazla bir süredir var olan köylerden kentsel hayata geçişin de önemli bir kanıtıdır.

ÇATALHÖYÜKÇatalhöyük’teki içlerine çatılardan girilen birbirine bitişik evler ile sokağı olmayan yerleşim ünik bir özellik sergilemektedir. Ortadoğu ve Anadolu’da diğer Neolitik alanlar bulunmuş olmasına rağmen, Çatalhöyük Neolitik Kenti, kalıntıların boyutu, yaşayan toplumun yoğunluğu, güçlü sanatsal ve kültürel gelenekler ve zaman içindeki sürekliliğin benzersiz bileşimi ile olağanüstü evrensel değer taşımaktadır.

Ferhat Kaan Şahin

ferhatks@gmail.com

Instagram: fksahin